YEŞİLAYCIYIZ
• 14/11/2009 - Son nefesini bir eroin komasında veren Burçin Bircan
  Son nefesini bir eroin komasında veren Burçin Bircan'ın hastanede tuttuğu günce
Gerçek doğum tarihi belli olmasa bile kimliğe göre 04.08.1984 doğumlu.
Gerçek adı DENIZ.
Gerçek annesinin adı SANIYE.
Hicbir zaman gerçek kimliğini ve bu isimlerin dışında gerçeği bilmedi. Mutluluğu eroinde aradı.
Mutsuz ve yıllarca yalnızdı. Üvey annesini ve babasını karşılık beklemeden sevdi. Hep sevdi...
Hep karmaşık bir hayatı vardı. O hiçbir zaman insanları sevmedi. Ancak tanıdığı herkes onun iyi biri olduğunu söyledi hep.
Hayvanları çok severdi. Ancak her şey gibi tüm edindiği hayvanlar hayatlarını yitirdi. Bu yüzden çok acı çekti.
Hiç mutlu olmadı.
Sevgi nedir bilmedi.
1984 yılında Izmir'de doğdu
Küçük yaşlarda model olmayı kafasına koydu
Göztepe Anadolu Meslek Lisesi Kuaförlük bölümünden mezun oldu
Lise yıllarında "mankenlik kolu" başkanlığı yaptı
2002 Ford Models' Supermodel of the World Türkiye birincisi oldu
2002 Ford Models' Supermodel of the World'de New Face seçildi
Ford'un New York ajansıyla kontrat yaptı
ABD'de moda üzerine üniversite eğitimi almayı planlıyordu
Uyuşturucu aldıktan sonra Zeytinburnu'nda mezarlıkta ölüme terk edildiği öne sürülen model Burçin Bircan, ölüme gidişini adım adım kaydetmiş. Polis, 20 yaşındaki Bircan'ın son gecesini birlikte geçirdiği öne sürülen dört kişiyi gözaltına alırken genç kız, 2004'ün ilk gününe kadar tuttuğu günlükte 'ölüme uzanan yolculuğu' şöyle anlatıyor:
"20 Ekim: Şimdi hangi aydayız, ayın kaçı bilmiyorum. Yıllar sonra pis bir eroinmanım. Kimin yanında yerim olabilirki. Banu öğrendiğinde evi terk etmemi istedi. Beni kabul etmemesi normal. Beş yıl oldu evden kaçıp bir daha dönmeyeli. Kötü krizler atlatıyorum. saat öğleden sonra 15.00 suları. Recep'le (Duman, uyuşturucu satıcısı) buluşacağım. İnşallah beni tedavi edecek. Ailem yıllardır 'Bu senin hayatın kendi kararını kendin ver' deyip duruyorlardı. Şimdi 20 yaşındayım, aradan beş yıl geçti. Şimdi eroinmanım. Şimdi bana 'Geri gel. Deniz'le evlen, kurtul. Bıkmadın mı bu hayattan?' diyorlar. Artık çok geç annecim, babacım artık o küçük mutlu hayatı seven esprili Burçin gitti. Evden kaçtığım için vicdan azabı çekiyorum ama geri dönemiyorum.
Sokakta, parasızım
4 Kasım: Yine evim yok. Sokaktayım, her gün banyo yapacak bir yer arıyorum. Haftada bir kez yıkanıyorum. Onu da yapabilirsem. Tam eroinman oldum. Yıllardır kurtulmak istiyorum. Çıkış yolu olan ailemi aradım.
Ama onlar beni kabul etmediler. Tek istedikleri Deniz'le evlenmem. Eroinman biriyle o çocuğu kirletemem.Evim yok. Artık bir işim de yok. Param da yok, sevgilim de... Hiçbir şeyim yok. Bütün eşyalarımı bilgisayarıma kadar sattım. Sadece tablolarım ve giysilerim Burcu'nun evinin deposunda. En samimi arkadaşım, dostum Banu bile beni istemiyorsa işim bitti demektir. Cavidan hâlâ pasaportumu vermemekte ısrarlı. Annemi arayıp, İzmir'e dönmek istediğimi, orada çalışıp, evimizde kalmak istediğimi, sokakta kaldığımı söyledim. Ama babam inatla kabul etmiyor. Herkes oruç tutuyor, herkes ailesiyle orucunu açıyor. Bazen televizyondaki reklamları izlerken, ailemle sahura kalktığımız günler aklıma geliyor. Boğazıma yumruk tıkıyorlar sanki, lanet olsun. Çıkıyorum şu b..tan yaşantıdan... Bazen annemi istiyorum. Ona sarılmak, koklamak, ama yok, kim bilir nerelerdedir? Tanrım bana öyle birini yollasın ki, beni kendimden bile çok sevecek, elimi tutacak biri. Beni olduğum gibi sevip, bu pislikten çıkarabilecek biri. Ne zaman bitecek bu acı, tüm bu olanların suçlusu benim biliyorum, yalnızım şimdi."
14 Kasım: Bilgisayarım, cep telefonum, param, kameram her şeyimi eroin almak için sattım. Beni bu pisliğe alıştıran Nedim (Doğan) pisliği şimdi benden daha mutlu... Benim hem Türkiye birincisi hem de Dominik Cumhuriyeti'nde dünya üçüncüsü olmamdan sonra bu iğrenç, basit, beş kuruşluk insanların şiddetine maruz kalmam ve burada kalabilmem için bu saçma insanlara zorunlu kalmam büyük haksızlık! Tabii her şey o pislik kadın Cavidan Kutlu yüzünden. Ondan ömrümün sonuna kadar hep nefret edip, beddua edeceğim. Eve gelip, belki de bir işe girip çalışmak istediğimi, belki kendimi toplayabileceğimi aileme söyledim. Ama onların gözünde bir şeytanım. Babam, tabii eve dönme fikrimi yıllardır yaptığı gibi kabullenmedi. Tüm olanlar onun saçma sapan namus tribi yüzündendi.
1 Ocak 2004: Balıklı Rum'da geçen 20'nci günün sonunda Önder beni çıkardı. Dün yeni yıldı, beni Müge'lerin evine bıraktı. Beni Balıklı Rum'a yatıran Önder, artık başımın çaresine bakmam gerektiğini söyledi."
Bu son yazıdan yedi gün sonra Burçin Bircan, Kozlu Mezarlığı'nda kolunda iğne delikleriyle ölü bulundu.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=102094
Gerçek doğum tarihi belli olmasa bile kimliğe göre 04.08.1984 doğumlu.
Gerçek adı DENIZ.
Gerçek annesinin adı SANIYE.
Hicbir zaman gerçek kimliğini ve bu isimlerin dışında gerçeği bilmedi. Mutluluğu eroinde aradı.
Mutsuz ve yıllarca yalnızdı. Üvey annesini ve babasını karşılık beklemeden sevdi. Hep sevdi...
Hep karmaşık bir hayatı vardı. O hiçbir zaman insanları sevmedi. Ancak tanıdığı herkes onun iyi biri olduğunu söyledi hep.
Hayvanları çok severdi. Ancak her şey gibi tüm edindiği hayvanlar hayatlarını yitirdi. Bu yüzden çok acı çekti.
Hiç mutlu olmadı.
Sevgi nedir bilmedi.
1984 yılında Izmir'de doğdu
Küçük yaşlarda model olmayı kafasına koydu
Göztepe Anadolu Meslek Lisesi Kuaförlük bölümünden mezun oldu
Lise yıllarında "mankenlik kolu" başkanlığı yaptı
2002 Ford Models' Supermodel of the World Türkiye birincisi oldu
2002 Ford Models' Supermodel of the World'de New Face seçildi
Ford'un New York ajansıyla kontrat yaptı
ABD'de moda üzerine üniversite eğitimi almayı planlıyordu.
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 1/8/2009 - SİGARAYI BIRAKTIRAN MÜTHİŞ YÖNTEM

SİGARAYI BIRAKTIRAN MÜTHİŞ YÖNTEM
15 yıllık tiryakinin sigarayı bırakması sadece 6 saat sürüyor. Ne iğne ve ne ilaç... Bu yöntemi bilmek istiyenler için bilgi verelim.
....................
Dünyada 10 milyondan fazla tiryakiye sigarayı bıraktıran "Allen Carr" yöntemiyle sigara içicileri, artık 6 saat süren bir seminerden sonra sigara bağımlılıklarına son verebilecek. Üstelik bu 6 saat içinde verilen molalarda sigara içilebilecek.
Dünyada en çok sigarayı bıraktıran bu yöntemi Türkiye'ye getiren ve 4 yılda 4 binden fazla tiryakiye sigarayı bıraktıran Allen Carr terapisti Emre Üstünuçar, yöntemi Bugün gazetesinden Nesrullah Sonay'a anlattı. İşte o yöntem;
ZARARLARINI ANLATMIYORUZ
Terapist Üstünuçar, hiçbir makine kullanmadan veya herhangi bir ilaç içirtmeden sadece 6 saat süren psikoterapi semineriyle tiryakilere yıllardır müptelası oldukları sigarayı bıraktırdığını söyledi. Bu süre zarfında sigara tiryakilerine sigaranın hiçbir zararını anlatmadıklarını aktaran Üstünuçar, "Sigaranın zararlarını anlatmak içenlere sigarayı bıraktırmaz. Hatta sigaranın zararlarını anlatmak içenlerin zekasına hakaret etmek gibi olur" diye konuştu.
6 SAATTE NELER OLUYOR?
Kendisi de 15 yıl günde en az 1 buçuk paket sigara içip 6 yıl önce İngiltere'de katıldığı Allen Carr seminerinden sonra bırakan Üstünuçar, bu 6 saatlik süreci şöyle anlatıyor:
"Seminer boyunca saatte bir sigara molası veriliyor. Seminerin sonlarına doğru bir "son sigara" ritüelimiz var. Seminerde bırakması kolaylaşsın diye bırakmayı zorlaştıran bütün engelleri ortadan kaldırıyoruz. 6 saat boyunca onlara hiç bilmedikleri şeyleri anlatıyoruz. Ya da bildiklerinin tam tersini anlatıyoruz. Böylelikle kişileri sigara içme isteğinden kurtarıyoruz.
Bu yaptığımız şey psikolojik bağımlılığı ve sigara içme isteğini bitirmektir. Çünkü sigara içme isteğini yaratan iki şey vardır; 'nikotin bağımlılığı' ve 'psikolojik' bağlılık."
NİKOTİN BAĞIMLILIĞI 3 GÜN SÜRÜYOR
Nikotin bağımlılığı 3 gün sürdüğüne ve sorunun sadece yüzde 5'ini oluşturduğuna vurgu yapan Üstünuçar, "Onu da bitirmek için hiçbir şeye ihtiyacınız yoktur, vücudunuz onu kendisi zaten halleder. Asıl sorun psikolojik bağımlılıktır. İşte biz de Allen Carr yöntemiyle sorunun yüzde 95'ini çözüyoruz. Yani buraya gelen sorunun yüzde 95'ini burada bizimle çözüp gidiyor. Kalan yüzde 5 de, 3 gün sürer ve hiçbir ağrı veya sancı hissettirmez" dedi.
BIRAKMAK İRADEYE BAĞLI DEĞİL
Bir tiryakinin sigarayı bırakamaması onun iradesindeki eksikliğinden kaynaklanıyor görüşünün tamamen yanlış olduğunu belirten Üstünuçar, daha çok iradesi güçlü insanların bu hatayı yaptığını ileri sürdü.
SORUN İRADE ÇATIŞMASI
Üstünuçar şöyle devam etti: "Sorun 'irade zayıflığı' değil, 'irade çatışması'dır. Bu ne demek? Bir tarafımız bırakmak ister bir tarafımız da içmek ister. Biz Allen Carr yöntemi olarak içmek isteyen tarafımızla ilgileniyoruz. Asıl yapılması gereken şey de bırakma isteğiyle değil içmek isteyen tarafla uğraşıp onu bitirmektir. Çünkü içmek isteyen taraf bir kere biterse içmemek için irade gücüne gerek kalmaz. Yani içme isteği bir kere biterse içmemek için irade gücüne ihtiyaç yoktur."
SEMİNER ÜCRETİ NE KADAR?
Üstünuçar, seminer ücretinin de bir sigara içicisinin ortalama 3-4 aylık sigara maliyeti olduğunu belirterek, " Yani sigaraya vereceği parayı bu sefer sigaradan kurtulmak için veriyor. Bu da onların hayatları için yapacağı en karlı yatırım oluyor" diye devam etti.
http://www.haberprogram.com/h/2009/07/29/46382-sigarayi-biraktiran-muthis-yontem.php
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/7/2008 - UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI
UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI
Uyuşturucuların kullanılması davranış değişikliklerinde ve bünyedeki emarelerde kendini gösterebilir. Bununla beraber bu işaretler kesin delil sayılmazlar. Uyuşturucunun kullanılmasında kesin delil olan bünye emaresi enjeksiyonda (bilhassa eroinde) görülür. Daha çok kol ve bacak damarları boyunca olmak üzere, bağımlının bütün vücudunda iğne izleri vardır. Bunlar sivrisineğin soktuğu yerlere benzer ve muhtemelen iltihaplıdır. Tabi iğne ile tedavi gören hastaların vücudunda da iğne izlerinin bulunduğu unutulmamalıdır.
Kullanılan uyuşturucunun cinsine ve kullanma şekline göre değişen aletler, zehir in alınışı ve çeşidi hakkında fikir verir. Vücuttaki emarelerin çokluğu bağımlılık ihtimalinin işareti ise de, uyuşturucu kullanılmasının kesin delilleri olarak kabul edilmemelidir, fakat uyanık olunmalı, olaylar dikkatle izlenmeli ve değerlendirirmelidir. Bunlar mesela, el titremesi, ter boşanması, uykusuzluk, huzursuzluk, sükunet ile sinirlilik hallerinin birbirini takip etmesi gibi işaretlerdir. Davranış değişiklikleri de uyuşturucu bağımlılığın işareti sayılır.
Gençlerde rastlanan ve göze çarpan bu ve benzeri haller, ergenlikle ilgili çok normal sebeplerde olabilir. Örneğin ergenlikte:
Okul başarılarındaki nişler ve yükselişler, Aile münasebetlerinden ayrı kalma, uzaklaşma, Ruh halinde değişiklikler, İlgi alanlarının sık sık değişmesi söz konusu olabikmektedir.
ØBaşarı oranı tamamen ve her derste düşmüş ise, arkadaşlarını çok sık değiştiriyorsa, eski arkadaşlarına sırt çeviriyor ve çevreyle ilişkilerden kaçıyor, işini yada okulunu bırakmak istiyorsa.
ØHiçbir şeye ilgi duymuyor ve herkezden uzak kalıyorsa, geleceğe dönük hiçbir adım atmıyorsa.
ØAni ve çabuk duygu değişimleri varsa, yemek yeme düzeninde bozukluk oluyorsa.
ØYalan söylüyor ve evden ufak tefek şeyler kayboluyorsa.
ØDaha önce bizlerle olmaktan zevk alan, programlar yapan kızımız veya oğlumuz, bizden uzak durmaya başlamışsa, ilgi ve istekleri sıklıkla değişiyorsa, maymun iştahlı olmuşsa, daha önce eğitim konusunda verdiği kararı değiştirmişse, kararsızlıklar yaşıyorsa...
ØRuhsal yönden içine kapandığını, aşırı sinirli olduğunu, alınganlaştığını, sonra tekrar normale döndüğünü farkediyorsak.
ØElbisesinde, yatağında ufak yanıklar ve yırtıklar oluşmuşsa, farklı yerlere gittiğine dair ipuçları varsa.
ØTuvalette uzun süre kalıp, oradan rahatlamış olarak çıkıyorsa.
ØOdasında, üstünde pudraya benzer şeyler varsa bunlar bize bir problemin olduğunu düşündürmelidir. Ama bütün bunları, tek başına anne yada baba olarak halletmeye kalkışmamak, mutlaka bir uzmandan yardım almak gerekir
Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde : Bütün uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir.
Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar.
Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon (vehim, hayal görme, işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar .
Sindirim Sisteminde: Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs.
Karaciğer ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma ,sertleşme (siroz)...
Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar ,ağır böbrek hastalıkları
Gözlerde: Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir.
Solunum Sisteminde: nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.
Kan organlarında: Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.
Zehirlenme: Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır.
Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür.
Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir. (Hip Kültür)
Bu sebeple, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus ,iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.
İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır.
İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturucu ve uyuşturucu salgınlarının itici gücü olan uyuşturucu kültürü (hip kültür) dür. Cemiyetleri inkıraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatın temeldeki sebebidir. Bunlar.
Ayrıca AİDS, frengi, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır.
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/7/2008 - UYUŞTURUCUYA KARŞI AİLEYE DÜŞEN GÖREVLER

UYUŞTURUCUYA KARŞI AİLEYE DÜŞEN GÖREVLER
Uyuşturuculardan korunmada en büyük vazife aileye düşmektedir. Aile toplumun temel çekirdeğidir. En başta anne ve baba, çocuklara örnek olmalıdır. Çocuklar, her türlü sıkıntılarını ve problemlerini öncelikle anne ve babalarına açabilmelidirler. Problemlerin ilk defa aile büyüklerince değerlendirilmeleri şarttır.
Bu konuda gençlerimizin dikkat edecekleri noktalara gelince;
Ø Gerek sevgiyi ve mutluluğu muhakkak ki kendi yuvalarında aramalıdırlar.
Ø Kötü arkadaş guruplarından uzak durmaları gerekir. Böyle kişiler davranışlarından, hareket ve sözlerinden anlaşılır.
Ø Boş zamanları en iyi şekilde (okumak, kültürel ve diğer faydalı faaliyetlerde bulunmak gibi meşguliyetlerle) değerlendirmelidirler.
Ø Yine gençlik dönemi ; halk arasında söylendiği şekliyle "delikanlılık" devresidir. Bu yaşlarda kişilik icabı, gelecek için her an problem oluşturabilecek hareketlere girilebilir, kararlarda isteksizlik olabilir. Gençler bu hususu daima göz önünde tutmalı büyüklerin uyarılarını dikkate almalıdırlar.
Son olarak gençlerimizi uyuşturucunun içine çeken alt kültürden bahsetmek istiyorum. İçki uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklıklar, fuhuş evden kaçma gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama"Uyuşturucu Kültürü" adını veriyoruz. Zararlı alışkanlıkların temelinde bu vardır ve bunu önlemek uyuşturucu kültürüyle mücadeleye bağlıdır.
Bu kültürün filizlendiği birahane, pub, diskotek, kahvehane, kumarhane, meyhane ve benzeri yerlerden uzak durmalıdır.
Bira ve "alkolsüz" denilen bira, alkolizm ve uyuşturucu batağının başlangıç basamağıdır.
Yine milli manevi değerlerimiz, yüzyıllardan beri nesilden nesile intikal eden geleneklerimiz uyuşturucu kültürünün panzehiridir. Bu değerlere sarılmak zorundayız.
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/7/2008 - UYUŞTURUCUYA KARŞI DEVLETİN GÖREVLERİ
UYUŞTURUCUYA KARŞI DEVLETİN GÖREVLERİ:
Uyuşturucularla Mücadele Bakanlığı yanında, önemli sorumluluklar taşıyan Milli Eğitim, Sağlık, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları başta olmak üzere, bünyesinde eğitim üniteleri ve eğitilmesi gereken genç kitleler bulunduran diğer bakanlıklar ve diğer devlet kuruluşları bu konuda görev ve sorumluluk taşımalı, buna sahip çıkmalı ve bu büyük organizasyonda yerini almalıdır.
Milli eğitimde en azından şunlar yapılmalıdır:
Ø Orta ve Liselere haftada 1-2 saatlik zorunlu ders getirilmeli ve bu çalışmalar yasal çizgide ciddiyetle sürdürülmelidir.
Ø Genç öğrencilerle birlikte aileleri de eğitim kapsamına alınmalı. Ailenin ,medyanın da ciddi katkıları sağlanarak, maddi ve manevi kültür değerleriyle güçlenmesi mutlaka sağlanmalıdır.
Ø Yönetici ve eğiticilerin kötü örnek olması, özenti oluşturması kesinlikle önlenmelidir.
Ø Okul Yeşilay kolları seçkin öğrencilerle her okulda mutlaka kurulmalı, bunların başına gönüllü ve yetenekli bir rehber öğretmen tayin edilerek, bu öğretmenler uzmanlaştırılmalıdır.
Ø Uzmanlık çizgisine ulaşan rehber öğretmenler, hem öğrencileri, aynı zamanda ailelerini eğitmelidir. Bu çalışmalar eğitim yılı boyunca ciddi bir şekilde sürdürülmelidir.
Ø Okullar bu konuda eğitim malzemeleri ve gerekli doküman bakımından yeterli bir zenginliğe ulaştırılmalıdır.
Ø Doküman yönünden Milli Eğitime, Sağlık Bakanlığı, Medya (bilhassa eğitsel filmlerin hazırlanması bakımından) yardımcı olmalı. Yeşilay’ın maddi destekle bilhassa yazılı ve görsel dokümanlarla bu hizmete gerektiği ölçüde katılması sağlanmalıdır.
Ø Özel sektör (kurumlar) ve yöneticileri bahis konusu hizmet ve görevlere aynen sahip çıkmalıdırlar.
Ø Bütün halk kuruluşları ve vatandaşlar her biri bu mücadelede görev almalı ve üzerine düşenleri yerine getirmelidir.
Ø Bu arada istisnai bir durum olarak bir Anayasa görevi yapan Yeşilay’a:
Ø a) Mali, teknik ve teşkilatlanma yönünde gerekli ve yeterli yardımlar yapılmalıdır.
b) Yıllardır büyük emekle gençlerimiz için bu maksatla çıkarılan Yeşilay dergisine ve dokümanlarına Devlet kütüphanelerinin ve bütün resmi ve özel okulların, keza kurumların abone olmaları sağlanmalıdır.
