BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


zonenoktaorg ödüllü seo yarışması

• 27/7/2008 - KAPATIYORUM GÖZLERİMİ SONSUZLUĞUNA

Yazar: TOKAY ŞİİR

Kapatıyorum gözlerimi sonsuzluğa...
Tek bir anı bırakmadan
Yokluğundan yapılmış bu kenti siliyorum...
İçimin unutulmayan yüzü!
Sen hiç anlamadın gözleri sensiz kızı...
İçi seninle dolup taşan
Varlığına ağrılar büyüten
Bu çaresizi hiç anlamadın!...
Bu kentte yaşamak ölüm kadar yalnızlıktı bana
Olmayanı hayalimde görürdüm,
Olanlarsa hep uzağımda...
İşte ben de gidiyorum;
Uzağındayken daha da uzağına...
İçimin çoğunluğu doludur seninle...
Bendeki seni anlatamaz sözlerim ama,
Sensiz kere sen varsın içimde!
Ne kadar sensizsem
O kadar senle doluyum işte!...
Düşünce değil
Ben her daim seni yaşarım buralarda...
Oysa şimdi
Kapatıyorum gözlerimi sonsuzluğa...
Dayanma gayretim çok ama,
Çarem yok!
Kalbim delik,deşik!
Mıhlanıp kaldığın sol yanımda
Sancılar şiddetini arttırdı...
Sabahladığım her gecenin sonunda
Seni bugün de sevebileceğim diye şükrediyorum,
Mevla’ya senin için dua sunacağım’’diye akşama varıyorum..
Bekliyorum;kapı eşiğinden girecek ölüm meleğini...
Kapatıyorum gözlerimi sonsuzluğa…
Boydan boya uzandığım ölüm döşeğinden
Her defasında doğruluyorum;
Musalla taşı soğukluğuyla...

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 24/7/2008 - BİR HASRET TÜRKÜSÜ

Yazar: TOKAY ŞİİR

Bir hasret türküsüdür dillendirdiğim.
Bir bülbülün güle hicranıdır…
Yazmanın adı kolayda kalemin sevdasını kağıda .
tüllendirmekten daha zor olan ne olabilir
Ne; zaman hasretime teselli ne
mevsimler özlemime gem.
İçimde biriktirdiğim sayfalara yazıyorum sana olan tüm
güzel seslenişleri..
Gecenin en demli vakitlerinde seni düşünmek kadar tatlı esen
bir rüzgar yok başımda.
Zülüflerimin heyyulası her lahza seni zikrederken ne çok
sevdiğimin farkına varıyor sen uyurken geceye seninle alakalı mahyalar
yayıyorum
Gönlüme sığmayan bu hasret ateşini sınırlarımın dışına çıkarmadan,
İçin için yanarken bir kıvılcım gönderiyorum kırık dökük satırlardan.

Hiç bir söz seni anlatmaya kifayet bulamazken hiç bir satır işte bu benim sevdam diyemiyor.
Sen karanlık gecelerimin tulu etmiş aydınlığısın.
Her gün özleminle bitirirken zamanı,sana olan ateşim dünyayı yakacak kadar harlanıyor gönül şehrimde.
Hasretden talan olmuş şehrimin tüm kilitleri sana açılmışken bir bir,
Her an seni kaybetmek korkusuyla ilmek ilmek geçiyor zaman boynuma.
Bütün durağan duyguların kaidelerinden sıyrılıp soğuğun iliklerime kadar işlediği kör bir gecenin iskelesinde içimi,
Ruhumu, kalbimi, hülyalarım, hatıralarımı sevdanın
kor yakıcılığı ile simanın yansıdığı odamda hasretimin sonsuzluğu ile
ısıtıyorum.
Ne güzel şeymiş seni sevmek…
Ne güzel şeymiş sıcaklığını yüreğimde
hissetmek….

Nicedir hiç bir rüzgar bu kadar sert esmemişti.
Nicedir şarkılar bu kadar mızraplı vurmamıştı tın tın.
Yıllar boyu her gelen acının karşısında dimdik
durdum.
Tahammül edip gülüp geçtim.
İlk defa kaybetmenin ağırlığı ile yanıyorum.
İlk defa tüm kalelerim çaresizlik içinde savunmasız.
Bana sorduğun olmazsa ne olacak sorusu üzerime öyle yıkılıyor ki,
Hicranım amansız bir düşman gibi iki büklüm bırakıyor beni.
Koca bir iç geçirme, buğulanan bakışlar,
Boynu büküklüğüm,
Kırık döküklüğüm.
Gözlerim buğulu bakıyor ötelere medyun sana iştiyak
içinde..

Rüzgarda savrulan yağmur damlaları gibi savruluyor yüreğim.
Sensiz geçen mevsimlerim kış günlerim zemheri.
Umut çırpınan kanatlarında bekleyişlerin
girdaplarında yürümüyor savruluyorum.
Anlayacağın,
Sensizliğin hiç bir tarifi yok
Benim gönül kitabımda.

Sensiz bir dünyayı asla sevmiyorum…
HASRETİMSİN_SEN
ALINTI

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 24/7/2008 - SEN BİLMEZ'SİN HAKİM BEY

Yazar: TOKAY ŞİİR

Suçüstü yakalanan çelimsiz duygularımla teslim oluyorum…
Ellerimi kaldırıp, gözlerimi ayakuçlarıma indiriyorum…
İtiraf ediyorum hâkim bey!
Ben, bilmez bir can’sızın gözlerinde aşkımı intihar ettim…
Kitabında yazan bütün maddelere bak ve kes cezamı!

Tutsağıydım…
Döküntüler içinde barındığım küçük bir dünyanın başrol kahramanıydım…
İzmarit kokulu caddelerin üzerime sindirdiği serseri yalnızlıkları kuşanarak yaşayandım…
Şahidim yer ve gök!
Hâkimim!
Nasıl anlatayım ben sana?
Sen hiç böyle hikâye dinledin mi?
İçimde yaşaması yasak olan bir bilinmezi büyüttüm gizlice…
Köşe bucak kaçtım onu sevmekten ta ki beni çıkmaz bir sokakta yakalayana dek…
Tanımsızdı duygularım…
Mert bir delikanlı heybetinde dimdik ayaktaydım…

Üzerimde eskiten öyle çok acı var ki hâkim bey!
Sönmeyen yangınlara kurban edilmiş öyle çok can’ım var ki!
Kahrımdan bir türlü ölemediğim, yaşamaya direndikçe önümde devleşen duvarlardan kıvrak hareketlerle atladığım öyle çok gece var ki!
Kaçtıkça kovalanan, her gördüğü yerde aşk’ın katili gözlerimle savaşan bir ben…
İtiraf ediyorum işte…
Kapı eşiğinde bekleyen o yalnızlık ben’im!

