BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
Spor haberleri Benimblog.com satilikir / is for sale: info@anahaber.com




Medyum Burak

6/7/2008 - Aşk büyüsü;Bağlama Büyüsü;Sevgi Büyüsü

Aşk Büyüsü;Bağlama Büyüsü;Sevgi büyüsü;Giden sevgiliyi getirme;büyü bozma

 

Sorunlarınız Çözümsüz Değildir...

Sorunlarınız için buradayım..!  Medyum Burak sizlerle

mail:medyumburak@gmail.com

mail:burak@medyumburak.com


 

 

Baglantı

4/7/2008 - EBCED HESABI

"Ebced" kelimesi, Arap alfabesindeki harflerin kolay ezberlenebilmesi için, harflerin birleştirilmesiyle meydana gelen 8 anlamsız kelimenin ilkidir. Ebced, ilk kelimenin adı olduğu gibi, aynı zamanda diğer kelimelerin tümünün de adıdır. Yani ebced, eski alfabeye verilen addır. "Abcad, ebicad, ebiced ve abucad" da denmesine rağmen tutunmuş şekli ebcedir. 8 anlamsız kelime soldan sağa doğru şöyle sıralanır: Ebced, Hevvez, Hutti, Kelemen, Sa'fas, Karaşet, Sehaz ve Zazağ. Son kelime "Zazığlen" veya "Zazağlen" şeklinde de okunmuştur. Ebcedin menşei hakkında çok şeyler söylenmiştir. Bunların pek çoğu rivayetlerden oluşmaktadır. Alfabeyi oluşturan 8 kelimenin ilk 6'sının Medyen ülkesinin krallarının adları olduğu; 6 şeytanın adı olduğu; haftanın günlerinin her birinin adı olduğu; ilâhî isimlerin baş harfleri olduğu; Hz. Adem 'in cennetten kovuluşunun evreleri olduğu; İlâhî emirleri ve yasakları verdiği; Pers hükümdarı Sâbûr'un çocuklarının adları olduğu vs. gibi birbirinden farklı rivayet ve yorumlara konuyla ilgili kaynaklarda sıkça rastlanmaktadır. Bunun yanı sıra ebcedi dinî motiflerle açıklayan kaynaklar da vardır.

Ebcedin en büyük özelliği "Ebced hesabı" adı verilen bir işlemde kullanılmasıdır. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayı değeri vardır ve bu değerlerden istifadeyle bir çok konuda pek çok işlemler yapılmıştır. İşte bunların her birine bu hesabın adı verilir. Ebced alfabe düzeninin harfleri 1'den 9'a, 10'dan 90'a, 100'den 1000'e doğru numaralandırılır.

Ayrıca bu alfabede gözükmeyen "pe" harfi "be " gibi, "çe" harfi de "cim" gibi kabul edilerek onların sayı değerlerini alır.Eskilerin "hisâb el-cümel" dedikleri, ebced hesabının 4 çeşidi vardır: "Büyük", "en büyük", "küçük" ve "en küçük" ebced hesabı. Yukarıdaki tablo, eskiden büyük ebced (cümel-i kebîr) olarak ele alınmış, ama bugün küçük ebced (cümelsağir) olarak değerlendirilmektedir.Kullanıldığı Yerler Ebced alfabe düzeninde her bir harfin bir rakama tekâbül etmesi keyfiyeti, Türk-İslâm kültüründe, hemen hemen her sahaya yayılan bir kullanımı ortaya koymuştur. Rakamla ifâde edilecek şeyler yazıyla, yazıyla ifâde edilecek şeyler de rakamla sembolize edilir olmuştur. Kullanıldığı yerler kısaca şöyle sıralanabilir:

Günlük ihtiyaçlarda :

Özel notlar ve ticarî ilişkilerde kullanılmıştır. Meselâ: 100 akçe alacağı olan birisi alacaklı olduğu kişiye bir kağıt üzerinde bir kaf harfi yazıp gönderince hem alacağını istemiş, hem de konuyu aracıdan saklamış oluyordu.

İsim sembolü olarak :

İki veya daha fazla kelimenin sayı değerlerinin aynı olmasından istifadeyle birini söylemekle diğeri kastedilmiş kabul edilerek halk arasında kullanıla gelmiştir. Meselâ: "Muhammed" kelimesi 92'dir. "Aman' kelimesi de 92'dir. "Mevlevî" kelimesi de 92' ettiğinden bu kavramlar arasında bir alaka kurulmuştur.

En meşhurlarından biri şudur :

Aman lafzı senin ism-i şerîfinle müsavidir Anınçin aşıkın zikri amandır ya Resulullah .Keza bu konuda ilim = amel = say kelimelerinin sayı değeri 140'dır. Hem sayı değeri itibariyle hem de anlamca aralarında bir irtibat vardır. Hilâl, lâle ve Allah lafzı da sayı değeri bakımından 66 etmektedir. Bu husustan dolayı kültürümüzde hilâl ve lâleye daha özel bir yer verilmiştir.

Çocuğa isim verilirken :

Doğum tarihinin bir kelime veya bir, iki isimle belirlenmesidir. Hangi isimler çocuğun doğduğu seneyi ebced hesabıyla verirse, o isimlerden biri çocuğa verilmiştir. Meselâ: H. 1311'de doğan çocuğa "Mahmud Bahtiyar", "Süleyman Hurşid", "Yusuf Mazhari', "Ömer Rıza" ve "Recep Servet" gibi isimlerden biri verilebilir. Çünkü bunların her biri 1311 etmektedir.

Kitap ve Makalelerde :

Eskiden kitapların önsöz, giriş, takdim sayfaları ile numara almayan sayfalar hep ebced alfabesine göre numaralandırılmıştır. Kitapların ay ve sene kayıtları, yazı bölümleri ve madde başlıkları hep ebced düzenine göre tanzim edilmiştir.

Resmi devlet kayıtlarında :

Devlet arşivlerinde yer alan birçok resmî belgeler, tutanaklar, fezleke ve mazbatalar, tarihler başta olmak üzere vak'anüvis kayıtları, vakıf kayıtları ile sayım ve envanter hesapları hep bu hesaba göre tanzim edilmiştir.

İlimlerde :

Fizik, matematik, geometri ve astronomide sıkça kullanılmıştır. "Sa'fas" kelimesinin harfleri kullanılmıştır. Astronomide büyük rakamlar "ğayn" harfinin birkaç tekrarı ile de sağlanabilmiştir. Ebced hesabı, musikide de kullanılmıştır. Buna göre sesler ve perdeleri ebced alfabe düzeninden istifade edilerek oluşturulan bir "ebced notası" ile belirlenmiştir. Bu hesabın en çok kullanıldığı yerlerden biri hiç şüphesiz mimarlık tır. Özellikle Mimar Sinan, eserlerinde, boyutların modüler düzeninde çok sık kullanılmıştır. Temeli İslâmi kavramlardan oluşan bu hususa birkaç misal verelim: Süleymaniyede zeminden kubbe üzengi seviyesi 45, kubbe alemi 66 arşın yüksekliktedir. Ebced'e göre "Âdem' 45, "Allah" lafzı da 66 etmektedir. Yine Selimiye'de de kubbeyi taşıyan 8 ayağın merkezlerinden geçen dairenin çapı 45 arşındır. Kubbe kenarı zeminden 45, minare alemi buradan itibaren 66 arşındır. Süleymaniye ve Selimiye'nin görünen silüetleri 92 arşındır ki, bu da "Muhammed" kelimesinin karşılığıdır.

Cifr ve Vefk ilimlerinde :

Ebced hesabı ayrıca cifr, vefk gibi ilimlerde, astrolojide, define aramada da kullanılmıştır.

Tasavvuf ve Din ilimlerinde :

Ebced hesabının tasavvuf ve din ilimlerinde kullanıldığına şahit olmaktayız. Özellikle "Kelime-i Tevhid" veya "Esmâ-i Hüsn"a"dan bir ismin kaç aded zikr edileceği ebced tablosuna göre tayin edilir. Kur'an tefsirlerinde ve hatta Kadir gecesinin tayininde de ebcedin kullanıldığını bilmekteyiz.

Tarih düşürmede :

Ebced hesabının en fazla en fazla kullanıldığı yer hiç şüphesiz tarih düşürmedir. Bunun için o olayın tarihini verecek ustalıklı bir kelime veya mısra söylenir ki, hesaplandığında o olayın tarihi ortaya çıkar. İşte "tarih düşürme sanatı" adı verilen bu sanat divan edebiyatı boyunca kullanılmış ve bütün kültür varlıklarımızın kitabelerinde yer almıştır.

Eski ve gelecek olayların tarihlerini bulmada :

Özellikle Kuran-ı Kerim ve hadislerden yapılan çalışmalarla geçmiş ve gelecek olaylara ait tahminler yapılmıştır. İstanbulun Fethinin "beldetun tayyibetun..." cümlesinden çıkartılması gibi. Bediüzzaman said-i Nursi'nin Sikke-i Tasdik-i Ğaybi adlı eserinde bununla ilgili çok sayıda örnek bulunmaktadır.
Baglantı

4/7/2008 - İLMİ LEDÜN

İlm-i ledün veya ledünnî ilim, Allah ile ilgili bilgi ve sırlara ait ilim, gayb ve mârifet ilmidir. Allah, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: "Orada, kendi indimizden bir rahmet (vahiy ve nübüvvet veya uzun ömür) verdiğimiz ve ona ledünnî ilmi öğrettiğimiz kullarımızdan birini (Hızır'ı) buldular." (Kehf sûresi: 65)

Hem Sa'lebî'nin hem de İmâm-ı Rabbânî'nin ifâde ettikleri gibi, Hızır aleyhisselâm, güzel ahlâk sâhibi, cömert ve insanlara karşı çok şefkatliydi. Allah'ın izni ile kerâmet ehli olup, kimyâ ilmini bilirdi. Hak teâlânın bildirmesiyle ledünnî ilim verilmişti. Muhammed Pârisâ; "İlm-i ledünnî verilmesinde Hızır aleyhisselâmın rûhâniyeti vâsıta olmaktadır." buyurmuştur.

Senâullah-ı Dehlevî bu ilim hakkında şöyle demektedir: "Ledünnî ilim, çalışmak ve gayretle ele geçmez. İhsân edilen kimselere mahsûstur. Umûma şâmil değildir. Peygamberlere verilen ilimler ve vahyedilen şeyler ise, umûma şâmildir ve herkesi ilgilendirir. Yâni peygamberler, bunları, gönderildikleri kavimlere tebliğ etmekle, bildirmekle vazîfelidirler. Bu bakımdan peygamberlerin ilmi, ledünnî ilminden üstündür."

Seyyid Abdülhakîm Arvasi ise, şunları ifâde etmektedir: "Emîr Sultan hazretleri, ledünnî ilme sâhipti. Bu ilim yetmiş iki derecedir. İlk derecesinde olan, bir ağaca bakınca yapraklarının sayısını, bir denize bakmakla damlalarının adedini, bir çöle bakınca kumlarının sayısını bilir." Kıyamet yaklaştıkça, insanlar dinden uzaklaşmaya başlamaktadır. Eskiden kerameti görülen evliya çoktu. Fakat dinden uzaklaştıkça evliya azaldı, kerametler görülmez oldu. Ledün ilmi unutuldu. Sapıklar çoğaldı, keramet inkâr edilmeye başlandı. Kerametin hak olduğuna Kur’an-ı kerimden örnekler:

1- Hz. Süleyman, “Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir?” dedi. Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan önce, onu getiririm, buna gücüm yeter” dedi. İlmi ledün [ilmi batın] sahibi olan vezir Asaf bin Berhiya ise, “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm” dedi ve bir anda getirdi. (Neml 38-40) [Vezir de, cin de peygamber değildi. Vezir bu işi kerametle yapmıştı. Cin müslüman ise kerametle, kâfir ise sihirle yapacaktı.]

2- Hz. Meryem peygamber değildi. Kocasız çocuk doğurdu. Hz. Meryem mabette yaşar, yiyecekleri, kerametle hep yanında hazır olurdu. Kur’an-ı kerimde, (Hurma dalını kendine doğru silkele, taze hurma dökülsün.) buyuruldu. (Meryem 24) Hz. Zekeriya, Hz. Meryem’in yanında taze meyve ve yiyecekleri görünce hayret ederdi. İşte âyet-i kerime meali: (Rabbi Meryem’e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya, onun yanına, mâbede her girişinde orada bir rızık görür, “Ey Meryem, bunlar sana nereden geliyor?” der; o da: Bunlar, Allah tarafından” diye cevap verirdi.) [Ali imran 37]

3- Eshâb-ı Kehf’in kerameti de meşhurdur. Eshab-ı kehf, yiyip içmeden, bir zarara uğramadan 309 yıl uykuda kaldıktan sonra uyanmışlardır. Kur’an-ı kerimde, (İşte bu, Allahın kudretini gösteren delillerden biridir. Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın.) buyuruluyor. (Kehf 17, 18)

4- Hz. Musa’nın yanındaki gencin çantasındaki balık canlanıp suya gitmiştir: (Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balık şaşılacak şekilde denize gitmişti.) [Kehf 61- 63]

5- Kehf suresinin 63. âyetinden itibaren Hz. Musa ile ledün ilmi’ne sahip bir zatın kıssası anlatılır. Özetle şöyledir: (İkisi, [Hz. Musa ile bir genç] kendisine ilim verdiğimiz birini buldular. Musa ona, “Sana öğretileni [ledün ilmini] bana da öğretir misin?” dedi. O zat da: “Sen benim yaptıklarıma dayanamazsın” dedi. Sonra o zat, bindikleri gemiyi deldi. Hz. Musa, “Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin” dedi. Daha sonra, bir erkek çocuğunu öldürdü. Hz. Musa, “Masumu öldürdün, pek kötü bir şey yaptın” dedi.) Günahsız çocuğu öldürmek elbette çok büyük günahtır. Ama bunu yapan zat, kerametle biliyordu ki o çocuk, büyüyünce zâlim biri olacaktı. Onun yerine iyi bir çocuk verilmesi de istenmişti. Hz. Musa’ya “Ben sana, yaptığım işlere dayanamazsın demedim mi?” dedi. Demek ki o zat, Hz. Musa’nın dayanamayacağını da kerametle biliyordu. Hz. Musa’nın arkadaşı duvarları [kerametle] doğrultuverdi. O zat, Hz. Musa’ya bu işlerin hikmetini açıkladı. (Kehf 63-81) [Hz. Musa’nın arkadaşının [Hızır’ın] sahip olduğu ilme ilmi ledün deniyor. Bu ilmi ancak tasavvuf sahibi, keramet ehli evliya bilir, mezhepsizler bilmez.] Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: (İlmi ledün, sırrı ilahidir. Allah, onu salihlerden dilediğinin kalbine koyar.) [Deylemî]

İLM-İ LEDÜN

Türkçe'de kat, huzur, nezd sözcükleriyle karşılamaya çalıştığımız, bir mânâda "ınde" lafzının da müteradifi sayılan "ledün" kelimesi, "ilm-i ledün" şeklinde izafetle kullanılınca; gayb ilmi, esrar ilmi, Allah tarafından insanın gönlüne atılan ilâhî bilgi ve içe doğan hakikatlar mânâsına gelir. Başta, umum Enbiyâ ve Mürselîn olmak üzere, bütün evliyâ, asfiyâ, ebrâr ve mukarrebînin - bir başka zaman teker teker bu kelimelerin ne mânâya geldiklerini ifade etmeye çalışacağız - ilimleri, Cenab-ı Hak tarafından vahiy ve ilham ünvanıyla gönüllere ilkâ edilmiş bilgi ve marifet olması itibarıyla, hemen hepsi de bir çeşit ilm-i ledün sayılır. Hususiyle de, "ekrabu'l-mukarrebîn" olan İlm-i Ledün Sultanı'nın hem gayb-ı mutlak hem de gayb-ı mukayyetle alâkalı her türlü bilgi ve marifeti - bununla, gayb ilmi, esrar ilmi ve vicdan kültürünü kastediyoruz - ilm-i ledün nev'indendir ve O Ferîd-i Kevn ü Zaman, Süleyman Çelebi'nin:

Bu gelen İlm-i Ledün Sultanı'dır,
Bu gelen tevhid-i irfan kânıdır.

mısralarıyla seslendirdiği gibi, bu gizli ilmin tam bir hazinedârı ve bu hususî irfan havzının da bir marifet kahramanıdır. Ne var ki, böyle özel bir mazhariyet, bütün evliyâ ve enbiyâ, bütün asfiyâ ve mürselîn için her zaman söz konusu olmayabilir. Zira, ilm-i ledün, ilâhî feyz yoluyla, hususî bir kısım kimselerin kalbine atılan özel bir bilgi ve marifettir..ve böyleleriyle aynı ufku paylaşmayanların ondan anlamaları da mümkün değildir.

İlm-i ledün, her zaman zahirî şer'e muvafık olmayabilir. Bu gibi durumlarda meşhûdâtlarını "usûlü'd-dîn" prensipleriyle tashihe tabi tutmayanlar, bazen yanılabilecekleri gibi, kendilerine tâbi olanları da yanıltabilirler. Keşf ve ilhamlarını muhkemâta göre tesbit edenler ise her zaman, berzahî ufuklarıyla mülk ve melekûtu birden görür.. dünya ve ukbâyı bir vahidin iki yüzü gibi müşahede eder.. ve tilmizlerine gayb u şehadet âleminin vâridâtından ne kevserler ne kevserler sunarlar.!

Kur'an-ı Kerim, Kehf Sûresi'nde bu mazhariyeti hâiz, Allah'ın has bir kulundan bahsederken - Sünnet-i Sahiha bunun Hızır olduğunu söyler - "Orada bizim seçkin kullarımızdan, has bir abdimizi buldular ki, Biz onu nezdimizden hususî bir merhametle şereflendirerek kendisine (ilâhî esrar) ilmi öğretmiştik." (Kehf/18:65) şeklinde bir açıklamada bulunur. Tasavvuf erbabına göre işte bu ilim, ilm-i ledündür.. ve Hazreti Musa gibi "ülü'l-azm" enbiyâdan birisi, temelde, ilâhî bilgilerde tam metbû olmasına rağmen, münhasıran ilm-i ledün çerçevesinin belli bir motifinde Hazreti Hızır'a tâbi olarak o ilmin ihata alanını görmeye çalışmıştır. Sahîh-i Buhari'de bu farkı ortaya koyan şöyle bir rivayet vardır: Hızır, Hazreti Musa'ya "Yâ Musa, ben, Allah'ın bana öğrettiği öyle hususî bir ilme mazharım ki, sen onu bilemezsin; sen de öyle bir ilimle serfirazsın ki, ben de onu bilemem" der.

Evet, ilm-i ledün, umuma ait bir ilim olmaktan daha çok, hususî bazı kimselere Cenabı Hak'kın özel bir ihsanıdır ve onların dışındakiler her ne kadar değişik konularda daha fazla malûmat sahibi olsalar da, bu mevzuda ilm-i ledün erbabının gerisinde sayılırlar. Zira bu ilim - liyâkat, istidat, Allah'a yakınlık.. gibi hususların şart-ı adî planında vesilelikleri mahfuz - tamamen Allah'ın bir atâ tecellisidir ve kat'iyen kesbî de değildir. Bu itibarla da onun, ne okumayla, ne araştırmayla ne de daha değişik yollarla elde edilmesi söz konusudur. Evet o, Bu tamamen Allah'ın dilediğine tahsis buyuracağı bir lütuftur ve Allah, en büyük lütf ve ihsan sahibidir." (Cuma/62:4) fehvasınca hususî bir tecellinin unvanıdır.

Ne var ki, böyle bir irfan, insanlar nazarında, ne kadar cazip, parlak, büyüleyici ve ilâhî esrara açık olsa da, yine de enbiyâ-i izâmın mazhar bulundukları ilimler ondan kat kat yüksektir, objektiftir, herkese açıktır ve insanların dünyevî-uhrevî saadetlerinin de teminatıdır. Bu iki ilim arasındaki farklılığı şu şekilde vaz' etmek de mümkündür:

Hazret-i Musa'nın ilmi, insanların dünyevî hayatlarını tanzim ve uhrevî saadetlerini temine matuf bir "ilm-i şeriat", Hızır'ın ilmi, gayb ve esrarla alâkalı ledünnî bir mevhibe; Hazreti Musa'nın ilmi, insanlar arasında nizam ve asayişi teminle alâkalı ahkâm ve kazaya müteallik, Hızır'ın malûmatı ise sadece melekût eksenli bir kısım vâridattan ibarettir ki, buna "ilm-i ledünn-ü sırf" dendiği gibi "ilm-i hakikat" , "ilm-i bâtın" da denegelmiştir.. ve bu ilim, aynı zamanda ilâhî esrarın da en önemli kaynağıdır. Bir zat, bu mülâhazayı ifade sadedinde şöyle der:

Bakma ey hâce ilm-i kîl ü kâle,
Esrar-ı Hak'kı ilm-i ledünde ara..!

Bu itibarla da, ilm-i ledünle cehd ve gayret arasında bazı münasebetler söz konusu olsa da, temelde onun, talim ve taallümle doğrudan bir alâkasının olmadığı açıktır. Zira bu ilim, Cenab-ı Hak tarafından mahz-ı mevhibe olarak, bazı temiz gönüllerde bir kuvve-i kudsiye şeklinde tecelli etmektedir ve aynı zamanda bu tecelli, terakki sistemi içinde değil de tedellî çerçevesinde vukû bulmaktadır: Evet bu ilim, eserden eser sahibine, vücuttan vicdana akseden bir marifettir.. ve her şekliyle de keşf ve ilham kaynaklıdır. Ne var ki, böyle bir ilham bazen, farklı derecelerde tecelli ettiği gibi, seyr-i rûhânîsini Hazreti Rûh-u Seyyidi'l-Enam'ın vesayetinde sürdürmeyenler için, bir kısım şeytanî vesvese ve nefsanî hevâcisle iltibası da söz konusudur.

İlham, ilm-i ledünnün en önemli kaynağıdır ve hususî mânâsıyla olmasa da, ilm-i ilâhînin tecellileriyle alâkalı en geniş bir alanı işgal eder. İlham, insanın ihtiyarı dışında, onun gönlüne bir mevhibe olarak
tecelli edince ona "hâtır" denir. Ancak, bazen böyle bir hâtır veya ihtara, Hak'tan geldiği kendi karîneleriyle kat'î değilse, şeytanın belli şeyler bulaştırması da söz konusu olabilir. Kendi karineleriyle Hak'tan geldiği muhakkak olan bir ilhama rahatlıkla ilm-i ledün diyebiliriz. Böyle bir esintinin Hazreti "İlim"den geldiğinin en önemli emaresi, bu türlü vâridâtın Kitap ve Sünnet'e muvafakatıdır. Bu iki asılla test edilip de doğru çıkmayan hâtır veya sûfîlerin sıkça kullandıkları bir kelimeyle ifade edecek olursak, havâtırın, nefsin hevâcisinden ve şeytanın vesveselerinden olması ihtimalden uzak değildir. İşte, böyle bir ihtimalin bahis mevzu olmadığı bir hâtırın Hazret-i İlim'in tecellilerinden bir feyiz olduğunda şüphe yoktur.

Aksine, şeytanî vesveselerin bulaşmış olması muhtemel bulunan havâtır, şeytanî; içinde nefsin hazlarının duyulup hissedileni de "heces" veya hevâcis-i nefsanîdir ki, böyle bir aldatılma alanına itilen sâlik, hemen Cenabı Hak'ka teveccüh edip, durumunu, şeriatın muhkemâtına göre yeniden ince bir ayara tabi tutması gerekir.

Sûfiye, Hak tarafından gelip kalbde yankılanan hitaba "hâtır-ı Hak", melekten geldiği bilinene "hâtır-ı melek", nefis ve şeytan tarafından esip rûhu saran manevî şerarelere de "hevâcis" veya "şeytanî vesveseler" diyegelmişlerdir ki, bunların arasını tefrik edebilme biraz da "usûlü'd-din" ve "Sünnet-i Seniye" mizanlarını bilmeye vabestedir. Zira, bu türlü havâtırın bazıları şer'î prensiplerle test edilerek anlaşılsa da, bazıları, zahiren dinin temel kaidelerine muhalif olmamakla beraber, çok sinsi bir kısım şeytanî gaye, emel ve maksatlara bağlı cereyan edebilir ki, onu da bu işin erbabından başkasının ayırt edebilmesi oldukça zordur.



Resulullah sellallahu aleyhi ve sellem'den iki çeşit ilim aldım, bunlardan biri size anlattığım ilimlerdir, ikincisini ise söylersem boğazımı keserler, ikinci ilim esrar ilmidir. Herkes bunu anlayamadığı gibi Allahu Taalâ da onu herkese vermez."
insan aklının son idrak hududunda olan İlmi ilâhiyenin sır perdesi ilmi ledün
Ebu Hüreyre


Kur'anı Kerim'de kullara birçok ayetlerle bilgiler, Hak'ka yanaşmak usulleri bildirilmiştir. Bir de Kur'anı Kerimde bildirilmeyen birçok hudutsuz ayetlerde sünnetullah İle kâinatda cari her türlü hadisatın aslı gizlidir. Onun için (ALLEMEL İNSANE MALEM YALEM) ayeti ile bilmediğini insana öğretir. Kim?
Allah'ın kâinatda cari Kur'anda bildirilmeyen ayet ve burhanları... Resulü Ekrem efendimiz beşikten mezara kadar ilim peşinde koşunuz. Çin'de bile olsa arayınız, kâfirde bile olsa istifade ediniz buyurmuştur. Kâinatın yaratılışım dünyayı gezerek, evreni tetkik ederek bulabilirsiniz ayetleri vardır. Kur'anı Kerim'in bazı sûrelerinin başında HURUFU MUKATTAA kırpılmış ayetler manasına gelen, bunlar birçok ledünni, kâinatda cari bilinmeyen ayetlerin anahtarı mesabesindedir. Nitekim geçenlerde kaptan Kusto'mın Septe boğazındaki Akdeniz suyu ile Atlas Okyanusunun suyunun karışmaması ve balıkların bir taraftan öte tarafa geçmemesi, tuz kesafetinin ayn olduğu halde fizik ve kimyada bulunan kesiften hafife doğru olan ozmoz hadisesinin olmaması meselesi Rahman süresindeki ayetle ortaya çıkmıştır.
Bunun niçin böyle oluşundaki sır ledünnidir. O sırrı herkes bilemez tahammül de edemez.
Ayet: iki denizi salıvermiş birbirine kavuşuyorlar. Birbirine karışmaya engel bir perde var.
Baglantı

4/7/2008 - HAVAS (RUKYE) İLMİ

HAVVAS' IN ÖZÜ:

Havas ilmi genel kanıdaki düşüncelere rağmen sadece harflerin ve sayıların, esmaların veya ayetlerin sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli etkiler elde etmek için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara bağlı harf ve sayılar ile tılsımlar kullanılarak ve bu sistem üzerine kurulmuş basit bir ilim veya ilmin metodu değildir. Bu ilimlerin kendisine has özellikleri ve konuları vardır, bu ilmin kendisi ve lisanı evrenseldir. Bu ilimler ruh ve madde ile canlı ve cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve burçlar ile nebulalar ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca kainatta daha genişi evrende her şeyle bağlantılıdır.

Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve ulemanın bir sır gibi gizlediği ve açıkça öğretmediği ve öğretmekten de çekindiği vebal altında kalmaktan korktuğu ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı olmanın ve zarar görmeden ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır. Havas ilmini bilmek ve öğrenmek için önceden bilinmesi gereken kurallar ve önemli noktaları sırası gelince özet olarak anlatmağa çalışacağız, ama bundan önce bilinmesi gereken bu ilim yıldızlar ilminden bilinen veya bilinmeyen sırlarla alemi semalardan gelmiştir. Bu ilim insanlardan önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde mele küt ve cinler aleminde bilinen ve kullanılan birçok gizlilikleri, esrarı ve acayipliği içinde gizlemiştir.

Yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin kullanılışı melekler ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve uygarlıklar tarafından kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre gerektiği şekilde uygulamışlardır. İnsanlar bu bilgileri çok çeşitli yollardan elde etmişlerdir. Hatta kimilerine göre mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek; Bakara süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak verebiliriz.

Gerek ruhani varlıklar veya cinlerin bildiği kelamlar, bizzat insanlar için indirilmiş kutsal kelamları veya esmaları gizlemek ya da rumuzlamak amacıyla çeşitli şekiller, çizgiler veya tılsımlardan oluşan birtakım sayılarla sembolleşen vefkler ve tılsımlar oluşturulmuştur. Bazen de sırf sayılar kullanılarak bu ilim de çok çeşitliliklerle beraber çelişkiler de görülmektedir. Zıtlık veya yanlışlıklar ise bu ilimler kaynağından öğrenilmeyip kolaycılık (Kopyacılık) yolu seçilmiştir. Günümüzdeki kitaplar da görülen veya kullanılan tılsımlar yanlış zaman veya yanlış mekanlar da şart ve kaidelerine riayet edilmeden yazılıp hazırlandığından yapılan bir işin çoğu zaman neticeye ulaşmadığını görürüz. Bir de işi karıştıran esas mesele bu tılsım, sembol veya yazıların ilahi isimler ve semboller olmayıp cinler, periler veya ruhani varlık isimlerinden olduğu ibarettir. Veya çok daha iyisi melek üt aleminden bir melek ismi olduğudur. Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de şudur: Tılsım yazarken eskilerin kullandıkları diller ve yazılar çok eski kavimlerin dillerine göre yazıldığı için günümüze gelene kadar bir çoğu unutulmuş bir çokları da tahribatlara uğratılmıştır. Bu uygarlıklara ve dillere örnek olarak Mu uygarlığı Atlantis kavimleri ve eski kipti ırkı ile eski İbranice,eski Süryanice ve eski Arapça nın bazı lehçeleri ve eski Mısır yazıları, lehçeleri ve alfabeleri ki; bugün bunların bir çoğu unutulmuştur. Ve daha sonra esma ve ayetlerin manevi etkisini kullanma halidir ki; bu da bazı şartlara bağlıdır... Bunlar da özet olarak esma ve ayetlerin anlam ve etkilerinin kudretini bilmektir. Bu halde kendi içinde guruplamaktır. Bunları da şöyle özetleyelim; esma veya ayetin bilinen anlamının yanında bir de batını (gizli) anlamları vardır. Bunlar etki olarak farklı sonuçlar verirler ve sen bilmelisin ki; Kuran ı Kerimin anlamının anahtarını yüce Allah (c.c.) peygamberleri ve onun evliya kullarına ve rahmani olan meleklere lütfetmiştir.

Şimdi bunu sana biraz daha açayım şöyle ki; sözleri ruhsuz bedenler olarak düşün yani cansız cesetlerin hali olarak işte bu cesetlere ruh vermek sözlerin insan dilinden kelam olarak çıkmasıdır. Ama bu çıkışın mertebeleri ve kudretleri farklı farklıdır. Buna da kelam ilmi derler. Eğer sen hakkıyla dilden çıkan sözlere ruh yüklersen bu durum mecazi anlamdadır. Bu yükleyişle onu kudretlendirebilirsen o kelamla amaçladığın etkiyi hemen elde edersin. Çünkü kudretlenmiş ruhlar yani yüklenmiş sözler etki sahibidirler ve etkileyici olmasının yanında etkileyicileri de harekete geçirendirler.

Bu sırları sana biraz daha açayım bilmiş ol ki; bunların şekli ise iç içe girmiş daireler gibidirler. Yani dairelerden maksat sırların sırlarla örtülü olduğunu anlatmak istedim. Bir sır kapısını geçmekle mana alemine geçtiğini zannetme araladığın her sır kapısının ardından yeni bir sır kapısı karşına çıkacaktır. Bu sırlar aleminden geçiş süresince karşına çıkacak olan bir sürü engeller olacaktır. Bunları aşmanın yolu başta ihlas olmakla beraber kuvvetli bir iman yapısı irade ve teslimiyet gerektirmektedir. Bu geçeceğin sır kapılarını her araladığın da başka bir zaman ve boyuta geçeceksin. Tabi ki; sırları çözmekle bitiremezsin. Bu böylece devam eder gider. Bilmen gereken bilgi sorumluluk yükler ve gizli sırlar insana her zaman mutluluk vermez. Bu hal vefk ilminde görülür. Şöyle ki; nasıl harf üzere tertip olan vefkler nesneye ve cesede, sayı ile tertip olan vefkler ise ruha ve ervaha, karma olanlar ise her ikisine de etki ederse bu daireler de iç içe her hali kapsar ve halden hale geçirtir. Hal diliyle sana sırları tabir eyler her ilimden birer nebze tattırır. Bilmiş ol ki; rakamların, vefklerin ve çizgilerin ya da tılsımların ki; bunlar da harf ve rakamdır. Bunların da kendilerine özgü incelikleri ve hassaları vardır. Bunların da cümlesinin sırları sırlarla gizlidir. Yani özün özünden gelir. Bunların ve cümlesinin şifa, sevgi, nefret, hikmet ve kahriye v.s. ile ilgisi bu türden etkilerledir. İşte sana anlatılan bu havas ilminin özü dediğimiz halin de hali dediğimiz sırlarla örtülü sırlar dediğimiz hikmet ve ilim ve marifet ile ervahın ve büyük zatların öğrenilen ve öğretilen esma ve ayetlerle harflerin, sayıların, burçların, yıldızların, maddelerin, bitkilerin, hayvanların, canlı ve cansız nesneler üzerinde etkileriyle insanlar üzerinde dahi nebat ve hayvanata karşı şifa ve sevgi, nefret ile hassalarını inceler ve ayrıca öz olan ilim de; mevsimlerin belli mekanların, kara parçalarının, denizlerin ve ruhani alemlerdeki varlıkların, cinlerin, perilerin ve meleklerin etkili güçlerini ve ilahi bazı güç ve kudretlerin rica yada minnet edilerek şifa, sevgi ve nefret etkisi ile ve bunun dışında kalan halleri elde etmek için öğrenilen hallerdir.

