7/6/2008 - UNUTAMADIĞIMSIN
ஐ Teslimiask'a Hoşgeldiniz ஐ
''Öyle bir yaşa ki, hayat seni kıskansın. Öyle bir sevki, ölüm sana acısın. Öyle bir dost ol ki, dostun olmayan utansın...''
|
|
|
|
Gönül sesine kulak ver yalnız... Bir şeyi istiyorsan
yürekten iste....Sevgi, aşk, ne büründüğün kıyafeti,
ne makamı, ne mesafeleri ne de başka bir şeyi dinler...
Onun fermanı okunmaya başladımı her şey susar.
Her şey çaresiz kalır... Sevgi söz konusu olduğunda
kişi kendi dışındaki güçlerin insafına kalmaz.
Çünkü; kendisi de güçlü bir varlık haline gelir.
Ruhunun derinliklerinden gelen bu ezgi güçlenmeye
başladıkça kayıtsız kalamaz buna tüm evren...
Sen ki benim güzelliğime, aşkınla güzellik katmakta,
yalnızlığımı örtbas etmektesin. Benim ve kendinin
varolduğumu ispatlamaktasın dünyaya.
Şimdi kapat gözlerini sımsıkı...
Sıyrıl tüm düşüncelerinden...
Yalnızca ama yalnızca beni düşle...
Yanımda olduğunu, gölün sularında
elimi tuttuğunu hayal et... İste beni...
Göreceksin ki sevginin aşamayacağı engel yoktur!
Papatya, nilüferin dediğini yaptı. Yalnızca ama
yalnızca onun hayalini doldurdu tüm benliğine.
Kendini güzeller güzeli çiçeğinin
yanında farzetti. İstedi... İstedi...
- Aç gözlerini!, dedi nilüfer.
Papatya şaşkınlık içindeydi gözlerini açtığında.
Sevgili çiçeğinin yanında,
gölün suları içinde bir nilüfer çiçeğiydi artık o da...
Sevmek...
İstemek...
Hayal etmek...
İnanmak...
Olmayacak şey yoktur!
Eğer ki; bu duygulara sahipseniz...
BiLmezLer yaLnız yaşamayanLar,
nasıL korku verir SessizLik insana....
insan nasıL konuŞuR Kendisi iLe...
NasıL koŞaR AynaLara...
BİR CANA HASRET BİLEMEZLER...!  
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sevgili,
Korkuyorum…
Seni bulamamaktan,bulduğumu sanmaktan,bulup da
Kaçırmaktan,bulduktan sonra hakkıyla yaşamamaktan korkuyorum….
Bulmayı arzulamak ne kadar karşı konulmaz,bulmak ne kadar uzak…
Bulma’’ yı umut etmekse;hayat kaynağım,dayanağım,varlığım…
Sana kavuşmak ne kadar ‘’var olmak’’ sa benim için,seni kaybetme
korkusu o kadar ‘’yok olmak’’
Ne varlığımdan eminim ne de yok olduğumdan.
Bu masalın sonu nerede nasıl
biter murada erer miyim bilmiyorum
Sevgili içimde gamlı bir sonbahar ezgisi…
Hasretim dağlarca omzumda…
Hasretim,ağzımdan alevler saçan ejderha…
Ah,bu ince sızı!
Ah , ‘’bu sebepsiz hüzün’’.
Ah,tüm ayrılıkların acısını yüreğime taşıyan ,
adını bir türlü koyamadığım kara sevda…
Ağlamak,kelimelerin ardına sığınmak,çözüm değil.
Sevgili,
Demişsin ki :
’Ne yere ne de göğe sığmadım,mü’min kulumun kalbine sığdım’’
Kalbime baktım minicik bir fincan,
senin aşkın sonu olmayan engin bir deniz,uçsuz bucaksız umman.
Fincan denize müştak ummana sevdalı…
Aşkın,yaralı kalbime şifa…
Aşkın çok ağır..
Kalbim şu haliyle bu yükü kaldıracak kalp değil…
Bana senin yükünü,hakkıyla taşıyacak kalp ihsan eyle….
Amin
Gül alıp gül satanlara sabır terazilerini gülden kuranlara
Rasulunu özledikçe gül koklayanlara selam olsun...
GAYEMİZ ALLAH,
ÖNDERİMİZ PEYGAMBER,
YOLUMUZ CİHAD,
EN BÜYÜK ARZUMUZ ALLAH YOLUNDA ŞEHADETTİR.
|
|
|
|
|
Söylemeye gerek olduğunu sanmıyorum, çünkü bunu herkes bilir ki âşık ayrılığa düşünce inde yanan şeyin adı ateş olur. Aslında bu ateşin ilk kıvılcımı, sevgiliyi gördüğümüz ilk anda, onun ışığından sıçrayıp gözümüze, oradan da kalbimize girmiş, sonra da kalbimizi tutuşturmuştur. Sonraki zamanlarda duyulan özlem, sevgilinin adını her anış, onu her hatırlayış bu ateşi biraz daha alevlendirecek ve ah ettikçe dumanı aşığın ağzından dışarılara çıkacaktır. Gözde tutuşup, gönülde yanarak aşığı mütemadiyen yakan ve yaktıkça alevini arttıran bu ateş sönebilecek cinsten değildir. Âşık ona istediği kadar su serpsin (gözyaşlarını akıtsın), elinden geldiği kadar gözyaşlarını ırmaklara döndürsün nafile, ‘’Kim bu denlü tutuşan odlare kılmaz çare su!’’ Ateş manevi (ruhani), su da maddi (cismani) olunca elden ne gelir.
Hani şair Karamanlı Nizami der ya:
Yandırıp yaşımı dökse ne aceb zülf ü ruhun
Ki biri ateşe benzer biri dütün gibidir
‘’Kara zülfün ile kırmızı yanağın beni yandırıp yaşımı dökse şaşılmaz. Çünkü zaten onlardan birincisi duman misali, ikincisi de ateş gibidir.’’
|
|
|
KAYIP ARANIYOR
BU BİR İLANDIR
BELKİ GARİP GELECEK SİZE
BELKİ ALIŞILMIŞIN DIŞINDADIR
GÜLDÜRECEKTİR BELKİ SİZİ
BELKİDE AĞLATACAKTIR
BU BİR İLANDIR
YILLAR ÖNCE
YÜREĞİMİZDEKİ SICAK EVİNDEN AYRILAN
VE BİR DAHA KENDİSİNDEN HABER ALINAMAYAN
YÜZÜNDE TEBESSÜM
BAŞINDA MERHAMET
ELİNDE ŞEFKAT
DİLİNDE SOHBET
GÖZÜNDE GÖZYAŞI,
AYAĞINDA YARDIM TELAŞI
ÜZERİNDE FAZİLETTEN BİR MONT
ERDEMDEN BİR GÖMLEK OLAN
YANLIZCA YAPTIĞI İYİLİĞİ
VE GÖRDÜĞÜ KÖTÜLÜĞÜ UNUTAN
AKLİ DENGESİ YERİNDE
NE DEDİĞİNİ BİLEN
HERKESİ ÇOK SEVEN
İNSANLIĞIMIZI KAYBETTİK.
KENDİSİNİ GÖRENLERİN
BULUNDUĞU YERİ BİLENLERİN
İNSANLIK ADINA
YÜREĞİNE VE VİCDANINA
HABER VERMELERİ
RİCA OLUNUR.
|
|
|

