01. Annesiz ve babasız olarak yaratılan kadın kimdir?
01. Hz. Havva annemiz..
02. Hz. İbrahim (a.s.)'in ilk hanımı kimdir?
02. Hz. Sâre.
03. Hz. İbrahim (a.s.) Sâre'den sonra kimi nikâhına almıştır?
03. Hâcer validemizi.
04. Hz. Hâcer kimin annesidir?
04. Hz. İsmail'in.
05. Hz. Sâre, yaşlılık döneminde kimi doğurmuştur?
05. Hz. İshak'ı.
06. Hz. Asiye kimin hanımıydı?
06. Fir'avun'un.
07. Hangi peygamberlerin hanımları kendilerine iman etmemiştir?
07. Hz. Nuh veHz. Lüt'un.
08. Hz. Meryem'in anne ve babasının isimleri?
08. Annesi Hanne, babası İmran.
09. Hz. Meryem, hangi peygamberi babasız olarak dünyaya getirmiştir?
09. Hz. İsa'yı
10. Peygamber olmadığı halde, Hz. Cebrail ile konuşma şerefine nail olan kadın kimdir?
10. Hz. Meryem.
11. Hz. Meryem'in teyzesi kimdi?
11. Hz. Zekerriya'nın hanımı, Hz. Yahya'nın annesi İşa.
12. Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen tek kadın kimdir?
12. Hz. Meryem.
13. Peygamberimiz (s.a.v.) „Dünya kadınlarının efendisi dört kadındır“ buyurmuştur. Kimdir bu kadınlar?
13. Meryem, Asiye, Hatice ve Fatıma.
14. Onbeş yıl peygamberlikten önce, on yıl da peygamberlikten sonra olmak üzere Rasülullah (s.a.v.) ile yirmi beş yıl süren bir evlilik yaşayan validemiz kimdir?
14. Hz. Hatice (r.anha) validemiz.
15. Hz. Hatice validemiz Peygamberimizle evlendiğinde kaç yaşında idi? 15. Kırk yaşındaydı.
16. Rasülullah (s.a.v.)'ın, İbrahim dışındaki tüm çocuklarının annesi kimdir? 16. Hz. Hatice (r.anha) validemiz.
17. Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimiz Hz. Hatice’nin vefatından sonra kiminle evlenmiştir?
17. Abdişemsoğullar kabilesinden, yaşlı ve dul bir hanım olan SEVDE (r.anha) ile evlenmiştir.
18. Hz. Sevde (r.anha) annemiz, Rasülullah (s.a.v.) ile kaç sene evli kaldı? 18. Hz. Sevde (r.anha), validemiz, hicretin birinci yılında vefat edinceye kadar, beş sene Peygamberimizle birlikte yaşadılar.
19. Sevde’den sonra Peygamberimiz kendisiyle evlenmiştir. Babası Hz. Ebubekir (r.a.) dır. Fıkıhta, ilimde, tıpta, şiir’de ve etkili hitabette ondan daha ileride bir kadın görülmemiştir. Ramazan ve Kurban bayramları hariç tüm yılı oruçlu olarak geçiren, hicri 58 yılında, Ramazan ayında 68 vefat eden bu hanımı tanıyor musunuz?
19. Hz. Aişe (r.anha) validemiz.
20. Hz.Aişe ile evlendiğinde Peygamberimiz kaç yaşındaydı?
20. 53 yaşındaydı.
21. Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Aişe (r.a.)'den sonra kiminle, ne zaman evlendi?
21. Hz. Ömer (r.a.)'in kızı Hafsa (r.anha) ile
22. Bu evlilik, ne zaman yapılmıştı?
22. Hz. Peygamber (s.a.v.) Hafsa validemizi, kocası Huzafe Oğlu Huneys Bedir savaşında şehir düştükten sonra,hicretin üçüncü yılında nikahına almıştı.
23. Hz. Peygamberimiz, Hafsa validemizden sonra, Bedir savaşında şehit düşen Haris oğlu Ubeyde'nin 60 yaşındaki dul hanımıyla evlenmişti. Bu hanım aynı savaşta büyük hizmetlerde bulunmuştu. "Yoksulların annesi" lakabıyla da anılan bu validemiz kimdir?
23. Huzeyme kızı Zeyneb (r.anha)
24. Kocası Ebu Seleme ile İslam uğruna Habeşiştan'a hicret etmiş, daha sonra onun Uhud savaşında şehit düşmesinden sonra 44 yaşında dul kalmıştır. Allah Rasülü'nün beşinci eşi olan bu validemiz tanıyor musunuz? 24. Ümmü Seleme (r.anha).
25. Hz. Peygamber'in halasının kızıdır. Rasülullah (s.a.v.), Ümmü Seleme'den sonra kendisiyle evlenmiştir. Bu nikahla ilgili olarak ayet nazil olmuştur. Kimdir bu cömertliği ile de ünlü olan ve Peygamberimize vefatından sonra hanımları içinde en önce kavuşan müminlerin annesi?