Bu ilimler de bir de ebced ile başlayıp cifir ile devam eden ve ismi harf ilmi olarak bilinen ledün ilmi ve hal ilmi ile birleşen ve bunların tamamının özünü kapsayan özün özü dediğimiz sözün sırrı gelir. Ehli isen dinle marifetten hikmet eyle velakkin bu anlatacaklarım öyle kişiler içindir ki; onlar anlatacaklarımızı anlar ve de hakkıyla uygular. Bu yazdıklarımızı kavramaya çalış basit bir ilimmiş gibi yırtıp atma anlatacağım şeyleri anlatmam tabi ki olanaksız. Çünkü boynumuzda vebal olur,anlayan olur anlamayan olur, nasihate uyan olur uymayan olur, ehli olana kapalı kapı yoktur, kalbi saim olana rumuza gerek yoktur. Bu anlatacağımız olayların gerçekleşmesi ile değil olayların olacağı zamanların yaklaşmasıyla anlayacaksınız. Biz bu imajları ve manaları sisle kaplı bir vadiye dağıttık ama bu gerçekleri ruhsal saflığa ve hikmete ve marifete ulaşmış mütevazi insanlardan saklamadık hatta açıkça anlattık. Hele nur yüzlü insanlardan hiç saklamadık. Yüzünde nur olanın kalbinde hikmet pınarları vardır.Kalbe akan ilhamlar beyinde inkişaf eder, ruhunda ilim deryasına dönüşür. Sen o derya da bir gemi aklın ve vicdanın da kaptanın olur ve bunlar ruhun da ve ruhun da Ruhu Sultanda son bulur. Kendine kaptan yaparsan nefsini yolculuğun ve seyrin Şeytan ile birlikte yok olur.
Baglantı

18/6/2008 - Vefk

VEFK NEDiR?
 
Vefk’in sözlük anlamı uyumdur, vefkin sağdan sola, yukarıdan aşağıya veya bir köşeden diğer köşeye olan evlerindeki sayıların toplamı birbirine eşit olduğu için bu adı almıştır, dini terminolojide ise vefk, tesirli Dua demektir.
Vefk bir dörtgen içinde birbirlerini dik olarak kesen doğruların arasında meydana gelen dörtgenlere, belirli zaman ve şartlarda, belli kurallar ile sayılar, sayıların değerlerinde harfler, kelimeler yada sayıların, harflerin ve kelimelerin beraber yazılmasıyla meydana getirilen şekildir.

VEFK NASIL ETKİ EDER ?
 
Belirli bir amacı elde etmek için yapılan vefk, kurallarına uygun yazıldıktan sonra, derecelerinin hizmetlilerinin isimleri bulunur. Bu hizmetliler Dua ve yemin vasıtasıyla istenen işlerde Allah’ın (C.C.) izniyle görevlendirilir, böylece etkili olur.

VEFKLER KAÇ ÇEŞİTTİR ?
Verfkler her sırasında bulunan kare sayısına ya da özelliklerine göre isimlendirilir.
Örneğin bir sırasında 3 kare varsa üçlü, 4 kare varsa dörtlü…………..10 kare varsa onlu vefk, bulunduğu gruba göre, Toprak, Hava, Ateş ve Su vefki, bağlı bulunduğu gezegene göre, Güneş vefki, ay vefki olarak isimlendirilir. Vefklerin bunlardan başka daha bir çok çeşidi de bulunur.

VEFKLERDE KULLANILAN SAYILAR VE HARFLER HANGİ DİLE AİTTİR ?
 
Vefklerde kullanılan harfler ve sayılar Arapça harfler ve sayılardır.
 
VEFK NASIL YAPILIR ?
A
rap alfabesindeki harflerin Ebced hesabında sayısal karşılıkları vardır, vefki yapılacak kelimenin veya cümlenin harflerinin sayısal değerleri Ebced hesabı tablosundan bulunur, toplanır ve elde edilen sayısal değerin vefki yapılır.

EBCED HESABI NEDİR ?
 
Ebced kelimesinin anlamı alfabedir, biz nasıl Türk alfabesine bazen ABECE diyorsak, Araplar da kendi alfabelerine Ebced demektedirler.
Vefk ilmi de dahil olmak üzere gizli ilimlerde kullanılan 28 harfli Arap alfabesinin Ebced tertibine göre dizilişinin Hazret-i Adem’e ( A.S. ) dayandığı rivayet edilir. Bu tertip ile alfabenin kullanıldığı tarih süreci içerisinde, zamanla bu harflere sayısal değerler verilmiş ve Ebced hesabı oluşturulmuştur. Bu sayısal değerler bu işin uzmanları, alimler tarafından denenmiş etkileri ve sonuçları makul karşılanmış ve kullanılmaya başlanmıştır.

VEFKLERDE KULLANILAN İSİMLER VE KELİMELER NELERDİR ?
 
Kişiye özel yapılan Vefklerde, özel bir konuda başarılı olma gibi vs..kullanılan kelimeler genelde Kuran-i Kerim Ayetleri talebin kendisi veya Allah’ın (C.C.) isimleridir. Büyü ve buna benzer işlerde kişi ve şahıs isimleriyle beraber Esma, Ayetler ve başka birçok kelimeler de kullanılır.

VEFK YAPILIRKEN HANGİ BİLGİLERE GEREK VARDIR ?
 
Vefkin yapılış kurallarını bilmek gerekir, bundan başka, burçlar, burçların özellikleri, uğurlu gün ve geceleri, birbirleri ile olan dostluk veya düşmanlıkları, burçların yönetici gezegenleri, gezegenlerin birbirleriyle olan dostluk ve düşmanlıkları, gezegen
( yıldız ) saatleri, gezegenlerin tütsüleri, günlerin ve gezegenlerin hizmetlilerinin isimleri ve vefkin derecelerinin hizmetlilerinin isimlerini bulma metotlarını da bilmek gerekmektedir.
Vefk yapmak için gereken bütün bilgiler ileriki sayfalarda tablolar halinde sırayla verilecek, nasıl ve hangi şartlarda kullanılacağı açıklanacaktır. Örnek Vefk yapılırken kullanılan bilginin hangi numaralı tablodan kullanıldığı ve nasıl kullanıldığı belirtilecektir, ayrıca verilen her tablodan hemen sonra o tablonun ne işe yarayacağı ve nasıl kullanılacağı da anlatılacaktır.
Vereceğimiz bütün bilgiler gerektiği gibi doğru zamanda ve doğru şartlarda kullanılırsa Allah’ın (C.C.) izniyle başarı kaçınılmazdır.

 
VEFK YAPARKEN DİKKAT DİLECEK HUSUSLAR
 
Vefk yapılırken dikkat edilecek hususları Vefk’in yapım aşamaları içinde anlatalım.
 
Vefkin yapımı Üç aşamada gerçekleşir.
 
BİRİNCİ AŞAMA :
 
Vefki çizmeye başlamadan yapılması gerekenler.
 
1. Psikolojik olarak hazırlanmalı, istek ve amaç kesin çizgilerle belirlenmelidir. Birçok anlam ifade edebilecek ve sonuçları kolayca anlaşılamayacak isteklerde     bulunulmamalıdır.
2. Dua,Havas ve Esma okunurken dikkat edilecek hususlar defalarca okunmalı ve onlara kesinlikle uyulmalıdır.
3. Başarının Allah’tan (C.C.) olduğuna kalben ve ruhen inanılmalı, Dua etmeli ve başarı Allah’tan (C.C.) dilenilmelidir, çünkü her şeyin mutlak sahibi odur.
4. Yapılacak vefkin bulunduğu kitapta, o vefkin yapılma zamanı ve usulü ile ilgili bölüm yine defalarca okunmalı ve onlara kesinlikle dikkat edilmelidir.
5. Vefki çizmeye başlamadan önce o vefk için gerekli bütün bilgiler ( Burcunu, özelliklerini, saatini….vs ) hazırlanmalı vefkin müsveddesi yapılmalı ve o da     defalarca kontrol edilmelidir.
6. Kişiye özel vefk yapılacaksa ve vefkin yapılması için özel bir bilgi yoksa, o kişinin burcunun doğruluğu ve sair bilgiler kontrol edilmeli, burcunun özelliğinde ( su hava, toprak, ateş ) gezegenin gününde, saatinde yazılmalı ve okunacak Esmalar veya ayetler o saate denk getirilmelidir.
7. İki kişi için vefk yapılacaksa ve yine vefkin yapılması için özel bir bilgi yoksa yapılacak işte başarı şansının olup olmadığının bilinebilmesi için, iki kişinin     burçlarının birbirlerine olan uyumuna kesinlikle bakılmalıdır.
8. Vefkte kullanılacak Arapça harfler, kelimeler sayılar defalarca kontrol edilmeli ve gereken hesaplar doğru yapılmalıdır.
9. Vefkin dereceleri ve hizmetlilerinin isimleri çıkarılmalı, yemin oluşturulmalı ve kontrol edilmelidir.
10.Yapacağınız vefkin tütsüsü belirlenmelidir.

İKİNCİ AŞAMA :
 
Vefki çizerken yapılması gerekenler

11. Vefkin çizgilerini çizdikten sonra içini doldurmaya en küçük sayıdan başlanmalı, vefkte sayıdan başka harfler veya kelimeler varsa Ebced tablosundan değerleri bulunup hesaplanmalı ve sıra ona göre belirlenmelidir.
12. Vefki çizmeye başlamadan, niyet esnasında vefkin tütsüsü yakılmaya başlanmalıdır.
13. Çizim sırasında ve vefki yaptıktan sonra kesin başarılı olunacağı bir an olsun akıldan çıkarılmamalı ve başarı için Allah’tan (C.C.)yardım dilenmelidir.
14. Vefk için yapılacak özel bir zaman yoksa çizim için gece yarısından sonra bir zaman seçilmelidir.
15. Vefki güneş ve ay ışığından uzak tutmalı, vefkin bir Dua olduğu unutulmamalı, yazarken ona saygı gösterilmelidir.
16. Vefkin çizimi bittikten sonra, tüm satırların, sütunların ve bir köşeden diğer köşeye olan evlerin sayısal değerlerinin toplamı eşit olmalıdır.
 
ÜÇÜNCÜ AŞAMA :
 
Vefki çizdikten sonra yapılması gerekenler

17. Çizim bittikten sonra derecelerin hizmetlileri bulunmalı, yemin oluşturulmalı ve hizmetliler görevlendirilmelidir.
18. Vefk katlanmadan önce kendi tütsüsü ile tütsülenmelidir.
19. Özenle, su geçirmeyecek bir şekilde katlanmalı ve yere düşürülmemelidir.
20. Vefkin etkisinin çabuk gerçekleşmesi için okunması gereken Esmalar, Dualar gerektiği zamanda ve gerektiği sayıda okunmalıdır. Bu konuda da başarılı olabilmek için Dua, Havas ve Esma okunurken dikkat edilecek hususlar, defalarca okunmalı ve onlara
kesinlikle uyulmalıdır.
Baglantı

4/6/2008 - Papaz Büyüsü

-hayz kanı ile yapılan ve pagan dönemlerden kalan en etkili büyü çeşitlerinden birisidir...
-genellikle kadim süryani dili ile okunan dualar kullanıldığı için papaz büyüsü adını alır...
-kadının hayz günü başlangıcın daki ilk kan ile yapılır...
-sıcak ve soğuk şekli vardır...
-bir çok amaç için yapılır (bağlama,muhabbet,kısırlık,soğutma ve cinsel tercih değişikliği için)
-bazı ünlü bayanların genç erkekler üzerinde uygulattığı gibi bir rivayet te vardır...
Baglantı

4/6/2008 - Büyü Ve Sihir

NAZARNazar... (yani göz degmesi) bu kelime Arapca kökenli olup Türkçe karsiligi dikkatli bakis anlamindadir. dikkat'i bir nokta'da toplamak,yogunlasmak,heves etmek gibi yada çok istemek, veya kiskanmak gibi terimlerle tanimlanabilir ÜZERIMDE BÜYÜ VARMI? Büyüler Belirli Siniflarla Gruplanmistir:
Secere (Aileden Gelen Geçmişten Etki...)Çapraz ( Bir Kisiyi Birden fazla Farkli noktalardan yapilan )Mender ( Ayriligina Yönelik çok güçlüdür..)Zilhar ( Basit ama kisiyi iç sikintisini artiran tarz..)Burma ( Neye el atsa kurusun Iflas etsin...)Hahame ( Incil ve tevrat tan faydalanilir bir haham yada papazdan faydalanilir etkisi güçlü tarzlari barindirir.Hal arasinda Papaz Büyüsü de denir)Sereme ( Yildiz düşürmek ruhu hapsetmek için yapilir)Cannile ( Cin musallat etmek için yapilir..)Pindar ( Hayvan sakadatiyla yapilan hastalik felç büyü tarzlarini içerirKirca ( Aile de Anneyi babayi kardesleri birbirine düşürme ...)Elamme (Korku Hiper panik Karabasan v.b için Genelde Savaslarda ordulara karsi kullanilmistir...)Daha Yızlerce Büyü için bunlar Katagorize edilmis ve adlandirilmistir.1) Askta Her sey çok iyi güzel giderken birden biçak gibi Iliskiniz kesildi ise!
2) Isinizde Basarilisiniz Fakat Ne yaparsaniz yapin Düsündügünüzün Olmasi gereken olumlu sonuçları maddi olarak alamiyorsaniz!
3) Esiniz Artik size dokunmak hatta görmek dahi istemiyor Sizi Seytan gibi gürüyor yada Eski ilgisi ve davranislari tamamen degisti ise !.4) Mutlu ve Huzurlu olamiyorsaniz sürekli bas agrisi,Iç sikintisi,Ani panik ataklar,Süphecilik,Yanlizlik hissi,Kimseye güvenememe ,Uyku düzensizligi, Banyoda gözlerinizi kapali tutmaktan korkma ....daha sayabilecegim pek çok Rahatsiz edici huzur bozucu Halleriniz irade disi davranislariniz varsa mutlaka ,Ebced'i depna ya baktiriniz.
Erken Teshis sizi her zaman Hayatinizin birdaha geri dönüsi olmiyan yollara girmesine daha basinda Farkettirip Engelliyebilir.Ebced'i depna Seytanin Hiç sevmedigi bir kelimedir.Sizi kurtulusa
KARA BÜYÜ; NEDIR VE ÇESITLERI NELERDIR:
Kara büyü ; KÖTÜLÜK, Için yapilan büyüdür,.Kara büyü insanin hayatina sagligina mal ve mülküne evine-barkina-hayvanlarina yönelmis olan ,BÜYÜDÜR;
Sevisenleri-evli esleri birbirinden sogutmak ve ayirmak konusma kabiliyetini cinsi kudreti-uykuyu vs baglamak hisim ve düsman kabul edilen kisiyi hasta etmek.Kara büyü asil sihir ki bazi kimseler perilerin ve hususiyetle seytanlarin yani kafir cinlerin müdahalesiyle bu büyü islemini yaparlar.Halk arasinda bu tarz büyüleriyapanlar hos karsilanmaz.

Baglantı

26/5/2008 - Muska Nedir?

Muska , bir kağıda Kur’an-ı Kerim’den şifa verici ve koruyucu ayetlerin yazılması ile bunun üzerine nefes edilmesidir.Burada dikkat edilmesi gereken husus, sadece kağıda yazı yazmak sureti ile bir tesir meydana gelmez. Bunu yazan kişinin Yazılanlara manyetik bir nefes etmesi  işlem için gereklidir.

      Kimi insan nefesiyle, kimisi gözleriyle, kimisi elleriyle manyetik akım vererek cinlerden veya havadan gelen manyetik akımın sebep olduğu rahatsızlığı yok ederler. Hz. Peygamber rahatsız olanların bazılarına, bazı sahabelerin nefes etmelerini, okumalarını, muskaya bazı şifa ayetlerinin yazılmasını tavsiye etmiştir.

       Hz Peygamber sahabelerle beraber otururken, birden biri koşarak Ey Allah'ın Resulü "Beni akrep soktu" deyince, sahabelerden bir tanesi "Ya Resulullah, ben Rukye yapabilir miyim?." dedi. İzin alınca , Rukye yaptı, okudu, nefes etti. Rahatsızlık giderildi.

        Asrı saadet zamanında Hz. Peygamber kötülüğe ve şerre sebep olabilecek muska ve Rukye yi yasaklamıştır. İyilik ve sağlığa faydalı olabilecek muska ve Rukye ye izin vermiştir.  Hz. Aişe validemize nazar isabet edip, rahatsız olduğunda, Hz. Peygamber ona muska yazılmasını ve bunu üzerinde taşımasını tavsiye etmiştir.

         Hz peygamber hastalığından dolayı muzdarip olan insanlara Kuran’dan sure ve ayetleri okuyup nefes ederlerdi.Aynı zamanda ağrıyan  yerlere mübarek eliyle mesh ederlerdi ki bu bir manyetik pasdır bir biyo enerjidir.

Baglantı

26/5/2008 - CİNLER

Cin’in lugattaki manası gizliliktir, görünmeyen gizli varlıklar demektir. Cinlerin asıl suretini gören olmamıştır. Cinlerin hakikatini göremeyiz. Çünkü cinler metafizikdir manadır  görülmeyecek kadar latif varlıklardır.  

                    Kur'an'de iki yüzden fazla ayetler cinlerin yaratılışından varlığından insanlardan önce yaratıldığından bahseder ayrıca özellikle kuran'ın 72. suresi olan 28 ayetten müteşekkil cin suresi hep cinlerden bahseder. Bu bakımdan mutlak bir varlık olarak cinlerin inkarı İslam inancına göre mümkün değildir. Pozitif ilim de cinlerin varlığını ve görünmez olduklarını kabul etmektedir.

                    Cinler dünyadaki insan sayısının beş katıdır. Ömürleri 800 ile 1000 yıldır hatta daha fazladır.  insanlar gibi hayat şartları var. Birbirleriyle evlenebilir, hatta çoluk çocuk sahibi olabilirler.

                    İnsanları, dağları, taşları, ağaçları, yerleri, gökleri, denizleri ve nehirleri yaratan Allah, tıpkı onlar gibi birer varlık olan cinleri de yaratmıştır. Cinler de Allah (C.C.) tarafından yaratılmış olan tüm varlıkların gözle görülmeyen birer fertlerdir. Kur'anın ifadesine göre asıl maddeleri ateştir. Son derece latif ve ince cisimli oldukları için, gözle görülmezler. Tıpkı nurani olan melekler gibi. Onların gözle görünmemesi yokluklarını gerektirmez. Vardırlar ama görünmezler. Varlıkları Kur'an ve hadislerle sabittir. İnkarı mümkün değildir.

                BÜYÜK ALİM ŞEYH ŞA'RAVİ  buyururlar ki; " Gaybi işlerde dini meselelere gelince, bunlara iman etmek vaciptir. Mahiyetini ve keyfiyetini bilmesek bile. Çünkü imanın bir zirvesi vardır ki, o da Allah'a iman etmektir. Bir kere kendi isteğinle Allah'a iman ettin mi? Aklınla zirvenin altına girdin mi? Aklın alsın, almasın Allah'ın her dediğini kabul etmek zorundasın. Çünkü bilmemek ve görmemek de hiçbir zaman delil sayılmaz. Çünkü maddeyi gören gözler, manaya da inanmak mükellefiyetindedir. Yani bir şeyin varolduğunu bilmemek, o şeyin yok olduğunu göstermez.

                  A raf Suresi    Ayet : 27     Sayfa : 154

                  "Ey Adem oğulları, çirkin ve ayıp yerlerini kendilerine göstermek için ebeveyniniz olan Adem ile Havva'nın elbiselerini soyarak, şeytan onları nasıl cennetten çıkardı ise, sakın size de bir bela yapıp, sizi saptırmasın. Çünkü şeytan ve kabilesi kendilerini göremeyeceğiniz yerlerden onlar sizi görürler. Biz şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık."   

Ayet-i Kerime'den anlaşılıyor ki, insanlar cinlerin asıl şekil ve suretlerini göremezler. Ancak herhangi bir kılığa girerlerse mümkündür. Ama cinler her surette ve her zaman insanları görürler.

                    Hicr Suresi    Ayetler: 26 ve 27    Sayfa: 264

                    “Andolsun ki, biz insanı balçık haline gelmiş, kuru bir çamurdan yarattık.” “Cinleri de sizden önce, dumansız, azgın ve şiddetli ateşten yarattık.”

                    Rahman Suresi    Ayetler: 14 ve 15    Sayfa: 532

                    " İnsanı kurumuş, kerpiç haline gelmiş kuru bir çamurdan yarattık. " " Cinleri de dumansız bir alevden yarattık. "

1. İnsanların arasında bulunan, yerleşen ve göç eden cinlere, AMMAR denir.
2. Çirkinleşip şirret haline gelen cinlere ŞEYTAN denir.
3. Çocuklara musallat olan cinlere ERVAH denir.
4. Yaramaz ve güçlü cinlere de İFRİT adı verilir.
 

a. Kanatları vardır kuş gibi uçarlar.
b. Yılan, kedi, köpek, manda, keçi ve haşere hayvanlar şeklindedir.
c. Diğer bir sınıftır ki onlara hesap ve ceza vardır.
 

CİNLERİN   ÖZELLİKLERİ

                    1.Cinlerin kılıktan kılığa, şekilden şekle girme özellikleri vardır.

Cinler bir çok kılığa girdikleri gibi, daha çok insan kılığına da girmeleri mümkündür. Enfal Suresi    Ayet: 30    Sayfa: 181 ayetindeki ifade aynen şöyledir; Bir gün Kureyş kafirlerinin ileri gelenleri bir araya gelip,  'Muhammed'i hapsedelim mi? Öldürelim mi? Veya Mekke'den sürelim mi? '  diye birbirleriyle istişare ederken, cinlerin ilk yaratılanı şeytan, namı diğer iblis, üstü başı pis, kötü bir insan kılığında bunlara yanaşıp, öldürmeleri için vesvese ile telkin etmiştir.

                Hz. Ayşe validemiz bir gece cinler tarafından yatağından kaldırılarak yüksek bir mahkemenin huzuruna getirilir.  sebebini sorunca cinler aleminden bir müslüman cini öldürdün. Bunun mahkemesi görülecek, denildi. O da: Ben nerede bir cini öldürdüm dedi. Sen Kuran-ı Kerim okurken, bizim müslüman cin kardeşlerimizden birisi bir yılanın içine girerek seni dinlemeye geldi. Siz hanenizde o yılanı görünce öldürdünüz. Dolayısıyla içinde bulunan kardeşimizde öldü. Bunun hesabı görülecek. Bu Hadisenin sonunda barış ve anlaşma yapılarak. Olay tatlıya bağlandı.

                Cinler insanlar gibi canlı, şuurlu, ve akıllı varlıklardır. Yalnız akıl ve muhakeme konusunda insan daha üstündür. Cinlerin sürat ve görüntü verme, geçmişe gidip gelme gibi bizden üstün tarafları da vardır. Bununla beraber bizim gibi onların da ruhları vardır. Ruh sayesinde canlı kalmaktadırlar. Aramızdaki fark bizim ruhumuz molekül yığını yeni maddedir. Cinlerin ruhu ise bir enerji akımının içindedir.

                    2.Hızlılık özellikleri vardır.

                    Cinler sesten hızlıdırlar. Titreşim hızlılıkları saniyede 300.000 km den fazladır. Bir saniyede Dünyanın bir yerinden diğer yerine ulaşacak hızlılıktadırlar.

                    Neml Suresi    Ayetler : 38 ve 39    Sayfa : 381

                    “Süleyman cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil adamlarına dönerek, -Ey ileri gelenler, Yemen Sultanı olan Belkıs, Müslüman olarak gelmeden önce, tahtını, yetkisini bana hanginiz getirecek dedi.” “Cinlerden bir ifrit, -ben o tahtı sana yerinizden kalkmadan getiririm. Benim buna gücüm yeter, ona hiç bir zarar vermeyecek kadar, güvenilir ve eminim- dedi”

                   Yukarıdaki ayetin ifadesinden anlıyoruz ki, Hz. Süleyman Belkıs'ın tahtını Yemen'den getirmek isteyince, bir cin  ' Sen makamından kalkmadan,ben onu sana getiririm. Benim buna yetecek gücüm var ' demiştir. Süleyman (A.S.) Kudüs'te, getirilecek taht ise Yemen'deydi. Onu bir saniyede getirmek büyük bir hız ve büyük bir güce sahip olmak demektir.

                  3.Semaya çıkıp, semadaki haberleri çalıp öğrenme özellikleri vardır. Ancak, Hz. Peygamber’ in   doğumundan sonra bu yasaklanmıştır.

                      Peygamber Efendimiz (SAV)  yanında bulunan arkadaşlarına; " Herkese cinlerden bir arkadaş verilmiştir" buyurdular. Sahabe ; "  Ya Resulullah sana da mı cinlerden bir arkadaş verildi? " diye sorduklarında, Resulullah; "Evet, bana da cinlerden bir arkadaş verildi. Ancak Allah ona karşı beni güçlü kıldı. O cin müslüman oldu. "  buyurdular.

                     Cinler de inanlar gibi Allah'a ibadet ve itaat etmekten mesuldurlar. Bunlara akıl verildiği için yaptıkları işlerden sorumlu olurlar. Bu itibarla akıl sadece insanlarda, cinlerde ve meleklerde vardır. Hayvanlarda akıl yoktur. Zeka, his, içgüdü ve ilham vardır. İpek böceğinin ipek, arının bal yapması zekası, içgüdüsü ve ilhamı sayesinde olur.

                     Şuara Suresi    Ayet: 212    Sayfa: 377

                    " Şüphe yok ki cinler semaya çıkıp oradaki haberleri öğrenmelerinden, meleklerin sözünü işitmelerinden, gayb haberlerini öğrenmelerinden azledilmişlerdir. "

                    Mülk Suresi    Ayet: 5    Sayfa: 563

                    “Yemin olsun ki en yakın semayı kandillerle, yıldızlarla süsledik ve onları şeytanlar için atılacak taşlar yaptık. Bu taşlar meleklerden sır çalmaya gelen şeytanları öldürür veya sakatlar. Ve o şeytanlara çılgın ateş azabı hazırladık.”

                    Cin Suresi    Ayetler: 8 ve 9    Sayfa: 573

                    “ Cinler – Doğrusu biz semayı yokladık da, onu bekçiler ve gök taşları ile doldurulmuş bulduk.- “ “ Halbu ki biz Peygamberin gönderilmesinden önce, haber dinlemek için gök yüzünün bazı yerlerinde otururduk, haberleri öğrenirdik. Fakat şimdi kim haberleri dinleyecek olursa, kendisini gözetleyen yalın bir ateş buluyor. ”

                    Hz. Resulullah'ın doğduğu gece aşağıdaki sıralayacağım hadiseler ve mucizeler meydana gelmiştir.

1. Kabe’deki lat, uzza ve menat gibi kafirlerin taptığı yüzlerce put yere serilmiştir.
2. İran kısrasının MEDAYİN şehrindeki sarayının burçları yıkılmıştır.
3. Mecusilerin yani ateşe tapanların bin yıldan beri yanan ateşi aniden sönmüştür.
4. Mukaddes sayılan SAVA gölünün suyu çekilerek kurumuştur.
5. ŞAM tarafında bin yıldan beri kuru bir vadi olan ve suyu akmayan SEMAVE nehri dolup taşarak akmaya başlamıştır.
6. Hazreti  Peygamberin   doğduğu   geceden  itibaren  şeytan  ve   cinlerin  gayb   haberlerini  öğrenmeleri  için   semaya  çıkmaları yasaklanmıştır. Böylelikle kahinlere, sihirbazlara gayb haberlerini veremez olmuşlardır.

CİNLERİN   MELEKLERDEN   FARKI

                    1. Allah melekleri nurdan, cinleri ise ateşten yarattı.

                    Sad Suresi    Ayet: 76    Sayfa: 458

                    “ İblis,  ‘ Ben ondan daha hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. O’nu ise topraktan yarattın. ‘  dedi. “ Bu ayetin ifadesine göre, cinlerin mutlak suretle ateşten yaratıldığının kanıtıdır.

Hz. Peygamber buyuruyor ki;

                    " Melekler nurdan, şeytan ateşten, insanlar topraktan yaratıldı. "

                    2. MELEKLER Allah'a isyan etmezler. ŞEYTAN Allah’a isyan etti.

                    Kehf suresi    Ayet : 50    Sayfa : 300

                 “ Biz meleklere Adem’e secde edin dediğimizde İBLİS hariç hepsi secde etti. İBLİS cinlerdendi ve Allah’ın emrinden harice çıktı.  ‘ Ey insanlar, beni bırakıpta iblis ve onun zürriyetini dostlar mı ediniyorsunuz ?  Halbuki onlar size düşmandırlar. Zalimler için ne fena bedel. ‘ “  Bu ayetten anlıyoruz ki, şeytanlar cinlerin isyan eden ve Allah’ın emirlerine karşı çıkan gurubudur.

                    Tahrim suresi    Ayet : 6    sayfa : 561

                    "O melekler Allah'ın emrettiği hususlarda asi gelmezler, isyan etmezler, emir olunduklarını yaparlar. Allah'a baş kaldırmazlar. "

                  3. MELEKLER, yemezler, içmezler, üreyip, çoğalmazlar. CİNLER ise, yerler, içerler, üreyip, çoğalırlar. Sayıları insanlardan daha çoktur. Cinlerin latif ve ince varlık olmaları, üreyip çoğalmalarına engel değildir. Kendilerine iyiliği dokunan insanları ödüllendirirler, saygısızlık yapanları da cezalandırırlar. Bazı insanları etki altına alıp kendi isteklerine alet ederler veya kötü işler yaptırırlar. Hatta bazen insanlara aşık olan cinler bile vardır, bu durumda sevgililerini kaçırarak onlara sahip olurlar. İslamiyet açısından, iyi huylu "müslüman cinler" ve kötü huylu “kafir cinler“ de vardır. Bu tür cinler daha çok büyücülükle uğraşanların ilgisini çekmektedir. "Huddam" (hizmetçiler) adı altında bulunan bu cinler sayesinde hastalıkların iyileştirildiği, kötülüklerin defedildiği ve bir takım doğaüstü olayların meydana getirildiği varsayılmıştır.

CİNLER   NEREDE   YAŞARLAR

                    BİLAL BİN EL-HARİS ‘ den rivayettir :"Bir yolculuk sırasında Resulullah'la birlikte bir yerde konakladık, defi hacet için dışarıya çıktılar. Bende peşinden ibrik götürdüm. Yanına yaklaştığımda bazı insanların birbirleriyle kavga eder gibi, ağız dalaşı yaptıklarını gösteren sesler işittim. Hiç böyle ses işitmemiştim, sonra Resulullah geri döndüler, kendisine YA Resullullah ; senin yanında bazı erkeklerin kavga seslerini duydum.

                   Ama ağzından konuşan kimseyi görmedim, dedim. Rasulullah (SAV) müslüman cinler ile müşrik cinler birbirleriyle kavga edip, çekiştiler, beni aralarına hakem tayin ettiler. Kendilerini bir yerlere yerleştirmemi istediler. Ben de müslüman olan cinleri köy ve dağlara, müşrik olan cinleri de, dağlarla denizler arasına yerleştirdim buyurdular. “ Ayrıca cinler hamamlarda, mezarlıklarda, pis yerlerde, ahırlarda, çöplüklerde, ıssız yerlerde, duvar deliklerinde ve ağaç kovuklarında yaşarlar.

                    Peygamber Efendimiz(SAV); " Bana Nusaybinli cinlerden bir grup geldi, iyi cinlerdi. Benden yiyecek istediler, bende Allah'a dua ettim. Rastladıkları kemik ve tezekler onların yiyecekleri  olsun.  Tezek ve kemikle taharet almayın. Çünkü onlar cin kardeşlerinizin azığıdır.” buyurdular. Cinler insan artıklarını yerler. Cinlerin yemekleri besmele çekilmeden yenen yemeklerdir. Ayrıca tezek ve kemikler de onların yiyecekleridir.

                    Cinlerin insanlar gibi sosyal hayatları vardır. Onların da düğünleri, şenlikleri, toplantıları, seminerleri, konferansları vardır. Üreyip çoğalırlar. Yerler, içerler. Fakat onların yeyip içmeleri, koku duyusuyladır. Nefsani olarak doyarlar. Ayrıca cinlerin para kuru soğan ve sarımsak kabuğudur. Bunlar kesinlikle yakılmayacaktır. Aksi halde cinlerin hışmına uğrarsınız, yani zarar görürsünüz.

İNSANLAR   CİNLERLE   İRTİBAT KURABİLİR

                    İnsanlar cinlerle irtibat ve iletişim kurabilirler. Bu mümkündür. Ancak cinlere hükmedemezler. Cinleri tahakküm altına alamazlar. Bu yetki , Kuran'ın ifadesine göre Hz. Süleyman (A.S.)'a verilen bir yetkidir. Hz Süleyman'ın camdan sarayı vardı bu sarayı cinlere yaptırmıştır. Cinler metafizik aleminin sakinleri olması itibariyle, enerji ve ışından ibarettir.

                    Ben ve benim gibi özelliği olan insanların cinlerle konuşması mümkündür. Fakat bu konuşma, bu görüşme, bu irtibat ve iletişim fizik aleminin sakinlerinden olan insanlarla konuşur gibi değildir, çünkü insanlar metafizik değil fizikseldir ve molekül yığınından ibarettir. Beynimize gelen manyetik akımı sese dönüştürürüz. Bir çok insanların da beynine manyetik akım gelir. Ancak sese dönüştürmek, iletişim ve irtibat kurmak ayrı bir sanat, ayrı bir hüner, ayrı bir beceri ve ayrı bir özelliktir. 