Mecnun hastalanmış, ateşler için yanıyordu. Yakınları, başında kaygıyla bekleşiyordu. Aşk belasıyla kendini yitirmiş olan bu çilekeş adamın acısını paylaşmaya çalışıyordu. Hekim gelir ve muayene ettikten sonra, "Damardan kan alacağım" der. Kolunu bağlayarak işe koyulur. Mecnun güçlükle, "Hayır, hayır!" der. "Bırak doktor, buna izin veremem." Hekim: "Durumun iyi değil, hastalığın ilerlerse çaresiz kalabiliriz" der.
Mecnun: "Üzgünüm" der. "Buna izin veremem!"
"Neden ama?" diye sorar, Hekim. "Yoksa korkuyor musun? Sen ki çölün vahşilerinden korkmazdın..."
Mecnun: "Korkum neşterden değil!" dedi. "Benim varlığım Leyla ile dolu. Kolumu yararken onun incinmesinden korkuyorum."
Aşkmış ne varsa alemde
SELAM VE DUA İLE
|
|
|
1. Dış görünüşünüzü baskalarınkiyle karşılaştırmayın. Unutmayın siz bir yağlı boya tablo değilsiniz.
2. Hirslarınıza gem vurun. Hırslandıkça mutsuzluğunuz artar
3. Geçinecek kadar para yeter. Çok para biraz mutluluk getirir ama fazlasını veremez. Zenginlik arttıkça saadet aynı oranda artmaz
4. Dahi olmadığınıza üzülmeyin. Yapılan araştırmalarda fazla zekânın da mutluluk getirmediği görülüyor
5. Mutluluk biraz da genetik. Bazı insanlar genetik olarak mutlu olmaya daha yatkındır
6. Evliler bekârlara göre hayattan daha çok mutluluk duygusu alıyor
7. ALLAH'a ve öteki dünyaya inanmak hayata bir amaç ve anlam kazandırır. Yalnızlık duygusunu yok eder
8. Bencil degil,paylaşımcı olun
9. Zarafeti elden bırakmayin, kırıcı olmayın
selam ve dua ile efem
|
|
|




