BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


AİLE VE ÇOCUK EĞİTİMİ/GELİŞİMİ DURSUNBEY-BALIKESİR

ÇOCUK,ANA BABA ELİNDE BİR EMANETTİR.AİLENİN TEMELİNDE SEVGİ VARDIR.
create your own slideshow
Cool Slideshows
ÇOCUKLARINIZA İYİ DAVRANIN VE GÜZEL TERBİYE EDİN

ANNE-BABAYA NASIL DAVRANMALIYIZ/MÜSLÜMAN ÇOCUĞUN EDEBİ-GÖRGÜ KURALLARI

ANNE-BABALARIMIZA NASIL DAVRANMALIYIZ? 1- Hizmet ederek rızâlarını kazanmaya çalışmalıyız. 2- Yumuşak konuşmalı, “Öf” bile dememeliyiz. 3-Sesimizi, onların sesinden yükseğe çıkarmamalıyız. 4-Yanlarında çok konuşmamalı, edebi aşmamalıyız. 5-Kinayeli, dokunaklı ve kırıcı söz söylememeliyiz. 6-Eşimizi, dostumuzu onlardan üstün tutmamalıyız. 7-İsimleri ile çağırmamalı, sözlerini kesmemeli, bilgiçlik taslamamalıyız. 8-Anne-baba yanlış da söylese, öyle değil diyerek kaba bir üslupla itiraz etmemeliyiz. 9-Anne-babanın arasını açacak söz ve hareketlerden uzak durmalıyız. Gelinleri, anne-baba ile oğullarının arasını açacak sözlerden de uzak durmalıdır. 10-Kayınvalide ve kayınpederler de hürmet açısından anne-baba ile aynı kıymete sahiptir. 11-Konuşurken, “yap, yapma!” gibi ifadeler kullanmamalıyız. “Yapar mısın” gibi sözlerle ricada bulunmalıyız. Ana-babası günah işleyen çocuk, onlara nasihat eder. Kabul etmezlerse susar. Affolunmaları için dua eder. 12-Muhtaç iseler geçimlerini sağlamakla yükümlüyüz. 13-Elbiseleri yoksa elbise temin etmeliyiz. 14-Bir iş buyurduklarında emirlerini yerine getirmeliyiz. Günah olan emirler yerine getirilmez. 15-Bir yere yürüyerek giderken hürmeten arkalarından gitmeliyiz. 16-Onları görünce ayağa kalkmalı, hemen yanlarına gitmeli, onlar oturuncaya kadar ayakta durmalı, izinsiz oturmamalıyız. Otururken edepli oturmalı, ayağını uzatarak oturmamalıyız. 17-Dostlarını dost bilip davet ederek gönüllerini almalı. Hoşlaşmadığı insanlardan da uzak durmaya çalışmalıyız. 18-Hayır dualarını almalı. Ana-baba duasını ganimet bilmeli. Beddualarından sakınmalıyız. 19-Vefatlarında definlerini güzelce yapmalı, biliyorsak cenaze namazını kıldırmalıyız. 20-Geriye bıraktıkları borçları varsa borçlarını ödemeliyiz. 21-Dine uygun vasiyetlerini yerine getirmeliyiz. 22-Kabirlerini ziyâret edip Kur’ân-ı Kerîm okuyarak, onlar adına hayır hasenatta bulunarak amel defterlerini açık tutup, mağfiret olunmalarını istemeliyiz. MÜSLÜMAN ÇOCUĞUN EDEBİ-GÖRGÜ KURALLARI: İslâm; doğumdan ölüme kadar hayatın ne şekilde yaşanacağını, davranışların nasıl olacağını, iç ve dış dünyamızın ne şekilde bir yapıya kavuşturulacağını tespit etmiştir. Madden ve mânen sağlıklı bir fert, sağlıklı bir aile ve sağlıklı bir toplumun yolu İslâmın emrettiği hayat tarzını yaşamak ile mümkün olabilecektir. Her hayrın başı Besmeledir ! Her hayırlı işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlanır. Sonunda da Elhamdülillah denir. Sevgili Peygamberimiz: "Bir işe besmele ile başlanılmaz sonunda da Elhamdülillah denmezse o işte hayır olmaz"buyurmuştur. Çünkü besmele çekerek kul ile Allah arasındaki gerçek alâka kurulmuş olur. Nerelerde besmele çekilir veya çekilmez bir kaç misal verelim: "Yemek yemeğe, abdest almaya ve hayırlı işe başlarken besmele çekmek sünnettir. . Tuvalete girerken besmele çekmek mekruhtur. . Haram olan birşeyi yapmaya başlarken besmele çekmek haramdır. Biz müslümanlar haramlardan kaçınacağız. . Kat'i olarak haram olan bir şeyi işlerken besmele çeken kâfir olur. . Kapıları açıp kapatırken, mutfaktaki yemek kaplarının kapaklarını açarken, yemek yaparken, ocak yakarken, mutfağa girerken besmele çekmek sünnettir. . Süt, su, çay, ilaç içmeye başlarken besmele çekilir. . Sakalı tamamen keserken besmele çekmek câiz değildir. *** SELAM VERME ADABI: Müslümanlar birbirleri ile karşılaşınca selamlaşır ve tokalaşır. Selam vermek sünnet, verilen selamı almak farzdır. 1. İslam'ın emrettiği selamı unutma. 2. Tanıdığın veya tanımadığın Müslümanlarla karşılaştığın zaman selam vermeyi ihmal etme (Esselamü Aleyküm). 3. Selam verme şekli şöyle: a) Binek üzerinde olan yürüyene, b) Yürüyen oturana, c) Az kişiler çok kişilere, d) Küçükler büyüklere selam verirler. 4. Verilen selama onun misliyle veya ondan daha güzel bir şekilde cevap ver. 5. Konuşmadan önce selam ver. Peygamberimiz bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: "Kim selamdan önce konuşmaya başlarsa ona cevap vermeyin" KONUŞMA ADABI Şahsımıza karşı vazifelerimizden biri de dilimizi terbiye ve islah etmektir. İnsan iyi ve kötü bir çok şeyi dilinden bulur. Birçok insan dili sebebiyle en büyük musibetlere uğramışlardır. İnsanları cehenneme sürükleyip götüren de dilleridir. 01. Söylediği sözün nereye varacağını, düşünmek. 02. Dünya ve ahiret için faydası olmayan sözleri söylememek. 03. Sözleriyle kimsenin gönlünü kırmamak. 04. Musibet ve felaket getireceğinden korktuğu şeyi söylememek. 05. Konuşurken başkasının sözünü kesmemek. 06. Bir insanı över veya yererken aşırı gitmemek. 07. Büyüklerin yanında yüksek sesle konuşmamak. 08. Boşboğazlık, gevezelik etmemek. 09. Söylerken ağzını eğip büzmemek, avurt çatlatmamak, ustalık, bilgiçlik satmamak. 10. Konuşurken karşısındakini hiçe sayarak ukalalık yapmamak, onun sözlerinde ayıp ve kusur aramamak. 11. Dilini la'nete, küfüre ve kaba konuşmaya alıştırmamak. 12. Kendisine verilmiş bir sırrı başkasına söylememek. . 13. Yalan yere bir söz vermemek, yapamayacağı bir şeyi söylememek. 14. Yalan söylemekten, yeminden, gıybet etmekten, koğuculuktan sakınmak. 15. Başkalarıyla alay etmemek, kimseye kötü bir ad takmamak. *** GÜZEL SÖZLER ADABI Söz söylerken güzel söylemek, kabalık yapmamak, karşısındakilerin halini gözetmek, dokunacak sözlerden ve tasavvurlardan sakınmak Müslüman'ın vazifesidir. Kur'an-ı Kerim yedi çeşit insanın peşinden gitmeyi ve onları dinlemeyi yasak etmiştir. 1- Doğruya ve yalana çok yemin eden. 2- Fikir ve düşüncesi düşük olan. 3- Şuna buna söven, la'net eden, daima kusur ve ayıp araştıran. 4- Bir yerde konuşulan şeyleri başkalarına taşıyan. 5- Cimri ve son derece sıkı olan ve insanları iyilikten çeviren. 6- Hakkı tanımayan ve mütecaviz olan. 7- Günaha dadanan, şerefsiz ve soysuz olan. *** EVE GİRİŞ ÇIKIŞ ADABI 1. Kapının sağında veya solunda durmak. 2. Kapıya 3 defa vurmak, izin verilir ise, içeriye girmek, izin verilmez ise geri dönmek. 3. Eve girince ve çıkarken "Esselamü Aleyküm" diyerek selam vermek. 4. Evden çıkınca "Bismillahi tevekkeltü al-Allah la havle vela guvvete illabillah" demek. *** YEMEK YEME ADABI 01. Sofra hazırlanırken yardımcı olmak. 02. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak. 03. Büyükleri sofraya oturmadan sofraya oturmamak. 04. Besmele çekip, Allah'a vermiş olduğu nimetler için şükür etmek. 05. Yemeğe önce yaşça veya mevkice büyük olan kişinin başlaması uygundur 06. Sağ eliyle yemek. 07. Lokmayı ağza göre almak ve iyice çiğnedikten sonra yutmak. 08. Lokmayı yutmadıkça ikinci lokmaya el uzatmamak. 09. Önündeki yemeği soğutmak için, yemeğin içine üflememek. 10. Başkalarını tiksindirecek, iğrendirecek harekette bulunmamak ve söylememek. 11. Ağızda yemek varken konuşmamak, gülmemek. 12. Başkasının lokmasına ve yediğine bakmamak. 13. Elini yemek kabına silkmemek ve lokmayı ağzına götürürken başını tabağa doğru uzatmamak. 14. Yemek seçmemeye özen göstermek. 15. Yemeği aynı kaptan yeyip, tabağın ortasından değil, kendi önünden yemek. 16. Lokmasını ve aldığı yemeği bitirmek. 17. Tabaklarda artık, sofrada kırıntı bırakmamak. 18. Toplu yemek yenirken herkes yeyip bitirmedikçe sofradan kalkmamak. 19. Yemek bitince "Elhamdülillah" demek. 20. Yemeği yapana teşekkür etmek. 21. Sofra kaldırırken yardımcı olmak. 22. Yemek sonrası elleri yıkamak, dişleri fırçalamak. 23. Sokaklarda yemek yememek ve içmemek. 24. Gezinerek yemek yememek. 25. Helalinden, temiz yemek ve Allah'a şükretmek. 26. Acıkmadan yemek yememek. Bir hadis-i şerifte: "Sizden biriniz yiyeceği zaman sağ eli ile yesin, içeceği zaman da sağ eli ile içsin. Zira şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer." buyurulmuştur. *** SUYU İÇME ADABI 1. Besmele çekmek. 2. Suyu bardaktan (veya tasdan) içmek. 3. Suyu oturarak içmek. 4. Bardağı sağ el ile ağıza götürmek. 5. Bardağın içine nefes vermemek. 6. Suyu üç yudumda içmek sonunda Elhamdülillah demek; su içmenin adaplarındandır. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor: "Suyu çocuğun memeyi emmesi gibi için. Depodan doldurur gibi içmeyin. Ondan ciğer hastalıkları zuhur eder." *** TUVALET ADABI 1. Tuvalete girmeden önce Eüzü Besmele çekmek. 2. Sol ayak ile girmek. 3. İhtiyacı ayakta değil, oturarak gidermek. 4. Tuvalette konuşmamak, bir şeyler yememek, oyalanmamak. 5. Tuvaletten çıkmadan temizlik kontrolü yapmak (elleri yıkamak). 6. Sağ ayak ile çıkmak. 7. Çıkınca "Gufraneke" demek, adaptandır. *** YATMA ADABI 1. Yatmadan önce elleri yıkamak. 2. Dişleri fırçalamak. 3. Kıyafetlerle değil, pijamalarla yatmaya özen göstermek. 4. Giysilere sağdan giymeye başlamak. 5. Besmele çekip sağ tarafa doğru dönüp yatmak. 