|

Merhaba!
Erdal Hoca yine hocalığını yaptı ve Kayhan Kalhor
ileThe Wind adlı albüme imzasını attı. Albüm ismi
The Wind (soluk), içeriğe çok uygun bir başlık olmuş;
Yamaladığı sıradışı introlar ve tavrıyla hakikaten
yeni bir soluk,taze bir nefes aldırıyor türkülerimize.
Buraya tıklayarak eserden sufleler dinleyebilirsiniz.
Türkülerle ve hoşçakalın!
01:31 - 11/10/2006

bu çocuk acılara tanık çağa gölgesi düşen firavun'a karşı bir kapı aralığında elleri ak bu çocuk acılara tanık
bir gün kapılar umuda açılır elbet o güzel çocuklar büyür bir gün
Murat Soyak Gökekin Edebiyat Seçkisi
05:10 - 10/10/2006


   Kastamonu'da askerlik yaptığım dönem şanını önceden duyduğum Tekeli Kardeşlerin dükkanlarını aramaya koyuldum ilk çarşı iznimde,bulmak hiç zor olmadı ustayı,kime sorsan gösterir zaten... İskenderun'da Çeken Sazevinin sahibi çok sevdiğim,saydığım ustam Ahmet Çeken tembihlemişti Kastamonu ya varınca tekeli kardeşleri mutlaka gör,çok iyi ustalar diyerek... Yaptığı sazlar hakikaten çok güzel,dogal ve gür sesliydi,eşiklere kullandığı manda boynuzu,el yapımı burgular ve komalak(el cilası) ile parlatılan dut tekne insanı mestediyordu.çok istedim tekeli ustanın yaptığı bağlamardan birine sahip olmayı ama asker adamda para ne gezerdi (: neyseki geç kalmış sayılmam,kısmet olursa bu günlerde en azından bir cura'da olsa yaptırmayı düşünüyorum... Sizde benim gibi dut bağlama hayranıysanız Tekeli Sazevini mutlaka ziyaret etmelisiniz..... www.tekelisazevi.com.tr.tc
12:36 - 18/9/2006
 Perdesiz gitar bir devrimdi. Ben bunun ülkemizde hakkıyla anlaşıldığını düşünmüyorum. Ne dersiniz? Gitara gelene kadar tabi biz daha bağlamanın nasıl bir şey olduğunu biliyor muyuz bakmak lazım. Yok. Bilmiyoruz. Gitar evet, perdesiz gitar bir önemli nokta sayılabilir, tam olarak anlaşılmadığı da doğrudur. Şimdi gitar bize yabancı. Kaldı ki perdesiz gitar dediğinizde daha da yabancı bir şey oluyor bu. Ancak bizim kültürümüz açısından bakıldığında bu o kadar da önemli değil. Yani bağlamayı ve kendi seslerimizi de bilmiyoruz çünkü. Ayrıca bizim işte perdesiz gitar bilinmiyor, efendim yaptığımız geliştirmeler illa duyulsun bilinsin diye bir çabamız yok. Enstrümanlarla ilgili gelişmeler de bizim müzikle ilgili arayışlarımız da o albüm çalışmalarımızda var. Dinleyiciler, ilgilenen insanlar fark ediyor, takip ediyor oradan. İleride de dönüp baktığında daha berrak bir şekilde görecektir. Bütün bunların ötesinde bir şey var yalnız çok mühim; en baştan söyleyelim. Müzik Türkiye'de terk edilmiş bir konudur. Müziği terk ettik. Bağlama üzerinde geliştirme çalışmalarınız... Yalnızca bağlama veya özellikle bağlama değil. Ama bağlama üzerine düşüncelerim de, çalışmalarım da var... Ne gibi çalışmalar? Yine devrim niteliğinde şeyler var mı? Perdesiz gitar gibi bir dönüm noktası olacak mı mesela bağlamada da? Yok yok, hayır. Bağlamanın yeniden anlaşılması ve gizli kalan, gölgede kalan değerinin bir ölçüde daha iyi anlaşılabilmesine katkı olabilir bizimkisi sadece. Yoksa enstrümanın kendisiyle ilgili yapılabilecek hareketler çok küçük hareketler olabilir. Aletin kendisi binlerce yıldır değişerek ve gelişerek gelmiş bugüne zaten. Olmuş zaten diyorsunuz... Tabii ki. İdeal noktada her şey. Son noktaya gelmiş. Belli ölçülerde farklı yerlerde farklı kullanımları olabilir, olur. Nedir, işte kültür farklılıklarından değişik kullanımlar olur. Yörelere göre şekil alıyor. Asırlara göre değişiyor. Coğrafyaya göre değişiyor. Bunun yanında perde sayıları farklıdır. Çalış biçimleri farklıdır. Form, kullanılan ağaç farklıdır. Kullanılan makamlar değişir, bir sürü şey. Özellikle bir yöre üzerinde yoğunlaştınız mı? Ben Elazığlı olduğum için özellikle Elazığ yöresinin seslerine daha çok kulak kabarttığımız oluyor ama Anadolu'nun her yerini dinliyoruz. Merakla ve hayretle bakıyoruz. Anlamaya çalışıyoruz.
