zonenoktaorg ödüllü seo yarışması
• 20/7/2008 - ERTELENMİŞ SÖZLER
Yazar: TOKAY ŞİİR

Ertelenmiş sözler var dilimde
Buruşmuş bir kâğıdın içinde duygularım.
Gecikilmiş bir aşk yazılı köşeye atılan kâğıtta
Hiç bir şey için geç değil belki
Belki, şimdi tam zamanı.
Bir de yürek sözden anlasa...
Hergün bir sonrasına ertelenir itiraflar
Bir kaçış ki, bu insanı kendinden eder
Sorular döner beynimin içinde
Beynin içinde satır satır işlenir duygular
Bir gün sonraya ertelenir hergün.
Bir yaprağın yere düşüşü gibi olabilsem
Ağır ağır süzülsem herşeyin farkında olarak
Bir şelale gibi olsam
Coşkunca düşsem arzularımın yüreğine
Korkularımı erteleyebilsem bir anlığına
Hergün koskoca bir yaşam ertelenir oysa.
Sözcüklerin ucuna yüklüdür yaşam
Kendimin kendimle savaşı bu
Kendimle ertelenmiş sözcüklerimin savaşı
Korkularımızın esiri olmuşuz
Ertelenmiş bir yaşam var sırtımızda
Ertelemiş sevdalar yaşarız
Ertelenmiş dostluklar
Ertelenmiş kendini buluşlar.
En çokta yüreğimizdeki parıltıları erteleriz.
Oysa sevmek, daha kolay gözükür korkmaktan.
Sevsek hesapsızca,
Aşık olsak ertelemeden yüreğimizdekileri.
Sözcükler aksa billur bir su gibi
Ertelemesek yaşamımızı.
Belki olacak ertelemesiz yaşayışlar
Bir umut ışığı yanar yürekte
Umudu erteleriz bu sefer
Umudu erteleriz bir sonraki güne.
Ertelenmiş bir umudun sırtına yüklemişiz korkularımızı
Ertelenmiş sözcüklere saklamışız yüreğimizi
Ertelenmiş bir varoluş yaşarız. |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 20/7/2008 - ÇABALADIM OLMADI
Yazar: TOKAY ŞİİR

herkes bir yol tutturmuş giderken
ben kendimi kaybettim aralarında
kutup yıldızının eşsiz ışıltısını seyrederken
bir bulutun büyüyü bozması gibi
soğuk gülüşler gördüm
yapmacık sözlerle birlikte
aşkım kelimesinin anlamını yitirdiği
ağızlara sakız olduğu sahnelere şahit oldum
bencilliğini ciğerlerine kadar çekmiş insanlar tanıdım
dışına,parasına bakılarak satılan sevgilerle karşılaştım
ve bundan hiç rahatsız olmayan insanlarla
üç beş gün gezmenin adı sevgi olmuş
benimse aklımda kalan üç beş sahne
eski filmlerden
ben ne eski gerçek aşkları bulabidim
ne de öylesine sevmeyi becerebildim
öyle bir arada kaldımki
anlatmaya çalışsam
hani ben en iyi anlarım seni diyen
bakar kalır yüzüme
yanlış olan benmiyim dedim
hayır dediler
annem doğrular hep kazanır demişti
şimdi bu sözlere kulak tıkayanlar gülüyor
ben burda ağlarken
aldatırsan,kandırırsan,paran varsa
"cool" çocuklarla geziyorsan
bir numarasın, helal sana
verilen sözler tutulur sanmışım
dostluklar sevgiler yürekten diye bilmişim
sonrada sırtıma hançeri saplayıvermişler
karşıma geçip ben seninle oynadım derken
gözleri güler olmuş insanların
zAfer kazandılar kendi bataklıklarında
çirkefinde kralı olurmuş öğrendim
şimdi üşüyorum odamda
o kadar yalnızım ki
iliklerim donuyor hissediyorum
yalnızım yine,yalnızlığımla birlikte
çabaladım...olmadı! |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 18/7/2008 - BU GECE YİNE AĞLADIM YOKLUĞUNA
Yazar: TOKAY ŞİİR

Bu gece yine ağladım yokluğuna..
Gözyaşı damlalalarım sızarken dudaklarıma doğru, tuzu dilimdeki yarayı yaktı biraz daha..
Bu gece yine ağladım sensiz şarkılarla...
hayatı ezmek yok etmek istedim son bir kez daha ...
neden bilmiyorum ama yine ağladım sabaha kadar...
sitem etmek istedim içimden bişeylere bağıra çağıra ...
Belkide gözyaşlarım benim yerime tüm hakaretleyi bağırmıştır avazı çıktığınca..
Bu gece bir kez daha ağladım sensizliğime, sessizliğime sessizce...
Tutmak istedim ellerini, öpmeni beni..
Hissetmeyi sıcak tenini..
Bu gece bir kez daha özledim seni..
Hasreti yine yüreğime aldım ve ağladım bu gece...
Kaderime kızarak, ama yine ağlayarak seni düşündüm bu gece...
Ne kadar çok isterdim yanımda olmanı,
Çünkü benim bütün dünyam sadece sen olmalıydın, sadece seni görmeliydim ve bana sadece sen bakmalıydın...
Aklıma gelen tüm herşeye rağmen sıyırıp bedenimden senin yanına yolladım ruhumu...
Kıskandı yine her geceki gibi seni içten içe yüreğim...
Ve Sitem de etti, ağladıda gözlerim...
Çünkü Sen Bana Bakmalıydın şimdi,
Ve sadece benim olmalıydı gözlerin...
Benim senin olduğum gibi sende sadece benim...
Düşünmek ansızın , ve apansız acılar hissetmek, bu gece bir daha yineledi her şey kendini...
Ve ben bu gece yine ağladım, yine sevdim seni utanmadan...
Kıskandım, özledim ve ağladım...
Ve yine sadece senin oldum kendi kendime, yine yeminler ettim, yine dualar ettim, biliyorum bi gün bi yerde bedenim olmasada ruhum erişecek sana...
Bu gece yine ağladım, yokluğuna...
Geceleri yakmak istedim yine, yakıp yıkmak herşeyi her zerreyi yerle bir etmek, su olup söndürmek güneşi, senin yokluğunda beni ısıtmaya yetmeyen o güneşi söndürmek istedim !
Bu gece yine tüm dünyayı ardımda bırakıp kaçmak istedim, yokluğundan kaçmak..
Yapamadım, herdefasında ölmek istedim ama ölemedim, bu acıdan kurtulamadım...
Bu gece yine ateşi sardı bedenimi sensizliğin ve ben ağladım...
Yine ruhum Cançekişti, yine boğazım düğümlendi, gözlerim yandı, üşüdü ellerim uzanmak, uzanıp tutmak istedim ama yapamadım...
Sen yoktun ve ben yokluğunda kanadım...
Yok Olmak istedim binlerce defa yine bu gece...
Yok Olamadım, sensizlikte varda olamadım...
Özledim ama sana anlatamadım, arayamadım, sesini duyamadım sadece ağladım...
Her şeyi sana Yazdım...
Ve Ben Bu gece yine ağladım..
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 18/7/2008 - BANA SUS DEME
Yazar: TOKAY ŞİİR

