Saturday 8 March 2008 - izdivaç..
herşeyi yakından takip edip halkın nabzını tutmaya çalışan birisi olarak tv programlarını da fazla izlemesem de az çok takip ediyorum..zaten 10 dk izlemek yetiyor insana olayı anlamak için..neyse hemen konuya gireyim ..dikkatimi çeken ve beni çok güldüren programlardan biriside adı lazım değil son günlerde popüler olan evlilik programları..format hakkında yorumum yok çünkü toplum için henüz iyi yada kötü olduğuna karar veremedim..herkesin kendi bileceği iş..benim ilgimi çeken oralara gelen kişilerin kendini ifade etme(reklam yapma) şekilleri..gerçi gördüğüm kadarıyla üslup nasıl olursa olsun alıcısı çıkıyor birçok kişinin..arzı ve talebi bol bir yayın..ama insanların bu kadar kolay evlilik kararı alabilmeleri şaşırtıyor beni..her yaştan insan var maşallah can atıyorlar evlenmek için..sebepleri tartışılır tabii..sevgi mi arıyolar sığınacak yer mi lüks bir yaşam mı ..meçhul..insanımız için sebepler önemli değil..yaradılış olarak insanlrı birbirlerine yakıştırmak ve bir an önce evlenmelerini görmek mutlu ediyor bizi(halbuki bize ne milletten )..herneyse..
dün de gün boyu yürümüş koşuşturmuş üşümüş ve yorulmuş bir insan olarak eve geldiğimde eğlence maksatlı açtım kanalı başladım izlemeye ki izlediğime değdi 25 yaşlarında masumca suratlı takım elbiseli(bu günler için dolapta bekleyen elbiselerden birisi) bir delikanlı herkes gibi kendisine eş aramaya gelmişti..o yaşta neden bu kadar acele ediyor tartışılır tabiki..acaba bu iş için bir eşik değeri var ve onu geçen evlenmek mi istiyor? ..çocuk fazlaca heycanlıydı..söleyeckelerini unutmamak için kısa bir konuşma metni yazmış bir kağıda..başladı okumaya.."buradan evlenmek isteyen gençkızlara sesleniyorum eğer aradığınız şey aşksa sevgiyse aradığınız adres benim..öncelikle çok romantik bir gencim..neden diyecek olursanız sevdiğime süpriz yapmayı çok severim hediyeler alırım hep..aynı zmanda doğumgünleri,evlilik yıldönümü,sevgililer günü gibi özel günleri de hiç unutmam(maşallah sana ).."devamında kendi yazdığı sıradan bir şiiri okuyarak reklamına son verdi..insan kendi özelliklerini anlatmak için bundan güzel cümleler kuramazdı..çok etkilendim ...şimdi bunun dişi versyonunun söledği şeylere geliyorum..bir kaç gün önce programa çıkan yüzünde her renk makyaj malzemesinin mevcut bulunduğu 20 li yaşlarda bir kız şuna benzer bişiyler diyordu.."bekar bir ev kızıyım..çok iyi yemek yaparım..hele mercimek çorbamı çok beğenirler..çok temiz titiz bir kızım(kosla oksi ekşın maşallah)..lütfen pis erkekler aramasınlar..kıllı erkekleri de sevmem..aşık olmak istiyorum..eğer eşime aşıksam ayaklarını yıkayabilirim(soruyorum size neden hep ayaklar yıkanır erkeklerin sadece ayaklarımı kirleniyor yani?)..adayların evi olmasını tercih ediyorum(maddiyata önem vermem gözüküp en sona sıkıştırırlar bu cümleyi hep )...sonrasında stüdyoya gelen adaylar tanışma fasılları falan filan..bi ara onları da yazarım belki..
..her malın bir alıcısı vardır diyerek kimseyi yadırgamıyorum..ama gülmekten alamıyorum kendimi..bu programlarda bu kadar malzeme varken sanırım arasıra göz atıp kafa dağıtmam da fayda var..ne diyim mutlu olsunlar
|
|
Yorumlar (7) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
Thursday 3 January 2008 - kar...KAR..kar..
