YAKAMOZ
BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


YAKAMOZ
Benim hakkımda

dinkültür,sağlık,eğlence,müzik,resim...

Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım

İDDAA

TC Kimlik

Ssk

Bağkur

Vergi kimlik

Powered by  MyPagerank.Net
Baglantılarım


58 sayfadan 1 . sayfa
geri | ileri
22.11.2006 - Osmaniye Yaylaları
Bulundugu yer: Arsiv

Osmaniye Yaylaları

Kadirli - Maksutoğlu Yaylası


Ulaşım: Kadirli - Andırın - Kahraman Maraş kara yolunun 12. kilometresinden kuzeye (sola) dönülerek, 33. kilometrelik stabilize yolla ulaşılır (toplam 45 km). Yaz aylarında günün belli saatlerinde Kadirli'den minibüs ve jeeplerle gidilebilir.

Özellikleri: 33 kilometrelik stabilize yol üzerinde; Akarca Yaylası, Koçlu (Avluk) Köyü, Paşaoluğu yaylası, Yoğunoluk (Katıralağı) köyü, Değirmendere ve Tahta gibi yayla köyleri de bulunmaktadır. Altyapısı kısmen tamamlanmış olan yaylada; elektrik ve telefon olup, kır kahveleri, bakkallar, kasaplar, et yemekleri sunan küçük lokantalar ve özel doktorlar hizmet vermektedir.

Yöre halkının temiz ve serin havasından yararlanmak için çıktığı yaylanın çevresi tamamen sedir ve köknar ormanları ile çevrilidir. Yaylada yöresel ahşap yayla evleri ile son yıllarda yapılan betonarme binalar, elma, armut, kiraz, vişne ve ardıç türü ağaçlarla iç içedir.

Maksut Oluğu yaylasından başlayıp Çardak - Gürlevik - Turna - Söğüt oluğu - Dokurcun -Beyoluğu - Çığşar yaylalarından geçerek Savrun çayının doğduğu Yedi gözler mevkiini de içine alan, ünlü yazar Yaşar Kemal'in İnce Memed romanına konu olan bu yaylalar çok sayıda çiçek, böcek, ve kuş türünü barındırmaktadır.

Konaklama-Yeme-İçme: Kamp yapmanın dışında yerli halkın kullandığı evler kiralanabilir.

Kadirli - Bağdaş ve Almacık Yaylası


Ulaşım: Kadirli İlçesinden 57 kilometrelik stabilize yolla ulaşılır. Yaz aylarında Kadirli'den minibüs bulunabilir.

Özellikleri: Kadirli ilçesine bağlı birçok köy ve orman içinden geçen güzel manzaralı 57 km. stabilize yolla ulaşılan Bağdaş Yaylası, iki tepe arasında kurulmuştur. Yaylanın çevresi çam, ardıç, köknar ve sedir ormanları ile kaplıdır. Elektrik, kır kahveleri ve bakkalların bulunduğu yaylada, yörenin yayla mimarisine uygun ahşap ve taş malzemeden yapılmış yayla evleri bulunmaktadır.

Konaklama - Yeme - İçme Çadır ve temel ihtiyaç malzemeleri getirilmelidir.

Kadirli - Beyoğlu - Savrun Gözü - Dokurcun ve Çığşar Yaylaları


Ulaşım: Kadirli İlçesinden 65 kilometrelik stabilize yolla ulaşılır. Yaz aylarında Kadirli'den minibüs bulunabilir.

Özellikleri: Toros dağlarının kuzeydoğu uzantısı olan Dibek dağlarının eteklerinde bulunan yaylalar, tamamen ardıç, köknar, sedir ağaçları, vahşi kayalıklar, yüksek dağ çayırları ile rengarenk kır çiçeklerinin açtığı doğa cennetidir.

Kayalıklarında yırtıcı kuşların (kartal, şahin, doğan) uçuştuğu bu yaylalar, ünlü yazar Yaşar Kemal'in roman kahramanı İnce Memed'in mekanı olmuştur.

