BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


Hakkımda



Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım
Baglantılar

1 sayfadan 1 . sayfa
geri | ileri
7/10/2007 - _________________

Baglantı


11/8/2007 - hüzün şehri

Aşk - Sevgi-Aşk-17 resmi resimleri    

Ben seni unutmak için sevmedim.
Şimdi sessizce yaşamalıyım seni.
Son kelimelerini suskunluğuna ilmekleyip " gitmeliyim, mecburum" diyorsun.
Ne diyebilirim ki haklısın. Yokluğunda da severim seni.
Sana söz sevdiğim seni sensizlikte bile seveceğim..
Bir dakika önce yürüdüğüm yollarda senin ayak izinde karşılaşma ihtimalinde sevdim seni.
Unutmadan sana bir teşekkür borçluyum bana " aşkı ve sevdayı " öğretip
yamalı kalbime bir yudum sevgini verdiğin için.


Unutma ben sevgiyi hiçbir zaman haketmedim.
Ne kadar bu cümlemi sevmesen de evet hiçbir zaman bir yudum sevgiyi haketmedim.
Ellerim yine ayrılıkların cicekleri topluyor oysa o cicekler senin saclarında olmalıydı.
Neyse sevdiğim şimdi kapat üzerime yalnızlığını.
Kilit vur ağlayan sesime. Sessizliğinde nasıl yaşarım onu da bilmiyorum
Lakin bilmeni istediğim şu sen gittin diye sevda elbisesini duvarıma asıyorum
ßir gün geldiğinde yeniden sana ve sevdana giyebilmek için.
İşte bu gece yalnızlığının koynuna girip yokluğunun avuçlarında gözlerimi sana kapatıyorum
bir gün geri döndüğünde " işte geldim helalim, sadece sana geldim " deyip
yüreğimi yüreğinle öperek uyandırman için..


Yokluğuna akacak zaman.
Takvimler yokluğunu anlatacak, aynalar sessiz isyanlarımı..
Şehrimin gölgelerine güneş doğacak, karakış bile bahara gülümseyecek..
Oysa ben sensizlikte yavaş yavaş eriyeceğim.
Tıpkı güneşin avuçlarında eriyen bir kar tanesi gibi. Usulca ve derinden..
Sakın üzülme sözlerim sitem taşıyor diye. .
Üşüyen dudaklarımı sarmayacak, gözlerinle gecelerimi aydınlatmayacaksın.
Şimdi gidiyorum.
Lakin bir gün titrek sesimi ve utangaç yüreğimi görmek istersen
bu şehrin yalnızlık sokaklarında gezinen eskicilere sor.
Küflü bedenimle , yamalı kalbimle seni bekliyor olacağım.
Herşeye inat yanımda tek dayanağım sana oLan sevgimle seni yaşıyor olacağım..


Haydi tüm ışıkları söndürüp ayrılığını giydir üzerime.
Şimdi son kez seni yazdım satırlara.
Dışarıda kararmış hava, ben yalnızlığa yürürken sen imkansızlığın içinde seni arayacağım....
Seni bana hatırlatan bu şehri,
senin bir dakika önce geçme ihtimalindeki yollarda senin ayak izlerini arayacağım.
Saatler geceyi yarıladığında eski anılarımı hatırlayıp gözyaşları içinde sesinin sıcaklığında
" aşkın " imkansızlığına ağlayacağım.


Herşeye inat seni sensizlikte bile seviyorum ηυяυм....
Şimdi dudaklarima kilit vurup son cümlemi sana hediye ediyorum
kendi doğum günümde tek armağanı olarak..
Aşk - Sevgi-Aşk-15 resmi resimleri


Baglantı


29/6/2007 -

Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan...
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan...
Paylaşılmaz.

Bir düşün'de beni sana ayıran
Yalnızlık
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

özdemir Asaf

yalnizligin kadarsin
yalnizligin mis kokmali
yalnizlik dedigin büyük bir zindan
dünyanin en kalabalik zindani
dinden imandan çikarir
ama öyle bir adam eder ki insani

Bedri Rahmi Eyuboğlu


Baglantı


29/6/2007 -

Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan...
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan...
Paylaşılmaz.

Bir düşün'de beni sana ayıran
Yalnızlık
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

özdemir Asaf

yalnizligin kadarsin
yalnizligin mis kokmali
yalnizlik dedigin büyük bir zindan
dünyanin en kalabalik zindani
dinden imandan çikarir
ama öyle bir adam eder ki insani

Bedri Rahmi Eyuboğlu


Baglantı


29/6/2007 - !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
 













Baglantı


28/6/2007 - sessiz yalnızlık!!!!

