BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir

Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir

Güzel işler yapmak lazım ,


Free Music

Filistanbul

Pratik bilgilerCep Program-Tema Cinsellik Güzel Kadınlar Kalcalar.Com Pozisyon Yerli Sinema Programlar Tesettür Cilt Bakımı Cilt BakımıSaçlarım Bitki Güzelliği Video İzleGüzel Sözler Cinsellik Seksi Dini Chat Kız msn Seks Güzeller galerisi MSN Yazıları Kadınlar Klubu Sexy Videolar Moda Dünyam Chat Ya Sohbet et Oyun oyna Webmasterlar için site Komik Resimler Var mısın yok Musun? msn chat MSN Nickler Kadınlara Özel Klitoris Sohbet Yap - Chat MSN Nickleri 17+Teknoloji Cinsellik seks Online Film İzle Otomobil - motor Yerli Girl 18+



Hamile Giyim Cilt Bakımı Saç Türk Amatör Sesxy Türk Mutluluk Aşıkımsınız 17+ Şifalı kadinlar

Otomobil Duvar Kağıtları

Kategori: internet
2/8/2007

1024x768 Boyutunu Görmek İçin Resimlerin üstüne tıklayın...



AKCİĞER KANSERİNİN NEDENLERİ

Kategori: internet
7/7/2007
Akciğer kanserinin en önemli nedeni sigaradır. Bunu radon ve asbest (amyant) izler. Ancak, sigara, radon ve asbestten başka da kanser riskini artıran pek çok faktör vardır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, akciğer kanserine neden olan etkenleri anlattı. Hava Kirliliği Hava kirliliğinin de akciğer kanseri için bir risk faktörü olabileceği ileri sürülmektedir. Bunun en önemli kanıtlarından biri, akciğer kanserinin hava kirliliğinin yoğun olduğu ülkelerde ve şehirlerde daha fazla görülmesidir. Çeşitli araştırmalarda, hava kirliliğine neden olan kükürt dioksit, azot dioksit gibi maddelerin sigara dumanındaki kanserojenik maddelerin etkilerini artırdıkları saptanmıştır. Dizel egzostuna ve petrol yanma ürünlerine maruz kalan kişilerde akciğer kanseri riski yüksektir. Meslekler Akciğer kanserinin bazı meslek sahiplerinde daha fazla görüldüğü eskiden beri bilinir. Meslekleri nedeniyle uranyum, arsenik, krom, nikel, kadmiyum, alüminyum, berilyum gibi maddelerle uğraşanlarda akciğer kanseri riski yüksektir. Arsenik Arsenik toprak doğal olarak bulunur ve buradan içme sularına karışabilir. Arsenikle kirlenmiş suların içilmesi de akciğer kanseri riskini artırır. Sigara da içilmesi riskin katlanarak artmasına neden olur. Beslenme Sigara içen ve az miktarda sebze ve meyve tüketenlerde akciğer kanseri daha sık görülmektedir. Beta-karoten Özellikle de beta karoten içeren besinlerin kansere karşı koruyuculuk özelliklerinin daha fazla olduğu saptanmıştır. Beta karoten vücutta A vitaminine dönüşerek etkili olur. Beta karoten içeren besinlerin başlıcaları, havuç, kayısı, kavun, böğürtlen, şeftali, balkabağı olmak üzere tüm sarı ve kırmızı ile yeşil renkli meyve ve sebzeler, lahana, bezelye ve patatestir. Bu maddenin ısı ve ışığa karşı duyarlı olduğu ve mikrodalga fırın dışında her türlü pişirme yöntemiyle kayba uğrayacağı unutulmamalıdır. Diğer besinler Beta karoten dışında, kısaca antioksidanlar olarak bilinen E ve C vitamini, folik asit ve selenyumun da hem akciğer ve hem de diğer kanserlere karşı koruyucu etkileri olabileceği konusunda araştırmalar vardır. Akciğer Hastalıkları Akciğerde harabiyete ve bağ dokusu artışına neden olan hastalıklar da akciğer kanseri için risk oluşturur. Bunlar içinde en önemlileri eskiden geçirilmiş olan tüberküloz (verem), zatürree ve fibrozistir. Kronik bronşiti olanlarda da kanser riski fazladır. Genetik Faktörler Akciğer kanseri genetik bir hastalık olmamakla beraber, kansere yatkınlık sağlayan bazı özellikler vardır. Mesela, sigara içenlerin hepsi değil %1-15 i akciğer kanserine yakalanmaktadır. Ayrıca, bazı ailelerde akciğer ve diğer kanserler daha sık görülebilmektedir. İzlanda da 1955-2002 yılları arasında akciğer kanseri olan 2756 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada akciğer kanserli kişilerin kardeşlerinde bu hastalığın görülme riski 3.5 misli, çocuklarında 3 misli, hala, dayı, amca, teyze, kuzen gibi yakınlarında ise 2 misli yüksek bulunmuştur. Son yıllarda yapılan araştırmalar, akciğer kanserinin ortaya çıkmasında genetik faktörlerin (onkogenler, tümör baskılayıcı genler ve DNA tamir genleri) çok önemli olabileceğini göstermektedir.

Adsense Nedir? (Google)

Kategori: internet
5/2/2007

Adsense Nedir?
Google AdSense webmasterler için web sitelerinden gelir elde etmenin en
hızlı ve belki de en kolay yoludur.
Google Adsense reklamlarına örneği bu sayfanın üst kısmında görüyorsunuz.
'Goooooogle Reklamları' veya 'Public Service Ads by Google' ('Google Genel
Hizmet reklamları') yazısıyla görüntülenir. Bu reklamlar kendiliklerinden
"Google AdWords" olarak adlandırılır, ve webmasterlerin sayfalarında bu
reklamları göstermesine izin veren para kazanma sistemine de "Google
AdSense" denir.


Google – Adsense SSS Bölümünde - Google AdSense nedir? Sorusunu aşağıdaki
şekilde cevaplıyor:
"Google AdSense web site yayıncılarının içerik sayfalarında konuyla ilgili
Google reklamları göstermesi ve para kazanmasının hızlı ve kolay bir
yoludur. Program ücretsizdir ve Google sitenizdeki veya arama sonuç
sayfalarınızdaki her geçerli tıklama için ödeme yapar."

