BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


AİLE VE ÇOCUK EĞİTİMİ/GELİŞİMİ DURSUNBEY-BALIKESİR

ÇOCUK,ANA BABA ELİNDE BİR EMANETTİR.AİLENİN TEMELİNDE SEVGİ VARDIR.
create your own slideshow
Cool Slideshows
ÇOCUKLARINIZA İYİ DAVRANIN VE GÜZEL TERBİYE EDİN

ANNE-BABAYA NASIL DAVRANMALIYIZ/MÜSLÜMAN ÇOCUĞUN EDEBİ-GÖRGÜ KURALLARI

ANNE-BABALARIMIZA NASIL DAVRANMALIYIZ? 1- Hizmet ederek rızâlarını kazanmaya çalışmalıyız. 2- Yumuşak konuşmalı, “Öf” bile dememeliyiz. 3-Sesimizi, onların sesinden yükseğe çıkarmamalıyız. 4-Yanlarında çok konuşmamalı, edebi aşmamalıyız. 5-Kinayeli, dokunaklı ve kırıcı söz söylememeliyiz. 6-Eşimizi, dostumuzu onlardan üstün tutmamalıyız. 7-İsimleri ile çağırmamalı, sözlerini kesmemeli, bilgiçlik taslamamalıyız. 8-Anne-baba yanlış da söylese, öyle değil diyerek kaba bir üslupla itiraz etmemeliyiz. 9-Anne-babanın arasını açacak söz ve hareketlerden uzak durmalıyız. Gelinleri, anne-baba ile oğullarının arasını açacak sözlerden de uzak durmalıdır. 10-Kayınvalide ve kayınpederler de hürmet açısından anne-baba ile aynı kıymete sahiptir. 11-Konuşurken, “yap, yapma!” gibi ifadeler kullanmamalıyız. “Yapar mısın” gibi sözlerle ricada bulunmalıyız. Ana-babası günah işleyen çocuk, onlara nasihat eder. Kabul etmezlerse susar. Affolunmaları için dua eder. 12-Muhtaç iseler geçimlerini sağlamakla yükümlüyüz. 13-Elbiseleri yoksa elbise temin etmeliyiz. 14-Bir iş buyurduklarında emirlerini yerine getirmeliyiz. Günah olan emirler yerine getirilmez. 15-Bir yere yürüyerek giderken hürmeten arkalarından gitmeliyiz. 16-Onları görünce ayağa kalkmalı, hemen yanlarına gitmeli, onlar oturuncaya kadar ayakta durmalı, izinsiz oturmamalıyız. Otururken edepli oturmalı, ayağını uzatarak oturmamalıyız. 17-Dostlarını dost bilip davet ederek gönüllerini almalı. Hoşlaşmadığı insanlardan da uzak durmaya çalışmalıyız. 18-Hayır dualarını almalı. Ana-baba duasını ganimet bilmeli. Beddualarından sakınmalıyız. 19-Vefatlarında definlerini güzelce yapmalı, biliyorsak cenaze namazını kıldırmalıyız. 20-Geriye bıraktıkları borçları varsa borçlarını ödemeliyiz. 21-Dine uygun vasiyetlerini yerine getirmeliyiz. 22-Kabirlerini ziyâret edip Kur’ân-ı Kerîm okuyarak, onlar adına hayır hasenatta bulunarak amel defterlerini açık tutup, mağfiret olunmalarını istemeliyiz. MÜSLÜMAN ÇOCUĞUN EDEBİ-GÖRGÜ KURALLARI: İslâm; doğumdan ölüme kadar hayatın ne şekilde yaşanacağını, davranışların nasıl olacağını, iç ve dış dünyamızın ne şekilde bir yapıya kavuşturulacağını tespit etmiştir. Madden ve mânen sağlıklı bir fert, sağlıklı bir aile ve sağlıklı bir toplumun yolu İslâmın emrettiği hayat tarzını yaşamak ile mümkün olabilecektir. Her hayrın başı Besmeledir ! Her hayırlı işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlanır. Sonunda da Elhamdülillah denir. Sevgili Peygamberimiz: "Bir işe besmele ile başlanılmaz sonunda da Elhamdülillah denmezse o işte hayır olmaz"buyurmuştur. Çünkü besmele çekerek kul ile Allah arasındaki gerçek alâka kurulmuş olur. Nerelerde besmele çekilir veya çekilmez bir kaç misal verelim: "Yemek yemeğe, abdest almaya ve hayırlı işe başlarken besmele çekmek sünnettir. . Tuvalete girerken besmele çekmek mekruhtur. . Haram olan birşeyi yapmaya başlarken besmele çekmek haramdır. Biz müslümanlar haramlardan kaçınacağız. . Kat'i olarak haram olan bir şeyi işlerken besmele çeken kâfir olur. . Kapıları açıp kapatırken, mutfaktaki yemek kaplarının kapaklarını açarken, yemek yaparken, ocak yakarken, mutfağa girerken besmele çekmek sünnettir. . Süt, su, çay, ilaç içmeye başlarken besmele çekilir. . Sakalı tamamen keserken besmele çekmek câiz değildir. *** SELAM VERME ADABI: Müslümanlar birbirleri ile karşılaşınca selamlaşır ve tokalaşır. Selam vermek sünnet, verilen selamı almak farzdır. 1. İslam'ın emrettiği selamı unutma. 2. Tanıdığın veya tanımadığın Müslümanlarla karşılaştığın zaman selam vermeyi ihmal etme (Esselamü Aleyküm). 3. Selam verme şekli şöyle: a) Binek üzerinde olan yürüyene, b) Yürüyen oturana, c) Az kişiler çok kişilere, d) Küçükler büyüklere selam verirler. 4. Verilen selama onun misliyle veya ondan daha güzel bir şekilde cevap ver. 5. Konuşmadan önce selam ver. Peygamberimiz bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: "Kim selamdan önce konuşmaya başlarsa ona cevap vermeyin" KONUŞMA ADABI Şahsımıza karşı vazifelerimizden biri de dilimizi terbiye ve islah etmektir. İnsan iyi ve kötü bir çok şeyi dilinden bulur. Birçok insan dili sebebiyle en büyük musibetlere uğramışlardır. İnsanları cehenneme sürükleyip götüren de dilleridir. 01. Söylediği sözün nereye varacağını, düşünmek. 02. Dünya ve ahiret için faydası olmayan sözleri söylememek. 03. Sözleriyle kimsenin gönlünü kırmamak. 04. Musibet ve felaket getireceğinden korktuğu şeyi söylememek. 05. Konuşurken başkasının sözünü kesmemek. 06. Bir insanı över veya yererken aşırı gitmemek. 07. Büyüklerin yanında yüksek sesle konuşmamak. 08. Boşboğazlık, gevezelik etmemek. 09. Söylerken ağzını eğip büzmemek, avurt çatlatmamak, ustalık, bilgiçlik satmamak. 10. Konuşurken karşısındakini hiçe sayarak ukalalık yapmamak, onun sözlerinde ayıp ve kusur aramamak. 11. Dilini la'nete, küfüre ve kaba konuşmaya alıştırmamak. 12. Kendisine verilmiş bir sırrı başkasına söylememek. . 13. Yalan yere bir söz vermemek, yapamayacağı bir şeyi söylememek. 14. Yalan söylemekten, yeminden, gıybet etmekten, koğuculuktan sakınmak. 15. Başkalarıyla alay etmemek, kimseye kötü bir ad takmamak. *** GÜZEL SÖZLER ADABI Söz söylerken güzel söylemek, kabalık yapmamak, karşısındakilerin halini gözetmek, dokunacak sözlerden ve tasavvurlardan sakınmak Müslüman'ın vazifesidir. Kur'an-ı Kerim yedi çeşit insanın peşinden gitmeyi ve onları dinlemeyi yasak etmiştir. 1- Doğruya ve yalana çok yemin eden. 2- Fikir ve düşüncesi düşük olan. 3- Şuna buna söven, la'net eden, daima kusur ve ayıp araştıran. 4- Bir yerde konuşulan şeyleri başkalarına taşıyan. 5- Cimri ve son derece sıkı olan ve insanları iyilikten çeviren. 6- Hakkı tanımayan ve mütecaviz olan. 7- Günaha dadanan, şerefsiz ve soysuz olan. *** EVE GİRİŞ ÇIKIŞ ADABI 1. Kapının sağında veya solunda durmak. 2. Kapıya 3 defa vurmak, izin verilir ise, içeriye girmek, izin verilmez ise geri dönmek. 3. Eve girince ve çıkarken "Esselamü Aleyküm" diyerek selam vermek. 4. Evden çıkınca "Bismillahi tevekkeltü al-Allah la havle vela guvvete illabillah" demek. *** YEMEK YEME ADABI 01. Sofra hazırlanırken yardımcı olmak. 02. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak. 03. Büyükleri sofraya oturmadan sofraya oturmamak. 04. Besmele çekip, Allah'a vermiş olduğu nimetler için şükür etmek. 05. Yemeğe önce yaşça veya mevkice büyük olan kişinin başlaması uygundur 06. Sağ eliyle yemek. 07. Lokmayı ağza göre almak ve iyice çiğnedikten sonra yutmak. 08. Lokmayı yutmadıkça ikinci lokmaya el uzatmamak. 09. Önündeki yemeği soğutmak için, yemeğin içine üflememek. 10. Başkalarını tiksindirecek, iğrendirecek harekette bulunmamak ve söylememek. 11. Ağızda yemek varken konuşmamak, gülmemek. 12. Başkasının lokmasına ve yediğine bakmamak. 13. Elini yemek kabına silkmemek ve lokmayı ağzına götürürken başını tabağa doğru uzatmamak. 14. Yemek seçmemeye özen göstermek. 15. Yemeği aynı kaptan yeyip, tabağın ortasından değil, kendi önünden yemek. 16. Lokmasını ve aldığı yemeği bitirmek. 17. Tabaklarda artık, sofrada kırıntı bırakmamak. 18. Toplu yemek yenirken herkes yeyip bitirmedikçe sofradan kalkmamak. 19. Yemek bitince "Elhamdülillah" demek. 20. Yemeği yapana teşekkür etmek. 21. Sofra kaldırırken yardımcı olmak. 22. Yemek sonrası elleri yıkamak, dişleri fırçalamak. 23. Sokaklarda yemek yememek ve içmemek. 24. Gezinerek yemek yememek. 25. Helalinden, temiz yemek ve Allah'a şükretmek. 26. Acıkmadan yemek yememek. Bir hadis-i şerifte: "Sizden biriniz yiyeceği zaman sağ eli ile yesin, içeceği zaman da sağ eli ile içsin. Zira şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer." buyurulmuştur. *** SUYU İÇME ADABI 1. Besmele çekmek. 2. Suyu bardaktan (veya tasdan) içmek. 3. Suyu oturarak içmek. 4. Bardağı sağ el ile ağıza götürmek. 5. Bardağın içine nefes vermemek. 6. Suyu üç yudumda içmek sonunda Elhamdülillah demek; su içmenin adaplarındandır. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor: "Suyu çocuğun memeyi emmesi gibi için. Depodan doldurur gibi içmeyin. Ondan ciğer hastalıkları zuhur eder." *** TUVALET ADABI 1. Tuvalete girmeden önce Eüzü Besmele çekmek. 2. Sol ayak ile girmek. 3. İhtiyacı ayakta değil, oturarak gidermek. 4. Tuvalette konuşmamak, bir şeyler yememek, oyalanmamak. 5. Tuvaletten çıkmadan temizlik kontrolü yapmak (elleri yıkamak). 6. Sağ ayak ile çıkmak. 7. Çıkınca "Gufraneke" demek, adaptandır. *** YATMA ADABI 1. Yatmadan önce elleri yıkamak. 2. Dişleri fırçalamak. 3. Kıyafetlerle değil, pijamalarla yatmaya özen göstermek. 4. Giysilere sağdan giymeye başlamak. 5. Besmele çekip sağ tarafa doğru dönüp yatmak. 