BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


22/12/2020 - sensiz ben bi hiçim......


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


15/2/2020 - ::


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


27/1/2020 - :::::::

 

CREATE YOUR PERSONAL WORDS 
 

 

 

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

 

 

 www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

 

 

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


27/1/2019 - ÖNSÖZ

ÖNSÖZ

Herkesin hayatında , yaşadığı önemli anları, duyguları , hayalleri ve rüyaları yada kendisine ait olmasada başkalarının duyguları bence bir şiirdir.
Önemli olan bunu kağıda aktarabilmektir.

Eğer ben bunları aktarabiliyorsam , okuyanların bundan haz almalarını ve kendilerinden birşeyler bulmalarını sağlayabiliyorsam ne mutlu bana.
Asıl olan kişinin yaşadığı duyguları korkmadan yazabilmesi ve paylaşabilmesidir.

Beni ve şiirlerimi önemseyip okuduğunuz için teşekkürü bir borç biliyorum...

_____SERKAN ÇELİK_____

EK:

Benim güzel şiir yazdığıma ya da şair olduğuma dair bir iddiam yok , ben sadece elimden geldiğince duygularımı ifade etmeye ve bunu sizinle paylaşmaya çalışıyorum o kadar.


Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


10/2/2017 - :


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


22/2/2006 - Masmavi Gökyüzüne Yıldızların Parlaklığıyla Yazıyorum;

Masmavi Gökyüzüne Yıldızların Parlaklığıyla Yazıyorum;
                                                                     SENİ SEVİYORUM...
                 Yüreğim sana akıyor...
Sensizlikte zaman duruyor,kalbim duruyor,gözlerim hep seni arıyor,herkese seni soruyorum,herkes susuyor.
YÜREĞİM CEVAP VERİYOR:''Seviyorum,içimde saklıyorum,benim olsun,gözlerimin kapanıp açılamayacağı güne kadar bende kalsın istiyorum '' diyor...
Beni alıp götür aşkım;hayallerimin,senin yanında olmak istiyorum...seninle birlikte nefes almak istiyorum...
Buralarda umutlar tükenmiş.Bitmiş umut sepetleri var kucağımda.Beni umut ettiğim yere götür...
HADİ TUT ELİMDEN,SEV BENİ...
Daha önce de söyledim,yine söylüyorum;SENİNLE BÜYÜDÜM BEN,SENİNLE YAŞLANMAK İSTİYORUM...
Aşkların en güzelini yaşattın bana,sevdaların en büyüğünü,büyünü gördüm.Mucizelerine inandım,sevdim seni hiç sevmemiş gibi...
Yaşanmamış,tükenmiş sevdalar çöplüğü sağım solum.Ben atmayacağım sevdamı,izin vermeyeceğim o çöplüğe düşmesine.Gökyüzüne,yıldızlara anlatacağım onlarla yaşasın sevdam diye...
Hergün içime dolu dolu sindiriyorum seni,çıkmana izin vermemek için kalbimin kapılarını kilitliyorum,anahtarını unutuyorum!
GÖZLERİNİ,KOKUNU VE HATTA SESİNİ,SENİ ÖZLÜYORUM...
HER SABAH UYANDIĞIMDA SANA,SENİ BANA SUNAN HAYATA GÜLÜMSÜYORUM...
Seni benden uzak tutan yollara,dağlara kalbimin çığlıklarını gönderiyorum esen rüzgarlarla.
Şimdi yaz yağmurları yağıyor,bulutlar ağlıyor,ben ağlıyorum...
Gözyaşlarım sel olup aşıyor yolları,dağları...
İlk tanıştığımız gün kumsallara yazmıştım adını.2 gün sonra silip taşlara yazdım dalgalar silemesin oradan diye...
NE O BİTMEZ DEDİĞİM YOLLAR
NE AŞAMAM DEDİĞİM DAĞLAR
NE DE GÖZYAŞLARIMIN SELİ
NE SANA DUYDUĞUM HASRETİN ACISI
NE O HERGÜN BÜYÜYEN ÖZLEM
Hiçbiri ayıramaz seni benden...Bırak bunları,ne olursa olsun VAZGEÇMEM SENDEN,SEVGİMDEN...
HADİ AŞKIM GEL ARTIK,
                                  BEKLİYORUM SENİ!!!
İçimdeki bütün hasretimle,sevgimle,o iki küçük ama değeri büyük sözcükleri gönderiyorum YÜREĞİMDEN YÜREĞİNE,
                                 HADİ DİNLE;
                                                  SENİ SEVİYORUM...

 

yazan:mehtap

 

 

 sevgili arkadaşıma bu şiiri için teşekkürler ediyorum...




Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


15/2/2006 - :

 

 

 

                                         

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


13/2/2006 - msn karşıdakı arkadaşınıza çok güzel bi süpriz...

Sevgili arkadaşlar aşagıda verdigim msn  ifadeleri siz sevgili blogculara özel sunulmuştur...

yapmanız gerekenler. aşagıda verdigim kodları kopyalamanız ve msn'de ileti yazdıgınız yere yapıştırmanız

kolay gelsin arkadaşınıza bi süpriz yapın....

 

:[:[:[(U)(U):[:[:[:[:[(U)(U):[:[:[
:[:[(U)(U)(U)(U):[:[:[(U)(U)(U)(U):[:[
:[(U)(U)(U)(U)(U)(U):[(U)(U)(U)(U)(U)(U):[
:[(U)(U)(U)(U)(U)(U):[(U)(U)(U)(U)(U)(U):[
:[:[(U)(U)(U)(U):[:[:[(U)(U)(U)(U):[:[
:[:[:[(U)(U)(U)(U):[(U)(U)(U)(U):[:[:[
:[:[:[:[(U)(U)(U):[:[(U)(U):[:[:[:[
:[:[:[:[:[(U)(U):[:[(U):[:[:[:[:[
:[:[:[:[:[:[(U):[(U):[:[:[:[:[:[
:[:[:[:[:[:[:[(U):[:[:[:[:[:[:[

 

 

:(:(:(:(:(:(:(:(:(:(:(
:(:((u)(u):(:(:((u)(u):(:(
:((u)(u)(u)(u):((u)(u)(u)(u):(
:((u)(u)(u)(u)(u)(u)(u)(u)(u):(
:(:((u)(u)(u)(u)(u)(u)(u):(:(
:(:(:((u)(u)(u)(u)(u):(:(:(
:(:(:(:((u)(u)(u):(:(:(:(
:(:(:(:(:((u):(:(:(:(:(
:(:(:(:(:(:(:(:(:(:(:(

 

 

({)({)(F)(F)({)(M)(})(F)(F)(})(})
({)(F)(L)(L)(F)(M)(F)(L)(L)(F)(})
(F)(L)(L)(L)(L)(F)(L)(L)(L)(L)(F)
(F)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(F)
({)(F)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(F)(})
({)({)(F)(L)(L)(L)(L)(L)(F)(})(})
({)({)({)(F)(L)(L)(L)(F)(})(})(})
({)({)({)({)(F)(L)(F)(})(})(})(})
({)({)({)({)({)(F)(})(})(})(})(})

 

 

(E)(*)(*)(*)(*)(E)(E)(E)(E)(E)(E)(E)(E)(E)(E)(E)(E)(*)(*)(E)(E)(*)(*)(E)
(E)(*)(*)(*)(*)(E)(E)(E)(L)(L)(L)(E)(L)(L)(L)(E)(E)(*)(*)(E)(E)(*)(*)(E)
(E)(E)(*)(*)(E)(E)(E)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(E)(*)(*)(E)(E)(*)(*)(E)
(E)(E)(*)(*)(E)(E)(E)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(E)(*)(*)(E)(E)(*)(*)(E)
(E)(E)(*)(*)(E)(E)(E)(E)(L)(L)(L)(K)(L)(L)(L)(E)(E)(*)(*)(E)(E)(*)(*)(E)
(E)(E)(*)(*)(E)(E)(E)(E)(E)(L)(L)(L)(L)(L)(E)(E)(E)(*)(*)(E)(E)(*)(*)(E)
(E)(*)(*)(*)(*)(E)(E)(E)(E)(E)(L)(L)(L)(E)(E)(E)(E)(E)(*)(*)(*)(*)(E)(E)
(E)(*)(*)(*)(*)(E)(E)(E)(E)(E)(E)(L)(E)(E)(E)(E)(E)(E)(E)(*)(*)(

 

 

(*)(L)(L)(*)(L)(L)(*)
(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)
(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)
(*)(L)(L)(L)(L)(L)(*)
(*)(*)(L)(L)(L)(*)(*)
(*)(*)(*)(L)(*)(*)(*)

 

 

:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D
:D:D(L)(L):D:D:D(L)(L):D:D
:D(L)(L)(L)(L):D(L)(L)(L)(L):D
:D(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L):D
:D:D(L)(L)(L)(L)(L)(L)(L):D:D
:D:D:D(L)(L)(L)(L)(L):D:D:D
:D:D:D:D(L)(L)(L):D:D:D:D
:D:D:D:D:D(L):D:D:D:D:D
:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D

 

 

