BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
Benimblog.com satilikir / is for sale: info@anahaber.com





1/1/2008 - Karabük Hakkında Tüm Bilgiler devamı

Coğrafya

Batı Karadeniz Bölgesinde Karabük, kuzeyde Bartın (80 km.), kuzeydoğu ve doğuda Kastamonu, güneydoğuda Çankırı, güneybatıda Bolu, batıda Zonguldak illeriyle komşudur.

Karabük vadiler ve platolardan oluşmaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 270 m. olmasına rağmen 2000 m yi bulan tepe ve yaylalar mevcuttur. Türkiye'nin önemli ormanlık alanlardan olan Yenice Ormanları "Açık Hava Orman Müzesi" olarak belirlenmiştir.

Kısmen Karadeniz ikliminin özellikleri görülen Karabük, kıyıdan içeride  kaldığı için, Karadeniz'in nemli havasından yeterince yararlanamamakta, karasal iklimin özellikleri daha ağır basmaktadır. Ancak, İç Anadolu'da olduğu gibi şiddetli kış soğukları ile kurak yaz sıcakları görülmez. En çok yağış ilkbahar ve kış  aylarındadır.

İklim : Batı Karadeniz Bölgesinde yer alan Karabük’te kısmen Karadeniz ikliminin özellikleri görülmektedir. Yalnız Karabük, kıyıdan içeride kaldığı için, Karadeniz’in nemli havasından yeterince yararlanamamakta, karasal iklimin özellikleri daha ağır basmaktadır. Karadeniz ikliminden karasal iklime geçiş sahasındaki Karabük’te geçiş tipi iklim etkili olmaktadır. Yıllık ortalama sıcaklık 13.20 C’dir. En soğuk ay olan Ocak’ta ortalama 2.60 C, en sıcak ay olan Temmuz’da 23.10C, sıcaklık vardır. Ortalama yıllık amplitüd ise 20.50 C’dir. Şu ana kadar ölçülen en yüksek sıcaklık 11 Ağustos 1970’de 44.10 C’dir. En düşük sıcaklık ise 25 Ocak 1974’de -15.100 C olarak ölçülmüştür.

Karadeniz ikliminin etkisiyle her mevsim yağış görülse de, Temmuz ve Ağustos aylarına rastlayan kurak bir dönem belirginleşmiştir. Karadeniz kıyılarına göre oldukça az yağış alan Karabük’te yıllık ortalama yağış miktarı 487.7 mm. dır. Eflani, Ovacık ve Yenice çevresinde yıllık yağış miktarı daha fazladır. Temmuz ve Ağustos en az yağış alan aylardır. İlkbahar ve yaz aylarında sağanak yağışlar görülmektedir. Karabük’ün yıllık rüzgar gülü incelendiğinde hakim rüzgar yönünün güneybatı olduğu görülür. Batı ve kuzeyden de fazla rüzgar esmektedir. Yıllık ortalama rüzgar hızı 0.8 m/sn. dır.

Bitki Örtüsü ve Doğal Hayat : İlin yüzölçümünün % 60’ı ormanlarla kaplıdır. Merkez İlçe, Safranbolu, Yenice ve Eskipazar ormanların gür olduğu alanlardır. Eflani, Ovacık ve Eskipazar çevresinde karasallık etkili olduğundan bozkırlar yaygın olarak görülür. Buralarda yüksek kesimler ormanlarla kaplı olup ağaç yetişme sınırının üzerinde olan yerlerde geniş dağ çayırları bulunmaktadır.

Karabük’ün en yüksek yeri olan Keltepe bitki örtüsü açısından şu özellikleri taşımaktadır. Yüksekliğin az olduğu yerlerde Kızılçam, 700-800 metre yükseklikten sonra yerini Köknara bırakmaktadır. Karışık şekildeki ormanlar 1600-1700 metreye kadar çıkabilmektedir. Kayın, meşe, gürgen, Akçaağaç, dişbudak, kavak yaygın olan türlerdir. Dere içlerinde lokal olarak çınar, söğüt, ıhlamur, şimşir gibi türler ortaya çıkmaktadır. 1700 metreden daha yukarıda yüksek dağ çayırları yer alır. Burada kekik ve ada çayı en çok göze çarpan bitki türüdür.

Keltepe’deki bu durum bütün il genelini yansıtmaktadır. Karasal ikliminin daha fazla hissedildiği alanlarda meşe ön plana çıkarken, Eflani çevresinde çayır ve otlakların geniş yer kapladığı görülmektedir.

Yenice ormanlarının Türkiye’de eşi benzeri yoktur. Çok sayıda ağaç türünü barındıran bu ormanlardan, bilinen altı ana ağaç türüne 30 önemli ağaç türünü eklemek mümkündür. Gökpınar mevkiinde dört hektarlık bir alan arberetum (Açık Hava Orman Müzesi) olarak belirlenmiştir.

Yenice ırmağı vadisinde lokal bir Akdeniz ikliminin mevcudiyeti buralarda ladin, sandal, erguvan, menengiç gibi maki türlerinin yetişmesini sağlamıştır.

Yenice ormanları, çok çeşitli bu ağaç türlerinin yanında, bazı ağaçlarının olağanüstü çap ve boyutlara ulaşan örneklerini de barındırır. Bu anıt ağaçlarla birlikte orman altı bitkileri ve yaban hayvanları ile eşsiz bir ekosistem ortaya çıkmaktadır. Yenice ve Keltepe ormanlarında yaygın olarak bulunan şimşir ve porsuk ayrı bir öneme sahiptir. Bölgede çok miktarda yaban domuzu olup az sayıda tilki, tavşan, ayı, keklik, karatavuk, çulluk’a rastlanmaktadır. Yenice bölgesinde yukarıdakilerin dışında; Karaca, Vaşak, Yaban Kedisi türleri bulunmaktadır.