Adsense Nasıl Ortaya Çıktı?

Google Adsense içerik sayfalarında reklamların yayınlanması istemi olarak
2003 ün Mart ayında ortaya çıktı. İlk başlarda programa yalnızca büyük –
ziyaretçi sayısı fazla olan siteler katıldı. Bir süre sonra ayda birkaç bin
ziyaretçisi olan küçük siteler de Adsense kullanmaya hak kazandılar.
Geçtiğimiz 2004 senesinin sonlarına doğru Google adsense programına Türkçe
siteleri kabul etmeye başladı. Böylece ülkemizde Adsense yoğun olarak
kullanılmaya başladı.

Adsense Programından Nasıl Yararlanırım?

Yapmanız gereken Google AdSense ana sayfasına girerek Başvurmak için buraya
tıklayına tıklamak olacaktır. Başvurunuzu tamamlayıp gönderdikten sonra
cevap e-postası alacaksınız. Bu e-postanın gelme süresi web sitenin lisanına
göre 3 günle 1 ay arasında değişiyor. Olumlu veya olumsuz mutlaka bir yanıt
alırsınız. Eğer yanıt olumsuzsa web sitenizin neden programa katılmayacağı
açıklanır, sitenizin eksiklerini giderdikten sonra tekrar başvurabilirsiniz.

Olumlu yanıt alırsanız (bunun için program kuralları bölümüne göz
atabilirsiniz) Kayıt olurken seçtiğiniz e-mail adresi ve şifrenizle sisteme
giriş yapıp Reklam ayarları bölümünden sayfanıza uygun reklamları seçip HTML
kodlarını sayfanıza yapıştırabilirsiniz. Böylece, reklamlar sayfanızda
yayınlanmaya başlayacaktır.

Google AdSense Kazancınızı Artırmak İçin İpuçları.

AdSense kazanç potansiyelinizi artırmanıza yardımcı olmak için aşağıdaki
uygulaması kolay ipuçlarını derledik.

1. Reklamlarınızı sayfanın üstünde gösterin.

Reklamları sayfanın kaydırılmadan görülebileceği bir kısmına yerleştirmek
reklamların ziyaretçileriniz için daha kolay okunur olmasını sağlayacak ve
tıklanma potansiyelini artıracaktır.

2. Farklı reklam biçimlerini deneyin.

Tüm web sayfaları birbirine benzemez, bu yüzden web sayfalarınıza uygun
olanı bulmak için farklı reklam biçimleri kullanmayı deneyin. AdSense
yayıncılarının seçmeleri için birçok reklam biçimi sunuyoruz. Her biçimin
örneğini Reklam Biçimleri sayfamızda görebilirsiniz.

3. Reklam renk kombinasyonlarını özelleştirin.

* Reklam üniteleriniz için özel renk kombinasyonları kullanmayı deneyin.
Böylece reklamlarınızın metin, arkaplan ve çerçeve renklerinin web sitenizle
uyumlu olduğundan emin olabilirsiniz. Kendi renk paletleriniz oluşturmak
için geniş renk yelpazemizi kullanabilir veya 20 öntanımlı kombinasyondan
birini seçebilirsiniz. Renk paletlerini kullanırken şunları yapmanızı
öneririz:
o Reklamın arkaplan rengini sayfanızın arkaplan rengiyle aynı veya benzer
yapın.
o Reklamın çerçeve rengini sayfanızda kullandığınız bir renk olarak seçin.
o Reklamın başlığının rengini sayfa metninizin rengine yakın yapın.
o Reklam adresinin rengini sayfanızdaki linklere yakın yapın.
* Ayrıca aynı anda 4 farklı renk paletini kullanmayı seçebilirsiniz.
* Reklam renklerinizi ve renk paletlerinizi düzenleme hakkında daha fazla
bilgi alın.

4. Google botunun site içeriğinize erişmesine izin verin.

AdSense potansiyelinizi artırmak için site içeriğinizin içerik tarayıcımız
tarafından ulaşılabilir olması önemlidir. Sitenizdeki bazı mekanizmalar
tarayabileceğiniz ve reklam oluşturmada kullanabileceğimiz içerik miktarını
kısıtlayabilir:

* Robots

Bir robots.txt dosyanız varsa, dosyayı silin veya dosyanın başına aşağıdaki
iki satırı ekleyin:

User-agent: Mediapartners-Google*
Disallow:

Bu değişiklik botumuzun site içeriğinizi tarayabilmesini sağlar, böylece
size içeriğinizle ilgili AdWords reklamlarını sunabiliriz.

* Çerçeveler

Sayfanız çerçevelerden oluşuyorsa, içerikle ilgili reklamların sunulabilmesi
için AdSense reklam kodunu içeriğin yer aldığı çerçeve yerleştirin. Reklam
kodunu boş bir çerçeveye veya sadece grafik veya dinamik içerik içeren bir
çerçeveye yerleştirmek, içeriği taramamızı ve hedeflenmiş reklamlar
sunmamızı engelleyecektir.

Ayrıca, çerçeveli sayfalar için reklam kodu oluştururken Reklam düzen kodu
sayfasında Çerçeveli sayfa kutusunun işaretli olduğundan emin olun.

* Giriş/Onaylama gereksinimleri

AdSense reklam kodunu erişim için bir hesap veya şifre gerektirmeyen web
sayfalarına yerleştirin. Google tarayıcıları kullanıcı adı ve şifre isteyen
sayfaları indekslemek için optimize edilmemiştir, bu nedenle bu sayfalara
içerikle ilgili reklamlar sunulamaz.

5. Sitenizde görünmesini istemediğiniz reklamları filtreleyin.

* AdSense size hesabınızın Ayarlar bölümünden bir URL filtre listesi
oluşturma imkanı sunar. Filtre listenize eklediğiniz adreslerden gelen
reklamlar web sitenizde görünmeyecektir. Bu, sayfalarınıza rakiplerinizin ve
diğer istenmeyen reklamların sunulmasından kurtulmanın hızlı ve kolay bir
yoludur. Filtre listenize eklediğiniz adreslerden gelen reklamlar web
sitenizde görünmez, fakat siteleri filtrelemenin sayfalarınızda görünecek
reklam sayısını düşürerek potansiyel kazancınızı azaltacağını unutmayın.
* URL filtre listesi oluşturma hakkında detaylı açıklamak için lütfen buraya
tıklayın.
* Lütfen adresini görmek için hiçbir reklama tıklamayın. Bu, sistemimize
hileli tıklama olarak kaydedilebilir. Gerçek adresi bulmanın en iyi
yöntemleri için SSS™mizi okuyabilirsiniz.