6. Yatmadan önce dua etmek, adaptandır. *** GÖZ KULAK GİBİ AZALARIN TERBİYESİ Müslüman'a başkalarının kanı, ırzı, namusu, malı haramdır. Kendisinin olmayan herhangi bir şeye kötü gözle bakmamak, kendi canı, namusu, malı nasıl mukaddes ise, başkalarınınkini de aynı şekilde kabul etmeli, kendini tamamen haramdan ve kendisine ait olmayan her şeyden çekmek İslâm'ın emridir. *** TOPLANTILARDA ADAB Kur'an-ı Kerim ve Hazret-i Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir mecliste nasıl davranılacağını bildirmiştir. 01. Bir toplantıya herkesi iğrendirecek elbise ile, fena kokularla gitmemek, 02. Mecliste daima güler yüzlü olup, ekşi suratlı ve geveze olmamak, 03. İleri geçip oturmamak, hakkı olmadıkça ileriye geçmemek, 04. Kendisinden yaşça ve bilgice yüksek olanlara hürmet etmek, 05. Anası, babası veya hocasına daha çok hürmetli olmak, 06. Oturanlara sıkıntı verecek hallerden sakınmak, 07. İki kişi arasına oturmak lazım gelirse, onların iznini istemek, 08. Sonradan gelene yer göstermek, 09. Kendisinden büyük olanların yanında ayak ayak üstüne koymamak, 10. Ev sahibinin, misafiri uğurlaması, 11. Kalabalık içinde iki kişi arasında gizli konuşulmaması, 12. Esnememek, mecbur olursa eli ile ağzını kapamak, 13. Öksürme veya geğirme ile çevreyi rahatsız etmemek, tiksindirmemek, 14. Meclis ve toplantılarda edebe riayet etmek. *** KOMŞULARIMIZA KARŞI VAZİFELERİMİZ Aile ve akrabamızdan sonra bize en yakın olan komşularımızdır. Komşularımıza olan vazifelerimizin başlıcaları şunlardır: 1. Komşulara el ve dil ile eziyet etmekten kaçınmalıdır. Evde gürültü yapmak, dökülen çöplerle komşuları zor durumda bırakmak, vb. Müslümanlıkla bağdaşmaz. "Peygamberimiz: "Allah'a ve âhiret gününe İman eden komşusuna eziyet etmesin buyurmuştur. (Sahihi Buhari) 2. Komşusunu çaresizlik içinde gören kimse, onun yardımına koşmalıdır. Cenabı Hak bir ayeti kerimede komşuya iyilik edilmesini tavsiye etmektedir. (Nisa Suresi: 36) 3. Komşunun evini, kendisinin bulunmadığı zamanlarda korumak, 4. Komşuları zaman zaman ziyaret etmek, hastalandıklarında kendileriyle yakından ilgilenmek, Komşu hakkının önemini Peygamber Efendimiz şu hadisi şeriflerinden daha iyi anlamaktayız: "Cebrail, bana durmadan komşuya iyilik yapmayı tavsiye etti. Bu sıkı tavsiyeden, komşuyu komşuya mirasçı yapacağını zannettim. (Sahihi Buhari) Komşumuz Müslüman olmasa bile onlarla iyi geçinmek (örnek olmak), eziyet etmekten sakınmak, iyi davranışlar içinde bulunmalıyız. *** MİSAFİRLERE KARŞI VAZİFELERİMİZ Misafirleri güzel bir şekilde ağırlamak, Müslümanlığın emirlerindendir. Peygamber Efendimiz, kendisini ziyarete gelenlere elinde bulunan yiyeceklerden bol bol yedirir, hatta ev halkıyla birlikte geceyi aç olarak geçirdiği zamanlar da olurdu. Bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurulmakta: "Allah'a ve Kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin (Sahihi Buhari) Atalarımız kahramanlığı ve dürüstlüğü yanında, misafirperverliği de, sahip olduğu eşsiz üstünlüklerindendir. Bugün yurdumuzun birçok Köylerinde, misafirler için ayrılmış özel yerler vardır. Misafirlerimize karşı olan vazifelerimizden başlıcalar şunlardır: 1. Misafirleri güler yüz ve tatlı dille karşılamak, 2. Yediğimiz içtiğimiz şeylerin en iyisini onlara sunmak, 3. Misafirlerin üzerine fazla düşüp onları sıkmamak, 4. Misafirlerin yanında çocukları ve hizmetçileri azarlamamak, 5. Topluluklarda dikkat ettiğimiz önemli noktalara, misafirlerin yanında da dikkat etmek. *** ZİYARETLERİN ADABI Müslümanların birbirlerini ziyaret etmeleri, aradaki sevgi, saygı ve dayanışmayı kuvvetlendirir. Zaman zaman akraba, yaşlı ve hasta kimseler ziyaret edilmek suretiyle gönülleri alınmalıdır. Ancak ziyaretlerin, usulüne uygun olarak yapılması gerekir. Ziyaretlerle ilgili edepleri şöyle sıralayabiliriz: 1. Ziyaretlerin vakti iyi seçilmelidir. Uyku, yemek ve iş zamanlarında ziyarete gidilmemelidir. 2. Ziyaretlere giderken, temiz ve düzgün elbiseler giyilmelidir. 3. Ziyaret edilen evin kapısı çalınmalı, ev sahibi izin verdikten sonra içeri girilmelidir. 4. Ziyaret sırasında güler yüz gösterilmelidir. 5. Ziyaretine gidilen evde bulunanların, sevinçleri ve kederleri paylaşılmalıdır. 6. Ev sahibinin işi varsa, ziyareti uzatmadan müsaade isteyerek ayrılmalıdır. 7. Ziyaret edilen kimsenin yaş, akrabalık veya hastalık gibi durumları göz önünde bulundurularak, konuşma şeklinde dikkat edilmelidir. 8. Özellikle yaşlılar ile hastalar, sık sık ziyaret edilmelerini beklerler. Bu bakımdan bu kimselerin ziyaretleri diğerlerine göre daha fazla yapılmalıdır.

BATIDA ÇOCUK EĞİTİMİ ANNE KARNINDA TÜRKİYEDE ÇOCUK EĞİTİMİ DOĞUNCA BAŞLAR.!

20/4/2007 - ÇOCUK GELİŞİMİ (0-3) VE ALLAH İNANCI

 


http://www.muslumancocuk.comTIKLA ÇOCUK MÜZİK OYUN HİKAYE ÇİZGİ FİLM

Çocuk Gelişimi Ve Allah İnancı

 ANA RAHMİNİ terk eden yeni doğmuş bir bebek bir süre için ‘anneden ayrılma anksiyetesi’ dediğimiz yeni hayata adapte olamama sıkıntısı yaşar. Sıkıntının süresi annenin bebeğine karşı gösterdiği ‘annelik tutumu’ ile yakından ilgilidir. Bebek için ana rahmindeki o zahmetsiz lüks hayat bitmiş; yeni ve alışık olmadığı zor bir hayat başlamıştır. Acıkmakta, altı kirlenmekte, yüksek sesten, ışıktan, karanlıktan, soğuktan ve sıcaktan rahatsız olmaktadır. Sıkıntısını ağlayarak ifade etmenin dışında elinden bir şey gelmez.

Ancak ne zaman ağlasa ve korku ile titrese kendisini saran şefkatli kollar, yanağına öpücük konduran sevgi dolu dudaklar olduğunu hissetmeye başlar. Acıktığında süt veren, altı kirlendiğinde temizleyen eller vardır. Bu yabancısı olduğu yeni dünyada yalnız ve sahipsiz değildir. Onu koruyan, ihtiyaçlarını yerine getiren, seven, değer veren biri vardır. Onun adı annedir. Annenin varlığını hissettikçe korkunun yerini güven duygusu almaya başlar. Onun şefkatli kollarında kendisini güvende hisseder; gülücükler dağıtarak ve kuş dilişle cıvıldayarak mutluluğunu dile getirir.

Araştırmalar, doğumdan sonra çeşitli sebeplerle anneden ayrı kalan çocuklarda güven duygusunun gelişmediğini; annenin yerini alacak bir kadın bulunamadığı zaman çocukta ruhsal çöküntü başladığını göstermektedir. Çocuk esirgeme kurumunda çok iyi bakılıp beslense dahi duygusal ve sosyal gelişimi yaşıtlarına göre geri kalmaktadır. Bu sebeple ilk üç yıl anne-çocuk beraberliği çok önemlidir. İlk üç yılını anne sevgisinden ve şefkatinden yoksun geçiren bir çocuk kendisine gösterilen sevgiye karşılık veremez. Anne şefkatinden mahrum kalan bir çocuğa “Allah çocuklara karşı annelerinden daha şefkatlidir,” demeniz bir anlam ifade etmez. Çünkü daha önce sevgi ve şefkat görmediği için bu alanda duyguları kapalıdır.

Güven duygusunun gelişmesinde babanın rolü de çok önemlidir. Güçlü biri tarafından korunduğunu bilmesi çocuğun korkularını azaltır. “Benim babam senin babanı döver,” diyen çocuk, bir bakıma “Beni her türlü tehlikeye karşı koruyan güçlü bir babam var,” demektedir. Her çocukta babanın gücünü abartma eğilimi vardır. Bu güce sığınarak kendini güvende hisseder. Okul öncesi dönemde babanın gücüne sığınarak kendini güvende hisseden bir çocuk okul çağına geldiğinde, babanın her şeyi bilmediğini, dünyanın en güçlü adamı olmadığını kavramaya başlar. Soyut zekânın da gelişmeye başlaması ile birlikte, babanın gücüne sığınma ihtiyacını Allah’ın gücüne sığınarak telafi eder.

Baba sevgisinden ve korumasından mahrum büyümüş bir çocuğa, “Allah çocukları sever ve onları her türlü tehlikelerden korur,” demeniz fazla bir anlam taşımaz. Çocukluğunda baba şefkati ve koruması yaşamadığı için, ileri yaşlarda dara düştüğünde, ona Allah’a sığınmayı ve Allah’tan yardım istemeyi öğretmeniz çok zordur.