Dağlar

Kuzey Anadolu Dağlarının bir parçasını oluşturan ildeki dağlar kıvrım dağlarıdır. Bu dağların yüksekliği 2000 m.yi geçmez. Karabük’ün kuzeyinde, batıya doğru uzanan geniş bir dağlık alan bulunmaktadır. Küre Dağlarının uzantıları niteliğindeki bu alanda, ortalama 1400 m. Yüksekliğe sahip Çiğdem Tepe, Boyundurluk Tepe, Tekirdağ, Başköy Dağları yer alır. Bu alanda Karabük’ün ikinci yüksek noktasını oluşturan Sarıçiçek tepesi de (1750 m.) bulunmaktadır.

Safranbolu çevresinde, Araç Çayı ve kollarının parçaladığı platoluk alan üzerinde kuzey doğuya doğru uzanan Sipahi Dağı yer almaktadır. Daha kuzeyde kalan Eflani çevresinde düzlükler geniş yer tutar. Burada 1416 m. Yüksekliğindeki Göktepe ve Tepedağ, en önemli yükseltiler olarak karşımıza çıkar.

Yenice Irmağı ve Araç Çayı’nın yer aldığı havzanın güneyinde de dağlar yoğunlaşmıştır. Karabük’ün güneydoğusunda yer alan Keltepe 1999 m. Yüksekliği ile Karabük’ün ve Batı Karadeniz Bölgesinin en yüksek noktasıdır. Ormanlarla kaplı olan dağın zirvesi mayıs ayı sonuna kadar karla kaplıdır. Keltepe Bölgesinden Eskipazar’a doğru uzanan alanda en önemli yükselti Eskipazar’ın kuzeybatısında kalan Hodulca Dağıdır. (1730m.) Yenice çevresiyle birlikte Eskipazar’da yer alan dağlar Bolu ve Köroğlu dağlarının uzantılarıdır. Yenice çevresindeki dağlar oldukça engebeli olup bu alanda en önemli yükselti Keçikıran Tepesidir. Ovacık çevresinde en yüksek dağ Çalyayla Dağı (1432m.) dır.

Ovalar

Oldukça engebeli ve eğimli yapıya sahip olan Karabük’te büyük düzlükler ve ovalar yoktur. Araç ve Soğanlı Çaylarının kenarında küçük düzlükler yer almaktadır. Eskipazar çevresinde Hamamlı, Bayındır, Sadeyaka Ovaları yer alır. Soğanlı Çayı vadisinde, Safranbolu’nun Geren Köyü yakınında Geren Ovası bulunmaktadır. Hamzalar mevkiinde ise Cemal Ovası yer alır. Ovacık ve Eflani çevresinde geniş düzlükler yer alır ve kimi yerde ova, kimi yerde plato görünümlü ortaya çıkmaktadır.

Yaylalar

Çok sayıda yaylanın yer aldığı Karabük’te en önemli yaylalar Avdan Yaylası, Dede Yaylası, Sorkun Yaylası, Uluyayla, Göktepe Yaylası, Sarıçiçek Yaylası, ve Boduroğlu Yaylalarıdır.
 
Karabük-Yenice-Eskipazar arasında kalan Sorkun Yaylası yaklaşık 1650 m. Yüksekliğinde olup geniş bir alana sahiptir. Geniş bir alana sahip olan yaylada geniş çayırları çevreleyen ormanlarda yeşil, sarı ve kırmızının her tonuna rastlamak mümkündür. Yaylada doğa yürüyüşü ön plana çıkmaktadır. Bahattin Gazi’nin türbesinin bulunduğu Dede Yaylası yaklaşık 1670 m. Yüksekliğinde olup, her yıl şenlikler düzenlenmektedir.

Safranbolu’nun kuzeyinde yer alan Uluyayla, oldukça gür ormanların içinde geniş ve yemyeşil çayırların uzandığı bir alandır. Ahşap malzemeden yapılan yayla evleri ile ormanların bütünleşmesi ortaya cennet gibi bir mekan çıkarmaktadır. Sarıçiçek yaylası da bitki örtüsü ve geniş alanlarıyla oldukça dikkat çekmektedir. Eflani çevresi düzlükleriyle bütünüyle yayla görünümündedir. Karabük’ün kuzey kesimlerinden batıya doğru Büyükdüz, Tekir, Arıcak, Yaylaçiçeği ve Bostancık Düzü gibi yaylalar yer alır.

İçinde çok çeşitli ağaç çeşitleri, olağanüstü çap ve boya ulaşan örnekleri ile diğer bitki florasını barındıran, eşsiz bir ekosistem özelliği gösteren Yenice Göktepe yaylasında her yıl şenlikler düzenlenmektedir. Yine bu alanda Meğre, Yassıyurt, Alaboga, Karaboğa, Bağbaşı gibi yaylalarda bulunmaktadır.

Keltepe’den Eskipazar’a uzanan alanda Adiller, Hasanlar, Kulat, Şerafettinler, Eğriova, Sündek, Acemler ve eski bir yerleşim yerinin de bulunduğu Belen Yayla bu alandadır.

Ovacık çevresinde ise şenlikler düzenlenen Boduroğlu Yaylası önemlidir. Ayrıca Çakallı, İmanlar, Göllü Yayla yer almaktadır. 1300 m. yüksekliğe sahip Avdan Yaylasının çevresi kayalarla kaplı olup düz ve geniş olan tepe kısmında eski şehir kalıntısı bulunmaktadır.

