| |
21/3/2007
-
Akreditif nedir?
Akreditif (Akreditif uluslararası işlemlerde kısaca L/C - Letter of
Credit olarak adlandırılmaktadır); İhraç edilen malların bedellerinin
ödenmesi konusunda belirli şartların yerine getirilmesinden sonra
ödemenin yapılacağına ilişkin bir çeşit teminattır.
Akreditifin açılması
Akreditifli ödeme sisteminin temel dayanağı, ithalatçı ve ihracatçının
arasındaki para alışverişinde köprü görevi gören bankalardır. Bir
bankanın yazılı olarak yükümlülüğe girerek ödeme işleminde aracılık
etmesi gerekmektedir. Bu da akreditifin açılması anlamına gelmektedir.
Ödemenin yapılması için gerekli koşullar
İthalatçı ve ihracatçı arasında yapılan satış sözleşmesinde yer alan
koşullann hepsi ödemenin yapılabilmesi için gerekli koşulları
oluşturmaktadır. Bunlar çoğunlukla ticarete konu mallann kalitesiyle
ilgili teknik özellikleri, belli bir birim cinsinden miktarı, birim
fiyatı, teslim şekli, paket ağırlığı, nakliyesi, ödeme şekli gibi
hususları içermektedir. Bu hususların yerine getirildiğini doğrulayan
fatura, kalite kontrol belgesi, konşimento, menşe şahadetnamesi gibi
belgelerin ihracatçı tarafından bankaya sunulması gerekmektedir.
Akreditif hem ihracatçıyı, hem de ithalatçıyı koruyan bir işlemdir
İhracatçı: Malları akreditif şartlanna uygun olarak sevkettiğinde, mal bedelini tahsil edeceğinden emin olacaktır.
İthalatçı: Sevkiyatın yapılmış olduğunu ve akreditif şartlarına
uygun mal gönderildiğini gösteren belgeleri ihracatçı bankaya sunmadan
önce ödeme yapılmayacağından emin olacaktır.
Akreditif, uluslararası ticarette çok geniş bir alanda bir ödeme ve garanti aracı olarak kullanılmaktadır.
Örnek 1:
Yeni kurulan ihracatçı bir firma Afrika'da satış yapmaktadır. Firma
Afrikalı alıcının kredi alabilirliliği ve iş hayatı hakkında son derece
kısıtlı bilgiye sahip bulunmaktadır. Ayrıca alıcının ülkesindeki
ithalat düzenlemeleri hükümet tarafından her an değişikliklere
uğratılabilmektedir. Bu durumda satıcı firma ödemenin akreditifle
yapılması ve kredinin ülkemizdeki bir banka tarafından teyid edilmesi
konusunda ısrarlı olabilir. Böylece kendisini alıcının herhangi bir
negatif davranışına ve politik risklere karşı garanti altına almış
olur. Öte yarıdan ithalatçı malların yüklenip sevkiyatın yapılmakta
olduğunu gösteren belgeleri satıcı sunmadan, ödemenin yapılmayacağını
bilmenin rahatlığı içinde olacaktır. Ancak mal kalitesinin yeterliliği
konusund·a, ithalatçının herhangi bir garantisi bulunmayacaktır. Çünkü
bankalann yükümlülüğü, ihracatçının verdiği belgelerin akreditif
koşullarıyla uygun olup olmadığını ödemeden önce saptamaktır, ilgili
satış sözleşmesine uygun olup olmadığını incelemek görevi değildir.
Örnek 2 :
Bir müteahhitlik firması Suudi Arabistan'da bir yol inşaatını üstlenmiş
bulunmaktadır. İşveren kuruluşla yapılan anlaşmanın bir koşulu
müteahhit firmanın işveren lehine teminat olarak stand-by ( akreditif
çeşitleri bölümünde kapsamlı olarak açıklanmaktadır) bir akreditif
açmasıdır. Bu, bir anlamda müteahhitlik firmasına nakit darlığına
düşülmeksizin teminat göstermede kolaylık sağlamaktadır. Eğer müteahhit
firma yol inşaatını anlaşmada belirlenen koşullar altında tamamlayamaz
ise işveren, firmanın taahhüdünü yerine getirmediğini tevsik eden
belgeleri bankaya ibraz ederek akreditif bedelini geri alır. Anlaşma
koşullarına uygun olarak yol inşaatı tamamlanırsa işveren kuruluşa
herhangi bir ödemede bulunulmaz.
Bir satış sözleşmesi imzalandıktan sonraki belirsizlik ortamında taraflarca doğabilecek sorunlar
İhracatçı;
Mallann sevkiyatını yaptığım zaman, ithalatçının zamanında ödeme
yapabileceğinden emin olabilir miyim? Ödeme yapılmamasının riskini
nasıl minimize edebilirim? İhraç ettiğim mallan başka bir firmadan
satın alıyorum, ithalatçının bunu öğrenip asıl imalatçı firmayla temas
kurarak beni aradan çıkarmasını nasıl önleyebilirim? Bankalar ticari
alışverişlerde pratik uygulamalann düzenlenmesinde bize gerekli
dökümanları sağlıyarak nasıl yardımcı olabilirler?
İthalatçı;
İhracatçıyı yeterince tanımıyoruz... Malları zamanında teslim
edebileceğinden emin olabilir miyiz? Ödeme yapmadan önce mallann
siparişimizle uyuşup uyuşmadığını nasıl kontrol edebiliriz? İthal
ettiğimiz malları tekrar satıncaya kadar ödemeyi ertelemeyi
düşünüyoruz. Acaba bankamız bu aradaki boşlukta krediyi kendisi
sağlayabilir mi? Bu sorulara cevap verebildiği için akreditifli ödeme
ticarette tercih edilen bir ödeme şeklidir.
Akreditifli ödemenin dünya ticaretinde çok yaygın bir kullanıma sahip olmasının nedenleri
İhracatçı açısından;
Bir bankanın ödeme güvencesine sahiptir. (Teyidli akreditiflerde ek
olarak ikinci bir bankanın güvencesine kavuşur) Alıcının ülkesindeki
politik risk, güvenceden dolayı en alt düzeye inmiştir. Akreditif
bağlantısı gösterilerek ihracat kredisi alınabilir. Yeni pazarlara
girerek satışlarını artırabilir.
İthalatçı açısından;
Herşeyden önce, alıcı akreditif koşullarını yerine getirmeyen satıcıya
ödeme yapılmayacağına ilişkin güvenceye sahiptir. Bankalar alıcı adına
akreditif koşullarının yerine getirilip getirilmediğini incelerler. "En
son yükleme tarihi"nin saptanabilmesi alıcıya (özellikle ihracatçıyı
iyi tanımıyorsa) malları zamanında elde edebilme olanağını sağlar.
Mallarını güvence olarak göstererek onları pazarlayıncaya kadar çeşitli
kaynaklardan borç bulabilir. Eğer satıcı ile anlaşırsa, mal bedelinin
belgelerin ibrazında değil de, belirli bir süre sonra ödenmesi imkanı
sağlanabilir. Bu ithalatçıya zaman kazandırarak daha düşük maliyette
kredi sağlama imkanı verebilir.
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
19/3/2007
-
Kredili Hummer alan cehenneme!
|
İskender Aruoba Sevgili kardeşim Ethem Genim ve ciddi paralar harcayarak kurduğu AUTODROM (çok maksatlı otomobil pisti) ve verdiği hizmetleri anlatacaktım. Ethem, yazdığı köşe yazısında 'Otoyol polisi kurmak ve bu konuda Otodrom'un olası katkısından söz ediyordu. Ancak fırsat kalmadı çünkü Kadın Günü için yazdığım 'türban' yazısına cevaplanması gereken reaksiyonlar geldi. Aristo'dan 'doğrunun tek' olduğunu öğrenmiştik ya tamamen yanlış!