Ø Bitabii bu hizmetlerin yerine getirilmesi, bütün ülkeyi içine alacak güçlü bir organizasyonun oluşturulması ve gerekli yasa ve mevzuatın çıkarılması, münhasıran uyuşturucularla mücadele görevini üstlenecek olan Bakanlıkça yapılmalıdır.
UYUŞTURUCUYA KARŞI MEDYANIN GÖREVLERİ
En güçlü ve yaygın eğitim kurumu olduğu halde bu çizgide hiç bir görev üstlenmeyen, hatta büyük bölümü ile, bilhassa temeldeki konu olan ve her türlü zararlı alışkanlıklara ve bunların salgın haline gelmesinde en büyük etken kabul edilen uyuşturucu kültürü çizgisinde büyük bir sorumsuzluk sergileyen medya, mutlaka disipline edilmeli. Bu güçlü kurum bütün birimleri ile yararlı bir çizgiye getirilmelidir ve medyanın bu sorumluluklarını ve hayati önem taşıyan görevlerini kabullenip yerine getirmedikçe diğer hiçbir tedbirin ülkeyi ve toplumu selamet kıyısına götüremeyeceği kesinlikle bilinmelidir. Bu ülke, bu toplum ve bu devlet hepimizindir. Bir yerde hırs ve kazançlara sınır tanımak zorundayız
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/7/2008 - “Dünyada her 6 saniyede 1 kişi sigaradan ölüyor”
9 Şubat Sigara Bırakma Günü
“Dünyada her 6 saniyede 1 kişi sigaradan ölüyor”
“Sigaranın esiri olmayın”
Yeşilay Genel Başkanı Mustafa Necati Özfatura, 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü’nde, sigaranın insan hayatına mal olan zararlarına dikkati çekti.
9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla bir açıklama yayınlayan Yeşilay Genel Başkanı Mustafa Necati Özfatura, “Sigarayı hayatımızdan çıkarmak için bugün önemli bir gün. Gelin sigaranın esiri olmayın” dedi. Günde 1 paket sigara içenlerin vücudunda 20 yılda 7 kg. is ve katran birikimi olduğunu belirten Özfatura, “Sigaranın sayısız zararlarını bilen akıllı kişinin ilk işi şüphesiz bunu bırakma çabasına girmesidir. O halde yapılacak işleri şöylece sıralayabiliriz: Kesin karar veriniz. Ve bu işte iradenizi sonuna kadar kullanmayı göze alınız. Sigarayı birden bırakınız. Zîrâ deneyler birden bırakanların ve birden bırakmanın daha başarılı olduğunu göstermiştir. Bu halde ilk iş sigara içen arkadaş ve çevrelerden kesin olarak uzaklaşınız. Size sigarayı hatırlatan her şeyi yaşamınızdan uzaklaştırınız. Sizde sigara arzusu uyandıran yiyecek ve içeceklerden uzak durunuz. Bilhassa sigara arzusu şiddetlenince bir bardak su içiniz. Plânlı, ölçülü ve faal bir yaşam çizgisini benimseyiniz. Sizi strese sokacak konulardan ve tartışmalardan uzak durunuz. Boş zamanlarınızda sportif faaliyetlere hiç olmazsa uygun yürüyüşlere iltifat ediniz. Mümkünse birkaç arkadaşla grup halinde bırakınız ve bu savaşta mistik ve manevi duygularınızı da devreye sokunuz” açıklamasında bulundu.
Sigarasız bir hayat
Vatandaşları sigarasız bir hayata davet eden Yeşilay Genel Başkanı Mustafa Necati Özfatura açıklamasında şunlara değindi: “Çabuk ulaşılabilir olması sebebiyle gençler arasında sigara içmek oldukça yaygındır. Gelişmiş ülkelerde 12-17 yaş arasındaki her beş ergenden birinin sigara tiryakisi olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise bu oran daha yüksektir. Sigara kullanımı başlı başına zarardır. Gençler için ise adeta mayınlı bir tarladır. Şu gerçeği de unutmayalım: Sigara içen gençler aynı zamanda alkol ve uyuşturucu bağımlılığına yatkın kişiler haline gelmektedir. Çünkü sigara, kişinin öteki kötü alışkanlıklara karşı direncini de azaltmaktadır. Aslında sigarayı ilk içen genelde haz almaz, ancak ısrarla kullandığında bir süre sonra zevk duyar. Bazıları sadece meraktan sigaraya başlar, içmekle büyüdüklerini ve havalı olduklarını zannederler. Derken, ardından bağımlılık gelir. Çocuğunun sigaraya başlamasını istemeyen anne-babanın başta kendisinin kullanmaması gerekir. Elindeki sigarayla oğluna nasihat eden babanın etkisinin ne derece olacağına siz karar verin. Çocuklara sigaranın zararlarından ve bağımlılıktan kurtulmanın zorluğundan bahsetmekte yarar vardır. Çocuğunuzun sigara içip içmediğini araştırmalı, bu konuda meraklı olmalı ve fakat onu sıkboğaz da etmemeniz gerekir. Sigaraya gençlik döneminde alışmayan birinin tiryaki olması zordur. Çünkü sigara içenlerin % 95’i sigaraya 21 yaşına kadar başlamışlardır. Çocuğumuzun sağlıklı, mutlu ve kendinden emin bir hayata adım atmasını sağlamanın en önemli yolu, ona kendini iyi hissettirecek şeylerden söz etmenizdir. Kendilerini sevmeye başlamaları onları sağlıklarına kavuşturacaktır. Bedenimizin de bir emanet olduğunu, kendimizi seviyorsak onu korumamız gerektiğini bilmelidir.”
Erken ölümün sebebi: Sigara
Sigaranın, erken ölüm ve hastalıkların önlenebilir en önemli sebebini oluşturduğunu ifade eden Özfatura şunları söyledi: “Bu alışkanlık milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine ve çok daha fazlasının sakat kalmasına yol açmaktadır. Sigara büyük ölçüde vücudu etkilemekte ve pek çok hastalığa sebep olmaktadır. Bu hastalıklar arasında sigarayla ilişkisi net olarak belirlenmiş olanları şöyle sıralayabiliriz: Kanser, Kalp-Damar Sistemi hastalıkları, Solunum Sistemi hastalıkları, Sindirim Sistemi hastalıkları. Beyin tümörlerinin % 99’u, beyin kanamalarının % 85’i, akciğer kanserlerinin % 90’ı, gırtlak kanserlerinin % 99’u sigara kaynaklıdır. Sigara içenlerde kırmızı küreciklerin oksijen taşıma kapasitesi 1/6 ilâ 1/3 oranında azalır. Sigara içenlerin vücuduna % 15 ilâ % 33 daha az oksijen girmektedir. Bu en önce beyin ve kalbin harabiyeti demektir. Tütün dumanında 4.000 adet zararlı madde vardır. Sigara içen kadınlar içmeyen kadınlardan 15 yaş fazla ihtiyarlamaktadır. Sigara içen annelerin çocukları,oksijen azlığı sebebiyle geri zekalı olur. Tiryaki hanımların çocuklarında sakatlık ihtimali % 65 gibi ciddi bir çizgidedir. Sigara içen kadınlarda kısırlık 10 kat fazladır. Erken doğum ve düşüklerin % 80’inin sebebi sigaradır. Dünya ülkelerinde çıkan yangınların % 70’inden sigara sorumludur. Sigaranın sebep olduğu ölümler, diğer uyuşturucularınkinden 13 kat fazladır. Sigara içenlerde ani ölüm, içmeyenlere oranla 10 kat fazladır. 45-50’nin altındaki erkeklerde koroner kalp hastalığından ölenlerin % 80’i sigara kaynaklıdır.”