Savrun Çayı kıyısında kurulan yaylalarda elma, armut, kiraz, vişne ve dut meyveleri yetişmektedir. Bol su kaynaklarının olduğu bu yaylalar kamp yeri olarak seçilebilir. Çığşar yaylasında bulunan Deli Öbek ve Harman Kaya denilen kütle kayalar tırmanış için idealdir.

Konaklama-Yeme-İçme: Çadır ve temel ihtiyaç malzemeleri getirilmelidir.

Osmaniye - Zorkun ve Olukbaşı Yaylaları


Ulaşım: Osmaniye ilinin güneydoğusunda, Nur dağı eteğinde bulunan yaylalara toplam 26 km. asfalt yolla ulaşılır. Yayla mevsiminde Osmaniye ilçesi ile Zorkun yaylası arasında belediye otobüsü, minibüs ve taksiler yolcu taşımacılığı yapmaktadır.

Özellikleri: Yolun 16. kilometresinde bulunan Oluk Başı yaylası, çok şirin, çam ağaçları arasında, tamamen yörenin ahşap yayla evleri ile kurulmuştur. Zorkun yaylası ise çok geniş bir tabana yayılmıştır. Çam ve ardıç ağaçları içerisine kurulmuş olan yaylada, ahşap yayla evlerinin yanında çok değişik mimari tarzda yapılmış villalar ve diğer evlere rastlamak mümkündür. Alt yapısı büyük ölçüde tamamlanmış olan Zorkun yaylasında, yaz aylarında seyyar sağlık ocağı ile seyyar jandarma karakolu görev yapmaktadır. Osmaniye, Ceyhan, Kadirli ilçeleri halkının yoğun olarak rağbet ettiği yaylada; bakkallar, kır kahve ve lokantaları, kasap, manav, fırın bulunmaktadır.

Konaklama-Yeme-İçme: Yaylada yeme-içme ve alışveriş yerleri bulunmaktadır. Yöre halkı yayla evlerini kullanmaktadır.

Hasanbeyli - Alman Pınarı Yaylası


Ulaşım: Hasanbeyli ilçesine 4 kilometrelik asfalt yolla ulaşılmaktadır.

Özellikleri: Bu bölgenin en eski yaylalarından olan Alman Pınarı, bağlar ve bahçeler arasında kurulmuştur.

Konaklama-Yeme-İçme: Kır lokantaları, kahve, bakkal ve fırınların hizmet verdiği yaylada kamp kurarak, piknik yapılabilir.


Yorumlar ( 0 ) :: Baglantı


22.11.2006 - Osmaniye'nin Coğrafi Konumu
Bulundugu yer: Arsiv

COĞRAFİ KONUM:          

Akdeniz bölgesinin; günümüzde Çukurova antik çağda Kilikya denilen bölgenin en doğusunda yer alır.

            Kuzey yarım kürede 30.00 - 37.08 kuzey enlemi ile 36.13 - 36.20 doğu boylamları arasındadır.

            Doğusunda Gaziantep, güneyinde Hatay (Antakya), batısında Adana, kuzeyinde Kahramanmaraş illeri ile çevrilidir.

          Topraklarının yaklaşık  % 42’si orman ve fundalıklarla, % 39’u ekili, % 2’si diğer arazilerle kaplı olup % 17’ si tarıma elverişsiz arazidir.


           Yüzölçümü 3.767 km2, rakımı 121 m, denize uzaklığı 20 km.dir.

Osmaniye  ve  komşular
  

       Dağlık ve ovalık alanlarda farklılık göstermekle birlikte, Akdeniz iklimi karakteristiğindedir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Ovalık alanlarda yazlar çok sıcak geçer. Bu dönemlerde daha serin olan yaylalara çıkılır. İklim özelliğinden dolayı tarımsal ürünlerde birden fazla mahsul almak mümkün olmaktadır.

        İlimizde yıllık sıcaklık ortalaması 19,00  ºC’ dir. En yüksek sıcaklık Ağustos ayında ortalama 29 ºC en düşük sıcaklık ise Aralık 9,00 ºC’ dir. Yıllık yağış ortalaması 99.28 Kg/m.dir.   

