BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
haberler gazeteler


2/10/2007 - İnadına
Bulundugu yer: bocegime

geceleri
sadece Yıldızlarla Paylaşsam Da Yalnızlığımı,
teninin Sıcaklığını Arasam Da Koynumda,
kaybolup Gitsem De Karanlığımda
“ Gel ” Demeyeceğim Sana / Inadına....
uzayan Gecelerle Birlikte
tüketemeyeceğim Hüzünler Sarsa Da Beni
etmeyeceğim Şikâyet,
“özledim” Demeyeceğim
çağırmayacağım Işte / Inadına..

solan Boynu Bükük Bir Gülün Yaprağında
yankılasan Da Yokluğun,
boşluğun Günbegün Büyüyüp
taşsa Da Sokağıma,
katlanmayı Öğreneceğim Yokluğuna,
boşuna Bekleme Çağrılarımı,
gelmen Için Yalvarmayacağım / Inadına.

inadına / Istemiyorum Seni,
beklemiyorum / Inadına.
bir Inat , Bir Gurur Uğruna
çizgi Çektim Herşeye,
yaktım Gemileri.
yanan Ocaklar Sönmese De Içimde
büyüse Alevi / Sarsa Da Beni
“yanıyorum” Demeyeceğim / Inadına...

gelme Sakın,
beklemiyorum Seni ,
seni Sevsem De Ölecek Kadar,
inkâr Ediyorum / Inadına.
gönül Kapımın Sürgüsünü Kapattım,
ölsem De Hasretinden / Inat Bu Ya
gelmiyorum Yanına,
çağırmıyorum Seni Üstelik / Inadına.

anladın Ya
sevdan Uğruna Ölüyorum Ama,
inadına Söylemeyeceğim Sevdiğimi,
sevmiyorum Işte / Inadına!


Yorumlar ( 2 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


6/6/2007 -

Unutmak mı,
Delisin..

Bitimsizlik olarak girersin sabahlarıma hey,
Güzellik sarar her bir yanımı seni sevdikçe
Lal olur dilim seni söylemez ise bir gün
Günün çiçeğe tutkunluğu sürer gider bir ömür hey.

Dalına zayıfça bağlanan
Ve sararıp solan her esen rüzgârla
Bir sonbahar yaprağı gibi kopmak yok.
Bir bulutun ardına çekilip
Sessizce zamanı beklemek yok.

Ben sensizliklerin yaşlı çınarı
Her ne yana kol atsam senin hayaline dokunmak içindir
Her sabah yeniden boy verişim
Seninle yaşamı paylaşmak içindir.

Hep sevgin dolduruyor evrenimi
Unutmak mı ,
İmkansızlık.
Çünkü sevdan suluyor her gün beni


Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


6/6/2007 - affet beni yüregim

Affet beni yüreğim...
Açtırdım kapılarını seni sevmeyene,derinlerdeki güzellikleri
görmeyene...Sevgisizliklerine hapsettim seni...

Affet beni gözlerim...
Sana bakmayan gözlerin esiri etti.Gülerken saçtığın ışığını zindana
çevirdim...

Affet beni dizlerim...
Gelmez yarin yolunda beklettim.Ayakta durmaya dermansız ettim.

Affet beni sözlerim...
Her acı sözü yutup;hep tatlı sözler söylettim.Zehir sözlere sevgi sözlerimi
ziyan ettim...

Affet beni kollarım...
Seni sarmayan kollara her daim açık beklettim.
Gelmeyince zalim yar,sevdalara seni açmamaya yeminler ettim...

Affet beni gülüşlerim...Yalancı gülmelere kanıp gönülden gülmelerimle
karşılık verdirdim.Yüreğimi ağlattılar sen yine de gülmeye devam ettin...

Affet beni ellerim...
Uzanmaz elleri tutmanı,hiç bırakmamanı senden bekledim.Bomboş kalınca üşüdün
soğukluğun yüreğime işlettin...

Affet beni Yarabbim...
Verdiğin bu canın hakkını veremedim...
Yüreğimi bir kulun yaralamasına,gözlerimi ağlatmasına,Kollarımı bağlatmasına
izin verdim...
Affet beni yarabbim O'nu çok sevdim....