Hesapların olmadığı bir zamandan geliyorum ben.
Matematiğin olmadığı bir zamandan,
Menfaatin, çıkarın, bencilliğin olmadığı bir zamandan.
Tek bir vücut olmanın safları sık tutmanın ancak,
Bizi güçlü tutacağı bilinen bir zamandan.
Gecenin ayaza çalan en zifiri anında uyanık kalmaya,
Takatin, akrebin, yelkovanın olmadığı ama dimdik,
Ayakta durulan bir zamandan geliyorum ben.
Dostun düşmeden koluna girilen,
Haklıya her zaman hakkı verilen,
Bülbüle gül derilen,
Baykuşa diken örülen bir zamandan geliyorum ben.
Batıl bilen zail oluncaya,
Karanlıklar aydınlığı buluncaya,
Yapılanlardan Hak razı oluncaya kadar,
Gözlerine uykuyu haram sayanların yanından geliyorum ben.
Şimdi ağlama deme bana.
Artık bitti geçti gitti deme.
Değişti zaman, değişti mekân, alıştı gözler deme.
Nede güzel yakıştı sonu olmayan bir yarıştı zaten,
Her şey yanlıştı deme.
Konuşamıyorsan sus.
Yürüyemiyorsan dur
Bakamıyorsan kapat gözlerini.
Ama bana sus deme.
Durabildiğin kadar dur.
Ve görme kapatıver gözlerini deme…
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 18/7/2008 - CEBİMDE AŞKIMDAN BAŞKA BİR KURUŞ YOK
Yazar: TOKAY ŞİİR

Haklısın ben sana layık değilim, Anlıyorum gönlün masallara tok.!
Parayla saadet olmazmış yalan! cebimde aşkımdan başka kuruş yok.!
Bakarsın fakat.! sen göremezsin... hayatın benim gibi yaşayanı çok.!
Ey kalbim.. Haddini bil sen kimsinki? cebimde aşkımdan başka kuruş yok.!
Gün yüzü gördü aşka verdiğin değer. Dünyalar Dediğin zerreymiş meğer...
Haberin olsun bak dönersen eğer cebimde aşkımdan başka kuruş yok.!
Hep banaların asla bitmedi hepte sana verdim ama yetmedi Gidişinse hiç zoruma gitmedi cebimde aşkımdan başka kuruş yok.!
Garibim Ne Gezer Cebimde Para Bir Resmin Var Bende Bir Dal Sigara Sıkılma Çekinme İstersen Ara Cebimde Aşkımdan Başka Kuruş Yok. !!
Senin anlayacağın hal değil bunlar beni benim gibi olanlar anlar.!
Ağaydım paşaydım şahtım bizamanlar.... şimdi aşkımdan başka kuruş yok....
Sekizinci katın pembeli kızı bak engellerimiz nekadarda çok..
Sana bir gelinlik alamadımki cebimde aşkımdan başka kuruş yok..
Garibim ne gezer cebimde para bir resmin var birkaç dalda sigara...
sıkılma çekinme istersen ara
Cebimde Aşkından başka kuruş yok.!
Aklımda hep senle olduğum dünler yani o paralı olduğum günler
Şimdi Avuçlarımda Çaldığım Güller....
Cebimde Aşkından başka kuruş yok.!
Garibim Ne Gezer Cebimde Para Bir Resmin Var Bende Bir Dal Sigara Sıkılma Çekinme İstersen Ara Cebimde Aşkımdan Başka Kuruş Yok. !!
Gökan Yavuz |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 16/7/2008 - AŞK BİZİ ÇOKTAN TERK ETTİ
Yazar: TOKAY ŞİİR

daha fazla yanabilir mi sanırsın canım benim.... yanmaz...
incildim incileceğim kadar ...
kırıldım binlerce kez....
yeri geldi hayran oldum yüreğimdeki sevgime.. yerine geldi lanet okudum.....
ama asla pişman olmadım seni sevdiğim için.... bugün yine olsan yine seni severdim koşulsuzca.....
içim acısada, yüreğim kanasada, her gece gözlerimden yıldızlar kaysada....
inan bana seni severdim...
hemde zerre pişmanlık duymadan...
acı çekmek benim kaderim olsa gerek.. sende gelen acı ise ..... evet...
her şey boş.....
biliyorum...
aşk bizi çoktan terk etti.....
ben bizi çoktan terk ettim....
sen bizi çoktan terk ettin....
bu terk edişler nereye kadar gider bilmem.. ama geri dönüş noktamız hep aynı biliyorsun değil mi?
ben aynı yerde olacağım... sen aynı yere geleceksin... sanki hiç yaşanmamış olacak ayrılık...
yağmurlar ıslatmamış olacak yüreğimizi.... yıldırım düşmemiş olacak sevdamıza....
ben güveniyorum yüreğimdeki sana... ya sen güveniyor musun???
bende ki sana...
sendeki bana.....
söyle ne zaman diner bu hasret...
vuslata dek sürede bu sevdanın yolu.... inan bana ben yorulmadan o yolun yolcusu olacağım..
zerre pişmanlık duymadan......
yüreğimden çalıntıdır....
ALINTI
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 16/7/2008 - YÜREĞİMDE HALA SEVDAM VAR
Yazar: TOKAY ŞİİR

