İnternetten Para Kazanmak,Evden Para Kazanmak,İnternette Para Kazanma.
• 4/9/2008 - GiZLi BiR SEViS(ME)DiR BU
Yazar: TOKAY ŞİİR

Gizli bir sevis(me)dir bu
Kirpiginin ucundan gamzeme dokunan
Carptiginda tüm kapilar ard arda
Yuregimin yastigina düstügünde teninin kokusu
Ihanete gebedir askin solugu
Sen solugumdan öp beni..
Bir resim sessizligi süzülür
Kirik duvarin gölgesinden..
Yalniz bir ressamin tualinde
Ihanete gebe bir ask uyur.
Bir sabah vakti ha dogurdu ha doguracak
Kadinin saclarindan asilir adamin ruhu
Ruhunda askin aci sesi
Sen sesimden öp beni
...Hüznün Hüzünleri....
temmuz-08 Ank... |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 3/9/2008 - Recep ivedik'ten....
Yazar: LAL
Hoslanmadim gitti..
ona gülen kisileri merak ediyorum;ona gülmüyorum,onu komik bulmuyorum,onu komik kelimesiyle yanyana getiremiyorum, onu garipsiyorum,hangi hayalin ürünü ise sasiyorum; sempatik bulmuyorum;
komik olmak adina SACMALADIGINI düsünüyorum;....
bu karakterin patent hakkini almis olan vatandasa da sasiriyorum (ama uyanik da buluyorum);
ivedik'e kahkahalarla gülen birileri varsa diye merak ediyorum;
Türk IRKINI,dünyaya bu sekilde,bu görüntüde göstermesine KARSI CIKIYORUM !!!!! ....
ona gülmek,gülümsemek bile istemiyorum ! Türk milletinin daha kaliteli "komiklere" ihtiyaci olduguna eminim
KUSURA BAKMASIN AMA ONA GüLEMiYORUM..... |
Yorumlar (1) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 31/8/2008 - CIRPINIS
Yazar: TOKAY ŞİİR

bir sonbahar sabahı doğan yalnızlık
kanatır yüreğimi güneş ışıklarıyla
hüzün olur günün ilk lokması
bir yudum tuzlu su geçer boğazımdan
bir ağıt kanatlanır dudaklarımdan
kahır yüklü bulutlar gezinir semada
göz yaşı yağmurunu getirir şimşekler
bütün çığlıklar kuyulardan yükselir
âzâde bir ruh dolanır dağlarda
çığlıkların yankısı yapışır dimağlara
yaralı yüreğime tabut olur bedenim
bozulan tövbelere bir yenisi eklenir
fayda vermez pişmanlıklar dilimde
al kanatlı melekten kaçışım son bulur
/belki/ bu şiir gözlerimi dünyaya kapatışım olur
Şiirin Hikâyesi;
yalnızlık hissi doğunca içimde,irkilirim
beni ürkütenin sensizlik olduğunu bilirim
alıntı
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 31/8/2008 - PARMAKLARIM ACIYOR
Yazar: TOKAY ŞİİR

Parmaklarım acıyor…
Durdurulmak üzere konumlandırılmış bir zaman ortası bu;
kıyasıya yırtılmış bir zaman…
Şimdi ben kim miyim?
Hiçbir şeyin olmaya yüz tutmuşken
tavan arasına sıkışmış gözlere sahibim…
Sana dair ufak tefek detaylara takıldığım bir an daha.
gün geçtikçe daha çok sorgular oldum söyleyemediklerimi.
Bıraktım sonra ucundan tutmayı ardı sıra düşlerimi
ben; kalakaldım..
bir aşkın farkıydık biz..
Bilinçaltı zorlayıcı alıştırmalar yaptım gittiğinden bu yana
olur da bir gün karşılaşırsak diye...
Her seferinde yeni kelimeler ekledim
rüyalarımda bile farklı çıkıyordu cümle bitişlerim
bense hep hatırlamayı denedim.
Gidişinden beni çıkartıldım sonra
seni verdiler sonucunda avuçlarıma
giderken eklemeyi unuttum beni sana...
Dağıttım sonra seni,
caddelere köprülere savururcasına.
Oysa nasıl birikmiştin gökyüzüne göz yumarcasına.
Tırnaklarımla kazımıştım toplayışımı seni.
Şimdi her yerde sen..
ama nafile..
dağıttıkça topluyorum seni bıraktığım yerlerden
ne kadar uzaksan o kadar yapışıyor yakama bekleyişim
her geçen gün biraz daha kırılıyor iç sesim
yalnızlığıma çarpıyorum seni yüzleştirmek için
hanginiz haklı?
Yalnız mıyım sensiz mi?
sonra fark ediyorum
ne sensizim ne de yalnız...
Kanım donuyor...
Usulca bağırıyorum... Avazım çıktığı kadar sebep oluyor sesim susuşuma…
Şimdi sen; ne zaman dokunsan bir üçüncü tekile ;
benim parmaklarım acıyor…
Alinti |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 31/8/2008 - Sinemalar'dan
Yazar: LAL
dün ve bugün sinemaya gittim..Meg Ryan tarzi "romantik komedi"leri özlemisim.. sacma yanlari olsa bile vakit gecirirken üzülmedim.. meraktan gitmistim zaten. tadi tuzu yerinde sayilir.ama harika degildi! ic aciciydi sadece.... ve fazla AMERiKALI...
bana asil zevk veren,koltugumda vaktin nasil gectigini unutturan dun gece son MUMMY filmi idi(ejder imparatorunun mezari)Aksiyon adina ne istenirse vardi..hollywood harikasi bu filmin 55incisi yapilsa da yine gidecegimi anladim! ancak Maria Bello'yu; sari saclarini koyultup eski tarz yapinca bütün havasi sönmüs buldum! ama Jet li,nin hakkini vermek gerekir..filme apayri bir cesni katmis. en etkilendigim an ise, CADININ laneti sonrasi hükümdar'in ve ordusunun o korkunc lanetten nasibini alisiydi! ve 4üncüsünün yapilacagindan hic süphem yok! ama keske sinema salonlari daha bir dolu olsaydi dedim icimden.. yurtdisinda olsa,bu tür filmler icin koltuk kalmazdi! neyse.. :( iste filmin resmi linki..
http://www.themummy.com
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 30/8/2008 - 30 AGUSTOS
Yazar: LAL