Dertli adımlarımla aşınan yollar adını ezber etti…
Hep dilimdeydi, hep yüreğimde…
Taşımaktan yorulmadım…
İstemediğini, içimde büyümeyi kendine yediremediğini bildiğim halde vazgeçmedim…

Sen bir merdiven boşluğunda sanki…
Tırnaklarının arasında barınan ölüm arifelerinin ta kendisi…
Elinde dönen kalemin hangi hayat yolcusunun kaderiyle oynayacağı belirsiz…
Sen hâkimim, sen de bir bilmez’sin!
Şu bir çift gözde demlenen acı’sızlığı kimden miras aldım dersin?
Okyanus ortasında rüzgârın hışmına uğrayan gönül sandalıma o çaresizlikte, o çare sen/sizlikte kaptan bulabilir misin?
Anlatsam da anla(ya)mazsın hâkimim…
Sevdim…
Çok sevdim!
Ölçmedim boyunu sevdamın, tartmadım hiçbir tartıda, hesaba, kitaba dökmedim…
İki kaburgamın arasına sığmayan bu duyguyu ben hiçbir zaman’a sığdırmadım…
Yıllanmıştı…
Bu aşkın gövdesi bütün vücuduma kök salmıştı…

Sustum…
Mazlum karanlıklarda buharlaşan hayallerimi seyrettim sonra…
Bir roman karakteri canlandırdım gözlerimde…
Yirmili yaşlarda, ucuzluğundan tabanları delinmiş ayakkabılarının parçalandığını umursamadan, kendisini en olmadık bir an’da yokluğuna terk edenin peşinden koşuyor.
Bırakma diyemiyor…
Dili lal kesilmiş…
Gözlerindeki sağanak kenti sele boğarken yâr’i ardına bile bakmıyor…
Saçlarından bir tutam aşk kokusu kalmışçasına ellerini kokluyor…
Çaresizli dizlerine dolandıkça yere düşüyor…
Belki de ummuyordu; bitmeye yüz tutmuş, bitmeye ve acı çektirmeye yemin etmiş aşk’ın bir gün onu da kedere ya da kader’e teslim edeceğini…
Suçüstü yakalamakta ustalaştığını yüzüne çarpacağını…

Her aşk sahibinin katilidir hâkimim!
Sen bilmez’sin ama bilirsin nasıl vurur ta ciğerinden…
Yurdunu bozguna uğratmayı sever…
Kimsede mutlu anı bırakmaz…
Öyle bir getirir ki burnundan; sanki hiç gözlerini görmemişsin, sözlerinde tebessüm etmemişsin…
Aklındaki düşünceleri bir bir emer…
Takatini çekip damarlarından bileğini büker…
Hatırlatmak istediği; sade, katıksız, en afilisinden bir acı’dır!
İşte böyle bir aşk’ın intiharıdır hâkimim bilinmezin gözlerinden bıraktığım…

Sen de söyle!
Vur yüzüme “neden yaptın?” diye!
Ama bir an insafa gel!
Bir kez en olurundan düşün hâkimim!
Bu davada çok mu hak’sızım?
Şu göz gezdirdiğin maddelerde bir tek kelime yok mu?
Savunduğum sevgim değil, aşkım değil, acı’mdır!
Çekilen çile kutsalsa neden aşk gelmiyor insafa?!
Yok mu dizlerini kıracak bir babayiğit?
Şimdi çıksa karşına kırmaz mısın kalemini?


İşte yok!
Gecenin koynunda, yol yol sürgünleşen hayatımın çekilmez bir anında boynum bükük…
Ne düşündüğümü kendimden gizliyorum yine…
Radyomda bana inat okunan ayrılık şiirleri…
Gözlerimde akmaya hazır gözyaşlarımı siliyorum elimin tersiyle…
Düzmece yalanlar sıralıyorum…
Yok’tu zaten, hiç olmamıştı…
Hep kaçak oynamıştı bu oyunu…
Kendine inanmadan seni inandırdı…
Böyle bir hikâye anlatılmaz hâkimim yaşanırdı…
Yalan diye sıraladıklarım; inanmak istemediğim doğrulardı…
Sen bilmez’sin hâkimim!
Ötelere hasret bıraktı gözleri…
Yedi şiddetindeki depremlere taş çıkartan sarsıntıları yıktı bütün beyaz duvarlarımı…
Ezildim, kırıldım ama bir kez olsun ah etmedim, bir kez olsun duyurmadım çığlığımı…
Acısını yuttukça yırtılıp boğazımda açılan yaraları, onunla konuşurken tükürük bezlerimdeki ıslaklıkla nemlendirdiğimi anlamadı…
Bir kez olsun canımı acıtanı, sancısından kıvrananı sormadı…
Suçlu benim hâkimim!
Benim ömrüm hasret çekmeye prangalı…
Onun gözleri; içimdeki aşk’ın Yusuf zindanı…
Dilinden dökülen her kelime günahlarıma biçilen cehennem yangını…
Ben çekmeye razıyım hâkimim verdiğin cezayı…
Hiçbir gönül kırıklığım yok sana karşı…
Doğduğum gün kabullendim ben bu yazgıyı…
Kalemim dert yazmak gibi bir alışkanlığın kurbanı…
Hüküm iki dudağına emanet belki ama onun yok’luğu zaten bana idam sehpası!
Kır kalemimi hâkimim!
Senin elinden düşsün hayatım…
Şimdi sen müebbet bir karara imzanı at!
Nefes al/a/madığım şu zehir zıkkım yaşamım soluklansın!
Sakın kirpiklerimde asılı kalan simasına takılmasın aklın!
Silinesi değildi bilmezliği…
Öyle çok oynadı ki bu oyunu, ondörtlük çiviler gibi çakıldı zihnime…
Sen bakma gözlerime!
Bakarsan acıtırım bıçak gibi…
Bir bilmez,’in gözlerinde aşk’ı intihardayım şimdi…
Faili meçhul değil hâkimim!
İntihar eden bu aşk’ın katili ve sahibi ben’im!
Sen bilmez’sin hakimim!..

HASRETİMSİN_SEN

ALINTI

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 22/7/2008 - DUR GİTME BIRAKMA BENİ

Yazar: TOKAY ŞİİR

dur gitme
yalvarırım bırakma beni
dön ne olur sevda yelim
dön gitme beni bırakıp uzaklara
katma fırtınalarıma kasırgalar
koyma beni karanlıklar içinde yapyalnız
gitme bitanem

dur gitme
yalvarırım bırakma beni
hani bırakmayacaktık hiç birbirimizi
hani tutunacaktık hep dallarımıza
çiçekler açacaktık bahar mevsiminde
birlikte yaprak dökecektik güze doğru

dur gitme
yalvarırım bırakma beni
hani hep çağlayacaktı içimizdeki sevda pınarı
coşacaktı şelalelerimiz
içimiz saf sevgimiz
aydınlatacaktı zifir zindan odaları
hani biz yuva kuracaktık
bebeklerimiz olacaktı
gözleri senin gibi bakan

dur gitme
yalvarırım bırakma beni
oksijeni tükenecek bu şehrin
tüm bulutlar hüzünle ağlayacaklar
ne olur gitme bitanem
unuttun mu seni ne çok sevdiğimi
hem hatırlasana neler paylaştık
bu anılar hiç silinir mi?
canım, bitanem,
güzel yüzlüm, bebeğim

dur gitme
yalvarırım bırakma beni
hani söz vermiştin
bırakmayacağım demiştin
ne oldu şimdi
kimler girdi aklına
hangi ciğeri beş para etmezler için
bitirdin sevdamızı
kaça sattın bu saf yüreğimi
ne çok sevdim seni
dur gitme yalvarırım
.......bırakma beni.......

