BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
haberler gazeteler


Wednesday 1 August 2007
Bir yer var...

Kelimenin bittiği ve duyguların tükendiği bir yer var
Bilir misiniz?
Süzülecek gözyaşınızın kalmadığı
Atılacak kahkahanın boğazınızı acıtacağı bir yer
’Dur! Gitme!’ demenin mantıksızlaştığı
Anıların tek tek yüzünüze çarptığı
bir yer
Söylenecek sözün kalmadığı
Sadece susmak istediğiniz
Öylece kalakaldığınız
bir yer
Başkalarını ararken kendinizi kaybettiğiniz yer
Bulduğunuzu sandığınızda kendinizden ayrı düştüğünüz yer
Bir yere ait olamadığınızda
İçinde durduğunuz odaya, eve, sokağa ve şehre sığamadığınızda

Ait olmak istediğiniz
Bir
ora kalıyor yanınıza…

Adını sormayın bilmiyorum
Zaten bilmek de istemiyorum…
Nerde olduğunu da bilmiyorum
Ama içimizde bir yerlerde hissedebiliyorum…


Uzun bir koşudan sonra soluklandığımız yer ora
Birini kaybetmenin acısıyla boğuştuğumuz yer ora
Giden sevgilinin ardından ağlamak istediğimiz yer ora
Kendi odamızda veya bir sahil kenarında
Kim bilir!
Bulmak için uğraşmanın anlamı olmayan yer
ora

posted by heLena at 10:39 | in:
Permalink | email this post | Comments ( 4 ) | Add Comment
Wednesday 18 July 2007
Pinhani

 

Yıldızlar

Gökyüzünde ne çok yıldız var
Biri parlak biri ürkek biri yalnız diğeri sanki burda
İçimizde ne çok hırsız var
Biri aldı beni götürdü, sonra sattı, hem de yok pahasına

Ah şu hırsızlar
Her gece rüyamda senin kılığında dolaşırlar
Ah karanlıklar
Seni benden, seni dünden, seni gerçeklerden korurlar

Unutuldular

Su verdiğin çiçekler küçük bahçemi süsler
Şimdi bütün güller susuz ve kimsesiz
Seni beklemekten, seni özlemekten bu halimiz

İnandığın masallar birer şarkı oldular
Sana imkansızlıkları unutturdular
Şimdi yarım kaldılar, sen gidince unutuldular

Masamdaki resimler bir eski filme döndüler
Hergün aynı sahneler, içinde kendimiz
Küçük mutluluklar, çok eski hatıralar içindeyiz

Sevildiğim zamanlar birer öykü oldular
Meraklı çocuklara anlatıldılar
Şimdi yarım kaldılar, sen gidince unutuldular

Dön Bak Dünyaya

Yalnız kaldıysan, kalkıp pencerenden bir bak
Güneş açmış mı, yağmur düşmüş mü
Dön bak dünyaya

Herkes gitmişse, sakince arkana dön bir bak
Dostun kalmış mı, aşkın solmuş mu
Dön bak dünyaya, dön bak dünyaya

Bir sonbahar kadar yalnız, bir kış kadar savunmasız
Ya da ilkbaharsan, yolun başındaysan

Asla vazgeçme, kalkıp da pencerenden bir bak
Güneş açmış mı, yağmur düşmüş mü
Dön bak dünyaya

Haftanın Sonu

Cuma günleri valiz hazırlamak gibi
Cuma günleri seninle ilkbahar gibi
Ellerini alıp dokunmamak gibi
Gözlerini görüp de bakmamak gibi

Hiçbir cumartesi günüm bi türlü yetmedi
Asla cumartesi gece sabahla bitmedi
Ben seninim, gece benim sabah benim
Sen beni hiç düşünme, ben hep böyleyim

Haftanın sonu bi nakarat gibi
Haftanın sonu, hep aynı sözleri

Pazar günleri pazartesi alır beni
Pazar günleri elimdeki balık gibi
Gözlerini görürken ağlamak gibi
Kıymetini giderken anlamak gibi