Aşk - Sevgi-Bir Tanem resmi resimleri

Aşk - Sevgi-Gül resmi resimleri

Aşk - Sevgi-Hatırla resmi resimleri

Aşk - Sevgi-Kalbim senin için çarpıyor resmi resimleri

Aşk - Sevgi-Tutku resmi resimleri

Aşk - Sevgi-Seni Gördüğüm An resmi resimleri

Aşk - Sevgi-Seni çok özledim resmi resimleri

Aşk - Sevgi-seni beklemek resmi resimleri

Aşk - Sevgi-Şiir-2 resmi resimleri


Baglantı


28/6/2007 - herşey seni bana anlatır!!!!!

Baglantı


27/6/2007 - adını bilmeden sevdim...ama sevdim...
----Adını Bilmeden Sevdim----

Ben, seni; adını bilmeden sevdim. Ve, “var”lığınla gülüşünü...
Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.bak_bitanem
Ve, “yar”lığa süzülüşünü.

Ben seni, sesini duymadan sevdim...
Ve duymadan nefesini.
Ben seni adını bilmeden sevdim...
Ama; sevdim!..
Üşüyüşünü sevdim...
Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü;
“Gel, ısıt” deyişini!..
Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde, bilerek gelmeyeceğimi...
Akşam alacalarının gönlüne yürüyüşünü sevdim...
Ve, kıpırtısız, karanlığa gömülüşünü sevdim.
Bir de;
“Gel, ışıt” deyişini!..

Ben seni, adını bilmeden sevdim.
İhtiyacım... Cevabım...
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam... Gökkuşağım, ışığım... Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem...
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem...
...Sevdim işte!

Ben, seni; yaşını bilmeden sevdim... Yani bilmeden sevdim deden yaşında mıyım, torununla akran mı!
Ben seni, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ben seni, sesini duymadan sevdim.

Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni...
...seni sevdim.
Seni sevdim.
okunmaya_bırakılmış_defter
İçime salıncaklar kurdum gönlümün ipleriyle...
Oturdun, sallayamadım; dokunurum diye korkumdan!
Dolaştın boynuma bir sarmaşık gibi; okşayamadım.
...Koklayamadım!
Dalgalarını taramamış olan parmaklarım yabancı saçlarına...
Ve hâlâ bilmiyorum, gözlerin ne renk?.. Hangi yıldızlar mahpus içinde?

İŞTE_DÜNYA
Ben seni, sesini duymadan sevdim...
Ve duymadan nefesini.
Ben seni adını bilmeden sevdim...
Ama; sevdim!..
Üşüyüşünü sevdim...
Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü;
“Gel, ısıt” deyişini!..
Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde, bilerek gelmeyeceğimi...
Akşam alacalarının gönlüne yürüyüşünü sevdim...
Ve, kıpırtısız, karanlığa gömülüşünü sevdim.
Bir de;
“Gel, ışıt” deyişini!..
BeNiM_AdIm_aŞk...!!!
Ben seni, adını bilmeden sevdim.
İhtiyacım... Cevabım...
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam... Gökkuşağım, ışığım... Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem...
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem...
...Sevdim işte!
hiç_unutmadım_seni
Ben, seni; yaşını bilmeden sevdim... Yani bilmeden sevdim deden yaşında mıyım, torununla akran mı!
Ben seni, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ben seni, sesini duymadan sevdim.

Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni...
...seni sevdim.
Seni sevdim.

İçime salıncaklar kurdum gönlümün ipleriyle...
Oturdun, sallayamadım; dokunurum diye korkumdan!
Dolaştın boynuma bir sarmaşık gibi; okşayamadım.
...Koklayamadım!
Dalgalarını taramamış olan parmaklarım yabancı saçlarına...
Ve hâlâ bilmiyorum, gözlerin ne renk?.. Hangi yıldızlar mahpus içinde?
----Adını Bilmeden Sevdim----

Ben, seni; adını bilmeden sevdim. Ve, “var”lığınla gülüşünü...
Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ve, “yar”lığa süzülüşünü.

Ben seni, sesini duymadan sevdim...
Ve duymadan nefesini.
Ben seni adını bilmeden sevdim...
Ama; sevdim!..
Üşüyüşünü sevdim...
Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü;
“Gel, ısıt” deyişini!..
Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde, bilerek gelmeyeceğimi...
Akşam alacalarının gönlüne yürüyüşünü sevdim...
Ve, kıpırtısız, karanlığa gömülüşünü sevdim.
Bir de;
“Gel, ışıt” deyişini!..

