Otomobil Duvar Kağıtları
Kategori: (internet) | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı
![]()

Kategori: (internet) | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı
Kategori: (internet) | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı
Adsense Nedir?
Google AdSense webmasterler için web sitelerinden gelir elde etmenin en
hızlı ve belki de en kolay yoludur.
Google Adsense reklamlarına örneği bu sayfanın üst kısmında görüyorsunuz.
'Goooooogle Reklamları' veya 'Public Service Ads by Google' ('Google Genel
Hizmet reklamları') yazısıyla görüntülenir. Bu reklamlar kendiliklerinden
"Google AdWords" olarak adlandırılır, ve webmasterlerin sayfalarında bu
reklamları göstermesine izin veren para kazanma sistemine de "Google
AdSense" denir.
Google – Adsense SSS Bölümünde - Google AdSense nedir? Sorusunu aşağıdaki
şekilde cevaplıyor:
"Google AdSense web site yayıncılarının içerik sayfalarında konuyla ilgili
Google reklamları göstermesi ve para kazanmasının hızlı ve kolay bir
yoludur. Program ücretsizdir ve Google sitenizdeki veya arama sonuç
sayfalarınızdaki her geçerli tıklama için ödeme yapar."
Adsense Nasıl Ortaya Çıktı?
Google Adsense içerik sayfalarında reklamların yayınlanması istemi olarak
2003 ün Mart ayında ortaya çıktı. İlk başlarda programa yalnızca büyük –
ziyaretçi sayısı fazla olan siteler katıldı. Bir süre sonra ayda birkaç bin
ziyaretçisi olan küçük siteler de Adsense kullanmaya hak kazandılar.
Geçtiğimiz 2004 senesinin sonlarına doğru Google adsense programına Türkçe
siteleri kabul etmeye başladı. Böylece ülkemizde Adsense yoğun olarak
kullanılmaya başladı.
Adsense Programından Nasıl Yararlanırım?
Yapmanız gereken Google AdSense ana sayfasına girerek Başvurmak için buraya
tıklayına tıklamak olacaktır. Başvurunuzu tamamlayıp gönderdikten sonra
cevap e-postası alacaksınız. Bu e-postanın gelme süresi web sitenin lisanına
göre 3 günle 1 ay arasında değişiyor. Olumlu veya olumsuz mutlaka bir yanıt
alırsınız. Eğer yanıt olumsuzsa web sitenizin neden programa katılmayacağı
açıklanır, sitenizin eksiklerini giderdikten sonra tekrar başvurabilirsiniz.
Olumlu yanıt alırsanız (bunun için program kuralları bölümüne göz
atabilirsiniz) Kayıt olurken seçtiğiniz e-mail adresi ve şifrenizle sisteme
giriş yapıp Reklam ayarları bölümünden sayfanıza uygun reklamları seçip HTML
kodlarını sayfanıza yapıştırabilirsiniz. Böylece, reklamlar sayfanızda
yayınlanmaya başlayacaktır.
Google AdSense Kazancınızı Artırmak İçin İpuçları.
AdSense kazanç potansiyelinizi artırmanıza yardımcı olmak için aşağıdaki
uygulaması kolay ipuçlarını derledik.
1. Reklamlarınızı sayfanın üstünde gösterin.
Reklamları sayfanın kaydırılmadan görülebileceği bir kısmına yerleştirmek
reklamların ziyaretçileriniz için daha kolay okunur olmasını sağlayacak ve
tıklanma potansiyelini artıracaktır.
2. Farklı reklam biçimlerini deneyin.
Tüm web sayfaları birbirine benzemez, bu yüzden web sayfalarınıza uygun
olanı bulmak için farklı reklam biçimleri kullanmayı deneyin. AdSense
yayıncılarının seçmeleri için birçok reklam biçimi sunuyoruz. Her biçimin
örneğini Reklam Biçimleri sayfamızda görebilirsiniz.
3. Reklam renk kombinasyonlarını özelleştirin.
* Reklam üniteleriniz için özel renk kombinasyonları kullanmayı deneyin.