Haftanın sonu bi nakarat gibi
Haftanın sonu, hep aynı sözleri
Haftanın sonu bi nakarat gibi
Haftanın sonu, hep aynı günleri

posted by heLena at 01:46 | in:
Permalink | email this post | Comments ( 3 ) | Add Comment
Sunday 17 June 2007
farkLı yerLerde aynı insanLar // Vazgeçtim Senden //

İtiraf:

Şimdi gittin…
Farklı yerlerdeyiz ve nasıl da seni anlıyorum değil mi?
İçimde bir sen saklıyormuşum meğer…
Aynı sen gibi davranıyorum artık farkına bile varmadan…
Gerçekte kaybettiğim seni,
İçimde bulurum belki diye…

 

Kabulleniş:

Bilmiyorum bu kaçıncı gidişin,
Açıkçası bilmek de istemiyorum…
Taban tabana zıt olduğumuzu yavaşça kabullendim…
Farklı insanlardık ama tek bir kalbe sığacak kadar aynıydık!
Bizim farklılığımız bunu anlayamamamızdı…

 

İçimdeki Sen Gidişinle Ortaya Çıktı:

Bu sefer gidişine ağlamadım inanır mısın?
Çünkü sen benim hiçbir gidişime ağlamamıştın!
Bu sefer kal diye sana yalvarmadım farkında mısın?
Çünkü sen bana hiç yalvarmamıştın!
Gecelerin, gündüzlerden;
Sahillerin, caddelerden
Ve mavinin diğer renklerden hiçbir farkı yok bu sefer!

 

İçindeki Ben:

Aşkın büyüdükçe
Benim gibi davranmaya başladın
Farkına bile varmadan…
İçindeki ben büyüyor her gün!
Sen anlayamadan…

 

Utangaç Bakışlardan Gereksiz Oyunlara Kaçış:

Eskiden utangaç bakışlar atarken bana
Şimdi yaramaz bir oğlan çocuğu gibi
Saçma oyunlar oynuyorsun bana!
Tıpkı bir zamanlar sana yaptığım gibi…

 

Özveriden Kurallara Gidiş:

Benim için her şeyden vazgeçerken sen
Benim kurallarım vardı…
Şimdi senin için her şeye yapmaya hazırım ben
Ama senin kuralların oldu birden!

 


Güven Ve Güvensizlik:

İnsanlara hiç güvenmezdin ya sen
Tek güvendiğim insan bendim…
Tüm duygularını bilirdim…
Bense herkese güvenirdim…
Ama söylemesem de,
Sana tam olarak hiç güvenmedim!

Şimdi bana güvenmiyorsun…
Ve yüzüme açıkça söylüyorsun…
Herkese güveniyorsun benden başka…
Kapılarını kapatıyorsun sessizce aşka…

Benim Özgürlüğüm:

Özgürlüğüne düşkün olan bendim sen değildin…
Bağlanamazdım insanlara,
Katlanamazdım kendiminkiler dışında kurallara…
Açıklama yapmak benim işim olmamıştı hiçbir zaman!

 

Gidişinle Artık Senin Özgürlüğündür:

Giderken özgürce gittin biliyor musun?
Hiç farkında değilsin ama özgürce gittin!
Kurallarına uymadım ben
Ve kurallarını değil beni bıraktın!
Açıklama yapmadın…
Bir şey vermedin, bir şey almadın…
Özgürce gittin arkana bakmadan…
Tıpkı benim gidişlerim gibi gittin…

 

Ve Artık Aynıyız:

Aslında ne kadar aynı olduğumuzu gördün değil mi?
Sadece farklı yerlerde olmamız gerekiyor aynı insanlar olmak için…
Biz bu özveriyi vermeye hazır değildik…
Ama gidişinle aynı insanlar olduk,
Görmüyor musun?
Biz istemesek de hayat zorladı…
Fark etmiyor musun?

