<Y.FARKLI PENCERE-2>
BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti




4/11/2009 - Sayın Adnan Oktar'ın İsrail'in Sanhedrin Hahamlarıyla görüşmesi

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


24/9/2009 - Sahte Resul için Diyanet Göreve

Sahte Resul için Diyanet Göreve
Yazar Aydın Başar Evrenesoğlu Tehlikesine Dikkat Çekiyor ve Diyanet İşleri Başkanlığını
Yazar Aydın Başar: “Müseyleme’nin Kanalında Hz Ebubekir Anlatılmaz”
 
Röportaj: UMUT BULUT / Haberdem.Com (ÖZEL)
 
Milli Gazete yazarı Aydın Başar ile Diyanet ve sahte peygamberler konulu bir röportaj yaptık. Haberdem okuyucularının istifadesine sunuyoruz.
 
- Sizi Milli Gazete, Anadolu Gençlik, Burhan Dergisi ve en son olarak da kardeş sitemiz haber5.com’daki yazılarınızdan tanıyoruz. Bu sitedeki en son yazınızda Diyanet’i sahte peygamberlere karşı mücadele etmeye davet ettiniz. Sizce bu mücadeleyi Diyanet mi yapmalıdır?
           
Sahte peygamberler, sahte resuller, sahte mehdiler ve sahte şeyhler günümüzün birer gerçeğidir. İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazali, Mevlana gibi birçok alim yaşadıkları dönemde bu tür kimselerle ve sapkın görüşlerle mücadele etmişlerdir. Bugün bu görev en başta bütün ilahiyatçılara, akademisyenlere, yazarlara, müftülere ve imamlara düşüyor. Yalnız bunların tek tek mücadeleleri de bir anlam ifade etmiyor. Daha büyük bir otoritenin bu yanlış cereyanlara karşı halkı uyarması gerekiyor ki o da Diyanet İşleri Başkanlığıdır.  
 
- Diyanet bu konuda hiç mi bir şey yapmıyor?
 
Sahte peygamber olarak kamuoyunda meşhur olmuş ancak peygamber değil “resul” olduğunu iddia eden İskender Evrenesoğlu ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Sayın Ekrem Keleş Bey’in bir raporu var. Fakat bunun dışında Diyanet bu konuya yeterince sahip çıkmıyor. Evrenesoğlu batıl fikirlerini televizyon kanalları vasıtası ile sürekli tebliğ ederken Diyanet’ten uyarıcı bir mesaj hala gelmedi. Şayet bu mesaj gelmezse insanlar “Diyanet ne iş yapar?” diye sormakta haklıdırlar.
 
- Hangi kanal veya kanallar? 
 
İskender Evrenesoğlu halk arasında sahte peygamber olarak meşhur olduğu için açıktan faaliyet yapamıyor. MPL adlı bir tv kanalı sürekli onun sapkın görüşlerini yayıyor. Bu kanalda hoca olarak lanse edilen çok sayıda bilgisiz kimseler var. Hatta Arapça “resul” kelimesini bile bakmadan yazamıyorlar. Bunlar biraz garip kişilikler ve sayıları da oldukça fazla..
 
- Peki bu MPL kanal Evrenesoğlu bağlantısını kabul ediyor mu?
Kendilerinin bir tasavvuf kanalı olduğunu söylüyorlar. O kanalda çıkan hoca taslakları sürekli resullerin her dönemde yaşadığını, bu devirde de yaşadığını ve onlara tabi olmayan kimselerin şirke düştüğünü söylüyorlar. Devrin imamına ki mehdi de odur diyorlar, ona tabi olmak gerektiğini söylüyorlar. İzleyiciler “devrin imamı kim” diye sorduğunda ise buna açık bir şekilde cevap vermiyorlar.
 
- İyi ama Evrenesoğlu’ndan başka birini kastetmiş olamazlar mı?
Hayır olmazlar. Çünkü ben Evrenesoğlu’nun internetteki bazı konuşmalarını dikkatle dinledim. Bu kanaldaki kimselerin söylemleri ile onunki tıpa tıp aynı. Hatta konuşma üslupları bile aynı. Google’de bununla ilgili bir araştırma yaptığınızda yeteri kadar bilgi karşınıza çıkıyor. Zaten MPL kanalı Evrenesoğlu ile ilişkisini inkar etmiyor. Tasavvuf perdesi arkasından yanlış şeyler yapıyorlar.
 
- Haber5’teki yazınızda birtakım sembolleri kullandıklarını söylüyorsunuz bunu biraz açar mısınız?
 
Bu kanalda sürekli aynı şeylerden bahsediliyor. Mesela “amenü olmak” kelimesi bu grubun sembol kelimelerinden birisidir. Yine başka bir sembol “Allah’a ulaşmayı dilemek” ifadesidir. “Hidayeti istemek” kelimesi de sürekli kullanılır. Bu ifadeler aslında masum ifadelerdir ancak bu grup bunları sembolleştirmiştir. Bu kanalı açtığınızda her seferinde bu ifadelerle karşılaşırsınız. Bir de sürekli Kur’an’ın ayetleri çarpıtılarak her dönemde resullerin geldiği iddia edilir.
 
Evrenesoğlu ve bu grubun faaliyetlerinin ne gibi bir sakıncası var sizce?
 
Bu grup ayetleri ve hadisleri çarpıtmakta ve dini deforme etmektedir. Bu da imâni bir takım problemlere yol açmaktadır. Yakın tarihte insanlar artık âlimlere, hocalara, ilim adamlarına itibar etmeyecek hale gelecekler. Neden? Çünkü gerçek hocaları da bu tip sahte mehdi, sahte resul gibi adamlarla özdeşleştireceklerdir. Bir ilim adamı bir şey söylediği zaman acaba bu da mı sapıktır diye düşünecekler ve kimseye güvenmemeye başlayacaklardır. Bu da İslam’ın öğretilmesinin önüne geçecektir. İslam’ı âlimler, hocalar anlatmayacaksa kim anlatacaktır? Halk nasıl doğru bilgi sahibi olacaktır? İşte bu grubun faaliyetleri sapla samanın birbirine karışmasına yol açacağından halkın beynini bulandıracak ve hocalara olan itibarını zaafa sokacaktır. Bunun ne denli tehlikeli olduğu konusunda Diyenet’in artık uyanması ve halkı uyandırması gerekiyor.
 
- Yazınızda Mili Görüş camiasında tanınıp sevilen iki tarihçi yazarımıza da bu kanalda program yaptıklarından dolayı ciddi bir eleştiride bulunuyorsunuz. Sayın Ekrem Şama benim de sevip saydığım birisi. Sayın Metin Hasırcı’yı ise Vakit Gazetesi’ndeki yazılarından biliyoruz. 
 
Özellikle şunu ifade etmeliyim ki bu büyüklerimiz benim de sevip saydığım iki yazarımız. Kişilik olarak son derece nazik ve iyi niyetli kimseler. Tarih konusunda araştırma yapan bu alana ilgi duyan kimseler. Yaşlarından dolayı da ayrıca saygı duyuyorum. Ancak MPL televizyonunda program yapmaları çok büyük bir hata. Ben bir kardeşleri olarak onları ahlakî bir üslupla uyardım.
 
- Haber5 bu yazıyı yayınlarken bir tereddüt geçirdi mi?
 
Haber5.com Genel Yayın Yönetmeni Sayın İslam Arslan basın kartı sahibi bir gazeteci olduğu için meseleye gazeteci duyarlılığı ile yaklaşıyor ve fikirlerimize saygı duyuyor. Yazıyı yolladığımda ahlaki bir üslup olmak şartı ile her türlü yazımı yayınlamayı uygun gördüğünü bir de bu konuda şayet bir cevap gelirse onları da sitede yayınlayacağını bana bildirdi. Doğrusu süreci çok iyi yönetti. Cevap metinlerini haber yaparken de çok güzel bir üslup kullandı. Benim için “kardeşimiz” Sayın Hasırcı için de “büyüğümüz” ifadelerini kullandı. Yani bizim eleştirilerimiz kırıp dökmek için değil hayra vesile olmak içindir ki bunu haber5’de ifade etme şansım oldu.
 
- Evet Sayın Metin Hasırcı’dan ve Sayın Ekrem Şama’dan da birer açıklama geldi. Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz. 
 
