BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


sessiz ve SENsizken yüreğime dokunanlar

2.8.2007 - çoğumuzun hal-i pür melali ;)

Bulundugu yer: yaşama dair..
Saatte,200 kilometre hız yapan bir arabanın,bana çarptığı andaki yaşama ihtimalimdi;
Senin bana geri dönme ihtimalin.
Ve bunu bilmenin acısı ki;bundan kaynaklıdır heyelan bölgesi ilan edilen yüreğim.
Dağ gibi adamdım üstelik;ama bir sürü yangın geçti üzerimden
Durduğum yerde tükeniyorum,dağ gibiyim yine de
Kendinden uzaklaşan ve yaşlandıkça eksilen...

Canım istemiyor artık,yürümek sulak yerler etrafında
Sel olsun istemiyorum;çünkü doğal afet sebebiyim yeterince.
Durduğum yerde suçluyum
Ve gardiyanıyım kendi kendimin;
Göz açtırmayanından hem de.
Sayende saçma sapan biriyim işte..

Hep yakınlaşmak için,yolunda yürüdüm senin
Önce,irili ufaklı taşlar çıktı karşıma.
Sonra her adımda büyüyen
Kaya oldular.
İnsan gibi,normal yollardan geçsem de arabalar çıkıyordu bu sefer.
Yol kenarından geçsem insanlar çarpıyordu - ki bu daha çok acıtıyordu arabalardan-
Ortadan yürüsem,bana geri dönmeme ihtimalin gerçekleşebiliyordu.
Uçmaya kalksam uçan her şeyi vurmaya hazırlanan avcı sürüsü...
Ne yapsam?
Ne yapardın sen olsan ?

Ne deseler tamam diyorum,
Sırf geçiştirmek için bir şeyleri.
Ne deseler tamam...
Ama tamamlanmıyor tamamlarım.

Bana zorla aldırdığın bir şey vardı hatırlıyor musun?
Ruhuma ömür boyu taksit ödeten,
Stoklarla sınırlı,
Özel ürün,
"Kırılmaz, çizilmez çaresizlik"
Ve özel ürün hediyesi;
Ömür boyu garantili depresyon.

Sana çok yaklaştım,
Görmek için bir adım yetecek.
O adımı atmadan önce,
Gökyüzünden kopup gelen bir göktaşının,üstüme düşmesi durumunda yaşama ihtimalimi hesaplamam gerekecek.

Ve bunca hesaptan, bunca taksitten sonra,
Bitti diyebilmem için daha ne olması gerek ?
Kaç taksit kaldı bir baksana,
Daha kaç gözyaşı dökmem gerekecek?

Daha bitmedi,dur,söyleyeceklerim var;
Neden erik çalıyorum biliyor musun ?
-sevmem eriği hem de nefret ederim kırmızısından-
Çünkü sen geçiyordun erik çaldığımız bahçenin yanından.
Ne bahaneyle gidebilirdim ki?
Kim?nasıl?neden gitsindi ki benimle oraya?
Ama o kadar gittim ki ve her gidişinde seni o kadar göremedim ki...
Her gidişimde parçalıyorum ağaçların dallarını
Onlardan alıyorum hıncımı,
Bir tek dut ağaçlarına kıyamıyorum,
Ya da kıramıyorum,kim bilir belki çok sevdiğin içindir
Bilmiyorum hiç bilmiyorum...
- Erik çalmaktan nefret ediyorum, o bahçeden çalmaktan değil ama -
Ne alaka şimdi erik ya ?

Beraber aldıysak neden paylaşmadık?
Çok bencilim galiba...
Kırılmaz, çizilmez çaresizliğimin yanında verdikleri ömür boyu garantili depresyonu alsaydın bari,
Ya da hiç olmadı garantisini alsaydın da bu kadar şey yüklemeseydin bana,
O olmadı,hiç bir şey olmadı,diyelim bari yaksaydın aldıklarımla beraber beni.
Sadece beni yakmanın bir manası yok,
Tek bir yerime odaklanma,ruhum; teflon yapışmaz tava.
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - seni sevmek_2