25. Cahş kızı Zeyneb (r.anha).
26. Hz. Peygamber (s.a.v.) kaç yıl tek eşle yaşamıştır?
26. 25 yaşından 53 yaşına kadar 28 yıl tek eşle yaşamıştır.
27. Tanınmış bir kafir olan Safyan oğlu Musafi'nin eşiydi. Kocası, Müreysi, savaşında öldürüldü, kendisi ise esir edildi. Savaş esiri demek cariye ya da köle demekti. Peygamberimiz (s.a.v.) esir kadınlarla hür kadınların eşit olduğunu bir kez daha göstermek için kendisiyle evlendi. Bu evliliğin sonucu olarak bütün esirler serbest bırakıldı. Müminlerin bu annesi kimdir? 27. Haris Kızı Cüveyriye (r.anha).
28. İslam dini bu eşitliği daha önce hangi evlenme olayı ile açıklanmıştı?
28. Peygamberimizin Cahş kızı Zeyneb (r.anha)'i Zeyd (r.a.) ile evlendirişiyle.
30. Annesi, Bedir savaşında Vahşi'ye Hz. Hamza (r.a.)'yı öldürten Hind'tir. Kocası Ubeydullah ile beraber müslüman olmuş, Habeşiştan'a hicret etmiştir. Kocasının, dininden dönmesi üzerine kendisinden ayrılmış, Medine'ye dönüşünden sonra da, Hz. Peygamber (s.a.v.) ile 55 yaşında evlenmiştir. Kendisi ziyarete gelen Babası Ebu Süfyan'ın Peygamber'in döşeğinde uzanıp dinlenmesine, "Hayır sen oraya layık değilsin, sen müşriksin, müşrikler pistirler" diyerek izin vermeyen bu hanımı, müminlerin bu annesini tanıyor musunuz?
Rahim içi damarlardan hayız ve nifas hali dışında ve bir hastalık veya yapısal bozukluk sebebiyle gelen kana istihaze (özür kanı) denilir. diğer bir ifadeyle istihaze, kadının adet ve lohusalık dışındadaki kanamalarının genel adıdır. Fakihlerin, hayız ve nifasın azami sürelerini belirleme çabalarının bir amacı da hayız ve nifas kanı ile istiahaze kanını birbirinden ayırt etme konusunda kadınlara genel ve pratik bir ölçü vermektir.
Bu konuda her bir kadının kendi tecrübe ve kanaatinin de önemli olduğunu, nihai olarak da tıp biliminin tespitlerinin ölçü alınması gerektiğini belirtmek gerekir. İstihaze kanı, dinmeyen burun kanaması, tutulamayan idrar veya bir yaradan sürekli kan akması gibi sadece abdesti bozan bir özür (mazeret) halidir. Bu durumdaki kadın gerekli maddi- bedeni temizliği yapar, tedbirleri alır ve özürlü kimselere tanınan ruhsat ve muafiyetleri kullanarak her bir namaz vakti için ayrı ayrı abdest alarak ibadetlerini eda eder. (1)
Özürlü Kimselerin Elbiselerinin Kirlenmesi
Özürlü olan kimselerin kan, irin ve idrar gibi pisliklerinden elbiselerine, çamaşırlarına bulaşanı yıkmak- özürleri devam ettikçe- vacip olmadığından, kendisinden özür kanı gelen kadına Ressulullah Efendimiz, yeniden abdest almayı emir buyurmuşlarsa da giyilen şeyleri yıkamayı emretmemişlerdir. (2)
Özürlü İma ile Namaz Kılabilirmi?
Eğer kan yalnız secde halinde geliyorsa özürlü secdeyi terkeder. Ruku halinde geliyorsa ruku'u da terkeder, namazını ima ile kılar.
Özür Kanı Kesildikten Sonra Gusül Gerekir mi?
Özürlü olan bir kimsenin kanı kesildiği vakit ona boy abdesti lazım gelmediği gibi - özür kanı kesildiği vakitte bu kadının da yıkanması lazım gelmez. (2) İslam, her konuda temizliğe gereken önemi vermekle beraber, kolaylığı da sağlamaktadır.
Hanefilerce: Özürlü kadıntemiz kadın hükmündedir. Yani namazını kılar, orucunu tutar, Kur'an okur, cinsel temasta bulunabilir. ancak her namaz için bir abdest alıp, gusletmesine gerek yoktur. Özürlü kadın, abdest almadan önce tenâsül organını iyice yıkar ve temizbir bezle iyice kendini korur. (4)
Özürlü Ne Zaman Abdest Alır?
Vakit girdikten sonra abdest alıp o abdest ile vakit namazlarını kılacakları gibi, kazaya kalmışyani geçmiş namazlarındanda - sihhatli zamanlarda kazaya kalmış olsalar bile - istedikleri kadar kılabilirler, hatta nafile namaz da kılarlar. (2)
Özürlü sayılan kimseler
-Özür kanı gören kadın-Hayzı üç günden az on günden fazla devam eden kadın
-Lohusalığı kırk günden fazla devam eden kadın-İdrarı damlalar halinde gelen kimse
-Sık sık burun kanaması olan kimse-Herhangi bir organı kanayan kimse-Meme, kulak, göz v.s. yerinden ağrı ile akıntısı gelen kimse-Yarası devamlı kanayan kimse (3)
Özürlü Sayılmanın Şartları
Bir kadından gelen özür kanı, kadın ve erkekte bulunan özrün dini bir özür sayılabilmesi için bazı şartlar vardır.
