| |
|
1/3/2007
-
MSN: Mahvolan sosyal nizam
Bilgi çağının tekel haline gelmiş yazılım devi Microsoft'un geliştirdiği anlık mesajlaşma uygulamasını ülkemizde yaklaşık 15 milyon kişinin kullandığını biliyor muydunuz? Bu rakama göre ülkemizdeki yaklaşık 5 kişiden biri yeni çağın sosyal iletişim aracını kullanıyor. Memleketimizdeki internet kullanım oranı arttıkça MSN kullanıcılarının sayısının da artacağı muhakkak. Sosyal iletişimde bir nevi devrim yaratan bu iletişim aracını kullanmayı çok seven halkımız MSN ile dünyanın en ücra yerindeki akrabalarıyla görüşüyor, hasret gideriyor. Şirketlerin birçoğu iş bağlantılarını ve işle ilgili tüm iletişimlerini MSN ile yapıyor. Telefonu kullanmak yerine MSN, ICQ, Skype gibi hızlı mesajlaşma servislerini kullanan insanlarımızın sayısı çığ gibi artıyor. Kimisi hesaplı iletişim sağladığı için bu yolu tercih ederken kimisi de kendini daha rahat ifade edebildiğini düşündüğü için bu hizmetlerden faydalanıyor. MSN uygulamasının faydalarından daha fazla bahsetmeye gerek olmadığını düşünüyorum. Şu an bu satırları okumakta olan internet kullanıcılarının büyük bir çoğunluğunun bu eşsiz iletişim araçlarından en azından birini kullandığına eminim. Yazımın başlığında da değindiğim gibi benim esas sizlerle paylaşmak istediğim konu: Mahvolan Sosyal Nizamımız. Geçen günlerde basında çıkan ve çay ocağında internet kullanımından bahseden bir haberi okuyunca bugünün dünyasında yaşayan bizlerin öncekilerden çok farklı iletişim alışkanlıkları edindiğimizin daha çok farkına vardım. Çay ocaklarındaki MSN kullanımı hayatımızın ve dolayısıyla iletişimimizin ne denli sanallaştığının çok somut bir örneği. Çay siparişlerimizi internetten vermeyelim demiyorum ama belki gün gelecek esnaf ile çaycı arasındaki o güzel diyalogları bile özleyeceğiz. Bir çay daha getirir misin dediğimizde r0;Tamam Abir1; diyen çaycı çırağının sesine hasret kalacağız. Günümüzde duygular bile artık J L gibi ifadelerle anlatılır oldu. Bilmiyorum farkında mısınız ama günümüz insanı git gide sosyal hayattan elini ayağını çekiyor. Yemeğimiz internetten verdiğimiz bir siparişle evimize geliyor, sevdiklerimize hediye almak için bile dijital alışverişi tercih ediyoruz. Satıcı ile alıcı arasındaki pazarlık çekişmelerinin yerini internet sitelerindeki açık artırmaların aldığını hepimiz izliyoruz. Elektronik ticaretin faydaları, firmalara, tüketicilere getirdiği kolaylıklar tartışmasız harika ama sanırım bizden alıp götürdüğü bazı güzelliklerin olduğu da bir gerçek. Gelelim yeni çağın iletişim aracının sosyal nizamımızı nasıl alt üst ettiğine. İyi niyetle kullanıldığında birçok fayda ve güzelliği bizlere sunan anlık mesajlaşma servisleri aile hayatımızın ortasına dinamit gibi düştü. Evinde internet bağlantısı olan tüm aileler de bir nevi tehdit altında. Daha geçenlerde sapık zihniyetli bir çetenin küçük çocukları MSNr17;den nasıl taciz ettiğini ve uygunsuz görüntüleri nasıl elde ettiklerini bu siteden okuduk. Masum bir r0;slmr1; ifadesiyle başlayan sanal diyalogların nasıl aile facialarıyla sonuçlandığı hepimizin malumu. Zaten çatırdamakta olan geleneksek aile ortamımız her geçen gün biraz daha internet dünyasının tacizine uğruyor. Güzellikler sunan keşifler hayatı mahveder hale gelebiliyor. Tümüyle toplumsal bir çöküntü yaşamadan internet aleminin zararlarından kendimizi ve çocuklarımızı korumaya çalışmamızın zamanı geldi de geçiyor bile. ***Hakan Duran, Milliyet Blog Yazarı
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
Müzik ayağa mı düştü?!!!
Herkes müzik yapabilir mi? Yapabilir herhalde baksanıza, önüne çıkan şarkıcı oluyor, grup kuruyor. Kulakları var mı? Çoğunun yok. Bizim müzik dinleme zevkimiz ne oluyor?  Kimsenin umrunda değil. Ben "Barbi (!) misin, magazin güzeli" diye bir şarkı dinlemek zorunda mıyım? Yoo! Bunların sorumlusu kim peki? Kasedi çıkaran şirketler mi? Yoksa kaset çıktıktan sonra dinleyenler mi? Çok soru var cevaplanması gereken. Ben yardım istiyorum sizden bu konuda. Normal mi ya? Barbi misin magazin güzeli... Bu ne yaa? Size çok süprizli bir haber vereyim mi? Bu şarkıyı kim söylüyor biliyor musunuz? Tuğba Ekinci'nin eski kocası! Aslen basketbolcuymuş. Niye şarkı söylüyor? Canı sıkılmış herhalde. Klibinde de makyajdan yüzünün gerçek hali görünmeyen sarışın bir kız oynuyor. Klibin sonlarına doğru bir popo sallama sahnesi geliyor. Sonra bir anda Tuğba Ekinci'nin yüzü görünüyor o sarışın kızla birlikte. Ağızlarını yamultuyorlar, havaya öpücük yolluyorlar falan... Arkadaki müzik malum zaten! Barbi misin magazin güzeli... Ayrıca Barbi'nin yazılımı da ayrı bir merak konusu. Adam kırk yıllık markayı Türkçe'ye çevirmiş. Ya da klibi yayınlayan kanal bunu yapmış. Orası kesin değil. Kasedi almadığım için bilmiyorum. Şimdi başta Kral Tv bu tür şarkıcıları sonuna kadar desteklemekte... Ben Kral Tv izliyordum eskiden ama bıraktım. Çünkü sırf arabesk ve bu tür yeni çıkan şarkıları (!) çalmaya başladı. Dinleyemiyorsunuz bir süre sonra. Ben bir klip bekliyordum ekran başında. Ama hayatınızda duyamayacağınız kadar kıro şarkı ard arda çalıyor. Annem en sonunda geldi ve odamı tavernaya çevirdiğimi söyleyerek kanalı değiştirdi. Ben de bayılmıştım zaten, ses çıkarmadım. Kral Tv en izlenen müzik kanallarından biri. Türkiye'nin yarısından fazlası arabesk dinliyor zaten tartışmasız. Ve "Barbi misin" türündeki şarkıları da onlar dinliyor. Çünkü ben daha o şarkıya Kral Tv haricinde bir yerde rastlamadım. Peki ne yapmak lazım? Şarkının kaliteli olduğuna kim karar verecek. Herkese göre değişir. Göreceli bir kavram sonuçta. Bizce arabesk güzel değil belki. Ama onlara da klasik müzik iğrenç geliyor. Herhalde bunu değiştirmenin olanağı yok. Ama git gide bu "Barbi misin" şarkıları da çoğalmakta... Madem herkes şarkı söylüyor. Bende grup kuruyorum kardeşim. Muhteşem müzik üstadı sayılmam ama eminim ki o basketbolcudan daha çok müzik bilgim ve kulağım var benim! Seray Sever bile o sesle şarkıcı olduysa ben neden olmayayım? Grubumun adı da belli! Ben bateriyi falan da ayarladım( yukarıda resmi var). Sadece grup üyelerini toplamak kaldı geriye... Bugün parka gideceğim, yarın spor akademisine, ertesi gün de iş bulma kurumuna gitmeyi düşünüyorum. Herhalde eleman bulurum oralardan... ***Pınar&Say, Milliyet Blog Yazarı
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
TÜRK ROCK TARİHİNİN EN İYİ 30 ALBÜMÜ...
