DeSigNed by x'sirr
Image Hosted by ImageShack.us
x'sirr Müzik PORTALIx'sirr Oyun PORTALIxsirr Group's SOHBET Sayfası
Ziyaretçi Defterix'sirr TAM DAMAR RADYOBjk Hakkında Hersey Beşiktaşlıların Sitesi...PROFİL
xsirr OYUN portalı - Arkadaşlar xsirr OYUN portalı - Arkadaşlar
BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


xsirr OYUN portalı

9/11/2009 - MAVİ DÜŞÜN (DELİMAVİ)

Yazar:HazanBey
RADYO 5NCi MEVSiM

MAVİ DÜŞÜN (DELİMAVİ)


İster Gri, İster Kara Bulutlar Örtsün,

Sen Yine de Mavi Düşün,

Bak Gör Ki O Zaman Hâlâ Mavidesin.

Ve Mavi Göğün Bağrında Asılı,

Beyaz İncilerden Kolye Gibi Olacaktır,

Maviyi Hayal Ettikçe Gülüşün...

 

 

Bırak, Bütün Renkler Çatışsınlar Aralarında Hasetten,

Hatta Aralarında, Yalnızca Maviyi Deli İlan Etsinler,

Sen Yine De Masmavi Düşün,

Bak Gör Ki Pırıl Pırıl Yıldızlar Yağmış Olup Ömrüne,

Bakışlarında Güneşler Doğacak.

Ve Başında Bir Taç Misali,

Gökkuşağı Olacaktır Nazenin Süsün...

 

Okyanus Mavisi Gibiyse Ve Öylesince Derinse Her Düşün,

Kim Ne Diyorsa Desin, Sen Hep Mavileri Düşün.

Mavidesin... Mavisin

Ve Bırak, Herkes Sana, En Delisinden "Mavi" Desin,

Bırak ki Kırık Düşlerin Mavilikleri, Yüreğinde Sevinsin;

Çünkü Sen Yüreklerde Böyle,

Sen Öylece Kendin(le)sin...

 

 

Evet... Bence Sen Hep Masmavi Düşün,

Düşün ki, Ruhun Masmavi Sevinçlerle Coşsun;

Mavilerle En Derin Uykularına Dalsın Hüznün.

Mavidesin... Masmavi Düşün…

Ve Yüreğini Mavi Düşlerinin Peşine Düşürüp,

Bırak İçindeki Çocuğu Maviler Büyütsün

Büyütsün ki,

Sevgi Dolu O Mütebessim Çocuk Gibi,

Yıldızların Her Gece Sana Işıl Işıl Gülümsediğince,

Mavi, Masmavi Olsun Gülüşün.

 ...

Şiir : Zeki YÜNCÜOĞLU

03-10-2009-İskenderun
Yorumlar (0) :: Baglantı

Wednesday 12 August 2009 - O DER YÜREĞİM

Yazar:TOKAY ŞİİR

Bir yüzük alıp takıcam parmağımaben artık yanlızca seninim sevgili...hayırlısı sen misin değil misin bilemem.
"O" Der Yuregim Sadece "O" hani hep dualarımızı bu yönde yaparız ya."hayırlısıysa olsun."Hayrı'da Şer'i de yaratan aynı
Yarattığına hükmedende oydu.Benim dua'larım farklıydı.Hayırlısı o değilsede o olsun Allah'ım
Senin herşeye gücün yeter
Helalim o olsun derdim.Ondan gelicekleri geri çevirmek değildi amacım.o benim kalbime eşsiz bir sevgi verdi zaten.tek amacım o sevgiyi kalbimde muhafaza edebilmek.Sende benim olduğunu söyliyebilicekmisin?yine kendinden emin değilsin dime...
o zaman elini o güzel kalbine koy ve hissettiklerini düşün. sen emin olmasanda o biliyor.Dışarda el ele gördüklerin sevgilimi sanıyorsun?öpüşenler sevgili mi? sevişenler? Nikah masasında imza atanlar evet diyenler sevgilimi sanıyorsun?
Yanılıyorsun...Herkes sevemez böyle herkes gerçekten sevemez...Kara sevda dedikleri bu olsa gerek hiç vazgeçilemiyen...Neden kara derler bilmem ama bildiğim tek şey
karanlığın ölçülemediği...Aynı sevgimi hiçbir kelimenin anlatamadığı gibi
bir değil bir kaç ömür yetmez bunu yaşatmaya yaşamaya...Hep seni yaşıyorum biliyor musun? her an her saniye
Akıl unutur belki zaman zaman peki ya kalp?Sevmek akıllı işi değil zaten ki akıl hep seni düşünsün.
Sevmek gönül işi. Sabah seni yaşamışsamAkşam olunca yine seni yaşadığımdaki hisler aynıysa sen hep bende yaşıyorsun demektir.Değişmiyen döngüsün sen bende..Her son bahar yağmuru gibi...Her sabah doğan güneş gibi
Ay'ın her gece tepemde çizdiği aynı rota gibi.Ben hep
şiirlerimi kendime okuyorum.hiç yazasım gelmiyor sevgili
Yazıpta geriye ne bırakıcaksın ki?yaşıyamadığım şeylerin kanıtı sözlermi?Gel diyorum işte bu insanlığın sevmenin kıymetini bilenlere ihtiyacı var.Bizlerde hakkını yersek sevginin iyice küstürücez insanlığa sevgiyi.Geleceğin neler getiriceğini hiç bilmiyorum.Ama senden vazgeçmiycem ya zaman beni sevindiricek yada üzücek.Hayallerim var çok sen gidersen onlarıda götürüceksin.Sen sevgi tohumuydun. Yaradan seni ekti kalbime...

Alıntı:

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Tuesday 11 August 2009 - SEVMİŞTİM SENİ

Yazar:TOKAY ŞİİR

ne cümlelerim vardi sana ..
heceleye heceleye bitiremedigim sevgi sözcüklerim..
Cümlelerim de sen gibi kayip gitti avucumdan..
Oysa simsıkı sarilmistim senli her bir heceye..
Oysa sevmistim seni

sevmistim iste...


Simdi yagmurlu gecelere perdemi kapiyorum..
senli cümlelerimi tüketmek adina,
bildigim tüm sevgi sözcüklerini susuyorum..
"Oysa sevmistim seni.."
dememek için seni hiç sevmemis olmayi diliyorum..

