|
Benim hakkımda
Bazen bazenlere karışırsan,, bilki sen benim için hiç bazen olmadın.
<%%>
Menü
Arkadaşlarım
Baglantılar
Ziyaretçi Defteri
2
sayfadan
1
. sayfa
geri | ileri |
14/9/2008
-
Gönüllere
|

Evvela sevmeyi öğren!
Yanıp kül olmayı öğren!
Öğrenki anla vazgeçmeyi,
Öğren ki anla hevesle sevda arasındaki ince çizgiyi!
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
14/9/2008
-
Uğurlama
|
Merasimi yoktur BU yolculuğun!kolun kalkmaz ki el sallamaya..
Mecalin ,isteğin yoktur!
Gelenektir ya Yolcunun ardından su dökmek,değil su dökmek,
"GİTME" Diyebilmek cesaret ister!
konuşmak yasak!susup bakmaksa yapabileceğinin en iyisi!
Gitmek mi zor?
Kalmak mı?
Yoksa Bakakalmak mı zor olanı?
Ağlayamamak,susmak...bakmak,sadece bakmak..
Bu mu zor olan?
Bu mu İnsanın Canını En Çok Acıtan?
Gözlerin dolar ardından bakarken,
dut yemiş bülbülsündür..
En çok haykırmak isteyen sen İken,
Sözlerin değil,Gözlerindir seni anlatan
Ve...
Gözlerinde ki Buğudur"ELVEDA"sözcüğü...
Çünkü Konuşmak Yasak!
Ağlamak yürek İster!
Susmaksa Yapabileceğinin en İyisi....
asil sevdam
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
14/9/2008
-
Cehennem Kapısı Gibim
17/8/2008
-
bitmıyor aŞK ..ÇÜNKÜ MezARI YOK
|
her düşüşünde gözümden siyah damlaların, birikmiş keder, unutulmamış acılara bi taş daha konuluyo kalbimde...Ürperen tenim değil, ruhum bu sefer. öyle bi esiyor ki rüzgar, kalmayacak senden diye inatla haykırıyor yüzüme.Cok soğuk bu gece.bütün hücrelerim kalbimin ortasında inatla tütmeye devam eden küllerin etrafına dizilmiş, küllerin yeniden alev almasını sağlayacak o közü bekliyorlar sanki..ama düşen her damla, bir parcasını daha söndürüyor gitmeden...Islak seyler ateş tutmaz ya hani bütün sanslarımı harcarcasına akıtıyorum siyahlıkları...Soğuk gözümden cıkmasını fırsat bildiği damlaları daha yere ulasmadan donduruyor...acı dolu saatlerde, yere düşen her damlada ayrı bi haykırıs duyuyorum. Donmus olan her bi damla paramparca olmadan önce acıyan gözlerle bakıyorlar bana. her bi damlada ayrı bi öLüm.
her ölümde ayrı bi keşke dilimde.
Bilinmezliğin sonsuzluğuna bilerek düşüorum..Düş'lerimin sıcaklığını düşüşlerimin soğukluğu bastırıyor..terli terli aşk içiyorum..kalbime bez koyanda yok...geceleri aklımın üstünü örtende.Hasta olucaksın diyende..
Yalnızlığın sevgilisiyim ben artık...
cokLuk içinde bi yokluk
sevinc içinde bi keder..
dünya üzerinde bi Leke...
vazgeciyorum bende||
Ve son bi ses gitmeden...
TabuLa Rasa cağrıyor işte küllerimi...
Sus.