6. AdSense reklamlarını metinle dolu sayfalara yerleştirin.

AdSense reklam kodunu sitenizdeki genel olarak metin içeren sayfalara
yerleştirin. Bir sayfanın içeriğini belirlemek için sadece metinlerden
yararlanırız. Bu yüzden, Google™ın hedefleme teknolojisi sıkça güncellenen
sayfalara reklam hedeflemek için optimize edilmiş olsa da, resim ağırlıklı
veya Macromedia Flash gibi dinamik medya içeren sayfalara içerikle ilgili
reklamlar sunamayabiliriz.

7. Basit ve temiz sayfalar oluşturun.

Ziyaretçiler genelde bir dakikadan az bir sürede sayfayı gözden geçirirler.
Ziyaretçilerinizin aradıklarını kolayca bulabileceklerinden ve ilgisiz
şeylere boğulmayacaklarından emin olun. Okunabilirlik, temiz navigasyon ve
yüklenme hızı iyi tasarlanmış bir web sitesi demektir.

Font renklerinizin arkaplan renginiz üzerinde kolayca okunabildiğinden emin
olun. Gözleri yormayan bir font boyutu seçin, ve sitenizin kolay
anlaşılabilmesi için nokta imleri veya yatay çizgiler gibi simgeler
kullanın. Ek bilgi için aşağıdaki Google arama terimlerini
kullanabilirsiniz:
****
Web sitesi tasarım ipuçları
Etkin web site navigasyonu
Web tasarımı okunabilirliği

8. Performans takibi için kanallı kullanın.

Kanallar sayfalarınızın performansını takip edebilmeniz için mükemmel bir
yoldur. Sayfalarınızı AdSense için optimize etmeden önce ve sonra, büyük
afişlerinizin kulelerinize karşı nasıl gittiğini görmek veya bir alan adını
diğeriyle karşılaştırmak için onları kanallara ayırın. Renk seçimlerinizin
tıklama oranınızı nasıl etkilediğini bile görebilirsiniz.*


Dosyalarınızı internette tutun

Kategori: internet
5/2/2007
 

Kolayca erişebileceğiniz bir depolama seçimi mi arıyorsunuz? Peki, ya zahmetsiz, güvenli ve fazladan donanım gerektirmeyen bir şeye ne dersiniz?

 İnternet, hayatınızı çok daha verimli hale getirebilecek birçok benzersiz özellik sunuyor. Bunlardan biri de, verilerinizi depolamak için kullanabileceğiniz, tıpkı sanal bir sabit disk ya da Zip sürücüsü gibi çalışan çevrimiçi depolama işlevi. Siz ya da iş ortaklarınız bu şekilde depolanmış verilere dünyanın herhangi bir yerinden, internet bağlantısına sahip herhangi bir bilgisayardan erişebilirler. Bu da demek oluyor ki, çevrimiçi depolamayı hareket halindeyken sabit disk yerine kullanabilirsiniz.

Tüm yapmanız gereken, yolculuğa çıkmadan önce bilgileri karşıya yüklemek (upload), sonra da hedefinize ulaştığınızda siteye bağlanıp bilgileri kendi bilgisayarınıza indirmek. Ayrıca, belirli dosyalar için önceden tanımlanmış parolalar sayesinde iş arkadaşlarınız da dünyanın neresinde olurlarsa olsun, bu bilgileri kendi bilgisayarlarına indirebilirler.

Eğer yüksek hızlı internet bağlantısına sahip bir kişisel kullanıcıysanız ya da KOBİ' yseniz verilerinizi çevrimiçi depolama seçeneğini mutlaka dikkate almalısınız. Bu yöntem sadece verinin denetimini, kolayca erişimini ve üzerinde birden çok kişinin çalışmasını sağlamakla kalmıyor, uzaktan erişim, site dışı yedekleme, sık sık yedek alma ve konumlar arası gerçek zamanlı ara bağlantı gibi sorunlar için de ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor. Üstelik çok da kullanışlı; belgelerinizi, işlem tablolarınızı ve diğer mühim verilerinizi anında paylaşabilirsiniz.

Verilerinizi çevrimiçi depoladığınızda ya da yedeklediğinizde, yedekten geri alma zamanını da aşağı çekmiş oluyorsunuz. Gerçekten de, eğer hızlı bir internet bağlantısına sahipseniz, yedekten geri alma süresi yok denecek kadar az. Diğer yandan, bağlantınız yavaşsa ve güvenilmezse geri alma süresi bir sorun oluşturabilir. Çevrimiçi depolamanın başta gelen dezavantajı da bu. İşte bu yüzden, yedekleme ve yedekten geri alma için yeterince bant genişliğiniz olduğundan emin olmalısınız.

Nereden başlamalı?

Verilerinizi çevrimiçi depolamanın en kolay yolu e-posta hesaplarını kullanmak. Aralarında Hotmail, Gmail veya Yahoo'nun da bulunduğu çok sayıda firma bedava e-posta hizmeti sunuyor. Tüm yapmanı z gereken bu servislere kaydolmak, ardından da gigabyte'larca önemli veriyi hesabınıza yüklemek. Hotmail ve Yahoo, içine verilerinizi koyabileceğiniz birer "evrak çantası" da sunuyor. Söz gelimi, Yahoo'nun evrak çantası 20 MB veri depolayabiliyor.

Bir diğer seçenek de düzenli ve iyi idare edilen bir çevrimiçi depolama sitesi olan
www.filesanywhere.com Bu site depolama hizmetini ücret karşılığında sunuyor ve gereksinimlerinize göre hazırlanmış çeşitli planları ve ücretlendirme seçenekleri mevcut. Eğer çok fazla kapasiteye ihtiyaç duymuyorsanız zaten verileriniz için 2 GB yer sağlayan Gmail hesabınızı kullanabilirsiniz. fiayet hesabınız yoksa bir g-mail kullanı cısı arkadaşınızdan size "davetiye" göndermesini isteyebilirsiniz.

