BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti




Azerbaycan'da Gizli Oyunlar

tarih: 26/2/2006 Saat: 09:11 :

 

Azerbaycan'da dev yolsuzluklar Aliyev imparatorluğunu nasıl sarstı? Gümrük Başkanı neden görevden alındı?

Azerbaycan'da, Aliyev iktidarı dudak uçuklatan bir yolsuzluk batağına saplanmış durumda... Medya Faresi, Azerbaycan'ı sarsan ama ucu buralara kadar uzayan yolsuzluklarla ilgili önemli belgelere ulaştı. Azerbaycan Devlet Gümrük İdaresi Başkanı Kemalettin Haydarov ani bir kararla görevden alındı. Muazzam bir yolsuzluk v erüşvet ağı kurduğu söylenen hatta yabancı ülkelerde büyük şirketlere sahip olduğu ortaya çıkan Kemalettin Haydarov aslında İlham Aliyev'in yakın adamlarından birisi. Kemalettin Haydarov yolsuzluklar ayyuka çıktığı için alındı, ama yerine de görevden alınan Haydarov'un bir numaralı yardımcısı getirildi. Yani Kemalettin gitti, ama yolsuzluklar bitmeyecek... İşte Dış istihbarat birimleri ve dünya medyasındaki kaynaklardan Medya Faresi'ne ulaşan bomba gibi belgeler, müthiş iddialar...


VARAN 1: İLHAM ALİYEV VE KARISININ MÜTHİŞ GÜCÜ Azerbaycan’daki seçim kampanyası herkes demokrasiden dem vurdu ama tüm bunların ötesinde bir gerçek var: Hükümet muazzam bir yolsuzluk batağına saplanmış durumda Petrol zengini Azerbaycan,stratejik açıdan gayet önemli bir yere sahip.İpek yolu üzerinde yer alıyor. Nüfusunun yüzde 30’u Azeri olan İran’a da komşu. Geçen Kasım ayı başında yapılan parlamento seçimleri, büyük usulsüzlük ve sahtecilik olaylarına sahne oldu. Geniş çaplı yolsuzluk, Azerbaycan’da uzun zamandır var. Sovyet döneminden kalma bir durum bu . Artık bağımsızlığına kavuşmuş bulunan eski Sovyet cumhuriyetlerinin hepsinde şu veya bu şekilde yolsuzluk yapılıyor. Azerbaycan’ın farkı ise tepeden tırnağa her şeyin alınıp satılıyor olması. Bu sistemi Aliyev ailesi kurdu. Tam 12 yıldır ülkede iktidarı ellerinde tutuyorlar. Azerbaycan’ı öyle bir yer haline getirdiler ki, en ufak bürokratından emniyet müdürüne hatta bakanına kadar herkesin ve her şeyin bir fiyatı, bedeli, yahut “vergisi “var. Azerbaycan’ın meşru ekonomisi uluslar arası mali kuruluşların gözetimi altında ve toplam büyüklüğü 10 milyar dolar civarında. Ama buna paralel bir de yer altı ekonomisi var. Onun da büyüklüğü aynı. Gerçek anlamda bağımsız ticaret yapan yok. Hükümet üyeleri oligarşik yapının da içinde yer alıyorlar. Eş-dost kayırmacılığı son derece güçlü. Ekonomik imkanları ellerine geçiren bakalar, kamuoyunun dikkat ve denetimi dışında kalan bütçe harici fonlarla işi götürüyorlar. Bu şekilde oluşturulan kaynaklar, PR projelerine, rüşvete ve kişisel zenginliğe harcanıyor. Tabii bu arada sıradan vatandaşın cebine de bir şeyler kalıyor . Yabancı uzman ve diplomatlara göre, yüksek teknolojiye sahip, Azeri tarzı bu mafyayı HaydarAliyev Vakfı (HAV) yönetiyor. Haydar Aliyev, 1993-2003 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı yapmıştı ve şimdiki Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in babasıydı.


Eski bir KGB Generali ve Sovyet Polit bürosu üyesi olan Haydar Aliyev, gerçekten sıra dışı bir politik sima idi. Ancak baba Aliyev, ülkede iktidarı oğluna bırakması gerektiğini de biliyordu. Oğlunun Batı yanlısı siyaseti sürdüreceği ve en önemlisi de Azerbaycan’ın enerji kaynaklarını Rusya, ya da İran değil de Gürcistan ve Türkiye üzerinden akıtacağı konusunda Batı’yı ikna etmeyi başardı. Her zaman olduğu gibi bu sefer de Batılı ülkeler, işin içinde yer alan çok uluslu dev firmaların programatik çıkarlarına bakarak Haydar Aliyev’e inandı. Hadiselerin geri planına hakim olan kaynaklara göre, çok sayıda yabancı petrol şirketinin Azerbaycan’ akın ettiği o dönemde, HaydarAliyev birinci sınıf bir siyasi manevra ile iktidarın oğlu üzerinden devamı konusunda Batıdan teminat aldı.


Haydar Aliyev Vakfı(http://www.heydar-aliyev-foundation.org) devlet içinde bir devlet haline gelmiş bulunuyor. Dev bir bütçesi var. O kadar ki tam büyüklüğünü kimse bilmiyor(bu konudaki soruları ve röportaj tekliflerini kabul etmiyorlar. Ama web sitesine bakılırsa, bir Türk profesör on yıl boyunca yılda 100.000 dolar bağış yapma vaadinde bulunmuş. ) Vakfın en büyük avantajı, özel bir kuruluş olduğu için kimseye hesap vermemesi. Teşkilatın başında Cumhurbaşkanı’nın eşi Mihriban Aliyeva var. Keyfi kararlarla istediğini işten atıp istediğini zengin etme, arzu ettiği parayı beğendiği yere gönderme özgürlüğüne sahip bir vakıf başkanı bu. Elindeki parayla okullar(gerçekten yüzlercesini inşa ettirdi)hastaneler,yollar, su ve kanalizasyon şebekeleri ve gaz boru hatları yaptırıyor. İşte 2005 seçimleri öncesinde bu tür harcamalarla “en popüler” milletvekili adayı olmayı başardı. Muhalefete göre, Mihriban Hanım’ın aldığı sonuçlar hileli. Gerçekten de Azerbaycan gibi yerde yüzde 92’lik oy oranını adil kabul etmek zor. Ama asıl mesele şu: Tüm o yatırımların parası nereden geldi ? İşin esasına bakacak olursak, portre gayet net: Mihraban Hanım, gayri resmi olarak ülkenin en güçlü ikinci ismi. Şu mevkilerin hepsi onun emrinde: Kilit bakanlar ve bürokratlar, devlet havayolu şirketi Azal’ın Başkanı, Sermaye Piyasası Kurul Başkanı, Ekonomi, Gençlik-Spor ve Turizm Bakanı, İçişleri Bakanı(daha çok lokantalar bakanı gibi çalışıyor)ve Bakü Belediye Başkanı. Bakü, 3 milyon nüfusuyla bölgesel standartların bile ötesinde dev bir megakent ve inşaat sektöründeki patlamanın yanı sıra lüks restoranları, son model otomobilleri ve pahalı butikleriyle biliniyor. Kısa bir müddet önce, HAV’a boyun eğmeyen bir bakan çıktı ki kendisi aynı zamanda Batı yanlısı reformculardan biriydi. Bakan işten atıldı, hem de hakkında “darbeci” iddiaları ortaya atılarak (son on yılda otuza yakın bu tür darbe iddiası çıktı) İşten atılan bakanı bir de hapse tıktılar. Yerine ise mevcut ekibin en sadık adamlarından ve de Rusya yanlısı bir işadamı olan Haydar Babayev getirildi.


Babayev, ülkenin en büyük özel bankasına ilave olarak bir benzin istasyonları zincirine, petrol ürünleri depolarına, özel kliniklere, inşaat ve sigorta şirketlerine ve daha pek çok ticari tezgaha sahip. Yeni görevi öncesinde Babayev Azerbaycan Sermaye Piyasası kurulu’nun Başkanı idi ve sürgünde yaşayan ünlü Rus iş adamı Vlademir Gusinsky ile birliket çalışıyordu. Bir zamanlar Rusay Musevi Kongresi’nin başkanı olan Gusinsky şu anda İsrail’de oturuyor. Rusya’da 2000-2002 döneminde Most Bank adlı banka ve Rus NTV televizyon kanalının sahibiydi ama bu şirketler elinden alınmıştı. O zamanlar Gusinsky, şirketlerini kaybetmesine neden olan olayda Babayev’in parmağı bulunduğundan şüphe ediyordu. Babayev’in, KGB sonrasında türeyen bir sürü istihbarat örgütünün bazılarıyla ilişki içinde olduğunu düşünüyordu. Şimdi ise beraber çalışıyorlar. Gerci KGB bağlantısı, Mihriban Hanım’ın ekibinde pek de nadir rastlanan bir durum değil. Haydar Aliyev Vakfı, parasını şöyle elde ediyor: Kendi kontrollerindeki şirket ve müesseselelere ilave olarak işadamları, vakfa bağışta bulunuyorlar. Vakfın tepesinde her şey kuruşu kuruşuna hesap ediliyor. Kontrol altındaki bakanlar yeterli para vermezlerse ya da çalmaları gereken yerlerden kafi miktarda çalamazlarsa şiddetli cezaya maruz kalıyorlar.


Teşkilatın merkezi 19.yüzyılın sonunda petrol zenginlerine yaraşır son derece şık bir binada İtalyan ustaların elinden çıkmış gösterişli bir yapı. Devlet petrol şirketi SOCAR’ın da hemen karşısında. Vakfa bu binayı eski Ekonomi Bakanı vermişti. Eski bakan bu sayede vakfa boyun borcunu ödediğini sanmıştı. Ama bu bile bakanı kurtarmaya yetmedi. Yöneltilen asıl suçlama, kafasına göre hareket etmesi ve Amerikan Büyükelçisi ile sık sık buluşmasıydı. Yani eski bakanın yolsuzlukları, rüşvet yemesi, tekel ve mafya tarzı müesseseler kurması değil de siyasi sadakatsizliği ve patronun talimatlarına uymaması problem olmuştu rejimin gözünde. Bakü’de Mihraban Hanım’an HAV üzerinde temin ettiği fiili gölge liderliği artık giderek daha yaygın bir şekilde konuşuluyor. First Lady’nin kendi siyasi ihtirasları var. Üstelik bunlar her zaman da kocası ile aynı paralelde olmuyor. Aksi hale Mihriban Hanım’ın elde uttuğu muhtelif ünvanlara bir izah getirmek zorlaşıyor: UNESCO iyi niyet Elçisi, Milletvekili, PACE nezdindeki Azerbaycan heyetinin muhtemel lideri, Jimnastik Federasyonu Başkanı, Milli Olimpiyat Komisyonu Başkanı, bir derginin yazı işleri müdürü(ayrıntılı liste için: http://www.mehriban-aliyeva.org) gibi. Öyle ya, bir zamanlar da kocası benzer mevkilerden yola çıkmıştı: PACE heyeti başkanlığı, Milli Olimpiyat Komitesi Başkanlığı vb. Elbette First Lady’nin asıl meşgalesi Haydar Aliyev Vakfı ve onla beraber gelen, hesapsız-kitapsız milyarlarca dolar, tam hakimiyet, sıfır risk ve sorumluluk. HAV esas olarak bir para aklama makinesi gibi çalışan teşkilatın benzersiz ve sureten temiz “vitrinini” oluşturuyor. Mihriban Hanım’ın imajını parlatmak için başvurulan PR taktikleri o kadar abartılıyor ki, Hilary Clinton ve Eva Peron ile kendisi arasında anlamsız ve gayet de yanlış benzerlikler bulunmaya çalışılıyor(First Lady, daha çok Filipinler’in eski başkanı Ferdinand Marcos’un karısı İmelda Marcos’a benzetilebilir)


Bu imaj kampanyaları sırasında, First Lady, hükümet faaliyetlerinin de bir parçası olarak takdim ediliyor. Hatta bu durum zaman zaman kocası İlham Aliyevin’de aleyhine oluyor. İlham, irade gücünden yoksun, kumarda babasından kalma on milyonlarca doları kaybeden bir playboy olarak görünüyor. Bir de o para elbette babasının değil, Azerbaycan halkının.Yüz binlercesi fakrü zaruret içinde yaşayan Azerbaycanlılar’ın..Resmi istatistiklere göre bile ülke halkının yüzde 40’ı “çok yoksul” sınıfına giriyor.(yani günde 1 dolardan azla geçiniyorlar)yüzde 40 ise “fakir". Üstelik bir milyona yakın kişi de Karabağ savaşından dolayı evinden yurdundan oluşmuş durumda. Ve tüm bu gerçeklerin hakim olduğu Azerbaycan, Londra merkezli Transparency international gibi uluslararası merkezlerin araştırmalarına göre yolsuzluk liginde en baş sıralara oynuyor. İstihbarat raporlarına göre, gölge hükümetin çarkları şöyle dönüyor: Her bakanın çevresinde “yabancılar “ var. Bunlar, Bakü doğumlu Türk, İranlı ya da eski Sovyet vatandaşları olabiliyorlar. Bu şahıslar sadece resmi şirketlerin namına değil kendi adlarına da yurt dışı hesaplar açıyorlar. Paralar buraya gidiyor. Sözü edilen hesap sahiplerinin hepsine bir tür “çengel takılmış.”durumda. Bu çengel, siyasi ya da parasal olabildiği gibi akrabalar üzerinden de takılabilir. Azerbaycan’ın parası çoğunlukla Türkiye, Kuzey Kıbrıs, Dubai, İsviçre ve İtalya’da duruyor. Cumhurbaşkanı ve First Lady’nin toplam servetleri tama olarak bilinememekle birlikte on milyarlarca dolar mertebesinde tahmin ediliyor.


Sadece petrol ve petrol ürünleri ihracatından Cumhurbaşkani’nın (ki kendi iki yıl öncesine kadar devlet petorl şirekti SOCAR’ın başkanıydı ve o makam hala boş tutuluyor) yılda 500 milyon dolar “kazandığı “ hesaplanıyor. Rüşvet zarfları dağıtılmaya devam edildiği sürece, yolsuzluktan elde edilen para giderek artacak. Hele hele de petrol ihracatınının 2006’da muazzam bir artışa sahne olacağı hesaba katılırsa…. Amerikan yönetimi, batı ve özellikle de İngiltere, kimle ticaret yaptığı konusunda son derece dikkatli olmak durumunda(İngiliz şirekti BP tüm petrol ve gaz projelerinde ve konsorsiyumlarında ana ortak durumunda ve iddialara göre Aliyev ailesi ile gayri resmi ilişki kurmuş bulunuyor) En azından şuna dikkat etmek lazım: Azerbaycan petrollerini araştırıp çıkarma, ardından da petrol ve gaz boru hatları inşa etme konusunda BP ve Amoco şirketlerinin geçmişinde pek çok kara leke var. Bu boru hatlarının maliyetleri BP’nin baskısıyla sürekli artıyor, Azerabaycan rejimi de buna çanak tutuyor. James Giffen’in Kazakistan’daki rolüne benzer bir rolü muhtemelen Azerbaycan’da da oynayan birileri var.Ama işleri her zaman yolunda gitmiyor. Mesela Çek asıllı işadamı Viktor Kozheny (ve şürekası) hakkında New York’ta dava açıldı. Savcılar isim vermediler ama iddianamede “özelleştirme konusunda nihai söz sahibi “ bir şahıstan ve “ en üst düzey SOCAR yetkilisinden “ söz edildi. Bahamalar da bulunan Kozheny’nin Amerika’ya iadesi konusunda Bahama Dışişleri Bakanlığı kısa bir müddet önce onay çıkardı. her şeyin mubah göründüğü eski günlerde İlham Aliyev’in yakın çevresinde pek çok “danışman” vardı. Bunlar umumiyetle İngiltere ve Amerika’da oturan İran asıllı Azerilerde (Şeri Şahnavaz, Maksud Hummani, Ekber Gence gibi) Yolsuzluğa batmış rejimlerin er ya da geç devrileceklerini ya da değiştirileceklerini anlamak gerek. Halkın sabrı sonsuz değildir. Azerbaycan’ın durumu çok kritik, bu işlerin sonu felaket olabilir. Ülke İran’a dönüşebilir, milyarlarca dolarlık yatırım havaya gidebilir ve her şeyin ötesinde batı’nın bu ülke üzerindeki nüfuzu yok olabilir. Küresel enerji güvenliğinin bu çok önemli halkası ve Doğu-Batı enerji koridorunun bu kritik köprüsü elden çıkabilir. Çünkü, Azerbaycan rejimi hem korkudan hem de iktidarını sürdürebilmek uğruna kendisini Rusya ve İran’ın tehlikeli kucağına atıyor. Son seçimlerin Batı’da ve Amerika’da gördüğü tepkiler ardından Aliye ve teşkilatı Rusyaile münasebetleri güçlendiriyor. Özbekistan senaryosu gözlerimizin önünde tekrarlanıyor. Amerika’nın bu şantaja boyun eğmemesi lazım. Amerika sözüm ona dost ama çürümüş rejimleri destekleme hatasını Güney Amerika’da ve Ortadoğu’da çok yaptı ve bunun sonu hep hüsran oldu. Artık Aliyev’in alternatifi aktif olarak araştırılmalıdır . Vakit geçmiş değil.Üstelik Azerbaycan içinde bunu destekleyecek siyasi irade aranırsa bulunabilir.


« geri :: ileri »