:((U)(U)(U):((W):(:(:(:(:((W):(:(:(:(:((W):(:(:(:( :((W)(W)(W):((U)(U)(U):(
:(:((U):(:((W)(U)(U):((U)(U)(W):((U)(U)(U)(U)(W):( (U)(U)(U)(U)(W)(W)(W):((U)(U)(U):(
:((U):((U):((W)(U)(U):((U)(U)(W):(:(:(:(:((W):(:(: (:(:((W)(W)(W):((U)(U)(U):(
:((U)(U)(U):((W)(U)(U):((U)(U)(W)(U)(U)(U)(U):((W) (U)(U)(U)(U):((W)(W)(W):((U)(U)(U):(
:((U)(U)(U):((W):(:(:(:(:((W):(:(:(:(:((W):(:(:(:( :((W)(W)(W):(:(:(:(:(

 

 

(H)(Y)(Y)(Y)(H)(Y)(H)(H)(H)(H)(H)(Y)(Y)(H)(H)(H)(Y )(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(H)(Y)(H)
(Y)(H)(Y)(H)(Y)(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(Y)(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(H )(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(H)(Y)(H)
(Y)(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(H)(H)(H)(H)(Y)(Y)(H)(H)(H)(H)(H )(Y)(H)(H)(H)(H)(H)(Y)(H)
(Y)(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(Y)(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(H )(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(H)(Y)(Y)
(Y)(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(H)(H)(H)(H)(H)(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(H )(Y)(H)(Y)(Y)(Y)(H)(Y)(H)

 

 

 

 

 umarım begernısınız???*

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


13/2/2006 - HAYAT

hayat
 
tıpkı bir karamizah örneğidir yaşamak ya da tıpkı bir yaşamak örneğidir karamizah..
Fakat, herşey bir bakıma değişiktir, birbirine benzemez..
Göklere çıkılır.. Elma şekerleri yenilir.. evcilikler oynanır.. kahveler içilir..
gün gelir çıkılan göklerden inilir.. olası en yüksek yerdeki  bulut parçası elinizden kayıverir.. sert yere çarpmanın verdiği bi sarhoşluk duyuverirsiniz.. yeni uyanılan bazı anlarda hissedilen nerdeyiimm ben kimimm bu etrafımdaki şeyler de ne hıııı anlamaya çalışırsınız ya..
hayat böyle tuhaf bişey işte.. çünkü hayatı insan ruhları yaşatıyor.. ve insan ruhları çok karmaşık..
Yaniii hayat hem güzel hem değill.. yani insan, hem güzel hem değil..
Hem var hem yok gibi yanii.. Hiçbirşey kesin değil sanki..??..!!..


 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


11/2/2006 - Öğrencilerin Sınav Sorularına Cevapları

  FARKINDAMISIN?


Seni ararken kendimi kaybetmekten yoruldum
Buldum zannettiğimde kendimden ayrı düştüm
Bu garip bir veda olacak hep içimdesin
Ne kadar uzağa gitsende heryerde benimlesin
Bilmemki sen bunun farkındamısın...
 
YILDIZ
Gökyüzünden bir yıldız seçtim
Yıldızların en güzeli
En parlağı
Bu ikimizin yıldızı
Bak ne kadar çok parlıyor
Hiç sönmeyecek o yıldız
Sevgimizin simgesi
Görüyormusun o yıldızı
Her gece gökyüzünde
O parlıyor
Hemde hiç sönmemek üzere
O bizim yıldızımız ...

 

Öğrencilerin Sınav Sorularına Cevapları
 
Yukarıdaki şiirin ölçüsü nedir?
Cevap: Yaklaşık dokuz santimetredir.(lise 1)

Kimlere zekat verilmez?
Cevap: Şeytana.(ilkokul 5)

Demokrasilerde kuvvetler ayrılığı kaça ayrılır?
Cevap : Üçe; kara, deniz, hava kuvvetleri.(orta 3)

Mondros'u açıklayınız?
Cevap: Mondros kimdir bilmiyom (Orhan/8)

İneğin midesi kaç bölümdür?
Cevap: İki oda bir salon bir mutfak (ortaokul 1)

Servet-i Fünun edebiyatı hangi edebi akımlardan etkilenmiştir?
Cevap: Elektrik akimindan (Yasar/lise 3)

Üremeyi açıklayınız?
Cevap: Anne ve babanın gece yaptığı işe üreme denir (Gülsah/lise 1)

Canlıların ortak özellikleri nelerdir?
Cevap: Yol, su, camii, mezarlık

Orta Asya'dan göçün sebepleri nelerdir?
Cevap: Ellektirik kesintisi (Gülümser/6)

Türkiye'nin geçitlerini yazınız?
Cevap: Alt geçit, Üst geçit, Yaya geçidi (Serkan/7)

Kanuni Fransa'ya neden kapütilasyon tanımıştır?
Cevap: Bir kadına yardım etmek için (Berat/ilkokul)

Güney Doğu Anadolu bölgesinde petrol nerelerden çikartılır?
Cevap: Petrol Raman ve Gazmandan çikartılır (filiz/ortaokul 2)

İzmir'i kim işgal etti?
Cevap: Gazeteci Hasan Tahsin (Baris/orta3)

Ailenin reisi kimdir?
Cevap: Anam (Sabri/ilkokul3)

Koşma nedir?
Cevap: Yürümenin hızlı şekline koşma denir (samet/lise1)

Canlıların en küçügüne ne ad verilir?
Cevap: Bebek (odbs)

Kasabayı kim yönetir?
Cevap: Şerif ve adamları (Kamil/ilkokul5)

Mübarek geceler hangileridir yazınız?
Cevap: Kına, gerdek ve dolunay gecesi (Hatice/ilkokul5)

Fabl nedir?
Cevap: Bilinmiyor 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


11/2/2006 - üşüuyorummm

Seni görüyorum düşlerimde
Yanımdasın;
Ellerini tutuyorum sımsıkı
Gözlerine bakıyorum sıcacık
İçim ısınıyor senin yanında
Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor
Dansediyorlar etrafımızda
Başımı omuzuna dayıyorum;
Sarhoş olmuş gibiyim
Başım dönüyor
Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı
Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme
İnanamıyorum...
Hiç uyanmak istemiyorum
Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki
Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde
Yanımda sen varsın düşlerimde
Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra
Bakıyorum ama yoksun
Kalbim kanıyor
Canım çok yanıyor
Hasretin altın saplı hançer olmuş
Saplanmış yüreğime
ölüyorum....
Başım dönüyor aşkım
Gözlerim kararıyor
Zaten sensiz karanlık değil miydi?
Nefes alamıyorum aşkım
Sensiz hiç nefes almadım ki
Hasretin öldürüyor beni
Çok canım yanıyor bir tanem
Kalbimi söküp atmak istiyorum
Bu acı dinsin diye
Onda da sen varsın yapamıyorum
Ruhumda, bedenimde,yürüdüğüm yolda,
Gördüğüm her şeyde
Duyduğum her sözde sen varsın
Düşüyorum birtanem
Artık sensizliğe dayanamıyorum
Avutmuyor hayalin
Sıcaklığın olmayınca
Üşüyorum,ölüyorum...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


11/2/2006 - yürüdüm...

şuan çok uzaktasın,beni düşünüyomusun,bilmiyorum? ama benseni düşündüm bugün,
hiç aklımdan çıkmadınattığım her adımda,yaktığım her siğaramdaydın..
seni öyle çok özlüyorumki,zaten çok uzaklardaydın,bugun klavyeye dokunan parmaklarım bile
sana kavuşamadı...
bugun bi başka hüzün çöktü yüreğime,ne yapsam ne etsem silinip atılamadı....
 
 Seni şimdi öyle çok özlüyorumki.. açim acıyo, sanki anlamsız bi keder çöreklendi yüregime,
gitmek bilmiyor....
 
 Seni öyle çok seviyorumki,istersen sor bugün benimle olan yüreğime akan göz yaşlarıma sor
istersen, yüreğime sor giderken yanına  alıp götürdüğün yüreğime sor anlatsın
seni ne çok sevdiğimi,ne çok özlediğimi...
 
 Seni öyle çok özledimki,sanki bugun yine urfa benimle ağladı... göz yaşlarım yağmurunkilerine
karıştı....hava kasvetli bende bi büyük acı...senden başka kim bile bilir çektiğim bu sancıyı?
 
 YÜRÜDÜM YAĞMURDA, ELLERİM ÜŞÜDÜ YİNE...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


10/2/2006 - beni gerçekten sevebilrmisin?

Sen yalnızlıga inat bütün bir geceyi,sevdiginin düşüyle geçirebilir misin?

Gelmeyecegini bile bile,sanki her an gelecekmiş gibi gözünü kırpmadan sabaha kadar bekleyebilir misin?

übugüne kadar ne yaşadıysan yaşadın.bunların hepsinden sıyrılıp,

özünü asla yitirmeden yeni bir kimlikle başka dünyalar kurup yeni hayatını mutlu kılmak için ugraşabilir misin?
 

    Yüregini cesurca açıp,bazen aglamayı,bazen umutsuzca beklemeyi,bazen öfkelenmeyi ve

 herkesin huzurlu olarak niteledigi sakin,beklentisiz,süprizlere kapalı hayatını terketmeyi göze alabilir misin?
Nefes almanı zorlaştıran,yüreginin yerinden fırlayacakmış gibi çarpmasına neden olan

o hoş ama zaman zamanda sıkıntı veren o heyecanı saklamaya ve azaltmaya çalışmadan her zaman taşıyabilir misin?

özlemin küçükçük kordan,kentleri yakacak kadar kocaman bir yangına dönüşmesine izin verebilir misin?

Elde ettigin herşey senin olsun.Sen yarın için hayal kurabilir misin?nerede oldugunu,

kim oldugunu unutup,sıyrılıp kaygılarından dans edebilir misin saatlerce?
   

       Hem kendini,hem sevdigini hatalarıyla,degiştirmeye çalışmadan kabul edebilir misin?

hergüne yeni bir isim verip başka başka anlamlar katabilir misin?

hiç kimsenin görmedigi güzellikleri farkedebilir misin?
Ruhuna ihanet etmeden,sadece yüreginin sesini dinleyerek ve yüregin sana o dedikçe

 onun izinden gidebilir misin?

 

SÖYLE EY YAR,SEN GERÇEKTEN BENİ SEVEBİLİR MİSİN?


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


10/2/2006 - sen benim........

Benim GÖKYÜZÜMSÜN
              Benim EN SEVDİĞİM TEPESİN
                                   Benim SICAK YATAĞIMSIN
                                                Benim FIRTINADA SIĞINDIĞIM LİMANSIN                            

           

 Benim EN DEĞERLİ ARMAĞANIMSIN
                   Benim EN DUYGUSAL ANIMSIN
                                  Benim SONSUZA DEK  EN YAKIN  ARKADAŞIMSIN
                                                                                  Benim İLHAM KAYNAĞIMSIN

  Benim KADERİMSİN
                                Benim PARILDAYAN IŞIĞIMSIN
                                                         Benim GECEM, GÜNDÜZÜMSÜN
                                                                               Benim YÜREĞİMİN İLACISIN
                                      

   Benim ÖFKEMİN GİDERİCİSİSİN
                                       Benim AĞRI KESİCİMSİN
                                                               Benim BAHAR ATEŞİMSİN
                                                                      Benim NADİR BULUNAN MÜCEVHERİMSİN
                     

  Benim DUALARIMIN YANITISIN
                         Benim KALBİMSİN, RUHUMSUN
                                               Benim HAYATIMI HAYAT YAPANSIN
                                                                                                                 Benim KUTSALIMSIN
               

Benim MORALİMİ DÜZELTENSİN
                           Benim EN BÜYÜK ŞANSIMSIN
                                                           Benim SON DANSIMSIN
                                                                                    Benim EN İYİ VURUŞUMSUN 
                                          

Benim ENERJİMSİN
                          Benim İŞTAH AÇICIMSIN
                                                  Benim SABAH GÜNEŞİMSİN
                                                                          Benim AKŞAM EĞLENCEMSİN
                                           

Benim DANS PARTNERİMSİN
                               Benim KALBİMİN BEKÇİSİSİN
                                                 Benim KAHKAHALARIMIN KAYNAĞISIN
                                                                                                Benim SONSUZUMSUN
                                    

   Benim YANAN ATEŞİMSİN
                                Benim EN BÜYÜK ARZUMSUN
                                                         Benim RUHUMUN EŞİSİN
                                                                                               
  Benim İNANCIMSIN

 

 

 

 

 

serkanca(bu özelime ait aşkıma sevgilime uzakta olupta tutunamadıgım sevgimee)


Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


10/2/2006 - hayata dair herşey...

Oturduk. Bir çay içti, şekersiz... Ben çok şekerli içerim; ince belli cam bardağa en az üç kesme... Hiç susmadı. Konuştuk. Aslında o konuştu... Ben çok az konuşurum; konuşmak anlatabilmenin sadece bir yolu. Anlattı... Hiç soluklanmadan; dün ne yediğini, kaç kardeş olduğunu, hangi şampuanın saçında kepek yaptığını, doların kaç lira olduğunu...

 

Bir ara en sevdiği şarkıyı mırıldandı. Bu aralar herkesin en sevdiği şarkıydı. Ben bu şarkıları sevmem ki... Eşlik ettim yine de, sıkılıp tekrar konuşmasın diye...

 

Bir saat boyunca hep güldü kahkahalarla, gülümsedi ya da tebessüm etti inceden. Karşılık bekler bir havası vardı itinayla aralanmış dudaklarının. İvedilikle bir gülücük iliştirdim dudaklarımın kenarına.

 

Bir an gözlerimiz buluştu. Daha doğrusu ben gözlerindeki boşluğa dalıp gittim, o gözlerimde boğuldu. Ya da  ben öyle sandım o an. Zira masanın üstüne uzandı yavaştan, bakımlı, beyaz elleri. Sanırım sıra bendeydi şimdi. İtirazsız uzandım. Parmaklarının üstünde dolandı parmaklarım...  yavaş yavaş, ağır ağır...  Bir şeyler aranmaktaydım... çünkü bir şeyler olmalıydı. Çünkü ben bu gündeliğinde dahi hayatın hayata dair bir şeyler bulabilirdim.

 

Lakin olmadı... Belki de buydu hayatın çırılçıplak kendisi. El ele kalktık masadan. Otobüs durağına kadar beraber yürüdük. Üstümüze dolunay yağıyordu ve alabildiğine yalnızdı şehir. Yine de bir şeyler eksik kalıyordu. Sadece sahte bir öpücük bahşettim pürüzsüz yanağına, hafta sonu tekrar buluşmak üzere ayrıldık.

 

Hafta sonu gitmedim. Aradığında bahanelerim hazırdı hep; arkadaşım hastalanmıştı, ertesi gün sınavın vardı, yorgundum, vesaire, vesaire... Aslında korkmuştum. Çünkü metelik bir tat kalmıştı o günden ağzımda, paslı bir mide bulantısı... Soluğum daha ritmik dökülür olmuştu dudaklarımdan, yatağım her sabah toplu, yüzüm her daim traşlı... Korkmuştum... O hayatın ta kendisiydi, çırılçıplak karşımda... Hayata dair ne varsa vardı onda, hayat dair istemediğim ne varsa...

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


10/2/2006 - Dans Eden Kelebekler

Dans Eden Kelebekler

 

    Aslında o vardı. Madde olarak değil belki ama varolduğunu hissedebiliyordu. Tek başına olamamışken, onunla birlikte olduğu yerleri görmüştü. Gördüğü yerler ancak onunla anlam buluyordu. Gerçekten görmemişti, görememişti, görmeyi düşünmüştü, düşünde görmüştü. Düşüncelerinde varlığını hissetmek, varlığıyla anlamlanmaya çalışmak çabasındaydı.

 

    Karşılığını aramıştı hep. Varlıksal karşılığını maddeleştirmeye çalışırken hata yaptığını düşündü. Renklerde, bakışlarda, birlikteliklerde aradığı yaşamsal duyumlara bağladı varlıkbilimsel gerçekçiliğini. Arayışlarını sıklaştırdıkça çoğalan ince ayrıntıları, sınırsız bir heyecanla olmalı, görmezden gelmişti. Baharın ilk günlerinin tadına onun gibi varmaya çalışan arı da uzun süredir hareketsiz bıraktığı koluna kondu. Bir çiçekten diğerine konup farklı özleri toplayan bu arı gibi olduğunu sanıyordu. Her çiçek onun gerçeğe ulaşmasında zerreleriyle katkıda bulunuyordu. Bu parkı hep sevmişti. Ağaçları, kuşları ve çiçeklerinden öte bir güzellik vardı bu parkta. Sarı yapraklarla kaplı sonbaharlarda bile sevilebilecek güzellikte bir park. Kuşların ötüşlerinde aklına geldi ve gitti...

 

    O sensin. Sen değişsen de o değişmeyecek. Sen ona benzedikçe, seninle onun arasındaki uzaklık azaldıkça, ben seni bulmaya daha da yaklaşacak. Yolun kenarındaki ağaçlar, sanki parkı şehrin kasvetinden koruyucu birer duvar gibiydi. Parktaki havanın ve seslerin doğallığını hiçbir mekanik gürültü bozamazdı. Sana yaklaşmaya çalıştıkça etrafına ördüğün kozanın karmaşıklığında boğulmaktan korktu hep.

    Onu bazen bu parkta görmüştü. Şimdi sen neden yoksun bu parkta, o olduğu halde. Güzelliğinin karmaşasında parkın güzelliğinden bir şey kalmayabilir, sen burada olursan. Belki de bu sebepten dolayı o hep gelirken sen gelmeyeceksin. Bütün bunlara rağmen senin güzelliğini kuşların seslerine tercih etti. Yaprakların arasından sızan ışığın suyun üzerinde oluşturduğu yakamozu zarif hareketleriyle bozan kuğular bile saçlardan yansıyan göz kamaştırıcı güzellikle boy ölçüşemezdi.