Bir yagmur yanaşıyor gönlümün iskelesine…
Yagmur damlalarının sesi haykırışlar gibi
yüregimi acıtıyor bugünlerde..Gözlerimin önünde yine hayalin..
Gözlerini,sözlerini,dev gülüşlerini ve boşver demelerini…
Bakışlarını,hüznünü,neşeni ve bana ben katışlarını unutmadım… Unutamadım..
Gönlümdeki yagmura şimdi rüzgarda eşlik etmekte..
Yagmur yalnızlık kokusu getiriyor,rüzgar sensizlik esiyor…
Saatime yüzünü kazıdım..
Yelkovanım sana beş var,akrebim seni yirmi geçiyor..
Çok uzun zamandır zamansız yaşıyorum..
Zamanlarım fırtınalı denizlerde,
zamanlarım gökyüzünde derinlerde..
Deniz dalgaları hırçın bu saatlerimde..
Dalgalar dev kayalara vuruyor düşüncesizce..
Her kükreyen dalga sesinde senin binbir sesin
aklımda ve kulaklarımda...
seni baştan başa sen yapan sesin veda edişe beşe kala…
En son kalan bendeki sen…
Gökyüzü renklerim fırtınalı bu saatlerde..
Mavi ile gri savaşıyor fütursuzca..
Paletimde birbirine karışıp kayıp oluşa karışan renklerimde
senin binbir yüzün,
Gözlerimde ve hafızamda sen..
Seni sen yapan bakışın veda edişi yirmi geçe…
En son kalan bendeki sen…
Özledim seni..
Özledim bendeki seni...hem de çok..
Sen yanımdayken konuşamamayı,
sen yanımdayken gözlerimi gözlerinden alamamayı,
sanki zamanın kavramını yitirişini,
herşeyin başka başka anlamlar taşıdıgı anları özledim..
Seni sen yapan,bizi biz yapan anları
ve mekanları unutmadım..
Aşkımızın başkentini unutmadım...
Unutamadım…
Hiçbirşey,hiçbir insan koparamadı beni bu şehirden…
Ama bir gerçek var şimdi aramızda.
Sesizce,farkettirmeden aramıza giren..
Sesiz yüksek duvarlar ören..
Seni benden uzaklaştıran,beni karanlık düşlere iten..
Ne oldugunu anlayamadıgım
ve senin nedeni açıklayamadıgın..
Hiçbir sorumum cevabı yok…
Hiçbir duygu kayıbolmaz durdugu yerde,
hiçbir savaşta kayıbolmaz tarih yapraklarından..
Hatıralarımdan silinmeyen sen gibi..
Bana bir açıklama borcun var en azından..
Birşey söyle...evet de hayır de..
Ama konuş gerçekler ne kadar acı olsada...
Senin tek savaşın kendinle,kendinde bugünlerde…
Düşün, ama mutlaka düşün,bari yüzleş kendi gerçekliginle…
Tekrar tekrar geçir herkesi tek tek anılarının süzgeçinden.
Mutlaka vardır en azından bir vefa borcun tarih saydıklarından…
Saklandıgın boşlukta degil hayat,
gizlendigin korkularında senin..
Boşluguna sarıldıkça büyür bütün korkuların,
sen o kendi boşlugunun yanı başına gizlenensin….
Nefret sevginin ta kendisidir bazen..
Ayrılık da sadakatın ödülüdür bazen..
Bazen yarınlar dündür,bazen dünler bugün..
Ama zaman dün ile yarınlar arasındaki süreyi yaşayanlara aittir..
İnsanlar ise vefa ve sevgi ile anılanlara…
Yüregimde yine yagmur yagıyor..
yine lacivert-siyah gecem yalnızlıgıma yar..
Yine şehrimin kımızı-siyah sokakları bana dar..
Hayallerimin üzerinde sert-soguk rüzgar..
Gönül mevsimimde ise hüzüne davet var…
Biter bu yagmur bir gün elbet…
Hep benle beraber unutamadıklarım,bulamadıklarım…
Saçlarımda hala rüzgar,
yüregimde hala sevdam var…
aLıntı
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 16/7/2008 - YAĞMURUN SON DAMLALARI
Yazar: TOKAY ŞİİR