Ben seni, adını bilmeden sevdim.
İhtiyacım... Cevabım...
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam... Gökkuşağım, ışığım... Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem...
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem...
...Sevdim işte!

Ben, seni; yaşını bilmeden sevdim... Yani bilmeden sevdim deden yaşında mıyım, torununla akran mı!
Ben seni, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ben seni, sesini duymadan sevdim.

Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni...
...seni sevdim.
Seni sevdim.

İçime salıncaklar kurdum gönlümün ipleriyle...
Oturdun, sallayamadım; dokunurum diye korkumdan!
Dolaştın boynuma bir sarmaşık gibi; okşayamadım.
...Koklayamadım!
Dalgalarını taramamış olan parmaklarım yabancı saçlarına...
Ve hâlâ bilmiyorum, gözlerin ne renk?.. Hangi yıldızlar mahpus içinde?
büyük_aşk
Ve ben sana hâlâ seni sevdiğimi söyleyemedim!..
Ama ben seni; adını bilmeden, yaşını bilmeden... Yüzünü bilmeden, sesini bilmeden...
...seni bilmeden sevdim.
Seni, “bilmeden” sevdim!
Senin olmadığın ve benim olmadığım bir sokaktaki köşebaşında çarpıştı duygularımız!
Döküldü içindekiler ve döküldü içimdekiler...
Sen yoktun orda ve ben de yoktum;
Ama sevda vardı!

Ve, ben; seni adını bilmeden sevdim

Muammer Erkul

Baglantı


27/6/2007 - bir yudum sevgi

bir yudum sevgi kucak dolusu geriye dönüyor

teşvikiye'de dolaşıyordum. yarım saat baş vaktim vardı. hava çok güzeldi. kısacası pırıl pırıl keyifli bir gündü. yürüdüğüm kaldırımın karşısındaki kaldırımda yaşlı bir beyefendi dikkatimi çekti. ileri yaşına rağmen şık giyimli ve bakımlıydı. seksen yaşlarında olmalıydı. oldukça zor yürüyordu. şık bir baston ona yürürken destek oluyordu.

birden içimde önüne geçilmez bir istek uyandı. zor yürüdüğü için yardım etmek istedim. sanırım büyükbaba ve dedemi çok erken yaşlarda kaybetmiş olmak ve onlarla dede-torun birlikteliğini, paylaşımını hiç yaşayamamış olmak içimde ukde kalmış. hemen karşı kaldırıma geçtim ve onu ürkütmeden koluna girdim.

- böyle güzel bir havada sizin gibi yakışıklı bir beyefendiyle biraz yürümeme izin verir misiniz?

çok şaşırdı. durdu ve bana dikkatlice baktı. bunun üzerine, on şanslı gününde olduğunu bir pazar öğleden sonrasında benim gibi hoş bir hanımla kol kola dolaşmayı reddetmeyeceğini düşündüğümü söyledim. gülümsedi ve bana;

- sen gerçek misin? yoksa gökten mi indin? malum yaşım ilerledi,?

dedi. sonra o benim koluma girdi. birlikte çok yavaş adımlarla yürümeye başladık. o kadar şeker, o kadar hoşsohbet bir insandı ki anlatamam. 96 yaşında olduğu söylemekle başladı sohbete.

o andan itibaren araya girmeye çalışsam da hiçbir şey söyleyemiyordum. sanki uzun zamandır konuşmuyordu. büyük bir keyifle anlatıyordu. atatürk'le başladı söze. onun ne kadar özel, ne kadar kıymetli bir insan olduğundan, inönü ile silah arkadaşı olduğuna, istiklâl madalyalarına kadar anlattı. ara ara durup bana gülümsüyordu. sonra dedi ki;

- eskiden mümkün müydü böyle bir kızla kol kola sokakta yürüyelim? türk kızlarıyla asla. ancak yabancı kızlarla olurdu.

ve başladı daha keyifli bir ses tonuyla anlatmaya. eskiden çok büyük işler başardığını, tanınmış ve başarılı bir işadamı olduğunu ama tüm bunlara kendini kaptırmadan çalışırken aynı zamanda da hayatını yaşadığını anlattı.