       Kahramanmaraş topraklarında doğan Ceyhan Nehri, Osmaniye topraklarından geçerek Akdeniz’e ulaşır. Ceyhan nehri ile birlikte Savrun, Sumbas, Hamus, Kesiksu, Karaçay ve Sabun çayları ilimizin akarsu kaynaklarıdır. Bu akarsuların üzerinde Aslantaş, Berke Kalecik, ve Kesiksu barajları bulunmaktadır. Bu nehirler üzerinde kurulmuş bulunan barajlarla Osmaniye’nin verimli toprakları sulanmaktadır.  

       Osmaniye halkının yöresel dili ile Gavur dağları dedikleri, doğu ve güneydoğusundaki Amanoslar ve batıdan kuzeye uzanan Toroslar ile çevrilidir. Osmaniye’nin etrafını çeviren bazı dağ ve tepelerin yükseklikleri ise; Düldül dağı 2400m. Koyunmeleden, Dağı 2108 m., Daz tepe( Dumanlı Dağı )  1900 m., Kösür Dağı  1702 m., Büyük Kösür Dağı 1626 m., Tozaklık Dağı  1616 m., Hacıdağı  1549 m., Honazin Gediği 1086 m., Haçbel Dağı  1426 m., Boğatepe  850 m. dir.

       24.10.1996 gün ve 4200 sayılı yasa ile Toprakkale, Hasanbeyli ve Sumbas ilçe yapılarak, Kadirli, Düziçi, ve Bahçe ilçeleri ise Adana ilinden alınarak Osmaniye iline bağlanmıştır. İlimizin 7 ilçe,  9 belde, 166 köy, 11 köy altı yerleşim ve 11 Belediyesi bulunmaktadır.

       Rıza Bey’in Cebelibereket Mutasarrıfı, Şemsettin Efendinin, Osmaniye Kaymakamı olarak görev yaptığı 1891 yılında, Cebelibereket nüfusunun 7.764 İslam, 100 ‘ü Hıristiyan olduğunu belirtmiştir.

       1927 yılında 35 konak, 200’ü kiremit örtülü 400 konut olduğu söylenmektedir. 1927 yılında nahiye ve köyleri ile birlikte nüfusu 18.282 iken, 1940 yılında 24.778’e, 1945 yılında 29.054’e, 1950 yılında 34.661’e ulaşmıştır. İç göçün artması, tarım işçilerinin çalışmaya gelmeleri ve İskenderun Demir çelik fabrikasının açılması ile hızla nüfusu artmıştır.

22 Ekim 2000 yılında yapılan nüfus sayımına göre ilin toplam nüfusu, 463.196 dır. Nüfusun 359.714’ü şehirde (%67) ve 153.874’ü köylerde (%33) yaşamaktadır.  Merkez ilçe nüfusu 177.290 olup, nüfus yoğunluğu km2’ye 141 kişidir. Nüfus artış oranı ise  %0,14 tür.       

         Osmaniye ulaşım konusunda çok iyi konumdadır. İlimizi Adana ve batıya bağlayan D–400 Karayolu gidiş – dönüş çift şeritlidir. Pozantı-Mersin-Tarsus-Adana-Gaziantep-İskenderun’u birbirine bağlayan TEM otoyolu ilimizden geçmektedir.

         Tarihte de büyük önem taşıyan İstanbul  - Bağdat demiryolu topraklarımızdan geçer.

 Adana Şakirpaşa Havaalanına’da mesafesi 90 km.dir.

 İskenderun ve Yumurtalık limanına yakınlığından dolayı da deniz yolu kullanabilmektedir.

          İlimizde; 72 km otoyol., 66 km. Devlet yolu,  238 km il yolu olmak üzere toplam 376 km. karayolu ağı bulunmaktadır.

 İl trafik kodu: 80

         Antik çağda doğudan batıya, güneyden kuzeye geçiş için kullanılan antik yollarda ilimiz topraklarından geçmektedir. Güneyde İskenderun üzerinden gelip, kuzeye Andırın – Göksun’a giden güzergâha “Akyol” denmektedir. Andırına kadar Akyol, Andırın’dan sonra “Göç yolu” adını alır. Kapadokya ile Doğu Kilikya’yı birbirine bağlayan diğer bir yolda  “Çiçekli dere yolu”dur. Bunların arasında tali yol diyebileceğimiz Mezi yolu, Zehli yolu, Kalealtı yolu, Aşılı yolları da bulunur.