Ölüm adil değil güzel Kadın. Bu sana son mektubum. Sen nerde olacaksın, diye sormadan gidiyorum. Gitmek senin kadar güzel.
Yağmur yağıyor. Sensiz, dallarında açan çiçeklerin tadı yok. Sensiz İstanbul;un bile tadı yok. İstanbula gittim de Kadıköye uğrayamadım bile, Haydarpaşaya bir selam vermedim. Aşık değildim. Aşık mıydım( aşkın karşılığı olan hiçbir sözcük olmasaydı, o zaman aşk olmayacak mıydı yani? Aşk duyulmayacak mıydı o zaman? Aşk -sevgi-, sözden önce de vardı Cehenneme Övgü)
Yağmur yağıyordu,;sensiz Haydarpaşa bana haram olsun ulan diye bağırdım. Gecenin en madi saatiydi. Mendireğin orda bizden başka kimse yoktu. Zoru başardık seninle, biraraya gelmesi belki de olanaksız şiirleri, şarkıları ve hatta ilahileri buluşturduk. Ay üstümüze doğuyordu. İçtik içtik güzelleştik.
Bırak Haydarpaşa yerinde kalsın güzel Kadın, senin sonun yok ama ben gidiyorum. Çünkü ölüm adil değil. Çünkü her sorunun karşılığı, hayat böyle, diyerek de verilebiliyor. Çünkü aşığım. (Yaşam aşktan üstündür. Aşk yaşamın bir parçasıdır. Yaşarken severiz. Severek ve acı çekerek yaşarız. Acı çekmek de, sevmek de yaşama aittir. Yalnız sevmeyi yeğlemek ve acı çekmeyi reddetmek, yaşamı reddetmek anlamına gelir. Yine Cehenneme Övgü. Yine cehenneme)
Aşkı aramıyordum. O ve ben, biz birbirimizi aramıyorduk. Bulduk, bulduktan sonra aramaya başladık. Onun için binlerce yıl yaşamayı göze almıştım. Seni kalemin ucunda sayfaların ortasında bulmuştum güzel kadın. Ama O, yaşamın içindeydi. Sana, güzel sözler söylemek istedim, kelimeleri süsleyip süsleyip yazdım sana. Ama Onunla, konuştuğumuz dili beraber yaratmıştık. Giderayak sana bunları anlatırken neden hep geçmiş zaman kullandığımı sadece terkedilmemle açıklayamam. İnsanları kaybetmek ölüm gibi hem adil değil hem de hiçbirşeye benzemiyor.
Uzun zaman önce yazmaya başlamıştım sana son mektubu. Şimdi okuduklarınla aynı değildi yazılanlar. Ne farkeder ki, sen hiçbir şey bilmediğini bile bilmedikten sonra ne farkeder? Varlığın yerini yokluğun alması ne kadar zorsa, mutluluğu ifade eden kelimelerin yerini acının alması da o kadar zor oldu ama Bitirdikten sonra, not, yazıp, iki nokta üstüste koyup, bu bir öyküdür, diyeceğim son mektubu yazıyorum sana. Kelimelerin esiri ettin beni ama bunu da hakediyorsun; kaldır kadehini, gitmelerin şerefine Yağmur yağıyor, sırılsıklamım, yağmuru sevmediğine yanarım, bir de kirpiklerinin kuruluğuna. Aman ıslanma, aman kirpiklerin kuru kalsın ama Ama acele et, çabuk oku! Şimdi bir palyaço gelip bütün mektuplarını yakacak. Senden gözyaşı isteyip çığlıklar atacak, sonra yakandan tutup gözlerinin içine koşacak.Onu seviyordum ulan, beni niye terketti.. diye soracak sana. İteceksin palyaçoyu, kovacaksın. Her adımda dönüp arkasına sana- bakıp geldiği yere -yağmura- gidecek palyaço Saçağın altında kozalarından çıkan kelebekler, yağmura uçacaklar.Bunlar zaten hep ölümüne uçar diyeceksin. Ama kelebeklerin öleceklerini bile bile ateşe uçtuğu yalandı hani, hani bilerek ya da bilmeden kelebeklerin ölüme uçtuğu egemen ideolojinin öğretisiydi Haberin olsun, terkedilmek de öğretiyor. Yani; ateşe ya da suya Kelebekler ölmek için uçmaz güzel Kadın. Ama sen Sen bunların hepsini görmezden geleceksin. Sonra sırıtacaksın. Gülümsemeyeceksin, sırıtacaksın, dişlerinin arasından erittiğin dudaklarım sızacak, sonra yağmur yağacak. Hep yağmur yağacak, yağmur yağacak(Çölün, ölümü taşımasına yardım edecek bir omuz olduğu yerde kaldı ve ;sevgilim dediği bir cerenin kanına banılmış bir güneş parçası bıraktı geleceği sevene. İkinci yurdu olması için bir anlaşma yaptı ufukla& Vurgunum ben tufana dönüşen bir güvercin olan gözyaşlarının oyununa, tufana gereksinimi var dünyanın Yürek ister peygamber ve Kurân üzerine başka sorular sormak için. Konuşuyorum ve ateşle sarılmış bir bulut görüyorum, aktığını görüyorum insanların gözyaşları gibi. Ah Brındarım ah Tırtılın ördüğü kozanın içinde kelebek olması mı zordur, senin Adonis olman mı, yoksa hep ölmek mi?)
Sorularla beraber sana yazdıklarım ve onunla yaşadıklarımız geçiyor aklımdan. Sonra karnımın oralarda bir yerde bir ağrı duyuyorum. Uzun süredir yoktu bu ağrıGitmeden, son birşeyler söylemek istiyorum sana, olmuyor. Sayfaların arasında söylenecek söz, yaşamın içindeki gibi rahat çıkmıyor ağızdan. Ona nasıl da söylemiştim Beraberliğimizin ilk günleriydi ortak bir dil kullanma kaygısı taşıdığımız günler- Ağır Romana gitmiştik. Hani orda Salih Tinaya, hastayım sana, deyince, Tina da geçmiş olsun diyor ya, bilinç altıma yerleşmiş olmalı. Birlikte geçirdiğimiz yine güzel bir gündü, dolmuşa biniyordu, arkasından birşey çok şey- söylemek istedim. Seni seviyorum diye bağırmak istedim. Olmadı, olamazdı. Bir anda ağzımdan çıktı Geçmiş olsun . Döndü, gözleri de güldü sana da dedi
Bütün bunları anı olsun diye yaşamadık güzel Kadın. Ateşe de yağmura da, uçmak istediğimiz için uçtuk. Öleceğimizi bilerek değil, öleceğimizi düşünmeden, istediğimiz için uçtuk, sen ateşe güzel Kadın, ben yağmura birbirimize son kez birşeyler söylemedik hiç. Yağmurun son damlası düştü sonra biz yağmaya başladık. Vücudu giderek soğuyordu ama elleri, elleri yanıyor muydu? Bir kaçış değildi bu, yalanı yaşamaktansa bize bırakılan son inisiyatifimizi kullandık.
Gidiyorum Ölüm adil değil güzel Kadın Bu sana son mektubum Sen nerde olacaksın, diye sormadan gidiyorum Gitmek senin kadar güzel.. Bak yağmur yağıyor güzel Kadın Sana bir kez daha son kez söylemek istiyorum;......................................
aLınTı |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 14/7/2008 - SEN HİÇ BİLMEDİN
Yazar: TOKAY ŞİİR

Sen hiç bilmedin ama
Ben hep sevdim seni
Bir derdin olduğunda anlardım
Gözlerin daldığında içim titrerdi
düşman kesilirdim seni ağlatanlara
sen hiç bilmedin ama
seni her düşündüğümde
yıldızlar sevgiyle gülümserdi ruhumun semalarında
keyifle uyanırdı düşlerim rengarenk şafaklarda
sen hiç bilmedin ama
gözlerin değdiğinde gözlerime
yeşerirdi bozkırlarım
baharı yaşardım zemherilerde
sevda kuşları konup kıyısında öterdi yüreğimde
Sen hiç bilmedin ama
Günaydın aşkım dediğinde
Denize kavuşan martıLar qibi
ÇığLık ÇığLığa Kanat Çırpardı SevinçLer
SihirLi bir el değmişçesine
Silinirdi tüm hüzünlerim
Günüm aydınlanır güneşim batmazdı dağlarımda
sen hiç bilmedin ama
kabul etmek istemesemde
kışın düşen şaşkın cemreler qibi
zamansız düştüm sevdana
sen çoktan geçmiştin bu yolları qeri dönüşün mümkün değildi
Bilirdim bu mevsimin vuslatını ve imkansızLığını
yollarına düşesim qeLirdi
ağLardım kuytuLarda
Sen hiç bilmedin ama
Ben seninle doğdum
Gelmeden Bu yolun sonu gelmeden ölüm
Ömrümün bu son mevsiminde ben seni
ÇOK SEVDİM !
ALINTI |
Yorumlar (1) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 14/7/2008 - SAVUR BENİ UZAKLARA
Yazar: TOKAY ŞİİR

savur beni uzaklara rüzgarınla ama sende gel
bırak dağılsın yüreğim parça parça olsun bırak
her göz damlam bir yerde kalsın bırak
sen ol sadece yanımda gözlerin ellerin yeter bana
ama ne olur al beni yanına..
dayanmaz yüreğim sensizliğe kaldırmaz ki sensizliği
yığılıp kalacağım bir duvar dibine bu acıyla
nefes alamayacağım biliyorum, o yüzden nefesim ol
benim ol herşeyim, baktığım gördüğüm herşeyim işte
ama ne olur al beni yanına..
bakmasan da gözlerime yüreğim de ol bari
seviyorum demesende dayan de ne olur
yüreğimdesin de kapat gözlerini ben geliyorum de
bir şey de ki sebebi olsun şu kalbin durmaması için
ama ne olur al beni yanına..
pencerem hep açık olur rüzgarla kokun gelır diye
gözlerim hep yollarda, olur da çıkarsın karşıma
kulagım hep dinlediğimiz şarkılarda, olur da eşlik edersin diye
yüreğim ellerinin boşlugunda, gözlerim seni arar heryerde
ALINTI |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 14/7/2008 - AL BENİDE YANINA
Yazar: TOKAY ŞİİR

