BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti




Meditatiklik

Tanıtım

Hiçlikte varolabileni resmeden Zat'a ulaşabilen İNSAN'dır


Baglantılarım

» Ana Sayfa
» Profil
» Arşiv
» Arkadaşlarım

MAGDEBURG KÜRELERİ

  1654’te Almanya’da Bay Magdeburg ağızları birbirine gelecek şekilde tutulmuş iki küçük metal yarım kürenin içindeki havayı ,bir hava boşaltma tulumbası ile boşalttı. Küreleri birbirinden ayırmaya 16 atın gücü yetmedi, ve bir şey anlaşıldı. Su gibi hava’da, basıncı her doğrultuda iletir kaidesi. Sadece bu kadarmı hayır Evrende var olabilen her şeyin, her enerji’nin aynı doğrultuda hareket ettiği anlaşıldı. Su’yu bıraktığında nereye akıyor, kendince boş olan tarafa. Hava nereye hücum ediyor hava olmayan yere, peki Elektirik ne tarafa koşuyor, olmadığı, boş bulduğu yere atlıyor. Yani varlık kendince olmadığı yere doğru hareket ediyor. Aslında varlık başka bir varlık tarafından vakumlanmayı çekilmeyi kabul etmez hatta hiç istemez. Peki nasıl oluyorda varlık yok olan’a boşluğa koşturuyor. Basit,çünkü kendi aslı, yok’ta var olabiliyor,yani  boş’lukta, yok’lukta var olabileceğinden emin. Bu şuur’lu bir hareket, demek’ki bütün varlık şuurlu. Peki ya sen niye böyle bir davranış gösteremiyorsun, yok’sa var değilmisin, bence varsın çünkü düşünüyorsun, düşüncede bir enerji, elektirik gibi kendine has bir yapısı var, alınıp verilebilen bir şey aktrılabilen bir şey oda bir varlık, hatta tüm varlıkların birimsel Öz’lerinin varlığı’da diyebiliriz, çünki tüm var’lık, fark edildiği gibi şuurlu. Hayat dediğimiz şey şuur’un şuur ile birleşmesidir ve bu şuur Tek Bir şuur’dur ve şuursuz’luğa doğru hareketi söz konu’su değildir, Tek ve Bir olan şuur durağan’dır ‘’O’’ bir yere gitmez bir yerden gelmez,yemez içmez hiç bir şeye ihtiyacı yoktur ve bütün varlığı kaplamıştır, fakat bu şuur’sal gök  Ayet’te belirtildiği gibi yedi katlıdır, dikkat ederseniz Allah.cc kendi zatını bu yedi kat gök ve yerden ayrı göstermiştir, fakat Mutlak’ta ayrılık yoktur yani Mutlak varlık sekiz katlı Zat’i mevcudiyetı ile yedi kat göğ’ü ve yeri kuşatmıştır. Fakat varlık çokluk’ta Ek-beriyyet vechesi gereği bireysel şuur olarak tecelli ettiği için Zat’tan şuur olarak uzaklaşmış ve yaratılmış adını almıştır. Tüm yaratılmış varlık boş’luğa, yok’luğa doğru varlığını koruyabilmek için hareket halindedir, İnsan seviyesindeki bir varlık bu şuurlu hareketi görüp şuurlu bir davranış içine girmelidir. Boş’luğa yok’luğa doğru şuur’en harekete geçmelidir, varlık şu anda dahi Boş’luk ve Yokluk’tadır ve’de onun içinde vardır. Bireyin  bu yedi katlı, sekiz katlı Allah.cc’ın ilmiyle kuşattığı yer’ler ve’ gök’ler arasındaki yerini şuur’en görüp öğrenmesi bilmesi gerekir.  

Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah'ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle herşeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için. (Talak Suresi, 12)
 