-Özrün bir namaz vakti devam etmesi
-Abdest alıp namaz kılacak kadar bir fırsatın bulunmaması
-Her namaz vakti içinde en az bir defa görülmesi gerekir. (3)
Özür Kanı Gören Kadın İle Cinsel İlişki Kurmak
"Kan akma halinde bile olsa özür kanı gören kadınla kocasının cinsel ilişkide bulunması caizdir. Ancak, kocanın gücü yettiğince bundan uzak durması kadın açısından elbetteki daha uygundur. çünkü ay halindeki rahatsızlık istihaze gören kadında da mevcuttur.
Bu kanın bir hastalık belirtisi olma ihtimali büyük olduğundan bir an önce tedavisine gidilmesi, hem kadın sağlığı hem de aile huzuru için gereklidir.
Kaynaklar: İlmihal I, İman ve İbadetler, Türkiye Diyanet Vakfı, 1999, 2.Baskı (1)Kadın İlmihali, M.Cemal Öğüt,1971, Bahar Yayınları, 9.Baskı (2)Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN, Gonca Yayınevi, 1993 (3)İzahlı Kadın İlmihali, Asım Uysal, Mürşide Uysal, Uysal Yayınevi, 2001, 11.Baskı (4)
Tıpta biraz daha farklı anlam taşımasına rağmen, halk arasında menopoz, adetin kesilmeye yüz tuttuğu ve kesildiği zamana verilen isimdir. Hanımların hayatında önemli bir dönüm noktasıdır. Bu dönem sebep olabileceği şikayetlerle başlıbaşına problem olabilecek bire zaman dilimidir. Menopoz ortalama 45 yaşlarında başlar ve 5-10 sene sürebilir.
Tıp otoritelerinin kanısına göre menopoz, cinsel olgunluk çağının ihtiyarlığa dönüm noktasıdır. Sebebi kadınlık hormonlarının azalmasıdır. Bu da birçok şikayeti ortya çıkarır, cinsiyet hormonlarının uygulanması, bazende sakinleştirici verilmesiyle giderilir. Yaşdönümünde kadının üreme kabiliyeti yok olduğu halde, cinsel istek ve aktivitesi azalmaz. Hatta bazen artabilir. (1) Menopozun Meydana Getirdiği Sinir Bozukluklarından Kurtulmanın
Yolu Nedir?
Gerçekte bu dönemdeki psikolokik bazı tepkiler, kadının güzelliğini, gençliğini, cinsel çekiciliğini ve duyduğu cinsel hazzı yitirmekten korktuğu için ortaya çıkmıştır. Bilgili ve sağlam iradeli bir kadın bütün bu duygusal nedenlerin ve tepkilerin üstesinden gelebilir. En iyi kurtuluş yolu: erkeğin ilgi ve sevgisinin yanısıra, kadının kendini meşgul edici bir iş yada sosyal hizmetle uğraşması, bolca ibadet etmesi, kitap okuması, torunlarıyla ilgilenmesi .... yani boş kalmamasıdır. (2)
Menopoz Akıntısı
Yumurtalık faaliyetinin sona ermesinden sonra oldukça sık görülen bir akıntı şeklidir. Menopozdaki kadınların %45'inde oluşmaktadır. Menopozda yumurtalık faaliyeti durmuş, dolayısıyla döl yolunda hormonal olarak idare edilen yapım ve yıkım devreleri de ortadan kalkmıştır.
Döl yolu az kanlanmakla körelmeye başlamakta ve mevcut olması lazım gelen şekerin yokluğundan dolayı mukavemetini kaybetmekte ve dolayısıyla mikropların kolayca üremelerine ve akıntıyı meydana getirmelerine sebebeiyet vermektedir. Bu arada döl yolunda kaşıntı ve idrar ederken yanma mevcuttur. Hadis östrojen hormonunun yokluğundan kaynaklandığı için yine östrojen hormonu ile tedavi edilecektir. (2)
Mezheplere Göre Adetin Başlayış ve Bitiş Yaşları
Hanefilere göre : En az 9 yaşlarında buluğ çağına erer ve adet görmeye başlar. 50 veya 55 yaşlarında adet görme devresi biter. Bu yaştan öncede adetten kesilen kanlar vardır. Her kadında süre farklı olur.
Malikilere göre : 13 yaşından 50 yaşına kadarki görülen kan mutlaka hayızdır. Daha küçüklerde veya daha büyüklerde görülen kan uzmanlara gösterilir ve ona göre hüküm verilir. 70 yaşından sonraki kan ise kesinlikle özür kanıdır.
Şafiilere göre : Kesin bir müddet yoktur. Bu hususta bölgenin iklimi etkili olur. Ancak 62 yaşından sonra kesilmesi galibdir.