Aylık ya da yıllık bir bedel karşılığında sunucularına veri yüklemenize izin veren çok sayıda firma bulunuyor. Bunlar verilerinize sizin adınıza göz kulak olup koruyor. Dosyalara birden çok kullanıcının erişmesini sağlayan bir hesap açtırırsanız iş arkadaşlarınızla birlikte çalışmanız çok daha basit bir hal alabilir.

Çevrimiçi depolamanın saymakla bitmeyen avantajları

1. Koruma ve güvenlik

Çevrimiçi depolamayı tercih etmeden önce, bu tarz depolama olanağı sunan tüm firmaların ve e-posta hizmeti sağlayıcıların verilerinizi güvende ve daima emrinize amade tutmak için güçlü şifreleme teknolojilerinden ve gelişmiş güvenlik yazılımlarından faydalandığını bilmek içinizi rahatlatabilir. Yedekler, veri koruması ve benzeri şeyler artık üzerinde kafa yormanız gereken konular olmaktan çıkıyor çünkü sizin yerinize bunları başkaları hallediyor. Bir diğer nokta ise verilerinizin artık fiziksel felaketlerden tümüyle uzak olduğu. 2. Çok ekonomik

Artık neden tüm paranızı boş CD'lere ve yedekleme teyplerine dökesiniz ki? Çevrimiçi depolama CD'lere, disket sürücülere, yedekleme teyplerine ve Zip sürücülere olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Verileriniz her daim erişilebilir, çevrimiçi ve güvenli halde. Artık ne yedekleme yazılımı satın almanız gerekiyor ne de onca depolanmış veriyi idare etmek ve denetlemek gibi can sıkıcı bir işle uğraşmanız. Çevrimiçi depolamada bunların hepsi sizin adınıza zaten yapılıyor. Tek gereksiniminiz internet.

3. Rahatlık

Çevrimiçi depolama, oldukça pratiktir. Canınız ne zaman istese verilerinizi sunuculara yükleyebilir ve dilediğiniz zaman, dilediğiniz yerden erişebilirsiniz. CD'lerinizi yanınıza almanıza bile gerek yok. Dahası, dizüstü bilgisayarınızı bile iş gezilerine götürmeniz gerekmeyebilir. Ne de olsa çalışmalarınız daima çevrimiçi ulaşılabilir vaziyette. Tek gereken internet bağlantısı. Üstelik birçok depolama sağlayıcı şirket, meslektaşlarınızın da birtakım dosyalara doğrudan erişmesini sağlayan çoklu parolaları destekliyor.

Sonuç

Netice itibariyle, çevrimiçi depolama işleriniz için çok faydalı çünkü sunduğu rahatlığı n yanı sıra, bedeli de çok düşük. Eğer şüpheleriniz varsa, verilerinizi çevrimiçi depolamakla CD, DVD, disket ve Zip sürücü masraflarınızı bir hesaplayın. Üstelik verileriniz daima erişilebilir halde.

Bununla birlikte, çevrimiçi depolamanı n geleneksel CD ya da teyp yedekleme sistemlerinin yerini tümüyle alamayacağını da unutmamak gerekiyor.

Denetim ve rahatlık konusundaki avantajları göz ardı edilemez, ama veriler tehlikelere karşı daima açık. Bu yüzden yedeklerinizi bir kenara atmayın. Yine de unutmayın ki, çevrimiçi depolama denenmiş ve sınavı geçmiş bir depolama sistemi. Felaket gelip çatıncaya kadar öylece oturup beklemeyin.

TEMEL BİLGİLER

1- Daima satın almadan önce deneyin. Çoğu çevrimiçi depolama sağlayıcı, deneme sürümleri hazırlıyor. Bu yüzden ürünü almadan önce bu imkândan faydalanın.

2- Güvenlik konusunu soruşturun. Servis sağlayıcı firma sunucularını nasıl yedekliyor? Hacker'lara ve virüslere karşı koruma sağlıyor mu? Güçlü şifreleme yöntemlerinden yararlanıyor mu? Biraz araştırma yapın.

3- Gözünüzün iliştiği her dosyayı değil, sadece önemli olanları yedekleyin.

Güvenlik Duvariniz Ne Kadar Iyi

Kategori: internet
5/2/2007

Güvenlik duvarınız ne haltlar yiyiyor belli değil belki ufak tefek bağlantıda uyarı veriyor şu program dışarıyla iletişime geçmek istiyor yada başka bir program bağlanmak istiyor gibi mesajlar alınca ya buda çok iyi güvenlik duvarı diyebiliriz

Artık bunuda online test edebiliriz symantec şirketinin (norton) online bir test programı var yaptığı kısa bir testen sonra size bir rapor veriyor yeşil işaretler güvenli kırmızılar ise tehlikeli açık portları ,sarı ise önemli riskli portları belirtiyor ben bitdefender internet security ve norton security (kendi firması belki kıyak geçmiştir )test ettim%100 güvenli çıktı

Yapacağınız şey güvenlik yazılımlarınızı açık tutmak aşağıdaki linke tıklamak

http://www.symantec.com/techsupp/home_homeoffice/index_virus.html

KULLANIM

1-Run scan sekmesine tıkla
2-açılan pencereden next butonu tıklanacak
3-yine çıkan pencereden SECURİTY SCAN START Butonuna tıklayıp programın çalış masını bekliyoruz güvenlik duvarını çalıştırmak için bir yazılım active x indirme onayı vermemiz lisan sözleşmesinde next dememiz yeterli hepsi 2-3 dk.hallediliyor taramada yaklaşık 3-4 dk sürmekte sonra karneniz çıkıyor
İsteyen arkadaşlar bu işlemden sonra online virüs taramasıda yapabilirler ama uzun sürüyor

Burada
Hacker Exposure Check yazısı güvenliyse yeşil problemse kırmızı yanındaki show detail bölümüne tıklıyoruz oradan analiz sekmesine tıklayarak karne notları görünüyor ve problemlerin ne olduğu anlatılıyor (kaydırma çubuğunu kullanın) sonra yukarıdaki back tuşuyla ana menüye dönüp Windows Vulnerability Check , Trojan Horse Check bölümlerine aynı şekilde bakıyoruz

Eğer güvenlik duvarınızın karnesi kötü çıkarsa symantec size norton internet security öneriyor

