
Arslanlarla beraber dağılır dağda ceylan,
Yarışır meydanlarda ipi kıran küheylan.
Adım adım yurdumun yakut toprağı taşı,
Garanti tapusudur Erzurum dadaşı.
Kartallar yuva yapar gazilerin mülküne;
Kuşlar çayır çimene ha silkine silkine.
Haziranda yaylalar ot dolar adam boyu,
Seher vakti bülbüller yıkar karşı koruyu.
Gecenin zulmetinden sıyrılırken gündüzler,
Yüce dağları aşıp cenge gider gaziler.
Bebekler kundağında şehitliğe özenir.
Her bacadan bir duman viyanaya uzanır.
Hani Balkan, Ortaşark, Kafkasya, Bosna, Hersek,
Kaynaşır pınarları Allah Allah diyerek.
Aşk onda vuslat onda,
Özlenen haslet onda,
Namusum, a’rım, şanım,
Vatanım ah vatanım.
Ölü birşey yok bizde, diridir madde bizde.
Şuurludur balıklar, okyonusta denizde.
Ezan vakti kavaklar görmezse ibrikleri…
Sonbahar gelmiş gibi dökülür yaprakları
Geçitleri hilaldir, dereleri şelale
Artık şunu ve bunu hacet varmı suale
Şimşekler kosovalı, kılıçtan bir kıvılcım
Şu gürleyen tekbirler, nurdan nakışlı tacım.
Güllerin rengi uçmuş, tüyler diken diken
Nergis mahsundur gerçek, bu hissizlik var iken
Gözümüz ışıl ışıl, kanımız kor gibidir.
Semalardan gelen ses, Fatih ol der gibidir.
Gecesi günü güzel
Hepsinden dini güzel
Hele hele Kur’an’ım
Vatanım ah vatanım
Davudi bir sedadır saba yelinin sesi,
Cennetten mana taşır selvisini gölgesi.
Kırk günde kırk cevherin yüreğini yarmışlar,
İçinde vatanımın manasını bulmuşlar
Gökten mavi bulutlar inerler birer birer
Hür Allahü Ekberi incitmeden öperler.
Kanla sulandığından, kudsi taşı toprağı
O kandan emdiğinden, ulvi dalı yaprağı
Açık bekler kolları dört kıta zaman mekan
Al, bayrağı eline çık kahraman kahraman
Yürü yiğidim yürü, dağıtarak nurunu
Yıldırım’a benzesin Yıldırımın torunu
Taşları inci inci, kumları sarı sarı
Kutuplar semasının en kubbeli diyarı
Yetmiş tüle bürünmüş ahu gözlü gelinsin
Aşıklarının kalbi sevdan ile delinsin.
İşve, naz, cilve, eda
Her nokta kara sevda
Canımdan özge canım
Benim Aziz Vatanım.
Nuri Efe