Şuur ve düşünce gök’lere benzer fakat onu, varlık ile irtibat planında ele aldığımızda beyin ve beyne bağlı ‘biyoelektrik' olarak ifade edilen kompleks bir alanda ele almak mecburiyetinde kalıyoruz. Böyle olunca’da bizi biz yapan, mesajları yeterli hızda taşıyan tek şey bioelektrik’tir gibi görünüyor. Bu durumda düşüncelerimiz, beyin tarafından, yürüyebilmemiz, görmemiz, rüya görmemiz tüm bunlar temel olarak elektrik sinyalleri olarak yönlendirilip organize edilmektedir. Bunlar bir bilgisayarda meydana gelenlerle benzerlik göstermektedir, fakat çok çok daha mükemmel ve komplekstir. “İnternet gibi bir sistem bile beyinle karşılaştırıldığında kıyas edilmeyecek derecede önemsiz ve cüzidir.”
1 -Çünkü 100 milyardan fazla sinir hücresinin her biri 100.000 kadar bağlantıya sahiptir.
2 -Her saniye trilyonlarca elektrik sinyali nöronların arasında saatte 400 km hızla ilerler; labirent benzeri karmaşık yollarda gezip dolaşır.
3 -100 trilyonlu bağlantı  elbette algılarımızın üzerinde bir sayıdır. Avrupa kıtasının yarıdan fazla  büyüklüğünde bir arazi düşünün. Eğer bu bölgenin tamamının ağaçlarla kaplı olduğunu ve her ağacın 10 bin tane yaprağı olduğunu kabul edersek, işte tüm bu bölgedeki yaprak sayısı, beynimizdeki bağlantıların sayısına yakın olacaktır. Eğer beyinden sadece bir kibrit kutusu büyüklüğünde bir kesit alsaydık, o yüzeyin üzerinde bir milyara varan bağlantı bulabilirdik. Beynin dış katmanı olan korteksi ele alalım. Bu dış katmandaki nöronlar arasındaki bağlantıları, saniyede bir bağlantılık bir hızla saymaya kalkarsak, otuz iki milyon yıl sürer! Sadece korteksin içindeki.
Bu sayıların büyüklüğünü anlamak için sayıların hayal gücü sınırlarını aştığı uzaydan birkaç örnek verebiliriz: İçinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisinde yaklaşık 400 milyar yıldız bulunmaktadır ve evrenin gözlemleyebildiğimiz kısmındaki galaksilerin sayısı da 100 milyar kadardır. Ancak bu sayılar bile beyindeki hücreler arasındaki biyoelektrik bağlantıları karşılaştırmak için çok yetersizdir. Aslında insan sadece beyni ile değil bir bütün halinde yani vücudu ile’de düşünmektedir, ve vücudunun her yerinde’dir. Evet vücudunuzu her gün düzenli bakım yapmanız gereken, elektrikle çalışan teknoloji ürünü bir makine gibi düşünün. Bir kasınız hareket ettiği zaman elektriksel yük boşalmaları meydana gelir. Beynin emirlerini taşıyan sinyaller elektrikseldir. Ayrıca vücut boyunca beyne doğru ilerleyen tüm duyu sinyalleri elektrikseldir. Hücre bölünmesi, kalp atışı da elektrikseldir. Aslında tüm kimyasal değişiklikler elektriksel temele dayanmaktadır; çünkü moleküler seviyede elektronlar transfer edilir, paylaşılır ya da değişikliğe uğrar. İnsan vücudunda elektriksel olmayan bir durum, neredeyse yok gibidir. Siz dinlenmek üzere uzansanız bile, enerji üretimiyle ilgili zor görevler iradeniz dışında meydana gelmeye devam eder: Kalp atışınız, akciğerlerinize oksijen gitmesi ve sayılamayacak kadar çok hücresel ve’de bioelektrik’sel faaliyet böylece uzar gider. Anlatmak istediğim, siz birey olarak bu bioelektriksel faaliyetin neticesi olan düşünsel varlığınızı kontrol edebilmeniz için kendinize yönelmelisiniz, salat, zikir ve’de meditasyon çalışmaları ile tüm vücudunuzdaki moloküler şuur ve daha ötesi hatta kuant’sal boyuta kadar olan ben diyebildiğiniz düşünsel yapınızın bioelektriksel titreşimini OM…planında kesafetten letafete yani akışkanlığa doğru içsel ve kalbi olarak Allah veya çeşitli Esmaül hüsna’ların rezonansları ile bütünleşerek, Aşk titreşiminide katarak BEN’liği düşüncenin Saf şuur’una akıtabilme hali kazanmalısınız. İşte bu Saf şuura bakış Transandantal meditasyondur, bioelektriksel düşüncenin relax halidir, Saf şuur’un bioelektriksel rezonans’tan arınışı’dır. Hatta bioelektriksel düşüncenin tam huzur durumu’dur, yani SALAT hali’dir. Bu beşer için en kutsal durumdur. Anlaşılmalıdır'ki bilgi'nin yapısı maddi'dir (bioelektriksel)  fakat Saf şuur yani BİLİŞ asla maddi değildir ''O'' nur'dur.
 
Gökten yere her işi O evirip düzene koyar… (Secde Suresi, 5)
 
Bilmez misin ki Allah, gerçekten herşeye güç yetirendir. Bilmez misin ki, gerçekten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur. (Bakara Suresi, 106-107)
 


Saat ve Tarih: 09:21 , 8/4/2008
Yorum Yaz

<- geri | ileri ->