Böylece reklamlarınızın metin, arkaplan ve çerçeve renklerinin web sitenizle
uyumlu olduğundan emin olabilirsiniz. Kendi renk paletleriniz oluşturmak
için geniş renk yelpazemizi kullanabilir veya 20 öntanımlı kombinasyondan
birini seçebilirsiniz. Renk paletlerini kullanırken şunları yapmanızı
öneririz:
o Reklamın arkaplan rengini sayfanızın arkaplan rengiyle aynı veya benzer
yapın.
o Reklamın çerçeve rengini sayfanızda kullandığınız bir renk olarak seçin.
o Reklamın başlığının rengini sayfa metninizin rengine yakın yapın.
o Reklam adresinin rengini sayfanızdaki linklere yakın yapın.
* Ayrıca aynı anda 4 farklı renk paletini kullanmayı seçebilirsiniz.
* Reklam renklerinizi ve renk paletlerinizi düzenleme hakkında daha fazla
bilgi alın.
4. Google botunun site içeriğinize erişmesine izin verin.
AdSense potansiyelinizi artırmak için site içeriğinizin içerik tarayıcımız
tarafından ulaşılabilir olması önemlidir. Sitenizdeki bazı mekanizmalar
tarayabileceğiniz ve reklam oluşturmada kullanabileceğimiz içerik miktarını
kısıtlayabilir:
* Robots
Bir robots.txt dosyanız varsa, dosyayı silin veya dosyanın başına aşağıdaki
iki satırı ekleyin:
User-agent: Mediapartners-Google*
Disallow:
Bu değişiklik botumuzun site içeriğinizi tarayabilmesini sağlar, böylece
size içeriğinizle ilgili AdWords reklamlarını sunabiliriz.
* Çerçeveler
Sayfanız çerçevelerden oluşuyorsa, içerikle ilgili reklamların sunulabilmesi
için AdSense reklam kodunu içeriğin yer aldığı çerçeve yerleştirin. Reklam
kodunu boş bir çerçeveye veya sadece grafik veya dinamik içerik içeren bir
çerçeveye yerleştirmek, içeriği taramamızı ve hedeflenmiş reklamlar
sunmamızı engelleyecektir.
Ayrıca, çerçeveli sayfalar için reklam kodu oluştururken Reklam düzen kodu
sayfasında Çerçeveli sayfa kutusunun işaretli olduğundan emin olun.
* Giriş/Onaylama gereksinimleri
AdSense reklam kodunu erişim için bir hesap veya şifre gerektirmeyen web
sayfalarına yerleştirin. Google tarayıcıları kullanıcı adı ve şifre isteyen
sayfaları indekslemek için optimize edilmemiştir, bu nedenle bu sayfalara
içerikle ilgili reklamlar sunulamaz.
5. Sitenizde görünmesini istemediğiniz reklamları filtreleyin.
* AdSense size hesabınızın Ayarlar bölümünden bir URL filtre listesi
oluşturma imkanı sunar. Filtre listenize eklediğiniz adreslerden gelen
reklamlar web sitenizde görünmeyecektir. Bu, sayfalarınıza rakiplerinizin ve
diğer istenmeyen reklamların sunulmasından kurtulmanın hızlı ve kolay bir
yoludur. Filtre listenize eklediğiniz adreslerden gelen reklamlar web
sitenizde görünmez, fakat siteleri filtrelemenin sayfalarınızda görünecek
reklam sayısını düşürerek potansiyel kazancınızı azaltacağını unutmayın.
* URL filtre listesi oluşturma hakkında detaylı açıklamak için lütfen buraya
tıklayın.
* Lütfen adresini görmek için hiçbir reklama tıklamayın. Bu, sistemimize
hileli tıklama olarak kaydedilebilir. Gerçek adresi bulmanın en iyi
yöntemleri için SSS™mizi okuyabilirsiniz.
6. AdSense reklamlarını metinle dolu sayfalara yerleştirin.
AdSense reklam kodunu sitenizdeki genel olarak metin içeren sayfalara
yerleştirin. Bir sayfanın içeriğini belirlemek için sadece metinlerden
yararlanırız. Bu yüzden, Google™ın hedefleme teknolojisi sıkça güncellenen
sayfalara reklam hedeflemek için optimize edilmiş olsa da, resim ağırlıklı
veya Macromedia Flash gibi dinamik medya içeren sayfalara içerikle ilgili
reklamlar sunamayabiliriz.
