BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


23/8/2007
ÖzeL )=

 

Yaşlı gözleriyle karşısında oturuodu işte. Aynı ilk tanıştıkları gün gibi. Kalbinde yine başkası vardı. Aynı ilk tanıştıkları gün gibi. Göz kalemi akmış dudaklarını bükmüş şekilde kendisine bakıodu. N kadar da güzel diye düşündü. Kırmızı ağırlıklı odasında onLarca çizilmiş resim vardı. Onur ona yaklaştı. “Birazdan gidicem iyi deilsen kalıym İrem” dedi. Onu bu kadar üzen en yakın arkadaşıydı. Onur karmakarışıktı. Sevdiği kızı üzen can dostuydu ama can dostuna kin besleyemiodu. Can 4 aydır yoktu Ankarada. Ama İrem’in odasındaki resimlerdeki siyah saçlı yalnız adam Can’dan başkası deildi. Hergün yeni bir resim her gün Can’ı yeniden görmüş gibi oluyodu. Çevresine bakındı.. Aklına o gün geldi.

Bi akşam hep takıldıkları cafe’de otururken sarışın bi kız gelip tutmuştu Can’ın kolundan. Ne olduunu anlayamamışlardı. Onur ve Alper de kız ve Can’ın peşinden gitmişlerdi. dışarıda küçük bi duvarın üstünde oturmuş çocuk gibi ağlayan bi kızın karşısında dikiliolardı artk. Kız kafasını kaldırıp Can’a bakmıştı. Yanaklarını siyaha boyayan gözyaşları güzelliğine engel olamamıştı. Onur onu her gördüünde yaptı gbi “Ne kadar güzel.” Diye düşünmüştü. Kız sesi titreyerek “Ben seni seviyorum.” Demişti Can’a. Onur kızın haline üzüldüünü hissetmişti sadece. Kankasını biliodu bu kızla en fazla 2 gün işi olurdu.

Onur İrem’i hep meleklere benzetirdi. Melekler gibi bembeyaz teni vardı. Gözleri bikaç aydır her an aşağı doğru akıcakmış gibi dururdu. Hüzün ne de yakışırdı suratına. Evet Can onla ilgilenmişti. Onur ve diğerlerinin anlam veremediği şekilde ilgilenmişti. Onunla beraberdi onun tapışına karşılık veriyo gbiydi. Her şey güzeldi. Güzel miydi?

Onur’un kalbi kırıktı. 10 ayLık sevgilisi aLdatmıştı ve hergün gözünün önünde başka başka tiplerin kucağında oturuodu. İrem onu anlayan tek kişiydi. Onur da İrem’i anlıodu. Aylardır birbirlerine destek oluyolardı. O günden beri..

Aynı cafede otururken Can gelmişti sırtında çantayla. Kendisine gülümseyen OnurLa iReme bakarak “Gidiorm ben” demişti. Onur’un suratındaki gülümseme şaşkınlığa dönüşürken İrem’inki anında göz yaşına dönmüştü. Nereye nasıl bilmeden anlamadan. Onur “Nereye” diye sormayı başarmıştı sonunda. “Pelin’e” cevabını almıştı Can arkasını dönüp gitmeden. Pelin’in kim olduunu açıklamakta Onur’a düşmüştü.

Pelin Can’ın dokunmaktan en çok hoşlandığı kızdı. Aralarında bişey geçememişti. Ona aşık deildi ama farklıydı. Hep onu istemişti. Ama bişeyler sürekli engel olmuştu. Şimdi onun yanına gidiyodu. Onur İrem’in ağlayışını dindirmeye çalışarak anlattı her şeyi. Anlam veremesede anlatmaya çalıştı..

O günden sonra onun için bi Onur bir de çizdiği resimlerdeki adam oldu. Kafasını boynuyla omzunun arasına koyup ağlaması anlatılamaz bişeydi. Gözyaşlarını boynunda hissetmesi.. Gözyaşlarının vücudunun üstünde kuruyup gitmesi.. Bi başkası için..

Onun odasına girdinde hissettiği boya kokusu ve arkadaşının kurumuş boyalı elleriyle yanaklarına dokunuşu hoş geldin diyişi.. Onur koca bi çukurun içindeydi. Ama halinden memnundu. Şimdi yine onun odasındaydı. Ev arkadaşının ilgisizliğine kızıyodu. Geç olmuştu ve İrem’i evde yalnız bırakıp gitmek istemiodu. İrem’in suratındaki gözyaşlarını eliyle sildi. Ne zaman bu kadar yakın olsa karşı koyardı kendine Onur. Savaşırdı sanki kendiyle. İrem “İyiyim evet git sen..” dedi. Onur yerde oturuodu. Kafasını İremin dizlerine koydu. “Ya ne zaman unutcaksın onu?” dedi. İrem’in acı acı gülümsediğini hissedebiliyodu görmesede. “Unutmak haa. Kimi?” Dedi. “Babannemi olcak diil heralde Can’ı” dedi Onur. Bazen İrem’in anlamamazlıktan gelmesi sinirini bozuodu. “Unutmam gerekeni bu odada yaşadığm sürece unutamam. Ama evet unutmalıyım imkansız bi olay çünkü.” dedi. Onur kafasını kaldırdı. “Bu odada noldu ki?” diye sordu. İrem çevresine baktı. Duvarları kaplamış çizimlerden bahsediodu. Onur sakin ses tonunu ayarlayıp “İrem sen Can’la yattın mı?” diye sordu. Can da 1 gün bu odaya gelmişti ve Onur bunu gerçekten merak ediodu. Sadece kafasını iki yana salladı İrem. Üstelemek istemiodu. Kafasını dizlerine geri koydu. Kapı sesi duydular. Onur’un gitme vakti gelmişti..

“Sen de gidersen bi gün ben ölürüm.” Demişti bi kere İrem. Onur hep bu cümleyi düşünürdü. Onu asla yalnız bırakmyacaktı. Melankolik zamanlar dışında çok eğleniolardı. Arkadaşlardı. Çevrelerindeki sevgililerden tek farkları cinsel hayatlarının olmayışıydı. Onur bunu istemiodu zaten. Onun dokunuşları yanağıyla bütünleşen kocaman öpücükleri yetioyodu zaman zaman yakınlaşmaktan korksada..

Garip hissediodu. Gerçekten garipti. Belkide aşık oluyodu ama umutsuz olduğunu biliodu. Bu yüzden bunu kendine hiç itiraf etmedi. Kendini suçlu hissederdi. Can’la arada bi telefonda knuşuodu. Bi kere Can “Nerdesin” diye sorduunda “İremdeyim.” Cevabını alınca “Oo kanka üstünden geçtiklerimden mi geçiosun?” sorusuyla karşılaşmıştı. Bu kafasını karıştırmıştı. “Sen burayı bırakta orda baya üstten geçiosun heralde” diyerek geçiştirmişti. Konuşmanın gerisi aklında yoktu. Kafası karışıktı.. Eğer anladığı gibi Can İrem’i kullandıysa İrem’in kalbi düşünüğnden çok daha kırılmıştı. Onur’un canı çok yanıyodu...

4 ay geçmişti Can yeniden cafe kapısından girinceye kadar. İrem en son çizdiği resmin üstüne siyah boya fırlatmıştı. Resimlerine kıyamazdı. İçinde Can vardı. Onur bunu gelişme olarak algılamıştı. Arkadaşını çok özlemişti. Ama sarılmak için yanına gidemedi bile. Sandalyeye gömülmüş elinden tutan İrem’e baktı. Alt üst olmuştu. Elini bırakamazdı. Can kendisi gelmişti bile yanlarına. Onur Can’ı kucakladı. Bedeni çökmüş gibiydi. Bunu hissetmişti. Geri çekildiğinde Can’ın kıpırdamadan oturan İrem’e baktığını gördü. Ama hiçbişey söylemedi. “Anahtarı versene Onur uyumam gerek.” Dedi ve gitti. Yine bütün gün boynu ıslanmıştı göz yaşlarından. İrem’in aptal olduğunu hissetmeye başlamıştı.

Onur artık dayanamıodu.. Onun Can’ı her gördüünde alt üst olması kendisini alt üst ediodu. Artık ne olursa olsun şansını denemeliydi. Kafasının karşıklığı onu buna yöneltmişti. İrem’e sormuştu. “Onu unutturcak biri gelse.. Gelebilir mi?” demişti. İrem gülümseyip “Kimi?” Demişti. “Offf İrem.” diye söylenirken “Keşke Onur..” yanıtını aldı. “Keşke bunu gerçekten başarabilseler.” Bu keşkeyi gerçekleştirebilirdi.. Belki onu kaybedcekti ama her şey değişebilirdi de. Her ihtimali düşünmek zorundaydı. Artık mutlu olmak ve mutlu etmek için..

Can’la konuşmaya karar verdi. Aklına takılan tek bi şey vardı. Kankası ona asla yalan söylemezdi. Ona inanırdı. Bulduğu ilk uygun zamanda sordu.. “Sen yokken elimde olmadan bişey oldu Can. İrem bnm için farklılaştı. Artık mutlu olmasını istiyorum. Bunun için kafama takılan tek bişey var ve benim için önemli.” Dedi. Can’ın meraklanan bakışları soruyu sormaya cesaretlendirmişti. “Siz İremle birlikte oldunuz mu?” dedi. Çünkü gerçekten ciddi düşünüyordu ve beklide kendini riske atıodu. Değmeliydi. Eğer o başkasınınsa hele ki kankasına aitse bi önemi yoktu.. Can düşünmedi bile. “Tabii ki. Benden kaçar mı? İlk benle yattı sonrasını bilmem.” Dedi. Gayet sakindi tavrı. Hatta Onur’a fazla sakin gelmişti. Can umursamaz tavırla “Bu muydu yani” dercesine kalktı ve uzaklaştı. İrem ona yalan söylemişti. Daha önce kmseye bu kadar öfke duymamıştı. İrem’in gelmesini bekledi. Bekledikçe daha da sinirleniodu. Kendini anlamsızca aldatılmış hissediodu. Elinde kırmızı bi gülle girdi cafe’den içeri. Gülümseyerek geldi ve Onur’a uzattı. “Çok güzel dayanamadım aşırdım bahçenin tekinden” dedi. Sesi uzun süreden sonra birazda olsa neşeli gelmişti kulağına. Ama o yalancıydı. Onur çiçeği almadı. Bakışları İrem’i şaşırtmıştı. Öfke dolu bakıodu. “Nooldu?” diye sordu. Onur kalkıp dışarı çıktı. İrem peşinden gitti. Endişeli olduğu belliydi. Tek eliyle uzun siyah saçlarını çekiştiriodu kendi kendine. “Onur nooluyo!” diye sordu. “Sen yalancısın.” Yanıtını aldı. Şaşkındı. “Ne yalanı” diye sordu. Sesinde panik vardı sanki biraz. Bu Onur’u Can’a biraz daha inandırmıştı. Can yalan söylemezdi.. “Bilmemezlikten gelmenden nefret ediyorum!” dedi. Bunu hep söylemek istemişti. “Bilmemezlikten gelmiyorum sadece bilmiyorum.” Diye bağırdı İrem. Onurda aynı ses yüksekliğinde “Sesini yükseltmesi gereken benim. Sana güvendim ben sende bana güvenebilirdin.” Dedi. “Ya neden bahsettiiini söylesene!” dedi İrem sabrı kalmamıştı. “Sen.. Sürtüğün tekisin!” dedi. İrem bunu duyduğuna nasıl inanamıyosa Onur da söylediine inanamıodu. “İlk günden kardeşimle yattın. İlk günden ya bunu sürtükLer yapar.” Dedi. Haksız öfkesini kontrolsüzce çıkarıodu. Kendini tutamıodu. “Gözün sürtük görmek istiosa içeri gir eski sevgiline bak kardeşim dediğin insana da bak siz çok mu temizsiniz sizin beyniniz sürtüLmüş bi kere!” diye bağırdı İrem. Olanlara inanamıodu. Suratında acı bi tokat hissetti. Yanından geçip giden Onur sanki aylardır omzunda ağladığı Onur değildi. Ruhunun acısı tokatınkini hissettirmedi bile. O gün oturduğu taşın üstüne oturdu ve yalnız başına ağladı. Kırmızı gülü parçalanmıştı. Yalnızdı işte ne bi çift el yanaklarını kuruluodu ne de alıştığı koku vardı burnunda..