kalbi şiir diye kanatıldıkça
“bir şairi en çok kelimeler öldürür”
gözlerimi alan bir güneşsin
seni görebilmek için geceyi bekliyorum
sen ardında bir dolunay bırakıp gidiyorsun
dolunayın ne güzel…
geceler sabahı emzirirken koynunda
yarına dünden saklanıyorum
bir nefesle üşüyen o sıcak kucağın
uyku damlatmıyor gözlerinden gözlerime hiç
yutkunamıyor gözlerim
gecelerinden çaldığım uykularını
senin için hecelerden bir dağı
tek sözcükle sırtlıyorum
ismine sığdırdığım dertlerimden
bana hiç yer kalmıyor
adını koyamadığım…
rüyalarda ıslanmış saçlarımı tararken
kim düşürdü ellerinden seni uykuya
zemheriler kıskansın ay düşende
kızıl saçlarından sonbaharı
sen kokarken kopartılan bütün çiçekler
kan yağdırıyor gözlerinden avuçlarıma
yaprak yaprak..
nasıl anlatacak bu gidişin
benim nasıl geldiğimi..
ölüm sana ben doğarken gebe kalınca
azrailin salladığı beşikten
hangi ayet kan damlatır damarlarına
imzalasın bir yıldız kayarak
göklerdeki yemini..
dualarımla nasır tuttun şu ellerimde
bir nefeslik yolculuk değil mi yanın
al beni de yanına..
__________________
ALINTI |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 14/7/2008 - ÖLMEK NE DEMEK ANNE
Yazar: TOKAY ŞİİR

Burası nere dedim, Annenin yeni sokağı,
Annem nerde dedim, yeni evinde dedi babam.
Sokakların çok dar,
Yol üstünde senin ki gibi bir sürü ev var anne.
Sana ihtiyacım var anne, Hiç korkmazdım sen varken,
Uyurken bile anlardım başucumda dikildğini
Yüreğinin ninnisi gözlerinin içindeydi
Ellerinin şevkati öyle okşardı ki bedenimi,
Uyurken bile hissederdim yanı başımda gölgeni anne.
Geceleri korkuyorum anne,
Annem neden gelmiyor diye soruyorum,
Annen yeni bir eve taşındı diyor babam
Taşınmak ne demek anne?..
Eskisi gibi sevmiyor babam, öpmüyor, okşamıyor.
Taşındığı yerden annemi al gel diyorum
Annem nefes alamaz orada,
hem annem sıkılır orada diyorum.
Annem gitti gideli sen beni sevmiyorsun
Ne olur baba, annemi geri getir diyorum,
Babam yine ağlıyor.
Sımsıkı sarılıp sımsıkı kucaklaşıp yatıyoruz.
Ben bu yıl okula başladım anne.
geçen gün öğretmenimiz, herkez istediği resmi yapsın dedi
Ben senin yeni evini çizdim anne,
Komşularının evinide çizdim, yol boyu dizilen ağaçlarıda,
Bir türlü okuyamadığım, beyaz taşlarıda.
Hatta evinin çatısındaki kırmızı gülleride...
Öğretmenim eline aldı, Baktı..baktı..baktı,
Başını bir sağa bir sola, bir sağa bir sola salladı durdu
Sonra birden bana sarılıp ağlamaya başladı
Öğretmenimde ağlıyor anne...
Bak, bak o bile beğenmedi senin yeni evini
Beğenseydi, ne güzel olmuş derdi, aferin derdi
Yıldızlı imza atardı, belkide duvara asardı anne.
Sadece bana 'zavallı öksüz yavrum' dedi
Zavallı ne demek anne, Öksüz ne demek?.
Sabahları arkadaşlarımı anneleri getiriyor
Bir sıra arkadaşımın annesine,
Teyze sende taşınacakmısın yeni evine dedim
Hayır dedi, 'bizim evimiz var'
Bizim evimizde var, ama annem taşındı dedim
Geçen gün babam,
Neden öldün sanki, diyerek sana bağırıyordu.
Ölmek ne demek anne, Sen öldünmü?
Tıpkı akvaryumdan çıkardığımız balık gibi,
Bir daha nefes almayacakmısın,
bir daha gülmeyecekmisin anne.
Ne olur anne dön, sana ihtiyacım var
Dönmeyeceksen benide yanına al anne
Eğer bir gün bende taşınacaksam senin gibi,
Bebeğimi, bebeğimi yanımda götüreceğim anne....
ALINTI |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 13/7/2008 - ANLAMAK VE SUSMAK
Yazar: TOKAY ŞİİR

bir boşlukta sallandırıyorsun yüreğimi
kime baksam
../biraz sensizlik
..biraz yalnızlık
/biraz korku
sevilmeye muhtaç bir çocuk gibiyim sokak aralarında
adımı kim haykırsa sarılacak gibiyim
acı çekmek ne demek bilir misin özlemler içinde..?
derdini anlatamayan bir dilsiz gibiyim...
kırgınlıklarımı emanetçiye bıraktım
geri dönüp alır mıyım../..bilmiyorum
her gece ince uzun bir bardak dolaşıyor parmaklarımda
her gece istek parçalar alıyorum sevdaya dair
her gece biraz daha ölüyorum..
bizim buralarda hem sıkı içip hem de şarkılar söylemek,
her yiğidin harcı değil
şimdi desem ki gün geceye döndü
susuz bıraktın dudaklarımı köpek öldüren gecelerde
sancılarım sıklaştı../..ebesiz şiirler doğurdum kan ter içinde
nehirler boyu uzanan yüreğim işgal altında kaldı
kurtulan var mı dersen,
belki bir kaç düş
ve sakat kalan sözler
sevdam ise komada kan kaybediyor,
biliyor musun..?
belki de artık hiçbir şeyi bilmeni istemiyorum
istemek beklemek demek
beklemek ise kanamalı bir isyandır göğsüme yapışan
göğsümün bilinmezlere değil,
sevda RH + düşlere ihtiyacı var
artık rolleri değişiyoruz sevgili
sana şimdi anlamak
bana da susmak düşüyor
yaşattığın için ben iyi biliyorum,
yüreğin çok acıyacak..
ALINTI |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 13/7/2008 - SUKUTU HARFLERDEN DİRİLEN YAR
Yazar: TOKAY ŞİİR