Hiçbir şey kazanmadık gidişinle…
Birbirimizi kaybettik nedensizce…
Sığacağımız tek kalbi paramparça ettik ellerimizle…
Özgürlük sevdasına sevgimizi gömdük içimize…
Hepsini birlikte yaptık…
Ve artık aynıyız…

 

Aramızdaki Tek Fark Ve Bu Gidişin Farklı Olmasının Tek Nedeni:

Aramızdaki tek fark ne biliyor musun?
Özgürce gitmek değil,
Kurallar yerine aşktan vazgeçmek hiç değil…
Tek fark dönmek…
Ben gidişlerimde hep geri döndüm…
Vazgeçmedim senden…
Vazgeçemedim…
Ama sen geri dönmeyi bile denemedin…
Denemeyeceksin…

 
Senin kurallarınla oynayalım o zaman…
Senin oyunlarınla oynayalım o zaman…
Gitmek var dönmek yok,
Dönmek var bulmak yok ise kurallar,
Sana bir adım daha yaklaşıp senin kurallarına uyuyorum

Ve vazgeçiyorum senden…
Dönmeyeceksin ya şimdi sen
Ama kuralları bozup gelirsen…
-Hiç
gelme yine gideceksen-
Bilmeni isterim ki;
Büyük bir azimle attım sevgini içimden
Vazgeçtim ben senden!

 

 

posted by heLena at 02:32 | in:
Permalink | email this post | Comments ( 3 ) | Add Comment
Tuesday 24 April 2007
Minik ALıntıLarLa Eski SevgiLime Yazdığım Yazı //...
 

Sensiz geçen bir günün ardından, gözlerimdeki yaşlara ve gecenin üçü olmasına aldırmadan, uyumaya çalışıyorum. Son gözyaşımda yanağımdan süzülüp yastığıma damlıyor, bense rüyamda seni arıyorum. Hayaline hasret kalacağım hiç aklıma gelmezdi ki!

Anılar arasında korkarak geziniyorum. Senle dolu hepsi ama seni bulamıyorum.

Önümde büyükçe bir kapı var, üstünde ‘sonsuza dek kullanım dışı’ yazıyor. Belki sen arkasındasındır diye açmaya çalışıyorum. Ama açılmıyor! Kapının ardından gelen sesini duyuyorum. Tüm güzel anılarımız ve kavgalarımız hepsi orda kalmış! Büyükçe kapının yanındaki minik ben, oturuyorum yere ve çocuklar gibi zırıl zırıl ağlıyorum! Kapıda hiçbir kıpırdama yok! Gök gürültüleri gelmeye başlıyor. Havada soğuyor yavaşça! Yağmur mutluluğuma gölge düşürmek için yağıyor ama bilmiyor ki ben zaten ağlıyorum! Bir dakika…

Ben… Ben bu anı hatırlıyorum! Yanında oturduğum büyükçe kapı küçülüp belime kadar gelmeyen metal bir kapı oluyor birden. Yanında bir duvar. Duvarın üstündeyse senin siyah çantan var. Arabalar geçiyor sürekli, ışıklar sönüp yanıyor, hava birden kararmış. Ama… Ama sen nerdesin? Yolda yürüyen tanımadığım onca insan bile yerli yerinde! Ama… Ama sen nerdesin? Onlar yürüdükçe hayallerim ayakları altında eziliyor. Yağmur yağdıkça senle geçen ama sensiz biten bu an yavaşça eriyor! Bu bitişi ikinci kez kaldırabileceğimi sanmıyorum, yavaşça gözlerimi kapatıp kapıya yaslanıyorum. Bir yerlerden burnuma deniz kokusu geliyor. Ama… Ama arabalara, ışıklara, insanlara ne oldu? Korkarak gözlerimi açıyorum. Sahildeyim. Kayaların üzerinde tek başıma oturuyorum. Başımda beyaz şapkam, üzerimde yeşil pantolonum! Bir dakika… Ben… Ben bu anı hatırlıyorum! Ama… Ama kolunu belime dolamış, yanımda oturan sen nerdesin? Deniz önümde sensizlik gibi uzanıyor. Ama benim denizim; senin gözlerin nerde? Güneşe bakıyorum ve gözlerimi kırpıştırıyorum yavaşça. Ama benim güneşim; senin o kavurmadan ısıtan sımsıcak bakışların nerde? Bize laf atan o çocuk bile yerli yerinde! Ama… Ama sen nerdesin? Rüzgar esiyor hafifçe, beyaz şapkam uçuyor, saçlarım uçuşuyor, göremiyorum hiçbir şey! Bir yere takılıyorum ve düşüyorum, belimi çarpıyorum. Çok acıyor canım. Gözlerimi sımsıkı kapamışım, gözyaşlarımın damlamasına bile izin vermiyorum. Acım hafifliyor biraz ve gözlerimi aralıyorum. Okuldayım, tek başıma koridorda duruyorum. Elimde bana aldığın pembe çantam. Sağa sola bakınıyorum. Ama… Ama seni ilk kez öptüğüm o anda sen nerdesin? Öpücüğüm dudaklarımda acı bir feryada dönüşüyor o anda! Dizlerimin üstüne çöküyorum ve bağırıyorum ‘Sevgilim! Nerdesin?’ Yüzümü bastırıyorum çantaya, hıçkırıklarımı bastırır belki diye. İçimi çekiyorum yavaşça, çanta yerinde elimde senin gri montun duruyor. Bir şaşkınlık dalgası beni sarıyor. Okul bahçesindeyim, servisler yavaşça gidiyorlar kapıdan ama yüzümü omzuna sakladığım sen nerdesin? Montun elimde duruyor ama beni öpüp yavaşça giden sen nerdesin? ‘Hoşçakal!’ diyor birisi. Koşuyorum belki sensindir diye! Fırlatıyorum elimdeki montla sırtımdaki çantayı yere! Evimizin olduğu sokağa gelmişim. Elimle gösteriyorum birine. Ama… Ama bakıp yerini aklına kazıyan sen nerdesin? Bu senle dolu ama sensiz biten kaçıncı anı bilmiyorum! Artık yeter isyan ediyorum!