Oysa sevmistim seni..
Çikarsiz..
yalansiz, dolansiz...
Oysa sevmistim.. sevmistim... sevmistim seni..

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

11/8/2009 - SEVMENN ÖTESİNDE BİRŞEY BENİMKİSİ SANA TAPIYORUM

Yazar:nefesimsin

KOKUN İÇİN,

TENİNİÇİN,

ALDIĞIN NEFES İÇİN,

VARLIĞIN İÇİN BİNLERCE ŞÜKÜR,

İYİKİ VARSIN GÖZÜMÜN NURU

SENİ ÇOK SEVİYORRUM

                    SERDAR'IM.......

Yorumlar (2) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Wednesday 24 June 2009 - EY HÜZÜN

Yazar:TOKAY ŞİİR

Ey hüzün!

saklanma, çık karşıma suçlu değilsin.
Dokun, ne olur dokun yüreğim incinsin.
Bir daha asla sensizliğe yummam gözümü,
dokun çoraklaşmış bedenime can gelsin.
Ne zaman aklıma düşsen, devrilir dağlar,
kanadı kırılır minik kuşların,
çoşkun bir nehirde boğulur sevdam.
Ne zaman aklıma düşsen, bulanır zihnim,
uyuşur parmak uçlarım, titrer ellerim,
ve vurulur şakağından son kalan hülyam.


Ey hüzün!

işte tülû etti görünmez yüzün.
Gezerken sevdanın tepelerinde avare,
bir çığ oldu yanan dünyama o serin sesin.
Meğer mutluluk yaramaz bir çocuk imiş,
atlı karıncalara binip atta gitmiş,
yüzümü görmedi bir kere bile,
ama, buğulu camlara resmimi çizmiş.
Gah kazanan bendim, gah kaybedendim,
tek kişilik bu oyunda kendimi yendim,
üzülme, ne olur o şemsî yüzünü asma.
İşte birkez daha ben ebelenedim.

İlyas Uçar

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Wednesday 24 June 2009 - ADI HÜZÜN OLSUN

Yazar:TOKAY ŞİİR

Adı hüzün olsun bu gerçeğin.
Ayrılığın tekil sızısını hissetmenin
Ve senden sonraki yaşantımın,
Adı hüzün olsun!

Öteki renklerini aldığın,,
Tek mevsimlik dünyamın,
Ve senden bana kalanların,
Rotasız başlayan yolculuğumun,
Her limanda yüzleştiğim sensizliğin,
Adı hüzün olsun!

Bir türlü gelmeyen geleceklerin,,
Bir yarısı sende kalan geçmişin,
Ve her gün biraz daha kaybolan iyimserliğimin,
Adı hüzün olsun!

Gittikçe tuhaflaşan tavırlarımın,
Azalan ideallerimin,
Alışkanlık haline gelen sıradanlıkların
Birbirine benzeyen her günün
Adı hüzün olsun!

Aklımda kalan şarkı sözlerinin,
Anılarını sakladığım kirli odamın,
Yağan yağmurun,
Cama dayanmış soluk yüzümün,
İçimde ağlayan çocuğun,
Adı hüzün olsun!

Artık gelmeyeceğine olan inancımın,
Eksik yüreğimin, göremediğim renklerin,
Sensizliğin, yarım kalmışlığın,
Adı hüzün olsun!