Bugün halk müziği için de mi aynı şeyi söylüyorsunuz? Bugün bir şey yok. Bizim müziğimizde üretim esasen bin dokuz yüz yirmilerle birlikte durmuştur. En son işte nedir diyelim. Veysel'le bitti. Biraz da Mahsuni. Halk müziği Aşık Veysel'le birlikte bitmiştir.
Neşet Ertaş? Tabi ki büyük hizmetleri vardır Neşet Ertaş'ın. Önemli bir kaynak kişi. Ama esas babasıdır. Muharrem Ertaş. O yolun durduğu, bittiği yer Muharrem Ertaş'tır. Ordan sonra bugün yüzyıllar öncesinin türküleri keşfediliyor sadece. O Alevi deyişleri, türküler özellikle...
Yeni bir şey yok diyorsunuz... En eski müzik en yeni müziktir. Bu mantıkla üretim yapılıyor. Batıda da öyle. Batı müziğinde de yeni bir şey yok. Müzik kendini tekrar ediyor. Yeni bir şey yok. Tabii küçük formdaki eserlerde, yani şarkılarda, türkülerde durum bazen değişiklik arz edebiliyor. Neden? Çünkü orada çok belirli bir kısa zamanda, bir söz eşliğinde müzik yapılıyor. Bazen söz daha baskındır. Son olarak tasavvufla ilginizi sormak istiyorum. Son albümünüzün adı da tasavvufi bir terim; "telvin". Okuduğunuz ilahiler de var. İlginiz ne düzeyde? Tasavvufla olan ilgim, şu ağaçla olan ilgim kadar. Veya ağacın etrafla olan ilgisi kadar. Kitabi veya organik bir ilişki değil. Yani tasavvuf eri değilim. Bir yere bağlı değilim. Bir karınca tasavvufla ne kadar ilgiliyse ben de o kadar ilgiliyim. Tabiatla ilgimizle ilgili olarak o izlenimci tecrübede çıktı tasavvuf karşımıza. Biraz kişisel şeyler bunlar. Çok teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim. Röportaj: Eren Safi, Kılavuz, Sayı: 39, Haziran 2006, ss. 40-45. Tam metni www.eflatunyarim.com' dan okuyabilirsiniz
10:07 - 14/9/2006
Hangi topluluk ve hangi dilde olursa olsun çocukla
anne arasındaki ilk sesli iletişim ninniler aracılığıyla kuruluyor. Ninni söylemenin ilk gerekçesi çocuğun uyutulması olarak bilinse de, belki de istemsiz olarak çocuğun sese duyarlılığı artırılıyor
ve bu sayede dil ile tanışması sağlanıyor.
Anne, bebeği ile kurduğu duygu bağını, ses aracılığı ile
pekiştirme konusunda, kendisi farkında olamasa bile özel bir yeteneğe sahip.
Müzik dilinin ve sözlü kültürün en temel öğelerinin bebek tarafından
kavranılması da ancak böylesi duygu yoğunluğu olan bir ortamda sağlanıyor.
 Bebekler üzerinde sözlerin fazla bir anlamı olmasa bile ninniler
annenin iç dünyasının bir yansıması olması bakımından önemli.
Hatta çoğu zaman çocuğu uyutmak için söylenen ninnilerin sözlerinin
amacından saptığı, annenin dileklerini, kaygılarını yansıttığı görülür. Özellikle kadının gençlik ve gelin olduğu dönemlerinde aile büyüklerinle
ve kocasına fikir beyan etmesi, söz söylemesinin
hoş karşılanmadığı kültürlerde annenin ancak ninniler aracılığıyla konuştuğu görülür. Örneğin kocasından şikâyet eden kadın, bu ninniyle çocuğunun uyutur: Neni diyem yatasın Çabucak boy atasın Baban beni döğende Sen de ona çatasın (Bana arka çıkasın) Anadolu'da farklı söz kalıplarındaki ninniler müzikal bakımdan birbirine benzer.
Etnik yapısı farklı olsa da, ninnilerin Türkiye'nin orta kesiminden