 

    Senin arada bir gözlerin ortaya çıkıyordu. İçerisine daldığın zaman uçsuz bucaksız kainatların derinliğinde doyumsuz yolculuklar yapabileceğin, anlamlı bakışlarla süslenmiş gözler. Renklerin ahenginde yedi denizde bulunmayan mavi ve hiçbir ormanda görülmemiş yeşilin yumuşak dansı. Onun gözleri de anlatılamayacak kadar güzel olmalı diye düşündü. Arada bir saçların gözler önüne seriliyordu. Kızgın güneşte kavrulmuş kumral ve siyah, cam narinliğinde ve ipek zarifliğiyle sanki hiç bitmeyecekmiş gibi uzayıp giden bir rüyanın tatlı duraklarıydı.

    Kısa hayatın sonuna dek sürüp gidecekmiş gibi geldi bu kovalamacalar. Artık yakaladım deyip rahatlama seanslarına giren ancak uzaklaştıkça bin bir türlü eziyetlere maruz kalan beyninin acısını azaltmaya muktedir  bir ilacın beklentisiyle yaşamaya alışmalı mıydı? Her an ona ulaşabilecekmiş gibi geldi. Asıl korktuğu onu kaçırmaktı. Sana tutunarak ona varabilmesi imkanını zayıf gördü sonra. Ne olursa olsun onu bulmalıydı. Karşıdan gelen iyi giyimli adamın yürürken çıkardığı seslerin düşünce bulutlarını dağıtmasına izin verdi. Bu da diğerleri gibi gözünün önündeki güzelliği görmezden gelip hep daha önce tasarladığı bir yerlere gidiyordu. Ayaklarının altında çıtırdayan kuş yemlerinin farkında değilmiş gibi geldi. Bu adam ona gidiyor olabilirdi. Eğer ona gidiyorsa her şey değişmişti artık. Sen yine aynı senken o başka biri olmuştu bu defa. Her şey düşün aleminde huzursuz ama rahat bir düzende güzelce ilerlerken, acımasız saatlerin mekanik rasyonelliği her şeyi allak bullak etti. Sen dünyadayken o olamazdın. Onu bırakıp sana bakmalıydı.

 

    Sana öz benliğiyle bakabilmeyi başardığında zihnindeki onu seninle değiştirdiği sürece bu parkın ahengini anlayabilirim, dedi.

    Sonbahar gelecek, yerler sarı ve kuru yapraklarla kaplanırken mavi gözlerinden kaçabilen bir kelebek ipek saçlarınla dans edecek...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


10/2/2006 - Karanlıklarda Kaybolmak

Karanlıklarda Kaybolmak

 

            attı…  Gidiyordu ama gitmek istemiyordu. Gitmemezliği zorundalığıyla çatıştıkça içine girdiği çıkmazların derin kuyusunun dibini bulabilecekmiş gibi bir çaba içerisinde de değildi. Işıkların arasında ortaya çıkan yalanlar, kayıtsızlık ve merak havuzlarında boğuluyordu. Kabala ayinlerinde kullanılan kaplardaki kandan daha kırmızı bir girdabın köpüklü duvarlarına tutunabileceğini zannetti. Kabuslarındaki siyah örümceklerin nemli ve yapışkan ayakları olsa belki tutunabilirdi, düştü.

 

            Sonsuza uzanan bir sessizlik içinde duyulan düzenli kalp sesleri ve nefes alış verişler. Kasılan diyaframın öne çıkardığı göğsünü görmeye çalışmasının nafile olduğu kanaatine vardı. Aşağılardan bir yerlerden gelen acının ne olduğunu ve nereden geldiğini anlayamadı ancak dağları titretebilecek, taşları çatlatabilecek bir çığlık atma isteği içinde o kadar büyüyordu ki… bağıramadı.

 

            Belki göremiyordu ama ağzını açıyordu, ağzını ne kadar açarsa açsın bağırmaya yetecek ne güç ne de heves kalmıştı. Düşüşün henüz başında olduğunu daha sonra kavrayacaktı. Uçsuz bucaksız bir düzlem içinde, ne bir kutup yıldızı ne de elektronik pusulalar. Görme yetisinin olmaması yetmiyormuş gibi yabancılaşmaya başlayan dokunma duyusuna rağmen  esrarengiz bir biçimde  dokunduğunu hissedebilmişti. Artık isyan bayrağı çekmiş olan kulaklarıyla nasıl bir uzlaşmaya varabileceğini düşünecekti.

 

            Düşünmemeyi öğrenecekti, nasıl düşünülmeden düş görüleceğini. Yere ne kadar yaklaştığını anlayamıyordu. Beyniyle zemin arasındaki uzaklığın bitişinin ayrımına çok geç vardı. Beyninin içindekilerin yere saçılışını izledi. Kandan bir sızıntı üzerinde yüzen umutlar, üzüntüler ve düşler. Zemin rengindeki renk değişimini göremedi, görseydi ne olurdu, daha önce yeteri kadar hayal etmişti. Yeniden hayallere daldı.

 

            Ayak parmak uçlarından başlayan soğukluk, bir tarantula gibi bacaklarının üzerinde hareket ediyordu. Tüylerinin diken diken oluşu sürecinde ürpermenin tadını alabilmek bahtiyarlığına henüz ulaşmıştı. Önceleri çok uğraşmış ancak bu kadar korkuyla karışık bir heyecana tutulmamıştı. Dinlediği bütün replikleri, bütün güzel sözleri, bütün ritmleri ne kadar kısa sürede aklından geçirebilirse onun için o kadar iyiydi çünkü hayatını içine sığdırabilecek bir film şeridi hala icat edilememişti.

 

            Sevgisizliğin altında ezilen kemiklerin çıkardığı sesler, aşkın ezdikleriyle karışıyor, omurgalarındaki ağırlığın beynine sığmayan hüzünlerden kaynaklandığını sanıyordu. Yağmur damlalarının yere düşerken parçalanışıyla kendi düşüşü arasında bir parallellik vardı. Kafasını kaldırdı ve uzaktan uzağa büyüyen ışığı farkedince rahatlamaya çalıştı. Damarlarına yayılan sıcaklığı tekrar hissedebilmek kadar güzel bir duygu olamazdı o anda. Belki biraz ayaklarından rahatsızdı, buna rağmen tökezleyerek bir yerlere varabilmek uhdesiyle yaşayabilirdi. Güneşten daha sıcak bir umut ışığıydı, yüzüne yakın bir yerlerden aydınlıklar saçan. Kırmızı zeminden yansıyan akisler geçmişten gelen atlı habercilere benziyordu. Karanlıkların harmonik dansındaki diyaletik güzellemeler, yoldaki  her bir  kilometrenin aşılmasına yardımcı olan hayalet dostlar haline geliyordu. Bir cam çıtırtısı…

 

            Ruhunun kırıldığını ve daha sonra tekrar şekillendiğini anımsıyor, her yeni şeyin eskiler üzerindeki etkisini anlamlandırmakta güçlükler çekiyordu. Yeniden doğada doğal olana doğru yürümek, yürüdükçe bu zevki doya doya yaşamak, her bir anıyı tekrar yaşamak, yeniden ve yineleyerek… Tümevarımsal aydınlıklara doğru çıktığı yolculukta her bir ayrıntının farkına varmış olmaklığıydı bu özlemine vardığı. Rüzgarda başıboş sallanan her bir yaprak, karanlıkta oraya buraya çarparak yol almaya çalışan kendisine ne kadar benziyordu.

 

            Bir araya gelerek okyansulara akan yolculuklarında birlikteliklerini her an haykıracak çağlayanlar oluşturan su damlaları gibi ara sokaklardan çıkıp kalabalıklara karışacak sonra tekrar buharlaşırcasına kendi kabuğuna çekilecek ve bu vazgeçilmez döngünün bir parçası olarak hayatına devam edecekti. Uçsuz bucaksız bir gecede kaybolmayı göze alarak taraf olduğu anlaşmayı kabul etmek için kayıtsız bir adım..............

 

 

serkanca


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


10/2/2006 - SİZ HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI

SİZ HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI
 
HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI?...Bir kız varmış  öğretmeni ona hayallerini tasvir edebileceği bir kompozisyon yazmasını ödev verir...kız yedi sayfa boyunca aklındaki en büyük hayali tasvir eder... at çiftliği....ilerde kocaman at çiftliği olmasını içinde atların bulunmasını tasvir eder...öğretmene verir ve öğretmen kağıdına kocaman bir 0 verir ve not düşer ;sen fakirlikten gelen birisin böyle bir hayal ne saçma...daha kendine uygun hayaller yaz ve yarın getir der ...kız düşünür akşam olur evde kendi kendine karar verir yarın aynı ödevi verecektir.evet sabah öğretmenine uzatır ve derki; öğretmenim siz notunuzdan bende hayallerimden vazgeçmeyeyim.....


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


10/2/2006 - işte gerçek sevgi

işte gerçek sevgi
 
japonyada yaşayan bir adam 10 yıl önce yaptırdığı evi yıktırıp yeni bir ev yaptırmak istemiş.

bu arada japonyada evler iki tahta arası bir boşluk bırakılarak yapılırmış.

sonra adam evi yıkmaya başlamış birde bakmış 10 yıl önce ev yapılırken bir kertenkele ayağından çivilenerek kalmış

ancak 10 yıldır hala yaşıyormuş adam evi barkı bırakmış demiş ben bunun nasıl olduğunu araştıracağım....

incelediğinde görmüş ki hergün bir kertenkele ağzında yiyecekle gelip o kertenkeleyi doyuruyormuş...

