| |
22/10/2008
-
ÖZGEÇMİŞ
İBRAHİM BİLGİN
Güzel annemin ölüp te dirilme pahasına dünyaya getirdiği dokuz çocuğundan biriyim.
Ailemiz; Oğuzların Avşar boyundan olup yazları Kayseri, Pınarbaşı, Sarız. Kışın ise, Adana bölgesinde konup göçtüğü yıllar, benim orta öğrenim yıllarıma tekâmül etmesi, eğitimimi dokuz ayrı okulda tamamlamama neden olmuştur. En son İslahiye lisesinden mezun oldum vatani görevimi tamamladıktan sonra Mersin Akgübre fabrikasında çalışmaya başladım 1994 yılında emekli oldum. Evliyim dört çocuk babasıyım.
Küçük yaştan beri şiire olan hevesimi, şiir yazmaya yönlendirmemde ki etken ise, ağabeyim Ziraat Teknikeri Mehmet BİLGİN olmuştur. Altı yıl yatılı okuduğu okulda günleri hep kitap okumakla geçmiştir. Bana kitap okumayı ve şiir yazmayı o sevdirmişti. Şiiri okuyuşundan etkilendiğim kişilerin başında ise, Kadirli’li Merhum Abdulvahap Kocaman gelir. Kendisiyle dostluğumuz olmuştu ruhu şad olsun. Dadaloğlu, Orhan Veli, Cahit Sıtkı Tarancı favorilerimdir. Tüm şiirlere saygım vardır içeriği ne olursa olsun okumaya çalışırım, yeter ki şiir okuyucusunu usandırmasın okurken su gibi aksın. Şiir özgür bir bulmaca sıtandı olmalı, içinde insan her aradığını bulmalıdır.
Şiirle anlatılır hep duygular.
Şiirle anlatılır dargınlıklar.
Şiirler içinde onları saklar.
Alırlar paylarını anlayanlar.
Yeşil orman renk renk kelebeklere.
Arı bal sırlamış o peteklere.
Mavi deniz gökte yedi renklere.
Yanlız gerçeklere bakmak isterim.
Yeter ki yerinde olsun methiyeler, taşlamalar şiir adına Âcizane görüşlerimdir .
Şiirlere ilgi ve alaka göstermeniz benim endarim özlemlerim olacaktır. Emekli olduktan sonra iş icabı bazı ülkelerde bulundum. Rusya-Sakalin-Kazakistan-Türkmenistan-Sudiarabistan gibi ülkelerde de, yazdığım şiirlerimin egzotik havasıyla, memleketimde yazdığım şiirlerimle kaynaşınca renkli bir mozaik oluşturduğuma inanarak beğeninize sunuyorum
Tüm şiir dostlarına saygılar…
İBRAHİM BİLGİN
Kayseri/Sarız/Yeşilkent
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
22/10/2008
-
Gurbet
GURBET
Ben yine ayrılık şerbeti içtim.
Sancısı içime işler gurbetin.
Ne ben onu sevdim nede vazgeçtim.
Biri bitse biri başlar gurbetin.
Ne dostluğu belli ne düşmanlığı
Ne uzaklığı hoş ne yakınlığı
Körlese açlığı verse varlığı.
Adı hançer gibi şişler gubetin.
Yadelde sırrını verme birine
Türlü türlü haller gelir serine.
Helede riyakâr cahil birine.
Ham sözü insanı haşlar gurbetin.
Çökerde bir kâbus böler uykuyu.
Düzeni bozulur, değişir huyu.
Atamaz beyninden garip duyguyu.
Esrarı’na bağlı düşler gurbetin.
Gurbet ellerinde hasta olursan.
Acı haber almış yasta durursan.
Bağrı yanmış gerçek dostu bulursan
Azda olsa hazmı başlar gurbetin.
Her zaman bulunmaz yemeğin hası.
Boğazında kalır buruk lokması.
Serap görür yersin kuzu sarması.
Tek elinde pişer aşlar gurbetin.