Türk tarihi, hiçbir milletinkiyle kıyaslanamayacak ölçüde eşsiz zaferlerle doludur. Galibiyetimizle sonuçlanan büyük meydan savaşları genellikle ağustos ayına rastlamaktadır. Bunlar arasındaki iki zaferimiz, diğerlerine göre daha derin anlamlar ifade etmektedir: Malazgirt Meydan Savaşı ve Başkumandan Meydan Savaşı. Birincisi olan Malazgirt Meydan Savaşı ile Türkiye Devleti'nin temeli atılarak Anadolu'nun Türklüğü onaylanmış; ikincisi olan Başkumandan Meydan Savaşı ile de devletimiz yeniden kurularak ülke bütünlüğümüz sonsuza kadar parçalanmayacak şekilde sağlanmıştır.
Türk milleti, tarihte görülen ordu-milletlerin en üstünüdür. Ordu-millet, yüksek bir savaş yeteneği taşıyan, savaşta bütün bireyleriyle görev alan, yurt için ve büyük ülkülerin gerçekleşmesi uğruna baş koyan millet demektir. Ordu-milletimizin timsali "Mehmetçik"tir. O, savaşta er, barışta çiftçi ve işçidir. Halkımızı en iyi o temsil eder, en güzel şekilde o anlatır.
İstiklâl Savaşı da ordu-millet olarak kazanılmıştır. Millî Mücadele bütün bir milletin eseridir. Zaferi çoluğuyla, çocuğuyla, kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla millet kazanmıştır. Kadınlar cephelere mermi taşımış, çocuklar dahi vuruşmalara katılmışlardır.
Vatanın karanlıklara gömüldüğü bu zamanlarda Müdâfaa-i Hukuk Cemiyetleri, çeteler, gönüllüler derken, millet kudretli bir önder etrafında toplanıvermişti. Oluşturulan orduda silâh ve kıyafet birliği yoktu. Fakat kalpler birdi, iman ve ülkü aynıydı. "Ya istiklâl, ya ölüm" parolası ile dile getirilen bu inanç, kudretini "Kuva-yi Milliye Ruhu"ndan alıyordu. Kuva-yi Milliye Ruhu, bir milletin var olma ve yaşama azmi, her şeyi yoktan var etme gayretiydi. Bu ruh ile tarihin en büyük kahramanlık destanları yaratıldı.
Üstün silâh gücüyle her şeyi yapabileceğini düşünen Avrupa yanılmıştı. Yunanlıların yaptığı tahkimat için "Türkler bunu altı ayda ele geçirebilirlerse iftihar edebilirler" diyen İngiliz Başbakanı Lloyd Corc, hücuma geçtikten altı saat sonra Türklerin burasını aldığını duyunca, oturduğu koltuktan düşmüştü.
İstiklâl Savaşı yalnız Yunanlılara karşı değil; işgalci, istilâcı, emperyalist bütün Batı dünyasına karşı kazanılmıştır. Onun temelinde Türk'ün istiklâl aşkı, hür yaşama arzusu vardır.
İ. Necati GÜÇLÜER
 |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 28/8/2008 - DÜSLERiN SiMETRiSi
Yazar: TOKAY ŞİİR
|
tende kekik kokusu,
düşlerde ayaz var
yatır(sın) beni dizlerine yalı çapkını
saçlarımda kısaldıkça uzayan hasretim var
deli ediyor beni şarkılar
muzır gülümseyişlerim bedenimden akıyor
bir tokat gibi yapıştı yüreğime kuzeyden esen rüzgar
bu gece dağılmam lazım unuttuğum sevişmelerde
duy(sun) sesimi dağ kaçkını, vur(sun) gözlerini bana
anlasın sevda..! Kanım kaynadı, taşıyor
“...ritimlerin gölgesinde dinleniyor sessizliğim..oy diline yandığım ay yüzlü kavuşmam, beklemelerim yorgun ama duyarlı..korkma! Gözlerinle seviştiğimde, bir yürek dolusu çılgınlığımız olacak..”
sızıda suyun akışı,
mahremiyette tutkumun ayak sesi var
alıp götür(sün) beni düş cambazı,
ruhumda el değmemiş kıvrımlar var
es veriyor canıma aşkın –e hali
tövbelerim dualarımda af diliyor
bir mayın gibi patlıyor göğsümde dirileşen umutlarım
bu gece kaybolmam lazım unutulduğum şehirlerden
kandır(sın) beni şehvetin bozgunu, kaçır(sın) bakışlarını içime
yola gelsin sanrılarım..! Dilim açıldı, kapanmıyor
“...tamam..! Şimdi akıtacağız bütün delirmişliklerimizi...kalbi olanlar dans etmesin bu şiirde..üstümüzde ağırlık yapan vedaları çıkartıp öyle yüzeceğiz..çıplaklığım, nasıl da özgürsün..seni seviyorum..”
güzde baharın tadı,
dilimde yola gelmiş bir hüzün var
bağışla(sın) dudaklarıma ateşini gecelerin tangosu
dokunuşlarımda hazzın zirvesi var
Pelin Onay |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 28/8/2008 - AYRILIGIN KADINDAKi SURETi
Yazar: TOKAY ŞİİR

(sevmek,iki insanın birbirini ebedi görmesidir,demiştin. Ben gördüm ama sen görmedin)
her an gelebilme
ve bu ayrılık bir rüyaydı,
diyebilme ihtimalini hesaplayan bir kadının,
giderek akmaya başlayan makyajında savurdun özlemleri
geride kalan;
buruşmuş bir elbise,
dağınık bir yatak
ve çalmayı bekleyen bir telefon...
Pelin Onay
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 26/8/2008 - SONSUZA KADAR
Yazar: TOKAY ŞİİR

Dudağından öptüğüm hecelere, binbir anlam yüklüyorum
Gönül yoksul eskisinden
Bu hasret dudaklarından miras...
Gönül yangın, ben donuyorum
Bir bilsen, bir bilsen seni ne çok özlüyorum...
Çöl ortasında bir çiçek gibi
Kurutmasın bu aşk bizi,
Ya sonsuza kadar unut beni,
Ya da sevmeyi öğret bana...
Ceza değil bu ayrılık bize
Benim yerim senin yanın
Ya göğsüne alıp uyut beni
Ya sonsuza kadar unut...
Sevda bahçende gizlice büyüt beni...
O kendini adadığın düşler benimde düşlerimdi...
Deniz güneşten kavruluncaya kadar, seveceğim seni
Gönül eskisinden yorgun
Toprak olsan ölürüm, ateş olsan yanarım, yalan olsan kanarım
Bir bilsen, bir bilsen seni ne çok özlüyorum...
Tamer Karadağlı & Burak Uçkun |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 26/8/2008 - HADİ GİT YAR
Yazar: TOKAY ŞİİR

Hadi git yâr!
Daha fazla sen yüklenemiyor kalbim.
Daha derin düşleri kaldıramıyor bedenim. Kalmadı lügatimde içimi yakmayan bir söz. Bendeki resmini sakladığım sandık; bir çift göz…
Yâr! ekseni değişti artık dünyamın. Ne geceleri uykuya teslim ediyorum düşüncelerimi. Ne de sabahları gündoğumlarıyla yeni bir yelken açabiliyorum kurtuluşuma. Her benle başlayıp senle devam etmek zorunda olan gün, dikenli bir dal oluyor bana.
Hadi gönlüm
Defalarca düş uçurumlardan, kan-revan ol. Ve boşalt içini. Damarlarından ansızın geçen ve “yar”ı anlamlı kılan ezinci katlet. Bitir bu sonsuz şiiri. Son bulsun ağıt tadındaki sevgi söylemleri. Yâr yüreğimdeki ‘is’ini başka bir yere sevk et hadi.
Ah yâr gün gün mısralar döktün içime. Yüreğimi sana dair söylenmiş mısralarımla yıkadın. Ben hep sana uzaktım. Yollarda kaybolsam sen önüme çıkan tuzaktın. Ben, her gece gözyaşlarımla yıkadığım masallarımı saçlarına yolladım. Saçlarından kulaklarına musalla taşı gibi bir soğuklukla inip, beni sana anlatır sandım.
Yanıldım…
Hicran yağmurlarından sıyrılıp ötelerde kendimi aradım, bulamadım…
Hayatımın gençlik satırlarında adı geçen yâr.
Sırtımı her döndüğümde bir can yitirdim bu bahar…
İdama giderken hislerim, güneşim yüzünü görmeyi bekledim hep. Kalemi kırık bir aşkı mühürledim yüreğime. “unuttum” diye haykırırken bile unutmadığımı ispatlıyordum kendime.
Yoruldum yâr
Bütün kapılarımı kapatmaya hazırlanıyorum gönlümün. Kimliğimi hediye edip bu şehre, her bir adımımda anıları sürükleyip ardımdan ve rotamı da ekleyip nabzıma gidiyorum… Mutlu günlerin gelmesini bekleyen çehremdeki çizgileri siliyorum. Ceplerimi dolduruyorum yedekteki acılarla. Her sabah yüzümü yıkadığım tavana asıyorum hayallerimi. Ansızın içime düştüğün günden beri ayakları burkuldu ömrümün. Ve ben her gün bir daha ölmek için uyanır oldum uykumdan. Paslandı gözlerim. Sen kendin için kal yâr ben senin için giderim. Bu defa sürgünlere giden yüreğime bedenimi de eklerim. Bağdat olurum yıkılırım kurşunlara. Filistin olurum kalırım duvarlar arasında. Ama yine de İstanbul’u saklarım alınyazımda.
Nerde olursam olayım unutma yâr; yarın yeni bir gün ve her yeni günde olduğu gibi senli ölüme hazırlanıyor gönlüm
Kahraman Tazeoğlu |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 23/8/2008 - YARALI GÜL
Yazar: TOKAY ŞİİR
|