Çocuk yürümeye ve ihtiyacını anlatabilecek dil becerisini kazanıp konuşmaya başladıktan sonra yavaş yavaş annenin yardımınıza gerek duymadan yeme, içme, elini yüzünü yıkama, tuvalet ihtiyacını giderme, giyinme, oyuncaklarını toplama gibi kendi ihtiyaçlarını yerine getirecek şekilde eğitilmelidir. İki yaşına kadar hazıra alışmış olan çocuk bu becerileri kazanmada acemilikler yaşayabilir, tembellik yapabilir. Yemek yerken, su içerken üzerine dökebilir, elini yıkarken üstünü ıslatabilir, tuvalet ihtiyacını giderirken tuvalet taşını kirletebilir, ayakkabılarını ters giyebilir, bağcıklarını bağlarken zorlanabilir, elbisesinin, düğmelerini iliklerken sırayı şaşırabilir. Bütün bu acemiliklerini anlayışla karşılamalı, ona zaman tanımalı, deneme-yanılma girişimleri desteklenmeli ve cesaret verilmelidir.

Yürüme ve konuşma yaşına gelip kendi ihtiyaçlarını yerine getirebilecek fiziksel ve zihinsel olgunluğa ulaştığı halde anne baba, özellikle anne, yardım etmeye devam ederse. “Dur sen yiyemezsin ben yedireyim, dur sen içemezsin ben içireyim, dur sen giyemezsin ben giydireyim, dur sen tuvaletini yapamazsın ben yaptırayım...” derse. Çocuk aileye bağımlı hâle gelecek, kendi ayakları üzerinde dikilmeyi öğrenemeyecek, karşılaştığı bir problemi anne babanın yardımı olmadan çözemeyecek, “öğretilmiş acizlik” dediğimiz beceriksiz bir kişilik kazanacaktır.

Aileye bağımlı hâle getirilen çocuklarda Allah inancı da buna uygun gelişecektir. Bir güçlükle karşılaştığında, işi ters gittiğinde, güçlüğü kendi aklı ve yeteneği ile aşmaya çalışmak yerine Allah’tan yardım bekleyecek; “Neden bu terslikler hep beni buluyor! Allah neden bana yardım etmiyor!” diye yakınacaktır.

3-6 Yaş Gelişim Özellikleri

Aile, anne, baba, çocuklar ve aile büyüklerinin birlikte yaşadığı sosyal bir kurumdur. Her kurum gibi ailenin de uyulması gereken kuralları ve bu kurallar tarafından belirlenmiş bir hiyerarşi ve iş bölümü vardır. Aile hayatının dirlik ve düzenlik içinde devam etmesi için her aile üyesi kurallara uymalı, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli, diğer aile üyelerine güçlük çıkarmamalıdır.

Altı yaşına kadar çocuğun kişiliği üç aşamadan geçerek büyük çapta tamamlanmış olur: Güvenli veya güvensiz kişilik, bağımlı veya bağımsız kişilik, sorumlu veya sorumsuz kişilik. Çocuğa üç yaşından sonra kendi ihtiyaçlarını yerine getirecek beceriler kazandırılırken; olumsuz davranışlarına, yersiz ve zamansız isteklerine sınır konmalı, her istek ve davranışının kabul görmeyeceği öğretilmelidir. Ancak bunu yaparken anne baba zor ve baskı kullanmamalı, niçin sınır koyduğunu anlayacağı bir dil kullanarak açıklamalı, hoşgörü ve anlayışla yaklaşmalı, çocuğa zaman tanımalıdır. Sevgi eğitimin sihirli anahtarıdır. Sevildiğini bilen bir çocuk, anne ve babanın bu sevgisini kaybetmemek için, olumsuz istek ve davranışlarında ısrar etmez, bilerek kuralları çiğnemez.

Çocuğun kendisini değerli hissetmesi ve özgüven kazanması için aile meclisinde söz verilmeli, fikri alınmalı, adam yerine konmalı, ailenin sevilen bir üyesi olduğu hissettirilmelidir.. Ayrıca bakkaldan ekmek almak, çöp dökmek, sofra kurmada ve kaldırmada yardımcı olmak, yatağını yapmak, oyuncaklarını ve odasını toplamak gibi küçük işler verilerek sorumluluk duygusu kazandırılmalıdır.

Bazı anne babalar: “Ben sıkıntı çektim, çocuğum sıkıntı çekmesin, rahat büyüsün” diyerek, gerekli olup olmadığına bakmaksızın, çocuğun her isteğini yerine getirir, davranışlarına sınır koymazlar. Aslında her isteği yerine getirilen, davranışlarına sınır konmayan, kafasına estiğini yapan, devamlı yardım gören bir çocuk doyumsuz olur. Anne babaya karşı da saygısızdır. Sahip olduğu şeylerin kıymetini bilmez. Kendi başına bir iş beceremediği için özgüveni zayıftır. Karşılaştığı güçlükleri anne ve babanın yardımı olmadan aşamaz. Kendisine bir iş verildiği zaman yapmaz, sorumluluk almak istemez. Büyüdüğü zaman, alışık olduğu üzere, yine başkalarından yardım ve anlayış bekler, kendisi gayret göstermez.

Sorumsuz kişilik sahibi insanların Allah inancı da tutarsızdır. Her istekleri yerine getirildiği ve davranışlarına sınır konmadığı için, bir taraftan Allah’tan her işinin yerine gelmesi için yardım beklerken diğer taraftan Allah’ın emir ve yasaklarına karşı duyarsız davranırlar. “Allah’ın benim ibadetime ne ihtiyacı var?” derler.


Çocuklarda 0-3 yaş ÇOK önemlidir!

 

Güzel ahlâklı çocuklar yetiştirmek, her anne-babanın arzusudur.

İnsanın aile ve toplum içindeki saygınlığını belirleyen en önemli vasıflardan olan güzel ahlâk, sağlam şahsiyete sahip kişilerde tebârüz etmiş bir özelliktir. Aile ve toplumdaki problemlerin çoğunun temelinde ahlâkî kurallara uyulmaması vardır. “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” buyuran Efendimiz’in (sas) ümmeti olarak bizlere düşen mühim vazifelerden birisi de, çocuk ve gençlerimize güzel ahlâk kazandırmaya çalışmaktır. Bundan dolayı, çocuklarımızın ahlâklarının güzel, karakterinin sağlam olması, bütün anne-baba ve eğitimcileri yakından ilgilendirmektedir.