Bulundugu yer: adı sevda..
gittin..
SeNi sevmek,bensiz akıp giden hayatına bi yabancı gibi uzaktan bakmak oldu çoktandır..
geceleri kokuna hasret yatağımda ter içinde uyanmak,kendimin bile affedemediği bi bencillikle kalbindeki TeK AşK ın benimki olması için gözyaşları içinde ALLAHa yalvarmak oldu..
SeNi yasak bi AşK gibi gözlerden uzakta,rutubetli duvarlar arasında yaşamak oldu,sevmek..
beni hayatından dışladığın için öfke nöbetlerine kapılıp bana bile yabancı gelen,hiç tanımadığım bi sesle SaNa seslenmek,haykırmak,ağlamak..sonra pişmanlıkla affedip,tutkuyla SaNa tekrar sarılmak oldu..
SeNi sevmek...
zaman: devr_i fetret
mekan: bostan-ı yürek
Yorumlar (1) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - seni sevmek..

Bulundugu yer: adı sevda..
SeNi sevmek;
AşK ın uğruna ama SeNden izinsiz başka bi kentteki yaşamımı sıfırlayıp yaşadığın kente,yaşadığın göğün altına,ıslandığın yağmurların altına gelip yerleşmekti..
SeNden başka bu koca kentte birbaşınalık ve kimsesizlikti SeNi sevmek..
sokaklarda tek bir tanıdık simaya rastlamamaya alışmaktı,güçlükle..
hücrelerimle beraber çoğalan AşK ını özgürce ve sınırsızca yaşamak için,ailemin şefkatli ve anlayışlı kollarından sıyrılıp kanatlanmak..yıllanmış can dostların sevgisini çook uzaklarda bırakmaktı..
zaman:çook önceden
mekan:karanlık bi gecenin aydınlığa boğduğu dört duvarımdan..
Yorumlar (1) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - son kimlik..

Bulundugu yer: adı sevda..
madem ki yokluğumla daha mutlusun..
ohalde;yokluk benim bu AşK için büründüğüm son kimlik olsun!..
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - ..sevgi..

Bulundugu yer: yaşama dair..
bi bakış..bi gizli gülümseme..bi parlak gözyaşı..
SeVGiye inandırmak için başka bi yemine ihtiyaç yoktur..
muhammed_ikbal
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - beni yanlışsız sakla...

Bulundugu yer: adı sevda..
saate baktım yirmibeş yaşındayım
Geç kalmadım ALLAH'ım yeniden inanmaya
Aşka geç kalmadım

Ardında yıkık şehirler ve leylaklar bırakan
Bir cümle dudaklarımı geçip beni ihlâl etti
Saate baktım müthiş bir yenilme vaktindeyim
Sevgilim
Ben nerede yağmur yağarsa orada şemsiye kırmanın kitabıyım
Ve en güzel cümlem sensin

Saate baktım buzlar ve çiçekler arasındayım
Gömleğim asyaya düşerken
Beni yanlışsız sakla bu son görünüşüm

Mevlana İdris Zengin
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - gözlerim gözlerine bakmak içindir..

Bulundugu yer: adı sevda..
Bir geldin. Hasretini bıraktın zindanıma. Karanlık karanlığa düştü. Gece gecenin üstüne indi.
Parmaklıklar dağıldı; yüzün esir aldı beni. Taşlar toz oldu; özlemin taş kesildi. Gözlerine zincirlediler gözlerimi. Gidişin hüzünlü bir sonbahardı, unutmadım.



Yıldırımlar düşürdün bakışından göğsüme… Saçlarım beyaz alev aldı. Yandım. Taş üstünde taş oldum. Suskunluğum utançtan duvarlar ördü. Sağnak sağnak yağmur oldum, yağdım küskünlüğümün çölüne. Çığ olup kendi yalnızlığıma katlandım. Uzaklığını yorgan yaptım çıplak ruhuma. Sözün güneşin yüzünü güldürürdü, unutmadım.

Sessizliğin yeniden yeniye yanmış bir kül gibi. Rüzgâr aldı nefesimi. Buzdan sütunlara çarpıldı sesim. İçimin içinde bir gurbet oldun. Sen gittin gideli, dağlar yollardan saklanır oldu. Öyle derinleşti ki vadiler; gölgeler içine girmeye nazlandı. Bütün çöllerin tozlarını yutmuş gibi dudaklarım, ah etmekten bile usandı. Susuşun ibret dolu bir kitaptı, unutmadım.