Bu gece sen onun yüzüne açılmaz bir kapı kapattın.
Kirli, paslı menteşelerin sesinde sıkıştı yüreği
Kirpikleri hissetti yokluğunu
Büktü boynunu deprem bu…
Aylar sonra bir oda dolusu yalnızlığıyla sokaktaydı
Sicim gibi bir yağmur yağıyordu.
Bir kenti boydan boya temizliyordu
Sokakta kimsecikler yoktu
Köpekler bir köşeye sinmiş onu gözetliyordu
Kirliydi yaşamaktan utanıyordu
Tit tir titriyordu yüreği
Yaralı bir güvercin gibi…
Oysa bu yürek bir zamanlar
Güneşe ateş vermiş cehennemde buz satmıştı
Şimdi köpekler onun için ağlıyordu.
yorgundu, konuşamıyordu.
Şu hayatı sırtından atamıyordu,
Yerde kuru bir ayrılıkla bir kuş ölüsü yatıyordu
Bir deli rüzgar ellerindeki tozu aldı
Ne bir dost kaldı yanında,
Ne de bir düşman aklında…
Zor bir gün Önünü göremiyordu
İnsanlar çığlık çığlığa yüzünü seçemiyordu
Gözlerinde aşksız ayrılık vardı
Kirpiğinden yüreğine saplanan
Paslı bir tren gibi geçip giden ellerinde.
Bir yalnızlık adımlarıyla büyüyen
Belli değildi kimin sevdası kimin yüreğinde
O aşkını taşırdı hayatın ta orta yerinde
Sırtında ayrılık dilinde küfür
Ben gidiyorum sen uyuyorsun.
Pahalı bir kedi gibi sıcacık hayellerinin dibinde,
Ben sokakta dövülmüş sahipsiz bir köpek gibiyim.
Ben gidiyorum sen uyuyorsun
Ben gidiyorum sen susuyorsun.
Susmanın güzelliğinde suskunluğunla boğuluyorsun
Siliyorum dudağında kalan yalanı
Yalan doğuruyorsun,dokundukça ellerimde çoğalıyorsun.
Ben geldiğim yoldan;
Geldiğim gibi acılara bezenip
Ayrılığı bir gelin gibi süsleyip gidiyorum
Bir kapı kapandı
Bu gece benimde gözlerimin içine
Kirpiklerim hissetti yokluğunu
Büktüm boynumu deprem bu.
Tenime değdim kokun sinmiş mi diye
Sol elime baktım; bahar gibiydin
Avucuma kuşlar kondu parmağıma yıldızlar
Bir nehir oldun aktın gittin
Sağ elime baktım; Cehennemdin ayrılıktın kordun
Deprem bu bir hayat yandı bitti kül oldu
Adaklar yüreğimden geçip gitti
Tutabilseydim birini
Korkmadan kesebilseydim eğer
Biliyorum gelecektin
Zoruma gidiyor zor bir gün
Biliyorum zorla güzellik olmaz
Oysa çirkin olmak vardı
Kovsanda kapından gitmemek vardı
Ama bir yüzün vardı; ellerimde kaybolan
Öyle bir küçüldümki; artık büyüme zamanı
Ey sevdalılar; eydostlar;
Var olan bütün güzellikler
Yürüyemediğim parke taşları patika yollar
dağlar,taşlar elveda
Elveda ey sahil kasabaları gidemediğim köyler kentler
Ey sırtında hayatı taşıyan insanlar
Ey gagasında son bir tebessüm kalan martılar
Ey ölmüş çocuğunun alnını öpen analar
Siz kalın sağlıcakla
Ben gidiyorum
Gözlerinizden akan iki damla isyan olsun
Bu bana yeter elveda yaralım elveda
Kırkıncı kapıyı kapadım elveda..
Daglarin Mektebi bi baska.
|
|
|
|
Mehmet Tokat
|
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 22/8/2008 - AŞK ÖLDÜ SEVGiLi !..
Yazar: TOKAY ŞİİR