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 22/7/2008 - EYLÜL KOKUSU GETİRDİM SANA

Yazar: TOKAY ŞİİR

Yüreğimin en sessiz harfiyle sesleniyorum sana
Sen yine aşka sağır susuşunla,
Şiirimden kanıyorsun. Oysa kanayan gözlerimde seni taşıyorum bilmiyorsun. Kelimeler batarken kuytularıma,
Gözlerimdeki hazandan eylül kokusu getirdim sana.

Yalnızlığıma biriktirdim seni İsmini düş yaptım kendime… Sende tutsak oldum içimin zindanlarına,
Sen avaz avaz koşarken ayrılığa,
Ben en sessiz cümlelerimi ayırdım yalnızlığıma.Noktalarımdan yakaladı hayat, Ayaklarıma takıldı düşler ve sözler. Sana kelepçeli düşlerden zaman ördüm,
Çığlık çığlığa susuşunla bir değil binlerce öldüm. Damarlarımdan çekildi sensizlik, Bir sürgün başladı içime. Yanıp yanıp kül oldum sana, Ayrılığına savrulup dem vurdum aşka… Şimdi en siyah bir gecede,

Sözler kaçıyor bir bir sessizliğe, Hüznün yağmurunda buluşuyor ayrılığın taneleri. Yine şiirime sen bulaşıyor. İklimime sen düşünce , ben üşüyorum. Soğuğunda erirken, bir köz oluyorum… Susuyor saatler zaman terk ediyor beni. Bense hangi mevsime dönsem; sen estiriyor bu şehri.

Nereye gidersem gideyim, kaçış yok biliyorum,
Seni ardımda bırakmadıkça, Söküp içimden gitmedikçe, Sende başladığım her yol sana çıkıyor. Kendimden vazgeçiyorum öyleyse, beni bırakıp ardıma gidiyorum. Meçhullerin sürüklediği bir hayatı bırakıp avuçlarına.Gömüyorum tüm şiirleri aşka,
Senden, benden geçip gidiyorum zamansızlığa
HASRETİMSİN_SEN
ALINTI
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 22/7/2008 - YADA ÖYLE İŞTE

Yazar: TOKAY ŞİİR

Sensizlik...
Her tarafımda yokluk esiyor; ya da bana öyle geliyor.

Yürüyorum...
Nerelerden geçiyorum inan hiç bilmiyorum. Yanlış bir kaldırım taşına basıyorum, sendeliyorum. İçimde bir yer, beni sana doğru çekiyor; ya da bana öyle geliyor...

Bir yağmur damlası daha düşüyor kirpiğimin ucuna, seni damlıyorum.
Yüreğimin derinine bir ezgi düşüyor, darmadağın oluyorum ;

bütün harflerim sende çoğalıyor... “sevgilim,” diyorsun, “bedenimin ruhu,”Sızıma sızın değiyor; o ezgi “ayrılamam,” diye ağlıyor. Ya da yağmura öyle geliyor...

Mevsimin sert soğuğunda karışıyor, avuçlarının masum sıcaklığı. Sen bana yağmur olup karışıyorsun, ben seni damlıyorum...

Ayrı yollar da dağılmayı bekleyen kalabalıkta içimde bir fısıltı duyuyorum, “ seni seviyorum.” Ya da aşka öyle geliyor...
Her yağmur da , seni damlıyorum. gözlerinde bulunuyorum... ya da öyle işte!..
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 21/7/2008 - OYSA ŞİMDİ

Yazar: TOKAY ŞİİR

Oysa Şimdi...

Karşımda böyle durmamalıydın hayat!..
Beklediğim umut ettiğim bu değildi oysa
Ne mısralara sürgün oldu yüreğim
Ne zamansız kurşunlarla vuruldum...

Her yağmur fırtına hüznünde tufan etti beni
Beklediğim umut ettiğim bu değildi oysa...
Hangi zamanın Mecnunusun Yar!
Gönlümü böylesine yormamalıydın..
Leyla edasıyla severken
Çöllere aşık olmamalıydın...

GönLümü Bu DenLi yormamaLıydın...
Oysa şimdi sevebilme imkanım olurdu
Umudumu gökyüzünün maviliği süslerdi
Zamansız terk ediliş olmasaydı,
Aynadaki güzelliği farkedişim olurdu...

Oysa şimdi...!
Yüreğimi mezarına gömdüm Yar!
"Sevmek" ne güzeldir... güzelliği uzaktan seyredebildim
Sevgi cesede yakışmıyor
Yüreğimin katilisin Yar!..
Ne cümlelerimi yitirdim gözlerinde
Ne hayallerimi yıktım hayallerinde...
Layık olmadığından değil

Rıza-i İlahi olmadığından yandı yüreğim...
Hayatı dolu sanırdı umutlarım
Kaybolan yıllar boşluğunu kanıtladı
Şimdi geride bir yığın anı
ve harap olmuş bir yürek
Ne geçti elime
Acıyı yudumlamakdan başka,anlayamasam da
Sabrı nakşetti yüreğime dayanılmaz acılar...

Hayatım boyunca ellerimin bu kadar titrediğini
Yüreğimin bu denli kan kustuğunu
Görmemiştim Yar...
Bembeyaz örtümü taşıyordum
YÜREĞİMDE...
Oysa Şimdi...!!!

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 21/7/2008 - BİTTİ DEMEK

Yazar: TOKAY ŞİİR

Bitti..
Bu son cıglık, benden yana..
Son haykırıs..

Kapatıyorum sayfamı..
Seni yazmak geceler boyu, sana bile fazla..
Tasıyamazsın cümleleri..

Bu son..
Vazgecmek, kendime verdigim en kolay ceza..!

Tükenişimi izlemeni istemiyorum..
Bu sefer ben terk ediyorum seni..

"Seviyorum" ve "Gidiyorum"
Sevmek ve gitmek..
Sana yakısır bir sevgi bu..
Al, sana yakısanı ve cek git sevmelerimden..!

Sen beni degil, ben seni gönderiyorum bilinmezliklere..
Sana dair ne bir yazı ne bir gözyaşı..
Sen diye birsey yok ki umutlarımda..

Sen bugüne özel bir dünya..
Ben o dünyanın icinde, sana yabancı bir sehir..

Sehrimin ısıklarını sönduruyorum, sana ragmen..
Seni ögütüyorum kalbimde, keskelere yer vermeden..

Sana ölüyorum, yeniden dogmak adına!

Bir kez daha olmayacak!
Alıstır benden gelen son cümlelere kendini..
Ben diye birsey yok sende..

Şimdi, seni bitiriyorum her nefeste..

Bil ki;

Seni "sana" hapsediyorum, bana ragmen

HASRETİMSİN_ SEN

ALINTI

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 21/7/2008 - YOKSUN YOK OLUYORUM

Yazar: TOKAY ŞİİR

Bitti…
Bitmeliydi belki…
Parçalanmış hayatlarımız bütün kalmış bir hayali kabullenemezdi. Mutluluğa kurulabilecek ütopyalar için ruhumuzda beslediğimiz tebessümler, ölüm tehlikesi olan tellerde asılı kalmıştı. Bir hayat izdüşümünde son viyadükte kaybetmiştik birbirimizi. Şimdi bunla yok bizi…


Birbirimize kayıp olmak hayatta var olma oyunumuzdu demek ki. Sen gitmeliydin. Bense; gitme demekten öteye gitmemeliydim. Öyle ya gitsem de dinlemezdin.