Hanbelilere göre : Büluğdan 50 yaşına kadar takdir edilmiştir. Bundan sonra gelen kan kuvvetli isede adet kanı değildir, özür kanıdır. (1,2)
Fıkıh dilinde nifas yani lohusalık, doğumdan hemen sonra kadının cinsel organından gelen kan veya bu şekilde kan gelmesinin sebep olduğu hükmi kirlilik (hades) halinin adıdır. Böyle kadına da lohusa (nüfesa tabir edilir. (4)
Doğumdan Önce Gelen Kan
Gebe olan bir kadından, çocuğunu dünyaya getirmeden evvel gelen kan, özür kanıdır. (1) Hamile Kadın Adet görebilir mi?Kadınlar gebe kaldıktan sonra adet göremezler. ancak adet zamanında kanlar ade kanı sayılır. (2)
Sezeryanla Doğum Yapan Kadın Loğusa Olur mu?
Bir kadın sezeryanla doğum yapar da rahimden kan gelmezse, kadın lohusa sayılmaz. Böyle bir kadının sadece gusletmesi gerekir. Bu kişi namazını da kılar orucunu da tutar. (3)
Düşük Çocukla İlgili Meseleler
Çocuk karında parçalanmış ve ekserisi de çıkmış bulunsa; eğer düşüğün tırnak, parmak, saç gibi uzuvlarından bazıları belli olmuşsa kadın lohusa sayılır. Aksi takdirde kadın lohusa sayılmaz. Eğer o kadını hayızlı saymak mümkün olursa, kadın hayızlı sayılır. Bu mümkün olmazsa, kadının kanı, istihaze (özür) kanıdır. (2)
Lohusa Neler Yapamaz?
Kadınların hayız hali ile ilgili dini hükümler nifas için de geçerlidir. Nifas halinde kadınlara ibadetler konusunda muafiyet tanınır.
Lohusa kadın:
Namaz kılamaz
Oruç tutamaz
Mushaf'ı eline alamaz
Kur'an okuyamaz
Mescide giremez
Kâbe'yi tavaf edemez
Cinsel ilişkide bulunamaz. Cinsel ilişkinin helal olabilmesi için nifas kanı kesildikten sonra kadının gusletmesi veya (Hanefiler'e göre) bir namaz vakti kadar sürenin geçmesi gerekir. Bu sürede terkettiği namazları kaza edemez, ancak fazrz ve vacip oruçları sonradan kaza eder. (4)
Kadın düşükle lohusa olur mu?
Eğer düşük insanların isteği ile, ilaçla veya cerrahi bir müdahale ile düşer de el, ayak, tırnak, saç ve parmak gibi organları belirmiş ise, lohusalık meydana gelir. Fakat organları henüz belirmemiş bir düşük ile lohusalık olmaz. Bu düşükle kan üç gün devam eder. Önceden de en az 15 gün temizlik hali devam etmişse, bir hayız kanı olur. Böyle olmazsa bir istihaze kanı sayılır. Kırk günden fazla süren kan nedir? Lohusalığının en çok müddeti kırk gündür. Kırk günden fazla sürmez. Eğer kırk günden fazla sürecek olursa o özür kanıdır.
Lohusalıkta Değişim
Bir kadının lohusalıkta adeti, mesela 20 gün kan görmek olsa, bu defaki lohusalığında 10 gün kan, 20 gün temizlik, 11 gün gün yine kan görecek olsa, işte bu kadının lohusalıktaki adeti değişmiş olur ki bu arada kalan 20 günlük temizlik hali, iki kan arasında bulunduğu için, arka arkaya gelen kan hükmündedir. Şu halde bu kırk günün baştan 20 günü lohusalıktır. Her ne kadar temizlikle sona ermişse de kalan 21 gün de özür kanıdır ve bu günlerde kılamadığı namazları kaza edecektir.
Lohusalık kanı adetten önce kesilirse
Lohusa kadının kanı daha önce belli olan adetinden önce kesilirse yıkanır, kendi belirli adeti gelinceye kadar namazını kılar, orucunu tutar, fakat kocası ile cinsel ilişkide bulunmaz.
Lohusalık müddetinde aralıklı kan görmek?
Bir kadın doğum yaptıktan sonra 15 gün kan görüp, sonra 15 gün görmezse, sonra yine görse bu günlerin hepsi nifastır.
-Namazını terkeder,
-Orucunu temizlik zamanına bırakır,
-Kocası ile de cinsel ilişkide bulunmaz
Kaynaklar:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN, Gonca Yayınevi, 1993 (1, 3)Kadın İlmihali, M. Cemal Öğüt, Bahar Yayınları, 1971 (1)İzahlı Kadın İlmihali, Asım Uysal, Mürşide Uysal, Uysal Yayınevi, 2001, 11.Baskı (2)İlmihal I, İman ve İbadetler, Türkiye Diyanet Vakfı, 1999, 2.Baskı (4)
İlk defa adet gören bir kız çocuğu, on gün kan görse, on beş günde temiz olduğu halde sonra yine kan görmeye başlarsa,onun adeti on gündür. Temizlik günleride 20 gündür.İlk adet gören bir kız çocuğu, üç gün kan görse 15 gün temiz dursa, yine bir gün kan gelse, iki gün temiz dursa ve tekrar kan gelmeye başlarsa adeti yerleşmediğinden üç günü hayız kabul edilir. İlk defa adet gören bir kız çocuğu 24 gün kan görse, 14 günde temiz dursa, sonra kan yine devam etmeye başlasa, onun adet durumu ilk kan gördüğü günden itibaren 10 gündür.