TÜRKİYE'DE 60'lı yıllardan beri icra edilen
rock müzik, 70'li yıllarda zirveye çıktı. Uzun bir duraklamadan sonra
son 10 yıl içinde yeniden ivme kazandı. Blue Jean dergisi yarım asırlık
Türk rock tarihinin en iyi 30 albümünü seçti. Liste yapılırken
albümlerin müzikalitesi kadar, rock müziğine getirdiği yenilikler ve
toplum tarafından algılanış biçimleri de dikkate alındı.
Türkçe rock alanında en iyi 20
1- Dünya Yalan Söylüyor (2004) - Mor ve Ötesi
2- Kadın (1996) - Şebnem Ferah
3- Seni Kendime Sakladım (2005) - Duman
4- Kurban (1999) - Kurban
5- Yalnızlık Mevsimi (1998) - Kargo
6- Kan Kokusu (1998) - Mavi Sakal
7- Tatlı Sert (2002) - Vega
8- Teoman (1997) - Teoman
9- Uçtu Uçtu (1991) - Bulutsuzluk Özlemi
10- Sokak şarkıları (1994) - Yaşar Kurt
11- Son Defa (1996) - Ünlü
12- Dipten ve derinden (1991) - Kesmeşeker
13- Satılık (2001) - Yavuz Çetin
14- Mi Kubesi (1997) - Nekropsi
15- Kaos (1995) - Hakan Kurşun
16- Avaz (2005) - Replikas
17- Manga (2004)- Manga
18- Kara Kutu (2000) - Turgut Berkes
19- Y.O.K (2005) - Çilekeş
20- Kime Ne (1995) - Özlem Tekin
En iyi 5 klasik rock albümü
1- Ele Güne Karşı Yapayalnız (1984) - Mazhar Fuat Özkan
2- Benimle Oynar mısın? (1994) - Bülent Ortaçgil
3- Sözüm Meclisten Dışarı (1981) - Barış Manço
4- Parka (1977) - Cem Karaca
5- İlla ki (1983) - Erkin Koray
İngilizce sözlü en iyi 5 albüm
1- The Climb (1998) - The Climb
2- Anatolia (1997) - Pentagram
3- Rools for fools (1992) - Dr. Skull
4- Shehrazad (2004) - Almora
5- Plan B (2001) - Radical Noise
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
"sni sewiorum"a werileblck cwplar:D:D
1."Seni Seviyorum" : Hadi ya Çok ilginç. ee Sonra... 2."Seni Seviyorum" : Yeni Parola Bu mu, Ben Ne Diycem Peki? 3."Seni Seviyorum" : Güzel... Peki Başka Çeşidin Veya Şuben Var mı? 4."Seni Seviyorum" : Allah Razı Olsun. 5."Seni Seviyorum" : Olur, Sarayım mı Burda mı Seveceksin? 6."Seni Seviyorum" : iyide Bunun Sosyal Güvencesi, Sigortası Falan Var mı? 7."Seni Seviyorum" : Net mi? Brüt mü? 8."Seni Seviyorum" : Ömrünü, Enerjini Daha Faydalı işler için Harcasana Canım. 9."Seni Seviyorum" : Elinden Başka Bir Halt Gelmez ki Zaten 10."Seni Seviyorum" : Teoride mi? Pratikte mi? 11."Seni Seviyorum" : Havalardandır, Banada Oluyor Bazen. 12."Seni Seviyorum" : Neden? Bende Benim Bilmediğim Birşeyler mi Gördün? 13."Seni Seviyorum" : Çok Hoş... Peki Başka Ne Gibi Hünerlerin Var? 14."Seni Seviyorum" : Üzülme, Zamanla Geçer. 15."Seni Seviyorum" : Anlaşıldı. Tamam... 16."Seni Seviyorum" : Ne güzel seninle beraber beni seven iki kişi olduk böylece 17."Seni Seviyorum" : Beni bu işlere karıştırma ne olur 18."Seni Seviyorum" : Bende senin beni sevişini seviyorum 19."Seni Seviyorum" : Bende seni seviyorum. Ee şimdi ne olacak 20."Seni Seviyorum" : Hayır izin vermiyorum! Bugün beni seven yarın kediyi köpeği de sever. Olmaz, ben ciddi biriyim 21."Seni Seviyorum" : Teşekkür ederim... Bu benim için büyük bir şeref... Sevgine layık olmaya çalışacağım. Büyüklerimi sevip küçüklerimi koruyacağım. 22."Seni Seviyorum" : Gücün bana mı yetiyor? Akranlarını sevsene! 23."Seni Seviyorum" : Bu neye cevap olacak, neyi çözecek peki? 24."Seni Seviyorum" : Sen aşmışsın, ben artık ne desem boş... 25."Seni Seviyorum" : Beni sevmek demek, beni görmek demek değildir. 26."Seni Seviyorum" : Her vakit ağaç dik Türkiye çöl olmasın, güler yüzün gül yanağın solmasın, ben öleyim sana bir şey olmasın. 28."Seni Seviyorum" : Utanmadan bir de bunu yüzüme karşı söylüyorsun ha... Yıkıl karşımdan.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
bi biskrem wersem?