Vakti geldi…
Kolları sıvansın masalların…
Ve ya(n)zsın parmaklar ön/söz(ü) aralı(k) mevsimlerin de..
Sabahların yad ellerine kınalanıyor kentler…
Çoğalır terk-i kırgın şiirler…Feryada bir gecelik kalem olursun ve kaleme kambur kalır insanlığın...Rengini veremezsin arşı kıyametin göç rahmetinde…
Kiralanırsın, şairin üstü kalmış yalnızlığının harf boşluğuna…Teninde, niyetine d/okunan şubat gözler türer… Kötürüm yüzünde ise, üşümelerin eksiktir…Gölgelerin deltasında, izbelerin üryan sesleri arasında, yara olursun denizin tuzuna…. Ötende çoğalır eksik yaşam, kırıntıların ben sancısı olur... Sokağına kesik ses kabuslar dökülür…İç cebin kalabalığından düşmüş bir sen daha arta kalır..Artık kalır…
Kaçamak uzağın yakınına kurulan devrik bir cümle… Ağma küskünlüklerim seyir hükmünde… Gamzelerime çalıntı imalarına uluorta fırtınanın baskını dağılır…Ben tüm dağınıklığını okurum nefesinde ve saçların uyanıyor dizimde… Çıkıp gelinemez ateşin rahminden, aşkın cürmüne...
Sana kurulmuş eski bir çığlık, tuğrabın kuraklığına azarlanan bir yağmur toplarım… Tekil acılarımın azmettirici sus yazgısı, hiçbir yazıtlarda bulunamaz. Satır satır kovaladığım dilimin yalın haline, akbar kanların rü abın-ı ateşlerim. Aykırı bir günbatımı yanaşır caddeme. Genzimin kavrulduğu iki biz arasında kalırım... Ah etmenin sabra ayar düştüğü uykulara davetkar bir öykü bağlıyorum gözlerime...Bismillah diyip düş/eş geliyorum günahların nasibine…Bütünlemeye kalıyorum, içimin hasat mevsimsizliğinin başladığı sus toprağına. Özet kalıyorsun yalnızlık; körkütük sendelenen hayatsızlığın, satır başı sarhoşluğuna.
Dur;
Yüzünün bir yıkımlık sokak ötesinden kal, çıplak gözlerinde zamanı aşk geç… Cümle boyu uzan suskunluğun başına ve beni hükmünde bağışla… Ürpertisi satılmış İstanbul’un, kristal harflerinin kırıklığıyla temize geç, nüshası olmayan gülüşlerini…Adını giyindim ,adını sattım. Gözlerinin resmiyetine süzülmüş karanlığı zırhlandım. ..Yorgunluğumu hırpalayan isyanların fallarında hep sen çıktın…Gölgeme adam kalan çocuk…
Adının baş hecesinin kare kökünü alıyor aşk...Şakaklarım da yokluğun ezberini nöbet geçiyor, alt yazı acılarım… Sükunetinin secdesinde. sahte utançları kimlikli yorum… Kadın sokakların kirlenmiş camekan yüzünde öznemin başına dönüyorum… Aşk ya(la)nını uçur ellerinin… Gelişin ateş kar olsun kentin damar damar gitmelerinde… Ezik kaygılarımın faili malum; yar/sızım… Gözlerin üç nokta düş batır içime ve yankını, kursağımda sar/sakla...Satırlara tabi tutulan yaralarımın kanında tutuluyor, saçlarıma ördüğün hırçınlığın…Baskın veriyor saatlerimin güneydoğusuna kurulan ikindi cinayetlerim... Baharın gürültüsüyle çıkagelen ıslaklığında kuruluyorum küfürlerimi… Seni öykünün alnında nemlenmiş veda ıslığında tanıdım yar/sızım… Cümlelerimin izini kırıntıla… Bedenini bas, beni aldığın yüzünün masalına. Adım tövbe ordusunda kurulsun… Aynaların avazında büyümüşlüğe üşüyen çocuğu yak ve gülüşümün şerbetinde iç yabancılığımı… Kıyında geçerken ihbar et beni, notası gırtlağına militanlaşan şiirlerine…Uyandır sözümden ve beni tanı niyetinde…
Alışkanlık kadar aşkdı, rivayetin bende..Kalbim nedametlere niyet geçti yar/sızım. Söylesene; şimdi sen mi, ben mi rutubetli küçük düş kalıyoruz. “giden kadar kalan olan terk etmelere…” Boş kalsın sevda yerin, “gittiğine inansam dönmeni beklerdim…”
Aldım tüm savunmasızlığımı arkama. Masalların saklambaç koynuna azıkladım seni.. İçime bir İstanbul yerleştin. Ruhumda tövbelere akmış yadınla mı kaldın. Acıma dayadım hiçbir hatırlayış değilsin şimdi, hiçbir unutuluş olmadığın gibi ve geveze değil artık sana vurgun kelamım. Aşk adınaydı içime denk gelişin. Karaladım işte isminin sus hecesini gitmelerinle.. Gidişlerinin bir alt sokağındayım şimdi, tekrarı için içime tuttum seni… Bitimsiz yolların kıyısıdır menekşeleşmiş adın yar/sızım… Tenimde yarım kalıntıların keşfine etiketleniyor, sen veliahtlı cümlelerim. Hatırla; kökü ben çıkan hangi cümlenin varlığı yokluğu arasında gittiğin kadar gelmeyişlerinde kaldım… Ben saymadım yar/sızım; sayamadım… Beni payıma çivile, ölümsüz sayfaları bana kefen eyle..Hadi diren ihtiyacımın kumpas hesapları..Adım yudumlarını nakışla kalan üstümün zerre hücresine.. Sen, bütünüyle bir yalnızlık olarak dinlen/iyorsun sesimde…
Şule İDİZ
|
Yorumlar (1) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 13/7/2008 - NE ZORDU
Yazar: TOKAY ŞİİR

Oysa ne zordu seni tamda bulmuşken kaybetmek..
Ne zordu ağlamamak için dudaklarımı ısırırken veda sözlerini dinlemek..
Biz sevgiliden başka dosttuk, arkadaştık ya bi nevi
Sırdaştık, insandık ya önceleri..
Değilmiş !
Rüzgarı kıskanırmı insan hiç tenine deyip geçiyor diye
Yağmur damlalarından nefret edermi yanaklarından süzülüp dudaklarına yerleşiyor diye..
Edermiş meğer !
Sana benden başkası dokunamaz ki..Sımsıcak sarılamaz ki..Ellerini tutmak isteyemezki canı benim canımın istediği gibi.. Beklentisizce sevemezki, bekleyemez ki seni..
Sahi, doldurabilir mi yerimi biri ?
Oysa biz değilmiydik defalarca söz veren birbirimize.. Biz değilmiydik kalbimizde birbirimizden başkası olmayacağına yemin eden.. Tek bir ruh, tek bir kalp..
O biz değilmiydik sahi ?
Bocalıyorum yokluğunda..
Neye elimi uzatsam boşlukta buluyorum kendimi.. Baktığım hiç bir yüz seninkine benzemiyor, hiç bir renk hayatımı senin rengin kadar ferahlatmıyor.. Hiç bir söz senin bir tek sözün kadar değer bulmuyor..
Olmuyor ! Ne yerin doluyor, ne boşluğunun acısı hafifliyor.. İçimde bir yerlerde öyle büyüksün, öyle hızla çoğalıyorsunki yetişemiyorum sana .. Yaşadıklarımız öyle ardı ardına geliyorki aklıma unuttum desemde beceremiyorum aslında..
Artık tek başıma dinliyorum gözlerimin içine baka baka söylediğin o şarkıları..
Tek başıma bakıp eski resimlere, gülümsemeye çabalıyorum buruk bir tebessümle..
Oysa simdi ne bir resmin kalmalı elimde, ne bir anı beynimde.. Susmalıyım ! Çünkü her konuştuğumda seni seviyorum dememek için ısırıyorum dudaklarımı
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 8/7/2008 - UNUT DİYORDUN YA UNUTTUM İŞTE
Yazar: TOKAY ŞİİR