İnternet'teki Tehlikeler

Kategori: internet
5/2/2007

1. Bilgisayar virüsü nedir? Nasıl bulaşır?
Bilgisayar virüsleri, aslinda "çalıştığında bilgisayarınıza değişik şekillerde zarar verebilen" bilgisayar programlarıdır. Eğer bu programlar (ya da virüs kodları) herhangi bir şekilde çalıştırılırsa, programlanma şekline göre bilgisayarınıza zarar vermeye başlar. Ayrıca, tüm virüs kodları (bilinen adıyla virüsler) bir sistemde aktif hale geçirildikten sonra çoğalma (bilgisayarınızdaki diğer dosyalara yayılma, ağ üzerinden diğer bilgisayarlara bulaşma vb gibi) özelliğine sahiptir.
Bilgisayar virüslerinin popüler bulaşma yollarından birisi "virüs kapmış bilgisayar programları" dır. Bu durumda, virüs kodu bir bilgisayar progr!!!!! (söz gelimi, sık kullandığınız bir kelime işlemci ya da beğenerek oynadığınız bir oyun programı) virüsü yazan (ya da yayan) kişi tarafından eklenir. Böylece, virüslü bu programları çalıştıran kullanıcıların bilgisayarları "potansiyel olarak" virüs kapabilirler. Özellikle internet üzerinde dosya arşivlerinin ne kadar sık kullanıldığını düşünürsek tehlikenin boyutlerını daha da iyi anlayabiliriz.
Virüslenmiş program çalıştırıldığında bilgisayar virüs kodu da, genellikle, bilgisayarınızın hafızasına yerleşir ve potansiyel olarak zararlarına başlar. Bazı virüsler, sabit diskinizin ya da disketlerinizin "boot sector" denilen ve

bilgisayar her açıldığında ilk bakılan yer olan kısmına yerleşir. Bu durumda, bilgisayarınız her açıldığında "virüslenmiş" olarak açılır. Benzer şekilde, kendini önemli sistem dosyalarının (MSDOS ve windows için COMMAND.COM gibi) peşine kopyalayan virüsler de vardır.
Genellikle her virüsün bir adı vardır (Cansu, Stoned, Michaelangelo, Brain, Einstein vb gibi).

2. Kaç çeşit bilgisayar virüsü vardır?
Bilgisayar virüslerini, genel olarak 2 grupta toplamak mümkün:
· Dosyalara bulaşan virüsler
· Bilgisayarın sistem alanlarına bulaşan virüsler
İlk gruba girenler, genellikle, kullanıcının çalıştırdığı programlara (söz gelimi, dos için .EXE ve .COM) bulaşır. Bazen, başka tür sistem dosyalarına da (.OVL, .DLL, .SYS gibi) bulaşabilirler. Programların virüslenmesi iki yolla olur: Ya virüs kodu bilgisayarın hafızasına yerleşmiştir ve her program çalıştırılışta o programa bulaşır; ya da hafızaya yerleşmeden sadece "virüslü program her çalıştırılışında" etkisini gösterebilir. Ancak, virüslerin çoğu kendini bilgisayarın hafızasına yükler.
İkinci gruba giren virüsler ise, bilgisayarın ilk açıldığında kontrol ettiği özel sistem alanlarına (boot sector) ve özel sistem dosyalarına (command.com gibi) yerleşirler.
Bazı virüsler ise her iki şekilde de zarar verebilir.
Bazı virüsler, virüs arama programları tarafından saptanmamak için bazı "gizlenme" teknikleri kullanırlar (Stealth Virüsleri). Bazı tür virüsler ise, çalıştırıldığında kendine benzer başka virüsler üretir (Polymorphic virüsler). (Bu tip virüslein ilk örneklerinden olan Dark Avanger ve Cascade bilgisayar sistemlerine ciddi zararlar vermişlerdir).

3. Bilgisayar virüslerinin olası zararları nelerdir?
Bilgisayar virüsleri,
· Ekranınıza can sıkıcı mesajlar çıkararak çalışmanızı bölebilir/engelleyebilir.
· Bilgisayarınızın hafızasını ve/veya disk alanını kullanarak bu kaynaklara verimli olarak erişiminizi engelleyebilir.
· Kullandığınız dosyaların içeriklerini bozabilir/silebilir.
· Kullandığınız bilgisayar programlarını bozabilir, çalışmalarını yavaşlatabilir.
· Sabit diskinizin tamamını ya da önemli dosyaların olduğu kısımlarını silebilir.

4. Virüsler sadece PC'lere mi bulaşır?
Hayır, sadece PC'lere bulaşmaz; ancak en çok dos ve windows işletim sistemi ile çalışan PC'lere bulaştığını söyleyebiliriz. Macintosh virüsleri de bir hayli yaygındır. Unix işletim sistemi ile çalışan bilgisayarlarda virüs bulaşma vakaları oldukça azdır.

5. Dünyada kaç tane virüs var?
Buna kolayca cevap vermek güç. Muhtemelen 10binlerce..

6. Virüsler nasıl bu kadar hızlı yayılıyor?
Eskiden en popüler virüs bulaşma yolu, bir bilgisayardan diğerine "disket" ile dosya aktarımı idi. Günümüzde ise, bilgisayar ağlarının oldukça yoğun kullanılması, herkese açık (anonim) dosya arşivleri ve internet üzerindeki popüler etkileşimli ortamlar (IRC, ICQ, Web gibi) virüslü programların yayılması için oldukça uygun ortamlardır. Ayrıca, e-mail yoluyla gelen programların kontrolsüz çalıştırılması da bir başka potansiyel tehlike olarak karşımızdadır.

7. "Truva atı" (Trojan Horse) nedir? Bir virüsten farkı var mı?
Truva atı da aslında "virüs" ile eşdeğer. Tek farkı, ilk anda aldığınız programın yararlı birşeyler yaptığını sanıyorsunuz ancak zararlı olduğunu daha sonra anlıyorsunuz. Söz gelimi, sadece bir virüs bulaştırmak için yazılmış bir oyun programı. Oyunu çalıştırıp oynuyorsunuz; ve sonra ..........