1/3/2007
-
iqna mektubu:D
1/3/2007
-
abi-qrdş muhabbeti:D
- aabiii, burda cips vardı nooldu..? - yedim. - e burda kurabiyeler vardı..? - onlarıda yedim. - yaa kolayı nereye koyduun? - içtim. - boşanda semerini yebe yuh! burda yarım bi çukulata var yiyorum ona göre - yiyemezsinkiii yaladım ben onu ------------------------------------------------- - abi çay bardakları nerdee...? - ulan bide evin kızı olucaksın, hayret bişey yaa!!! - ya söylesenee.. - tuvalete bak rezarvuarı içindeydi enson - e hani yok burdaa.. ------------------------------------------------- - abi ojemi gördünmüü.. - ben sürüyorum şindi bidakka. kurusun rütuş yapıp vericem manyakmısın kızım sen ne biliym ben senin ojeni...! ------------------------------------------------- - ya abii fırın nasıl açılıyodu? - açıl susam açıl diyosun açılıyo. ------------------------------------------------- - saçımı kestirdim baak nasıl olmuş - g.t üme benzemişsin. - yaa anne g.t üme benzemişsin diyoo - öyle mi dedim pardon g.t üme hakaret etmişim.. - ya annneeee! ------------------------------------------------- - baak kaşlarımı aldırdım nasıl olmuuş - yuh alna baak atatürk hava limanı gibi - böhüüüü ------------------------------------------------- - ciyaaak örümceekkkk anneciimm! - spidermanın posterini odana asarsın ama. ------------------------------------------------- - abi saç kurutma makinesini gördünmüüüü - valla tost makinesiyle sevişiyodu enson. - bikerede doğru cevap ver bee - tamam be yedim. - bak buna inanırım işte. ------------------------------------------------- - kimdi o ? - kim kimdi? - arayan - ne zaman? - demin telefonda konustugun kimdi diyorum lafi dolastirma - osman - hmm. osman senin 1.90'a 90 bi abin oldugunu bilio mu? - ee bilmese de olur bence - hmm. ------------------------------------------------ - biricik kardesim benim dunyanin en guzel kizkardesi cinimm.. - param yok, su getiremem, bakkala gidemem ders calisiom - allah cezani vermesin ben istemesem seni yapmiyolardi ama ------------------------------------------------- - kalk yemek isit bana hadi kos kos kos firla - ya bi gun de kendin yap bi isini ya, allahim neydi gunahim - ne? yarin gece cikmak istemio musun? - dolma mi tavuk pilav mi? ------------------------------------------------- - kız git bana hede hodo al getir bakkaldan - getirmem - getir lan - getirmem kendin al - doverim - dovemezsin - doverim - dovemezsin - gidiklarim - hangi bakkal demistin abi
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
11 kdn tipi=))
Her kadın özel ve tek olduğunu hissetmek
ister ama ne yazık ki erkekler de kadınları gruplara ayırmadan
edemezler. İşte erkeklerin birlikte olmak istediği 11 kadın tipi,
birinden biri mutlaka sizi anlatıyor olmalı.
BAYAN SEVİMLİ
Kendiyle barışık, hayatını eğlenceli bir şekilde yaşarlar. Bünyelerinde
rahatsızlık verici hiçbir gen bulunmadığı için erkekler onlarla çok
eğlenirler. Erkekler böyle kadınlar aradığı için hepsi aradığını
bulamayabilir, kıymetinizi bilin.
BAYAN EŞİTLİK
Bu kadınlar gerçek birer feministtir ama erkeklerden nefret etmeye
varacak bir feministlik değildir bu. Sadece ilişkide kadın ve erkeğin
eşit olduğunu savunan kadın tipidir, hesabı ödeyen kadınlar gibi. Bu
durumda kendilerini özel hissettiren bu kadınlara da erkeklerin
bayılması kaçınılmaz oluyor.
BAYAN SEKSİ
Kadınların bu tip hemcinslerini bir tehdit olarak gördüğü kesin ama
erkekler kesinlikle onlarla aynı fikirde değil. Cinsel çekiciliğinin
farkında olan ama bunu silah olarak kullanmayan, hayatın keyfini
çıkarmak için seksi tercih eden bu kadınlar erkekler için birer kraliçe.
BAYAN KANKA
Erkekler için eğlenceli tiplerdir. Bir erkeğin zevklerini rahatça
paylaşabilen bu kadınlar, erkeklerde sanki yıllardır onları tanıyor
izlenimi yaratabilir. Bu kadınlar sayesinde erkekler de büyük bir ego
tatmini yaşarlar.
BAYAN DÜRÜST
İletişim kurmayı bilen bu kadınlar, oyunlarla, taktiklerle
uğraşmadıkları için erkekler onların aklından ne geçtiğini okumak
zorunda kalmazlar. Bu da onlar için bulunmaz nimet tabii ki! Dışarı
çıkmak isteyip istemediğini açıkça söyleyen bu kadınlarla ilişki
yaşamak, erkekler için çok kolay ve rahattır.
BAYAN BAĞIMSIZ
Kendi hayatına da zaman ayırmak isteyen erkekler, yine kendi hayatı
olan bağımsız kadınlara bayılırlar çünkü bu tip kadınlar erkeklere
ihtiyaçları olduğu için değil, onlarla zaman geçirmekten hoşlandıkları
için ilişki yaşarlar.
BAYAN BASKI YOK
Evlenmek için baskı yapmayan, sadece ilişkiyi yaşamak isteyen kadınlar,
özellikle evlilikten korkan erkekler için bir numarada yer alıyor.
Erkekler, "İlişkimiz nereye gidiyor?" diye sorular sormayan bu
tip kadınlarla ilişkinin keyfine varabiliyor, çünkü bu tip kadınlar
evliliğe bir amaç olarak bakmıyorlar, "olursa zaten olurr" diye
düşünüyorlar.
BAYAN EGO
Kendini doğrularıyla ve yanlışlarıyla olduğu gibi kabul eden bu
kadınlar, kendilerini değiştirmek için hiçbir çaba sarf etmezler. Aynı
şekilde karşılarındaki erkeği de değiştirmek istemedikleri için
erkekler kendini tanıyan bu tip kadınlarla kendilerini çok rahat
hissederler.
BAYAN KARAKTER
Güzel olsa bile bunu ikinci planda tutan, kişiliği ve zekasıyla göz
önünde olmayı seven bu kadınlar da erkekler için çok çekicidir.
Özellikle güzel kadınlardan korkma eğiliminde olan erkekler için bu tip
kadınlar biçilmiş kaftandır.
BAYAN MÜTEVAZI
Erkeklerin bir numarası olmaya aday başka bir kadın tipi! Maddiyatla
ilgilenmeyen, pahalı hediyeler istemeyen bu kadınlar, birlikte iyi
zaman geçirmeye önem verirler. Bu kadınlar, birlikte oldukları
erkelere, kendilerini parayla ispatlamak zorunluluğunu hissettirmezler.
BAYAN DOĞRU
Pek çok erkek, kişilikten çok önce güzelliğe baksa da, aslında
hayatlarını paylaşabilecekleri, onları mutlu eden bir kadın ararlar.
