BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


MEYDANLI KÖYÜ GAHANS - KALEMİMİZDEN
MEYDANLI KÖYÜ GAHANS Ana Sayfa | Profil | Arşiv | Friends

KALEMİMİZDEN7/7/2007
 

 GAHANS......

 
Erzurum, İspir İlçesi, Meydanlı köyü  web sitesine hoş geldiniz...
 

  MEYDANLI KÖYÜ

 GAHANS BALI

  GİDİP GÖRMEDİĞİNİZ YER SİZİN DEĞİLDİR....  ÜRÜNLERİMİZ
line decor

 


 

DÖNERKEN GERİYE

Dönerken geriye yüreğimizi bıraktık dağ sümbüllerinde, eğrelti otunda, süthane çiçeğinde, dudak çatlatan yayla suyunda.

Yüreğimizi bıraktık, yayığında, ayranında, kuymağında, teknedeki somununda, hatırlandıkça ismi kokusunuda hissettiğiniz sarı çay çiçeğinde .

Yüreğimizi bıraktık kortoktaki ateşin, ruhumuzda bıraktığı gizemli atmosferinde, börtü böceğinde, on saniye bile içerisinde parmağınızı saklayamadığız molla piyarın suyunda, hiçbir esansın bile vermediği at kokusunda, tandıın başındaki  derin uykuda, heybet ve ihtişamıyla başı dumanlı oyuk  tepesinde,uzun bir yürüyüşten sonra yaylanın görünüp bize selam verdiği arhuli  yolunda.

yüreğimizi bıraktık, dik yamaçların gövüşlediği ve her karesinde bir hatıranın canlandığı patika yollarında yüreğimizi bıraktık. Karanlık gecelerde çıra kütüğünün aydınlattığı o doyumsuz köy odası  sohbetlerinde yüreğimizi bıraktık nefretin sevgiye, acının bala, dayanılmaz ruhi sıkıntıların, katmerleşmiş acıların şerbete çevirdiği topraklarda.

Selam sana yüzyılların kaderi yaylam, dostun dost, düşmanın da mert olduğu, kırk yıl sonra bile buram buram hasret kokan ata mirası yaylam.

Sevdam sevdalım, kar boranlım pus dumanlı, çocukluk dünyamdaki ilk düşünce dimağım, toprak anam, salıncağım, beşiğim yaylam.

Bana seni bir cümleye sığdır deseler ne derim bilirmisin? Ninem validem, ilk çelik çomağım, ilklerin ilkini öğreten ilköğretmenim

Dermansız bir sevdadır özlemin yakar içimi inceden inceden gelirde aklıma bazen kapkara tavada anamın yaptığı muhlamanın  dibini kazımak, akşamları bahçelerden çıkan üstü ceviz  yapraklarıyla örtülü sepetin içindeki dutu sezmek. Veya tavada kavrulan peynirden bir parça tadabilmek, halada üstü köz dolu pilekinin altında pişen baklavanın sesini dinlemek

Bunlar hayali gönlümde yadigar kalan fotoğraf kareleridir.

Bu puslanmış anılar bir hasret kabartır yüreğimde derinden derinden.

Hani nerde? Yüzyıllar boyu her sabah çıktığımızda kapıya karşımıza dikilen, göğümüzde gönlümüzde abideleşen mor sümbüllü dağlar. Atamın dedemin boy boyladığı, soy soyladığı, ektiği biçtiği çocuklarını doğurduğu cefekar toprak.

Bağıyla, bostanıyla hozanıyla tarlasıyla yapraklığıyla deresiyle tepesiyle yazıyla kışıyla bizim diyar nerde?

Geçerken yanından asırlık dost gibi sevgiyle baktığım ve her yıl beraber olgunlaştığımız, beraber büyüdüğüm kavak  ağacı, karşıdaki  eğri elma, kapıdaki bal kıza, üzerin çıkıp at bindiğim yol üstündeki siyah taş, zifiri karanlıkta bile koşa koşa yürüdüğüm patika yollar selam hepinize kucak dolusu selam.

Boğuluyorum artık ruhum ölüyor, hasretim sana hasretim taşına toprağına havasına suyuna.

Duydum bir hüzünlü tabloymuşsun artık meraların boş kalmış otlamaz olmuş otlaklarını hayvanlar, sefil kalmış yalakların içmez olmuşlar suyunu koyunlar keçiler sığırlar toprakta dolmuş içleri.

Mor dağlarda çoban ıslıkları duyulmaz olmuş, ağıl çökmüş, dam çürümüş yaylalarında.

Bir hayret kabarır gönül tenimde, kırat ile kara inek hatırıma gelir. Yüreğim burkulur, gözlerim dolar, gece gündüz düşlediğim hülyalarımda.

Alacağın olsun senin alacağın olsun senin zulmün yalanın entrikanın üzerine bina edilen şehir.

Alacağın olsun senin varoşlarında aç ve sefillerin, fabrikalarında ücretli kölelerin kenar mahallelerinde onlarca sefaletin, sokaklarında insan hürriyetinin katledildiği koca şehir

zafer ÇALIŞKAN