                    Bazı insanların fizik aleminden metafizik alemine geçişleri mümkündür. İmam-ı Rabbani, İmam-ı Azam, Abdulkadir Geylani, Muhiddin Arabi, Mevlana Halid-i Bağdadi bunlardan bazılarıdır.

                    İnsan ruhu metafizik aleminde cinlerden daha hızlı, daha kabiliyetli ve daha kuvvetlidir. Hz. Süleyman (A.S.) cinlerden insanlardan ve kuşlardan  müteşekkil askerine, Sebe melikesinin tahtını hanginiz bana getirir dediğinde cinlerden bir ifrit, yerinden kalkmadan getiririm dedi.

                    Ehli kitaptan ve veliyullahdan olan  ayrıca Hz. Süleymanın veziri Asaf bin Berhiya ismindeki bir zat, gözünü kırpmadan getiririm dedi. Tahtı yanında gören Hz. Süleyman . "Bu hal, bu kuvvet ve bu kudret mutlak ve mutlak Rabbimdendir." deyip Allah'a şükr etmiştir.

                    Sad Suresi    Ayetler : 35, 36 ve 37     Sayfa : 456

                    “Ey Rabbim, bana öyle bir mülk, yetki ve ruhsat ver ki. Benden sonra hiç kimse de olmasın, muhakkak sen bütün dilekleri verensin, VAHHAB’ sın.” “Biz rüzgarı onun emrine bağlı kıldık, emri ile istediği yere rahatça akar giderdi.” “Cinleri de onun emrine bağlı kıldık. O cinlerin kimisi bina ustası, kimide dalgıçtı.

                        Enbiya suresi    Ayetler: 81 ve 82    Sayfa : 329 ve 330

                        “ Süleyman’ ın  emrine esen rüzgarı verdik ki, bu rüzgar O’ nun  emri ile içine bereketler verdiğimiz yere (Şam’a ) esiyordu. Biz her şeyi biliyorduk. " “ Cinlerden O’ nun için dalgıçlık edenleri ve daha başka işte çalışanları emrine verdik. Ve hep onları zapteden bizdik. “ 

                        Bu ayetlerin ifadelerinden anlıyoruz ki, Hz. Süleyman bina ve duvar ustalarına hanlar hamamlar, çeşmeler ve mescitler yaptırıyordu. Hatta Kudüsdeki Mescid-i Aksa’yı  cinlere yaptırdığı mütevatirdir. Cinlerin dalgıçlarına da Kızıldeniz’ den  inci ve mercan çıkarttırıyordu.

                        Neml suresi    Ayetler : 17 ve 18    Sayfa : 379

                    “Birden Süleyman için cinlerden, insanlardan ve kuşlardan teşekkül eden orduları toplandı. Bütün bunlar toplandığı yerden sevk ve idare ediliyorlardı.” “Nihayet Süleyman ve insanlardan, cinlerden, kuşlardan müteşekkil ordusu Şam’ daki karıncası bol olan, karınca vadisine vardıkları zaman, karıncaların hükümdarı olan bir karınca şöyle dedi; ’ Ey karıncalar, yuvalarınıza girin Süleyman ve müteşekkil ordusu sizi fark etmeyerek ezip geçmesin. ‘ “   

                    Ayetlerin ifadelerinden özet olarak anlıyoruz ki, cinleri tahakküm altına alanların HZ. Süleyman gibi bir güce sahip olması gerek.

CİNLER İNSANLARI ÇARPARLAR MI ?

                        Bakara Suresi    Ayet : 275     Sayfa : 48

                    “Faiz yiyenler, mahşer günü kabirlerinden, cinlerin çarptığı kişiler gibi kalkarlar”

Cinler bir nevi yelden ibarettir. İnsan ise sürekli nefes alır verir, bu yüzden cinler herhangi bir yerinden insan bedenine girerler. Bu şekilde vücudun herhangi bir organına rahatça tesir eder. Cinler ateşin duman tarafından yaratılmıştır. Duman ise insan vücuduna rahatlıkla girebilir. Sigara dumanının girmesi gibi. Ekseriyetle beyine yerleşirler.

                Çünkü oradan diğer uzuvlara kolay etki edebilirler. Hastanın dilinden konuşan bazı cinler de beyinde olduklarını haber verirler. Cinler beyine girip orada yerleştikleri gibi Vücudun herhangi bir yerine de yerleşirler. Sebepsiz ağrı ve sancıya sebep olurlar.

                    Cinler, bazı insanların beynine manyetik akım verirler. O manyetik akım insanın enerji ve elektrik üreten sistemini bozar. Artık o insanın rolantı bozulmuş demektir. Vücudun bazı organlarına elektrik gitmez. İnsanın sinirlerine, beyin sistemine tesir eder. Bu sefer vücudun ürettiği enerji ve elektrik akımı düzensiz hale gelir. En gelişmiş rontgen makinelerinin çekemediği, tesbit edemediği manyetik yaralar ve ağrılar ortaya çıkar. Manyetik akım zamanla hücre düzenine tesir eder. Biyolojik bazı rahatsızlıklara yol açar. Kişi artık psikolojik bir hasta durumundadır.

                    Bu gibi durumlarda kabiliyetli olup, elinde gözlerinde manyetik yoğunluğu olan kişiler, insanların hangi bölgelerinin hassas olduğunu, menfez ve kanalların nerede bulunduğunu, hangi yerden akım aldığını tespit ederler.

                     Peygamber Efendimiz(SAV) ;" Şeytan insanoğlunun damarlarındaki kana karışıp, kan gibi akar. " buyurmuşlardır. Çünkü, cinler insan beynine hulûl etme kabiliyetine sahiptirler. Hatta etki altına aldıkları kişiye bazı bilgilerde verebilirler. Onların insan bedenine girip, beynine yerleştikleri tevatüren doğrudur. Cinlerin kötüleri, insanın bedenine ve aklına verdiği zarar, ilk çağlardan beri iyi bilinir. Ancak bundan daha tehlikelisi, insanın dinine, imanına verdiği zarardır. Tedavisi Kur' anla mümkündür.

                    "Şeytanın Allah tarafından üzerine musallat edildiği insanı çarpması doğrudur. Bu Kur'an da açıklanmıştır. Şeytanın çarptığı insanda fiziki değişiklikler yapabilir veya beyin dalgalarını kontrol altına alıp istediğini söyletebilir" insanların cinler tarafından çarpıldığı ve bir takım değişikliklere sebebiyet verdiği teyit edilmiştir. Cinler insan bedeninin tamamına girer. Bedende ağrı sancı ve titreme olur. Uzun zamandır insan bedeninde bulunur.

                     Şeyh Abdülaziz Bin Baz; Cin çarpmasının Kur'an-ı Kerim ile tedavi edilmesinin caiz olduğunu kaydetmiştir. Bu da şeytanın insanı çarpması olayının doğru olduğunu gösteren bir başka delildir.

                    Al’i İmran suresi    Ayet : 175    Sayfa : 74

                    “ Cin ve şeytanlar sadece kendi dostlarına korku, heyecan ve zarar verir. Siz onlardan korkmayın. Gerçek manada inanıyorsanız, Benden korkun.”   Bu ayetin ifadesinden anlıyoruz ki; Zaaf duruma düşen insanları cin ve şeytanlar insan bedenine verdiği korku ve eziyetten dolayı basiretleri ve idrakları bağlanır. Aklı selim olmazlar, aklı evvel hareketlerde bulunurlar.

                     A raf suresi    Ayet : 200    Sayfa : 177

                   “ Eğer cin ve şeytanlardan bir korku ve dürtü sizi rahatsız ederse hemen Allah’a sığının. Çünkü O hakkıyla işitendir, her şeyi tam manasıyla bilendir.”

                    Müminun suresi    Ayetler : 97 ve 98    Sayfa: 349

                    “ Ey Resulum de ki, Ya Rabbi şeytanların kışkırtmalarından, taşkınlık, zarar ve vesvese vermelerinden sana sığınırım. Ya Rabbi onların huzurunda olmalarından da sana sığınırım. “

CİN   ÇARPAN   İNSANDAKİ   RAHATSIZLIKLAR

                    A : Cin çarpan insanda uyanıkken olan rahatsızlıklar şunladır:

1. Sebepsiz baş ağrıları, Beyin yorgunluğu
2. Kasılma, sinirlenme, tembellik, ibadet etmekte ve Allah'ı zikretmede zorlanma.
3. Herhangi bir uzuvda doktorların sebep bulamadığı bir ağrı veya sancı olur.

                    B : Cin carpan insanda uyurken olan rahatsızlıklar şunladır:

1. Uzun süre sağ sola döner uyuyamaz ancak, iyice dinlendikten sonra uyuyabilir.
2. Çok korkunç rüyalar görür. Rüyasında muhtelif hayvanlar görür. Uykuda çok ağlar, çok güler veya çığlık atar. Uyurken ah vah eder.
3. Yüksek bir yerden düşüyormuş gibi olur. Rüyasında kendisini mezarlıkta pis yerlerde ve korkunç yerlerde görür.

Aşağıda ki vereceğim sure ve ayetleri okumanızı tavsiye ediyorum.

1. Felak ve Nas sureleri.
2. Fatiha suresi
3. Ayetel Kürsü    Sayfa: 43
4. Al’i İmran suresi    Ayet: 175    Sayfa: 74
5. A raf suresi    Ayet: 200    Sayfa: 177
6. Müminun suresi    Ayetler: 97 ve 98    Sayfa:349

İlaçların en iyisi Hz. Kuran'dır. Hastaya okunursa hastalığı hafifler. Eceli gelmemiş ise iyi olur. Eceli gelmiş ise ruhunu teslim etmesi kolay olur. Duaların en kıymetlisi ve faydalısı Fatiha suresidir.

Haşr suresi    Ayet : 21    Sayfa : 549

                    “ Kur’anı bir dağın üzerine indireydim, dağı Allah korkusundan baş eğmiş, yerle bir olmuş görürdünüz. “  

Dağı yerle bir edecek kadar etkili, yeri delecek kadar tesirli olan Hazreti Kur’an karşısında, cini de, perisi de, büyüsü de, sihirbazı da hiçbir güç etkili olamaz. Samimi, candan ve yürekten Allah’a bağlanmak şarttır.

MÜSLÜMAN   OLAN   CİNLER

Zariyat suresi    Ayet : 56    Sayfa : 524

                    “ Biz, cinleri ve insanları bana ibadet etsinler diye yarattık ”

                     En'am suresi    Ayet: 130    Sayfa: 145

                    " Ey cin ve insan topluluğu, size içinizden ayetlerimizi, hak ve doğru olanı anlatan ve şu korkunç Mahşer gününüzün geleceğini haber verip sizi korkutan Peygamberler gelmedi mi ? "

Bu Ayet-i Kerimelerden anlıyoruz ki,  cinlerde insanlar gibi Allah'a ibadet etmekle mükelleftir.

                     Cin suresi   Ayet : 11    Sayfa : 573

                    “ Bize gelince, iyilerimizde var, başka türlü olanlarımız da. Biz çeşitli yollara ayrıldık. “  

Bu ayetten anlaşılıyor ki, müslüman cinler de var, kafir cinler de. Müslüman cinler insanlar gibidir, cennete gireceklerdir. Kafir cinler de, kafir insanlar gibi cehenneme girecektir. Çünkü cinlerin de mükellefiyeti vardır.

                     A raf Suresi    Ayet: 179    Sayfa: 175

                        " And olsun ki, biz ins ve cinden bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır, onlarla anlayamazlar. Gözleri vardır, onlarla göremezler. Kulakları vardır, onlarla işitemezler. İşte bunlar hayvanlar gibidir. Hatta daha şaşkındırlar."

                     Cin suresi   Ayetler : 1 ve 2    Sayfa : 573

                    “ Ey Resulum de ki,  ‘ Bana vahy olundu. Cinlerden bir gurup, bir taife Kur’an dinlemişler de şöyle demişler, - Gerçekten biz hoş bir ses, hoş bir Kur’an dinledik.“ “ Öyle bir Kur’an ki, hidayete götüren, irşat eden, böylelikle biz O’na iman ettik. Rabbimize asla şirk koşmayacağız- dediler. ‘ “

                    Bu ayetler cinlerin işitme ve düşünme kabiliyeti olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu ayetler cinlerin Kur’anı dinledikten sonra, orada bulunmayanlara Allah ve Resulıunun doğru yoluna girmeyi, O’nun izinden yürüyerek Allah’ın rahmetini kazanıp, azabından kurtuluşa erişmelerini tavsiye ettiklerini bildirmektedir.

                     Cin suresi    Ayet : 19    Sayfa : 574

                    “ Peygamber namaza durduğu zaman cinler birbirlerini ezercesine Kur’an dinlemek için O’ nun  etrafında toplanırlardı. “

                    Hz. Resulullah ashabıyla UKAZ panayırına giderken  ENNAHL vadisinde sabah namazını kıldırmış. Bir gurup cin namazda okunan Kur’anı dinlemişlerdi. Okunan Kur’anı dinleyen Yemen'de ki bir gurup Nusaybin cinleri idi. Sayılarının yedi kişi olduğu mütevatirdir. Orada bulunmayan arkadaşlarının, yandaşlarının yanlarına gittiklerinde aşağıdaki ayetlerden anlayacağımız şekilde, onları islama, Allah'a ve sakaleyn olan Hz. Resulullah'a tabi olmaya davet etmişlerdir.

                    Ahkaf suresi    Ayetler : 29, 30 ve 31    Sayfa : 507

                    “ Ey Habibim hatırla ki, cinlerden bir gurubu Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Onlar bunun üzerine vardılar, birbirlerine susun dinleyin dediler. Sonra kendi kavimlerin yanına döndükleri vakit  “ “ Ey kavmimiz biz bir kitap bir Kur’an dinledik. Musa’dan sonra indirilmiş olup, önceki kitapları tasdik ediyor. Hakka ve doğru bir yola hidayet ediyor. “ “ Ey kavmimiz Allah’ın davetçisine icabet edin. Ve O’na iman getirin ki, günahlarınız bağışlansın. Ve sizi acıklı bir azaptan korusun. “ 

                    İBN MES'UD (R.A.) şöyle demiştir; " Bir gece Hz. Resulullah (S.A.V.) ile beraberdik. Aramızdan birden kayboldu. Vadilerde ve dağlarda aradık, bulamadık. O geceyi hep endişe içinde geçirdik. Nihayet sabah olunca birde baktık ki, HİRA DAĞI tarafından geliyor. Kendisine  ' Ya Resulullah, Sizi kaybettik, aradık bulamadık. Bu yüzden bütün geceyi endişe içinde geçirdik. ' dedik. Şöyle buyurdu;  ' Bana cinlerden bir davetçi geldi. Onunla beraber gittim ve onlara Kur'an okudum. ' "

CİNLERLE   EVLİLİK   OLUR MU ?

                    İnsanların cinlerle veya cinlerin insanlarla evlenmesi mümkündür. Fakat ulemanın ekserisi bunu çirkin görmüştür. Hanefi alimleri ise cinlerle evlenmeyi caiz görmemiştir. Çünkü cinsleri aynı değildir.

                    İnsan, hücreleri ve moleküllerin yoğunlaşmasından, cin ise ışın şeklinde bir enerji akımından ibarettir. Farklı alemlerde, farklı boyutlarda, farklı yaratılışta olan insan ve cin; fizyolojik ve biyolojik manada bir araya gelip, birleşmeleri, yani izdivaç etmeleri imkansızdır.

                    Cinler insanlara ancak, his, heves, duygu verebilir. İnsanın şehevi duygularını tahrip edebilir. İnsanın beynindeki şehvet merkezlerini, manyetik akım ile harekete geçirebilir. Beyni hasta olan kişi bu hayali olayı gerçek zanneder. Ben cinle evliyim diye ilan edip, hayal ile hakikatı karıştırmış olur. İzah edeceğim ayette işaret edilen huzur ve sevgi gerçekleşmez.

                    Rüm suresi     Ayet : 21     Sayfa : 407

                 "Onlara gönül veresiniz diye, kendi içinizden , kendileriyle huzur ve mutluluğa kavuşacağınız eşler yaratıp, aranızda bir sevgi, bir muhabbet ve bir rahmet var etmesi, Allah’ ın varlığının alametlerindendir."

CİNLER   ÖLÜRLER Mİ ?

                    Rahman suresi    Ayetler : 26 ve 27    Sayfa : 533

                    “ Yeryüzünde yaratılmış olan her canlı fanidir. &

Baglantı

26/5/2008 - Nazar

NAZAR Çoğumuzun bilmediği, bir çoğumuzun da varlığına itiraz ettiği bir tehlikeyi anlatmak istiyorum. Bu tehlike, bugün ruhsal ve manevi rahatsızlık hisseden ve bunu hastahane hastahane gezip çare arayan fakat bu konuda en ufak bir mesafe bile alamayan insanlarımızın rahatsızlığının baş nedenidir. Sadece müslümanlar arasında değil, gayrimüslimler arasında da nazar inancı vardır. Nazar bir elektrik bir frekans ve kötü bir enerjidir. Bakışta önemli olan ilk bakıştır. Ona göre nazara karşı paratoner önlemler alınmalıdır.

            Günümüze kadar ilim adamları nazar değmesini araştırmışlar, böyle bir olayın var olduğunu kabul etmişler; ancak bu olayın nasıl meydana geldiğini anlayamamışlardır. Yani nazar  olayı gerçekten vardır, ama bu nasıl meydana gelmektedir? İşte bilim adamları bunu keşfedememişlerdir:

            Ancak bugün tekniğin gelişmesi ile asrın mucizesi olarak kabul edilen bio enerji ilmi sayesinde bu olay kanıtlanmış ve insanların gözlerini çok etkili morötesi ve kızılötesi ışınlar yaydığı, bu olayın da insanlar ve diğer varlıklar üzerinde büyük ölçüde tahribata neden olduğu anlaşılmıştır.

            İşte bu ışınlar insan makinesinin düzeni olarak kabul edilen "Bio ritm"i yani insanın biyolojikdengesini bozmakta ve insanlarda bitkinliğe, halsizliğe, hastalığa, hatta zayıf bünyeli insanlarda ölüme bile neden olmaktadır.

            Yapılan araştırmalar neticesinde görülen bir diğer gerçek de; bu ışınların doz ve oranının insanların KIZGIN, SİNİRLİ, HEYECANLI ve KISKANÇ anlarında daha da arttığı ve tahrip gücünün yükseldiğidir.

            Bazı insanların çok beğendikleri insanlara veya mallara, bakışlarıyla ve sözleriyle zarar verdikleri tarih boyunca görülmüş bir gerçektir. Siz de kendi hayatınızda, durup dururuken bardağınızın kırıldığına, vazonuzun veya aynanızın çatladığına, yeni aldığınız ve üzerine titrediğiniz bir eşyanın durup dururken bozulduğuna şahit olmuşsunuzdur. Yahut da kendinizi çok sıhhatli ve zinde hissettiğiniz bir anınızda birden bire halsizleşip, sebepsiz bir yere hastalandığınız olmuştur. Bu olayların  nedeni ve sebebini bilmediğimiz nazar olayıdır. İşte bu nedenle islam alimleri Kur'an-ı Kerim'den aldıkları ilhamla nazar değmesi olayını kabul etmişler, nazardan korunmak için kökü ayet ve surelere dayanan bazı korunma yolları tavsiye edilmişdir. Bunların başında kalem suresinin 51 ve 52. ayetleri gelmektedir.

            Kafirler bu sure ile bundan önce Kur'an'ı ilk işittikleri zaman onu nazım ve manasıyla belegatının yüksekliğini, Peygamberin (S.A.V) O'na mazhariyetini son derece kıskanmış, bütün kötülük ve kıskançlık dolu bakışlarını ona dikerek ve onu yiyecekmiş gibi bakarak yok etmeye çalışmışlardır. İşte onun üzerine bu Ayet-i Kerime nazil olmuş ve Peygamber'i (S.A.V) bu kötü durumdan haberdar ederek onlara karşı tedbir almasını sağlamıştır. Ayrıca Nazardan korunmak için insanın kendisine sürekli olarak "Maaşşallah" zikirini çekmesi de çok faydalıdır.

            Nazar hasetten doğar. İnsan haset ettiği zaman içindeki kötü düşünceler, gözleri vasıtasıyla, haset olunan kimsenin üzerine etki eder. Haset insanlardan olduğu gibi cinlerden de olabilir. Haset etme bakımından, görenle görmeyen aynıdır. İnsan kendi nefsini kendi malını ve kendi evladını da nazar edebilir . Bir gün Peygamber Efendimiz'in evine bir cariye gelir. Yüzünü sararmış olduğunu görünce, yanındakilere "Bunu okutun. Çünkü bunda göz değmesi var." buyurdular.

            Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (SAV) “Hasetten sakının, çünkü ateşin odunu yediği gibi, hasette sevapları yer” buyurmuştur

            İbn-i Abbas’tan rivayet edildiğine göre Peygamber (SAV) “Eğer kaderi geçecek bir şey olsaydı, nazar olurdu, eğer nazar olduğunuzu anlarsanız gusl ediniz”  buyurdular.

            Hazreti Aişe’den rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (SAV) “Nazardan Allah’a sığınırım. Muhakkak nazar (göz değmesi) haktır” buyurdular.

            Cabir (RA) ‘den rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (SAV) “Nazar insani kabre, deveyi kazana sokar, Allah’ın kaza ve kaderinden sonra, ümmetimden ölenlerin ekserisi nazardandır” buyurdular.

            Yusuf Suresi Ayet : 67, Sayfa 244

            “Yakup, oğullarına –Ey evlatlarım, Mısır’a yani şehre girerken, bir kapıdan girmeyiniz, farklı kapılardan girin dedi.”   Hz. Yakup (AS) evlatlarına, şehre girerken muhtelif kapılardan girmelerini emretmesi, onlara göz değmesinin vereceği zarar ve kedere uğramalarından korktuğu içindir.

            Nisa Suresi Ayet : 54,   Sayfa 88

            “Onlar Allah’ın lütfundan, ihsanından, rahmetinden, mülkünden ve hazinesinden, insanlara verdiği nimetler için, insanlara haset mi ediyorlar”

            Kalem Suresi Ayetler : 51 ve 52,   Sayfa 567

            “Ey Habibim, kafirler okuduğun Kur’an’ı işittikleri vakit hasetlerinden dolayı, gözleri ile az kalsın seni devireceklerdi. Senin için -o gerçekten bir delidir- diyorlardı. Halbu ki, sen alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygambersin. "    

            Değerli okuyucularım Kafirlerin Hz Peygamber ( S.A.V ) için delidir , mecnundur diyorlardı bu kötü ifadelerden dolayı muzdarip olan üzülen peygamberini teselli etmek için kalem suresinin son iki ayetlerini vahi yoluyla gönderiyor Ey habibim üzülme sen o kafirlerin dediği gibi bir mecnun bir deli değilsin alemlere rahmet nur ve rehber olarak gönderilen bir peygambersin.

            Tefsir-i Kebir'in yazarı  zamanın büyük alimlerinden Fahrettin Razi hazretlerinin beyanına göre, Beni Esved kabilesinden göz değmesi ile meşhur olan insanları Hz. Resulullah'a gönderip, baktırırlardı. Söz konusu ayetler bu hususta nazil olmuştur.

Baglantı

26/5/2008 - RÜYA

RÜYA HAKTIR. Hz. Peygamber'in gördüğü rüya, Mısır hükümdarının gördüğü rüya, Hz. Yusuf (AS)' nin gördüğü rüya, Hz. İbrahim (AS)' nin gördüğü rüya, Hazreti Ömer (RA)' in gördüğü rüya vardır. Dolayısıyla Kur'an-ı Kerim' de rüyaların hakikati ile ilgili bir çok ayetler vardır.

Fetih suresi   ayet 27   sayfa  515. 

                    " Yemin olsun ki, Allah Peygamberine o rüyayı doğru olarak gösterdi. " Peygamber Efendimiz, Hudaybiye seferine çıkmadan Mekke'nin fethedileceğini ve ashabı ile Mekke'ye girdiğini rüyasında görmüştür.  Bu ayet onun için nazil olmuştur.

                HZ ÖMER (RA) Medine' de bir rüya görür. Kırmızı bir horoz gelmiş göbeği ile kasığı arasını bir kaç kere gagalamış. Abdullah Bin Cafer'in annesi, Ümeys kızı Esma' ya Hazreti Ömer (RA)' nın gördüğü rüyanın yorumunu yaptırmışlar. Yapılan yorum aynen şöyledir.  Ümeys kızı Esma şöyle demiş; " O emir el müminin olan Hazreti Ömer' e söyleyin hemen vasiyetini yapsın. Çünkü Acemlerden bir adam O'nu öldürecek. " demiş.  Ve nitekim bir sabah namazında Mıgire Bin Şube' nin kölesi olan Ebu Lulua adındaki bir kafir tarafından şehit edilmiştir.

                HZ HATİCE (RA) rüyasında, gökten ay inip koynuna girdiğini, ayın nuru koltuğundan çıkıp, bütün alemi aydınlattığını görür. Sabahleyin bu rüyayı akrabasından olan Varaka bin. Nevfel'e anlatır. Varaka'nın tabiri aynen şöyledir; "Ahır zaman Peygamberinin seninle evleneceğine, Senin zamanında O'na vahiy geleceğine, dininin nuru alemi aydınlatacağına, en önce O'na iman edenin sen olacağına, O peygamberin Kureyşden ve Haşimoğullarından geleceğine alamet ve işarettir." yorumunu yapar.

                ERTUĞRUL GAZİ  Osman Gazi doğmadan bir gece ruyasında ocağında bir suyun kaynayıp gittikçe çoğaldığını büyük bir deniz haline gelerek bütün yer yüzünü doldurduğunu gördü uyanınca gördüğü rüyayı bir Allah c.c dostuna anlattı rüyanın tabir edilmesini istedi. O da Ertuğrul gazinin rüyasını senin bir çocuğun doğacak O ve suyu bütün yeryüzüne yahut da büyük kısmına hükmedecekler şeklinde tabir eyledi. Bir kaç gün sonra da Osman Gazi dünyaya geldi.

                OSMAN BEY, sık sık Şeyh Edebali'nin ziyaretine gider, öğütlerini dinlerdi. Misafir olarak kaldığı bir gecede gördüğü rüya şöyleydi: Şeyhin koynundan çıkan bir ay geldi kendi koynuna girdi. Göğsünde bir ağaç bitti. Öylesine büyük ve ulu bir ağaç oldu ki, dalları ve kökleri tüm Dünyayı sardı.

                     Gölgesi bütün yeryüzünü tuttu. İnsanlar o ağacın gölgesinde toplandılar. Koca dağlar ve dağların eteğinden çıkan coşkun sulara hep o ağaç gölge etti. Osman Bey rüyasını Şeyh Edebali'ye anlatır. Edabali rüyayı şöyle yorumlar: Ey oğul Osman, padişahlık sana ve soyuna kutlu ve mubarek olsun, kızım senin helalin olsun dedi.  Bir rüyadan doğan Osmanlılar tam altı asır Dünyaya egemen olurlar, hakim olurlar. Otuzaltı padişahtan kimi elli yıl, kimi ancak bir kaç ay saltanat sürdü. Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey öldüğünde, kılıcından, elbisesinden ve mühüründen başka bıraktığı miras yoktu.

                FATİH SULTAN MEHMED HAN’ın başında bulunduğu ordu Otlukbeli yakınlarında konaklamıştı. Padişah o gece bir rüya gördü. Bunu Ulemadan olan sadrazamına anlattı: “Rüyamda ya bayram yada düğün gibi bir kalabalık ortasında bulunuyordum. Kalabalık arasından Uzun Hasan pehlivan kıspeti giymiş bir şekilde ortaya çıkıp durdu. ‘Var mı benimle güreşecek, kendine güvenen pehlivan?‘ diye bağırmaya başladı.

                    Bunları bana bakarak ve meydan okuyarak söylüyordu. Bende bir pehlivan kıspeti giyerek meydana çıktım. Dövüş sırasında bir ara Uzun Hasan benim gafletimden yararlandı. Üzerime hücum ederek beni dizlerimin üzerine çökertti. O anda sanki Dünya başıma yıkılmıştı. Uzun Hasan’ın ikinci hamlesini yapmasına fırsat bırakmadan ayağa kalktım. Bana yaklaştığında göğsüne öyle bir yumruk vurdum ki, dayanamayarak sırt üstü yere düştü.

                     Hıncımı alamamıştım, bir elimi göğsüne sokup ciğerinden bir parçasını koparıp yere attım. Bunun üzerine kan ter içinde ve heyecanla uyandım.” dedi. Sadrazam; “Rüyanız hayırlara vesile olsun Sultanım.“ dedikten sonra, rüyayı şöyle yorumladı. “Bir sıkıntı çekileceğini, sonra bizim tarafın galip geleceğine işaret ve alamettir.” Bu yoruma üzülen Fatih, aynı rüyayı diğer beylere de anlattığında onlar da aynı cevabı verdiler.

                     Yani Sadrazam’ın tabirine hak verdiler. Gerçekten Otlukbeli savaşı, rüyayı tabir edenlerin söyledikleri gibi gelişti. Fatih’in kumandanlarından Murat Paşa asıl orduyu beklemeden düşmanla savaşarak yenilmiş ve askerlerin çoğu şehit olmuştu. Kaçanlar ise ordunun büyük kısmına katılmışlar ve ikinci savaşta Osmanlı ordusu galip gelmiştir.

Rüyalar dört kısma ayrılır

1-Rahmani rüyalar
2-Şeytani rüyalar
3-Bilinçaltı rüyalar
4-İstihare Rüyalar


                    RAHMANİ RÜYALAR : Allah tarafından kullarına müjde olarak gösterilen rüyalardır bunlar gerçek rüyalardır.

                    ŞEYTANİ RÜYALAR : Şeytan tarafından insanı korkutmak için görülen rüyadır şeytani rüyalar yalan rüyalardır.

                    BİLİNÇALTI RÜYALAR : Kişi gündüzleri kendi kafasında kurduğu olayları yaşadığı olayları gece rüyasında görebilir buda kişinin kendisi tarafından bilmeden oluşturduğu rüyalardır.

                    İSTİHARE RÜYALAR : Bir konu hakkında hayırlı mi ? şer mi ? olduğunu anlamak için belirli ibadetler sonunda uykuya yatıldığında görülen rüyalardır.

                    GÜZEL BİR RÜYA GÖREN KİMSE ALLAHA VERDİĞİ BU GÜZEL MÜJDEDEN DOLAYI ŞÜKRETMELİDİR VE GÖRDÜĞÜ BU GÜZEL RÜYAYI SADECE SEVDİĞİ VE DOSTU OLDUĞUNA İNANDIĞI KİMSELERE ANLATMALIDIR.