                                                                                                              10 yıl dile kolay yaaa....
 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


10/2/2006 - DELİYİM BEN

 Acaba yanlış çağda ve mekanda mı bulunuyorum yoksa bir ben mi farkındayım bu manadan yoksun metamorfozun?

        Biliniz ki ey dostlar! Ne güneş eski hırçınlığını, haşmetini koruyabilmiş ne de dolunay eski masumiyetinde ve güzelliğinde. Gülün anlam ifade etmeyen bir bitki olarak algılandığı, gündüzün geceden; aydınlığın karanlıktan farkının kalmadığı, baharlar ile kışların birbirine karıştığı mevsimler yaşanıyor.  Akıp giden zamanın farkında olmadan hayatın o güzelim sayfalarını hababam tüketiyoruz. Ömür dediğimiz günlüğe biraz  daha dikkatlice baksanıza! Yazılanlar, kenar süslemeleri, renkler, sayfalar iç açıcı değil. İçinde biz bulunmuyoruz; bizi ifade etmiyor bu günlük.

         Ne yazık ki olduğumuz gibi görünmüyoruz, içimiz yansımıyor  sayfalara. Tüm planlarımızı, tavırlarımızı dışarıya uydurma çabasındayız. Kendimizi dinlemeye muktedir değiliz, yüreğimizin sesine cevap vermeye cesaretimiz yok. Yaşamı “ne derler” telaşına kurban ediyoruz. Kim bilir kaç değişik kişilikle karışıyoruz kalabalıkların arasına. Arkadaşımıza bir yüzümüzü, komşumuza bir yüzümüzü pazarlıyoruz. Akrabamıza bir diğer çehremizi. Söylesenize! Hangimiz yalnız başımıza iken olduğumuz “ben”i oturtuyor sevgilinin karşısına? Korkularımız, güvensizliğimiz bukalemuna çevirmiş bizi. Olduğumuz gibi göründüğümüz, davrandığımız takdirde reddedilmekten, dışlanmaktan korkuyoruz.

         Biz biz değiliz. Birini arıyoruz, bulursak hemen bizliğimizi ilan edeceğiz lakin aradıkça kaybolup gidiyoruz kalabalıkların içinde. Merkezin biz olduğunu unutarak dışarıda arıyoruz her şeyi. Boş arazide define arar gibi mutluluğun peşine düşmüşüz. Hangimiz mutluğa ulaştı, hangimiz huzurun tılsımını yakalayabildi? Psikologların terapiye ihtiyacını olduğu, sosyologların kendini tanımakta aciz kaldığı devinimleri yaşıyoruz. Esiri olduğumuz ideolojiler birer birer iflas ediyor. Kendimizi savunmak, kurtarmak varken biz ideolojilerin mücadelesini veriyoruz. Her yeni yaklaşım bir başka çıkmazı beraberinde getiriyor ve sonunda iflas edince boşlukta kalıyoruz. Bunalı  yüklü havalar hakim yaşantımıza.,

         Ah dostlar ah! Aşk hiçbir devirde bu kadar anlamsız bir olguyu ifade etmedi literatürümüzde. Aşk; fakir edebiyatı, karın doyurmayan safsata yahut demode olmuş felsefe. Aşkı acizliğin olgusal dışavurumculuğu olarak tanımlamaktan gocunmuyoruz. Bizler elastik sevgiler kuşağıyız ve tabii ki çelişkilerdeyiz. Bir yanda aşkı yadırgıyor, küçümsüyoruz ama diğer tarafta aşkı romanlarda, filmlerde arıyoruz. Aşk romanları moda tabirle “bestseller” da liste başı, aşk filmleri hasılat yağmasında.

          Farkında mısınız? Sinema salonları hınca hınç dolu; filmler gişe rekorları kırıyor. Hayat perdede ve tüm hayaller ipotek altına alınmış. En iyi başarabildiğimiz şey özenti. Film kahramanlarının gölgesine sığınıyoruz; kendimizi inkar edercesine onlara benzemeye çabalıyoruz. Benliğimiz bizden çalınmış. İlginç değil mi; komşumuzun başına gelen kaza bizi pek müteessir etmez de senaryodaki karakter göz yaşlarımızın ilmek ilmek akmasına sebep olabiliyor. Uzun söze ne hacet!  Gerçek hayatı gösterimden kaldırmışız ve hayatı filmlerde yaşıyoruz sadece.

          Biliniz ey dostlar! Rol yapıyoruz; hoşlanıyoruz kendimizi kandırmaktan ve sonra da başkalarını. Simalarda sahtekârlık fragmanları birbirini takip ediyor, samimiyet yer almıyor bültenlerde. Gözler tekzip metinleri yayınlıyor dudaktan dökülenlere. Farkındayız da aldırmıyoruz. Zira kandırılmak ve kandırıldığımız kadar da kandırmaktır racon. Dekorasyonu bozulmuş ciddiyetle dinliyor, ruhu uçmuş mimiklerle sunuyoruz tepkimizi.

           Ne kendimize güvenebiliyoruz ne de başkalarına güvenmek istiyoruz. Sanki Zümrüd-ü Anka güven denilen iksiri alıp ta Kaf dağına kaçırmış. Belki de bu yüzden etrafımızı saran kalabalık pençesinde kıvrandığımız yalnızlığı izale edemiyor. Ufuklardaki, uzaklardaki belirsizliklerden medet umuyoruz. Düşünsenize denizaşırı bir ülkenin hiç bilmediğimiz bir vatandaşıyla saatlerce “chat”leşip içimizi dökebiliyoruz da yanımızdaki insanı fark edemiyoruz bile...

         Oysa hayat o kadar güzel ki anlatılamaz yaşanır ancak. Yaşamak için de kendimizi dinlemeli ve sonra da kendimize inanmalıyız. Kurtulmalıyız bildik genellemelerden, silmeliyiz klişeleri. Aykırı bir ses yükseltmeliyiz yaşanılanlara. Sayfalarda bizi ifade den cümleler de bulunsun. Yahu yaşayalım hayatı! Bırakalım şu “ne derler” telaşını; ne derlerse desinler. Biz bizi yaşayalım.

          Kim bilir kaçınız bu yazının yarısında okumaktan vazgeçtiniz. Okuyanlarınızın büyük çoğunluğu da benim kendi korkularımı bir yansıtma psikolojisiyle dile getirdiğimi düşünebilir hatta bana psikolojik hasta teşhisini de koyabilir. Yargılarınız beni pek de ilgilendirmez  ama itiraf edeyim ben deliyim. Zaten bu yüzden hayatı kendimi sevdiğim kadar seviyorum. Amacım sizi uykudan uyandırıp bu deliliğe davet etmekti. Rahatsız ettiysem affınızı istirham ediyorum.


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


6/2/2006 - herşeyin kötü gittigi anda bunları düşünün....


1. Dünyada en az 2 kişi sizi uğrunuzda ölecek kadar seviyordur...

2. Dünyada en az 15 kişi uğrunuzda ölmese de sizi seviyordur...

3. Biri sizin gibi olamadığı için size çok imreniyordur...

4. Sizin bir gülümsemeniz, size bakan birçok yüzü aydınlatıyor...

5. Her gece birisi mutlaka uykuya dalmadan önce aklından sizi geçiriyordur...

6. Birisi için dünyalara bedelsinizdir...

7. Siz olmadan yaşayamayan en az 1 kişi var...

8. Siz sahip olduğunuz bütün özelliklerinizle kendinize özel ve eşsizsiniz...

9. Varlığından haberiniz bile olmayan biri, sizi seviyordur...

10. Dünyanin en büyük hatasını bile yapsanız, mutlaka bundan size yarayacak birşey çıkar.

11. Bütün dünyanın size sırtını döndüğünü düşündüğünüzde, etrafinıza bir bakın...belki de sırtını dönen sizsiniz..?

12. Birşeyi elde edemiyeceğinizi düşünürseniz ona asla sahip olamazsınız. Ama kendinize inanırsanız er ya da geç istediğinizi elde edersiniz.

13. İnsanların sadece iltifatlarını aklınızda tutun, kabalıklarını unutun.

14. Her zaman insanlara onlarla ilgili ne hissettiğinizi söyleyin, bilmelerini sağladığınızda kendinizi çok daha iyi hissediceksiniz

15. Gerçekten eşsiz bir arkadaşa sahip olduğunuza inanıyorsanız,bunu hemen şimdi ona söyleyin.
 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


5/2/2006 - sevdigin için bunları yapabilirmisin?*

Sen yalnızlıga inat bütün bir geceyi,sevdiginin düşüyle geçirebilir misin?Gelmeyecegini bile bile,sanki her an gelecekmiş gibi gözünü kırpmadan sabaha kadar bekleyebilir misin?bugüne kadar ne yaşadıysan yaşadın.bunların hepsinden sıyrılıp,özünü asla yitirmeden yeni bir kimlikle başka dünyalar kurup yeni hayatını mutlu kılmak için ugraşabilir misin?
Yüregini cesurca açıp,bazen aglamayı,bazen umutsuzca beklemeyi,bazen öfkelenmeyi ve herkesin huzurlu olarak niteledigi sakin,beklentisiz,süprizlere kapalı hayatını terketmeyi göze alabilir misin?
Nefes almanı zorlaştıran,yüreginin yerinden fırlayacakmış gibi çarpmasına neden olan o hoş ama zaman zamanda sıkıntı veren o heyecanı saklamaya ve azaltmaya çalışmadan her zaman taşıyabilir misin?özlemin küçükçük kordan,kentleri yakacak kadar kocaman bir yangına dönüşmesine izin verebilir misin?Elde ettigin herşey senin olsun.Sen yarın için hayal kurabilir misin?nerede oldugunu,kim oldugunu unutup,sıyrılıp kaygılarından dans edebilir misin saatlerce?
Hem kendini,hem sevdigini hatalarıyla,degiştirmeye çalışmadan kabul edebilir misin?hergüne yeni bir isim verip başka başka anlamlar katabilir misin?hiç kimsenin görmedigi güzellikleri farkedebilir misin?
Ruhuna ihanet etmeden,sadece yüreginin sesini dinleyerek ve yüregin sana o dedikçe onun izinden gidebilir misin?

 

 

serkanca


Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


1/2/2006 - fıkralardan seçmeler
  1. Gelinlik
    Öğretmen derste şunları anlatıyordu:
    - Düğünlerde gelinler neden beyaz giyer bilir misiniz? Bu onların en mutlu günü olduğu için!
    Arka sıralardan bir ses yükselir;
    - Damatların neden siyah elbise giydiklerini şimdi anladım

 

Yalan Makinesi
Adamın birinin kızı babasına hep yalan söylüyormuş.Adam sinirlenmiş bi yalan makinesi almış bu makine biri yalan söyleyince dıttt.. diye ötüyormuş.Adamın kızı bi gün okuldan gelmiş.Adam sormuş:
"Kaç aldın kızım yazılıdan?"
Kızı:
"5" demiş...
Makine dıttt ötmüş, daha sonra "4" demiş, "3" demiş, "2" demiş hepsinde ötmüş...
Adam sinirlenmiş demiş ki:
"KIZIM YİNE Mİ 1 ALDIN BEN SENİN YAŞINDAYKEN HEP 5 ALIRDIM" demiş...
Makine "GÜüüüMMMMMM" patlamışşş...

 

O Zaman Ben De Öğretmen Olurum
Bir öğretmenin sınıfında hiç sevmediği bir çocuk varmış ve hep ona laf sokmak istiyormuş.
Öğretmen:
- Ismet büyüyünce ne olmak istiyorsun?
Ismet:
- Manken olmak istiyorum öğretmenim.
Öğretmen hemen başlamış laf sokmaya:
- Nasıl manken olacaksın bu suratla, senin gibi çirkin çocuk yok bu sınıfta, sende manken olacağım diyorsun.
İsmet altta kalır mı:
- Bende o zaman öğretmen olurum sizin gibi.

 

 

 

Pantolon
Öğretmen çocuğa sormuş,
'Oğlum elini pantalonun sağ cebine attın ve bir 10 milyon lira çıkarttın, sol cebinden de 5 milyon lira çıktı. Senin şimdi neyin var?
Öğretmen çocuğun '15 milyon liram var' cevabını vermesini beklerken Çocuk cevap vermiş
'Her halde üzerimde başka birinin pantalonu var!'

 

  Bir kedi
Bir öğretmen öğrencisine sormuş: -Bir kedi bir kedi daha kaç kedi eder? -İki kedi eder öğretmenim. -Peki bir solucan, bir kuş, bir kedi kaç hayvan eder? -Bir kedi eder öğretmenim. -Nasıl bir kedi ediyor? -Kuş solucanı yer, kedi de kuşu yeyince bir kedi kalmaz mı öğretmenim?

 


  İkinci soru
Öğretmen,Öğrencilere:
-Sizlere sorular soracağım.Birinci soruyu bilene ikinci soru
sorulmayacak. Simdi söyle bakalım Ahmet,bir hindinin kaç tane tüyü vardır?
-9567 tane tüyü vardır Öğretmenim!
-Nereden öğrendin bunu?
-Öğretmenim, hani ikinci soru sorulmayacaktı.
  Öğrenci Yurdu
Üniversitede, dönemin ilk gününde rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş. Rektör demiş ki :
- Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge. Erkek yurtları kız öğrenciler için. Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 200 milyon ceza kesilecek. İkinci yakalanışında 300 milyon, üçüncü yakalanışında da 500 milyon ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?
Arka taraftan bir erkek öğrenci sesi :
- Sezonluk bilet ne kadar?
  Öğretmenin Sorusu
Ögretmen bir gün ögrencilerine söyle bir soru sormus :
- Insanlarda istem disi çalisan sey nedir ?
Ögrencilerden biri parmak kaldirip cevap vermis :
- Tik tir hocam...
Ögretmen soruyu bilen ögrencisine :
- Aferin oğlum senin adın ne? diye sormus.
Ögrenci :
- Tüleyman hocam... demis...

Elektirik
Bir gün öğrenciler sınav olyorlarmış.
Öğretmen bir öğrencisini kaldırarak ona şu soruyu sormuş:
-Oğlum söyle bakalım elektirik nelerden geçmez?
Çocuk şöyle cevap vermiş:
-Lastikten, camdan ve tahtadan.
-Başka?
Çocuk biraz düşündükten sonra:
-Birde yoksul mahallererden geçmez öğretmenim diye cevap vermiş.

 

Müdür
Küçük Ali okula başladığından beri her gün öğretmeni Aysel Hanım'a gidip,
- "Öğretmenim beni yanlış sınıfa koydunuz, benım yerim birinci sınıf değil, ablam üçüncü sınıfta ama ben en az onun kadar akıllıyım, hiç olmazsa beni üçüncü sınıfa alın" diye şikayet edermiş. Bundan sıkılan Aysel Öğretmen bir gün Ali'yi kaptığı gibi okul müdürüne çıkmış ve olayı anlatmış. Okul müdürü:
- "Peki" demiş, "Bu çocuğu bir imtihan edelim, yeri üçüncü sınıfsa o sınıfa koyalım" ve başlamış sorgulamaya,
- İki kere iki?
Ali hemen
-"Dört" demiş,
-"Sekiz kere dokuz?"
Ali hemen
-"Yetmiş iki" demiş,
-"Kaç mevsim var?"
Ali hemen
-"Dört" demiş.
Bu sirada Aysel Hoca da
-"Müsaade ederseniz bir kaç soruda ben sorayım" demiş ve sormuş:
-"Söyle bakalım Ali, ineklerde dört tane ama bende iki tane var, bu nedir?"
Ali hemen
-"Ayak" demiş, Aysel Hoca sormuş
-"Peki senin pantolonunda olupta benim pantolonumda olmayan şey nedir?"
Ali hemen yanıtlamış
- Cep.
Bunun üzerine Aysel Hoca dönmüş müdüre,
-"Üçe koyalım hocam" diyecekken;
Müdür,
-"Hocam, bu çocuğu üçe değil beşinci sınıfa koyalım, zira son iki
soruya ben doğru cevap veremedim."

 

  Böyle Soruya Böyle Cevap
Renkli kişiliği ve düşük not vermesi ile öğrencileri arasında özel bir üne sahip olan felsefe öğretmeni, sınav yapacağı gün öğrencilere, önce kâğıt ve kalemlerini hazırlamalarını söyledi, sonra da sandalyesini kaldırıp masanın üzerine koydu.
Sonra:
"Sınav sorumu soruyorum" dedi. "Bu sandalyenin var olmadığını
kanıtlayınız."
Sıfırcı felsefe öğretmeni, sınav kâğıtlarını okuduktan sonra, bu konudaki ününe gölge düşüreceğini bilmesine rağmen, hayatında ilk kez bir öğrencisine yüz üzerinden yüz vermek zorunda kaldı.
Öğrencinin sınav kâğıdında yalnızca şu iki sözcük yer alıyordu:
- Hangi sandalyenin?

 

 

2*3
Küçük Murat okuldan eve gelir ve üzgün bir şekilde, "Matematik dersinden 1 aldım" der. Babası hemen sorar, "Nasıl becerdin peki bunu?" Murat anlatmaya başlar, "Öğretmen 3x2 kaç eder? diye sordu, ben de 6 dedim".
Babası hemen oğlunu tasdikler ve "Fakat bu doğru" der.
Ali anlatmaya devam eder, "Sonra da "2x3 kaç eder?" diye sordu". Babası alaycı bir tavırla bakarak, "Has s.kt.r, ne farkı var ki ?" der.
Ali de kafasıyla onaylayarak,
"Ben de öğretmene aynı senin dediğini söyledim işte"...

 

 

Epitel
Univetsitede Biyoloji dersinde ogrencinin birisi mikroskopta sperm ornegi incelerken bir kiz yanina yaklasmis. Kiz
"Ne inceliyorsun Berkay?" deyince cocuk utanmiş "Agiz içi epiteli" demiş.
"Peki, ben de incelemek istiyorum"
Baslamis mikroskoba bakmaya. Derken profesor gelmis kizn yanina.
"Kizim ne inceliyorsun?"
"Agiz ici epiteli hocam"
Dur cekil bir de ben bakayim demis profesor. Egilmis mikroskoba soyle bir baktiktan sonra kiza donmus
"Bir daha ornek almadan once agzini yika kizim!"


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


1/2/2006 - Matematik Dersi

  Matematik Dersi


Matematik öğretmeni ilkokul çocuklarına sormuş :
-Ağaçta 5 kuş var. Birini vurdum kaç kaldı?
Ahmet hemen :
-Hiç kalmaz. Çünkü sesten hepsi uçar, demiş.
Öğretmeni bunun üzerine :
-Olmaz öyle şey, diye cevap vermiş.
Burası matematik dersi. 5 taneden biri vurulursa 4 tane kalır. Ama düşünüş biçimini beğendim. Ahmet fena halde hırslanmış :
-Bende bir şey sorabilir miyim öğretmenim, demiş.
Sor bakalım.
-3 kadın dondurma yiyor, biri ısırarak, biri yalayarak, biri emerek yiyor. Bunlardan hangisi evli. Öğretmen kızarıp bozarmış. Sonunda :
-"Bilemem", demiş. "Emen mi?"
Ahmet cevabi yapıştırmış :
-Yoo, parmağında alyansı olan. Ama düşünüş biçiminizi beğendim


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


1/2/2006 - hayal kırıklıgı

İngiltere'nin saygın kiz kolejlerinden birinde biyoloji öğretmeni öğrencilerden Miss Perkins'a:
-"Soyle bakalim, insan vucudunda uyarıldığında normal büyüklüğünün altı katına ulaşan organ hangisidir?"
Ögrenci yüzü kızararak:
-"Bana bu soruyu sordugunuzdan ailemi haberi olacak"
demiş.Öğretmen başka bir öğrenciye dönmüş ve:
-"Sen söyle Miss Sarah"
demiş.Sarah:
-"Loş ışıkta gözbebeği"
yanıtını vermiş.Ögretmen aferin dedikten sonra Miss Perkins'a dönmüş ve:
-"Sana üç sey soyleyeceğim"
demiş:
1-Dersine hiç çalışmamışsın, bundan ailenin haberi olacak..
2-Aklın fikrin sürekli kötü şeylerde.
3-İlerde çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaksın...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


1/2/2006 - benim bisikletim.....

Afrika'da çok geri kalmış bir köye gelen papaz yerlileri eğitmeye çalışıyormuş.
Her sabah insanların birbirlerine iyi davranmalarını, iyilik yapmalarını öğütlerken; öğleden sonraları da kabilenin reisine ingilizce öğretmeye çalışırmış.
Bir gun papaz kabile reisini yanına alıp dolaşmaya çıkmış. Bu arada gördükleri şeylerin ingilizcelerini söyleyip reisin ingilizcesini geliştirmeye çalışıyormuş
Bir katanın önünde papaz:
- Kaya
demiş. Reiste :
- Kaya
diye tekrar etmiş.
Bir göle gelmişler papaz :
- Göl
demiş. Reiste :
- Göl
diye tekrar etmiş papaz çok sevinmiş
- Aferin
demiş.
Biraz sonra çalılıkların arasında oynaşan bir çifte rastlamışlar papaz utanarak
- Bisiklete binmek
demiş.
Reis oynaşanlara şöyle bir bakmış ve tüfeği ile ateş ederek her ikisini de öldürmüş. Papaz şaşkınlık içinde bağırmış :
- N'apıyorsun¿
Bunca zamandır sizi medenileştirmek için uğraşıyorum, insanlara iyi davranmanız gerektiğini; bunun Tanrı'nın isteği olduğunu anlatıyorum. Şu yaptığın işe bak!!!
Reis parmağı ile ölü kadını göstererek :
- Benim bisikletim...


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


30/1/2006 - dans




Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


27/1/2006 - hayat

hayat
 
tıpkı bir karamizah örneğidir yaşamak ya da tıpkı bir yaşamak örneğidir karamizah..
Fakat, herşey bir bakıma değişiktir, birbirine benzemez..
Göklere çıkılır.. Elma şekerleri yenilir.. evcilikler oynanır.. kahveler içilir..
gün gelir çıkılan göklerden inilir.. olası en yüksek yerdeki  bulut parçası elinizden kayıverir.. sert yere çarpmanın verdiği bi sarhoşluk duyuverirsiniz.. yeni uyanılan bazı anlarda hissedilen nerdeyiimm ben kimimm bu etrafımdaki şeyler de ne hıııı anlamaya çalışırsınız ya..
hayat böyle tuhaf bişey işte.. çünkü hayatı insan ruhları yaşatıyor.. ve insan ruhları çok karmaşık..
Yaniii hayat hem güzel hem değill.. yani insan, hem güzel hem değil..
Hem var hem yok gibi yanii.. Hiçbirşey kesin değil sanki..??..!!..


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


5/1/2006 - Chat İçin Faydalı Bilgiler

Chat İçin Faydalı Bilgiler 
 

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki bir chat esnasında karşındaki kişiye asl nedir diye sorulmuyor sorulsa bile cevabı alınmıyor şimdi asl sorusunun cevabını hiç çaktırmadan alma yöntemlerine değineceğiz.

Şimdi sevgili arkadaşlar chat esnasında karşındaki kişiye asl sormak ayıp bir şeymiş gibi karşılanıyor halk arasında evet kabul ediyorum kötü niyetliyse karşındaki bu gerçektende kötü bir şey ama karşındaki tüm iyi niyetiyle sormuşsa bu asl yi yani konuştuğum bir insan farkındayım ama yaşı ne nereden cinsi ne diye merak etmişse tabi cinsi değil cinsiyeti olacak o cinsi denildiğinde köpek seçiyormuş gibi oluyor sırf merak ettiği için sorduysa bunu söylemekte sakınca yoktur. Ama kafalara kazınmıştır bu klişe asl cevaplamak sakıncalıdır diye.

Şimdi size yılların verdiği deneyimle karşındaki kişinin hiç çaktırmadan asl sini öğrenmeyi anlatacağım muhabbet başladı diyelim


-slm slm
hemen asl sorulmaz bu birinci kuraldır soran arkadaşlar genellikle avuç yalamaktan öteye gidememişlerdir. Muhabbet açıldıktan sonra öylesine bir asl sorulur ama öylesine çünkü bilinir ki cevap gelmeyecektir ama yinede sorulur göle maya çalmak gibi bir şey bu aslında ama olsun ya tutarsa felsefesi. Sordun mu sordun ne oldu cevap alamadın demi yaladın avcunu seni şöyle bir cevap bekler.
- Aaa sanane yaa
diye bir cevapla karşılaşacaksın öncelikle bu seni yıldırmamalı aksine daha da hırslandırmalıdır hele hele şöyle bir cevap duyarsan


- Aaa sanane be manyak seni ilgilendirmez
cevap bu ise kesinlikle karsındaki bir bayandır nedendir bilinmez bayanlar bu durumlarda cümle sonunu manyakla bitirmeyi çok severler neyse yani karşıdan gelen cevabın sonunda manyak kelimesi mevcutsa bu bayandır

Ama her zaman bu kelime mevcut olmaya bilir bizde bu konu üzerinde yoğunlaşağız zaten şimdi asl sordun ve cevap sanane ile başlıyorsa hiç moralimizi bozmayacağız hiçbir şey olmamış gibi davranacağız çünkü yapacağımız işlem asl sorma anında yaşadığımız stresten daha kolay olacak ben biliyorum çoğu arkadaşlarda acaba asl sorsam mı sorarsam nasıl karşılar beni tipik bir sapık muamelesine maruz kalabilir miyim diye zoraki sorulur ve bu zorlamalar karşısında suratta pıt diye bir sivilce bile belire bilir stresten şimdi gerek bu sivilcenin önüne geçmek gerekse strese girmeden karşındaki kişinin asl sini ögrenmek için yapmamız gereken tilkilikleri anlatacağım.

 

Asl bilindiği üzere nereden yaşın ne ve cinsiyetin ne sorularının kısaltılıp bir çatı altında toplanması demektir şimdi demek ki amacımız nereden yaş ve cinsiyetin ne sorularının cevaplarını ögrenmek olacak ilk önce cinsiyetini ele alalım çünkü gerçektende cinsiyet önemlidir bu yüzden ilk bu konu üzerinde duracağız.