‘Sevgilim! Nerdesin!
Sensiz ben bir hiç bile değilim!
Aşka yazdığım şiirler küstü bana! Hüzün gözyaşı özlem doldu kelimelerim!
Senin gibi beni kimse sevmedi! Niye dönmüyorsun gittiğin yerden geri!
Çok özledim ben seni!’

Biri geliyor ve susturmak için parmaklarını dudaklarıma değdiriyor. Acaba sen misin? Bilmiyorum. Ben yine ‘sonsuza dek kullanım dışı’ yazan kapının yanında yere çökmüş ağlarken buluyorum kendimi! Kendimi bulduğum nadir anlardan biri! Soruyorum kendime yavaşça ‘Bunu bize niye yaptım?’ Bir anda zaman donuyor. Mutluluğuma gölge düşürdüğünü sanan yağmur duruyor birdenbire. Gök gürültüleri yavaşça dağılıyor. Hava soğukluğunu da alıp başka rüyalara doğru gidiyor. Gökyüzüne bakıyorum yavaşça ne olduğunu anlamak için!

Ama o kadar mavi ki gökyüzü, bir gözlerin daha mavi olabilir! Gözlerim kamaşıyor. Birkaç kez kırpıştırdıktan sonra açıyorum gözlerimi. Bulanık görüyorum hala. Gözyaşlarımı siliyorum minik elimin tersiyle görebilmek için. Odamdayım.

Sensiz geçen bir günün ve senle dolu ama sensiz biten bu rüyanın ardından yavaşça kalkıyorum. Dolabımı açıyorum. Giysilerin kutuların defterlerin yanında bugüne dek dikkatimi çekmemiş birkaç sayfa duruyor. Elime alıyorum onu, sayfaya gelişi güzel karalanmış, biraz yıpranmış ve muhtemelen gözyaşlarımla ıslanmış tarihe bakıyorum. Ama… Ama bu tarih… Seni terk ettiğim gece!

Sayfaya daha dikkatli bakıyor ve nasıl olup gözümden kaçtığını hatırlamaya çalışıyorum. Günlüğüm geliyor aklıma. O gece gözyaşları içinde başına oturduğum büyük bir hırsla sayfalarını yazdığım sonra aynı hırsla sayfalarını koparıp fırlattığım günlüğüm! Peki nasıl olur da hatırlamam bu sayfaları diyorum kendime! Cevap ağır çekim bir film gibi gözlerimin önünde. Sayfaları fırlattıktan sonra elime alıp satır satır, kelime kelime hatta harf harf okuyuşum günlüğümü. Her ‘seni seviyorum’ da damlayan gözyaşlarım, içindeki sevginin büyüklüğüne inanmayıp onu fırlatıp kaçışım. Karanlıkta bir yere çarpıp yere düşüşüm. İşte buradan sonrasını hatırlıyorum, sabah yine yatağımda uyanmıştım. Ayrılığı hatırlıyordum ama o sayfalar hafızamın derinliklerine gitmişti! Şimdi elimde duran o sayfalar. Daha yakından bakıyorum. Üstünde büyük harflerle ve altı çizili bir biçimde ‘Bunu bize niye yaptım?’ yazıyor. Elimde sayfalar, gözlerimde yaşlar, kalbimde bir sızı bırakıyorum kendimi yere yavaşça. Sayfaları korkarak okumaya başlıyorum…