Sus ki gülesin ağrıyan yerlerinden artan azimle
Gövden kabuk bağlamış, acıya bitmiş ağaç gibisin
Durduğun yerde düşüyor yaş iki damla şeklinde belki de mevsim
Bitmiyor aşk çünkü mezarı yok
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
17/8/2008
-
Yalan
|

YALAN
kan revan uykusuzluklardayım
yapayalnız sensizlik içinde bi garip
bi öksüz kaldı kelimelerim
sana son şiirimi yazarken
beyaz kağıtlarım vardı yarınlarımı yazmaya
kara kalemlerle kirlettim
yaşanılmışlıklarım vardı düş beyazı
gece karanlığında gece ayazlarında
ve nedensiz zamanlarda seninle gittiler...
bi koşeden izledim hep yokoluşlarımı
yüreğimin parçalarını izledim
ayazlı sabahlarda nasıl yandığını izledim
sana verdim tüm sancılı molalarımı
hayat üzerinde dinlenirken
ve sanaymış demek bütün hüzünler
ve ağlamalar sanaymış
ve bilmiyordum
demek sana çıkarmış uykusuz sabahlar
ve acımasız yollar.
gitmelere hasretim şu sıralar
nereye olursa
bi martı sesi uzaklığında zamana
ve son durağında olsam hasretliklere
ve bi baksam dağ sandığım düzlüklere
donup ardımsıra koşan sevdalara
desemki hak ediyormu nisan yağmurları saclarını
ve yıldızlar kıskansa tenine dokunmasını
ve gece ayazlarında ağlasa
ve yıldız yorgan altında bi sabah
bi düş gorsem
beyaz düş
ıslanmış olsa saçların
martı sesleri eşlik etse aşkımıza
bi şiir yazsam sana
sarılsam okşasam yanağını
ama olmaz dimi
beyaz bi düştür kurduğum
karanlık dünyamda kocaman bi beyaz düş
kocaman bi beyaz yalan...
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
25/6/2008
-
kısaca yaşam
|
Yaşam bir kitaba benzer...
Ön kapağı geleceği
Yazılar yaşananları
Resimler hatıraları
Dipnotlar dostlukları
Sayfalar yılları
Arka kapağı ise geçmişi
Temsil eder...
Öyle bir kitap yaz ki,
Yazılan kadar resimleri ve dipnotları
Da çok olsun...
Öyle bir kitap yaz ki,
Arka kapağına yazdıkların
Hiçbir zaman pişman ettirmesin...
Öyle bir kitap yaz ki,
Ön kapağı tertemiz kadar dopdolu da olsun...
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
20/6/2008
-
İlk Günkü Gibi
|
Hz.Aişe, Peygamberimizle yeni evlenmişti.
Eşinin kendisini sevip sevmedigini merak etmekteydi,
ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdigini…
Hz.Aişe bu düşüncesini Peygamber Efendimizle konuşmadan edemedi.
“Ey Allah’ın Resulü,beni seviyor musun?”
“Evet,Ya Aişe tabi seviyorum!”
Aişe dahasını da merak ediyordu,acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu:
“Beni nasıl seviyorsun?”
Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine;
“Kördüğüm gibi”
bu cevap Hz. Aişe’yi cok sevindirdi,çünkü kördügüm açılamazdı.
Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti.
Alacagı cevap onu çok mutlu ettigi için,Hz. Aişe sık sık sorardı:
“Ey Allah’in Resulü, kördüğüm ne alemde?”
Peygamberimiz,Hz.Aişe’yi memnun eden cevabı verirdi her defasında:
“İlk günkü gibi…”
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
16/6/2008
-
REÇETE
|


 
MEHMET SELİM POLAT
REÇETE
Ey yüksek sosyeteye mensup modacı hanım,
Eğlence zümresinin başının tacı hanım,
Bu metod ki, sizlerin müsbet ilâcı hanım:
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Yerindedir tahsilin, güzelliğin şahane.
Varsa Türk'ten tâlibin, bul çeşitli bahane.
Bir ecnebî hovarda yakalarsan daha ne? ...
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Flörtünün sayısı; en az on beş olmalı...
Kimisi hâlis züppe, kimisi keş olmalı...
Altın kolyen, kürk manton, taksin beleş olmalı.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
İç votkayı, şarabı; sokaklarda nâra at.
Medeniyet sizlerle yükselmektedir kat kat(!)
Çeşni ruha gıdadır, her gün bir yatakta yat...