6. Yatmadan önce dua etmek, adaptandır. *** GÖZ KULAK GİBİ AZALARIN TERBİYESİ Müslüman'a başkalarının kanı, ırzı, namusu, malı haramdır. Kendisinin olmayan herhangi bir şeye kötü gözle bakmamak, kendi canı, namusu, malı nasıl mukaddes ise, başkalarınınkini de aynı şekilde kabul etmeli, kendini tamamen haramdan ve kendisine ait olmayan her şeyden çekmek İslâm'ın emridir. *** TOPLANTILARDA ADAB Kur'an-ı Kerim ve Hazret-i Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir mecliste nasıl davranılacağını bildirmiştir. 01. Bir toplantıya herkesi iğrendirecek elbise ile, fena kokularla gitmemek, 02. Mecliste daima güler yüzlü olup, ekşi suratlı ve geveze olmamak, 03. İleri geçip oturmamak, hakkı olmadıkça ileriye geçmemek, 04. Kendisinden yaşça ve bilgice yüksek olanlara hürmet etmek, 05. Anası, babası veya hocasına daha çok hürmetli olmak, 06. Oturanlara sıkıntı verecek hallerden sakınmak, 07. İki kişi arasına oturmak lazım gelirse, onların iznini istemek, 08. Sonradan gelene yer göstermek, 09. Kendisinden büyük olanların yanında ayak ayak üstüne koymamak, 10. Ev sahibinin, misafiri uğurlaması, 11. Kalabalık içinde iki kişi arasında gizli konuşulmaması, 12. Esnememek, mecbur olursa eli ile ağzını kapamak, 13. Öksürme veya geğirme ile çevreyi rahatsız etmemek, tiksindirmemek, 14. Meclis ve toplantılarda edebe riayet etmek. *** KOMŞULARIMIZA KARŞI VAZİFELERİMİZ Aile ve akrabamızdan sonra bize en yakın olan komşularımızdır. Komşularımıza olan vazifelerimizin başlıcaları şunlardır: 1. Komşulara el ve dil ile eziyet etmekten kaçınmalıdır. Evde gürültü yapmak, dökülen çöplerle komşuları zor durumda bırakmak, vb. Müslümanlıkla bağdaşmaz. "Peygamberimiz: "Allah'a ve âhiret gününe İman eden komşusuna eziyet etmesin buyurmuştur. (Sahihi Buhari) 2. Komşusunu çaresizlik içinde gören kimse, onun yardımına koşmalıdır. Cenabı Hak bir ayeti kerimede komşuya iyilik edilmesini tavsiye etmektedir. (Nisa Suresi: 36) 3. Komşunun evini, kendisinin bulunmadığı zamanlarda korumak, 4. Komşuları zaman zaman ziyaret etmek, hastalandıklarında kendileriyle yakından ilgilenmek, Komşu hakkının önemini Peygamber Efendimiz şu hadisi şeriflerinden daha iyi anlamaktayız: "Cebrail, bana durmadan komşuya iyilik yapmayı tavsiye etti. Bu sıkı tavsiyeden, komşuyu komşuya mirasçı yapacağını zannettim. (Sahihi Buhari) Komşumuz Müslüman olmasa bile onlarla iyi geçinmek (örnek olmak), eziyet etmekten sakınmak, iyi davranışlar içinde bulunmalıyız. *** MİSAFİRLERE KARŞI VAZİFELERİMİZ Misafirleri güzel bir şekilde ağırlamak, Müslümanlığın emirlerindendir. Peygamber Efendimiz, kendisini ziyarete gelenlere elinde bulunan yiyeceklerden bol bol yedirir, hatta ev halkıyla birlikte geceyi aç olarak geçirdiği zamanlar da olurdu. Bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurulmakta: "Allah'a ve Kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin (Sahihi Buhari) Atalarımız kahramanlığı ve dürüstlüğü yanında, misafirperverliği de, sahip olduğu eşsiz üstünlüklerindendir. Bugün yurdumuzun birçok Köylerinde, misafirler için ayrılmış özel yerler vardır. Misafirlerimize karşı olan vazifelerimizden başlıcalar şunlardır: 1. Misafirleri güler yüz ve tatlı dille karşılamak, 2. Yediğimiz içtiğimiz şeylerin en iyisini onlara sunmak, 3. Misafirlerin üzerine fazla düşüp onları sıkmamak, 4. Misafirlerin yanında çocukları ve hizmetçileri azarlamamak, 5. Topluluklarda dikkat ettiğimiz önemli noktalara, misafirlerin yanında da dikkat etmek. *** ZİYARETLERİN ADABI Müslümanların birbirlerini ziyaret etmeleri, aradaki sevgi, saygı ve dayanışmayı kuvvetlendirir. Zaman zaman akraba, yaşlı ve hasta kimseler ziyaret edilmek suretiyle gönülleri alınmalıdır. Ancak ziyaretlerin, usulüne uygun olarak yapılması gerekir. Ziyaretlerle ilgili edepleri şöyle sıralayabiliriz: 1. Ziyaretlerin vakti iyi seçilmelidir. Uyku, yemek ve iş zamanlarında ziyarete gidilmemelidir. 2. Ziyaretlere giderken, temiz ve düzgün elbiseler giyilmelidir. 3. Ziyaret edilen evin kapısı çalınmalı, ev sahibi izin verdikten sonra içeri girilmelidir. 4. Ziyaret sırasında güler yüz gösterilmelidir. 5. Ziyaretine gidilen evde bulunanların, sevinçleri ve kederleri paylaşılmalıdır. 6. Ev sahibinin işi varsa, ziyareti uzatmadan müsaade isteyerek ayrılmalıdır. 7. Ziyaret edilen kimsenin yaş, akrabalık veya hastalık gibi durumları göz önünde bulundurularak, konuşma şeklinde dikkat edilmelidir. 8. Özellikle yaşlılar ile hastalar, sık sık ziyaret edilmelerini beklerler. Bu bakımdan bu kimselerin ziyaretleri diğerlerine göre daha fazla yapılmalıdır.