Kanyonlar

Karabük’ün doğal güzellikleri arasında kanyonların ayrı bir önemi vardır. Daha çok Safranbolu İlçesinde kireçtaşı tabaklarının derin biçimde yarılması ile kanyonlar ortaya çıkmıştır. İlgi çekici en önemli kanyonların başında İncekaya Kanyonu gelmektedir. Üzerinde İncekaya Su Kemerinin yer aldığı kanyon oldukça dik ve derin yamaçlara sahiptir. Uzunluğu oldukça fazla olan ve içinde Doğal Hayatı Koruma alanı oluşturulan Düzce (Kirpe) Kanyonu ziyaretçileri adeta büyülemektedir. Diğer kanyonlar ise Tokatlı ve Sakaralan kanyonudur. Safranbolu’dan geçen Gümüş, Akçasu ve Bulak dereleri de üç ayrı kanyon oluşturarak Araç Çayına karışmaktadır.Yenice’de yer alan Şeker Çayı ise 6.5 km. uzunluğunda, kenarları oldukça dik ve yüksek olan Şeker Kanyonu’nu oluşturmuştur.

Akarsular

Filyos Irmağı: Karabük İlinin en önemli akarsuyu Filyos Irmağı’dır. Bu ırmağın iki önemli kolu olan Araç ve Soğanlı Çayları il topraklarındaki önemli akarsulardır. Filyos ırmağı kaynaklandığı yerden denize dökülünceye kadar değişik isimler almaktadır. Kaynaklandığı yerde Ulusu ismiyle bilinen akarsu, Gerede yakınlarında Gerede Suyu, Eskipazar yakınlarında Soğanlı Çayı, Araç Çayı ile birleştikten sonra Yenice Irmağı adını alır. Devrek Çayı’nıda alan ırmak, Filyos Irmağı adıyla Karadeniz’e dökülür. Irmak, 288 km. uzunluğundadır.

Soğanlı Çayı: Gerede’nin güneybatısından kaynaklanarak Eskipazar’ın güney kesimini sulayan Gerede Suyu ile Çerkeş’ten gelen Çerkeş Çayı birleşerek Soğanlı Çayı’nı oluşturur. Hamamlı Köyü’nün güneyinden itibaren Ovacık’ın doğusunda ve kuzeyinde bir müddet akar. Önce Bağırsak Deresini, daha sonrada Karabük yakınlarında Eskipazar Çayını alır. Karabük’te Araç Çayı ile birleşerek Yenice Irmağı adını alır.

Eskipazar Çayı : Eskipazar’ın batısındaki Eleman dağından doğar. Doğu ve kuzey yönlerinde bir müddet aktıktan sonra Karabük yakınlarındaki Cemal Ovası’nda (Hamzalar) Soğanlı Çayına karışır.

Araç Çayı: Ilgaz Dağlarının kuzey yamaçlarından kaynaklanır. Çok sayıda dere ile beslenir. Eflani çevresindeki en önemli akarsu olan Taşçıdeğirmen Çayı ile birleşir. Safranbolu’nun güneyinden batıya doğru akarken Ovacuma Deresi’ni alır. Safranbolu’dan geçen Gümüş, Akçasu, Tabakhane ve Bulak derelerini de alarak Karabük’te Soğanlı Çayı ile birleşir.

Yenice Irmağı: Araç ve Soğanlı Çaylarının birleşmesiyle oluşan bu ırmak dar ve derin vadiler içinde akar. Bolkuş Boğazı’nı geçer. Balıkısık mevkiinden sonra vadisi genişler. Pirinçlik yakınlarından Kel tepe’den gelen Değirmen deresini alır. Kelemen, Kızılkaya, Karakaya, Şeker Çayını alarak ilerleyen akarsu Devrek Çayı ile birleşir. Filyos Irmağı adını alarak Karadeniz’e dökülür.

Göller

Karabük’te büyük doğal göl yoktur. Ovacık’ın kuzey kesiminde Şamlar Köyü yakınlarında Karagöl adında bir krater gölü bulunmaktadır.

Eflani’de sulama amaçlı üç gölet yapılmıştır. Bunlar Bostancılar Göleti, Kadıköy Göleti ve Ortakçılar Göleti’dir. Sulamada faydalanılan bu göletlerde olta balıkçılığı yapılmaktadır. Bu göletler, çevresindeki ormanların güzelliği ile mesire yeri olarak ön plana çıkmaktadır. Yine Ovacık İlçesindeki Karağöl Kastamonu yolu üzerinde, Safranbolu İlçesi sınırlarında, Konarı yolu üzerindeki Konarı Gölü, küçük olup, halk arasında efsanelere konu olmuştur.

Tarihçe

Karabük ve çevresi, antik devirde Paflagonya denilen bölge sınırları içerisinde yer almaktadır. Coğrafi olarak çok karışık olan bu bölgedeki yerleşmeler erken bronz (tunç) çağda başlamış, geç bronz çağa gelindiğinde ise yerleşimlerin hem yoğunluklarında hem de boyutlarında önemli bir artış meydana gelmiştir. Hitit başkenti Hattuşa’da bulunmuş çok sayıdaki çivi yazılı metinlerden bu bölgedeki dağların Hitit Devleti’nin sürekli düşmanı olan kavgacı Kaşka Halkı’nı barındırdığı bilinmektedir. Bu nedenle güney Paflagonya bölgesinde geniş bir alana yayılmış pek çok höyük tespit edilmiştir. Bu höyüklerin hepsi stratejik noktalarda yer alırlar ve doğal su kaynakları ile verimli topraklara çok yakındırlar. Paflagonya toprakları üzerindeki tümülüslerin pek çoğu kaçak olarak kazılmış bulunmaktadır. Bu nedenle tümülüsleri tarihlendirmek zordur ancak kazılmış tümülüslerden çıkan malzemeye dayanarak en erkeni Friğ’den başlamak üzere Helenistik hatta Roma Dönemi’ne kadar uzandığı söylenebilir.

Karabük ve çevresi, Hititlerin; M.Ö 1200 tarihinde yıkılmasından sonra sırasıyla Firik’lerin Kimmer’lerin, Lidyalıların ve Pers’lerin egemenliği altına girmiştir. M.Ö 64 yılında Pontus Kralı Mithridates Evpator’un yenilmesi üzerine Paflagonya bölgesi Romalıların eline geçmiştir. Roma Dönemi’nde Eskipazar İlçesinde Hadrianapolis ve Kimistene antik kentleri önemli birer yerleşim merkezi olmuştur. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Karabük ve çevresinde bu defa uzun sürecek bir Bizans Dönemi başlamıştır. Bizans döneminde Eskipazar ve Safranbolu birer piskoposluk merkezi olarak yörede etkin dinsel yerleşim alanları durumuna gelir.

1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türkler Anadolu içlerine doğru hızla ilerlemeye başladılar. 1075’ de İznik’i ele geçirerek Anadolu Selçuklu Devleti’ni kuran Süleyman Şah’ın komutanı Emir Karatekin Çankırı’yı fethettikten sonra Karabük ve çevresindeki kentlere yönelmiş ve 1084 tarihinde Ovacık, Eskipazar, Eflani ve Safranbolu’yu ele geçirmiştir. Bu tarihten sonra ele geçen bu topraklar Bizans ve Türkler arasında el değiştirmiştir. 1186 tarihinde Anadolu Selçuklu Devletini 11 oğlu arasında bölüştürmüştür. Bu tarihten itibaren

özellikle Melik Ruknettin, II. Süleyman Şah, Muhittin Mesut ve Gıyasettin Keyhusrev Selçuklu sınırlarını genişletmiştir. 1196 tarihinde Ankara Meliki Muhiddin Mesut Kastamonu taraflarında Bizanslılarla bir buçuk yıl savaştı. Safranbolu kalesini dört ay mancınıklarla kuşattıktan sonra fethetti. Safranbolu kalesinin alınmasıyla Türkler yöreye hukuken de egemen oldular ve kalenin “Dadybra” olan adını “Zalifre” olarak değiştirdiler. Bölge sınır olması sebebiyle Selçuklu-Bizans arasında sık sık el değiştirmiş ve tekrar Türklerin eline geçmesi 1213 yılına rastlamaktadır.

Bölgede sırasıyla; Çobanoğlu Beyliği, Umuroğulları Beyliği, Candaroğulları Beyliği, hüküm sürmüştür. 1326 yılından, Safranbolu’nun Osmanlı egemenliğine geçtiği 1416 yılına kadar, taraflar arasında birkaç kez el değiştirdiği görülmektedir. 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı sonrasında Karabük ve çevresi İsfendiyaroğulları Beyliğinin eline geçer. Fetret Dönemi sonunda Çelebi Mehmet tarafından 1416 yılı itibariyle Osmanlı egemenliğine tamamen geçmiştir. Karabük ve çevresi kesin olarak Osmanlıların eline geçmesiyle Bolu sancağına bağlanmıştır. 1694 tarihinde Bolu Sancağı kaldırılınca Voyvodalık haline getirilmiş ve 1694 tarihindeki bir Hatt-ı Hümayunla yeni oluşturulan Viranşehir Voyvodalığına bağlanmıştır. 1811 tarihinde Viranşehir Voyvodalığı kaldırılarak Viranşehir Sancağı durumuna getirilmiştir. Sancağın yönetim merkezi ise Safranbolu idi. Karabük ve çevresi Milli Mücadele yıllarında uzun bir süre Kastamonu’ya bağlı kalmıştır. Karabük ve çevresindeki olaylar bu dönemde Safranbolu merkezli olarak gelişmiştir. 1. Dünya Savaşı sırasında tümü Karabük, Safranbolu, Eflani ve Ulus askerlerinden oluşan 42. Alaydan Çanakkale cephesinden 7 yada 8 kişi geri dönebilmiştir. Kurtuluş Savaşında, Kuvay-i Milliye’nin deri ve ayakkabı ihtiyacı büyük ölçüde Safranbolu’dan karşılanmıştır.

İlimiz, dünyanın çok az yerinde rastlanacak zenginlikte bir kültür mirasına sahiptir. Tespit edilebilen 21 adet arkeolojik alan, 5 adet Kentsel Sit Alanı, 4 Adet Doğal Sit Alanı, 1417 adet tescilli eser, 693 adet yazma eser, 1088 adet basma eser, 32 adet tümülüs, 4 adet höyük, 100’den fazla kaya mezarının yanında, tescili yapılmamış envanterleşmemiş binlerce kültür varlığına sahiptir.

Bugünkü Karabük, Safranbolu’ya bağlı Öğlebeli köyünün 13 haneli bir mahallesi iken 1934 yılında Ankara-Zonguldak demiryolunun açılması ile birlikte istasyon adı olarak ilk kez Devlet Demiryolları haritasında görülmeye başlar. Karabük’ün kuruluş öyküsü, aynı zamanda Cumhuriyet tarihimizde Endüstrileşmenin öyküsü ile eş zamanlıdır. 3 Nisan 1937 de büyük önder ATATÜRK’ ün direktifleri ile zamanın Başbakanı İsmet İNÖNÜ tarafından Demir-Çelik fabrikalarının temeli atılır ve bu tarihten itibaren ülkenin sanayileşme sürecinde yerini alır. Karabük 1939 yılında Belediye, 1941 yılında Nahiye olur. 3 Mart 1953 yılında 6068 sayılı yasa ile İlçe haline gelir. Cumhuriyet kenti Karabük 550 sayılı kanun hükmünde kararname ile 6 Haziran 1995 tarihinde 78. İl olarak Türkiye idare sisteminde

Ulaşım

Karabük güney yönünden Karadeniz ana yolu ve Gerede’den de TEM otoyoluna ve E-5 Karayoluna bağlıdır. Kuzeydoğusundan Bartın’a Güneydoğusundan da Kastamonu’ya bağlıdır. Batı yönünden Yenice Çayı vadisini izleyen ve yapım halinde olan yol ile de Yenice ilçesi üzerinden Zonguldak’a bağlantı çalışmaları sürmektedir..