BUNU BİZE NİYE YAPTIM?

Onu görene dek pek çok insanı sevmiştim. Veya yaptığım şeyin sevmek olduğunu zannediyordum. Ama kapıdan içeri girdiği anda daha önce hiç hissetmediğim bir şey hissettim… Karnımda kelebekler uçuşuyordu… Bu gerçek sevgi miydi? Emin değildim. Ben…  Ben daha önce hiç sevmemiştim ki! Zamanla anladım ki birini sevmek böyle bir şeydi! Onunla geçen günlerin doyumsuzluğu ve onsuz geçen her anın özlemi bu sayfalarda yazılı zaten! Yine zamanla anladım ki bu sevgiden öte bir şeydi! Çünkü… Çünkü ben onsuz yaşayamıyordum! Bu aşktı! Uğruna şiirler yazılan, ağıtlar yakılan aşk!

Peki şimdi bunu niye yaptım? Niye onu bıraktım? Ona bu kadar ihtiyacım varken niye terk ettim onu?

Korktuğum için!

Evet bu kadar basit ve saçma bir nedeni var bunun! Niye korktum peki? Neyden korktum peki?

Aramıza giren konuşulmamış günlerin ve mesafelerin sevgilimi elimden alması halinde çekeceğim acıdan korktum! Eğer beni bırakıp giderse bir daha nefes alamayacağımdan korktum! Ve onun bir başkasına bana baktığı gibi baktığını görürsem elimden bir kaza çıkmasından korktum!
Eğer… Eğer onu ben bırakırsam belki birimiz mutlu olabiliriz diye yaptım bunu!
Benim canımdan çok sevdiğim sevgilim mutlu olsun diye yaptım!
Doğru mu yaptım yanlış mı yaptığım bilmiyorum ki! Çaresizim! Yanağımdan süzülenler pişmanlık mı? Yoksa onun mutluluğu için duyduğum özlem mi?
Belki de hepsi kendi bencilliğim! Sırf beni bırakıp gitmesinden korkuyorum diye onu bırakıp gitmem… Evet kesinlikle kendi bencilliğim! Ben… Ben dayanamıyorum… İçime yavaşça yayılan ama öldürücü bu olan bu acıya dayanamıyorum! Bunu bize bu kadar saçma bir şeyden mi yaptım ben şimdi? Uğruna şiirler yazıp ağıtlar yaktığım büyük aşkımı bunun uğruna mı bıraktım ben şimdi? Of! Sıkıldım sorulardan! Şuan bu şehre, bu eve, bu odaya, bu günlüğe, bu satırlara ve ona ait değilim!
Bırakıp gidiyorum ki aşk ona kalsın…’

Gözyaşlarımdan sırılsıklam oluyor sayfalar! Peki ya ben… O an mahvoluyorum… Belki rüyamın devamıdır diye düşünüp kendime bir iki tokat atıyorum. Ama değil. Bu rüyamda sorduğum sorunun gerçek ve kendi ağzımdan cevabı…
Anlıyorum ki gerçekler gerçekten acı…

Belki bunları ona da anlatırsam beni affeder diye düşünüyorum. Belki büyük kapı açılır ve anılarımdaki boşluklar dolar sevgilim ve onun sevgisiyle. Belkilerle yaşamak öyle zor geliyor ki!

