
Sizin de bugünü unutup yarına ertelenen bir hayatınız var mı? Benim vardı bundan tam 5 ay öncesine kadar. Güzel, unutulmaz anılarla çocukluğum geçtikten sonra gerisi ne olduğunu anlayamadan geçti. Hayallerim sıralandı hayatıma. Üniversiteyi kazanıyım, işim olsun, eşim olsun derken anımı yaşamayı unuttuğumu farkettim. Herşey yarına aitti sanki. Peki ya bugün sahip olduklarım? Hayatımda yolunda devam eden onca güzelliğin, Yaratıcımızın bahşettiği mutlulukların hakkını veremediğimi düşündüm ta ki içimde biryerde benim için varedilen o muhteşem hediyeye kadar. Sabırsızlıkla beklediğim bebeğim bana yaşadığım zamanlardaki güzelliği keşfetmemi sağladı. Eşimle geçirdiğim zamanları, sağlığımı, zamanımı, bana verilen hayatımı doyasıya yaşamayı öğrendim. Bebeğime iyi bir anne olmak telaşı, iyi bir eş olmaçabasını ve en önemlisi de iyi bir insan olma, Yaratıcımıza laik bir kul olma çabasını beraberinde sürükledi. Küçük şeylerdeki mutluluğu buldum, ayrıntılarda mutluluk gizlendiğini anladım. İçimdeki minik cana can olma telaşı benden yeni bir seda yaptı bana. Meğerse neler bırakmışım satır aralarında, meğerse hiç önemli değilmiş üç beş eşya, meğerse yaşamak O'nun adıyla güzelmiş.
Çok severek okuduğum bir kitap vardı. İsmi "Mavisini Yitirmiş Yaşamak" şöyle diyordu orada yazar: "Aslında hayatın kendisi çok sesli muhteşem bir şarkı ve yürek aydınlatıcı bir şiirden başka bir şey değildir. Dünya, gerçekten insanı deli edecek güzelliktedir. Yaşadığımız modern zamanlar, bu zamanın yükselen değerleri, kaygıları ne yazık ki güzel dünyamızın şiiriyetini büsbütün örtmektedir. Aynı değerler, bizim duygularımızı körelterek hayatın şiirini fark edip onun coşkusuna katılmamıza izin vermiyor. Anlayacağınız kalbimizdeki kara delikler her gün biraz daha çoğalıyor. Bizi kalbimize, kendi yüzümüze çağıran sesler neredeyse duyulmuyor. Günlermiz kupkuru geçip gidiyor.Ve hayatımızın renklerini bir bir yitiriyoruz...
Yitirdiğimiz mavi... Benim çocukluğum, kır çiçeklerim, köyümün çeşmeleri... Sizin anılarınız, hayalleriniz. Yağmurlar, gökyüzü,dağ havası ve deniz ve ağaç ve su... Aşk, vefa, sevda, tevazu, hicret, inanç... Kalbimiz, göğsümüzde kabe... Yitirdiğinin farkına varmak, belki de aramaya başlamak için ilk adımdır."
Ne güzel anlatmış değilmi. Size de tavsiye ederim bu kitabı, gerçekten bana çok şey kattı. Yine de bebeğimin, doğumunu sabırsızlıkla beklediğim o meleğin katkılarını unutamam. Kaybettiklerimi, yitiklerimi aramayı, sade ve dolu dolu yaşamayı, hayatımdaki anlamsız şeyleri çıkarıp atmayı, bir çiçeği incitmemedeki inceliği tatmayı ona borçluyum. Yaşamak yaşanılası bişeymiş yaşamasını bilene.
İçimde varolan o minik yüreğe sonsuz teşekkürler ve o yüreği bana veren Güzel Rabbimize de sonsuz şükürler olsun. Şimdi asıl mesleğimi yapıyorum. O ne mi? insan olmak tabiki.