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Hiç durma twist öğren, her gün bir baloya git;
Tırnağını, yüzünü, dudağını boya git.
Sun'î peyke vâris ol, conilerle aya git.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Bazen düz pantalon giy, traş ettir enseni.
Bin dolaş bisiklete, göster şöyle sen seni.
Kabahat ailende.. anlıyorum ben seni.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Artist ol, filim çevir; ismine yıldız derler...
Bin kez kürtaj yaptırsan gene sana kız derler!
Çıplak resim çektirsen, ne şahane poz derler.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Mayoyla endam göster, git jürinin önünde..
Mahremini teşhir et her birinin önünde..
Seçil bir kıraliçe imtihanın sonunda.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Hayır, inanma kızım! Bunlar hep istihzadır.
Namus, insanlar için en mukaddes meyvadır.
Gençlikte hissiyatın belki seni aldatır.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Haddinden çok açılmak soysuzun modasıdır.
Türk oğluna anne ol, iftihar et onunla;
Elin soysuz züppesi bağdaşamaz seninle;
Bu yurdun kızı isen şu sözü iyi dinle:
'Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Yapacağın düşüklük bize yüz karasıdır.'
Abdurrahim Karakoc
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
16/6/2008
-
Ömrüm NE Kadarsa
ÖMRÜM NE KADARSA....
Kara sevda derler mecnunun aşkına,
Leylalar hiç kara sevda olmaz mı aşkına?
Yoksa dilimize mi vurmuşlar kelepçe?
Konuşamadığım, ondan mıdır sevdiğim?
Haykırsam, aşığının desem pencerenin önünde,
Serenat yapsam romantik âşık gibi,
Demet demet çiçek yollasan sana,
Delidir derler mi sevdiğim?
Herkes gibi sevemez miyim seni?
Peşinden koşsam, sıkılır mısın bundan?
Kaçıp uzaklaşıp, kurtulmak ister misin benden?
Başıma bela oldu buda... Der misin sevdiğim?
Dilimde şarkı oldu ismin,
Her nereye gitsem seni söylerim.
İçine bakamadığım gözlerinin,
Tutsağıyım ey sevdiğim.
Etrafımda hep sen, nereye gitsem,
Tüm dünyam seninle dolu,
Başkaldırdım sensizliğe,
Sensiz dünya ölüm bana sevdiğim.
İster duy sesimi, anla sevdiğimi
İster duyma görmezlikten gel beni,
Şu kadarını söyleyeyim sevdiğim
Ömrüm ne kadarsa o kadar seveceğim.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
15/6/2008
-
asi ve mavi 3
|
Asi Mavi
Deniz yeşil Gök gri, Rüzgarın rengi çamur
Güllerin benzi solgun Kirliliğini soluyoruz doğanın
Simsiyah hüznün teni Maviler değil,eskisi gibi
Umutlar bile yaşamıyor içinde Yeşiller utanıp
Kızarıyor insan oğlundan. İnsanlarsa,pembe düşler peşinde Çiziyorlar,gökkuşaklarını yeniden
Sanki kendi eserleriymiş gibi hoyrat Sanki babalarının malı gibi sorumsuz Geçme yarışındalar altından Öyle kandırmış birileri Oysa o kadar acımaz ki zaman Siyaha dönmeye,devam ediyor mavi
Kirlenmeyen ne kaldı geriye?
Sen mi?
Ben mi?
Yüreğim asi mavi Ama bir şeyi biliyorum
Birileri,duydu sözlerimi
Ve ayriliklarin vakti gelmisti,Her sevgilinin ayrildigi gun bizide bulmustu,
Gozyaslarim gidisine degil, seni biraktigima akiyordu,Ve her askin sonu oldugu gibi bizimkininde sonu gelmisti,
Belki de bundan sonra yoksun, belkide varsin Unutursun diyorsun ya,Belki unuturum belki unutmam...
Sadece icimde bir ciglik var...Ayrilirken belkide gunes isitmiyordu dunyami,Gunes aydinlatmiyordu yolumu,
Ve karanlik dunyamda sadece,Ve sadece cigliklar kopuyordu,Belkide vardin, belkide yoktun...
Ne eskisi kadar, ne de eskisinden cok..Ve gunes isitmiyordu aydinlatmiyordu dunyami
Ve icimde sadece cigliklar kopuyordu....
Bir bulbulun gule feryadi,Bir mecnunun leylaya olan sevdasi,
Ve benim icimde olan cigliklarHepsi ayni kapiya cikiyordu....Ve ayrilik vakti gelmisti,
Icimde sadece cigliklar vardi, cigliklar......
Sessiz Cigliklar...

|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
15/6/2008
-
ASİ VE MAVİ 2
|
Sen vurdunda ben ÖLMEDİM Mİ??söylesene
Anne ölüyorum
Anlamsızlaştı bak her şeyim
Benliğimi yitiriyorum
Anne tut ellerimi
Bilmediğim bir boşluğa düşüyorum.
Gülmeyi unuttum anne
Kaçıncı asrındayım ömrün
Suskun kalıyor feryatlarım
Anne bak ölüyorum.
Hani oğlun var ya?
Hani yitirilmiş umutların
Hani gözlerinin gülen yanı var ya?
Ölüyor anne tut ellerini.
Vasiyetimdir anne
Beyaz damatlığımla gömün beni
Anlamsızlaşıyorum
Öldürün beni…
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
15/6/2008
-
ASİ VE MAVİ
|
ASİ VE MAVİ BİR SEVDA BU...
Gündüz gözü ile görülmeyecek sevdalarla tanışmışım. Yangınların ortasında, yaprakları yeşil ama bir o kadarda maviyi anımsatan bir yerçin.
Güneşten daha sıcak yıldızlar gibi pırıl pırıl. Sadece doğruyu taşıyan, olduğu gibi görünen bir yazgı... Dünyanın en karanlık yerinde bile olsan yazgının getirdiği sıcaklık ve beraberindeki ışık, her şeye yetiyor.
Gündüz gözü ile görülmeyecekleri görebilecek kadar Asi bir Mavilik bu... Dünyanın hiçbir yerinde olmayan kazanmak için gereken tek şeyin asi bir sevdanın olduğu bir ateş. Asi ve Mavi bir sevda bu dünyanın en soğuk yerinde bile olsan, yüreğindeki ısı buzulları eritir...
Ama her yürek taşıyamaz bu ateşi. Kimi zaman sen de yanarsın bu ateşte, eriyip gidersin...
Her kesin kaldıramayacağı bir bu, taşımak için yürek gerekir.... Cesaret birazda delilik, sevda gerekir, gözü karanlık, yüreği mavi , düşüncesi yok, kaygısızca, nedeni yok, beklentisi olmayan.
Her yürek taşıyamaz bu sevdayı Asi ve Mavi bir sevda bu !...
AMA ARTIK KIRMIZA MAHKUM EYLEDİN BENİ.YÜREĞİMİNN RENGİ.
ßİR @$K V€ İKİ Y@RIM YÜR€K...
......kırık bir aşk.............hikayesi bu...
..umutsuzluklarla..........ve hüzünle dolu...
güneşinden yoksun; umut, bulutlar ardında
gökyüzü kapkaranlık ve biz burada ışıksızız
yollar aşılamaz türden, ufuklar bizden uzak
.bugünler mutsuz ve yarınlar çok umutsuz
...amaçlar belirsiz ve araçlar çok yetersiz
.....görüşebilmek zor, görüşmemek zor.
.........sevebilmek ve de sevilebilmek,
............ne kadar mümkün sence?
...............ne kadar olası bu düş?
..................birleşebilir miyiz?
.......................sen-ve-ben
.........................bir gün!
...........................? ?