Değişmeyen şeylerin,
Aynı filmin tekrarına benzeyen rüyaların,
Sadakatini elden bırakmayan gönlümün,
İçimdeki yalnız şairin, bu yaşantının,
Ve bu şiirin adı hüzün olsun!

~~~Şemsettin Kaya ~~~

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Wednesday 24 June 2009 - GÖZYAŞLARIMDA HİÇ GİZLEMEDİM AŞKI

Yazar:TOKAY ŞİİR

... susmaların bir sonbaharı olurmuş meğer,
yapraklar candan koparmış, can dipsiz feryatlardan...
yarım kalmış bir sözüm vardı, dinlemedin...
hoyratça hırpaladığın masum zamanlarda küstürmüştün, benim gerçeğimi
bir yürek dolusu ağlarken avuçlarında
gözyaşlarımda hiç gizlemedim ki aşkı..

gecelerin şerrine kapılır da,
iki çift lafında sus olur mu sandın yoksa?
bir daha hiç ağlamaz mı sandın, avuçlarından düşerse...
buz gibi soğuk bir yağmur damlasıyla, kilitlerken dudaklarımda baharı,
ruhunun çıplak, yalnız kışları geçer mi sandın yoksa?

susmaya alışkındı oysa, sana çoğalttıklarım...
keder içinde, hazin sabırlar doğururken özlemin
bir dokunsan anlardın, canım nasıl da kırgın..

...susmaların ne çok kalabalığı varmış meğer,
"gitme" içindeki en yalnız kelime...

sesin bıçak gibi kestiğinde, ömrüm yüz çevirdi benden,
yine de, içinde sen varsın diye beyaz bir masalla avutmadım yüreğimi..


sözlerin tuz basarken yarım kalmışlığımın çıkmaz yollarına
kocaman dağları sımsıkı tuttum içimde,
ufacık bir taş parçası düşürmedim ayak izlerine...
yarım kalmış bir sözüm... dinlemediğin...

şimdi son nefesini veremiyor aşk,
bende...
... gelişi güzel ayrılıklardı benimki..
senin kadar esaslı, hiç gitmedim senden...
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Thursday 4 June 2009 - AŞK ÜSTÜNE

Yazar:TOKAY ŞİİR

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.



Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.



Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.



Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....



Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...



Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.....



Nazım HİKMET

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Thursday 4 June 2009 - FETHETTİĞİN KALPTİR AŞK

Yazar:TOKAY ŞİİR

Ruhunun götürdüğü yere sürükleten, uzun bir yolculuktur aşk…
Geçmişi, geleceği, bugünü sorgulayan, gülümseten bir fotoğraftır aşk…
Hayatın uzunluğuna ya da kısalığına aldırmayan, iz bırakan bir adımdır aşk…
Ne anlatmak istediğini değil; ne anlaşıldığını, kendinde ne bulduğunu gördüğün bir düşüncedir aşk…
Sahip olduğun tüm alfabeleri, düşünmeden verebildiğin bir cümledir aşk…
Vârisi tek, tükenmesi istenmeyen bir mirastır aşk…
Düşlere daldıran, rüzgârın kanatlarındaki müziktir aşk…
Belki bedeninde taşıdığın, belki ruhunda, belki yüreğinde, belki de satırlarının içinde doğan, sevginle büyüttüğün bir bebektir aşk…
Bıktırmayan, pişman oldurmayan, yıldırmayan bir umuttur aşk…
İnce ince, sözlerini işler gibi, yüreğini damlatmaktır aşk…
Duygularını dans ettiren bir bakıştır aşk…
Nefes almak, kalbi yeniden attırmaktır aşk…
Görmeden duymak, işitmeden dokunmak, hissetmeden var olmaktır aşk…
Nerede olduğunu bilmemek, zamanın akışında savrulmaktır aşk…
Anlaşılmamak, anlayamamak, yine de bıkmamaktır aşk…
Güçsüzlükleri güçlendiren, yorulmak nedir bilmeyen bir istektir aşk…
Zihni arındıran, güzellikleri toplayan bir tazeliktir aşk…
Sıfırı göze almak, büyük risklere girmektir aşk…
Susmamak, mucizelere inanmaktır aşk…
Tanımsız, sonsuz bir mutluluktur aşk…
Denk olmak, aynı kalmak, sevdayı eşitlemektir aşk…
Acıları silmek, gülücükleri çoğaltmaktır aşk…
Tek olmak, birlikte yol almaktır aşk…
Beklemek, yitirmemektir aşk…
Dizelerin dağlaşması, göllerin destanlaşmasıdır aşk…
Bazen bir kelebek, bazen bir böcek, bazen de bir masal kahramanı olmaktır aşk…
Kimsenin duyamadığı bir tonda, sessiz çığlıklar atmaktır aşk…
Kelimelere hayat vermek, kurguları canlandırmaktır aşk…

Ürettiğin güzel söz sayısı değil, fethettiğin kalptir aşk…

Yorumlar (1) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Friday 15 May 2009 - YOKLUĞUN BİR BIÇAK SIRTI

Yazar:TOKAY ŞİİR

Yalnızca yazdım... Hesabıma düşen bir kara kaderi, alnımın tam ortasından çekerken usulca, kanadının ıslaklığıyla yazdım... Sana yazdım seni. En kuytusunda anladım, en vazgeçilmezinde tuttum, en köründen tutuldum, ama seni sana yazdım. Kanımın rengiyle sana adandım."

Yokluğun bir bıçak sırtı, sana boyanarak aydınlandım.
....
Ağrıyor elim şimdi, gözümün yolunda karabasanlar var, avucumda sıkışan yazım var. Gel ve sil yeniden gölgelerini, gel ve üçüncü gününden başla sana yazılanlara.

Kimsem olmadı benim, kimse sen olmadı hiç,
Kimse ellerim değildi, kimse gözüm kalmadı kanlı kınında. Kimse bilmedi, kimse sana yazdım olmadı, kimse sen demedi, kimse uyutmadı yüreğinin yastığınsa, kimse biz demedi, kimse vazgeçersen kendinden ben olamamki demedi... Kimse ben değildi senin kadar.
Sana yazdım işte, gözümün kimyasında duran nefesi, kanatlarına vurgun yemiş sevdalar akıtan sana anlattım,

Sana adandım... Sen’e, ben’e, biz’e...
Sıfıra bölünce beni, sana eşitleniyordum, birle çarpınca ellerimi seni anlatıyordum, ikiye toplayınca gözümü seni görüyordum, üçten çıkarınca yüreğimi; sensiz hiç kalıyordum...
Kentler buluyordum hep, sen olunca aşkın sonsuza akacağını biliyordum. Kimbilir, bilmediğim bir şarkıyı söylerken seninle, dudaklarının ses tonunu ezberliyordum sensiz kalınca senin gibi okumak için bir daha... Benim için martı kanadıydı ellerin, dokunduğum her an denizden esen rüzgarları hatırlatan. Gözlerindi, gözlerime baktığında gözlerimin çocuk hayalini gördüğüm, sendin öldükten sonra tanrının katına gülümseyerek beni götürecek olan melek, sendin sonsuza açılan kapının güzel bekçisi... Anlatılamayan kelimeydin hiçbir kitapta bulmayacağımı bildiğim halde hala aradığım. Sendin o, senindi bana getirdiğin akında denizin gözlerini hissettiğim,