Kaç kez elveda dedim sana hatırlamıyorum.O kadar veda edip ve yine okadar döndümki sana ama bu kez tamam.Unut dediğinde bile bir umudum vardı hala,çünkü yüreğim seni hissedebiliyordu.Ama bu gece bu yürek o güzel Yüreği hissedemedi.Her vedada unut diyordun ya unuttum işte...
Sana gelemem,seni sevemem,senin olamam diyordunda canımı yakıyordun ya
içleniyordum,sessizce ağlıyordum ya.Artık yanmıyorum,ağlamıyorum,kanamıyorum ve acımıyorum.
Okadarki hissizim artık sana karşı gün ve gün dindi hasretim özlemim.
Ve bu gece işte bu gece bitti herşey unut diyordun ya unuttum işte...
Bak artık okadar unutmayı başarmışımki; seni unutmayı bile yazamıyorum.
Ne desem bilmiyorum.Bir elvedanın arkasına ne denebilirki...
Az çok tanır halini bilirim,dilerimki artık gözünden yaş süzülmesin
acı kapını çalmasın ve hayat bir an bile beni sana hatırlatıp üzmesin...
Unut dedin unuttum işte artık gönlün sevinsin...
Cennet çocukları derki ''uyu acını unutursun''şimdi uyumak istiyorum.Uyumak ve acımı sonsuza dek unutmak istiyorum.Unut diyordun ya unuttum işte bugecenin sabahına uyandığımda artık bir sen olmayacaksın,ve ben doğacak olan
güneşle yeniden doğacağım hayata seni tamamen unutacağım ELVEDA...
Bir rüyam vardı yarım kalan unuttum...
Bir sözüm vardı umut kokan unuttum...
Bir deniz vardı sonu hüsran unuttum...
Bir şarkı vardı dilime dolanan unuttum...
Bir yıldız vardı parlayan adını unuttum...Bir sevdayı anlattılar aklımdaydı unuttum...
Bir gemi vardı sefere çıkacak nereyeydi unuttum..
Bir yabancı vardı nereliydi unuttum...
Bir yalancı vardı ne demişti unuttum...
Bir umut vardı adı neydi unuttum...
Ben bir şeyi değil,bir çok şeyi unuttum.Ama unuttuğumu bir türlü söyleyemedim.
Unutamadığım bir sevdam vardı,işte oda bu gece unutulanlar arasına girdi...
Umut bitti,rüya gitti,o bitmez dediğim sevdam en sonunda bitti..
Unut diyordun ya unuttum işte...
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 8/7/2008 - ANLATAMADIĞIM-2
Yazar: TOKAY ŞİİR

İşte,
Bunları anlattım gül bahçelerine.
Bunları anlattım hep yollara.., yıldızlara, sulara..., duvarlara.
Bu aşka şahit olan herkese........
Yıllara, ve dahası yaprak sarısı bu hayata.....
Anlattım da;
Senden uzakta bir kalpte,
senin için yıllarca taşınan sevda yüklü bu kervanın..,
ihanet kurşunlarıyla yüreğinin tam on ikisinde vurularak..,
çöl seraplarına terk edişini,
anlatamadım.
Şu yaban ormanlı gönlüme.....
Artık,
Yıllardır
ne bir umut değer
dudağına hasretin.
Ne de
gelin kokulu kızlar bekler yolumu.
İçli şarkıların perçemine asılan yokluğunu.,
Öksüz bir şive ile anlatamadım gitti hâla şu gönlüme...
Yalnız şunu bil ki;
Üşüyorsa,
bir bir senden uzakta kalan bu yüreğin sesleri,
sanma ki bu aşk sahipsiz kalır.
Geçiyorsa içimdeki kervanlarda hasretin..,
ve
kalıyorsa bir yetim hüznüyle ellerimde hercai gözlerin..,
ardından bir gün bende hırkamı alıp
çekip giderim...
Sensiz gökle yer arasında asılmış bir halkada.., iklimlerin üstünde baharlar soluyorsa..,
bir gül damlıyorsa
aşkın duvağına kan kırmızı sevdalar gibi.
Ve
düşüyorsa gamzesine menekşeden ince bir yağmur.
Türkü kokan bu sevda keder dokuyorsa bir ucu kırık.
Kopan bir gecede kumrular varsa mahzun.
Bil ki,
bu yürekte
ölümüne bilenen hançer keskinliğinde,
hâlâ sana ait olan bir aşk var.
O zaman,
sulara ver saçlarını ki ıslansın bahar....
işte böyle güzelim.
Bendeki soluğun adı şiirdir. Şiirimdeki dili biliyorsan beni anlarsın.
Sana bunları anlatırken,
kanamayacaktı nergis kokulu düşlerim.,
yaşarmayacaktı gözlerim aslında., kurumayacaktı dudağım.,
ağlamayacaktım....
Demiştim ama..,
gel de anlat.
Anlatabilirsen., tufan bulutlu şu gönlüme.......
ALINTI
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 8/7/2008 - ANLATAMADIĞIM
Yazar: TOKAY ŞİİR

Mola
Verdiğim
Gölgelerin
Soluğunda
Şunu
Anladım ki,
Aşka
Çıkan
Bir
Tek
Yolun
Dışında,
Tüm
Yollar
Sütunları
Yıkılmış
Bir
Saraymış.
Sana olan bu aşkım;
Duvak heyecanıyla., gönüllerdeki sahralara su taşıyan., taze gelin telaşıydı... Destanların ağıtı.,
hastanın sabahı beklentisiydi., matemli limanlarda...
Kurşunların adrese,
ve
İsmail’in hançere teslimiyetiydi., kızıl şafaklarda...
Akşam yüzlü inci kapılarda yırtılan gömlekteki aşktı bu. Acılarla çizilmiş beyaz ve şeffaf.
Ve
bir bakışın endamlı masumiyetiyle.,
geceye gizlenen nefes olup,
çıplak tene değen dokunuşuydu. Besteleri solan rıhtımlarda...
Hüznüne ağlayan bir mendile gözyaşları düşüren,
ahşap çerçeveli dualardı. Yaldızlı ağızlarda.
Ateş döşekteki ağır gölgenin
ve alev yorgandaki üryan gururun imtihanıydı.
Sana akan
kötürüm yollardaki sabır bohçasıydı., uzun karanlıklara inat.
Gümüş bardaklardan kandillere dökülen,
serin bir buseydi bu aşk.,
mehtabın eşiğinde...
Gemileri yakacak kadar onurlu, güzel bir şeydi,
bunu solumak.....
Bu aşkı yaşamak.....
Umudun Mavisine asılan tarçın kokusu gibi,
V harfli duruşuyla
her yağmur sonrası bölüşülendi.
Gecenin aralanan perdelerinde,
akan yorgunluk gibi şafağı bekleyen..,
ve dayanılmaz cazibeni arzuların eşiğine taşıyan..,
zemheri vaktiydi sanki.
Sevgiliye adanan kirpiklerdeki devran gibi.,
güneş vuran kıyılarda..,
bir dal dudağı kırıklığını teselli eden,
kadife dalgalardı.
Od düşen gecelerdeki bir mey yankısı gibi,
dolunaya gizlenen
sırdı bu.
Tüm coğrafyalarDa gökkuşağı olan, ve
her yere sinen bir sevdaydı. Aslıyı kıskandıran..
Beyaza aşkı işleyen pembe bir yanağın; kısır zülüflere geceyi, Selvihana da Emrahı ayartan
işveli bir tebessümüydü.
Ve
bir yerlere sığmayan,
mühürlü kuyularda demlenen kutsal bir selamdı.., aşk sürgünü mekânlarda...
Çocukların fersiz gözlerinde yeşeren,
bahar dalı gibiydi bu sevda. Direnen tüm acılara inat.
Suları,
ateşli bakışlarıyla kurutan nadaslık kızların, beyaz yeleli kısrakların üzerindeki şahlanışıydı....
Ateş hattında,
kıyısındaki nehirlere bağlanan
boğumlu bir soluktu
işte..,
sana bilenen...
Ve
Canana,
ayın on dördünde,
çimen gözlerini
billur kadehler içinde sunan
bir Canın
armağanıydı bu.
Elvan dağların eşiğinde...
Senin anlayacağın;
Tüm hücrelerine kadar
delikanlı olan bu aşk.,
alın teri karşılığı
hak edilen
bir aşktı...
ALINTI |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 5/7/2008 - SÖYLEME
Yazar: TOKAY ŞİİR

Seher Yeli Sitem Götür O Yare
Ona Selam Saldığımı Söyleme
Düşmüşem Derdine Amma Ne Çare
Boynu Bükük Kaldığımı Söyleme
Söleme Nolur Söyleme
Söyleme Sakın Söyleme
Ona Deki Seni Candan Sevmemiş
Ona Deki Sana Yalan Söylemiş
Ona Deki Senlen Gönül Eylemiş
Hasretinden Öldüğümü Söyleme
Söleme Nolur Söyleme
Söyleme Sakin Söyleme
De Mazlumi Seni Çoktan Unutmuş
De Bu Sevdan Kuru Hayal Umutmuş
Senden Ayrılalı Başka Yar Bulmuş
Saçlarımı Yolduğumu Söyleme
Söleme Nolur Söyleme
Söyleme Sakin Söyleme
Bir Başıma Kaldığımı
Sararıpta Solduğumu
Per Perişan Olduğumu
Söleme Nolur Söyleme
Söyleme Sakin Söyleme
metin karataş
ikrar albümünden |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 5/7/2008 - NE GEREK VARDI YOKLUĞUNA
Yazar: TOKAY ŞİİR

Öznesiz cümleler kurmaya alışmıştım ben oysa...
Yalnızlığıma, ıssızlığıma sahip çıkmıştım onca kalabalığın arasında..
Korkularımdan korkmamayı öğreniyordum yavaş yavaş.
Hayallere düşlere sığınıp onlarla avunuyor, küçücük mutluluklara, hayata dair geçici heveslere sarılıp gülümseyebiliyordum.
Geride bırakmıştım bütün hüzünleri, ertelenmişleri, yaşanmışları, yarım kalmışları.. Yürüyordum ardıma bakmadan kendi yolumda. Geçmişin izleri bazen takılıyordu ayaklarıma bir yerlerde, ama ben aldırmadan yürüyordum işte..
Sevdaya dair hikayelerin noktasını koymuştu hayat yıllar öncesinde. Ben de çaresizce boyun eğmiştim ona.
Bence mutluydum ben kendi kendimle..
Hiç beklemediğim bir zamanda, ansızın çıktın yollarıma.
Yalan mıydın sen?
Yalan.. Bunca ısıtabilir miydi ruhumu? Bunca işler miydi sevdanı yüreğime? Geçmişin izlerini silip, doldurabilir miydi yüreğimi böylesine?
Bilseydim dinler miydim seni?
Geçmişimden koparıp, beni alıp gitmene,
İzin verir miydim?
Görseydim, eğer sonunu görseydim,
Başlamadan daha, orada dur derdim...
Bilseydim, eğer sonunu bilseydim,
"Sevme bırak" derdim,
"Sevme, uzak dur..."
Geldiğin gibi de gittin ansızın bir gün..
Sensizliğe alışmak daha zordu yalnızlığa alışmaktan.
Şimdi öznesi sensin cümlelerimin, yüklemleri yok...
Sensiz günüm zordu zaten,
Bir de sen geldin üstüne..
Yokluklarım yetmezmiş gibi,
Sen de eklendin üstüne...
Ben zaten bunları sen olmadan da yaşardım.
Ne gerek vardı sana, sensiz de yalnız kalırdım.
Ben zaten sen olmadan da ağlardım isteseydim eğer,
Ne gerek vardı sana, ne gerek vardı yokluğuna...
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
|
|
|
Tanıtım
1. zonenoktaorg ödüllü seo yarışması için hazırlanmıştır. İnşallah kazanaıp eğitim masraflarımın bir bölümünü çıkaracağım. Kimseye başarılar dilemiyorum kusura bakmayın. 1. zonenoktaorg ödüllü seo yarışması seni kazanacağım.
Baglantılar
• Ana Sayfa
• Profil
• Arşiv
• Arkadaşlarım
• Bana Eposta gönder
• RSS
Arkadaşlarım
• yakuza • ibret
|
|