Karabük demiryolu ulaşım imkanlarına da sahip bir ilimizdir. Demiryolu ile Zonguldak’a ve Çankırı üzerinden Ankara’ya bağlantısı mevcuttur. Karaelmas Ekspresi ile Ankara-Zonguldak arasında yolcu taşımacılığı yapıldığı gibi, Karabük-Zonguldak arasında da işçi ağırlıklı yolcu taşımacılığı yapılmaktadır. Mevcut demiryolu hattından ayrıca Kardemir D.Ç İşletmelerinin hammadde (Demir Cevheri ve Taşkömürü) ihtiyacı da karşılanmakta ve ürün naklinde de kullanılmaktadır. Kent sınırları içinde 120 Km.lik demiryolu ağı bulunmaktadır.

Karabük'ün Komşu İllere ve Büyük Kentlere Uzaklığı

(km) Ankara Bartın  Bolu Çankırı İstanbul Kastamonu  Zonguldak
Karabük 217 87 132 195 385 125 167

 Karabük'ün İlçelere Uzaklığı

(km) Safranbolu Eskipazar Yenice Ovacık Eflani
Karabük 10  35 30  37 48

Kültürel Detaylar

Alışveriş

Karabük ili ve ilçelerinde turistlerin ilgisini çekebilecek, yöreye özgü hatıra olarak alabileceği hediyelik eşyaların üretimi, daha çok Safranbolu İlçesinde yapılmaktadır. Bunların başlıcaları, Safranbolu Maket Evleri, Yemeni, Örme El İşleri, Eflani Bezi v.b. Bunların dışında turistler, ünü yurtdışına kadar yayılmış bulunan Safranbolu lokumları ve şekerlemelerinden, safrandan, kurutulmuş meyve ve çeşitli şifalı bitkilerden sıklıkla kendileri ve sevdikleri için satın almaktadırlar.

Safranbolu Lokumu: Hindistan Cevizli Fındıklı, güllü, damla sakızlı, safranlı, çifte kavrulmuş Antep fıstıklı gibi çeşitleri bulunmaktadır. Yapılışı hemen hemen aynıdır. Hindistan Cevizli Fındıklı Lokumun yapılışı kısaca şu şekildedir. Toz şeker, nişasta, limon tuzu, su bakır kazanda kuvvetli ateşte 3-3-,5 saat (ateşin yanışına göre) kulak memesi yumuşaklığına gelinceye kadar kaynatılır. Kaynama işlemi bittikten sonra karışım dikdörtgen bir kalıba 3 cm. kalınlığında dökülür ve soğumaya bırakılır. Soğuyan lokum Hindistan cevizi bulunan tezgahın üzerine dökülür. İçine fındıklar dizilir ve genellikle 2x2 ebadında kesilerek satışa sunulur.

Yapmadan Dönme

-Safranbolu’yu ve evlerini gezmeden,

-Bulak Mağarasını görmeden,

-Sonbaharda Yenice Ormanlarında kamp yapıp, fotoğraf çekmeden,

-Ulu Yayla ve Sarı Çiçek yaylasında kamp yapmadan,

-Şeker Kanyonu, Tokatlı veya Düzce Kanyonunda yürümeden,

-Yenice Aberataum(Açık Hava Orman Müzesini) görmeden,
 
-Eskipazar Hadrianapolis antik kentindeki Bizans Kilisesi ve mozaiklerini görmeden,

-Eflani Göletlerinde balık tutmadan,

-Ovacık Karakoyunlu Kral Mezarını görmeden,

-Safranbolu’da kuyu kebabı, zerde, su böreği, ve bükme yemeden ve sevdiklerinize lokum almadan,

-Altın Safran Belgesel Film Festivalini izlemeden

.... dönmeyin.

Yeme - İçme - Eğlence

İsim : Çevrikköprü
Özelliği : Lokanta
Kategori : Özel Tesis
Adres : Çavuş Mahallesi Cinci Hanı Sokak No:1 Safranbolu
Telefon : 0370 725 25 86
Faks : 0370 725 25 87
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

 

İsim : Ersoy Tesisleri
Özelliği : 2. sınıf Lokanta 45 kişilik
Kategori : Özel Tesis
Adres : Burunsuz Köyü Çay Mah. Karabük
Telefon : 0370 448 70 11
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

 

İsim : Arpacıoğlu Otel
Özelliği : Otel-Lokanta
Kategori : 3.Sınıf Lokanta
Adres : Eski Çarşı Kazdağlı Meydanı Hacı Halil Mah.No:1 Safranbolu
Telefon : 0370 725 43 40
Faks : 0370 712 60 95
E-mail Adresi : arpaciogluotel@netbulmail.com
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

 

İsim : Çelik Palas Otel
Özelliği : Otel –Lokanta
Kategori : 2 Yıldızlı Otel-100 kişilik 2. sınıf lokanta
Adres : İnönü Mah. Araphacı Sokak No:1 Safranbolu
Telefon : 0370 712 71 72
Faks : 0370 712 28 00
E-mail Adresi : info@safranbolucelikpalas.com
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

 

İsim : Gökçüoğlu Konağı
Özelliği : Konaklama-Lokanta
Kategori : Özel Konaklama Tesisi
Adres : Bağlar Köyiçi Mevkii Safranbolu
Telefon : 0370 712 82 53
Faks : 0370 712 10 73
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

 

İsim : Hatice Hanım Konağı
Özelliği : Konaklama-Lokanta
Kategori : Özel Konaklama Tesisi
Adres : Baba Sultan Mah. Naip Tarla Sok. No:4 Safranbolu
Telefon : 0370 712 75 45
Faks : 0370 712 60 63
E-mail Adresi : hokelhaticehanım@hotmail.com
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