İçimde hep su sesi arıyorum. Denizler kurumuş… Lâl dudaklar susmuş.. Kıyılardan çekilmiş hayat; kemikler un ufak olmuş. Çöllerinden geçiyorum sensizliğin. Sessizliğin çığlığını büyütüyorum yüreğimde. Gelişin bir taze bahardı, unutmadım. Kalbine girdiğim yollara pusular kurulmuş. İnsan insana kavuşmuyor artık. Anka kuşları dirilmiyor yeniden. Küller bile yanmış yakılmış; ateş yeniden kendine gebe kalmıyor artık. Hıçkırıklar yalanın harmanına karışmış; gelmiyor gelemiyor yittiği yerden. Bakışın canlara can katardı, unutmadım.

Bütün bağlardan kurtuldum. Geceleri gecelerin koynuna sürdüm. Bütün ışıkları gözlerinin karasına çaldım. Yanağının kıyısına geldim. Ellerinin ateşinden serinlik umdum. Gözlerim seni gördüğü için güzel. Işık senin yüzüne vurduğu için aydınlık. Yağmur senin göğsüne dokunduğu için serin. Rüzgâr senin tenine vurduğu için nefeslenir. Dualar senin dudağına dokundu diye göklerin kapısına dayanır. Duruşun dağların başını dik tutardı, unutmadım.

Günahlarımı biliyorum, utanıyorum. İsyanlarım çok oldu; yüzüme bakamıyorum. O kadar unuttum ki, unuttuğumu hatırlamıyorum. Bana nasıl bakacağını merak ediyorum. Ürperiyorum. Ürperiyorum. Ya tanımazsan beni… “O beni sevmedi!” dercesine görmezden gelirsen ağlayan gözlerimi? Hayır, hayır, böyle olmayacak, emin olmak istiyorum. Senin müşfik bakışında, toprağın yağmura doyması gibi sonsuz bir serinliğe kavuşacağım. Senin bakışında sonsuz bir hülyânın eteğine varacağım. Özlemin cennetin kokusu bana, sana susadım.

Ne hüznü eksilir ne sana doyar bu gönül. Sen gittin, çiçekler ezildi dünyada. Sen gittin, rüyaları boğuldu bebelerin. Sen gittin, sesi duyulmaz oldu derelerin. Sen gittin, yüreklerden kan çekildi. Sen gittin, can tenden usandı. Sen gittin, dağ dağa küstü. Sen gittin, alev üşüdü. Sen gittin, aşk kalplerden çekildi. Kıyılara vurdu aşıkların cesedi. Vuslatın cennet çiçeği bana. Baharlardan hep seni sordum.

Senin serinlettiğin suları içiyor ceylanlar. Martılar senin yürüdüğün göklerde geziniyor. Kelebekler senin yüzünün değdiği bahçelere yayıyor kanatlarını. Bebelerin senin tebessümünü içiyor ana sütünden evvel. Şu dar göğsümün kozasından çıkmaya çalışıyorum. Sonsuz genişliklerin sırrı iki dudağının arasında saklı. Bir kelâm söyle n’olur! Her hecenin arefesinde seni duymak istiyorum. Hitabın denizleri taşırıyor kıyılarıma, nereye baksam sana dokunuyorum.

Sev beni cananın olayım. İçimden aksın bütün ırmaklar. Senin kıyılarını kucaklayan kocaman bir derya olayım. Rüzgârlar savursun beni, yağmurların hepsi alnıma düşsün, taşların hepsi göğsüme düşsün. Senin ayaklarını öpen kocaman bir dağ olayım. Çöller savrulsun, dağlar aradan çekilsin, yokuşlar ve inişler bitsin ki yürüdüğün yollara toz olayım. Senin hasretinle yanar her yanım, bütün ufuklardan seni umarım.


 "Çöldeyim, susuzum; dudağın bana Leylâ..
 Kuyularda Yusuf’um.; sözlerin bana Züleyhâ..
 Ateşlerde İbrahim’im; gözlerin bana deryâ..
 Sancılar içinde Meryem’im.; bakışın bana İsâ..
 Yaralar içinde Eyyub’um; hasretin bana şifâ..
 Ölüler içinde bir ölüyüm.; ellerin bana musallâ..."
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - ıhlamurlar çiçek açtığı zaman...

Bulundugu yer: adı sevda..

IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN 

 

 

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir ümit türküsü
Kar yağmış dağlara , bozulmamış örtüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerlerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum ,geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Beklesen de olur , beklemesen de
Ben bir gökkuruşum sırmalı kesende
Gecesi çok süren karlar buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırırsa seni bana
Geleceğim diyorum,takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarımı aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtmem, ne olur takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri saracağım ben
Yeter ki bir çağır çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalarda geleceğim sana
On iki ayın birisinde,kesin takvim sorma bana
ıhlamurlar çiçek açtığı zaman

Bak işte notalar karıştı ,ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmur arsız
Ey benim yeni alfabemdeki kadim elif
Ne güzellik ,ne tad var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum biraz mühlet tanı bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ihlamur çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sadığım ,sadığım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

 

Sabahattin Karakoç

Yorumlar (1) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - çocuklardan sorular :)

Bulundugu yer: yaşama dair..
 Pirincin üzerinde neden çizgi var? - .......

***
- Anne, devlet ne zaman bana da imza vericek? Ne zaman benim de imzam olucak? - .......

***
- Bunu kırıyım mı?
- Hayır.
- Bunu kırıyım mı?
- Hayır.
- Bunu kırıyım mı?
- Kır tamam kır.
- Neden?

***
- Bizim kaşımızı gözümüzü kim yaptı?
- Allah yaptı.
- Neden?

***
- Köpekli tacımı gördün mü?
- Cık. Kayıp mı ettin?
- Yok köpekli, gördün mü?
- Ha evet güzelmiş.
- Gördün mü?
***
- Anneee, bu kedinin kuyruğu niye uzamıyo?
- Ne?!
- Çekiyorum ama niye uzamıyo?

***
- Baba?
- Efendim kızım?
- Akşam olunca biz uyuyoruz ya!
- Eeee?
- Sabah kalkacağımızı nerden biliyoruz?
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - yaşamayı deniyorum SeNsiz..

Bulundugu yer: adı sevda..
Yaşamayı deniyorum sensiz....
Beklemiyorum artik seni.. Biliyorum artik, gelmeyeceksin; yine umut ciceklerim solacak, yine aglayacagim, yine hickiriklar arasinda bogulacagim.. Ama sen gelmeyeceksin. Ben hep burada kalacagim...

Yasamayi deniyorum sensiz.....
Pismanliklar icinde. Bogazimdaki dügümlenmis hatiralarin anisiyla, seni icimde bitirircesine resimlerimizi kestim tek tek, mektuplarimizi yaktim kül olana dek...

Yasamayi deniyorum sensiz...
Unutmanin zor oldugunu bile bile... Beni sevmediginin farkinda, bir ömür gecirdiginin gerekcesiyle... Yüregimdeki, icimdeki isyani susturmaya calisarak...

Yasamayi deniyorum sensiz...
Karanlik yollarda tek basima gezerek. Sabaha dek zamanla yarisip, günesi sahit tutuyorum tövbelerime. Biten her sey için yeniden baslatiyorum icimdeki mücadeleyi...

Yasamayi deniyorum sensiz...
Bir masal misali siliyorum seni düsüncelerimden... Hayalin gölgem gibi pesimdeyken, ben geceleri yasakladim kendime. Zaman gün isiklariyla baslayip bitiyor benim icin...

Yasamayi deniyorum sensiz...
Rüzgara saldim maziyi, alevlere verdim yüregimi.. Tipki ömrümü yoluna verdigim gibi... Ama bu sefer baska bir amac icin: sensizlik icin yapiyorum bunu...

Yasamayi deniyorum sensiz...
Sahile carpan dalgalarin, bizim müzigimizi kulagima fisildamasina izin vermiyorum. Artik mehtapli gecelerde yakamozlari gözlemiyorum. Hicbir vapura binmiyorum; kendime engel olamayip sana gelirim diye...

Yasamayi deniyorum sensiz...
O cok sevdigim aynaya bakmiyorum artik. Kendimi, gözlerimde gözlerini, yanagimda buseni, saclarimda ellerini görmekten korktugum icin. Dayanamayacagim yeni bir firtinaya kapilmamak icin...

Yasamayi deniyorum sensiz...
Aklimdan her gecisinde yüregimin burkulmasina katlanarak, ismin her anildiginda duymamazliktan gelerek... Sanki seninle hic olmamisim gibi devam ediyorum...