8. Virüsler programların yanında veri dosyalarını da bozabilir mi?
Bazı virüsler, doğrudan data dosyalarını bozabilirler. Birçok virüs, .DAT, .OVR, .DOC gibi çalıştırılabilir olmayan dosyaları hedef alıp bozabilmektedir. Ancak bilgisayar virüsleri de bir çeşit "bilgisayar programları" olduğundan, virüsün yayılabilmesi için mutlaka virüs kodunun çalışması lazım. Bu yüzden, söz gelimi bir düzyazı içeren dosyanın (text) virüs taşıma ihtimali yok.

9. Macro virüsü nedir?
Bazı programların, uygulama ile birlikte kullanılan "kendi yardımcı programlama dilleri" vardır. Söz gelimi, popüler bir kelime işlemci olan "MS Word", "Macro" adı verilen yardımcı paketlerle yazı yazma sırasında bazı işleri otomatik ve daha kolay yapmanızı sağlayabilir. Programların bu özelliğini kullanarak yazılan virüslere "macro virüsleri" adı verilir. Bu virüsler, sadece hangi macro dili ile yazılmışlarsa o dosyaları bozabilirler. Bunun en popüler ve tehlikeli örneği "Microsoft Word" ve "Excel" macro virüsleri. Bunlar, ilgili uygulamanın macro dili ile yazılmış bir şekilde, bir word ya da excel kullanarak hazırladığınız dökümana yerleşir ve bu dökümana her girişinizde aktif hale geçer. Macro virüsleri, ilgili programların kullandığı bazı tanımlama dosyalarına da bulaşmaya ( normal.dot gibi) çalışır. Böylece o programla oluşturulan her döküman virüslenmiş olur. Microsoft Office (word, excel vb) macro virüsleri ile başetmek ve korunmak için, http://www.microsoft.com/msoffice adresinde gerekli bilgiler bulunabilir.

10. Bilgisayarımın virüs kapıp kapmadığını nasıl anlarım? Bunu saptayan programlar var mı?
Eğer bilgisayarınıza virüs bulaşmışsa, bu durumda bilgisayarınızda "olağan dışı" bazı durumlar gözlemleyebilirsiniz. Bazı virüsler, isimleri ile ilgili bir mesajı ekranınıza getirebilir. Bazıları makinanızın çalışmasını yavaşlatabilir, ya da kullanılabilir hafızanızı azaltır. Bu son iki sebep sırf virüs yüzünden olmasa da gene de şüphelenmekte fayda var.
Bilgisayarınızın virüs kapıp kapmadığını saptayan "anti-virüs" programları da var. Bu programlar, bilgisayarınızın virüs kapabilecek her tarafını (hafıza, boot sector, çalıştırılabilir programlar, dökümanlar vb) tararlar. Bu programların virüs saptama yöntemleri 2 türlüdür:
· Kendi veritabanlarındaki virüslerin imzalarını (virüsün çalışmasını sağlayan bilgisayar programı parçası) bilgisayarınızda ararlar.
· Programlarınızı, virüs olabilecek zararlı kodlara karşı analiz edebilirler.
Günümüzdeki popüler anti-virüs programlarının veri tabanlarında 1000lerce virüs imzası ve bunların varyantları vardır. Bu veri tabanları, yeni çıkan virüsleri de ekleyerek sık aralıklarla güncellenir. Bütün virüs programları 3 temel işleve sahiptir :
1. Virüs Arama, bulma (virus scanner)
2. Bulunan virüsü temizleme (virus cleaner)
3. Bilgisayarınızı virüslerden korumak için bir koruyucu kalkan oluşturma (virus shielder)
Virüs kalkanları, bilgisayarınız her açıldığında kendiliğinden devreye giren, ve her yeni program çalıştırdığınızda, bilgisayarınıza kopyaladığınızda (başka bir bilgisayardan, internet üzerinden, disketten vb) bunları kontrol eden ve tanımlayabildiği virüs bulursa sizi uyaran ve virüs temizleme modülünü harekete geçirebilen araçlardır.
Bazı popüler anti virüs programları, üretici şirketler ve web adresleri şunlardır :
· McAfee Associates, Inc. http://www.mcafee.com
· IBM Anitvirus http://www.av.ibm.com
· Norton Antivirus http://www.symantec.com
· F-Prot http://www.datafellows.com
· Thunderbyte Antivirus http://www.thunderbyte.com

11. Bilgisayarım virüslendi. Nasıl temizleyeceğim?
Bir programın virüslü olduğundan şüpheleniyorsanız, bu durumda, öncelikle sakin olun. Yapacağınız ilk iş, o an kullandığınız tüm uygulamaları kapatmak, yaptığınız işleri saklamak. Ardından, bir antivirüs programı ile bilgisayarınızı (gerekirse disket(lerin)izi tarayın. Her zaman için, kullandığınız antivirüs programının yeni bir sürümünü elde etmeye çalışın.
Eğer bilgisayarınızın sistem alanları da etkilenmişse, bu durumda bilgisayarınızı kapatın. Ardından, bilgisayarınızı "temiz bir sistem disketi" ile açın. Bu yüzden, herzaman böyle bir disket bulundurmak faydalı olacaktır (windows95 için Rescue Disk). Daha sonra, bir virüs tarama/temizleme programı ile bilgisayarınızı tarayın.

12. Virüslerden korunma yolları nelerdir?
En iyi korunma yolu, şüpheli programları, güvenmediğiniz internet sitelerinden aldığınız programları hemen kontrol etmeden çalıştırmamak. Dışardan bir program aldığınızda "MUTLAKA BIR VIRUS TARAYICI ILE" kontrol edin. Sonra çok başınız ağrıyabilir.
Ancak, bu korunma önlemi de yetmeyebilir. Virüsler yanında, çalıştırdığınızda bilgisayarınızın önemli dosyalarını silen, disklerinizi formatlamaya çalışan ve ilk anda yararlı gibi görünen (söz gelimi ilk anda bir oyun programı olduğunu sanırsınız) programlar da var. Bu programlar, genellikle, illegal programların bulunduğu birtakım kontrolsüz FTP sitelerinde, web sitelerinde bulunmaktadır. Bu tip programların dağıtıldığı önemli yerleden biri de haber gruplarıdır (usenet news). Aldığınız bir mailin sonuna eklenen ve "lutfen ilişikteki kısa programı çalıştırın, size çok güzel bir yeni yıl kutlaması mesajı veriyor" gibi bir mesaj görür, eklenmiş programı alır ve çalıştırırsanız başınız muhtemelen dertte olacak demektir. Programı alırsınız, içinden hiç virüs çıkmaz. Ama, aldığınız program, çalıştırıldığında, aslında makinanıza ciddi zararlar veren bir algoritmayı doğrudan çalıştırıyor olabilir. Bu yüzden, çok dikkatli olmak lazım. Son pişmanlık fayda etmiyor.
Önemli dosyalarınızın (sistem dosyaları, önemli kişisel dosyalar vb) yedeklerini almaya çalışın. Ve de şüpheli birşekilde aldığınız bir programı hemen silin.
Bilgisayarınıza, eğer imkanınız varsa, bir virüs koruyucu kalkan programı yükleyin. Bu da, sizi bir miktar koruyacaktır. Bu programların seçenekleri ile biraz oyna***** tam kullanımını öğrenin. Bazıları, disk formatlama, dosya silme vb gibi konularda kullanıcıyı uyaran özelliklere sahiptir.

