|
Yazar: nasmina
Bir nefestir hayat. Sadece kendini arayıp bulman kadar zamanı olan. Bir göz açıp kapama kadardır hayat. Bir gözün bebeğinde kendini görmeye yetecek kadar. Bir sırdır hayat. Sadece senin bildiğin ve başkasıyla da paylaşma şansın olmayan. Paylaştığın şeyler sırrın değil, senin kendini bulmak için girdiğin çabanın izdüşümleridir.
Zaman subjektif bir kavram.
Onun içinde kaybolma şansın yok. Sadece onun içinde aradığın kendinsin.
Kendini bulduğun yerde, zaman senin için anlamını yitirecek ve “AN” halini alacaktır. İşte o an’da zamanı seyretmeyi ve zamana hükmetmeyi öğreneceksin. Hükmettiğin aslında kendin olacaksın. Çünkü sen o zaman denilen şeyin içinden süzülerek ve damıtılmış halde kendini buldun. Kendini bulduğun yerde her şeyi bir görmeye başlayacaksın. Hazlar sana bir şey anlatmayacak, gerçek mutluluğu tatmış olacaksın. İşte orada dünyada cenneti yaşamaya başlayacaksın.
Yüreğinde yanan ateşi görmek, esen fırtınaları dinlemek istersen bir nefes NEY dinle. Göreceksin neyin her sesinde içindeki kor kor yanan alevleri göreceksin. İçinde esen fırtınaların ne kadar kuvvetli olduğunu, seni ulaşman gereken yere ulaştırmak için ne kadar da gayretli olduğunu göreceksin.
Farkındalıktır hayat. Farkında olmadığın şeyleri tekrar tekrar yaşadığın. Her yaşadığında bambaşka girdabın içine düşüp devindiğin. İçinden çıkamadığında “Benim mutluluğum diğer tarafta diyerek kendini teselli ettiğin” Oysa ahh güzel yürek, her şey bu dünya da yaşanacak. Her şey bu dünya da öğrenilecek ve kemalata bu dünya da ereceksin. Bu dünya da mutluluğu tatmadan mutluluk diyarı olan cenneti nasıl algılayacaksın. Farkındalığınla baktığında yaşadığın her şeye, aslında etrafında senin kemalata ermen için kanat çırpan milyonlarca yardımcı bulacaksın. Oysa sen ötelere erteliyorsun bütün beklentilerini.
Mücadeledir hayat. Alnı açık, başı dik yaşayabilmek için. Bütün etiketlerinden sıyrılarak, başkasına etiket yapıştırmadan sadece yalın kalmaktır. Birileri ne der kaygısından uzak, birileri için ve en önemlisi kendin için mücadeledir. Kazandığın her mücadele dağın tepesine seni daha çok yaklaştıracak ve sen gün be gün güneşin ışıklarından daha çok nasipleneceksin. Eğer dağın zirvesindeysen, güneşin batmadığını göreceksin. Güneş dağın bir tarafında batarken diğer tarafına doğmaktadır. Ve sen zirvede hep kuvvetli rüzgarlara kafa tutacak ve hep güneşten nasiplenerek yaşayacaksın.
Sevgidir hayat. Tüm gönüllerde rahmet olmaktır. Gönüllere sağanak sağanak yağmur olup yağmaktır. Her yağdığın yürekte mümbit, yemyeşil, topraklar oluşturmaktır. Gözlerine baktığın insanların yüreğinde güneşi doğdurabilmektir hayat. Kendin olarak yaşamaktır ancak kendine yaşamamaktır hayat. Hayatı tatmak istersen sokakta oynayan çocukların o muhteşem gözlerine bakman yeterlidir. Onlar hep mutludurlar ve onlar beklentisiz severler. Çamurla oynarken mutluluk yaşar onlar. Sende mutlu olmanın göreceli olmadığını, her şeyin seni mutluluğa götüren birer işaret ayet olduğunu anla. Sokaktaki çocuklar çok şey anlatıyor inan.
Özgür olmaktır hayat. Tüm dünyaya kafa tutabilecek kadar asil, iradenle, vicdanınla ve aklında sadece kendin olduğun ve kendi kendine hükmedebildiğin bir hayat. Kimseye hiçbir neden hiçbir şart ve hiçbir cezp edici sözden dolayı iradeni teslim etmemektir hayat. Hayata karşı duruşun iradenle olacak ve irade ettiğin şeyleri yaşayacaksın. İrade ettiğin şeylerin kaderin olduğunu göreceksin. İradeni teslim edersen talip olan, iradene hükmedersen talip olunan olacaksın. Ya sen olacaksın, ya da birinin müsaade ettiği kadarla yaşayacaksın.
Bir noktadır hayat. Tüm yaşadıklarını içine sığdırdığın sadece bir nokta. Adına ölüm dediğin bu nokta aslında senin varoluş kitabındır ve gururla o kitaba sahip çık. Çünkü o kitabı sen doldurdun. O kitapta senin alın terin, gözyaşın, hayallerin, aşkın, sevdan ve mücadelen var. Doldurduğun kitap senin eserin. Onunla gurur duy ve sahiplen. Hayat kendini sahiplenip, “biz” olabilen insanların yaşayabileceği kadar muhteşem bir şeydir.
alıntı
01:43 - 1/9/2008 - {1} -
Yazar: nefesimsin

ÖZLEM KAPIMDA VUSLAT KOKUYOR BURNUMDA,
DAR AĞAÇLARI KURULUYOR HER YANIMDA OLMAYIŞINDA,
EN BÜYÜK HUZUR YÜREĞİNİN ORTASINDA,
SEVMENİN NİMETİ GÖZLERİME BAKAN SONSUZLUĞUNDA,
BENİMSİN BENİMSİN İKİ CİHANIMDA,
SEBEBİMSİN,
KIYAMETİMSİN,
GÜNEŞİMSİN,
DÖRT MEVSİMİMSİN,
BİRİCİK BİRTANECİK SERDARIM
SEN BENİM BEBEĞİMSİN.....
SENİ SEVİYORUM....................
12:13 - 30/8/2008 - {0} -
Yazar: nefesimsin

GÜNEŞ GİBİ DOĞUYORSUN DÜNYAMA YÜREĞİMİN BUZ SARKITLARI HER BİR DAMLANIN ÇOĞALARAK BİRLEŞTİĞİ,SEVGİTE TAŞAN BİR ŞELALEYİ ANDIRIYORSUN.AY'IN DÜNYAMIZI AYDINLATTIĞI GİBİ.ZİFİRİ KARANLIKLARI YIRTARAK IŞIKLARINI SAÇIYORSUN ETRAFIMA,ÖYLE BÜYÜLÜ BİR IŞIKKİ BU,HAYALLERİN GERÇEKLEŞMESİ GİBİ,ADINI KOYAMADIĞIM DÜŞŞÜNCELER GİBİ,KAPIMI HER AN ÇALACAK BEKLENEN BİRİ GİBİ.SEN,SEN AŞKIN TA KENDİSİ OLMALISIN.SENİ BEKLEMEK,AÇILAN HER KAPININ ARDINDAN SENİ ARAMAN.ÇALAN HER TELEFONA SEN DİYEREK KOŞMAK.YİNE ARAMADI DİYE MERAKLANMAK.BEKLENMEDİK ANLARDA SENİ KARŞIMDA BULUP MUTLULUKLARIN EN GÜZELİNİ HİSSETMEK.EN HÜZÜNLÜ ANLARINDA HÜZNÜNÜ KALBİMDE YAŞAMAK,SEVİNCİNİ SEVİNCİM,DERDİNİ DERDİM BİLMEK.DOĞAN HER YENİ GÜNE ,SENİN İÇİN HAYIR DUALARI İLE BAŞLAYIP,GÜNAYDIN DİYEN SESİNİ DUYMAK İÇİN,UYKULARIN EN TATLISINDAN UYANMANIN SEVİNCİNİ YAŞAMAK.BANA BUNLARI HİSSETTİRDİĞİN İÇİN SENİN ADINI " AŞK " KOYDUM SENİN.SEN AŞKIN TA KENDİSİSİN.TELEFONUM HER ÇALDIĞINDA İÇİM TİTREYEREK ,SERDAR'IM ARIYOR DİYORSAM.HER NE KADAR SES TONUMU AYARLAMAYA ÇALIŞIP,HALA BUNU BAŞARAMIYOR VE YİNEDE SESİMİN TİTREMESİNE ENGEL OLAMIYORSAM.BANA BAKTIĞINDA,SAÇ DİPLERİMDEKİ FIRTINALARI DİNDİREMİYORSAM GÖZLERİNE BAKARAK,DENİZLERİN EN DERİNİNE DALIYOR VE BİR TÜRLÜ ÇIKAMIYORSAM,ELLERİMİ BİR KOR GİBİ YAKIYORSA TENİN.YÜREĞİMDE ALABORALAR KOPUYORSA EĞER BUNU BAŞARAN SENMİSİN?YOKSA SEWN AŞKMISIN?BANA BU DUGULARI YAŞATTIĞIN VE HAYATIMA GİRDİĞİN İÇİN AŞKI YALNIZ SANA YAKISTIRDIĞIM İÇİN ADINI " AŞK " KOYDUM
SEN " AŞK " OLMALISIN.
SENİ SEVİYORUM SERDAR'IM İYİ Kİ VARSIN....
12:59 - 24/8/2008 - {0} -
Yazar: nefesimsin

SEN EBRULİ DÜŞLERİMİN KAHRAMANI.TÜM RENKLERİM KAYNAĞI,GECEMİN IŞIĞI,HAYAT AĞACIM,CAN YOLDAŞIM,CANIM ÇİÇEK KOKULU SEVDİĞİM SEN......YÜRÜEĞİMİ KOYDUM YÜREĞİNİN ÜZERİNE.ATIYORSA,BİLKİ SENİN İÇİN ATIYOR.VE YAŞAM ANCAK SENİN VARLIĞINLA ANLAM BULUYOR...
SENDEN ÖNCE GÖRDÜĞÜM TÜM DÜŞLERİ GÖRÜLMEMİŞ SAYIYORUM.GEÇMİŞ AŞKLARDAN KALAN TÜM İZLERİ BİRER BİRER SİLİYORUM.SANA DAİR HERŞEYİ YÜREĞİME,BEYNİME KAZIYORUM..TÜM HÜCRELERİME YAYIL,ÇIKMA BEDENİMDEN.HAVA YERİNE SENİ SOLUMAK İSTİYORUM,SU YERİNE SENİ İÇMEK İSTİYORUM YUDUM YUDUM.BİR OLMAK İSTİYORUM SENİNLE ,SEN OLMAK İSTİYORUM.
ŞİMDİ YAĞMUR OLSAN YAĞSAN ÜZERİME.ISLATSAN BENİ SIRILSIKLAM ETSEN,SONRA DOKUNSAN,DOKUNDUĞUN HER YER YAKSA TENİMİ,SICAKLIĞINLA KURUTSAN.BAKSAN YÜZÜME GÖZLERİNİ HİÇ AYIRMADAN ERİSEM BAKIŞLARINDA.DUDAKLARIN DEĞSE DUDAKLARIMA ,TİTRESEM İÇİMİ ÜRPERTSEN...
SEN GÜZELE DAİR NE VARSA HEPSİNİN,SAHİBİ SEN...HEP ÇOCUK,HEP YARAMAZ,GÜZELLİĞİ İLE DAYANILAMAZ.BİR HAYRAN YARATTIN KENDİNE.SENİ İZLİYORUM,SANA BAKIYORUM.
SENİNLE DOLDURUYORUM DÜNYAMI,SENDEN ALABİLECEĞİM NE VARSA HEPSİNİ ALIYORUM.HERGÜN YENİDEN,BİRKEZ DAHA KEŞFEDİYORUM SENİ,HERGÜN ARTIYOR HAYRANLIĞIM...
HEP AKLIMDASIN,OLMADIĞIN BİR AN BİLE YOK.TUTKUYU TEHLİKE BULANLARA İNAT,GÜNAH DİYE ADLANDIRILANLARA İNAT EN KOYU EN DELİ TUTKUNUN İÇİNDEYİM SENİNLE " BÜYÜK AŞKLARIN ACISIDA BÜYÜK OLUR " DERLER YA BIRAK DESİNLER.SENİNLE OLMANIN BEDELİ BÜYÜK BİR ACI ÇEKMEKSE EĞER,SENİNLE OLACAĞIM BİR ANA BİLE DEĞER.BUĞÜNE KADFAR AŞKA DAİR SEVGİYE DAİR YAZILMIŞ YADA SÖYLENMİŞ TÜM KURALLARIN ÖTESİNDE BİRŞEY BENİMKİSİ.SENDEN ALDIĞIM GÜÇLE MEYDAN OKUYORUM BÜTÜN KURALLARA.BUNDAN SONRA DA AŞKIN KURALLARINI BEN KOYUYORUM.SEBEPSİZ SEVENİM BEN.SENİ HERŞEYİNLE OLDUĞUN GİBİ SEVİYORUM.SENİ SEN OLDUĞUN İÇİN SEVİYORUM.BAŞKA BİR SEBEBE GEREK VAR MI?DÜNYANIN EN ŞANSLI İNSANIYIM BU YÜZDEN SENİ BULDUĞUM İÇİN.TANRININ BİR ARMAĞANISIN BANA.
SEN SEVDAMIN ORTAĞI,AŞKIMIN ÇİÇEĞİ,GÖZÜMÜN BEBEĞİ,SEN..... VE BEN....
BİRTEK SENİ YAR BİLEN....
BİRTEK SENİ SEVEN.....
SEVDAMA ÖMRÜME HOŞ GELDİM HAYATIM SERDAR'IM.........
01:43 - 15/8/2008 - {0} -
ÇiçekciÇiçekci firması
Yazar: sembolcicek
Çiçekci
Kadıköy Çiçekci
Maltepe Çiçekci
12:36 - 5/8/2008 - {0} -
Yazar: sembolcicek
Hediye Çiçekçi
12:33 - 5/8/2008 - {0} -
Yazar: YAKAMOZLAHERSEYY

Hüzün Kokan Sayfalar
Uzun bir yolun sonlarındasın besbelli
Ayak izlerin yılların ağırlığını taşıyor.
Gittiğin yerlerden dönüşün olmayacak,
Yüreğimin ağrısı sana mı? Yoksa,
Ağlayamadığım bana mı?
Ne tuhaf sizi tanımıyorum,
Hiç görmedim de.satırlarına düşen hüzün
Ruhumu esir aldı. Savunmasız bir kalemiydi,
Geride bıraktığın. Yoksa ben miyim yere düşen.
Biliyorum TAK ETTİ CANINA.
Ama GİTMEK O KADAR KOLAY mı,
Yağmurlar şahidin olacak,
Göz yaşlarının eşliğinde.
El sallıyorum gidişine,
Hüzün kokan sayfalara doğru.
Şair dostum ne güzel anlatmışsın
Kendini kendi satırlarında
‘’Ne senin gibi sevebildiler beni,
Ne ben sevebildim.
Seni sevebildiğimin zerresi kadar,
hiç birini’’,
(Bu gün hüznü yaşadım bir şairin yüreğinde)
17:25 - 9/7/2008 - {0} -
Yazar: YAKAMOZLAHERSEYY

Ağla Yüreğim
Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde...
Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner...
İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.
Eğil başım
Sen..
Öne eğil....
Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim.....
Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.
Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..
18:33 - 8/7/2008 - {0} -
Yazar: YAKAMOZLAHERSEYY









15:37 - 13/6/2008 - {4} -
Yazar: YAKAMOZLAHERSEYY








20:16 - 12/6/2008 - {1} -
Yazar: YAKAMOZLAHERSEYY


14:14 - 11/6/2008 - {0} -
Yazar: nasmina
Öğrendim ki...
Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor, Yıkmak bir dakika.
Öğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil Kiminle olduğun önemli.
Öğrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
Öğrendim ki...
İnsanların başına ne geldiği değil O durumda ne yaptıkları önemli.
Öğrendim ki...
Olmak istediğim insan olabilmem Çok vakit alıyor.
Öğrendim ki...
'Bittim' dediğin andan itibaren Pilinin bitmesine daha çok var.
Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen Tepkilerin hayatını kontrol eder.
Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.
Öğrendim ki...
İki insan aynı şeye bakıp Tamamen farklı şeyler görebilir.
Öğrendim ki...
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.
Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir.
Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar İnsanı insan yapmaya yetmez.
Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da...
Öğrendim ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Öğrendim ki...
Şartlar ve olaylar, Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
Öğrendim ki...
İki kişi münakaşa ediyorsa, Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
11:24 - 8/6/2008 - {1} -
Yazar: nasmina
Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü'dür. Anneler Günü evrensel bir gündür. Dünyada milyonlarca ana bugün çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır.
Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği ülkemizde her yıl çocukları için büyük fedakarlığa katlanan annelerden birini yılın annesi seçer. Yılın annesinin kişiliğinde tüm annelere iyi dilekler sunulur.
Amerika'nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1966 günü Jarvis isimli bir kızın annesi öldü. Annesini çok seven Jarvis'in üzüntüsü aylarca sürdü. Hayatla kimsesi kalmayan Jarvis ölüm olayına bir türlü alışamadı. Yaşama küstü. Canlılığını, yaşama sevincini yitirdi. Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü. Jarvis'in bu durumunu yakından izleyen komşusu Jarvis'le arkadaş oldu. Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis'e «İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.» dedi. Bu iki cümle, Jarvis'i çok etkiledi. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşündü. Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis'in annesine olan sevgisini azaltmadı. Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti. Yerine anne sevgisinin sıcaklığı geldi. Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil severek. anmaya başladı. Acıları azaldı. İçinde arı, duru bir sevgi oluştu.
Aradan bir yıl geçti. Bu süre içinde Jarvis, hemen her gün annesinin mezarına çiçekler götürdü. Jarvis'in annesinin ölüm yıldönümünde bütün arkadaşları eve geldi. O gün Jarvis arkadaşlarına :
— Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti «Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur. Yılın bir gününü annelere ayıralım. O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım. Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim.» dedi.
Arkadaşları Jarvis'in önerisini çok beğendiler. Birlikte hemen kentin Belediye Başkanına gittiler. Başkan onları dinledi. Öneriyi içtenlikle benimsedi. Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatıldı. Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verdi. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.
Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlandı. Daha sonra bütün uygar ülkelerde kutlanmaya başlandı.
Her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü gazetelerde annelerle ilgili yazılar, anılar, şiirler yayınlanır. Radyo ve televizyonda ana sevgisini konu eden konuşmalar yapılır. Türk Kadınlar Birliği'nin şubesi olan illerde yılın anneleri seçilir. Okullarımızda ayrıca Anneler Günü nedeniyle toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda okunan şiirler, söylenen türküler, şarkılar, annelere armağan edilir. Filimler gösterilir. Sergiler düzenlenir.
Anneler Gününde annemize bir demet kır çiçeği armağan ederek, bir güzel sözcükle yanağından öperek onu çok mutlu ederiz.
12:48 - 12/5/2008 - {1} -
Yazar: nasmina

Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan bir çocuk varmış.
Bir gün Tanrı'ya sormuş;
"Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler.
Fakat, ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki, orada nasıl yaşayacağım?"
"Tüm meleklerin arasında senin için bir tanesini seçtim, O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak. Meleğin sana hergün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek. Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın."
"Peki, insanlar bana birşey söylediklerinde, dillerini bilmeden, söylediklerini nasıl anlayacağım?"
"Meleğin sana dünyada duyabileceğin en tatlı ve en güzel sözcükleri söyleyecek.
Sana konuşmayı, dikkatle ve sevgi ile öğretecek."
"Peki, ben seninle konuşmak istersem ne yapacağım?"
"Meleğin sana ellerini açarak bana dua etmeyi de öğretecek."
"Dünyada kötüler olduğunu da duydum.
Beni onlardan kim koruyacak?"
"Meleğin seni kendi hayatı pahasına da olsa koruyacak."
"Fakat, ben seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm."
"Meleğin sana sürekli benden söz edecek ve ulaşmanın yolunu öğretecek."
O sırada cennette bir sessizlik olur ve dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır.
Çocuk gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru sorar;
"Şimdi gitmek üzere isem, benim Meleğimin adı ne?"
"Meleğinin adının önemi yok yavrum. Sen onu, ANNE diye çağıracaksın."
Tüm annelerin "Anneler Günü" kutlu olsun…
12:44 - 12/5/2008 - {0} -
Yazar: YAKAMOZLAHERSEYY


16:15 - 9/5/2008 - {0} -
Yazar: nasmina

09:26 - 9/5/2008 - {0} -
Yazar: nasmina
Cümbüş kırık, neyzen suskun, ney suskun
geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine hicran
şarkı suskun, meyhan suskun, mey suskun
geldi hazân, yine giryân, yine figan,yine efgân
gönüllere elem konuk her akşam...
bülbülü bir güle zar eylemişler
dünyayı sevene dar eylemişler
sevdayı göğsüme nar eylemişler
geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
yine hicran, yine hüzün, yine efgân, yine figan
bir ince sızıdır nereye baksamâ?¦
hicran dilsiz, yaş gözsüz, mevsimler güz
şair suskun, şiir suskun, tar sözsüz
yine boyun büktü akşamlar öksüz
ey vah yine hazân, yine efkar, yine ah-u zar
yine firgat, yine hasret, yine gurbet, yine gam var
bir ince sızıdır düşer sineye ah leyli yar
rüzgar hicran inler gönül secdede
nağmeler aşkı kanar her hecede
ay küser bir efkâr basar gecede
yine hazan, yine hüzün, yine hicran, yine gam
yine figan, yine efgân, yine giryân, yine hüsran
bir kara dumandır iner her akşam
felek ki, demirden örmüş ağını
ceylanlar aşk için yakmış dağını
gazeller savurmuş gönül bağını
geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine gam
yan ey deli gönül dermansız derdine yan
yine efkar vakti, her yer karardı
bahçe gazel döktü yaprak sarardı
her sokak başını bir elem sardı
geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
yine hicran, yine hüzün, yine giryan, yine hicran
bir ince sızıdır nereye baksam
tipi bize, boran bize, kar bize
feryat bize, figan bize, zar bize
hicran bize, fizan bize, har bize
yine firgat, yine gurbet, yine hasret ey Ozan
dinmez sızıdır yüreğimde ne yapsan
gönüllere elem konuk her akşam
bahçe mahsun, gül mahsun, gönül hicran
bülbül bi-zar-ı figan, bi-zar-ı fizan, bi-zar-ı efgân
ey vah yine hicrân, yine giryân, yine hüsran, yine gam
bir ince sızıdır düşer sineye her akşam
geldi hazân, yine hicran,yine hüsran
yine giryân bana düştü...
yine firgat, yine hasret,yine figan
yine efgân cana düştü...
attı felek, her birimiz bir yana düştü
yan ey gönül şimdi dermansız derdine yan
ah ile, vah ile geçip gidiyor zaman
hüzünlere yazılmış bir ömür bizimkisi
ah!
neylersin...
Nuri CAN
11:52 - 8/5/2008 - {0} -
Yazar: nasmina

Çocuklar seni özler
Her yıl yolunu gözler
Sendedir tatlı sözler
Güzel yirmi üç nisan
Çocuklar hep el ele
Coşkular döner sele
Bayram olur her sene
Güzel yirmi üç nisan
Yarınların umudu
Çocuklar sende mutlu
Gel her yıl kutlu kutlu
Güzel yirmi üç nisan
Meclisten yetki aldın
Minik kalplere daldın
Ülkeme neşe saldın
Güzel yirmi üç nisan
Milletime hayransın
Çocuklara bayramsın
Dünyalar seni ansın
Güzel yirmi üç nisan
Kenan Tunç
(21.04.2008)
www.web67.tr.gg
01:52 - 23/4/2008 - {0} -
Yazar: nasmina

23 NİSAN
ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI
23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.
Atatürk, 23 Nisan 1924'te '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979'da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.
Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.
Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanlar’ı çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.
Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.
Atatürk diyor ki:
“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”
resimarşivi.com
01:51 - 23/4/2008 - {0} -
Yazar: nasmina
Aldatmasın seni boy, pos, endam
Şekle, şemale bakıpta yanma...
Makam mevkiyle olunmaz adam
Her kıravatlıyı adam sanma...
Çoğunda yok adamlığın a'sı
Öyle dik gezdiklerine bakma!
Olmuşlar hep makam ukalası
Boşver bunları kafana takma!...
17.04.2008
KENAN TUNÇ
www.web67.tr.gg
01:34 - 18/4/2008 - {0} -
|