Kullanılmamış tüm gülücüklerini bana bağışlıyor şimdi dünya. Sense; ömründeki tüm gitmeler için “elveda”lar topluyorsun azığına. Gitme diyenleri dinlememek içinse çığlıklar yerleştiriyorsun kulaklarına. Oysa ben; azığında duran “elveda”lardan bihaber düşeyazmıştım tek heceye. Sonra düş’e yazmıştım her yolun sonunda sana düşüşlerimi. Hüzne çalan bir sonbahar vaktinde eski kitapların arasında biriktirdiğim bir yığın küflenmiş yalnızlığımla yineliyorum seni. Sonra; içimin deruni çöl gecesinden sesleniyorum sana: ‘bana susacak kadar ben, konuşacak kadar sen lazım’ diyorum.
Sen olmuyorsun ben “sus” kalıyorum…


Suskunluğum tahrip olup harflere dönüşüyor. Ve ben sana dair kurduğum tüm cümleleri mahya yapıp yüreğime asıyorum. İçimdeki özneliğin devam ediyor. Hayatımda bu kadar önemliyken önemsiz bir edat’a dönüşmenden korkuyorum. Bu yürek mizanseni bir monologdan oluşuyor; diyaloğu hiç olmayacak biliyorum. Ve sen sandığım tüm hayallerini içimin hayat akordu bozulmamış yanlarına saklıyorum.


Sonra gitarımın tellerine satıyorum acılarımı. Acıya bulanan tellerime vurdukça parçalıyorum parmaklarımı.


Geceler titrek elerime bulaşıyor her sabah. Giden “ay”a satır uçlarında kalmış, bir satırdan diğerine düşememiş hasretlerimi teslim ediyorum. Gelen “güneş”e yüzü hüzne bakan şarkılar besteliyorum. Bir çığlıktan uyanıp diğer bir çığlığa gözlerimi yumuyorum. Ve sen sandığım bütün hayallerini içimin hayat akordu bozulmamış yanlarımda saklıyorum.


Doğru yolundan şaşıyorum nefes almanın. Bir yerde veresiye olmayan ölümler çıkıyor karşıma, bir hüznümle bir damla gözyaşıma alıyorum hepsini. Birini ölüyorum. Sonra bir nefes daha alıyorum can sıkıcı bir senfoni tadında. Sonra ikinciyi ölüyorum. Ölmeyi bile beceremiyorum.


Ruhumun dallarında yedi veren acıyla günler eskitiyorum. Dünlerime tuz basıyorum yanına yarınları hapsederek. Ne seni bulabiliyorum bu zifiri karanlıkta ne de kendimi. Tüm sevgim kulağına fısıldanmış bir masaldı belki. İçimde kapan kıyamete, ensemde vurulan düşmana ve avuçlarımda biriken nefretime inat yudumlamalıydım hislerimi. Sana adanmış; ama benden ötesi olmamış fırtınalı bir yolculuktu bu. Haniydi mutlu olamama değecek yâr?


Yokluğuna var olmayı denedim durdum. “ünlem” dedin korktum, “virgül” dedin konuştum, “nokta” dedin sustum, “ayraç” dedin ve kayboldun. İsmimi isminden ayıran işareti sen buldun. Bense; yine yokluğunda var olmayı denedim durum. Kırılmak üzere olan bir kalemle, kızıldan siyaha çalan bir günde sana şiirler kurdum. Bir hayat izdüşümünde, son viyadükte birbirimizi kaybetmişliğimizi, bulunmazlığımızı hayat denilen iki çığlık arası bir nefesten ibaret olan oyunun acı sahnesi saydım. İçimi bu denli yakmaya sen yanlarımdan başladım…


Şimdi hangi rakamı versem sonucu sen çıkar? Hangi seni versem sonunda mutluluk yüzüme bakar? Yok, bu işlem ancak eşitsizliğe yol açar.


İsmin baştan sona ağlamaklı bir ömre bedel… Kayıpsın bana, benli her şeye, belki de en başta kendine… Kayıbız birbirimize. İçimin derinlerinden; koca okyanusları aşıp gelmiş, tüm harfleri hayata devirip kalbime ansızın düşüvermiş bir “mim” oldun. Öyle bir “mim” ki; “elif” i silmiş, “be” yi yutmuş, “te” yi unutmuş, “se” yi uyutmuş… Kendini bir tek “mim” de bulmuş. Şimdi yüreğimdeki “mim” in göz kapaklarıma düşüyor. İntiharına ramak kalan tümceler yakıyor beni. Ben ki kaç nefesimi asmıştım idam sehpasında. Son dileği hep sendi nefeslerimin. Ve ben, son dileği gerçekleşmemiş hayata prangalı bir mahkûm.


Gökten yıldızlar yağıyor üstüme. Birini tutsam diğeri kaçıyor. Payımıza düşenlerden payıma düşenleri alıyorum.


Yoksun … Yok oluyorum

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 21/7/2008 - SENİ ÖZLEDİ YÜREĞİM

Yazar: TOKAY ŞİİR

Gözlerini özledi gözlerim...
Kokunu...
Sesini...
Tenini...
Seni...
Seni özledi yüreğim...
Her sabah kuşlar getirirdi düşlerii bana;kanat çırpışlarına kulak kesilir,birden kalkardım yatağımdan hatırlıyorumda...
Her geldiklerinde ve ben her duyduğumda seslerini,sen gelirdin aklıma sevdiğim...

En güzel düşümdün çünkü benim...
Çünkü kuşlar seni getirirdi bana...
Gözlerini özledi gözlerim...
Kokunu...
Sesini...
Tenini...
Seni...
Seni özledi yüreğim...

..................
Sevdiğim...
Ne çok özlemişim demeyi sana...
Sevdiğim,
Sen...
Sen,
Sevdiğim....
Ah!.. Ne çok özlemişim...
...............
Sisler inmeye başladı her gecenin sabaha karıştığı vakitlerde yatağıma...
Kuşlar mı ölüyordu yoksa ben miydim ölen bilmiyordum...
Sisler beni yatağıma mahkum ediordu ve ben her sabah bir kuşu yitiriyordum yatağımın başucunda...

Sen her adım attığında uzaklara, benim penceremdeki bir kuş daha yokoluyor; düşlerim gidişinle karanlığa karışıyordu sevdiğim...

Senin her adımında kanatları kırılıyordu kuşlarımın ve boynu bükük düşüyorlardı yatağımın kenarına...
Ben...
Esir sislerin arasında...

Gözyaşlarım sessiz sessiz akıyor sevdiğim...
Senin gidişine mi sel oluyor yoksa başucumdaki ölü kuşlara mı bilmiyorum..
Gözyaşlarım sessiz sessiz akıyor sevdiğim...
Senin ayak seslerini...
Senin gidişini duya duya...
...........
Gitme diyemedim hiç ardından...
Sessizce dinledim gidişini...
Sessizce bekledim gelmeni...
Ama sen...
Sen hiç gelmedin...
Ve ben...
Ben hep bekledim..
.........
BiLMeZDiM öLüM GeLeCeK GöZLeRiNDeN BaNa!!!
Gözlerin düşlerimdi...
Düşlerim kuşlarda...
Kuşlarım ölü...
Düşlerim karanlıklarda...

