11.12.2007 - gibi...
dışarıda şimşek çakıyor.
deli gibi.
şimşek-ler çakıyor..
deli-ler gibi..
olmadık bir şeye çok üzülebiliyorum..
çok özleyebiliyorum birden,
çok eski şeyleri..
sevinçlerim de anlamsız olabiliyor aynı bunun gibi..
kimse efendisi değil bunun,
benden başka...
ne hissedeceksem onu hissederim,
ne söyleyeceksem onu dosdoğru söylerim
ve kaybedeceklerimi bir teraziye koyarak,
hesabını yapmaya yanaşmam bunun..
gariptir ki en çok acısını çeken de ben olurum durumun..
" sen çok ihtiraslısın..
anlamsız,
lüzumsuz,
saçma sapan şeylere çok fazla bağlanıp,
çok derinden üzülüyor
ya da abartılı sevinçler yaşıyosun..
en çok zararı da kendine bunun "
diye eleştiriyordu sevgilim cumartesi günü beni..
daha düz,
daha mantıklı,
daha soğukkanlı olmalıymışım halbuki..
bir gün gerçekten,
ama gerçekten yaşlandığımda,
öyle olurum belki..
neyse,
sıra biraz da haftasonu yaptıklarımı anlatmaya geldi..
aslında büyük çoğunluğu bildiğiniz gibiydi..
yemek - starbucks - ekvator vs dörtgenleri..
gittiğimiz filmse,
yoğun meraklar sebebiyle " Altın Pusula " oldu tabii ki..
kitabını okumadığımdan,
konu üstünde ahkam kesecek derinliğe sahip değilim..
zaten film de bize karakterleri tanıtan,
olaylara genel bir bakış açısına sahip olmamızı amaçlayan,
genişçe bir " girizgah " gibiydi...
şimdilik söyleyeceğini tam olarak söylemedi,
ne de olsa bir üçlemenin ilk filmiydi..
kendi adıma,
kesin fikrimi söylemek için serinin diğer filmlerini de izlemeyi bekleyeceğim...
ama birinci film,
başlangıç için oldukça iyiydi diyebilirim..
türünden hoşlananlar için tabii..
bugünse her pazartesi gibiydi..
yağmurlu,
kasvetli,
sinsi..
daha,
ne denilebilir ki...
|