Çocuk eğitiminin hassas şartları
Güzel bir bahçe düşünün, içinde rengârenk çiçekler var. Her bir çiçeğin kendine has rengi ve insana güzel duygular ilhâm eden kokuları mevcut. O bahçenin güzelliğine o kadar hayran kalıyorsunuz ki, hemen aklınıza “Bu bahçenin bahçıvanı kim?” sorusu geliyor. Daha sonra sadece bahçıvanın değil, toprağın özelliklerini, iklim ve hava şartlarını da düşünmeye başlıyorsunuz. Eğer o bahçede güzel çiçekler varsa, onların yetişmesi için gerekli şartlar bir araya gelmiş demektir. Böyle güzel bir bahçenin yabanî otlarını temizleyen, suyunu ve gübresini veren, toprağın ve çiçeklerin bakımını yapan bir bahçıvanı mutlaka olmalıdır. Aynı zamanda toprak verimli, iklim ve çevre şartları müsait olsun ki, çiçekler bu kadar güzel büyüyebilsin. Çocuklarda da güzel ahlâkî vasıfların ve bunun neticesi güzel davranışların olması için, benzer şekilde bütün şartların bir arada olması gerekir. Misâldeki bahsedilen güzel çiçek ve kokular, çocukların ahlâkî güzellik ve müspet karakterlerine; bahçıvan, anne-baba ve eğitimcilere; farklı renkler, mizaç özellikleri ve genetik yapıya; toprak, çocuğun yakın çevresine; iklim ve hava şartları ise, sosyo-kültürel çevreye benzetilebilir. Çocuklarımızın güzel ahlâklı olması için hem iyi bir bahçıvan ve toprak, hem de uygun bir iklim gerekir. Bahçıvanların olmadığı veya görevlerini yapmadığı bahçelerde, yabanî otların etrafı sardığını görürüz. Toprağın iyi olmadığı yerde güzel çiçeklerin yetişmeyeceğini biliriz. Burada güzel çiçek yetiştirmek için bahçıvana daha çok iş düşmektedir, bahçıvan zemindeki kaya ve çakılları temizlemek durumundadır. Ayrıca havanın çok sıcak veya soğuk olduğu yerlerde de güzel çiçekler yetiştirmek istenirse, çiçeklerin kurumamaları için oranın şartlarını iyi hesap etmek gerekir. Bunun gibi, içinde bulunduğumuz aile ve toplum, karakter gelişmesinde oldukça tesirlidir. Çocuk toplumdan müspet bir tesir aldığında anne-babaların işi daha kolay olur; fakat, tersi durumlarda emekler boşa gidebilmektedir.


Mizaç ve karakter özellikleri
Mizaç ve karakter, şahsiyetin iki temel unsurudur. Mizaç; ‘huy, tabiat’ mânâsına gelir. Mizaç özellikleri doğuştan gelir, ruhumuzda mevcut bu potansiyel ile meyillerimize uygun genetik ve biyolojik faktörler birbirini tamamlar. ‘Çekingen, dışa dönük, hareketli, cesur veya hassas’ olabilen mizaç özellikleri, hayat boyu devam eder. ‘Can çıkar, huy çıkmaz.’ veya ‘Kişi yedisinde ne ise yetmişinde de odur.’ gibi sözler insandaki mizaç hakikatine işaret eder. Mizaç özellikleri herkesin kendine hastır ve nötürdür. Karakterin teşekkül sürecinde, bunlar bilinerek çocuğa eğitim ve terbiye verilmelidir. Hamur mesabesindeki mizaç özelliklerinin, karakter eğitimi ve irade kuvveti ile şekillendirilmesi gerekir. Misâl olarak, kişinin doğuştan getirdiği inatçı mizacı Bediüzzaman Hazretleri’nin buyurduğu gibi, hayırlı bir yöne kanalize edilebilir. İnatçılık özelliği imânın muhafazasında kullanıldığında sebat ve sabır olarak kendini gösterir. Hayırlı ameller, dinî vazifeler, imânî vasıflar kişinin iç enerjilerini harekete geçirerek karakterin şekillenmesine yardımcı olur. Bunlara ek olarak ruhun terbiye edilmesi, riyazât, ibadet, zikir ve tefekkür karakter ve kişilik özelliklerine tesir eder. Bu türlü tesirler insanın mânevî boyutlarını daha güçlü hâle getirip güzel ahlâkın korunmasına yardımcı olur. Bunun tam tersi olarak kişinin nefsanî boyutlarının (yeme, içme vb.) ön plânda olması kişinin bunlara uymasına sebep olabilir. Dolayısıyla kişinin dürtülerini kontrol edememesine, çabuk tepkiye ve menfî karakter özelliklerinin (bencillik, yalan, empati yoksunluğu vb.) artmasına sebep olabilir. Karakter: ‘Diğerlerinden ayırt edici vasıflar’ mânâsına gelir. İyi karakter özellikleri, ahlâkın kişideki mücessem hâlidir. Karakter özellikleri çocuğun mizacında, anne-baba terbiyesi, aile ortamı, kişinin aldığı eğitim ve toplum tesiri ile şekillenir. Ceninin, ilk gününden itibaren anne karnında yaşadıkları ve hissettikleri; bundan daha da öncelikli olarak anne-babanın karakter ve kişiliği, çocuğun mizaç hamurunu kısmen şekillendirir. Mizaç özellikleri doğuştan olduğu için, tamamen değiştirilemez, bu yüzden karakter özelliklerini şekillendirmek daha kolaydır. İyi bir karakter eğitimi ile mizaç özelliklerinden azamî şekilde istifade edilir. Kişinin karakteri; anne-babasından, aldığı eğitim ve terbiyeden, kültürel ve içtimaî özelliklerden renkler taşır. Bu renklerin güzel tonlarının fazla olması, şahsiyetin olumlu gelişmesine yardımcıdır.