Gitme diyemedim hiç..
sustum ve bekledim..
Gitememeni diledim...
Ama sen gittin...
Ve ben...
Bittim...
Gözlerine inandığım, bu yazı sana...
Bekliyorum aynı yerde seni...
Elimde kuşlarım bekliyorum, Belki yine kanat çırparlar diye umut ediyorum...
Belki...
Belki getirirler kanat çırparak seni bana...
Yada...
Sen gelir canlandırırsın onları,düşlerimi hediye edersin bana...

HASRETİMSİN_SEN

ALINTI

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 20/7/2008 - YÜREĞİMİ KAYBETTİM YÜREĞİNDE

Yazar: TOKAY ŞİİR

Yüreğimi kaybettim yüreğinde.
Sensizlikte bir yanım uçsuz bucaksız umman.
Bir yanım karanlıkta boğulmuş kör duman.
Tut ellerimden,
Tutmazsan eğer;
Gökten kayan ıslak yıldızlar gibi
Düşeceğim fırtınanın çileli koynuna.
Tutmayacaksan üşüyen ellerimi.
Üfle ; karanlığa yakılmış,
Yüreğimin suskun kandillerini.
Saçının tellerinden ör, darağacımın urganlarını.
Yüreğimi kaybettim yüreğinde.
Sensizlikte bir yanım acıya yoğrulmuş çile.
Bir yanım ayrılığın sancısında ölüme gebe.
Tut ellerimden,
Tutmazsan eğer ;
Ayazda bir soluk arayan nazlı yapraklar gibi
Düşeceğim çorak toprağın elemli yakasına.
Tutmayacaksan üşüyen ellerimi;
Sal üzerime, ateşte sönmüş yüreğinin aç nehirlerini.
Rüzgarınla kır , baharlarımın taze dallarını.
Yüreğimi kaybettim yüreğinde.
Sensizlikte bir yanım sel olur akar yalnızlığa.
Bir yanım ateş olur parlar zifiri karanlığa.
Tut ellerimden
Tutmazsam eğer ;
Gidenleri dönmeyen hasret limanı gibi
Düşeceğim zemheriye bürünmüş ayrılığın çivili tabutuna.
Tutmayacaksan üşüyen ellerimi;
Dudaklarıma sür,
Sonsuzluğu müjdeleyen ayrılığın zehrini.
Soğuk kurşunları öp, kanayan dudaklarınla öp ki ;
Kurşunları yetim gönlüm onur bilsin.

(alıntı)

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 20/7/2008 - ERTELENMİŞ SÖZLER

Yazar: TOKAY ŞİİR

Ertelenmiş sözler var dilimde
Buruşmuş bir kâğıdın içinde duygularım.
Gecikilmiş bir aşk yazılı köşeye atılan kâğıtta
Hiç bir şey için geç değil belki
Belki, şimdi tam zamanı.
Bir de yürek sözden anlasa...

Hergün bir sonrasına ertelenir itiraflar
Bir kaçış ki, bu insanı kendinden eder
Sorular döner beynimin içinde
Beynin içinde satır satır işlenir duygular
Bir gün sonraya ertelenir hergün.

Bir yaprağın yere düşüşü gibi olabilsem
Ağır ağır süzülsem herşeyin farkında olarak
Bir şelale gibi olsam
Coşkunca düşsem arzularımın yüreğine
Korkularımı erteleyebilsem bir anlığına
Hergün koskoca bir yaşam ertelenir oysa.

Sözcüklerin ucuna yüklüdür yaşam
Kendimin kendimle savaşı bu
Kendimle ertelenmiş sözcüklerimin savaşı
Korkularımızın esiri olmuşuz
Ertelenmiş bir yaşam var sırtımızda
Ertelemiş sevdalar yaşarız
Ertelenmiş dostluklar
Ertelenmiş kendini buluşlar.

En çokta yüreğimizdeki parıltıları erteleriz.
Oysa sevmek, daha kolay gözükür korkmaktan.
Sevsek hesapsızca,
Aşık olsak ertelemeden yüreğimizdekileri.
Sözcükler aksa billur bir su gibi
Ertelemesek yaşamımızı.

Belki olacak ertelemesiz yaşayışlar
Bir umut ışığı yanar yürekte
Umudu erteleriz bu sefer
Umudu erteleriz bir sonraki güne.
Ertelenmiş bir umudun sırtına yüklemişiz korkularımızı
Ertelenmiş sözcüklere saklamışız yüreğimizi
Ertelenmiş bir varoluş yaşarız.

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 20/7/2008 - ÇABALADIM OLMADI

Yazar: TOKAY ŞİİR

herkes bir yol tutturmuş giderken
ben kendimi kaybettim aralarında
kutup yıldızının eşsiz ışıltısını seyrederken
bir bulutun büyüyü bozması gibi
soğuk gülüşler gördüm
yapmacık sözlerle birlikte
aşkım kelimesinin anlamını yitirdiği
ağızlara sakız olduğu sahnelere şahit oldum
bencilliğini ciğerlerine kadar çekmiş insanlar tanıdım
dışına,parasına bakılarak satılan sevgilerle karşılaştım
ve bundan hiç rahatsız olmayan insanlarla
üç beş gün gezmenin adı sevgi olmuş
benimse aklımda kalan üç beş sahne
eski filmlerden
ben ne eski gerçek aşkları bulabidim
ne de öylesine sevmeyi becerebildim
öyle bir arada kaldımki
anlatmaya çalışsam
hani ben en iyi anlarım seni diyen
bakar kalır yüzüme
yanlış olan benmiyim dedim
hayır dediler
annem doğrular hep kazanır demişti
şimdi bu sözlere kulak tıkayanlar gülüyor
ben burda ağlarken
aldatırsan,kandırırsan,paran varsa
"cool" çocuklarla geziyorsan
bir numarasın, helal sana
verilen sözler tutulur sanmışım
dostluklar sevgiler yürekten diye bilmişim
sonrada sırtıma hançeri saplayıvermişler
karşıma geçip ben seninle oynadım derken
gözleri güler olmuş insanların
zAfer kazandılar kendi bataklıklarında
çirkefinde kralı olurmuş öğrendim
şimdi üşüyorum odamda
o kadar yalnızım ki
iliklerim donuyor hissediyorum
yalnızım yine,yalnızlığımla birlikte

çabaladım...olmadı!

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 18/7/2008 - BU GECE YİNE AĞLADIM YOKLUĞUNA

Yazar: TOKAY ŞİİR

Bu gece yine ağladım yokluğuna..
Gözyaşı damlalalarım sızarken dudaklarıma doğru, tuzu dilimdeki yarayı yaktı biraz daha..
Bu gece yine ağladım sensiz şarkılarla...
hayatı ezmek yok etmek istedim son bir kez daha ...
neden bilmiyorum ama yine ağladım sabaha kadar...
sitem etmek istedim içimden bişeylere bağıra çağıra ...

Belkide gözyaşlarım benim yerime tüm hakaretleyi bağırmıştır avazı çıktığınca..
Bu gece bir kez daha ağladım sensizliğime, sessizliğime sessizce...