ÖLdüReCekTim Seni __
Öldürecektim seni ben ;kendimde o gücü bulabilseydim eğer...
Sindiremeyecektim senden kalanları benden uzak mezarlara koymaya!!Diyar diyar dolaşıp yine içime gömecektim seni en sonunda...
”Ben demiştim” diyenlere, üzüntümü belli etmemek için kuşandığım, mekanik tebessümlerimin ardındaki yaşlarla sulayacaktım taze mezar toprağına ektiğim çiçekleri...
Ama ben seni içimde öldürmeye kıyamadım....

Başarabilseydim incitecektim seni,
incinmişliğimin verdiği cahil cesaretle..
Ne var ne yok sayıp dökecektim karşına geçip..
Kendimi hayrete düşürürcesine birer tokat gibi vuracaktım hiç kullanmadığım o ağır lafları..
Kıracaktım seni bin bir parçaya ayırana kadar..
Duvardan duvara fırlatacaktım sevgi diye önüme sunduğun hastalıklı duygularını.....
Ama ben seni incitmeye de kıyamadım....

Elimden gelseydi unutacaktım seni..
Gözlerimden silecektim hayalini ve dilimden adını.
Duman duman atacaktım seni bu şehirdeki tüm bacalardan;
ama soluduğum havaya karışıp yine dolacaktın ciğerlerime.
Onlarca damla döküp göz pınarlarımdan akıtacaktım seni sevgimin atığı diye;
ama ıslaklığın kalacaktı elmacık kemiklerimde..
Bu kez de tenimin tuzuna karışacaktın.
“Sözümü tutacağım ,adını anmayacağım nağmelerini dinleyip neyi unutacağımı unutacaktım seni unutayım derken..
Zaten ben seni unutmaya da kıyamadım......

Ne kadar çabuk geldi ayrılık...
Oysa daha yeni başlamıştık birbirimize ayak uydurmaya,
daha doğrusu ayak uyduramamaya..
Nedensizliklerin iç çekişlerini dinlerken vedalar bozdu suskunluğumuzu..
Bana mıydı kızgınlığın yoksa kendine mi anlamadım... Kaçar gibi veda ettin...
Oysa ben seni sevmelere doyamadım!!!

Öldürecektim seni..
incitecektim seni..
unutacaktım seni...
Oysa ben seni sevmelere doyamadım!!!
  
ALİ BOZBULUT
|
|
Unutamadığımsın
|

Unutamadığımsın
Sen unutmuştun beni
Bende seni unutabilir miyim diye
Dün gece yüreğini gömdüm gözlerime
Seni seven kalbimi öldürdüm ellerimle
Gömdükçe yüreğini
Öldürdükçe seni seven kalbimi
Daha çok sevdim seni
Ve anladım ki ; unutulsam da
Sen benim unutamadığımsın..
Sen unutmuştun beni
Bende seni unutabilir miyim diye
Dün sabah mezarlar kazdım sevdama
Nehirler aradım sensiz akan onca gözyaşıma
Mezarlar kazdıkça sevdama
Nehirlere aradıkça gözyaşıma
Daha çok sevdim seni
Ve anladım ki ; aşkıma mezar kazılsa da
Sen benim unutamadığımsın..
Sen unutmuştun beni
Bende seni unutabilir miyim diye
Dün gece ayrılığının zehirini içirdim dudaklarıma
Karanlığın yağlı ipini geçirdim boynuma
İçtikçe ayrılığının zehirini
Hissetikçe ölümün ipini
Daha çok sevdim seni
Ve anladım ki ; ölümler sunulsa da
Sen benim unutamadığımsın..
Sen unutmuştun beni
Bende seni unutabilir miyim diye
Acımasızca hançerleri sapladım yüreğime
Pusular kurup aç kurtları saldım gözlerime
Hançerleri sapladıkça
Kurtlara yem oldukça
Daha çok sevdim seni
Ve anladım ki ; pusular kurulsa da
Sen benim unutamadığımsın....
ALİ BOZBULUT
|
|