BATIDA ÇOCUK EĞİTİMİ ANNE KARNINDA TÜRKİYEDE ÇOCUK EĞİTİMİ DOĞUNCA BAŞLAR.!

20/4/2007 - ÇOCUKLARIMIZIN EV ÖDEVLERİNE NASIL YARDIMCI OLMALIYIZ?

embed src=http://www.cocuk.muslumangenc.comTIKLA ÇOCUK MÜZİK HİKAYE ÇİZGİ FİLM

Çocuklarımızın Ev Ödevlerine Nasıl Yardımcı Olmalıyız?

 

Anne Babalar Neler Yapmalı?

1

Çocuklarına uygun çalışma ortamı (aydınlık, sessiz vb.) ve araç-gereç sağlamalıdırlar. Çocuklar ödevlerinin büyük bir kısmını evde yapmaktadırlar. Çocuğun rahat çalışabilmesi için dikkatini dağıtacak uyaranların olmadığı bir odasının olması, ısının ve aydınlanmanın yeterli olması ve odasında çalışması için gerekli araç-gerecinin olması ödevlerini yapmasını kolaylaştıracaktır.

2
Özellikle ilköğretimin ilk yıllarında çocukların ev ödevlerini yapma zamanını planlamada güçlükler ortaya çıkabilmektedir. Küçük çocuklar genellikle oyuna veya tv. izlemeye daha fazla süre harcayarak ödev yapmayı aksatabilmektedirler. Bu nedenle ilk yıllarda anne babalar, ödevlerin yapılacağı zamanı birlikte planlamalı, çocuğun bu plana uymasını sağlamalıdırlar.

3
Çocuk yardım istediğinde ev ödevlerine yardımcı olmalıdırlar. Bu yardım, çocuğun ödevini yapmaya değil, onu yönlendirmeye yönelik olmalıdır. Çocuklar ödevlerini yaparken zorlandıklarında veya ödevlerle ilgili çeşitli soruları olduğunda en yakınlarında bulunan yetişkinin yardımına ihtiyaç duyabilmektedirler. Anne babaların çocuklarının tüm sorularını cevaplaması mümkün olmayabilir. Bu durumda anne babaların çocuklarının sorularına ilgisiz kalmamaları, başvuru kaynaklarını göstererek uygun rehberlikte bulunmaları gerekmektedir. Anne babaların çocuklarının yerine ödevlerini yapmaları ise çocukların çalışma alışkanlığı kazanmalarını ve sorumluluk duygusunu geliştirmelerini engelleyecektir.

4
Anne babalar, çocuklarının ev ödevlerini kontrol etmelidirler. Ödevlerin okulda sunulmadan önce evde anne babalar tarafından kontrol edilmesi, çocuklara yaptıkları hataları düzeltme ve eksiklerini tamamlama fırsatı verecektir. Ayrıca çocuğun ödevini bitirince takdir edilmesi öz güven ve öz disiplinini geliştirici bir pekiştireç olacaktır.

5
Anne babalar, çocukların ev ödevlerine olan yaklaşımlarını etkileyecek olumsuz tutumlar göstermemeye çalışmalıdırlar. Anne babaların çocuklarının ödevlerine karşı aşırı ilgili veya ilgisiz, baskıcı ve arkadaşlarıyla kıyaslayıcı tutumları, çocuğun ödevlerden hoşlanmamasına ve ödevini yapamama kaygısı duymasına neden olabilir. Anne babaların çocuklarına ev ödevlerinde destek ve rehberlik veren tutumlar sergilemeleri gerekmektedir.