Her iki büyüğümüz de eleştirilerimize büyük bir olgunlukla cevap verdi. Kendilerine nezaketlerinden dolayı teşekkür ederim. Tarih bölümü mezunu olmadıkları için Tarihçi olmadıklarını söylememe biraz alınmışlar. Bu konuda kendilerini üzdüysem özür dilerim. MPL’de yapmış oldukları programlar da içerik olarak çok faydalı ancak bu programları Tv5, Hilal Tv, Mehtap, Ülke Tv gibi kanallarda izlemek isterdim.
 
- Sayın Metin Hasırcı cevabi açıklamasında bu kanalda yaptığı programların ehl-i sünnet vel cemaat itikadına uygun olduğunu ve Muhterem Erbakan Hoca’nın da bu konuda memnuniyet izhar ettiğini söylüyor.
 
Ben yaptıkları programların mahiyetine bir eleştiride bulunmuyorum. Dolayısıyla ehli sünnet itikadına uygun olup olmadığını tartışmıyorum. Fakat kabul edersiniz ki bir sahte peygamberin kanalında program yapmak ve böylece o kanalın gelişimine katkı sağlamak asla itikadımıza uygun değildir. Dinimize göre katiyen yasaktır. Efendimizden sonra Peygamberliğini ilan eden Müseylemetül Kezzabı’ı bilirsiniz. Hz Ebubekir onunla savaşmıştır. Haşa onu asla dolaylı ve dolaysız yoldan desteklememiştir. Siz bu kanalda program yaptığınız zaman, onları bir şekilde meşrulaştırmış olursunuz. Onları izleyenler “Bu temiz milli görüşçüler de buradaymış” der ve onlara sempati beslemeye başlar. Ve bu kanalla mücadele etmeniz gerekirken o kanalın bir mensubu olursunuz ki bu da çok tehlikelidir.
 
- Peki ya Erbakan?
 
Erbakan Hocamız’a bilgi verilirken bu kanalın sahte peygamber Evrenesoğlu’na ait olduğu da söylenmiş midir acaba? Milli Görüşçülerin ve Muhterem Erbakan hocamızın bu tip kimselerle hiçbir ilgisi olamaz. Dolayısıyla Muhterem Erbakan hocamıza bu kanalla ilgili bilgilerin verildiğine ve buna rağmen buna rıza gösterdiğine asla inanmıyorum. Biz Burhan Dergisi olarak bir yazarımız bu kanalda programa çıktı diye onun yazısına son verdik. Milli Görüşçülerin de bu konuda ciddi tepkileri olduğunu biliyorum. İnşallah Sayın Hasırcı ve Sayın Şama bu kanal ile irtibatlarını keserler.
 
- Bu konuda Ekrem Şama da haberayna.com sitesinden bir cevap yayınladı. Cevabında Milli Görüş camiasının ilgilileri ile istişare yaptığını söylüyor.
 
Bu ilgililerin kim olduğunu ben de merak ediyorum doğrusu. Eğer bu isimleri söylerse ben ilgilileri de bilgilendirebilirim.
 
- Sizin o kanalda program yaparak “orayı meşrulaştırıyorlar” söyleminize sayın Şama bu yazısında şöyle bir cevap veriyor: “Bunu yaparken bulunduğu ortamı temsil etmesi ya da meşrulaştırması söz konusu değildir. Orada görev yapıyordur. Tıpkı aşırı solcu, ya da dinimize düşman bir ekranda davasını anlatan bir lider veya dava mensubunun o ekranın arkasındakileri meşrulaştırması ya da tezkiye etmesi söz konusu olamayacağı gibi…”
 
Buna şöyle cevap vermek istiyorum. Aşırı solcu veya din düşmanı bir kanalda program yapmak çok farklıdır. O kanalın dine soğuk bakan izleyicilerini aydınlatma niyeti ile bu yapılabilir. Ya da siyasi görüşlerinizi anlatmak maksadı ile. Siz bir siyasi liderseniz “ben solcuların veya ateistlerin kanalına çıkmam” diyemezsiniz. Fakat sahte bir peygamber söz konusu olduğunda, sapkın bir din anlayışı söz konusu olduğunda durum değişir. Siz gidip de Müseylemetül Kezzap’ın Tv Kanalında Hz Ebubekir’i anlatamazsınız. Dolayısıyla Mpl’de İslam tarihi de anlatılamaz. Mesele çok basittir siz ya “bu kanalı izlemeyin” dersiniz ya da o kanalda “bizi izlemeye devam edin” deme zaafını göstermeye devam edersiniz.
 
- Son cümlelerinizi alabilir miyiz?
 
Ben bir yazı yazarken bunu bu yazıya kim ne der diye düşünmem. Hakkın hatırı âlidir, incitilemez. Çok sevdiğimiz birisi de olsa ben bu eleştirileri yapardım. Şimdi son olarak Diyanet’i bir kez daha bu konuda göreve davet ediyorum. Zira onların yaptığı deformasyonu şahısların tek tek düzeltmesi mümkün değildir. Bu kanala hizmet eden büyüklerimizin de son olarak bir kere daha düşünmelerini rica ediyorum. Bu kanala hoşgörü gösterecek kadar geniş mezhepli biri değilim. Bunu benden kimse beklemesin.
 
- Teşekkür ederiz.  
 
Haberdem.Com (ÖZEL)
http://www.haberdem.com/news_details?id=38623

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


24/9/2009 - Sahte Mehdi İskender Evrenesoğlu Komedi Show

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


24/9/2009 - Sahte Mehdi şarlatan İskender Evrenesoğlu

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


14/9/2009 - Cübbeli Hoca: 'Diyalogcular Sapıtmıştır' -VİDEO


http://video.haberalemi.net/medyaizle.php?haber_id=139

 



Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


10/9/2009 - Hayım Naum Doktrini
Hayım Naum Doktrini



1. Dünya Savaşı'nda büyük İsrail'in kurulması için çok çaba harcandı "1. Dünya Savaşı'ndan sonra 5 sene boyunca Anadolu'yu işgal edip büyük İsrail'i kurmak için uğraştılar. Fakat Anadolu'nun imanlı insanları buna müsaade etmedi. Bilahare 10 yıl daha savaşıldı. 10 yıllık savaştan sonra yorulan düşmanlar ise Lozan Barışı imzalanmak zorunda kalındı. Batılılar bunu bir türlü kabul etmek istemediler. Çeşitli vesilelerle Lozan'ı imzalamadılar. İsmet İnönü Lozan anlaşmasını lehimize sonuçlandırabilir düşüncesiyle arabulucu olarak Mısır Hahambaşını Lozan'a gönderdi. Fakat bu Yahudi oradakilere, 'Türk delegesi olarak geldimse de siz buna bakmayın. Aslında ben sizden yanayım. Sizin bu Lozan'ı imzalamayışınızı taktirle karşılıyorum. Siz ve biz cihan harbini büyük İsrail'i kurmak için yaptık harbin galibiyiz. Neden şimdi büyük İsrail'i kurmayacakmışız.' dedi ve İsrail'in kurulması için adımlar atıldı."

Hayım Naum planına dikkat etmeliyiz
"Lozan'a gönderilen hahambaşı şunları da sundu, 'Binlerce yıldır uğraşıyoruz bu arz-ı Mev'ud-u kuramadık. Müslümanlar buna müsaade etmiyor. Bunların içinde imanlı insanlar var. Onun için gelin taktik değiştirelim. Bunları muharebe ile değil, yumuşak lokma metoduyla İsrail'e vilayet yapalım. Nedir bu yumuşak lokma metodu? Bu Hayım Naum Doktirinidir ve 7 maddeden ibarettir

1. Türkiye yi işsiz bırakacaksın,

2. Aç bırakacaksın

3. Borca esir edeceksin

4. Dininden uzaklaştıracaksın

5.Böleceksin

6. Böldüğün parçaları birbirleriyle çarpıştıracaksın,

7. Bu parçalanmış ve yeterince yumuşamış lokmaları alıp İsrail'e vilayet yapacaksın.'

Fransa Başbakanı Clemanson ve İngiliz Başbakanı Lozan'ı imzaladılar. Amerika imzalamadı. Halâ da imzalamış değildir. Bundan dolayı Avrupa Devletleriyle yapılan münasebetlerde hep Lozan yok sayılır ve Sevr esas alınır. İşte 80 yıldır üzerimizde bu oyunu uyguluyorlar. Bunun için dikkat etmeliyiz .