Diğer aylardaki temizlik günleride 20 gündür. Sonra 15 gün kan gelse, sonre 14 gün temiz olsada hüküm böyledir.İlk adet gören kız çocuğu, dört gün kan görse, 15 gün temiz olursa, sonra bir gün kan gelip iki gün temiz kaldıktan sonra yine kan gelmeye başlarsa, adet dört gündür
Dokuz yaşındaki bir kız çocuğu ilk olarak hayız şekilde devam eden bir akıntı görürse. Kızlarda ergenlik çağı bazan yaş ile bazan da bir kısım belirtilerle anlaşılır. Kızlarda en az yaşı dokuz, en çoğu ise onikidir.
Eğer bu belirtiler azami sınır içinde görülmezse, ergenlik çağına geldiğine hükmedilir, ona göre yükümlü sayılır. İlk adet kanaması ülkemizde ortalama 12-13 yaşlarında olur. Kuzeye gidildikçe yaş büyür. 15 yaşına kadar kanama olmaması hali gecikme olduğunu gösterir. 17 yaşına kadar olmadığı takdirde mutlaka doktora müracaat etmelidir.
Hamile Kalmak : Erginlik çağına girmeden evlenen bir kız çocuğu hamile kalırsa, daha önce adet görmese de erginlik çağına girmiş olur.
Kadınların avret mahallerini herhangi bir şekilde temizlemesinde mahzur yoktur. Mühim olan temizliğin yapılmasıdır. Avret mahallinin temizliğinin yaşla ilgisi yoktur, bahse geçen yerdeki kıllar uzamaya devam ettikçe temizlemek mükellifiyetide tekrarlanır. Avret mahallinin tıraşında, sadece ön tarafın temizliği kafidir.
Kılların temizliği bir ay içinde tekrarlanmalıdır. Ayrıca halk arasında konuşulan kıl uzunluğunun arpa boyu kadar olması durumunda namaz caiz olmaz, yok küçük parmağı bir defa dolarsa kafir olunur şeklindeki inanışlar dinimizde bulunmayan, uydurma laflardır, ihmal edilen temizliğin vebalinden doğan ağır bir durumdur.
Temizlik imandandır. Bu temizliğin yapılmasındaki hikmet sıhhat yönündendir. Temizlenmediği zaman, mesamatın tıkanması ile vücudun her ifrazatı zorlaşır. Bu da onun sağlığına zarar verir. Kirlerle karışan terlerin meydana getireceği koku da caba...
Bu temizliğin kırk günü geçemesi mekruhtur (yapılmaması istenen, günah olmayan ancak adet haline getirilirse günah olan şeyler). Cuma günü traş olmak müstehabdır (İşlenmesinde sevap olan, terkinde günah olmayan ibadetler)
Kaynak: Günümüz Meselelerine açıklamalı Fetvalar, Mehmed Emre, Eskişehir, Balıkersir-Bilecik Eski Müftüsü
Kadın adetli olarak uyur da namaz vakti çıktıktan sonra temizlenmiş olarak uyanırsa, uyuyarak bıraktığı o namazı kaza etmesi gerekir. Zira uyuduğu andan itibaren temiz olduğu kabul edilir. Bu durumda o namazı kaza etmek gerekir.
Temiz uyuyup adetli kalkan kadının durumu
Temiz uyuyup adetli kalkan kadının, ıslaklığı da kan renginde olursa, kanı gördüğü anda itibaren adetlidir. Bu durumda gece yatsı namazını kılmamışsa, kaza etmesi gerekir.
Kaynak: Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN, Gonca Yayınevi, 1993
Adetli veya lohusa durumunda bulunan bir kadının, bu durumda avret mahalli temizliği yapması mekruhtur. Bu, yıkandıktan sonra olmalıdır. Avret mahalli ve koltuk altı temizliği en az yedi gün içinde, en çok ise 40 gün içinde yapılmalıdır. Kırk günü geçmemelidir. Aynı şekilde adetli iken tırnak kesmek mekruhdur. Yıkandıktan sonra kesmek gerekir. Cünüp olan erkek ve kadın da aynı durumdadır.
Kaynak: Büyük Kadın İlmihali, Rauf Pehlivan, Gonca Yayınevi, 1993
Adet ve lohusa olan kadının göbeği ile diz kapağı arasından arada bir perde veya elbise olmadan faydalanmak haramdır. Abdullab bin Sa'd (ra) Allah Resulune soruyor:
-Adet iken hanımımdan bana helal olan nedir?