..evet henüz resimdeki gibi bir manzarayı görmedik..yani en azından son 2-3 yılda göremedik İSTanbul'da..hani herkesin büyük beklentileri olan yeni bir yıla daha girdik ya işte sanki aylardır beklediğimiz hediyeyi verdi işte bize..sonunda gökyüzünden nazlı nazlı süzülen kar tanelerini karşıladık bugün..kaydadeğecek kadar yağmamış olsa bile devamını sabırsızlıkla bekliyoruz...zira kar yağarken dışarıda avare avare dolaşıp kahkahalar atmak güzel oluyor..bugün kampüste sarılıp sarmalanıp dışarda dolanıp gülüşmelerimiz gibi ..meğer ne çok özlemişim soğuk havayı..karı..beyazı...şöle tipi olsa her taraf bembeyaz olsa sonra rüzgar kesilse ve dışarıya çıksak..karlara bata çıka koşsak..sevdiğimiz insanlar yanımızda olsa..birlikte baştan aşağıya beyaz olsak..olsak...soğuktan burnumu hissetmesem ve suratım kıpkırmızı olsa..(bu halimden nefret ediyorum)..sonra finaller bitse..alplere gidemesek bile sömestırda uludağa gitsek..isviçreden aldığım kayak takımlarımla 50 km hızla kaysam..süper kaydığım için nazara gelip yuvarlansam..sinirden suratımı şekilden şekile soksam.. kocakafalı bir kardanadam yapsak..ondan sıkılınca tekmeleyerek öldürsek onu..sora yine kar yağsa..ben üşüsem içeriye girsem..ıslak!! eldivenlerimi çıkarıp assam...kalorifer peteğine sırtımı dayayıp mayışsam kedi misali...ertesi gün yine kar yağsa yine yine yine...ve ben baharı özleyene kadar beyaz kalsa keşke her taraf...
........düşündüm de bir kar tanesi olayı ne kadar çok şey getirdi aklıma...daldım galiba..evet evet dalıyorum...
|
|
Yorumlar (4) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
Thursday 27 December 2007 - nasıl bir ölüm..
 son günlerde nedense kafayı taktım bu ölüm mevzusuna..hani sık sık ölümü hatırlayın derler ya işte benim sıklık durumum bu günlerde oluyor sanırım..sık sık aklıma geliyor acaba nasıl ölürüm şimdi mi ölürüm şöle olsa ölür müyüm yada intihar etsem hangi yolu seçerdim gibi..sonra merak edip arkadaşlarıma ve anneme de sordum hangi yolu tercih ederdiniz diye anket amaçlı(anket yapma olayı bilinçaltıma fazla işlemiş olsa gerek )..fakat pek net cevaplar alamadım..daha önce hiç düşünmemişler bu konuyu..biraz sohbet edince annem silahla intihar etmenin daha kolay olduğunu düşündü ama bana pek hoş gelmedi bu fikir..türk filmlerinden fazla etkilenmiş olmalıyım ki bir kutu renkli ilaç içerek yada altınvuruş yaparak ölmeyi tercih ederdim..yani düşününce daha az kanlı ve acısız gibi görünüyor ama tabi kesin bir sonuç yok ortada..biraz düşününce donarak ölmenin de makul olduğunu düşündüm ama bu biraz zaman alır heralde..insanlar donarken uykuya dalıyorlarmış ve huzur içinde donup ölüyolarmış..acısız ve soğuk bir ölüm..Titanic'de Leonardo da böle ölmüştü birden o geldi aklıma ya neyse konumuzla alakası yok fazla...neyse gelelim diğer ölümlere..
