BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


3/11/2008
İSTANBUL

İstanbul dedim de seni hatırladım
İşte İstanbul
yorgun şehir
işte canından bezmiş boğaz vapurları
kederli tramvaylar
ve Galata Köprüsü’nden
telaşlı insanlar geçmektedir
bir gizli sevinç mahzun gözbebeklerimde
eriyen bir sükun kaldırımlarda adım adım
işte İstanbul
İstanbul dedim de seni hatırladım.

……….
……….

Ümit Yaşar Oğuzcan

posted by tubayolcu at 11:26 | in: ŞİİR
Permalink | email this post | Comments ( 0 ) | Add Comment
3/11/2008
İki şey
Hayatimizi etkileyen iki sey

İki şey insanı “nitelikli insan” yapar:
1 İradeye hakim olmak

2 Uyumlu olmak

İki şey “ekstra değer” katar :

1 Hitabet ve diksiyon eğitimi almak

2 Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey geri bırakır:

1 Kararsızlık

2 Cesaretsizlik

İki şey kâşif yapar:

1 Nitelikli cevre

2-Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:

1 Baskın yeteneği bulmak

2 Cidden sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:

1 Ustalardan ustalığı öğrenmek

2 Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:

1 Niyetin saf olması

2 Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır:

1 Sorunun değil çözümün parçası olmak

2 Hayata ve her şeye yeni
(özgün,orijinal, farklı)bakış acısıyla yaklaşabilmek.

İki şey gelişmeyi engeller:

1 Aşırılık (mübalağa,abartı ,ifrat,tefrit)

2 Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir:

1 Tebessüm (gülümseme,sırıtma veya kahkaha değil!)

2 Sükût (susmak),

İki şey “kalitesiz insan”ın özelliğidir:

1 Şikayetçilik

2 Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:

1 Bakış acısını değiştirmek

2 Karsındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller:

1 Şahıs ve olayları akil ve kalp süzgecinden geçirmek

2 Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür:

1 Demagoji (laf kalabalığı)

2 Kendini ağıra satmak (övmek,vazgeçilmez göstermek)

27/6/2008
ÜÇ ŞEY
Hayatta bir kez gittiğinde asla geri dönmeyen üç şey

Zaman, sözcükler ve fırsattır.

Hayatta hiçbir zaman kaybedilmemesi gereken üç şey

Barış,umut ve dürüstlüktür.

Hayatta en değerli üç şey

Sevgi,kendine güven ve arkadaşlardır.

Hayatta hiç emin olunamıyacak olan üç şey

Düşler, başarı ve zenginliktir.

Hayatta insanı geliştiren üç şey

Çok çalışma, samimiyet ve başarıdır.

Hayatta insanı mahveden üç şey

Cesarettisizlik, gurur ve öfkedir.

Saim Güven
posted by tubayolcu at 03:47 | in: GÜZEL SÖZLER
Permalink | email this post | Comments ( 0 ) | Add Comment
27/6/2008
Gurbet

Dağda dolaşırken yakma kandili,
Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!
Ne söylemez, akan suların dili,
Sessizlik içinde çağlama gurbet!
Titrek parmağınla tutup tığını.
Alnıma işleme kırışığını
Duvarda, emerek mum ışığını,
Bir veremli rengi bağlama gurbet
Gül büyütenlere mahsus hevesle,
Renk dertlerimi gözümde besle!
Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,
İçimde dövünüp ağlama gurbet!..

NECİP FAZIL KISAKÜREK

posted by tubayolcu at 03:46 | in: ŞİİR
Permalink | email this post | Comments ( 0 ) | Add Comment
24/1/2008
SENİ KATTIM

SENİ KATTIM

Gözlerini arkamda bıraktığım gün ayrılmıştım senden
Öyle bildik değildi ayrılığımız
Sıradan değildi çünkü bizim sevdamız
Gözlerimizde kanlı yaşlar
Ve kalpte kapanmaz yaramız vardı
Yangındı sensizliğim tepeden tırnağa
Bedenim yaşasa da ruhumu koymuştum toprağa
Mutluluk adına aldatılmışlığımla düştüm yola
Her sokağa adını yazdım
Yokluğunla dolu seni yaşadım


Haykırıyorum gökyüzünden düşen bir damla yaş olsaydım
Ve yanaklarında süzülüp eriseydim
Doyasıya öpseydim,seni
Gözlerini yakından görseydim
Ve silseydin ellerinle beni
Ben ellerinde ölseydim

Gül kokusu saçlarına bir dalda bülbüldüm
Sen ay yüzlü, kokusu içimde sümbüldün
Bir kurşun hasretin öyle bir yara ki
ben yeşil gözlerinin dilencisi ölümlüydüm


Sen yosun kokulu bir kaya parçası
ben kıyısı olmayan bir deniz
Coşsam dalgalansam, yansıtsam da güneşi
inan bir gün kuruyacak suyum sensiz

sevdalar tükendi aşk öyle yalan dillerde
söyle var mı seven bir gönlü bir gönülde
yazılmamışları yazdım sana seninle yaşamak için
Bir ülkenin görülmemiş tüm şehirlerine seni anlattım
sevgini sığdırmadığım bu yürekte sensizliğime seni kattım
 

Ali Kızılcık

posted by tubayolcu at 04:47 | in:
Permalink | email this post | Comments ( 2 ) | Add Comment
12/1/2008
DUYGUSAL OLGUNLUĞUN KRİTERLERİ
Hakikatı kabul etmek ve ondan yapıcı şekilde faydalanabilme kabiliyeti.
Değişikliği kabul etme ve ona uyabilme kabiliyeti
Gerilim, üzüntü ve korkuların meydana getirdiği belirtilere karşı göreli bir serbestliğe sahip olmak.
Vermekte. almaktan daha fazla bir tatmin bulma kabiliyeti.
Başka insanlarla. ısrarlı bir surette karşılıklı tatmin ve yardıma dayanan  bir ilişki kurma kabiliyeti.
İnsanların içindeki içgüdüsel düşmanca enerjiyi. yaratıcı ve yapıcı maksatlarla kullanma kabiliyeti.
Sevme kabiliyeti.
Dr. W. C. Menıger
posted by tubayolcu at 06:18 | in:
Permalink | email this post | Comments ( 0 ) | Add Comment
1/12/2007
SORULAR CEVAPLARDIR

En büyük risk nedir?

Risk almamak!

En kötü karar nedir?

Kararsızlık!

Başarının ilk kuralı nedir?

İnanmak!

İnsan hayatın da en önemli zaman hangi zamandır?

Yaşadığı an!

Dilekler nasıl gerçekleşir?

İstek haline gelmezse asla gerçekleşmez!

İnsanın en büyük düşmanı kimdir?

Kendisi!

Hayatımızın düzenini başımıza gelen olaylar mı belirler?

Hayır , olaylara karşı tepkilerimiz!

Hangi mazeretler başarısızlık için geçerlidir?

Hiçbir mazeret!

Dünyadan değişmeyen tek şey nedir?

Değişim!

Hedefe ulaşmak için gerken ruh halinin adı?

Adanmak!

Dünyadaki en önemli insan kimdir?

O an iletişim de bulunduğunuz kişi!

Üzüntü , kaygı ve stresimizi azaltmanın yolu nedir?

Hedeflerimizi büyütmek!

Hangi sabah sizin için fırsatlarla dolu başlangıçtır?

Her sabah!

Her şeyi başarmayı isteyen bir insan neyi başarır?

Hiçbir şeyi!

Bir şeyi başarmayı çok isteyen bir insan neyi başarır?

Herşeyi!

Kişisel gelişim için ilk şart nedir?

Değişim!

Paylaştıkça büyüyen şey nedir?

Bilgi!

İnsanlar ne bildiğinizden çok , neye önem verirler?

Kendilerine ne kadar önem verdiğinize!

En çok bilmemiz gereken şey nedir?

Ne istediğimiz!

En büyük zaman kaybı nedir?

Zihnimizi gereksiz konularla meşgul etmek!

Başarılı insanlar zaman kullanma konusunda en çok neye dikkat ederler?

Önceliklere!

Bilginin miktarından daha önemli olan nedir?

Kalitesi ve kullanma biçimi!

İnançlarına uygun yaşamayanlar bir müddet sonra neye inanırlar?

Yaşamına uygun inançlara!

En kısa yol hangi yoldur?

Bildiğiniz yol!

Her iki tarafında her zaman kesinlikle mutlu olduğu alışveriş nedir?

Yardım!

Karşınızdaki insan ne zaman sizin ne istediğini anlamaz?

Eğer siz ne istediğinizi bilmiyorsanız!

Tüm dünyayı bir şeye inandırmak isterseniz önce kimden başlamanız gerekir?

Kendinizden!

Bir işin başarılma süresini ne belirler?

O işi başarmaya olan istek ve heyecan!

Hangi tartışma kazanılabilir?

Hiçbir tartışma!

Başarısızlık ne zaman gerçek başarısızlık olur?

Ders almazsak!

Başarısızlığı ancak kim kalıcı kılabilir?

Biz!

Fırsatları nasıl tanırız?

Kendimizi eğiterek!

Fırsatları nasıl yakalarız?

Onları tanıyarak!

Sizi harekete geçirecek şevk ne zaman gelir?

Harekete geçince!

İnsanlar ne zaman yenilmiş sayılır?

Kabul edince!

Bir şeyi yaptığımızdan daha önemli olan nedir?

Niçin yaptığınız!

Sözlerinizden daha önemli olan nedir?

Söyleyiş biçiminiz!

Oğuz Saygın’ın Negatif limanlardan Pozitif sulara kitabından

1/12/2007
AV YASAĞI

Onbir yaşındaydı ve New Hampshire gölünün ortasındaki adadaki evlerinde ne zaman eline bir fırsat geçse hemen balığa giderdi.

Levrek avı yasağının kalkmasına bir gün önce, babasıyla akşamın ilk saatlerinde küçük güneş balıklarından yakaladı. Sonra oltasına yem takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı. Yem suya deydiği zaman gün batımında suda altın haleler oluşturmuş, daha sonra gölün üzerinde ay doğmuştu. Oltasının hızla çekildiğini hissedince, oltaya büyük bir balık geldiğini anladı. Babası oğlunun balığı çekişini hayranlıkla izledi.

Çocuk sonunda yorgun düşen balığı sudan çıkardı. O güne kadar gördüğü en büyük balıktı, bir levrek; ama av yasağının kalkmasına sadece saatler kalmıştı.

Baba oğul güzelim balığa baktılar, pulları ay ışığında ışıl, ışıl parlıyordu. Babası bir kibrit yakıp saatine baktı. Saat on olmuştu. Av yasağının bitmesine daha iki saat vardı.

Önce balığa, sonra oğluna baktı.

”Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum,” dedi.

”Baba ” diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle.

”Başka balıklar da var,” dedi babası.

”Ama hiç biri bunun kadar büyük değil!” dedi çocuk.

Göle şöyle bir göz attı. Gölde hiçbir balıkçı teknesi yoktu. Babasının yüzüne baktı bu kez. Kendilerini hiç kimsenin görmemiş olmasına, kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin imkansız olmasına karşın, babasını sesinden bu konuda hiçbir taviz vermeyeceğini anlamıştı.

Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölün karanlık sularına bıraktı. Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı ve gözden kayboldu.

Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık tutamıyacağından emindi.

Bu olay bundan tam otuz dört yıl önce oldu. Bu gün o çocuk New York City’ nin ünlü mimarlarındandır. Babasının küçük evi hala o adadadır. Oğlunu ve kızlarını hala o adadaki küçük eve balık tutmaya götürür.

Çocuk haklıydı. Bir daha o kadar büyük bir balık tutamadı. Fakat değerler konusunda bir ikilem yaşadığı zaman hep o balığı gözünün önüne getirir. Babasından ögrendiği gibi değerler, doğru ile yanlışın ne olduğu konusunda çok basit bir konudur. Güç olan yanlızca değerlerin uygulanabilmesidir.

Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapabiliyormuyuz?

Fırsatlardan yararlanmak değil, doğru olanı yapmaktır önemli olan.

1/12/2007
YUNUS EMRE

sd.jpg

Acep bu benim canım

Azad ola mı ya Rab

Yoksa yedi tamuda

Yana kala mı ya Rab

Aceb bu benim halim

Yer altında ahvalim

Varıp yatacak yerim

Akrep dola mı ya Rab

Can hulkuma geldikçe

Azrail’i gördükçe

Ya canımı aldıkça

Asan ola mı ya Rab

Dar oldu bana düzler

Gice ile gündüzler

Dünyaya bakan gözler

Didar göre mi ya Rab

Allah olucak Kadı

Bizden ola mı razı

Görüp Habib!in bizi

Şef’i, ola mı ya Rab

Yunus kabre vardıkça

Münker nekir geldikçe

Bize sual ettikçe

Dilim döne mi ya Rab

posted by tubayolcu at 02:09 | in: ŞİİR
Permalink | email this post | Comments ( 0 ) | Add Comment
1/12/2007
DUYULARIN SEVİNCİ

k_img_5744.jpg

Japonyada ay ışığını seyretme toplantısı diye bir toplantı vardır, sizi ona davet ederler, fakat orada hiç konuşulmaz. güzel ve zevkli bir çevrede oturur, ayın doğmasını seyreder ve bundan zevk almayı öğrenirsiniz.