       Batıdan gelip Osmaniye’den geçen Gavur dağlarındaki Aslanlıbeli (Nurdağ tepesi) ni aşarak doğuya giden güzergaha “Maraş Yolu” denmektedir. Bu yolu M.Ö. 333’te İran kralı Darius kullanmıştır. 1671 yılında Evliya Çelebi bu yoldan seyahatine devam etmiştir. Coğrafi konumu gereği yollar kavşağı olan bölgemizde, antik dönemden, günümüze, bu yollarda seyahat edenler, ülke ve ticaret kervanlarının güvenliği için aşılması güç kaleler inşaa etmişlerdir.

Osmaniye’nin İlçelerine olan uzaklığı:

BAHÇE

34

DÜZİÇİ

27

HASANBEYLİ

35

KADİRLİ

45

SUMBAS

57

TOPRAK KALE

10

 Osmaniye’ nin bazı İllere olan uzaklığı:        

ADANA

90

KAHRAMANMARAŞ

101

GAZİANTEP

125

ANTAKYA

125

MERSİN

160

ANKARA

580

İSTANBUL

1030

ANTALYA

645

İZMİR

985

ŞANLIURFA

260

DİYARBAKIR

440

VAN

817

SAMSUN

748

TRABZON

914


Yorumlar ( 0 ) :: Baglantı


22.11.2006 - Osmaniye
Bulundugu yer: Arsiv

OSMANİYENİN KISA TARİHİ

M.Ö. 3000 yıllarından başlayarak birçok devlet ve beyliğin yaşadığı ve egemen olduğu Ceyhan ırmağı havzası içinde yer alan Osmaniye, Çukurova'nın bereketli topraklarının doğusunu oluşturmaktadır. Kalkolitik ve ilk tunç çağlarında Lelegler adlı kavmin hüküm sürdüğü topraklarda daha sonraları Büyük Hitit Devleti, Asur, Roma, Bizans, Selçuklular ve nihayet Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altına girmiştir. Türklerin Anadolu'yu fethiyle beraber 1080'li yıllarda Osmaniye'ye Ulaşlı aşiretinin yerleştiğini görürüz.

 

Ulaşlı aşiretinin Osmaniye'ye yerleşmesi kuruluşunun başlangıcı sayılabilir. Osmaniye ve bölgesi, Memlük Türklerinin Mısır'da kuvvetlenmesi ile beraber, Memlüklülerin yönetimine girmiş ve 1250- 1517 yılları arasında bu devletin hakimiyetinde kalmıştır.Bu hakimiyet esnasında büyük Türk göçleri olmuş, Kınık, Bayat, Yüreğir aşiretleri bölgeyi tamamen Türkleştirmişlerdir.1277 yıllarında Oğuz boylarından 40.000 Halep Türkmeni Osmaniye'de iskan edilmiştir. 1517-1696 yılları arasında "Kınık Nahi- yesi" olarak Payas Sancağına bağlılığı devam etmiş, 1522 yılında Maraş'ta Zülkadiriye eyaletine, daha sonra Halep eyaletine bağlanmıştır. 1840 yılında Kavalalı Mehmet Ali Paşa döneminde Osmanlılara bırakılmış, Adana eyaletine bağlanmıştır. 1866 yılın da Derviş Paşa yöre halkını Hacı Osmanlı köyü civarında iskan etmiş ve Osmaniye kazası olarak teşkilatlandırarak, Payas Sancağı Yarpuza taşınınca Osmaniye de Cebel-i Bereket Sancağı adını almıştır.II.Meşrutiyet ile sancak merkezi Osmaniye'ye taşınmış, 1924 yılına kadar bu şekilde devam etmiştir. Cumhuriyet'in ilanı ile vilayet olmuş, 1933 yılında tekrar ilçe olarak idari yapısını sürdürmüştür. Geçirdiği bütün dönemlerde Osmaniye, kavimlerin istilasına ve işgaline uğramıştır. En son I.Dünya Savaşında İngiliz ve Fransızların işgaline uğramış, Ermenilerle "çete harbi" başlatılmış bu savaş 7 Ocak 1922'de son bulmuştur. Bu gün Osmaniye'nin kurtuluş günü olarak her yıl görkemli törenlerle kutlanmaktadır. 24.10.1996 tarihinde eski hakkı iade edilmiş ve Osmaniye il statüsüne kavuşmuştur.


Yorumlar ( 0 ) :: Baglantı


25.9.2006 - Not
Bulundugu yer: Arsiv

NOT:Aşağıdaki iki şiiri "NECATİ ÇAVDAR" isimli kişiden aldığım email doğrultusunda sitede yer verdim kendisine bloğumla ilgilendiği için teşekkür ediyorum...


Yorumlar ( 0 ) :: Baglantı


25.9.2006 - Ayasofya
Bulundugu yer: Arsiv

AYASOFYA

Sen!..

Suskunken; sızlamaz mı, kemikleri Fatih'in
Sen!..

Mahzunken; bükülmez mi boynu Eyub'un
Sen!..

Kilitliyken; kırılmaz mı gönlü milletin
Razı olur mu?

Fethi emreden Resul'un..
Ey müminler!..

Açın ellerinizi semayı inletin
Bu gün geldim..

Yine kilitlisin, mahzun , hüzünlü..
Sende yüklü;

Milletimin talihi, düğümlerin çözümü
Cihan sultanlarının secdeye vardığı mabet
Senden..

 Kıtalara saf saf ordular gönderirdi, ümmet
Sende gizli..

 İnananların kaderi, şarkın mukadderatı
Diner;

 Mazlumların ahı, senden alır kurtulanlar beratı
Ağlarım gülmezsen; başımız değmez göğe
Sustursalar da seni;

 Yetmedi güçleri şahadetlerine !...
Dilin susmuş, bülbüller ötmez olmuş ne gam?
Benden ayrısın güya;

 Milletin kalbindesin her an
Cihan sultanlarına su veren çeşmeler
Kurumuş menbağı, mesken tutmuş yosmalar!..
Ne deriz,

 Sultanlar Sultanı'na dönünce feleğin çarkı
Dibinde meyhane, rengin ne;

Kalmamış Bizans’tan farkı?...
Ey Ayasofya!...

 Sen mi hicran et, yoksa ben mi?..
Susturdular aldılar;

 Sende sembolleşen cevherimi
Kızılay'da başörtüsüne ağlayan bacı!...
Ayasofya ile ancak diner, gözlerinin yaşı
Maddenize değil, ruhunuza zincir vurmuşlar
Ebediyen kurtardım diyenler;

Düzen, kurmuşlar
Çağ açan Hakan yok;

Alnına hilali kim assın,
Ümit şairi Akif yok;

Hicranını kim yazsın?...
Bu ülkeye, bu millete;

 Melekler intizar etmez mi,
Yüce davaların varisi devlet!

Bir kararname yetmez mi?
Ayasofya,

 Elbet açılacak; açın, kurtarın!..
Açın ki;

Milletin gönül tahtına oturun
Ey vekiller;

 Kaldırın parmağınızı
Ayasofya'nın zincirleri kırılsın
Halktan aldığınız iradeyi kullanmazsanız;
Tutulsun diliniz, "Kurusun elleri"niz
Söyleyin;

Sizi bağlayan nedir, bilelim?...
Çözemezsiniz,

Bırakın millete çözelim
Kıralım zinciri,

Boğum boğum ezelim.

21.12.1989
Sultanahmet

 

Senden dağılır müjdeler; cihana dalga, dalga

Senden name bekler  mahzun Üsküp, Bükü, Buhara

Bey uykuda; uyku ölüm değil iyi bilin uşaklar

Gözler sende; haber bekler  beş kıtada  ulaklar

Sökemezler  etle tırnak gibiyiz, ne yapsalar nafile

Sana yakışmaz uzun uyku;

Silkin, kalk bu halin ne?..