7. Basit ve temiz sayfalar oluşturun.
Ziyaretçiler genelde bir dakikadan az bir sürede sayfayı gözden geçirirler.
Ziyaretçilerinizin aradıklarını kolayca bulabileceklerinden ve ilgisiz
şeylere boğulmayacaklarından emin olun. Okunabilirlik, temiz navigasyon ve
yüklenme hızı iyi tasarlanmış bir web sitesi demektir.
Font renklerinizin arkaplan renginiz üzerinde kolayca okunabildiğinden emin
olun. Gözleri yormayan bir font boyutu seçin, ve sitenizin kolay
anlaşılabilmesi için nokta imleri veya yatay çizgiler gibi simgeler
kullanın. Ek bilgi için aşağıdaki Google arama terimlerini
kullanabilirsiniz:
****
Web sitesi tasarım ipuçları
Etkin web site navigasyonu
Web tasarımı okunabilirliği
8. Performans takibi için kanallı kullanın.
Kanallar sayfalarınızın performansını takip edebilmeniz için mükemmel bir
yoldur. Sayfalarınızı AdSense için optimize etmeden önce ve sonra, büyük
afişlerinizin kulelerinize karşı nasıl gittiğini görmek veya bir alan adını
diğeriyle karşılaştırmak için onları kanallara ayırın. Renk seçimlerinizin
tıklama oranınızı nasıl etkilediğini bile görebilirsiniz.*
Kategori: (internet) | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı
Kolayca erişebileceğiniz bir depolama seçimi mi arıyorsunuz? Peki, ya zahmetsiz, güvenli ve fazladan donanım gerektirmeyen bir şeye ne dersiniz?
İnternet,
hayatınızı çok daha verimli hale getirebilecek birçok benzersiz özellik
sunuyor. Bunlardan biri de, verilerinizi depolamak için
kullanabileceğiniz, tıpkı sanal bir sabit disk ya da Zip sürücüsü gibi
çalışan çevrimiçi depolama işlevi. Siz ya da iş ortaklarınız bu şekilde
depolanmış verilere dünyanın herhangi bir yerinden, internet
bağlantısına sahip herhangi bir bilgisayardan erişebilirler. Bu da
demek oluyor ki, çevrimiçi depolamayı hareket halindeyken sabit disk
yerine kullanabilirsiniz.
Tüm yapmanız gereken, yolculuğa
çıkmadan önce bilgileri karşıya yüklemek (upload), sonra da hedefinize
ulaştığınızda siteye bağlanıp bilgileri kendi bilgisayarınıza indirmek.
Ayrıca, belirli dosyalar için önceden tanımlanmış parolalar sayesinde
iş arkadaşlarınız da dünyanın neresinde olurlarsa olsun, bu bilgileri
kendi bilgisayarlarına indirebilirler.
Eğer yüksek hızlı
internet bağlantısına sahip bir kişisel kullanıcıysanız ya da KOBİ'
yseniz verilerinizi çevrimiçi depolama seçeneğini mutlaka dikkate
almalısınız. Bu yöntem sadece verinin denetimini, kolayca erişimini ve
üzerinde birden çok kişinin çalışmasını sağlamakla kalmıyor, uzaktan
erişim, site dışı yedekleme, sık sık yedek alma ve konumlar arası
gerçek zamanlı ara bağlantı gibi sorunlar için de ideal bir çözüm
olarak öne çıkıyor. Üstelik çok da kullanışlı; belgelerinizi, işlem
tablolarınızı ve diğer mühim verilerinizi anında paylaşabilirsiniz.
Verilerinizi
çevrimiçi depoladığınızda ya da yedeklediğinizde, yedekten geri alma
zamanını da aşağı çekmiş oluyorsunuz. Gerçekten de, eğer hızlı bir
internet bağlantısına sahipseniz, yedekten geri alma süresi yok denecek
kadar az. Diğer yandan, bağlantınız yavaşsa ve güvenilmezse geri alma
süresi bir sorun oluşturabilir. Çevrimiçi depolamanın başta gelen
dezavantajı da bu. İşte bu yüzden, yedekleme ve yedekten geri alma için
yeterince bant genişliğiniz olduğundan emin olmalısınız.