Resulullah:
-Eteğin üstü sana helaldır. Resulullah'ın hanımlarından Hz.Meymune validemiz anlatıyor: "Resullullah (a.s.) ben hayızlı iken benimle yatardı. Onunla benim aramda bir elbise bulunurdu."
Yine Hz.Meymune anlatıyor: "Allah Resulu (a.s.) hanımları hayız halinde iken elbise üzerinde onlarla sevişirdi." Allah Resulu bunu kendi cinsel tatmini için yapmazdı.
Çünkü bir ihtiyacını o anda hayızlı olmayan hanımı ile giderebilirdi. O halde bunun başka önmeli sebebi olmalı. Allah Resulu bunu yaparak, bu husustaki batıl inançları yıkmış ve bunun caiz olduğunu göstermiştir. Çünkü Hristiyan ve Yahudiler böyle yapmıyorlardı.
Hayızlı iken beden ve ruh açısından rahatsızlık duyan kadını, yalnızlığından ve bu ruh halinden kurtarmak. İmam-ı azam ile Ebu Yusuf'a göre peştamalin altından göbekle diz kapağı arasından çıplak bir şekilde faydalanmak haramdır.
Ancak İmam Muhammed, "kan gelen yerden sakınılması şartı ile her taraftan faydalanılması helaldir" demiştir. İmamı-ı Şafi'de bu görüştedir. Bu durumda kan gelen yerin örtülü olması, açık olmaması lazım. Bunu yapan kimselerin de kendilerinden emin olması gerekir.
Kaynak: Büyük Kadın İlmihali, Rauf Pehlivan, Gonca Yayınevi, 1993
Kadınların Özel Hallerinde Yapamayacakları ibadetler
Kadınların Özel Hallerinde Yapamayacakları ibadetler
1- Namaz kılmak: Âdetli veya lohusa kadının namaz kılması câiz değildir. Âdetli kadın, kılamadığı namazı kaza etme.
2- Oruç tutmak: Âdet gören veya lohusa olan kadın oruç tutmaz. Ancak oruç borcu, onların üzerinden düşmez. Kaza etmeleri gerekir.
3- Tavâf: Hz. Peygamber, hac sırasında âdet gören Âişe (r.anhâ)'ye şöyle buyurmuştur: "Hayız gördüğün zaman, temizleninceye kadar Beytullah'ı tavaf dışına hacıların yaptığı diğer hac ibadetlerini yap"
4- Kur'an-ı Kerîm okumak: Mushafa el sürmek ve onu taşımak. "Ona (Kur'ân'a) tam olarak temizlenmiş olanlardan başkası el süremez" (el-Vâkıa, 56/79) Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: "İddetli kadın ve cünüp olan, Kur'ân'dan hiç bir şey okuyamaz" Hanefilere göre, bir kılıf içindeki Kur'ân'a el sürmek ve taşımak hayızlı ve cünüp için mümkün ve câizdir. Yine ilimle uğraşan kimse, tefsir, hadis ve fıkıh kitaplarını zarûret yüzünden elbisesinin yeniyle veya eliyle tutabilir.
5- Mescide girmek, orada eğleşmek ve itikâfa çekilmek: Hadiste şöyle buyurulur: "Hiç bir hayızlı veya cünüp mescide giremez". Şâfiî ve Hanbelîler, hayızlı ve lohusanın kirletmemek şartıyla mescitten karşıdan karşıya geçmesini câiz görürler.
6- Cinsel temasta bulunmak veya göbekle diz kapağı arasını okşamak: Bunu delili âyet ve hadistir. Âyette şöyle buyurulur: Hayız halinde iken kadınlardan uzaklaşın ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın" (Bakara,222).
Uzaklaşmaktan maksat, onlarla cinsel teması bırakmaktır. Yine hayızlı hanımıyla ne derece ilgilenebileceğini soran bir sahabeye Allah elçisi şöyle cevap vermiştir: "Senin için göbekten üst taraf serbesttir" Hanbelilere göre, göbek-diz arasında cinsel temas dışında serbesttir. Hanefi, Şâfiî ve Mâlikilere göre hayızlı veya lohusa olan eşiyle cinsel temasta bulunan erkeğe keffâret gerekmez. Ancak tevbe ve istiğfar etmesi gereklidir. 7-
Boşama: Hayız hâlindeki kadını boşamak câiz değildir. Ancak buna rağmen boşama geçerlidir, ve bid'î tâlak adını alır. Âyette; "Boşayacağınız zaman, eşlerinizi iddetlerine doğru boşayın" buyurulur (et-Talûk, 65/1).
Yani içinde iddet meşru olan bir sürede boşayın demektir. Çünkü, ay hâlinin geri kalan kısmı iddetten sayılamaz. Allah elçisi, Abdullah b. Ömer'e, eşini temizlik günlerinde veya gebe iken boşamasını bildirmiştir.
Adetli Bir Kadının.... Neleri Yapabilir Neleri Yapamaz?
Adetli Bir Kadının.... Neleri Yapabilir Neleri Yapamaz?
Adetli Bir Kadının Kestiği Yenilir mi?
Helal olması için hayvanı erkeğin kesmesi şart değildir. Hayvan kesmesini bilen kadınlarda kesebilirler. Hatta adet veya lohusa durumunda olan kadınlar bile kesebilir, kestikleri yenir. (1)
Adetli Bir Kadın Kur'ana Bakabilir mi?
Adet ve Lohusa durumunda veya cünup olan bir kimse okumadan, hecelemeden Kur'an-ı Kerime yalnız bakabilir, bu mekruh değildir. (1)
Adetli Bir Kadın Kur'an Dinliyebilir mi?
Adetli veya lohusa durumunda bulunan bir kadın, Kur'an-ı Kerimi tutmadan, okunan Kur'an'ı okuyarak takip etmeden, hecelemeden yalnız dinlemesi caizdir. Bu durumun sevap derecesini ancak Allah bilir.(1)
Adetli Kadın Kur'an Meali Okuyabilir mi?
Bu durumdaki bir kadın, Kur'an'a ve ayet yazılı bir şeye el süremez. Arapça dışında Farsça, Türkçe gibi bir dile yazılmış olan Kur'an mealini, tutmak haramdır. Onda Kur'an ahkamı yazılı olduğundan Kur'an hükmündedir. Eğer içinde ayet bulunmuyorsa Türkçe kitap okumalarında bir mahzur yoktur. Eğer kadın adet durumunu öğrenmek istiyorsa zarureten fıkıh kitaplarına da bakabilir. (1)
Adetli Bir Kadın Secde Ayeti Duyarsa Adet veya lohusa durumunda olan bir kadın, namaz kılmakla mükellef olmadığı için secde kendisine vacip değildir. Cünup olan için bu böyle değildir. Cünup olan kimse, kadın olsun erkek olsun eğer secde ayetini duyarsa tilavet secdesi vacip olur. Temizlendikten sonra bu secdeyi yerine getirmeleri gerekir.(1)
Adetli Bir Kadın Namaz Vaktinde Ne Yapar?
Ülemâ: " Hayızlı kadının her namaz vakti için abdest alarak namaz yerinde o namazı kılacak kadar oturması, adetini unutmamak için tesbih ve tehlil (Lâ ilâhe illâllâh) ile meşgul olması müstehabdır*." demişlerdir. Bir rivayette: "bu kadına evvelce kıldığı namazların en güzelinin sevabı verilir." buyurulmuştur. (2)
* Müstehab: İşlenmesinde sevap olan, terkinde günah olmayan ibadetlerdir. Nafile namaz kılmak ve nafile oruç tutmak.
Kaynaklar:1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN, Gonca Yayınevi, 1993 (1)2) İzahlı Kadın İlmihali, Asım Uysal, Mürşide Uysal, Uysal Yayınevi, 2001, 11.Baskı (2)
Hanefilere göre, hayızın en kısa süresi üç gün üç gecedir. Bundan azı özür kanı sayılır. "Ortası beş gün, en uzun sûresi ise on gün on gecedir. On günü geçen kanamalar özür sayılır. Dayandıkları delil şu hadistir: "Bekâr veya dul kadın için en kısa hayız süresi üç gün, en uzun süresi ise on gündür"
Şâfiî ve Hanbelilere göre, en kısa süre bir gün, bir gece, en uzun süresi ise, altı veya yedi gündür. Mâlikiler, en az süre için bir sınır belirlemezken, en uzun süreyi kadının durumuna göre otuz güne kadar çıkarırlar .
Kaynak: Hayız, Hamdi Döndüren, Şamil İslam Ansiklopedisi
Bir hanım adet veya lohusalık kanları tam kesilmeden abdest veya boy abdesti alırsa bu geçerli olmaz. Adet ve nifas olan kadınların abdest almaları müstehap değildir. Çünkü bunların abdestsizlik durumlarına abdestin bir tesiri yoktur. Kadının adeti kesildimi cünup gibi olur.
Adet halindeki kadınlarda görülen kanların renkleri altıdır : kırmızı, sarı, toprak rengi, siyah, yeşil, kirlimsi. Bu akıntılar hepsi hayız müddetinde ise hepsi hayız kanıdır. Ta ki, safi beyaz renk görene kadar. Renk tesbitinde pamuk veya bez kaldırıldığında onda mevcut renge itibar olunur. Değişme haline bakılmaz. Çünkü kadının gördüğü beyaz bir akıntı, kuruduğunda sararabilir. Yahut kırmızı veya sarı kuruduunda farklı bir renk alabilir. Hayız müddetindeki kanların renklerinin hepside hayızı bildirir. Hayız bitiminde akıntının beyazlaşmasıyla hayız bitmiş olur.
Kırmızılık ve Siyahlık :İttifakla hayız kanıdır.
Hz.Fatıma (r.a) kan görüyordu. Allah Resulu (s.a.v) O'na şöyle buyurdu: "Eğer hayız kanı ise bu belli ve siyah renkte olur, böyle olursa namaz kılma, başka türlü olursa abdest al ve namaz kıl, çünkü o bir (çatlak) damardan gelmektedir."