Baglantı

14/5/2008 - Burçların Genel Özellikleri

Koç ;

TEMEL ÖZELLİKLERYönetici Yıldızınız: Mars (Çekicilik, savaş ve seks temsilcisi)Grubunuz: Ateş, pozitifBurcunuzun cinsiyeti: ErkekÜstün yeteneğiniz: Canlılık ve hareketÖzelliğiniz: Yeni girişimler, cesaret ve atılganlıkEmeliniz: Öncülük, liderlik, yol göstericilikAmacınız: Başarı ve zaferYenmeniz gereken huyunuz: SabırsızlıkUğurlu gününüz: SalıUğurlu sayılarınız: 6, 9, 15, 343, 2618Uğurlu taşınız: PırlantaUğurlu renkleriniz: Kan kırmızısı, nar çiçeğiUğurlu çicekleriniz: Lale, papatyaUğurlu kokularınız: Manolya, lavanta, ıtırHoşlandığınız müzik: Hızlı tempolu parçalar ve marşlarOlası hastalıklarınız: Baş ve böbrek hastalıkları, yanıklarÇok iyi anlaştığınız burçlar: Aslan, Yayİyi anlaştığınız burçlar: Boğa, İkizler, Kova, BalıkKötü anlaştığınız burçlar: Yengeç, Terazi, OğlakNe iyi ne kötü: Başak, AkrepBaşarılı olacağınız meslekler: Politika, organizatörlük, yöneticilik, endüstri, mühendislik, işletemecilik, komutanlık, kimyacı, operatör, demir ve çelik işleri, makine, mizah ve fıkra yazarlıgı, eleştirmenlik, ressamlık, müzik, artist, konfeksiyonculuk, parfüm işleriBurcun ünlüleri: Charlie Chaplin, Descartes, Dr. Yıldırım Aktuna, Fatih Sultan Mehmet, Johann Sebastian Bach, Marlon Brando, Neşe Karaböcek, Ömer Şerif, Tenesse Williams, Sakıp Sabancı, Vincent Van Gogh, Yüksel Uzel, Zeki Alasya
GENEL ÖZELLİKLER
Koç, Zodyak’ın ilk burcudur, bu nedenle yeni başlangıçları ve doğumu temsil eder. Koç insanı doğal, içgüdüsel, taze, saf ve hayattan zevk alan bir yapıdadır. Böylece, bir yapı meselesi olarak, birlikte olduğu insanları yoran çekingenlik de ona yabancıdır.
Hayat onlar için heyecanlı bir macera anlamındadır. Her şeyden önce hayatın sunduklarını yakalamak ve her yönüyle hayatın tadını çıkarmak isterler.Bazıları Koç’ta tipik egoistlik özelliklerinin bulunduğunu düşünürler, çünkü o, başkalarının kendi hakkında ne düşündüğünü, hareketlerinin onaylanıp onaylanmadığını öğrenmeye çalışmaz. Başkalarının, onu bildiğinden şaşırtmasına izin vermez. Koç, yaşamın her anında daimi bir meydan okuma görür. Koç insanı kendisini, cesareti, bireysel inisiyatifi ve enerjisi ile gösterir. Diğer yandan bunlar onun doğuştan gelen önderlik özellikleridir. Bunlar, yalnız hareket etme olarak da anlaşılabilir, aslında Koç her koşulda çok rahat yaşayabilir.
Koç insanı anlık tepkiler gösterir, bütün cesareti, enerji ve yaratıcılığı anlık bir meydan okumadır. Bu nedenle hiçbir şeyden çözülmemiş sorunlar kadar nefret etmez. Uzun süre çabalaması gerektiğinde sık sık tahammülünü kaybeder. Böylece, aslında uğrunda bütün gücünü harcadığı bir şeye, gerçekten ulaşmak istemediği izlenimi yaratır.
Son karar adımını atmakta tereddüt eder. Büyük amaçları, Koç’u gerçekte sadece global olarak ilgilendirir. Küçük detaylar, ufak tefek noktalar ona dehşet verir.
Koçlar “ıvır zıvır” ile uğraşmayı başkalarına bırakır ve ayının postu paylaşılmadan yeniden ava çıkarlar. Devamlı yenilik peşinde olma dürtüsünü hayat boyu bastıramazlar, aksi halde kişiliklerini kaybederler. Açıklık ve dürüstlükleriyle ara sıra diğer insanları yaralarlar. Aslında yaralama düşüncesi akıllarından bile geçmez.
Koç insanları, bazılarının bakış açısına göre kader tarafından korunurlar. Çünkü, kozmik sistemimizde hayat veren ve hayatı koruyan Güneş, en büyük etkisini bu burçta gösterir.
Koç doğallığını, kendine hiçbir sınır koymamasına ve koydurmamasına borçludur. Koç insanları, küstahlık içeren davranışlar gösteren kişileri, açık ve arkadaş canlısı olmasına rağmen yanına yaklaştırmaz; bunlar pek küstahlık sayılmasa da. Koç’un yanına yaklaşıp kartlarına bakmaya cesaret eden kişi, mantığının soğukluğunu ve keskinliğini hisseder, sınır dışına sürülür.
Kendisini sınırlanmış ve başarısı engellenmiş hissettiği anda, Koçun içindeki savaşçı tabiat, birdenbire canlanır. Diğer yandan Koç toleranslı ve birine analık edebileceği zaman yardımseverdir. Bir Koç’a bir şeyi beğendirmeye çalışmak, zor ve yorucu bir iştir. Bununla birlikte Koç’un yardımseverliğini reddettiğinizde, karşınızda yaralanmış ve hayal kırıklığına uğramış bir insan bulursunuz. Çünkü, aldırmaz görünmesine rağmen, o aşırı derecede hassas ve duygusaldır. Paylaşma ve yardım teklifinin reddi durumunda tepkisi, depresif bir halde içe dönme olabilir, fakat kendini ilkel bir öfke ve kızgın bir hava içine sokar. Ama bu durumundan çabuk kurtulur. Yeni bir yardım önerisi sunar, böylece Koç’ların yeni bir özelliği ortaya çıkar: Hastalık derecesinde sabırsızlık.
Koç insanları, genelde dış görünüşten de kolayca tanınabilirler. Çalı gibi, burunlarına kadar uzanan kaşları ve bariz yüz hatlarıyla bir Koç’u düşünmek için, fantaziye fazla ihtiyaç yoktur.
Gerçekten de Zodyak’taki Koç’ların, kavga meraklısı Koç’larla çok ortak noktaları vardır. Başlarını eğer ve hiçbir uyarıda bulunmadan saldırırlar. Kesinlikle etkili olan bu taktiğin bazen acı verdiğini, özellikle de başlarının çok yandığını dikkate almazlar. Zaten alsalardı, Koç olamazlardı. Koç, er yada geç yüzünden veya kafasından yaralanırsa şaşırmayın. Onun dış görünüşü, yukarıda anlatıldığı gibi saldırıya hazır bir Koç gibidir; baş önde, tıpkı bir yayın kirişi gibi gergin…


Boğa;

TEMEL ÖZELLİKLERYönetici Yıldızınız: Venüs (Güzellik, sevgi ve güzel sanatları temsil eder)Grubunuz: Toprak, negatifBurcunuzun cinsiyeti: DişiÜstün yeteneğiniz: Sıcakkanlı olmak ve istediğini bilmekÖzelliğiniz: Dost ruh ve koruyuculuk. Astrologlar Boğa için “Zenginlik Burcu” olarak söz ederEmeliniz: Devamlı ileri atılımAmacınız: Mal, mülk, lüks ve büyük servet sahibi olmakAnahtar Sözcüğünüz: SüreklilikYenmeniz gereken huyunuz: Alınganlık, küsmek, lüks özlemi ve bencillikUğurlu gününüz: CumaUğurlu sayılarınız: 5, 6, 13, 188, 4524Uğurlu taşınız: ZümrütUğurlu renkleriniz: Pembe, gök mavisi, krem ve koyu yeşilUğurlu çicekleriniz: Kırmızı gül, pembe karanfil ve şebboyUğurlu kokularınız: Karanfil, elma çiçeğiHoşlandığınız müzik: SenfonilerOlası hastalıklarınız: Boğaz, boyun ve hormon hastalıklarıÇok iyi anlaştığınız burçlar: Başak, Oğlakİyi anlaştığınız burçlar: İkizler, Yengeç, Balık, KoçKötü anlaştığınız burçlar: Kova, Aslan, AkrepNe iyi ne kötü: Terazi, YayBaşarılı olacağınız meslekler: Hemen hemen her mesleğe yeteneğiniz var Askerlik, doktorluk, kimya alanı, dişçilik, mimar, müteahhit, demir çelik işleri, ticaret, mühendislik, endüstri dalları, bankacı, pratik mesleklerBurcun ünlüleri: Asil Nadir, Barbra Streisand, Cher, Erol Büyükburç, Gary Cooper, Henry Fonda, Hitler, Honore de Balzac, Johannes Brahms, Kanuni Sultan Süleyman, Karl Marks, Kraliçe II. Elizabet, Lenin, M.Ali Clay, Nükhet Duru, Öztürk Serengil, Rudolph Valentino, Salvadore Dali, Shakespare, Sigmund Freud, Stevie Wonder
GENEL ÖZELLİKLER
Boğa, varlığıyla dünyaya renk ve zenginlik katan, umudun burcudur. Boğasız bir burçlar çemberi düşünülemez. Sabırlı, sorumluluk sahibi Boğa, burçlar içinde en insancıl ve sıcakkanlı olanıdır. Doğa ona bütün insancıl davranışları bahşetmiştir. Boğa insanı, ruhsal varlığına olduğu kadar, maddesel varlığına da bağlıdır. Burç, aşkın yıldızı olan Venüs tarafından yönetilir.
Gezegenin etkisi, onun sanatsal başarılarından çok, sanat eserlerinin hem maddi hem manevi değerlerini tahmin ve takdir edebilme gücünde görülür. Sanatla sadece manevi olarak ilgilenmekle kalmaz, herhangi bir sanat eserini kendi koleksiyonunda görmekten büyük zevk alır.
Doğayı seversiniz; boş zamanlarınızı balık avlayarak veya dolaşarak geçirirsiniz. Bu sizin doğaya ve toprağa bağlılığınızı gösterir.
Bu yüzden ani değişikliklerin meslek ve özel yaşamınızda dengenizi bozması şaşırtıcı değildir. Yer değiştirdikten sonra kendinizi yeniden huzurlu hissetmeniz zaman alır. Kendinizi her şeyin sonsuza kadar süreceğine inandırırsınız. Bunun sebebi ise, güven ve dayanışma isteğinizdir. Size göre bunlar her değişimde tehdit altındadır. Siz bir sabır, istikrar ve dayanıklılık örneğisiniz. Başkaları bir şeyden uçar gibi kaçarken, siz dayanırsınız ve ellerinizdekileri koruyup saklarsınız. Etrafınızdakileri her şey tuz buz olsa bile, siz onları toplayıp tekrar bir araya getirebilecek yapıda bir insansınız.
Diğer yandan da dış çevreye çok zor uyum sağlarsınız ve bundan dolayı kuralları kesin olan işleri seversiniz. Ama bu, çeşitli teşebbüslerde bulunmayacağınız anlamına gelmez. Kritik durumlarda cesaretini ilk kaybeden siz olmazsınız. Koruma iç güdünüzün güçlü olduğu aşikardır.
Böyle durumlarda varlığınızı ve malınızı korumak için alışılmadık ölçüde güç ve irade gösterebilirsiniz.
Boğa insanı, mantığından çok duyguları tarafından yönetilir. Bu nedenle tahminen okulda “ezber dersleri”nde diğerlerine yetişmek için zorluk çekmiştiniz. Büyük başarıları, sadece kendinizi bir şeye duygusal olarak bağlı hissettiğinizde kazanırsınız. Bu duygu eksik olursa, konuya olan ilginiz de hemen dağılır.
Çocukluktan itibaren sevgi ve aşırı ilgiye ihtiyacınız vardır. Bu yetişkin olduğunuz zaman bile bastıramadığınız bir içgüdüdür. Bu karşı cinse olan bağlılığınız için de geçerlidir. Onlar sizi çeker, ama yine de ilk adımı atan siz olmazsınız. Kendinizi hareketli bir dış dünyaya bırakırsınız. Buda sizi çoğunlukla istenen başarıya götürür.
Ara sıra arkadaşlarınızı beklenmedik ataklarla şaşırtmanız, şimdiye kadar söylenenlerin bir inkarı değildir. Bu sadece duygularınız incindiğinde geçerli olur. O zaman hayvanlar alemindeki akrabalarınız gibi şiddetle hücuma geçebilirsiniz.
Doğrusu, kontrolünüzü kaybedip adeta yolunuza çıkan her şeye toslayacak hale gelmeniz, uzun zaman alır. Bunda zarar görmek istemeyen kişiler, bu konuda uyarılmalıdır. Boğa insanının krizleri korkunç olabilir ve bunun sonuçlarını hiç düşünmez. Böyle durumlarda sakin kalmayı becermesinin tek sebebi, dik kafalılığıdır. Çünkü damarına basıp, sinirlendirmek uzun zaman alır.
Boğa genelde sabit fikirlileri temsil eder ve hayatı değişmez bir siyah beyaz resim gibi görür. Aynı zamanda yakın çevresindeki insanlarla birlikteyken anlaşmaya daha yatkındır. Siyah ve beyazın yanı sıra gri tonlarında olduğunu görmeye çalışmalısınız. Eğer ara sıra pes etmeyi öğrenirseniz, hayatınız kolaylaşacaktır.
Bunun yanında dayanıklılık ve sabrınız, başarınızın temelidir. “Devamlı akan damlalar taşı deler.” Atasözünde olduğu gibi, başarılı olmanız, yükselmenizin anlık olmamasına bağlıdır.
Finansal kararlarda çok dikkatlisinizdir ve her riski önceden hesaplarsınız. Sizi sevmeyen biri, size cimri bile diyebilir. Bunun sebebi hayatın her döneminde, biriktirdiklerinizle ayakta kalmayı istemenizdir.
Boğa erkeği, manevi olan her şeye bağlı olmasına rağmen, bir kadının bütün entelektüel yanını ortaya koymasına çok da değer vermez. Bu durumda kadın erkeğin kayıtsızlığını ifade eden soğuk bakışlara maruz kalır. Bu noktada, Boğa kadını da Boğa erkeğine çok benzer.
Akıllı insanlarla sohbet etmeyi sevmesine rağmen, filozofu oynayan bir adamın Boğa kadını karşısında hiç şansı yoktur. Kadın ya da erkek olsun, bir Boğa bütün insanlara, istediklerini yapma hakkı tanır, karşısındaki insanın bir serseri, bilim adamı veya çöpçü olması fark etmez.
Kendisine de kendini ortaya koyma hakkı tanır ve çok belirgin olan eşitlik sayesinde diğerlerine de bu hakkı verir. Bu bazen garip tiplerle arkadaş olmanıza yol açar. Beraber olmaya katlanamadığınız kişiye bunu hissettirir ve onu aranıza almazsınız. Buradan da dürüst yapınız anlaşılabilir.
Boğalar fiziksel olarak çok çekicidirler ve doğanın bu hediyesinin bilincindedirler. Bakımlı görünmeye büyük özen gösterirsiniz. Sizin için kendinize bakmak çok anlamlı bir iştir. Anlamlılık ve anlamlı ifade, size başkalarından daha çok şey ifade eder. Kendinizi göstermek için yaptığınız hareketlerin hepsi çevrenizin -en çok da onları kıskandırarak- dikkatini çekmek içindir ve bunu genelde başarırsınız. Söylediğimiz gibi Boğa, Venüs tarafından yönetilir. Özlem ve duygu yoğunluğuyla çok sıkı ilişkili olan Ay’ın etkisi altındadır. Duygularınızı ifade etmek size zor gelse de özlem ve hislerin tadını çıkarmayı istersiniz.
Kesinlikle konuşkan, çok sesli ve düşüncelerini açıkça belirten iyi bir dinleyicisiniz.
Boğa insanlarının yaşam boyu savaşacakları bir eğilimleri vardır; zevkle ve çok fazla yerler. Bu yüzden de fazla kilolarına karşı devamlı bir savaş içindedirler. Üstüne üstlük zaten iri vücut yapıları vardır. Bazıları, bir bira reklamını seyrederken bile kilo aldıklarını söylerler. Eğer dünyevi zevklerden diğer ölümlülere göre daha fazla zevk alıyorsa, bunda Boğa insanının ne suçu olabilir ki?
Boğa insanları insiyatifi ele almazlar. Onlara göre, önemli bir karar, Getireceği zarar ve yararları düşünerek ya da ölçüp biçerek sakin bir şekilde vermek daha iyidir. Kararı veren Boğa harekete geçer. Artık onu durdurmak mümkün değildir.


İkizler;

TEMEL ÖZELLİKLERYönetici Yıldızınız: Merkür (Zeka ve canlılık temsilcisi)Grubunuz: Hava, pozitifBurcunuzun cinsiyeti: ErkekÜstün yeteneğiniz: Üstün zekaÖzelliğiniz: Yardımcı olmak, neşe yaratmakEmeliniz: Gazetecilik, yazarlıkAmacınız: Büyük isim yapmak, ünlü olmakAnahtar Sözcüğünüz: SüreklilikYenmeniz gereken huyunuz: Çok konuşmakUğurlu gününüz: ÇarsambaUğurlu sayılarınız: 3, 5, 24, 233, 3545Uğurlu taşınız: Akik ve inciUğurlu renkleriniz: Sarı, gri, mavi, açık maviUğurlu çicekleriniz:Uğurlu kokularınız: Gardenya, yasemin, sümbülHoşlandığınız müzik: Modern Batı Muziği, hareketli ve canlı parçalarOlası hastalıklarınız: Solunum ve sinir sistemi hastalıkları, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıklarÇok iyi anlaştığınız burçlar: Terazi, Kovaİyi anlaştığınız burçlar: Yengeç, Aslan, Koç, BoğaKötü anlaştığınız burçlar: Başak, YayNe iyi ne kötü: Akrep, Oğlak, BalıkBaşarılı olacağınız meslekler: Komisyoncu, bankacı, yargıç, avukat, diplomat, edebiyatçı, yazar, kuyumcu, mufettiş, gazetecilik, radyo sunuculuğu, bilgisayar uzmanlığıBurcun ünlüleri: Adile Naşit, Bülent Ecevit, Cem Ceminay, Clint Eastwood, Çetin Altan, Erdal İnönü, Joan Collins, John F. Kennedy, John Wayne, Kathleen Turner, Nilüfer, Marilyn Monroe, Schumann, Paul McCartney, Tony Curtis
GENEL ÖZELLİKLER
İkizler, Zodyak’taki üçüncü burçtur. Antik zamanlarda sizi tanrıların arabası olarak nitelendiriyorlardı; siz yaz başlangıcının en güzel haberlerini getirirsiniz.
Güneş bu burca, gıpta edilecek derecede zeka vermiştir. Size özel düşünülürse, İkizler cıva gibi yerinde duramaz.
Hava gurubunun özelliklerini taşıyan değişken ve tahmin edilemeyen, sebatsız bir karakteri vardır. Güneşin verdiği, negatif etki yaratmayan kararlı bir zeka sizi eşitlik, canlılık ve sağlam bir karaktere götürür.
Bir ikizler çocuğunu yetiştirmek aile için zordur, çünkü onu ideal bir şekilde geliştirmek için sınırsız bir özgürlük vermek gerekir. Belki bu, onun doymak bilmez isteklerini karşılayabilir. Ama yine de bunlara değer. İkizler, karşısındakini ikna etmeyi becerir ve her şeyi formüle etmeyi bilir.
İkizler kadını veya erkeğini, risk rüzgarları esen, gizemli yeniliklerin yaşanabildiği her yerde bulabilirsiniz. Beceriye dayanan hızdan zevk duyarlar. Sporu severler ve iyi bir sporcudurlar. Bu becerikli tip, özellikle kayağı, dalmayı, ata binmeyi, su kayağını ve paraşütle atlamayı, yani kısacası ani tepkilere ihtiyaç duyulan her şeyi sever. Golf onlar için fazla yavaştır, ama tenis, onları hızlı arabalar gibi çıldırtır. Özellikle pilot lisansı olanları, bu burçta doğan ve Merkür tarafından yönetilen insanlarda görürsünüz, tehlikeyle eğlenmeyi severler.
İki ya da üç şeyi bir arada yapmak İkizlere zor gelmez, tam tersine bu hayat prensipleridir. Kişilikleri ve yaşam tarzları onların tek ifadesidir, ama aynı zamanda cazibeli, liderlik yeteneğine sahip, neşeli, gayretlerini endişeli ve sorunlu olduklarında bile kaybetmeyen iyimser insanlardır.
Hareketleriniz ve konuşmalarınızda çok dürüst olduğunuz söylenemese de her durumda açık ve tarafsızsınız. Fikrinizi değiştirmeye hazırsınız. Size göre içten pazarlıklı hareketler, fikirlerinizi gerçekleştirme alanınızı daraltan, anlaşılmaz hareketlerdir. Sonuçlar, sizin için her zaman can sıkıntısıyla bağlantılıdır.
Doğal olarak genelde ilgi odağısınızdır ve yanınızda kendini çok iyi hisseden, entelektüel insanlarla dostluk kurarsınız. Fazla görüşmemeye çalıştığınız daha az ilginç ve dokunaklı insanlar, hemen alaylarınızın hedefi olabilirler. Her zaman güncel olaylardan haberdar olduğunuz için, her yerde konuşmaya katılabilir ve konuşulan konu hakkında bir otorite olduğunuzu hissettirebilirsiniz. Burada işlek zekanız sayesinde, her şeyi hemen anlama, analiz etme ve ona mührünüzü basma konusunda çok başarılısınız.
Fikrinizi bir anda değiştirip yeni bir duruma ayak uydurabilirsiniz. Burada burcunuzun sembolü olan çift karakter kendini gösterir; siz insan şeklinde bir bukalemun ve bayrağını rüzgara bırakan bir insansınız. Bunun yanı sıra, birisine beklediğini ya da istediğini vermek hoşunuza gider. Eğer insanlar masalları gerçeklere yeğliyorlarsa, istediklerini verirsiniz ve bunu çok ikna edici bir tarzda yaparsınız. Gerçek yüzünüzü kimsenin keşfetmesine izin vermezsiniz.
Keskin zekanıza ve akıllı düşüncelerinize rağmen aslında iflah olmaz bir romantik, idealist ve hayalcisinizdir. Fantezileriniz sizi en büyük spekülasyonlara bile inandırır. Bütün iyimserliğinizle hayallerinizi gerçekleştirmek için maceralara dalarsınız ve gerçeklerin sizi bile şaşırtabileceğini görürsünüz. Yüksekten uçuşlarınızın genelde düşüşle sonuçlanmaması için, keskin zeka ve yaratıcılığınızı gerçekçi plan ve faaliyetlere göre dengeleyip geliştirmeniz çok önemlidir. İkizler tükenmek bilmeyen öğrenme hırslarını, çok yönlü yetenek ve ilgilerini, zamanını, devamlı yeni bir şey öğrenme tutkusuyla israf etmeye eğilimlidir. Aklının kölesi değil efendisi olmayı öğrenmelidir.
Sanatta olduğu kadar günlük pratik işlere de yeteneklidir. Eğitiminiz sırasında bile İkizler doğanız, meraklarınızı ve sabırsızlığınızı kesin ya da belli sınırlarda tutmanızı zorlaştırır. Birçok İkizler, kendilerini en değişik bilimlerde dener. Öğrenme açlığınız, size sürekli olarak, yeniliklerin ve değişimlerin özlemini çektirebilir. Büyük planlarınızı gerçekleştirmez için, ilginizi gerçek ve doğru şeylere yöneltin, çünkü sadece o zaman gerçekten istediğiniz şeye ulaşabilirsiniz.
İkizler kolay kolay bir öğüdü, haklı bir hükmü veya iyi teklifleri kabul edemez. Büyük bir beceriyle hareketini mazur gösterir ve böylece her tartışmayı söndürür. Bu yanar döner, enerji dolu İkizlerin iç ve duygusal yaşamı acaba nasıldır? Her yalnızlığı ve acıyı hisseder mi? Tabii ki. Hatta çoğu kişiden de fazla umutsuz ve üzgün olur. Bu ruh halini alkol ve ilaçlarla yenmeye çalışır. Depresyonları da onun her ruh hali gibi hızla geçip gider. Yine de güçlü bir kişiliğe sahiptir, cesaretinin kırıldığını ve zor yendiği üzüntüsünü kimseye hissettirmez. Çift yönlü kişiliği onu tekrar çok yönlü ilgi ve isteklerinin heyecanlı dünyasına yönlendirecektir. İçinizden gelen sesi dinlemelisiniz. Doğru yolu ancak böyle bulabilirsiniz. Keskin zekanız altındaki “gizli” kalbinizi keşfetmek için güçlü bir etkiye ihtiyacınız vardır. Burada da yine, hissettiğinizin gerçek aşk mı, yoksa sadece dudak tanışıklığımı olduğunu hemen anlarsınız. Gerçek olmayan aşklara duyduğunuz tepki yüzünden duygusuz ve soğuk görünebilirsiniz. Şaşkınlıkların etkisinden hemen kurtulursunuz. Mantıklı bir durumun ispatını hemen kabullenmediğiniz ve bu durum üzerinde uzun süre durmadığınız için sizi seven insanları hayal kırıklığına uğratırsınız. Şiddetli değişiklik isteğiniz, genelde başkalarına zor durumlar yaşatır.


Yengeç;

TEMEL ÖZELLİKLERYönetici Yıldızınız: Ay (Duyguların temsilcisi)Grubunuz: Su, negatifBurcunuzun cinsiyeti: DişiÜstün yeteneğiniz: Sabırlı olmakÖzelliğiniz: Merhametli, yumuşak huylu, iyi niyetli olmakEmeliniz: Büyük para sahibi olmakAmacınız: Daima yükselmekAnahtar Sözcüğünüz: KoruyuculukYenmeniz gereken huyunuz: DikkatsizlikUğurlu gününüz: PazartesiUğurlu sayılarınız: 2, 4, 12, 88, 456, 9742Uğurlu taşınız: Yakut ve aytaşıUğurlu renkleriniz: Beyaz, gümüş, açık gri, mor, bazen de koyu siyahUğurlu çicekleriniz: Nilüfer, beyaz gül, zambakUğurlu kokularınız: Misk, müge, leylakHoşlandığınız müzik: Romantik şarkılarOlası hastalıklarınız: Göğüs ve solunum yolu hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, ülserÇok iyi anlaştığınız burçlar: Akrep, Balıkİyi anlaştığınız burçlar: Aslan, Başak, Boğa, İkizlerKötü anlaştığınız burçlar: Koç, Terazi, OğlakNe iyi ne kötü: Yay, KovaBaşarılı olacağınız meslekler: Turizm, otelicilik, ithalat-ihracat, pilotluk, gemicilik, petrolcülük ve sivil maddelerle ilgili olan meslekler, kimyagerlik, eczacılıkBurcun ünlüleri: Barbara Cartland, Bedrettin Dalan, Bill Cosby, Brigitte Nielsen, David Hasselhoff, Ernest Hemingway, Giorgio Armani, Isabella Adjani, Jul Sezar, Kenan Evren, Lady Diana, Louis Armstrong, Müjde Ar, Nathalie Wood, Pierre Cardin, Sezen Aksu, Sylvester Stallone, Türkan Şoray, Tom Cruise, Yul Brynner
GENEL ÖZELLİKLER
Siz sevgili Yengeçler, biraz çelişkili bir yapıdasınız, gülmeyi seversiniz, mizah duygunuz güçlü, arkadaş canlısı, sempatik, yardımsever bir yoldaşsınız. Sizi yüzeysel olarak tanıyan biri, zaman zaman melankolik bir ruh haliyle acı çektiğinizi düşünebilir. “Gökyüzüne sevinçle haykıran veya ölümüne üzülen” biri olduğunuz doğrudur.
Bu özelliğinizi, Ay’ın gizemli bir burcunda doğmanıza borçlusunuz.
Yengeç, insanlığın doğuşunun burcu sayılır ve yaşamla ölümün sırlarını kendinde birleştirir.
Astrolojiden biraz anlayan biri, sorunlarınızı rahatsız edilmeden çözmek için günden güne kendinizi toplumdan soyutlamanıza hayret eder.
Tüm Zodyak’taki hemen hemen en gizemli burç Yengeçtir. Kimsede bu kadar karşıtlık bir arada bulunmaz: Sevinç ve acı, iyilik ve kötülük, melankoli ve taşkınlık. Yengeç, kendini bulamamış biriyse, kapalı duygularını sevgiyle karıştırır. Kendisine yöneltilen her düşünceyi tartışmasız kabullenir, kısa zaman sonra bu kendisinin mi, yoksa başkasının fikrimi bilemez. Az itiraz etmeye çalışır ve taraf olmamak için kendini herkesten uzak tutar. Bu yönüyle kötü bir yoldaştır. Çizilen bu portre aslında onun çok kısmi bir gölgesidir.
Yengeç, Zodyak’ın dördüncü burcudur ve Ay tarafından yönetilir. Bu nedenle su gurubundan sayılır. Bu onun, hayat dolu bu maddeyle olan ilişkisini çok iyi açıklar.
Bu burcun üreme organları üzerindeki hükümdarlığı yüzünden Yengeç, genelde her şeyi beslemek, büyütmek ve korumak isteyen en insancıl burç olarak tanınır.
Yengecin korumacılığının her şeyden önde gelmesi böyle açıklanabilir. Bunun yanı sıra en büyük özelliği, ruhsal olarak kendisiyle barışık olmasıdır. Bunu kazanmak, korumak ve kimsenin yıkmasına izin vermemek için her şeyini ortaya koyar. Bir soruna ancak kendi varlığını tehdit edecek ve hareketlerini kısıtlayacak hale geldiğinde el atar. Ama hemen öne atılmaz, tersine burcunun hayvanı gibi önce birkaç adım geriye gider, taktikler geliştirir, gözüne kestirir ve sonunda işini bitirmek için şimşek gibi üstüne atılır. Beklenmeyen bir durumdan sakınmak için tüm anlayış ve dikkatini ona yöneltir.
Bu arada, çabalarının kendi yerini sağlamlaştırmak amacına yönelik olup olmadığını -her ne kadar Yengecin hırslı olduğu söylenemese de- düşünülebilir.
Verdiği sözler yardıma hazırlığı, Yengecin duygusallığıyla oldukça ilgilidir. Paranın sokaktan bulunmadığını kabul etse bile, kendisine bir şeyler ifade eden insanlar ve ailesi için her şeyini feda etmeye daima istekli ve hazırdır. Diğer insanların sıkıntıları sizi üzer, ama olaya müdahale etmeden önce başka birinden yardım gelip gelmediğini ve yardımın türünü öğrenmeyi beklersiniz. Eğer bu yardım görünmezse, son dakika “kurtarıcı”sı olarak ortaya çıkar ve yardımlarınızı sunarsınız.
Hep pasif olan ve her şeyin sonunu bekleyen bir yapıya sahip olan Yengecin, iş dünyasında hırslı olduğu söylenemez. Bozuk parayı bile doyum sağlayıcı bir şey olarak görmek, güvenlik ihtiyacından kaynaklanır.
Yengecin nadiren yaptığı dikkat çekici bir hareket insanı şaşırtır, o kendini arka planda tutarak sessiz ve derinden çalışır. Yapısından dolayı Yengeç bir şeye ulaşmak için geceyi beklemez. Ama verdiği kararlar önceden sezilmez. Önceden çok iyi hesapladığı caydırıcı hareketlerin fikrini değiştirmesine izin vermez. Bütün Yengeçler özel yaşamlarında olduğu kadar, mesleki yaşamlarında da çok kaygılıdırlar. Biraz daha soğukkanlılık, yararlarına olurdu, çünkü bilindiği gibi yeni pişen yemek, soğumadan yenmez.
Yengecin değişken ruh hali, bir saatin dakikliği gibi düşünülebilir, çünkü her etapta Ay’ın etkisi altındadır.
Diğer yandan Yengeçler, kendilerini koruyan kurallarla, kendilerinin veya başkalarının deneyimlerinden seve seve faydalanırlar. Bunun yanı sıra duygusal bir varlık olduklarından duygularının kendilerini yönetmesine izin verirler. Örneğin, ilk karşılaşmada olumlu izlenim edindikleri insanlar hakkında kararlarını nadiren tekrar gözden geçirmek zorunda kalırlar. Duyguları çok kolay yaralanır. Yanlış bir kelime ile derinden sarsılır ve yuvalarına çekilirler. Haklı eleştirileri bile çok zor kaldırabilirler. Ona, dünyanın gerçeklerle çok az ya da hiç ilgisi olmayan resmini çizen güçlü fantezileri, onu hüzünlü iç dünyasının derinliklerine iter.
Sık sık, kendine güvenli bir sığınak kabul ettiği geçmişe döner. Aile anlayışının kökleri de burada yatar. Yengeç erkeği de kadını da çok evcimendir. Ailelerini her şeyden çok sever ve kendilerini bunun için feda ederler. Diğer yandan Yengeç, parlak mizah anlayışı ile toplumda hemen fark edilen biridir. Her şeyden önce, gösterişli konuşmasıyla dinleyicileri etrafına toplar. Genelde ilgi odağı olmayı sever ve hayran olunmasa da kendisine saygı gösterilmesini ister. Bu ihtiyaç bütün hareketlerinin gerçek nedenidir.
Bir aşık olarak Yengeç,-kim tersini bekleyebilirdi?- duygulu, arzulu ve oldukça tutkuludur. Her eşte ideal hayat arkadaşını arar, ama tabii ki hayal kırıklıklarından kurtulamaz ve bunları daha sonra güçlükle unutabilir. Bu nedenle, kusursuz eş arayışından vazgeçmelidir. Kendinden emin hareketlerinize rağmen aslında kolay yaralanan bir insansınız.