Nereden başlamalı?
Verilerinizi
çevrimiçi depolamanın en kolay yolu e-posta hesaplarını kullanmak.
Aralarında Hotmail, Gmail veya Yahoo'nun da bulunduğu çok sayıda firma
bedava e-posta hizmeti sunuyor. Tüm yapmanı z gereken bu servislere
kaydolmak, ardından da gigabyte'larca önemli veriyi hesabınıza
yüklemek. Hotmail ve Yahoo, içine verilerinizi koyabileceğiniz birer
"evrak çantası" da sunuyor. Söz gelimi, Yahoo'nun evrak çantası 20 MB
veri depolayabiliyor.
Bir diğer seçenek de düzenli ve iyi idare edilen bir çevrimiçi depolama sitesi olan www.filesanywhere.com
Bu site depolama hizmetini ücret karşılığında sunuyor ve
gereksinimlerinize göre hazırlanmış çeşitli planları ve ücretlendirme
seçenekleri mevcut. Eğer çok fazla kapasiteye ihtiyaç duymuyorsanız
zaten verileriniz için 2 GB yer sağlayan Gmail hesabınızı
kullanabilirsiniz. fiayet hesabınız yoksa bir g-mail kullanı cısı
arkadaşınızdan size "davetiye" göndermesini isteyebilirsiniz.
Aylık
ya da yıllık bir bedel karşılığında sunucularına veri yüklemenize izin
veren çok sayıda firma bulunuyor. Bunlar verilerinize sizin adınıza göz
kulak olup koruyor. Dosyalara birden çok kullanıcının erişmesini
sağlayan bir hesap açtırırsanız iş arkadaşlarınızla birlikte çalışmanız
çok daha basit bir hal alabilir.
Çevrimiçi depolamanın saymakla bitmeyen avantajları
1. Koruma ve güvenlik
Çevrimiçi
depolamayı tercih etmeden önce, bu tarz depolama olanağı sunan tüm
firmaların ve e-posta hizmeti sağlayıcıların verilerinizi güvende ve
daima emrinize amade tutmak için güçlü şifreleme teknolojilerinden ve
gelişmiş güvenlik yazılımlarından faydalandığını bilmek içinizi
rahatlatabilir. Yedekler, veri koruması ve benzeri şeyler artık
üzerinde kafa yormanız gereken konular olmaktan çıkıyor çünkü sizin
yerinize bunları başkaları hallediyor. Bir diğer nokta ise
verilerinizin artık fiziksel felaketlerden tümüyle uzak olduğu. 2. Çok ekonomik
Artık
neden tüm paranızı boş CD'lere ve yedekleme teyplerine dökesiniz ki?
Çevrimiçi depolama CD'lere, disket sürücülere, yedekleme teyplerine ve
Zip sürücülere olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Verileriniz her daim
erişilebilir, çevrimiçi ve güvenli halde. Artık ne yedekleme yazılımı
satın almanız gerekiyor ne de onca depolanmış veriyi idare etmek ve
denetlemek gibi can sıkıcı bir işle uğraşmanız. Çevrimiçi depolamada
bunların hepsi sizin adınıza zaten yapılıyor. Tek gereksiniminiz
internet.
3. Rahatlık
Çevrimiçi depolama, oldukça
pratiktir. Canınız ne zaman istese verilerinizi sunuculara yükleyebilir
ve dilediğiniz zaman, dilediğiniz yerden erişebilirsiniz. CD'lerinizi
yanınıza almanıza bile gerek yok. Dahası, dizüstü bilgisayarınızı bile
iş gezilerine götürmeniz gerekmeyebilir. Ne de olsa çalışmalarınız
daima çevrimiçi ulaşılabilir vaziyette. Tek gereken internet
bağlantısı. Üstelik birçok depolama sağlayıcı şirket,
meslektaşlarınızın da birtakım dosyalara doğrudan erişmesini sağlayan
çoklu parolaları destekliyor.
Sonuç
Netice
itibariyle, çevrimiçi depolama işleriniz için çok faydalı çünkü sunduğu
rahatlığı n yanı sıra, bedeli de çok düşük. Eğer şüpheleriniz varsa,
verilerinizi çevrimiçi depolamakla CD, DVD, disket ve Zip sürücü
masraflarınızı bir hesaplayın. Üstelik verileriniz daima erişilebilir
halde.
Bununla birlikte, çevrimiçi depolamanı n geleneksel CD ya
da teyp yedekleme sistemlerinin yerini tümüyle alamayacağını da
unutmamak gerekiyor.
Denetim ve rahatlık konusundaki avantajları
göz ardı edilemez, ama veriler tehlikelere karşı daima açık. Bu yüzden
yedeklerinizi bir kenara atmayın. Yine de unutmayın ki, çevrimiçi
depolama denenmiş ve sınavı geçmiş bir depolama sistemi. Felaket gelip
çatıncaya kadar öylece oturup beklemeyin.
TEMEL BİLGİLER
1-
Daima satın almadan önce deneyin. Çoğu çevrimiçi depolama sağlayıcı,
deneme sürümleri hazırlıyor. Bu yüzden ürünü almadan önce bu imkândan
faydalanın.
2- Güvenlik konusunu soruşturun. Servis
sağlayıcı firma sunucularını nasıl yedekliyor? Hacker'lara ve virüslere
karşı koruma sağlıyor mu? Güçlü şifreleme yöntemlerinden yararlanıyor
mu? Biraz araştırma yapın.
3- Gözünüzün iliştiği her dosyayı değil, sadece önemli olanları yedekleyin.
Kategori: (internet) | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı
Güvenlik
duvarınız ne haltlar yiyiyor belli değil belki ufak tefek bağlantıda
uyarı veriyor şu program dışarıyla iletişime geçmek istiyor yada başka
bir program bağlanmak istiyor gibi mesajlar alınca ya buda çok iyi
güvenlik duvarı diyebiliriz
Artık bunuda online test edebiliriz
symantec şirketinin (norton) online bir test programı var yaptığı kısa
bir testen sonra size bir rapor veriyor yeşil işaretler güvenli
kırmızılar ise tehlikeli açık portları ,sarı ise önemli riskli portları
belirtiyor ben bitdefender internet security ve norton security (kendi
firması belki kıyak geçmiştir )test ettim%100 güvenli çıktı
Kategori: (internet) | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı
1. Bilgisayar virüsü nedir? Nasıl bulaşır?
Bilgisayar
virüsleri, aslinda "çalıştığında bilgisayarınıza değişik şekillerde
zarar verebilen" bilgisayar programlarıdır. Eğer bu programlar (ya da
virüs kodları) herhangi bir şekilde çalıştırılırsa, programlanma
şekline göre bilgisayarınıza zarar vermeye başlar. Ayrıca, tüm virüs
kodları (bilinen adıyla virüsler) bir sistemde aktif hale geçirildikten
sonra çoğalma (bilgisayarınızdaki diğer dosyalara yayılma, ağ üzerinden
diğer bilgisayarlara bulaşma vb gibi) özelliğine sahiptir.
Bilgisayar
virüslerinin popüler bulaşma yollarından birisi "virüs kapmış
bilgisayar programları" dır. Bu durumda, virüs kodu bir bilgisayar
progr!!!!! (söz gelimi, sık kullandığınız bir kelime işlemci ya da
beğenerek oynadığınız bir oyun programı) virüsü yazan (ya da yayan)
kişi tarafından eklenir. Böylece, virüslü bu programları çalıştıran
kullanıcıların bilgisayarları "potansiyel olarak" virüs kapabilirler.
Özellikle internet üzerinde dosya arşivlerinin ne kadar sık
kullanıldığını düşünürsek tehlikenin boyutlerını daha da iyi
anlayabiliriz.
Virüslenmiş program çalıştırıldığında bilgisayar
virüs kodu da, genellikle, bilgisayarınızın hafızasına yerleşir ve
potansiyel olarak zararlarına başlar. Bazı virüsler, sabit diskinizin
ya da disketlerinizin "boot sector" denilen ve
Kategori: (internet) | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı
Hackerların, bir tarayıcı penceresini ve birkaç küçük iş hilesini kullanarak, bir Web sayfasına ait veritabanlarına(kredi kartı bilgileri dahil) ulaşabildiği, bu veritabanlarının kopyasını alabildiği veya veritabanlarını tamamen silebildiği bir ortamda, Web yöneticileri ve Internet kullanıcıları halen daha bir takım mythlere(yanılgılara) inanıyor.
Günümüzde standard hal
alan güvenlik duvarları(firewall) ve yama yönetimi(patch management)
uygulamaları ile network (ağ güvenliği) çok güvenli bir hal amıştır.
Her zaman bir adım önde olmayı hedefleyen hackerlar ise, web
sayfalarının kendisine -yani uygulama (kod, veritabanı, sunucu)
tarafına- yönelmişlerdir. Uluslararası araştırma kurumlarının
araştırmaları da bu sonucu doğrulamaktadır. Bugün, yapılan her beş
saldırının dört tanesi web uygulamalarını hedef almaktadır Peki web
yoneticilerinin ve kullanıcılarının ne yaplamarı bekleniyor? Web
sayfalarının güvenliğini artırmak için, aşağıda verilen beş büyük
yanlış inanıştan kaçınmak gerekiyor.
1. "Web sayfası SSL kullanıyor, o zaman güvenlidir."
Kendi
başına SSL, bir Web sitesini güvenli kılmaz. Web sitelerinin,
sayfaların alt kısımlarına koydukları SSL (küçük kilit) logoları,
kullanıcı oturumundaki veri aktarımının uygun şifrelendiğini
(encryption) gösterir. SSL, bilgi akışından sonra sayfada saklanan
veriyi korumaz. Daha doğrusu; SSL'in, kullanıcı bilgilerinin web
sayfalarının veritabanlarında saklanması ile uzaktan yakından ilgisi
yoktur. Kişisel bilgiler, veritabanına işlendikten sonra, risk data
akışında değil server'dadır. Bu yüzden hackerlar, aradaki veri akışının
şifrelenip şifrelenmemesini umursamazlar bile. Onlar için asıl yol, web
sayfalarda yer alan kod açıklarından veritabanlarına ve sunuculara
erişmek, burada yer alan kullanıcı bilgilerini elde etmektir.
2. "Firewall(Güvenlik Duvarı) Web sitesini koruyor, o zaman sayfa güvenlidir."
Güvenlik
duvarları, bir sayfaya yönelen trafiği kontrol ederler ama sayfayı kötü
niyetli kod saldırılarından koruma yeterlilikleri yoktur. Bu yüzden;
firewall ile korudukları serverlarda yer alan web sayfalarında, web
uygulamalarını yoğunlukla kullanan e-ticaret firmaları, bankalar ve
başta büyük sanayi kuruluşları olmak üzere e-business süreçleri olan
tüm kurumlar saldırılara karşı güvensiz kalıyorlar. Geleneksel ağ
güvenliği mantığıyla, iyi trafiğe izin ver, kötüsüne izin verme yolunu
izleyen firewall eirişim-kontrol listeleri(ACLs) bir ağdan geçen
herşeyi engelleyerek, sadece bir kısım activiteye(Web, e-mail) izin
verebilir. Bunun dışındaki tüm trafik firewall tarafından bloke edilir.
Hacker tarayıcı satır çubuğundan normal bir kullanıcının sayfayı
ziyaret etmesi gibi girer, bu durumda firewall'un bir anlamı kalmaz.
3. "Vulnerability Scanner (Zaafiyet Tarayıcı) herhangi bir güvenlik açığı raporlayamadı, o zaman web sayfası güvenlidir."
Doksanların
başından beri kullanılan ve Vulnerability Scanner adıyla anılan
araçlar, çok bilinen bir kısım ağ güvenliği açıklarını ortaya
çıkarırlar. Bununla birlikte, Web server'da çalışan, açıklarla dolu Web
uygulamalarındaki zaafiyetleri tesbit edemezler. Güncel bir zaafiyet
tarayıcı, ağ güvenliği açıkları kapsamında önceden bilinen
zaafiyetlerin yüzde doksanlık bir kısmını raporlayabilir, ancak
uygulama güvenliği konusunda, örneğin bir web sayfasının kendine özgü
kodlaması ile ilgili, önceden bilinen standart açıklardan söz edilemez.
4. "Web uygulama güvenliği yazılım geliştiricilerin bir problemidir."
Web
sayfasının yazılımını yapan kişinin veya ekibin muhakkak problemde payı
vardır ama uygulama güvenliği risklerini ortaya çıkaran birçok faktör
onların kontrolü dışında gerçekleşmektedir. Mesela, kaynak kod
yazılırken dışardaki sistemlerden alınmış olabilir ve dışardan sağlanan
kod ile sonradan geliştirilen / değiştirilen kod birbirine karışmış
olabilir. Hatta yazılım geliştiriciler örnek kod veya açık kod
kullanabilirler. Yani, bir yazılım projesi için üretilen kod tabanının
tek olduğu veya birbirine karışan kodların güvenli olup olmadığı hiç
bir zaman kesin değildir. Mesela iki yazılımcının ayrı ayrı
geliştirdiği iki yazılım kendi başlarına çok güvenli olabilirler. Ancak
ikisi birer modül gibi birbirine veya ortak bir projeye entegre
edilirse, olası bir güvenlik açığı riski çok daha fazladır.
Düşündüğümüzde on binlerce satırlık, onlarca modüllük bir projede ortak
bir tabandan bahsetmek imkansızdır. Bu da sistemin, güvenlik açığı
verme riskini fazlasıyla artırmaktadır.
Yazılım geliştiren
ekibin secure coding (güvenli kod yazmak) konusunda eğitilmesi uygulama
güvenliğinin sağlanması konusunda ciddi bir adım olacaktır.
5. "Web sayfamız her sene güvenlik değerleme testlerine tabi tutuluyor, o zaman güvenlidir."
Web
sayfası kodlarınındaki sürekli güncellenme ihtiyacı, en güncel güvenlik
değerlendirme raporlarının(security assessment report) bile doğruluğu
hakkında akıllarda soru işaretleri bırakıyor.
Uygulama
güvenliği süreci - her ne kadar daha sık gözden geçirme veya
denetlemeleri gerektirse de - web sayfaları yılda bir veya en erken
altı ayda bir değerlendirme testlerine tabi tutuluyor. Oysa web
sayfasına eklenen her yeni uygulamada sayfada kod açığı oluşma riski
artar.
Mesela sevgililer günü, ramazan bayramı veya yılbaşı
gibi özel günlerde, e-mağazalarına ait web sayfaların sürekli
güncellenmesi için çaba harcayan teknik ekip görev yoğunluğu nedeniyle,
güvenliği ikinci plana atabilmektedir. Bu tarihlerde, web sayfalarında
yeni eklenebilecek ürünler, özellikler, kampanyalar vs. ile ilgili acil
guncellemeler gerekmektedir ve bu yogunluk esnasında güvenlik kaygıları
umursanmayabilir. Yeni eklenen kodlar güvenlik açıklarıyla dolu
olabilir. Ve yılda bir yapılan denetlemeler bu açıkları buluncaya
kadar, Web sayfaları çok büyük riskler taşıyabilir.
Özetle
Yılda
bir defa denetleme yapılarak, vulnerability scanner adı verilen çeşitli
araçlarla ağ taranarak veya gereksiz yere firewall'lara, SSL'lere
onbinlerce dolar harcanarak sağlanan güvenlik çoğu hacker için hiçbir
anlam ifade etmez. Bu şekilde yapılan yanlış yatırımlarla Web
sayfalarının güvenliği sağlanamaz.
Tüm bu saydığımız nedenlerle,
güvenlik profesyonelleri projelerin tüm aşamalarında görev
almalıdırlar. Firmalar, güvenlik konusunda yetkin personel sıkıntısı
çekmeleri durumunda ise, web sitelerinin güvenliğini, güvenlik
danışmanlığı firmalarına outsource etmelidirler.
Kategori: (internet) | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı