<OSMANLICA KURSU VE SÖZLÜĞÜ>
BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


OSMANLICA KURSU VE SÖZLÜĞÜ
Benim hakkımda

Eğitim

Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım

    DİĞER SİTELERİM




    TAVSİYE SİTELER


     Arkadaşına tavsiye et!





    2 sayfadan 1 . sayfa
    SAYFAYI GERİ ÇEVİR | SAYFAYI İLERİ ÇEVİR
    9/9/2008 - OSMANLI HARFLERİ

     

                                        OSMANLI HARFLERİ


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - 1. DERS
                      1. DERS

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - 2.DERS
                                      2.DERS

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - 3.DERS
                                                            3.DERS

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - 4.DERS
                         4.DERS

                    http://rapidshare.com/files/132597423/4osmanlica_kursu4.zip.html


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - 5.DERS
                  5.DERS

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - 6.DERS
                                 6.DERS

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - 7.DERS
                                       7.DERS

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - 8.DERS
                                                     8.DERS

                 http://rapidshare.com/files/132595302/8osmanlica_kursu8.zip.html


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - 9.DERS
                          9.DERS

               http://rapidshare.com/files/132594998/9osmanlica_kursu9.zip.html


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - 10.DERS
                      10.DERS

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - 11.DERS
                                             11.DERS

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - OSMANLI TÜRÇESİ SÖZLÜĞÜ- A HARFİ

                    OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ

                    Prof. Dr. Mehmet KANAR 

                                A

    â (F.) [ 1 [آ .ünlem edatı ey, hey. 2.iki kelimenin arasına girerek, anlamı
    pekiştiren yeni kelimeler türetmeye yarayan orta ek.
    a’dâ (A.) [ اعدا ] düşmanlar.
    a’dâd (A.) [ اعداد ] sayılar.
    â’ik (A.) [ عائق ] engel.
    a’lâ (A.) [ اعلی ] en yüksek, en yüce.
    a’lâf (A.) [ آلاف ] otlar.
    a’lâl (A.) [ 1 [اعلال .hastalıklar. 2.sebepler.
    a’lâm (A.) [ 1 [اعلام .bayraklar. 2.özel isimler.
    a’lem (A.) [ اعلم ] en iyi bilen.
    a’mâ (A.) [ اعمی ] kör.
    a’mâk (A.) [ اعماق ] derinlikler.
    a’mâl (A.) [ اعمال ] işler, ameller, davranışlar.
    a’mâr (A.) [ 1 [اعمار .ömürler. 2.yaşlar.
    a’nî (A.) [ اعنی ] yani.
    a’râb (A.) [ اعراب ] Araplar, çöl arapları.
    a’râbî (A.) [ اعرابی ] çöl arabı.
    a’râz (A.) [ اعراض ] belirtiler.
    3
    a’sâb (A.) [ اعصاب ] sinirler.
    a’sâr (A.) [ اعصار ] yüz yıllar.
    a’şâr (A.) [ اعشار ] öşür vergileri, onda birler.
    a’şârî (A.) [ اعشاری ] ondalık.
    a’vec (A.) [ اعوج ] yamuk, eğri büğrü.
    a’ver (A.) [ اعور ] tek gözlü.
    a’yâd (A.) [ اعياد ] bayramlar.
    a’yân (A.) [ 1 [اعيان .ileri gelenler, eşraf, sosyete. 2.gözler.
    a’yün (A.) [ 1 [اعين .gözler. 2.pınarlar.
    a’zâ (A.) [ 1 [اعضا .üyeler. 2.organlar.
    a’zam (A.) [ اعظم ] en büyük.
    âb (F.) [ 1 [آب .su. 2.deniz. 3.ırmak. 4.tükürük. 5.özsuyu. 6.ter. 7.döl suyu.
    8.sidik. 9.parlaklık. 10.yüzsuyu. 11.letafet, hava.
    âb (F.) [ آب ] Ağustos.
    âb -ı âbistenî [ 1 [آب آبستنی .meni; 2.bitkilerin yetişmesine neden olan su.
    âb -ı adâlet [ 1 [آب عدالت .adalet suyu; 2.doğruluğun bereketi.
    âb -ı ahmer [ 1 [آب احمر .kızıl su. 2.kırmızı şarap. 3.gözyaşı.
    âb -ı âteşîn [ 1 [آب آتشين .ateşli su; 2.kırmızı şarap; 3.gözyaşı.
    âb -ı bâdereng [ 1 [آب باده رنگ .kızıl su. 2.gözyaşı, kanlı gözyaşı.
    âb -ı engûr [ 1 [آب انگور .üzüm suyu. 2.şarap.
    âb -ı harâbât [ آب خرابات ] (meyhane suyu) şarap.
    âb -ı kevser [ 1 [آب کوثر .cennet suyu, 2.şarap.
    ab’âb (A.) [ عبعاب ] vantrolog.
    4
    abâ (A.) [ 1 [عبا .kaba yün kumaş. 2.aba.
    âbâ’ (A.) [ 1 [آباء .babalar. 2.gezegenler.
    âbâd (A.) [ آباد ] ebedler.
    âbâd (F.) [ آباد ] bayındır, mamûr.
    âbâd etmek/eylemek 1.mamûr etmek. 2.zenginleştirmek. 3.huzur vermek.
    âbâd olmak 1.mamûrlaşmak. 2.zenginleşmek. 3.huzura kavuşmak.
    âbâdân (F.) [ آبادان ] bayındır.
    âbâdânî (F.) [ آبادانی ] bayındırlık.
    âbâdî (F.) [ 1 [آبادی .bayındırlık. 2.ince Hint kağıdı.
    âbâl (A.) [ آبال ] develer.
    âbân (F.) [ آبان ] Âbân ayı.
    abâpûş (A.-F.) [ 1 [عباپوش .abalı. 2.derviş. 3.yoksul.
    âbâr (A.) [ آبار ] kuyular.
    âbcâme (F.) [ آبجامه ] su kabı.
    âbçîn (F.) [ آبچين ] peştemal.
    abd (A.) [ 1 [عبد .kul. 2.köle.
    âbdân (F.) [ 1 [آبدان .su kabı. 2.mesane.
    âbdâr (F.) [ 1 [آبدار .sulu. 2.parlak. 3.hoş
    âbdendân (F.) [ 1 [آبدندان .bön. 2.âciz.
    abdest (F.) [ 1 [آبدست .abdest. 2.paylama.
    abdesthâne (F.) [ 1 [آبدستخانه .tuvalet. 2.abdest alınan yer.
    abdestlik (F.-T.) kısa cübbe.
    âbek (F.) [ 1 [آبک .sulu. 2.cıva.
    5
    abes (A.) [ عبث ] saçma, abes.
    âbgîne (F.) [ 1 [آبگينه .kristal. 2.kadeh. 3.sürahi. 4.ayna. 5.gözyaşı.
    âbgîr (F.) [ 1 [آبگير .havuz. 2.su birikintisi.
    âbgûn (F.) [ 1 [آبگون .su rengi. 2.mavi.
    abher (A.) [ 1 [عبهر .nergis. 2.zerrinkadeh çiçeği. 3.yasemin.
    âbhîz (F.) [ آبخيز ] büyük dalga.
    âbhord (F.) [ آبخورد ] nasip.
    âbırû (F.) [ آبرو ] yüzsuyu.
    âbî (F.) [ آبی ] mavi.
    âbid (A.) [ 1 [عابد .ibadet eden. 2.erkek adı.
    abîd (A.) [ 1 [عبيد .kullar. 2.köleler.
    âbidât [ آبدات ] anıtlar.
    âbide (A.) [ آبده ] anıt.
    âbidevî (A.) [ آبدوی ] anıtsal.
    âbile (F.) [ 1 [آبله .su çiçeği. 2.sivilce. 3.su kabarcığı.
    âbir (A.) [ عابر ] yaya.
    âbisten (F.) [ آبستن ] gebe.
    âbistengâh (F.) [ آبستنگاه ] döl yatağı.
    âbişhor (F.) [ 1 [آبشخور .sulama yeri. 2.nasip.
    âbkâr (F.) [ 1 [آبکار .saka. 2.ayyaş.
    âbkeş (F.) [ 1 [آبکش .saka, su çeken. 2.kevgir.
    âbnûs (F.) [ آبنوس ] abanoz.
    âbrâh (F.) [ آبراه ] su yolu, kanal.
    6
    abraş (A.) [ ابرش ] alacalı.
    âbrîz (F.) [ 1 [آبریز .tuvalet. 2.ıbrık.
    âbşâr (F.) [ آبشار ] çağlayan.
    abûs (A.) [ عبوس ] somurtkan.
    âbühava (F.-A.) [ آب و هوا ] iklim.
    âbzih (F.) [ 1 [آبزه .su kaynağı. 2.gözyaşı.
    âc (A.) [ عاج ] fildişi.
    âc (F.) [ آج ] ılgın ağacı.
    acâib (A.) [ عجائب ] tuhaf, ilginç, acaip.
    acâleten (A.) [ عجالة ] alelacele.
    aceb (A.) [ 1 [عجب .tuhaflık. 2.acaba.
    acebâ (A.) [ عجبا ] acaba.
    acele (A.) [ عجله ] acele.
    aceleten (A.) [ عجلة ] çarçabuk, alelacele.
    acem (A.) [ 1 [عجم .arap olmayan. 2.İranlı, acem.
    acemaşîran (A.) [ عجم عشيران ] Türk mûsikisinde bir makam.
    acemce (A.-T.) Farsça.
    acemî (A.) [ 1 [عجمی .deneyimsiz, acemi. 2.İranlı.
    acemistan (A.-F.) [ عجمستان ] İran.
    acemiyân (A.-F.) [ 1 [عجميان .deneyimsizler. 2.İranlılar.
    aceze (A.) [ عجزه ] düşkünler, âcizler.
    acîb (A.) [ عجيب ] tuhaf, acayip, ilginç.
    acîbe (A.) [ عجيبه ] şaşılacak şey.
    7
    âcil (A.) [ عاجل ] acil.
    âcilen (A.) [ عاجلا ] derhal, acil olarak.
    acîn (A.) [ عجين ] macun, yoğurulmuş.
    âciz (A.) [ 1 [عاجز .aciz. 2.ben.
    âcizâne (A.-F.) [ 1 [عاجزانه .acizce. 2.alçakgönüllüce.
    âcizî (A.-F.) [ عاجزی ] acizlik.
    âciziyyet (A.) [ عاجزیت ] acizlik.
    âcizleri (A.-T.) bendeniz, ben.
    acûl (A.) [ عجول ] aceleci.
    acûlâne (A.-F.) [ عجولانه ] acele acele.
    acûz (A.) [ 1 [عجوز .kocakarı. 2.cadı.
    acûze (A.) [ 1 [عجوزه .kocakarı. 2.cadı.
    âcür (F.) [ 1 [آجر .tuğla. 2.kiremit.
    acz (A.) [ عجز ] acizlik, çaresizlik, bir şey yapamama.
    âdâb (A.) [ 1 [آداب .edepler, terbiyeler. 2.yol yordam.
    adalât (A.) [ عضلات ] kaslar.
    adale (A.) [ 1[عضله .kas. 2.kaslar.
    adâlet (A.) [ عدالت ] adalet.
    adaletkâr (A.-F.) [ عدالتکار ] adil, adaletli.
    âdât (A.) [ عادات ] âdetler, alışkanlıklar.
    adâvet (A.) [ عداوت ] düşmanlık.
    adâvet etmek/eylemek düşmanlık gütmek.
    add (A.) [ عد ] sayma, görme, değerlendirme, kabul etme.
    8
    addedilmek sayılmak, görülmek, değerlendirilmek.
    addetmek/eylemek saymak, görmek, değerlendirmek.
    addolunmak sayılmak, kabul edilmek.
    aded (A.) [ عدد ] sayı.
    adeden (A.) [ عددا ] sayıca.
    adedî (A.) [ عددی ] sayısal.
    âdem (A.) [ 1 [آدم .ilk insan, Adem Peygamber. 2.insan, adam.
    adem (A.) [ عدم ] yokluk, bulunmama, adem.
    adem -i muvaffakiyet [ عدم موفقيت ] başarısızlık.
    adem -i muvazenet [ عدم موازنت ] dengesizlik.
    adem -i riâyet [ عدم رعایت ] uymama..
    adem -i te’lîfiyet [ عدم تأليفيت ] uzlaşamama, bir araya gelememe.
    adem -i teveccüh [ عدم توجه ] ilgisizlik.
    ademâbâd (A.-F.) [ عدم آباد ] yokluk ülkesi.
    âdemhâr (A.-F.) [ آدم خوار ] yamyam, insan yiyen.
    âdemî (A.-F.) [ 1[آدمی .insanoğlu. 2.insanlık.
    âdemiyân (A.-F.) [ آدميان ] insanlar.
    âdemiyyet (A.) [ 1 [آدميت .insanlık. 2.adamlık.
    ades (A.) [ عدس ] mercimek.
    adese (A.) [ عدسه ] mercek.
    âdet (A.) [ عادت ] alışkanlık, âdet.
    âdeta (A.) [ عادتا ] basbayağı.
    âdeten (A.) [ عدتا ] âdet olarak, geleneklere göre.
    9
    adhâ (A.) [ اضحی ] kurbanlar.
    âdi (A.) [ عادی ] sıradan, âdi, değersiz.
    adîd (A.) [ عدید ] birçok.
    adîde (A.) [ عدیده ] birçok.
    âdil (A.) [ عادل ] adaletli.
    adîl (A.) [ عدیل ] eşit, denk.
    âdilâne (A.-F.) [ عدلانه ] adilce.
    adîm (A.) [ عدیم ] yok olan.
    adîmülimkân (A.) [ عدیم الامکان ] imkânsız.
    âdiye (A.) [ عادیه ] alışılmış, sıradan.
    adl (A.) [ عدل ] adalet.
    adlâ’ (A.) اضلاع ] kenarlar.
    adlî (A.) [ عدلی ] adalet ile ilgili.
    adliyye (A.) [ عدليه ] mahkeme, adliye.
    adn (A.) [ عدن ] cennet.
    adû (A.) [ عدو ] düşman.
    âfâk (A.) [ آفاق ] ufuklar.
    âfâkî (A.) [ 1 [آفاقی .nesnel. 2.şuradan buradan konuşma.
    âfât (A.) [ آفات ] afetler, belalar.
    âferîde (F.) [ آفریده ] yaratık, yaratılmış, mahluk.
    âferîdgâr (F.) [ آفریدگار ] yaratan, Tanrı.
    âferîn (F.) [ آفرین ] bravo, çok yaşa, aferin.
    âferîn (F.) [ آفرین ] yaratan.
    10
    âferînende (F.) [ آفریننده ] yaratıcı.
    âferîniş (F.) [ آفرینش ] yaratılış.
    âfet (A.) [ 1 [آفت .afet, bela, felaket. 2.güzel sevgili.
    âfet -i cân [ 1 [آفت جان .can belası. 2.güzel.
    âfet -i devrân [ 1 [آفت دوران .güzel, dilber.
    âfetengîz (A.-F.) [ آفت انگيز ] afet getiren.
    âfetresân (A.-F.) [ آفت رسان ] bela getiren.
    âfetzede (A.-F.) [ آفت زده ] belaya uğramış, afet görmüş.
    afîf (A.) [ عفيف ] iffetli.
    âfil (A.) [ 1 [آفل .batan. 2.görünmez olan.
    âfitâb (F.) [ آفتاب ] güneş.
    âfitâbcemâl (F.-A.) [ آفتاب جمال ] güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi
    parlayan, sevgili, maşuk.
    âfiyet (A.) [ عافيت ] esenlik.
    âfiyet bulmak sağlığına kavuşmak.
    afiyetbahş [ آفيت بخش ] afiyet verici.
    afrika (A.) [ افریقا ] Afrika kıtası.
    afsun (F.) [ افسون ] büyü, efsun.
    âftâb (F.) [ آفتاب ] güneş.
    âftâbe (F.) [ آفتابه ] ıbrık, su kabı.
    âftâbgîr (F.) [ آفتابگير ] güneş alan, güneş gören.
    âftâbî (F.) [ آفتابی ] güneşlik.
    âftâbrû (F.) [ آفتاب رو ] parlak yüzlü.
    11
    afv (A.) [ عفو ] bağışlama, af.
    âgâh (F.) [ آگاه ] haberdar.
    âgâh etmek haberdar etmek.
    âgâh olmak haberdar olmak.
    âgâhî (F.) [ آگاهی ] haberdarlık.
    âgeh (F.) [ آگه ] haberdar.
    âgehî (F.) [ آگهی ] haberdarlık.
    âgîn (F.) [ آگين ] dolu.
    âgûş (A.) [ آغوش ] kucak.
    âğâliş (F.) [ آغالش ] kışkırtma.
    ağayân (T.-F.) [ آغایان ] ağalar.
    âğâz (F.) [ 1 [آغاز .başlama. 2.başlangıç.
    ağbiyâ (A.) [ اغبيا ] kalın kafalılar.
    âğişte (F.) [ آغشته ] bulaşmış, bulanık.
    ağlâl (A.) [ 1 [اغلال .boyunduruklar. 2.zincirler.
    ağlât (A.) [ اغلاط ] hatalar.
    ağleb [(A.) [ اغلب احتمال ] çoğunlukla, genellikle, sık sık.
    ağleb -i ihtimâl [ اغلب احتمال ] büyük bir ihtimalle, büyük bir olasılıkla.
    ağnâ (A.) [ اغنی ] en zengin.
    ağnâm (A.) [ اغنام ] koyunlar.
    ağniyâ (A.) [ اغنيا ] zenginler.
    ağniye (A.) [ اغنيه ] şarkılar.
    ağrâs (A.) [ اغراس ] fidanlar.
    12
    ağrâz (A.) [ اغراض ] maksatlar.
    ağsân (A.) [ اغصان ] dallar.
    ağşiye (A.) [ 1 [اغشيه .perdeler. 2.zarlar.
    ağyâr (A.) [ اغيار ] yabancılar.
    ah (A.) [ 1 [اخ .kardeş. 2.dost.
    âh (F.) [ 1 [آه .feryat etme, feryat. 2.ilenme.
    âh almak biri tarafından kendisine ilenilmek.
    âh ü zâr [ آه و زار ] âh edip inleme.
    âhâd (A.) [ آحاد ] birler.
    ahad (A.) [ احد ] bir.
    ahali (A.) [ اهالی ] halk, ahali, insan topluluğu.
    ahavât (A.) [ اخوات ] kızkardeşler.
    ahbâb (A.) [ 1 [احباب .dostlar. 2.dost.
    ahbap (A.) [ احباب ] dostlar, sevdikler.
    ahbâr (A.) [ اخبار ] haberler.
    ahcâr (A.) [ احجار ] taşlar.
    ahd (A.) [ 1 [عهد .yemin, and. 2.çağ, devir. 3.söz verme.
    a

    ahd (A.) [ 1 [عهد .yemin, and. 2.çağ, devir. 3.söz verme.
    ahd -i atîk [ عهد عتيق ] Tevrat, Zebur ve Mezâmir.
    ahd -i cedîd [ عهد جدید ] İncil ve ekleri.
    ahdar (A.) [ احضر ] yemyeşil.
    ahdâs (A.) [ 1 [احداث .yeni olaylar. 2.dertler. 3.gençler.
    ahdeb (A.) [ احدب ] kambur.
    ahdnâme (A.-F.) [ عهدنامه ] ahitname, antlaşma metni.
    13
    ahdüpeymân (A.-F.) [ عهد و پيمان ] and.
    âhek (F.) [ آهک ] kireç.
    âhen (F.) [ آهن ] demir.
    âhendil (F.) [ آهن دل ] acımasız.
    âheng (F.) [ 1 [آهنگ .uyum, ahenk. 2.eğlence.
    âheng -i esvât [ آهنگ اصوات ] ses uyumu.
    âhengdâr (F.) [ آهنگدار ] uyumlu.
    âhenger (F.) [ آهنگر ] demirci.
    âhenggüzâr (F.) [ آهنگ گذار ] uyumlu, ahenkli.
    âhenîn (F.) [ 1 [آهنين .demirden. 2.demir gibi.
    âhenîndil (F.) [ 1 [آهنين دل .katı yürekli. 2.yiğit.
    âhenk (F.) [ آهنگ ] ahenk, uyum.
    âhenkdâr (F.) [ آهنگ دار ] uyumlu, ahenkli.
    âhenkeş (F.) [ آهنکش ] miknatıs.
    âhenrüba (F.) [ آهن ربا ] miknatıs.
    âhensâ(y) (F.) [ آهن سای ] törpü.
    âher (A.) [ آخر ] başka, diğer.
    âheste (F.) [ آهسته ] yavaş, usul, ağır.
    âhestegî (F.) [ آهستگی ] yavaşlık.
    ahfâ (A.) [ اخفا ] en gizli.
    ahfâd (A.) [ احفاد ] torunlar.
    ahger (F.) [ اخگر ] kor ateş.
    ahibbâ (A.) [ احبا ] dostlar, sevilenler; sevgililer.
    14
    ahid (A.) [ عهد ] söz, yemin.
    ahidşiken (A.-F.) [ عهدشکن ] sözünden dönen, antlaşmayı bozan.
    âhîhte (F.) [ آهيخته ] kınından çıkmış, sıyrılmış.
    ahîr (A.) [ آخر ] son, en son.
    âhir -i kâr [ 1 [آخر کار .sonunda. 2.sonuç.
    âhirbîn (A.-F.) [ آخربين ] ileri görüşlü.
    âhire (A.) [ آخره ] son.
    ahîren (A.) [ اخيرا ] geçenlerde, son zamanlarda, son olarak.
    âhiret (A.) [ آخرت ] öbür dünya.
    âhiretlik (A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.
    âhirin (A.-F.) [ 1 [آخرین .sonuncu. 2.sonrakiler.
    âhirkâr (A.-F.) [ آخرکار ] sonunda, nihayet.
    âhirülemr (A.) [ آخرالامر ] sonunda, işin sonunda.
    âhiz (A.) [ آخذ ] alan.
    ahize (A.) [ آخذه ] alıcı gereç.
    ahkâm (A.) [ احکام ] hükümler.
    ahlâf (A.) [ اخلاف ] halefler.
    ahlâk (A.) [ اخلاق ] huy, ahlak.
    ahlâk -ı amelî [ اخلاق عملی ] uygulamadaki ahlak anlayışı.
    ahlâk -ı hasene [ اخلاق حسنه ] iyi huy.
    ahlâk -ı nazarî [ اخلاق نظری ] teorideki ahlak anlayışı.
    ahlâk -ı zemîme [ اخلاق ذميمه ] kötü huy.
    ahlâken (A.) [ اخلاقا ] ahlakça.
    15
    ahlâkiyat (A.) [ اخلاقيات ] ahlak bilgisi.
    ahlâkiyûn (A.) [ اخلاقيون ] ahlakçılar.
    ahlâm (A.) [ 1 [احلام .karmakarışık rüyalar. 2.düşazmalar.
    ahlât (A.) [ اخلاط ] salgılar.
    ahlât -ı erba’a [ اخلاط اربعه ] dört özsuyu kan, salya, safra, dalak.
    ahmak (A.) [ احمق ] budala, aptal, ahmak.
    ahmakâne (A.-F.) [ احمقانه ] ahmakça.
    ahmakî (A.-F.) [ احمقی ] ahmaklık.
    ahmer (A.) [ احمر ] kırmızı, kızıl.
    ahrâm (A.) [ 1 [احرام .kutsal yerler. 2.haremler. 3.hanımlar, eşler.
    ahrâr (A.) [ احرار ] özgürler.
    ahrârâne (A.-F.) [ احرارانه ] özgürce.
    ahrâs (A.) [ احراس ] koruyucular, muhafızlar.
    ahret (A.) [ آخرت ] öbür dünya, ahiret.
    ahretlik (A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.
    ahsâs (A.) [ احساس ] duygular.
    ahsen (A.) [ احسن ] en güzel.
    ahşâ’ (A.) [ 1 [احشاء .iç organlar, 2.bölgeler, yöreler.
    ahşâb (A.>T.) [ 1 [اخشاب .ahşap. 2.keresteler.
    ahşâm (A.) [ احشام ] maiyet.
    ahtâb (A.) [ احطاب ] odunlar.
    ahtâr (A.) [ اخطار ] tehlikeler.
    âhte (F.) [ 1 [آخته .iğdiş edilmiş. 2.kınından çıkarılmış.
    16
    ahter (F.) [ اختر ] yıldız.
    ahter -i dünbâledâr [ اختر دنباله دار ] kuyruklu yıldız.
    ahterbîn (F.) [ اختربين ] astrolog, yıldızbilimci.
    ahterşinâs (F.) [ اخترشناس ] yıldızbilimci.
    ahterşümâr (F.) [ 1 [اخترشمار .yıldızbilimci. 2.geceleri uyuyamayan.
    ahu (A.) [ اخو ] kardeş.
    âhû (F.) [ آهو ] ceylan, karaca.
    âhûbere (F.) [ آهوبره ] ceylan yavrusu.
    âhûdil (F.) [ آهودل ] ödlek, korkak.
    âhund (F.) [ آخوند ] molla, hoca.
    âhûnigah (F.) [ آهونگاه ] ceylan bakışlı.
    âhur (F.) [ آخر ] ahır.
    âhuvân (F.) [ آهوان ] ceylanlar.
    âhûvâne (F.) [ آهوانه ] ceylan gibi.
    âhüvâh(F.) [ آه و واه ] feryat, sızlanma, hayıflanma.
    âhüvâveylâ (F.-A.) [ آه و واویلا ] feryat, âh çekme, figan etme.
    âhüzâr (F.) [ آه و زار ] âh çekip inleme.
    ahvâl (A.) [ احوال ] haller, durumlar.
    ahvâl -i âdiye [ احوال عادیه ] olağan haller.
    ahvâl -i sıhhiye [ احوال صحيه ] sağlık durumu
    ahvef (A.) [ اخوف ] en korkunç.
    ahvel (A.) [ احول ] şaşı.
    ahyâ (A.) [ احيا ] diriler.
    17
    ahyâl (A.) [ اخيال ] yılkılar.
    ahyânen (A.) [ احيانا ] arasıra, kimi zaman.
    ahyâr (A.) [ اخيار ] iyiler.
    ahyât (A.) [ اخياط ] iplikler.
    ahz (A.) [ اخذ ] alma.
    ahz ü kabul etmek alıp kabul etmek.
    ahzâb (A.) [ 1 [احزاب .kütleler. 2.partiler. 3.Ahzâb sûresi.
    ahzân (A.) [ احزان ] hüzünler.
    ahzar (A.) [ اخضر ] yeşil.
    ahzen (A.) [ احزن ] çok hüzünlü.
    ahzetmek almak.
    ahzüi’tâ (A.) [ اخذ و عطا ] alış veriş.
    ahzükabz (A.) [ اخذ و قبض ] alıp sahip çıkma.
    âid (A.) [ 1 [عائد .ait, ilişkin. 2.geri dönen.
    âidât (A.) [ عائدات ] gelirler, aidat.
    âide (A.) [ عائده ] kâr, kazanç, gelir.
    âika (A.) [ عائقه ] engel.
    âile (A.) [ 1 [عائله .aile. 2.eş, karı.
    ailevî (A.) [ عائلوی ] aile ile ilgili.
    âjeng (F.) [ آژنگ ] buruşuk, cilt kırışığı.
    âk (A.) [ عاق ] serkeş.
    akab (A.) [ 1 [عقب .arka, art. 2.topuk, ökçe.
    akabât (A.) [ 1 [عقبات .yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.
    18
    akabe (A.) [ 1 [عقبه .geçilmesi güç geçit. 2.yokuş.
    akabinde (A.-T.) ardından.
    akâid (A.) [ عقائد ] inançlar, akideler.
    akâmet (A.) [ 1 [عقامت .verimsizlik, durgunlaştırma, aksatma. 2.kısırlık.
    akar (A.) [ عقار ] kazanç sağlayan mülk.
    akarât (A.) [ عقرات ] kazanç sağlayan mülkler, akarlar.
    akbeh (A.) [ اقبح ] çok çirkin.
    akd (A.) [ 1 [عقد .düğümleme, bağlama. 2.nikah. 3.kararlaştırma. 4.kurma.
    akdâh (A.) [ اقداح ] kadehler.
    akdâm (A.) [ اقدام ] ayaklar.
    akdedilmek yapılmak, uygulanmak, icra edilmek.
    akdem (A.) [ اقدم ] önce, önceki.
    akdes (A.) [ اقدس ] en kutsal.
    akdetmek/ eylemek yapmak, uygulamak, icra etmek, imzalamak, antlaşma
    yapmak, sözleşme yapmak.
    akıbet (A.) [ عاقبت ] son.
    âkıbetbîn (A.-F.) [ عاقبت بين ] sonu gören, ileri görüşlü.
    âkıbetendîş (A.-F.) [ عاقبت اندیش ] sonunu düşünen.
    âkıbetülemr (A.) [ عاقبت الامر ] sonunda.
    âkıl (A.) [ عاقل ] akıllı, akıl sahibi.
    akıl (A.) [ عقل ] akıl.
    âkılâne (A.-F.) [ عاقل ] akıllıca.
    âkıle (A.) [ عاقله ] akıllı kadın.
    19
    âkır (A.) [ 1 [عاقر .kısır. 2.verimsiz.
    âkid (A.) [ عاقد ] akit yapan.
    akîde (A.) [ عقيده ] inanç, akide.
    akîdefurûş (A.-F.) [ عقيده فروش ] inanç tüccarı.
    akîk (A.) [ عقيق ] akik taşı.
    âkil (A.) [ آکل ] yiyen.
    akîm (A.) [ 1 [عقيم .kısır. 2.sonuçsuz.
    akim kalmak gerçekleşememek, sonuçsuz kalmak.
    akis (A.) [ عکس ] yansıma, aksetme, akis.
    akl (A.) [ عقل ] akıl.
    akl -ı bâliğ [ عقل بالغ ] ergin.
    akl -ı evvel [ عقل اول ] Tanrı.
    akl -ı küll [ 1 [عقل کل .doğadaki genel uyum. 2.Cebrail.
    akl -ı mücerred [ عقل مجرد ] soyut akıl.
    akl -ı selim [ عقل سليم ] sağduyu.
    aklâm (A.) [ 1 [اقلام .kalemler. 2.yazı gereçleri. 3.devlet daireleri.
    aklen (A.) [ اقلا ] akılca.
    aklıselim (A.-F.) [ عقل سليم ] sağduyu.
    aklî (A.) [ عقلی ] akılca, akıl bakımından, rasyonel.
    akliyye (A.) [ عقليه ] akılcılık, rasyonalizm.
    akliyyûn (A.) [ عقليون ] akılcılar, rasyonalistler.
    akm (A.) [ عقم ] kısırlık.
    akmâr (A.) [ اقمار ] aylar.
    20
    akmişe (A.) [ اقمشه ] kumaşlar.
    akrabâ (A.) [ اقرباء ] akraba, yakınlar.
    akran (A.) [ اقران ] yaşıtlar.
    akreb (A.) [ اقرب ] en yakın.
    akreb (A.) [ 1 [عقرب .akrep. 2.saat ibresi.
    akrebek (A.-F.) [ عقربک ] saati gösteren ibre.
    aks (A.) [ عکس ] yansıma, akis.
    aks -i müddeâ [ عکس مدعا ] çatışkı.
    aks -i sedâ [ عکس صدا ] yankı.
    aksâ (A.) [ اقصی ] uzak, en son.
    aksâ -yı emel [ اقصای امل ] ülkü, ideal.
    aksâ -yı şark [ اقصای شرق ] Uzakdoğu.
    aksâm (A.) [ اقسام ] kısımlar, bölümler.
    aksâm -ı sâire [ اقسام سائره ] diğer kısımlar, öbür bölümler.
    akser (A.) [ اقصر ] en kısa.
    aksetmek yansımak, vurmak.
    aksî (A.) [ 1 [عکسی .inatçı. 2.ters, zıt. 3.huysuz.
    aksülamel (A.) [ عکس العمل ] tepki, reaksiyon.
    aktâ’ (A. [ 1 [اقطاع .kesmeler. 2.beylik araziler.
    aktâb (A.) [ 1 [اقطاب .kutuplar. 2.azizler. 3.efendiler.
    aktâr (A.) [ اقطار ] taraflar, yöreler.
    aktâr-ı cihân [ اقطار جهان ] dünyanın her tarafı.
    akûr (A.) [ عقور ] azgın, kudurmuş, saldırgan.
    21
    akûrâne (A.-F.) [ عقورانه ] kudurmuşçasına.
    akvâl (A.) [ اقوال ] sözler.
    akvâm (A.) [ اقوام ] kavimler.
    akviyâ (A.) [ اقویا ] kuvvetliler.
    âl (A.) [ 1 [آل .aile. 2.sülale. 3.evlat.
    âl (A.) [ عال ] yüce, yüksek.
    alâ (A.) [ علاء ] yücelik, şeref.
    alâ (A.) [ علی ] üst, üstü, üzeri.
    alâeyyihâl (A.) [ علی ای حال ] her nasıl olsa.
    âlâf (A.) [ آلاف ] binler.
    alâhide (A.) [ عليحده ] tek başına, başlı başına.
    alâik (A.) [ علائق ] alakalar, ilgiler.
    alâim (A.) [ ] işaretler, alametler.
    alâim-i semâ [ علائم سما ] gökkuşağı.
    alak (A.) [ 1 [علق .kan pıhtısı. 2.sülük.
    alâka (A.) [ علاقه ] ilgi, alaka.
    alâkabahş (A.-F.) [ علاقه بخش ] ilgilendiren, ilgili.
    alâkadar (A.-F.) [ علاقه دار ] ilgili, alakalı.
    alâkadar etmek ilgilendirmek.
    alâkadar olmak ilgilenmek.
    alakadârân (A.-F.) [ علاقه داران ] ilgililer.
    alâkadrilimkân (A.) [ علاقدرالامکان ] olabildiğince.
    âlâm (A.) [ آلام ] elemler, acılar.
    22
    alâmât (A.) [ علامات ] işaretler, alametler.
    alâmet (A.) [ علامت ] işaret, iz, alamet, belirti. 2.çok iri.
    âlât (A.) [ آلات ] aletler.
    alâvechi (A.) [ علِی وجه ] üzere.
    alâvefk (A.) [ علی وفق ] uygun olarak.
    âlâyiş (F.) [ 1 [آلایش .bulaşma. 2.gösteriş.
    aleddevam (A.) [ علی الدوام ] sürekli.
    alef (A.) [ 1 [علف .ot. 2.hayvan yemi.
    aleka (A.) [ 1 [علقه .kan pıhtısı. 2.balçık.
    alelacele (A.) [ علی العجله ] çarçabuk.
    alelâde (A.) [ علی العاده ] sıradan, bayağı.
    alelamyâ (A.) [ علی العميا ] körükörüne.
    alelekser (A.) [ علی الاکثر ] çok defa.
    alelhusûs (A.) [ علی الخصوص ] özellikle.
    alelıtlâk (A.) [ 1 [علی الاطلاق .genellikle. 2.rastgele.
    alelicmâl (A.) [ علی الاجمال ] topluca.
    alelinfirâd (A.) [ علی الانفراد ] birer birer.
    alelistimrâr (A.) [ علی الاستمرار ] sürekli, aralıksız.
    aleliştirâk (A.) [ علی الاشتراک ] ortaklaşa.
    alelkifâye (A.) [ علی الکفایه ] yeterince.
    alelumûm (A.) [ علی العموم ] genellikle, genelde, genel olarak.
    âlem (A.) [ عالم ] dünya; evren.
    alem (A.) [ 1 [علم .sancak. 2.alem. 3.nişan, alamet.
    23
    âlemârâ (A.-F.) [ عالم آرا ] dünyayı süsleyen.
    alemdâr (A.-F.) [ علمدار ] sancaktar.
    âlemefrûz (A.-F.) [ عالم افروز ] dünyayı parlatan.
    âlemgîr (A.-F.) [ 1 [عالمگير .dünyayı fetheden. 2.dünyaya yayılan.
    âlemiyân (A.-F.) [ عالميان ] insanlar.
    âlemşümûl (A.) [ علم شمول ] dünyayı kaplayan.
    âlemtâb (A.-F.) [ عالمتاب ] dünyayı aydınlatan.
    alenen (A.) [ علنا ] açıkça.
    alenî (A.) [ علنی ] açık, aşikâr.
    âlet (A.) [ 1 [آلت .araç, alet. 2.aygıt.
    alettafsîl (A.) [ علی التفصيل ] ayrıntılı olarak.
    alettevâlî (A.) [ علی التوالی ] peşpeşe.
    aleyh (A.) [ عليه ] karşı, karşıt; üzerine.
    aleyhdar (A.-F.) [ عليه دار ] karşıt, zıt.
    aleyhisselâm (A.) [ عليه السلام ] selam onun üzerine olsun.
    âlî (A.) [ عالی ] yüce; yüksek.
    âlîcâh (A.-F.) [ عالی جاه ] yüksek dereceli.
    âlîcenâb (A.) [ 1 [عالی جناب .cömert. 2.haysiyetli.
    âlihe (A.) [ آلهه ] ilahlar.
    âlîhimmet (A.) [ عالی همت ] yüce himmetli.
    âlîkadr (A.) [ عالی قدر ] saygıdeğer.
    alîl (A.) [ 1 [عليل .hasta, hastalıklı, illetli. 2.sakat.
    âlim (A.) [ عالم ] bilgin.
    24
    alîm (A.) [ عليم ] çok bilen.
    âlîmakâm (A.) [ عالی مقام ] yüksek makamlı.
    âlînazar (A.) [ عالی نظر ] yüksek görüşlü.
    âlîşan (A.) [ عالی شان ] şanı yüce.
    âliye (A.) [ عاليه ] yüce, yüksek.
    aliyyülâlâ (A.) [ علی الاعلا ] en iyisi.
    Allâh (A.) [ الله ] Tanrı, Allah.
    allâme (A.) [ علامه ] büyük bilgin.
    âlû (F.) [ آلو ] erik.
    âlûbâlu (F.) [ آلوبالو ] vişne.
    âlûd (F.) [ آلود ] bulanmış, bulaşmış.
    âlûde (F.) [ آلوده ] bulanmış, bulaşmış.
    âlûdedâmen (F.) [ آلوده دامن ] iffetsiz.
    âlûdegî (F.) [ آلودگی ] bulaşma, bulaşıklık.
    âlüfte (F.) [ 1 [آلفته .iffetsiz, fahişe. 2.alışık.
    âmâc (F.) [ 1 [آماج .hedef. 2.nişan tahtası.
    âmâcgâh (F.) [ آماجگاه ] nişan alınan yer.
    âmâde (F.) [ آماده ] hazır.
    âmâdegî (F.) [ آمادگی ] hazırlık.
    a'mâl (A.) [ اعمال ] davranışlar, ameller.
    âmâl (A.) [ آمال ] emeller.
    âmâl (A.) [ آمال ] emeller.
    âmâr (F.) [ 1 [آمار .sayım. 2.hesap.
    25
    amd (A.) [ عمد ] kasıt.
    amden (A.) [ عمدا ] kasıtlı olarak.
    âmed (F.) [ آمد ] gelme, geliş.
    âmedşüd (F.) [ آمدشد ] geliş gidiş.
    âmedüreft (F.) [ آمدورفت ] geliş gidiş.
    âmedüşüd (F.) [ آمدوشد ] geliş gidiş.
    amel (A.) [ 1 [عمل .iş. 2.ishal.
    amele (A.) [ عمله ] işçi.
    amelen (A.) [ عملا ] bilfiil, işleyerek.
    amelî (A.) [ عملی ] pratik, uygulamalı.
    ameliyât (A.) [ 1 [عمليات .işlemler, uygulamalar. 2.ameliyat.
    ameliye(A.) [ عمليه ] işlem, uygulama.
    âmennâ (A.) [ آمنا ] diyecek bir şey yok, inandık.
    âmîhte (A.) [ آميخته ] karışık, karışmış.
    amîk (A.) [ عميق ] derin.
    âmil (A.) [ 1 [عامل .yapan, işleyen. 2.faktör, etken. 3.vergi memuru. 4.vali.
    amîm (A.) [ عميم ] yaygın.
    âmîn (A.) [ آمن ] amin.
    âminen (A.) [ آمنا ] emin olarak.
    âmir (A.) [ آمر ] emreden.
    âmirâne (A.-F.) [ آمرانه ] emredercesine.
    âmiyâne (A.-F.) [ عاميانه ] bayağı, avamca.
    âmm (A.) [ عام ] genel, yaygın.
    26
    âmm (A.) [ عام ] yıl.
    amm (A.) [ عم ] amca.
    ammâ (A.) [ اما ] ama.
    ammâba’d (A.) [( امابعد ] maksada gelince.
    amme (A.) [ عمه ] hala.
    amûd (A.) [ عمود ] direk.
    amûden (A.) [ عمودا ] dikine.
    amûdî (A.) [ عمودی ] dikey.
    âmurziş (F.) [ 1 [آمرزش .bağışlama, affetme.
    âmûz (F.) [ 1 [آموز .öğrenen. 2.öğreten.
    âmûzgâr (F.) [ آموزگار ] öğretmen.
    âmürzgâr (F.) [ آمرزگار ] bağışlayıcı, Tanrı.
    âmürziş (F.) [ آمرزش ] bağışlama.
    ân (A.) [ آن ] an.
    an (A.) [ عن ] –den, -dan.
    ân (F.) [ 1 [ان .çoğul eki -ler, -lar. 2.zarf yapan ek -erek, -arak.
    ân (F.) [ آن ] alım, cazibe, hava.
    an’anât (A.) [ عنعنات ] gelenekler.
    an’ane (A.) [ عنعنه ] gelenek.
    an’anevî (A.) [ عنعنوی ] geleneksel.
    ânân (F.) [ آنان ] onlar.
    anâsır (A.) [ عناصر ] unsurlar, elemanlar.
    anâsır-ı erba’a [ عناصر اربعه ] dört unsur ateş, hava, su, toprak.
    27
    ânât (A.) [ آنات ] anlar.
    anbean (A.-F.) [ آن به آن ] her an, gittikçe.
    anber (A.) [ عنبر ] amber.
    anberbû (A.-F.) [ عنبربو ] amber kokulu.
    andelîb (A.) [ عندليب ] bülbül.
    âne (F.) [ انه ] gibi anlamını verecek şekilde sıfat ve zarf yapan son ek.
    anh (A.) [ عنه ] ondan.
    anhâ (A.) [ عنها ] ondan.
    anhâ (F.) [ آنها ] onlar.
    ânî (A.-F.) [ 1 [آنی .bir an. 2.derhal.
    ânifen (A.) [ 1 [آنفا .az önce, demin. 2.yukarıda.
    âniyen (A.) [ آنيا ] bir anda, der hal, o anda.
    ankâ (A.) [ عنقا ] zümrütüanka,
    ankarîb (A.) [ عن قریب ] yakında, yakından, çok geçmeden.
    ankasdin (A.) [ عن قصد ] kasıtlı olarak, bile bile.
    ankebût (A.) [ عنکبوت ] örümcek.
    ansamîmilkalb (A.) [ عن صميم القلب ] içtenlikle, canügönülden.
    anûd (A.) [ عنود ] inatçı.
    âr (A.) [ عار ] utanma, ar.
    ar’ar (A.) [ 1 [عرعر .anırma. 2.dikenli ardıç.
    ârâ (F.) [ آرا ] süsleyen.
    ârâ’ (A.) [ آراء ] oylar.
    arâ’is (A.) [ عرائس ] gelinler.
    28
    arab (A.) [ عرب ] arap
    arabî (A.) [ عربی ] arapça.
    arak (A.) [ 1 [عرق .ter. 2.rakı.
    arakçîn (A.-F.) [ عرقچين ] takke kavuk altı takkesi.
    arakdâr (A.-F.) [ عرقدار ] terli.
    arakıyye (A.) [ عرقيه ] derviş külahı.
    ârâm (F.) [ 1 [آرام .dinlenme. 2.yerleşme.
    ârâm etmek yerleşmek
    ârâmbahş (F.) [ آرام بخش ] dinlendiren, huzur veren.
    ârâmgâh (F.) [ 1 [آرامگاه .dinlenme yeri. 2.mezar.
    ârâmiş (F.) [ 1 [آرامش .dinlenme. 2.huzur.
    ârâste (F.) [ آراسته ] süslenmiş, süslü.
    ârâyiş (F.) [ 1 [آرایش .süs. 2.süslenme.
    araz (A.) [ 1 [عرض .işaret, belirti. 2.tesadüf.
    arâzî (A.) [ اراضی ] yerler, arazi.
    arbede (A.) [ عربده ] kavga.
    arbedecû (A.-F.) [ عربده جو ] kavgacı.
    ard (F.) [ آرد ] un.
    ardbîz (F.) [ آردبيز ] elek.
    arefe (A.) [ عرفه ] arife, bayramdan önceki gün.
    ârız (A.) [ 1 [عارض .yanak. 2.gelen. 3.engel.
    ârızî (A.) [ عارضی ] geçici.
    ârî (A.) [ 1 [عاری .çıplak. 2.uzak, uzakta, soyutlanmış.
    29
    ârî (F.) [ آری ] evet.
    ârif (A.) [ عارف ] bilen, arif, irfan sahibi.
    âriyyet (A.) [ عاریت ] ödünç.
    arîz (A.) [ عریض ] geniş, genişlemesine.
    arman (F.) [ 1 [آرمان .özlem. sıkıntı.
    arsa (A.) [ عرصه ] yer, meydan.
    arş (A.) [ 1 [عرش .gök. 2.taht. 3.çardak.
    arşa (A.) [ عرشه ] güverte.
    arûs (A.) [ ] gelin.
    arz (A.) [ 1 [ارض .yer. 2.dünya, yeryüzü.
    arz (A.) [ 1 [عرض .genişlik, en. 2.enlem.
    arz (A.) [ عرض ] sunma, arzetme.
    arzan (A.) [ ارضا ] enine, genişliğine.
    arzıhâl (A.) [ ارض حال ] dilekçe.
    ârzû (F.) [ آرزو ] istek, heves.
    asâ (A.) [ 1 [عصا .değnek, sopa. 2.derviş değneği.
    âsâ (F.) [ آسا ] gibi.
    asab (A.) [ عصب ] sinir.
    asabî (A.) [ عصبی ] sinirli.
    asabiyülmizac (A.) [ عصبی المزاج ] asabî mizaçlı.
    asabiyyet (A.) [ عصبيت ] sinirlilik.
    âsaf (A.) [ 1 [آصف .vezir. Hz. Süleyman’ın veziri.
    asâkir (A.) [ عساکر ] askerler.
    30
    asalet (A.) [ اصالت ] asillik.
    asamm (A.) [ اصم ] sağır.
    âsân (F.) [ آسان ] kolay.
    âsâr (A.) [ 1 [آثار .izler. 2.eserler.
    âsâyiş (F.) [ 1 [آسایش .huzur. 2.güvenlik.
    âsâyiş berkemâl [ آسایش برکمال ] her yerde huzur hakim.
    asdika (A.) [ اصدقا ] gerçek dostlar.
    asel (A.) [ عسل ] bal.
    ases (A.) [ عسس ] gece bekçisi.
    asfer (A.) [ 1 [اصفر .sarı. 2.soluk benizli.
    asgar (A.) [ اصغر ] en küçük.
    asgarî (A.) [ اصغری ] en az.
    ashâb (A.) [ 1 [اصحاب .dostlar, arkadaşlar. 2.sahipler.
    âsım (A.) [ 1 [عاصم .günahtan sakınan. 2.iffetli.
    asır ba’de asır (A.) [ عصر بعد عصر ] asırlarca, yüzyıllarca.
    âsî (A.) [ 1 [عاصی .isyancı. 2.günahkâr.
    âsîb (F.) [ آسيب ] felaket, bela, zarar.
    asîl (A.) [ 1 [اصيل .sağlam. 2.soylu.
    asîlzâde (A.-F.) [ اصيل زاده ] soylu çocuğu, asilzade.
    asîr (A.) [ عصير ] özsuyu, usare.
    âsitan (F.) [ آستان ] eşik.
    âsiyâ (F.) [ آسيا ] değirmen.
    âsiyâb (F.) [ آسياب ] değirmen.
    31
    asker (A.) [ عسکر ] asker, er.
    asl (A.) [ 1 [اصل .asıl. 2.kök. 3.gerçek.
    asla (A.) [ اصلا ] hiçbir zaman.
    aslî (A.) [ اصلی ] asıl.
    aslünesl (A.-F.) [ اصل و نسل ] soy sop.
    âsmân (F.) [ آسمان ] gök, gökyüzü.
    âsmânî (F.) [ 1 [آسمانی .gökyüzüne ait. 2.melek. 3.açık mavi.
    asnâm (A.) [ 1 [اصنام .putlar. 2.dilberler.
    asr (A.) [ 1 [عصر .yüzyıl. 2.ikindi vakti.
    asrî (A.) [ عصری ] modern.
    âstân (F.) [ 1 [آستان .eşik. 2.tekke.
    âstâne (F.) [ 1 [آستانه .eşik. 2.başkent. 3.tekke. 4.İstanbul.
    âster (F.) [ آستر ] astar.
    âstîn (F.) [ آستين ] yen.
    âsûde (F.) [ آسوده ] rahat, huzurlu.
    âsûdegî (F.) [ آسودگی ] huzur.
    âsûdehâtır (F.-A.) [ آسوده خاطر ] gönlü rahat, huzurlu.
    âsüman (F.) [ آسمان ] gökyüzü.
    âş (F.) [ 1 [آش .yemek. 2.aşûre.
    âşâm (F.) [ آشام ] içen.
    aşer (A.) [ عشر ] on.
    aşere (A.) [ عشره ] onlar.
    aşhâne (F.) [ آشخانه ] mutfak.
    32
    âşık (A.) [ عاشق ] aşık.
    âşıkân (A.-F.) [ عاشقان ] aşıklar.
    âşifte (F.) [ 1 [آشفته .perişan. 2.iffetsiz kadın.
    âşikâr (F.) [ آشکار ] açık, belli, aşikâr.
    âşikâr etmek ortaya çıkarmak, belli etmek.
    âşikâr olmak ortaya çıkmak, belli olmak.
    âşikâre (F.) [ آشکاره ] açık, belli.
    âşina (F.) [ 1 [آشنا .tanıdık, bildik. 2.bilen.
    âşir (A.) [ عاشر ] onuncu.
    aşîr (A.) [ عشير ] onda bir.
    âşiren (A.) [ عاشرا ] onuncusu.
    âşiyân (F.) [ 1 [آشيان .yuva. 2.ev.
    aşk (A.) [ عشق] [عشق ] aşk.
    âşkâr (F.) [ 1 [آشکار .açık, belli, aşikâr.
    âşkârâ (F.) [ آشکارا ] açık, belli, aşikâr.
    âşnâ (F.) [ آشنا ] tanıdık, dost, aşina.
    âşnâyân (F.) [ آشنایان ] tanıdıklar, dostlar.
    âşnâyî (F.) [ 1 [آشنایی .dostluk. 2.bilme, haberdarlık.
    âşpez (F.) [ آشپز ] aşçı.
    aşre (A.) [ عشره ] on.
    âşûb (F.) [ 1 [آشوب .kargaşa. 2.karıştırıcı.
    âşûbengîz (F.) [ آشوب انگيز ] kargaşa çıkaran.
    âşûrâ (A.) [ عاشورا ] aşûre.


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    9/9/2008 - A HARFİ-2

                A HARFİ-2

     

    33
    âşüfte (F.) [ 1 [آشفته .iffetsiz kadın. 2.perişan.
    âşüftedil (F.) [ آشفته دل ] gönlü perişan.
    ât (A.) [ ات ] çoğul eki -ler, -lar.
    at’ime (A.) [ اطعمه ] taamlar, yiyecekler.
    atâ (A.) [ عطاء ] bağış, ihsan, bahşiş.
    atâbahş (A.-F.) [ عطا بخش ] bahşiş veren, ihsanda bulunan.
    atâlet (A.) [ 1 [عطالت .durgunluk. 2.tembellik.
    ataş (A.) [ عطش ] susuzluk.
    atâyâ (A.) [ عطایا ] bağışlar, ihsanlar, bahşişler.
    atebât (A.) [ 1 [عتبات .eşikler. 2.şiîlerin ziyaret yerleri Necef, Kerbela, Kâzımiye.
    atebe (A.) [ عتبه ] eşik.
    ateh (A.) [ عته ] bunama.
    ateh getirmek bunamak.
    âteş (F.) [ آتش ] ateş.
    âteşbâr (F.) [ آتش بار ] ateş yağdıran.
    âteşbâz (F.) [ آتشباز ] fişekçi.
    âteşdân (F.) [ 1 [آتشدان .mangal. 2.ocak.
    âteşdem (F.) [ آتش دم ] acı sözlü.
    âteşefrûz (F.) [ آتش افروز ] ateş yakan.
    âteşfâm (F.) [ 1 [آتش فام .ateş rengi. 2.kırmızı.
    âteşfeşân (F.) [ آتش فشان ] ateş saçan.
    âteşgâh (F.) [ آتشگاه ] ateşkede, ateşperest tapınağı.
    âteşgede (F.) [ آتشگده ] ateşkede, ateşperest tapınağı.
    34
    âteşgîre (F.) [ 1 [آتش گيره .maşa. 2.çıra.
    âteşgûn (F.) [ آتش گون ] ateş rengi, kırmızı.
    âteşî (F.) [ 1 [آتشی .ateşli. 2.öfkeli, kızgın. 3.acı, dokunaklı. 4.cehennemlik.
    âteşîn (F.) [ 1 [آتشين .ateşli. 2.hararetli.
    âteşkâr (F.) [ آتش کار ] külhancı, ateşçi.
    âteşmizâc (F.-A.) [ آتش مزاج ] sert mizaçlı.
    âteşpâre (F.) [ آتش پاره ] kıvılcım.
    âteşperest (F.) [ آتش پرست ] ateşe tapan, ateşperest.
    atf (A.) [ 1 [عطف .eğme. 2.bağlaç. 3.çevirme,yöneltme.
    atfen (A.) [ عطفا ] atıfta bulunarak,
    atfetmek yöneltmek, vermek.
    âtıf (A.) [ 1 [عاطف .şefkatli. 2.meyleden. 3.bağlayan.
    âtıfet (A.) [ عاطفت ] şefkat gösterme.
    âtıfetkâr (A.-F) [ عاطفتکار ] şefkat gösteren, gözeten.
    âtıl (A.) [ 1 [عاطل .yararsız. 2.tembel.
    âtî (A.) [ 1 [آتی .gelecek.
    âtîdeki (A.-T.) [ ] ilerideki, aşağıdaki, gelecek olan.
    atîk (A.) [ 1 [عتيق .eski, antik. 2.asil. 3.özgür.
    atîka (A.) [ 1 [عتيقه .eski, antik. 2.asil. 3.özgür.
    atîkiyyât (A.) [ عتيقيات ] arkeoloji.
    âtiye (A.) [ آتيه ] gelecek.
    âtiyen (A.) [ 1 [آتيا .gelecekte. 2.aşağıda görüleceği gibi.
    âtiyülbeyân (A.) [ آتی البيان ] aşağıda açıklanacak olan.
    35
    âtiyüzzikr (A.) [ آتی الذکر ] aşağıda zikredilecek olan.
    atiyyât (A.) [ عطيات ] bağışlar, ihsanlar.
    atiyye-i seniyye [ عطيهء سنيه ] padişah tarafından verilen hediye.
    atlas (A.) [ 1 [اطلس .atlas kumaş. 2.büyük harita, dünya haritası.
    atnâb (A.) [ 1 [اطناب .ipler. 2.çadır ipleri. 3.ağaç kökleri.
    ats (A.) [ عطس ] hapşırma, aksırma.
    atse (A.) [ عطسه ] hapşırık, aksırık.
    atş (A.) [ عطش ] susuzluk.
    atşân (A.) [ عطشان ] susuz, susamış.
    attar (A.) [ عطار ] attar, baharatçı.
    attârî (A.-F.) [ 1 [عطاری .attarlık. 2.attar dükkanı.
    atûfet (A.) [ عطوفت ] şefkat.
    avâid (A.) [ عوائد ] gelirler.
    avâkıb (A.) [ 1 [عواقب .sonuçlar. 2.sonlar.
    avâlim (A.) [ عوالم ] âlemler, dünyalar.
    avâm (A.) [ عوام ] halk tabakası.
    avâmil (A.) [ 1 [عوامل .etkenler, faktörler.
    avâmpesend (A.-F.) [ عوام پسند ] halkın beğendiği.
    avân (A.) [ اوان ] zaman.
    âvâre (F.) [ آواره ] aylak.
    âvâreser (F.) [ آواره سر ] aylak.
    avârız (A.) [ 1 [عوارض .belalar. 2.engeller. 3.geçici vergi.
    avârif (A.) [ عوارف ] bilginler, arifler.
    36
    âvâz (F.) [ آواز ] ses.
    âvâze (F.) [ 1 [آوازه .bağırma. 2.ün.
    avdet (A.) [ عودت ] geri dönüş.
    avdet etmek dönmek.
    avene (A.) [ عونه ] yardakçılar, avene.
    âvîze (F.) [ آویزه ] asılı.
    avn (A.) [ عون ] yardım.
    avrât (A.) [ عورات ] kadınlar.
    avret (A.) [ عورت ] kadın.
    âyâ (F.) [ آیا ] acaba.
    ayân (A.) [ عيان ] açık, belli, aşikâr.
    ayâr (A.) [ عيار ] ayar.
    âyât (A.) [ آیات ] ayetler.
    ayb (A.) [ عيب ] ayıp.
    âyet (A.) [ 1 [آیت .ayet. 2.işaret.
    âyîn (F.) [ 1 [آیين .tören. 2.ayin. 3.din.
    âyine (F.) [ آینه ] ayna.
    âyînhân (F.) [ آیين خوان ] ayin okuyan.
    ayn (A.) [ 1 [عين .göz. 2.tıpkı. 3.ayın harfi.
    aynen (A.) [ عينا ] tıpkı, aynen, olduğu gibi.
    ayniyye (A.) [ 1 [عينيه .taşınabilir değerli eşya. 2.göz hastalıkları bölümü.
    ayniyyet (A.) [ عينيت ] aynılık.
    aynülyakîn (A.) [ عين اليقين ] kesin, kesin bilgi.
    37
    ayş (A.) [ عيش ] yaşama, keyif alma, gününü gün etme.
    ayyâr (A.) [ 1 [عيار .kurnaz. 2.düzenbaz.
    ayyârî (A.-F.) [ 1 [عياری .kurnazlık. 2.düzenbazlık.
    azâb (A.) [ عذاب ] azap.
    azab (A.) [ عزب ] bekar.
    azâbengiz (A.-F.) [ عذاب انگيز ] azap veren.
    âzâd (F.) [ آزاد ] özgür.
    âzâde (F.) [ آزاده ] özgür.
    âzâdî (F.) [ آزادی ] özgürlük.
    azamet (A.) [ 1 [عظمت .büyüklük, ululuk. 2.çalım.
    âzâr (F.) [ 1 [آزار .incitme. 2.inciten.
    azdâd (A.) [ اضداد ] zıtlar, karşıtlar.
    âzer (F.) [ 1 [آذر .ateş. 2.Âzer ayı.
    âzerâsâ (F.) [ 1 [آذرآسا .ateş gibi. 2.ateş rengi.
    azil (A.) [ عزل ] görevden alma.
    âzim (A.) [ عازم ] kararlı.
    azîm (A.) [ عظيم ] büyük.
    azîmet (A.) [ عزیمت ] gitme, yola çıkma.
    azimet etmek gitmek.
    aziz (A.) [ عزیز ] değerli, saygın.
    azîzan (A.-F.) [ عزیزان ] değerliler.
    azîze (A.) [ 1 [عزیزه .sevgili. 2.saygın.
    azl (A.) [ عزل ] görevden alma.

    azm (A.) [ 1 [عزم .azim. 2.niyet.
    azm (A.) [ عظم ] kemik.
    âzmâyiş (F.) [ آزمایش ] deneme, sınama.
    âzmend (F.) [ آزمند ] hırslı.
    azrâ (A.) [ عذرا ] bâkire.
    azrâil (A.) [ عزدائيل ] Azrail.
    azrar (A.) [ اضرار ] zararlar.
    azulât (A.) [ عضلات ] adaleler.
    âzürde (F.) [ آزرده ] incinmiş, gücenmiş.


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    25/7/2008 - B HARFİ

                          B

    bâ (F.) [ 1 [با .ile. 2.sahip.
    ba’de (A.) [ بعد ] sonra.
    ba’dehu (A.) [ بعده ] daha sonra, ondan sonra.
    ba’delmîlâd (A.) [ بعدالميلاد ] milattan sonra, İsa’dan sonra.
    ba’demâ (A.) [ بعدما ] bundan böyle.
    ba’dezin (A.-F.) [ بعدازاین ] bundan sonra, bundan böyle.
    ba’s (A.) [ بعث ] diriliş.
    ba’süba’delmevt (A.) [ بعث بعد الموت ] ölümden sonra diriliş.
    ba’zan (A.) [ بعضا ] bazen, kimi zaman.
    bâb (A.) [ 1 [باب .kapı. 2.konu. 3.bölüm.
    bâbâ (F.) [ 1 [بابا .baba. 2.ata.
    bâbâyâne (F.) [ بابایانه ] babaca, babacan.
    bâbûne (F.) [ بابونه ] babuna, papatya.
    bâc (F.) [ 1 [باج .haraç. 2.vergi. 3.gümrük vergisi.
    bâcgîr (F.) [ باجگير ] vergi memuru.
    bâd (F.) [ 1 [باد .rüzgar, yel. 2.defa, kez. 3.yük. 4.olsun.
    bâdâm (F.) [ بادام ] badem.
    bâdbân (F.) [ بادبان ] yelken.
    40
    bâdbedest (F.) [ بادبدست ] eli boş, züğürt.
    bâdbîz (F.) [ بادبيز ] yelpaze.
    bâde (F.) [ 1 [باده .içki. 2.şarap.
    bâdefürûş (F.) [ باده فروش ] meyhaneci.
    bâdehâr (F.) [ باده خوار ] içki içen.
    bâdekeş (F.) [ باده کش ] şarap içen.
    bâdenûş (F.) [ باده نوش ] içki içen.
    bâdî (A.) [ بادی ] sebep olan, yol açan.
    bâdî olmak sebep olmak, yol açmak.
    bâdire (A.) [ بادره ] tehlikeli olay, felaket.
    bâdiye (A.) [ بادیه ] çöl.
    bâğ (F.) [ باغ ] bahçe, bağ.
    bağal (F.) [ بغل ] koltuk.
    bâğbân (F.) [ باغبان ] bahçıvan.
    bâğçe (F.) [ باغچه ] bahçe.
    bağçevan (F.) [ باغچوان ] bahçıvan.
    bağteten (A.) [ بغتة ] ansızın, birdenbire.
    bâh (A.) [ باه ] cinsel güç.
    bahâ (F.) [ بها ] değer, kıymet.
    bâhaber (F.-A.) [ باخبر ] haberli, haberdar.
    bahâdar (F.) [ بهادار ] kıymetli.
    bahâdır (F.) [ بهادر ] yiğit.
    bahâne (F.) [ 1 [بهانه .bahane. 2.sebep.
    41
    bahânecû (F.) [ بهانه جو ] bahaneci.
    bahâr (F.) [ 1 [بهار .ilkbahar. 2.bahar. 3.baharat.
    bahârî (F.) [ بهاری ] ilkbahar ile ilgili.
    bahâyim (A.) [ بهایم ] dört ayaklı hayvanlar.
    bahîl (A.) [ بخيل ] cimri.
    bâhired (F.) [ باخرد ] akıllı.
    bâhis (A.) [ باحث ] bahseden, söz eden.
    bahis (A.) [ 1 [بحث .konu. 2.tartışma.
    bahr -i siyâh [ بحر سياه ] Karadeniz.
    bahr (A.) [ بحر ] deniz.
    bahr -i ahdar [ بحر احضر ] Hint Okyanusu.
    bahr -i ahmer [ بحر احمر ] Kızıldeniz.
    bahr -i hazer [ بحر خزر ] Hazar Denizi.
    bahr -i kulzum [ بحر قلزم ] Kızıldeniz.
    bahr -i muhît-i atlasî [ بحر محيط اطلسی ] Atlas Okyanusu.
    bahr -i muhît-i kebîr [ بحر محيط کبير ] Büyük Okyanus.
    bahr -i mutavassıt [ بحر متوسط ] Akdeniz.
    bahs (A.) [ 1 [بحث .konu. 2.tartışma.
    bahs edilmek ele alınmak, söz edilmek.
    bahs etmek ele almak, söz etmek.
    bahş (F.) [ بخش ] bağışlayan.
    bahş edilmek 1.bağışlanmak. 2.verilmek.
    bahş etmek 1.bağışlamak. 2.vermek.
    42
    bahşâyiş (F.) [ 1 [بخشایش .bağışlama. 2.bağış, ihsan.
    bahşiş (F.) [ 1 [بخشش .bağış. 2.bahşiş.
    baht (F.) [ بخت ] talih.
    bahtiyârî (F.) [ بختياری ] bahtiyarlık.
    bâhûr (A.) [ باخور ] aşırı sıcak.
    bâhusus (F.-A.) [ باخصوص ] hele hele, özellikle.
    baîd (A.) [ بعيد ] uzak.
    bâis (A.) [ باعث ] yol açan, sebep olan.
    bâis olmak yol açmak, sebep olmak.
    bâjurnal (F.-Fr.) [ باژورنال ] tutanak ile.
    bâk (F.) [ باک ] korku.
    bakâyâ (A.) [ بقایا ] geriye kalanlar.
    bakıyye (A.) [ بقيه ] geriye kalan, bakiye.
    bâkî (A.) [ 1 [باقی .kalıcı, ölümsüz. 2.artan, geri kalan.
    bâkir (A.) [ باکر ] el sürülmemiş.
    bâkire (A.) [ باکره ] kızoğlan kız.
    bâl (F.) [ بال ] kanat.
    bâlâ (F.) [ 1 [بالا .yukarı, üst. 2.boy.
    bâlâbülend (F.) [ بالابلند ] uzun boylu.
    bâlâhâne (F.) [ بالاخانه ] tavan arası, çatı.
    bâlâpervaz (F.) [ بالاپرواز ] yükseklerden uçan.
    bâliğ (A.) [ 1 [بالغ .erişkin. 2.tutan, varan.
    bâliğ olmak 1.erişkin olmak. 2.tutmak, ulaşmak, varmak
    43
    bâlîn (F.) [ 1 [بالين .başucu. 2.yastık.
    bâliş (F.) [ بالش ] yastık.
    bâm (F.) [ بام ] dam, çatı.
    bâmazbata (F.-A.) [ بامضبطه ] tutanak ile.
    bâmdâd (F.) [ بامداد ] sabah, sabahleyin.
    bâmukâvele (F.-A.) [ بامقاوله ] sözleşme ile, sözleşmeli.
    bâng (F.) [ 1 [بانگ .ses. 2.haykırış.
    bânû (F.) [ 1 [بانو .bayan. 2.büyük hanım.
    bâr (F.) [ 1 [بار .yük. 2.defa, kez. 3.Tanrı. 4.meyva. 5.yağdıran.
    bâr vermek meyva vermek.
    bârân (F.) [ باران ] yağmur.
    bârapor (F.-Fr.) [ باراپور ] rapor ile birlikte, raporlu.
    bârber (F.) [ باربر ] hamal.
    bâre (F.) [ 1 [باره .defa. 2.sur.
    bârgâh (F.) [ 1 [بارگاه .yüksek huzur, padişah huzuru. 2.otağ.
    bârgîr (F.) [ بارگير ] beygir.
    bârî (F.) [ باری ] hiç olmazsa, en azından.
    bârid (A.) [ بارد ] soğuk.
    bârîk (F.) [ باریک ] ince.
    bârika (A.) [ بارقه ] şimşek.
    bâriz (A.) [ بارز ] belirgin.
    bârû (F.) [ بارو ] burç, hisar burcu.
    bârver (F.) [ 1 [بارور .verimli. 2.meyvalı.
    44
    basar (A.) [ 1 [بصر .görme. 2.görme yetisi.
    basîret (A.) [ بصيرت ] görüş, ileriyi görme gücü.
    basît (A.) [ 1 [بسيط .sade. 2.kolay.
    bast (A.) [ بسط ] yayma.
    batâet (A.) [ بطائت ] ağırlık, yavaşlık.
    bâtakrîr (F.-A.) [ باتقریر ] rapor halinde.
    bâtıl (A.) [ 1 [باطل .hükümsüz. 2.boş.
    batın (A.) [ 1 [بطن .karın. 2.kuşak, nesil.
    bâtınen (A.) [ باطنا ] işin iç yüzünde.
    batî (A.) [ بطی ] ağır, yavaş.
    batn (A.) [ 1 [بطن .karın. 2.kuşak, nesil.
    batt (A.) [ بط ] kaz.
    battal (A.) [ 1 [بطال .yiğit. 2.köhnemiş. 3.hantal.
    bâvekar (F.-A.) [ باوقار ] ağırbaşlı.
    bâyi (A.) [ بایع ] satıcı.
    bayrakdâr (A.-F.) [ بيدقدار ] bayraktar, sancaktar.
    baytâr (A.) [ بيطار ] veteriner.
    bâz (F.) [ 1 [باز .tekrar. 2.açık. 3.doğan.
    bazargâh (F.) [ بازارگاه ] pazar yeri.
    bazen (A.) [ بعضا ] kimi zaman
    bazı (A.) [ بعض ] kimi.
    bâzî (F.) [ بازی ] oyun.
    bâzîçe (F.) [ بازیچه ] oyuncak.
    45
    bâzû (F.) [ 1 [بازو .kol. 2.güç.
    be’s (A.) [ بأس ] zarar, kötü yan.
    bebr (F.) [ ببر ] kaplan.
    becâ (F.) [ بجا ] yerinde.
    becâyiş (F.) [ بجایش ] yer değişimi.
    beççe (F.) [ 1 [بچه .çocuk. 2.yavru.
    bed (F.) [ بد ] kötü.
    bed’ etmek başlamak.
    bedahd (F.-A.) [ بدعهد ] sözünde durmayan.
    bedâheten (A.) [ بداهة ] düşünmeden.
    bedahlâk (F.-A.) [ بداخلاق ] ahlaksız.
    bedâvâz (F.) [ بدآواز ] kötü sesli.
    bedâvet (A.) [ 1 [بداوت .göçebelik. 2.bedevîlik.
    bedâyi’ (A.) [ بدایع ] yeni ve güzel şeyler.
    bedbaht (F.) [ بدبخت ] tahilsiz.
    bedbaht etmek mutsuz etmek.
    bedbîn (F.) [ بدبين ] kötümser, karamsar.
    bedbû (F.) [ بدبو ] kötü kokulu.
    bedcins (F.-A.) [ بدجنس ] kötü cinsli, cinsi bozuk.
    bedçeşm (F.) [ بدچشم ] kötü gözlü.
    beddil (F.) [ بددل ] ödlek.
    bedduâ (F.-A.) [ بددعا ] ilenç.
    bedelât (A.) [ بدلات ] bedeller.
    46
    bedendîş (F.) [ بداندیش ] kötü düşünceli.
    bedenen (A.) [ بدنا ] vücutça.
    bedestân (F.) [ بزستان ] bedesten.
    bedevî (A.) [ بدوی ] çöl arabı.
    bedeviyyet (A.) [ 1 [بدویت .göçebelik. 2.bedevîlik.
    bedfercâm (F.) [ بدفرجام ] kötü sonlu.
    bedgû (F.) [ بدگو ] dedikoducu.
    bedgüher (F.) [ بدگهر ] kalbi bozuk, mayası bozuk.
    bedhâh (F.) [ بدخواه ] birinin kötülüğünü isteyen, kötü niyetli.
    bedhû (F.) [ بدخو ] huysuz, kötü huylu.
    bedî’ (A.) [ بدیع ] güzel, yepyeni.
    bedîa (A.) [ بدیعه ] yepyeni şey.
    bedîhe (A.) [ بدیهه ] düşünmeden.
    bedîhî (A.) [ بدیهی ] kuşkusuz.
    bedkâr (F.) [ بدکار ] kötü hareketli.
    bedlikâ (F.-A.) [ بدلقا ] çirkin.
    bedmâye (F.) [ بدمایه ] mayası bozuk.
    bedmest (F.) [ بدمست ] içip içip dağıtan.
    bedmestî (F.) [ بدمستی ] içip içip dağıtma.
    bedmestlik (F.-T.) [ed+mes] içip içip dağıtma.
    bedmestlik etmek içip için dağıtmak.