6
Ödev yaparken çocuğun dinlenmesini ve enerji toplamasını sağlamak amacıyla anne babalar çocuklarıyla birlikte gevşeme veya rahatlama egzersizleri yapmalıdırlar. Rahatlatıcı bir müzik dinlemek, bir şeyler yiyip içmek ya da vücudunu hareket ettirmek yararlı olacaktır. Çocuğun ödevini yaparken sıkılmasını önlemek için kısa süreli aralar vermesi de sağlanmalıdır.

7

Öğretmenler, anne babalar için çocukları ve onların öğrenimleriyle ilgili her türlü konuda rehber kişi durumundadır. Bu nedenle, anne babalar düzenli aralıklarla öğretmenle görüşerek, ev ödevleri hakkındaki tutum ve beklentilerini, çocuklarına ev ödevlerinde nasıl yardımcı olacaklarını da öğrenmelidirler.

Çocuk Eğitiminde Yeni Bir Yaklaşım

 

 

İNSANLARI ÇOĞU, duygularını bastırarak, unutmaya çalışarak, başka şeyler düşünerek bunlardan kurtulabileceklerini sanırlar. Bastırılmış duygular şuur altında birikerek ruh sağlığımızı tehdit etmeye başlar. Oysa sıkıntı veren duygular, açıkça dile getirildiklerinde çoğu zaman etkilerini kaybeder. Anne babalar etkin dinleyerek, çocukların duygularını tam olarak açıklamalarına yardımcı olmalıdır. Duygular bizim bir parçamızdır. Duygusuz insan düşünülemez. Sevinç, neşe, güven ve mutluluk veren duygular ne kadar normalse; üzüntü, kaygı, şüphe, endişe ve korku veren duygular da o kadar normaldir. Olumsuz duygularından dolayı kınanmadığını, suçlanmadığını ve anlayışla karşılandığını gören bir çocuk duygularından korkmamayı öğrenir.

Bir başkası tarafından kabûl görmek ve anlaşılmak insana o kadar iyi gelir ki, anlatan kendisini dinleyip anlayana karşı her zaman sıcak duygular besler. Benzer duygular anne babalarda da uyanır. Çocuklarına karşı daha sıcak ve yakın duygular beslemeye başlarlar. Biri sizi dinleyince, size de onu dinlemek daha kolay gelir. Bu yüzden anne babalar çocuklarını daha önce dinlemişlerse, çocuklar da anne babalarını dinlerler. Çocuklarının kendilerini dinlemediğinden yakınan anne babalar, büyük ihtimalle, çocuklarına dinleme konusunda, iyi örnek olmamışlardır.

Anne baba olarak genellikle çocuklarımızın hangi durumlarda hangi duyguları yaşayacaklarına dair görüşlerimiz vardır. Oysa çocuklar da insandır, farklı duygular yaşayabilir. Bu duygular bizimkilerden ne kadar farklı olursa olsun, bunları kabûl etmeyi öğrenmeliyiz. Binbir zahmetle eğittiğimiz çocuklarımızın artık bize bağımlı olmayan, bizden ayrı, farklı bir kişi olduğunu kabûl etmemiz gerekir. Bu kabûl, çocuğumuzun kendi duygularının olmasına ve olayları kendince algılamasına izin vermemizi kolaylaştırır.

Çocuklarımızla iletişim kurarken söz dilinin yanında vücut dilimizi de kullanırız. Canımızı sıkan bir davranışından dolayı kızmadığımızı söyleriz. Ancak vücut dilimiz, gerilmiş yüz hatlarımızla, kızdığımızı göstererek bizi yalanlar. Çocuk vücut dilimizi okumakta çok ustadır.

Çocukla aynı sosyal ortamı paylaşırken hiç konuşmasak dahi yine iletişimde bulunuyoruz demektir. Çocuğumuzun yanı başımızda renkli elişi kâğıtlarıyla "kes-yapıştır" türünden bir ev resmi yaptığını var sayalım. Onun işine karışmıyorsak, kendi özel evini yapmasına izin veriyorsak, sözsüz bir kabûl iletisi göndermiş oluruz. Çocuk, "Yaptığım şey doğru. Annem işime karışmıyor, yaptığım şeyi kabûl ediyor," diye düşünecektir.

Anne babaların çoğu, maalesef çocukları kendi haline bırakmazlar, işlerine karışarak, denetleyerek, yardım ederek onlara kabûl edilmedikleri duygusunu yaşatırlar.



KABÛL DİLİ

Çocuklar canlarını sıkan şeyleri anne babaları ile neden konuşmak istemezler? Neden, çocuklarıyla yakın ve çatışmasız bir ilişki sürdürebilen anne babaların sayısı çok azdır? Son yıllarda yapılan araştırmalar etkili ve yararlı bir ilişki için sahip olmamız gereken önemli becerilerden birinin "kabûl dili" olduğunu gösteriyor. Çocuğumuzu olduğu gibi kabûl etmek, bize bir şey anlatırken akıl vermeden, yargılamadan, eleştirmeden dikkatlice dinlemek ve onu dinlediğimizi söz ve davranışlarımızla geri iletiler göndererek belli etmek ilişkimizin devamı için çok önemlidir. Bu da ancak kabûl dilini kullanmakla mümkündür.

Kabûl dilini kullandığımızda çocuğun kendi problemini ve bu problem karşısında hissettiği duyguları açıkça dile getirmesine ve problemle yüzleşerek onun üstesinden gelmesine yardım etmiş oluruz.

Örnek: Çocuğunuzun hastalandığı için okula gelemeyen bir arkadaşına özendiğini ve bunu dile getirdiğini varsayalım:

“Ne olurdu, ben de Hatice gibi hastalanıp okula gitmek zorunda kalmasaydım.”