0-3 yaş dönemi
‘Doğan her çocuk İslâm fıtratı üzere doğar; eğer anne-baba Hristiyan ise Hristiyan, Mecûsî ise Mecûsî, Müslüman ise Müslüman olur.’ hadîs-i şerifinde buyrulduğu gibi, doğan her çocuk tertemiz bir fıtrat üzere dünyaya gelir. Anne-baba ile aile ortamı o çocuğun dinî özelliklerine tesir ettiği gibi, karakter ve şahsiyet özelliklerine de tesir eder. Bebeklik döneminde bebekler; kendini, bakım veren kişiyi (anne veya bakıcı gibi), aile üyelerini ve çevreyi tanımaya başlar. Bu safhada annenin davranışları ve çocuğa gösterdiği alâka onun karakterinin ilk temel taşlarını teşkil eder. Annenin çocuğuna karşı vazifelerini yerine getirmesi, çocuğun da kendi vazifelerini yapması açısından çocuğa verilmiş bir mesajdır. Çocuk ağladığında annenin, onun duygularını fark etmeye çalışması, çocuğa başka kişilerin duygularının önemli olduğu fikrini verir. Çocuğun ihtiyaçlarının zamanında karşılanması, yalan ile avutulmaması önemlidir. Bu açıdan annenin veya bakıcının bakım verme kalitesi, ahlâkî prensipler açısından rota belirlenmesine sebep olur. Hayatın ilk yıllarında güvenli bir bağlanma geçiren çocuklar, sevgi ve emniyet duygusunu almakta ve bu çocukların hayata bakış açıları daha olumlu olmaktadır. Hayatın ilerleyen yıllarında sergilenecek olumlu karakter özelliklerinin dışa yansımasında insanlara, hayata ve topluma karşı duyulan emniyet ve sevgi önemlidir. Hayatı sevmeyen çocuklar hayatta daha saldırgan ve kavgacı olurlar. Bazen, ‘daha küçüktür, bir şey anlamaz!’ diyebildiğimiz 0-3 yaş döneminde insanın ahlâkî özelliklerinin temeli atılır. Bu dönemde, çocuk doğru ve yanlış kavramını bilmez; ama çevresinde gördükleri şuuraltına yerleşir. Karakter eğitimine ‘görerek ve duyarak şuuraltını şekillendirme’ yolu ile başlanmıştır. Bu açıdan ev içinde anne-baba şunlara dikkat etmelidir: Yalan söylememe, çocuğu kandırmama, çocuğa verilen sözü tutma, zamanında çocuğa karşı vazifeleri yerine getirme, tutarsız davranışlar sergilememe, çocuğu aşırı serbest bırakmama, kural bozan davranışları uygun bir şekilde engelleme, aşırı cezalandırma ve korkutmadan kaçınma, diğer insanların duygularını fark ettirme, ev içinde bazı mesuliyetler verme, temizlik ve tertip konusunda itina gösterme… Ayrıca anne-baba arasındaki muhabbet ve hürmet üzerine kurulu sağlıklı davranışlar, diyaloglardaki ses tonu, jest ve mimikler de çocuklara tesir eder.Bu yaştaki çocukların hayatında anne-baba ile geçirilen vakitlerin hayatî önemi vardır. Nasıl çocuğun erişkin dönemde değil de, 0-2 yaşları arasında anne sütü alması hayatî öneme sahipse, aynen bunun gibi, kişinin çocukluk döneminde anne-baba ilgisini belli bir dozda alması, karakter ve kişilik gelişmesinde önemlidir. Anne-baba ile geçirilen zamanlarda onun varlığına değer verilmesi, onun da kendine ve başka insanlara değer vermesine vesile olur. Ancak bu değer verme aşırı olur ise, bu takdirde çocukta gelişen aşırı benmerkezci yapı, onda olumlu ahlâk ve karakter vasıflarının sergilenmesini güçleştirir. Ahlâkın teşekkülünde ilk basamak olan bu dönemin olumlu özellikleri pekiştirilmelidir. Bu dönemde mükâfat önemli bir yere sahiptir. Çocuk iyi bir davranış sergilediğinde onun fark edilmesi ve onaylanması; olumsuz davranış sergilediğinde ise yaşına uygun bir müeyyide uygulanması gerekir. Ama bu yaş aralığındaki çocuk eğitiminde, daha çok mükâfat ağırlıklı bir yetiştirme metodu tercih edilmelidir. Netice olarak Her devirde olduğu gibi günümüzde de bütün problemlerin kaynağında güzel ahlâk vasıflarını kaybetmiş kişiler vardır. Toplumda gerçek adaletin tesis edilmesi, hak ve hukukun yerini bulması, insanların birbirine güven duyması, suç ve şiddet hâdiselerinin azalması, ancak güzel ahlâklı insanlarla mümkün olacaktır. Anne-baba ve eğitimciler olarak güzel ahlâk vasıfları ve olumlu karakter özellikleri ile temayüz etmiş nesillerin yetişmesi için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.