Akşam olmuştu. Onur evindeydi. Yatağında yatıp tavana bakıyodu kim bilir kaç saattir aynı şeyi yapıodu. Bilgisayarından “Not like the other girls” sesi yükseliodu. Ağlayası vardı değmeyeceini düşünüodu. Can’ın içeri girdini hissetmemişti bile. Müziğin sesini kıstı Can ve “Neyin var?” diye sordu. Cevap alamamıştı. Yatağa oturdu “Bana da mı anlatmycaksn Onur?” dedi. Onur elini kaldırdı. “Vurdum..” Dedi. Can Onur’un havada titreyen elini tutup aşaı indirdi. “Kime?” dedi. “İrem’e” dedi. Can soru sormamıştı. Onur devam etti. “Bana senle yatmadığını söylemişti. Sorun değildi bu ama yalan söyledi bana. Ben ona hiç söylemedim biliyomusn” dedi. Can hala konuşmuyodu..

İrem odasında hiç toplamadığı saçlarını toplamıştı tepesinde. Resmini çiziodu. Gülümsüyodu. Çiziodu. Boyuyodu. Gülümserken gözünden damlayan gözyaşını sildi. Elinden bulaşan siyah boya suratını kararttı.

“Sen de gidersen ben ölürüm” demişti. Artık yaşamasına gerek var mıydı?

Can’ın dudaklarını titrerken ilk kez görüodu Onur. Yattığı yerden kalktı. Ona bakıyodu. Can konuşabilceinden emin olduğu zaman “Öyle bişey olmadı kanka.” Dedi. “Ben aşktan korktum ondan kaçtım.” Diye devam etti. “Deli gbi korktum onu incitmekten ya da sonunda kaybetmekten ilk kez birini bu kadar sevdim ben ona zarar verirdim.” Dedi. “Kaçtım bi dolu bedende unutmayı denedim olmadı her gece beni ağlatan aynı sebepti. Geri geldiimde seni ona yakın buldum tahmin ettiğim şeyleri duydum senden. Onun benim olduğunu bilmek seni vazgeçirirdi biliyodum söylemek zorundaydım onla olmana dayanamazdım.” Dedi. Onur susmasını istiodu. Kelimeler ona ağır geliyodu. Ama Can susmuodu. “Ben onu öpemedim bile. Kıyamadım bile şmdi yine benim yüzümden kırıldı. Biz şimdi naapıcaz?” dedi ve sustu. Artık ikiside ağlıodu.

Çalan telefona kadar durmadan ağladılar. İkiside tek başınalarmış gbi ikiside birbiri yokmuş gibi.

Onur yine ve son kez İrem’in odasındaydı. İrem’in kıpırdamayan bedeni oraya yakışmazdı. Boğazında sadece koca bi düğüm vardı. “Sen gidersen ölürüm” demişti uyarmıştı. Çizdiği son resmin karşısında dikiliodu. Ortada bi mezar vardı. Başında 2 insan. Teki sadece dikiliodu. Diğerininse mezara arkası dönüktü başı eğikti. Elinde kırmızı gül vardı siyah saçlı adamın.. Göğsüne bastırmıştı gülünü. Her şey bi anda çığlığa dönüştü. Tüm kelimeler hıçkırıklar hepsi çığlığa büründü. Onlarca resimdeki siyah saçlı adam Onur’dan başkası değildi. O hiç bilmemezlikten gelmemişti ki. Bunu anladığında çok geçti..

Bi daha sevmedi..

Yazar: öLü meLenq at 04:24 | in:
Permalink | Arkadaşına gönder! | Yorumlar( 1 )
Yorumlar:
Yorum Yaz!
slm dostum
mrb dostum yeni bi forum sitesi, fan club actım, ben ve bütün dost blogcu arkadaşlarım herkes burda ve senin gibi değerli bi arkadaşımıda paylaşımlarınla aramızda görmeyi çok istiyorum!!! siteme gelirsen cok sevinirim, sitedeki bazı bilgilere ulaşmak üyelik gerektiriyo, üye olman en fazla 30 sn ni alır,kesinlikle bekliyorum

http://xsirr.forumup.org
işte adres

kendine cok iyi bak ;)

kolay gelsin
Yazar: xsirr saat 05:41 , tarih 17/9/2007 | Link | |


Yorum Yaz!