Sarılık : Bazıları ipek kozası sarılığında, bazıları saman renginde, daha başkalrı ise sarı diş renginde olabilir. am bu hususta itibar edilecek renk: ilk görüldüğü andaki renktir.
Bulanıklık : Bulanık su renginde görülen kan demektir.
Toprak Rengi :Toprağa benzeyen rengine benzer, önce sarıdır sonra bu rengi alır.
Yeşilimtırak : Bir çeşit bulanık kandır. bu kanın rengini bozuk gıdalar değiştirir. daha çok yaşlı kadınlarda görülür.
Hayız kanının ayırıcı nitelikleri-Katı olan ve pis kokan kan-Sadece pis kokan, katı olmayan kan-Sadece katı olan, pis kokmayan kan-Hem katı olmayan hemde pis kokmayan kan
Kaynaklar: 1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN, Gonca Yayınevi, 19932) İzahlı Kadın İlmihali, Asım Uysal, Mürşide Uysal, Uysal Yayınevi, 2001, 11.Baskı3) En Geniş İslam İlmihali, Ali Fikri Yavuz, Çile Yayınevi, 1977
Âdet kanaması; rahmin en iç tabakası olan endometriumun 27-28 gün süreyle, hormonların etkisi altında gelişip, dördüncü hafta sonunda hormonların kandan çekilmesiyle, bu gelişen tabakanın bozulup dökülmesi olayıdır. Âdet kanı, genellikle kadını hamile olmadığının belirtisidir.
Âdet kanının içinde bol miktarda doku artığı vardır. Akyuvarlar bakımından oldukça zengindir. Âdet kanında pıhtılaşma olmaz. İçinde bir takım enzim ve kimyasal maddelerin miktarı artmıştır. Genel olarak 3-5 gün devam eder, 28 gün arayla yenilenir. Akan kan yaklaşık 100 gram kadardır.
Bu sulu kana; üreme yollarındaki akıntılar, bu yolun iç zarlarının döküntüleri ve yabancı mikroplar karıştığı için ağır bir koku verir. Bu yüzden kadının özellikle âdet günlerinde temizliğine dikkat etmesi gereklidir.
Kaynak: Hayız, Hamdi Döndüren, Şamil İslam Ansiklopedisi
Bazı kitaplarda şöyle bir hurafe geçer: "Havva validemiz, Hz.Adem'i kandırdı, ona cennet meyvesinden yedirdi. Bu olay ikisininde cennetten çıkmasına sebep oldu. Bunun için Cenab-ı Hak adeti ve gebeliği Hz.Havva'ya bir ceza olarak verdi." İslam, daha önce Yahudi ve Hristiyanların yapıştırdıkları lanetlik durumunu tamamen bertaraf etti. Adem Peygamberin cennetten çıkarılmasında her ikisinide sorumlu tuttu. İslam'da kadın kötülüklerin ve şeytani iğvaların kaynağı olarak görülmez. İslam'da Hz.Adem'i kadının baştan çıkardığına inanılmaz. İslam bu batıl düşünceleri tamamen yıkmıştır. Cenab-ı Hak buyuruyor: "Derken şeytan onların ayağını oradan kaydırdı. İçinde bulundukları cennetten çıkardı." (Bakara Suresi:36)
"Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi.
Ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti..Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nidâ etti. (Adem ile eşi) dediler ki: Ey
Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadaryerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu. " (Araf suresi :20-24)
"Derken şeytan onun aklını karıştırıp "Ey Adem! dedi, sana ebedîlik ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı göstereyim mi? Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu suretle) Âdem Rabbine âsi olup yolunu şaşırdı. Sonra Rabbi onu seçkin kıldı; tevbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti." (Taha suresi 120-122)
Kur'an, yasaklanmış ağaçtan tatma suçunu Havva Anamıza yükleyen, kadınları hor ve hakir gören tüm anlayışları kökünden nehyeder. Hadis-i Şerif'de belirtildiği gibi: "Adet, Allah'ın Adem kızlarına taktir buyurduğu bir şeydir." Takdirdir, ceza değildir.
Adet halini geciktirmek için ilaç kullanmak caizmi?
Adet halini geciktirmek için ilaç kullanmak caizmi?
Adet kanama, yaradılışın gereği tabii bir durum olduğuna göre, bırakalım da Allah'ın yaratmış olduğu tabii seyri içinde devam etsin. Eğer bu adet geciktirici ilaçlar sağlık açısından zararsız ise, kendilerine zarar vermiyor, adet düzenini değiştirmiyorsa, bazı özel durumlarda kullanılabilinir. Bu ilaçların zararlı olup olmadığı konusunda uzman bir doktora danışmak gerekir.
Kaynak: Büyük Kadın İlmihali, Rauf Pehlivan, Gonca Yayınevi, 1993
Adetin başlaması ile görülen kan, daha sonra bir müddet kesilir, sonra yine görülür. Görülmeyen günlerde adetli kabul edilir. İki kan arasına giren temizliğin adet sayılması için, bunun temizlik müddetinde değil, adet müdddetinde gelmesidir.