Aslan;

TEMEL ÖZELLİKLERYönetici Yıldızınız: Güneş (En üstün güç temsilcisi)Grubunuz: Ateş, pozitifBurcunuzun cinsiyeti: ErkekÜstün yeteneğiniz: Plan kurmaÖzelliğiniz: CömertlikEmeliniz: Yükseğe ulaşmakAmacınız: Çok şeye kavuşmakAnahtar Sözcüğünüz: YaratıcılıkYenmeniz gereken huyunuz: Kendini beğenmekUğurlu gününüz: PazarUğurlu sayılarınız: 1, 4, 34, 653, 6743Uğurlu taşınız: Elmas, sarı safir, sarı pırlantaUğurlu renkleriniz: Koyu sarı, altın sarısı, sarı krizantem ve orkideUğurlu çicekleriniz: Kırmızı gül, sarı krizantem ve orkideUğurlu kokularınız: Misk, portakal çiçeği ve gülHoşlandığınız müzik: Neşeli ve oynak parçalarOlası hastalıklarınız: Kalp ve kan dolaşımı hastalıklarıÇok iyi anlaştığınız burçlar: Yay, Koçİyi anlaştığınız burçlar: Başak, Terazi, İkizler, YengeçKötü anlaştığınız burçlar: Akrep, Kova, BoğaNe iyi ne kötü: Balık, OğlakBaşarılı olacağınız meslekler: Askerlik, doktorluk, kimyacı, dişçi, güzellik uzmanı, kara hava denizle ilgili işlerBurcun ünlüleri: Ahu Tuğba, Alexander Dumas, Alfred Hitchcock, Benito Mussolini, Bernard Shaw, Bill Clinton, Coco Chanel, Debussy, Dustin Hoffman, Fidel Castro, Gönül Yazar, Henry Ford, Madonna, Mata Hari, Napoleon Bonaparte, Neil Armstrong, Robert de Niro, Robert Redford, Uğur Mumcu
GENEL ÖZELLİKLER
Aslan, kişiliğinde canlılığı, yaşam gücünü, ihtirası, yiğitliği ve asaleti temsil eder. Yürüyüşü, canlı hareketleri, sıcaklığı, sağlam ve sakin görünüşü ile tanınır. Asla kendisinden şüpheye düşürmeyecek güçlü bir yapıya sahiptir ve son derece sıcak kalplidir.
Doğallığı neredeyse çocuksu cazibesi ve gözlerinde parıldayan yaşam sevinci, birçoklarında reddedilemez etki bırakan bir çekim gücüne dönüşür. Böyle seçkin yeteneklere sahip bir başka burç yoktur.
Asalet, cesaret, doğru sözlülük, azim, sevme yeteneği, büyüklük, iyilik, gerçekten kurallara göre bir kişilikte birleşebilir. Bunun yanında, kibir, gurur, hakimiyet, küstahlık, kendini beğenmişliği de vardır ve eğer bu kötü huyları atarsa, çekilmez, bencil bir krala dönüşebilir. Kesin olan şey, bu özelliklerin ve burada sayılamayacak eğitim, arkadaş etkisi ve sosyal çevre gibi faktörlerin değişik kişiliklere yol açabileceğidir. İdeal durumlarda dürüst, sıcak kalpli, geniş ve iyi insanlarla karşılaşabilir.
Şaşırtıcı olan Aslan insanlarının büyük problemleri çözerken bile, sakinliklerini çabuk kaybetmeleridir. Kendilerine verdikleri değere bağlı olan ve her problemi çözmelerine yarayan güçlü azim, onları gıpta edilecek derecede hoş gösterir. Canlıları anlama ve dikkatlerini her şeyin özüne yöneltme yetenekleri vardır. Bu özelliği onu korkulan bir eleştirmen yapar. Gözüne batan her şeyi acı alaylar, yaralayıcı sözler, ve en iyi durumda kırıcı bir imayla acımasızca eleştirecektir.
Eleştirileriyle bir insanı kırıp kırmadığı onun için önemsizdir. Başka bir fikrin doğruluğunu kabul etmemekte direnir. Onun kararları hatasızdır.
Genellikle doğru olan öğütlerini severek paylaşır birisinin bunu isteyip istemediği önemsizdir. Tamamen iyi yüreklilikle buna teşebbüs eder, ama bazen bu öğütler, bazılarına fazla gelebilir ve bu yönüyle sevilmeyebilir. Aslanın yapısı herkese hoş gelmez.
Ayrıca hakimiyet hırsı, ilk bakışta anlaşılmasaydı gizli kalabilirdi. Aslan başka türlü yapamaz. Her şeye ve herkese hükmetmelidir. Buda onunla ilişkiyi zorlaştırır. Öte yandan çok duygusaldır. Eğer birisi ondan şüphelenmeye veya yeteneklerini sınamaya kalkarsa, hemen yakıcı cevaplarına maruz kalır. Bu tür bir yaklaşım, onu çok derinden yaralayacak ve tepkisi herkesi şaşırtacak kadar sert olacaktır. Ama ümitsizliği uzun sürmez, çünkü temel yapısı iyimserdir. Yaşama sevinci yüzeye çıkar.
Sevdiği ve kendisini seven sadık insanı ortada bırakmaz. Dürüsttür, eğilimlerini bilen birisi, ona güvenebilir. Kendini feda etme derecesine varabilen iyi kalpliliği, verdiği sözlerden anlaşılabilir.
İnsanları tanıma konusunda pek iyi değildir. Saf, çocuksu olabilir. Kötü niyetli insanlar tarafından kullanılma veya aldatılma tehlikesi içindedir. Yalancılar ve sahtekar işadamları için, o iyi bir kurbandır, onun iyi şöhretini ve güvenilir kişiliğini kullanarak herhangi bir kirli işe onu bulaştırmak isteyebilirler. Aslan insanları “hayatını sanat gibi yaşayanlara” hayrandırlar. Ama sanatla, basitliği birbirinden ayırt edemezler. Onlara uymaya şeyleri taklit etmeye çalışırlar. Bu yüzden ciddi sorunlarla karşılaşabilirler. Aslan insanı, esprili, girişken ve konuşkan bir dosttur. Şehrin gizli ama seçkin yerlerini bilir ve en iyi yemeğin nerede yenebileceği, en ilginç insanların nerelere gittiği gibi konulardan haberdardır. Onu sanat olaylarında, antika dükkanlarında ve bitpazarlarında görebilirsiniz, buraları iyi koku alan burnuyla bulur. Güçlü kişisel cazibesi ve doğallığıyla yeni insanlarla tanışması kolay olur. İnsanlar onun dostluğunu ararlar. Bir Aslanla arkadaş olmak herkes için kazançtır. İyimser canlılığı, etrafına da bir ferahlık yayar. Huzuru kendine güveni, bazen kendine fazla değer verme ve kibire dönüşebilir. Bunun için onu ciddiye alan ve eleştirme cesareti olan arkadaşlar seçmesi önerilir. Kibrinin ve gururunun tehlikeli sınırlarını aşmayı biliyorsanız, uzun tartışmalardan sonra yanına yaklaşabilirsiniz. O zaman mantıklı biri olabilir.
Hırsına bağlı olan bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, işte ve özel hayattaki başarısının temelidir. Bir şeyi ele alış biçimi, yapılaşmış yetenekleriyle birleşerek, ona doğuştan gelen bir lider kişiliği verir. Aslan insanları gerekirse inisiyatifi ele alırlar. Dizginler ondayken, hiç bir şey kötü gitmez. Onun için sorumluluk taşımak bir zahmet değildir ve “her şeyi iyi gitmeli” fikri, en zor durumları bile kolayca halletmesini sağlar. Ayrıca olayları büyütmeyi severler, ne zor bir işle uğraştıklarını gösterip hedefledikleri ilgi ve takdiri toplamak isterler.
Birisi ona yardım teklifinde bulunursa, gururu yüzünden reddedecektir. Böyle bir olay onun için yerin dibine geçmek gibidir.
Aslan insanları, genellikle çok aktif ve dinamiktir. Fakat avare ve tembel bir şekilde vakit geçirmeyi de onlardan iyi kimse bilemez. Uzun uzun “keyifli tembellik” yapmaları olasıdır. Hassas ve gururlu ruhlarını iyileştirmek için gerekirse hile yapabilirler.
Aslan burcu gücünü ve motivasyonunu fikirlerinden alır. Bir şeyden tam emin değilse veya kendinden şüphe ediyorsa, içindeki itici güç eksik demektir.
Aslan insanları, aile kurmaya karar verirlerse, dürüst iyi kalpli ve sevgi dolu bir eş ve ebeveyn olurlar. Yine de devamlı haklı olma iddiasına ve hakimiyet hırsına eğilimlidirler. İş hayatında durumları o kadar iyi değilse ve sosyal itibar sorunları varsa, dört duvar içinde özellikle çocuklar, hangi yoldan onun kalbine ulaşabileceklerini hemen öğrenirler. İlgi odağı olup eğilimlerinden emin olunduğu ve öğütleri dinlendiği sürece çok uyumludurlar.


Başak;

TEMEL ÖZELLİKLERYönetici Yıldızınız: Merkür (Zeka, dil ve canlılık temsilcisi)Grubunuz: Toprak, negatifBurcunuzun cinsiyeti: DişiÜstün yeteneğiniz: Disiplinli ve metodlu bir hayatÖzelliğiniz: Dikkatli ve herşeyle ilgili olmakEmeliniz: Toplum içinde beğenilmekAmacınız: Başarı yolunda daima yükselmekAnahtar Sözcüğünüz: İnceleyicilikYenmeniz gereken huyunuz: Çekingenlik ve cesaretsizlikUğurlu gününüz: ÇarşambaUğurlu sayılarınız: 0, 5, 16, 888, 6848Uğurlu taşınız: Koyu mavi safirUğurlu renkleriniz: Açık sarı, açık mavi ve kobalt mavisiUğurlu çicekleriniz: Açelya, sarı menekşe, lavanta çiçeğiUğurlu kokularınız: Leylak, limon ve sardunyaHoşlandığınız müzik: Eski, romantik şarkılarOlası hastalıklarınız: Karın bölgesi hastalıkları, karaciğer, pankreas, bağırsak, apandisit, ayak ve sinir hastalıklarıÇok iyi anlaştığınız burçlar: Boğa, Oğlakİyi anlaştığınız burçlar: İkizler, Yengeç, Balık, KoçKötü anlaştığınız burçlar: Kova, Aslan, AkrepNe iyi ne kötü: Terazi, YayBaşarılı olacağınız meslekler: Çeşitli ilim dalları, özellikle eczacılık ve teknik alanlar, edebiyatçı, yazar, gazeteci, yayıncı, kitapçı, matbaacı, sekreter, araştırmacı, postacı, muhasebeciBurcun ünlüleri: Adnan Saygun, Agatha Christie, A. Dvorak, Buyuk İskender, Greta Garbo, Jimmy Connors, Larry Hagman, Linda Gray, Michael Jackson, Peter Falk, Peter Sellers, Pierre Curie, Raquel Welch, Richard Gere, Sean Connery, Sophia Loren, Uğur Dündar, Vitali Hakko
GENEL ÖZELLİKLER
Kendinizi müzede gibi hissettiğiniz bir evdeyseniz ve orada kalemler yazı masasının kenarına paralel yerleştirilip, kitaplar büyüklük sırasına göre dizilmişse, ve ortam desintan kokuyorsa, hiç şüphe yok ki evin sahibi Başak burcunda doğmuştur. Aklın gezegeni Merkür tarafından yönetilen Başağı, dış çevresi ve ruhsal durumundaki karmaşa kadar rahatsız eden bir şey yoktur.
Zodyak’ın altıncı burcu olan Başağın en önemli özelliği akıllı olması ve doğruyu yanlıştan ayırabilme yeteneğinin olmasıdır. Bu burçta doğanlar dikkatlidirler, ölçüp biçerler, düşünürler, karşılaştırırlar ve ondan sonra karar verirler.
Sözünü ettiğimiz bu özellikler, Başağı titizlik delisi gibi gösterebilir. Diğer yandan Başak insanlarına, dürüstlük ve samimiyete dayalı büyük özen göstermek gerekir.
Başağın ayakları sımsıkı yere basar, zaten onu etkileyen madde topraktır. Zodyak’ın problemli üyeleri, özellikle birine dayanma ihtiyacı duyan Yengeç için, Başak huzur ve güven kaynağıdır. Bazı insanların aklını başından alan ve akılcı hareketlerin imkansız olduğu düşünülen durumlar, Başağı şaşkına çevirmez. Verilmesi gereken kararları, bilgisayar kadar güvenilir ve doğru verebilir. Doktorluk veya hemşirelik gibi çabuk ve doğru karar vermenin bir insanın yaşamını kurtardığı mesleklerde bu burçtan insanların bulunmasına şaşırmamak gerekir. Başak, devamlı mızmızlanan müşterilerin sayısız şikayetleriyle uğraşması gereken bir otel müdürü olarak da sakinliğini korur ve gerekeni yapar.
Buraya kadar söylediklerimizi bir sonuca bağlarsak, Başak karmaşık olmayan ve belki biraz tek yönlü bir burç gibi gözüküyor. Farklı bir ruhsal yönü yok gibidir.
Ama peşin hükümlerden kaçının. Çünkü Başak burcunun tüm karakterini henüz ele alamadık. Merkür ün çocukları olan Başaklar çok akıllıdırlar, asla sıradan veya soğuk değildirler. Duygusal anlarda nadiren tepki göstermeleri onların duygusuz olduklarını göstermez. Başak insanları zayıf noktalarını tümüyle bildikleri için kendinden şüphe etmeye meyillidirler. Ama şüpheleri, varlıklarının manevi temelini sarsacak kadar ileri gitmez. Bunun için toprak unsuruna kök salmışçasına bağlıdırlar. Başaklar bu dünya da yer edinme konusunda kendilerinden şüphe ederler.
Bundan dolayı daha önce yaptıklarını koruma ve güvensizliklerini giderme çabaları vardır. Başakların kutsal kitabı takvimleridir. Buna en önemsiz anları bile işaretleyeceklerdir. Ama kader planlanamadığı için, bu dünyada en uyanık Başağın bile tahmin edemeyeceği şeyler olur. Bir kaos içine düşme korkusu yüzünden bazı Başaklar aşırı hareketlere eğilimlidir. Hayat planlarını öyle abartırlar ki, her coşku ve heyecan daha doğmadan yok edilir. Etraflarına koruyucu bir duvar örerler ve sonra da hapisteymiş gibi yaşadıklarından şikayet ederler.
Başakların göze çarpan başka bir özelliği de kendilerine çok dikkat etmeleridir. Bu, başka burçların sinirine dokunabilir.
Aşırı dikkatlilik, Başaklarda sadece dış görünüşte kalmaz. Bu burcun üyeleri iç dünyalarını da acımasızca incelerler. Kendilerinin ve diğerlerinin zayıf noktalarını görürler. Başak tarafından yapılacak bir eleştiri, karşı taraf için acı olabilir. Ama bunun içinde bir parça gerçeklik de her zaman vardır.
Başaklar, büyük iddialar ve gerçekler arasındaki çelişkiyi hemen fark ederler. Bu yüzden gerçekten sakin ve keyifli olduğu anlar çok nadirdir. O her olayı çok ciddiye alır. Ufak bir alay, kaba bir söz karşısında Başak köşesine çekilir ve görünmez olur. Başkalarını cesaretlendirdiği konuları kendisi yapamaz. Alaylı sözleri yanlış anlar. Zayıf noktalarına rağmen Başağın ölçülü ve güvenilir bir karakteri vardır. Bu arada sakin görünüşünün altında bastırılmış olan kuşku ve güvensizlik, bir gün patlayabilir. Sadece Başak çift karakterli değildir. İkizler, Balık, Yay gibi burçlarda öyledir. Bir öğüt: Başak kontrolünü kaybederse, onu kendi haline bırakın. Böyle değişimler “vahşi Başak” ta tam bir fırtına etkisi yaratır. Yine de bu durum, Başak insanlarının her endişe ve sorunu içlerine atmaları ve sonradan “psikosomatik” hastalıklardan acı çekmelerinden iyidir. Başak fiziksel sebeplerden çok, duygusal sebeplerden oluşan hastalıklara karşı özellikle duyarlıdır. Başkalarının sorunlarını çözerken, kendi problemlerinin üstesinden gelir. Yardım işlerindeki görevlilerin çoğunun Başak burcundan olmaları bu nedenledir.
Sorunlu özelliklerden laf açılmışken, Başaklar haylazlık etmeyi severler. İnsanlığın geri kalanından farklı olduklarını düşündükleri için korkunç züppe olabilirler. “Güçsüz” buldukları insanların sorunlarına burunlarını sokarlar.
Eğer kişiliğinin vahşi ve aşırı titiz yanlarını göz ardı edersek, Başaklar güvenilir, çalışkan, dikkatli, akıllı ve temelci insanlardır. Aileleri ve dostlarıyla yakından ilgilenirler. Yanına yaklaşılması kolay insanlardır. Eşyaları dikkatli kullanmayı bilirler, onlara ödünç bir şeyi verirseniz, aynı şekilde geri alacağınızdan emin olabilirsiniz. Bunun dışında onları yöneten akılcı Merkür, bir bardak şarapla çakır keyif olmalarını sağlar. O zaman biraz katı olan Başaklardan, kendileriyle bile dalga geçebilen esprili hikayeciler çıkar.
Son olarak, özellikle yaşlı Başak insanlarını ilgilendiren bir konuya değinmeliyiz. Başaklar düzenli yaşam anlayışlarından dolayı uzun yıllar yaşarlar. Yalnız yaşamayı tercih ederler. Başak insanları gençken bile parti çılgını değildirler. Arka planda olmayı severler, sadece saygıdeğer başarılarla göze batmayı isterler. Kendilerine ihtiyaç duyulduğunu bilmek, iş ve aile yaşamlarına anlam katar. Çocukları evden ayrılıp hayat arkadaşlarını kaybettiklerinde yalnızlaşırlar. Her şeye rağmen Başak insanlarının birçok kültürel ilgi alanları vardır, okurlar, müzik dinlerler, çok yaşlanmamışlarsa tiyatroya veya konsere giderler. Kitap ve müzik onlar için çok önemli olmasına rağmen, insan ilişkileri ve sıcaklığının yerini dolduramazlar.
Özellikle Başak insanları yaşlanınca sabit fikirli ve hareketsiz olurlar. Gençler bundan korkmamalı ve bu muhafazakar görünüşün altında sadece güvensizliğin yattığını düşünmelidirler. Yaşlıların ne dediğini dinlemelidirler. Başak erkeklerinin hikayeleri özellikle hoştur, çünkü eşsiz bir hafızaları vardır.


Terazi;

TEMEL ÖZELLİKLER
Yönetici Yıldızınız: Venüs (Güzellik, sevgi ve güzel sanatları temsil eder)Grubunuz: Hava, negatifBurcunuzun cinsiyeti: ErkekÜstün yeteneğiniz: Dengeli ve ölçülü olmakÖzelliğiniz: Saygı ve zariflikEmeliniz: Olgun, düzeyli dostluk kurmakAmacınız: Zengin olmak, düzenli bir hayatAnahtar Sözcüğünüz: DengeYenmeniz gereken huyunuz: Gösterişten hoşlanmakUğurlu gününüz: CumaUğurlu sayılarınız: 2, 6, 16, 432, 9763Uğurlu taşınız: OpalUğurlu renkleriniz: Açık pembe, açık mavi, turkuaz ve mat renklerUğurlu çicekleriniz: Pembe krizantem, pembe gülUğurlu kokularınız: Gardenya, yasemin ve orkideHoşlandığınız müzik: Romantik eserlerOlası hastalıklarınız: Böbrek, üreme organları, baş ve özellikle göz hastalıkları, lumbagoÇok iyi anlaştığınız burçlar: Kova, İkizlerİyi anlaştığınız burçlar: Akrep, Yay, Aslan, Başak, TeraziKötü anlaştığınız burçlar: Koç, Oğlak, YengeçNe iyi ne kötü: Balık, BoğaBaşarılı olacağınız meslekler: Müzisyen, ressam, heykeltraş, şair, sahne ve film artistliği, el sanatları, mimar, çiçekçi, parfümcü, konfeksiyoncu, terzi, bankacı, politikacı, hukukçu, din işleri ve mühendislikBurcun ünlüleri: Brigitte Bardot, Catgerine Deneuve, Cem Özer, Cervantes, Christopher Reeves, Cliff Richards, Hülya Avşar, Jimmy Carter, John Lennon, Julio Iglesias, Klaus Kinski, Konficyus, Lizst, Meryl Streep, Michael Douglas, Nurseli İdiz, Oscar Wilde, Pavorotti, Rahmi Koç, Roger Moore, Sylvia Kristel, Turgut Ozal, Verdi
GENEL ÖZELLİKLER
Terazi burcunun, dengeli insanları temsil etmediğine kim inanır? Aynı zamanda bunun terside doğrudur. İki kefesi olan teraziyi göz önüne getirdiğimizde bu burçta doğanların yapısını tam olarak anlayabiliriz.
Tıpkı bir hukukçunun bağlı gözlerle iki terazi kefesini dengeye getirmeye çalışması gibi, Terazi insanı da sezgisel olarak adalet için çabalar. Bir çelişkiden kurtulup diğerine düşmesi, terazi prensibini temsil eder: Denge, ancak kefelerin salınması durduğunda oluşur. Astroloji, onların karmaşa ve çelişki dolu yapılarını, Zodyak’ta terazi pozisyonuyla anlatır. Bu, yedinci burçtur ve rivayete göre insanlığın iki ayrı cinse doğru değişimin vücut bulmasına ithaf edilmiştir.
Bu dengeli insanın iyi huylu, cazibeli, sempatik, nazik, hoşgörülü, akıllı, çalışkan, sabırlı ideal portresi çok çabuk kavgacı, asık suratlı, inatçı, tembel, boşboğaz, ve sabırsız olan tersine dönüşebilir. Bu değişim için, yanlış bir kelime, yanlış bir insanın varlığı yeter.
Terazi insanları içlerinde derin bir çelişki yaşarlar. Çevrelerinden çok şey beklerler, hatta sadece yakın çevrelerinden de değil. Terazi insanı bundan dolayı acı çeker. Tıbbi olarak söylenirse bunlar mide ağrılarıdır ve her seferinde, adaletsizliği herkesi hayrete düşürür. Uyum için çabası nerede kaldı!
Yine de Terazinin tartışmaya ihtiyacı vardır, kasten sebepsiz kavgalar çıkarır. Konu hiç fark etmez. Köy yaşamının tüm avantajları övülse de bunlara karşı gelecektir. Genellemeler ona çok terstir. Bu onu kavgaya davet etmektir.
Kişisel tartışmalardan çekinir. Sinir sistemi bunun için çok zayıftır. Sanatsal kavgalarda tarafsız kalmaya çalışır. Bu tartışmayı gerekli kararlılıkla sürdüremez ve sonuçta uzlaşma sağlamaya çalışır. Belirgin olarak zıt bakış açılarını uzlaştırma, ortasını bulma ve barışı sağlama yeteneği ona tekrar hainlik, yüzeysellik ve ilkesizlik getirir. Bu, sadece herkes tarafından sevilmek için, dizginleyemediği arzusundan kaynaklanır. Bu sevgi olduğu sürece düşünce ayrılıklarından kaçınmaya hazırdır.
Bir yandan gerçekler ve adalet için çabası, diğer yandan bunların başkaları tarafından tasvip edilebilir olması, onun karar vermesini zorlaştırır. Bütün olasılıkları dikkate alır ve bunları ölçüp biçer, ta ki karar vermesi için olaylar onu zorlayıncaya kadar. Hayret verici bir çabayla, kararlı olmadığını inkar edecektir. Çabuk karar verme konusunda da direngendir. Bir kararın tüm sonuçlarını önceden düşünmek için kendine zaman ayırmayan uçarı insanlardan nefret eder.
Uyum için çabaları, sanata ve tüm güzelliklere yakınlığını gösterir. Sonuçta Terazi, tüm güzelliklerin gezegeni olan Venüs tarafından yönetilmektedir. Terazi insanı tüm ortamlarda çağdaş bir zevke sahiptir. Gösterişli bir şekilde giyinir ve ekzantrik olmasını gerektirmeyecek doğal bir zarafetle hareket eder. Gözlerindeki gülüş hiç donmaz. Güzel ve rahat evini zevkli bir şekilde döşeyeceği, değerli tablolara, klasik antika parçalara ve moda aksesuarlarına sahip olmak için çabalar. Nelerin birbirine uyduğu konusunda iyi bir zevki vardır. Evine manevi bir gözle bakar. Planlar ve sınırlar onun için dehşet verici bir şeydir, tıpkı saf fonksiyonellik gibi.
Terazi çevresini seve seve kitaplarla doldurur. Ancak okuyacağı için değil. Okuması için basit bir cep kitabı yeterlidir. Arada bir, iddialı bir edebi eseri de okuyabilir, ama en çok aşk romanları okur ve renkli dergileri karıştırır.
Terazi insanları hayalci midir? Tekrar açık bir evet ve aynı zamanda hayır. Çoğu zamanlarını hayal dünyasında geçirmeyi sevdikleri için inisiyatif kullanmaktan nefret ettikleri doğrudur. Bir hata yapabilirler! Güçlü bir rüzgar yüzlerine çarptığında hemen güvenilir bir limana koşarlar. Sonra da uzun sükunet anlarını kendilerinden esirgemezler ve kendilerine gerekli yakıtı depolamaya çalışırlar. Çevresindeki olumsuz olayları hemen fark ederler, bunların sonuçlarına uzun süre katlanmayı reddeder, ta ki tutkuları büyüyünceye kadar. Sonra aniden büyük bir enerjiyle patlar ve bu, kendilerini de şaşırtır. Kendi isteğiyle problemleri çözer ve sükunet anında uyumaya bıraktıkları ev, iş, arkadaşlık gibi tüm konuları tekrar ele alırlar. Ve yine bir öyle, bir böyle huyuyla çevresinden taleplerde bulunur.
Terazi iyi bir ev sahibidir. İyi yemek yapmak onun işidir. İlgi alanı, günlük yaşamın küçük olaylarından, politik konulara kadar uzanır. İnsanları bir araya getirmek ona zevk verir. Birkaç dakika içinde samimi bir atmosfer yaratmayı başarır. Dinleyecektir, ama yine de sohbet ettiği kişiyle hemen derin arkadaşlık kurmayacaktır. “Arkadaşlar” onun için önemlidir, özellikle de yalnız kalmamayı garantilemek için. Arkadaşlıklarında kişiliğini korumayı başardığından, çevresini ihtiyacına göre değiştirmek ona zor gelmez.


Akrep;

TEMEL ÖZELLİKLER
Yönetici Yıldızınız: Mars ve Pluton (Çekicilik, cazibe, savaş ve yeni sartları temsil eder)Grubunuz: Su, negatifBurcunuzun cinsiyeti: DişiÜstün yeteneğiniz: SezgiÖzelliğiniz: Kararlılık ve incelemeEmeliniz: ZenginlikAmacınız: Hayat boyu zenginlikAnahtar Sözcüğünüz: TutkuluYenmeniz gereken huyunuz: Acımamak, ihmal etmekUğurlu gününüz: SalıUğurlu sayılarınız: 8, 9, 53, 783, 6591Uğurlu taşınız: TopazUğurlu renkleriniz: Korkırmızısı, siyahUğurlu çicekleriniz: Kırmızı karanfil, hanımeli, ateş çiçeğiUğurlu kokularınız: Misk, manolyaHoşlandığınız müzik: Marşlar ve canlı parçalarOlası hastalıklarınız: Boğaz, boyun, mesane, uretra, böbrek ve üreme organları hastalıkları, tansiyonÇok iyi anlaştığınız burçlar: Balık, Yengeçİyi anlaştığınız burçlar: Yay, Oğlak, Başak, TeraziKötü anlaştığınız burçlar: Boğa, AslanNe iyi ne kötü: Koç, İkizlerBaşarılı olacağınız meslekler: Yönetici, organizator, endüstri lideri, komutan, satış yöneticisi, müdür, operator dişçi, teknik mühendis, gazeteci, kimyacı, müzisyen, müzik aletleri yapımcısı, tamirci, yazarlık, denizci, havacıBurcun ünlüleri: Alain Delon, Alfred Nobel, Burt Lanchester, Charles Bronson, Christian Bernard, Diego Maradona, Indra Gandhi, Jody Foster, Katherine Hepburn, Linda Evans, M.Kemal Atatürk, Marie Curie, Mesut Yılmaz, Monet, Nadia Comanecchi, Nazlı Ilıcak, Pablo Picasso, Prenses Charles, Rock Hudson, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Voltaire
GENEL ÖZELLİKLER
Klasik astrolojide Akrep burcu, kötülüğü, cehennem ve sadizmi, hırsızlık ve şiddeti temsil eder. Akrep insanı, kötü gülümsemesiyle insanları tahrik eden bir şeytan mıdır? Hayır, Akrep kesinlikle bir şeytan değildir, ama insanlara şeytanca hareketler yaptırabilecek özellikler taşır.
Akrep insanının etkisi altında olduğu yıldız Plüton’dur. Plüton bütün yıldızların tersine, güçlü insancıl içgüdülerin yıldızıdır. Akrep insanının hayatındaki en önemli güdü, tutkuların ateşidir. Duyguların kontrolünü kaybederse, zehrinin ulaşabileceği alandan hemen uzaklaşmalı. Akreplerin her zaman aşırılığa kaçmaları olasıdır. Hiçbir burç, hem kötü işlerde böyle anlamlı başarılar elde etme yeteneğine sahip değildir.
Akrebin tutkulu olmasının kökleri cinselliğindedir. Akrebin, cinselliği en saf ve en esaslı biçimde bedenine uyarladığı söylenir. Cinsel arzular onun el sürülmemiş gücünün sadece bir görünüşüdür. Bunu, modern psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un ortaya çıkardığı “Her insanın içinde az ya da çok bir güç vardır ve bu güç onun düşünce, his ve hareketlerini belirler” teorisinde de görebiliriz.
Saf, tamamen gelişmiş bir Akrep, Zodyak’ın en etkileyici burcudur. Söylendiği gibi Pablo Picasso böyle bir Akreptir. Akrep erkeği çekilmez bir eştir. Gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirir. Olgun Akreplerse, gerçeği bulma yolunda bitmek bilmez isteklerle dolu, kendilerine ve diğer insanlara karşı umursamaz olurlar. Bu burçta birçok dahi doğmuştur.
Buna rağmen, Hitler’in şeytani propaganda bakanı Geobbels hiç de böyle değildi. O, gelişmiş Akrebin bir prototipi miydi? Şüphesiz Geobbels Akrep insanının temel özelliklerini taşıyordu: agresiflik, güç, kendine güven, keskin zeka ve cesaret. En önemli özelliği, otoriteye olan inancıydı. Geobbels’in, “Führer”i Hitler’e olan Tanrısal sevgisi, onu dünya tarihinin en büyük ve vicdansız liderlerinden biri yaptı.
Bu tanınmış Akrebin yaşam öyküsünden sonra, bu burcun karakterini biraz daha açalım.
“İşin karmaşık yolu varken, neden basit yolu seçeyim?” sözü Akrebin hayatını anlatır. Burada da zeka küpünün zehirli fikirlerini görüyoruz. Onlar için hayat, yanımızdan huzur ve barış içinde geçmesini seyredemeyeceğimiz kadar kısadır. Herşey paramparça da olsa o kendi halinden memnundur. Tartışmalar, kavgalar, zafer veya yenilgiler; bunların hepsi Akrebe göredir. Anlaşmak sizin hiç hoşunuza gitmez. Huzuru sadece değişim aradığınızda istersiniz.
Hayat Akrep için bir deney sahasıdır, ama oyun bahçesi değildir. Yaptığınız her şeyi çok ciddiye alırsınız. Kesin sınırlarla çizilmiş bir amacınız vardır. Yolunuza çıkan her şeyle savaşır ve mümkünse yok edersiniz. Başkalarının oyunlarını bozmayı, onların hile ve strtejilerini açığa çıkarmayı seversiniz. Hiç kimse sizi aldatamaz. Siz bütün sahtekar ve yalancıları hemen fark edersiniz. İnsanın içini okuyan bakışlarınızın hedefi olan kişi, iç çamaşırlarıyla kalmış gibi olur. Oysa sizin kartlarınızı görmek çok az kişiye nasip olur. Birisi özel işlerinize burnunu sokmaya kalksa çok şiddetli tepki verirsiniz. Bu sizin için hoş bir durum değildir.
Böyle tutumlar Akrebi kibirli, egoist ve hesaplı olmaya zorlar.
Ama sizin için “sağlıklı” bir egoizm, zararlı değildir. Kendinizi yolundan döndürülmeyen bir bozkır kurdu gibi hissediyorsunuz. Eğer “yoldayken”kendinize ve diğer insanlara karşı duyarsız oluyorsanız, bu sizin görev anlayışınıza göre “iyi bir şeyin” kanıtıdır. Biraz şüpheli olan, “amaç, araçları meşru kılar.” Sözüne göre hare

Baglantı

13/5/2008 - Astroloji Nedir ?

Astroloji, gezegen ve yıldızların insanların üzerindeki etkisini yorumlayan bir bilim dalıdır. İnsanoğlunun yazılı tarihinin başından beri var olan astroloji bilimlerin en eskisidir.
Astroloji kader değildir, herşey insanın kendi elindedir. Astroloji dönemleri inceler, fırsat alanlarını, şanslı zamanları, doğum haritanızda sizi kısıtlayan, zorlayan alanları, gecikmeleri gösterir. Sonuçta nasıl hareket edeceğiniz, neler yapacağınız hepsi sizin iradeniz içindedir. Gezegenlerin iyi açılar yaptığı şanslı dönemlerde, hiçbir şey yapmadan oturursanız bu fırsatları kaçırabilirsiniz. Aynı şekilde gezegenlerin zorlayıcı etkiler yaptığı dönemlerde gerekli gayret ve azmi gösterirseniz tüm zorlukları aşabilir, farkında bile olmadığınız içinizdeki gücü ortaya çıkarabilirsiniz.

TARİHÇE
Astroloji insanlık tarihi kadar eskidir.Tarihçilerin araştırmalarına göre farklı uygarlıklar birbirlerinden bağımsız olarak astroloji ile ilgilenmişlerdir. Aşağı yukarı bütün büyük uygarlıklar astroloji ile ilgilendiklerini açıklayan kanıtlar bırakmışlardır. Babil, Mısır, Hint, Çin, Maya, Yunan, Roma ve Arap uygarlıkları bunlar arasındadır. İlk astrologların kimler olduklarını bilmiyoruz, fakat bulduklarını ilk kaydeden Kaldeliler'dir. M.Ö. 3000 yılında Kaldeliler (şimdiki Irak) astrolojinin bilinen en özgün şekillerinden birini ortaya çıkarmışlardır. Bazı uzmanlar astrolojiye ait ilk kayıtların M.Ö. 5800 yılına kadar gittiğini belirtiyorlar. Maya uygarlığı, Hindistan ve Çin M.Ö. 2000 yılında astroloji bilimini kullanıyorlardı. Pitagoras ve Plato'nun yazılarında M.Ö. 500 yıllarında eski Yunanlılarda astrolojinin varlığından bahsedilmektedir. Kuzey Afrika'daki ve Doğu Akdeniz'deki Araplar da M.S. 8. yüzyılda astrolojiyi kullanıyorlardı. M.S. (805-85) yılları arasında yaşamış olan Albumasur ya da diğer adıyla Abu Maaschar'ın yazmış olduğu "Introductorium in Astronomiam" adlı eserle astroloji orta çağda yeniden önem kazanmıştır.
Zodyak yani burçlar kuşağı ilk astrolojik kayıtlarda şimdikinden biraz daha farklı idi. M.S. 180 yılında büyük Yunan matematikçi ve astronom Ptolemy tarafından bugünkü şekline getirilmiştir. Bu yüzyılda ise Carl Jung astroloji hakkında yazılar yazmış, insan kişiliği ve motivasyonu hakkındaki çalışmalarında astrolojiden faydalanmıştır.