Tutmak istedim ellerini, öpmeni beni..
Hissetmeyi sıcak tenini..
Bu gece bir kez daha özledim seni..
Hasreti yine yüreğime aldım ve ağladım bu gece...
Kaderime kızarak, ama yine ağlayarak seni düşündüm bu gece...
Ne kadar çok isterdim yanımda olmanı,
Çünkü benim bütün dünyam sadece sen olmalıydın, sadece seni görmeliydim ve bana sadece sen bakmalıydın...
Aklıma gelen tüm herşeye rağmen sıyırıp bedenimden senin yanına yolladım ruhumu...
Kıskandı yine her geceki gibi seni içten içe yüreğim...
Ve Sitem de etti, ağladıda gözlerim...
Çünkü Sen Bana Bakmalıydın şimdi,
Ve sadece benim olmalıydı gözlerin...
Benim senin olduğum gibi sende sadece benim...
Düşünmek ansızın , ve apansız acılar hissetmek, bu gece bir daha yineledi her şey kendini...
Ve ben bu gece yine ağladım, yine sevdim seni utanmadan...
Kıskandım, özledim ve ağladım...
Ve yine sadece senin oldum kendi kendime, yine yeminler ettim, yine dualar ettim, biliyorum bi gün bi yerde bedenim olmasada ruhum erişecek sana...
Bu gece yine ağladım, yokluğuna...
Geceleri yakmak istedim yine, yakıp yıkmak herşeyi her zerreyi yerle bir etmek, su olup söndürmek güneşi, senin yokluğunda beni ısıtmaya yetmeyen o güneşi söndürmek istedim !
Bu gece yine tüm dünyayı ardımda bırakıp kaçmak istedim, yokluğundan kaçmak..
Yapamadım, herdefasında ölmek istedim ama ölemedim, bu acıdan kurtulamadım...
Bu gece yine ateşi sardı bedenimi sensizliğin ve ben ağladım...
Yine ruhum Cançekişti, yine boğazım düğümlendi, gözlerim yandı, üşüdü ellerim uzanmak, uzanıp tutmak istedim ama yapamadım...
Sen yoktun ve ben yokluğunda kanadım...
Yok Olmak istedim binlerce defa yine bu gece...
Yok Olamadım, sensizlikte varda olamadım...
Özledim ama sana anlatamadım, arayamadım, sesini duyamadım sadece ağladım...
Her şeyi sana Yazdım...
Ve Ben Bu gece yine ağladım..

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 18/7/2008 - BANA SUS DEME

Yazar: TOKAY ŞİİR

Hesapların olmadığı bir zamandan geliyorum ben.
Matematiğin olmadığı bir zamandan,
Menfaatin, çıkarın, bencilliğin olmadığı bir zamandan.
Tek bir vücut olmanın safları sık tutmanın ancak,
Bizi güçlü tutacağı bilinen bir zamandan.
Gecenin ayaza çalan en zifiri anında uyanık kalmaya,
Takatin, akrebin, yelkovanın olmadığı ama dimdik,
Ayakta durulan bir zamandan geliyorum ben.
Dostun düşmeden koluna girilen,
Haklıya her zaman hakkı verilen,
Bülbüle gül derilen,
Baykuşa diken örülen bir zamandan geliyorum ben.
Batıl bilen zail oluncaya,
Karanlıklar aydınlığı buluncaya,
Yapılanlardan Hak razı oluncaya kadar,
Gözlerine uykuyu haram sayanların yanından geliyorum ben.

Şimdi ağlama deme bana.
Artık bitti geçti gitti deme.
Değişti zaman, değişti mekân, alıştı gözler deme.
Nede güzel yakıştı sonu olmayan bir yarıştı zaten,
Her şey yanlıştı deme.
Konuşamıyorsan sus.
Yürüyemiyorsan dur
Bakamıyorsan kapat gözlerini.
Ama bana sus deme.
Durabildiğin kadar dur.
Ve görme kapatıver gözlerini deme…

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 18/7/2008 - CEBİMDE AŞKIMDAN BAŞKA BİR KURUŞ YOK

Yazar: TOKAY ŞİİR

Haklısın ben sana layık değilim, Anlıyorum gönlün masallara tok.!
Parayla saadet olmazmış yalan! cebimde aşkımdan başka kuruş yok.!
Bakarsın fakat.! sen göremezsin... hayatın benim gibi yaşayanı çok.!
Ey kalbim.. Haddini bil sen kimsinki? cebimde aşkımdan başka kuruş yok.!
Gün yüzü gördü aşka verdiğin değer. Dünyalar Dediğin zerreymiş meğer...
Haberin olsun bak dönersen eğer cebimde aşkımdan başka kuruş yok.!

Hep banaların asla bitmedi hepte sana verdim ama yetmedi Gidişinse hiç zoruma gitmedi cebimde aşkımdan başka kuruş yok.!

Garibim Ne Gezer Cebimde Para Bir Resmin Var Bende Bir Dal Sigara Sıkılma Çekinme İstersen Ara Cebimde Aşkımdan Başka Kuruş Yok. !!


Senin anlayacağın hal değil bunlar beni benim gibi olanlar anlar.!
Ağaydım paşaydım şahtım bizamanlar.... şimdi aşkımdan başka kuruş yok....
Sekizinci katın pembeli kızı bak engellerimiz nekadarda çok..
Sana bir gelinlik alamadımki cebimde aşkımdan başka kuruş yok..
Garibim ne gezer cebimde para bir resmin var birkaç dalda sigara...
sıkılma çekinme istersen ara
Cebimde Aşkından başka kuruş yok.!
Aklımda hep senle olduğum dünler yani o paralı olduğum günler
Şimdi Avuçlarımda Çaldığım Güller....
Cebimde Aşkından başka kuruş yok.!

Garibim Ne Gezer Cebimde Para Bir Resmin Var Bende Bir Dal Sigara Sıkılma Çekinme İstersen Ara Cebimde Aşkımdan Başka Kuruş Yok. !!


Gökan Yavuz

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 16/7/2008 - AŞK BİZİ ÇOKTAN TERK ETTİ

Yazar: TOKAY ŞİİR

daha fazla yanabilir mi sanırsın canım benim.... yanmaz...
incildim incileceğim kadar ...
kırıldım binlerce kez....

yeri geldi hayran oldum yüreğimdeki sevgime.. yerine geldi lanet okudum.....

ama asla pişman olmadım seni sevdiğim için.... bugün yine olsan yine seni severdim koşulsuzca.....

içim acısada, yüreğim kanasada, her gece gözlerimden yıldızlar kaysada....
inan bana seni severdim...
hemde zerre pişmanlık duymadan...

acı çekmek benim kaderim olsa gerek.. sende gelen acı ise ..... evet...

her şey boş.....
biliyorum...

aşk bizi çoktan terk etti.....
ben bizi çoktan terk ettim....
sen bizi çoktan terk ettin....

bu terk edişler nereye kadar gider bilmem.. ama geri dönüş noktamız hep aynı biliyorsun değil mi?

ben aynı yerde olacağım... sen aynı yere geleceksin... sanki hiç yaşanmamış olacak ayrılık...

yağmurlar ıslatmamış olacak yüreğimizi.... yıldırım düşmemiş olacak sevdamıza....