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/7/2008 - ALKOLÜN ZARARLARI
ALKOLÜN ZARARLARI
Alkolizm genetik bir hastalık olmakla beraber pek çok vakada sürekli ve çok fazla alkol tüketimi sonucunda da ortaya çıkmaktadır. Psikolojik ya da toplumsal baskılar hastalığın ortaya çıkışında önemli bir etkendir. Alkolizmin en önemli özelliği hastanın sürekli ve giderek artan miktarlarda alkol tüketmesidir. Alkolizm, kişiye hem psikolojik hem de fiziksel zarar vermektedir. Alkolün fiziksel etkileri en çok kardiovaskular sistemde, sinir sisteminde ve böbreklerde görülmektedir ve alkolizm tedavi edilmediği zaman bu rahatsızlıklar ölümcül olabilmektedir
Alkolik olarak yaşamak çok zordur, vücut ıstırap içindedir. Alkolün kalbe çok zararlı olduğu bilinmektedir, bir alkolik sadece kalp hastalığına yakalanma riski altında değildir, alkol kalbe direk zarar da verebilir. Çoğunlukla, alkolizm, lipid seviyesinin aşırı yükselmesiyle oluşacak damar tıkanıklığı, kalp krizi ve erken ölümle sonuçlanır. Eğer alkolizm tedavi edilmezse, hasta kalp hastalıkları yüzünden büyük bir ihtimalle hayatını kaybedecektir.
Aşırı alkol kullananlarda, vücut vitaminsiz kalacak ve özellikle B vitaminin eksikliğinden kaynaklanan hastalıklar başlayacaktır. Alkol tüm zihin fonksiyonlarına zarar verecektir. Yapılan tüm beyin hücreleri araştırmaları, alkoliklerin beyin hücrelerinin, normale oranla çok daha hızlı bir şekilde yok olduğunu, hatta "hücre deposunun" zamanla tamamen boşaldığını ortaya koymuştur. Bu durumda ne yazık ki, hastanın hemen hemen tüm zihinsel faaliyetleri durmaktadır
ALKOLİZMİN TIBBİ SONUÇLARI
Ø Karaciğerin harap olması, Karaciğerin harap olması,
Ø Kardiyomiyopati (kalp büyümesi),
Ø Anemi (kansızlık),
Ø Yüksek tansiyon,
Ø Trombositopeni (pıhtılaşma sağlayan hücrelerde azalma),
Ø Miyopati (kas yıkımı),
Ø Kanser,
Ø Teratojenite (anne karnındaki bebekte anormallikler),
Ø Pankreatit (pankreas iltihabı),
Ø Pnömoni (zatürree),
Ø Merkezi sinir sistemi bozuklukları (retrobulbar nörit,
Wernike-Korskof Sendromu ve bunaması, serebeller atrofi)
SOSYAL SONUÇLARI
Alkolizm ilerleyen bir hastalıktır. İlk başta alkoliğin çevresindeki kişiler onun içmesinden çok fazla etkilenmezler. Ancak, kişi giderek artan miktarlarda ve sıklıkta alkol kullanmaya devam edeceği ve çoğunlukla kontrol kaybı yaşayacağı için tüm ilişkileri ve sosyal hayatı kötü bir şekilde etkilenecektir.
Hastalığın ileri dönemlerinde sızıncaya kadar içen ya da sabah kalkar kalmaz içmeye başlayan kişi, işine gidemeyecek ve sonunda işini kaybedecektir.
Alkol hayatının en önemli amacı haline geleceği için eskiden yaptığı hiçbir şeyi yapmayarak kişi sadece içki içecek ve tüm sorumluluklarını bir kenara itecek ve yakınlarından gelen yardım tekliflerini de geri çevirecektir. Buna bağlı olarak, ailesiyle ve yakın çevresiyle ilişkileri bozulacaktır. Ne yazık ki, alkoliklerin evlilikleri genellikle boşanmayla sonuçlanır.
Kontrol kaybına bağlı olarak, alkolikler çok fazla kaza yaparlar. Başlarına ev, iş ya da trafik kazası gelme ihtimali çok yüksektir.
Gene, kontrol kaybına bağlı olarak, alkolikler suç işleme eğilimi gösterirler ve karıştıkları kavga ya da benzer durumlar yüzünden adli problemlerle karşılaşabilirler.
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/7/2008 - BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?
• Türkiye’de sigaranın sebep olduğu hastalıklardan her yıl 100.000 kişi ölmektedir. (Sağlık Bakanlığı). tür. (Why People Smoke).
• İrade gücü ile sigarayı bırakma oranı sadece %3’
• Yapılan çalışmalar sigaranın ortalamada ömrü 12 yıl kısalttığı saptanmıştır. (Dünya Sağlık Örgütü).
• Sigara içen erkeklerde iktidarsızlığa yakalanma oranı %50 daha fazladır. (Dünya Sağlık Örgütü).
• Sigara içen 40-49 yaş arasındaki kişiler, onlardan 20 yıl daha yaşlı, sigara içmeyen kişilerle aynı görünüme sahiptir. (Dünya Sağlık Örgütü).
• Sigara içenlerin %50'si sigaranın sebep olduğu hastalıklardan ölüyor. (British Medical Journal). (British Medical Journal).
• Sigara içen her 4 kişiden 1'i sigaranın sebep olduğu hastalıklar yüzünden orta yaşta ölüyor. (Dünya Sağlık Örgütü).
• İçtiğiniz her sigara, ömrünüzü 11 dakika kısaltıyor.
• Dünyada her on üç saniyede bir kişi sigara yüzünden hayatını kaybediyor ve bu rakama ölmeden önce yıllarca acı çeken insanlar dahil değil. (Dünya Sağlık Örgütü).
• Sigara içenlerin işyerlerinde hem daha düşük performans gösterdiğini hem de daha fazla hastalık izni kullandığını ortaya koydu. (Tobacco Control Dergisi).
• Sigara içenlerin, ciltlerini güneşten korusalar bile vücutlarında kırışıklıkların oluşmasına engel olamadıkları kaydedildi. (Dermatoloji Arşivleri Dergisinde).
• Sigara dumanında bulunan katranın içinde 4 bin dolayında kimyasal madde vardır. (TC Sağlık Bakanlığı).
• Sigara içenlerin öksürmesinin nedeni sigara dumanının asit özelliği taşıması ve boğazı tahriş etmesi. (TC Sağlık Bakanlığı).
• Sigarayı bıraktıktan yıllar sonra dahi olsa bir tek sigara içilmesi halinde kolaylıkla tiryakiliğe dönülebilmektedir. (TC Sağlık Bakanlığı).
• Pasif olarak sigara dumanına maruz kalan kişilerde de kalp hastalığı ve kanser riskinin arttığını göstermektedir. (TC Sağlık Bakanlığı).
• Her bir sigara içiminde solunan nikotin oranının, 1998-2005 yıllarında yüzde 11 arttığının görüldüğü belirtildi. (Harvard Üniversitesi).
• Sigara içen öğrencilerin yüzde 65.9'unun merak nedeni ile, yüzde 56.2'sinin sıkıntı gidermek için yüzde 22.4'ünün zevk için, yüzde 14.9'unun arkadaşlarından etkilendiği için yüzde 10.5'inin anne babasından ve çevresindekilerden etkilendikleri için yüzde 7.2'sinin de televizyon ekranına gelen içicilerden etkilendiklerini belirttiler. (Ondokuz Mayıs Üniversitesi).
• Hamilelik döneminde sigara içen annelerin bebeklerinin yüzde 23'ünün, normalden daha zayıf olarak dünyaya geldiği ortaya çıktı. (Selçuk Üniversitesi).
• Devamlı sigara içen annelerin yüzde 4.5'inin bebeklerinin, ölü doğduğu tespit edildi. (Selçuk Üniversitesi).
• Gebelik sırasında sigara kullanımının, bebeğin gelişen kalbine uzun süreli zararlı etkileri olduğu belirlendi. (ABD Loma Linda Üniversitesi).
• Sigara, kadınlarda doğurganlığı azaltır. (TC Sağlık Bakanlığı).
• Türkiye’de akciğer kanseri hastalarının yüzde 33’ü, sigara içmeyen ama sigara dumanına maruz kalan kişiler. (TC Sağlık Bakanlığı).
• Hamileliğinde sigara tüketen annenin nikotininin, bebeğin davranışı üzerinde uyuşturucu tüketen annenin kullandığı eroin gibi etki yaptığı saptandı. (TC Sağlık Bakanlığı).
• Yeni kanser tedavilerine sigara içmeyenlerin içenlerden 10 kat fazla yanıt veriyor. (ABD Karmanos Kanser Enstitüsü).
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/7/2008 - BASINDA SİGARA
|

BASINDA SİGARA
Sigara, görme kaybına da yol açıyor - sigara
|
Sigara içmek, uzun vadede görme kaybına yol açıyor.
|
|
Sigara içmek sadece akciğerler ve kalp için mi zararlı? Avusturyalyalı araştırmacıların yaptığı bir çalışmaya göre, bu sorunun cevabı hayır. Araştırmada, sigara içenlerin görme kaybı yaşama olasılığının sigara içmeyenlere göre 4 kat fazla olduğu belirtildi.
ntvmsnbc
| 1 milyar insan ölebilir - sigara |
Dünya Sağlık Örgütü, sigara kullanımı eglenemezse 1 milyar insan ölebilir dedi.
|
|
Dünya Sağlık Örgütü'nün, Tütünsüz Girişimi başkanı Douglas Bettcher, Bangkok'taki bir konferansın açılışında yaptığı konuşmada, "Tütün kötü bir ürün. Kullananların yarısını öldürüyor" dedi. Sigara yüzünden yılda 5,4 milyon kişinin öldüğünü, bunların yarısının gelişmekte olan ülkelerde olduğunu belirten Bettcher "Bu, her saat bir jumbo jetin düşmesi demek" diye konuştu. Bettcher, gelişmekte olan ülkelerde özellikle gençler arasında sigara kullanımının giderek arttığına dikkat çekerek, gelecek 20 yılda sigaradan ölenlerin sayısının yılda 8,3 milyona çıkacağını söyledi. Vergilerin artırılması, reklamların yasaklanması gibi tedbirlerle sigara tüketiminin düşürülebileceğini belirten Bettcher, buna sıkı sigara yasakları getiren Singapur, Avustralya ve Tayland'ı örnek verdi.
Bettcher, bunun "önlenebilir bir salgın" olduğunu kaydederek, "Bunu başarabilirsek 2050'ye kadar 200 milyon hayatı kurtarabiliriz" dedi. Tayland'da sigara tüketimi, yasağın uygulanmaya başlandığı 15 yıl önceki yüzde 30'dan yüzde 18'lere düştü.
Internet Haber
| Yarım asırlık tiryakiler sigarayı bıraktı - sigara |
|
Antalya’da yaşayan 84 yaşındaki Mehmet Yıldız ile 74 yaşındaki Hüseyin Şafak dede, bir yıldır sigarayı bırakmanın sevincini yaşıyor. Yarım asırdan fazla sigara içen Mehmet Yıldızile Hüseyin Şafak, içtikleri tütün için hayıflanıyor.
|
|
Yarım asırdır içtiği sigara ile hem vücuduna hem de kesesine zarar verdiğini belirten Mehmet Yıldız, tütün içenler için söylenen "parasını el alır, dumanını yel alır" sözünü yeni yeni anlamaya başladığını söyledi. Bir yıldır sigarayı bırakması ile birlikte ağzının tadının değiştiğini ve yediği meyve ve sebzeden lezzet almaya başladığını belirten Mehmet Yıldız, koskoca gençlik ve orta yaşlılık dönemini bir duman için heba etmenin ezikliğini yaşadığını ifade etti.
Cihan Haber
|
|
|
| Sigarasız okula ödül - sigara |
|
Kahramanmaraş Valisi Mehmet Niyazi Tanılır, Türkiye'de sigara ile mücadelenin bütün kurumlarla birlikte seferberlik mantığı içerisinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
|
|
Vali Mehmet NiyaziTanılır "Sigara bütün dünyada hem birey sağlığını hem de kamu sağlığını tehdit etmektedir. Maalesef bu meselede de gelişmiş batı ülkelerini hep arkadan takip etmekteyiz. Batı dünyasında sigaranın aleyhine yapılan kampanyalar nedeniyle sigara bırakma oranı süratle artarken bizde tam tersine sigara içme oranı artmaktadır. Bu da bizim az gelişmişliğimizin tipik bir örneğidir" diye konuştu.
İhlas Haber
|
|
Sigarada korkutan tablo - sigara
|
|
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuncay Göksel, sigara içme alışkanlığı aynı hızda devam ederse 2020 yılına kadar tüm yetişkinlerin üçte birinin ölümüne yol açmasının beklendiğini söyledi.
|
|
Sigara içiminin en önemli önlenebilir ölüm nedeni olduğunu ve dünyada ölüm nedeni olarak üst sıralarda yer alan pek çok hastalığın ana nedeninin sigara olduğunu belirtti.
ihlas haber
| Ünlü Türk profesöründen sigara uyarısı |
|
ABD'deki Cleveland Clinic'in ünlü Türk Profesörü Murat Tuzcu, Türkiye'de salgın bir hastalık haline gelen kalp rahatsızlıklarının önüne geçebilmek için sigaraya karşı tedbir alınması gerektiğini söyledi
|
|
Türkiye'de sigara içme alışkanlığının çok fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Tuzcu, sigara içen insanlarda erken ölüm ve kalp krizi riskinin de arttığını vurguladı. Kalp rahatsızlıklarından korunmanın en etkili yolunun sigarayı bırakmak olduğunu kaydetti. Sigara içmeyen bir insanın sigara içilen bir odada bulunmasıyla da büyük zararlar görebildiğini ifade eden Prof. Dr. Tuzcu, sigarayı özellikle çocuklardan uzak tutmak için çaba gösterilmesini istedi.