 

İsim : Zalifre Otel
Özelliği : Otel-Lokanta(170 Kişilik)
Kategori : 3.Yıldızlı Otel- 2.Sınıf Lokanta
Adres : Barış Mah. Araphacı Sokak Safranbolu
Telefon : 0370 725 47 18
Faks : 0370 725 47 05
Internet Adresi : www.zalifreotel.com
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

 

İsim : Kadıoğlu Şehzade Konağı 1
Özelliği : Özel Otel
Kategori : Konaklama Tesisi
Adres : Hacı Halil Mah. Mescit Sok. Safranbolu
Telefon : 0370 725 27 62
Faks : 0370 725 27 62
E-mail Adresi : sehzade@superonline.com
Internet Adresi : www.kadioglusehzade.com
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

 

İsim : Kadıoğlu Şehzade Konağı 4
Özelliği : Özel Otel
Kategori : Konaklama Tesisi
Adres : Çavuş Mah. Hasan Dede Sokak Safranbolu
Telefon : 0370 712 56 57
Faks : 0370 712 56 57
E-mail Adresi : sehzade@superonline.com
 Internet Adresi : www.kadioglusehzade.com
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

 

İsim : Hotel Uz
Özelliği : Otel –Lokanta
Kategori : 2 Yıldızlı Otel – 2.Sınıf Lokanta(50 Kişilik)
Adres : İnönü Mah. Araphacı Cad. No:5 Safranbolu
Telefon : 0370 712 41 00
Faks : 0370 712 41 01
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

 

İsim : Cinci Han Otel
Özelliği : Otel –Lokanta
Kategori : Özel Konaklama Tesisi – Lokanta(115 Kişilik)
Adres : Çeşme Mah. Cinci Han Sokak Safranbolu
Telefon : 0370 712 06 80
Faks : 0370 712 06 54
E-mail Adresi : info@cincihan.com
Internet Adresi : www.cincihan.com
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

 

İsim : Pelenkoğlu Otel
Özelliği : Konaklama Tesisi
Kategori : 3 Yıldızlı Otel (Turizm Yatırım Belgeli)
Adres : Yenişehir Mah. Göktürkler Cad. No 10
Telefon : 0370 413 22 78
Internet Adresi : pelenkoğluhotel@ttnet.net
Verilen Hizmetler: Standart Hizmet

Kültür

Dil : (lehçeler, ağız – şive, sözcük hazinesi: gün, hafta, ay adları)
Yöremizin kendine has şivesi, çok zengin sözcük ve deyimleri bulunmaktadır.

Bunlardan bazı örnekler;

Safranbolu Yöresi:
Ani, ani : Şaşkınlık belirten ünlem
Maniye : Domates
Arey: : Hayret, şaşkınlık
Nemelam : Neme lazım
Abudungazı : Kendine sahip olmayan
Nanca : Ne kadar
Ameden : Aniden
Sırtarmak : Karşı Gelmek
Beşaret : Sevimsiz
Şırfıntı : Edepsiz
Bihamla : Hemen
Vov vov : Hayali Yaratık
Çezinmek : Oyalanmak
Yılçaruk : Yılışık
Eşgare : Göz göre göre, alenen
Yunma : Yıkanma
Husa Çekmek : Merak Etmek
Zaaretmez : önemsiz, zarar etmez
Eflani günü : Pazartesi günü

Yenice Yöresi:
Gutnu : Çizgili Pazen
Gebedek : Şişko
Örüsger : Rüzgar
Kuskuç : Saç Tokası
Kapela : Gömlek

Ovacık Yöresi :
Heleba : Şuna bak
Eccük : Az
Kümpür : Patates
Yokaekmek : Yufka

Eskipazar Yöresi:
Coruk : Hindi
Bıldır : Geçen Yıl
Buruş : Erik Kurusu
Bocuk : Su testisi
Güdek : Çoban

Edebiyat

İlimizde yetişen halk şairlerine geçmeden önce İlimizin yetiştirdiği ünlü şahsiyetlerden bazılarını saymak gerekirse;

Kazasker Hüseyin Efendi(Cinci Hoca): Safranbolu’da doğmuştur. Sultan İbrahim’in (1640) tahta geçişinden sonra Anadolu Kazaskeri olmuş, büyük mal ve servet edinmiştir. Ölümünden sonra Hamide Hatun adına iki önemli eser olan Cinci Hanı ve Cinci Hamamını yaptırmıştır.

İzzet Mehmet Paşa: 1743 yılında Safranbolu’da doğmuştur. 19 Ekim 1794 tarihinde sadrazam olmuştur. Osmanlı tarihinde önemle sadrazamlardan biridir. Safranbolu’ya sayısız hizmetleri olmuştur. 1812 yılında Manisa’da ölmüştür.

Seyyid Aziz Bey(Reissüulema) : Rumeli Kazaskerliğine kadar yükselmiştir. Reissüulema iken Safranbolu’ya gelmiş 1885 yılında vefat etmiştir.

Mehmet Fehmi Efendi: Büyük Türk bilgini 1864 tarihinde Safranbolu’da doğmuştur. İstanbul’da Darülfünun’da müderrislik ve müftülük yapmış, 1943 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

Leyla Gencer: 1923 yılında İstanbul’da doğan dünyaca ünlü soprano Safranbolulu bir ailenin kızıdır.

Sadi Yaver Ataman: Halk Müziği uzmanı ve folklorcusudur. 1940 yılında bağımsız olarak Karabük Belediye Başkanlığına seçilmiştir. Karabük Halkevi Başkanlığı ve çeşitli memuriyetlerden sonra İstanbul Konservatuarı Folklor tatbikatı şefi ve folklor uzmanı olarak görevde bulunmuştur. 1994 yılında vefat etmiştir.