Baglantı

13/5/2008 - Doğum ayına göre kişilik analizi

Ocak :
Hırslı ve ciddi kişilik Öğrenmeyi ve öğretmeyi sever İnsanların zaaflarını ortaya çıkarmayı sever Çok eleştirir Akıllı ve planlı programlıdır Çok çalışır ve üretkendir Duyarlı ve derin hisleri olan biridir İnsani nasıl mutlu edeceğini bilir Aşırı dikkatlidir Bünyesi kuvvetlidir Zor heyecanlanır Romantiktir ama aşkını ifade etmekte zorlanır Çocukları sever Evcil ve sadık bir eş olur Kolayca kıskanır Sosyal yönden zayıftır
Şubat:
Somut şeylere önem verir Değişkendir Sessiz utangaç ve ağırkanlıdır Kendine güveni pek yoktur Dürüsttür Özgürlüğüne düşkündür Bazen saldırganlaşır Kesin olmayan işlerden hoşlanmaz İnatçıdır Hayallerinin peşinden gider Batıl inançlara eğilimlidir
Mart:
Çekici kişilik Utangaç ve tutucu Esrarengiz Cömert ve sempatik Rahatına düşkün Duyarlı Hizmet etmekten zevk alır Kolay sinirlenmez Güvenilir Nezakete önem verir İyi bir gözlemcidir İntikamcıdır Seyahat etmeyi sever Dikkat çekmeyi sever Dekorasyona meraklıdır Tempolu müzikleri sever Çok değişkendir
Nisan:
Aktif ve enerji doludur Çabuk karar verip çabuk pişman olur Şefkatlidir Mantığını dinler Diplomatiktir İnsanları teselli etmeyi sever Dostlarının sorunlarıyla yakından ilgilenir Cesurdur Maceraperesttir Sevgisini ve ilgisini belli eder Hafızası güçlüdür Baş ve göğüs hastalıklarına eğilimlidir
Mayıs:
Sert yapılı Kolay sinirlenir Kolay ilgi çeker Fiziksel güzelliğe önem verir Motivasyona ihtiyacı yoktur Sistematik çalışır Hayal kurmayı sever İleri görüşlüdür Kolay sakinleştirilir Anlayışlıdır Kulak ve boyun bölgesi hassastır Edebiyat ve sanatla ilgilidir Evde oturmayi sevmez Çocukları pek sevmez
Haziran:
Aynı anda birden fazla şey düşünür Nazik ve tatlı dillidir Hassastır Kararsızdır Komik ve eğlencelidir Konuşkandır Kolay arkadaş edinir Kolay incinir Gribe yatkın bünyesi vardır Çok inatcıdır
Temmuz:
İyi bir sırdaştır Anlaşılması güç biridir Aşırı gururlu Başkalarının düşüncelerine aşırı önem verir Sokulgandır Kin tutmaz Sempatiktir Yanlız olmayı sever Kolay öğrenir Arkadaş sıkıntısı çekmez Mide sorunları olabilir Zor ikna olur Ağır işleri sever
Ağustos:
Şakalaşmayı sever Duyarlı ve ilgilidir Korkusuzdur Liderlik özellikleri vardır Ruhbilimle ilgilenir Kolay provoke edilir Dikkatli ve tedbirlidir Bağımsızlığına düşkündür Yol göstermeyi sever Romantiktir
Eylül:
İnsanların hatalarını yüzüne vurmayı sever Detaylarla uğraşır İyi bir konuşmacıdır Sadık ve güvenilirdir Sorumluluk almayı sever Bilgi ve kültüre önem verir Spor ve seyahati sever İlişkilerinde seçicidir Hislerini kendine saklar
Ekim:
Herkesle sohbet etmeyi sever İlgi odağı olmak ister Yalancılığı yapmacıklığı sevmez Arkadaşlarına çok önem verir Çabuk kırılıp cabuk toparlanır Kararsızdır Duygusaldır Kendine kolay güvenmez Etrafından çabuk etkilenir
Kasım:
Eğlenceli kişilik İnsanları kolay etkiler Çalışkan ve sorumluluk sahibi Kontrolu ele almayı sever Enerjik ve çevresini motive eden biridir İyi bir liderdir İçten ve yardımseverdir Adil davranır Sürprizleri sever Hataları affetmez İradesi güçlüdür Derin duygularla sever Herkesi oldugu gibi kabul eder Sır saklamayı bilir
Aralık:
Sadık ve cömert Sabırsız Birlikte vakit geçirmesi eğlenceli kişilik Azimli Sosyal yönü kuvvetli Dostlarını kendinden fazla düşünür Kızgınlığı uzun sürmez Sevildiğini hissetmek ister Espri anlayışı gelişmiştir.

Baglantı

13/5/2008 - Burçlarda Cinsiyet

KOÇ ERKEK: KOÇ BURCUNDA DOĞAN ERKEK ZOR BİR İNSANDIR. ONU ANCAK TEPEDEN TIRNAĞA ''DİŞİ'' OLAN BİR KADIN ETKİLEYEBİLİR. Enerjik bir yapısı vardır. Macerayı seven, savaşçı ve öncüdür. Çok cana yakındır. Sevdiğinin pohpohlamasını ister. Spora düşkün olur. Aşkın yeri büyüktür.
KOÇ KADIN: AKLINA GELENİ OLDUĞU GİBİ SÖYLER, ASLA YUMUŞAK BAŞLI DEĞİLDİR. Tutkulu, cazibeli ve akıllı bir kadındır. Kıskanç bir yapıları vardır. Sevdikleri erkekle ömrünü geçirebilirler. Düzenli bir evlilik sıkıcı olabilir. Özgürlüklerinden taviz vermezler. Bencildirler. Dünyanın onların etrafında dönmesini isterler.
BOĞA ERKEK: BİR BOĞA ERKEĞİ PLATONİK DE OLSA SON NEFESİNE KADAR SEVEBİLİR. Azimli kişilerdir. Diktörün enerjisini taşırlar. Güven telkin eden tiplerdir. Sadık bir dost, iyi bir eş, şefkatli bir baba olurlar. Çalışmaktan hiçbir zaman yılmazlar. Gerçek bir aşk sunarlar. Yataktaki iştahı da en az sofradaki kadar açıktır. BOĞA KADIN : BOĞA BURCU KADINI, İNSAN İLİŞKİLERİNDE ÇOK BAŞARILIDIR. HERKESLE KOLAYCA İLETİŞİM KURABİLİR. Kusur arayan kibirli kişiler olabilirler. ''Gerçek olan güzeldir, güzel olan gerçektir'' hayata bakışının bir özetidir. Bir olayı yıllarca unutmayıp kin tutabilirler. Herkesle kolayca iletişim kurabilirler. Tam anlamıyla gerçek bir dişidir. Doğaya düşkündür.
İKİZLER ERKEK: GELECEĞE DAİR CİDDİ KARARLAR ALMAKTANSA, İÇİNDE BULUNDUĞU ANI YAŞAMAYI TERCİH EDER. Entelektüel ve çok yönlüdürler. İnsanlarla iletişim kurmakta başarılıdır. Ev hayatı onlara göre değildir. Karşısındaki kadının çok yönlü olması şarttır. Sorumluluk altına girmesi çok zordur. İleriye dönük kararlar almak onlara göre değildir. Sert ve otoriter bir baba olmazlar.
İKİZLER KADIN: İKİZLER ERKEĞİ GİBİ ÇİFT KISMETLİDİR. Hem zihinsel, hem de fiziksel açıdan sürekli hareket halindedir. Yalnız kalmaktan hoşlanmazlar. Karşılarındaki insanı iyi analiz edebilirler. Çok yönlüdürler. Merakları hiç bitmez. Paraya önem verirler. Eleştirenlerden hoşlanmazlar.
YENGEÇ ERKEK:SEVDİĞİ KADINA BAĞLANIR VE ONU BİR KEZ KISKAÇLARINA ALDIMI, ÖMÜR BOYU BIRAKMAK İSTEMEZ. Son derece duygusal hassas ve yumuşaktır. Zaman zaman huysuz ve müthiş kıskanç olurlar. Gönül almayı çok iyi bilirler. Annelerine çok düşkündürler. Evine bağlı, güvenilir, şefkatli, anlayışlı, neşeli bir kadın onu mutlu edebilir.Mükemmel bir babadırlar. Suyu, denizi, içkiyi çok severler.
YENGEÇ KADIN: YENGEÇ BURCU KADINI KELİMENİN TAM ANLAMIYLA KENDİSİNİ ERKEĞİNE ADAR. O, bir dişi kuştur. Ürkek ve kırılgandır. Dedikoduya meraklıdır. Gevezelikleri dırdırcılığa varabilir. Anneleri, babaları, çocukları, eşleri için canlarını verirler. Kendisini ilişkisine adar. Maddi açıdan güçlü olan bir erkek, güvende hissetmesini sağlar.
ASLAN ERKEK: SICAK ROMANTİK, ATEŞLİ AŞIKLARDIR. BİRLİKTE OLDUĞU İNSANIN AYAKLARINI YERDEN KESER. Yufka yüreklidirler. O canı pahasına bile dişisini korur. Karizmatiktir. Kelimenin tam anlamıyla ''dişi''lerden hoşlanırlar. Aslanlar evlerine, ailelerine çok bağlı tiplerdir fakat bir gözleri de hep dışarıdadır. Eşlerinin çalışmayıp evde oturmasını isterler. Onlar sanki baba olmak için yaratılmışlardır.
ASLAN KADIN: KENDİSİNE OLAN GÜVENİ SON DERECE GELİŞMİŞ OLAN BU KADIN, KENDİSİ GİBİ GÜVENLİ NE YAPTIĞINI BİLEN BİR ERKEK ARAR. Her zaman bakımlı, zarif, dikkatlidirler. Çok pratik, işlevsel bir zekaya sahiptirler. Gece hayatını severler. Yaşam zevkleri pahalı olur. Kendisine olan güveni son derece gelişmiştir. Özgürlüklerine düşkündürler. Erken çocuk sahibi olmaya pek yanaşmazlar.
BAŞAK ERKEK: İLİŞKİLERİNDE MACERA DEĞİL, HUZUR VE DÜZEN ARAYAN YA DA UZUN MACERALARDAN SONRA SAKİN BİR LİMANA YANAŞMAK İSTEYEN KADINLAR İÇİN BAŞAK ERKEĞİ VAZGEÇİLMEZDİR. Merttir ve çok çalışkandır. Kimseyi yarı yolda bırakmaz. Aradığı kadın kültürlü, zarif, dost olmalıdır. O bir temizlik hastasıdır. Aşık olabilmesi iiçin ona çok güvenmesi gerekir.
BAŞAK KADIN : O DALGA GEÇİLECEK BİR KADIN DEĞİLDİR.İLİŞKİLERİ CİDDİ OLUR YA DA HİÇ OLMAZ.. BU NEDENLE, GENEL OLARAK HAYATLARINA ÇOK ERKEK GİRİP ÇIKMAZ. Sessiz, sakin, dürüst bir kadındır. Mağrur, mesafeli, ince ve duyguludur. Biraz inatçı olduğu söylenebilir. Entelektüel ve güçlü bir erkek ister. Çok gizli fantezileri olur. Mükemmel bir eş ve anne olurlar
TERAZİ ERKEK: KADINA NASIL DAVRANILMASI GEREKTİĞİNİ BİLEN, SON DERECE HOŞ GÖRÜNÜMLÜ, CENTİLMEN BİR ERKEKTİR. Kadın ruhunu çok iyi anlar. Bakımlı, güzel,akıllı ve nazik bir kadın ile beraber olmak ister.Tatlı sözler söylemekte ustadır. Sanatta, müzikte, hayatta, kadında her şeyde uyum arar. Gece hayatına, eğlencelere oldukça düşkündür. Adalet duygusu ile iyi bir devlet adamı ve hukukçu olabilir. Evine önem verir ve eşini sevdiği kadar saygı da duyar.
TERAZİ KADIN: O ZEKİ, ÇAPKIN, NEŞELİ, ÇOCUKSU BİR DİŞİDİR Eğlenceli bir yaşam için yaratılmıştır. Aşk herşeyden önce gelir. Çocuklara özgü bir bencilliği vardır. Ama rahatsız etmez. Eğitime çok önem verir. Göze hitap etmek onun için çok önemlidir. Herşey düzenli ve yerli yerinde olmalıdır. Evlilik çok önemlidir. Çocukları çok sever.
AKREP ERKEK: AKREP ERKEKLERİ, GÜÇLÜ VÜCUT YAPILARI, BELİRGİN HATLARI, DONDURUCU BAKIŞLARIYLA ÇOK ÇEKİCİDİR. Çok ateşli tiplerdir. İçten ve dürüstür. Öyle görünmese de gerçekten duygusaldır. Çok kıskançtır. Eşinin fiziğiyle, zekasıyla, hareketleriyle, dikkat çekici biri olmasını ister. Ailesini ihmal etmez. Parayı severler.
AKREP KADIN: İNSANI MIKNATIS GİBİ ÇEKEN GÖZLERİ, YUVARLAK VÜCUT HATLARIYLA DİKKAT ÇEKİCİDİR. Duygu yüklü, tutkulu bir kadındır. O bir sır küpüdür. -- -Kıyafet seçiminde son derece cüretkar olabilir. Sevdiği erkek için yapmayacağı hiçbir şey yoktur. Evine değer verir. Kesinlikle sadık kalır. Çok farklı konulara ilgi duyar.
YAY ERKEK: HUZURSUZ, ÇOK TECRÜBE EDİNMEK İSTEYEN YAY ERKEĞİNİN DURULUP KÖK SALMASI BİRAZ ZAMAN ALIR. Bir sporcu, kumarbaz, filozof ve maceraperesttir. Neşelerini sürekli muhafaza ederler. Hemen her konuda söyleyecek bir iki kelimeleri vardır. İşine gerçekten titizdir. Başlanmaktan kaçar. Çoğunlukla ilgisiz ve çocukça davranır. İdealist, sevecen, iyimser bir romantik.
YAY KADIN: YAY KADINI KENDİNE ÇOK GÜVENİR, BU YÜZDEN UKALA TAVIRLARA BÜRÜNEBİLiR. Dikkat çekicidir. Gezmek, başka ülkeler görmek hayallerini süsler. Fikirleri için savaşır. Çalışkandır. Sosyal yaşamları çok hareketlidir.OĞLAK ERKEK: OĞLAK ERKEKLERİNİN SERT VE DÜZGÜN HATLARI VARDIR. ZEKİ BAKAN GÖZLERİYLE DİKKAT ÇEKERLER. Gençlik yılları biraz sancılı geçebilir. Tutkularının esiri olmaz. O bir bilgedir. O yönetici doğmuştur. Duyguları derin, sevgisi büyüktür. Çok dürüstür. Evinde huzur, güven ve düzen ister.
OĞLAK KADIN: OĞLAK KADINLARI GENELDE MİNYONDUR.VÜCUT HATLARI HOŞ VE BİÇİMLİDİR. Çok güçlü ve gururlu kadınlardır. Çok kararlıdır. O bir işkoliktir. Sevgiye çok önem verir. Özgürlüğüne düşkün bir kadındır. Çok hassastır. Katır kadar inatçıdır.
KOVA ERKEK: ZAMANIN ÇOĞUNU BİRŞEYLER KEŞFETMEK İÇİN HARCAR. PEK ROMANTİK DEĞİLDİR. Dışa dönük, bilgili eğlenceli bu adamın yanında sıkılmak mümkün değildir. Eşi her şeyden önce arkadaşı olmalıdır. Aşkı beyninde başlar ve beyninden beslenir. Genelde geç evlenirler. Monoton olmazlar. Çocuğuyla iyi arkadaş olurlar.
KOVA KADIN: ZAMANIN ÖTESİNDE DÜŞÜNÜR. ONU ANLAMAK ÇOK ZORDUR. Hayır işlerine, azınlıkların haklarını koruyan derneklere destek vermek gibi işlerle uğraşabilirler. Özgürlüğüne düşkündür. Cinselliğe fazla düşkün değildir. Çok akıllı ve beceriklidir. Güçlü bir kadındır. Gerçekten karizmatiktir. Duygularına kapılmaz, her şeyi düşünür, anlamaya çalışır.
BALIK ERKEK: BİR DENİZCİ EDASIYLA, HAFİF SALLANARAK YÜRÜYEN BALIKLAR'IN GÖZLERİ, İÇLERİNİN DERİNLİĞİNİ YANSITIR. Yüzlerinde en çok dikkat çeken yer gözleridir. Çok duygusaldırlar. Muhteşem bir aşık olurlar. Çok ince ve düşüncelidir. Onu gerçekten anlayan bir kadınla evlilğe katlanabilirler.İlginç fantezileri vardır. Hayellerindeki kadına ulaşmak için epey dolaşması gerekir.
BALIK KADIN: GİZEMLİ, DEĞİŞEN YÜZLERİ VE IŞILDAYAN GÜLÜMSEMELERİYLE GÖZ KAMAŞTIRIRLAR. Duyguları inanılmaz hızlı değişir. Çok zevkli ve renkli bir kişilikleri vardır. Dost canlısı ve neşelidirler. Çok bakımlı ve güzel olurlar. İşlerine hevesle bağlanırlar. Sanata yatkındırlar. Erkeğini mutlu etmek için her şeyi yaparlar.

Baglantı

13/5/2008 - Çin Astrolojisi

BiLGi İÇİN: DOĞDUĞUNUZ YILI BULACAKSINIZ!...

FARE Yıllar:1936-1948-1960-1972-1984-1996-2008 Çok zeki, girişken, çekici, konuşma yeteneği gelişmiş,dinamik, faal, dakik ve girişkendir. Aynı zamanda hırslı, meraklı ve huzursuz bir yapısı vardır. Çok kolay arkadaslık kurar.Önsezileri gelişmistir. Kıvrak bir zekası vardır. En zor durumlara bile kolaylıkla uyum sağlar. İdeallerine inanır,ailesine karşı çok koruyucu ve cömerttir. İlgili bir ebeveyndir.
ERKEK: Dengeyi, tutarlılığı arasa da hareketli bir yaşam sürer. Polemiğe girmekten hoslanır ve alıngandır. İliskilerini açıklık ve düzgünlük üzerine kurar. Hem eleştirel hem anlayışlı bir dosttur. Aşk onu daha huzurlu, sakin kılar.
KADIN: Çok pratik ve zeki, girişken, aynı zamanda romantik ve bağımsiz bir kadındır. Doğal ve sade bir güzelliği vardır ve çok çekicidir. Herkesle anlaşır. Adalet duygusu çok gelişmistir. Kendisine karsı gelenleri kolay kolay affetmez. Genellikle doğru erkekle evlenir, iyi bir ev sahibesi, sevecen bir eş ve anne olur.
YABAN ÖKÜZÜ Yıllar: 1937-1949-1961-1973-1985-1997-2009 Sükunet ve barışı sever. Hayatta ağır ve emin adımlarla ilerlemeyi ilke edinmistir. Hiçbir engel cesaretini kıramaz. Sabırlı ve inatçı, oldukça muhafazakardır. Parayı ve rahatlığı sever,maceradan hoşlanmaz. Modayı takip etmez. Yalnız kalmaktan hoşlanır, iş yapmaktan kaçınmaz ve yorgunluğa dirençlidir. Nazik, arkadas canlısı, sadık ve sorumluluk hissi gelişmis bir insandır. Aşkta samimi ve düzdür. Aile yasamını sever ve ailesinden hiçbir şey esirgemez.
ERKEK: Saygı duyulmaktan hoslanır. Bir kadına bağlanmadan önce artıları ve eksileri iyice değerlendirir. Fazla tutkulu ve girişken değildir. Aşk onu utangaç bir delikanlı yapar.
KADIN: Çok nazik, düzenli, hassas, kararlı bir kadındır. Organizasyon yeteneği çok gelişmistir. İstediği herseyi de elde eder. Çok dişi bir stili vardır, ama ölçülüdür. Eşinin gölgesinde yasayabilir. Çok iyi bir eğitimcidir. Çocuklarına karşı hem sevecen hem biraz katıdır.
KAPLAN Yıllar:1938-1950-1962-1974-1986-1998-2010 Çok çekici, karizmatik ve otoriter bir kişiliğe sahiptir. Gururlu ve bağımsızdır. Doğuştan fatihtir: girişken, asi, hırslı ve çoğu zaman tehlikeli bir fatih. Olağandışı bir canlılığa sahiptir. Hakettiği basarıya çoğunlukla kavuşur. Aşkta içgüdüsel, tutkulu, kıskanç ve sahiplenici, bazen acımasız, biraz yüzeyseldir. Çocuklarına çok düşkündür.
ERKEK: Aktif, enerji dolu ve huzursuzdur; maceradan hoslanır. Arkadaş ilişkilerinde dürüst ve cömerttir. Eş olarak ise biraz zordur. Eş seçiminde çoğunlukla hata yapar ve kolaylıkla boşanır. Sadık olmadığı gibi kıskançtır. Ağlayan kadınlara tahammül edemez.
KADIN: Evin dışında birçok ilgi alanı vardır. Modayı çok yakından takip eder, şıktır, beğenilmekten hoslanır. Bağımsız ve saldırgan, huzursuz ve atılgandır, sıradan aşklardan nefret eder.Erkekle eşit fırsatlarda bir ilişki ister. Kaplan kadınını elde etmek zordur.
TAVSAN (KEDİ) Yıllar: 1939- 1951-1963-1975-1987-1999-2011 Sakin, huzurlu bir hayat sürmek ister. Kontrolünü çok ender kaybeden, nazik, sakin, temkinli biridir. Iş hayatında başarılıdır. Çevresindekilerle uyum içinde yaşamak için bir çok şeyi de kabullenebilir. Ticarete yatkındır. Lükse bayılır, rafine ve parlak bir hayat sürmekten hoşlanır. Arkadaş çevresinde çok sevilir. İyi bir evsahibi ve konuktur. Aşkta büyük tutkuyu değil, sevecenliği ve ona güven duygusu verecek bir evliliği arar.
ERKEK: Şık, biraz benmerkezci, sosyal, barışçı, zeki ve gerçekçi biridir. Önsezileri gelişmiştir. Yaşam stilinin çok kişisel olmasını ister.Kendine pek güveni yoktur. Aşkta fazla sahiplenici ve asabi olmayan bir eş arar.
KADIN: Espri anlayışı çok gelişmiştir. Neşeli bir karakteri vardır, fedakarlıklar ona göre değildir. Hoş bir yaşam sürmekten hoşlanır. Aşırı duyarlı, romantik, sevecen biridir. Eş seçiminde biraz hesapçıdır.
EJDERHA Yıllar:1940-1952-1964-1976-1988-2000-2012 Birçok erdemi vardır. Canlı, coşkulu, iyimser, yeteneklerine güvenen biridir. Sıfırdan başlayarak çok zor hedeflere ulaşabilir. Keskin bir zekası vardır, mükemmellikten hoşlanır. Organizasyon yeteneği gelişmiş, diplomatik, dürüst ve samimi, bazen biraz saf biridir. Aşkta çok yoğun ve dürüst duygular besler. Hayranları çoktur ama o kolay kolay asık olmaz. Ailesine karsı çok cömerttir.
ERKEK: Güçlü, iyimser, vaktinin çoğunun evin dışında geçirmekten hoşlanan biridir. Müsrif ve kendini beğenmiştir, herselin kendi kurallarına göre yürümesini ister. Özgürlüğüne çok düşkündür. Evlilik hayatına pek yatkın olduğu söylenemez.
KADIN: Güçlü, otoriter, kendinden emin ve kararlı biridir. Erkekler üzerinde etki yapar. Cömert ve samimidir, özgürlüğüne düşkündür. Çevresindeki insanların saygısı ve beğenisini kazanmak ister. Hareketli ve dolu bir hayat sürer. Is hayatında pratik ve etkindir. Çok yoğun duygularla sever.
YILAN Yıllar: 1941-1953-1965-1977-1989-2001 Sakin, soğuk görünürler ama gizemli, mantıklı ve çok çekici kişilerdir. İnce zevkleri olan, entelektüel yapıda bu kişiler övülmekten çok hoşlanır ve ona sadıkça hizmet edenlere karsı cömert davranır. Düşmanları, rakiplerine karsı acımasızdır.Aradan yıllar geçse de intikamını alır. İmkanlarını çok iyi bilir. Sessiz. sabırlı, kuşkulu ve altıncı hissi kuvvetlidir. Fazla efor sarf etmekten hoşlanmaz, rahat, sakin bir hayattan hoşlanır. Aşkta pek sadık değildir, ama esinden mutlak sadakat bekler. Kıskanç ve sahiplenicidir.
ERKEK: İçine kapalı, çevresinde olan bitene dikkatli, istediğini nasıl elde etmesi gerektiğini bilen biridir. Hedefleri basit ve pratiktir. Hırslı ve çok dürüst, tembel ama fikren çok aktif Yılan erkeği sürekli pohpohlanmak ister. Zeki, klan ve gölgede kalmayı kabullenecek bir kadın arar.
KADIN: Basarili erkeğin ideal esidir. Doğru kişiye karsı çok vericidir. Çekici, soğuk ve vakurdur, karsı cinsi hem çeker hem iter. Aşk onu neşeli, canlı kılar, biraz kıskanç ve sahiplenici, ayni zamanda çok kuşkucudur.
AT yıllar: 1930-1942-1954-1966-1978-1990-2002 Dinamik, huzursuz, ateşli, faal, enerji dolu, özgür ve vahşidir. Heyecan duymadığı hiçbirse yi yapmaz. Yorulmak bilmeyen yapısı ve neşesiyle çevresindekileri kendisine hayran bırakır. Keskin, parlak bir zekası vardır. Girişken ve pratik bir insandır.Hareketsiz yasamdan hiç hoşlanmaz. Spora eğilimi vardır ve özgürlük onun için kutsaldır. Duyusal yasamda fazla romantik değildir.
ERKEK: Sosyal, girişken, başarıya yönelik biridir, hayal kırıklığına uğramaktan hiç hoşlanmaz. Kıskançtır ve sevgisi dolu sağlam bir aile ortamında yasamak ister.
KADIN: Kur yapılmasından hoşlanır. Giyimine çok düşkün, şık biridir. Formda olabilmek için spor yapar. Onun için basari ve özel arkadaşlıklar çok önemlidir. Özgürlüğünü her zaman için korur ve geç yasta evlenmeyi seçer.
KEÇİ yıllar:1931-1943-1955-1967-1979-1991-2003 Sevgi dolu, sevimli, özenli, kibar, cömert ve içtendir. Hoşgörülüdür, her isi yordamına göre halleder. Randevularına sadık değildir ve dakik olduğu söylenemez. Hırslıdır, artistik ve yaratıcı yönleri gelişmiştir; hayal gücü geniştir ve yasam dolu bir insandır. Anlayışlıdır, rahatına ve sağlığına düşkündür, öte yandan şartlara uyum göstermesini de bilir. Ne var ki mücadeleci yönü zayıftır ve fazla pasif olabilir. Güvenli ve huzurlu ortamlara ihtiyaç duyar, çatışmanın her türlüsünden nefret eder. Mutluluğu için aşk ve ailesi çok önemlidir.Çok fazla romantik ve hayalperest olan Keçi insani her zaman büyük aşk arayışındadır ve partnerine fazla yaslanmaya meyillidir.
ERKEK: Ebedi çocuktur, havai ve sorumsuzdur ve annesine çok düşkündür. Tembeldir; bir es ve baba olmanın gerektirdiği sorumluluklar onu korkutur. Bir kez söz verdi mi, ona sadık kalır. Mizah ve eğlenceden çok hoşlanır, ilgi çekmek ister ve özgürlüğü çok sever.
KADIN: Son derece dişidir, kedi gibi değişken ve kaprisli tavırlarıyla erkekleri cezp eder. Dağınık ve düzensizdir, ama son derece bakımlı ve hoştur. Aşkta korunma ve güvenliğe ihtiyaç duyar, kur yapılmasına bayılır. Hayal kırıklığına uğrayacak olursa esine karsı buz gibi davranmakta tereddüt etmeyecektir.
MAYMUN yıllar:1932-1944-1956-1968-1980-1992-2004 Hayat dolu, sosyal, uyumlu, hayal gücü kuvvetli, meraklı ve yasam sevinciyle dolu bir insandır. Dışardan bakıldığında açık, nazik ve dost canlısı görünse de, gerçekte oldukça inatçı ve hesabidir. Keskin bir zekası, ince bir mizah anlayışı vardır; meraklı ve fesat olabildiği gibi, her zaman samimi de değildir. En karmaşık durumlardan ustalıkla sıyrılmayı bilir. "Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır"sözü Maymun burcu için söylenmiş gibidir. Dürüstlük, diploması ve özgürlük tutkusu, en olumlu özellikleridir. Aşk hayatında tatlı ve bağışlayıcı görünüşünün altında kararsızlık ve havailik gizlidir. Olgunluk çağında ailevi yaşamında gerçek huzuru bulacaktır.
ERKEK: Karmaşık, orijinal, bireysel bir tiptir. Kelime oyunlarına ve imalara bayılır. Şık ve zarif olmaktan büyük keyif alır, lüksü sever. Pek çok yeteneği olan, kültürü ve dost tavırlarıyla ilgi çeken Maymun erkeği, bos oturamaz. Basından çok sayıda aşk macerası geçse de, aslında aradığı derin değerlerdir.
KADIN: Hem ruhen, hem bedenen daima genç kalan Maymun kadını çok meraklıdır, herseli öğrenmek için tükenmez bir arzu duyar. İlgi çekici ve büyüleyici biridir ve fark edilmemesi neredeyse olanaksızdır. Teşvik edici, fakat kıskanç bir partner, şefkatli, yumuşak ve çok özenli bir anne olur.
HOROZ Yıllar:1933-1945-1957-1969-1981-1993-2005 Sosyal, çok yönlü, orijinal, egzantrik ve zekidir. Her zaman ilgi odağı olmak ister ve konuşma kabiliyeti sayesinde çoğu kez bunu başarır. Öte yandan zalim, sabit fikirli ve gerçekleri görmesini engelleyecek kadar önyargılı olabilir. Eleştirilmekten hiç hoşlanmaz. Çok çalışkandır, ancak yalnızca gerektiği zaman. Bir çoğunu asla sonuçlandiramayacagini bile bile yeni projeler üretmeye bayılır. Aşkta utangaç, temkinli, duygusal ve şefkatlidir, ancak gerçek duygularını gizlemeyi çok iyi bilir. Kendine uygun bir partner bulamayabilir.Genellikle karsısına güvenilmez ve kuruntulu kişiler çıkar.
ERKEK: Keskin bir gözlemcidir; gözünden hiçbirsek kaçmaz. Huzursuz, tatminsiz, otoriter,kendinden çok emin, daima hakli olmayı isteyen biridir. Uzun vadeli projelerden hoşlanmaz. Aşkta sadık olmamasına karsın evliliğe inanır, çocuklara deli olur. Sevilmeye ihtiyacı vardır.
KADIN: Evin dışındaki görevleri ile es veannelik rollerini hayranlık duyulacak bir basarıyla yürütebilir. İletişime açık, zeki, düzenli,planlı biridir. Büyük duygusal çıkışları vardır. Sorumluluklarının bilincinde ve kıskançtır,isine karışılmasından hoşlanmaz.
KÖPEK Yıllar:1934-1946-1958-1970-1982-1994-2006 Görev bilinci son derece gelişmiş olan Köpek burcu insani sadık, dürüst, adil ve kararlıdır - tüm bu meziyetlerinin de farkındadır. Ne vaki ilk bakışta farklı bir görüntü çizer. Hassas ruhunu ve asaletini soğuk, alaycı bir maske altına gizler. Çok zekidir ve mizah duygusu gelişmiştir.Kendinden daha zayıf olanlara hamilik etmesiyle takdir ve saygı toplar. Daima yardıma hazırdır, ancak takdir edilmemek onu derinden yaralar. Çin horoskopunun en sevimli tipleridirler. Aşkta çok vericidir ve abartmayı sever. Güvensizliği, sevme kapasitesinin önündeki en büyük engeldir.
ERKEK: Hayal edilebilecek en sadık estir,fakat sevgisini göstermeyi bilmez. Açıklık ve netlik arar, özel hayatına girilmesinden hoşlanmaz. Aşkta son derece koruyucudur, iletişimcidir; karsısındaki kişiden güven ve anlayış bekler. Koruyucu, evhamlı ve sert bir baba olur.
KADIN: Çok güzel ve dişidir. Yumuşak baslı, duygusal, son derece hassas ve sakin bir kadındır. Kendisine değer verildiğini hissetmeye duyduğu ihtiyaç yüzünden mevki sahibi erkeklere zaafı vardır. Es olarak içten ve sadıktır.
DOMUZ Yıllar:1935-1947-1959-1971-1983-1995-2007 Sert bir mizacı vardır ve düşünmeden harekete geçer. Kafasına bir şey koydu mu fikrini değiştirmek imkansızdır. Öfkesi korkunç olur, neyse ki uzun sürmez. Güçlü ve kararlıdır, ancak kin,intikam gibi kelimeler onun kitabında yoktur. Hoşgörülü ve keyfine düşkündür, sadık, samimi ve dürüst birinsindir. Görevine sadık olan Domuz burcu insani genellikle çok iyi yerlere gelir. Zaman çok saf olabilir. Finans alanında çok yeteneklidir, çok zengin olabilir. Aşkta partnerini çok fazla idealice etmeye eğimli olması sebebiyle çoğu kez hayal kırıklığına uğrar. Esine ise hiç acı çektirmez.
ERKEK: Sosyal bir tip olmakla birlikte (kulüplerden, derneklerden, kalabalık seyahatlerden ve kültürel aktivitelerden hoşlanır) yabani bir yanı da vardır. Dürüst ve cömerttir. Cinselliğe çok düşkündür.
KADIN: Is hayatında çok yeteneklidir; profesyonel kariyer için yaratılmıştır. Sevdikleri için hiçbir fedakarlıktan kaçınmaz, aşka inanır, yalana ve ihanete tahammülü yoktur. Bir ilişki sona erdiğinde gururu, ağlamasına ve yakınmasına engel olur.

Baglantı

13/5/2008 - Burçlara Göre Cinsel Yaşam

KOÇ BURCUHayat felsefesi ben merkezli yaşam olan Koçlar için cinsellikte de üstün olmak önemlidir. Yatakta genelde partnerinden aldığı kadar vermeyi sever. Bu burcun bireyleri istediklerini elde etmekte çok iyi olduklarından birlikte olmak istedikleri kişiyi elde etmek için her yola başvurur. Değişiklikleri, yenilikleri ve macerayı sever, reddedilmekten hoşlanmazlar. Ateşli bir aşıktır fakat partnerine tamamen sahip olmaya başladığı zaman sıkılmaya da başlar.