Islaktı gözlerim... hüznünü bulutlara yükleyip gecesine kavuşamayan gündüzün hüznünü yağdırdığı gibi yağıyordu gözlerimden anlamsız yaşlar.. Anlamsızlık taa içimdeydi benim.. Seninle sensizliğin olduğu yerde... Kimi sevmeye kalksam sen oluyor karşımdaki.. sen şimdi kiminlesin bilmem ama ben hep seninleyim.. Gidişin ölümdü... Ölümüm ardından bakarken kal diyemeyişimdi.. Yüzyıl oldu sanki gidişin, ardından bakarken şimdiki gibi ıslaktı kirpiklerim.. Gittin... belki de hiç gelmemiştin, ben gelmiş olmanı ümit ettim. Bu ümitle yaşattım asırlardır içimde yaşayan hayalden ibaret sevdamı... Kaçışlarına gizlenen sen değildin belki de tüm korkaklığımla bendim senden kaçmaya çalışan.. Dağ gibi hüzünlerden arta kalan yıllanmış şarap tadındaki sevdanla yüzleştim sonunda sevgili.. Senin için çok şey olmaya çalıştım.. ve sonunda hiçbir şeyin oldum.. Seni sevmek saflığın doruk noktasındaki buğulu bir hüzündü ruhuma dolan.. seni sevmek seni özgür bırakmaya razı olmaktı.. Gittin... önce sıcaklığın çekildi tenimden.. sonra nefesin gitti yüzümden.. Arkası dayanılmaz bir soğuktu her gece beni uykumda bile titreten.. Tek bir söz bekledim senelerdir senden. Geldim demeni bekledim.. Ama sen rüyalarımda bile söylemedin.. beni bir söze hasret ettin.. Aşka inancım yok oldu sevgili.. İnandığım aşk, Leyla’yla birlikte öldü asırlar önce.. İnandığım aşk, gidişinle birlikte yok etti beynimde senden kalan aspire olmayan tortulaşmış duyguları.. Aşk öldü sevgili.. aşk öldü.. Sevgi üzerine yazdığım tüm cümleler yokoluyor birer birer.. Gözün aydın sevgili, bıraktım seni ruhumdan... özgürsün artık çekil git düşlerimden... çık git beynimden.. De ki, aşk öldü.. Farzet ki... ben öldüm.. toprağa karıştım yok oldum.. git artık benden.. Artık ben yokum... Aşk Öldü....
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 22/8/2008 - bile bile facia !!!!!!!!
Yazar: LAL
Gecende,Madrid-LasPalmas seferi yapan(kaza yapan) Spanair'e ait uçakta bulunan İspanyol yolcunun uçağın ilk kalkış için piste çıkıp daha sonra teknik arıza gerekçesiyle geri dönmesinden sonra uçaktan inmek istediği ve Spanair heyetinin bunu kabul etmemesi üzerine karısına mesaj gönderdiği bildirilmis !
Kazada ölen İspanyolun karısı, kocasının yolladığı mesajı basına gösterirken, `ASKIM uçak hasar gördü` diye yazan mesajdan sonra telefonla konuştuklarını ve kocasının `beni uçaktan indirmiyorlar` dediğini söylemis
1,5 saat rötarlı olan Spanair`e ait olan düşen uçak, ilk olarak piste çıkmış ancak pilotun aşırı ısınma olduğunu belirtmesi üzerine hangara geri dönmüş! Uçağa yapılan bakımdan sonra teknik heyet, kalkış için tekrar izin verirken, kalkış anında arka motorunun yanmasından sonra çok az havalanan uçak, pistin yanına düşerek alev almış!
simdi bana takilan soru su: her yolcunun ucaktan böyle bir durumda inme talebi olmalidir! hele AVRUPA gibi insan haklarini saydigini ifade eden bir yerde, o vasita UCAK dahi olsa inebilme hakki olmalidir! indirmediler ve adamin hayatina maloldu! simdi sorumlu kim?
giden hayatlar geri gelmezken, buna hemen birileri cikip YETKiLi AGZIYLA formalite cevaplar vericek sacmalayarak!
iste en sinir oldugum seylerden biri: hata yapildiktan sonraki o sacma,o cansiz,o BOS,durum kurtarma amaciyla yapilan telafi yanitlari! ve en kötüsü: bir aptalin digerlerinin ipini cekebilmesi. |
Yorumlar (2) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 20/8/2008 - Aşka Nifak
Yazar: TOKAY ŞİİR

Artık cenneti de sensin, cehennemi de sensin içimdeki kıyısızlığın
kavuşmalarda umutsuzmuş bazen
ayrılmakta varmış senden, onu da yaşadım yaşayamam sanırken
aldatmakta varmış seni, aldattığımın kalbim olduğunu bile bile
kendi yalnızlığıyla geçinip giden oldum anlayacağın
uyuyup uyanan
giyinip soyunan...
bazı şeyler eskimiyor ne kadar istesende, ne kadar hissetmesende
içinde bir yer kalıyor daima, kanamalı bir yara gibi
derken bir yağmur gibi yağıyor anılar beklenmedik bi anda, sağnaklarına tutuluyorsun gözlerinin dudağında bi şarkı kırık dökük
ellerine vuruyor hayat, ellerinde tutamadığın aşka nifak sokar gibi
seni daha çok yaralıyor zaman umuduna inat...
itirafları susuyor yüreğinin faydasız inen bi akşamda
kabulsüz bir dua vakti oluyor geceler yastığında
ne yana dönsen sevdan başucunda
ne yana dönsen, sen senin karşında mahçup
onaramadığın yerlerinle yine kendinle baş başa kalıyorsun
ve öğreniyorsun yalnızlığı, her gün biraz daha fazla
uçurtmasız bir gökyüzünde gözlerin maviye çalıyor
susuyor sevda kendini
radyoda haberler, ne kadar yabancı artık bu şehir sana
vuruyor sevda kendini
gizlenemediği yüreği dar buluyor
bir yolculuk başlıyor sessizce içinde, tebessüm rengi
bir yolculuk başlıyor, dönüş yok geri...
belki de hiç yoktun öncesinde sen
belki bendim seni kendi adıma sevdiren
ayrı kıyılarda göz kırparken yıldızlar birbirlerine
belki de bendim onları senin gözlerine benzeten
acı bir gülümseyişle takındım mutluluğu üstüme belki
yüzümün bir yanı ile ağlayıp, diğeri ile umutlandım aşka ben
gizli bir evcilik oyununa kaptırdım kendimi
uslanmadım hala seni tek başıma sevmekten
makyajımı tazelediğim aynalarda özledim gözlerini
gönlümün sevgilisi gözlerini
aynalarda öptüm en kırmızı rujumla, bendeki suretini
asi bir sevdanın halkasını taktım parmağıma
asi bir sevdanın zincirini boynuma da ben taktım
sana gelen yollarda kaldım
sana yazdığım mektubu da ben yaktım
usanmadım hala seni satır satır sevmekten...
sarhoş olup bağrımda naralar ağıtlar yaktım
kırk gün, kırk gece süren düğünler gibi seni ağladım
duvarlarına yazdım şiirlerimi geçmediğin sokakların
sevinçle suladım çiçeklerimi sensizliğimin sabahlarında
hiç kaybetmedim umudumu kelebekler besledim yüreğimde
hasreti okşayarak,
uslanmadım hala seni yana yana sevmekten...
belki de hiç yoktun öncesinde sen
çiçeklenmesi yüreğimin sözlerinde değildi belki
sakladığım fotoğraflarda sen değilsin belki
yanlış tetikte beklemişim aşkım ben seni
yanlış sevmişsin ya da sen beni
şimdi gidiyorum ardımda kalanları bir bir yakarak
şimdi gidiyorum geldiğim yollardan yalınayak
karanlık sözler kaldı aklımda
istersen sen başla ağlamaya
pişman olacak hiçbir şey kalmadı bana...
Naşide Göktürk |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 20/8/2008 - HANi OLMAZ YA
Yazar: TOKAY ŞİİR

Hani olmaz ya
Şimdi çıkıp gelsen
Ne şiirler dökülür dilimden
Ne romanlar akar ellerimden
Hani olmaz ya
Şimdi çıkıp gelsen
Ne sevda masalları okurum gözlerinden
Ne satırlar keser kağıtları
Hani olmaz ya
Şimdi çıkıp gelsen
Ne satırlar keser kağıtları
Ne kağıtlar kabul eder mürekkep damlalarını
Hani olmaz ya
Şimdi çıkıp gelsen
Durur yaşlı dünya
Kalırım ansızın
Bakışlarım
Bakışlarında
Hani olmaz ya
Şimdi çıkıp gelsen
Anlatamam sana
İçimden geçenleri
Hoş..
İçimden kopan binbir fırtına
Ne kelimeler yeter anlatmaya
Ne kalemler yeter yazmaya
Hani olmaz ya
Şimdi çıkıp gelsen
Neler dökülür dilimden
Bir an bile düşünmeden
Hani olur ya
Bir gün çıkıp gelirsen
İşte o zaman durur zaman
O zaman konuşur kelimeler
Durdukça dudağımda dili tutulan
Hani olur ya
Şimdi çıkıp gelsen
Ne kader alabilir seni benden
Ne sen
Hani olmaz ya
Bakarsın olur
Olurda gelirsen
Vazgeç gözlerimden vazgeçebilirsen
Hani olurda olmazsa
Yani gelemezsen
Bir sevda yaşı süzülür gözlerimden
Hani olurda gelirsen
Ya da olmazda gelemezsen
Hep bir damla yaş olur
Süzülür gözlerimden
Gelsen mutluluk
Gelemezsen umutsuzluk olur adı
Hani olur ya…
Belki de olmaz…
Belki de dolmaz zaman
Belki de doldu zaman
Aman yar
Durma çık gel
Seni bekleyen satırlara
Sana damlayacak parmaktaki kanlara inat gel
Durma
Çık gel
Gel ki yazsın kalem
Gel ki dolsun satırlar
Gel ki
Gel ki dursun gözümdeki ince yaşlar
Bir geliş ki duran hayatlar yeniden başlar
Gel yar
Gel… |
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 19/8/2008 - CANOM
Yazar: TOKAY ŞİİR
|