Belirsizliklerim içinde kayboluyorum…
Çok mu geç diyen düşünceler içinde kayboluyorum…
Sensiz geçen bir günün, senle dolu ama sensiz biten bir rüyanın ve bulduğum cevabın bir işe yaramazlığı içinde kayboluyorum…

Gecenin üçünden beri yaşadığım duygusal yoğunluğun ağırlığına dayanamıyor ve yerde uyuya kalıyorum. Son gözyaşım yanağımdan süzülüp yere damlıyor yavaşça… Bense rüyamda seni görüyorum… Kapılar, yağmur, sensizlik beklemiyor bu sefer beni! Sen bekliyorsun sevgilim! Sahildeyiz yine… Hafiften rüzgar esiyor… Dudaklarımdan usulca sana söylediğim son kelimeler dökülüyor ‘Seni seviyorum...’

Sensiz geçen bir günün ardından senle biten bir rüya bekliyormuş meğer beni!Seviniyorum çocuklar gibi!
Haykırmak istiyorum dünyaya, herkes bilsin istiyorum;
BEN HALA ÇOK SEVİYORUM SENİ!’

posted by heLena at 01:02 | in:
Permalink | email this post | Comments ( 5 ) | Add Comment
Tuesday 3 April 2007
=)

Merhaba ArkadaşLarr
En iyi arkadaş oLayını sanırsam atLattm!!
Selincim merak etme artık onu özLemiyorumm!!
Çisemcim umarm sende guzeL dostLukLar buLabLrsin! Keşke o kaLpLer sadece koLyeLerde kaLmasa... Gerçekten hissettiğimiz için oLsa!!
Can YüceL'ın süper bir şiiri var dostLukLu iLgiLi;

Dostlar ırmak gibidir
Kiminin suyu az, kiminin çok
Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya

Gerçekten de öyLe değiL mi? İçimizi okuyan bizi hep anLayan dostLarımız  oLduğu kadar çıkarLarı için bizimLe dost oLmaya çaLışan insanLar da yok mu hayatta?

Insanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı,
Bulanık bir göl gibi...
Ne kadar ugrassanız görünmez dibi.
Uzaktan görünüsü çekici, aldatıcı
İçine daldıgınızda ne kadar yanıltıcı....
Ne zaman ne gelecegini bilemezsiniz;
Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!

Kandığımız dostLukLarsa bunLar işte! BeLirsizLiğin gizemine kapıLıp baLıkLama daLdığımız dostLukLar , güvenimizden sessizce parçaLar kopardıLar ve bizi şüphe içinde bırakıp  yok oLduLar...

İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.
Bosa gitmez ne kadar güvenseniz.
Dibini görürsünüz her sey meydanda.
Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.
İçi dısı birdir cekinme ondan.
Her sözü içtendir, her davranısı candan...

Sanırım hepimizin aradığı ve sahip oLmak istediği dostLuk bu! SabahLara kadar güLmek veya ağLamak beraberce, ya da eL eLe yürümek ıssız yoLLarda, birbirine destek oLmak korkusuzca bu dostLukLarda var!!

Burdan sevgiLi dostLarıma öpücükLer yoLLuyorum!! =)
Sözde 'en iyi' arkadaşLara da hayatta başarıLar diLiyorum!! =)

posted by heLena at 06:53 | in:
Permalink | email this post | Comments ( 4 ) | Add Comment
Tuesday 3 April 2007
En ii Arkadaş //...

Siz hiç en yakın arkadaşınızı kaybettiniz mi?

Sıcak bir yaz gecesinde yemin etmiştik... Ölene dek dost kalacaktık aramıza ne bir kız ne bir erkek girebilcekti... Kendimize kalpli bir kolye aldık yarısını o taktı yarısını ben taktık... Ortak bir kalbi bölüşüyorduk...

Bir süre sonra ara ara kalbi evde unutmaya başladım... O da başladı! Aramıza ne girmişti hiç bilmiyorum... Şimdi anlıyorum... Ben eski sevgilimin acısıyla doluydum... O da eski arkadaş grubunun özlemiyle... Yine de biz bir arada kaldık... Nasıl olsa biz 'en iyi' arkadaşlardık... Yoksa bize mi öyle geldi?

Hiç sevmediği bir kız vardı... Bense severdim ama 'en iyi' arkadaşım üzülmesin diye birşey söylemezdim...

Birgün çıkışta acil bir işim çıktı ve erken gittim... 'En iyi' arkadaşımın sevmediği benimse sevdiğim kız yanıma geldi ' En iyi arkadaşın beni alışverişe çağırdı.' diye... Şaşırmıştı! Onu hiç sevmeyen bu kız niye onu çağırmıştı?