Yasamayi deniyorum sensiz...
Siirlerime düsman oldum, yazmiyorum artik. Bütün hislerimi, hayallerimi, düslerimi bir cöl yalnizligina mahkum ettim. Susuz birak onlari. Belki biraz akillanirim...

Yasamayı deniyorum sensiz...
Yüregimdeki acilarla, aldigim yaralarla, dayanmaya zamansiz gidisinle; alismaya çalisiyorum bu hayatta. Belki caresiz, belki acizim ama basim bir KARDELEN gibi dik ve ayakta olarak....
Yorumlar (1) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - dün gece...

Defalarca çaldım kapını
Kapı aşındı, elim aşındı, yüreğim aşındı
Dün gece sana geldim, çaldım kapını
Açan olmadı...

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - beni unutma...

Bulundugu yer: adı sevda..
Bir gün aşk geçilmelidir. Dal demeti akasyalar gibi aşk geçilmelidir bir gün.
Gözler geçilmelidirGülüşler, şiirler, özleyişler...Yayla kokulu çiçek olmalı bir aşk, ama geçilmeli mutlaka. Yaz bir kenara beni unutma. İhanete gebe düşlerin gecelerinde çığlık çığlığa iki martı mavimsi bir solumayı dolamışlar boyunlarına. Duygularım öylesine apseli ki, ben sana yoruluyorum. Çatlamış topraklar gibi bakıyorum gökyüzüne, kayan bir yıldız gibi kaçırıyorsun gözlerini. O an dağlar oturuyor yüreğime. O benim harcım, o benim yüreğim; sonbaharda açan, gündönümlerinde gülen, heyula tülbentlere sarmalanmış bir sevi sıcaklığı.
Bu uzun zamandır ilk. İlk yazıyorum sana ne çok zamandır susmuş kalemimle. Yürekçizen uykuların içinden geçip sessizliğin sesine yaslayarak yorgun bedenimi ve "günaydın çocuklar"ın tebessümünü hep erteleyerek öğle vakitlerine. Marka bir umut katarı sanki her yürek; hain,çirkef, kaypak!... Hepsini bohçaladım bulanık nehir kıyısında. Çünkü sen denizi seversin... Deniz ülkelerini. Uzaklara asılı kalamaz gökkuşağı. Ya da gel diyemez ilkbahar yağmurlarına, ki eşarbını rüzgara kaptırmıştır. Yaz bir kenara, beni unutma.
Sana yüreğimi veremedim,hissettiremedim dünyanın güzellik dokusundan hiç bir şey . Çiçeklerle bezenmiş bir bahçenin rayihasına kapılmanı ne çok isterdim, dilerdim ki yağmur yüreğine, en umutsuz bir zamanda ikindi güneşi yansısın tüm çıplaklığı ve berraklığı ile. Zaman ve mesafelerle büyüyen çiğ kütlesi içinde yok olmaktansa her ikisine de başta yenilmeyi anlamak, ey sevgili... Seni nasıl bulduysam öyle yitirmek isterdim.
Yazdıklarımdan daha çoksun, okuduklarımdan daha genç. Kapalı kitap, bitmemiş şiir. Virgülün soluk alışı, noktanın yitik sevdası. Kelimelerin telaşı, cümlenin tedirginliğisin. İlk kelimeden son kelimeye büyüyen fidan, paragraf ormanında ak köpüklü çağlayan. Yapım ekleri gibi dost, çekim ekleri gibi delişmensin. İsim kökü gibi oğlum, fiil kökü gibi kızım. Sevdamsın divan şiirine buram buram. Bu aşk hesaplı, çiğdem mevsimlerinde unutma beni..
Aşkın aritmetiği mi olurmuş, yaz bir kenara, beni unutma.
Terete dört türkülerine gömülmüştür ve bu türkülerden damıtılıp postaya verilmiştir. Vurmalı çalgılarda en tiz sesi çıkarmıştır. Bohçalanıp satılmıştır eskipazarlarda. Ürkmüştür, ürkütülmüştür. Öbür tarafına dönmesi söylenmiştir; doludizgin yollara vurulmuştur. Reyhan kokularında pelikan gözler uyutulmuştur, ayın şavkı daha vurmadan sırtlara. Ve bazen susmuştur. Suskunluğun alfabesi olmuştur aşkın alfabetik çocuğu. Altın gondolu ile seyahatlere çıkmıştır, keşfedilmemiş ülkelere. Ama mutlaka deniz ülkelerine. Yaz bir kenara.
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - sebeb-i hüznüm

Bulundugu yer: adı sevda..
Artık Eylül güzelim...