Andıkça gözünden boşalır yaşlar.
Çocukları eşi yaren yoldaşlar
İbrahime vazgeç desede onlar
Dışkpıdan yolu başlar gurbetin.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
22/10/2008
-
HACI SADE
SADE HACI
Toplandınızmı komşular.
Doğum günü kutlamaya.
Hacım bana sürpriz yapmış.
Gitmiş çiçek toplamaya
İki bayram arasında.
Takacaktım küpesini.
Kader bize acı vurdu.
Ben kaybettim hepsini.
Olmazolsun senem adım.
Güttüm onu adım adım.
Kitleseydim odasına.
Ben bugün gafil avlandım.
Dörtyol yeniyurt orası.
O yol bizim yolumuzdu.
Nasıl kıydılar hacıma.
Bugün doğum günümüzdü.
Böylemi gelirmiş ecel.
Bunamı diyorlar vade.
Hocanın dili varmıyor.
Söylemeye hacı sade.
Köşker Mehmet geldim dize.
Pusu kurdu ecel bize.
Topla devrilmezdik yavrum.
Nazarmı ettiler bize.
Bende gardaş acısı var.
Açmayın acımı bana.
Son kez gösterin komşular.
Hacı sademi bana.
Babayım tezdim yolumu.
Yitirdim gonca gülümü.
Samyeli esti başıma.
Kızlarım tutsun elimi.
Anlayan varmı? Halimden.
Korkmuyom gayrı ölümden.
Ben hacıma gideceğim.
Dostlar çekilin yolumdan.
İbrahim BİLGİN
Dörtyol/HATAY
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
22/10/2008
-
ARAP KIZI
Arap kızı
Beytullahtır cümle islam, kıblemiz.
İbrahim peygamber, piri kabemiz.
Peygamberler şehri, koca mekkemiz.
Aradım, aradım duy Arapkızı
İran-mı, Irak-mı, etti kelamı.
Ağzımaçıp alamadım selamı
Kıldım namazımı ettim duamı.
Bir daha görseydim, oy Arapkızı
Şaşkın ceylan gibi baktı yüzüme,
Gözün hançer gibi çaktı gözüme,
Bir zabdiye gibi vurup dizime.
Beni orda yıktı hey Arapkızı
Tekbir kelam edemedim dilinden,
Tutup götür der gibiydi elimden,
Turna kanat çırpıp, uçarya gölden,
Gözümden kayboldu, toy Arapkızı
İçime işledi, benlik duygusu,
Sardı beni, meçhuliyet kaygısı,
Tutuldum ben sana işin doğrusu,
Benim feryadımı duy Arapkızı
Hergün uğruyorum aynı mekâna,
Hurma çiçekleri taktım yakama
Dikkat etsen mecnun mecnun bakana
Geleni geçeni say Arapkızı
Soramadım orda neidi işin,
Sendeydi ışığı ayın, güneşin,
Bir nazar ettin de yandı sol döşüm,
Zanlı libasları, soy Arapkızı.
Bana ente derken gördüm dişini,
Unutamam, gözlerinle kaşını
Siyah türban kapatmıştı saçını,
Endamlıydı usul boy Arapkızı
Aratma gel lütfet bildir yerini,
İlham verse tanrım çözsem dilini,
Yaralı bekletme bu ibrahimi,
Gel bari canına kıy Arapkızı.
ARABİSTAN
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
29/9/2008
-
YANLIZ GERÇEKLERE BAKMAK İSTERİM
YALNIZ GERÇEKLERE BAKMAK İSTERİM
Değişmesin, dünyamızın düzeni.
Kışın donmak, yazın yanmak isterim.
Hor göremem onun, nimetlerini.
Tabii halleriyle bulmak, isterim.
Soluduğum hava içtiğim sudan
Çiçeğin renginden, meyve tadından.
Yeşil sebzelerin müfredat_ından
Kötü etkenleri, atmak isterim.
Etin öz dokusu özge tenini,
Yozlaştırma; ceninlerin genini,
Soyuma kasteden, o ellerini,
O bileklerini, bükmek isterim.