Gözlerindi.
....

Sana yazdım,
sıcacık hayatlar kokuyor kelimelerim seni buldukça. Ki nereye baksam, kimi görsem, kimi duysam sensin... Sen kalıyorsun gözlerimin en yüksek dağında... Ve sana yürüyüp dokunuyorum göğün yıldızlarına, umut veren ağaçlarına yaslanıp bulutların ardından bakıyorum güneşe. Sana uzandığım toprağa her yüzümü sürdüğümde, papatyalar kokuyor tenim...
Senden önceydi suflörsüz bir sahnede kör adam rolüm. Ve senden öncelere denk geldi intihar mektuplarım. Sorgusu bitmiyordu düşlerimin, isyan çok sesli bir koro gibi sahnesinden vuruyordu yüreğimi. Senden önceydi sarmaşıklarla dolu umut yolları, seni bilmeden yürüdüğüm Almanya sokaklarıydı acıyı katık yaptığım sancılar... Her karartı, senden önceydi ellerimde yaşayan.
....
Geldin, sana yazdım ben... Hasır altı düşlerimin kırmızı kalemle altı çizili kelimeleriydin. Sendin vurguna uğramış nefes alışlarımı kaybeden, sesindi dilimin teğet geçtiği her umudu bana anlatan...
İzlerimden geçen her bakış, sana dönen gün gibi çevreledi karanlığımı ve seninle gitti plastik kokum, seninle kurudu kanayan yanım. Sendin her şey, sendin seninle gelen gözyaşı hediyem...
....

Sana yazdım, düşünmeden, gözlerimi kapatarak... Kelimeler seni anlattıkları için mutlular artık, bakışlarım da öyle.
Az önce fark ettim yüzümü yıkarken; aynaya bakan gözbebeklerimde uyuyorsun hala o eski sıcaklığınla... Uyanacaksın birazdan, biliyorum, ve sarılacaksın yine, sesinden akacak, senden duyulacak her şey...
Senim artık, tenim, dilim, bütün bildiğim."

Yorumlar (1) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Thursday 14 May 2009 - HAYAT SENİNLE DOLDU YÜREĞİME

Yazar:TOKAY ŞİİR

Utangaç gülücükler eşliğinde başlamıştı herşey.

Herşey birden ve aniden ortaya çıkmıştı.

Nefeslerimiz sessiz sedasız buluşmuşken kör bir kuyuda,

 aşk dalıvermişti yüreğimden içeri...

Ve martıların çığlıklarında buluşmuştu

sessizliğimiz umarsızca.

Yüreklerimiz,

kanatırcasına akmıştı birbirine o kör kuyuda.

Halbuki kesiklerim vardı,kırıklıklarım..
Derindi..
Yeni ve derindi yaralarım...

Yorgunluklarım kağımın önünü mesken tutmuş beklemedeydi,

korkularım ise an ve an penceremin önünde

 gözetlemekteydi beni.

Ve ben...
Ben odamın tam ortasındaki kör kuyuda

 saklanmaktayken sevgili, sen girdin içeri..

Sessiz sedasız atmaya çalışırken adımlarını

duymasın diye onlar;

martılar çığlık çığlığa bağırmaya başladılar

bulabilesin diye beni.




Martılar...
Özel dostlarım..
Ah martılar..
Hep sesim oldular..



İlk nefesini duyduğumda,

titrek bir kedi gibi sindim iyice köşeye çaresiz...

Sandım ki...

Sandım ki, beni buldular.

Sandım ki kesiklerimi yine açmaya geldiler ...

Sandım ki başka bir kör kuyuya atmak için buldular beni...



Bu kaçıncı kör kuyuydu girdiğim içine

yada bu kaçıncı saklanma çabam...

Bir gölge halinde izlerken silüetini titrek;

bu sefer ateş böcekleri bir bir yanıp sönmeye başladılar

ve ben yüzündeki tebessümü farkettiğimde anladım

bulunmadığımı..
Beni bulamadıklarını...
O an anladım hiç bulunamayacağımı..

-Geldin mi?

-Şşştt...Ağlama...

-.....

-Artık ben varım..

-Ama

-Aması yok..Hadi ver elini..

-Nereye peki?

-Yukarı..Dışarı...KAranlıktan ,buradan uzağa...

-Ama...

-Aması yok hadi...




Derin bir sessizlik bastırdı birden...




Kalkmak isteyip de kalkamamak...

........

Hayat..

Tek özlemim...
Ve şimdi,

onu kazanabileceğimi düşündüğüm anda

kalkamıyorum ayağa...
Elin havada bekliyor..
Gücümü toplayana kadar sabredebilir misin acaba?

Bir damla bile kanamaya mecalim kalmamışken,

yeniden kanayabilmem ve güçlenmem için beklerken sevgili,

sen de bekler misin beni?

-Anlat..

-Neyi?

-Düşündüklerini.

-...

-Anlat ki gör seni bekleyeceğimi..



Ve...
Yine sessizlik...



Beklemek...
Gerçekten bekler miydin beni?

Bu kaçıncı duyuşumdu beklerimi?

Sen de yitip gidersen onlar gibi?

Elin hala havada..Hala bekliyorsun...

Peki ama ne kadar daha beklersin beni?




Sen de yitip gidersen peki ya onlar gibi?





-Yorgunsun.

-...

-Susmana gerek yok,gözlerinden belli...





Hala sessiz kalıyorum..

Ama içime doldurduğun şey,

her ne ise inan güçlendiriyor beni.
Bekle..
Biraz daha bekle..




Yorgun..
Evet yorgun..

Bu yorgunluk nedenidir belki de iflas edişimin..

Yitip gidenleri aramaktan vazgeçişim çok olmuş.
Özleyecek özlemler üretmeyeli yüreğim,

çok zaman geçmiş aradan..
Çok zaman önce saklanmışım buraya sebepsiz..
Sebepsiz değil ya neyse...
Saklanmışlığım asır olmuş nedensiz...



Dur bir dakika..
Saklandım ama sen nasıl buldun beni burada?
Beynimden geçenleri okuyabiliyor musun

beklerken orada?



Bir insana bırak,

hayata tutunacak tahammülüm kalmamışken,

 sen tahammül edebilecek misin beklemeyi beni?

Herkes birini özlüyor hayatta,

benim özleyecek kimsem yok oysa..

Peki sen,

özleyeceğim olabilir misin sevgili söyler misin bana?

-Gülümsedin..

-Evet.

-Peki, neden?



Gözlerini şimdi daha belirgin görüyorum.

Ne de güzel bakıyorsun öyle..

Bu kör kuyuda nasıl buldun beni..



-Bir gelin gibi süslenen

İstanbul sokaklarında yürümek istiyorum yalınayak.

-Bu mu gülümsetti seni?



Sessizlik..Başladı yine, söylemeli miyim içimdekileri?

Bak hala bekliyor...

Gülümse ve söyle..

Bekliyor işte...
Hayat'ı da almış karşında bekliyor..
Söyle...



-Evet ama sadece...