- hayat keyiftir.

dedi. bu hayatın sadece kendimizin olduğunu, başkalarının hayatlarını yaşamanın veya başkaları için yaşamanın yanlış olduğunu söyledi;

- ben dışa dönük bir insan oldum hayatım boyu. dans benim için çok önemliydi. eşim evinde yaşamayı severdi. o böyle diye ben isteklerimden vazgeçmedim. onu da bana uymak için zorlamadım. çünkü o da onun tercihiydi ve kendi hayatıydı. birlikte mutluyduk ama kendi hayatlarımızı yaşadık. ben hep dansa gittim arkadaşlarımla. çok gezdim. çok eğlendim. laf aramızda çok yakışıklıydım.

ben de kendisine hâlâ yakışıklı bir beyefendi olduğunu söyleyince elimi öptü. gözlerim doldu o anda. hemen sonra bana fransızca bir şarkı söylemeye başladı. nasıl hayat dolu, nasıl kendi kendini mutlu edebilmiş bir insan diye düşünürken durdu ve;

- hayatta mutlu olacak hep birşeyler bulmuşumdur. zorlukların üstesinden dertlenerek değil, kabul ederek, onu geride bırakarak ve böylece daha kolay çözerek gelmişimdir. 06 yaşındayım ama kalbim hâlâ çok genç

dedi. bayıldım bu yürüyüşe, 3 dakikalık yolu 20 dakikada geldik ama birçok hayat dersi aldım. koca bir hayatı sadece çalışarak ve savaşarak geçirmemiş, her anından mutlu olacak bir şeyler bulmuş. keyif almış. anlatacak ne çok güzel hikâyesi var. böyle yaşadığı için de genç kalmış. yaşıtları hayatta değil. o hâlâ yalnız başına yürüyüşe çıkıyor.

teşvikiye karakolu'nun önüne geldik. muhitinde herkes bu beyefendiyi tanıyor ve hürmet ediyordu. nöbetçi polislere döndü ve övünerek beni gösterdi.

- bakın ne buldum. bugün şanslı günümdeyim.

evine kadar götürdüm. istiklâl madalyalarını ve gençlik yıllarına ait birkaç fotoğrafı göstermek için çok ısrar etti. vaktim kalmamıştı ama onu kıramadım. peki dediğimde gözlerindeki ışıltıyı görmeliydiniz. keyifle ve özenle açtı kutuları ve paylaştı yıllarını benimle. telefonlarımızı verdik birbirimize. beni manevi torunu kabul etmesini ve onun da benim manevi dedem olmasını istedim. beni kucakladı. ayrıldık. iki gün geçti ve beni telefonla aradı.

- hayal mi gördüm, en gerçek miydin diye kontrol etmeye aradım.

dedi. benim onu çok mutlu ettiği, beni çok sevdiğini ve özlediğini söyledi. "bir gün buluşup bir kahve içelim" dedim. "bana yetmez, dansa gidelim." dedi. kahkahalarımı ve onun kahkahalarını duymalıydınız iki-üç güne kadar kendisini arayacağımı söyledim. bu iki-üç günün hayatının en uzun zamanı olacağı söyledi. bu son cümlesi kalbime yapıştı.

böylece, öğrendim ki; paylaşmanın sevgi alışverişinin yaşı yokmuş. benden 62 yaş büyük biri ile de arkadaş olunabilirmiş.

öğrendim ki, pozitif düşünce gücü bastonla yürüyen birine bile dans etme isteğini verebilirmiş.

öğrendim ki, çalışmak amaç değil, daha iyi, daha keyifli yaşam için bir araçmış.

öğrendim ki, bir insanı iyi hissettirmek çok kolaymış.

öğrendim ki, birbirimize vereceğimiz minicik bir sevgi, biraz ilgi bize kocaman bir şekilde geri dönüyormuş


Baglantı


23/6/2007 - özdemir asaf
 2/1-1/2 -popüler- 25.10.2001 
 2=1 -popüler- 26.08.2000 
 Adalet -popüler- 26.08.2000 
 Adalı Ve Ben -popüler- 19.03.2006 
 Adına -popüler- 08.07.2001 
 Adsız Şiirler -popüler- 28.06.2000 
 Ağlamak -popüler- 12.10.2000 
 Ağlamak -popüler- 16.07.2000 
 Akıl Gözü -popüler- 16.06.2000 
10   Album -popüler- 20.03.2006 
11   Aldanı-Aldatı -popüler- 14.02.2001 
12   Altıncı Gün -popüler- 17.06.2000 
13   Altro -popüler- 18.07.2001 
14   An -popüler- 25.10.2001 
15   Anahtar -popüler- 26.08.2000 
16   Anla -popüler- 20.03.2006 
17   Anlam -popüler- 29.05.2000 
18   Anmak Unutmak -popüler- 20.04.2002 
19   Ansızın -popüler- 26.08.2000 
20   Arayış -popüler-