Yeşil orman renk renk kelebeklere.
Arı bal sırlamış o peteklere
Mavi deniz gökte yedi renklere.
Yalnız gerçeklere, bakmak isterim.
Kudretten kaynayan, kaynaksulardan
Nehir gözü gibi o pınarlardan.
Damacana değil, Abuhayatdan.
Membanın özünden içmek isterim.
Doksanbeş yaşında, bir erdi Dedem.
Karakılçık buğday ekerdi Dedem.
Biderini kendi tutardı Dedem.
Bende o ekini, biçmek isterim.
Güze kadar hasat olur, harmanı.
Ürün almak için çıkardı canı.
İşte o çiftçimin yerli malını.
Salt yerli malımı satmak isterim.
Suya değmez oldu salkım söğütler.
Reçine kokmuyor sanki kâğıtlar.
Nerde? Çavdar, çeltik, yulaf, nohutlar,
Yeniden toğrağa atmak isterim.
Yer demir gökbakır, geçim nerede.
Sevgi saygı bitmiş, kusur kimlerde.
Aç açık durulmaz koca şehirde
Urba giymek sofra sermek isterim.
Emekliyim maaş bitti eridi.
Kırıkkolum yen içinde çürüdü.
Birben olsam geçim derdi ne idi.
Altı nüfus gönlün görmek isterim.
İbrahimim yaşım elliyi aştım.
Aile huzuru için savaştım.
Derman arariken hep dertler açtım.
Yeter artık biraz gülmek isterim.
İbrahim/BİLGİN
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
25/6/2008
-
KENE
KENE
Tertipli gen misin, torpilli kene.
Kritik günlerde geldin, lüzumsuz.
Sırtımızda vardı,bilmem kaçtane
Ta kafadan sıra, aldın lüzumsuz.
Haberdesin, vizyonlarda, güncelden.
Gözün korkmaz imiş, gündüz geceden.
Emeline hazırlanıp, önceden.
Geçiş bulup, gafil daldın lüzumsuz.
Biri diyor, biyolojik silahtır.
Biri diyor, bize bunlar mübahtır.
Biri diyor, hep palavra hep laftır.
Sohbetlere konu oldun, lüzumsuz.
Çinmisin? japon mu? Amerikalı mı?
İngiliz, Almanya Fransalı mı?
Ermeni, Yunan mı Kanadalı mı?
Müslümanı nasıl bildin lüzumsuz.
Bize stres verdin, sıkıntı, telaş.
Bedenlerinden kanlar içtin, hep beleş.
Başımıza nerden oldun tebelleş.
Masumların sonu oldun, lüzumsuz.
Kırım kongo kanamalı ateştin.
Nerde olgunlaştın, nerede piştin.
Bu kadar ünvana ne tez yetiştin.
Bu terfiyi kimden aldın lüzumsuz.
İnek memesinden yolardık seni.
Karnını yarardık delerdik seni.
Mazlum bir sakırga, bilirdik seni.
Başkasından piçmi aldın, lüzumsuz.
Bir bir sayıyoruz, aldığın canı.
Alarm verildi, sardın dört yanı.
Kimler var yanında, cinmi şeytanmı.
Görünmeyen güçmü saldın lüzumsuz.
Piknik, deniz, dağa çıkamaz olduk.
Çamların altında yatamaz olduk.
Kedi, köpek okşar, tutamaz olduk.
Hoşlandınmı, tatmı aldın lüzumsuz.
Tabibler, doktorlar oldu seferber.
Tüm tahlilden geçti, tekmil keneler.
İlaçlar kar etmez, kalırsan eğer.
İbrahim’e ortak oldun lüzumsuz.
Mersin
İbrahim BİLGİN
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
24/6/2008
-
BABAM
Bugün babalar günü imiş.
Varmıdır haberin babam.
Ömrünü bize adamış.
Elinden öperim babam.
Anadır candan içeri.
Babanın hiç dolmaz yeri.