batıya gidildikçe "kırık Hava" formuna, doğuya doğru da "uzun hava" formuna dönüştüğü görürüz. Ancak bir yörede ninni olarak karşımıza çıkan bir ezgi, kimi yörede oyun ezgisi,
bir başka yörede ise "ağıt" olarak belirir. Kalan Müzik yaklaşık yirmi yıldır Türkiye'nin dört bir yanında yaptığı
alan araştırmaları sırasında Türkçe ve Anadolu'da yaşayan farklı diller konuşan toplulukların
kendi dillerinde söylenen ninnileri bir albümde topladı. Orijinal kayıtların da yer aldığı
CD'de 18'i Türkçe ve 14'ü Ermenice, Soranice, İbranice, Rumca, Süryanice, Lazca, Zazaca gibi
Anadolu'da yaşayan etnik grupların ninnilerine yer verilmiş.
| 1. | Nenni Desem Uyur`mola / Bayan S. | 2'50'' | Örnek | | 2. | Bebeği Nazlı Büyüttüm / Sabahat Avşar | 5'00'' | Örnek | | 3. | Kırmızı Gül Demet Demet / Aysun Gültekin | 5'59'' | Örnek | | 4. | Ninnilerin Beni Yakar / Melda Duygulu | 1'45'' | Örnek | | 5. | Dandini Dandini Dasdana / Melda Duygulu | 1'31'' | Örnek | | 6. | Alma Attım Yuvarlandı / Aynur Doğan | 3'33'' | Örnek | | 7. | Aktaş Diye Belediğim / Aynur Doğan | 3'50'' | Örnek | | 8. | Bebek Uyur Beşikte / Ülkü Yörükoğlu | 2'38'' | Örnek | | 9. | Adalardan Çıktım Yayan / Muzaffer Akgün | 3'52'' | Örnek | | 10. | Nenni Kuzum / Güllü Özcan, Sevim Tunç | 1'37'' | Örnek | | 11. | Sen Bir Güzel Meleksin / Gülay Sürmeli | 1'00'' | Örnek | | 12. | Nenni Deyip de Nennilemedim / Kara Sultan | 2'00'' | Örnek | | 13. | Bebek Seni Belemedim / Naciye Duygulu | 0'26'' | Örnek | | 14. | Hele Helesi Var Bunun / Naciye Duygulu | 0'17'' | Örnek | | 15. | Çift Kızlar Ninnisi / Feride Demirel | 1'26'' | Örnek | | 16. | Hayniri Ninni / Rahime Kahraman | 0'45'' | Örnek | | 17. | Deveyi Deveye Çattım / Osmaniyeli | 1'36'' | Örnek | | 18. | Nenni Deyip Belediğim / Emine Muktat | 0'48'' | Örnek | | 19. | Bar Bar Genem / Tatyana Bostan (Ermenice) | 2'47'' | Örnek | | 20. | Durme Durme / Hadas Pal . Yarden (Yahudice) | 3'51'' | Örnek | | 21. | Lay Lay / Ayfer Düzdaş (Soranice) | 2'44'' | Örnek | | 22. | Alta Alta / Berta Aguado, Hadass Pal . Yarden (Yahudice) | 3'18'' | Örnek | | 23. | Foça`dan Ninni / İrini Boyaco (Rumca) | 1'00'' | Örnek | | 24. | Miçay Purol / Melda Duygulu (Çingenece) | 1'10'' | Örnek | | 25. | Dandin Dana Dina / Melda Duygulu (Çingenece) | 0'44'' | Örnek | | 26. | Nanni Nanni / Babilonya (Süryanice) | 6'42'' | Örnek | | 27. | Nani.Lore / Esmehan Yılmaz, Fatma Aktaş (Kürtçe) | 2'15'' | Örnek | | 28. | Nani Niyazi / Firdevs Yağici (Lazca) | 1'17'' | Örnek | | 29. | Nani / Zele Dida (Lazca) | 0'51'' | Örnek | | 30. | Nani / Çibarina Rife (Lazca) | 0'53'' | Örnek | | 31. | Ay Cenini / Suphiye Öcal (Arapça) | 0'47'' | Örnek | | 32. | Zorik / Şebnem Boral (Zazaca) | 2'16'' | Örnek | www.kalan.com
07:33 - 11/9/2006
 erol parlak abimiz bozlak üzerine çalışmalarının yanı sıra geliştirdiği şelpe metoduylada türkü sever gönüllere taht kurmuş durumda. öğrencilerinden oluşturduğu bağlama beşlisi ile bizlere sunduğu "eşik" adlı albümü,kulaklara pek aşina olmayan bağlama çalımıyla tam bir şaheser. bunun yanı sıra bu melodilerin bağlamadan nasıl çıkarıldığı konusundada meraklı bağlama icracılarının hizmetine sunduğu, yanılmıyorsam türünün tek örneği olan "şelpe tekniği metodu 1" ve ardından ilkinin devamı niteliğinde hazırlanmış olan "şelpe tekniği metodu 2" adlı iki kitap yazmıştır.bunun yanı sıra kurmuş olduğu derhanesinde onlarca talebeyi bu güzel tınılarla bezemektedir... ...bence bu kitapların ve kasetlerin karşılığı verilen parayla ödenemez,bilgilerini paylaştığı için minnettarız!..
  