Baglantı


18/5/2007 - ERTUGRUL GAZİ

 

 

ERTUGRUL GAZI

(1188 - 1281)

 

Uç beyi olarak hüküm sürmüstür. Hükümranlik süresi Osmanogullari'nin en uzunudur. Babasi Gündüz Alp,annesi Hayme Ana (Haymana)dir.Babasinin ölümü üzerine Ertugrul Bey babasinin yerine geçti. Ailesinin bir kismi Ahlat'ta kaldi. Malazgirt Meydan Savasi'ndan sonra Kayi Boyu'nun bir kismi Ankara'nin batisindaki Karacadag yöresine yerlestirilmislerdir. Yassiçemen meydan muharebesinde Selçuklu Sultani Alaaddin Keykubat lehine yararliklar gösterdi. Selçuklu Sultani, Kayi Beyi'ne Bizans sinirinda 1000 kilometrekarelik bir topragi Bizans'a karsi siniri savunmak ve ileriye götürmek göreviyle verdi.13.asir ortalarinda Ankara'nin batisindan göç edip Sögüt ve Domaniç'i ele geçiren Ertugrul Bey idaresindeki Kayi asireti,400 çadir halkindan olusuyordu.Bugünkü Kütahya-Bursa-Bilecik illerinin sinirlarinin birlestigi bölgedeki topraklari beyligine “yurt” tuttu.Sögüt Kasabasi'nin fethinden sonra beylik merkezini Sögüt'e tasidi. Ölümünde Bizans'tan yaptigi fetihlerle topraklarini 4.800 kilometrekareye çikarmisti.

Osmanli Devleti'nin temellerini atan Ertugrul Gazi,Oguzlarin Kayi Boyu'na mensup olup Selçuklularin uç beyi degildir.Selçuklu Türkiyesi'nin Bizans sinirinin kuzey kesiminden sorumlu büyük uç beyleri olan Çobanogullari'na taabi olmustur. Ancak oglu Osman Bey 1300 yili basinda büyük uç beyi olup,artik dogrudan dogruya Selçuklu Sultani'na baglanmistir.

Oglu Osman Gazi'ye yaptigi vasiyeti ile alti asir boyunca ayakta kalacak olan bir devletin idarecilik ruhunun temellerini atmistir.Ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen Ertugrul Gazi'nin 90 yasindan fazla oldugu halde (1281-1288) tarihleri arasinda Sögüt'te vefat ettigi bilinmektedir. Türbesi Bilecik ili sinirlari içerisinde olan Sögüt Ilçesi'ndedir.

Sögüt ilçesi'nde her yil Ertugrul Gazi'yi anma törenleri yapilmaktadir.Orhan Saik Gökyay'in tesbitine göre Dede Korkut kitabinin önsözünde su kayit yer almaktadir:

“Korkut ata ayitti,ahir zamanda hanlik gerü Kayi'ya dege, kimesne ellerinden almaya,ahir zaman olup kiyamet kopunca. Bu dedügü Osman neslidür, isde sürilü gideyorur.”

.

 


Baglantı


17/5/2007 - vatan


__________________
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi


Baglantı


17/5/2007 - ebediyet

__________________
Osmanlı Bu Milletini Yücelttin...
Savaş Meydanlarını Kendine Mezar Ettin...
Mahlukları Peşine Köpek Ettin...
Almadın Mazlumun Canını Af Ettin...
Nurlu Padişahlarınla Bu Halkı Yönettin...
Lakırdı Edenin Sesini Kesip Hiç Ettin...
Isırmakla Köpek Olunmaz Bunu Öğrettin...


Baglantı


15/5/2007 - ilginçlikler
KUBİLAY OLAYI...
Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı...
23 Aralık 1930
"Kubilay Olayı", Cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından biridir. Menemen olayının izleri toplumsal bellekten hiç silinmedi. Kubilay "devrim şehidi" olarak simgeleşti.
 
 

Adı Mustafa Fehmi Kubilay. Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep. Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. Kubilay bir öğretmen. Cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında İzmir'in Menemen İlçesi'nde askerlik görevini yapıyor. O sırada 24 yaşında.

Bu genç insan, Menemen’de 23 Aralık 1930’da şeriat isteyenler tarafından öldürüldü. Genç Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı, "Menemen Olayı - Kubilay Olayı" olarak tarihe geçti.

Menemen olayının izleri toplumsal bellekten hiç silinmedi. Kubilay "devrim şehidi" olarak simgeleşti.


Baglantı