Yelda Kodallı: 1968 yılında Adana’da doğan Kodallı Safranbolulu bir ailenin kızıdır. Piyano ve şan eğitimini 1990 yılında mezun olduğu Hacettepe Üniversitesi ve Ankara Devlet Konservatuarında yapmıştır.

İlimizin diğer ünlüleri şunlardır: Deli Abdullah Paşa, Abdurahman Şeref Bey, Şeyhülislam Turşuçuzade Hacı Ahmet Muhtar-Efendi, Mehmet Zühtü Efendi, İsmail Necati Efendi, Mehmet Nuri Efendi, Ahmet Rıfat Efendi, Tahir Karauğuz, Mehmet Ziyaeddin Efendi, Mehmet Kamil Efendi, Mehmet Rıfat Efendi, Kaptan-ı Derya Hacı Salih Paşa, Bestekar Niyazi Şengül, Mehmet Rüştü (Raşit) Efendi, İbrahim Hakkı Efendi, Ahmet Hamdi Kavuşturucu Efendi, Hulusi Yazıcıoğlu, Eczacı Mehmet Hidayet Derman, İsmail Ertan, Prof. Dr. M.Emin Ulusoy, Türker İnanoğlu, Kızıltan Ulukavak, Kaya Erdem, Prof. Dr. İbrahim Gümüşsuyu, Doç Dr. Fethi Toker, Cemil İpekçi…

Kuloğlu Süleyman: 17. yy. şairlerindendir. Doğum yeri Safranbolu’dur. lV. Murat’ın ölümü üzerine yazdığı mersiye çok ünlüdür.

Kayıkçı Kul Mustafa: Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Çağının önemli olaylarına karşı şiirler, destanlar söylemiştir.

Mustafa Sadık Vicdani: 1869 tarihinde Safranbolu’da doğmuştur. Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 1939 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Eserleri: Vicdaniye(Gönülden Sesler), Berk-i Kaza, Hazreti Muhammed Niçin Evlendi, Tomarı Turu-ı Aliye’dır.

Aşık Mehmet Pekmez: 1887 yılında Yazıköy’de doğdu. Hazırcevaplılığı ve nükteciliği ile ün yapmıştır.. Söylediği şiir ve hicivler kulaktan kulağa bu güne kadar gelmiştir.

İlimizde yaşamış, yaşayan, kitabı yayınlanmış, gazete ve dergilerde şiirleri yayınlanmış diğer şairlerinden bazıları şunlardır:Tahir Akın Karaoğuz, Nail Memik, Kemal Çivici, Behçet Derman, Tahsin Şentürk, Ramazan Özyılmaz, Rasim Özsoy, İbrahim Yıldız, Hüseyin Avni Cinozoğlu, Osman Kiremitçi, İlhan Karaman, Remzi Tüfekçi, Mustafa Yanık, Ahmet Telli, Hüseyin Özmen, Efe Güzelgöz, İsmail Arslan, Kasım Öztürk, İsmet Turhan, Ahmet Varan, Uğurol Barlas, İbrahim Kaytmaz, Aşık İrfan Yılmaz, Belkıs Bora, Bora Beniç, Hayri Köktürk, Halil Nihat Yıldız, Gülderen Canyurt, Döndü Açıkgöz, Enver Malkoç, Fatma Kılıç Günay, Ömer Bayram Eroğlu, Salih Ertuğral, Nursen Özdoğan Kurban, Nimet Özgün Soylu, Bayram Karadağ, Ozan Canyurt, Kamuran Gülen, Anıl Sakallıoğlu, Derya Ekmekçi, Özlem Gür, Özgür Yaşar…

Efsaneler

Türkiye’nin diğer illerinde olduğu gibi Karabük’te de anlatıla gelen bir çok efsane söz konusudur. Bu efsanelerden başlıcaları; Geyikli Dede(Bahattin Gazi), Göğören Baba, Şıh Ali Baba Semerkandi, Dur Kadın, Yeşil Başlı Ördek, Adam Kurutma Kayası, Çoban Hıdırın Kavalı, Duvaklı Gömün efsaneleridir.

Geyikli Dede Efsanesi: Efsane halk ağzı ile şu şekilde anlatılmaktadır. Çok eski zamanlarda Öğlebeli Köyünde fakir bir çoban vardı. Nereden geldiğini, ne zaman geldiğini kimse bilmezdi. Bir babası , bir anası , birde kocamış karısı vardı. Bu çobana dede derlerdi. Okuması, yazması yoktu, güzel sözleri, esrarlı hali ile kendisini çok sevdirmişti. Çoban kurak ve kıraç alanlarda sığırlarını güder, Araç Çayı’nın öte geçesindeki çayırlara geçemediği için canı sıkılırdı. Bir gün çayın üstüne köprü yapmayı düşünmüş, ormandan kestiği ağaçları danasının sırtında taşımaya başlamış. Dananın sırtında taşınan ağaçlardan ne olur, Tanrı’ya yalvarmış, Tanrı’da ormandaki geyikleri onun hizmetine vermiş. Gece geyikler ağaçları taşımış gündüz ağaçları birbirine çatarak köprüyü kurarmış. Gel zaman git zaman dede birde camii yaptırmak istemiş. Köyün meydanını kazmış. Sabahleyin birde bakmışlar ki her tarafa kum, taş çekilmiş. Köylüler buna inanamamış ve gözetlemeye karar vermişler. Bunu hisseden çoban karısına; köylüler benim işime mani oluyorlar, camiyi yapmak nasip olmayacak. Eğer beni görürlerse beni artık burada arama. Kara danayı ardımca sal, o benim yerimi bulur demiş. Gece gözetleyen köylüler taşların geyikler tarafından taşındığını görmüşler. Sırrı aşikar olan ermişler yaşamazlarmış, çoban köylülere; evinizin sayısı 20’yi geçmesin diye beddua etmiş ve ertesi gün evden çıkmış. Karısı iki gün beklemiş gelmeyince kara danayı salıvermiş, oda peşinden yürümeye başlamış. Dana evvela mezarlıkta durmuş, sonra Dede Yaylasına kadar yürümüş., orada bir yerde düşmüş ölmüş. Bu ermiş çobanın yattığı bir türbe olup adı “Bahattin Gazi” türbesidir.

