21/11/2007 - SERSERİME

Elime son kez aldim kagit kalemi,
Bu sana son mektubum.
Postaci son bir kez haber getirecek
Benden sana.
Canim bilirim aldirmazsin hiçbirseye,
Ne sevgiye ne de hislere.
Simdi elimde bir sigara var,
Bugün çok içtim.
Bilirim kizacaksin, "Içme demistim" diyeceksin,
Ama ben yine ayni cevabi verecegim: Dertliyim.
Son kez bu kalp derdinle dolu.
Bu mektubumda
Seni ne kadar sevdigimi
Özledigimi yazmayacagim.
Artik degistim ben.
Senin umursamaz tavirlarindan biktim SERSERIM.
Takmiyorum artik ben de seni.
Hani bende bir resmin varya,
Arkadasima verdim SERSERIM.
Çok begenmis seni,
"Al senin olsun" dedim
Ama dikkat etmesini de söyledim,
Olur ya çikarsaniz "Boynuzlamasin seni" dedim.
Yüzünün seklini görmeni isterdim SERSERIM.
Bu mektup digerine benzemiyr degil mi?
Dün gece yiktin, öldürdün beni SERSERIM.
Dilindeki hece bir kursun gibi saplandi yüregime.
Tüm gece kanadi durmadan,
Gözlerim doldu aglayamadim.
Yataklara düstüm ne zamandir.
Ama iyi oldu aslinda
Seni umursamiyorum artik,
Sen ne demistin SERSERIM.
"Üzülme!"
Üzülmüyorum zaten gülüyorum,
Bu acilarin getirdigi mutsuzlugu seviyorum.
Lanet olsun sana SERSERIM.
Bu kadar degersiz miydi sevgim?
Biliyorsun ben seni çok sevdim.
Bu sana son mektubum SERSERIM.
Yak istersen,istersen baskalarina okut.
Ya da evet
Içip içip agla,
Ama sunu bil ki bu sana son mektubum.
Bundan sonra hain yazar mezar tasinda
Bir ölüsün artik sen hatiralarimda....
SERSERIDEN CEVAP
Bugün hiç beklemedigim bir anda,
Mektubunu aldim GÜZELIM.
Son mektubum demissin, inanmam
Sen dayanamazsin bensizlige,
Erirsin,bitersin günden güne.
Bak ne diyorum GÜZELIM
Gönlün olsun,birkaç gün daha çikalim
Sevinirsin belki.
Hediye olur ya da bir elma sekeri.
Sen bensiz yapamazsin GÜZELIM.
Seni öptügüm o ilk ani hatirla,
Nasil da çocuklar gibiydin,
Bayilacaksin diye korkmustum GÜZELIM.
Ben senin gibi neler geçirdim elimden,
Bilirim haberim yok sevmeden, sevilmeden.
Sen beni gerçekten sevdin mi GÜZELIM?
Sana bu mektubu meyhaneden yaziyorum,
Biraz önce birkaç çocuk dövdük GÜZELIM,
Onlarin serefine içiyoruz.
Bak GÜZELIM!Ben sana ne demistim hatirlamiyorum
"Üzülme" yazmissin
Sahiden dedim mi?
Içkiliyken herhalde, bilirsin.
"Yiktin" yazmissin
Sahiden yikildin mi?
Umursamazsin sanmistim
Takmazsin diye ummustum,
Ama madem beni umuttun,
Bu sana son sözüm olsun
Ben de seni sevdim haberin olsun GÜZELIM.
KIZIN ARKADASINDAN SERSERIYE
Seni tanimiyorum serseri,
Ama arkadasim seni çok sevdi.
"Son mektup" demisti dogru,
Hem o seni çoktan unuttu.
Seni çok begendim be serseri,
Belki seversin, belki de...
"Güzelim" demissin bizimkine,
Ben de seni zevkli bilirdim.
Ben ondan daha güzelim.
Bak serseri!
Ben seni ondan daha çok severim.
Telefon numarami yaziyorum,arkada,
Onu aradigin gibi beni de ara.
Ayrica senin güzel gariplesti bu ara
"Kalbim agriyor" diyor,
Doktor bir teshis koyamiyor.
Aman canim o da bir baska,
Aglasa da gülüyorum der etrafa
Sakin unutma beni ara.
SERSERIDEN ARKADASA
Bak kizim ben seni sevmedim daha en basta,
Ben güzelimi sevdim herseyden çok.
O bana "serserim" derdi canindan koparcasina,
Sen ise "serseri" diyorsun sokakta kalmisçasina.
Senin gibi arkadas olmaz olsun.
Güzellige gelince,kimse yarisamaz benim GÜZELIMLE.
Simdi birak bunlari "son mektup" derken yalan sanmistim
Daha beter içer oldum,
Her gece sarhosum.
Bir daha ki mektupta güzelimden bahset bana.
Simdi gerçekten mutlu mu?
Yoksa baskasini mi seviyor?
Hasta demistin,kalbinden hasta
Yoksa bu ask hastaligimi?
Benden baskasi ile...
Çabuk yaz arkadas
Herseyi arkadas, herseyi anlat bana.
Anladim ki yasayamam ben onsuz bu dünyada.
ARKADASTAN SERSERIYE
Afedersin serseri yanlis yapmisim ben,
O seni gerçekten çok sevmis.
Son nefesinde bile adini söyledi,
Yüregim parçalandi,anlayamazsin.
éSERSERIM" deyisini duysaydin gözleri kapanirken.
Askin öyle sarmis ki bedenini
Kaybedince, yasayamadi öldü iste.
Son mektunda ne yaptin?
Içip içip agliyor musun?
O simdi mezarinda huzurlu yatarken,
Yilanlara bile seni anlatir süphen olmasin.
Zaten mezar tasinda
"SENI SEVMISTIM SERSERI"
Yazisini görünce anlarsin.
Belki bir umut vardi yasamasinda,
Ama senin de ciddi olmandi.
"Birkaç gün çikalim" demissin ona.
"Elma sekeri olur" demissin.
Iste o vurdu senin güzelini,
Indi zavallicigin yüregine.
Simdi mezarinda derin bir uykuda,
Sevgisi de sonsuzlasti onunla.
Aslinda o hiç istemedi öldügünü bilmeni
Ama dayanamadim yazdim iste.
Simdi ne yaparsin,nasil yasarsin?
Içer misin, adam mi döversin?
Sen de onu sevmissin öyle yazmissin,
Öyleyse birak askiniz yasasin.
SERSERININ ODASINDAKI NOT ;
.:.SANA GELIYORUM GÜZELIM,
SENI SEVIYORUM GÜZELIM.:.
Gönderen: Arzu & Şerife
Yayın : xsirr
|
|
|
15/10/2007 - Bana Aşk deme, AŞK benim

“Kimin aşka meyli yoksa, o kanatsız kuş gibidir. Vah ona..”
Kim bilir hangi kitabın sarı sayfaları arasında gözüme çarptı bu söz. Ya da kim bilir hangi gazetenin satır arasında okudum hatırlamıyorum.
Sabah uyandığımda dilimde buldum bu cümleyi. Kendi kendime tekrarlayıp duruyorum. Bazen böyle olur. Kimi zaman bir türkü, kimi zaman bir söz sabah uyandığımda baş ucumdadır. Ve ısrarlı bir aşık misali, nereye gitsem gelir benimle gün boyu..
Davetsiz bir misafir gibidir. Ne gelirken vurur gönül kapımı, ne de giderken “Allaha ısmarladık” der. Yüzümü yıkıyorum, çayımı yudumluyorum gitmiyor. İçimdeki ses ısrarla aynı şeyi söyleyip duruyor..
Biliyorum kaçamam. Renkli bir gölge gibi ardım sıra gelecek. Önemsemiyorum. Duymazlıktan geliyorum. Ona kulaklarımı tıkayıp, perdeyi aralıyorum.
Bahardan kalma bir gün. Güneş olanca sıcaklığıyla gülümsüyor. Yüzümü buruşturuyorum kaygıyla. Ürkek bir ceylan gibi geçiyor yüreğimden sözcükler. Ve dökülüyorlar apansız dilden. Mırıldanıyorum: “Bulutlar ağlamadı bu sene.. toprak güler mi bilmem”
Sahi neden birilerinin gülmesi için, başka birilerinin ağlaması gerekiyor.
Gülümsüyorum. Son zamanlarda fazla konuşur oldum kendimle. Deliriyor muyum ne? Cevabı yine bende bu sorunun.
“Deliliği şeref gördük, şan gördük / Şu dünyayı viran olmuş han gördük..”
Eyvallah !....
Üşüyorum.. Dahası ürperiyorum. Bunu en iyi sen bilirsin sevdiceğim. Yüreğe hasret değince, hiçbir güneş ısıtmaz gayri onu.
Bu gönül yarasının emi, sargısı vuslattır. Pervanenin ateşte yanması gibi. Ama ne gam.
“Bizi yakan ataş, közden ötesi…”
Yüreğimde hasretin büyüyor. Ve bir sevdanın cinnetinde gözbebeklerim. Hiç susmuyor içimdeki ses. Bu senin sesin. Sen, ben oluyorsun. Ve hep aynı şeyi fısıldıyorsun:
“Kimin aşka meyli yok ise, o kanatsız bir kuş gibidir. Vah ona!..”
Büyüyor sesin içimde, çığlık oluyor. Issız yüreklerde aks-i seda buluyor bu vaveyla. Apansız düşüyor sözcükler, geceyi yırtan şafak gibi.. “Sevdası olmayan kul neye yarar…”
Aşk… neşeli bir Haziran
Aşk… hüzünlü bir Eylül
Aşk… yüreğe saplanan hançer
Aşk… kan damlatan bir gül
Aşk… gökkuşağı gibi rengarenk
Aşk… bir armoni, tatlı bir ahenk
Aşk… canın cananı bulması
Aşk… kanın damarda donması
Aşk… gülün açmadan solması
Sahi nedir aşktan murat?
Söyle Sevda Ecesi..
Sular dalgalanır da
Durulur mu ?
Söyle…
Her bahar,
Yeni bir dünya kurulur mu ?
Ateş pervaneyi
Sevdiğinden mi yakar?
Ve her karanlık gece
Bir sabaha mı çıkar ?
Vuslat mıdır
Hasreti doğuran ?
Yoksa
Hasret mi
Aşkı yoğuran ?
…
Asrın girdabında eriyor zaman, kelep kelep. Bense seni düşünüyorum hep. Düşüncelerin anaforunda kaybolduğumda, kılavuzum oluyor gözlerin.
Biliyor musun yokluğunda yıldız topluyorum..
Çocuk yüreğimle sıçrıyorum geceleri gökyüzüne.. Belki dokunamıyorum onlara ama olsun, ayaklarım yerden kesiliyor ya bu bana yeter..
Bana aşk deme sevdiğim..
Darb-ı mesel
“Kimi nasıl da biçer, dünyada ektiğini…
Çok gördüm aşk ekenin, ihanet biçtiğini..”
Bana aşk deme.. Benden aşık olmaz...
Yüreğimin sesini, dinle yüreğinle…
Hasretin narında göz göz olmuş tenim…
Bana aşk deme meleğim, çünkü aşk benim..
|
|
|
24/8/2007 - "Tempus edax,Homo edacior"
"Tempus edax,Homo edacior"
Cuma, 24 Ağustos 2007