Çocuğunuzdan bu sözleri duyunca çoğu anne babalar gibi ilk anda okulu sevmediğini, okula gitmek istemediğini düşünürdünüz değil mi? Buna tepkiniz ne olurdu? Yine çoğu anne babalar gibi her çocuğun okula gitmek zorunda olduğunu, hastalanmanın çare olmadığını, onu derslerinden geri bırakacağını ve başarısını etkileyeceğini söyleyerek hastalık özentisinden vazgeçirmeye çalışırdınız. Maalesef, size çok mantıklı gelen bu yaklaşımınız, hem kabûl diline, hem de etkili dinleme yöntemine aykırı olduğu için çocuğun problemini çözmeyecektir.

Şimdi aynı olaya kabûl dilini ve etkili dinlemeyi bilen bir baba gözüyle yaklaşalım. Çocukla baba arasında geçen diyalog muhtemelen şöyle olurdu:

Çocuk:

“Ne olurdu, ben de Hatice gibi hastalanıp okula gitmek zorunda kalmasaydım. O ne kadar şanslı.”

Baba:

“Hatice`ye özeniyorsun.”

Çocuk:

“O hasta olduğu için okula gitmiyor. Ben her gün gitmek zorundayım.”

Baba:

“Arada bir okula gitmek istemiyorsun.”

Çocuk:

“Evet. Özellikle İngilizce dersi olduğu gün.”

Baba:

“İngilizce dersini sevmiyorsun demek.”

Çocuk:

“Aslında İngilizce dersini değil de... .”

Baba:

“İngilizce öğretmenini sevmiyorsun.”

Çocuk:

“Bir kelimeyi yanlış söylediğim zaman beni taklit edip alay ediyor. Bütün sınıf bana gülüyor. Ondan nefret ediyorum. Birkaç gözde öğrencisi var, okuma parçalarını hep onlara okutturuyor.”

Bundan sonrası artık kolaydır. Baba etkin dinleme yaparak ve hatalı bir iletişim yolluna baş vurmadan çocuğun duygularını olduğu gibi kabûl ederek problemi kendisine buldurdu. Problem okul korkusu değil, İngilizce öğretmenidir.


KABÛL DİLİNİN ETKİSİ

Ne yazık ki anne babaların çoğu çocuklarını büyütürken geleneklere uyarak kabûl dili yerine kabûlsüzlük dili kullanır, “hayır” derler: “Hayır, dersini bitirmeden dışarı çıkamazsın! Hayır, Taner`le arkadaşlık yapmanı istemiyorum!. Hayır, tabağındaki yemeği bitirmeden sofradan kalkmayacaksın! Hayır, yeterince çalışmıyorsun! Hayır, bu saatte tek başına sokağa çıkmana izin veremem!” Eleştirme, yargılama, öğüt verme, uyarma ve emir verme çocukta olumsuz duygular uyandırdığı için bir bakıma kabûlsüzlük anlamı taşırlar.

Kabûl dilini kullandığımızda çocuklar yapıcı bir biçimde nasıl konuşulacağını öğrenir. Çocuklara kendilerini iyi hissettirir, onları konuşmaya yüreklendirir, duygularını açıklamalarına yardım eder, benlik kaygılarını giderir, öz güven duygularını güçlendirir. Ancak, bütün iyi niyetlerine rağmen, anne babaların çoğu farkında olmadan yukarıda örneklerini verdiğimiz negatif iletişim dilini kullanırlar. Bu tür konuşmalar çocuklarda yetersizlik ve suçluluk hissi uyandırır, duygularını açıkça dile getirmelerini engeller, sosyal fobi geliştirmelerine neden olur. Gerçek sevgi, onları olduğu gibi kabûl etmektir.

Neden bazı insanlarla beraber olmaktan sıkılırız? Bu soruma bir genç: “Çünkü onlarla paylaşacak fazla şeyimiz yoktur," cevabını vermişti. Genç doğru söylüyordu. Paylaşmak demek kabûl etmek demektir. Birinin tipimizi, davranışlarımızı ve görüşlerimizi beğenmediğini yani bizi olduğumuz gibi kabûl etmediğini hissettiğimiz zaman onunla birlikte olmak istemeyiz. Şimdi sorumuzu pozitif yöne çevirelim: Neden bazı insanlarla beraber olmaktan zevk alırız? Neden çekinmeden onlara sırrımızı açabilir, içimizi dökebiliriz? Çünkü bizi olduğumuz gibi kabûl eder, değiştirmeye çalışmazlar. İyi bir dinleyicidirler. Bizi dinlerken akıl vermeye kalkmaz, eleştirmez, suçlamazlar. Onlarla konuştuktan sonra kendimizi rahatlamış hissederiz.

Psikologların birinci özelliği etkin dinlemeyi bilmeleri, yani iyi bir dinleyici olmalarıdır. Danışmak için bize gelen liseli genç bir kızımızı bir saat süreyle etkin olarak dinledim. Ailesiyle, okuluyla, arkadaşlarıyla ve kendisiyle olan bütün sıkıntılarını anlattıktan sonra: “Bana bütün bu sıkıntılardan nasıl kurtulacağımı söylemeyecek misiniz?” diye sordu. “Önce sıkıntıların kaynağını bulmamız lâzım...” dedim. “Bunu da ileriki seanslarda seninle birlikte yapacağız.” Yüzüme baktı: “Hayret, dedi, hiçbir şey söylemediğiniz halde kendimi rahatlamış hissediyorum. Size anlattıklarımı daha önce hiç kimseyle paylaşmamıştım. Annem ve babam da buna dahil. Zaten onlara hiçbir şeyimi anlatmam.”