-Sadece ne?

-Sadece bu düşünce gülümsetmiyor..

-Peki ne?

O sokaklarda iki çift yalın ayak istiyorum.Biri ben...

-Diğeri de ben...

-...

-Öyle ise uzat elini...



Utangaç gülücükler eşliğinde başlamıştı herşey.

Herşey birden ve aniden ortaya çıkmıştı.

Nefeslerimiz sessiz sedasız buluşmuşken kör bir kuyuda,

aşk dalıvermişti yüreğimden içeri...

Ve martıların çığlıklarında buluşmuştu sessizliğimiz umarsızca...

Ateş böcekleri,

koştururken yalınayak ikimiz İstanbul sokaklarında;

yanıp yanıp sönüyorlardı sebepsiz...



Yaralarım kapandı gelişinle..
Ve...
Hayat seninle doldu yüreğime...


Meral Bilgiç..

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Thursday 14 May 2009 - BEN SENİ SEVDİM SEVGİLİ

Yazar:TOKAY ŞİİR

Ben Seni Seçtim Sevgilim...
Efsunlu saatlerde sıcaklığı vardı ellerinin,
Ben seni seçtim sevgilim,
Matemi olmayan bir bedenden,
Aşkına aşkımı katarak geçtim,
Gördüm ellerinde hüzün,
Bir tutam sevda ile gülen yüzün vardı,
Çocukluğun vardı,çocukluğum gibi,
O masumluğun bana hep yüreğini anlatırdı,
Ve ben özledim seni durmadan sevgilim,
Yokluğuna yağan her yağmurda kendimi,
Aşkına karışan sensizlik bildim,

Durduğum yerde ıslanıyor şimdi gözlerim,
Ben seni seçtim sevgilim,ki sen,
Hasret çeken gecelerimde yüreğime bir büyüsün,
Aç perdelerini aşk'ın,kaldır gökyüzünü,
Seni sevdiğimi koskoca bir şehir görsün,
Ve duy ama inanma,
Ne dostunu dost,ne düşmanını düşman bilir bu dünya,
Aşkla başlar hayat,aşkla biter her düşen gibi sevdaya,
Ben seni sevdim sevgilim,seni seçtim,
Ve yazacak aşkı olmayan bir şair gibi değil,
Yüreğim bilerek başladım şiirlerce seni anlatmaya,
Suskunluğu tanımazsın sen benim bildiğim,bu yüzden,
Sen kalacaksın hayatım boyunca değer verdiğim.....

ALINTI

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Wednesday 13 May 2009 - SEN OLMALISIN

Yazar:TOKAY ŞİİR

Nerden başlayıp nasıl anlatsam seni ?
Nasıl döksem kaleme,
yüreğimdeki sevda kokan cümleleri ?
Bu defa hislerimden kaçmak yerine,
hislerime tutsak olmak için savaşıyorum.
" yenilmek "
olmayacak bu savaşta...
Her daim kazanıcam,
her daim sana adım adım yaklaşıcam...

Öyle bir duyguki bana yaşattığın,
kağıtlara sığdırmak zor.
Yalnızca gözlerimle gözlerine akıtabilirim
içimdeki aşk nehrini...
Sedece ve sadece avuçlarımla avuçlarına bırakabilirim
yüreğimde kanat çırpan kelebekleri...

Senden önce sevmenin bu denli güçlü,
bu denli ucu bucağı olmayan bir duygu olduğunu farketmemiştim.
bedenimin,
ruhumun her zerresine asırlık bir ömür hızıyla
ilmek ilmek işleneceğini tahmin etmemiştim.
Şimdi yüzyıllık bir sevdanın
yükü var minicik yüreğimde...
Razıyım can bildiğim sevda dağının altında ezilmeye.
Razıyım senden gelecek her cefaya
her üzüntüye.
Bilesin ki güzel gözlü sevdiğim,
sebebi sen olan her yaşanmışlık,
zehir tadında da olsa
en lezzetli aşk şarabının tadını bırakır
ağlayan gönlüme...

Ben en olağan halimle yine seni düşünüyorum...
Ve yine seni düşündüğüm için
kendimi daha çok seviyorum...

ÖNCEM SEN,
ŞİMDİM SEN,
SONRAM SEN OLMALISIN...

Biliyorum,
bu satırları okuduğunda,
gözlerime ışıkları bırakan bakışların
yine mutlu mutlu bakacak cümlelerime.
Kimbilir belkide hemen ardından şarkımızı dinleyip
koca bir "off" çekeceksin.
Ardından bir sigara yakıp,
" kesin o da yakmıştır " deyip gülümseyeceksin.
Ve her zaman olduğu gibi
aynı anda aynı şeyi yapıyor olucaz...
Sonra bu durum aklımıza geldiğinde susucaz...
Diyemediklerim bir bir birikip içime
bir sonraki sayfanın beyazlığında
kendini bulmaya çalışacak.
Sen yolunu bulmaya çalışan cümlelerimi beklerken,
ben seni sevmeye devam edeceğim...
Ve seni sevdiğim için
kendimi daha çok seveceğim

ALINTI

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Wednesday 13 May 2009 - BEKLERKEN GEÇEN ZAMAN

Yazar:TOKAY ŞİİR

Her gece seni bekliyorum.
Beklediğim zamanlar büyüyor,
kocaman fikirler yumağı oluyor.
Gelip tam göğsümün ortasında duruyor.
Beklemek ağır işçiliktir.
Kim ki bekler,
ölümden daha zor bir sona doğru yürüyor sanır kendini.
Beklerken Savrulan Zaman Kırıntıları
Akrep ve yelkovanın seninle inatlaştığını hissedersin beklerken.
Düşman olursun güne, geceye.
Ben ne zaman seni beklesem bu şehirde;
nefretim artar.
Şiddetli kalp çarpıntılarından yığılıp kalmamak için,
tutulurum her ayağa kalktığımda.
Beklemek, bir ömrü rendelemek demektir.
Sevgini sınarsın her geçen dakikayla birlikte.
Cinnete çeyrek kala yakalarsın ruhunu,
beklemek,
hiçbir okulun veremediği büyük bir tekamüldür insana.
Seni beklerken,
midem acır, büzülür hatta.
Gözyaşlarımdan daha hızlı akar içime hasretim.
Kendimi oyalamak için ne varsa saldırırım.
Bir kitap açarım,
özellikle en heyecanlı yerinde bıraktığımı,
aynı sayfayı onlarca defa takip eder gözlerim.
Aklım sende,
ruhum seni beklerken kapının önünde,
anlayamam.Zaman,
aynı aralıklara sahip olamaz bana sorarsanız.
Dostlarla masa başında keyifli sohbetler ederken,
hızla akıp giden o zaman;
seni beklerken nasıl bu kadar uzun sürebilir?
Kalleş bu zaman, kalleş!
Hep ihtiyacım olduğunda yok oluyor ortadan.
En çok da seni beklerken;
geçmek bilmiyor şu saatler.
Sevgilim,
bu gece zamanla kavga ediyoruz yine,
gel ayır bizi.
Bu beklemeler korkutuyor beni,
hiç çalınmazsa kapım,
bir daha hiç göremezsem gülen gözlerini?
Çok uzun gecelerim oldu benim daha önce
ama en çok seni beklerken bitmez gibi geliyor
bu koca karanlık.
Sen gelmeyince,
bedenim parçalanıyor.
Sensiz geçen her saat,
bir yanımı alıp götürüyor.
Hiç oluyorum sonunda,
sonsuzlukta asılı kalıyorum.
Şu beklemek yok mu?
İlk kim bulmuşsa insanlığa ait bu zulmü,