Haberler.com
| Sigara içen hamileler dikkat! - sigara |
|
Selçuk Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada; hamilelik döneminde sigara içen annelerin bebeklerinin yüzde 23'ünün, normalden daha zayıf olarak dünyaya geldiği ortaya çıktı.
|
|
Sigaranın, hamileler ve doğmamış bebekleri için büyük zararları olabileceğini söyleyen araştırma ekibinin Başkanı Prof. Dr. Selma Çivi, şu bilgileri verdi: "Devamlı sigara içen annelerin yüzde 4.5'inin bebeklerinin, ölü doğduğunu tespit ettik. Yine, hamilelik boyunca sigara içen annelerin yüzde 23'ünün çocuklarının, normalin altında doğduğunu belirledik. Sigaranın, her çocuktan ortalama 130 gram aldığını tespit ettik."
Sabah Gazetesi
| Sigara üretimi yasaklanacak - sigara |
|
Venezuela hükümeti, sigara ve tütün ürünlerinin üretimini yasaklamayı planlıyor.
|
|
Sağlık Bakanı Erick Rodriguez, radyoya yaptığı açıklamada, çıkarılması düşünülen kararnameyle, tütün üretimiyle ilgili "ekonomik faaliyetin" yasaklanacağını söyledi. Rodriguez, "Sigara içmek isteyen bundan böyle yurt dışından getirmek zorunda" dedi.
Rodriguez, hükümetin ülkede sigara tüketimini asgariye indirmek ve "sağlıklı yaşam tarzını" teşvik etmek istediğini söyledi.
Zaman Gazetesi
|
|
|
|
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/7/2008 - Akciğer kanserinin başlıca nedeni sigara.
|
Akciğer kanserinin başlıca nedeni sigara.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Onkoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. ÖzlemYavaş, akciğer kanserinin erkeklerde daha sık görüldüğünü ve başlıca nedeninin ise sigara olduğunu vurguladı. Son yıllarda gelişmiş ülkelerde akciğer kanserine yakalananların sayısında azalma olduğunu söyleyen Yavaş, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise sigara içme oranın yüksekliği nedeniyle akciğer kanserinin arttığını ifade etti.
Selçuk Üniversitesi Onkoloji Bölümü’nde son 3 yılda 5 binin üzerinde kanser hastasına baktıklarını bildiren Yavaş, bu hastaların yaklaşık olarak yüzde 30-40’ının akciğer kanseri olduğunu kaydetti. Bu oranın bile akciğer kanserinin görülme sıklığının ülkemizde yüksek olduğunu anlattığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Yavaş, hastalığın görülme sıklığının sigara içme oranıyla paralellik gösterdiğini vurguladı.
Yaş ilerledikçe ve sigara içimi çoğaldıkça kanser gelişme riskinin de arttığını vurgulayan Yavaş, şunları kaydetti: "Akciğer kanseri dünyada ve Türkiye’de ilk sıralarda gelen kanser türü olarak dikkat çekiyor. Sigara kullanım alışkanlığı ile hastalığa yakalanma riski de artıyor. Kadınlara göre erkeklerde daha fazla görülmesinin açıklaması ise sigara içme oranın erkeklerde daha fazla olmasıdır. Özellikle 50 yaş ve üzerinde hastalığın görülme sıklığa da artıyor."
En çok rastlanan ve en çok ölüme yol açan hastalıklar arasında yer alan akciğer kanseri için sigara ile etkin mücadelenin şart olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Yavaş, sadece sigaranın üzerine ’sağlığa zararlıdır’ yazısıyla mücadelenin yeterli olamayacağına dikkati çekti. Akciğer kanserini sağlıklı kişilerde ortaya koyabilecek standart bir tarama testinin olmadığını ve genelde tanının hastalığa bağlı belirtiler ortaya çıktıktan sonra konulduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Yavaş, şöyle devam etti: "Akciğer kanserleri hızlı gelişen ve ilerleyen kanserler olduğu için, risk altındaki sağlıklı kişilerin bazı tetkilerle hastalık yönünden taranması ve hastalığın çok erken evrede saptanması maalesef çok mümkün olmuyor. Bu nedenle hastalar doktora ancak şikayetleri olduğunda ve daha ileri evrede başvurabiliyorlar. Bu durumda tedavi şansı azalıyor. Önemli olan hastalık gelişimine neden olduğu bilinen en önemli etkenle yani sigara ile mücadele etmek."
Öksürük, balgam, ses kısıklığı, balgamdan kan gelmesi, sırt, bel ve baş ağrısının hastalık belirtisi olabileceğine işaret eden Yavaş, şu uyarılarda bulundu: "Bu tür şikayetlerde hemen doktora gidilmelidir. Erken evrede müdahale hastanın iyileşme sürecini de kolaylaştırır. Ayrıca hastaların verilen önerilere uyması da önemlidir."
Yapılan araştırmaların pasif sigara içiciliğinin de akciğer kanserine neden olduğunu ortaya çıkardığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Yavaş, aktif içicilik kadar pasif içicilikle de mücadelenin şart olduğunu sözlerine ekledi.
http://www.haberprogram.com/h/2007/12/07/31180-Akciger_kanserinin_baslica_nedeni_sigara_.php
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/7/2008 - Sağlıkta önceliğimiz, sigaranın neden olduğu KOAH!

Sağlıkta önceliğimiz, sigaranın neden olduğu KOAH!
KOAH, dünyanın en sık görülen, en çok öldüren, en fazla sakat bırakan ve en yüksek tedavi maliyetlerine yol açan hastalıkların başında geliyor.
Reklam
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığının (KOAH), dünyanın en sık görülen, en çok öldüren, en fazla sakat bırakan ve en yüksek tedavi maliyetlerine yol açan hastalıklar listesinde en başlarda yer aldığını söyledi.
Prof. Dr. Özlü, yaptığı açıklamada, KOAH'ın müzmin tıkayıcı akciğer hastalığı anlamına geldiğini, sigaraya bağlı oluşarak nefes darlığıyla karakterize ve ilerleyici olduğunu belirtti.
Halk arasında pek bilinmemesine karşın KOAH'ın dünya genelinde önemli ve öncelikli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade eden Özlü, ''KOAH, dünyanın en sık görülen, en çok öldüren, en fazla sakat bırakan ve en yüksek tedavi maliyetlerine yol açan hastalıklar listesinde en başlarda yer alıyor. İş günü kayıpları, maluliyet ve erken ölümler yoluyla ekonomik bilançosu çok ağırdır. Türkiye gibi dünyanın en fazla sigara içilen bir ülkesinde, KOAH öncelikli bir sağlık sorunudur'' dedi.
EN ÖNEMLİ NEDENİ SİGARA
Özlü, KOAH'ın çok nadir istisnalar dışında tamamen sigaraya bağlı olarak meydana gelen bir hastalık olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:
''Sigara içen her 5 kişiden 1'i, yaşamının son yıllarını KOAH hastası olarak geçirmektedir. KOAH, kişide sigaranın ilk içildiği gün başlamaktadır. Yıllarca yavaş yavaş ilerleyen hastalık, akciğeri içten içe kemirip tüketir fakat hasta bunu uzun süre fark edemez. Farkına vardığında ise zaten iş işten geçmiş olur. İçilen tek bir sigaranın bile akciğerde çok ciddi hasara yok açtığı bilinmektedir.''