ben güveniyorum yüreğimdeki sana... ya sen güveniyor musun???

bende ki sana...
sendeki bana.....

söyle ne zaman diner bu hasret...

vuslata dek sürede bu sevdanın yolu.... inan bana ben yorulmadan o yolun yolcusu olacağım..

zerre pişmanlık duymadan......

yüreğimden çalıntıdır....
ALINTI

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 16/7/2008 - YÜREĞİMDE HALA SEVDAM VAR

Yazar: TOKAY ŞİİR

Bir yagmur yanaşıyor gönlümün iskelesine…
Yagmur damlalarının sesi haykırışlar gibi
yüregimi acıtıyor bugünlerde..Gözlerimin önünde yine hayalin..
Gözlerini,sözlerini,dev gülüşlerini ve boşver demelerini…
Bakışlarını,hüznünü,neşeni ve bana ben katışlarını unutmadım… Unutamadım..
Gönlümdeki yagmura şimdi rüzgarda eşlik etmekte..
Yagmur yalnızlık kokusu getiriyor,rüzgar sensizlik esiyor…
Saatime yüzünü kazıdım..
Yelkovanım sana beş var,akrebim seni yirmi geçiyor..
Çok uzun zamandır zamansız yaşıyorum..
Zamanlarım fırtınalı denizlerde,
zamanlarım gökyüzünde derinlerde..
Deniz dalgaları hırçın bu saatlerimde..
Dalgalar dev kayalara vuruyor düşüncesizce..
Her kükreyen dalga sesinde senin binbir sesin
aklımda ve kulaklarımda...
seni baştan başa sen yapan sesin veda edişe beşe kala…
En son kalan bendeki sen…
Gökyüzü renklerim fırtınalı bu saatlerde..
Mavi ile gri savaşıyor fütursuzca..
Paletimde birbirine karışıp kayıp oluşa karışan renklerimde
senin binbir yüzün,
Gözlerimde ve hafızamda sen..
Seni sen yapan bakışın veda edişi yirmi geçe…
En son kalan bendeki sen…
Özledim seni..
Özledim bendeki seni...hem de çok..
Sen yanımdayken konuşamamayı,
sen yanımdayken gözlerimi gözlerinden alamamayı,
sanki zamanın kavramını yitirişini,
herşeyin başka başka anlamlar taşıdıgı anları özledim..
Seni sen yapan,bizi biz yapan anları
ve mekanları unutmadım..
Aşkımızın başkentini unutmadım...
Unutamadım…
Hiçbirşey,hiçbir insan koparamadı beni bu şehirden…
Ama bir gerçek var şimdi aramızda.
Sesizce,farkettirmeden aramıza giren..
Sesiz yüksek duvarlar ören..
Seni benden uzaklaştıran,beni karanlık düşlere iten..
Ne oldugunu anlayamadıgım
ve senin nedeni açıklayamadıgın..
Hiçbir sorumum cevabı yok…
Hiçbir duygu kayıbolmaz durdugu yerde,
hiçbir savaşta kayıbolmaz tarih yapraklarından..
Hatıralarımdan silinmeyen sen gibi..
Bana bir açıklama borcun var en azından..
Birşey söyle...evet de hayır de..
Ama konuş gerçekler ne kadar acı olsada...
Senin tek savaşın kendinle,kendinde bugünlerde…
Düşün, ama mutlaka düşün,bari yüzleş kendi gerçekliginle…
Tekrar tekrar geçir herkesi tek tek anılarının süzgeçinden.
Mutlaka vardır en azından bir vefa borcun tarih saydıklarından…
Saklandıgın boşlukta degil hayat,
gizlendigin korkularında senin..
Boşluguna sarıldıkça büyür bütün korkuların,
sen o kendi boşlugunun yanı başına gizlenensin….
Nefret sevginin ta kendisidir bazen..
Ayrılık da sadakatın ödülüdür bazen..
Bazen yarınlar dündür,bazen dünler bugün..
Ama zaman dün ile yarınlar arasındaki süreyi yaşayanlara aittir..
İnsanlar ise vefa ve sevgi ile anılanlara…
Yüregimde yine yagmur yagıyor..
yine lacivert-siyah gecem yalnızlıgıma yar..
Yine şehrimin kımızı-siyah sokakları bana dar..
Hayallerimin üzerinde sert-soguk rüzgar..
Gönül mevsimimde ise hüzüne davet var…
Biter bu yagmur bir gün elbet…
Hep benle beraber unutamadıklarım,bulamadıklarım…
Saçlarımda hala rüzgar,
yüregimde hala sevdam var…

aLıntı

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 16/7/2008 - YAĞMURUN SON DAMLALARI

Yazar: TOKAY ŞİİR

Ölüm adil değil güzel Kadın. Bu sana son mektubum. Sen nerde olacaksın, diye sormadan gidiyorum. Gitmek senin kadar güzel.

Yağmur yağıyor. Sensiz, dallarında açan çiçeklerin tadı yok. Sensiz İstanbul;un bile tadı yok. İstanbula gittim de Kadıköye uğrayamadım bile, Haydarpaşaya bir selam vermedim. Aşık değildim. Aşık mıydım( aşkın karşılığı olan hiçbir sözcük olmasaydı, o zaman aşk olmayacak mıydı yani? Aşk duyulmayacak mıydı o zaman? Aşk -sevgi-, sözden önce de vardı Cehenneme Övgü)

Yağmur yağıyordu,;sensiz Haydarpaşa bana haram olsun ulan diye bağırdım. Gecenin en madi saatiydi. Mendireğin orda bizden başka kimse yoktu. Zoru başardık seninle, biraraya gelmesi belki de olanaksız şiirleri, şarkıları ve hatta ilahileri buluşturduk. Ay üstümüze doğuyordu. İçtik içtik güzelleştik.

Bırak Haydarpaşa yerinde kalsın güzel Kadın, senin sonun yok ama ben gidiyorum. Çünkü ölüm adil değil. Çünkü her sorunun karşılığı, hayat böyle, diyerek de verilebiliyor. Çünkü aşığım. (Yaşam aşktan üstündür. Aşk yaşamın bir parçasıdır. Yaşarken severiz. Severek ve acı çekerek yaşarız. Acı çekmek de, sevmek de yaşama aittir. Yalnız sevmeyi yeğlemek ve acı çekmeyi reddetmek, yaşamı reddetmek anlamına gelir. Yine Cehenneme Övgü. Yine cehenneme)

Aşkı aramıyordum. O ve ben, biz birbirimizi aramıyorduk. Bulduk, bulduktan sonra aramaya başladık. Onun için binlerce yıl yaşamayı göze almıştım. Seni kalemin ucunda sayfaların ortasında bulmuştum güzel kadın. Ama O, yaşamın içindeydi. Sana, güzel sözler söylemek istedim, kelimeleri süsleyip süsleyip yazdım sana. Ama Onunla, konuştuğumuz dili beraber yaratmıştık. Giderayak sana bunları anlatırken neden hep geçmiş zaman kullandığımı sadece terkedilmemle açıklayamam. İnsanları kaybetmek ölüm gibi hem adil değil hem de hiçbirşeye benzemiyor.

