  İkisini bir arada tutmanın nedeni biz değil miyiz?
Evlilik aşkı öldürüyor sözü bu kadar etkili mi?
Evlendik barklandık aşk bizden geçti diye düşünenler
sayesinde aşk ve evlilik iki ayrı kavram halini alıyor.
Aslında iç içe yaşanan ve ayrılmaz bir bütün olan
aşk ve evlilik bizim sayemizde birbirinden kopuyor.
Ardından da evlilik içi sorunlar başlıyor.
Evliliği sadece bir kurum haline dönüştürmek için
elimizden geleni yapıyoruz.
Aslında ilk aşık olduğumuz zamanları bir düşünelim.
O insan bizim için dünyanın en değerli kişisi haline gelir.
Yaşam onun çevresinde döner.
Onu mutlu etmek için ne gerekirse yaparız.
Birlikte aşkın en güzelini yaşarız. Onunla geçen her dakika değerlidir.
Zaman su gibi akıp geçer. Gözümüz ondan başkasını görmez.
Aklımızda hep yarınlar vardır.
Yaşanacak güzel bir ömür ve bitmeyen aşkımız olacaktır.
O zamanlar aşkımızın kanıtı olarak evliliği görürüz.
Evlilik aşkımızı resmiyete dökmek,
tüm dünyaya birlikteliğimizi duyurmanın yoludur.

Evlendiğimiz zaman nedense hepsi son bulur.
Tüm dünyaya duyurduğumuz aşkımız sanki önemini yitirmiştir.
Evlenmeden önce dünyayı görmeyen gözlerimiz bir anda açılıverir.
Evlilikle birlikte önemsiz olan diğer yargılar önem kazanır.
Yaşadığımız çevre, aileler birden aşkın önüne geçer.
Belki de yetiştiriliş tarzımız nedeniyle evliliğin ağırlığı kaplar hayatımızı.
Evli insanlar ağır olurmuş ya.
Bir bakarsınız ki evlilik ile birlikte yaşlanmışsınız.
Hayattan beklentileriniz bu kadarmış gibi hayata devam edersiniz.
Evlenmeden önce aşık olduğunuz insanı kaybetme korkusuyla yaşarsınız.
Evlilik ile bu korkunuz son bulur. Nasılsa artık evlisiniz.
Onu kaybetme ihtimaliniz yoktur artık.
Aslında bu düşünce o kadar yanlıştır ki...
Evli insanlar boşanmıyor mu?
Boşanmanın sebeplerini hiç düşündünüz mü?
Aşkı ikinci plana atmak boşanmanın başlıca sebepleri arasındadır.
Aşkı bir kenara bırakınca eşinize olan ilginiz azalır.
O eski özeni nedense eşimize göstermeyiz.
Duygularını, neler hissettiğini hesaplamayız.
Nasılsa evlendik ve istediğimiz herşeye kavuştuk.
Aynı evi paylaşıyoruz. Hayatı birlikte yaşıyoruz.
Bu yeterli mi?
Evliliğin içinde aşkı yaşamak çok daha güzel.
İkisini bir arada tutmak hayatımızı mutluluk içinde geçirmemizi sağlar.
Aşık insan günün her saatini mutlu geçirir.
Yaşadığı olumsuzlukları büyütmez. Evine daha bir keyifle gelir.
Evi onun aşk yuvasıdır.
Tüm yorgunluklardan, sıkıntılardan kurtulduğu sakin bir limandır.
Aşk ve evliliğin bir arada yürüten çiftlere bir bakın.
Gülen gözlerle ve umutlu yarınları görürsünüz.
Peki sizde böyle bir hayat istemez misiniz?
Öyleyse evlilik ile aşkınızı bir yana bırakmayın.
Eşiniz sizin hayatınız aşkı değil miydi?
Aşkınıza ve evliliğinize sahip çıkın. Aşkınız bir ömür boyu sürsün.
Evlendiğiniz için yaşam tarzınızı değiştirmeyin.
Önce nasılsa yaşamınız aynen devam edin.
Evli de olsanız eşinizi kaybedebilirsiniz.
Kaybetmemek için aşkınızı canlı tutun.
Sizlerde ikisini bir arada tutarak 
çevrenize evliliğin aşkı öldürmediğini gösterin.
AŞKIN DÜŞMANLARI
|
Bir ilişkiyi mahveden aslında küçük ayrıntılardır... Biten bir aşkın ardından ağlamamak için, nerede hata yaptığınızın bilincine artık varmalısınız..
ONU çok seviyorsunuz ve de kaybetmekten korkuyorsunuz... Korkmanıza aslında gerek yok ama, bir ilişkiyi bitirmek yolunda sizin de payınız var. Belki hoşunuza gitmez ama, büyük sorunların neden olduğu sanılan ayrılıkların ardında aslında sadece, değiştirilebilir küçük detaylar yatar. Peki bunlar neler mi? İşte kulağınıza küpe olması gereken ayrıntılar...
TEMBELLİK:
AYAĞINIZDA pembe peluş terlikleriniz, üzerinizde eşofmanınız , yüzünüzde avokado maskenizle kendinize bir bakın. Sizi bu halde görse etkilenir miydi? İmkanı yok! Onun karşısında rahat olmakla kendinizi salmak arasından ince bir çizgi vardır. Penye gecelik yerine giyilen dantelli iç çamaşırları ya da haftada bir kez gidilen nezih bir akşam yemeği, aranızdaki gizemi artırır.
ANNECİLİK:
KIYAFETLERİ darmadağın yerde ve siz topluyorsunuz. Erkek arkadaşınıza annelik yapmanın tehlikesi, büyümek istemeyen küçük bir çocukla kalıcı bir ilişki kurma çabanız... Sonra da sorumluluk alabilen bir adam istediğinizde muhtemelen hayal kırıklığına uğrayacaksınız. O ise, sizdeki değişiklik karşısında şaşkınlığa uğrayacak. Sevginizi ona hanım evladı gibi davranmaktansa, duygularınızı sözcüklere dökerek gösterin. Aynı zamanda kendi ihtiyaçlarınızı da dile getirin.
KISKANÇLIK:
KISKANÇLIK hissi, onun sevgisini hak etmediğinize dair derin bir korkunun dışa vurumudur. Başka bir kadına ilgi gösteriyorsa bağırıp çağırmayın (çok aleni) ya da ortalığı birbirine katmayın ( çok çaresizce). Kulağına baştan çıkarıcı sözler fısıldayın, ona acımasızca kur yapın. Böylece ilgisinin size kaymasını sağlayarak kendinizden şüphe duymanıza yol açan yıkıcı hislerden kurtulacaksınız.
KATİL SORULAR:
KADINLARIN sorduğu bazı sorular anlamsız ve feci şekilde sinir bozucudur. Erkek arkadaşınızın size bağlı kalmasını istiyorsanız 'Beni ne kadar seviyorsun?', 'Sence ben şişman mıyım?', 'O gömleği bu pantalonla giymeyeceksin değil mi?', 'Yemeğe çıkıp sonra da sinemaya gitmek yerine video kiralayıp pizza ısmarlasak olmaz mı?' gibi sorular sormaktan kaçının
|
| |
|
Baglantı