BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti




ANASAYFA | YAZARLAR | GENEL KONULAR | İSLAM İLMİHALİ | VİDEOLAR | DOWNLOAD E-KİTAP | YORUMLARINIZ | DİNİ HABERLER

Google Gruplar
Islam Hukuku
Bu grubu ziyaret et
FAYDALI LİNKLER
İSLAM İLMİHALİ
İSLAM HUKUKU DERGİSİ
KUR'AN ARAŞTIRMALARI
HAYREDDİN KARAMAN SİTESİ
SÜLEYMAN ATEŞ SİTESİ
İSAM
DİYANET İŞLERİ

eXTReMe Tracker
Dini Konular
Dini meselelerde hangisine daha çok güvenirsiniz

Diyanet İşleri Başkanlığına
Cami İmamlarına
İlahiyatçılara
Kendi Cemaatimin Liderine
Şeyhime


Şu Andaki Durum

oyun komedi sohbet

Mail listemize üye olun

EkleÇıkar

HABERLER

Google Gruplar
Islam Hukuku grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
KADIN VE CİNSELLİK YAZILARI

27/4/2007 - Cahiliye Döneminde Nikah Şekilleri

YRD. DOÇ. DR. ALİ DUMAN


Cahiliye döneminde var olan evlilik çeşitlerini bir hadiste Hz. Aişe şöyle saymaktadır:

 1- Evlenmek isteyen kişi, istediği kadının babası veya velisine başvurarak istediği kadınla evlenmek istediğini söylerdi. Onlar da teklifi kabul edince nikah aralarında icra edilirdi. 2- Mesela, bir kadın ay hali hastalığından iyileşince, kocası olan kişi, “filana git, onunla yat ve kendisiyle karı-koca olmasını söyle” derdi. Karısının o adamdan hamile olduğu anlaşılıncaya kadar o kadına el sürmezdi. Bu çeşit kötü bir hale başvurmalarının sebebi, güya asaletli bir çocuk almak idi. İşte o devrede zina yolundan meydana gelen çocuklar daha asaletli ve şerefli telakki edilirdi. 3- Bir kadın en az on kişi ile karı koca hayatı sürerdi. Onlardan hamile olduğu anlaşılınca, ondan sonra kocasının yanına giderdi. Esas kocasının yanına gidince, temas ettiği on kişiyi bir araya toplardı ve şöyle derdi: “Ey filan, bu çocuk senindir. Hepinizin bildiği işten meydana gelen bu çocuk senindir” der ve sevdiği erkeğin ismini çocuğa takardı ve o erkek yaptığını inkar edemezdi. 4- Bir kısım fahişeler, fuhşiyatlarını açıklamak için, kapılarının üstüne fahişelik gösterileri yaparlardı. İsteyen, istediği kadının evine giderdi. Kadın da gireni kabul eder, reddetmezdi. Şayet kadın temas ettiği kişilerden hamile olunca, doğumunda, birkaç kişi toplanırdı, çocuğun kime benzediğini tespit ederlerdi. Kime karar verirlerse, o çocuk o kimseye teslim edilirdi. Zinadan doğan çocuk böylece babasını arayıp tahmini bir ölçü ile ona verirlerdi (Buhari, nikah, 37. bab; Ebu Davud, Nikah, 33. bab).

 Bu hadiste geçenlerin dışında cahiliye döneminde, kadın ile erkeğin gizli dost tutmaları şeklindeki muhadene ya da hıdn nikahı; erkeklerin mehir vermeksizin birbirlerinin kız kardeş veya üvey annelerini birbirleriyle evlendirmeleri şeklindeki şigar nikahı, eşleri karşılıklı değiştirme şeklindeki bedel nikahı, asil bir erkekten çocuk sahibi olabilmek için eşi ona sunma şeklindeki istibda nikahı, babası öldükten sonra üvey anneyle evlenme şeklindeki zayzen yada makt nikahı, bir kadının en az on erkekle cinsellik hayatı yaşaması şeklindeki muzamede nikahı ve belirli bir süre için evlilik hayatı yaşamak anlamındaki mut’a nikahı sayılabilir. Ayrıca güçlü erkeklerin, beğendiği kadınları sorgu sual olmaksızın alarak onunla cinsel temas kurması anlamındaki mahtufat nikahı, savaşlarda esir edilen kadınlardan kendi hisselerine düşenlerle cinsellik hayatı yaşamaları anlamındaki müseyyebât nikahı ve biğa denilen fahişelik de o dönemde geçerli olan cinsellik tutumları arasındadır.


<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
Google Gruplar
Islam Hukuku grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

GÜNLÜK HAYATIMIZDA HELALLER VE HARAMLAR

BEKÂRLIK ve EVLİLİK

Bazı din ve mezhebler, Allah'a ibâdet için evliliği terketmeyi, kadınlardan uzak durmayı tavsiye etmiş veya gerekli görmüşlerdir. Halbuki İslâm evliliği teşvik etmiş, kendini ibâdete vermek maksadıyle de olsa evlenmeden kaçınmayı hoş görmemiştir. Sahabeden bazılarının böyle bir temayül göstermeleri üzerine «Ey imân edenler! Allah'ın size helâl kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın, hududu da aşmayın; doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez» (el-Mâide, 5/ 87) âyeti nazil olmuştur.

Gene böyle bir temayül karşısında Rasûl-i Ekrem (s.a.v.): «Sünnetimi terkeden benden değildir.» (Buhâri, K. el-Nikâh. 1; Müslim, K. en-Nikâh, 1.) buyurmuştur.

Fıkıh bilginleri, «evlenmediği takdirde zinaya düşmekten korkan, evlenmeye de kudreti olan kimsenin evlenmesi farz, ibâdete kendini vermek için bekâr kalmaktan ise evlenmek daha evlâdır» hükmünü benimsemişler; ancak evlendiği takdirde evlilik hukukuna riâyet edemiyeceğinden korkan veya bunu bilen kimse için nikâhın mekruh ve memnû olduğunu ifâde etmişlerdir.

(İbnu'l-Humâm, Fethu'l-Kadir (Nikâh bahsinin girişi). C. II. s. 339 vd.; H. Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, s. 276.)


ÇOK OKUNANLAR