Doğru zamanlarda yanlış insanlara,yanlış zamanlarda doğru insanlara mahkum
oldu bu yürek...
Belki doğruyu görmeye yetmedi gözlerim.Belki de yanlışı silmeye yüreğim...

 

 

'alıntı'

yazan : ASİİYAN


Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


6/6/2007 - bu kadar sevebilirmisiniz

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu,
öbürü
mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere
daha
karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse
bindiler.
Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları
biraz
zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse
bindikleri
semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o
duraktan
binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek
için,
her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa,
onların
durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...
Okullarını
bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen
işsiz,
bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve
elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde
de
ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular.
Zaman
aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para
kalmadığı
için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna
bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri,
yıllar
yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri
çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi
olmayınca, ?bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik
olur?
diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini
büyüttüler...
?Senin için ölürüm? derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adama ?Hayır,
ben
senin için ölürüm? diye yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde,
aynanın
üzerinde bir not görürdü kadın, ?Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına
bak....? Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, ?Mutfaktaki
masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma? Mutfaktaki
masadan,
salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda
kimi
zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da
pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli
değildi zaten.... Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar
yoğun
olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama
kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar
verdiler.
Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye
başladı.
Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.
Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken,
harap
durumda bir ev gördü kadın, üzerinde ?satılık? levhası asılı olan. ?Ne
dersin, bu evi alalım mı?? dedi adama. ?Bu viraneyi yıktırır, harika
bir ev
yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları
kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı...? ?Sen
istersin
de ben hiç hayır diyebilir miyim?? diye yanıt verdi adam. ?Amerika?daki
tıp
kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun,
burası
bizimdir artık....? Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri
halde,
ayrılmaları zor oldu adam Amerika?ya giderken. Her gün, her saat
konuştular
telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç
gün
sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar
mutlu
görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki
evi
hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap
aldı: ?Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut...?
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da
çekilmez
gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi
için
yalvardı adama, ?Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat? diye dil
döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle
yer
değiştirmişti sanki.Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara
çarpıyordu
kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği... Bir gün,
çocukluğunun,
gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert
yanarken,
?Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım? diye sözünü kesti
arkadaşı.
?O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir
kadınla
yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya....?
?Sus,
sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları? diye bağırdı kadın. Onca
yıllık
arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o
restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri
masallarının
sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede
çalıştığı
genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına
nasıl sarıldığını gördü adamın... Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen
bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de
yumruklayarak
haykırdı suratına her şeyi. İnkâr etmedi adam. Zamanla duyguların
değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı
gibi bir
şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken,
?son
bir kez kucaklamak isterim seni? diyecek oldu ama kadın, ?defol? dedi
nefretle... İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikâyesinin böyle
son
bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya
çalıştı
kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika?ya yerleştiğini öğrendi.
Bazen
yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri
geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin
alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı
olduğu
söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah,
ısrarla
çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını
gördü.
?Sen, buraya ne yüzle geliyorsun? diye bağırmak istedi ama sesi
çıkmadı.
?Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.? dedi
genç
kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı:?Hiçbir
şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü.
Geçen yıl Amerika?daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık
bir
senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi
onunla
birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak
için,
benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi.
Birlikte
Amerika?ya yerleştiğimiz yalanını yaydı.. Oysa ilk karşılaştığınız
otobüs
durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına
inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda
yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi...? Gözlerinden akan yaşları
durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu.
Eline
tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla
katlanmış bir
sürü kâğıt duruyordu kutuda. İlk kâğıtta, ?Lütfen bütün notları sırayla
oku
bir tanem? diyordu... Sırayla okudu; ?Seni çok sevdim?, ?Seni sevmekten
hiç
vazgeçmedim?, ?Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini
bilirdim.?
?Fakat benim için ölmeni istemedim? ?Şimdi bana söz vermeni istiyorum.?
?Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?? son kâğıdı eline alırken,
kutuda bir
anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kâğıtta şunlar yazılıydı:
?Sahildeki
evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta
martılarla
kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım....



Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


6/6/2007 - kendine iyi bak deme

bir sabah olsa bin bir umutla
güneş bile açsa açmaz saçma
bir gece olsa zaman yolu hatta
yıldız bile kaysa kaymaz saçma

o son sözü duymak bile fazla inan

iyi niyet değil
şefkat değil
erdem bu değil

kendine iyi bak deme denmez saçma
kendime bakarım elbet sen hiç korkma
kendine kalıyor insan eninde sonunda
sen bize iyi bak tanrım sevdalı kullarına

her şeyi alma bir küçük eşya
bırak bana yeter yetmez saçma
dön gel uzatma hayat bu unutma
zaman bile dursa durmaz saçma

o son sözü doğru sanıp kanmam inan
iyi niyet değil
gerçek değil
kimden bu değil

kendine iyi bak deme denmez saçma
kendime iyi bakarım elbet sen hiç korkma
kendine kalıyor insan eninde sonunda
sen bize iyi bak tanrım sevdalı kullarına

kendine iyi bak deme ; denmez saçma


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


6/6/2007 - desem ki ellerini istiyorum
Bulundugu yer: bocegime
umutları yarına erteleyip
sana çiziyorum yollarımı...
tutup tutup,
matkaplara vuruyorum bağrımı;
döküm döküm etlerim...bak!
geceye sarıyorum yaralarımı,
ağlayarak...
yıldızlar bilir ençok,
birde düşlerim,
birde taş yatak...
oysa sen!
kırktabir gelirsin,
kırkta bir uzanırsın yanıma,nazlanarak...

ve yağmurlar,
ve hüzünler,
ve seni taşlarına dizdiğim yollar,
ve hasret!...
ebabil kuşlarının dönüşü gibi,
durup durup kıvrılırım sana...
göçün sancılarını yazıyorum şiirlerime
oku ve anlat!...

gökte nasıl üçgen çizerse turnalar,
yüreğimi çizdim sana!
çizgisi metrelerce kanat...
geliyorum işte kapına
maviliğinde uçarak..

umutları yarına erteleyip,
sana çizdim yollarımı...
tutup tutup,
derinliğine vuruyorum kendimi karanlığın...
yılanlar kayıyor dağlardan ovalarıma,
ben burgaçlarında solungaç!..
korkuyorum sevdiceğim,elimde değil!..
dağlara kaçıyorum yeniden
seni de yanıma alarak...

ve emeğm,
ve ekmeğim,
ve bebekliğim,masumluğum,
ve gençliğim,
ve beş para etmez geçmişim, ömrüm...
ve de yalnızlığımı yaşayan köyüm,
ağlıyor arkamdan el sallayarak...

sen doruklardasın ya,
sen çağrısındasın ya sevdanın;
işte yollardayım,
işte yokuşlardayım,yalınayak...
işte turnalarda,
işte ebabil kuşlarıyla bulutlarda
işte yanındayım,
ve ellerim koynumda,aç bak!..
sımsıcak...

umutları yarına erteleyip,
sana çizdim yollarımı...
usulcacık,
ama usulcacık sevdiceğim!...
hayaline dalıyorum...
ısınıyor taş yatak..

gece yorgan,
kollarım yastık,
desem ki sırtım kan revan,
desem ki sırtım delik deşik,
desem ki yılanlar çöreklenmiş bağrıma,
desem ki korkuyorum,yalnızım...
desem ki ellerini istiyorum...
desem ki leylim vaktini bekliyorum,
gel artık!...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


22/5/2007 - ben ölüyorum
Hiç kimse anlamadı,
Sevmedi sevdiklerim,
Duymadılar ağlayışlarımı, haykırışlarımı
gördüler çaresizliğimi, görmezden geldiler,
Anlayamadım
Ben onlara ne yaptım?
Düşündüm ama cevap bulamadım

Herşeye rağmen seviyorum hala
Evet biliyorum
O hiçbir zaman benim olmadı, olmayacakta
Ama işte söz geçiremiyorum kendime
Sürekli gözümün önünde olması
Ona dokunamamak,sarılamamak..
En acısıda söyleyememek sevdiğimi,
Acıtıyor canımı ister istemez.
Dayanamıyorum artık gidiyorum
Aslında gitmek unutturmayacak seni biliyorum
Ama yinede gidiyorum
Yani
İstesende istemesende
Ben ölüyorum..