    bedmihr (F.) [ بدمهر ] sevgisiz.
    bednâm (F.) [ بدنام ] adı kötüye çıkmış.
    47
    bednigâh (F.) [ بدنگاه ] kötü gözlü, kötü bakışlı.
    bednihâd (F.) [ بدنهاد ] kötü yaratılışlı, soysuz.
    bedr (A.) [ بدر ] dolunay.
    bedre (A.) [ بدره ] para kesesi.
    bedreftâr (F.) [ بدرفتار ] kötü davranışlı.
    bedreka (F.) [ 1 [بدرقه .uğurlama, yolcu etme. 2.kılavuz.
    bedrûd (F.) [ بدرود ] veda.
    bedsigâl (F.) [ بدسگال ] kötü düşünceli.
    bedsîret (F.-A.) [ بدسيرت ] ahlaksız.
    bedsirişt (F.) [ بدسرشت ] kötü yaratılışlı, mayası bozuk.
    bedter (F.) [ بدتر ] daha kötü, beter.
    bedtıynet (F.-A.) [ بدطينت ] tıynetsiz, karaktersiz.
    bedzebân (F.) [ بدزبان ] ağzı bozuk.
    bedzehre (F.) [ بدزهره ] ödlek.
    begâyet (F.-A.) [ بغایت ] çok, son derece.
    behâ (F.) [ بها ] değer, kıymet.
    behbûd (F.) [ بهبود ] sağlık.
    behcet (A.) [ 1 [بهجت .sevinç. 2.güzellik.
    behem (F.) [ بهم ] birlikte, beraber.
    behemehâl (F.-A.) [ بهه حال ] her halükârda, mutlaka, ne olursa olsun.
    beher (F.) [ بهر ] her, her biri.
    behic (A.) [ بهيج ] güleryüzlü.
    behîmî (A.) [ بهيمی ] hayvanî.
    48
    behîmiyyet (A.) [ بهيميت ] hayvanlık.
    behişt (F.) [ بهشت ] cennet.
    behiştî (F.) [ بهشتی ] cennetlik.
    behiyye (A.) [ بهيه ] güzel.
    behmân (F.) [ بهمان ] falan, filan.
    behre (F.) [ بهره ] nasip.
    behremend (F.) [ 1 [بهرمند .hisse sahibi. 2.yararlanan.
    beht (A.) [ بهت ] şaşkınlık.
    behte uğramak şaşakalmak, şaşkınlığından donakalmak.
    bekâ (A.) [ بقا ] kalıcılık.
    bekâm (F.) [ بکام ] muradına ermiş.
    bekâm olmak muradına ermek.
    bekâya (A.) [ بقایا ] geriye kalanlar; kalıntılar.
    bekrî (A.) [ بکری ] içki düşkünü.
    beksimat (F.) [ بکسمات ] peksimet.
    bel (A.) [ بل ] belki.
    bel’ (A.) [ 1 [بلع .yutma. 2.yutulma.
    bel’ edilmek yutulmak.
    bel’ etmek yutmak.
    belâ (A.) [ بلا ] felaket, musibet.
    belâ (A.) [ بلی ] evet.
    belâdet (A.) [ بلادت ] dangalaklık.
    belâdîde (A.-F.) [ بلادیده ] belaya uğramış.
    49
    belâgat (A.) [ بلاغت ] kusursuz söz söyleme
    belâhet (A.) [ بلاهت ] eblehlik.
    belâyâ (A.) [ بلایا ] belalar.
    belde (A.) [ 1 [بلده .kent. 2.diyar, memleket.
    beled (A.) [ 1 [بلد .kent. 2.memleket.
    beledî (A.) [ بلدی ] kentli.
    belediyye (A.) [ بلدیه ] belediye.
    belî (A.) [ بلی ] evet.
    belîğ (A.) [ 1 [بليغ .fasih konuşan. 2.fasih, düzgün.
    beliyyât (A.) [ بليات ] belalar.
    belki (F.-A.) [ بلکه ] olabilir, belki.
    belût (A.) [ 1 [بلوط .pelit, palamut. 2.meşe.
    benâdir (A.benâm (F.) [ 1 [بنام .ünlü. 2.adında.
    benân (A.) [ 1 [بنان .parmaklar. 2.parmak uçları.
    benât (A.) [ بنات ] kızlar.
    bend (F.) [ 1 [بند .bağ. 2.zincir. 3.boğum. 4.bend, fıkra. 4.baraj, su bendi.
    bend olmak bağlanmak.
    bende (F.) [ 1 [بنده .kul. 2.köle.
    bendegân (F.) [ 1 [بندگان .kullar. 2.köleler.
    bendegî (F.) [ 1 [بندگی .kulluk. 2.kölelik.
    bendehâne (F.) [ بنده خانه ] benim evim.
    bender (F.) [ بندر ] liman.
    50
    bendergâh (F.) [ بندرگاه ] rıhtım.
    bendezâde (F.) [ 1 [بنده زاده .köle çocuğu. 2.benim çocuğum.
    benefşe (F.) [ بنفشه ] menekşe.
    benefşî (F.) [ بنفشی ] mor.
    beng (F.) [ بنگ ] esrar.
    bengî (F.) [ بنگی ] esrarkeş.
    benî (A.) [ بنی ] oğullar.
    benîâdem [ بنی آدم ] insanlar, Adem oğulları.
    benîisrâîl ı [ بنی اسرائيل ] İsrailoğulları.
    bennâ (A.) [ بناء ] yapı ustası.
    benû (A.) [ بنو ] oğullar.
    ber (F.) [ 1 [بر .üzeri. 2.üzere. 3.göğüs. 4.meyva.
    berâ’et (A.) [ برائت ] aklanma.
    berâ’et etmek aklanmak.
    berâber (F.) [ 1 [برابر .birlikte. 2.eşit.
    berâberî (F.) [ 1 [برابری .birliktelik. 2.eşitlik.
    berâhîn (A.) [ براهين ] deliller, kanıtlar.
    berâyı (F.) [ برای ] için.
    berâyı malûmât [ برای معلومات ] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi
    olmak için.
    berbâd (F.) [ 1 [برباد .mahvolmuş. 2.kötü, pis, berbat.
    bercâ (F.) [ برجا ] yerinde, uygun.
    berceste (F.) [ برجسته ] seçkin, seçme.
    51
    berd (A.) [ برد ] soğuk.
    berde (F.) [ برده ] köle.
    berdevâm (F.-A.) [ بردوام ] sürekli, devam eden.
    berdülacuz (A.) [ بردالعجوز ] kocakarı soğuğu.
    bere (F.) [ بره ] kuzu.
    berehne (F.) [ برهنه ] çıplak.
    berekât (A.) [ برکات ] bereketler.
    bereket (A.) [ 1 [برکت .bolluk. 2.uğur.
    berevât (A.) [ بروات ] beratlar.
    berf (F.) [ برف ] kar.
    berfîn (F.) [ برفين ] karlı.
    berg (F.) [ برگ ] yaprak.
    bergüzâr (F.) [ برگذار ] hatıra, hediye, yadigâr.
    berhâne (F.) [ برخانه ] harap vaziyetteki ev.
    berhayât (F.-A.) [ برحيات ] hayatta olan, sağ.
    berhayât bulunmak yaşamak, hayatta olmak.
    berhürdâr (F.) [ برخوردار ] mutlu, muradına ermiş.
    berî (A.) [ بری ] arınmış, temiz, uzak.
    berîd (A.) [ 1 [برید .ulak. 2.postacı.
    berîn (F.) [ برین ] yüksek, yüce.
    berk (A.) [ برق ] şimşek.
    berkarâr (F.-A.) [ برقرار ] yerinde duran, karar eden.
    berkarâr olmak devam etmek, kalmak.
    52
    berkemâl (F.-A.) [ بزکمال ] en iyi şekilde, mükemmel.
    bermâh (F.) [ برماه ] matkap, burgu.
    bermu’tâd (F.-A.) [ برمعتاد ] alışıldığı gibi, mutâd olduğu üzere.
    bermûcib-i (F.-A.) [ برموجب ] uyarınca, gereğince.
    bernâ (F.) [ برنا ] genç.
    berpâ (F.) [ برپا ] ayakta.
    berr (A.) [ 1 [بر .toprak. 2.kara. 3.kıta.
    berrak (A.) [ براق ] duru.
    berren (A.) [ برا ] kara yolu ile.
    berrî (A.) [ بری ] kara ile ilgili.
    bersâbık (F.-A.) [ برسابق ] eskiden olduğu gibi.
    bertaraf (F.-A.) [ 1 [برطرف .bir yana. 2.giderilmiş.
    bertaraf etmek gidermek.
    bertaraf olmak giderilmek.
    berter (F.) [ برتر ] daha üstün.
    berterîn (F.) [ برترین ] en üstün.
    bervech-i (F.-A.) [ بروجه ] gibi.
    berzah (A.) [ 1 [برزخ .cehennem. 2.dil, kara uzantısı. 3.sorun, dert.
    berzger (F.) [ برزگر ] çiftçi.
    bes (F.) [ 1 [بس .yeterli. 2.çok.
    besâ (F.) [ بسا ] nice.
    besâtîn (A.) [ بساتين ] bahçeler.
    besend (F.) [ بسند ] yeterli.
    53
    besende (F.) [ بسنده ] yeterli.
    beserüçeşm (F.) [ بسر و چشم ] başüstüne, başım gözüm üstüne.
    besî (F.) [ بسی ] birçok.
    besîm (A.) [ بسيم ] güleç.
    beste (F.) [ 1 [بسته .kapalı. 2.beste.
    bestekâr (F.) [ بسته کار ] besteci.
    bestenigâr (F.) [ بسته نگار ] Türk mûsikîsinde bir makam adı.
    beşâret (A.) [ بشارت ] müjde.
    beşer (A.) [ 1 [بشر .insan. 2.insanlık.
    beşere (A.) [ بشره ] deri, dış deri.
    beşerî (A.) [ بشری ] insanlıkla ilgili, insanî.
    beşeriyyât (A.) [ بشریات ] antropoloji.
    beşeriyyet (A.) [ بشریت ] insanlık.
    beşîr (A.) [ بشير ] müjdeci.
    beşûş (A.) [ بشوش ] güleç.
    beşûşâne (A.-F.) [ بشوشانه ] güleryüzle.
    betâet (A.) [ بطائت ] ağırlık, yavaşlık.
    beter (F.) [ بدتر ] daha kötü, beter, şiddetli.
    bevl (A.) [ 1 [بول .idrar. 2.işeme.
    bevlî (A.) [ بولی ] idrar ile ilgili.
    bevliyye (A.) [ بوليه ] üroloji.
    bevvâb (A.) [ بواب ] kapıcı.
    bevvâbîn (A.) [ بوابين ] kapıcılar.
    54
    bey’ (A.) [ بيع ] satış.
    beyâbân (F.) [ بيابان ] çöl.
    beyân (A.) [ بيان ] açıklama, ifade etme, dile getirme.
    beyân edilmek açıklanmak, dile getirilmek.
    beyân etmek açıklamak, dile getirmek.
    beyânât (A.) [ بيانات ] açıklamalar, demeç.
    beyânnâme (A.-F.) [ بيان نامه ] bildirge.
    beyâz (A.) [ بياض ] ak, beyaz.
    beyhûde (F.) [ بيهوده ] boş, boşuna.
    beyn (A.) [ بين ] ara, orta.
    beynelmilel (A.) [ بين الملل ] uluslararası.
    beyn-i (A.-F.) [ بين ] arasında, ortasında.
    beynülmilel (A.) [ بين الملل ] uluslararası.
    beyt (A.) [ 1 [بيت .ev. 2.konut. 3.beyit.
    beytâr (A.) [ بيطار ] veteriner.
    beytullah (A.) [ بيت الله ] Kâbe.
    beytûtet (A.) [ بيتوتت ] geceleme.
    beytülmal (A.) [ بيت المال ] hazine, maliye hazinesi.
    beyzâ (A.) [ بيض