Yağdı yağacak yağmur havalarında, üzüldüm mü nasıl üzülürüm, umutlandım mı nasıl sevinirim, bilemezsin.

***

Şimdi üzgünüm...

Son yapraklarını da rüzgara teslim etmek üzere olan çırılçıplak bir ağaç gibi, rengimden ve neşemden eser yok...

Yalnızım...

Biliyorum; bunu ben yapıyorum.

Ama elimde değil.

Benim baktığım yerden hayat böyle gözüküyor ve başka bir açıdan bakmaya gücüm yok!

Zamana teslimim...

Gündüz vakti, perdeleri kapalı bir odada aydınlık arayan adamım...

Işık dışarıda...

Korkuyorum...

Bu korkuyla, kendi karanlığıma sığınmak, hüzünden ibaret...

Hüzün...

Hüzün ki, baştan çıkarır...

Hüzün; iskeleye bağlı geminin halatlarını zorlayan arsız rüzgar...

Koparsa ne olur?

Bu, düşünülecek bir şey değildir...

Bir yanım iskeleye çarparken ve bir yanım ufka arzulu...

Bu, düşünülecek bir şey değildir...

Hüzün; “kopsun inceldiği yerden”e giden tehlikeli bir yoldur çünkü...

Çünkü hüzün, şuuru koynuna alır ve masumca uyutur...

***

Yağdı yağacak yağmur havalarında, üzüldüm mü nasıl üzülürüm, umutlandım mı nasıl sevinirim, bilemezsin.

Belki bu gelen yağmur, benden kalan artıkları temizleyecek ve bana “vaktin doldu, artık geç oldu” diyecek...

Belki de bu yağmur, birkaç umut parçamı besleyip büyütecek, “son nefesten önceki her nefes, başlamasını bilene ilk nefes” diyecek...

***

Benim “Eylül”üm, işte böyle güzelim...

“Hüzün” güzelim...

 

 

 

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - ben böylesini seviyorum AşK'ın..

Bulundugu yer: adı sevda..

Biliyorum…

Yüzlerce kez böyle başladım anlatmaya…

“Geceydi…

Ve yağmur yağıyordu…”

Çünkü ben hep aşıktım…

***

Bilesin diye…

Bıkıp usanmadan…

Anlatıyorum işte…

Çünkü sen, seni koruyan çatının altında ve benden habersiz…

Belki geceden ve yağmurdan bile…

Her şeyden habersiz…

Kimbilir ne yapıyorsun?

Ve ne yapıyordun?

***

Geceydi ve yağmur yağıyordu…

Ve nefes alıyordum…

O damlaların yüreğime her değdiğinde çıkardığı ses…

Ateşin suyla buluşması…

Serinlik…

Ve nefes alıyordum…

***

Geceydi ve yağmur yağıyordu…

Ben böylesini seviyorum aşkın…

Evler geçiyorum… Hatta sokaklar…

Herkes bir şeyleri yaşarken ve bir şeylere aitken…

Aşkı yaşıyorum…

İhtimal midir kavuşmak?

***

Sen bilesin diye anlatıyorum; ama benden habersizsin…

Kendinden bile…

***

Kaldırımlar…

Sokak lambaları…

Günü gelip konuştuklarında…

Şahit olacaklar…

“Bu adam, aşka aitti” diyecekler…

“Bıkıp usanmadan aradı” diyecekler…

“Yandı” diyecekler…

***

Sen ve herkes uyurken...

Ben gece ve yağmurla; sokaklarda…

***

Kaldırımlar bilir beni…

Sokak lambaları bilir…

Ve sabah ezanları…

***

Gece gitmeye hazırlanırken…

Sessiz şadırvanlarda serçelerle buluşurum…

Yağmur diner… Yapraklar titreşir tatlı bir rüzgarla, koyu yeşil…

Çeşmelerden akan suda yıldızlar parıldar; kurşuni…

Aşk bulur beni…

***

Ben böylesini seviyorum aşkın…

Senden habersiz…

 

 

 

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - AşK belki..?