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


22/5/2007 - cüzdanımda resmini buldular

gözlerin hep o uğursuz mevsimde girdi
penceremden içeri...
önce duvarlarda sonra yastığımda
ve nihayet evimin her köşesinde fark ettim seni.....
sokaklara düstüğümde
yanımdan geçen sendin......
sendin caddelerde yürüyen
konusurken insanlarla ordan burdan
gülümsediğim yüzlerde beliren yine sendin........
o kadar çok gördüm ki seni başka suretlerde
kaçarsın diye korkundan
adam akıllı bir -merhaba- diyemedim......

yokluğun beni hiç rahat bırakmadı
ben ne zaman sevsem
ya da sevmeye kalksam birini
araya girerdi gölgen
azılı bir katil gibi......

kim öpse beni
ya da kim benimle sabahı bulmaya kalksa
o terli gecenin sonunda
hep yüzümde görüyorlardı gözlerini..

geceyi paylaştığım her hangi birinin
yüzüme bakıp:
-seni geçmişinden kıskanıyorum- deyip
bana sırtını dönmesi bu yüzdendi belki...?

seninle aşkı yasarken aklıma gelen
o septik düsünceler
senden sonrasında hiç rahatsız etmedi beni......
her hangi bir şüphe duyduğumda
ya da beynime -acaba- diye bir soru düştüğünde
hiç oralı olmadım.....
yani işkillendiğimde sevdiğime karşı
kendimi hiç yormadım...
gittim ilk önce ben aldattım!

artık yorulmuştum
guvensizliğe karşı soruların cevabını aramaktan......

bu günahım senin omzuna kaydedildi esmer'im!
çünkü sen bana
insanlara güvenmemeyi öğretmiştin...
........
senden sonra yasadığım ilk sevdada
bayağı zorlandım
yani zaman aldı başka dudaklara alışmak
ya da
başka bedenlerde yeniden doğmaya çalışmak......

güzelliğinle donattığım albümü kıskandılar
evet kıskandılar geceleyin
yüzüme yansıyan gülüşünü.......
seni onlara anlatamadım
sustum sadece..
cüzdanımda dün gece resmini buldular........
........

ben.....
yani ben terlemek istemezdim
başka bedenlerin içinde
ah sevdiğim
beni
benim bile hosuma gıtmeyen gecelere sürükledin
oysa sadece seninle bulmak isterdim şafağı
seninle uyanmak isterdim
en güzel sabahlara!
olmadı esmer'im.....
şimdi başkaları günaydın diyor bize her sabah.....
......
tahmin edemeyeceğin kadar yorgunum
sevmeler ve sevilmeler
bana göre değil artık......
işte şimdi hayata daha çok yakışıyor bu suskunluğum
ve sana hiç benzemese de
ben sadece cocukluğundaki yüzüne vurgunum....


(Akif OKTAY'ın -SEN GİDERKEN-adlı şiir albümünde yorumlanmıştır)

'alıntı'


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


22/5/2007 - alacaklı gidiyoruz sevgili

Terinin,
Terime karışmasıyla geçen
O dünya ötesi zamanlarda,
Bir kaybetme korkusu sarardı içimizi
Bedenlerimize bu korkunun ayazı düştüğünde,
Doğru olanı,
Aşka yakışanı yaptık biz!
Yarına sarkıtmadık hiçbir şeyi...
Aşk bize gücenip de sırtını dönmesin diye,
Epey soluksuz bıraktık takvimleri.....

Seni hep,
Bir gün sonra ölecekmişim gibi yaşadım
Coşardı duygularım böyle olunca,
Yanında olduğum her saniye,
Sana defalarca çoğalırdım....
Çalardım seni zamandan....
Binlerce saate çıkarırdık,
Bir günün süresini...
Ve bu dünya utanırdı halinden,
Bırakırdı kendi eksi etrafında dönmeyi.....