13. Internet'ten aldığım e-posta'dan bilgisayarım virüs kapabilir mi?
Bu soruya günümüzde kolayca "hayır" demek ne yazık ki tam mümkün değil. e-posta programları ve protokoller çok gelişti. Ama gene de, e-mail ile virüs bulaşmasının çok çok zor olduğunu söyleyebiliriz. Öncelikle,
· Sadece düz yazı içeren bir e-postayı okumakla sisteminize virüs filan bulaşmaz.
· Eğer aldığınız e-posta ile birlikte bir "attachment (eklenmiş dosya)" varsa (eklenmiş dosya, herhangi bir çalıştırılabilir (executible) dosya olabilir), mailinizi okuyup gelen dosyayı diskinize saklamakla "o dosya virüslü dahi olsa" yine virüs bulaşmaz. Tabii, eklenmiş dosyayı çalıştırırsanız ve o dosya da virüslü ise, sisteminize virüs bulaşabilir. Bu tamamen sizin sorumluluğunuz.
· Yıllar içinde mail programları oldukça gelişmiştir. bazı özel tekniklerle, mail içine "doğrudan çalıştırılabilir kod" ekleme olanağı vermektedir. Daha çok yeni olan bu kullanım, tüm potansiyel virüs saldırılarına açıktır. Dolayısıyla, size gelen bir maili okumadan önce, "konusuna" ve "kimden gönderildiğine" ayrıca "uzunluğuna" bakıp ona göre bir karar verebilirsiniz. Kullandığınız mail programı, bazı seçeneklerini değiştirirseniz, maili okumak için açtığınız anda, sizin onayınızı almadan, aslında bir program olan ilgili kod çalışmaya başlayabilir.

14. Internet'teki web sitelerine girdiğimde bilgisayarım virüs kapabilir mi?
Hayır, bulaşmaz. web sayfalarını oluşturmada kullanılan HTML, sabit diske yazma/silme vb yapılmasına izin vermez. Bunun yanında, web sayfalarında çok kullanılan Java ve JavaScript ile yazılmış web uygulamaları da diskinize kesinlikle hiçbirşey yazmaz, hiçbirşeyi silmez. Bu yüzden, gönül rahatlığı ile web üzerinde dolaşabilirsiniz. Ancak, rastladığınız programları alıp kontrolsüz çalıştırırsanız o zaman durum değişir!

15. Internet'teki bir dosya arşivinden aldığım programlar virüslü olabilir mi? Bunlar ne kadar güvenli?
Güvenilir dosya arşivlerinden alınan programlarda virüs olması ihtimali yok denecek kadar azdır. Bunlar genellikle, popüler bilgisayar dergilerinin arşiv siteleri; tanınmış yazılım şirketleri, yansıları dünyanın pek çok yerinde tutulan Simtel, Cica, Tucows, Winsite gibi sitelerdir. Zaten bir siteye girdiğinizde o sitenin muhteviyatı size bazı ipuçları verir. Eğer illegal programların ve "crack" olarak adlandırılan bazı programların olduğu bir sitede iseniz virüslü program alma ihtimaliniz son derece yüksek!!!

16. Virüsleri kimler yazar?
Bilgisayar kullanan 100milyonlarca kişi arasından, doğal olarak, böyle kötü niyetli kişiler çıkıyor. Virüs yazan kişiler, genellikle iyi programlama ve bilgisayar donanım bilgisi olan, ve bu bilgilerini dışa vurmak için "kötü yollar" seçen insanlardır.

Temel Güvenlik Yanılgıları

Kategori: internet
5/2/2007
 

Hackerların, bir tarayıcı penceresini ve birkaç küçük iş hilesini kullanarak, bir Web sayfasına ait veritabanlarına(kredi kartı bilgileri dahil) ulaşabildiği, bu veritabanlarının kopyasını alabildiği veya veritabanlarını tamamen silebildiği bir ortamda, Web yöneticileri ve Internet kullanıcıları halen daha bir takım mythlere(yanılgılara) inanıyor.

Günümüzde standard hal alan güvenlik duvarları(firewall) ve yama yönetimi(patch management) uygulamaları ile network (ağ güvenliği) çok güvenli bir hal amıştır. Her zaman bir adım önde olmayı hedefleyen hackerlar ise, web sayfalarının kendisine -yani uygulama (kod, veritabanı, sunucu) tarafına- yönelmişlerdir. Uluslararası araştırma kurumlarının araştırmaları da bu sonucu doğrulamaktadır. Bugün, yapılan her beş saldırının dört tanesi web uygulamalarını hedef almaktadır Peki web yoneticilerinin ve kullanıcılarının ne yaplamarı bekleniyor? Web sayfalarının güvenliğini artırmak için, aşağıda verilen beş büyük yanlış inanıştan kaçınmak gerekiyor.

1. "Web sayfası SSL kullanıyor, o zaman güvenlidir."

Kendi başına SSL, bir Web sitesini güvenli kılmaz. Web sitelerinin, sayfaların alt kısımlarına koydukları SSL (küçük kilit) logoları, kullanıcı oturumundaki veri aktarımının uygun şifrelendiğini (encryption) gösterir. SSL, bilgi akışından sonra sayfada saklanan veriyi korumaz. Daha doğrusu; SSL'in, kullanıcı bilgilerinin web sayfalarının veritabanlarında saklanması ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Kişisel bilgiler, veritabanına işlendikten sonra, risk data akışında değil server'dadır. Bu yüzden hackerlar, aradaki veri akışının şifrelenip şifrelenmemesini umursamazlar bile. Onlar için asıl yol, web sayfalarda yer alan kod açıklarından veritabanlarına ve sunuculara erişmek, burada yer alan kullanıcı bilgilerini elde etmektir.

2. "Firewall(Güvenlik Duvarı) Web sitesini koruyor, o zaman sayfa güvenlidir."

Güvenlik duvarları, bir sayfaya yönelen trafiği kontrol ederler ama sayfayı kötü niyetli kod saldırılarından koruma yeterlilikleri yoktur. Bu yüzden; firewall ile korudukları serverlarda yer alan web sayfalarında, web uygulamalarını yoğunlukla kullanan e-ticaret firmaları, bankalar ve başta büyük sanayi kuruluşları olmak üzere e-business süreçleri olan tüm kurumlar saldırılara karşı güvensiz kalıyorlar. Geleneksel ağ güvenliği mantığıyla, iyi trafiğe izin ver, kötüsüne izin verme yolunu izleyen firewall eirişim-kontrol listeleri(ACLs) bir ağdan geçen herşeyi engelleyerek, sadece bir kısım activiteye(Web, e-mail) izin verebilir. Bunun dışındaki tüm trafik firewall tarafından bloke edilir. Hacker tarayıcı satır çubuğundan normal bir kullanıcının sayfayı ziyaret etmesi gibi girer, bu durumda firewall'un bir anlamı kalmaz.

3. "Vulnerability Scanner (Zaafiyet Tarayıcı) herhangi bir güvenlik açığı raporlayamadı, o zaman web sayfası güvenlidir."

Doksanların başından beri kullanılan ve Vulnerability Scanner adıyla anılan araçlar, çok bilinen bir kısım ağ güvenliği açıklarını ortaya çıkarırlar. Bununla birlikte, Web server'da çalışan, açıklarla dolu Web uygulamalarındaki zaafiyetleri tesbit edemezler. Güncel bir zaafiyet tarayıcı, ağ güvenliği açıkları kapsamında önceden bilinen zaafiyetlerin yüzde doksanlık bir kısmını raporlayabilir, ancak uygulama güvenliği konusunda, örneğin bir web sayfasının kendine özgü kodlaması ile ilgili, önceden bilinen standart açıklardan söz edilemez.

4. "Web uygulama güvenliği yazılım geliştiricilerin bir problemidir."

Web sayfasının yazılımını yapan kişinin veya ekibin muhakkak problemde payı vardır ama uygulama güvenliği risklerini ortaya çıkaran birçok faktör onların kontrolü dışında gerçekleşmektedir. Mesela, kaynak kod yazılırken dışardaki sistemlerden alınmış olabilir ve dışardan sağlanan kod ile sonradan geliştirilen / değiştirilen kod birbirine karışmış olabilir. Hatta yazılım geliştiriciler örnek kod veya açık kod kullanabilirler. Yani, bir yazılım projesi için üretilen kod tabanının tek olduğu veya birbirine karışan kodların güvenli olup olmadığı hiç bir zaman kesin değildir. Mesela iki yazılımcının ayrı ayrı geliştirdiği iki yazılım kendi başlarına çok güvenli olabilirler. Ancak ikisi birer modül gibi birbirine veya ortak bir projeye entegre edilirse, olası bir güvenlik açığı riski çok daha fazladır. Düşündüğümüzde on binlerce satırlık, onlarca modüllük bir projede ortak bir tabandan bahsetmek imkansızdır. Bu da sistemin, güvenlik açığı verme riskini fazlasıyla artırmaktadır.

Yazılım geliştiren ekibin secure coding (güvenli kod yazmak) konusunda eğitilmesi uygulama güvenliğinin sağlanması konusunda ciddi bir adım olacaktır.

5. "Web sayfamız her sene güvenlik değerleme testlerine tabi tutuluyor, o zaman güvenlidir."

Web sayfası kodlarınındaki sürekli güncellenme ihtiyacı, en güncel güvenlik değerlendirme raporlarının(security assessment report) bile doğruluğu hakkında akıllarda soru işaretleri bırakıyor.

Uygulama güvenliği süreci - her ne kadar daha sık gözden geçirme veya denetlemeleri gerektirse de - web sayfaları yılda bir veya en erken altı ayda bir değerlendirme testlerine tabi tutuluyor. Oysa web sayfasına eklenen her yeni uygulamada sayfada kod açığı oluşma riski artar.

Mesela sevgililer günü, ramazan bayramı veya yılbaşı gibi özel günlerde, e-mağazalarına ait web sayfaların sürekli güncellenmesi için çaba harcayan teknik ekip görev yoğunluğu nedeniyle, güvenliği ikinci plana atabilmektedir. Bu tarihlerde, web sayfalarında yeni eklenebilecek ürünler, özellikler, kampanyalar vs. ile ilgili acil guncellemeler gerekmektedir ve bu yogunluk esnasında güvenlik kaygıları umursanmayabilir. Yeni eklenen kodlar güvenlik açıklarıyla dolu olabilir. Ve yılda bir yapılan denetlemeler bu açıkları buluncaya kadar, Web sayfaları çok büyük riskler taşıyabilir.

Özetle

Yılda bir defa denetleme yapılarak, vulnerability scanner adı verilen çeşitli araçlarla ağ taranarak veya gereksiz yere firewall'lara, SSL'lere onbinlerce dolar harcanarak sağlanan güvenlik çoğu hacker için hiçbir anlam ifade etmez. Bu şekilde yapılan yanlış yatırımlarla Web sayfalarının güvenliği sağlanamaz.

Tüm bu saydığımız nedenlerle, güvenlik profesyonelleri projelerin tüm aşamalarında görev almalıdırlar. Firmalar, güvenlik konusunda yetkin personel sıkıntısı çekmeleri durumunda ise, web sitelerinin güvenliğini, güvenlik danışmanlığı firmalarına outsource etmelidirler.

« Önceki :: Sonraki »

Bu Chat Sayfasına Git! Sitene Bloguna Chat Ekle!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!