Yani aslında her kadın birer "Bayan Doğrur"dur ve olduğu gibi
davranan, numara yapmayan bu kadınlar, bir gün prenslerine mutlaka
kavuşacaktır.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
:'(
bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım. herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, kendi yolumu çizdiğimde anladım.. bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil.. bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, neden hiç ağlamadığını anladım.. ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım.. bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğin de anladım.. yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, sana ''git'' dediğimde anladım.. biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, git dediklerinde gittiğimde anladım.. sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, gerçekten pişman olduğumda anladım.. ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.. sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
yaşa
|
YAŞA! Her şeye boşver, dolu dolu yaşa. Madem ki bir aşkın var, ne güzel, tadını çıkar... Sanki ayıp bir şeymiş de utanıyormuşsun gibi yazmışsın bana... Her şeye boşver ve aşkı yaşa... İlle de büyük aşk olması gerekmez; yaşanan her aşk büyüktür, yeter ki tadını çıkarmasını bil... Çok büyük umutlar bağlama, yarını hiç düşünmeden, günü gününe sev, sevginin tadını çıkar... Sevgide geleceği düşünürsen aşkı, bombok edersin. Sakın haaa... Sonsuz, monsuz diye karşındakinin başını yeme... Her şeye boşver; öylesine sev ki, sevdiğini bile umursama, salt kendin için sev, bencilce yaşa aşkı, bütün maddesiyle... Yaşamdan elinde kala kala salt yaşadığın sevgiler kalır sonunda, ne şu, ne de bu... Bütün onlar, aşkı yaşamak için gerekli olan - ne yazık ki gerekli olan- gereklerdir. Aslolan aşktır yaşamda... Dolu dolu, dolu dizgin, zilzurna, saniye saniye aşkı yaşayarak sev... İki yıl, üç yıl sürecek diye umutlanıp enayilik etme... İster sürer, ister sürmez... Sen o anı yaşa yeter ki... Yitirdiğin zaman; yaşadıklarını kazanmış olacaksın... Sonunda elbet yitireceksin, ama yitireceğini hiç düşünme; çünkü aynı zamanda kazanmışsındır da... Anılar kazanıyorsun daha ne... İç o zaman, sarhoş ol... Yüce şeyler düşünme severken, sevgiyi berbat edersin; çünkü sevginin kendisinden daha yüce bir şey olamaz.. Aferin sana seviyorsan, seviliyorsan... Sakın kuşkulara kapılma. Karşındakini didikleme, yiyip bitirme... Türk gelenekleri, görenekleri öyle... Sakın bu aptallığı yapma... Severken yirmi yıl sonrasını değil, yirmi dakika sonrasını bile düşünme, sevinin içine edersin... An an yaşa, derin derin hem de... Afferin sana... Çok sevindim. İşe güce boşver. Artık sana ne Surname'yi, ne de başka şeyi soruyorum. Keyfince yaşa, sev... Sevildikçe sev, sevilmeyince de tastamam boşver ve o zaman o güzelim yalnızlığına sarıl... O yalnızlık ki, bütün sevgilerden daha güzeldir ve sonunda onun koynuna girmek için kendi kollarımızla kendimizi sararız...
O zaman da hiç üzülmeyeceksin. Çünkü nasıl olsa, sığınacak bir yalnızlığımız var; günün birinde anamız bile bizi bırakır gider ama o yalnızlığımız, biz yaşadıkça bizi hiç bırakmaz... Severken bunları düşünme, lütfen yarınsız sev! Hadi, sevgiyle öperim. Yaşa sen !... ____AZİZ NESİN____
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
kdn dediin=))
Kadın dediğin güzel olacak arkadaş. Söyle savurdu mu eteğini, ruhun rüzgârına kayacak. Bacakların, ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların, seyrine doyamayacaksın. Bakımlı olacak kadın dediğin. Saçları ipek, topukları pembe, boynu ince, şalindi mi kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme ucundan önce, sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak. Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde.Yeni bir kâbus gibi yasamayacaksın gerçeği de. Güzel olacak ama aklini evde tutacak kadar da akilli. Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak... Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle. Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak,beynini didiklemeyecek küçük kurtçuklarla. Sıradan ve kabullenir yasamanın ne demek olduğunu sindirmiş olacak içine. Asla şatafat düşkünü olmayacak. Doğum günlerinde bir sıcacık öpücüğün yerini, tek tas bir De Beears'in alamayacağını algılayacak kadar doygun olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan. Sadeliğin içinde fark edilir olabilmeyi, gösterişli kıyafetle bir tutmayacak. Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil,basit hiç değil, sadelikten oluşacak.Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla. Ekonomiden, politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir, demokrasi, monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye yeltenmeyecek. Gezip, eğlenmesini bildiği kadar, pazar parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini, domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek. Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi hayret tribüne girmeyecek. Esini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak. Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle...Takip edecek ancak yakışanı seçecek. Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek, her seferinde terzi aranmayacak piknik piknik. Elinden her iş gelecek. Marifetlerini sadece seni elde ederken değil, seni elde tutarken de gösterecek ve tüm bunlar içinden gelecek içinden, göstermelik olmayacak.Adamın siniri bozmayacak, tepesini attırmayacak, cinleri basına toplamayacak, körolasi dilini gerektiğinde yutacak... Çarsı pazar görmesini, sana don külot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek... Ve zevki seni giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi. Orada burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak, ayıkla pirincin tasını durumlarına sokmayacak. Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak. Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak. Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti... Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanibasinda ve huzurla... Öyle 'çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, hesap ver' yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak.Bilmem kimin sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür hiç etmeyecek. Sinirini zorlamayacak, salya sümük ağlamayacak, kıytırık nedenlerden hır gür çıkarmayacak. Sözü dinlenir, anlaşılır olacak.Bir hatayı allayıp pullayıp abartmayacak. Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır bilecek. Ama hayati giyim kuşam üstüne kurulmayacak. Uyum ve uyumsuzluk nedir bilecek. Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş. Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. 'Of yoruldum, beni ara, beni al, beni bul, bunu isterim' değil, 'sence de uygunsa,yanındayım, ben gelirim, merak etme' olacak lügatinde. Tereciye tere satmayacak yani. Hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf söyletmeyecek.... Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta. Aklini basından alacak ama aklini sadece bununla yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini. Asksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek, hanim sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küsmeyecek, süründürmeyecek. Kadın dediğin ayıp nedir bilecek. Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. İki lafın bası, her tartışmada ayrılalım tehdidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak... Tuzu az, sekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle isi olmayacak. Şöyle pastırmalı kuru fasulyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak her şeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri . Yahut pahalı parfümlerin sindiği, süslü püslü boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aska sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin. Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte bir sey. Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da... Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yasayacak. Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terk etmeyecek. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni bastan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,üstüne sevgili edinmeyecek. Sarışın, renkli gözlü, uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya...Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak... Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden, tehtidkârlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, bos bakanlardan olmayacak. Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak. En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa... Koluna takip gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle. Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de... Kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek.Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle , sınırlamayacak.Hem sevgilin, hem arkadasın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla... Bileceksin ki evde 'O' kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana... Öyle bir kadın işte...
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
$ebo'dan nameler:p
|
BEN BİR MÜLTECİYİM
(GÜÇ)
Ben bir
mülteciyim Kendi yüreğimden başka Sığınacak yerim yok yurdum yok Ben
bir mülteciyim Yüreğime sığındım Burada savaş çıksa bile ölen yok
Tüm hayallerin sonsuzluğa Ve sona erebildiği yerdeyim Tüm niyetlerin
bedenleri varmışçasına Görülebildiği bir yerdeyim Ben bir mülteciyim
Yüreğimde yaşıyorum Esir değil kul hiç değil Kendimde yaşıyorum
Ben bir mülteciyim Burada aslında sınır yok Kazanmak kaybetmek yok
Bu güçten daha büyük güç yok Artık eminim her şey içimde filizlenip
İstersem büyüyor bakmazsam çürüyor Aşil topuğum aşktı, Başka
yüreklerde mutlu olmadım, yaşayamadım Oysa içimde ne ok var ne de atan
Ne yön ne arka ön İster yaşa ister sön Ben bir mülteciyim
Yüreğimde yaşıyorum Esir değil kul hiç değil Kendimde yaşıyorum
Ben bir mülteciyim Burada aslında sınır yok Kazanmak kaybetmek yok
Bu güçten daha büyük güç yok Ben bir mülteciyim Kendi yüreğimden
başka Sığınacak yerim yok yurdum yok Tüm kitapların arasında kurutulup
saklanan Anılarla dolu bir yerdeyim Tüm sözcüklerin cümlelerden
kurtulmuş gibi İncitmeden özgür kalabildiği yerdeyim
GEÇMİŞE
YOLCULUK
Bugün
kendimi kuru yapraklarla kaplı Çıkmaz bir sokağa benzetiyorum Sadece o
sokakta yaşayanlar üzerimden Gelip geçiyor Bugün kendimi odalarından
çoğu boş Bazen dolan bir otel gibi hissediyorum İçimden ne hayatlar ne
hikayeler ne aşklar Geçip gidiyor Ben böyle değildim ne zaman kayboldum
Rüzgarla dans ederdim ne zaman savruldum Bir ses duydum geçmiş zamandan
Bir ses duydum küçük bir kızdan Bir bilet istiyorum Sadece gidiş
olsun Çocukluğun saflığına Gidip orda yaşamam gerek Bilet istiyorum
Tek kişilik olsun Yarına çıkabilmem için Heyecanı hatırlamam gerek
Bugün kendimi parktaki bir bank gibi Sessiz ve sabit hissediyorum
Geceleri üzerimde şehrin ışıkları Yatıp uyuyor Bugün kendimi
tonlarca yük taşıyan Gemilerin denizi gibi hissediyorum Kaldırma
kuvvetim var ama şehrin atıkları İçime akıyor...