Tanrıya verilecek candan önce,
Bizim aşka olan bir gençlik borcumuz vardı.
Ödendi...
Henüz kurumayan,
O soluksuz kalmış takvimlerin teri şahittir buna sevgili!

Öldük ölmeden önce,
Bir gün gerçek ölüm kapıya dayandığında
Gözlerimizi kapatmış olacak sadece...

Ve o gün;
Meleklerin aşka dair soracak sorusu yok bize!
Alacaklı gidiyoruz sevgili...
Bundan daha güzel ne olabilir?
Şimdi gönül rahatlığıyla ölebiliriz,
Hadi öyleyse, kapa gözlerini...

'alıntı'


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


22/5/2007 - sen varsın

bir yangın yeriyse içim

yalnız degilim

sen varsın!!!

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


22/5/2007 - buda sana kapak olsun

koptum senden !!!!

artık doldurmuyorsun gecelerimi

cesaretin varsa ecel ol dayan kapıma

ama kendini fazla zorlama

çünkü bu can artık başkasının ugruna feda!!!!


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


13/5/2007 -

sen gittin bulutlar gözyası döktü

sen gittin çiçekler boynun büktü

hasretin omzumda agır bir yüktü

ben nasıl taşıdım biliyormusun???

sen beni terk edip gittin gideli

ben neler yaşadım biliyormusun???

sen gittin kimsesiz kaldım dünyada...

sen sıcak yuvanda tatlı rüyanda ....

ben nasıl üşüdüm biliyormusun???


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


13/5/2007 - yalan mı
ne bir kör yokuş tırmanıyorum
ne de alacakaranlığındayım hayatın
takılıp kalmışım
gerçek mi yanılgı mı
yaşadıklarım. . . .


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


13/5/2007 - seden geriye kalanlar
Dilimde kaybolmuş kelimeler, dudağımda anlamsız bir tebessüm..
Yıkımlardı senden geriye kalan..

Yaralı bir geçmiş ve anlamsız bir gelecek bağışladın bana..
Hayallerim,Suskunluğumun canımı acıttığını fısıldadılar usulca kulağıma..
Nedenini bilmediğim korkular sardı ansızın her yanımı..
Geçmişin yorgunluğu vurdu tenime..
Senden geriye enkaz altında duygularım kaldı sadece..

Yırtılan takvim yapraklarına karşı,hayallerim ve umutlarım korkusuzca direniyordu..
Dilsiz sevinçlerim,solgun yapraklar gibi kırgın ve başıboş..
Kendimle hesaplaşma zamanı geldiğinde bedenim sürgün olur bilinmeyen yerlere..
Senden geriye sadece yaralı sevinçlerim kaldı..

Bu kentin en ücra köşelerine sinmişti senin kokun..
Sahiller martılara küs oldu,sensiz dalgalara çarpıyor diye..
Senden geriye hasretler ve hüzün kokan yalnızlıklar kaldı..

Senden sonra,yitirdi anlamını gözlerim..
Ve ağladı yüreğim sessizce,usul usul,inceden inceye..
Durgun bakıyor yüreğim yarınlara..
Senin olmadığın bir hikayede anlamsız her rol ve her son..
Anlatmalıydı suskun yakarışlarım seni her yere ve herkese..
Ama olmadı..

Tüm harfler seni tanımlarken aciz..

Cümleler anlamsız..

Geceler sessiz..

Hayallerim sensiz kalıyordu,seni anlatmak için..



Senden geriye sadece haykıran düşlerim..
Yıkılan hayallerim..
Yakılan resimlerin ve yokluğunun kokusu kaldı..

Bir de somurtkan bakışlarım ve çatık kaşlarım .....