lanet ediyorum. Eski bir şarkı geliyor aklıma.
“ Seni beklerken duydum annemden,
saklarmış veda mektubunu benden,
evlenmişsin şimdi bir esmerle!”
Ne zaman beklemeye başlasam seni,
sonunda annem elime bir mektup tutuşturacak sanki…
Her gece seni bekliyorum.
Kavgam hiç bitmeyecek zamanla.
Geldiğinde su gibi akıp geçen saatler,
bana düşman olmalı.
Yokluğunun savurduğu yalnızlığım,
tırmalarken kalbimi,
uykusuzluğu dost edip kendine,
ömrümü çürüten şu zaman;
ben istiyor acaba?
Uzaktan bakıp halime,
için için gülüyor mu?
Gel sevgili,
gel güldürme bana saatleri.
Her bittiğinde tekrar başlayan yeni gün,
bana bir eziyet daha sunuyor.
Sen yoksan,
eksik kalan yanım dolmuyor.
Gelmelisin ve tükenmeli bu ezeli kavga.
Yol bitti,
gece bitti,
sesim, nefesim bitti.
En bitmiş halimle karşısında duruyorum zamanın,
savaşta yara almış askerler gibi,
dimdik ve onurluyum.
İnancım var,
biliyorum geleceksin!
Belki de doğrusunu üstat Tanpınar söylemiştir:
Ne yapar ne eder,
gidip de gelemeyenler,
beyhude bekleyenler!
 Biz ayın çıplak arsasında savrulan zaman kırıntıları.
Nerden bilelim bunları?--------------------
ALINTI

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Tuesday 12 May 2009 - NEDEN YOK SEVDİM İŞTE

Yazar:TOKAY ŞİİR

elimi tutsan başka olurdum ...
Elimi tutsan başka olurdum ...
Bu şehirde bir ben kalsam yine ...
Sen olurdum ...

Gelmediğin her bir günde çürüdü ömrüm
Geçen her anda yitik düşen acıydı heyecanımız
Belki yitik duygulara inat
Bulduk sanılan benlikleri kandırıştı bizimkisi

Kabulüm de varsan gizlerini bırak gel
Bana sen gel, gelmek istediğin gibi
Kollarını açarak, avazından çıkacak son haykırış ol gel
Geleceksen öldürmeden çürütmeden gel

Gözlerindeki buğu da yüreğinde ki hüzün de
Sana senden hediye
Suların dibindesin ellerinde pranganın anahtarları
Direniyorsun ben bu denizde onunla boğulacağım diye
Kimse vuramaz kendine böyle kelepçe

Senin gibi dert görmeyen bana demesin ki
Dert gördüm ,ben gördüm
Dertten mutlu olan
Sen ...

Ben sana aşığım derdinle , kederinle , hüznünle
Ben sana aşığım gülüşünle , gözlerinle , ellerinle
Ben sana aşığım yitiğim
Ben seni kabul edenim her halinle
Neden yok sevdim işte
Hesap vermem sevdim diye
Yazdım diye
Buda ...
Senden bana hediye
Böyleyim işte

Elimi tutsan başka olurdum ...
Bu şehirde bir ben kalsam yine ...
Sen olurdum ...
 

ALINTI

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Tuesday 12 May 2009 - OLMAZ MI

Yazar:TOKAY ŞİİR

Aradım sordum seni
Her gece gördüm seni
Ah nasıl sevdim seni
yarrr


Halimi sorsan olmaz mı
Derdimi bilsen olmaz mı
Yanıma gelsen olmaz mı
Bu gece kalsan olmaz mı


Bir kere duysam seni
Bir kere görsem seni
Ne olur sevsen beni
Ahhh


Sesimi duysan olmaz mı
Elimi tutsan olmaz mı
Gözüme baksan olmaz mı
Yaramı sarsan olmaz mı

Giderken gözlerim iki paslı çiviydi
Cakıldı yüreğime
Eger gelirsen leylaklar karsılar kapımda
Tutuşur sesim
Varsın olmasın soframda sevdiklerim
Duygularımla duygularımla
Ağırlarım seni
Varsın olmasın sevdiklerim
duygularımla ağırlarım
seni....


Grup Yolarkadaşları

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Tuesday 12 May 2009 - KANAMADAN DURMAZ ARTIK KALBİM

Yazar:TOKAY ŞİİR

Gecmişimi sende bıraktım,zan altında kaldım anla beni de bana bir el uzat.Yıpranmış kalbim yalnız,son gecemde bir kutuydu yoldaşım ve elveda.
Gecelerim geçmio gözlerim uykuyu unuttu artık sensiz duyguyu hiç tadamadan ölüme bi mezar dikin.Tek bi kefenim olur,hep içimdesin.Tek seçimimsin,sen sebebimsin.Çat kapı gel geri sev beni diyebilmek zor tabi,bilemesin gerçeği.
Kanamadan durmaz artık kalbim.Senle geçen o günleri özledim.Hayallerimde başrolümsün.Senaryolarda tek gerçek sen.
Karaladım öyle bak içten sözleri.damarıma gereken o ismini yaz sen.Sonuma bi ben gerek,elime kelepçe.Aşkının zanlısı oldum öylece.
Uzandı ellerim hep sen gel diye bekledim.Geçmedi günlerim haybeden,derdimi dökemedim sayfalarca sen anlatsam uslanmaz kalbim.Sadece düşlerimin ardına sakladım aşkını,kabul edemedim gittiğini.Çocukça gelebilir sana yaptıklarım,ama hiç biri sahte değildi.Beni ben diye sevmeni bekledim olmadı,gülmedi bir kez kaderim.Tekrar eskisi gibi olmak saçma değilmi,yaşandı ve bitti...
Gecmisimi sende bıraktım, zan altında kaldım anla beni de bana bir el uzat.Yıpranmıs kalbim yalnız,son gecemde bir kutuydu yoldaşım ve elveda.
17 günümü bana veremedi,bekledi bekledi ve de kalktı gemi.Sen diye haykıran aklıma biri dur demeli beni geri çevirmeli birileri.Benim elime geçen günlerin özlemi.senin adına dikilen dönem benim.Ölen benim,parçala kalbimi.Son olan aşkına yalvarmam artık,anlasan sen bende kalırdın.Kolay değilki yaşananlar,olay yarattın hep bu ilişkide.Ben çelişkide kalmadım hiç bak.Sevdim harbiden ölü gibi tattım.Ölümüne aşktım,bölündü bir yanım uzaktasın sen..Hiç bir şey olmadı varsay sen,benim aklım yarıda kalsa da takma.Bir dudak kadar yakın hisset duygumu.
Ben senin için o gururumu köpek ettim.Peki ne geçti elime bi söyle?Yalnızlıktan başka ne kaldı yanıma yarım akıllı bir benle birlikte?
Gölgem oldu tek sırdaşım hep ağlarken ağladı o da benimle.
Yüzsüz olmayı isterdim senden son bir şans dilemek için...

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Sunday 10 May 2009 - ANNEME ACIK MEKTUP

Yazar:TOKAY ŞİİR

Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki, çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler... Ve
    insan, zamanın nasıl insafsız bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor.
    Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların "Bundan sonra ağır kaldırmak
    yok müjdesinden beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı...
  
    Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca değişti herşey ve o el, o
    saçtan hiç eksik olmasın istedin.

    Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin iç çekişler dinleyip hüzünlenerek
    uykusuz geçirdin, kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı,
    bir toprakla çiçeği kadar ortak üretiyor, tüketiyoruz.
   
    Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık
    karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik... Ben dünyanın en iyi
    evladıydım, sense tarihin en iyi annesi... Her çığlıkta başucumda biteceğini
    bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil
    alışkanlığıyla ayakta kaldım.
   
    Sevginle donandım...
   
    Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi:
    Büyüdüm...
   
    Senin kollarında senden habersiz, bambaşka bir ben çıktı
    ortaya. Bazen o eski bene hiç benzemeyen bir ben... Çünkü
    farkettim ki anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens
    umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım.
    Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin
    modasının geçtiğini gördüm sokakta...
   
    Söyleyemedim sana...
   
    Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık eskisi kadar geçerli
    olmadığın anlatan kitapları salonun ortasında açık bıraktım, açıp
    okuyasın diye..
   
    Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden: Devir de amma
    değişti diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim
    yaralandığında Anam görürse ne kadar üzülür diye gizlemeye çalışmak
    küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin? Acından çok onda
    yaratacağın acı, acıtır canını...

    Oysa ne çok acılar paylaştık seninle... Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...
    Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin?.. Lakin
    artık kafesten uçma vaktiydi. Danaların girdiği bostanda ayakta
    kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.

    Yargıladık birbirimizi bir dönem... Sorguladık... Sen bana eş dost çocuklarını
    örnek gösterdikçe, ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum. Sen her sohbete
   Bizim çocukluğumuzda... diye başladıkça ben, değişen takvim
    yapraklarını koydum önüne... Nasıl da zalim bir çark bu değil mi? Doğuyor,
    doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü
    karşılıksız veriyorsun...

    ...Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor. Sonrası kah bir kapı zili
    beklentisi, kah bir mektup, kah bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun
    müjdesi...
    Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça yakınlaştığımız bir
    mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda... Bakışlarla
    anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle
    özleştik, bir gülüşle kavuştuk. Ben büyürken seni de büyüttüm.

    Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi... Çünkü küçücük bir el saçlarımı
    kavrıyor geceleri... Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum. Pastoral
    ninnilerle büyütüyoruz oğlumu; yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda,
    öpülen kurbağalar prens oluyor.
   
    ...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin geçersizleştiğini anlatan kitapları
    kaldırıyoruz salondan gizli gizli... O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye
    devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları...

    İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini... Bense sevginden mahrum kalmaya
    fazla dayanamayacağımı biliyorum. O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir
    ömür diliyorum.
    Hem biliyor musun? Seni çok seviyorum
    CAN DÜNDAR

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Saturday 9 May 2009 - ANNELER GÜNÜ TARİHÇESİ

Yazar:TOKAY ŞİİR

Anneler Günü kendini 1600'lü yıllarda İngilizler'in
Mothering Sunday (Anneler Pazarı) kutlamalarında gösterdi.
Hıristiyanlığın Avrupa'ya yayılmasından sonra
Anneler Pazarı kutlamaları ruhani bir güç sayılan
Anneler Kilisesi ni onurlandırmak amacıyla düzenlenmeye başlandı,
doğurganlık ve inanç yine bir araya geldi.

İçinde bulundukları dönemde zor koşullar altında yaşayan
ve çoğu zaman çalıştıkları yerlerde barınan İngilizler
bu özel günde izinli sayılırlar ve tüm günlerini evlerinde
anneleri ile geçirirlerdi.
Hatta biraz da hıristiyan aleminin yortu geleneğinin etkisiyle
olsa gerek mothering cake adını verdikleri
bir tür pasta götürme adeti yerleşmişti.

Hıristiyanlığın Avrupa'da yaygınlaşmasından sonra bu kutlama,
onlara hayat veren ve kötülüklerden koruyan
ruhani bir güç sayılan Anneler Kilisesi ni onurlandırmak
amacıyla değişti.
Zamanla kilise festivali Anneler pazarı kutlamaları
ile birleşerek, beraber kutlanmaya başlandı.

Anneler Günü resmi olarak ise ilk kez
Amerika Birleşik Devletleri'nde 1872 yılında kutlandı.
Şair Julia Ward Howe bundan böyle her
Paskalya Yortusu'nun dördüncü Pazarı'na denk gelen
tarihin kendi şehrinde Anneler Günü olarak kutlanacağını
ilan etti
Amerika’nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1905 günü
Jarvis isimli bir kızın annesi öldü.
Annesini çok seven Jarvis’in üzüntüsü aylarca sürdü.
Hayatla kimsesi kalmayan Jarvis

ölüm olayına bir türlü alışamadı.
Yaşama küstü. Canlılığını,
yaşama sevincini yitirdi.
Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü.
Jarvis’in bu durumunu yakından izleyen komşusu
