BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


Hicret-i Resul (S.A.S) Ana Sayfa
<%http://www.teslimiask.com/r/gi1q16hH6z_oqjuV9G4ZFXU51N0DM6Ds?previous_view=lt_embedded_url%>
Benim hakkımda

Bazen bazenlere karışırsan,, bilki sen benim için hiç bazen olmadın.

  • <%
    %>
  • Menü
    Arkadaşlarım
      Baglantılar
      Ziyaretçi Defteri






      2 sayfadan 1 . sayfa
      geri | ileri
      14/9/2008 - Gönüllere


      Evvela sevmeyi öğren!
      Yanıp kül olmayı öğren!
      Öğrenki anla vazgeçmeyi,
      Öğren ki anla hevesle sevda arasındaki ince çizgiyi!
      Simge

      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      14/9/2008 - Uğurlama
      Simge
      Merasimi yoktur BU yolculuğun!kolun kalkmaz ki el sallamaya..
      Mecalin ,isteğin yoktur!
      Gelenektir ya Yolcunun ardından su dökmek,değil su dökmek,
      "GİTME" Diyebilmek cesaret ister!
      konuşmak yasak!susup bakmaksa yapabileceğinin en iyisi!
      Gitmek mi zor?
      Kalmak mı?
      Yoksa Bakakalmak mı zor olanı?

      Ağlayamamak,susmak...bakmak,sadece bakmak..
      Bu mu zor olan?
      Bu mu İnsanın Canını En Çok Acıtan?
      Gözlerin dolar ardından bakarken,
      dut yemiş bülbülsündür..
      En çok haykırmak isteyen sen İken,
      Sözlerin değil,Gözlerindir seni anlatan
      Ve...
      Gözlerinde ki Buğudur"ELVEDA"sözcüğü...
      Çünkü Konuşmak Yasak!
      Ağlamak yürek İster!
      Susmaksa Yapabileceğinin en İyisi....
      asil sevdam

      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      14/9/2008 - Cehennem Kapısı Gibim

      NİYET ETTİM İSLAMA

      Cehennemin Kapısı



      Burası Özbekistan'ın ücra kasabalarından biri Darvaz...




      Ancak çok önemli bir özelliği var. Darvaz'ın yerlilerine
      göre "Cehenneme açılan kapı" orada!..



      Burası tam 35 yıldır yanıyor. Hem de hiç durmadan...



      35 yıl önce doğal gaz aramaları için yapılan kazılar sırasında,
      ekipler bir yeraltı mağarasıyla karşılaştılar. Delinen yerin
      etrafı bir anda çöktü. Korkunç bir çukur oluştu.



      Üstelik mağaranın içinden toksit gazlar yükseliyordu.
      Bu toksik gazların atmosfere karışmasını önlemek
      için mağaranın dibine patlayıcı atıldı.

      İşte o andan sonra yanmaya başlayan gazları
      hiç kimse söndüremedi



      Yaz kış, gece gündüz, derinliği belli olmayan bu
      çukur yanmaya devam ediyor


      Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      17/8/2008 - bitmıyor aŞK ..ÇÜNKÜ MezARI YOK
       
      ...MooDy... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
      her düşüşünde gözümden siyah damlaların, birikmiş keder, unutulmamış acılara bi taş daha konuluyo kalbimde...Ürperen tenim değil, ruhum bu sefer. öyle bi esiyor ki rüzgar, kalmayacak senden diye inatla haykırıyor yüzüme.Cok soğuk bu gece.bütün hücrelerim kalbimin ortasında inatla tütmeye devam eden küllerin etrafına dizilmiş, küllerin yeniden alev almasını sağlayacak o közü bekliyorlar sanki..ama düşen her damla, bir parcasını daha söndürüyor gitmeden...Islak seyler ateş tutmaz ya hani bütün sanslarımı harcarcasına akıtıyorum siyahlıkları...Soğuk gözümden cıkmasını fırsat bildiği damlaları daha yere ulasmadan donduruyor...acı dolu saatlerde, yere düşen her damlada ayrı bi haykırıs duyuyorum. Donmus olan her bi damla paramparca olmadan önce acıyan gözlerle bakıyorlar bana. her bi damlada ayrı bi öLüm.
      her ölümde ayrı bi keşke dilimde.
      Bilinmezliğin sonsuzluğuna bilerek düşüorum..Düş'lerimin sıcaklığını düşüşlerimin soğukluğu bastırıyor..terli terli aşk içiyorum..kalbime bez koyanda yok...geceleri aklımın üstünü örtende.Hasta olucaksın diyende..

      Yalnızlığın sevgilisiyim ben artık...
      cokLuk içinde bi yokluk
      sevinc içinde bi keder..
      dünya üzerinde bi Leke...
      vazgeciyorum bende||
      Ve son bi ses gitmeden...
      TabuLa Rasa cağrıyor işte küllerimi...

      Sus.
      Sus ki gülesin ağrıyan yerlerinden artan azimle
      Gövden kabuk bağlamış, acıya bitmiş ağaç gibisin
      Durduğun yerde düşüyor yaş iki damla şeklinde belki de mevsim
      Bitmiyor aşk çünkü mezarı yok

       


      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      17/8/2008 - Yalan

      YALAN



      kan revan uykusuzluklardayım
      yapayalnız sensizlik içinde bi garip
      bi öksüz kaldı kelimelerim
      sana son şiirimi yazarken

      beyaz kağıtlarım vardı yarınlarımı yazmaya
      kara kalemlerle kirlettim
      yaşanılmışlıklarım vardı düş beyazı
      gece karanlığında gece ayazlarında
      ve nedensiz zamanlarda seninle gittiler...

      bi koşeden izledim hep yokoluşlarımı
      yüreğimin parçalarını izledim
      ayazlı sabahlarda nasıl yandığını izledim
      sana verdim tüm sancılı molalarımı
      hayat üzerinde dinlenirken
      ve sanaymış demek bütün hüzünler
      ve ağlamalar sanaymış
      ve bilmiyordum
      demek sana çıkarmış uykusuz sabahlar
      ve acımasız yollar.

      gitmelere hasretim şu sıralar
      nereye olursa
      bi martı sesi uzaklığında zamana
      ve son durağında olsam hasretliklere
      ve bi baksam dağ sandığım düzlüklere
      donup ardımsıra koşan sevdalara
      desemki hak ediyormu nisan yağmurları saclarını
      ve yıldızlar kıskansa tenine dokunmasını
      ve gece ayazlarında ağlasa
      ve yıldız yorgan altında bi sabah
      bi düş gorsem
      beyaz düş
      ıslanmış olsa saçların
      martı sesleri eşlik etse aşkımıza
      bi şiir yazsam sana
      sarılsam okşasam yanağını
      ama olmaz dimi
      beyaz bi düştür kurduğum
      karanlık dünyamda kocaman bi beyaz düş
      kocaman bi beyaz yalan...

      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      25/6/2008 - kısaca yaşam

      Yaşam bir kitaba benzer...
      Ön kapağı geleceği
      Yazılar yaşananları
      Resimler hatıraları
      Dipnotlar dostlukları
      Sayfalar yılları
      Arka kapağı ise geçmişi
      Temsil eder...

      Öyle bir kitap yaz ki,
      Yazılan kadar resimleri ve dipnotları
      Da çok olsun...
      Öyle bir kitap yaz ki,
      Arka kapağına yazdıkların
      Hiçbir zaman pişman ettirmesin...
      Öyle bir kitap yaz ki,
      Ön kapağı tertemiz kadar dopdolu da olsun...

      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      20/6/2008 - İlk Günkü Gibi

                 

      Hz.Aişe, Peygamberimizle yeni evlenmişti.

      Eşinin kendisini sevip sevmedigini merak etmekteydi,

      ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdigini…

      Hz.Aişe bu düşüncesini Peygamber Efendimizle konuşmadan edemedi.

      “Ey Allah’ın Resulü,beni seviyor musun?”

      “Evet,Ya Aişe tabi seviyorum!”

      Aişe dahasını da merak ediyordu,acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu:

      “Beni nasıl seviyorsun?”

      Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine;

      “Kördüğüm gibi”

      bu cevap Hz. Aişe’yi cok sevindirdi,çünkü kördügüm açılamazdı.

      Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti.

      Alacagı cevap onu çok mutlu ettigi için,Hz. Aişe sık sık sorardı:

      “Ey Allah’in Resulü, kördüğüm ne alemde?”

      Peygamberimiz,Hz.Aişe’yi memnun eden cevabı verirdi her defasında:

      “İlk günkü gibi…”


      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      16/6/2008 - REÇETE

      Türban

      MEHMET SELİM POLAT

      REÇETE

      Ey yüksek sosyeteye mensup modacı hanım,
      Eğlence zümresinin başının tacı hanım,
      Bu metod ki, sizlerin müsbet ilâcı hanım:
      Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
      Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

      Yerindedir tahsilin, güzelliğin şahane.
      Varsa Türk'ten tâlibin, bul çeşitli bahane.
      Bir ecnebî hovarda yakalarsan daha ne? ...
      Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
      Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

      Flörtünün sayısı; en az on beş olmalı...
      Kimisi hâlis züppe, kimisi keş olmalı...
      Altın kolyen, kürk manton, taksin beleş olmalı.
      Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
      Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

      İç votkayı, şarabı; sokaklarda nâra at.
      Medeniyet sizlerle yükselmektedir kat kat(!)
      Çeşni ruha gıdadır, her gün bir yatakta yat...
      Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
      Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

      Hiç durma twist öğren, her gün bir baloya git;
      Tırnağını, yüzünü, dudağını boya git.
      Sun'î peyke vâris ol, conilerle aya git.
      Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
      Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

      Bazen düz pantalon giy, traş ettir enseni.
      Bin dolaş bisiklete, göster şöyle sen seni.
      Kabahat ailende.. anlıyorum ben seni.
      Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
      Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

      Artist ol, filim çevir; ismine yıldız derler...
      Bin kez kürtaj yaptırsan gene sana kız derler!
      Çıplak resim çektirsen, ne şahane poz derler.
      Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
      Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

      Mayoyla endam göster, git jürinin önünde..
      Mahremini teşhir et her birinin önünde..
      Seçil bir kıraliçe imtihanın sonunda.
      Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
      Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

      Hayır, inanma kızım! Bunlar hep istihzadır.
      Namus, insanlar için en mukaddes meyvadır.
      Gençlikte hissiyatın belki seni aldatır.
      Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
      Haddinden çok açılmak soysuzun modasıdır.

      Türk oğluna anne ol, iftihar et onunla;
      Elin soysuz züppesi bağdaşamaz seninle;
      Bu yurdun kızı isen şu sözü iyi dinle:
      'Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
      Yapacağın düşüklük bize yüz karasıdır.'

      Abdurrahim Karakoc

       


      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      16/6/2008 - Ömrüm NE Kadarsa

       

                    ÖMRÜM NE KADARSA....




      Kara sevda derler mecnunun aşkına,
      Leylalar hiç kara sevda olmaz mı aşkına?
      Yoksa dilimize mi vurmuşlar kelepçe?
      Konuşamadığım, ondan mıdır sevdiğim?

      Haykırsam, aşığının desem pencerenin önünde,
      Serenat yapsam romantik âşık gibi,
      Demet demet çiçek yollasan sana,
      Delidir derler mi sevdiğim?

      Herkes gibi sevemez miyim seni?
      Peşinden koşsam, sıkılır mısın bundan?
      Kaçıp uzaklaşıp, kurtulmak ister misin benden?
      Başıma bela oldu buda... Der misin sevdiğim?

      Dilimde şarkı oldu ismin,
      Her nereye gitsem seni söylerim.
      İçine bakamadığım gözlerinin,
      Tutsağıyım ey sevdiğim.

      Etrafımda hep sen, nereye gitsem,
      Tüm dünyam seninle dolu,
      Başkaldırdım sensizliğe,
      Sensiz dünya ölüm bana sevdiğim.

      İster duy sesimi, anla sevdiğimi
      İster duyma görmezlikten gel beni,
      Şu kadarını söyleyeyim sevdiğim
      Ömrüm ne kadarsa o kadar seveceğim.


      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      15/6/2008 - asi ve mavi 3

       

       

      Asi Mavi

      Deniz yeşil Gök gri, Rüzgarın rengi çamur
      Güllerin benzi solgun Kirliliğini soluyoruz doğanın
      Simsiyah hüznün teni Maviler değil,eskisi gibi
      Umutlar bile yaşamıyor içinde Yeşiller utanıp
      Kızarıyor insan oğlundan. İnsanlarsa,pembe düşler peşinde Çiziyorlar,gökkuşaklarını yeniden
      Sanki kendi eserleriymiş gibi hoyrat Sanki babalarının malı gibi sorumsuz Geçme yarışındalar altından Öyle kandırmış birileri Oysa o kadar acımaz ki zaman Siyaha dönmeye,devam ediyor mavi
      Kirlenmeyen ne kaldı geriye?
      Sen mi?
      Ben mi?
      Yüreğim asi mavi Ama bir şeyi biliyorum
      Birileri,duydu sözlerimi





       














                                                 
                        Ve ayriliklarin vakti gelmisti,Her sevgilinin ayrildigi gun bizide bulmustu,
      Gozyaslarim gidisine degil, seni biraktigima akiyordu,Ve her askin sonu oldugu gibi bizimkininde sonu gelmisti,

                    Belki de bundan sonra yoksun, belkide varsin Unutursun diyorsun ya,Belki unuturum belki unutmam...
      Sadece icimde bir ciglik var...Ayrilirken belkide gunes isitmiyordu dunyami,Gunes aydinlatmiyordu yolumu,
      Ve karanlik dunyamda sadece,Ve sadece cigliklar kopuyordu,Belkide vardin, belkide yoktun...
      Ne eskisi kadar, ne de eskisinden cok..Ve gunes isitmiyordu aydinlatmiyordu dunyami

                              Ve icimde sadece cigliklar kopuyordu....
      Bir bulbulun gule feryadi,Bir mecnunun leylaya olan sevdasi,
      Ve benim icimde olan cigliklarHepsi ayni kapiya cikiyordu....Ve ayrilik vakti gelmisti,
      Icimde sadece cigliklar vardi, cigliklar......
                                     

                                            Sessiz Cigliklar... 

       


      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      15/6/2008 - ASİ VE MAVİ 2
       
      Sen vurdunda  ben ÖLMEDİM Mİ??söylesene
       










      Anne ölüyorum
      Anlamsızlaştı bak her şeyim
      Benliğimi yitiriyorum
      Anne tut ellerimi
      Bilmediğim bir boşluğa düşüyorum.

      Gülmeyi unuttum anne
      Kaçıncı asrındayım ömrün
      Suskun kalıyor feryatlarım
      Anne bak ölüyorum.

      Hani oğlun var ya?
      Hani yitirilmiş umutların
      Hani gözlerinin gülen yanı var ya?
      Ölüyor anne tut ellerini.

      Vasiyetimdir anne
      Beyaz damatlığımla gömün beni
      Anlamsızlaşıyorum
      Öldürün beni…



       


      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      15/6/2008 - ASİ VE MAVİ
      ASİ VE MAVİ BİR SEVDA BU...

      Gündüz gözü ile görülmeyecek sevdalarla tanışmışım. Yangınların ortasında, yaprakları yeşil ama bir o kadarda maviyi anımsatan bir yerçin.

      Güneşten daha sıcak yıldızlar gibi pırıl pırıl. Sadece doğruyu taşıyan, olduğu gibi görünen bir yazgı... Dünyanın en karanlık yerinde bile olsan yazgının getirdiği sıcaklık ve beraberindeki ışık, her şeye yetiyor.

      Gündüz gözü ile görülmeyecekleri görebilecek kadar Asi bir Mavilik bu... Dünyanın hiçbir yerinde olmayan kazanmak için gereken tek şeyin asi bir sevdanın olduğu bir ateş. Asi ve Mavi bir sevda bu dünyanın en soğuk yerinde bile olsan, yüreğindeki ısı buzulları eritir...

      Ama her yürek taşıyamaz bu ateşi. Kimi zaman sen de yanarsın bu ateşte, eriyip gidersin...
      Her kesin kaldıramayacağı bir bu, taşımak için yürek gerekir.... Cesaret birazda delilik, sevda gerekir, gözü karanlık, yüreği mavi , düşüncesi yok, kaygısızca, nedeni yok, beklentisi olmayan.

      Her yürek taşıyamaz bu sevdayı Asi ve Mavi bir sevda bu !...
      AMA ARTIK KIRMIZA MAHKUM EYLEDİN BENİ.YÜREĞİMİNN RENGİ.
      ßİR @$K V€ İKİ Y@RIM YÜR€K...
      ......kırık bir aşk.............hikayesi bu...
      ..umutsuzluklarla..........ve hüzünle dolu...
      güneşinden yoksun; umut, bulutlar ardında
      gökyüzü kapkaranlık ve biz burada ışıksızız
      yollar aşılamaz türden, ufuklar bizden uzak
      .bugünler mutsuz ve yarınlar çok umutsuz
      ...amaçlar belirsiz ve araçlar çok yetersiz
      .....görüşebilmek zor, görüşmemek zor.
      .........sevebilmek ve de sevilebilmek,
      ............ne kadar mümkün sence?
      ...............ne kadar olası bu düş?
      ..................birleşebilir miyiz?
      .......................sen-ve-ben
      .........................bir gün!
      ........................
      ...? ?

                                              

      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      31/5/2008 - Aşk Töresi

        

       

       

      mum

       

       Söylemeye gerek olduğunu sanmıyorum, çünkü bunu herkes bilir ki âşık ayrılığa düşünce inde yanan şeyin adı ateş olur. Aslında bu ateşin ilk kıvılcımı, sevgiliyi gördüğümüz ilk anda, onun ışığından sıçrayıp gözümüze, oradan da kalbimize girmiş, sonra da kalbimizi tutuşturmuştur. Sonraki zamanlarda duyulan özlem, sevgilinin adını her anış, onu her hatırlayış bu ateşi biraz daha alevlendirecek ve ah ettikçe dumanı aşığın ağzından dışarılara çıkacaktır. Gözde tutuşup, gönülde yanarak aşığı mütemadiyen yakan ve yaktıkça alevini arttıran bu ateş sönebilecek cinsten değildir. Âşık ona istediği kadar su serpsin (gözyaşlarını akıtsın), elinden geldiği kadar gözyaşlarını ırmaklara döndürsün nafile, ‘’Kim bu denlü tutuşan odlare kılmaz çare su!’’ Ateş manevi (ruhani), su da maddi (cismani) olunca elden ne gelir.

      Hani şair Karamanlı Nizami der ya:

      Yandırıp yaşımı dökse ne aceb zülf ü ruhun

      Ki biri ateşe benzer biri dütün gibidir

      ‘’Kara zülfün ile kırmızı yanağın beni yandırıp yaşımı dökse şaşılmaz. Çünkü zaten onlardan birincisi duman misali, ikincisi de ateş gibidir.’’


      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      31/5/2008 - Kayıp aranıyor???

      KAYIP ARANIYOR

      BU BİR İLANDIR
      BELKİ GARİP GELECEK SİZE
      BELKİ ALIŞILMIŞIN DIŞINDADIR
      GÜLDÜRECEKTİR BELKİ SİZİ
      BELKİDE AĞLATACAKTIR
      BU BİR İLANDIR

      YILLAR ÖNCE
      YÜREĞİMİZDEKİ SICAK EVİNDEN AYRILAN
      VE BİR DAHA KENDİSİNDEN HABER ALINAMAYAN
      YÜZÜNDE TEBESSÜM
      BAŞINDA MERHAMET
      ELİNDE ŞEFKAT
      DİLİNDE SOHBET
      GÖZÜNDE GÖZYAŞI,
      AYAĞINDA YARDIM TELAŞI

      ÜZERİNDE FAZİLETTEN BİR MONT
      ERDEMDEN BİR GÖMLEK OLAN
      YANLIZCA YAPTIĞI İYİLİĞİ
      VE GÖRDÜĞÜ KÖTÜLÜĞÜ UNUTAN
      AKLİ DENGESİ YERİNDE
      NE DEDİĞİNİ BİLEN
      HERKESİ ÇOK SEVEN
      İNSANLIĞIMIZI KAYBETTİK.

      KENDİSİNİ GÖRENLERİN
      BULUNDUĞU YERİ BİLENLERİN
      İNSANLIK ADINA
      YÜREĞİNE VE VİCDANINA
      HABER VERMELERİ
      RİCA OLUNUR.


      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


      28/5/2008 - Mecnun

       

       

       

      images/avatars/avatar-1614.jpg

      Mecnun hastalanmış, ateşler için yanıyordu. Yakınları, başında kaygıyla bekleşiyordu. Aşk belasıyla kendini yitirmiş olan bu çilekeş adamın acısını paylaşmaya çalışıyordu. Hekim gelir ve muayene ettikten sonra, "Damardan kan alacağım" der. Kolunu bağlayarak işe koyulur. Mecnun güçlükle, "Hayır, hayır!" der. "Bırak doktor, buna izin veremem." Hekim: "Durumun iyi değil, hastalığın ilerlerse çaresiz kalabiliriz" der.

      Mecnun: "Üzgünüm" der. "Buna izin veremem!"

      "Neden ama?" diye sorar, Hekim. "Yoksa korkuyor musun? Sen ki çölün vahşilerinden korkmazdın..."

      Mecnun: "Korkum neşterden değil!" dedi. "Benim varlığım Leyla ile dolu. Kolumu yararken onun incinmesinden korkuyorum."

       

      Aşkmış ne varsa alemde

      SELAM VE DUA İLE


      Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı