|
 |
BİZİMELLER NE GÜZEL ELLER....!
Memleket deyince herkes eski hayatindan bir kesit yazarak anilarini anlatiyor. O günlere duyduğu ozlemini dile getiriyor. Demek ki bugun bir çok insan memleketinden ayri yaşiyor. Onun için hep gözler arkada, gonüller hatiralarda dolasiyor. Ben de eski gunlere ama eskimeyen hatiralara dönerek duygularimi ve duşuncelerimi paylasmak istiyorum.
Bende bir köy çocuğu olduğum icin, hayatımın küçüklük yillari koyde geçti. Toprakla iç içe büyüdük, derelerde akan sularla birlikte yürüdük, otlarla ve çimenlerle kaynaştik, koyunlarla ve kuzularla oynaştik...
En çok agaçlarla dost olduk. Onlar ne vefali arkadaştılar oyle? Yapraklarini doküp dallarini kirsak da, bize hic darilmazlardi. Yine her bahar çiceklerle süslenirler, sonra yesil yapraktan fistanlarini giyerler, daha sonra da dallarının eli ile bize taze meyve ikram ederlerdi. Biz de dallarina salincaklar kurar, onlarla oynamak suretiyle dostluğumuzu gosterirdik. Bir agaçtan düsüp bir yerimiz acısa, o ağacin da bize acıdıgını bilirdik.
Koylerin en meşhur mekanlari ise, çeşmelerdir. Onlar gece gunduz hic durmadan şırıl şırıl akarken, bize de cıvıl cıvıl bir hayatin guzelliğini yaşatiyorlardi. Yani saflik, sadelik, temizlik, duruluk, sıcaklık veya serinlik deyince, hep köyümün yıllar onceki halini hatırlarım.
Biraz da arefe ve bayram günlerinden bahsetmek istiyorum. Bayramdan günler önce hazırlıklar baslardı. Once evde genel temizlik yapılır, odalar kireçle badana edilirdi. Anne ve ablalar, kocaman çali süpürgeleri ile avluyu bir güzel süpürürler, sonra da güzelce ıslatırlardi. Islak toprağın kokusu hala genzimdedir.
Büyüklerimiz, bayram sabahi çesmelerden zemzem akar derlerdi. Onun için sabah ezanindan önce testiyi bakraci kapan çesmeye koşardi. Biz çocuklarin da elleri kınalanır, saçlari taranir, cici elbiselerimiz giydirilirdi. Sonra büyüklerin ellerini öpmeye giderdik.
Bizim eller deyince, sadece kendi köyümü kastetmiyorum. Anadolu'nun her köyü bizim ellerdendir. Aşağı yukari her yerde ayni guzellikler yaşanmaktadır. "Orda bir köy var uzakta" diyorsak, o hepimizin köyüdur. Türküsüyle, ağıdıyla, halayı ile horonu ile hep bizi ifade eder, hepimize hitap eder.
Ama ben bizim elleri daha fazla ifade edemiyorum. Ne yapayim ben bir yazar degilim. Yazarların güzel yazılarini kendim yazmis gibi hepsi ile iftihar ediyorum. Benim de bu aciz ifadelerimi bu sekilde kabul etmenizi istirham ediyorum.
"BIZIM ELLER NE GUZEL ELLER" diyerek yazimi noktalarken, vatanin her karis topragini bizim eller olarak kabul ettigimi ifade etmek istiyorum.
Evet, ben de bizim ellerden bahseden bir yazi ile odevimi yapmaya calistim.
ZAFER ÇALIŞKAN
YALOVA
email:zafer2577@hotmail.com
HADİ GİDELİM
İstanbul’dan gelenlere imrenirdik çocukluk yıllarımızda. Bu imrenmede gelenlerin “caka” atmasının etkisi olsa da ne zaman gideceğimizin hayalleriyle yaşardık. Haksızda değildik hani. Zor bir coğrafyada doğmuştuk... Yaşamak, okumak, iş bulup çalışmak, sağlıklı kalmak her şey zordu...
Büyüklerimizin hikayelerini dinlerdik çocukluğumuzda.
Kaza geçirip yaralanan, ölenlerin acı hikayelerini...Yarı aç üç kuruşa çalışan, yaşam mücadelesi veren ama isyan etmeden, pes etmeden yaşamaya çalışanların hikayelerini...
Fırsatını bulan bir yerlere attı kendini. Sonunu düşünmeden. Çünkü, daha kötüsü olamazdı...
İstanbul,Bursa,Yalova,İzmit,Rize, Almanya, İsviçre. Neresi olursa...
Gittikleri yerlerde daha zor şartlara göğüs germeyi başardılar. Kendisi okuma yazma bilmezken, çocuklarını mühendis, doktor, avukat olarak yetiştirebilen bir toplum..
Ekonomik geri kalmışlık zincirini kırmak için uğraşırken, sosyal yönden fazla gelişemeyen bir toplum.
Bazı eksiklerine rağmen takdire şayan bir toplum...
Yine bu toplum, ciddi bir atılımı daha gerçekleştirme aşamasında.
Bu toplum kendisinin karnını bile doyuramayan ama “vatan” olarak benimsediği topraklara olmayan borcunu ödemeye başlamıştır.
Bu İnsanların şartlarını zorlayarak doğduğu topraklara akın etmesinin başka nasıl izahı olabilir..
En azından orda kalanlar yaşamlarını sürdürebilmeleri için.
Gittiğimizde selam verip çayını içebileceğimiz birilerinin olması için.
Yaşamlarını orada, yokluk içinde heba etmiş atalarımız için.
Gitmeliyiz...
Hadi gidelim!..
ZAFER ÇALIŞKAN-YALOVA
web tasarım : zafer ÇALIŞKAN
|
|