Uzun zaman önce yazmaya başlamıştım sana son mektubu. Şimdi okuduklarınla aynı değildi yazılanlar. Ne farkeder ki, sen hiçbir şey bilmediğini bile bilmedikten sonra ne farkeder? Varlığın yerini yokluğun alması ne kadar zorsa, mutluluğu ifade eden kelimelerin yerini acının alması da o kadar zor oldu ama Bitirdikten sonra, not, yazıp, iki nokta üstüste koyup, bu bir öyküdür, diyeceğim son mektubu yazıyorum sana. Kelimelerin esiri ettin beni ama bunu da hakediyorsun; kaldır kadehini, gitmelerin şerefine Yağmur yağıyor, sırılsıklamım, yağmuru sevmediğine yanarım, bir de kirpiklerinin kuruluğuna. Aman ıslanma, aman kirpiklerin kuru kalsın ama Ama acele et, çabuk oku! Şimdi bir palyaço gelip bütün mektuplarını yakacak. Senden gözyaşı isteyip çığlıklar atacak, sonra yakandan tutup gözlerinin içine koşacak.Onu seviyordum ulan, beni niye terketti.. diye soracak sana. İteceksin palyaçoyu, kovacaksın. Her adımda dönüp arkasına sana- bakıp geldiği yere -yağmura- gidecek palyaço Saçağın altında kozalarından çıkan kelebekler, yağmura uçacaklar.Bunlar zaten hep ölümüne uçar diyeceksin. Ama kelebeklerin öleceklerini bile bile ateşe uçtuğu yalandı hani, hani bilerek ya da bilmeden kelebeklerin ölüme uçtuğu egemen ideolojinin öğretisiydi Haberin olsun, terkedilmek de öğretiyor. Yani; ateşe ya da suya Kelebekler ölmek için uçmaz güzel Kadın. Ama sen Sen bunların hepsini görmezden geleceksin. Sonra sırıtacaksın. Gülümsemeyeceksin, sırıtacaksın, dişlerinin arasından erittiğin dudaklarım sızacak, sonra yağmur yağacak. Hep yağmur yağacak, yağmur yağacak(Çölün, ölümü taşımasına yardım edecek bir omuz olduğu yerde kaldı ve ;sevgilim dediği bir cerenin kanına banılmış bir güneş parçası bıraktı geleceği sevene. İkinci yurdu olması için bir anlaşma yaptı ufukla& Vurgunum ben tufana dönüşen bir güvercin olan gözyaşlarının oyununa, tufana gereksinimi var dünyanın Yürek ister peygamber ve Kurân üzerine başka sorular sormak için. Konuşuyorum ve ateşle sarılmış bir bulut görüyorum, aktığını görüyorum insanların gözyaşları gibi. Ah Brındarım ah Tırtılın ördüğü kozanın içinde kelebek olması mı zordur, senin Adonis olman mı, yoksa hep ölmek mi?)

Sorularla beraber sana yazdıklarım ve onunla yaşadıklarımız geçiyor aklımdan. Sonra karnımın oralarda bir yerde bir ağrı duyuyorum. Uzun süredir yoktu bu ağrıGitmeden, son birşeyler söylemek istiyorum sana, olmuyor. Sayfaların arasında söylenecek söz, yaşamın içindeki gibi rahat çıkmıyor ağızdan. Ona nasıl da söylemiştim Beraberliğimizin ilk günleriydi ortak bir dil kullanma kaygısı taşıdığımız günler- Ağır Romana gitmiştik. Hani orda Salih Tinaya, hastayım sana, deyince, Tina da geçmiş olsun diyor ya, bilinç altıma yerleşmiş olmalı. Birlikte geçirdiğimiz yine güzel bir gündü, dolmuşa biniyordu, arkasından birşey çok şey- söylemek istedim. Seni seviyorum diye bağırmak istedim. Olmadı, olamazdı. Bir anda ağzımdan çıktı Geçmiş olsun . Döndü, gözleri de güldü sana da dedi

Bütün bunları anı olsun diye yaşamadık güzel Kadın. Ateşe de yağmura da, uçmak istediğimiz için uçtuk. Öleceğimizi bilerek değil, öleceğimizi düşünmeden, istediğimiz için uçtuk, sen ateşe güzel Kadın, ben yağmura birbirimize son kez birşeyler söylemedik hiç. Yağmurun son damlası düştü sonra biz yağmaya başladık. Vücudu giderek soğuyordu ama elleri, elleri yanıyor muydu? Bir kaçış değildi bu, yalanı yaşamaktansa bize bırakılan son inisiyatifimizi kullandık.
Gidiyorum Ölüm adil değil güzel Kadın Bu sana son mektubum Sen nerde olacaksın, diye sormadan gidiyorum Gitmek senin kadar güzel.. Bak yağmur yağıyor güzel Kadın Sana bir kez daha son kez söylemek istiyorum;......................................

aLınTı

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

• 14/7/2008 - SEN HİÇ BİLMEDİN

Yazar: TOKAY ŞİİR

                             Sen hiç bilmedin ama

Ben hep sevdim seni
Bir derdin olduğunda anlardım
Gözlerin daldığında içim titrerdi
düşman kesilirdim seni ağlatanlara
sen hiç bilmedin ama
seni her düşündüğümde
yıldızlar sevgiyle gülümserdi ruhumun semalarında
keyifle uyanırdı düşlerim rengarenk şafaklarda
sen hiç bilmedin ama
gözlerin değdiğinde gözlerime
yeşerirdi bozkırlarım
baharı yaşardım zemherilerde
sevda kuşları konup kıyısında öterdi yüreğimde
Sen hiç bilmedin ama
Günaydın aşkım dediğinde
Denize kavuşan martıLar qibi
ÇığLık ÇığLığa Kanat Çırpardı SevinçLer
SihirLi bir el değmişçesine
Silinirdi tüm hüzünlerim
Günüm aydınlanır güneşim batmazdı dağlarımda
sen hiç bilmedin ama
kabul etmek istemesemde
kışın düşen şaşkın cemreler qibi
zamansız düştüm sevdana
sen çoktan geçmiştin bu yolları qeri dönüşün mümkün değildi
Bilirdim bu mevsimin vuslatını ve imkansızLığını
yollarına düşesim qeLirdi
ağLardım kuytuLarda
Sen hiç bilmedin ama
Ben seninle doğdum
Gelmeden Bu yolun sonu gelmeden ölüm
Ömrümün bu son mevsiminde ben seni
ÇOK SEVDİM !
ALINTI
Yorumlar (1) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Tanıtım

1. zonenoktaorg ödüllü seo yarışması için hazırlanmıştır. İnşallah kazanaıp eğitim masraflarımın bir bölümünü çıkaracağım. Kimseye başarılar dilemiyorum kusura bakmayın. 1. zonenoktaorg ödüllü seo yarışması seni kazanacağım.

Baglantılar

Ana Sayfa
Profil
Arşiv
Arkadaşlarım
Bana Eposta gönder
RSS

Arkadaşlarım

yakuza
ibret
59 sayfadan 4 . sayfa
geri | ileri
zonenoktaorg ödüllü seo yarışması Webmaster Zone iddaa Bulx Bu Siteye Oy Ver osel13 Bloglar Alemi Dizin Arama Motoru Arama Motoru Fıkra sohpet sohpet mirc