YANLIŞLARI DA KABÛL EDİLMELİ Mİ?

Anne babaların aklına şöyle bir soru gelebilir: “Çocukların yanlış davranışları karşısında ne yapacağız? Kabûl diline bunlar da dahil mi?” İnsanlar nedense anne baba olunca yeni bir rol üstlenip insan olduklarını unutur, tuhaflaşırlar. Bu tuhaflaşmayı anne baba olmanın getirdiği bir sorumluluk zannederler. Anne ve babanın da her insan gibi duyguları, kusurları ve eksikleri olduğunu unuturlar. Duyguları ne olursa olsun, bunları ifade etmede kendilerini özgür hissetmezler. İyi bir anne baba olmak için kızgınlıklarını, hatalarını, bilgisizliklerini gizleme gereği duyarlar. Çocuklarına iyi örnek olmak için daima tutarlı olmak ve hep iyi şeyler yapmak zorundadırlar. Her konuda fedakârlık yapmaları, kendi arzu ve isteklerini bir kenara bırakıp çocukların isteklerine öncelik vermeleri gerekir.

Anne babaların alkışlamaya değer bu iyi niyetli davranışları ne yazık ki çocuklar üzerinde çok az etki yapar. Çünkü çocuklar iyi birer gözlemcidir. Anne babaların hep iyi ve kusursuz görünmek için kendilerini ne kadar zorladıklarını fark ederler. Dört yaşındaki bir kız çocuğu kendisini haksız yere cezalandıran annesine şöyle diyordu: “Haydi anne, haksızlık yaptığını kabûl et. Ben haksızlık yaptığım zaman özür diliyorum, sen neden dilemiyorsun? Eğer özür dilersen seni affederim ve daha çok severim.” Gerçek olan şu ki, çocuklar anne ve babalarını insan olarak görmek istiyorlar, melek olarak değil. İnsan olmaları onları çocukların gözünde küçültmez.

Bazen çocuklardan biri o kadar şımarır ve yaramazlık yapar ki katlanmak mümkün olmaz. Bu durumda rahatsızlığımızı dile getirmek ve çocuktan uslu durmasını istemek anne baba olarak en tabi hakkımızdır. Yaramaz çocuğa müdahale etmediğimiz taktirde diğer çocuklara haksızlık yapmış oluruz. Bazı kitaplarda her nedense anne ve babalara çocukları birbirinden ayırmamaları ve onları aynı derecede kabûllenmeleri istenir. İnsanlar birbirine benzemediği gibi çocuklar da benzemeyecektir. İnsanları kişilik özelliklerinden dolayı aynı derecede kabûllenemeyiz. Kimine yakınlık ve sempati duyduğumuz halde, kimine mesafeli durmayı tercih ederiz. Çocuklar için de aynı şey geçerlidir. Yaramaz ve tembel çocukla, uysal ve çalışkan çocuğu aynı derecede kabûllenmemiz mümkün değildir. Ne var ki çoğu anne babalar, yaramaz ve tembel çocuğun daha çok ilgiye ve korumaya ihtiyacı olduğunu düşünerek uysal ve çalışkan çocuğu ihmal ederler. Bunu yaparken de “o zaten kendi kendine yetiyor, problem çıkarmıyor” derler.

Çocukların davranışlarını kabûl edilebilir ve kabûl edilemez olarak iki grupta toplayabiliriz. Bazı çocukların kabûl edilemez davranışlar alanı diğer çocuklardan daha fazladır. Anne babalar genellikle çocukların davranışları hakkında her zaman aynı tepkide bulunmazlar.

Neşeli ve mutlu iken kabûl ettikleri bir davranışa üzgün ve mutsuz oldukları zaman kızabilirler. Aile içinde kabûl ettikleri bir davranışı misafir olduğu zaman kabûl etmez, çocuğu uyarma gereği duyarlar:

“Ahmet, böreği elinle yemek çok ayıp, çatalını kullan lütfen!”

Çocuk aynı davranışın neden kimi zaman kabûl edilip kimi zaman kabûl edilmediğini bir türlü anlayamaz. Doğru ile yanlışı birbirine karıştırır.

Hiç kimse mükemmel değildir. Anne baba da olsak bazen sinirlerimize hâkim olamaz çocuğa gereğinden fazla sert davranabiliriz.

Eğer bu davranışımızın sebebini açıklarsak; çocuk bize anlayış gösterecek, duyguları incinmeyecektir.

Çocuklar canlarını sıkan şeyleri anne babaları ile neden konuşmak istemezler?

Neden, çocuklarıyla yakın ve çatışmasız bir ilişki sürdürebilen anne babaların sayısı çok azdır?

Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Çocuk eğitimi ile ilgili yazılar.Herşey çocuklar için

[IMG][/IMG]

Sitelerim ve Dostlarım

Ana Sayfa
Profilim
Çocuk çizgi filmleri
Çocuklar için
Düşünen Çocuk
Çocuklarımız
Kuran mektebi
Mukabele
Çocuklarla ilgili-1
Çocuklarla ilgili-2
Çocuklarla ilgili-3
Annemiz
Bebek ve Anne
23 Nisan Çocuk Şenliği
Çocuk Radyosu
Çocuk Pınarı ve radyosu
Çocuklara Yönelik Web Siteleri
Çocuklarla ilgili Linkler
Çocuk Masalları
Çocuklarla ilgili
Çocuk Masalları
Çocuk Çizgi Film ve Oyunlar
Çocuk&Çizgi Film&Bismillah
Dini Çizgi Filmler
Çocuk çizgi film Animasyonlu
Çocuk çizgi film kategorileri
Anne,Bebek ve Çocuk internet Rehberi
Çocukların Renkli Dünyası
Çocuklar sizin için
Çocuklar için sesli ve görüntülü yayın
40 Ambar Yamanlar
Radyo Çocuk
Anne çocuk
Bebeğim ve Ben
Çocuklar için
Çocuk dinlemece
kültür Çocuk
Çocuk şarkıları sözleri
Çocuk eğitimi
Çocuk eğitimi-sabır
Minik Dualar grubu
Çocuk Dünyası
Çocuk Eğitimi (MEB)
Aile
Bebekler firarda
Bebek Kokusu
Bebekten sonra
Okul öncesi
Müslüman Çocuk
Atlı Karınca
Dini Hikayeler
Çocuk sitesi
Alim çocuk
Önce Çocuklar
Çocuk kulubü
Benim yuvam
Sağlıklı kadın
Ailem
Çocuk hastalıkları
Anne Baba Çocuk Eğitimi
Okul Öncesi Eğt.Gnl.Md
Hatunca
Çocuk eğitimi
Ailem zaman
Eğitim yazıları
Çocukca
Çocuk nidası
Altın çocuk
Afacan çocuk
Ada çocuk
Türkiye çocuk
Bilim çocuk
Çocuk oyunları
eğlenelim
sabah çocuk kulubü
Elif-ba çocuklar için
Oyunlar (elif-ba)
Çocuk eğitiminde sıkca sorulan sorular
Çocuk dünyası
Namaz kılmasını öğrenme
Boyama
Çocuk gelişimi
Elif-be öğretimi
Çocuk gelişimi
Çizgi roman
0-6 yaş çocuklarla ilgili
Çocuk Doktorunuz
Sağlıklı Çocuk
Pediatri portalı
Anne ve Çocuk
Çocuk Güvenliği
Bebek Bilgi
Cici Bebe
Tüp Bebek
Hasta Rehberi
Çocuk Diş ve Ağız Sağlığı
Eğitici Oyunlar
Çocuk aile iletişimi
Çocuk Dünyası-1
Çocuk Dünyası-2
Çocuk Dünyası-3
Meleklerimiz ve biz
Can Kardeş
Elifba Öğrenme
Arkadaşım Elifbe öğrenme
Çocuk Aşı Tablosu
Çocuk Psikolojisi
Türk Zeka vakfı
Türk zeka testleri
Zeka Oyunları
Oyunlar
Oyunlar1
Oyunlar2
Oyunlar3
Oyunlar4
Oyunlar5
Giysi Oyunu
Çocuk Gazetesi
Çocuklarla ilgili herşey
Eğitim Çocuk
Okul Öncesi Eğitim
Çocuk klübü video
Çocuk Pınarı
Dini Hikayeler
Haftanın Oyunu
Kadınca kararınca
Çocuk oyunları
Çocuk Resimleri
Bebek Siteleri
Çocuk Hastalıkları Tedavi siteleri
Kadın Doğum Siteleri
Çocuk Oyun Siteleri
Yemek Tarifleri Annem Mutfakta Videolu
Kozmetikte herşey
Anne ve Anne Adaylarına özel
Mizah
Çocuklar İçin
Çocuk oyun sitesi
Dini sitelerden seçtiklerim
Kavacık Köyü
Son Peygamber
Derslere Yardım
Arkadaşım
Şifalı bitkiler
Yemek Tarifleri
Kadın ve Aile
Sorularla İslamiyet
İlahi ve Ezgi Dinle
Hanımlarla İlgili
Komik Oyunlar
Çocuk Oyunları
Çocuk Oyunları
Oyunvizyon
Çocuk oyunları
Çocuk Oyunları
çocuk oyunları
Çocuk Oyunları
Çocuk Oyunları
Çocuk Oyunları aradığın herşey
Elele çocuk aile
Evlilik-Aile
Aile saadeti
Aile ve Çocuk psikolojisi
Kadın ve aile gerçeği
Çocukların Renkli Dünyası
Oyun Şekeri
Ücretsiz İngilizce Dersleri
Dua İklimi
Kuran Dersi
Namaz Dersleri
Kuran oku ve Dinle
Çocuk bakımı
Huzurlu Aile
Bebeğimin Ninnisi
Travian Dünya Harikası Oyun
Oyun Parkı
Minik Eller
Web Bebek
Oyunlar99
Çocuk tv
Yumurcak Tv
Belgesel film,ses kasetleri ve afişler
Harun Yahya
Çizgi Film ay savaşçıları
Aile ve çocuk eğitimi 3 cd.indir
Çocuk gelişimi ve eğitimi
Ailemi seviyorum
Ağız sağlığı
Sac Boyama ve bakımı
Farenjit Nedir
Masal Treni
Kelime Oyunları

Arkadaşlarım

kavacik3
kavacik2
unsal
unsal4
basarici

ILAHILER

Eseri seçiniz, dinle' yi tıklayınız ve Başlamasını Bekleyiniz Lütfen.

Müzik Kutusu

VİDEOYU SEYREDERKEN RADYOYU KAPATMAYI UNUTMAYIN

online