Jarvis’le arkadaş oldu.
Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis’e
«İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.» dedi.
Bu iki cümle, Jarvis’i çok etkiledi.
Ölümün de doğmak,
yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşündü.
 Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis’in
annesine olan sevgisini azaltmadı.
Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti.
Yerine anne sevgisinin sıcaklığı geldi.
Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil severek.
anmaya başladı. Acıları azaldı.
İçinde arı, duru bir sevgi oluştu.

Aradan bir yıl geçti.
Bu süre içinde Jarvis,
hemen her gün annesinin mezarına çiçekler götürdü.
Jarvis’in annesinin ölüm yıldönümünde bütün arkadaşları eve geldi.
 O gün Jarvis arkadaşlarına :

— Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti
«Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur.
Yılın bir gününü annelere ayıralım.
O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım.
Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim.» dedi.

Arkadaşları Jarvis’in önerisini çok beğendiler.
Birlikte hemen kentin Belediye Başkanına gittiler.
Başkan onları dinledi. Öneriyi içtenlikle benimsedi.
Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatıldı.
Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verdi.
Amerika Birleşik Devletleri Kongresi
mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü
olarak kutlanmasını kararlaştırdı.

Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlandı.
Daha sonra bütün uygar ülkelerde kutlanmaya başlandı.

Böylece Mezopotamya ve
Anadolu uygarlıklarının binlerce yıl önce başlattığı gelenek
20. yüzyılın başından itibaren
dünya çapında kabul görmüş oldu.
Ülkemizde ise 1955 yılından beri
mayıs ayının ikinci pazar gününde anneler günü kutlanıyor.

Türkiye, Danimarka, Finlandiya, İtalya, Avustralya
ve Belçika'da da aynı tarih kabul edilmesine rağmen
İngiltere'de ve diğer birçok ülkede Anneler Günü
ulusça belirlenen değişik tarihlerde kutlanmaktadır

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Saturday 9 May 2009 - ANNE(SİZ)

Yazar:TOKAY ŞİİR

yine bir bayram daha geldi annem sensiz.... hüzün gene çöktü yüreğimize sensiz geçen hergün acı veriyor ama bayramlar gelince elini öpecek sarılacak bir anne bulamayınca bu daha çok can yakıyor annem sensizliğin bu bayramında gene sabah kalkacağım üzerimi giyinip doğru sana geleceğim belki elini öpemeyeceğim sana sarılamayacağım o güzel kırmızı yanaklarından bir kere bile öpemeyeceğim ama napalım kader işte seni hep rüyalarımda göreceğim mezarının başında o beyaz taşa bakıp yüzünü göreceğim toprağına su döküp dualar edeceğim sana... elimden sadece bu geliyor annem buda çok koyuyor bana çaresizlik belimi büküyor annem sensizliğin acısı yüreğimi yakıyor oysa sen olsaydın yanımda döktüğüm bu acı gözyaşları mutluluk gözyaşları olurdu yokuluğun çok zor annem sensizlik çok zor gittin beni böyle çağresiz bıraktın annem gözlerimin yaşı dinmez oldu yüreğimin acısı bitmez oldu umutlarım bitip tükendi annem seni o kadar çok özledimki teninin kokusunu öpüşlerini yavrum demeni çok özledim sana anneee demeyi çok özledim anne .. anne! bu kelimeyi kullanmayalı 4 sene oldu annem 4 senedir anne demeye hasret kaldım sana hasret kaldım annem her gece allaha dua ederek yatıyorum rüyamda seni göstermesi için allaha yalvarıyorum annem senden geriye sadece fotoğrafların kaldı sadece anıların hatıraların bu boynu bükük yavrun kaldı annem ben seninle vakit geçiremedim anne sana doyamadım anneme doyamadım allahım aldı elimden sana ne kadar çok ihtiyacım var bir bilsen annem heryerde herşeyde seni arıyorum gördüğüm herkesi sana benzetiyorum sığınacak bir liman derdimi dökecek birini arıyorum ama bulamıyorum annem sen olmayınca olmuyor sen gittikten sonra gülemiyorum annem içimde fırtınalar kopuyor ne zaman birinin annesine sarıldığını görsem anne dediğinde efendim yavrum diyen bir ses duysam içimden birşeyler kopuyor gözlerime yaşlar doluyor annem anne diye haykırmak geliyor içimden ama hep boğazımda tıkanıyor herşey ama sen rahat uyu annem gözün arkada kalmasın kızın hep istediği gibi vede hep öyle kalacak....
SENİ ÇOK SEVİYORUM MELEĞİM SENİ ÇOK ÖZLEDİM ÇOOOOK ....

KÜBA ARLI

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

<- geri :: ileri ->

Benim hakkımda


En Son Oyun Download'ları

Miami Vice
NFS HOT PURSUİD 2 DOWNLOAD yeni oyun !!!
NFS CARBON DOWNLOAD
Oyun İndirmeyi Bilmiyorsanız Videolu Anlatım için Lütfen TIklayın!!!

__====== ANA MENÜ ======__

Ana Sayfa
x'sirr Müzik
x'sirr Sohbet
Ziyaretçi Defteri
24 Saat Canlı TAM DAMAR xsirr RADYO
profil
Oyun Arşivine Gitmek için Tıklayın!!!
Şiir Arşivine Gitmek İçin Tıklayın!!!
Müzik Arşivine Gitmek İçin Tıklayın!!!
Arkadaşlarım Bana Eposta gönder

Arkadaşlarım

hayatadair
denizb
yakuza
kosedekigolge
hakan123
tuban
sumeyyedentarifler
9cisem4
merwenur
uzaktakisessizlik
azmavi
nefesimsin
dilann
barbi3
askadair77
hickimse
ikocan46


SAYFA DÜZENİ VE TASARIMhttp://www.benimblog.com/xsirr/ TARAFINDAN YAPILMIŞTIR

Website design services
Google
Google Gruplar
x'sirr grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Paratikla.com - Internette Gezinirken Para Kazanın Linkdefteri.com LinkZinciri.Com Siteni Ekle Sitekayit.com Paratikla.com - Internette Gezinirken Para Kazanın Bu Adreste Reklamlarinizi Görmek Isteyenler Var Bedava Site Site Ekle Toplist - Site Ekle Webmasterim.Com Bedava Site Ekle




e-mail : dj_x_sirr@hotmail.com

Right To Copy © Designed By x'sIrr