O kadar çok farklı doğru var ki şaşırırsınız. Elektronik posta ile gönderilen bu 'doğruları' teker teker incelemeye kalkarsak bir kitap dolar, iyisi mi ben geçen yazıda ne demek istedim tekrar anlatayım. Anadolu âdeti olarak asırlardır takılan -hatta Ortodokslar'ın da taktığı- başörtüsü dışında kalan 'türban' kadın için 'edilgenlik' yaratıyor dedim. Çünkü erkekten gizleniyor. Bu çok 'eşit' bir durumdeğil. Benim düşüncem bu. Kimisi siyaset yapmak ile suçlamış. Benim bugünkü ya da bundan önceki hükümetler ile alıp veremediğim yok. Ben Türkiye de tahsili ile görgüsü ile mesleği ile bir 'siyasetçi profili' geleneği yaratılamadığını söylüyorum. İktidardaki insanların 'ülkedeki tüm aklı' kullanamadığını iddia ediyorum. Beni dinsizlik ile de suçlamışlar. Dinimizin, 'kul ile yaratan' ilişkilerini düzenleyen 'felsefi' tarafı bir de bir arada yaşama kuralları yani 'yönetime yönelik-şeriat' tarafı var. Laik ülkelerde hiçbir dinin 'yönetim' tarafı kullanılmıyor. Şeriatçı ülkelerdeki duruma bakınca laik ülkeler haklı çıkıyor. Ben İslam dininin ritüelinden çok moral değerlerini, felsefesini takip ederim. Böylelikle de kendimi iyi Müslüman sayarım. Üstelik böyle bir yargıya da sadece ben varabilirim. Çünki İslam dininde 'ruhban sınıfı' yoktur. Yoksa var mıdır!
Bir gazetemizde koca bir manşet okudum. 'MORTGAGE KREDİSİ CAİZ!' yazının içinde de Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Saim Yeprem, ev ve otomobil kredisi için faiz caizdir fetvası(!) vermiş. Fetva, fiilin hükm-ü şer'îye uygunluğunun ehil olanın söylemesi, caiz ise hükmü şeriye'ye göre yapılmasına müsaade edilen bir fiil, lügat manaları bunlar. Yani, 2007 Türkiyesi'nde birisi üstelik laik Türkiye devletinin bir memuru, bir şeriat hükmü yorumluyor! Üstelik sadece 'İhtiyaç gidermek için faiz kullanılabilir' demiyor. 'Ortalama fiyatlı otomobil' diyor 'Altında ya da üstünde fiyatlı olmaz' diyor (B/C segmentindeki otomobilleri tarif ediyor). Yani 2005'te yaklaşık 200 bin Türk vatandaşının satın aldığı B/C segmenti dışında kalan otomobiller caiz değil! Kredi ile Hummer, Porsche aldıysanız fena, hele Ferrari doğru cehenneme! Prof. Yeprem'i arayıp yazılanları sordum, "Ben böyle söylemedim, Hummer'ı filan gazeteci sordu. Fetvayı, caizi de o eklemiş" dedi. Bu gibi dini konularda fikrini aldığım Prof. Yaşar Nuri Öztürk'ü arayıp sordum. Sn. Öztürk sadece din değil, hukuk ve felsefe hocasıdır. Seçim arifesinde bir siyasetçi olarak yapılması gereken ilk işin Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çok ciddi bir yapılanma ile işlevinin yeniden belirlenmesi gereğini işaret etti. "Geçtiğimiz günlerde bazı devlet adamlarının 'Bu işi ulema bilir!', gibi sözler söylemeleri bu olayları tetikliyor. Gerek Başkan Bardakoğlu gerekse Sayın Yeprem çok değerli bilim adamlarıdır. Ancak, ben şahıslardan değil mekanizmadan bahsediyorum. Üstelik, Diyanet'te sadece laik hukuk devleti açısından değil İslamiyet açısından da çok büyük yanlışlıklar yapıldığını görüyorum. Bu kurum sadece bir mezhebin ibadet işlerini maaş dağıtarak kotaran bir kurum olmamalı.
....devamı için>>>
yorum kaynak : radikal.com.tr
|
Yorumlar (
0
) :: Yorum Yaz
:: Baglantı
|
|
|
|
Tanıtım
Para kredi bankalar ve finans haberleri blogu
Yeni Yazılar
Menu
Arkadaşlarım
Baglantılar
1
sayfadan
1
. sayfa
geri | ileri
tntm
KAYITLAR
|
|