Kurumaz hiç onun teri.
Gününü kutlarım babam.
Büyütüp besledin beni.
Bağrına yasladın beni.
Giydirdin süsledin beni.
Ödenmez hakların babam.
Güven bana yolum haktır
Yalan söze ragbet yoktur.
İbrahimde öğüdün çoktur.
Alnını aklarım BABAM
İBRAHİM/MERSİN
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
24/6/2008
-
TARANCIYA MEKTUP
|
Kısaldı yolun yarısı, TARANCI
Tamamı ne kadar ömrün. Kimbilir
Aşk olsun, yaşaya bilene, Aslanyürek
Aşk olsun, eceliyle ölene.
Rastlamak zor, halden bilene.
Değişti sevgiye saygıya giden yollar.
Kaldırımlar, sokaklar, köyler.
Sizin mahalledeki cumbalı evler
Yok şimdi
Nerde…
Çayhanelerdeki o hoş sohbetler.
Yalnız yaşayan Hatice ninedeki meşakkat.
Faytoncu Rüstemdeki pür telaş
Hancı Selimin yeri. Recebin kahfesi
Çilingir sofraları, dostlar meclisi.
Bir onyediliği içerken düşlediğin o
Aşağı meyhanenin havası.
Değişti artık.
Niçin dersen…
Çünkü biz çağ atladık.
Lokomotif, tranvay nostalji
Nakliyatçı oldu hamallar.
Hurdacı büyük tüccar.
Futbolcu fabrikatör, armatör.
Sanatçı vekil, zanatlar rezil oldu.
TARANCI
Dahası…
Son model yabancı arabalar doldu memlekete.
Herkes şoför oldu.
Trafik canavarı, iş kazaları, ani ölümler.
Bir yandan aile faciaları, başımızın belası stres
Moda oldu, çaresi bulunmamış adı bilinmemiş hastalıklar.
Terör, kargaşa faili meçul. Kim Kim’e ne.
Ulaşılmıyor velhasıl
Yarısı otuzbeş eden yolun Finali’ne.
Maalesef…
Düşlerin tecelli buldu böyle.
Depreşti dediklerin TARANCI
“Gökyüzü başka rengini de gösterdi.“ Bize
Yeryüzü de başka yöntemini.
Kocadağlar devriliverdi birden.
Yerler yarıldı, deryalar taştı.
Değişti çiçeğin rengi, meyvenin tadı.
Evet…
Su bizi boğdu, ateşte yaktı.
Dünyanın çivisimi çıktı.
Herşeyin ipi koptu sanki.
İki arada bir derede kaldım.
Geldi gelecek ölüm.
İşte böyledir ahvalim. Gülüm
Gerisi malum,
İmza İBRAHİM
İBRAHİM/MERSİN
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
22/6/2008
-
ZEYNEBİM
ZEYNEBİM
Zeynebin saçları altın sarısı
Gördüm ikindiyle, akşam arası.
Hemen düğür saldım verdi babası.
Zeynebim zeynebim sarı zeynebim.
Sütten arı sudan, duru zeynebim.
Zeynebe yaptırdım Dörtyol’da konak.
Dayadım döşedim, olmadı durak.
Götür beni dedi, buradan ırak.
Zeynebim zeynebim, sarı zeynebim.
Sütten arı sudan, duru zeynebim.
Zeynebi götürdüm, vardım Mersin’e.
Odasın boyadım gülkurusuna.
Aydoğdu gecemin bir yarısına.
Zeynebim zeynebim sarı zeynebim.
Sütten arı sudan duru zeynebim.
Zeynep ile diktik dört tane fidan.
Üçü zülfü zarif biride Civan.
Onlar İBRAHİM’İN derdime derman.
Zeynebim zeynebim sarı zeynebim.
Sütten arı sudan duru zeynebim.
İbrahim BİLGİN/Mersin
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
19/6/2008
-
UYKUSUZ GECELER
Horlarmış adamlar nerden bileyim.
Bende uyku, dünek kaldırdı adam.