Bulundugu yer: adı sevda..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi...

Ama; kendimden bile önce tanıdığım...

Her saniye yeniden doğmak gibi...

Ama, asırlardır süren...

Kışa dönmeyen sonbahar; derin, duygulu...

Yaza dönmeyen ilkbahar; serin, coşkulu...

•••

Ilık avuçlarında, kar taneleri...

Güneş sıcağı, gözleri...

Ve sözleri...

Ve sesi...

•••

Böyle olmalı aşkın tarifi...

Ki, tarif edilememeli...

•••

"Resmini çiz!" deseler...

Bacası tüten bir ev belki...

Belki gece yarısı terkedilmiş bir şiir...

Veya kaldırımların kanına giren...

Aşkın ayak sesleri...

•••

"Resmini çiz!" deseler...

Her köşe başı ıhlamur kokar...

Yağmur kokar...

"Resmini çiz!" deseler...

Şehit akıncının dudaklarındaki tebessüm...

Veya...

Gecenin koynuna bırakılan gözyaşları...

Gizli ve mahcup...

•••

Aşk, istemektir belki...

Belki bir ticaret; pazarlıksız...

Bedeli kalbinizdir... Bedeli herşeydir...

Sonrası bir uzun yolculuk...

Sonrası; nasip!

•••

Tarifini sorsalar....

Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi...

Az kalsın ölüyormuşum gibi...

 

 

 

 

 

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - veda..

Bulundugu yer: adı sevda..

Kal diyen yanım; katilim olursun...

Şimdi gitmek zamanı buralardan,

Bir bardak serin sudan yarenlik dileyip,

Ve serinleyip..

???

Varsın açmasın bahçemde çiçek,

Bir fesleğene anlatırım rüyamı,

Şimdi gitmek zamanı...

???

Farzet ki gönlüm; burda doğmadın...

Bu güneş, bu gökyüzü yabancı...

Bir kara sevdayla vedalaşırcasına...

Gitmek zamanı...

???

Vakıa, bu bahçenin bülbülüydüm ben,

Çiçeklerden önce açardım her sabah,

Bir bakıştı önce...

Sonra tebessüm...

Bunca yıl avunduğum...

???

Şimdi gitmek zamanı buralardan...

Yavaştan toplarım hüznümü, heyecanımı.

Bana ait ne varsa.. Benden başka...

Ve incitmeden...

???

Ve incinmeden olsun isterdim...

Şimdi gitmek zamanı...

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

31.7.2007 - ..beni unutma..

Bulundugu yer: adı sevda..
Beni unutma...
Katlanıp atılmaya layık karalanmış bir kağıt olsam da;
Beni Unutma
Unutma beni; silik bir hatıra olsam da
Rüzgarda ufalanıp savrulmuş bir kalbim varsa da..
Sonbaharda kuruyup ayaklarının dibine düşen bir yaprak olsam da beni unutma...
Karanlıkta farkedilecek bir parıltım dahi yok ama;
Sen bu kurumuş gülü yine de unutma
Işığım yok, güneşim yok, baharım, yeşilim, rengim yok
Ama bir de sen beni yok sayma beni unutma

Cennetten kovuldum, sokaklarda uyudum,
Yusuf oldum, kuyulara atıldım
Ateşlerde soğudum, İbrahim`i buldum;
İsmail oldum, ıssız çöllerde bırakıldım,
Unutuldum ama kimseyi unutmadım

Unutmadım ayağımı ıslatan damlayı bile
Unutmadım üstüne bastığım toprağı bile
Dağlarda ovaları; ovalarda karları unutmadım
Göklerde gezdim, yerleri unutmadım
Varlar hep aklımdaydı
Yokları bile kalbimden silemedim
Unutmak insana yakışmaz, unutmayı sevmedim

Kendim için değil,
Senin kalbinde bir siyah leke olmasın diye söylüyorum inan ; BENİ UNUTMA
Unutma! Unutmak günahtır, bunu unutma , BENİ UNUTMA...
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı

Benim hakkımda

sade ve sadece geçiyordum buralardan...

Baglantılar

Ana Sayfa
Profil
Arşiv
Arkadaşlarım
Bana Eposta gönder

Arkadaşlarım