Prof. Dr. Tevfik Özlü, sigara içildiği müddetçe KOAH'ın çok hızlı ilerlediğini belirterek, şöyle devam etti:
''Hastalık kişinin yaşam kalitesini sınırlayıp, yürüyemeyen, günlük işlerini göremeyen, başını yastığa koyup rahatça uyuyamayan, başkalarına bağımlı, tık nefes bir kişi haline getirir. Halbuki sigarayı bıraktıktan sonra ilerleme hızla azalır ve bu süreç uzar. KOAH, erken dönemde öksürük ve balgam ile kendini belli eder. Sağlıklı bir kişi öksürmez ya da balgam çıkarmaz. KOAH, tedavi ile ortadan kaldırılamaz. Akciğerlerde oluşan hasar geri dönüşlü değildir. Hastalar sigarayı bırakıp önerilen tedaviye uyduklarında kuşkusuz bundan fayda görürler. Şikayetleri azalır ve yaşam kaliteleri artar. Ancak büsbütün hastalığı kontrol altına almak, şikayetleri ortadan kaldırmak ilerlemeyi tamamen durdurmak olası değildir.'' |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/7/2008 - Angela Merkel’den içkiye savaş
Angela Merkel’den içkiye savaş
Ülkesinde içki kullanma oranının ve buna bağlı ölümlerin hızla artması üzerine Almanya Başbakanı harekete geçti.
....................
AB’nin, çocuklar ve gençleri alkolden korumak için ’strateji belgesi’ hazırlamasının ardından Almanya Başbakanı Merkel de, bir mesaj yayınlayarak herkesi göreve çağırdı: "Alkol ve uyuşturucuyu özendirenlere kararlı şekilde karşı çıkmalıyız. Umursamaz bir tutum takınamayız. Bunu sıradan bir cürüm olarak değerlendirmek mümkün değil."
İçki ve uyuşturucu kullanma oranının hızla artması Avrupa ülkelerini derinden düşündürüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, sadece Avrupa kıtasında her yıl 600 bin kişi alkolün yol açtığı hastalık ve yaralanmalar sonucu hayatını kaybediyor. Bu durum Batı ülkelerini yeni arayışlara itti.
Avrupa Birliği Komisyonu’nun ’alkolizme karşı strateji belgesi’ hazırlamasının ardından Almanya Başbakanı Angela Merkel de, gençleri alkol tüketimine özendirenlere karşı toplumun bütün kesimlerini göreve çağırdı. Konuyla ilgili resmî bir mesaj yayınlayan Merkel, içki ve uyuşturucu madde tüketiminin kendisini ’ürküttüğünü’ söyledi.
Gençlerin, bilinçli bir şekilde sağlığını tehlikeye attığını, bu duruma seyirci kalamayacaklarını vurguladı. Sorunu çözmek için kanun çıkarmanın yeterli olmayacağını kaydeden Merkel, koruyucu tedbirler ve bilgilendirmeye ağırlık verilmesini istedi.
Bu mücadelede veliler ve öğretmenlerin yanı sıra gençlerle irtibatı olan herkesin yardımına ihtiyaç duyduklarını belirten Angela Merkel, Alman toplumunu uyardı: "Bazı gençler bu davranışlarıyla yaşıtlarına karşı güç gösterisinde bulunmayı hedefliyor. Ancak bunu sıradan bir cürüm olarak değerlendirmek mümkün değil. Aşırı alkol tüketiminden dolayı hastanelerde tedaviye tabi tutulanların sayısı iki misli arttı. Bu artık münferit olay şeklinde değerlendirilemez."
Bir hafta önce yayınlanan ’2008 Uyuşturucu ve Bağımlılık Raporu’na göre Almanya’da 9 milyon 500 bin kişi ’hayatını tehlikeye atacak şekilde’ alkol kullanıyor. Hastalık derecesinde bağımlı olanların sayısı 1,3 milyon. Yaklaşık 1,5 milyon Alman da ilaç müptelası. Hükümetin uyuşturucu sorumlusu Sabine Baetzing’in açıkladığı rapor, gençler arasındaki ’komaya girene kadar içki içme’ alışkanlığının da gittikçe yaygınlaştığını gösteriyor.
Baetzing’in verdiği bilgilere göre, Almanya’da 2005 yılında 12-17 yaş grubunun haftalık ortalama alkol tüketimi 34 gram olmasına karşılık, bu oran 2007 yılında 50 grama yükseldi. Komaya girecek şekilde alkol tüketimi ’Binge Drinking’ alışkanlığında da artış var. Gençler arasında 2005 yılında yüzde 20 olan bu oran, 2007 yılında yüzde 26’ya yükseldi. 10-20 yaş arası grupta alkol zehirlenmesi yüzünden hastaneye kaldırılanların sayısı da iki misline çıktı. Alkol tüketimindeki bu tehlikeli gelişmeye karşılık sigara tüketiminde gerileme yaşandı. Federal hükümet alkolle mücadele için ulusal eylem planı hazırlıyor.
AB: ALKOL RAKAMLARI SINIRLANDIRILMALI
Avrupa Birliği Komisyonu’nun 2006 yılında hazırladığı ’alkolizme karşı strateji belgesi’ de, tüketim artışına dikkat çekerek, çocuklar ve gençlerin alkol tehlikesine karşı korunması gerektiğini belirtiyor.
Sağlık Komiseri Markos Kyprianou’nun imzasını taşıyan belgede, alkol satışı yaşının 18’e çıkarılması, otobüs ve kamyon sürücülerine "sıfır tolerans" tanınması, televizyon ve sinemalarda alkol reklamlarının sınırlandırılması gibi öneriler yer alıyor.
AB Sağlık Komiserliği’nin yayınladığı başka bir raporda ise AB ülkelerindeki alkol tüketiminin korkunç boyutlara ulaştığına dikkat çekildi. "AB’de alkole bağlı zararlar" başlığını taşıyan rapora göre AB bölgesi, dünyada alkol tüketiminde en ön sırada yer alıyor. Üye ülkelerdeki 55 milyon yetişkinin "alkolizm problemi" yaşadığı belirtilirken, 15-29 yaş arası genç ölümlerinin dörtte birinin alkol yüzünden olduğu açıklandı. Alkolün, ölümlerin yanı sıra 60 çeşit hastalığa yol açtığı tespitine yer verilen raporda, sadece Fransa’da her yıl alkol nedeniyle 700 çocuğun sakat doğduğu ifade edildi. Komisyon, alkol tüketiminin 2003 itibarıyla AB ekonomisine yıllık 125 milyar Euro zarar verdiğini kaydetti.
Geçtiğimiz günlerde Londra Belediye Başkanı seçilen Boris Johnson da, içkinin, toplu ulaşım dahil pek çok yerde daha yasaklanması için çalışmalara başladığını açıklamıştı.
Avrupa, içkiye karşı savaş açarken, Türkiye’de ise içki tüketimi modernlik sayılıyor. Geçtiğimiz günlerde, Hürriyet gazetesi, alkollü içiknin satışını düzenleyen yasanın ylakında yürürlüğe gireceğini verdiği haberine, ’Bir kadeh rakı artık yasak’ manşetini uygun görmüştü. Gazete haberin spotunda da, yeni mevzuat ile herkesin kafasının karıştığını, evin dışanda içmenin zor olduğunu belirterek, "İşin özeti, ’içeceksen evinde iç’ deniyor" diyerek, AKP hükümetine muhalefette bulunuyordu.
Dünya bülteni
http://www.haberprogram.com/h/2008/05/14/35711-_Angela_Merkel_den_ickiye_savas_.php
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
|
|
|
1
sayfadan
1
. sayfa
SAYFAYI GERİ ÇEVİR | SAYFAYI İLERİ ÇEVİR
|
|