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
31/5/2008
-
Aşk Töresi
Söylemeye gerek olduğunu sanmıyorum, çünkü bunu herkes bilir ki âşık ayrılığa düşünce inde yanan şeyin adı ateş olur. Aslında bu ateşin ilk kıvılcımı, sevgiliyi gördüğümüz ilk anda, onun ışığından sıçrayıp gözümüze, oradan da kalbimize girmiş, sonra da kalbimizi tutuşturmuştur. Sonraki zamanlarda duyulan özlem, sevgilinin adını her anış, onu her hatırlayış bu ateşi biraz daha alevlendirecek ve ah ettikçe dumanı aşığın ağzından dışarılara çıkacaktır. Gözde tutuşup, gönülde yanarak aşığı mütemadiyen yakan ve yaktıkça alevini arttıran bu ateş sönebilecek cinsten değildir. Âşık ona istediği kadar su serpsin (gözyaşlarını akıtsın), elinden geldiği kadar gözyaşlarını ırmaklara döndürsün nafile, ‘’Kim bu denlü tutuşan odlare kılmaz çare su!’’ Ateş manevi (ruhani), su da maddi (cismani) olunca elden ne gelir.
Hani şair Karamanlı Nizami der ya:
Yandırıp yaşımı dökse ne aceb zülf ü ruhun
Ki biri ateşe benzer biri dütün gibidir
‘’Kara zülfün ile kırmızı yanağın beni yandırıp yaşımı dökse şaşılmaz. Çünkü zaten onlardan birincisi duman misali, ikincisi de ateş gibidir.’’
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
31/5/2008
-
Kayıp aranıyor???
|
KAYIP ARANIYOR
BU BİR İLANDIR
BELKİ GARİP GELECEK SİZE
BELKİ ALIŞILMIŞIN DIŞINDADIR
GÜLDÜRECEKTİR BELKİ SİZİ
BELKİDE AĞLATACAKTIR
BU BİR İLANDIR
YILLAR ÖNCE
YÜREĞİMİZDEKİ SICAK EVİNDEN AYRILAN
VE BİR DAHA KENDİSİNDEN HABER ALINAMAYAN
YÜZÜNDE TEBESSÜM
BAŞINDA MERHAMET
ELİNDE ŞEFKAT
DİLİNDE SOHBET
GÖZÜNDE GÖZYAŞI,
AYAĞINDA YARDIM TELAŞI
ÜZERİNDE FAZİLETTEN BİR MONT
ERDEMDEN BİR GÖMLEK OLAN
YANLIZCA YAPTIĞI İYİLİĞİ
VE GÖRDÜĞÜ KÖTÜLÜĞÜ UNUTAN
AKLİ DENGESİ YERİNDE
NE DEDİĞİNİ BİLEN
HERKESİ ÇOK SEVEN
İNSANLIĞIMIZI KAYBETTİK.
KENDİSİNİ GÖRENLERİN
BULUNDUĞU YERİ BİLENLERİN
İNSANLIK ADINA
YÜREĞİNE VE VİCDANINA
HABER VERMELERİ
RİCA OLUNUR.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
28/5/2008
-
Mecnun
|

Mecnun hastalanmış, ateşler için yanıyordu. Yakınları, başında kaygıyla bekleşiyordu. Aşk belasıyla kendini yitirmiş olan bu çilekeş adamın acısını paylaşmaya çalışıyordu. Hekim gelir ve muayene ettikten sonra, "Damardan kan alacağım" der. Kolunu bağlayarak işe koyulur. Mecnun güçlükle, "Hayır, hayır!" der. "Bırak doktor, buna izin veremem." Hekim: "Durumun iyi değil, hastalığın ilerlerse çaresiz kalabiliriz" der.
Mecnun: "Üzgünüm" der. "Buna izin veremem!"
"Neden ama?" diye sorar, Hekim. "Yoksa korkuyor musun? Sen ki çölün vahşilerinden korkmazdın..."
Mecnun: "Korkum neşterden değil!" dedi. "Benim varlığım Leyla ile dolu. Kolumu yararken onun incinmesinden korkuyorum."
Aşkmış ne varsa alemde
SELAM VE DUA İLE
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz!
:: Baglantı
|
|