kısa süre önce kurmuş olduğum bir hipotez var ve bunu kanıtlamakla meşgulüm..ölümle yakından ilgili..şimdi şöle oluyor ölüm şeklimize karar vermek sadece intihar etmekle mümkün değil..yani insan eceliyle ölürken de bir kaç şıkkı eleyebilir diye düşündüm..daha doğrusu sanırım saçmaladım..hipotezime göre az yiyen ve sağlıklı beslenen insanlar uzun ömürlü oluyorlar..kalp hastalığı şeker hastalığı ve tansyon gibi ölümü işaret eden hastalıklara yakalanma olasılıkları azalıyor..eeee bu durumda bu insanlar ölmüyorlar mı..tabiki ölüyolar..ama bu defa ya trafik kazasında yada bir teröristin bombalı eyleminde yahut bir doğal afette hayatlarını kaybediyorlar..bunca insan sonsuza dek yaşayacak değil ya..ecel işte..gelelim sağlıksız beslenen çok yiyen(sanırım bu guruba dahilim )sigara içen ,spor yapmayan insanlara..eee bunlara kalan seçenekler de biraz önce saymiş olduğum kalp,şeker,kanser,tansyon vb..hastalıklar..bu durumda hastalıkları mı tercih ederiz kazaları mı??..ben bir karara varmıştım ama sık sık fikrim değiştiği için buraya yazmaya gerek duymadım..siz bu söylediklerimi dikkate almayın yine de!...
sonra bu konuları düşündükçe lisede az da olsa tanışmış olduğum felsefe derslerini hatırladım..metafizik vs..ruh ve beden olayının bütünleşip hareketli bir mekanizmaya(insan) dönüşmesi ve ölüm olayıyla bu birleşmenin son bulduğunu düşününce noldu..??..daha çok düşünmeye başladım ve sanırım bir sonraki yazıyı soyut konular hakkında yazıcam..uzun zman yazmayınca böle oldu kafamdaki allak bullak lık durumu buraya da yansıdı..ben biraz araştırayım bu derin mevzuları kafa karıştırmak için yine yazarım
|
|
Yorumlar (4) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
Saturday 24 November 2007 - haftasonları..pufff...

yazmayalı o kadar uzun zman olmuş ki kabiliyetimi kaybetmiş gibiyim..(sanki çok vardı da!!)..biriken borçlarımızı ödemediğimiz için 20 gün netten uzak kalmak durumda kaldım ki işte o arada iyice soğumuşum bu net olayından..sanırım gerekliydi zira bir ara bilgisayar başında oturmaktan otistik olacaktım..tanrımmm..bu konuda normale dönmüş gibiym...ama son bir haftadır beynimi kemiren vizeler beni yine delirtti..şöle çıkıp haykırmak avaz avaz bağırmak istiyom ama lanet olsun uygun ortam yok..bi de bi de yine haftasonu geldi ya...ooff..uff..puff yanii..eskiden beri sevemedim şu haftasonlarını..tüm hüzünler çöküyor omuzlarıma şu iki günde hele pazar günleri nedense boş boş oturup günün geçmesini ve yeni bir haftanın başlamasını bekliyorum sabırsızlıkla..havanın kapalı olduğu bu aylarda da iyice çekilmez oluyor zaten haftasonları..hava ne kadar kapalıysa benim ruhum da o kadar kapalı oluyor..rengini kaybediyor duygularım..ahanda böle şairlik ruhum açığa çıkıyor sanki ..en iyisi haftasonlarının olumsuz özelliklerinden bir kaçını yazıp sizin de içinizi karartayım..içimden geldi..hadi iyisiniz 
---haftasonları sıkıcıdır çünkü tüm aile evdedir..kardeşlerin daha bir çekilmez hale gelir..günde üç öğün yapılan kavgalar günün en hareketli saatleridir..
---evde olmanın verdiği can sıkıntısıyla TV ye bakmak istersiniz fakat o da ne Genco,Selena gibi diziler,Buzda Dans gibi eğitici!! programlarla karşıkarşıya bulursunuz kendinizi..tabi burda şunu belirteyim ki dizinin hakkını yemiş olmayayım..Selena adlı dizideki espriler harbiden zekice..hatta bi ara kendimi öle kaptırmışımki erdemle el ele tutuşup selenayı çağırıyordum.(se-lee-naa..selenaa..selenaa diye bağırıyon..işte böle bişiy )
---haftaiçi yorgunluk bahanesiyle çalışılmayan dersler haftasonuna birkmiştir ve hele birde sınaw varsa haftabaşı oturup kitaplarla haşır neşir olursunuz..mesela bu haftasonu bu görevi yapmak zorunda olmak beni çıldırtıyor..dolayısıyla istatistikten hoşlanmıyorum..buna bağlı olarak da istatistiğin örneklem grubu olan insan grubuna da uyuz oluyorum!!
---haftanın bu son iki gününü bir çok kişi ailesine ayırdığı için arkadaşlarınla gezme ihtimalin azdır..bunun yerini akraba ilşkilerini geliştirerek doldurursun..(bu madde olumsuz değildir..yanlızca çok kalabalık misafirler gelince çoluk çocuk fazla kaynaşınca çekilmez oluyor..hele benim gibi tezcanlı tahammülü az kişiler için daha beter )
...neyse işte bu kadar yeter sanırım..ben şimdi sınava çalışmamış olmanın verdiği huzursuzlukla,muratla tartışmış olmanın verdiği bir sinirle kendimi sanal alemin çocuk sitelerine atıp dandik oyunlardan oynamak istiyorum..
|
|
Yorumlar (3) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
Saturday 20 October 2007 - büyülü cadde..İSTİKLAL..
Okullar açıldı.. dersler başladı ..bir kaç gün derse girip sıkıldı ya fatma rahatlamak için ille de gezmesi gerekiyor(du)..dayanamadı yine bu hafta 3 kere gitti taksime..şööle bi çekti içine istiklalin güzel havasını..önceleri hiç de haz etmediği bu hava zamanla çok hoşuna gitmeye başladı ki son zmanlarda orda amaçsızca yürümek bile huzur verir oldu..niye acaba?..
ne bazı sahil semtlerindeki sosyete insanların yanındaymışım gibi kasıyorum kendimi düzgün davranmak için ne de varoş diye tabir edilen semtlerdeki tehlikeli insanlrın içinde yürüyormuşum gibi oluyor..çünkü her kesimden insan var bu cadede dolaşan..en şık giyimlisinden en iğrencine en kültürlüsünden en cahiline varana dek her türü görmek mümkün..(bar sokakları metalci takılan siyahlı çocuklar ve liseli özenti gothic kızlarla doludur ki bu duruma alıştı herkes)..insan rahat hissediyor kendini.. sürekli aşağıya yukarıya koşuşturup duruyor millet..sanki herkesin acelesi varmış gibi..bu caddede yürümek diğer caddelerde yürümekten daha güzel..burdaki kafelerde çay içmek daha keyifli..arkadaşınla didişmek de daha güzel..hem burdaki pastanelerde daha tatlı yapıyolar pastaları..çikolatacı da var..üstelik vitrininde çok sevdiğim bir kırmızı pantolon olan mağaza da var..beğendiğim converse ci de burda..yine hoşuma giden ama pahalı takılar ve çantalar satan pasajlar var..haftasonları tıkış tıkış insan dolu ucuz kıyafet satan terkos var..yanlarından geçerken hafif tedirgin olduğum kocaman köpekler var..ideolojileri uğruna toplanıp yürüyen,bağıran cins insanlar var..yolun ortasında dizilmiş anket yada reklam yapan bir grup genç var..dönüp dönüp bakma isteği duyacağınız ilginç kıyafetli kişilikler.. uzun ince binaların dar merdivenlerinden çıkılan güzel kafeler...insanı sakinleştiren hoş ezgilerin duyulduğu büyük kitapçılar..işe yaramayacak bir sürü ıvır zıvır satan daracık dükkanlar..yine sadece gay lerin alabileceği komik iç çamaşırları satan bir dükkan..çoğu ara sokaklardan girişi olan güzel sinemalar(bazıları fazla kuytu..tavsiye edilmez zira sinemalar karanlık olur )..caddenin tam ortasından geçen içi çoğunlukla turist dolu kırmızı raylı araç işte böle bir sürü şey..blablabla..şimdi söleyin bu kadar sebebim varken nasıl sevilmez burası hee?!..
|
|
Yorumlar (5) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
|
Benim hakkımda
süper bişiy...
Arkadaşlarım
|