Ben ondan da çok şaşırmıştım! Ne demekti bu şimdi?

'En iyi' arkadaşım da hata yapabilirdi... Ona anlayış gösterdim ve durumu kavraması için ona fırsat verdim... Ama o ikinci bir hata yaptı bu sefer benim arkamdan sevmediği kıza benimle ilgili şeyler söyledi! Beni ikinci kez kırmıştı... Bu sefer onu kendi haline bıraktım daha fazla kırılmak istemiyordum...

Ama sonra konunun öylece ortada durduğunu gördüm ve herşeye rağmen onu aradım! Bilin bakalım karşıma kim çıktı! Onun eski arkadaş grubundan nefret ettiğimiz bir kız onun telefonundan benle konuşuyordu ve ben yalnız ve üzgünken o kızla berbaber evde eğleniyordu!

Konuşmamı olabildiğince kısa kestim...

Yapabilcek neyim vardı ki...

Sıcak bir yaz gecesinde 'en iyi' arkadaşımı kaybettim...

Kalbin yarısını aldım ve camdan dışarı fırlattım... Bir dostluğu yüreğimizde taşımadıkça semboller anlamsızdır anladım... Aptalca bir hataya düştüğümü de anladım...

Beraber çektiğimiz resimlere baktım, bağıra bağıra söylediğimiz şarkıları dinledim...

Yapabilcek neyim vardı ki?

Bilmiyordum... Ben sadece ağladım...

 

posted by heLena at 06:30 | in:
Permalink | email this post | Comments ( 4 ) | Add Comment
Monday 26 March 2007
Bazı ŞiirLer =)

Sen Zaten

Beni hep sarıp sarmalayan karanlılk

Bu gece reddediyor beni

Yıllar önce beni evinden atan aydınlık

Yakarışlarımı duymuyor bile

Uzun zaman önce beni terk eden mutluluk

Kendi kendine gülüyor yine

Yalnızlığım hala yanımda

Gözyaşlarım hala yanaklarımda...

 

Düşlerim paramparça

Gülüşlerim kayboluşlarda

Sen zaten bıraktın beni

Sen zaten sevmedin beni

Sen dönmedin gittiğin günden beri...

 

Ruhuma işlemiş terk edişler

Hayatı terk etmek istiyor şimdi

Giderken yarısını yanında götürdüğün kalbim

Atmaya neden bulamıyor şimdi

Beraber gezdiğimiz sokaklar

Bana elveda der gibi

Yağmur daha ne kadar ıslatabilr ki beni

Sensizlik daha ne kadar canımı acıatabilir ki?

 

Ümitlerim paramparça

Bitişlerim tekrarlarda

Sen zaten terk ettin beni

Sen zaten reddettin beni

Sen dönmedin gittiğin günden beri...

 

Terk edişlerin hayal gibi

Etraf biraz karardı sanki

Bitmek demek bu olsa gerek

Tükenmek demek bu olsa gerek

ve ölmek

Ölmek demek bu olsa gerek...

Ne Fayda 
Son ümitlerim de öldü bu gece
Mutsuzum umutsuzum
Kaybettiklerimin acısı kalbimde
Ağlasam ne fayda ölsem ne fayda

 Gecelerin karanlığı siyaha boyadı zihnimi bu gece
yalnızım huzursuzum
Düşüncelerimin terk edişi beni bu gece
Ağlasam ne fayda ölsem ne fayda

 Yalnızlığın korkusu sardı benliğimi bu gece
Düşüncesiz ve korkuluyum
Benliğimin içimden kaçışı bu gece
Ağlasam ne fayda ölsem ne fayda

 Kalbime sızdı korku yavaşça bu gece
Kendim değilim ben ve ürküyorum geceden
Son sevgi kırıntılarımı çaldı korku bu gece
Ağlasam ne fayda ölsem ne fayda

 Ne kaldı geriye benden
Birkaç boş hatıra dışında
Ağlasam göz yaşlarım akıp beynime düşünce olur mu gene
Yalvarsam benliğim beni dinler döner mi yine
Ölsem sevgide benimle gelir mi bilinmezliğe
Ölsem ben kendim olur muyum gene
Ölsem ben her şeyimi kaybettiğim bu gece
Ölsem biter mi çektiğim bunca çile ?¿