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


13/5/2007 -
Ben adı yalana karı$ıp aslında doğru olanlardanım..
Kıymetimi bilenede, bilmeyenede dualar yollarım..
Allahım yollarını açık etsin ki uzakla$sınlar benden..
iyiliğimi istemeyenler birgün pi$man olup dönerlerse büyük yanlı$$..
onları geldikleri gibi geri yollarım..
benden daha iyisinimi buldu ben her halimle kralını sollarım...
Benden uzaklara gitmek bazen kar, bazen zarar..
dostluğum ölüme kadar sürer..
dü$manımsa gün gelir elbet bana diz çöker..
ben aklı gel git kızlardanım..
sevmedim deselerde agalar, pa$alar..
ben yinede gün gelir herkesin aklında sabahlarım..

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


13/5/2007 - unutacakmısın
ACIYI ÖLDÜRMEK İSTEDİM!!!
AMA SADECE DAHA ÇOK GETİRDİM
ÖLÜYORUM , DUA EDİYORUM , KANIYORUM , VE BAĞRIYORUM
KURTARILAMAYACAK KADAR KAYIP MIYIM ???
ÇOK MU KAYIBIN?
TANRIM
KURTULUŞU BANA GERİ VER
BENİ HATIRLIYORMUSUN
ÇOK UZUN SÜREDİR KAYIBIM
DİĞER TARAFTA OLACAKMISIN
YADA BENİ UNUTACAKMISIN…

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


2/5/2007 - sen istedin
Gidiyor musun? diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim
seni, ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar
öfkeliyim ben de, senin kadar endişeli...

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım seni.
Sen sorgularken beni kafanda, ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir
tek sözün bağlardı beni sana, oysa sen hep susmanın koynunda..

Aşkın içine bir kez girdi mi kuşu, teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış
at kaşık değildim ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki, bazen minicik bir odada bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl
da güzeldi. Zaten varsın diye her şey güzeldi ama sen buna inanmadın.

Ah bu sorular... Yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben "aşk" dedikçe sen "hayır" dedin. Zaten az
konuşan sen, olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çıkardın ortaya. Ben bir
şey diyemedim.

Ne kadar zarar vermişim sana meğer... Nasıl değiştirmişim seni... Oysa hiç
böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan
farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte... Demek ki gitmelerin
zamanı geldi şimdi.

Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı. Ne sevişmelerimiz kalır aklında ne
sevda sözlerimiz. "Rahat değilim" diyordun ya, rahat ol artık. Gülüşlerini
saklaman için bir neden kalmadı. Tedirginliğinin sebebi be kalktı ortadan.

Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma bu toy sevdayı başka kimliklere
taşırım. Sanma ki benden sakladığın dülüşlerini yalancı yüzlerde ararım.
Seni de götürürüm yüreğimde. Yokluğunu taşırım.

Bulup bulup kaybettim seni.. Ne yazık ki toz-duman edemedim kuşkularını, ne
yazık ki kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde.
Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


2/5/2007 - bir ben

Bir ben olmalıyım seni bu kadar seven
Bir tek ben
Bu kadar uzakken böylesine yakın kalabilen
Bir benim yanımda ağlamalısın
Her yerde doyasıya gülerken
Bir tek ben olmalıyım
Gözlerinin içinde
Başkalarının gözlerine baksan bile
Baktığım her yerde seni görmeliyim
Gördüğün herşeyde bir tek ben
Yemeğinin lezzeti keyif veren içkin
Soluduğum hava içtiğim su olmalısın sen
Vazgeçilmezim değil ulaşılmazım sen
Her an yanında ama hep hasretin olmalıyım BEN
SENİ ÇOK SEVİYORUM


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


2/5/2007 - övün kendinle...
Bulundugu yer: bocegime

Duygularım mısralara dökülmüyor

Nedensizliğini korurken

Ne ben ne sen anlatabildin hayatımızdaki yıkılmazları

Ben yıkılmışken

Kaderle oyun oynar gibi

Oysa ne çok kelime varmış

Birbirimize söylememiz gereken

Hayatın poyraz rüzgarlarındayken

Meğer hep sen yaşatmış ben çekmişken

Acı mı bu ?

Yeminlerin önüne geçemeyen

Ben tarif edemezken gözyaşlarımın tarifini

Önce usulca sonra siteme dönüşen

Allahımın zoruna gitmez miydi kuluna taparken

Onu unutmak kurallarını çiğnemek

Ne zormuş meğer seni sevmek

Bilmezken ben sessizce anlattım denizlere o sahil kenarında

Sen duymamıştın sebepsizliğimi

Usulca ben omzuna yaslanırken

İşte beni bitirdin övün kendinle TEKRARDAN


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


30/4/2007 - olsaydım...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


30/4/2007 - beni bana sor


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


30/4/2007 - sevmek yürek ister

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


30/4/2007 - nasıl kıydın

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


30/4/2007 - iste öyle

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


30/4/2007 - hersey sensin
Bulundugu yer: bocegime

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


30/4/2007 - n'olur evet de :))))

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


23/4/2007 -

Bir gidişi yaz" dediler, "yazarım" dedim... gitmeleri öğrenmiştim.

Susardı, susardım, susardık, suskularca.....

Bilinir bilinmez bir şarkının içinde kaybolurduk.
Biz en çok susmayı sevdik, sevmeyi sevemediğimiz kadar.
Koptuk ve dağıldık her şeye.
Giderken durduramadık birbirimizi.
Durdurmaya elin, elim, ellerimiz yetmedi.
Eğitemedim çocuk kalmış korkularını, yanılgılarını törpüleyemedim. Sana gerçekleri gösteremediğim gibi.

Giderken durdurmalıydın beni, yapmalıydın, yapamadın.
Durdurmaya gücün, gücüm, gücümüz yetmedi.
Belki de yoktu, biz var sandık.
İnsan isterse yolları aşıyor, sen kapının eşiğini aşıp gelemedin. Geldiğim gibi gidemedim, gittiğim gibi dönemedim yüzüne.
Sen, bildiğim sen değilsin artık.
Ben, bildiğin ben, değişemem.
Değişmelere suskun dudaklarım.

Şimdi acı, yolunu şaşırmış bir deniz kaplumbağası gibidir yüreğimde. Şaşkın ama inatçı.
Şimdi sen, adı geçmişte saklı ince bir sızı.
Şimdi biz, bir şarkıdan çalınmış iki nota gibiyiz.
Eksiğiz ve yokuz.
Dilsiz ama mutluyuz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey.
Beni dışarıya göndermeyecektin, içerde tutacaktın, arkamdan gidişimi seyretmeyecektin, yollara yürümeyecektim, sesimi gidişlerde yitirmeyecektim. Sesimi geceye vermeyecektin.
Şimdi, kaldır gözlerini ve geceye bak. Sesimi gör yukarıda, ortada bırakılmış tellerimi. Densiz ama dengeli satırlarımın anlamını kavra. Geceye bak, sesimi kaydırma.

Kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim, ayrılırken ama sen herkesin öğrettiğini yineledin.şimdi aşk, inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda..

Biz ki geceleri paylaştık, yastığı, şarkıları.
Biz ki sözleri paylaştık, kelimeleri.
Biz ki yüreği paylaşamadık, paylaşamadım galiba.
Nedendir bilmem, eksik kaldık korkulara.
Nutku tutulan gecelerin isimsiz sabahlarında, yanlış ve yangın kaldık.
Geride kalan kırık ezgiler ve yorgun ruhların dansı.

Sokağımın serseri gülüşü, gençliğimin asi sevgisi, isyanımın suskun gezgini. Gitmeye meyilli değildim, olduğum gibiydim, dinletemedim, dinletemedin, dinletemedik belki de.

Şimdi sen, aksak bir hüzün, nerede coşacağını bilmeyen.
Şimdi ben, değişemeyen bir şehir, nasıl sevileceğini bilen.
Şimdi biz, olmayan bir şeyiz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey.
Konuşmak anlamsız, susmak kalabalık, ayrılık bulaşıcı.
Sevda, kör topal yürüyen bir dilenci gibidir artık.
Seni sevdim ama gönderdin. Gönderilince dönemiyorum.
Ben bir çiçeğim asi yanım, solunca aynı elde açamıyorum.

Susuyorum, susuyorsun, susuyorlar, suskularca....


