BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
haberler son dakika




MEYDANLI KÖYÜ GAHANS Ana Sayfa | Profil | Arşiv | Arkadaşlarım

BU TÜRKÜ KÖYÜMÜN İLK TÜRKÜSÜDÜR26/8/2009
 

 GAHANS......

 
Erzurum, İspir İlçesi, Meydanlı köyü  web sitesine hoş geldiniz...
 

  MEYDANLI KÖYÜ

 GAHANS BALI

 

BU TÜRKÜ KÖYÜMÜN İLK TÜRKÜSÜDÜR     

 ÜRÜNLERİMİZ
line decor

 


 

 KÖYÜMÜN  TÜRKÜSÜ

Bu ezilmişliğin değil var oluşun bir türküsüdür. Hayata isyan etmeden geçmiş ile gelecek arasında bir köprüdür.

    Kurşunu havada tutamasan da kahpece gidişleri sevdaya dönüştüren namlunun ucunda ezgisi olmayan, uyanmayı ölüm anına bırakan Hayatta köyümü köylümü sevmesini bilenlerin türküsüdür.

İnsanlara boyun eğmeden, mücadeleyi kazanıp insanca sevmenin yaşamanın mutlu  olmanın. Var olmanın ötesinde var oluştur.

    Benim köyümün insanı  Kardelen misali azimle çalışıp sonuca varıştır. Kalbe giden yolu fethediştir. Bazen bülbül olup güle ilan-ı aşk ediştir. Kimi zamanda sevdaya yasak koyanlara inat sevdayı doyasıya yaşayıştır.
               Bu türkü benim köylümün  türküsüdür

 Benim köylüm benim köylüm    Eyyüp olup en güzelinden sabrediştir. Bazen de balık olup Yunus’u saklayıştır. Ya da Yunus olup balığın karnında sabırla bekleyiştir. Kim bilir belki de Sultan Süleyman olup enva-i çeşit kuşlarla muhabbet edip onlara hükümran oluştur. Kimi zaman da ateş olup İbrahim’i görünce gülistan oluştur. Bazen de sevdiklerini terk edişidir

   Bu türkü benim köyümün türküsüdür,

   bu türkü canısın,kuzuluğun,çatagın,kagarikin ve kopun türküsüdür

     kaderine yazılmış olsun olmasın  kurumuş bir otlak gibi  boynunu büküp önünde saygı ile eğilenlerin  temmuz sıcağında kar isteyen hastalarımın türküsüdür bu içten içe yanmanın ası olmamanın türküsüdür
   Bilinmeyen bir zamanda şiir gibi yaşamı görüp şairler gibi yaşayıştır. Bazen hayata karşı kor Ali gibi kayıtsız oluştur. Ömrün merdivenlerini kudala İsmail  gibi ağır ağır çıkıştır. Varlık sancıları içinde eğitmen gibi çile çekiştir. 50 sinde son noktayı bilen deli Ali gibi görebilmektir.. tabutunda güvercinlerin yolculuk ettiğini bilecek kadar hoca Mustafa gibi i gibi aşık olmaktır.  Yâda Ferhat gibi köyünü terk etmektir

     bu köyümün türküsüdür

    Yâda zencrilii gibi yağmurun geleceğini görmektir  , âşık nazım gibi gerçekçilik hacı Harun gibi adeletli,hacı Muştak gibi akıllı ,bayram gibi çığırtkan,hacı Tevfik gibi sakin ,kıço Recep gibi  temiz,imam Mustafa gibi konuşkan,kullahlar gibi doğru ,feyruz gibi şakacı,hacı şevki gibi kuduzum olmaktır. yada koplu deli ali gibi bir gerçeği bilendir.yada abbasın İbrahim gibi bağırmak hacı Aşur gibi misafir sever,kürt Mehmet gibi oturaklı,nallının Hasan olup arı gibi çalışmak,yada hacı cihan olup kız kaçırmasını bilmektir.yada duygularına inemediğimiz Azmi gibi sabırlı olmaktır,yada İsmail hakkı olup hayatı doymadan gitmek,hacı Ömer olup teraviyi uzun uzun kıldırmaktır,yada Yakup dede gibi yiğit olmaktır.yada Agah gibi ayakkabısız okumak,Nizamettin gibi ilim yapmak,hasan gibi sülalesini temsil etmektir. Yada Mehmet kaya gibi sessiz sedasız terk etmektir  köyüme duyulan özlem  
  Papatya tarlalarında, gelincik açmayan yollarında yarenle konuşmaktır, yemen ellerine gidip gelmeyenlere duyulan özlem,tandır başlarında küle düşen bebeğimin türküsüdür bu türkü

köyümün okumuş insanları  Yine nerelere gittiniz. Mabedimde ilim devşiren yürek  olmaktı sizlere duyulan özlem

             ah köyüm ah köylüm

        Elleri geven toplarkan kınalanan tezek yaparken siyahlaşan gözleri ile ibadet eden bitmeyen yoksulluğa kemençe vuran  doğum gününü bilmeyen dokuz canlı kızlarımızın türküsüdür bu türkü

Her gül bir kaderle açar ve her kuş bir kaderle uçar’ yüreğindeki sevgiyi ekin tarlalarına verip ekinleri kızartan o duygulu ak sakallı köylülerimin türküsüdür bu türkü   uzaktan yavuklusuna bakıp  duygularını dökmeyenlerin türküsüdür bu türkü

    ‘Yağmurlardan sonra büyürmüş başak, meyveler sabırla olgunlaşırmış’ Sadece bunu anlamak için olmak lazımmış, yanmak için pişmek lazımmış, ağlamak için dolmak lazımmış… Şimdi piştim, doldum ve oldum. Çağlayan nehirler vardır, kıvrım kıvrım akarlar. Hiçbir bent hiçbir dönemeç engel olamaz onlara. Geçerken görmezler etrafı ,nice yalçın dağları ve dahi vadileri.Ta ki kavuşmaya yakın sakinleşirler deryaya.İşte o an bir vuslattır sevgiliye.O an,bir fırsattır geriye bakmak için,o an bir fırsattır olmak,anlamak için ,yanmak için ,ağlamak için .İşte son fırsattır ,son çırpınıştır sana kavuşmak içindir köyüme köylüme duyulan özlem

    Elbette kış yerini bahara bırakacak, nazlı derecikte balıklar raks edecek, yine kekik kokusu saracaktı köyümün dağlarını… Gelincikler açacaktı sevdamın rüyalarında Oysa şimdi… dağları beyaz bir hüzün kaplamış,kuşlar sessiz,günler uykusuz ,geceler yorgundur senin sabırla hüzünle umutla  beklettiğin düşlerinin bıraktın  Ve gittin,yaşadığın bu topraklarda bir ok gibi süzülerek gittin.Bir yüzüme bakışını  unutmadım,bir de sessiz sedasız tahta bavulla köyümüzü terk edişini Bir daha görmedim seni ayrılık türküsünü söyledim aypansın karanlık gecelerinde.

      Yaylalara  bu denli karanlık olur mu?Bunca gürültüyle eser mi rüzgâr? Gözlerim kaşkonsta seni ararmı,  tandırdan sıcak ekmeğe özlem duyarsam bağırsam kayalardan o insanlar beni duyarmı Elleri duaya açsam canısın düzlerinde kabul olurmu,bu Fâni dünyada kalan ahir eti özler mi?Sığar mı ufacık bir yüreğe devasa bir çığlık.Sığar mı bunca hüzün ,bunca korku,bunca keder,bunca umutsuzluk küçücük bir yüreklere . Sıgarmı ,dev gibi acıları yüklenip taşıyabilir mi hiç?Sevgi yürekte durur mu hiç,suyun bardakta durduğu gibi Kalb, kalbe karşı olunca tutkulu bir sevdaya dönüşür mü sevgi?  Elinizden ümitler kaybolup gitti mi hiç.azgın bir nehir gibi kendini çöle vurmuş bu hasretlik bitermi  

          Bu türkü köylümün  türküsü
   Sesin son perdesinden yükselen ayrılıklar, yürek tellerimi koparta, koparta ağıtlar yakıyordu içimde. Gökyüzü yarı kapalıydı,.Karanlığa doğru baktım;bir yanımda hüzün ıslığı çalan yaratıklar,diğer yanımda ayrılık yüzünü gösteren elimi elinden çeken hasret kalmış duygular.Ne kadar yalnızlık hissi içimde uyandıysa , o kadar da kalabalık ve karmaşık duygular uyanıyordu içimde .Bazen birdenbire sevince dönüşüp tekrar ağır hüzünlere doğru yolculuk yaptıran sarmaşık duygular ve düşünceler tıka basa dolduruyordu içimi.Keskin bir acı vardı ve zehir gibiydi bu duyguların tadı.
     
     Şimdi hava soğuk .Hava üşümüş.Hava karlı.Sen bir uzun hava akıt içimize İnadına aşık oldum sana..Aşkın ne derece boyutlu olduğunu senden öğrendim.köyümde dizinin dibine bana elif be yi öğretenden öğrendim,orta odada aşık atıp bir günlük sevgiyi sırtıma vurduğumda öğrendim,konakta tel helvası çekenden tandır başlarında kocamana zil takandan öğrendim bu sevdayı bu aşkı köyümü köylümü sevmeyi.

Bu türkü bizim türkümüz kahansın türküsü

      Bir insanın susuz dudaklarına, titreyen ellerine,ince boynuna,orak tutan  dikenli  ellerine, köy  odasında  hükmeden sesine,gecelerin derin uykusuzluğunda deli gibi sevda oluşuna her gün bir ay gibi  içimde büyütüşüme yataklarda  arkadan koşup seni sevda ile emmen oynarken vuruşumda seni hep içime sardım sen hiç fark etmedin

Şimdi köyün yok dediler öldü dediler komşuluk yok dediler esiri olmuş inanmadım haykırdım benim köyüm bir cennettir dedim haykırdım benim köyüm bir cennettir dedim inanmadılar

        Kalbimi mezar yaptım oraya gömün dedim

         Tekbir aldı imam efendi! Namazını acele kıldılar:

  Götürmeden evvel sordular ‘Nasıl bilirdiniz?’

     Yağmur oldu gözyaşlarım. ‘cennettir !’ diye haykırdım

       herkes sustu ben yine bağırdım orası bir cennettir
           Ama dinlemediler beni alıp götürdüler kalbime bırakmadılar

           Şimdi  ellerimi kaldırmış dua ediyorum

           Köyüm  avuçlarımın içine sıkışmış hırsımdan dişlerimi sıkıyorum

           Bu türkü onun türküsü 

           İki bilinmeyen denklemdi çözemedim gitti

           Kördüğüm kılıçla çözülür

           Benim yüreğimde o gecelerin türküleri kaldı

           Bu türkü onun türküsü

   Tulumun çaldığı o yayladaki yankılar geri geldi hep beni çağırıyor  seni    çağırıyor onu çağırıyor

Hangi türküydü unuttum gitti,sen biliyorsan söyle bu türkü bizim köyümün türküsü olsun

Ellerine kına yakmış yaşmaklı gelinle burma bıyıklı köstekli saatini gösteren el ele tutuşmuş utancından bir birlerine sorgusuz bakan gençlerin türküsünü bilen varmı

                                      YILMAZ ÇALIŞKAN

Ziyaretçi Defterini Oku

Ziyaretçi Defterine Yaz

web tasarım : zafer ÇALIŞKAN