Japonlar tabiata karşı olan hayranlıklarında bizim anlayamıyacağımız kadar ileri giderler.

Kışın ilk yağan karını seyretmek ve kutlamak için toplantılar yaparlar. karın birden çevreyi nasıl değiştirdiğinin, bütün çizgileri nasıl yumuşattığının, ışıkla gölge arasındaki farkları nasıl ortadan kaldırdığının zevkini tadarlar.

Beni bir gün bir çok kibar hanımın mangal gibi bir şeyin etrafında oturdukları bir toplantıya çağırmışlardı. mangal kömürü yanarken içine değişik bir çok odun parçacıkları atıyorlar, biraz yanıncaya kadar içinde bırakıyorlar, sonra duman çıkaran bu odun parçalarını özel bir tepsi içinde sıra ile herkes koklasın diye gezdiriyorlardı. İnsan ilk defa orada şeftali, kiraz, çam, pelesenk ve daha başka odunların müzik notaları gibi birbirinden ayrı koku nüansları olabileceğinin farkına varıyor.

Santha Rama Rou

posted by tubayolcu at 02:03 | in: DUYGUSALLAR
Permalink | email this post | Comments ( 0 ) | Add Comment
1/12/2007
ÖĞRET

deniz2.jpg

Bir yıl sonrasıysa düşündüğün, tohum ek.

Ağaç dik. on yıl sonrasıysa tasarladığın .

Ama düşünüyorsan yüz yıl ötesini, halkı eğit o zaman.

Bir kez tohum ekersen, bir kez ürün alırsın.

Bir kez ağaç dikersen, on kez ürün alırsın,

Yüz kez olur bu ürün, eğitirsen milleti.

Birisine bir balık verirsen, doyar bir defalık.

Balık tutmayı öğret, doysun ömrün boyunca…

KuanIzu

27/11/2007
BEŞ ŞEY
beş şey gelmeden beş şeyi kıymetini bil
1-ihtiyarlık, gelmeden gençliğin
2-hastalıkgelmeden, sıhhatin
3-fakirlik gelmeden, zenginliğin
4-ölüm gelmeden, hayatın
5-meşgul olmadan, boş zamanın kıymetini bil.
27/11/2007
GİTME
Sen bu dağların sevda türküsüsün bahar gözlüm, denizlerin mavisi, bulutların beyazısın. Çatlamış toprağın bağrına düşen bir damla susun. Ne zaman bahar gelse, yağmur yağmur çiçek açar gökyüzünde sesin.

Ben sonbaharın yorgun yanık türküsüyüm oysa, sarıya çalar rengim, rüzgarlar estikçe savurur gider yapraklarımı uzak diyarlara.
Sonbaharda kar yağar üzerime, üşür ömrüm. Yalnızlık kocaman bir dağ olup büyür gözlerimde. Gitme sevdamsın! Gidersen rotası belli olmayan gemiler alıp götürür umutlarımı ulaşamıyacağım yerlere…

Sen gülüşünde baharın ilk sevincini, gözlerinde göğün uçuk mavisini
taşıyorsun!.. Baharın kokusudur yeryüzüne dağılan temiz nefesin. Yaşamak bir su gibi berrak yüzünün aydınlığında, bir köy türküsü gibi içli ve hilesiz dağçiçeğim…

Ben seni ozanca sevdim türkünakışlım, aybakışlım, sular gibi temiz, bir rüzgar gülü gibi hilesiz. Mehtabın güzelliği, yıldızların ışıltısısın sen karlı dağlarda, rüzgarların soluğu, güneşin dostluğusun. Umut, aşk ve alın terisin sen akalınlarda. Toprağa ekilen tohum, bahara söylenen aşkşarkısısın. Ceylan gözlerin sevinci, dudakların ıslığısın türkülü ırmaklarda… Gitme ne olur.

Gidersen, yaşamın acılı haritasında yaralı bir kalbin, adını bilmediğim
çiçekleri kanar içimde her gece… Ay suskunlaşır, yıldızlar suskunlaşır, acılar
suskunlaşır, yitirir sesini yaşayanlar da ölüler gibi… Suskunluğun trendinde kan kusar yürekler sensiz. Rüzgar da esmez artık buralarda, çiçekler de açmaz, herkes boynu bükük kalır bu şehirde, çekip gider mutluluklar… Gitme ne olur.

Bak hüznün zifiri saçları akıyor geceye, gecenin karanlığına karışıyor hüznüm…
Lanetlenmiş yalnızlıklara ah ediyor kalbim. Her gün biraz daha büyüyor içimdeki kırgınlık… Gitme… Acılar içinde olsam da yaşamı çılgınca sevdim ben.
Çılgınca sevdim bu dağları, bozkırları, güneşi. En çok seni sevdim dağçiçeğim,
en çok seni sevdim… Gitme ne olur.

Yol türküleri kederlidir nazlım, yol türküleri dertli, yol türküleri acılı.
Gidersen kar yağar istasyonlara, boynu bükük bakar ardından bütün akasyalar.

Gitme, bir güvercin sıçaklığı gibi kal yüreğimde. Ben ki sevdamı dağlı bir çiçek gibi göğsümüm üstünde taşıdım hep, namusumun akında. Ne zaman gözlerine baksam beyaz beyaz güvercinler kanat çırpar mavilere; Güller açar ne zaman ellerimi uzatsam saçlarına, serin serin eser yeller.
Bu sevdayı alıp gitme benden, alıp gitme mutluluğumu gözleri türkülü kuşum;
içimdeki baharı öldürüp gitme, kimsiz, kimsesiz boynu bükük bırakma türkülerimi.
Körpe bir dal gibi koparma sevinçlerimi yüreğimden ne olur… Gitme sevdamsın, ateşimsin, hasretimsin& Gitme ekmeğimsin sen, suyum, havamsın& Gitme, ben sana kalbimi verdim.

Kalbimi de alıp gitme…

Gitme, figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür

gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm

gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm

Alıntı
posted by tubayolcu at 12:10 | in: DUYGUSALLAR
Permalink | email this post | Comments ( 0 ) | Add Comment
24/11/2007
KADER

SÖYLEDİKLERİNİZE DİKKAT EDİN ,

DÜŞÜNCELERE DÖNÜŞÜR…

DÜŞÜNCELERİNİZE DİKKAT EDİN,

DUYGULARINIZA DÖNÜŞÜR…

DUYGULARINIZA DİKKAT EDİN,

DAVRANIŞLARINIZA DÖNÜŞÜR…

DAVRANIŞLARINIZA DİKKAT EDİN,

ALIŞKANLIKLARINIZA DÖNÜŞÜR…

ALIŞKANLIKLARINIZA DİKKAT EDİN,

DEĞERLERİNİZE DÖNÜŞÜR…

DEĞERLERİNİZE DİKKAT EDİN,

KARAKTERİNİZE DÖNÜŞÜR…

KARAKTERİNİZE DİKKAT EDİN,

KADERİNİZE DÖNÜŞÜR…

MAHATMA GANDİ

24/11/2007
BURSA

Bursa’da bir eski cami avlusu

Mermer şadırvanda şakırdayan su

Orhan zamanından kalma bir duvar

Onula bir yaşta ihtiyar çınar

Eliyor dört yana sakin bir günü

Senden böyle uzak kalmanın hüznü

İçinde gülüyor bana derinden

Sanki bir hatıra serinliğinden

Ovanın yeşili, göğün mavisi

Ve minarelerin en ilahisi

Bir zafer müjdesi burda her isim

Yekpare bir anda gün saat mevsim

Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın

Bu kırık taşlarda mahfuz rüyanın

Güvercin bakışlı sessizlik bile

Çınlıyor bu geçmiş zaman vehmile

Gümüşlü, bir fecrin zafer aynası

Muradiye, sabrın altın meyvası

Ömrünün timsali beyaz Nilüfer

Türbeler,camiler,eski bahçeler

Şanlı menkıbesi binlerce erin

Sesi arşa çıkmış hengamelerim

Nakleder yadını gelen geçene

Bu hayelle uyur bursa her gece

Her sabah onunla uyanır , güler

Gümüş aydınlıkta serviler güller

Serin hülyasıyla çeşmelerin

Başındayım sanki bir mucizenin

Su sesi ve kanat şakırtısından

Billur bir avize Bursa, da zaman

Yeşil türbesini gezdik dün akşam

Duyduk bir mucize gibi zamandan

Çinilere sinmiş Kur’an sesini

Derinleşmiş buldum tebessümünle

İsterdim bu eski yerde seninle

Başbaşa uyumak son uykumuzu

Bu sukun içinde ve ufkumuzu

Baştan başa örsün bu ziya bu renk

Havayı dolduran uhrevi ahenk

Bir ilah uykusu olur elbette

Ölüm bu tılsımlı ebediyette

Belkide ruyası eski cedlerin

Serin bahçesinde su seslerinin

Ahmet Hamdi Tanpınar

posted by tubayolcu at 10:15 | in: ŞİİR
Permalink | email this post | Comments ( 0 ) | Add Comment
24/11/2007
GEÇİYOR

Güneş ışınlarıyla aydınlatır her yeri

Açılmaya başladı bugün yine tan yeri

Etrafta bir sesizlik şimdi güneş doğacak

Yarınlar bugün olup, bugünler dün olacak.

Günlerimiz geçiyor, habire döner dünya

Yaklaşıyor insan kabre her an , bir adım daha

Ecel geldimi bakmaz, ne genç ne ihtiyara

Kimini kışın alır, kimi çıkar bahara

Tubayolcu

posted by tubayolcu at 10:14 | in: ŞİİR
Permalink | email this post | Comments ( 0 ) | Add Comment
24/11/2007
ALIŞKANLIKLARINIZI DENETLEYİN

İyi alışkanlıklar, zararlı tutkularımızı otomatik olarak denetim altına alır, hayatın daha büyük deneyimlerini keşfetmemeiz için doğamızı özgürleştirir. Pek çoğumuz, olduğu gibi kabul edilmesi gerken işleyişlerle cebelleşirken enerjimizi bölüp israf ediyoruz. Ralph W. Sockman

Pek çoğumuz, gerçekten de besleyici ve destekleyici hiçbir yanı olmuyan birkaç kötü alışkanlığa sahibizdir. Biz farkına bile varmadan alışkanlık olmaktan çıkıp bağımlılığa da dönüşebilir. Uzmanlar, bir alışkanlığı kırmak için, yerine bir başka alışkanlığın konulması gerektiğini aksi taktirde eski alışkanlıklarımıza hemen geri döneceğimizi belitiyorla. En iyisi, kötü bir alışkanlığı iyi bir alışkanlıkla değiştirmektir. ” İyi” alışkanlık, enerjinizi çalmak yerine size enerji veren alışkanlıktır. Burada asıl mesele bir ” zorunlu ” alışkanlık oluşturmak; yani  yapmak zorunda olduğunuzu düşündüğünüz , bir alışkanlık yapmak değil, yapmayı seveceğiniz, sizin için zevk olacak bir alışkanlık geliştirmektir. Bu her insan için farklı olacaktır. Kötü bir alışkanlığınızı kırmakla veya iyi bir alışkanlık edinmekte güçlük çekiyorsanız, gelişmenizi gösteren bir çizelge hazırlıyabilirsiniz. Görsel hatırlatıcı sadece size ne kadar başarılı olduğunuzu yazılı olarak göstermekle kalmaz, devam etmeniz için sizi yüreklendirirde. Alışkanlığınızı ne kadar uzun sürdürürseniz o kadar güçlenir. Talane Miedaner

24/11/2007
BU DA GEÇER YA HU

images.jpg

Orjinal hattıyla tablosu bir çoğumuzun evini ve işyerini süsleyen bu hikmetli söz gerçekten ibretli ve faydalı bir tavsiyedir. Her türlü dünyalık sıkıntı meşakkatin, aynı zamanda zevk ve sefanın geçici olduğuna işaret eder. İyi ve kötü, keyif ve acı, beğenilmek ve itilmek, başarı ve hata, şöhret ve faciaya maruz kalmak… kısacası her halin gelip geçiciliğini bizlere hatırlatır. Dünyada her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu vardır ve öyle olması da gerekir.

Evet, dünya fanidir. Geçici zevklere, makamlara bel bağlamamak gerekir. Ama dünya meşakkatlerinin de geçici olduğunu bilmek lazımdır.

Her türlü ağır ızdıraplar, ciddi acılar, felaketler devamlı değildir. Nasıl başlangıcları varsa, sonları da öyle mevcuttur.Eninde sonunda bunlar bitecekler, dert etmeye değmezler.

Keyifliyken bu duygunun hiç sona ermemesini, ızdırabımız varken hemen bitmesini isteriz. Ama çoğu zaman böyle  olmayabilir. Fakat er geç ikisi de sona erecektir.

Bazen şahsımızı, ailemizi, çevremizi veya memleketimizi kara bulutlar sarar. Herkes gergindir, sıkıntılıdır. Sanki çıkış yolu yok gibidir. Böyle zamanlarda BU DA GEÇER YA HU ! demek gönlümüze su serper, içimizi ferahlandırır.

Hakikatta böyledir zaten. Her yokuşun bir inişi, her gecenin bir sabahı vardır. Şimdiye kadar saydığımız insan ve toplum, inanç sahipleri ve iman ehli en ağır imtihanlara maruz kaldılar, işkence veezalara tahammül ettiler. Hepsinin sıkıntısı geçti, cefaların verdiği tecrübe ve olgunluklar onlara kaldı .

Dünyevi  zevk ve sefalara dalanlar da bunu sürdüremediler. Bir süre sonra ızdırap ve cefalara maruz kaldılar. Evet, her türlü zevk ve meşakkat geçicidir. Hem sefa içindeyken, hem cefa çekerken BU DA GEÇER YAHU ! demeyi unutmayalım…

Böylelikle daha olgun davranmış olur, olumsuzluklardan daha az etkilenir, dünyaya daha kuşbakışı nazar eder ve ölümsüz gerçeklere daha candan bağlanırız.

Doç. Dr. Sefa Saygılı ‘nın Mutluluk Elimizde kitabından

24/11/2007
BENİM AZİZ VATANIM

70f1705c95735997762288c9354175a4.jpg

Arslanlarla beraber dağılır dağda ceylan,

Yarışır meydanlarda ipi kıran küheylan.

Adım adım yurdumun yakut toprağı taşı,

Garanti tapusudur Erzurum dadaşı.

Kartallar yuva yapar gazilerin mülküne;

Kuşlar çayır çimene ha silkine silkine.

Haziranda yaylalar ot dolar adam boyu,

Seher vakti bülbüller yıkar karşı koruyu.

Gecenin zulmetinden sıyrılırken gündüzler,

Yüce dağları aşıp cenge gider gaziler.

Bebekler kundağında şehitliğe özenir.

Her bacadan bir duman viyanaya uzanır.

Hani Balkan, Ortaşark, Kafkasya, Bosna, Hersek,

Kaynaşır pınarları Allah Allah diyerek.

Aşk onda vuslat onda,

Özlenen haslet onda,

Namusum, a’rım, şanım,

Vatanım ah vatanım.

Ölü birşey yok bizde, diridir madde bizde.

Şuurludur balıklar, okyonusta denizde.

Ezan vakti kavaklar görmezse ibrikleri…

Sonbahar gelmiş gibi dökülür yaprakları

Geçitleri hilaldir, dereleri şelale

Artık şunu ve bunu hacet varmı suale

Şimşekler kosovalı, kılıçtan bir kıvılcım

Şu gürleyen tekbirler, nurdan nakışlı tacım.

Güllerin rengi uçmuş, tüyler diken diken

Nergis mahsundur gerçek, bu hissizlik var iken

Gözümüz ışıl ışıl, kanımız kor gibidir.

Semalardan gelen ses, Fatih ol der gibidir.

Gecesi günü güzel

Hepsinden dini güzel

Hele hele Kur’an’ım

Vatanım ah vatanım

Davudi bir sedadır saba yelinin sesi,

Cennetten mana taşır selvisini gölgesi.

Kırk günde kırk cevherin yüreğini yarmışlar,

İçinde vatanımın manasını bulmuşlar

Gökten mavi bulutlar inerler birer birer

Hür Allahü Ekberi incitmeden öperler.

Kanla sulandığından, kudsi taşı toprağı

O kandan emdiğinden, ulvi dalı yaprağı

Açık bekler kolları dört kıta zaman mekan

Al, bayrağı eline çık kahraman kahraman

Yürü yiğidim yürü, dağıtarak nurunu

Yıldırım’a benzesin Yıldırımın torunu

Taşları inci inci, kumları sarı sarı

Kutuplar semasının en kubbeli diyarı

Yetmiş tüle bürünmüş ahu gözlü gelinsin

Aşıklarının kalbi sevdan ile delinsin.

İşve, naz, cilve, eda

Her nokta kara sevda

Canımdan özge canım

Benim Aziz Vatanım.

Nuri Efe

posted by tubayolcu at 10:10 | in: ŞİİR
Permalink | email this post | Comments ( 0 ) | Add Comment
24/11/2007
OKUMA-ANLAMA-YAŞAMA

Hayatta insana en pahalıya mal olan bilgisizliktir. Bilgisizlikten kurtulmanın ilacıda okumaktır. Prof. Herbert N. Casson

İyi kitaplar okumayan adamın okumuş olmasıyla cahil kalması arasında hiçbir fark yoktur. Mark Twain

İnsana hayatın gayesini anlatan ve bu gayeye ulaşma sanatını öğreten kitapları okuyun. A. Akgündüz

Hayat okudukça safileşir. İnsan okudukça insan olduğunu hissetmeye başlar, bilmediklerinin dehşetiyle haddini bilir. Okumayanlarsa susmaz ve susamazlar. A. A.

Okuma sevgisi çocuğa aileden geçer; dolayısıyla önce çocuklarına model olacak kişilerin, ana babanın her gün düzenli ve planlı okumaları şarttır. A. A.

Okumak, okumak, okumak, yine okumak… Okumaktan yorulunca ne okuduğunu okumak veya kitab-ı kebir-i kainatı okumak. Z. Gündüzalp

Bir adama bir kitap sattığın zaman, ona yalnız yarım kilo kağıt, mürekkep ve tutkal satmış değilsin, sen ona tamamıyle yeni bir yaşam satmış oluyorsun. Sevgi, dostluk, mizah ve geceleyin denizde dolaşan gemiler. Eğer o kitap gerçekten benim anladığım anlamda bir kitapsa, onun içinde bütün gökler ve yer vardır. Christoper Morley

Düşünmeden okumak körletir; okumadan düşünmek yanıltır. Clairvany

Eğer her türlü hal ve şart altında değişmeden benim olacak ve bütün ömrüm boyunca hayatın keder ve ıstıraplarından beni koruyacak ve bana mutluluk ve neşe kaynağı olacak bir zevk vermesi için Allah’a dua etseydim, muhakkak ki ona, bana okuma zevki vermesi için yalvarırdım. Sir John Herchel

Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmaya hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır. Francis Bacon

Tarih kitapları insanları akıllı, şiirler anlayışlı matematik cin fikirli felsefe derin, ahlak kitapları ciddi ve temkinli yapar, mantık ve hitabet ise insana münakaşa kabiliyeti verir. Abeunt Studia in Mores

İnsanlığı incelemenin en iyi yolu kitaplardır. Aldaus  Huxley

İnsanlar hayatla ilgili belirli ölçüde tecrübeleri, yaşantı olmadıkça okudukları kitapları anlamazlar veya hiç bir insan içindekilerden hiç olmazsa bir parçasını gözleriyle görmedikçe veya bizzat yaşamadıkça derin bir kitabı anlayamaz. Erza Ponnd

Kelimeler küçük bir mürekkep damlasıdır, çığ gibi fikrin üstüne düşerler ve binlerce, belki milyonlarca insanı düşündürürler.

Kitaplar vardır kitapcıklar vardır, hatta Lamb’ın dediği gibi kitap olmayan kitaplar da vardır. Sir John Lubbock

Okumak tabiatı geliştirir, tecrübe de onu geliştirir. Zira tabii kabiliyetler, tabiattaki bitkiler gibi okumak aracı ile budanmaya muhtaçtırlar, tecrübe tarafından sınırlanmadığı takdirde okumak kendi kendine ve serbestçe bir çok istikametlerde dal budak salar. Francis Bacon

Kurnaz insanlar okumayı küçümserler, basit insanlar ona hayran olur. Akıllı insanlarsa ondan faydalanırlar. Francis Bacon

Gelişigüzel okumanın kendine göre hoş bir tarafı olduğunu inkar edemem. Fakat ilgi alanımız genişledikçe her sınıfın en iyi kitaplarından faydalanmamızda o kadar önemli bir zorunluluk olur. Sir John Lubboc

posted by tubayolcu at 10:09 | in: GÜZEL SÖZLER
Permalink | email this post | Comments ( 0 ) | Add Comment