OKYANUS
Önümde
ağır bir kapı Ardında okyanus var Ben zaten suda doğmuşum Kapıyı
açmam gerek İşte o an biri geliyor Tutuyor kulağımdan Gözü anahtar
deliğinde Bak diyor sadece buradan Bırak diyorum o küçücük resmi
Yetmez bize bu küçük esinti Nerde törpülendin böyle Olmaz diyor
tutup ayak bileğimi Şimdi önümde ağır bir kapı Ardında okyanus var
Bir de bileğimden biri çekiyor Benimse kapıyı açmam gerek Bak
diyorum koca dünyaya Buradan derhal çıkmak gerek Bari çekme bileğimden
Benim her şeyi görüp öğrenmem gerek Bir ileri bir geri Her adım bu
kapının ardı demek Sonunda boğulmak olsa da Benim o sularda yüzmem gerek
Anahtar deliğinden görünen Bu küçücük manzara Sana yetiyorsa yetsin
Benim o sularda yüzmem gerek Yüzmem gerek Şimdi önümde ağır bir kapı
Ardında okyanus var Bir de bileğimden biri çekiyor Benimse kapıyı
açmam gerek Bırak diyorum o küçücük resmi Yetmez bize bu küçük esinti
Nerde törpülendin böyle Olmaz diyor tutup ayak bileğimi
BİR KALP
KIRILDIĞINDA
Bir oyun
oynayalım mı Herkes açsın kalbini Oyun oynayalım mı Bir oyun
oynayalım mı Herkes söylesin adını Oyun oynayalım mı Her kalp bir
büyük dünya Ve bir kalp kırıldığında Hayata dair ne varsa Üzerinde o
dünyanın başlar yok olmaya Bir kalp kırıldığında Denizler kurur toprak
küser Denge kalmaz o dünyada Her kalp kırıldığında Bir yerlerde
yolculuk başlar Mavi renkten siyahlığa Her bir kalp kırıldığında Bir
oyun oynayalım mı Çocuklar gibi beraber Oyun oynayalım mı Bir oyun
oynayalım mı Kırmayalım birbirimizi Oyun oynayalım mı Her kalp ayrı
bir dünya Ve bir parça kristal aynı zamanda Bir de bilmeyerek değil ama
bilerek kırılmışsa Artık acı da duymaz başlar yok olmaya
HOŞÇAKAL
Seni
ararken kendimi kaybetmekten yoruldum Bulduğumu zannettiğimde Kendimden
ayrı düştüm Bu garip bir veda olacak Çünkü aslında hep içimdesin Ne
kadar uzağa gitsem de Gittiğim her yerde benimlesin Söylenecek söz yok
Gidiyorum ben Hoşça kal, hoşça kal Hoşça kal, hoşça kal Ben bir
kısrak gibi gelmişim dünyaya Şahlanıp koşmak içimde var Hoş çakal
Biraz su biraz yeşillik Her yer benim evimdir Taşırım dünyayı
sırtımda Her dil benim dilimdir Ama söylenecek söz yok Gidiyorum
ben
BABAM
OĞLUM
Bu akşam
sanki hiç ayrılmamışız gibi hissetmek istedim En sevdiğim kot pantolonumla
en sevdiğim lacivert tişörtümü giydim Güzel bir akşam yemeği hazırladım,
beraber aldığımız mumları yaktım Şarap açtım, bir sana bir bana iki kadeh
çıkardım Sevgilim ve dostum Babam, oğlum Arkadaşım, aşkım Her
şeyimdin sen Çok zaman geçti gitti ikimizden Özür dilerim seni üzdüysem
Sadece dinle hiçbir şey düşünmeden Şimdi bunlar geldi içimden Bu
akşam seni çok özledim Bütün şarabı tek başıma içtim Kırgınlığım bile
geçti kalmadı Şimdi bunlar geldi içimden Bu akşam sanki hiç beni
kırmamışsın gibi hissetmek istedim En son tatilimizi düşündüm, ayrılmadan
yirmi gün önce Dünyanın en güzel şehirlerinden birinde yürüdük
kilometrelerce İz bıraktık kaldırımlarda, otelde, caddelerde Sevgilim ve
dostum Babam, oğlum Arkadaşım, aşkım Her şeyimdin sen Çok zaman
geçti gitti ikimizden Özür dilerim seni üzdüysem Sadece dinle hiçbir şey
düşünmeden Şimdi bunlar geldi içimden Bu akşam seni çok özledim
Bütün şarabı tek başıma içtim Kırgınlığım bile geçti kalmadı Şimdi
bunlar geldi içimden Bu akşam sanki hiç aldatmamışsın gibi hissetmek istedim
Uyurken bile özlerdik birbirimizi delicesine Düşündüm durdum sordum
anlamadım Beraber yaptığımız şeyleri andım Seni son kez özledim Ve
bu şarkıyı yazdım…
ÇOCUKKEN SAHİP
OLDUĞUM KIRMIZI RUGAN AYAKKABILAR
Öyle
şeyler söyleyebilmek isterdim ki anlatabilmek Her kelimesi seni çeksin
saklasın bir yerlerde; derin Öyle şeyler gösterebilmek isterdim ki
resmedebilmek Rüzgar olmak isterdim ki eseyim etrafında; serin Bu bir
rüya bu bir dua Ne dersen de, öyle olsun Rüzgara karşı uçmaya çalıştım
Gözlerim kapalı seni aradım, seni aradım Körebe oynar gibi El
yordamıyla, sezgiyle Çocukken sahip olduğum kırmızı rugan ayakkabılar
Onlar da senin gibi çok tatlıydılar ama; Canımı yakardılar
Acıtırdılar Öyle bir ilaç bulabilmek isterdim ki kurtulabilmek Aşka
dair bıraktığın korkulardan ama yaram çok derin
Bıçakla
keser gibi kesip atabilmek bütün her şeyi Kesebiliyorsan ruhumu, dene;
duygularımı, yüreğimi; beni Bu bir rüya bu bir dua Ne dersen de, öyle
olsun Rüzgara karşı uçmaya çalıştım Gözlerim kapalı seni aradım, seni
aradım Körebe oynar gibi El yordamıyla, sezgiyle Çocukken sahip
olduğum kırmızı rugan ayakkabılar Onlar da senin gibi çok tatlıydılar ama;
Canımı yakardılar Acıtırdılar
KORKARAK
YAŞIYORSAN
Öyle Bir
Hayat Yaşadım ki Cenneti de Gördüm Cehennemi de Öyle Bir Aşk Yaşadım ki
Tutkuyu da Gördüm Pes Etmeyi de Bazıları Seyrederken Hayatı En Önden
Kendime Bir Sahne Buldum Oynadım Öyle Bir Rol Vermişler ki Okudum
Okudum Anlamadım Kendi Kendime Konuştum Bazen Evimde Hem Kızdım Hem
Güldüm Halime Sonra Dedim ki Söz Ver Kendine Denizleri Seviyorsan ,
Dalgaları da Seveceksin Sevilmek İstiyorsan , Önce Sevmeyi Bileceksin
Uçmayı Seviyorsan , Düşmeyi de Bileceksin Korkarak Yaşıyorsan , Yalnızca
Hayatı Seyredersin Öyle Bir Hayat Yaşadım ki Son Yolculukları Erken
Tanıdım Öyle Çok Değerliymiş ki Zaman Hep Acele Etmem Bundan Anladım
Kendi Kendime Konuştum Bazen Evimde Hem Kızdım Hem Güldüm Halime
Sonra Dedim ki Söz Ver Kendine Denizleri Seviyorsan , Dalgaları da
Seveceksin Sevilmek İstiyorsan , Önce Sevmeyi Bileceksin Uçmayı
Seviyorsan , Düşmeyi de Bileceksin Korkarak Yaşıyorsan , Yalnızca Hayatı
Seyredersin...
SİGARA
Aslında
Ben de İsterim Emeklemeden Koşmayı Güzel Elbiselerle Makyaj Yapıp
Dolaşmayı Aslında Ben de İsterim Düşünmeden Konuşmayı Küçük Bir Oyun
İçinde Önemli Kişi Olmayı Aklımdan Geçen Sözler Kalbimden Gelen
Sesler Hepsi Bir Orman Oldu Bir Kibritle Yok Oldu Ben Sigara
Dumanının Altında Yana yana En Sonunda Kül Oldum Sen Kibritin Hiç
Yanmayan Ucunda Birinin Hayatından Geçmiş Oldun Aslında Ben de İsterim
Emeklemeden Koşmayı Güzel Elbiselerle Makyaj Yapıp Dolaşmayı
Aslında Ben de İsterim Düşünmeden Konuşmayı Küçük Bir Oyun İçinde
Önemli Kişi Olmayı İyi Dostlar Biriktirdim Hepsi Ailem Oldu
Küçük ßir Aşk Yetiştirdim Düzene Yenik Düştü Ben Sigara Dumanının
Altında Yana Yana En Sonunda Kül Oldum Sen Kibritin Hiç Yanmayan Ucunda
Birinin Hayatından Geçmiş Oldun...
PERDELER
Bir
Yanımda Dopdolu Yaşanmış Sayfalar Bir yanımda üst üste okunmamış kitaplar
Dünüm Yarınım Hep Burada Küçücük Adamda Susadım Yoruldum Ama Aklım
Hayatta Bir Yanda Yorgun Düşmüş Yaşlanmış İnsanlar Bir Yanımda Ümitle
Aşkla Uyananlar Dünyanın Her Hali Burada Dağınık Odamda Çok Düştüm
Yaralandım Ama Sarıldım Hayata Ardımda Büyük Büyük Kocaman Ağır Yükler
Her yerimden Çektiler Beni Beklettiler Dinlendim Su İçtim Aktı
Dudaklarımdan Her Gün Güneş Doğar Yeter ki Açık Olsun Perdeler Bir
Yanımda Durmadan Çalışan Saatler Bir Yanda Ağır Ağır Dipten Gelen Sesler
Düşündüm Buldum Sandığım Yüzyıllık Gerçekler Hepsiyle Giyindim Durdum
Bazen Büyük Geldiler Bir Yanda Hiç Susmadan Konuşan Dudaklar Bir Yanda
Küsüp Susmuş Sessiz Akıllar Dibe Vurduysak Ne Olmuş Elbet Çıkarız Bir
Gün Var Bir Gün Yokuz Kiralıkmış Hayatlar Ardımda Büyük Büyük Kocaman Ağır
Yükler Her yerimden Çektiler Beni Beklettiler Dinlendim Su İçtim Aktı
Dudaklarımdan Her Gün Güneş Doğar Yeter ki Açık Olsun Perdeler...
SAATİM ÇALMADAN
Saatim
Çalmadan Uyandım Bugün Dünkü Fırtına Çoktan Dinmiş Yağmur Yağmış Her yer
Yıkanmış Vakit Kaybetmeden Yazmaya Başladım Bir Ağacım Ormanda Dallı
Budaklı Baharı Bekler Dururum Gövdemde Adın Yazılı Dudağımda Bir Damlan
Denize Döndü Şiirler Yazdım Sana Okur musun Söyle Yüreğimde Her şeyin ,
Koruyup Sevdim Uzanıp Ellerimden Tutar mısın Söyle Saatim Çalmadan
Uyandım Bugün Dünkü Fırtına Çoktan Dinmiş Yağmur yağmış Her yer Yıkanmış
Vakit Kaybetmeden Yazmaya Başladım Bir Ağacım Ormanda Dallı Budaklı
Suyumu Bekler Dururum Gövdemde Adın Yazılı Dudağımda Bir Damlan
Denize Döndü Şiirler Yazdım Sana Okur musun Söyle Yüreğimde Her şeyin ,
Koruyup Sevdim Uzanıp Ellerimden Tutar mısın Söyle...
ARTIK KISA
CÜMLELER KURUYORUM
Sizi
bilmem ama ben karar verdim Su gibi duru olup hep akmaya Başka sular
tanıyıp hep çoğalmaya Dalgalanmaya taşmaya Son günlerde çok düşünür
oldum Zor zamanları çabuk atlatır oldum Yalnız mıyım insanlar içinde
Arkadaşlarım aşklarım içinde Yara aldım bundan iki yıl önce Hiç
susmadım şarkı söyledim günlerce Artık kısa cümleler kuruyorum
Sevdiklerim sevmediklerim yanımda Kabullendim her şeyi olduğu gibi
Yola çıktım yarınlara Son günlerde çok düşünür oldum Zor zamanları
çabuk atlatır oldum Bakıyorum aynaya her gece İçim rahat biraz yorgunum
sadece Hayatıma giren herkese yaşanmış her şeye Teşekkürler büyüyorum
sizinle
KALBİM
Siyah
beyaz bir film gibiydin Herkes uyurken izlediğim sevgilim benim Çok
özledim Her zaman gitmek istediğim tatil yerleri gibiydin Dergi
sayfalarında hiç gidemediğim Bu bir masal iyi başı mutsuz sonlu Senle
ben batı doğu Ama dünya yuvarlak Kalbim ellerim kadar küçük değil
Kalbim ellerim kadar küçük değil En çok sevdiğim şarkıydın Herkesten
çok sevildin sevgilim benim Çok özledim Ben küçük bir kız heyecanlı
Oyuncaklarım tahtadandı Hepsi kırıldı yapıştırdım Bu bir masal başı
mutsuz sonlu Senle ben batı doğu Ama dünya yuvarlak Kalbim ellerim
kadar küçük değil Kalbim ellerim kadar küçük değil Ben küçük bir kız
heyecanlı Oyuncaklarım tahtadandı Hepsi kırıldı yapıştırdım...
FIRTINA
Niye bana
her şey korku her şey tasa Ne gece ne gündüz kaygısız Neden bütün yollar
karanlığa Gecelerim uzun ışıksız Aşk yarı yolda kaldı neyleyim
Korkmuyorum ben buyum böyleyim Yarınlar kadar yakın içimde fırtına
Bu dalgasız deniz durgun aldatır inanma Yaslanıp gururumun kambur
sırtına Kendime rağmen durmam basar giderim Nereye gider yollar sır
dağlara Denizler uçsuz bucaksız Gözlerim arkadaş uzaklara Gecelerim
uzun ışıksız
BU AŞK FAZLA SANA
Denize
açıldım sevmeye sevilmeye Anladım sevmek gibisi yok Yağmura soyundum
yavaş yavaş, yağar diye Damlalarda yüzmek gibisi yok Yokluğum varlığım
bir Dünüm yok yarınım sır Nasıl inanırım sana Bu yürek ağır bana
Sevgin öyle uzaklarda Nefes alsan da yanımda Bu aşk fazla
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
KÜRESEL ISINMA EYLEMİ 1 MART'TA...
1 Mart'ta tüm dünyada yerel saatlerin farklılığı gözetilmeden 19:55-20:00 saatleri arasında tüm enerji kaynakları kesilecek. Evde yada işyerinde tüm şalterler inecek. Arabadaysanız yol kenarına çekip durmanız gerekiyor. Amaç bütün dünyada aynı anda uygulanacak 5 dakikalık kesintiyle meydana gelecek enerji tasarrufuyla karar mercilerin dikkatini çekmek...
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
şebnem ferah şarkı sözleriyle sewgiliye mektup...:)
Dün gece
gökyüzünü izledim “AY” ilk defa bu kadar “YORGUN” görünüyordu, benim gibi onunda
yarısı yoktu; hali bana ismi sana benziyordu... Yine ben ve “SİGARA “ dumanından
başka hiç bir şey yoktu odam da...
Ve
”BUGÜN “ senin için, “SİL BAŞTAN” başlamak istedim.Gözlerimi açar açmaz
başlamalıydım sensizliği kabul etmiş geleceğe… Önce “SAATİM ÇALMADAN” uyandım ve
miskinliğimden kurtuldum…Evet bu sabah resmine bakıp “GÜNAYDIN SEVGİLİM”
demedim...Ayna ya bakarken düşündüm acaba buda başarısız olduğum “OYUNLAR”dan
biri mi olacak diye, sonra iyice baktım gözlerime ama bu sefer cesaretliydim
“OYUNUN SONU” zaferle bitecekti.”KALBİM” de düşünmek istemiyordu artık seni ,
kurtulmak istiyordu içindeki “CAN KIRIKLARI” ndan.”NEREYE KADAR” sürecekti bu
amansız ve acımasız “FIRTINA”?...
Ve bana
haykırıyordu adeta dön artık bu çıkmaz yoldan , “AŞK” ı öğretmemi bekleme ,
“SANA BİLMEDİĞİN BİR ŞEY” öğretemem , o gidiyor sende artık “DURMA” hayallerinin
yanına git unutma “KORKARAK YAŞIYORSAN” rüyalarınla ve umutlarınla kalırsın…Kötü
bir annenin “ÜVEY” evladı gibi ömrün boyunca sahtesiyle yaşayıp gerçeğini
beklersin.Kısaca “BU AŞK FAZLA SANA”… Evet kalbim haklıydı aynaya son bir kez
daha baktım “GÖZLERİMİN ETRAFINDAKİ ÇİZGİLER” her şeyi anlatıyordu aslında.Adeta
taşıyamadığım acılar oraya birikmişti.kuru ve yeterince büyük bir “OKYANUS”
gibiydi…
Artık
zaman kaybetmemeliydim “GEÇMİŞE YOLCULUK” yapmayı daha çok isterdim ama o bile
acı verecekti...
Birden
arkamı döndüm ve hızlı adımlarla dışarı çıktım.Bunu tek başıma başaramayacaktım
“HERKES BİLSİN İSTEDİM” ve tanıdık tanımadık her keze ; o artık yok , unuttum ,
unuttum , unuttum diyecektim.Belki de mantıksızdı ama “ZAMAN GEÇİP GİDİYOR”du
daha fazla dayanamıyordum.Bu yolda işe yaramayacaktı yine “MAYIN TARLASI"nda
yürümeye çalışıyordum…
Artık
Gücüm Bitmişti “NEFESSİZ KALDIM” …Yanımda olsaydın “DAHA İYİ OLMAZMIYDI” … Yine
sana dönmek zorundaydım yada senle beraber her şeye veda etmek…Fazla düşünmedim
sensizde olsa “DÜNYA”,Gözüme “PERDELER” inene kadar seninle yaşayacaktım…Pişman
olduğum şeyler vardı “YENİDEN DOĞUP GELSEM” boyun eğmezdim bu yok
oluşuma.”DELGEÇ” gibi parçalayıp yok ederdim kaderi…Ama vazgeçmem lazımdı
keşkelerden beni sadece ben kurtarabilirdim.Her şeyden vazgeçip gitmek istesem,
“BURADAN GÖÇERKEN” yine yalnız gidecektim .Hep benimleler diye umutlandığım “İYİ
GÜN DOSTLARIM” yanımda olmayacaklardı.. Beni yalnızca sen söküp alabilirdin bu
çıkmazın içinden .İster sevgilim , istersen arkadaşım , “BABAM , OĞLUM “ gibi
elini uzatman yeterliydi…
”ARTIK
KISA CÜMLELER KURUYORUM” , konuşmak zor geliyor. ”İYİ - KÖTÜ” yaşadığımız hiçbir
şeyi paylaşmak istemiyorum kimseyle…Sadece “AY IŞINĞINDA SAKLIDIR” o güzel
anılarım diye düşünüyorum.Gökyüzü tüm sevenleri tanıyor ve “BİR KALP
KIRILDIĞINDA” sadece sevenler için ağlıyor .İnan bana “GÖZ YAŞLARIMINIZIN TADI
AYNI “.Sadece ikimiz için ve Hep “BEN ŞARKIMI SÖYLERKEN” yağıyor ”YAĞMURLAR”…O
ağlıyor ben izliyorum ve anlıyorum “HER ŞEY İNSANLAR İÇİN”…
O masum
görünen “ÇAKIL TAŞLARI” parçalıyor kalbimi ….Kanım buz gibi ,hissediyorum ve
durduramıyorum.Adeta “ÇOCUKKEN SAHİP OLDUĞUM KIRMIZI RUGAN AYAKKABILAR” gibi
rengi.Yalnızlık hoş geldin diyor bana sinsi bir gülümseme ile ve sonra soruyor
bile bile “SENİN ADIN NE” diye…O çürüteceğini sanıyor aşkımı ama bilmiyor ki ne
“DEĞİRMENLER” öğütemedi kalbimi. .“VAZGEÇTİM DÜNYADAN” , ”BEN BİR MÜLTECİYİM”
diye haykırıyor kalbim....
İmkansızda olsa ömrüm boyunca seni bekleyeceğim bana "BIRAK KADININ OLAYIM"
diyene kadar...”YEMEN TÜRKÜSÜ” nün dediği gibi giden gelmiyor.”DELİ KIZIM UYAN”
diye bekledim senelerce ama artık gitme vakti geldi. Söylenecek söz yok
gidiyorum ben “HOŞÇAKAL”…
"KADIN","ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM"dedi usulca,"PERDELER"üstüne üstüne
geliyordu sanki yükler vardı ardında,oysa"KELİMELER YETSE"ydi neler vardı
aklında,bi de "CAN KIRIKLARI" izin verse gülümsemesine...
|
Yorumlar (
1
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
hayatımın anlamı,işte bu yhaaaaa:))))))
|
| 
efet ark lar sizle paylaşmam gereken bişe war daha fasla dayanamıjam konu şu:mini mini emrah bnm ex oluyo,terketti bni ama:(( böhüüüüü      ama ama ama bn onu istiom kiiii unutamadım onu yhaaa sewemiom kimseyi de napjam bns:s tabe o da haklı napsın bni,adam karizma baqsanıza şu kaşlar,şu saçlar,şu duruş,şu gülüş(yok gülüş kısmı olmadı yhaa emrah gülmes ki.. herneese dewam ihihihi)şu baqış kimde war? sorarım size peşinde bi dolu kıs war hepsini öldürjem işte aaah ahhhhh hayatımın anlamı bu çocuk yhaaa onsuz bn bi hiçim böhüüüüü  bütün bunları anlatıom ki bişeler yapın bnm elmden bişe gelmio yaptım elmden geleni dönmüo bna hıh   |
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
beni seç,beni seç:p:p:p
|
 burdan şu anlaşılıo x'e deer wermemekte faida war haaa y weya z ye werebilir misiniz werebilirsiniz çünkü onlarınki sabit ne inio,ne kalkıo puhaha
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
ennn lüzumsuz bilgiler:C:C
-
LÜZUMSUZ BİLGİLER -
Yeni Zelanda’da yaşayan Kea adında bir cins papağan araba pencerlerinin etrafındaki kauçuk şeritleri yer! -
Kaydedilen en uzun tavuk uçuşu 13 saniyedir Dünyadaki beyaz karıncaların toplam ağırlığı insanlarin 10 katıdır. -
Eşeklerin gözleri dört ayaklarını da görebilecek şekildedir. -
Kedilerin her bir kulağında 32 adele vardır. -
Kutup ayıları solaktır. -
Zürafalar 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptirler. -
Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir. -
Baykuş, mavi rengi görebilen tek kuştur. -
İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür. -
Develerin üç tane kaşı vardır. -
Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalırlar. -
Istakozların kanı mavi renktedir. -
Eski Mısır’da kediler kutsal hayvan sayılıyordu ve öldükleri zaman insanlar saygılarını göstermek için kaşlarını kazırlardı. -
Fil yavrusu, hortumuyla annesinin kuyruğuna tutunarak dolaşır. -
Sürü içindeki dişiler doğumlarını birbirlerine göre ayarlayıp sırayla doğum yapıyorlar. -
Kuş örümceği sırtında 300 yavrusuyla gezer. -
Keseli farenin yavruları annelerinin sırtına ısırarak tutunur. -
Salyangozların 25 bine yakın dişi vardır. -
Yılanlar duyamaz. -
Zürafalar yüzemez. -
Kediler şeker tadını ayırt edemez. -
Timsahlar, dillerini dışarıya çıkaramazlar. -
Kangurular, geriye doğru yürüyemez. -
Kelebekler, ayakları ile tat alırlar. -
Atlar, bir ay ayakta kalabilirler. -
Fareler kusamaz. -
Deniz kobrası, dünyanın en zehirli yılanıdır. -
Filler zıplamayan tek memelilerdir. -
Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir. -
2 bin 600 kurbağa cinsi vardır. -
Bir sineğin, saatteki hızı 8 km’dir. -
Yunuslar, gözleri açık uyurlar. -
Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır. -
Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür. -
İnek sütünün pH değeri 6’dir. -
Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir. -
Dalmaçyalilar gut olmayan tek köpek cinsidir. -
Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar. -
Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur. Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur. -
Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır. -
Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır. -
Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar. -
Meşe ağaçları elli yasına gelmeden meşe palamudu üretemezler. -
Aslanlar bir günde 50 kez çiftleşebilirler. -
İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak bas parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir. -
Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır. -
Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde “başkent” anlamına gelir. -
Kanada, Kızılderili dilinde “büyük köy” anlamına gelmektedir. -
İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur. -
Sahra Çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır. -
Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır. -
Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı. -
1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven’da yayınlanmıştı. -
Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir. -
ABD’de, yasları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır. -
Ortalama bir erkek, hayatinin 3350 saatini traş olmak için harcar. -
Geçen 3 bin 500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır. -
Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir. -
Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır. -
İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir. -
Günümüzde, evlenenlerin yarısı boşanmaktadır. -
Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı. Her 25 kişiden biri astım hastasıdır. -
Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir. -
Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır. -
Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır. Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer. -
Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir. -
Charles Dickens, uykusuzluk hastalığına yakalanmıştı. -
Sadece yüzünü kuzeye dönerse uyuyabileceğine inanıyordu. -
Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın Ishigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır. -
Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür. -
Kış aylarında, Moskova’daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar. -
Rusya’da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir. -
Norveç’in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer. -
Sadece dişi sivrisinekler ısırır. -
Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır. -
Hindistan’daki yıllık doğum sayısı, Avustralya’nın toplam nüfusundan fazladır. -
Rusya’nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır. -
Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altın 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır. -
Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır. -
Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi. Salatalığın yüzde 96’si sudur. -
Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır. -
Peru’da hiç umumi tuvalet yoktur. -
Timsahlar renk körüdür. -
Yarim kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar. -
Sadece dişi kanaryalar ötebilir. -
Tarantulalar iki buçuk yıl yiyeceksiz yasayabilirler. -
Havuca rengini karoten verir. İnciler sirkede erir. -
Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir. -
Rodin’in ünlü ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan şair Dante’nin portresidir. -
En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır. -
Sihirli sözcük ‘abrakadabra’ ilk olarak yüksek ateşli hastaların ateşlerini düşürmek için söylenmişti. -
Marilyn Monroe’nun altı ayak parmağı vardı. -
Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı. -
Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır. -
Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak var.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
1/3/2007
-
saçım saçım saçmalamak:C
1/3/2007
-
işte karşınısda tubyyy=)))
1/3/2007
-
mini mini klipsss gbi gbi sanki ehuehuehu:D:D:D
|
|
Benim hakkımda
ne tanımı yahu bna takıl hayatını yaşa:V:V:V
Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım
Baglantılarım
1
sayfadan
1
. sayfa
geri | ileri
|
|