Yalan söylemiyom,yemin vereyim
Hayalim düşüme saldırdı adam.
Önce biri geldi beni bitirdi
Tombul bekçi birin daha getirdi.
Hemde benim başucuma yatırdı
Gecemi gündüze saydırdı adam
Bir dişin gıcırdatıp vuruyor
Sanki arpa yiyor fındık kırıyor
Bir bemece gibi rampa çıkıyor.
Freni, vitesi kaldırdı adam.
Son gelen ilkine tam beş çekiyor.
Biri hicaz biri hüzzam okuyor.
İki keklik birbirine şakıyor.
Civcivi palazı doldurdu adam.
Birde bunlar birbirinden davacı.
Biri diyor saninkisi çok feci.
Biri serbest telden biri hececi
Oda senfonisi çaldırdı adam.
Uyandırdım sallayarak ranzayı.
Kes diyorum artık bu horlamayı.
Çok geçmeden değiştirip havayı.
Bu seferde gazel kaldırdı adam.
Biri ağzı hep yukarı yatıyor.
Göbek bir hışımla inip çıkıyor.
Bir uğultu bir fırtına kopuyor.
Üçgünde canımdan yıldırdı adam.
Gece ya üç ya da dört koridordayım.
Ben ne âlemciyim ne hovardayım.
Erken kalkıp giyinmek zorundayım .
Bana saçlarımı yoldurdu adam,
Kulağımda tıkaçlarla yatıyom
Düşer diye elim ile tutuyom.
Gece bir yarısı birden kalkıyom.
Pes ettim haddimi bildirdi adam
.
Gayrı dayanacak halım kalmadı.
Bugünde gözlerim uyku almadı.
İbrahim'i sabah günaydınladı
Kızacağım yerde güldürdü adam.
Sakalin/Rusya
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
11/6/2008
-
ÖZGEÇMİŞ
İBRAHİM BİLGİN
Güzel annemin ölüp te dirilme pahasına dünyaya getirdiği dokuz çocuğundan biriyim.
Ailemiz; Oğuzların Avşar boyundan olup yazları Kayseri, Pınarbaşı, Sarız. Kışın ise, Adana bölgesinde konup göçtüğü yıllar, benim orta öğrenim yıllarıma tekâmül etmesi, eğitimimi dokuz ayrı okulda tamamlamama neden olmuştur. En son İslahiye lisesinden mezun oldum vatani görevimi tamamladıktan sonra Mersin Akgübre fabrikasında çalışmaya başladım 1994 yılında emekli oldum. Evliyim dört çocuk babasıyım.
Küçük yaştan beri şiire olan hevesimi, şiir yazmaya yönlendirmemde ki etken ise, ağabeyim Ziraat Teknikeri Mehmet BİLGİN olmuştur. Altı yıl yatılı okuduğu okulda günleri hep kitap okumakla geçmiştir. Bana kitap okumayı ve şiir yazmayı o sevdirmişti. Şiiri okuyuşundan etkilendiğim kişilerin başında ise, Kadirli’li Merhum Abdulvahap Kocaman gelir. Kendisiyle dostluğumuz olmuştu ruhu şad olsun. Dadaloğlu, Orhan Veli, Cahit Sıtkı Tarancı favorilerimdir. Tüm şiirlere saygım vardır içeriği ne olursa olsun okumaya çalışırım, yeter ki şiir okuyucusunu usandırmasın okurken su gibi aksın. Şiir özgür bir bulmaca sıtandı olmalı, içinde insan her aradığını bulmalıdır.
Şiirle anlatılır hep duygular.
Şiirle anlatılır dargınlıklar.
Şiirler içinde onları saklar.
Alırlar paylarını anlayanlar.
Yeşil orman renk renk kelebeklere.
Arı bal sırlamış o peteklere.
Mavi deniz gökte yedi renklere.
Yanlız gerçeklere bakmak isterim.
Yeter ki yerinde olsun methiyeler, taşlamalar şiir adına Âcizane görüşlerimdir .