 

Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Çocuk eğitimi ile ilgili yazılar.Herşey çocuklar için

[IMG][/IMG]

Sitelerim ve Dostlarım

Ana Sayfa
Profilim
Çocuk çizgi filmleri
Çocuklar için
Düşünen Çocuk
Çocuklarımız
Kuran mektebi
Mukabele
Çocuklarla ilgili-1
Çocuklarla ilgili-2
Çocuklarla ilgili-3
Annemiz
Bebek ve Anne
23 Nisan Çocuk Şenliği
Çocuk Radyosu
Çocuk Pınarı ve radyosu
Çocuklara Yönelik Web Siteleri
Çocuklarla ilgili Linkler
Çocuk Masalları
Çocuklarla ilgili
Çocuk Masalları
Çocuk Çizgi Film ve Oyunlar
Çocuk&Çizgi Film&Bismillah
Dini Çizgi Filmler
Çocuk çizgi film Animasyonlu
Çocuk çizgi film kategorileri
Anne,Bebek ve Çocuk internet Rehberi
Çocukların Renkli Dünyası
Çocuklar sizin için
Çocuklar için sesli ve görüntülü yayın
40 Ambar Yamanlar
Radyo Çocuk
Anne çocuk
Bebeğim ve Ben
Çocuklar için
Çocuk dinlemece
kültür Çocuk
Çocuk şarkıları sözleri
Çocuk eğitimi
Çocuk eğitimi-sabır
Minik Dualar grubu
Çocuk Dünyası
Çocuk Eğitimi (MEB)
Aile
Bebekler firarda
Bebek Kokusu
Bebekten sonra
Okul öncesi
Müslüman Çocuk
Atlı Karınca
Dini Hikayeler
Çocuk sitesi
Alim çocuk
Önce Çocuklar
Çocuk kulubü
Benim yuvam
Sağlıklı kadın
Ailem
Çocuk hastalıkları
Anne Baba Çocuk Eğitimi
Okul Öncesi Eğt.Gnl.Md
Hatunca
Çocuk eğitimi
Ailem zaman
Eğitim yazıları
Çocukca
Çocuk nidası
Altın çocuk
Afacan çocuk
Ada çocuk
Türkiye çocuk
Bilim çocuk
Çocuk oyunları
eğlenelim
sabah çocuk kulubü
Elif-ba çocuklar için
Oyunlar (elif-ba)
Çocuk eğitiminde sıkca sorulan sorular
Çocuk dünyası
Namaz kılmasını öğrenme
Boyama
Çocuk gelişimi
Elif-be öğretimi
Çocuk gelişimi
Çizgi roman
0-6 yaş çocuklarla ilgili
Çocuk Doktorunuz
Sağlıklı Çocuk
Pediatri portalı
Anne ve Çocuk
Çocuk Güvenliği
Bebek Bilgi
Cici Bebe
Tüp Bebek
Hasta Rehberi
Çocuk Diş ve Ağız Sağlığı
Eğitici Oyunlar
Çocuk aile iletişimi
Çocuk Dünyası-1
Çocuk Dünyası-2
Çocuk Dünyası-3
Meleklerimiz ve biz
Can Kardeş
Elifba Öğrenme
Arkadaşım Elifbe öğrenme
Çocuk Aşı Tablosu
Çocuk Psikolojisi
Türk Zeka vakfı
Türk zeka testleri
Zeka Oyunları
Oyunlar
Oyunlar1
Oyunlar2
Oyunlar3
Oyunlar4
Oyunlar5
Giysi Oyunu
Çocuk Gazetesi
Çocuklarla ilgili herşey
Eğitim Çocuk
Okul Öncesi Eğitim
Çocuk klübü video
Çocuk Pınarı
Dini Hikayeler
Haftanın Oyunu
Kadınca kararınca
Çocuk oyunları
Çocuk Resimleri
Bebek Siteleri
Çocuk Hastalıkları Tedavi siteleri
Kadın Doğum Siteleri
Çocuk Oyun Siteleri
Yemek Tarifleri Annem Mutfakta Videolu
Kozmetikte herşey
Anne ve Anne Adaylarına özel
Mizah
Çocuklar İçin
Çocuk oyun sitesi
Dini sitelerden seçtiklerim
Kavacık Köyü
Son Peygamber
Derslere Yardım
Arkadaşım
Şifalı bitkiler
Yemek Tarifleri
Kadın ve Aile
Sorularla İslamiyet
İlahi ve Ezgi Dinle
Hanımlarla İlgili
Komik Oyunlar
Çocuk Oyunları
Çocuk Oyunları
Oyunvizyon
Çocuk oyunları
Çocuk Oyunları
çocuk oyunları
Çocuk Oyunları
Çocuk Oyunları
Çocuk Oyunları aradığın herşey
Elele çocuk aile
Evlilik-Aile
Aile saadeti
Aile ve Çocuk psikolojisi
Kadın ve aile gerçeği
Çocukların Renkli Dünyası
Oyun Şekeri
Ücretsiz İngilizce Dersleri
Dua İklimi
Kuran Dersi
Namaz Dersleri
Kuran oku ve Dinle
Çocuk bakımı
Huzurlu Aile
Bebeğimin Ninnisi
Travian Dünya Harikası Oyun
Oyun Parkı
Minik Eller
Web Bebek
Oyunlar99
Çocuk tv
Yumurcak Tv
Belgesel film,ses kasetleri ve afişler
Harun Yahya
Çizgi Film ay savaşçıları
Aile ve çocuk eğitimi 3 cd.indir
Çocuk gelişimi ve eğitimi
Ailemi seviyorum
Ağız sağlığı
Sac Boyama ve bakımı
Farenjit Nedir
Masal Treni
Kelime Oyunları

Arkadaşlarım

kavacik3
kavacik2
unsal
unsal4
basarici

ILAHILER

Eseri seçiniz, dinle' yi tıklayınız ve Başlamasını Bekleyiniz Lütfen.

Müzik Kutusu

VİDEOYU SEYREDERKEN RADYOYU KAPATMAYI UNUTMAYIN

online