Sen ve Ben
Sen ve ben
Neden kaçırmak zorunda olalım ki gözlerimizi birbirimizden?
Anlamıyorum…
Her gün gözlerimiz birbirini ölesiye ararken
Bulduğunda ise kaçarken,
Bilmiyorum neden… Belki ümitsizlik, belki de üzüntüden…
Başka bir yere bakıyorken sen
Ben seni bir ressam gibi beynime çizerken,
Seni bir şiir gibi ezberlerken
Birlikte olduğumuz zamanları anıp acı çekerken,
Seni hem sever
Hem de senden nefret ederken,
Katlanamıyorum bu acıya ben,
Başka bir yere bakıyorum…
Baktığımda kırık kalpler, boş sözler, imkansız hayaller olmayan bir yere…

 Başka bir yere bakıyorken ben
Senin o uçsuz gökyüzü gibi mavi gözlerin,
Senin o denizler kadar çok sevdiğim gözlerin…
Bana bakıyor ama beni görmüyor…
Kırık kalbimi, boş hayallerimi görmüyor…
Üzüntü dolu bedenimi, beynimdeki filmi görmüyor…

Senle ben başrollerdeydik hani
Her şey mutlu sonlanıvermişti…
Meğer mutlu sonlar bitmemiş masallarda olurmuş,
Biz sonradan öğrendik…
Filmin sonunu istemeden değiştirdik…
Sen başka yerlerde mutlu oldun,
Ben başka yerlerde mahvoldum…

Her gün biraz daha battı hayallerim,
Su alan bir gemi gibi…
Her gün biraz daha soldum ben,
Ölü bir çiçek gibi…

Mavi gözlerin bir an
Benim yaş dolu gözlerimi gördü…
Sen öylece bakarken,
Ben filmi yaşıyorum…
Git başka yerlerde mutlu ol,
Ben zaten mahvoluyorum…

GururLu Küçük OğLan ve Üzgün Küçük Kız
Küçük kız çok yorgundu
Hayat savaşında vurgundu
Tek istediği biraz huzur
Biraz da mutLuLuktu

 Küçük oğLan çok guruLuydu
Küçük kıza hiç acımıyordu
Onu her gördüğünde
Arkasına bakmadan uzakLara kaçıyordu
AcıLar biriktirdi küçük kız
MutsuzLuk içti gündüz gece
PişmanLıkla yıkandı saatLerce
YaLnızLıktan sarhoş oLdu küçük kız
 
Gurur biriktirdi küçük oğLan
Kıza harcadı her gün
BaşkaLarına karşı eziLse de bozuLsa da
Kıza hep gururLu oLmaLıydı küçük oğLan
 
Küçük kız ve küçük oğLan hep kaçtıLar birbirLerinden
Bir gün şans eseri karşıLaştıLar yeniden
Küçük oğLanın gururu tükenmişti artık
Küçük kız ise acıLarından bitmişti artık
BiLiyordu artık sondu
Küçük oğLana güLümsedi ve gözLerini yumdu...
Küçük oğLan ağLadı, gurursuzca ağLadı
GözyaşLarıyLa yıkandı saatLerce,
GözyaşLarından sarhoş oldu küçük oğLan
Gurursuzca küçük kıza sarıLdı ve
da gözLerini yumdu...
posted by heLena at 12:37 | in:
Permalink | email this post | Comments ( 5 ) | Add Comment
Monday 26 March 2007
Merhaba

Merhaba arkadaşLar

Blog dünyasına yeni katıLdım...

SizLerle şiirLer, şarkı sözLeri, yazıLar paylaşmak isterim...

Açıkçası şuan bloguma pek zaman ayıramayacağım çünkü OKS modundayım

Ama ara ara sizlere yazılar yazıp yorumlarınızı dinlemeyi çok isterim

Fırsat buldukça buralarda olacağım...

                                                                       MutLu kaLın

                                                                           zeNep

posted by heLena at 12:21 | in:
Permalink | email this post | Comments ( 7 ) | Add Comment