BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


TENEFÜS ZİLİ ÇALDI. Ana Sayfa | Profil | Arşiv | Friends
Biraz Eğlenmeye Ne Dersiniz?

Gözlerin Cezayir Menekşesi...12/11/2008

—gözlerine mil çekildi sevdanın
âdi hasret nefes kadar közlenmiş
hazin bir yokluğun ilk sancısında yürek
geçmişin ağıtıyla düşleri kanatma...

Zaman;
Yorgun düştüğüm gecenin bilmem kaçı
Durulmayan özlemin tam içindeyim
Batmaya yakın!
Aydınlatmıyor ruhumun dipsiz karanlığını
Elmas gözlü sokak lambaları
Artık matemde yürek yıkık dökük
Hüznümden başlıyorum enkazımı toplamaya
Hayallerim yenik düştü aşk denen çocuğa
Kaç mevsimdir sana hasret dilimde kesik susuşlar
Nereye çevirsem yüzümü sen vuruyor çaresizliğime...
Meçhule doğru yol alıyor artık ömür...

/Biliyorum;
Yalnızlığımın gölgesinde
Hazin bir yokluğun ilk sancısında
Yarım kalmış yakamoz bakışlarına daldığım bir an’ın ertesinde
Köklerini çıkarıp topaktan töresini yerine getirecek sevda.../


Elveda sevgili!
Ne darağacı kaldı yazmadığım nede giyotin
Sürgün bakışlarının esaretindeyim
Çarmıhından doğrulup bakıyorum susan sevgilere
Zincirlerin paslanmış boğazımda...
Artık ölüm türküleri söylüyorum en cesur sesimle
Ve ben artık gidiyorum
Ömrüm sana emanet
Sükûtuma sebep akıttığın son damlayla
Lügatimden düştü bütün kelimeler
Gücü kalmadı artık sözcüklerimin yaşama dair
Ayrılığın can alıcı y/anları mısralarımda
Yargısız infazların kırılan kalem sesiyle
Hasretimi duvarlara çarpıp
Sessizliğin lehçesiyle feryadımı düşerim geceye...
Adın kadar suskunum artık...

Ali Koç


(Bulundugu yer: Siirler)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

Aşk-ı Eylül12/11/2008

Aşk’ın feracesi sarı artık
Eylül bulaşığı saçlarımda ebabil kuşları
Rüzgâr buruşur, bir yaprak düşer
Kutsanır hüsün
Dikenlerle bezeli ellerimde gül
Sarı sıcak kurak tenim eylül


Hüzün ufalanıyor yorgun bakışlarda
Yaz deminde ayrılık
Sevdalar geceler(d)e üşür
Vuslat şafağında (sararmış) yapraklar
Duvağı gözlerini kapatmış tül
Sarı sıcak kurak tenim Eylül


Göç zamanı saklar kuytular matemi
Gri aydınlıklar hakim kentin ufuklarında
Lenf düğümü edasıyla ihanet zinciri boynumda
Esmer bulutlarla kiremitleşti gökyüzü
Haresinde ak güllerine ağlar bülbül
Sarı sıcak kurak tenim Eylül


Mavi koylarında kızıl bir şafak
Günün ağıtları kalır geceye
Matemimde girer koynuma bahar
Sazendeler susar sesi kesilir martıların hanende
Sersem yıldızları gökten düşür
Gözlerim de çatlak ıslanır gusül
Sarı sıcak kurak tenim Eylül

Fersude bir yokluğun ortasında yürek
Eksik satırlarda nedensiz gözyaşların hükmü
Benzim solgun eylül sarısı ten
Dönüyor dünya gün be gün
Ezelden kalma sarhoşluk gönül
Sarı sıcak kurak tenim Eylül

Al yüreğimi yüreğine
Derin kanamalarına bas sıkı sıkıya
Senden ötesinin adıdır ölüm
Sana son kez geliyorum
Dön arkanı bakma istersen yüzüme, zül
Son kez geliyorum son kez EYLÜL...


Ali Koç


(Bulundugu yer: Siirler)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

Yoksunluğun/yokluğu12/11/2008

/Mevsim hüzün
Düşler yaralı
Umutlar askıda
Gıcırdıyor hayaller...
Bütün şiirler sen kokan akşamlara yazıldı
Şimdi bana bir aşk daha borçlusun.../


Bir otobüs yolculuğunda hatıralar
Yüreğimin İstanbul’undan...
En soysuz cümlelerle örtündü duygular
Bir gözyaşına bin şiir döktüğüm gecede
En arka koltukta cam kenarında aktı düşler
Yırtılan karanlıktan geceye sızdı aşk
Sevdaya tohum atarken
Ayrılıkları mı doğurduk yoksa?
Gömdükçe başımı yokluğuna
Gözümden akan her damla
Çoğal(maz)dı kürdîlihicazkâr acılar
Rüzgârdaki kokunla gel(mez)di sonbahar
/Hüzünler yüzüme hazan düşse de /
Manzarasız penceremin önünde
Nefessiz özleminle boğuluyor gece
Karanlığa gözlerimden asın beni...

/Yoksunluğun pimini çekiyor yürek
Kalem ucunda infilak düşler
Sustu gece acılar, parçalamakta
Gözlerimde sen...
...Ve imge savaşında şiirler/

Ağılı sarmaşıkların yapraklarında yakınarak
Gözlerimi kâbusuna
Yüreğimi acılarınla harmanlayarak gidiyorum
Son sözündeyim bir yolculuğun
Yürekte tuzlu bir acı var
Artık ölüm daha bir yakın
Dilendiğim tüm yalanları sırtımdan attım
Ve seni anlatan tüm kutsal kitapları yaktım
Uzun yollarda bir düş karanlığımda
Sen varsın birde senli yaralar
Dağlar tenimi gözlerin...
Dağlar...
/Umutları toprağa vermeden önce
Öldürseydin beni yar ölmeden önce.../


Ali Koç


(Bulundugu yer: Siirler)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

Üç Harfe Sığmıyor Aşk/iki Hece Dört Harf12/11/2008

Gök yerde...
Dudak kıvrımlarımda senden birkaç söz
Karanlıktan aydınlığa düşen bir çift ela göz
Eller semada katran bir gece göğsümde il(ahi)ay
Yeşili soyunmuş yapraklar dolanıyor yürüyüşlerime
Solgun günbatımları
Geceden önce çöküyor düşlerime
Aşk yağsa üzerime karla karışık
Aş(ı)k olsam...


Kulağımda ıslığı rüzgârın takvimler eylül sabahında...
Vurdum yalnızlığın zulmetini dar sokaklarına aşk'ın
Adı sen olan bütün bekleyişler umut
Ve avuçlarımda saklıydı zaman...


/Hoş geldin kara hüzünlerin beyaz kadını /

Kayarken hayatıma
Sonundaydın en mutlu masalın
Bir günlüktü ömrü kelebeklerin
Bir varmış bir yokmuşlar yaşanırdı belirsiz
Akıverdin infilak eden çocuk duyuma
Ellerinde maviye çalan bir elma, adı "umut" olan!
Yüzüne doğdu en güzel sabahıyla Ankara
Gamzelerinde açıyorken yediverenler
Düş gizemli gözlerinle
Yağdın bana sağanaklarca, nergis kokuyor ruhum
En mavinin hükmünde şimdi benliğim
Umudu çiziyor fırça hayallerime, ressamı sen!
Açılırken sevdaya kapıları mabedimin
Tutuyordu ellerimden ışığa doğan sözlerin!



Boğulmuş bir gök/yüzü buldum özleminde
Rüzgâra heba edip ömrü, sesine kattığım zaman ertesi
Doğan güneşe inat ay gök/yüzünde



Özlem ve hasretin derin bekleyişlerinde
Kutsadım düşlerin gerçeğe dönüş yolculuğunu
Ve umudu yüreğime serpip gözlerken yolunu
Yanımda izmarit mezarlığı
Başım dumanlı
Dumanımda yarattığım her suret sensin
Gamzelerine vurulduğum tebessümün coşkulu!


/Bakışların sanıp
Sen diye yaklaştığım her kadın ürkek... /


Siluetine umudun resmini çizerken esirliğim
Tuvaline derin gölgen düşüyordu yüreğimin
Seyyahsız yolculuğun düşünde kaybolurken şair
Sana sığınıp, boğuluyordum ela gözlerinde
Teninin rengine sarılırken ellerim
Düştüğüm hayallerden sor ruhumun en titrek yerini
Ve dudaklarımdaki rüyamdan öp yüreğimin en saf halini...


Düşlerimdeki hayalin kırağı memleketi
Al savur beni Havva ile çalkalanan aşka
Bu geliş b/aşka...


Bamtelimde sen(l)i çalıyor sevdalılar orkestrası
Bir la minör alıp gözlerinin çıkmazından
Dokunuyorum saçlarının Marmara kıvrımlarına
Adını sayıklar mırıldandığım bütün şarkılar
Filizlenirken aşk ana rahmi kutsallığıyla
İçime düşen içime g/ördüğüm ay
Sen beni karşında çaresiz kalan say



Karanlık pusudan çalmıştım imgeleri
Yetmedi boyum odama düşen aydınlığa
Eylül'e yirmi sekizinci defa uyanan bir sabahın gözlerinden
Sımsıkı tutundu yüzüne prangalar vurulmuş sevda
Güvercinlerin kanat çırpışlarındaki ses kulaklarımda
Gölgen düşüyor Güneş'in üstüne
Şimdi güz yaprağına yazıyorum umudu
Beyazın ruhuna düşerken mürekkep...

"Ve aşk ölüyor yüreklerde"

Yerine üç harf bir aşk etse de
Varlığınla hiçbir ölüm üç harf etmiyor...


Gecenin en karanlığında
Adını sabahıma yazdığım
Saçlarını güneşe satan kıza...
İlay Ay'a..

Not: Şiir Antoloji Ankara Rüzgarı Edebiyat Gurubu tarafından Ekim ayı serbest şiir yarışmasında birinciliğe layık görülmüştür...

Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimle...


Ali Koç


(Bulundugu yer: Siirler)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

89 sayfadan 1 . sayfa
geri | ileri