Adam Kurutma Kayası Efsanesi: Yörede bir zamanlar cezalandırılmak istenen kişilerin bu kayaya yatırıldığı, adamın çok geçmeden sıcağın etkisiyle saca dönen bu kayalar üzerinde kuruyup kaldığı inanışı yaygındır. Buna ilişkin şu efsane anlatılır.Zamanın birinde bu yörede çok acımasız, zalim bir bey yaşarmış. Aklına esti mi insanları köpeklerine paralatıp, diri diri gömen beyin en büyük eğlencelerinden biri de yakaladığı kişileri kızgın saç üzerinde namaza durdurup ayakları yandıkça zıplamalarını izlemekmiş. Günlerden bir gün bey amansız bir hastalığa yakalanmış. Ülkesinin tüm hekimleri bir çare bulamamış. Bir gece acılar içinde kıvranırken rüyasında Hızır’ı gürmüş. Hızır: Senin derdinin dermanı Adam Kurutma Kayasındadır. Kayalara varıp üstündekileri çıkar, iki rekat namaz kılıp Tanrı’ya yakar, der. Ertesi gün bey kayalara gider, soyunur, kayaların üstüne çıkar. Namaza duracaktır ama, kaya güneşten o kadar kızmıştır ki ayakları yanmaya başlar. Hoplaya zıplaya güçlükle namazı tamamlar. Ellerini dua için açtığında kulağına Hızır’ın sesi gelir. “Ey acımasızların acımasızı. Sen ki zavallı insanlara layık gördüğün azabı kendinde denedin, artık tövbe et, kötülüklerinden arınmak için halkına yardımcı ol ki şifa bulasın”. Bey yaptıklarına tövbe edip bir daha kötülük yapmayacağına ant içer. Bir süre sonra da iyileşir. Yörede bu kayaların kimi hastalıkları iyi ettiği inancı günümüzde de yaygındır.

Masallar

İlimizde, özellikle Safranbolu’da annelerimizden, anneannelerimizden, babaannelerimizden günümüze anlatıla gelen çeşitli masallar vardır. Bunlar,Keloğlan masalları, padişah masalları, dev masalları, kuş masalı, gür baba, gülmez sultan,çinici, eyi yürekli çocuk, sıracalı kız, uyduruk hoca, üç elma vb….

Sıracalı Kız: Evvel zaman içinde kalbur saman içinde ülkenin birinde bir padişah, padişahında üç kızı varmış. En küçük kızı çaresi olmayan bir hastalığa yakalanmış. Vücudunun her tarafı çıban olmuş. Padişah bu küçük kızını dağa bırakmış. Zavallı kız hava kararmaya başlayınca korkmuş, üşümüş, çaresizlik içinde bir ağaca çıkmış. Ağlamış. Bu kızın hastalığı sıraca imiş. Başka bir ülkenin padişahının oğlunun yolu oradan geçiyormuş. Atını sularken suyun yüzüne kızın görüntüsü vurmuş. Birde bakmış ki çok güzel bir kız. Kıza sormuş inmisin , cinmisin , söyle kimsin diye. Kız da ben ne inim ne cinim bende senin gibi bir adem oğluyum demiş. Padişahın oğlu in ağaçtan demiş ve atının terkisine atmış evine götürmüş. Kızın yüzü çok güzelmiş ama bütün vücudu çıban imiş. Padişahın oğlu kızı kimseye göstermemiş. Ahıra götürmüş boğazına kadar kemreye gömmüş. Orada üçgün mü, beş gün mü durmuş bilinmez sonunda çıkmış, birde ne görsün kızın hastalığından eser kalmamış. Padişahın oğlu onu kendisine nikahlamış. Güzel bir hayat yaşamışlar. Üç tane kızı olmuş. Birisinin adına Ne İdim, ikincisine, Ne Oldum, üçüncüye Ne Olacam adını koymuşlar. Padişahın oğlu bir gün kayın pederi padişahı sarayına davet etmiş. Akşam yemekler yendikten sonra annesi kızlarına iş buyurmuş; Ne idim bir su getiriver, Ne Oldum bir kahve yapıver, Ne Olacam şunu yapıver derken davetliler şaşırmışlar, bunda bir iş var demişler. Bunun sebebini bir anlatıver demişler. Sonunda kızları başlamış anlatmaya. Vakti zamanında ben bir padişah kızıydım, çaresiz hastalığa yakalandım anam, babam beni dağlara bıraktı. Beni padişahın oğlu buldu, iyileştirdi. Evlenip mesut olduk. Kızlarımızın adını çektiğimiz acıları unutamadığımız i&cce

Yorum Yaz! :: Arkadaşına gönder!

Benim hakkımda

Karabük Karabük adını, üzerinde yaşadığı coğrafi ortamdan almıştır. "Kara" ve "Bük" sözcükleri, kara çalılık yer anlamında, Karabük adının oluşumuna kaynaklık yapmıştır. Bu topluluklarda yaşayan Türkmen toplulukları, Karabük cemaati adını bu biçimde almışlardır. Türkiye'de 14 yer ve mevki adının bugün Karabük şeklinde geçmesi, cemaatlerin bu topraklardan diğer yerlere göç ettiği görüşünü kuvvetlendirmektedir

Son yazılarım
Menü

Arkadaşlarım
Baglantılar



geri | ileri