Karşındaki kişinin cinsiyetini öğrenmek o kadar kolaydır ki bakın şöyle yapacaksınız; konuşma esnasında şu soru sorulacak hangi takımlısınız ? Aslında bu sorunun cevabı pekte önemli değildir amaç sözü döndürüp dolandırıp konuya getirmek olacak karşı taraf asl sorulursa cevap vermemeye odaklandığı için bu sorunun altında yatan asıl gerçeği asla düşünemeyecektir sordun mesela hangi takımlısınız
Cevap Beşiktaşlıyım
bu cevabı aldıktan sonra işimiz yarı yarıya bitmiş demektir çünkü bazı arkadaşlar entellik uğruna takım tutmazlar cevap geldikten sonra Beşiktaş üzerine küçük bir yorumdan sonra bu hafta Beşiktaş kiminle oynuyor sorusunu yönelteceksiniz karşı taraftan


- ne bilim be salak
cevabı gelirse ki bayanlar genellikle bilmedikleri şeyin saçma olduğuna kanaat getirip salak kelimesini cümlenin en sonuna sokarlar bu kesinlikle bir bayandır çünkü hangi erkeğe takımının bu haftaki rakibi kimdir diye sorsanız cevabı bilmese de sallama gereksimi duyar çünkü erkekler arasında bir yargı vardır ki takımının bu haftaki rakibini bilmiyorsan yazıklar olsun sana derler neyse konumuza dönelim bilmediğine göre bayandır bu chatleştiğin kişi bayanlarda böyle bir şey vardır takım tutar ama bırakın bu haftaki rakibini tuttuğu takımın kadrosundan bir iki kişi bile sayamazlar. Fenerbahçe'nin kalecisi kim sorusuna Hakan Şükür cevabı veren çok bayan dövmüşümdür ben bilinen tek futbolcu ismi Hakan Şükürdür bayanlar için cinsiyetini öğrendik arkadaşlar bundan sonrası çorap söküğü gibi gelir.

 

Şimdi yaşını öğreneceğiz çünkü yaşta gerçektende çok önemlidir 16 yaşında bir erkek 20 yaşındaki bir bayanla chatleşmesi neyi ifade eder ki karşındaki kişinin yaşını öğrenmekte haddinden fazla kolaydır (bayanların yaşı sorulmazmış hehee bak şimdi nasıl çıkacak ortaya) şimdi karşındaki kişi asl sorarsa cevap verme sakın kelimesine odaklandığı için bu sorunun altında yatan gizeminde farkına varamayacaktır bu arada chatleşme devam ediyor ha bir an bile duraksaman altından kalkamayacağın sorunlara neden olabilir tabi arada espri falanda yapın ki karşınızdakine ben bir odunum izlenimi yaratmasın bu şimdi yaşını öğreniyoruz arkadaşlar burasını iyi dinleyin bak sorulacak soruya dikkat kesilin soru şundan ibaret olacaktır


- Okuyor musun çalışıyor musun ?
Aha sen bu soruyu sorduğunda olay nasıl paklanacak göreceksin cevap genellikle iki şekilde gelir çünkü iki şıklı bir soru sormuştun unutma ben hayatımda rastlamadım okuyor musun çalışıyor musun sorusuna yanıt olarak evliyim 3 çocuğum var diyene. Çünkü sen ona o soruyu sormadın neyse cevaplar şunlar olacaktır.
- Okuyorum veya -Çalışıyorum
Şimdi çalışan bayanlar genellikle yaşlı oldukları için biz okuyorum diyen çıtırları ele alacağız :)) çalışıyorsa yaşlıdır yanlış bir ifadedir ama okuyorum kelimesi üzerinde duracağız biz yav tamam bir arada çalışıyorum kelimesi üzerinede konuşuruz dur biraz şimdi cevap olarak şu geldi diyelim


- Okuyorum
İşte karşındaki kişinin 7 ile 25 yaş grubu arasında olduğunu anladığın dakikadır bu çünkü ilköğretim 7 yaşında başlar üniversitede 25 yaşa kadar devam eder çok nadirde 25_30 yaş arası üniversite hayatı vardır biz 7 ile 25 yaş grubunu ele alacağız şimdi karşındaki kişinin konuşmasından az çok anlarsın ne yaş grubu içinde olduğunu ve sen tamam baba bu benim yaşlarda dersen veya bu benim yaş çerçevem içine giriyor dersen sohbet devam eder şimdi nokta atışı yaparak takribi yaşını öğrenmeye geldi sıra okuyorum demişti hatırlıyorsanız konuştuğunuz kişi ama genellikle ne okuduğunu da söylemez bu tipler şöyle ki soru
- ne okuyorsunuz ?
cevap - söylemem bu tip bir cevap gelir hoca sakın bırakma hiçbir şey olmamış gibi devam et hatta esprilerle olaya renk kat bayan olduğu için meraklı olacaktır sen ne okuyorsun diyecektir bu arada bende okuyorum deki iyi bir izlenim bırak çıtır üzerinde sen ne yapıyorsun okuyor musun çalışıyor musun sorusuna verilecek cevap ben manavım abla olursa ordamısın kelimelerini ardı sıra göre bilirsin illa espri yaparak olaya renk katmak bu işin hamurunda vardır sordu mesela
- siz ne okuyorsunuz dedi


senin yazdıklarını okuyorum şu anda diye bir iğrençlik yapma sakın o anda biter kendini ağırdan satacaksın nazlanacaksın kırım kırım kırılacaksın yani söylemeyeceksin arkadaşım bende okuyorum ama söylemem diyeceksin ki olay gizemli bir hal alsın.

Şimdi elimizde neler var asl sorusundan neler öğrendik biz yalnızca bayan olduğunu değil mi şimdi yaşına geldi ki bu daha da kolaydır şu soruyu soracaksın
internet cafede misin evde misin sen
soru bundan ibaret ama altında yatan gizem dehşet bir şeydir bu sorununda iki şıkkı olacaktır. Üçüncü bir şık olarak bir tane abim var ve hapiste cevabı gelmez korkma genellikle evdeyim der ve çok nadirde cafe deyim der. Biz genellikleyi açıklayacağız yani evdeyimi evdeyim dediği an olay bitmiştir çünkü kız liseyi okuyordur bir dönem takdir belgesi aldığı için babası ona bilgisayar almıştır veya üniversite okuyordur. Ama bilgisayar alma nedeni yinede takdir belgesinden geçiyordur. Yani şöyle ki kız lise döneminde takdir belgesine kavuşmuş ve bilgisayar alınmıştır ama üniversiteye geçmesine rağmen bilgisayarını hala muhafaza etmektedir burada şu soruyu sorduğunda iş bitecektir


- Kaç yıldır bilgisayarın var acaba anlar mısın? Bilgisayarlardan ben pek anlamamda bir sorunum var da bilgisayarda onu soracaktım.
Aslında burada amaç kaç yıldır bilgisayar klavyesine dokunuyor parmakların acaba değildir bilgisayarın kaç yıllık olduğunu anladıktan sonra iş matematiğe kalıyor mesela şöyle bir cevap geldi diyelim 5 yıldır bilgisayarım var hemen hesaplamaya başlayacaksın lise1-2-3 üniversite 1-2 demek ki chatteştiğimiz kardeşimiz üniversite 2 de okuyor tabi öss engelini de hesaba katmamız gerek burada yani daha ilk sınava girdiğinde kazanamamış olabilir üniversiteyi 3. girişindede kazanmış olabilir sınavı ben kendimden biliyorum ama kötü birşey değildir 3. girişinde sınavı kazanmak olaya iyi yönünden bakmak lazım bir kere sınıfta kıdem sahibi oluyorsun kıdem sahibi olmanın verdiği avantajla çömezleri kantine tost almaya yollaya bilirsin ama merak etmeyin sevğili dinleyenler en fazla 1 yıl hata payı olabilir bizim hesapta çünkü belli ki kardeşimiz çalışkan ki bu çalışkanlığının ödülünü babası ona bilgisayar alarak göstermiş bu kardeşimiz 1 yıl sınava girip kazanamadığına göre öteki yıl ne yapıp yapıp kazanacaktır o sınavı eee yaşını da buradan çıkardık yani takriben 19 veya 20 yaşlarında bir çıtır.

Asl nin iki parçasını tamamladık sadece elimizde nereden sorusunun cevabı kaldı aslında bu soru o kadarda önemli olmasa da banane yaa ben ögrenmek istiyorum diyen arkadaşlar için küçük bir ip ucu vereyim chatleştiğiniz kişi İstanbul dandır arkadaşlar genellikle İstanbullu olur bunlar İstanbul nüfusunun fazlalığı sanal aleme kadar yansımıştır çünkü ama işi garantiye almak isteyenler ne bilim coğrafi etmenlere baş vura bilirler mesela sizin oranın nesi meşhur sorusuna cevap olarak sucuğu ve pastırması diyen biri Kayserili çiğ köftesi diyen biri ise Şanlıurfalıdır.

Asl konusuna kısaca değindim arkadaşlar bu formüllerle çok canlar yakacağınıza inanıyorum ama formül kötü ellere geçerse işte o zaman dünyayı büyük bir tehlike bekliyor demektir :PP
 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


27/1/2000 - E-Mail

            

darlinkjune@hotmail.com

darkjune@hotmail.co.uk

sronko_007@hotmail.com

darlinkjune@darlinkjune.net

serkanca@ekolay.net


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


Benim hakkımda

ÇIRPINDIKÇA UNUTMAK İÇİN BİŞEYLERİ, DAHA Bİ BÜYÜYEN HATIRALARDA DÖNMEYECEKMİŞ GİBİ UĞURLANAN YOLCU İÇİN AVUÇLARINA YÜREGİNİ BIRAKTIĞI YARİNİ , DÖNDÜĞÜNDE BULAMAMANIN ÜRKEKLİĞİNDE SEVDİM......

Son yazılarım
Menü
Saat

Arkadaşlarım
Baglantılar


1 sayfadan 1 . sayfa
geri | ileri