..........

Bakü’den barut sesi, Kandahar’dan  top gelir

Sofya’dan inleme, Selanik’ten ah!.. Gelir

Yankılanır ezanlar, ışık olur aleme

Huzur, güven  verir Türk’e Arap’a, Acem’e

........

Esir Kutlu Kudüs seni gözler

Suskun şanlı Beytullah seni özeler

Sende; bütünlenir coğrafya, sende dirilir

Sen; sembolüsün büyük davaların

Dün senleydik, ümidimiz sende yarınların

Kubben altında secde edemedim Rab’ba

Melekler, şehitler, gönül erleri Hak’ta

........

Fethiyle değişmedi hiçbir yer için çağ

Hakka zincir  vurulmuş, batıla çekilmiş yağ

Bedelindir; Resul işareti, binlerce şehit

Ödenmez bedelin cihan durdukça hiç

Ne yazık seni; benden aldılar

Şahsında benim ruhumu çaldılar

Ey Ayasofya!...  Seni çok hırpaladılar

Ruhunu söndürmek isteyip yağmaladılar

.........

Kaç kez geldim kısmet olmadı örmek

Yakındır inşallah secdeye varmak

Yetti gayrı.. İlahi, günahımız ne?

Tövbe, kadirsin, aklımız ermez keremine

Açılır, bir gün sana giden yol

Yıkılır; geçilmez denen surlar, metin ol

Çok bekledin, kavuşmamız ne zaman?..

Biz üç nesil:

Açamadık, kıramadık kapındaki zinciri

Dedem:

İmanla,”ebediyen kurtardım” diyen

Babam:

Dedemin hatıraları ile uykuda gezen

Ben:

Gözeri mahmur, karanlığı yırtan şafağı bekleyen..

........

Müjde; hep “yeni” olan,  her “yeniyi” eskiten genç

Geliyor kurtaracak; güneş çağının aydınlık nesli genç

Müjde fethiyle  çağ değişen ulu mabet;

Yıkılıyor putlar tek tek, Allah inancı kaldı tek..

Güneş, doğacak bak seher çıktı

Bu saba rüzgarı daha evvel yoktu

Müjdeler; aydınlık günler eliyor

Milletin üstündeki  zulmet eriyor

Güneş çağının altın nesli:

Ta ezelden ebede çağ açacak;

Fetih nesli geliyor

.....

Dengeler değişir, paktlar yıkılır

Yakındır; öldü denen aslan dirilir

Yakındır;elbet bu  hesaplar görülür

Bulanık su; akar, akar  durulur

Evren; her gün yeni kurulur

Şahsında çağlara hakikat mührü vurulur

Ey Ayasofya!.. Odağısın, her oluşun

Mihverisin; her devleşişin

İçindesin; her dirilişin

Hakkın değil; keder, gül artık

Sen gül ki alem gülsün

Çünkü sen cihan bülbülüsün

Henüz gelmemişti son din

Hak adına yapılan  sendin

Ne zaman gelmesi yakın oldu yüce din

Din adına çelişkiler odağı idin

Gelince o kutlu son din

Kurtuluşun için verdi

Emri, Sultanı din

Ermek için kutlu payeye

Can verdi nice serdarı din

Çok şehitler verildi, sönmedi umut..

Çünkü henüz düşmemişti put

Muhasaralarla beraber yıkandın, olgunlaştın

Resurullah işareti ile şereflenip, nurlandın

İslam’a Hilal olmuşsun, Türk’e yuva

Türk’ün vücudusun, İslam’ın ruhu

Beyoğlu’nun uğultusu mu bastıracak?

Süleymaniye’yi, Sultanahmed’i,Eyyubu

Saki alınmış; zıpırlar kerhanesi olsun diye

Görselerdi sokaklarındaki hali

Beyinleri fırlardı külhanbeylerinin bile

Ne yazık ki; seni benden aldılar

Müze diye; seni benden çaldılar

Benim imanımla kazandılar

Sende sembolleşen cevherimi adılar..

 


Yorumlar ( 0 ) :: Baglantı


www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws