dogan 40 kırsehir müzik oyun havaları web
BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti





Kardelen FM 'de Şu An

<kırşehir 40 müzik>
BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti




müzik
Benim hakkımda

kırşehir havaları -

Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım
    Baglantılarım


    4 sayfadan 1 . sayfa
    geri | ileri
    17/2/2008 - arkaplan müziği
    http://www.xxanadu.org/bjorn_lynne-the_chaos_warrior.mid Bu sayfanın arka plan müziği, -Bjorn Lynne The Chaos Warrior

    http://www.xxanadu.org/bjorn_lynne-the_alchemist.mid (Kişisel Gerçeklik) Bjorn Lynne-The Alchemist

    http://www.xxanadu.org/faerywd.mid (Fraktaller'deki) Bjorn Lynne, The Faery
    Woods

    http://www.xxanadu.org/beforeigoYanni.mid (ana sayfa) Before I go, Yanni

    http://www.xxanadu.org/Villa-Lobos_Etude_No1b.mid (Hakkimda'nin muzigi)
    Villa-Lobos_Etude_No1b

    http://www.xxanadu.org/lob_prl1.mid (Zamanin Esinde'nin muzigi) Prelude from
    "Bachianas Brasileiras No. 4". Sequenced by Sherwin W. Liu. Music by Villa
    Lobos.

    http://www.xxanadu.org/moz_397.mid (eszamanlilik)

    http://www.xxanadu.org/Albinoni%20-%20Adagio%20in%20G%20minor.mid (hologram)
    Albinoni - Adagio in G minor


    http://www.xxanadu.org/mea_culpaEnigma.mid (Advaita Vedanta'nın müziği)

    http://www.xxanadu.org/darkcrystalJamesBaker.mid (linkler) Dark Crystal,
    James Baker

    http://www.xxanadu.org/leyenda.mid (Pi) Leyanda

    http://www.xxanadu.org/itml.midi.mid (Koşulsuz Yaşam) Yanni'den.

    http://www.xxanadu.org/alhambra-Various.mid (Zaman Tüneli) Alhambra-Various
    Midi

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    17/2/2008 - arkaplan müziği
    http://www.xxanadu.org/bjorn_lynne-the_chaos_warrior.mid Bu sayfanın arka plan müziği, -Bjorn Lynne The Chaos Warrior

    http://www.xxanadu.org/bjorn_lynne-the_alchemist.mid (Kişisel Gerçeklik) Bjorn Lynne-The Alchemist

    http://www.xxanadu.org/faerywd.mid (Fraktaller'deki) Bjorn Lynne, The Faery
    Woods

    http://www.xxanadu.org/beforeigoYanni.mid (ana sayfa) Before I go, Yanni

    http://www.xxanadu.org/Villa-Lobos_Etude_No1b.mid (Hakkimda'nin muzigi)
    Villa-Lobos_Etude_No1b

    http://www.xxanadu.org/lob_prl1.mid (Zamanin Esinde'nin muzigi) Prelude from
    "Bachianas Brasileiras No. 4". Sequenced by Sherwin W. Liu. Music by Villa
    Lobos.

    http://www.xxanadu.org/moz_397.mid (eszamanlilik)

    http://www.xxanadu.org/Albinoni%20-%20Adagio%20in%20G%20minor.mid (hologram)
    Albinoni - Adagio in G minor


    http://www.xxanadu.org/mea_culpaEnigma.mid (Advaita Vedanta'nın müziği)

    http://www.xxanadu.org/darkcrystalJamesBaker.mid (linkler) Dark Crystal,
    James Baker

    http://www.xxanadu.org/leyenda.mid (Pi) Leyanda

    http://www.xxanadu.org/itml.midi.mid (Koşulsuz Yaşam) Yanni'den.

    http://www.xxanadu.org/alhambra-Various.mid (Zaman Tüneli) Alhambra-Various
    Midi

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    17/2/2008 - Evrensel Bir Mahalli Sanatçı

    Evrensel Bir Mahalli Sanatçı

    Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırtıllar Köyü'nde Döne'den doğma Muharrem Ertaş'ın oğludur. Kırşehir, Yozgat ve Keskin'in çeşitli köylerinde çocukluk ve ilk gençlik yılları geçmiştir. 15 yasında çıktığı gurbet hayatinin hala devam etmektedir.

    Neşet Ertaş'i tanımak, asil onun ruh ve gönül macerasını bilmeyi gerektirir ki burada hemen karsımıza, Neşet Ertaş'la en rafine üslubuna kavuşan Orta Anadolu Abdal Müziği geleneğinin gelmiş geçmiş en büyük ustalarından olan babası Muharrem Ertaş karsımıza çıkar.

    İste Neşet Ertaş, babası Muharrem Usta ile adeta Anadolu'daki en olgun seviyesine erisen bu Türkmen/Abdal müzik birikiminin yeni bir yorumcusudur. Yoğun yöresel özellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasını sağlamıştır.

    1960'lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte anılan; sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevrelerinin ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden hiç düşmeyen Neşet Ertaş'i farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor- Çünkü o aslında bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak, hem babası Muharrem Ertaş'tan, hem de bu geleneğin diğer usta isimleri olan Hacı Tasan ve Çekiç Ali'den de ayrılır. Bir başka söyleyişle onun sanatı için, basta Muharrem Usta olmak üzere. Hacı Tasan, Çekiç Ali ve Abdal/Türkmen Müziği geleneğinin çeşitli yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karsımıza çıkan diğer ustaları da dahil olmak üzere hepsinin üst seviyede bir sentezi ve esrarlı bir bileşkesi denilebilir.

    Sarısözen'in tabiri ile bir zamanlar sadece ve sadece "Kırşehirli Mahalli Sanatçı" olarak bilinen Neşet Ertaş'ı binlerce, hatta milyonlarca saz çalıp türkü söyleyen diğerlerinden ayıran nedir? Onun sazının ve sesinin insani büyüleyen sırrı nereden gelmektedir? Neredeyse yarim asra varan bir süreden beri gerçek anlamda gönül telimizi titreten, ruhumuzu ürperten bu esrarlı sesin, sazın ve yorumun arka planında neler ve kimler vardır? Sazı gümbür gümbür ses veren, adeta davula eslik edercesine sazının göğsünde pençesiyle sesler çıkaran, hep samimi ve kendi halinde yüreğinin acılarını ve kendi iç gurbetlerini seslendiren; hiç bir medya tik tutumu olmayan, kalabalıklardan ve şöhretten adeta köse bucak kaçarak pek ortalıklarda görünmeyen; mezhep, parti ve etnik kimlik çağrışımlarına pirim vermeyen, sazından, sözünden ve sesinden gayri hiç bir şeyden medet ummayan bu "Garip" insani tanımak kadar tanımlamak da gerçekten zor.

    Ayaklarının altındaki toprağın renginden, kokusundan haberdar olan, bastıkları yeri az çok tanıyan, yürekleri hep türkülerle birlikte atanlar için Neşet Ertaş, belki de tam bir "yasayan efsane"; meçhul, uzak, esatiri ve sırlarla dolu...

    Neşet Ertaş'in sanatı hayati ile hayati sanatı ile o kadar içice ki, çalıp çığırdığı türkü ve bozlaklarında bütün bir hayat hikayesini bulmak mümkün olduğu gibi, hayatına yakından baktığımızda da o içli türkülerin, acili bozlakların nelerden nasıl doğduğunun ipuçlarını elde ederiz hemen. Onun yokluk, yoksulluk ve acılarla dolu hayatim "Garip" mahlasıyla yazdığı koşma tarzında usta isi şiirlerle anlattığı ozan yönünü yıllarca kimse fark etmedi bile. Babasından tevarüs ettiği geleneksel ve anonim türkülerin, bozlakların dışında, sözleri kendisine ait türküler, bozlaklar söylediğini de fareden olmadı yıllarca. Sözü ve müziği ile, anonim türkülerdeki erişilmez sadeliği ve estetik seviyeyi yakalayan sayısız türkünün, bozlağın altına attığı mütevazı imzasını kimselere söylemedi bile.

    Neşet Ertaş o büyük yaratıcı yeteneği ile okuduğu her eseri yeni bastan öyle bir yorumlar, ona öyle bir ruh ve hava verir ki, adeta yeni bir beste ile karsı karsıya olduğunuzu dahi sanabilirsiniz. Bu durumu, yeteneği, kültürü ve birikimi oldukça sinirli sığ ve sıradan sanatçıların yorum adına yaptıkları "dejenerasyon" ile karıştırmamak gerekir. Çünkü Neşet Ertaş kendisine ait olmayan bir türküyü bi1e öyle bir okur ve yorumlar ki, o türkü o sekliyle yıllar öncesine ait bir Neşet Ertaş türküsü gibidir artık.

    Olağanüstü denilebilecek yeteneği, geleneğe hakimiyeti, gelenekten kopmadan yeniye bağlılığı, yeni zamanların modern zevk ve eğilimlerini gözeten diri ve uyanık tecessüsü ile Neşet Ertaş, hep gündemde kalmış bir sanatçıdır. O, ismi bağlama ile özdeşmiş ve adeta bu dünyaya türkü söylemek için gelmiş gerçek bir türkü ustası... Türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye bu kadar yakınlaştıran ve yaklaştıran, adeta birbirlerinin içinde -kendisi ile birlikte- eritip yok eden ikinci bir sanatçı bulmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir.

    Neşet Ertaş'ın sanatı; müziğin özünü, ruhunu kavrayan birinin, hiç bir yapmacıklığa tevessül etmeden, olduğu gibi kendini, kendi özünü ve hissettiklerini saza, söze dökmesidir.

     

    TÜRKÜ BABANIN HAYAT DESTANI ŞİİRİ

    Bin dokuzyüz otuzsekiz cihana
    Kırtıllar köyünde geldin dediler
    Babama Muharrem, anama Döne
    Dediysen Ata’yı bildin dediler

    Dizinde sızıydı anamın derdi
    Tokacı saz yaptı elime verdi
    Yeni bitirmiştim üç ile dördü
    Baban gibi sazcı oldun dediler

    O zaman babamdan öğrendim sazı
    Engin gönül ile Hakk’a niyazı
    O yaşımda yaktı bir ahu gözü
    Mecnun gibi çölde kaldın dediler

    Yürüdü göçümüz Tefleğe doğru
    Bu hali görenin yanıyor bağrı
    Üç aylık çoçuğun çekilmez kahrı
    Bunlara bir ana bulun dediler

    Kırşehir’de yedi sene kalınca
    Düğün düzgün hepsi bize gelince
    Burada herkese yer daralınca
    Ankara’ya gider yolun dediler

    Yarin aşkı ile döndüm şaşkına
    Arada içerdim yarin aşkına
    Canan acımaz mı garip dostuna
    Buna da içeriye alın dediler


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/12/2007 - kırşehir tatil yerleri
    Bulundugu yer: kırşehir tatil yerleri
    Kırşehir
    Kent yetiştirdiği güllerle de ün salmış, her yer gül bahçeleriyle ve bülbüllerle doluymuş. Zamanla ne gül kalmış yörede ne bülbül, Gülşehri kırlaşmış; adı da Kırşehir’e dönüşmüş.

    Yörede ilk yerleşimin Hititler dönemine dayandığı anlaşılmaktadır. Bizans döneminde Mokisoss adlı bir kasabaydı. 1071’den sonra Selçukluların, Fatih Mehmet zamanında Osmanlıların eline geçti. Siyasi nedenlerle il merkeziyken (Ardahan'dan sonra )ilçeliğe tenzil-i rütbe eylemiş tek kentimiz olmak gibi bir ünü de vardır.

    Tarih
    Ahi Evran Türbesi: Kalenin 50 m. ilerisinde Tekke Sokağı’ndaki ahiliğin pirlerinden Ahi Evran Veli’nin türbesi (1482) kesme taştan yapılmıştır. Minaresi ve namaz odası bulunan türbe içerisinde altı sanduka bulunmaktadır.

    Melik Gazi Türbesi : 1250 yılında eşinin Melik Gazi için yaptırdığı türbe sekizgen planlıdır. Konik bir külah yuvarlaklaştırılmış gövdeye giydirilmiştir. Kapı süslemeleri dikkat çekicidir.

    Tümüyle mermerden yapılmış olan 1322 tarihli Aşık Paşa Türbesi, 1272’de gözlemevi olarak yapılıp sonradan camiye çevrilen Caca Bey Camisi, Kırşehir Arkeoloji Müzesi’ne bağlı olan Alaettin Camisi, Kayseri Caddesi’ndeki Laleli Camisi, Süleyman Türkmani Türbesi diğer tarihi eserlerdir.



    Kentin 20 km. kuzeydoğu yönünde Hashöyük, Mucur yakınındaki yeraltı kenti eski çağdan günümüze ulaşan başlıca eserlerdir.

    Terme Kaplıcası : Kentin kıyısında bulunan kaplıcada 41.5 derece olan kaynak suyu ile yapılan banyo kalp ve damar hastalıklarına, içme kürü de mide hastalıklarına iyi geliyor. Kaplıcada otel ve gerekli tesisler var.
    Kesik Köprü: Kırşehir’in 20 km. güneyinde Kızılırmak üzerinde kurulmuş olan Kesik Köprü, Selçuklulardan kalma. 1251 Yılında yapılan ve günümüze sağlam ulaşan köprü, birbirine yakın sivri kemerli 13 gözden oluşuyor. Her iki yanında geniş taş korkuluklar bulunuyor.

    Karakurt Kaplıcası : Merkeze 16 km. uzaklıktadır. Eski kaplıca binası Selçuklu Emiri Karakurt Baba adına yaptırılmış. Suyu 50 derece civarında. Romatizma ve deri hastalıklarına iyi geliyor.

    Seyfe Gölü: Sazlık ve bataklık bir göl olan Seyfe gölü ve çevresi çok sayıda yaban hayvanının yaşam alanıdır.

    Hirfanlı Baraj Gölü : Kızılırmak üzerinde kurulu Hirfanlı baraj gölü ve çevresi günübirlik dinlenme yeri olarak kullanılıyor. Oldukça büyük bir göl olan Hirfanlı Baraj Gölü’nün bir plajı bile var.

    Kırşehir ve çevresinden çıkarılan değerli Hacıbektaş taşı çeşitli hediyelik eşya yapımında kullanılıyor. En çok da tesbih yapılıyor.


    Galeri

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/12/2007 - Kırşehir Kalesi Efsanesi.
    Asırlar önce Kırşehir’de bir bey yaşarmış. Beyliği konusun da kesin bilgiler yoktur. Ama tüm babalar gibi evlat düşkünü bir babaymış. Tanrı ona bir tek oğul ve beylik vermiş. Beyliği Kırşehir de babalığı evinde hüküm sürermiş. Tanrını verdiği evladın iyisi kötüsü, güzeli çirkini olmaz. Eğer bir babanın bir tek çocuğu olursa, tüm sevgileri ve ilgisi de elbette onun üzerinde olur.

    Aradan yıllar geçmiş, beyin oğlu büyüyüp gelişirken, bey ihtiyarlaştığına, kocamışlığına, yolun sonuna yaklaştığına aldırış etmezmiş. “nasıl olsa aslan gibi oğlum var. Yerime o geçer, ocağımı tüttürür. Beyliğimi sürdürür. Adımı yaşatır. Neslimi devam ettirir.” Der gönlünü rahat tutarmış.

    Beyin bu düşüncelerini koruduğu günlerden birinde, oğlan her zaman yaptığı gibi atına binip dağ, dere, tepe, demeden, kırların güzel kokusunu çekermiş burnuna. Doldurmuş ciğerine o temiz havayı. Av avlamış. Oturmuş bir suyun başına, avladığı hayvanların taze leziz etlerinden doya doya yemiş. Artanı da almış yanına tekrar çıkmış yola. Hava kararıncaya kadar rüzgarla yarışmış, kuşlarla şakımış, doğayla haşır neşir olmuş. Akşam yaklaşırken, tutmuş evinin yolunu. “annem bekler babam merak eder.” Diye koşturmuş atını. Tam kente yaklaşıp baba ocağını görmeye başladığı yerde, birden atın ayakları bataklığa saplanmış. Çıpındıkça batmış. Atın ayakları iyiden iyiye gömülmüş balçığa. Yüzlerce kez çırpınmış kurtulmak için. Her çırpınışı her telaşı biraz daha çekmiş onu balçığın içine. Beyin biricik oğlu bağırarak ölümün koynuna gitmiş.

    Acı haber tez duyulur. Oğlanın acı sonu da beye hemen ulaşır. Zavallı bey ne yapsın ne etsin. Çaresizlik içindeki bey, gözyaşlarını içine akıta akıta başını kaldırmış, etrafındakilere donuk gözlerle bakmış. Hiç olmazsa gelecek nesiller, böyle felaketler yaşamasın diye, açıklamış emrini.

    “tüm bölgeye tez haber salın. Herkes atını, arabasını, öküzünü, kağnısını koşsun. İçine kuru yerden kuru topraklar doldurulsun. Bataklığa boşaltsın. Şu sözüm bir emir olarak herkese duyurulsun. Buyruğuma uymayanın başı vurulsun. Bu bataklığın yerinde bir kale yükselsin ki, başka babaların canı yanmasın yiğitler ölmesin.”

    Tüm ihtişamıyla bugün Kırşehir’in ortasında yükselen, kaleye bakarsanız yada üzerinden şehri seyrederseniz, bu öyküyü ve buraya toprak borcu olan köylüleri anımsar kalenin oluşmasından sonra beyin oğlu gibi yiğitlerin o alandaki bataklığa saplanıp, yürekler yanmadığı için Bey’i rahmetle anarsınınz.

    Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/11/2007 - Neşet Ertaş(Yaraladi bu aşk beni) bozlak
    Bulundugu yer: bozlak

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    eXTReMe Tracker