erol parlak'ın eseleri bunalarla bitmiyor elbette,gelin diğer eselerini kendi web sitesinden www.erolparlak.com inceleyelim...
12:24 - 3/9/2006
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün Barış güvercini uçsun Dünya da Yok olsun kötülük düşmanlık ölsün Barış güvercini uçsun Dünya da Dostluklar kurulsun insanlar gülsün Son bulsun savaşlar kimse ölmesin
Dünya cennet olsun yaşasın insan Gelin barışalım dökülmesin kan Son bulsun savaşlar kesilsin figan Barış güvercini uçsun Dünya da Dostluklar kurulsun insanlar gülsün Son bulsun savaşlar kimse ölmesin
İnsancıl insanlar barıştan yana Ancak zalim olan kıyar insana Barış aşkı yayılmalı cihana Barış güvercini uçsun Dünya da Dostluklar kurulsun insanlar gülsün Son bulsun savaşlar kimse ölmesin
Nesimi der ki ey füze yapanlar Acımasız zalim cana kıyanlar Bırak ey yaşasın bütün insanlar Barış güvercini uçsun Dünya da Dostluklar kurulsun insanlar gülsün Son bulsun savaşlar kimse ölmesin NesimiÇimen
04:12 - 25/8/2006



Bu gün Aşık Mahzuni Şerif 'imiz her ne kadar aramızda olmasada türküleri dilimizde, telimizde gönüllerimizde, dağbaşında yaylaklardan Taksim meydanına kadar yurdumun her yanında yankılanıyor... Hakkında o kadar çok yazı yazıldıki Aşık Mahzuni Şerif için söyleyecek söz bulamıyorum, www.mahzuniserif.com www.turkulerimiz.net www.bekirkaradeniz.com adreslerinden ozanımız hakkında ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz...
Mahzuni Şerif'e
Yerde misin gökte misin bilemem Ey Mahzuni sana selamlar olsun Sen gideli bu dünyada gülemem Ey Mahzuni sana selamlar olsun
Bilir misin bu ozanın adını Ozan oldum aldım sazın tadını Şimdi çeker oldum senin yâdını Ey Mahzuni sana selamlar olsun
Canım ülkem iyi değil bu ara Gittin gideli büyüdü bu yara Senden büyük yok sultan-ı şuara Ey Mahzuni sana selamlar olsun
Bu genç ozan bırakmaz bu ülkeyi Alnımıza işledik bu ilkeyi Senle öğrendim masumu-tilkiyi Ey Mahzuni sana selamlar olsun
Kimse lâf edemez senin şânına Bu avare kurban olsun canına Ozan Uğur bir gün gelir yanına Ey Mahzuni sana selamlar olsun
Ozan Uğur
03:14 - 23/8/2006


   
"gülün kokusu vardı" albümüyle türkülere apayrı bir renk kattı Erkan Oğur. şimdilerde gülün kokusu kaldı mı kalmadı mı bu konu tartışılır ama, Erkan ustanın emek verdiği
her türkü misk-i amber kokuyor... "gülün kokusu vardı" albümünden bu türküyü ve "bir ömürlük misafir" adlı albümünden gayda 'yı dinlemenizi isterim...
bunun yanı sıra çalgı yapımı konusundaki mahareti,
çalgılar üzerindeki geliştirme çalışmaları ve sıradışı çalma tekniğiylede
türkülerimize "ben bu kadar yakışıklımıydım yahu!" dedirtiyor adeta. İ.Hakkı Demircioğlu abimizde çayın şekeri,çorbanın tuzu... mevlam zeval vermesin,sağolsunlar...
10:36 - 15/8/2006

"eroğlu derler adına, yanmış ali'nin közüne hem sazına,hem sözüne hemde o güzel özüne mevlam gasavet vermesin." uğur tokcan abimizi daha yakından tanımak ve atolyesinde olup bitenlerden haberdar olmak için burdan buyurun...
10:12 - 15/8/2006



www.sazadair.com bu gün yeni bir site keşfettim, adındanda anlaşılacağı gibi saza dair ne varsa burda toplama amacıyla kurulmuş ve meraklılarının hizmetine sunulmuş faydalı bir site...
07:15 - 15/8/2006
videoyu izlemek için biraz beklemeniz gerekebilir! aksaklık için kusura bakmayın, pause konumunda beklemenizi tavsiye ederim...
|