Şiirlere ilgi ve alaka göstermeniz benim endarim özlemlerim olacaktır. Emekli olduktan sonra iş icabı bazı ülkelerde bulundum. Rusya-Sakalin-Kazakistan-Türkmenistan-Sudiarabistan gibi ülkelerde de, yazdığım şiirlerimin egzotik havasıyla, memleketimde yazdığım şiirlerimle kaynaşınca renkli bir mozaik oluşturduğuma inanarak beğeninize sunuyorum
Tüm şiir dostlarına saygılar…
İBRAHİM BİLGİN
Kayseri/Sarız/Yeşilkent
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
11/6/2008
-
ÇANAKKALE
Çanakkle yüce yüce
Seyri güzel gece gece
Beynime işledim onu
Şiir gibi hece hece
Dere tepe şehit dolu
Kaybolmuş bacağı kolu
Bedelini böyle vermiş
Arkasında anadolu
İttifak ihtilaf farksız
Orda yoktur haklı haksız
Yanı yanında yatmışlar
Hepsininde ismi adsız
Mehmetçik diyor dur yolcu
Hemen dokundu bir ucu
Ezine-de ölmüş amcam
Avınyalı Osman Hacı
Devasa toplar heybetli
Yorulmuş tetiği kitli
Canla başla, mermi tutan
Kadın, erkek metanetli
Pırıl pırıl Gelibolu
Marmaranın, sağı solu
Asya Avrupa arası
Buram buram, zafer dolu
Lâpseki vapuru ,kalkmış
Eceabat ,bayrak dikmiş
Çanakklale, tabyasın da
Şehitlik ,göklere çıkmış
Gökçe Bozca adalardan
Haber aldım oralardan
Bayramiç'i ,çok övdüler
Geçemedim ayvacıktan
Sahilyolu ,bir gizemli
Tahta At'ı orda gemli
Şiirlerde adı geçer
Aynalı çarşı semboli
İbrahimim gittim, gördüm
Atımı denize sürdüm
Sanki orda ben savaştım
Düşmanın, defterin dürdüm
2008 ÇANAKKALE
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
25/4/2008
-
SAKALİNE VARIŞ
Türk gençligi geldi sana
Gözde tesis kurdu sana
İşletirsen kana kana
Gelir sana can sakalin
Kış’ından sezdim Yaz’ını
Hiç sevmedim ayazını
Sıkma hemen boğazımı
Yeni geldim dün sakalin
Japondan rusa kalmışsın
Stratej bölge olmuşsun
Savaştan nasip almışsın
Akmış sende kan sakalin
Göğsünden fışkırır nimet
Petrolün gazın ganimet
Birdaha gelirsem şayet
Çözülürse don sakalin
Isımakta yandı paçam
Candan mı işten mi geçem
Hatlar dondu nasıl açam
İnsafa gel sen sakalin
Dogu batı bilmez oldun
Doyasıya yemez oldun
Usta idim çömez oldum
Şaştı bende yön sakalin
Her tarafın donmuş kârla
Bir tilkisi birde karga
Yarabbim sen koyma darda
İbo sayar gün sakalin
Sakalin
Rusya 2006
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
25/4/2008
-
YILLAR GELİP GEÇİYOR
Yeni yıla kaldı gayrı umudum
Sende geçtin bir şey anlayamadım
Sağa sola yalpa yaptım yoruldum
Kötü kaderimi sollayamadım
Günleri geçirdim ah ile vah la
Geçen ay sıkıştık bu yeni ayda
Üçyüz altmışbeş gün altı saatta
Zarardayım bir kar sağlayamadım
Sadece bildiğim iz bıraktılar
Sokakta çizgiler saçımda aklar
Merhametsiz geçim marur baktılar
Bu işin sırrını anlayamadım
Oniki ay mevsim haftalar günler
Aşina olduğum bugünler dünler
Çaresiz kaldığım zamanlar onlar
Nimetlerinizi kollayamadım
Yılların suçu yok gelip geçtiler
Herbiri terimden bade içtiler
| |