BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


Yılmaz Örmeci kişisel örütbağ sayfası
Benim hakkımda

Yılmaz Örmeci'ye ait tüm makaleler, şiirler, yazılar ve görüşler

Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım
    Baglantılarım


      34 sayfadan 6 . sayfa
      geri | ileri
      28/4/2007 - Hürriyet ve İtilaf Fırkası ve Artıkları

      HÜRRİYET VE ÎTİLÂF FIRKASI VE ARTIKLARI

       

      21 Kasım 1911 tarihinde İstanbul’da kurulan, Türk siyasî tarihinin ilk partilerinden biridir. Amasya mebusu İsmail Hakkı Paşa, Sivas mebusu Dr. Dagavaryan, Tokat mebusu Mustafa Sabri Efendi, Hama mebusu Abdülhamid Zehrâvî, Priştine mebusu Hasan Bey, Sinop mebusu Dr. Rıza Nur, Âyan meclisi üyeleri Dâmat Ferit Paşa ve Müşir Fuad Paşa, emekli ferik Süleyman Paşa, emekli Miralay Sadık Bey, gazeteci Tahir Hayreddin Bey tarafından kurulan “Hürriyet ve Îtilâf Fırkası” nın ilk reisi Dâmat Ferit Paşa’dır.

       

      Hürriyet ve Îtilâf Fırkası İkinci Meşrutiyet’ten sonra kurulan en güçlü muhalefet partisidir. Meclis’te bulunan Rum, Arnavut, Arap, Ermeni mebuslar, Mûtedil Hürriyet perverân ve Ahâli fırkalarına mensup mebuslar ile hiçbir fırkaya üye olmayan Hizb-i Müstakil (bağımsız parti) mebuslarının birleştikleri bir fırka olup, iktidarda bulunan İttihat ve Terakki Fırkası’na karşı büyük bir cephe oluşturulmuştur. Bu cepheye meclis dışındaki ve çeşitli sebeplerle ayrılan İttihatçılar, eski Ahrâr’cılar, demokratlar, ilmiyeciler ve sosyalistler de destek vermişlerdir.

       

      Hürriyet ve Îtilâf Fırkası’nın belirli ve tek bir ideolojik fikri yoktur. Bünyesinde çeşitli unsurlar toplandığından bu mümkün de görünmemekteydi. Osmanlıcılık, Meşrutiyetçilik, âdem-i merkeziyetçilik (yerinden idare), teşebbüs-i şahsî (kişisel girişim, hür teşebbüs), liberal ekonomi gibi fikirlerin savunuculuğunu yapmışlardır. Bu fikirlerini de kurdukları ve satın aldıkları Teşkilât, Tahdîrat, Teminat, Merih, Hemrah, Islâhat, Şehrah, İfham, İkdam, Yeni İkdam, Mesuliyet, Peyam Sabah, Yeni Gazete ve Alemdar gibi gazetelerle topluma yaymağa ve kabul ettirmeğe çalışmışlardır. Birbirine zıt unsurları ve fikirleri de barındıran bu fırkanın fikirleri aynı gazetede çalışan makale yazarları arasında bile şiddetli münâkaşalara neden oluyordu. Özellikle de Avrupa heveslisi gençlerle tutucu ilmiyeciler arasında çıkan fikir ayrılıkları yüzünden çeşitli istifâlar oldu.

       

      Hürriyet ve Îtilâf Fırkası ile amansız mücadelelere girişen İttihat ve Terakki Fırkası, Sadrâzam Mahmud Şevket Paşa’nın öldürülüşünden sonra daha sert önlemler almağa başladı. Birçok lider gıyâbında idama mahkum edildi, birçoğu sürüldü, yurt dışına kaçtı. Sonunda siyasî hayattan çekilmek zorunda kaldılar.

       

      Mondros Mütârekesi ile birlikte İttihat ve Terakki Fırkası hükümetten ayrılmak zorunda kalmış, iş başına geçen ve Mütâreke döneminde 14 Ocak 1919 tarihinde yeniden kurulan Hürriyet ve Îtilâf Fırkası’nda bu kez Müşir Nuri Paşa, Zeki Paşa, Abdülkadir Efendi, Mustafa Sabri, Ali Kemal, Refik Hâlid (Karay) Rıza Tevfik Bölükbaşı görev aldılar. Dâmat Ferit Paşa kabinelerinde etkili olan fırka, hükümetin icraatlarını beğenmeyip ayrılanlarla tekrar zayıf düştü. Mûtedil (Ilımlı) Hürriyet ve Îtilâf Fırkası kuruldu, bu iki fırkayı birleştirmek isteyenler başarılı olamadı.

       

      Hürriyet ve Îtilâf Fırkası Anadolu’daki Millî Mücâdele hareketlerine karşı çıkmış, özellikle de kurucularından Mustafa Sabri Kuvva-yı Milliyecilerden “kudurmuş haydutlar” diye bahsetmiştir. Refik Hâlid (Karay) ise tam bağımsızlık ve Millî Egemenlik değil, “mandacılık” taraftarıdır. Müdâfaa-yi Hukuk hareketini “hortlamış İttihatçılar” olarak gören Hürriyet ve Îtilâf Fırkası Anadolu’daki Millî Hareketleri sindirmek için plânlar yapmaktaydı. Yine bu dönemde kurulan hemen tüm “zararlı ve kökleri dışarıda” olan derneklerle işbirliğine gidilmiş, ülkenin parçalanışı ve doğuda Ermenistan, Kürdistan, Rum Pontus devletlerinin kuruluşuna da açıkça zemin hazırlanmıştır. İşgalci İngiliz ve Yunanlılarla, Ermeni ve Rum papazlarla yakın ilişkilerde bulunulmuş, işgal güçlerinin işlerinin kolaylaştırılışı için halka baskı ve zulümler yapılmış, “Halife” Efendileri Vahdeddin’in emrinden çıkışın günah olduğu, küfür olduğu yolunda hutbeler okutulmuştur. Millî Mücâdele hareketi sırasında işgalci güçlerle işbirliği yapan Hürriyet ve İtilâf Fırkası dini kendi amaçları doğrultusunda kullanarak, ümmetçiliği savunarak bu tür hareketlerde bulunanları İslâm dışına çıkmakla, yani “küfür” le ithâm ediyorlardı. Öte yandan Millî Mücâdele’ye en değerli katkıları verenler de gerçek din temsilcileridirler. Ankara Müftüsü Rifat Bey (Börekçi), Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi, Amasya Vaizi Kâmil Efendi ve yine İstiklâl Marşı şâirimiz Mehmed Âkif bey bu din büyüklerimizin bazılarıdır.

       

      Millî Mücâdele ve Kurtuluş Savaşı önderimiz Mustafa Kemal Atatürk; hiçbir zaman Hürriyet ve Îtilâf Fırkası taraftarı olmamış, hep karşısında durmuş ve cephe almıştır. İttihat ve Terakki Fırkası’na da hoş bakmayan Atatürk her ikisine de karşı olmak üzere Ulusal Egemenlik ve Tam Bağımsızlık fikri, Millî bütünlük, bilimsel ve çağdaş düşünceler ile Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı niteliğindeki ilke ve inkılâpları ile, devrimleri ve Millet odaklı Cumhuriyet fikirleri ile karşılık vermiştir.

       

      Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Millî Mücâdele’nin başarılı oluşu üzerine Hürriyet ve Îtilâf Fırkası ortadan kalkmış, mensupları işgalci güçlerin de yardımlarıyla yurt dışına kaçmış, Balkanlar’a, Suriye’ye, Mısır’a ve İtalya’ya yerleşmişlerdir. Birçoğu da malını-mülkünü toplayıp ülke içinde yer ve isim değiştirmişlerdir. Ancak son zamanlarda tekrar “hortlayan” bu Hürriyet ve Îtilâf Fırkası’nın torunları ve artıkları şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en baş köşelerine yerleşmişler ve tarihte yarım kalan bazı işleri tamamlamak görevlerini yerine getirmeğe çalışmaktadırlar.

       

      Bilgilerinize saygılarımla sunar, aydınlık günler dilerim.

       

      Yılmaz ÖRMECİ

      Antalya, 26 Nisan 2007


      Yorum Yaz :: Arkadaşına gönder