Bekledikçe büyüyecek zannederdik aşkı.Zaman yeşertirse ömrü,kurumak,tarlaya su götüren bir testinin harmana uğramış buğday tarlasına yaslanmış ak sakallı söğüt ağacı dibinde unutulması.Aylarca uğramayacak akrep,kovulan yeller küskün,toza bulanmış dolunay bomboş hayallerimizde parlak,Orion'un kemeri astronomik bir savaşçının gözüne kaçmış,Odysseia'nın balmumu henüz kovanda. Mermi çekirdekleri ayçiçeklerine uğramamış henüz.Edith Piaf'ın La Vien Rose'u yokmuş.Bir varmış,yok çokmuş.Çökmüş dizleri üzerine dizi dizi yazı.Yazı yaşıyormuşuz,sonbaharın yolculuğundan bi-haber.Gecikmekten korkmuşuz olmayan buluşmalara.Zaman yıkacak zannederken tapınakları,insan acıması,mide ekşimesine benzer gastroenterolojik gutultulara dönüşmüş. Dalgaları denizi aşındırmasa da,yosunun tekiyle gözgöze gelip,çekingen,gözlerimiz kaçırıp,tekrar bakmak için fidyeler istemişiz.Şüpheli hayallerimize fünyeler bırakıp kaçmışız,batacağını bildiğimiz gemimizde seyir defterleri tutmuşuz,edebiyatın alamayacağı bir sürü ıvır zıvır aklımda.Zaman mı yıkmaktaydı hayatı yoksa hayat mı zamanı avuçlar akacak kumların sahillerde tereddütü ile.
İnsan...Bin yılın icadı,içgüdüler icabı insan.İnsen bir an Atlas'ın omuzlarından.Sevmek,nefret ve belden aşağı yada beyinden yukarı tüm sevişmelere önayak. Bir bardak sudaki fırtına lavaboda sona erdi.Güneş sıcacık,gölgeler sinmiş köşebaşlarına.Tüm güzelliğinle cümleler yarım yamalak,günler astigmat,ayın tıkabasa doldurduğu zeytin ağaçları altından denize doğru,upuzun gölgeler.
Yosun kokusu,dalga sesi ve tarzanca tercümeler. "Homo Edacior" Tedavülden kalktıkça zamanlar,cebimizde kırışık iki satır yazının başımıza dert olarak ikameti altında,uykunun başından kesilip alınmış bir kaç rüyanı iğneliyorum panoya,çuvaldızlar kararsız.Yıdızlar aynı,insan aynı,daha yıkıcı.Zaman yeşertir lanet aşkları,zaman bitirir.Ruhumuzun aşk ihtiyacını -maalesef- müzik doyuramaz.Sekizde sekiz kusurluyuz hayatta,dokuz sekizlik kalpler.Hezimet zahmetlere katlanmaktan kırışmış ruhumuz,aşk gülle gibi ağır,gülle gibi hızlı gülleri çağrıştıracak kadar sesteş.Omuzlarımızda yaz yangısı,yanılgılara mahsus yarı açık görüşler gölgeler altında,diz çökmüş,giz çokmuş alacakaranlığın beline dolanan kuşakta.Saatlerin kıvrandığı,tiktaklar,dağın yamacında bir tavşanın başkaldırısı,boşları toplayan bir tepsiden örnekle emekli olan bir gecenin,başlayan hayatın ve başlaması soldaki sıfırların yarattığı boyun ağrısı bir aşkın cenazesi kalkmakta.
Ne demiştin,hatırlar mısın?
tempus Edax,homo edacio...
Tarzancası;zaman yıkıcıdır,insan daha yıkıcı...
Yıkılmakla kalmadı aşk,yıllandı,yollandı,küflendi...Lanet aşk...Bitti...

Gönderen: aşk acısı_99

|
|
|
23/8/2007 - KARANLIĞIN GÖZLERİ
Karanlığın Gözleri…
Perşembe, 23 Ağustos 2007
şimdi yoksun
seni düşünebilirim artık
tutar ellerini öperim uzun uzun
kimseler ayıplayamaz beni yokluğunda
seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar
işte gözlerin işte dudakların
senin olan ne varsa karşımda duruyor
ayaklarını dilediğim yere götürebiliyorum artık
sevdiğim şarkıları söyletiyorum dudaklarına
ve hoyrat ellerimle seni
her gün biraz daha güzelleştiriyorum
bütün resimler sana benziyor
hayret
bütün aynalarda sen varsın
nereye gitsem peşimden geliyorsun
şimdi sigarasın dudaklarımda
biraz sonra beyaz bir kağıt
ve akşam içtiğim bir kadeh içki olacaksın
kimse yokluğunda bunca sevilmedi
kimse yokluğunda ilahlaşmadı bu kadar
saçların böyle daha güzel
sen daha güzelsin
gelecek mutlu günlerin ışığında
her şey daha güzel
ne var ki ayrılığın adı kötüye çıkmış
yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim
ve seni bin yıl daha ayrılıklar içinde sevmek isterdim
ama biliyorsun
nihayet ben de bir insanım
umutsuzluğa düştüğüm anlar oluyor
hiç gelmeyeceksin sanıyorum
o zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime
katran gibi bir yalnızlık sarıyor içimi
yalnızlığımdan utanıyorum
beni sevmesen ölürdüm
beni sevmesen bir çakıl taşıydım şimdi
beni sevmesen bir duvar gibi sağırdım
kördüm bir at kadar
ölümden acıydım
ölümden beterdim
beni sevmesen dünyayı bütün insanlara zindan ederdim
beni bu kadar saracak ne vardı
kanıma girecek göz bebeklerime oturacak
bir sen fani gibi dudaklarımdan eksilmeyecek
ne vardı hiç karşıma çıkmasaydın
bu kör olası gözler görmeseydi seni
ne vardı güzelliğini bilmeseydim
bir dua gibi bellemeseydim adını
ne vardı bütün gece gözlerimi tavana dikerek
seni düşünmeseydim
belki karşımda değilsin yanılıyorum
bu gözler senin gözlerin değil aldatıyorlar
beni karanlığın gözleri olmalı
bunlar bana böylesine keder veren
gülmeyi, yaşamayı haram eden
bir karanlığın gözleri olmalı
öyleyse sen hiçbir yerde yoksun
sana hiçbir zaman yaklaşamayacağım
yalan bu geçici sevinç, bu nur, bu ışık
bu karanlığın ortasında yanan alev gözler
bu kadeh içki gibi aydınlık
ne dedimse inanma
seni değil kendimi anlatıyorum
sen istediğin kadar varlığın ta kendisi ol
ölümsüzlüğün ta kendisi
ben günden güne yok olmaktaydım
bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana
anlıyor musun
gökyüzü güneş olsa
sensiz karanlıktayım
Ümit Yaşar Oğuzcan

* aylakadam.org sitesinden alınmıştır...,
|
|
|
22/8/2007 - KAPAT GÖZLERİNİ
Çarşamba 22 Temmuz 2007

Kapat Gözlerini

Bir gün uzaklarda ararsan beni
Uzat ellerini yum gözlerini
Hissedersin ellerinde elimi

Bir gün görmek istersen beni
Gökyüzüne bak yum gözlerini
Şekillenmiş bulutlarda görürsün beni

Bir gün hissedersen beni sevdiğini
Ağlamak istersen durma ağla
Akan her gözyaşında bulursun beni

Bir gün uzaklarda özlersen beni
Uzat dudaklarını yum gözlerini
Hissedersin varlığımı
Dicle 22 Temmuz 2007


|
|
|
|
|