Kadın: Sevişmeden önce sohbet etmeyi sever. Yatakta üstün olmayı isteyen Koç kadını için seks muhteşem bir egzersizdir. Atletik yapılı, dürüst ve direkt insanlardan hoşlanırlar. Soğuk ve ilgisiz görünseler bile birlikte olmak istedikleri erkeği mutlaka elde ederler. Çok etkileyici ve çekicidirler. Utangaç olmadıkları için gündüz bile sevişebilirler. Romantik seks oyunlarından hoşlanmaz, aceleci ve sabırsızdırlar. Eksik, tamamlanmamış şeyler onları tahrik eder. Onları elde etmek için biraz gizemli olmakta fayda var. Çünkü hakkında çok şey bildiği kişilerden bıkarlar.

Erkek:Çekici ve atletik bir yapıya sahiptirler. Çok sabırsız ve aceleci olduklarından her şartta ve ortamda sevişebilirler. Saldırgan kadınlardan hoşlanmasalar da yatakta küçük başkaldırılara hayır demezler. Romantizmden hoşlanmaz, yatak oyunlarını sevmezler. Partnerini mutlu etmek için her şeyi yaparlar. Yatakta üstünlük sağlamayı sever, partnerinin geri planda kalmasını, gerektiği zaman kendini desteklemesini bekler. Kalabalık ortamlarda seks fikri bile tahrik olmalarına yeter. Koç erkeğini elde etmek için biraz gizemli, direkt ve geri planda kalmayı kabul etmek gerekir.

BOĞA BURCUAşka ve erotizme doğuştan yatkın olan Boğalar her şeyde olduğu gibi cinsellikte de temkinli davranmayı severler. Partnerinden ihtiyacı olan güveni aldıktan sonra kendinden beklenilmeyecek kadar ihtiraslı ve ateşli olurlar. Cinsellikte radikal değişikliklerden yana değildir fakat çok tutucu da davranmaz. Değişikliler için partnerine güvenmesi birincil koşuldur. Duygularını ve isteklerini belli etmekten çekinen bir yapıdadır. Ancak kendi kuralları çerçevesinde aşk oyunları da yapmaktan çekinmez. İstediği insanı elde etmek için elinden geleni yapan Boğa'lar, yatakta da partnerini mutlu etmek için her şeyi yapar.

Kadın:Seksi, bakımlı ve çekici erkeklerden hoşlanan Boğa kadınları için maddi refaha kavuşmuş olan erkekler öncelik taşır. Seks, onlar için şık mekanda yenen yemek gibidir. İyi dekore edilmiş bir yatak odası, bir kadeh şampanya ve loş bir ışık harekete geçmeleri için yeterlidir. Yatakta klasik pozisyonlardan hoşlanırlar. Sürprizleri sevmez, aceleci davranmazlar. Sabırlıdırlar. Sevişme tarzları oldukça vahşi ve serttir. Yeni mekanlardan yana olmasa da alışmakta gecikmez çünkü Boğa kadını dünyadaki her şeyi tatmalıdır. İyi ve sadık bir aşıktır. Silik tipleri sevmez, erkek onu tatmin edemiyorsa yeni aşklar aramakta gecikmez.

Erkek: Dürüst bir yapıdadırlar. Boğa erkekleri için seks üremektir. Bu amaçla sevişmeye başlayan Boğa erkeği çok ihtiraslı ve ateşli olur. Babalık onun için çok önemlidir, fakat kendisi de koca bebek gibidir. Sevilmekten, okşanmaktan çok hoşlanır. Klasik mekanlarda klasik pozisyonlarda sevişmeyi sever. Geç uyarılır fakat bir kez uyarılınca da saatlerce sevişebilir. Loş bir ışık, hafif bir müzik ve bir kadeh şampanya onu tahrik eder. İşlerine karışan, onu eleştiren, şehvetli, cazibeli ve silik kadınlardan hoşlanmaz. Onu çeken şey kadının doğallığıdır. Bir gecelik ilişkilerden hoşlanmaz. Birlikte olacağı kadına güvenmesi gerekir.

İKİZLER BURCUDeğişken bir karaktere sahip olan İkizler uzun süreliden ziyade tek gecelik ilişkilerden hoşlanır. İnsan ilişkilerinde son derece iyi olsalar da bunu özel hayatlarına yansıtamazlar. Kendi hayatlarını kontrol edemedikleri gibi bir başkasının hayatlarına müdahale etmesine dayanamazlar. Geçici ilişkilere olan merakı yüzünden cinsel deneyimleri oldukça fazladır. Seks sırasında yataktaki pozisyondan ziyade rol değişimlerinden hoşlanırlar. Çok konuşkan oldukları için seks sırasında da bu yönlerini kullanırlar. İlgili, ilgisiz konulardan bahsederek dikkatlerini başka şeylere verebilirler.

Kadın:Çok hoş, kışkırtıcı, büyüleyici ve seksidir. Bir çok erkeğin hayallerini süsler. Sürekli aktif bir cinselliğe sahiptir. İkizler kadınının aktif zekasını kullanmadığı tek konu sekstir. Seks ikizler kadını için bir boşalama, gevşemedir. Romantizmden hoşlanmazlar. Gülerek, konuşarak sevişmeye bayılırlar. Olgun, konuşmayı seven ve özgür erkeklerden hoşlanırlar. Kıskanç erkekleri sevmezler. Erotik telefon konuşmaları, yazışmalar tahrik olmalarını sağlar. Partnerinin kışkırtıcı konuşmalar yapmasına bayılır. Yatakta basılma, yakalanma fikri İkizler kadını için çok caziptir. İlişkilerinde genelde kalpsiz kadını oynamayı severler. Bir erkeğin kendisine sahip olduğunu bilmek istemesine karşın onun üzerinde mutlak hakimiyet kurduğunu hissettiği anda ilgisini kaybeder. Onu elde etmek isteyen erkeğin bu kadın için her şey olmalı. Yani bir baba, ağabey, kardeş, arkadaş kadar yakın olması gerek.

Erkek:Değişken, havai ve istikrarsız olan İkizler erkeği genelde entellektüel, akıllı ve fiziği düzgün kadınlardan hoşlanır. Son derece değişken bir yapıları olduğundan onlara ayak uydurmak zordur. Aşkı ve aşık olmayı sevmelerine rağmen aşk hayatlarında çok önemli bir yer tutmaz. Seks onlar için bir oyundur. Farklı mekanlarda, farklı kadınlarla seks yapmak hayatlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Erotik telefon konuşmaları yapmayı severler. Yatak oyunlarını iyi bilir ve bunu kadınları baştan çıkarmak için ustaca kullanırlar. Karşısındaki kadının konuşmasına çok önem verir. Terbiyeli ve düzgün konuşmak bu erkeklere karşı kadının şansını attırır. İkizler burcu erkeğini elde etmek için ona annesi, ablası, dostu kadar yakın olmalısınız. Bir kadını sahiplenmeye başladığı andan itibaren ondan sıkılıp yeni aşklara yelken açmaya başlar.

YENGEÇ BURCUBu burcun bireyleri karşısındakinden emin olmadığı sürece duygularını, hislerini belli etmekten kaçınır. Çok kırılgan ve hassas olduklarından cinsel ilişki sırasında da karşısındakinden romantizm beklerler. Partnerini yatakta mutlu etmek için aşk oyunlarını kullanırlar. Yaşamında duyguların yeri büyüktür. Çok sadık olduklarından ilişkileri bitse bile uzun yıllar yalnız yaşayabilirler. Tek eşlilik taraftarıdırlar, bir gecelik ilişkilerden hoşlanmazlar. Cinsel ilişki sırasında geri planda kalmayı tercih ederler.

Kadın: Duygusal ve kırılgan bir yapıda olan Yengeç kadını için seks, son derece doğal bir aktivitedir. Onun için seks, çocuk doğurmakla eş anlamlıdır. Seviştiği mekan çok önemlidir. Büyük ve yumuşak bir yatak, şömine ve güzel bir yemek Yengeç kadınını tahrik etmek için yeter. Birinin onu koruma altına almasına bayılır. Sevilmek, okşanmak, bir çocuk gibi öpülmek çok hoşuna gider. Maddi refaha ulaşmış, şehvetli ve minyon erkekler ilgi alanına girer. Sadık bir sevgili olmanın yanısıra yatakta tutkulu ve ihtiraslıdır. Geçmişine önem verdiği için bitse bile ilişkilerini hep hatırlar. Pasif bir bayan olmasına rağmen kolay kolay elde edilemez. Bir erkeğin, çok duygusal va anaç ruhlu Yengeç bayanını elde edebilmesi için öncelikle onun arkadaşlarını, dotlarını kazanması gerekir. Çünkü Yengeç'ler bazen dostlarına partnerinden daha fazla önem verebilir.

Erkek:Biraz ana kuzusu olan Yengeç erkekleri aşık olduğu kadınla sevişmekten hoşlanır. Duygusal, hassas ve pasif olmasına karşın yatakta aşık olduğu kadını mutlu etmek için aslan kesilir. Çok güçlü bir hafızası olduğundan partnerini nelerin heyecanlandırdığını unutmayarak her seviştiğinde aynı zevki almasını sağlar. Yengeç kadını gibi erkeği için de mekan önemlidir. Güzel bir yemek, yumuşak bir yatak ve şömine karşısındaki seks hoşuna gider. Sadık ve dürüst bir eş arayan bayanlar için Yengeç erkeği çok idealdir. Şehvetli, minyon ve sevimli bayanlardan hoşlanırlar. Ahlaksız ve vahşi sevişen kadınlardan korkarlar. Onlara, ailesinin ve arkadaşlarının sevgisini kazanarak ulaşabilirsiniz.

ASLAN BURCUÇekici ve karizmatik yapıda olan Aslanlar sevgilerini göstermekten, cinsel isteğini sergilemekten asla çekinmezler. Cinsellik hayatlarının bir parçasıdır. Sevdiği için tek ve çok değerli olmalıdır. Çünkü Aslanlar kendilerine göre çok özel insanlardır. Onlar seçilmiş, özel ve şanslı kişilerdir. Bu nedenle onlarla birlikte olanlar da öyle olmalıdır. Her zaman ilk adımı atan olmak hoşuna gider. İstediklerini elde etmek için kararlı gibi görünürler fakat reddedilmeye dayanamazlar. Sevdiğinden itiaat bekler. İsteklerine karşı çıkılması, tüm keyfinin kaçmasında ve isteğinin yok olmasında önemli rol oynar.

Kadın:Dramatik, gururlu ve tutkulu biridir. Her zaman bakımlı, gösterişli ve gözde olmak ister. Hiç kimse onunla boy ölçüşemez gibi bir saplantısı vardır. İdeal eşinin de tıpkı kendisi gibi olmasını ister. Çok idealisttir. Ayaklarını yerden kesen bir erkek arar. Bakımlı, zengin ve başarılı erkeklerden hoşlanır. Onun için, ona hayran ve onu arzulayan erkeklerden daha önemli bir şey olamaz. Erkek arkadaşı için yalnızca önemli olması yetmez, tek de olmalıdır. Lüks ve ihtişamlı mekanlarda kendini daha iyi hisseder. Yatakta kontrolün partnerinde olması hoşuna gider.

Erkek: Pohpohlanmaktan, övgüler yağdırılmasından çok hoşlanır. Yatakta kendilerine çok güvenirler. Güzel kadınlara hayrandır ama onların yüksek sesle konuşmalarından ve pespaye giyinmelerinden hoşlanmaz. Bu burcun erkeğinin hayallerini ünlü yıldızlar süsler. Tutkulu ve sahiplenicidirler. Yatakta yaramaz bir çocuk gibidir. Aslan erkeği tam anlamıyla dışa dönüktür. Açık sözlü ve cömerttir. Ona istediklerini veriyormuş gibi yapın. Onu öpün, okşayın, olağanüstü sevgi gösterilerinde bulunun ama asla aşık olduğunuzu kabul etmeyin. Böylece o sürekli sizi elde etme cabası içinde olacaktır ki, bu da size değer vermesini sağlayacaktır.

BAŞAK BURCUDiğer burçlara oranla, cinsel alanda daha az aktifdirler. Genellikle soğuk ve mesafeli bir tarz sergileyen Başak, mükemmeliyetçi bir yapıya sahip olduğu için cinsellikten de uzak durmayı tercih eder. Her şeyde olduğu gibi cinsellikte de acele etmez. Uzun uzun düşünür ve planlı hareket eder. Tek eşliliği tercih eder. Detaylara önem veren Başaklar için bazı detaylar tahrik edici olabilir. Zihin alışverişine önem veren Başaklar için entellektüel partnerler uygundur. Cinsel partnerinin de entellektüel olarak güçlü olması Başak'ın uyarılmasında önemli paya sahiptir.

Kadın: Zeki, organize ve titizdirler. Seks sırasında temizliğe çok önem verirler. Bu nedenle banyoda sevişmeyi tercih ederler. Seks konusunda hayalleri yoktur. Seks onlar için son derece doğal bir işlevden başka bir şey değildir. Vahşice sevişen erkeklerden hoşlanmazlar. Başak kadını, seks önüne geçilmez bir hal alıncaya kadar ilişkinin gelişmesini bekleyebilen, öz disipline sahip erkeklerden hoşlanır. Temiz ve kolalanmış beyaz çarşaflar onu uyarmak için yeterlidir. Partnerinin nelerden hoşlandığını hemen anlar. Kendisi de aynı ilgiyi bekler. Bir Başak bayanıyla beraberken ona yeterince harcama yapıp, temiz, şık ve düzenli bir erkek olabilirseniz ilgisini ve sevgisini kazanabilirsiniz.

Erkek: Çok titiz ve mükemmeliyetçi olduğundan duygularını yaşarken bazen abartıya kaçabilir. Bu yüzden seks onlar için çok da zevk veren bir aktivite değildir. İdealist ve romantiklerdir. Zeki bayanlardan hoşlanırlar. Kadınları tavlamak yerine onlar tarafından tavlanmayı tercih ederler. Başak erkeği de kadını gibi hijyene çok düşkündür. Temiz bir yatak, beyazlar içinde bir kadın uyarılmalarına yardımcı olur. Onları elde edtmek için bakımlı, titiz ve fazla masraf çıkarmayan bir bayan olmanız yeter. Bitmeyen hastalık ve somutkanlıklarına dayanabilirseniz tabii...

TERAZİ BURCUAşka olan düşkünlüğü sonucu cinselliği de paylaşmaya önem veren bir burçtur. Çekici bireyler olan Teraziler bu özelliklerini karşı cinsi etkilemek için kullanırlar. Seks yapacakları mekana çok önem verirler. En önemli özelliği olan dengede yaşama felsefesini cinsellik sırasında da kullanır. Aceleci ve saldırganca sevişen biri Teraziler için iticidir. Sosyal paylaşıma önem verdiği için cinselliği yaşamadan önce partneri ile bir şeyler paylaşmak ister. Aşk defteri oldukça kabarıktır.

Kadın: Dengede yaşamayı sevdiğinden partnerinin de her açıdan dengeli olmasını bekler. Güzelliğe, zerafete ve çekiciliğe çok önem verirler. Onlar için seks estetik bir ortamda olmalıdır. Çok zarif, narin bayanlardır. Partnerinde de bu özellikleri arar. Cazibeli, stil sahibi, bakımlı ve nazik erkekler onlar için idealdir. Yatakta, partnerinin şefkatli ve ilgi dolu davranmasını ister. Düzensiz bir oda tüm keyfini kaçırır. Argo ve ahlaksız konuşmalardan kesinlikle hoşlanmaz. Gece sevişmeye bayılır. Yatakta aktif rol üstlenmeyi severler. Az konuşan, hareketleri ve sözleriyle onu onaylayan erkeklerle beraber olmayı tercih ederler.

Erkek: Bu burcun erkekleri için kendine hayran ve hatta aşık ibaresini kullanmak yanlış olmaz. Centilmen, kurnaz ve çekicidirler. Terazi bayanı gibi o da uyuma çok önem verir. Hayatındaki her şeyin dengeli olması çok önemlidir. Güzel kadınlarla sevişmek ister. Aksi taktirde karanlıkta sevişmeyi tercih ederler. Entelektüel, klas, duyarlı, zarif ve güzel kadınlardan hoşlanırlar. Flörtçü kadınlara bayılır. İlişkisinin monotonlaşması ve heyecanını yitirmesi en büyük kabusudur. Sürekli heyecanını ayakta tutacak kadınlar arar. Yatakta aktif rol üstlenmeyi severler.

AKREP BURCUÇok duygusal bir burçtur ve en iddialı olduğu alan cinselliktir. Oldukça yüksek bir cinsel gücü olduğu için, genellikle karşı taraftan da bu yönde bir beklenti içindedir. İhtiraslarına, tutkularına gem vurması oldukça zordur. Cinselliği her an her yerde yaşayabilir. Hayal dünyası son derece yoğundur. Fantezilerini partneriyle rahatlıkla paylaşır ve uygulamak ister. Cinselliği yaşamayı seven bir burçtur.

Kadın:Bir erkeği baştan çıkarmak için neler yapması gerektiğini çok iyi bilen vamp kadınlardır. Herhangi biri ile yer, zaman farkı gözetmeksizin sevişebilir. Seks merkezli bir yaşam tarzı olan ateşli ve güçlü bir kadındır. Ateşine, şevkine, ihtirasına kapılmayacak erkek çok azdır. Sevdiği erkekle sevişebileceği gibi nefret ettiği erkekle bile sevişebilir. Arzuları aşkı ve sevgisinin bile önüne geçebilir. Sadık kalması zordur ama gerçekten sevdiği zaman asla aldatmaz. Her şeyi abartlı yaşar. Akrep kadınları güçlü, bakımlı, şehvetli, itaatkar ve sadık bir erkeklerden hoşlanır. Son derece kıskanç olduğu için onunla birlikte olmak zordur.

Erkek: Tutkularının esiri olmuş erkeklerdir. Seks onlar için her şeydir. Seks olmadan yaşayamazlar, aç kalabilir ama sekssiz kalamazlar. Seks yapacağı kadının güzel ya da çirkin olması fark etmez. Seksi bulduğu tüm kadınlarla cinselliği yaşayabilir. Karşı konulmaz bir cazibesi olduğundan kadınlar kolay kolay reddedemez bu burcun erkekleri. Genelde aşık olmadığı kadınlarla cinselliği yaşamak ister. Aşık olduğu zaman cinsellikten uzaklaşabilir. Onlar için seksin mekanı, zamanı yoktur. Her zaman, her yerde sekse hazırdır. Akrep erkeğini elde etmek istiyorsanız bakımlı, şehvetli, itaatkar ve sadık bir kadın olmanız gerekiyor.

YAY BURCUFazla duygusal bir yapıda olmadıklarından karşısındakinin hangi özelliğinden etkilendiğini anlamak güçtür. Her insanın farklı özelliklerinden etkilenen bir burçtur. Sevdiğinin yanında olmadığı zaman yanındakini sever. Çok karmaşık bir aşk hayatı vardır. Dürüst bir yapıda olduklarından seksi, aşklarını partneri ile paylaşmakta bir sakınca görmezler. Partneleri tarafından sık sık terkedilir. Bu yüzden sürekli doğru insanı bulmak için bir arayış içindedir.

Kadın:Cinsel yaşama ve hayata esprili bir gözle bakar. Onun aradığı, çılgın, neşeli, ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir erkektir. Seksi sever. Seks onun için bir eğlencedir. Değişik tarzlarda sevişmek isteyerek partnerine zor anlar yaşatabilir. Partneri ile seks yapmayı sevse bile bazen fikir alışverişleri, sohbet etmek ya da romantizm yaşamak daha çok hoşuna gidebilir. Ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir kadındır. Sürekli arayış içindedir, doğru partneri arar. Yay kadınını elde etmek için öncelikle onun arkadaşlığını kazanmak gerekir. Ciddi duygularla yaklaşmak bazen onun sizden uzaklaşmasına neden olur. Çünkü Yay kadını eğlenceyi, değişikliği sever ve bir erkeğe bağlı kalmak onun için zor olabilir.

Erkek: Yay erkeği neşeli, sevimli ve şakacıdır. Bu nedenle karşısındaki kadının kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Çok seksi bir erkektir. Yay erkeğinin cinsel yaşamı maceralarla dolu olmalıdır. Dağda, çadırda, göl kenarında sevişmek hoşuna gider. Klasik mekanlar, pozisyonlar ona göre değildir. Sevişeceği kadını yatağa götürürken yaramaz bir çocuk gibi heyecanlanır. Yanındaki kadını kendini dünyanın en güzel, en seksi kadını gibi hissettirir fakat gözü yine de başka kadınlardadır. Kariyeri, evi ve yaşam tarzı olan özgür, iddiacı bir kadın onun için idealdir. Ona sahip olmak isteyen kadının dostu, arkadaşı olması, işlerine ve özgürlüğüne müdahele etmemesi gerek.

OĞLAK BURCUDüzenli ve disiplinli yaşamayı prensip edinen Oğlak burcu bireyleri hayatlarının her alanında olduğu gibi cinsellikte de bir düzen ve disiplin ararlar. Tek eşlilik yanlısı olan Oğlaklar partneri için yatakta tutkulu bir aşıktır. Gelenek ve göreneklere bağlılığı nedeniyle aşkını, tutkusunu partnerine belli etmekten kaçınır. Cinsel ilişki sırasında baskın rol üstlenmeyi sever. İşine verdiği önem yüzünden seks yaparken bile işini düşünür.

Kadın:Güven duygusuna çok önem verirler. Bir şeyler paylaşacağı erkeğe mutlaka güvenmelidir. Hiçbir zaman tedbiri elden bırakmaz. Önce mesafali ve soğuktur fakat zamanla partnerine güvendikçe sevecen ve çekici olur. Tutkulu bir aşıktır. Sevilmeyi sever, aklı havalarda değildir. Ayakları yere sağlam basar. Seks sırasında pasif olmayı tercih eder. Güçlü, zengin ve karizması olan erkeklerden hoşlanır. Lüks lokantalarda pahalı şaraplar, yemekler onun için inanılmaz bir zevtir. Tutucu, sevecen, esprili ve çok düzenli erkekleri sever. Seks onun için güvenin paylaşımıdır. Geleneklere ve toplumsal kurallara verdiği önem nedeniyle cinselliği de toplumun belirlediği çerçeveler içinde yaşar. Seks için klasik pozisyonları ve mekanları tercih eder.

Erkek: Oğlak bayanları gibi mesafeli ve soğukturlar. Zamanla sevecen bir aşık olurlar. Tutkulu ve epey seks meraklısı bir erkek olduklarından reddedilmekten nefret ederler. Kolay kolay tatmin olmazlar. Tek eşlilik taraftarıdırlar. Eşine karşı saygılıdır ve sorumluluk sahibidir. Yatakta aktif rol üstlenmeyi sever, kadının kendine tamamen teslim olmasını ister. Kontrolü elden bırakmak istemez. Ciddi, güven verici hatta kendinden büyük kadınlardan hoşlanırlar. Partnerini yatağa bağlamak ya da ofiste masanın üzerinde sevişmek gibi düşünceler onu tahrik eder. Uzun uzun konuşmaktan, nutuk çekmekten hoşlanır. Bir Oğlak erkeğini elde etmek için öncelikle onu hayranlıkla dinlemeye alışmak gerek.

KOVA BURCUÖzgürlüğüne ve yeniliklere verdiği önem yüzünden Kovaların tek partnere bağlanması güçtür. Cinsel hayatta farklı davranışlara ve alışkanlıklara sahiptir. Cinsel anlamda aktif olabilmesi için mental olarak uyarılması gerekir. Kendisini aklı ve düşünceleri ile özleşleştiren Kovalar için cinsellik o kadar da önemli değildir. Kova kadını da erkeği de cinsellikte ilk adımı atan olmayı sever. Cinsellikte eşitliğe önem verirler.

Kadın:Kova kadını bağımsızdır. Bir gecelik aşklar, evli erkekler, sıra dışı kişiler ilgisini çekmesine rağmen seks objesi olarak algılanmaktan nefret eder. Özgürlüğe olan düşkünlüğü ve birilerine bağlanmak istememesi yüzünden soğuk, mesafeli ve ulaşılması zor gibi algılanmak isterler. Seks kova kadını için özgürlüktür, klasik pozisyonlardan, monotonluktan hoşlanmaz. Yaratıcı olduğundan partnerini sürekli şaşırtır. Acele etmekten hoşlanmaz. Tek gecelik gözü ile bakılmasına tahammül edemez. Çekici, akıllı ve güzel olmasına karşın inatçıdır. Dostluğa, arkadaşlığa önem verir. Yaptıklarının takdir edilmesi de hoşuna gider.

Erkek: Kova erkeği için seks arkadaşlıktan sonra gelir. Kova erkeğinin bir kadınla seks yapabilmesi için öncelikle onunla arkadaş olması, ona saygı duyması gerekir. Zaten cinsellik onlar için o kadar da önemli değildir. Herhangi bir kadınla sevişebilir ve bunu hemen unutabilir. İlgisini zeki, güçlü ve çevresindekilere hakim olan kadınlar çeker. Kendisi pasif ve utangaç olduğundan ilk adımı kadından bekler. Romantizm ve sevgi gösterileri ona göre değildir. Fakat erotik filmler, fotoğraflar, seks objeleri ve sanal seks hoşuna gider. Bir Kova erkeğinin sevdiği şeylerden biri de araştırmak, çözmektir. Bu nedenle onu elde etmek için gizemli olmakta, onun partnerini araştırıp çözmeye çalışmasında yarar vardır.

BALIK BURCUYaşamında duyguların yeri büyük olan Balıklar için cinsellik de duygusallığın başka bir boyutudur. Aslında elde etmek istediği duyguların paylaşımıdır .Cinselliği ve bedensel paylaşımı bu amaçla kullanır. Minderler, çiçekler, mumlar, hafif müzik ve loş ışık Balıkların ideal ortamıdır. Soğukluk Balıklar için çekicidir ama şehvetten hoşlanmazlar. Zengin hayal dünyaları sayesinde çok fazla fantazi üretirler.

Kadın:Romantik, duygusal ve alıngan olan Balık kadını aşık olmadan seks yapamaz. Balık kadını fazlasıyla şehvetli bir dişi, içgüdüleri ve tepkileri güçlü bir kadındır. Seks onun ayaklarını yerden kesecek bir deneyimdir. Eşine karşı sevecen ve itaatkardır. Yumuşak mizaçlı ve itaatkar kadını oynarlar ama yine de cinsel açıdan yaramazlık yapmaya bayılırlar. Sevişirken sert hareketlerden, kaba davranışlardan hoşlanmazlar. Bir erkeği elde etmek için vücudunu kullanır. Balık kadınını elde etmek için durmadan ilgi ve sevgi gösterilmeli, sık sık sevildiği söylenmeli, aşkı için teşekkür etmeli, iniş çıkışlarına anlayış gösterilmelidir.

Erkek:Çok romantik ve duygusal olan bu erkekler çok çabuk aşık olur ve sık sık partner değiştirirler. Cinsel anlamda uyarılması için güzel bir yemek, içki ve hoş bir müzik yeter. Uzun süreli ilişkiler aradığından tek gecelik ilişkiler ona göre değildir. Ayrıca çok sevecen ve iyi bir aşık olmasına karşın sadık değildir. Balık erkeği şehvetli, akıllı ve alışılmadık bir şekilde yaratıcıdır. Birinci sınıf şeyleri sever. Balık erkeği için seks samimi ve mutluluk verici bir zevktir. Aydınlıkta sevişmeye bayılırlar. Yatakta kontrolün kadında olması hoşuna gider. Bir kadının onu elde etmesi için ona olan sevgisini göstermesi, sık sık sevdiğini söylemesi gerekir.

Baglantı

13/5/2008 - Celtıc Astrolojisi

CELTIC Astrolojisi’nin ağaçlara dayandığı eskilerden bu yana söylenir. Ona göre doğduğunuz gün, hangi ağaçtan geldiğinizi ortaya çıkartıyor.

DOĞUM ARALIĞI, AĞAÇ CİNSİ

23 ARALIK 31 ARALIK ELMA AĞACI
01 OCAK 11 OCAK KÖKNAR
12 OCAK 24 OCAK KARAAĞAÇ
25 OCAK 03 ŞUBAT SELVİ
04 ŞUBAT 08 ŞUBAT KAVAK
09 ŞUBAT 18 ŞUBAT SEDİR
19 ŞUBAT 28 ŞUBAT ÇAM
01 MART 10 MART SALKIMSÖĞÜT
11 MART 20 MART IHLAMUR
21 MART MEŞE
22 MART 31 MART FINDIK
01 NİSAN 10 NİSAN ÜVEZ
11 NİSAN 20 NİSAN AKÇAAĞAÇ
21 NİSAN 30 NİSAN CEVİZ
01 MAYIS 14 MAYIS KAVAK
15 NİSAN 24 MAYIS KESTANE
25 MAYIS 03 HAZİRAN DİŞBUDAK
04 HAZİRAN 13 HAZİRAN GÜRGEN
14 HAZİRAN 23 HAZİRAN İNCİR
24 HAZİRAN HUS
25 HAZİRAN 04 TEMMUZ ELMA AĞACI
05 TEMMUZ 14 TEMMUZ ÇAM
15 TEMMUZ 25 TEMMUZ KARAAĞAÇ
26 TEMMUZ 04 AĞUSTOS SELVİ
04 AĞUSTOS 13 AĞUSTOS KAVAK
14 AĞUSTOS 23 AĞUSTOS SEDİR
24 AĞUSTOS 02 EYLÜL ÇAM
03 EYLÜL 12 EYLÜL SALKIMSÖĞÜT
13 EYLÜL 22 EYLÜL IHLAMUR
23 EYLÜL ZEYTİN
24 EYLÜL 03 EKİM FINDIK
04 EKİM 13 EKİM ÜVEZ
14 EKİM 23 EKİM AKÇAAĞAÇ
24 EKİM 11 KASIM CEVİZ
12 KASIM 21 KASIM KESTANE
22 KASIM 01 ARALIK DİŞBUDAK
02 ARALIK 11 ARALIK GÜRGEN
12 ARALIK 21 ARALIK İNCİR
22 ARALIK KAYIN


AĞACINIZ VE SİZ:
ELMA : ( AŞK ) Cazibeli, Fiziksel olarak dikkat çekici ve etkileyici. Hoş bir auraya sahip. Flörtöz ve maceraperest ama hassas ve her zaman aşık bir tip. Sevmeye ve sevilmeye meraklı. Sadık ve hassas bir eş. Cömert. Bilimsel konulara yeteneği var. Bugün için yaşar. Hayal gücü yüksek.
DİŞBUDAK : ( HIRS ) Farklı bir çekiciliğe sahip, hayat dolu, talepkar, düşüncesizce hareket eden ve eleştirilere kulak asmayan biri. Hırslı, akıllı, yetenekli, kaderine hükmetmeyi seven, egoist olmaya elverişlidir. Ama ona güvenebilirsiniz. Bazen beyni kalbine hükmedebilir. İlişkileri çok ciddiye alır ve sadıktır.
KAYIN : ( YARATICILIK ) İyi bir zevki vardır. Görünüşe ve kendi görüntüsüne önem verir. Materyalist sayılır. Hayatı ve kariyeri için çok ve düzenli çalışır. Ekonomiktir. Gereksiz risklere girmez. Makul bir tiptir. Diyet ve sporla fiziğine dikkat eder.
HUŞ : ( ESİNLENME ) Hayat dolu, etkileyici, elegan, arkadaş canlısı, gösterişten uzak, mütevazi, aşırılıktan hoşlanmayan, kaba şeylerden nefret eden biridir. Doğal ve sakin bir yaşamı tercih eder. Fazla tutkulu değildir. Hayal gücü yüksek ve az hırslıdır. Sakin ve Uygun ortamlar yaratır.
SEDİR : ( GÜVEN ) Zarif, her ortama ayak uydurabilen, lüksü seven, sağlığına dikkat eden, kendine güvenen, başkalarına da biraz yukarıdan bakan biridir. Kararlı, Sabırsız ve başkalarını etkilemeyi sever. İyimserdir ve beceriklidir. Tek ve Gerçek Aşkını bekler. Çabuk karar verir.
KESTANE : ( DÜRÜSTLÜK ) Alışılmadık bir güzelliği vardır ve insanları etkilemek gibi bir derdi yoktur. Adil ve neşelidir. Doğuştan diplomattır. Çok kolay huzursuzluğa kapılır ama her türlü ilişkisin de hassastır. Bazen olağandışı davranır. Sevgili bulmakta güçlük çeker.
SELVİ : ( SADAKAT ) Güçlü, fiziksel olarak kaslı, her ortama uyabilen, hayatla fazla uğraşmayan, hoşnut, iyimser, paraya meraklıdır. Yalnızlıktan nefret eder. Kolay kolay tatmin edilemeyecek kadar tutkuludur. Ama sadıktır. Modu çabuk değişir. Kurallara boyun eğmez. Biraz da ukala ve ilgisizdir.
KARAAĞAÇ : ( ASİL ) Müşfik, fiziksel olarak düzgün, giyimine dikkat eden, taleplerin de aşırılığa kaçmayan, insanlara neşe verebilen, liderlik etmeyi seven ama kendisinin altta olmayı sevmeyen biridir. Dürüst ve sadık bir eştir. Başkaları için karar vermeyi sever. Cömerttir. Pratik zekası güçlü ve iyi bir espri anlayışı vardır.
İNCİR : ( HASSASİYET ) Çok güçlü, bağımsız, tartışmalara ve zıtlıklara fazla izin vermeyen,aile hayatına düşkün, iyi bir baba ve hayvanseverdir. Sosyal bir kelebek gibidir. Espriden anlar, aylaklığı ve tembelliği de sever. Bencilliği vardır. Akıllı ve pratiktir. KÖKNAR : ( GİZEM ) Sıradışı bir zevki vardır. Sofistike ve kadirsinastır. Güzel olan her şeyi sever. Dikbaşlı, çabuk modu değiştiren, bencil olmasınarağmen kendisine yakın olanlarla ilgilenen biridir. Çok mütevazi olduğu söylenemez. Hırslıdır ve memnun edilmesi zor bir sevgilidir. Çok arkadaşı vardır ve ona çok güvenebilirsiniz.
FINDIK : ( OLAĞANÜSTÜ ) Çekici, anlayışlı, insanları nasıl etkileyeceğini bilen, fazla talepkar olmayan, sosyal hayatta aktif ve girişken hatta dövüşken biridir. Popülerdir. Psikolojik durumu çabuk değişir. Kaprisli bir aşıktır. Ama dürüst ve eşine toleranslı davranır. Kusursuz bir yargı yeteneği vardır.
GÜRGEN : ( ZEVK SAHİBİ ) Cool bir güzel. Dış görüntüsüne ve bakımlı olmaya dikkat eder. Zevk sahibidir. Başkalarını kendinden fazla düşünür. Hayatı mümkün olduğunca kolay bir hale getirmeye çalışır. Disiplinli bir hayat için kılavuzluk eder. İlişkilerinde kibardır. Farklı sevgililer bulmak ister. Duygularıyla ilgili olarak mutluluğu yakalaması kolay olmaz. Çoğunlukla da başkalarına güvenmez ve kararlarından asla emin olmaz.
IHLAMUR : ( ŞÜPHE ) Hayatın ona getirdiklerini kabul eder. Kavga ve tartışmadan nefret eder. Çalışkandır. Tembelliği ve bencilliği hiç sevmez. Streslidir. Yumuşak huylu ve merhametlidir. Arkadaşları için çekinmeden fedakarlık yapar. Becerikli olmasına rağmen bunları değerlendirmesini bilmez. Mızmızdır, kıskanç ama vefalıdır.
AKÇAAĞAÇ : ( ÖZGÜR ZEKA ) Hayal gücü ve orijinallikle dolu hiç de sıradan olmayan biridir. Utangaç, hırslı, gururlu, kendine güvenen, yeni deneyimlere aç biridir. Genellikle sinirli ve gergin bir yapısı vardır. Hafızası kuvvetlidir. Çok kolay öğrenir. Aşk hayatı biraz karmaşıktır. Başkalarını etkilemeyi sever.
MEŞE : ( CESARET ) Sağlam yaratışlı, cesur, güçlü, bağımsız ve girişkendir. Acıma duygusu çok yoktur. İşini şans'a bırakmayı sevmez. Ayaklarını yere sağlam basmak ister. Hareketlidir.
ZEYTİN : ( ERDEM ) Makul biridir. Güneşi ve sıcak havaları sever. Kibar duyguları vardır. Agresyon ve şiddetten kaçınır. Sakin ve toleranslıdır. Adalet duygusu gelişmiştir. Hassas kıskançlıktan uzak bir yapısı vardır. Okumayı ve sofistike insanlarla muhatap olmayı sever.
ÇAM : ( TİTİZ ) Uyumlu ilişkileri sever. Dinç ve güçlüdür. Nasıl rahat edebileceğini bilir. Doğal ve hareketli biridir. İyi bir partnerdir. Çok arkadaş delisi değildir. Çabuk aşık olur ama ateşi çabuk söner. Herşeyden kolay vazgeçebilir. İdeali bulana kadar her şey geçicidir. Güvenilir ve pratiktir.
KAVAK : ( TATMİNSİZ ) Fazla kendine güvenmeyen, sadece gerektiği zaman cesaretli olan biridir. Arkasının güçlü olmasını ve sıkı insanlarla muhatap olmasını sever.Çok seçicidir. Genellikle yalnızdır. Artistik bir doğası vardır. Kin tutar. İyi bir organizatördür. Felsefik takılmayı sever. Ama her durumda ona güvenilebilen biridir. İlişkilerini de çok önemser.
ÜVEZ : ( HASSASİYET ) Dikkat çekici, neşe verici, bencillikten uzak, dikkat çekmeyi seven biridir. Hayata bağlıdır. Yerine ve duruma göre hem bağımlı hem de bağımsız olabilir. Zevklidir. Duygusal, hassas, tutkulu ve artistik özellikleri vardır. İyi bir eş olur ama çok zor affeder.
CEVİZ : ( TUTKU ) Garip ve zıtlıklarla dolu biridir. Egoist ve agresiftir. Beklenmedik tepkiler gösterir. Asil bir ruhu vardır. Spontandır. Çok hırslıdır ve hiç esnekliği yoktur. Zor ve alışılmışın dışında bir eştir. Çok zor beğenir. Çok kıskanç ve tutkuludur. Sadece takdir eder. Uyum göstermek için fazla fedakârlık etmekten de hoşlanmaz. İlginç stratejiler üretmeyi sever.
SALKIMSÖĞÜT : ( MELANKOLİ ) Güzel ve çok melankoliktir. Etkileyicidir. Güzel ve zevkli şeylere meraklıdır. Seyahat etmeyi sever. Hayalperesttir. Kaprisli ama dürüsttür. Başkalarının duygularına önem verir. Çabuk etki altında kalır ama beraber yaşanması zor biridir. Talepkardır. Sezgileri de kuvvetlidir. Aşıkken acı çeker ama demir atabileceği birini bulabilir.

Baglantı

13/5/2008 - Burçlara Göre Hayatın Anlamı

KOÇ
Var olmak -Koç’un hedefi budur. Koç dünyaya savaşçılık,canlılık ve hayatta kalma güdüsü ile silahlanmış olarak gelir. Her türlü yıldırmaya, pürüze ve kuşkuya rağmen istek ve iradenin üstün gelebilmesi yeteneğini temsil eder.Dürüstlük, didişmecilik,heveslilik, bağımsızlık ve cesaret Koç’un kaynaklarıdır.Boş teorilere kafa yormayan, gereksiz duygusal inceliklerle vakit harcamayan, dışa dönük bir idealisttir.Gelişimsel hedefleri; yaratmak, yenilikler ortaya koymak,ilerlemeyi,öncülük etmeyi sağlayacak değişimi Üretmektir.Stratejisi hemen eyleme geçmektir. Koç tecrübesi yaşayan Kişinin sürekli hissettiği “şu an” düşüncesidir. Geçmişe dair bir kaygı taşımaz. Geleceğin neler getireceği ile ilgilenmez, çünkü gelecek henüz yoktur. Ürettiği çok sayıda düşünceyi uygulamakta gösterdiği isteklilik Koç’un sabırsızlığını ortaya çıkartır. Bu sabırsızlık Koç’un gölgesini oluşturur. Hevesini kaybettiği anda yeni bir projeye yönelir. Ancak ateş ettikten sonra nişan alma eğilimi nedeniyle girişimlerini ve projelerini sonuçlandırma olasılığı düşük olur. Kaynağı olan cesaret ve mücadeleyi yaşamdaki amacını gerçekleştırmek için kullanamazsa ateşliliğini ilgisiz bir hedefe yöneltip işe yaramaz hale gelebilir.Öğrenmesi gereken; doyum için sabretmek, hiçbir çıkar gözetmeden yaratmak ve gelişimine yardımcı gerilimlerden kaçmamaktır.

BOĞA

Huzuru bulmak ve onu korumak - Boğa’nın hedefi budur.Dinginlik. Sınırsız bir karmaşıklık içinde yine de sade olmak. Kavranamayacak kadar derinliğe sahip olmak, ancak bunun üzerinde konuşmaya ihtiyaç duymamak.Karmaşıklıktan kuşku duymak Boğa’nın kaynağıdır. İçgüdüsel bir şekilde, kendi sessizliği ve sadeliğini bulabileceği ortamları arar. Sabit bir iş. Güven veren ilişkiler ağı. Sonsuz bir pratiklikle kozasını örer. Doğal olarak denge,güvenlik ve huzur sunan herhangi bir şeye ilgi duyar.Boğa’nın stratejisi sonsuz sadeleştirmedir. Varoluşa ait melodramlar yoktur. Sadece hayatın özüyle -sağlık, gerçek, aşk ve sessizlikle- başbaşa kalana kadar ve buna sevgiyle karışık saygı duygusuyla yaklaşana kadar yaşamın yavaş yavaş azalması vardır. Boğa’nın gölgesi iç huzuru dışsal güvenceyle karıştırmaktır.Gerçekte içsel güvenceden doğan huzuru aramasına rağmen, bunun Dış dünyada yansıması olan, para, varlıklar ve insanlararası deneyimsel-dengeyi saplantı haline getirebilir. Bu yüzden inatçı,materyalist, günlük düzenini bozma korkusuyla kendini sıkıntıdan patlatan biri haline gelebilir.Güvence zihinsel düzeyde de bir hareketsizliğe dönüşebilir. İnatçılığı ve irade gücü gibi kaynaklar gölge olarak esnek olmamayı, deneyimlere dar kalıplar içinde,hayal gücünden yoksun tepkiler vermeyi doğurur.Öğrenmesi gereken; harekete ve değişime gönüllü olmak, gelişim İçin esnek olabilmektir.

İKİZLER

Hayret duygusuna erişmek - İkizler’in hedefi budur. İkizler algılamak ve kendisini gözlemle tıka basa doldurmak İçin doğmuştur. Her zaman hareket halinde bulunmalıdır. Uyanık bir akıl İkizler’in temelidir.Merak, yerinde duramamak, bunlar İkizler’in kaynaklarıdır. Fizikselcanlılığı akılda da sürer, bu da ona bir başka kaynak sağlar: öğrenme, anlama yeteneği. Bu hızlı zihinsel faaliyetler yargı ve mantık gücüne sahip olmaya yönelik değildir. Ham algılamaya yöneliktir. Düşünmek değil, görmek önemlidir. Sadece dünyaya şahit olmak ister. İkizler’in ana stratejisi deneyimdir. Aynı anda birden fazla hayat yaşamak onu tembellikten uzak tutar. Diğer insanların deneyimlerinden öğrenmek için dinler. Açık fikirli ve şaşırmaya gönüllüdür.Bilgiyi toplar, bağlantılar kurar ve yayar. İkizler’in sürecinin aşırı hızlanması onun gölgesidir. Bu süreç yüzeysellikle sonuçlanabilir. Tatsız gerçeklerle yüzyüze gelmeye zorlanırsa bilgiyi yeniden yapılandırabilir.Ayrıca fazla yayılma,dağılma, sinirlilik ve her şeyin sürekli krize dönüştüğü, anlamsız,heyecanlı ve kararsız yaşam tarzı da söz konusudur. Aşırı yorgunluk, derinlikten yoksunluk ve nihayet duygusal tükenme yaşayabilir. Öğrenmesi gereken; durup biraz nefes almak, sırf “akıl bilgisi” ile yetinmeden gönülden bir katılımda bulunmaktır.

YENGEÇ

Kusursuz duyarlılık - Yengeç’in hedefi budur.Her ayrıntıyı hissetmek,hayatın uyumsuzluğunu görmek, her şeye rağmen yaşamın sunduğu her şeyi sevmek, kabullenmek ve ona güvenmek. Tüm bunlar Yengeç’in konularıdır. Duyguların lisanını çok akıcı bir şekilde konuşması, iç dünyasının zenginliği Yengeç’in kaynaklarıdır. Yengeç’te, subjektiflik Ve duygusal yoğunluk sonuna kadar açıktır. Stratejisi korunmaktır. Yengeç kabuğunda saklanıp veya içine kapanıp güç toplayarak bu iç süreçlerini korumak zorundadır.Şefkat ve ilgi Yengeç’in kendini koruma güdüsünden daha güçlü özellikleridir.Anaçlık, koruyucu olmak, yardımcı olmak sevginin güvenli Bir çeşididir. Radikal bir kendini koruma, güvenlisevgi önceleri iyidir, ama bir süre sonra Yengeç’in cesaretini toplayarak kabuğundan çıkması -başka bir deyişle, gerçekten sevme cesaretini bulması- gerekir. Böyle olduğunda aktif olarak dünyayla bütünleşir. Önce kendi ruhunun sisli diyarlarını araştırmak için kullanması gereken incelikli bakım sürecini -iyileştirici, yardımcı verahatlatıcı rollerini- dünyaya aktarır.Anaçlık Yengeç’in en yüksek ifade biçimi -aynı zamanda gölgesidir.İlişkide olduğu insanlardaki hassasiyeti ve kederi kendine çekerek onların kendilerini güvende hissetmelerini sağlar.Üstlendiği annelik rolünün sonucunda kendisini,gereksinimlerini ve fırtınalı iç dünyasını affedicilik ve anlayışlılık perdesi ile örtebilir.Diğer yandan güvenlik içingeliştirdiği savunmalar gelişiminin önünü keser. Öğrenmesi gereken; kabuğundan sıyrılmak, açılabilmek, güvenmek ve sevgi için riske girmektir.

ASLAN

Kendini ifade etmek - Aslan’ın hedefi budur. İçsel durumunun dışsal sembollerini yaratmak. Sıcak, özgüvenli vekendini ifade eden bir tarzda dünyaya ait olduğunu hissetmek Aslan’ın konularıdır.Yaratıcılık, tiyatrosallık, yaşam şevki: sevgi ve beğeni toplayan bir performansın tüm unsurları Aslan’ın kaynaklarını oluşturur.Bütün geleneksel yaratıcılık alanları Aslan’ın içsel dünyasını dışarı çıkarma kanallarıdır.Oyunculuk, dans, hikaye anlatma, övgü alışverişi, hepsi de Aslan’ın patikasında bulunur. Aslan dolaysız bir yaratıcı kulvar seçtiğinde daha iyi parlar. Sahnede olmak,dikkat çekmek için güçlü bir istek söz konusudur. Stratejisi içtenlik ve risk alabilmektir. Kendimizi bu Stratejilere göre ortaya koyar -ve bunun için alkışlanırsak- kendimizi güvenli, dünyadaki yerimiz konusunda olumlu hissederiz. Hayat bize daha dostça ve zevkli gelir. Bu Aslan’ın gelişimidir. Aslan’ın gölgesi riski göze alıp kendini ortaya koyduğunda ve alkışlanmadığında ortaya çıkar.Bu durumda Aslan içine kapanır ve bir daha asla riske girmez.İnsanların onayını alma arzusuyla kendisine ters düşse de “insanları memnun etme” ve gösteri krizine kapılabilir. İçine kapanma, genellikle kibire ve egomaniye yol açar. İkinci durumda amaca hizmet etmeyen bir patırtıya dönüşür. Duygusal ilişkilerinde gururu onu basit bir şekilde sevgiyi istemekten alıkoyabilir. Arzuladığı ilgi ve onayı görmezse kalbi kadar gururu da yaralanır. Öğrenmesi gereken; kendi iç süreçleriyle ilgili somut kanıtları, dürüst, yaratıcı,hesapsız bir şekilde ortaya koymak.Onaylanmaktan bağımsız güven duygusunu geliştirmektir.

BAŞAK

Kusursuzluk - Başak’ın hedefi budur.Kendi potansiyellerinin en üst, en arıtılmış düzeyine çıkmaktır.Hangi doruğa ulaşırsa ulaşsın hedefi daha yukarıdır. Saflık, doyum,anlam içerme, zor işler ve ulaşılması zor hedefler Başak’ın konularıdır.Başak’ın ana kaynağı kişisel dönüşüme (transformasyona) duyduğu açlık ve mükemmellik duygusudur.Gerçeklerle ilgili kılı kırk yaran, vicdanlı bir dürüstlüğü vardır. Mükemmel ile gerçek arasındaki gerilim Başak’ın büyümesini hızlandırır, yönlendirir ve onu değişime zorlar. Asla halinden memnun, kayıtsız değildir. Repertuarında tembellik yer almaz. Kişisel önemini abartmaya karşı kendini sigortalamış olması onu mütevazi yapar. Stratejisi hizmettir. Başak kendisine içsel olarak bakar, parlatılabilecek özelliklerini bulur ve pragmatik gerçekçiliğiyle yollar bularak bunları dünyaya sunar. Özen, dikkat ve sabır gerektiren işler, sorumluluk duygusu, insanlara hizmet Başak’a çok doğal gelir. Gölgesi kaynağı olan kusursuzluk anlayışının çarpıtılmasıyla ortaya çıkan sakatlayıcı ve yok edici öz eleştiridir. Bunu dış dünyaya eleştiricilik, alaycılık ve çevresindeki herhangi bir şeye (veya her şeye) olumsuz bakarak yansıtabilir.Öğrenmesi gereken; kendisini affetmektir. Kendisini yargılama kapasitesini kendisini olduğu gibi kabullenerek törpülemelidir. Aksi taktirde, sıkıcı bir şüphe ve kendini kısıtlama çizgisine gider. İçsel bir eksikliğini özverili davranarak saklama duygusundan kurtulmalıdır. Detaylarda kaybolmadan bütünü görebilmesi için gerekli ile gereksizi ayırmasını öğrenmesi şarttır.

TERAZİ

Uyum - Terazi’nin hedefi budur.Her sağlıklı Terazi davranışının altında -bilinçli veya bilinçsiz- sakinleşmek amacı yatar. Gerilimi atmak, ortayı bulmak, sinirleri yatıştırmak için Terazi adım adım hedefe doğru harekete geçer. Terazi’nin kaynağı paradoks ve ikileme karşı yüksek toleransıdır.Tüm bütünlerin birbirini tamamlayan yarımlardan oluştuğunun bilincinde olmasıdır. Terazi her konunun iki yönünü de tartar.Karşıt felsefeler, karşıt seçenekler hepsini kabul eder. Ortayı arar ve dengeyi orada bulur.İlişkiler bu burcun kendisini geliştirdiği alanlardır. Bu alandaki stratejisi kibarlıktır. Kibarlık bir başkasını nasıl etkilediğimizin algısıyla kısmen hareketlerimizi ayarlama kabiliyetidir veTerazi bu hünerle doludur. Kaynaklarının ve stratejilerinin çarpıtılmasıyla Terazi’nin gölge yönü ortaya çıkar.Akıl uçsuz bucaksızdır, iki olasılığı barındırabilir. Ancak hayat daha dar kapsamlıdır. Terazi, günlük hayatta yol ayrımına geldiginde seçim yapmak zorunda kalır. İkileme olan hoşgörüsü renksizliğe ve kararsızlığa dönüşebilir. Nezaket sığ yüzeyselliğe ve gerçek çatışmalarla açıkça yüzleşmemeye doğru çözülebilir. Terazi ilişkide sahte bir tatlılık,sabır ve uysallık maskesi altında kendi bireyliğini tamamen bastırma pahasına, mutlu bir uyum görüntüsü yaratabilir.Kendi gereksinimlerinin izini kaybedecek kadar bir başkasının bakış açısını anlayıp benimseyebilir.Öğrenmesi gereken; kendi özünden ödün vermeden kişisel özelliklerinden ödün vermektir.

AKREP

Bilinçsizi bilinçliden ayırmak .Akrep’in hedefi budur. Bütün sahteciliği yok edip,korkunun duvarları arasında saklananları açığa çıkarmak.En temel gerçeği veya hayatını dönüştürecek son kavrayışı aramak üzere bilincinin derinliklerine dalmak. Rahatlatıcı her yalanı, yatıştırıcı her yarı-doğruyu, her Sahte pembe tabloyu bozmaya, kendini tanımaya kesin bir şekilde kararlı ve keskin bir akıl. Bunlar Akrep’in kaynaklarıdır. İçgüdüsel olarak kuşkucudur. “Ne görürsem göreyim, gerçek bundan fazladır.” Akrep bu içsel yolculukta gölgelerin kapanına düşmezse araştırarak,hissederek içsel araziyi algılayarak olgunlaşır ve derinleşir.Stratejisi, sağlıklı şüphe ve kendinden bir adım uzaklaşıp Perspektif kazanmaktır. Akrep bu içe bakış sırasında iki gölge arasında sıkışır: kendini çok fazla tanımak veya çok az tanımak. Bunlardan birine yakalandığında bütün yoğunluğu zehire dönüşür.Kendini tanıma perspektifi kaybedecek kadar hızlı gelişirse,Akrep’in buldukları bazen yüzleşebileceğinden çok fazla olur.Karmaşık, çözülemez bir ruhsal durumla çökebilir.Kendini az tanıma da aynı oranda olumsuzdur. Kendisi hakkında tatsız veya korkutucu bir şeyi kasıtlı olarak bilincinden uzak tutmaya çalışabilir. Bir süre sonra, bilinçdışına itilen fakat ortadan kaybolmamış kaygıların kaynağının izi silinip nedeni bilinmeyen bir doyumsuzluğa dönüşür. Ve Akrep yanlış hedefe yönelir: para, güç, bir toz taneciği barındırmayan ev Öğrenmesi gereken; yaşamın verdiği içsel vizyonu başkalarıyla mütevazi bir şekilde paylaşmak, kendini aşırı ciddiye almaktanbiraz vazgeçip kendine gülebilmektir.

YAY

Hayatın anlamını keşfetmek - Yay’ın hedefi budur.Yay’ın düşüncesi hayatımızın görünürdeki tüm gelişigüzelliğinin arkasında müthiş bir Düzen olduğuna güvenmektir. Bu düzenin anahtarını deneyimle, araştırmayla, günlük yaşamın akıl köreltici kalıplarını kırmaya istekli olmakla bulur.Değişik düşüncebiçimlerine açık kalma ihtiyacında olan Yay’ın bunun için seçebileceği yöntemlerden biri yolculuktur. Böylelikle kendisininkinin dışında kalan kültürlerle gönüllü, açıkkalpli ilişkiler geliştirilebilir.Esas düşüncesi hem iç, hem de dış dünyanın ufuklarını genişletmektir. Yay’ın stratejisi, hayatı bir serüven gibi, güvence düşünmedenyaşamak ve arkasına saklanmakta olduğunu farkettiği her fikir veya görüşü gönüllü olarak bir kenara bırakmaktır.Bu stratejiler için özgürlük zorunludur. Coşku, maceracılık, neşeli bir ruh – bunlar Yay’ın kaynaklarıdır. Hemen uyum sağlayabilir,esnektir, sıkıntılardan kolay kurtulabilir.Bu kaynaklar Yay’ın aynı zamanda gölge yönünü açığa çıkartırlar.Pembe gözlükleri, hevesleri ve tedbirsizliği ile bir çok bataklığa körlemesine yürüyebilir. Her şeyi bildiğini sanmak, kibir, lütufkarlık, aşırı iyimserlik, boyunu aşma ve yanlış değerlendirme yüzünden Yay bir anda trajedinin burcuna dönüşebilir. Diğer gölgesi insan ilişkilerinde yaşanan gerçek yakınlıktan kaçınmasında yatar.Bir göletin yüzeyinde sıçrayarak ilerleyen bir taş gibi yaşamda kayarcasına ilerler ve ancak o kadar öğrenir.Öğrenmesi gereken; yoğunluğu ve odaklanmayı sağlamak, öğrendiklerini hazmetmek ve içselleştirmek, ilişkilerinde kendisini ortaya koymak,arayışın zenginliği ve derinliği için paylaşmaktır.

OĞLAK

İnsanın doğası ile toplumsal kimliğini birleştirmek - Oğlak’ın Hedefi budur.Oğlak bütünlüğün sembolüdür.Görülmez kişisel öz ile gözle görülürtoplumsal tavrın birleşmesi Oğlak’ın gelişimsel hedefidir.Oğlak toplum içindeki yerini oluşturabilmek için yenilgiler,belirsizlikler, küçük kazançlarla geçen uzun zamanlar ve engellerle karşılaşır. Baskılara dayanabilmek için iki kaynağa sahiptir: sabır ve öz disiplin. Diğer burçların aksine, o bekleyebilir. Kararını verdikten sonra,baskılara aldırmadan rotasını çizer. Hedefe erişmek için doğal duyguların kontrol edilmesi ve yönlendirilmesi gerekir.Sakıncalı olan bunların tümüyle bastırılabilir olmasıdır.Oğlak’ın diğer kaynağı içgüdüsel pratikliktir. Hayallerin hayatındaki yeri o hayallerin gerçekleşebilmesi Olasılığına bağlıdır. En üstün anlamda zirveye tırmanmak ister. Kendisine saygısı zaten vardır ve kim olduğunu bilmektedir.Stratejisi erken gelişim dönemlerinde yalnız başına zaman geçirmektir. Ardından toplumun var ettiği dünyaya girer. Tek hedefi vardır. Kendine doğal geleni yapmak. Aldığı toplumsal rolde kendi özbenliğini ifade edebilmek. Övgüye ve yergiye kayıtsız kalarak amacında ilerlemek. Soğukkanlılığı ve duygularını kontrol altına alabilmesi aynı zamanda Oğlak’ın gölgesidir.Kendisiyle ve asıl duygularıyla bağlantısı kesilirse, kararlılığı duraksarsa, soğukkanlılığı çarpıtılır. Bu, dışarda olaylara ve hayatın gelişmelerine duygusal tepkilerin bastırılması olarak gözlenir. Oğlak buz gibi bir kayaya dönüşür. Bu gidişatın ilerisinde Oğlak diğer gölgesiyle karşılaşır.Bu da doğal yalnızlığının yozlaşmasıdır. Yani kimsesizlik. Hâlâ güçlüdür, ama artık kötü duyguları ve istekleri vardır. Kendi yolunu kaybettiği için başkalarının yolunu saptamaya çalışır. Güç peşine düşer. Tek amacı otoritesinin alanını genişletmektir. İçinde bulması gereken saygı ve onayı dışarıda bulmaya çalışır. Kalbinin isteklerine kulağını tıkar, ait olmadığı bir toplumsal rolün ve sorumlulukların kurbanı olarak ölür. Öğrenmesigereken; umutsuzluğa ve hayalkırıklığına kapılmadan, korku dolu düşünceleri bir tarafa bırakmaktır. Kendine özgü ve özel olan yolu bulup,bunun için kendine güvenmek, yani kaderini bulup, onu kabullenmektir.

KOVA

Bireyliğin geliştirilmesi - Kova’nın hedefi budur.Kova toplumun kendisiyle ilgili beklenti ve planlarını kendi gerçek Bireyliğinden ayırmak, kendi hayatını yaşama hakkını savunmak için hiç bir desteğe ihtiyaç duymadan dünyanın önünde durmak ister. Kova’nın kaynağı dehası ve inatçılığıdır. Deha yeniyi öğretilmeyen Yollarla düşünebilme yeteneğidir. Ve Kova bu Yetenekle donatılmıştır. Farklı düşünür. Ana akım dışındaki düşünce Alanları onu mıknatıs gibi çeker. En ölümcül düşmanı kabile içgüdüsüdür.Kova pederşahi hiyerarşilere karşı içgüdüsel bir güvensizlikle doğar.Tek stratejisi taviz vermeden kişisel özgürlüğünü ve bireyliğini korumaktır. Kova kimse onunla aynı fikirde olmasa bile, seçimlerinin doğru olduğundan emindir. Kendisine doğru uzanmış suçlayıcı parmaklara inatçılığı ile karşı durur.Aynı inatçılığı onun gölgesidir. Kendi hayatını biçimlendirmek konusunda direneceğine, geleneksel rolü izler. Ve mevcut özgürlük duygularını daha güvenli görünen arenalarda sergiler. Dahi yok olur. Diğer gölgesi olan sembolik isyan başlar. Bireyliğini ve olağandışı deneyimler yaşama hakkını savunacağına, bu enerjiyi anlamsız tuhaf davranışları savunarak harcar. Bireyliği gelişmeyince bu eksantrikliklerin arkasına gittikçe daha çok saklanır. Suni öz güvenine karşın, mesafeli, hatta belki soğuk gözlerin altında boşluk ve kayıp bir insan bulunur.Öğrenmesi gereken;gerçek gereksinmelerini ve dünyadaki gerçek amacını belirlemek, kabul edilme arzusu ve sosyalleşme uğruna bireyliğinden taviz vermeden kendini ifade etmektir.

BALIK

Kendini aşmak, farkındalık Balık’ın hedefi budur.Balık yaşamın dramaları karşısında kendini aşma, esinlenme ve Sükunet deneyimleme yönümüzü temsil eder. Balık burcu ruhsal deneyimler yaşamak, fizikötesi dünyalara ulaşmak veya bir hapishane gibi gördüğü bedeninin sınırlarından kurtulmak için büyük istek duyar.Empati, duygudaşlık ve şefkat Balık’ın kaynaklarıdır. Balık’ta kişilik esnektir. Değişken koşullara göre eğilir, bükülür ve akar.Başka insanları anlamak, onlara şefkat duymak ona doğal gelir. Bu dünyanın değerlerine önem vermez. Balık, dinleyen ve yargılamadan düşünen büyük spiritüel danışmanların burcudur. Balık’ın amacına erişmek için yaşamımızın adımız, rütbemiz ve seri numaralarımızdan fazlasını içermesi gerekir. Balık üstün anlamda dünyayı gözlemlemek yerine, dünyayı gözlemleyen aklı gözlemler. Balık’ın stratejisi dünyayı bırakmaktır. Yöntemi, objektif evrene inancı yıkmak üzerinde yoğunlaşmıştır. Balık, yaratmak için bu kesinlikten kurtulmalıdır. Balık “büyük kaçışın” burcudur. Dünyadan kaçışın değil, daha ziyade güçlendirdiğimiz egolarımızın zulmünden kaçışın. Rekabetten uzak durmak,yardıma hazır olmak, şefkat,merhamet - eğer Balık bu davranışları geliştirebilirse, dünyasal varlıklarının iniş çıkışlarını, kaygılarını olgunlukla, ağırbaşlılıkla izleyebilirse çok canlı ve uyarıcı bir hayat onun gelişimsel hedefini destekler.

Baglantı

13/5/2008 - Burçların gruplarına göre birbirleriyle duygusal uyumları

Ateş Grubu : Koç, Aslan ve Yay
Hava Grubu : Kova, İkizler ve Terazi
Toprak Grubu : Oğlak, Boğa ve Başak
Su Grubu : Balık, Yengeç ve Akrep

Ateş - Ateş : Ateş gurupları karşılaşınca, yüksek ve sıcak alevleri ya kendi kendilerini yaktığından sönerler, ya da karanlığı aydınlatarak korku ve olumsuz düşünceleri ortadan kaldırırlar.
Ateş- Hava : Ateş ve Hava gurupları karşılaştığında, ha­va, ateşi üfleyerek daha parlak yanmasını sağlayabilir. Bu durum ya coşku ve heyecan, ya da tutku ve öfke yaratır. Fazla ateş, havadaki oksijeni yok ederek nefes tut­mayı güçleştirir. Fazla hava ise ateşi söndürebilir.
Ateş- Toprak : Ateş ve Toprak gurupları karşılaşınca, iç­ten gelen bir patlama ya da dış etkilerle bir kayma olma­dıkça toprak yerinde durur. Ateş burçları her zaman yük­seklere ulaşmaya çalışır. Toprak, ateşe dayanıklıdır. Yan­sa bile tümüyle yok olmaz. Ayrıca toprak, ateşin alevleri için sağlam bir temel de sağlar. Ancak fazla toprak ateşi söndürür.
Ateş- Su : Ateş ve Su gurupları karşılaştığında ateş su­yu kurutabilir; ya da tersine su ateşi söndürebilir. Bu ne­denle ancak, içgüdüsel olarak bu guruplar birbirinden kor­kar ve saygı duyarlar. Bilinçaltında ikisi de birbirlerini yok edebileceklerini bildiklerinden tehlikeyi sezerler.
Toprak-Toprak : Toprak gurupları karşılaşınca, arala­rındaki güç ve bağlılık çok etkili olabilir; ya da kuru bir çöle dönüşebilir. Birlikte harekete geçerlerse sonuç bir volkan püskürmesini ya da bir depremi andırabilir.
Toprak – Hava : Toprak hava içerir ve ona gereksinme duyar; ama hava ne toprak içerir ne de ona gereksinme­si vardır. Toprak yerinde kalmaya mahkumdur; ancak dep­rem ve volkanik güçlerle yerinden oynar. Hava ise ba­ğımsız olup dünya üstünde istediği gibi özgürce dolaşır. Hava toprağı değiştirmez, ama bir yerde uzun süre de kalmaz. Toprak havaya benzemez. Onun etkilerini ancak üstündeki bitki ve çiçekler fırtınadan bozulunca duyabilir.
Toprak - Su : Su toprakta bir yatak ister ve ancak su em­dikten sonra toprak verimli olabilir. Suyun bereketi ol­mazsa toprak kuruyarak çorak olur. Yataksız su da amaçsız ve aynı derecede yararsızdır. Bu iki eleman bir­birine gereksinme duymak için yaratılmıştır; fakat fazla su toprağı çamur ve bataklık yapabildiği gibi, az su top­rak tabakaları arasında kaybolur.
Hava - Hava : Hava gurupları karşılaşınca, tam bir hare­ket özgürlüğü ve bağımsızlık ortamı doğar, çok üstün zi­hinsel, duygusal ve ruhsal gelişme yaratabilir. İlişkide de­ğişik rüzgarlar esmezse, hava ağırlaşarak kirlenir; ancak rüzgarlar kasırgaya dönüşüp heyecanlı bir durum da ya­ratabilir.
Hava - Su : Hava suya girer, çalkalar, dalgalandırır ve bırakır gider. Su, bu saldırganlığa karşı hiçbirşey yapamaz, kendini savunamaz. Su havaya nem olarak girerse hava ağırlaşır, fakat daha sonra bu suyu kontrol edemezse, nemli hava yağmur olur.
Su- Su : Su gurupları karşılaşınca, sular okyanusa doğru sürekli bir düş denizi biçiminde akabilir; ya da olumsuz yönde bir göle dönüşerek durgunlaşır ve bulanır. Su önce susuzluğu giderir, fakat kontrol edilmezse seller gibi yıkıcı olabilir.

Baglantı

<- geri :: ileri ->

Benim hakkımda

Aşk büyüsü;bağlama büyüsü;sevgi büyüsü Mail: medyumburak@gmail.com

Arkadaşlarım