ALINTIDIR.

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


6/9/2009 - Organ Mafyası Haberi İsraili Kızdırdı

Organ Mafyası Haberi İsraili Kızdırdı


İsveç gazetesinin İsrail askerlerinin Filistinlilerin organlarını aldığını duyurduğu haberi iki ülke arasında gerginliğe neden oldu.



İsrail ile İsveç arasında basın özgürlüğü krizi...

İsveç'te en çok okunan Aftonbladet gazetesinin, geçen hafta İsrail askerlerinin, öldürdükleri Filistinlilerin organlarını aldıkları yolundaki haberi iki ülke arasındaki ilişkileri gerdi.

Gazetenin haberinde, organ mafyasının, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Yahudilere kadar uzandığını, bu ülkede tutuklamalar yapıldığını yazdı.

Gazetenin yazarı, organları alınarak ailesine teslim edilen bir Filistinlinin cesedini kendi gözleriyle gördüğünü, Gazze ve Batı Şeria'da yaşayan
Filistinlilerin de benzer hikayeler anlattıklarını söyledi.

İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, haberi yalanlayarak, İsveç'i protesto etti.

İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ise, İsrail'in isteğine rağmen, gazeteyi kınamayacağını, ifade özgürlüğünün İsveç anayasası tarafından garanti altına alındığını açıkladı.

Bildt, "ülkemizde basın ve ifade özgürlüğü kökleşmiş bir gelenektir. Her gün gazetelerin haberlerini redakte etsem, başka birşey yapmak için vaktim kalmaz" dedi.
İsrail basını, kriz yüzünden Bildt'in 10 gün sonra İsrail'e yapacağı geziyi iptal edebileceğini belirtiyor.

TRT-HABER

http://www.trt.net.tr/haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=42104ee3-1665-4800-89a4-47ef5bc5618d

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


6/9/2009 - Eyaleti mafya yönetiyormuş!

Eyaleti mafya yönetiyormuş!

DIŞ HABERLER
güncellenme zamanı 25.7.2009

ABD’nin New Jersey eyaletindeki yolsuzluk operasyonunda 44 üst düzey politikacı tutuklandı. Tutuklananlar arasında belediye başkanları da bulunurken, 5 haham milyonlarca dolar kara para aklamakla suçlanıyor

ABD’nin New Jersey eyaletinde 10 yıldır süregelen bir yolsuzluk soruşturması kapsamında önceki gün 3’ü belediye başkanı, 2’si eyalet meclisi üyesi, bazıları eyaletin Yahudi cemaatinin önde gelen isimlerinden toplam 44 kişi tutuklandı.
Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) yürüttüğü, eyalet tarihinin en büyüklerinden biri olan söz konusu soruşturmanın sonucu olarak New York ve New Jersey’de tam 54 farklı yerde yapılan baskınlara polisin yanı sıra 300’den fazla FBI ajanı katıldı. Yetkililer, tutuklanan kişilerin milyonlarca dolar kara para aklamaktan organ kaçakçılığı ve sahte Gucci el çantaları satmaya kadar çeşitli suçlamalarla karşı karşıya olduğunu belirtti.

‘Kendilerini satmışlar’

Kamu kurumlarının her kesimine kadar uzanan skandal zinciri sonrası, tutuklanmayan fakat görev yerlerinde etkin olamayacağı düşünülen resmi görevlilerin de istifası istendi. Aralarında Jersey Halk İşleri Departmanı Vekili Joseph Doria’nın da bulunduğu bir dizi resmi görevli de istifalarını verdi.
“Politikacılar, kendi istekleriyle kendilerini satışa sunmuşlar” diyen Federal Başsavcı Ralph Marra, “Yolsuzluk bu insanların hayat biçimi olmuş. Etiğin varolmadığı bir dünyada yaşıyorlardı” dedi. FBI’ın yolsuzlukla mücadele biriminin başkanı Ed Kahrer, New Jersey’de yıllardır süre gelen yolsuzluğun, ülkedeki en büyük sorunlardan biri olduğunu belirterek, “Yolsuzluk, bu devletin özündeki değerleri yıkan bir kanserdir” dedi.
FBI’dan Weysan Dun, tutuklanan kişilerin listesinin “Önemli bir toplantıya katılan üst düzey halk liderleri listesi gibi olduğunu” söyledi.

Organ mafyası bağlantısı

Federal savcılar, yolsuzluk soruşturmasında, Brooklyn, Deal ve İsrail arasında faaliyet gösteren bir kara para aklama şebekesi üzerine odaklanıldığını, şebekenin, New York ve New Jersey’de hahamların kontrolündeki Yahudi yardım dernekleri yoluyla milyonlarca dolar kara para akladığının iddia edildiğini açıkladı. Aklanan paranın, her biri 160 bin dolar tutan yasadışı böbrek satışından geldiği belirtildi.
Savcılar ayrıca, soruşturma çerçevesinde yolsuzluk yaptığından şüphelenilen siyasetçilerin izini sürmek için muhbir kullandıklarını, işadamı gibi davranan muhbirin, New Jersey’de inşaat ve diğer projelere onay almak için kamu çalışanlarına binlerce dolar rüşvet verdiğini aktardı.

Tutuklanan 44 kişi arasında, Hoboken, Ridgefield ve Secaucus belediye başkanları ve 2 belediye meclisi üyesi bulunurken, New York ve New Jersey’den 5 haham da milyonlarca dolar kara para aklamakla suçlanıyor. Tutuklanan siyasetçiler kara para aklama, organ kaçakçılığı ve sahte marka ürün satışıyla suçlanmıyorlar.



Aşırı dinciler
Yolsuzlukla suçlanan sanıkların çoğu kefaletle serbest bırakılırken, kara para aklamakla suçlananlar için 300 bin dolar ile 3 milyon dolar arasında kefalet ücreti istendi. Olay, İsrail basınında geniş yankı bulurken, İsrail gazetelerinde,Amerikalı yetkililer tarafından tutuklanan aşırı dinci Yahudilerin fotoğraflarına yer verildi.



MİLLİYET GAZETESİ.

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=5&ArticleID=1121306&Date=25.07.2009&b=Eyaleti%20mafya%20yonetiyormus

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


26/8/2009 - İsrail'in Mescid-i Aksa Hedefleri

İsrail'in Mescid-i Aksa Hedefleri

19. yüzyılın sonunda siyasi bir hareket olarak ortaya çıkan Siyonizm'in milliyetçi, modern ve laik Yahudiler tarafından ortaya atıldığı ve dolayısıyla "dini" bir hareket olmadığı sıkça anlatılan bir hikayedir. Ancak hikaye, gerçeği ancak kısmen yansıtmaktadır ve bir de gözlerden uzak kalan bir yön vardır.

Bu yön, "dindar Siyonizm" olarak bilinen ve "sağ Siyonizm" ya da öteki adıyla "Revizyonist Siyonizm" olarak tanımlanan akımla da oldukça ilişkili olan bir harekettir. Dindar Siyonizm, bir Yahudi Devleti'nin kuruluşunu yalnızca ulusal bir hareket olarak gören laik Siyonizm'den farklı olarak, İsrail'in kuruluşunu Yahudi dinindeki geleneksel "Mesih" inancı çerçevesinde yorumlamıştır.

Mesih'in gelişi, Yahudilerin binlerce yıllık tarihi boyunca hep beklenmiştir. Ama en çok da, M.S. 70'te Romalılar tarafından Kudüs'ten kovulmalarının ardından güçlenmiştir. 70 yılında Romalılar, Kudüs'teki Hz. Süleyman Tapınağı'nı ikinci kez yıkmışlar, şehirdeki Yahudilerin büyük bölümünü katletmiş, kalanları da sürmüşlerdir. Geriye Tapınak'tan yalnızca tek bir duvar kalmıştır; o da bu "yıkım"ım anısına Ağlama Duvarı'na dönüştürülmüştür. Mesih geri geldiğinde ise, inanışa göre, Tapınak yeniden inşa edilecek ve buradan dört bir yana hükmedecektir. İşte bu nedenle de, Mesih'in gelişi ile Kudüs'teki Tapınak'ın yeniden inşası, Yahudilere göre birbiri ile çok yakından ilişkili olan iki "vaad"dir.

Dindar Siyonizm'in Mesih ve Tapınak Yorumları

Yahudiler tarafından asırlardır beklenen bu iki büyük gelişme, 19. yüzyıla kadar uzak bir hayal görünümündeydi. Ancak Siyasi Siyonizm'in doğuşu ile birlikte, Yahudiler, 19 yüzyıl sonra Kudüs'e dönmek için ciddi bir girişim başlattılar. Hareket, dini kimlikleri zayıf Yahudilerce yönetiliyordu belki, ama dindarlar bu girişimde çok büyük bir anlam görmüşlerdi. Onlara göre, siyasi bir hareket olan Siyonizm, gerçekte Mesihi dönemin artık başlamak üzere olduğunun göstergesiydi.

"Dindar Siyonistler"in başını çeken Abraham Yitzhak HaCohen Kook, Siyasi Siyonizm'in Atchalta D'Geula (Mesihi Kurtuluşun Başlangıcı) ya da B'Ikvata D'Meshicha (Mesih'in Ayak Sesleri) olduğunu söyleyerek bunu en açık biçimde ifade etmişti. Kook'a göre, 1917'de yayınlanan ve Siyonizm'e resmi İngiliz desteği sayılan Balfour Deklarasyonu, Filistin'e yapılan Yahudi göçleri ve büyük devletlerin Siyonistlere verdiği destek; tüm bunlar Mesih'in gelişinin yakın olduğunu gösteren alametlerdi. İsrailoğulları Mesihi dönemde yaşıyorlardı ve yüzyıllardır beklenenler yakında gerçeğe dönüşecekti.

Kook ve diğer dindar Siyonistler tarafından yapılan yoruma göre, "insani" çabayla, yani siyasi Siyonizm'le başlayan süreç, "ilahi" bir gelişme olan Mesih'in gelişi ile devam edecekti. Ancak bu hedefe varılabilmesi için Yahudilerce Mesih'in gelişinden önce yapılması gereken -ve Mesih'e ortam hazırlayacak olan- üç misyon vardı. The Universal Jewish Encyclopedia bu misyonları şöyle anlatır:

"Siyasi Siyonizmin ortaya çıkması ile birlikte Haham Hirsch Kalischer tarafından geliştirilen teori diğer hahamlarca da kabul gördü. Buna göre, Mesih'in dönüş süreci, doğal olaylarla başlayacaktı: Yahudilerin Filistin'e yerleşme isteği ve diğer milletlerin gönüllü olarak bu işe yardım etmesi ile. Mesih'in ortaya çıkışı ve vaadedilen mucizelerin gerçekleşmesi için gereken şartlarsa şunlardı: Kutsal Topraklar'da büyük ve yeter sayıda Yahudinin yerleşip devlet kurulması, Kudüs'ün ele geçirilmesi ve Tapınak'ın yeniden inşa edilmesi." (The Universal Jewish Encyclopedia, vol. 7, s. 502)

Bu üç şartın birincisi olan Kutsal Topraklar'daki Yahudi nüfusunun artırılması, Siyonist hareketin önderleri tarafından bu yüzyılın başından beri uygulanmaktadır. Devlet ise 1948'de kuruldu. İkinci şart, yani Kudüs'ün ele geçirilmesi, 1967'deki Altı Gün Savaşı'nda yerine getirildi. 1980'de Kudüs "İsrail'in ebedi başkenti" ilan edildi...

Dolayısıyla, Mesih'in gelişini sağlayacak misyonlardan geriye bir tek Tapınak'ın yeniden inşa edilmesi kaldı. 19 yüzyıldır yıkık olan ve sadece tek duvarı ayakta kalan Tapınak, Yahudiler tarafından Ağlama Duvarı'na dönüştürülmüş olan Süleyman Tapınağı.

"Peki, Tapınak'ı inşa etmek zor bir şey midir?" sorusu akla gelebilir hemen. Öyle ya, İsrailliler için bir Tapınak inşa etmenin zorluğu nedir? Zorluk, Tapınak'ın inşa edilmesinde değildir. Eski Tapınak'ın bulunduğu alan üzerinde bugün iki İslam mabedi durmaktadır: Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra. Tapınak'ın yapılabilmesi için bu iki mabedin de yıkılması gerekmektedir. Pürüz dünya Müslümanlarıdır. Onlar, var oldukları sürece, İsraillilerin bu iki mescidi yıkmalarına izin vermemektedirler...

Yahudilerin Mescid-i Aksa'yı Yıkma Girişimi

1984 yılının 27 Nisanı'nda İsrail'de oldukça ilginç bir örgütün varlığı ortaya çıktı. Machteret Yehudit (Yahudi Çetesi) adındaki örgütün üyeleri, Arap yolcularla dolu olan beş yolcu otobüsünü havaya uçurmaya yönelik bir plan yapmış ama son anda olayın ortaya çıkması üzerine tutuklanmışlardı. Ancak daha önce gerçekleştirdikleri önemli eylemler vardı; 1980 yılında Batı Şeria'daki iki Arap belediye başkanını arabasına bomba koyarak öldürmüşler, 1983 yılında ise Hebron kentindeki İslam Koleji'ne silahlı bir saldırı düzenleyerek üç öğrenciyi öldürmüş, otuzüçünü de yaralamışlardı.

Ama kısa bir süre sonra, Machteret Yehudit'in tüm bunlardan çok daha büyük bir eylemi gerçekleştirmek üzere olduğu öğrenildi. Örgüt, Doğu Kudüs'ün, Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra'yı havaya uçurmak için çok detaylı bir plan hazırlamıştı. Mabetlerin mimari yapısı üzerinde profesyonel bir inceleme yapılmış, Golan Tepeleri'ndeki bir askeri garnizondan bol miktarda patlayıcı çalınmıştı. Kubbet-üs Sahra'yı etrafa zarar vermeden havaya uçurabilmek için, 28 ayrı patlayıcı Kubbe'nin belirlenmiş yerlerine yerleştirilecekti. Gerekirse Mescid-i Aksa'yı korumakla görevli silahsız Müslüman nöbetçileri vurmak için ucuna susturucu takılmış Uzi'ler ve göz yaşartıcı bombalar edinmişlerdi. Operasyon, yirminin üzerinde Machteret Yehudit militanının katılımıyla gerçekleşecekti.

Yahudi Çetesi'ne Gizli Destekler

Eylem İsrail otoriteleri tarafından durdurulmuştu belki, ama bu gönülsüz bir engellemeydi. Çünkü Machteret Yehudit'in üyeleri, aslında pek çok kişinin yapmak istediği bir işi, sabırsızlıkları nedeniyle, uygun olmayan bir zamanda yapmaya kalkmışlardı. Bu nedenle, Likud hükümeti, Machteret Yehudit'e ve eylemine gizli bir sempati ile bakmışlardı.

İsrail mahkemesi, kanunlara göre suç oluşturan bu eylemi doğal olarak cezalandırdı ama mahkeme kararından bir gün sonra, Başbakan Yitzhak Şamir, Machteret Yehudit üyeleri için şöyle diyebiliyordu: "Hepsi harika insanlar ama bir hata yaptılar." Likud müttefiki radikal Gush Emunim partisinin önde gelen ismi Haham Moşe Levinger de eylemin teorik olarak doğru ama zamanlama yönünden yanlış olduğu yönünde görüş bildirdi. (Robert I. Friedman, Zealots for Zion: Inside Israel's West Bank Settlement Movement, 1.b., New York: Random Hause, 1992, s. 31)

Amerikalı Yahudi gazeteci Robert Friedman, Machteret Yehudit olayını derinlemesine incelemişti. Verdiği ilginç bilgiler vardı: O dönemde İsrail basınındaki yaygın bir iddiaya göre İsrail'in iç güvenlik servisi Shin Bet, Machteret Yehudit'in daha önceki eylemlerini -Arap belediye başkanlarının öldürülmesi, İslam Koleji'nin taranması gibi- biliyorlardı ve buna rağmen de örgüte hiçbir müdahalede bulunmamışlardı.

Friedman'ın yorumuna göre, İsrail otoriteleri aslında örgütün Mescid-i Aksa'yı yıkma planından da haberdar oldukları halde bir süre onlara engel olmamışlar, ancak olayın basına sızması ve sonuçlarının da çok tehlikeli olacağını fark etmeleri üzerine Machteret Yehudit'i durdurarak üyelerini tutuklamışlardı. Yitzhak Şamir'in örgütün üyeleri için "harika insanlar" deyişi ya da onları hapse mahkum eden yargıcın kararı açıklarken "bu insanlara yurtseverlikleri nedeniyle saygı ile bakılması gerektiği" şeklindeki garip sözleri, hep bu isteksiz engel oluşun göstergeleriydi. Üst rütbeli İsrail subayı Avi Yitzhak, İsrail yönetiminin Machteret Yehudit'e uzun süre engel olmadığını, çünkü "üst düzey politik ve askeri yöneticilerin, örgütü, demokratik bir devletin yapamayacağı eylemleri yapabilmesi için muhafaza ettiğini" söylemişti. Friedman, "Machteret Yehudit olayı içinde İsrail hükümetinin parmağı vardı ama bunun oranı hiçbir zaman bilinemeyecek" demektedir. (Robert Friedman, Village Voice, 12 Kasım 1985)

1985 yılında, hapisteki Machteret Yehudit üyelerinin serbest bırakılması için etkili bir kampanya başlatıldı. Kampanyanın en ateşli destekçileri Knesset üyesi politikacılardı. Başta Likud olmak üzere her partiden, hatta "solcu ve laik" ve sözde barış yanlısı İşçi Partisi'nden bile çok sayıda Knesset üyesi bu "harika insanları" hapisten çıkarmak için çalıştılar. Sonuçta birbiri ardına gelen aflarla hepsi serbest bırakıldı.

Dolayısıyla, Machteret Yehudit'in İslam mabetlerini yıkma planının engellenmiş olması, Likud yönetiminin bu mabetlerin varlığından memnun olduğu anlamına gelmiyordu. Likud, özellikle de Likud'un Ariel Şaron gibi şahinleri, eylemin yalnızca yöntem ve zamanlama açısından yanlış olduğunu düşünüyorlardı, ama temel mantık doğruydu. Nitekim çok gecikilmeden yeni ve daha az radikal olan bir yöntem bulundu.

Yeni Yöntem: Mescid'in Altının Oyulması!..

Machteret Yehudit'in ortaya çıkmasından bir yıl sonra, 1985'te, İsrail hükümeti Mescid-i Aksa'nın altındaki kazı çalışmalarına hız verdi. Bu şekilde Mescid'in altı oyulacak ve küçük bir sarsıntı sonucunda kendiliğinden yıkılması sağlanacaktı.

Haftalık Aksiyon dergisi, 13–19 Mayıs 1995 tarihli sayısında "İsrail Mescid-i Aksa'yı yıkıyor!" başlığıyla verdiği bir haberde konuya değinmiş, Mescid'in altında gizlice yürütülen kazı çalışmalarını belgelemiş ve şöyle yazmıştı: "İsrail, Mescid-i Aksa'ya karşı doğrudan bir saldırıda bulunduğu takdirde... İslam ülkelerinin topyekün cephe almasından çekiniyor... (bu nedenle) tarihi kazı yapıyor gibi göstererek, kendiliğinden çökecek bir hale gelmesi için uğraşıyor. Böylece ülke olarak kendisini geri çekecek ve üzerine bir sorumluluk almadan hedefine ulaşmış olacak."

Uzun yıllar Kudüs'te çalışan Amerikalı arkeolog Gordon Franz ise, bu konudaki gözlemlerine dayanarak şöyle diyor: "Emin olduğum bir şey varsa, Tapınak'ı yeniden inşa etmeyi hedefleyen Yahudilerin o iki camiyi mutlaka yıkmak istiyor oluşlarıdır. Bu yıkımın nasıl olacağı konusunda kesin bir fikrim yok ama olacaktır. Yıkacaklar ve burada onun yerine bir Tapınak inşa edecekler. Ne zaman, nasıl yapılacak bilmiyorum ama yapılacak." (Grace Halsell, Prophecy and Politics: Militant Evangelists on the Road to Nuclear War, Connecticut: Lawrence Hill & Company, 1986, s. 105)

Sonuç

İsrail'in radikallerinin Kudüs konusunu sürekli bir çatışma sebebi haline getirmeleri, bu bölgedeki Müslümanlara karşı terör eylemleri düzenlemeleri ve provokasyonlar gerçekleştirmeleri, buraya kadar incelediğimiz Tapınak saplantısı nedeniyledir. Bu gibi provokasyonlar, İsrail ve Filistinliler arasındaki muhtemel bir uzlaşmayı imkansız hale getirmek, bölgede gerilim ve çatışmayı sürekli ayakta tutmak için yapılmaktadır. (Harun Yahya,
Filistin)

Ancak bu gibi hesaplarla tüm Ortadoğu'yu kana bulayan İsrailli radikallerin hiç bilmedikleri bir gerçek vardır: Eğer onların bir hesabı varsa, kuşkusuz Allah'ın da bir hesabı vardır. Allah bu konuyla ilgili olarak bir ayetinde şöyle bildirmektedir:

"Gerçek şu ki, onlar hileli düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır." (İbrahim Suresi, 46)

Bu makale, Araştırma Dergisi
11. sayı (Eylül 2002) 16. sayfada yayınlanmıştır.

http://www.ilmiarastirma.net/?Pg=Detail&Number=1109


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


17/8/2009 - M.ESAT COŞAN Hz.leri (MEHDİ İLE İLGİLİ KONUŞMASI)

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


9/8/2009 - Siyonistler Mescid-i Aksa'ya hayali heykelin maketini diktiler.
Aksa Müessesesi: Siyonistler Mescid-i Aksa'ya hayali heykelin maketini diktiler.Bazı Siyonist cemaatler, haham ve sinagog öğrencilerinin de yardımıyla Mescidi Aksa’nın karşısında yapımı devam eden sinagogun üzerine daha önce Mescidi Aksa’nın yerinde var olduğunu iddia ettikleri hayali Süleyman heykelinin büyük bir maketini yerleştirdiler.

Click the image to open in full size.

Aksa Müessesesi dün (06 Ağustos Perşembe) yaptığı açıklamada, Siyonist cemaatlerin yapımı devam eden sinagogun üzerine yerleştirdikleri maketin Mescidi Aksa ile Burak duvarından sadece birkaç metre uzaklıkta olduğunu belirtti.

Click this bar to view the full image.
Click the image to open in full size.


Aksa Müessesesi yaptığı açıklamanın devamında, Siyonist cemaatlerin buraya hayali heykeli dikerek, bölgeye gelen ziyaretçilerin daha önce var olduğu iddia edilen mabede ilişkin dikkatlerini çekmek, bilinçlenmelerini sağlamak ve Mescidi Aksa’nın altında üçüncü heykelin yapılmasına zemin hazırlamak istediklerini ifade etti.

Açıklamanın devamında son zamanlarda Siyonist cemaatlerin değişik isimler altında Kudüs’te ve özellikle de Mescidi Aksa’da tahrik dolu birçok gösteri ve yürüyüş yaptıklarına da dikkat çekildi.Aksa Müessesesi, birkaç ay önce de Siyonist dini cemaatlerin şu anda maketin yerleştirildiği yere heykele ait büyük bir şamdanı yerleştirdiklerini duyurmuştu.
Kudüs ve çevresindeki bölgelerde yaşayan Filistinlilerden Mescidi Aksa’yı korumak için harekete geçmelerini isteyen Aksa Müessesesi, Mescidi Aksa’da tutulacak nöbetlerin onu en iyi koruma yollarından biri olduğunu ifade etti.


8SÜTUN

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


5/11/2008 - 'Pek muhterem Papa cenapları'
'Pek muhterem Papa cenapları'

Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatıalilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.

Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.

İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam'ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır.
Beşeriyet, çelişen görüşler ortaya koydukları gerekçesiyle, zaman zaman bilim adına dini, din adına da bilimi inkar etmiştir. Bilginin tamamı Allah'a aittir ve din Allah'tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir? İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinlerarası diyaloğa yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir.

Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz.

Geçen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı medeniyetlerarası barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik olarak dinler arası diyalog konusunda Vatikan'ın da temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde bulunuyoruz.

Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz. Hıristiyanlığın üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu'daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlikler önermek istiyoruz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel'in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat addediyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle selamlamayı hararetle beklemektedir. Filistinli liderlerle diyalog kurmak suretiyle Kudüs'ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım teşkil edebilir.

Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile, ilki Washington DC'de olmak üzere muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz. İsa'nın doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir.

Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır. Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar edilen Hazreti İbrahim'in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki Harran'da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi'ndeki programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin edecek şumullü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde gerçekleştirilebilir.

Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir; ama bunlar erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendilerini topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek ister. Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borçludur. Onları yarattığı için Rabb'e şükürler olsun.

Fethullah Gülen / 9 Şubat 1998

Eski Kaynak : http://arsiv.aksiyon.com.tr/arsiv/167/

Not: Bu mektubun Aksiyon'daki adresi iptal edilmiş.

Kaynak: Mehmet Kamış, Medeniyetler Buluşması, Aksiyon Dergisi, Sayı: 167, 14–20 Şubat 1998.

http://www.zaman.com.tr/1998/02/10/g...olitika/1.html

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


29/9/2008 - Bu ayin Türk basınında manşet olmaz!

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


23/8/2008 - Fethullah Gülen ve Papa II. Paul

    Fethullah Gülen  ve Papa II. Paul

Papa II. Paul:

"Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı Hıristiyanlaştıralım." "Dinlerarası diyalog, Kilise'nin bütün insanları Kilise'ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır... Bu misyon aslında Mesih'i ve İncil'i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir."

Fethullah Gülen:

“Papa cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz.” (10 Şubat 1998, Zaman)



Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


23/8/2008 - Mehmet Şevket Eygi: "Bana Niçin Öfkeleniyorsunuz? "
Mehmet Şevket Eygi: "Bana Niçin Öfkeleniyorsunuz? "


Siz Müslüman, ben Müslüman ve siz bana çok kızıyor, köpürüyorsunuz. Acaba bu öfkenin sebepleri, gerekçeleri nedir? Kur’ân’a, Sünnete, Şeriata, fıkha, ahlâk-ı İslâmiyeye aykırı bir şeyler mi yazmışım?.. Hayır, böyle bir şey yok… Olursa ve uyarılırsam hemen hatâmı kabul ederim.

Araştırdım, siz bana şu sebeplerden dolayı kızıyormuşsunuz:

1. Siz bir cemaate mensupmuşsunuz, ben o cemaatin bazı fikir, görüş ve inançlarını (isim vermeden, şahsîleştirmeden) tenkit ediyormuşum…

2. Siz bir “Hazret-i Muhtereme” bağlı imişsiniz. O zatın hiç günah işlemediğine, hatâ yapmadığına, yanılmadığına, mâsum/ismetli olduğuna inanıyormuşsunuz. Benim bazı tenkitlerimin ucu ise o Hazretü’l-Hazerat hazretlerine dokunuyormuş…

3. Siz, Hz. Muhammed Aleyhisselamı, Kur’ân-ı Kerim’i, İslâm dinini inkar eden kafirlerin ehl-i necat (kurtuluş ehli) ve ehl-i cennet olduğuna inanıyormuşsunuz; ben ise bu inançların İslâm ile, Kur’ân ile, Sünnet ile bağdaşmadığını yazıyormuşum. Böylece size ve “dostlarınıza” zarar veriyormuşum…

4. Para, madde, dünya konusunda yazdıklarım dolaylı olarak sizi rahatsız ediyormuş…

Bu sebeplerden ve gerekçelerden dolayı rahatsız olup bana düşmanlık ediyorsanız ben ne yapabilirim?

Doğrudan doğruya yapmadığım, isim vermediğim, şahsîleştirmediğim anonim tenkitlerim dolayısıyla kimseden korkacak ve çekinecek değilim. Bunları iyilik için, salâh için yapıyorum.

Yanlışım varsa açık imza ve adres, telefon numarası vererek gerekçeli şekilde yazın, çok uzun olmamak şartıyla bu sütunlarda basayım. Lütfen şu sorularıma cevap veriniz:

* Siz, Teslis’e inananlarla, Müslümanların Allah inancı birdir diyorsunuz. Bu görüşünüz ve inancınız İslâm’a tamamen zıttır. Kur’an-ı Kerim’de Teslis inancının yanlış olduğu sarih şekilde beyan buyrulmuştur.

* Bir kimse, Peygamberimizin risâletini, davetini, Kitabını, dinini duysa, öğrense, bilse ve bunlara iman etmese, İslâm’ın öğretilerine göre o kişi ehl-i necat ve ehl-i cennet olmaz.

Bana kızıp köpürmekle, sövüp saymakla yukarıda açıkladığım yanlış inançları doğrulamak mümkün müdür?

Bu konularda yanlış düşünmediğinizi, sapık inançlar sergilemediğinizi, gücünüz yetiyorsa ispat edin. Mümkün değil ispat edemezsiniz. Çünkü bunlar Yüce İslâm dinine zıt bozuk inançlardır.

Yarın, ahiret aleminde Yüce Huzurda ne cevap vereceksiniz?

Allah, Kitabında tek hak dinin İslâm olduğunu beyan buyuruyor, siz ise üç hak İbrahimî din bulunduğunu söylüyorsunuz. İslâm dünyasının icazetli büyük fakihlerine, müftülerine, allamelerine sorunuz. Bakalım ne diyecekler?

Bozuk inançlar sergileyen Diyalogcular niçin, bütün milletin seyredeceği bir açık oturuma katılmıyorlar? Böyle bir toplantı yapılmasını defalarca teklif ettim. Gündemi daha önceden belli olacak. İhtilâflı/tartışmalı konular açık seçik yazılacak. Öyle mugalata yapmak, havanda su dövmek, lastikli konuşmak yok.

Temiz Müslümanların Amerika ve İsrail’le iş birliği yapması mümkün müdür? Onlar Irak’ta bir milyon Müslüman’ı katlettiler. Filistin’de yapılanları görüyoruz.

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bir Müslüman’ın kabul edip destekleyeceği bir proje midir?

Amerikan ve Yahudi parasıyla İslâm’a hizmet edilebilir mi? (Almayanlara bir şey dediğim yok, sözüm alanlaradır… Almayanlar gocunmasınlar…)

Bendeniz dokuz köyden kovulmuş bir insanım, yaşım ilerledi, herhangi bir dünyevî bir emelim yoktur. Gerçek İslâmiyet’i, Ehl-i Sünnet Müslümanlığını, gerçek Kur’ân Müslümanlığını savunuyorum. Bu savunma esnasında uğrayacağım hakaretler, maruz kalacağım düşmanlıklar ve tükürükler benim için şeref olacaktır.

Mehmet Şevket Eygi


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


23/8/2008 - Risale-i Nur tahrif mi edildi? [Mason Abduh Said Nursi'nin Üstadı mı?]

Risale-i Nur tahrif mi edildi? [Mason Abduh Said Nursi'nin Üstadı mı?]



“Siz nasıl kalem karıştırırsınız!”

Mustafa Kaplan Bey, geçen haftaki bir yazısında “Risale-i Nurlara el atıldığını ve bazı değişiklikler yapıldığını” yazıyor ve haklı olarak sert bir şekilde de tenkit ediyordu.


Sakarya Üniversitesi hocalarından Sayın Dr. Alaaddin Yalçınkaya da Cemaleddin Efgani isimli eserinde bu değişikliklerden birine dikkat çekiyor. Alaaddin Bey’in ifadeleri şöyle:


“İttihad-ı İslâm (İslâm birliği) ve Cemaleddin Efgani ile alâkalı, Said Nursi’nin de bazı görüşleri vardır. Said Nursi şöyle demektedir:


“… Ben bu ittihadın efradındanım (bireylerindenim) ve bu ittihadın tezahürüne (meydana gelmesine) teşebbüs edenlerdenim. Yoksa, sebebi iftirak (ayrılık sebebi) olan fırkalardan değilim. Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim. Onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o Kürtleri ikaz etti. Onlar da ona biat etti. Şimdiki Kürtler o zamanki Kürtlerdir. Bu meselede seleflerim (benden önce aynı düşüncede olanlar) Cemaleddin Efgani, Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, Ali Süavi, Hoca Tahsin Efendilerle Kemal Bey (Namık Kemal) ve Sultan Selim’dir.”


(Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, Tenvir Neşriyat, 1987, İstanbul, Yedinci Cinayet.)


Alaaddin Yalçınkaya devam ediyor:


“Said Nursi’nin bu konudaki görüşleri, arada küçük olmakla beraber farklı yorumlara sebep olabilecek diğer bir kaynakta şöyle nakledilmektedir:


“İşte ben bu ittihadın efradındanım ve bu ittihadın tezahürüne teşebbüs edenlerdenim. Yoksa sebeb-i iftirak olan fırkalardan, partilerden değilim. Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim, onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o, vilayat-ı şarkıyeyi ikaz etti, onlar da ona biat ettiler. Şimdiki şarklılar, o zamandaki şarklılardır. Bu meselede seleflerim; Şeyh Cemaleddin Efgani, allamelerden Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, müfrit âlimlerden Ali Süavi, Hoca Tahsin ve ittihad-ı İslâm’ı hedef tutan Namık Kemal ve Sultan Selim’dir ki…”


(Bediüzzaman Said Nursi, İki Mekteb-i Musibet’in Şehadetnamesi, Risale-i Nur Külliyatı’ndan, Aksi Seda Matbaası, Samsun, 1957, s 14-15)


Fark ortada. Birindeki “Kürt” kelimesi diğerinde “vilayat-ı şarkiye” olmuş. Bu durumda, insan “Yoksa Risale-i Nurlarda benzer şeyler yapıldı mı?” diye düşünmez mi? Demek ki, Mustafa Kaplan Bey feveranında yerden göğe kadar haklı…
Bir kelimenin değiştirilmesine bile bizzat Risale-i Nur’un yazarı şiddetle karşı. Bakın:
Mana daha güzelleşiyor diye Fihrist Risalesi’ne yapılan çok küçük bir ilaveye itiraz eden Said Nursi, şiddetli bir tokat aşkettikten sonra, “Titremeliydiniz. Ben dahi (Risale-i Nur’a) kalem karıştıramıyorum. Siz nasıl kalem karıştırırsınız!” demiştir. (ittihad.com.tr sitesindeki 14 sahifelik metnin 6. sahifesi. Aynı cümle Sikke-i Tasdik-i Gaybi’de de mevcut.)


1996 veya 97’de Aksaray Akgün Otel’de Risale-i Nur toplantısı yapılmıştı. Galiba Filistin’den gelen hatipdi; konuşması içinde “Said Nursi, üstadlarım Cemaleddin Efgani, Muhammed Abduh, Ali Süavi diyor” dedi. Konuşmaları anında tercüme eden Suat Yıldırım Hoca, hatibin bu cümlesini tercüme etmedi. Arkasından, Suriyeli Ramazan el Buti konuştu. İşe bakın ki, bir önceki hatibin söylediğini o da söylemesin mi… Suat Hocamız, Buti’nin o cümlesini de es geçti. Bendeniz, tercümede bazı yerleri niçin atladığını yazıp kâğıdı masaya bıraktım. Suat Hocamız cevap vermek mecburiyetinde kaldı ve “Efendim biz polemik olmasını istemiyoruz” dedi. Hoca kendine göre bu iki ismi yani Abduh ve Cemaleddin Afgani’yi Said Nursi’nin üstadı olarak göstermek istemiyordu. İyi de, Said Nursi kendisi bu isimleri vermekten çekinmemişse bize ne oluyor!..


Sizin anlayacağınız değerli okuyucular, böyle şeylere şahit oldukça, Mustafa Bey’e bir defa daha ‘haklısın’ demekten kendimizi alıkoyamıyoruz.

16 Mart 2006 Perşembe

(Ali Eren, Vakit)


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


23/8/2008 - Diyalogcu Zaman Gazetesi’nden “Fal Hizmeti” |Burçlar, Astroloji, Batıl inanç ve Hurafeler|

zaman gençlik zaman gazetesi gençlik eki diyalogcu zaman logo

 

Diyalogcu Zaman Gazetesi’nden “Fal Hizmeti” |Burçlar, Astroloji, Batıl inanç ve Hurafeler|




Yıldız falı, kahve falı, el falı gibi her çeşit fal hurafedir.

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

“Falcının, büyücünün söylediklerine inanan, Kur’an-ı kerime inanmamış olur.” Taberani

“Fal baktıran, falcıya inanmasa bile, kırk gün namazı kabul olmaz.” Müslim

Cinci hocanın cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek caiz değildir. Çalınanları, kaybolanları bilirim diyen ve buna inanan da kâfir olur. “Bana cin haber veriyor, onun için biliyorum” derse, yine kâfir olur. Çünkü cin de gaybı bilmez. Gaybı yalnız Allahu teâlâ, bir de onun vahiy ve ilham ettikleri bilir.

Cin, bu iki yoldan öğrendiğini haber verirse, “Bana falanca evliya bildirdi” derse küfür olmaz. Cinden arkadaş edinip, olmuş şeyleri ona sorup, ondan öğrenmek ve bunları başkalarına bildirmek de caiz değildir. Çünkü cinlerin gördüğü şeyleri doğru anlatıp anlatmadığı bilinemez. Cincilere ve büyücülerin, söylediklerine, yaptıklarına inanmak, bazen doğru çıksa bile, Allah’tan başkasının her şeyi bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup, küfürdür.

Büyü öğrenmek de, öğretmek de haramdır. Müslümanları zarardan korumak için öğrenmek de haramdır. Hayırlı iş yapmak için de haram işlemek, büyü çözmek için büyü yapmak da caiz değildir. Büyü yaparken, küfre sebep olan bir şey yapmak küfürdür. Böyle olmazsa, büyük günahtır.

Hadis-i şerifte (Büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir) buyuruldu. (Bezzar)

Burçlara göre fal açmak da hurafedir. Her burçta doğan aynı karaktere sahip olsa, bütün dünyadaki insanlar burç sayısı kadar yani 12 karakterli olurlar. Aynı burçta doğan iki kişiden biri âlim, diğeri zalim, biri sert, öteki yumuşak olabilir. İnsanların karakterlerini burçlar tayin etmez.

Halk arasında, Zodyak (burçlar kuşağı) üzerinde yer alan 12 takımyıldıza “burçlar” adı verilir. Zodyak, gökyüzünde güneş ve başlıca gezegenlerin yolu üzerinde bulunduğu tasarlanan hayali bir kuşaktır. Burçlar kuşağı olarak da söylenir.

Güneşin burçlara karşı olan durumunun değişmesi yüzünden, bugün burçlardan hiçbiri kendi adıyla anılan bölgede bulunmamaktadır.

Bu yüzden 20. yüzyılda Güneş, 1 Ocak’ta Oğlak burcunda olmayıp Yay burcundadır. Bu nedenle de burçlarda doğanların belli bir karakter sahibi olduğu söylenemez.

Gazetelerdeki burç sayfalarını okumak caiz değildir.

* * *

Evet, burçlara göre karakter tahlili tamamen bir hurafedir.

Evet, burçlara göre günlük haftalık hadiseleri önceden haber vermek asla caiz değildir.

İslami bir kılıf kuşanmış bir gazetenin eki… Allah rızası için abone olanlara, Allah rızası için abone yaptıranlara sahip bir gazete…

Müslümanların “himmetleri” ile kurulmuş, Müslümanların “himmetleri” ile yaşayan gazete…

Dinimize hizmet(!) bayraktarlığı yapıyor….!!!!!!!!!!!

Toz kondurulmayan çok büyük “Gönül İnsanı’na” sahip……!!!!!!!!!!

Zaman Gazetesi-Gençlik Eki’nin Fal ve Hurafe “Hizmet”i Devam ediyor… Rezaletler zincirine yeni halkalar eklenmeye devam ediyor…

“Hizmet” den geri kalmayın…


* * *

Bakınız bu köşe, akrep burcu için ne demiş:

Sezgilerinizden ziyade mantığınıza itaat etmeniz gereken birtakım döngüler sarmalının içinden geçiyorsunuz. Bu demek değil ki daha çok para kazanacak ve daha çok harcayacaksınız. Sadece kötü günlerin bir süreliğine geride kaldığını söyleyebilirim.

Çok istifade(!) ettik…

“Himmet geceleri” düzenlensin, astroloji köşeleri artırılsın….!!!

Tek tek burçlar verilmiş, altına tarihleri yazılmış.
Bilmeyenlere bu hurafeler öğretilmiş.

Bir sömürü bir kandırmacadır, sürüp gidiyor. Karşıda aşkla bağlı bir güruh, ne denilirse yutuyor…

Yukardan emirler geliyor, böyle yapıyoruz, çünkü böyle böyle… Falan filan…


Papa, papaz kucaklıyorlar, “gizli müslüman” deniliyor.
Bir dedikodu, bir göz boyamacılık…
Herşeye bir kılıf bulma yarışı…

Ama güzel dinimizde net emirler var.
Kimler ne kadar sulandırmaya çalışırsa çalışsın, hakikate bağlı bir topluluk devamlı olacak.

Küfürse küfürdür, haramsa haramdır.

Hangi “gönül eri(!)” yaparsa yapsın.

http://diyalogcu.wordpress.com/


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


23/8/2008 - Az Nutuk Karışık Türkçe Kur’an ve Dinde Reform

Az Nutuk Karışık Türkçe Kur’an ve Dinde Reform
atatürk mustafa kemal dinde reform



Atatürk zamanında köklü bir din reformunun çalışmalarının yapıldığı bu yönde tekliflerin bile olduğu ortaya çıktı. Gültekin Avcı yeni kitabında, din reformu için ortaya atılan tekliflere yer verdi. Teklifler arasında, Kuran-ı Kerim’in Atatürk’ün vecizelerine de yer vererek yeniden yazılmasından, namazın 8 rekatı geçmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesine kadar çok sayıda teklif bulunuyor.

Gültekin Avcı yeni kitabında Atatürk’ün yeni bir din reformu çalışması içerisinde olduğunu ancak buna ömrünün yetmediğini yazdı. Sisteme yönelik eleştirileriyle tanınan eski Savcı Gültekin Avcı, Metropol Yayınları’ndan çıkan “Resmi İdeoloji Yangınları, Yargılanan Milletin Kabusları” isimli yeni kitabında çok tartışılacak iddialarda bulundu. Atatürk’ü çok iyi tanıyan Falih Rıfkı Atay’ın, “Atatürk sağ kalsaydı ibadet reformu olacağından şüphe yoktu” sözlerini hatırlatan Avcı, kitabında Atatürk döneminde ciddi manada ibadet reformunun planlandığını iddia ediyor.

ATATÜRK NASIL BİR REFORM PLANLIYORDU?

Atatürk’ün ömrü kifayet etmediği için yapılamayan din reformunda ilginç tekliflerin bulunduğunu aktaran Avcı, o teklifleri şu şekilde sıralıyor:

“Yeni bir Kur’an hazırlanacaktı. Türk Ceza Kanununa aykırı hükümlerin hazırlanacak yeni ‘Kur’an’ kitabına konmaması, bu yeni hazırlanacak Kur’an’da Atatürk’ün demeçlerinden bazı pasajlar yer alması, yine bu yeni Kur’an’da ahiret fikri adalet, Cennet fikri bu dünyada huzur ve saadet, cehennem fikri ise vicdan azabı ve ruhi huzursuzluk olarak tavsif edilmesi söz konusuydu.

Yeni Kur’an Türkçe olacak ve TDK tarafından basılacaktı. İbadetlerde bu yeni Kur’an okunmak durumundaydı. Dini ve bilimsel araştırma yapmak isteyenler içinse orijinal Kur’an serbest olacaktı. Farz, vacip ve sünnet tüm namazlar camide imamla beraber Türkçe kılınacaktı. Namaz rekâtları 8’i geçemeyecekti. Camilerde musiki aletleri bulundurulacaktı. Musıki asri ve enstrümantal olacaktı. Böyle devam edip gitmekteydi.”

(kaynak: 8 SUTUN)

http://diyalogcu.wordpress.com/


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


23/8/2008 - Fethullah Gülen:Peygambere Gerek Yok!

Fethullah Gülen:Peygambere Gerek Yok!

http://www.youtube.com/watch?v=CPmN7BQS6KA&NR=1



Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


23/8/2008 - DİALOGDAN DÜĞÜNE-ÇİFT DİNLİLER

DİALOGDAN DÜĞÜNE-ÇİFT DİNLİLER


http://www.youtube.com/watch?v=WMb8slFNzWw

http://www.benimblog.com/aslanavcisi/ dan alınmıştır.





Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


Benim hakkımda

FARKLI SİTE

Son yazılarım
Menü

Arkadaşlarım
Bağlantılar

    DİĞER SİTELERİM
    » GERÇEK TARİH-2
    » İSLAM VE HİDAYET-1
    » İSLAM VE HİDAYET-2
    » HAK YOL İSLAM-1
    » HAK YOL İSLAM-2
    » BALLAR BALINI BULDUM-1
    » BALLAR BALINI BULDUM-2
    » Y.FARKLI PENCERE-1 » Y.FARKLI PENCERE-2 » DİNİ ŞİİRLER-1
    » DİNİ ŞİİRLER-2
    » İSLAM VE BİLİM-1
    » İSLAM VE BİLİM-2
    » YEŞİLAY-SAĞLIK-1
    » YEŞİLAY-SAĞLIK-2
    » İSLAM VE ÇOCUK
    » İSLAM KALBİMİZDE
    » HUZUR İSLAMDA
    » EHLİ-BEYT VE SAHABELER
    » İBRETLİK KISSALAR
    » İSLAMİ HAYAT-1
    » İSLAMİ HAYAT-2
    » DİNİ VİDEOLAR-1
    » DİNİ VİDEOLAR-2
    » VAAZ DİNLEYİN-1
    » VAAZ DİNLEYİN-2
    » KURAN DİNLEYİN
    » KUR'AN-I KERİM MEALİ
    » İLAHİ SÖZLERİ-1
    » İLAHİ SÖZLERİ-2
    » DİNİ RESİMLER VE GİFLER
    » OSMANLICA KURSU-1 » OSMANLICA KURSU-2 » BULMACALAR-1
    » BULMACALAR-2
    » İSLAMİ DERGİLER VE GAZETELER
    » MERAK EDİLEN İSLAMİ KONULAR
    » GARİP VE İLGİNÇ OLAYLAR
    » PEYGAMBERLER TARİHİ
    » SARI ÇİÇEK-FORUM




    TAVSİYE SİTELER
    » İSLAMİYETİN DOĞUŞU » KAVİMLERİN HELAKI
    » MAZLUMLAR VE ZALİMLER-1
    » MAZLUMLAR VE
    ZALİMLER-2

    » MAZLUMLAR VE
    ZALİMLER-3

    » MAZLUMLAR VE
    ZALİMLER-4

    » MAZLUMLAR VE
    ZALİMLER-5

    » YENİ MUCİZELER-1
    » YENİ MUCİZELER-2
    » YENİ MUCİZELER-3
    » İSLAM VE KADIN-1
    » İSLAM VE KADIN-2
    » SORULARLA İSLAM
    » DUALAR
    » ÇEŞİTLİ DİNİ VİDEOLAR
    » DİNİ MAKALELER
    » VAAZLAR
    » AVRUPA BİRLİĞİ DOSTMU?



    TRANSLATE-GOOGLE-ÇEVİRİ



    CAN SUYU YARDIM DERNEĞİ


    İNSANİ YARDIM VAKFI

    DENİZ FENERİ YARDIM  DERNEĞİ

    ŞEFKAT DERNEĞİ

    KİMSE YOKMU DERNEĞİ

    KATİLLERİ BOYKOT

    AVRUPA BİRLİĞİNE HAYIR

     ARKADAŞINA TAVSİYE ET!



  • YOUTUBE VİDEOLARI(MASONLAR)




  • counter
    counter



    free counters

    free counters









    track net visits



    3 sayfadan 1 . sayfa
    SAYFAYI GERİ ÇEVİR | SAYFAYI İLERİ ÇEVİR


    Replay video | Share video | Watch more videos


    RADYO İSLAM