Bir gidişi yaz, dediler, yazarım dedim.
Gitmeyi öğrenmiştim, kalmayı öğretemediğim kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim.
Gitmeyi giyinmiştim, yakıştırılmıştım veda sözlerine, merhabalara alıştırılamadığım kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim.
Çok gitmiştim, söz gitmiştim, uzun gitmiştim, sesimi duyuramayacak kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazmaya giderken kendimden geçmişim.
Arkama dönüp baktım, sende beni gördüm, el salladım.
Artık çok geç, sendeki ben için çoktan bitmişim !....


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


23/4/2007 - küllenmis sigaramda bir sen
Bulundugu yer: bocegime

Sahte gülümsemelerle dolu bir günün sabahında yine merhaba dedim hayatıma .. Öyle zordu ki zorla gülümsemek.. Yokluğundan daha da zor geliyordu artık yaşamak. Hayatın anlamı ufacık bir gülümsemeymiş meğer .. Geçte olsa anlıyorum seni ne kadar kırdığımı . . Sahte hayallere dalıyorum /her zaman yaptığım gibi/ olur olmaz şeylere kızıyorum, bağırıyorum, çağırıyorum . . Her yer 'sen' kokuyor. Kadehimde bitmiş şarabımda bir 'sen' , rüyalarımı kâbusa çeviren bir 'sen' , sokakta herhangi bir bankta bir 'sen' , elimde küllenmiş sigaramda bir 'sen' . .

Seninle her günüm,sabahım.. Öylece özlüyorum seni. Dibe vurmuş hayallerim,ümitlerim. . Sevgi namına ne varsa yok olmuş bu bedende ! Yok etmişsin .. Yada ben yok etmişim ..

Öylesine aklıma geliyorsun herhangi bir günün saatinde .. Sen gideli çok şey değişti bu bedende.. Hangi yana baksam aynı suret.. Hangi yana baksam o koku.. Hangi yana baksam ayrı bir özlem. .

Gibilerle yaşıyorum hayatımı.. Onun gibi, bunun gibi, şunun gibi.. Öyle olsa böyle olur.Şöyle olsa böyle olur. İki geri bi ileri yaşıyorum hayatımı. Kendimi sorun olarak görmüyorum, seni de. . Ayrı bir tat var bilmem anlatabilir miyim?! Ayrı bir özlem var kelimelere dökmek imkansız. Ayrı bir mutluluk var içimde bir yerlerde gitmeyen ..
Benim olsun isterim ağzından çıkan iki çift söz! Sevgi dileniyorum hayattan resmen.
Benim olsun isterim o küçücük, yumuşacık ellerin.. Sevginle ısıtsın yüreğim.


Hayaller aleminde yaşamaktan gerçekleri kaçırmışım hayatım boyunca! Hep hayal olarak görmüşüm seni,onu .. Hayatın gerçek kesitlerinden bi haber kalmışım. Odama kapanmış, yalnız senin olmayı hayal etmişim ömrüm boyunca.. Kelimelerimi sıkıp, kalemimden dökmüşüm iki damla yaş. . . Ve özlem kokan yarınlara uyuyakalmışım...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


21/4/2007 - yalanmıs meger

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


21/4/2007 - daha az seviyorum seni

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


Benim hakkımda

seni sevmeye devam edecegim her ne kadar hayatımın sonuna kadar hasretini cekecek olsamda seni unutamayacagım her nekadar kendini unutturmaya calıssanda. sen beni birgün mumla degil deniz feneriyle arayacaksın ve iste o an bilki ben senin yanına gelip yaptıklarını yüzüne vuracagım.... BEN SENİN GİBİ ÇABUK UNUTAN ŞEREFSİZLERDEN DEİLİM... BEN SENİN GİBİ Bİ ŞEREFSİZİ SEVDİGİM İÇİN ŞEREFSİZİM...

Son yazılarım
Menü
Saat

Arkadaşlarım
Baglantılar


5 sayfadan 1 . sayfa
geri | ileri
Kodcini.Com Dile ßenden Ne Dilersen!

     

WwW.KodCini.Com'a HOSGELDINIZ..

     

 

     

Copyright 2006 © 2007 Designed ßy  kodcini.com  

 

 Sanalciyiz.net.tc Banner