Ölümün üzerinde yürürdü çocuklar,
Hiç yakışmazdı bir beden büyük gelirdi hep
Dönerdik bir kuşatmadan döner gibi paramparça!
Kabzamızda soğuk bir köpek havlaması!
Patikalar incelirdi gün boyu,
Güneş aynı olmazdı,
Ay kadınlığından utanırdı düşerdi deniz'e çırılçıplak!
Kurşuna vurulan gök-kuşağı avuçlamazdı,
Yağmur sonrası toprak kokusunu!
Yürürdük sırtımızda geceden kalma günışığı,
Kalleş cesetlerin üzerinden sıçramak düşerdi payımıza!
Bütün adımlarımızın kirlenmiş sakalları vardı!
Aşk yasaktı,
Sevmek,
sevişmek yasaktı!
Saçının tek bir telini sırtlamaktı mümkün olan,
Bu ne ağır vebal
Özgür dağların tutsak deniz'indeydi gövdemiz,dalga dalga!
Limansızlık var bu yerlerde,
Uçurumlar!
Bakmak yasak,
Görmek,
Korkmak yasak;
Gölgemiz yasaktı bize-sen yaklaşma Canom...
Yüzünün gül suretini vur dünyaya,
Savur saçlarını yıldızlar çıksın!
Kentler şimdi dağlar kadar yakın degil,
Voltada degil yüzüm,
Gidişi varsa elbet bu yolun-sonunda sen olmalısın!
Nasıl bakıyor Ülkem gözlerime dimdik göz kırpmadan!
Yürümeli Canom-sen bırakma ellerime desem;
İki elim var!
Hangi birini tutacak ellerin ! ?
|
|
|
|
Deniz
|
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 15/8/2008 - Adım İntihar Kalsın Sende Hadi Gülümse Ama Sen Bilme

Hiç bir şey deme ama!
Sadece dinle!
Vakitsiz bir anda içime düşen adım kalsın sende.
Aranan bir aşkı ihbar edecek yıldızlar ihtihardan önce,
Yoksul olan kalbimizin sesi geriye kalanla yetinsin
/senden
ibaret!
Darmadağan sabahların sahilinde,
Yıkılmış evler deprem sonrası içimde bir çığlık!
Kirpiksiz gözler uykuya varmaz-varılacak yerler olmalı?
Rehin bırakılmış şah damarımdan kanım aksınki,
Adım intihar kalsın sende!
Bizim degil bu sevda vapur düdüklerinin,
Martı kanatlarının dalgalar boyu eskiyen sesinin.
Gün boyu adımlamadığımız kaldırım efkârının,
Yalan aşkların,yalancı aşıkların...
Adım intihar kalsın sende hadi gülümse ve sen bilme!
Dalgın bir Denizler gibiyim
Sahile vurdumda ölü balıklara özendim geri dönmedim geriye!
Gövdemin baltalandığı Çınar içerden çürüyorken,
Diyarbakır bana yanıyor,yangınlar içinde!
Ne çok Mayıs'a vuruldum,
Doğmamışım daha Ekime çok var!
Delikanlı yaşımı kutlamak sana mı kaldı İstanbul! ?
Adım intihar kalsın sende hadi gülümse ve sen bilme!
Ferman eyleye dursun bu fırtına,
Yeşil bir yaprak düşsün dalından,yağmurlar sağnak
Öfkemin hangi gözünden baksam,aynı renk gökyüzü!
Akıp gidiyor günler
/an.....
Durmuyor çılgınlık bu!
Sabah çıırılçıplak elbisesiz yatak sohbetleri uzak kentlerde!
Uslanmamışım-usum(n) da...
Adım intihar kalsın sende hadi gülümse ve sen bilme!
Anyı gökyüzünün ayrı bulutları
Ayrılık yaşında!
Biri doğu der uzatır elini,hayal olur el degmemişligine!
Digeri batıya koşar,düş kıran fırtınaya tutulur!
Bilekleri kesik gelir ikiside
/İkiside ayrı dilde!
Adını unutur ilki...ikincisi kırgındır gökyüzüne!
Adım intihar kalır gökyüzünde!
Adım intihar kalsın sende hadi gülümse ve sen bilme!
Anlatılmaz olmuşum hayatım özetsiz,
Issız koyakların yankısından geri dönüşmüşüm!
Bir gülüşüne bin ateş yakmışım yüregime,
Tabip sürmüş merhemi bileklerim hala kesik!
Bilmez olmuşum kaçıncı damardan gelmiş ölüm!
Façası bozuk bir surat çarpıyor duvara
/İzi kalıyor duvarda
afişlenmiş
Bu ihtiharı alnıma bıçak gibi saplayanım
Aklıma düşmenin zamanı mıydı?
Neyin düşündün,hangi düşü bırakıp geldin?
Adım kalmıştı sende
/GÜLSENE!
Adım intihar kalsın sende hadi gülümse ama sen bilme!
Kurak bir yalnızlık sonrası ıslak gelmiştim,
Bir yetim şiir adamıştım adına
Mumlar yakmıştım
Yas bile tuttum geçen günler adına,
Beter kışlarda tövbeler üstüne yıkanmıştım!
Çocukluktan kimliksiz kalmışım,adımı sen koydun!
Adım ne bilmiyorsun!
Adım intihar kaldı sende,hadi gülümse
/Ve....
Sen sakın bilme!
Deniz
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 13/8/2008 - iYi Ki SEVDiM, iYi Ki SEViYORUM SENi
Yazar: TOKAY ŞİİR

iyiki geldin bana..
Gelip bos olan yanimi doldurdun,
sonbaharin matemine dokunup da gizlice,
sol yanimda durdun...
Isiyan bir alev gibiydi gözlerin...
önce ilik bir rïzgarla sardi yüregimi..
ve sen bir daha hic gitmedin..
hep olacagin yerde..
yüregimde..
sol yanimda... bekledin..
Bir gün..
"her seye inat kal ".. dedin..
karsi cikip da,
inadina alip basini
gitmedi..
Bekledi gönül..
Durdu ve bir nefes aldi,
gördüklerini göremediklerini bir bir saydi..
Hepsine esen ilik bir rüzgar vardi,
rüzgar tekrar tekrar sararken nefesini...
gitmedi..
Gözlerini kapayip onca söze inat,
bekledi...
Gittigin uzak sehirlerden,
dönüp de ellerinden tutmani..
Gelip de bahar gözlerinle bakmani,
kavusup da bir daha kopmamayi..
Bekledi...
iyikide bekledi..
Geldigin gün anladi,
bitmemisti bu masal..
Her ne kadar bitti dese de,
her ne kadar bitmesi gerekse de !..
Bitmedi..
Bitmeyecek,
sonsuza dek sürecekti...
Kac bahari eskitecek,
kac kez rüzgarlara kanatlanip da,
ellerime degecek...
Saclarimdan usulca öpüp,
türkümüzü söyleyecekti...
iyi ki diyorum simdi..
iyi ki sevdim,
ve seviyorum seni...
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 11/8/2008 - SEN GELDİN YA
Yazar: TOKAY ŞİİR

Geceler karabasan gibi çökerdi üzerime
Korkularım olurdu çoğu zaman
Gözlerim garip bir hüzünle dalardı uzaklara
Puslanırdı ufkum,sıkılırdı ruhum
Hep bir dayanak arardım böyle zamanlarda
Yalnızlık zor gelir dayanamazdım
Dayar sırtımı bir ağaca hayale dalardım
Bir mucize bekler dururdum
İşte şimdi gerçeğe döndü hayallerim
Sen geldin ya
Artık gözlerimin içi gülecek
Bu öyle bir masal ki
Ömür boyu sürecek
Bu öyle bir şarkı ki
Dilden dile söylenecek
Sakın korkma bu aşka nazar değmeyecek
Hiç kimse sevdiğini
Benim kadar sevmeyecek
Ellerim ellerini hiç bırakmayacak
Gözlerim gözlerine dalacak
O mavilikten binlerce umut çıkaracak
Dudaklarım hep ismini haykıracak
Bu öyle bir yol ki
Dönüşü olmayacak
Bu öyle bir sevda ki
Senden başkası asla olmayacak
Sen geldin ya
Her mevsim yüreğimde tomurcuk güller
Daha bir kırmızı açacak
Ay yüzüme gülecek
Yıldızlar bir başka parlayacak
Meltem yüzümü okşayacak
Yağmur daha tatlı yağacak
Kar üşütmeyecek,güneş yakmayacak
Kulağım kapıda olmayacak
Gözlerimden yaş akmayacak
Yangınsa böyle yakacak
Sevdaysa bunun adı
Bendeki en karası olacak
Varsın kimse arayıp sormasın
Sen yanımda oldukça
Kimse umrumda olmayacak
Varsın yer yerinden oynasın
Varsın dünya yansın
Varsin cümle alem üstüme gelsin
Cesareti olan varsa denesin
Beni yolundan döndürsün
Yangınsa böyle yaksın
Sevdaysa bunun adı
Bendeki en karası olsun
|
Yorumlar (0) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
• 9/8/2008 - kene küpeleri !
Yazar: LAL
bu memlekette daha neler neler görüp duyacagiz?
kene seklinde küpeler satilmaya baslandi simdide!
ve de alicisi da epeyce imis. saskinligimi gizleyemiyorum bile
bu nasil is? ticaret konusunda coktan Amerikayi gectik bile ama
keneyi kulakta süs objesi olarak da düsünmemistim
uyanikligin sonu yok.. helllaaal olsun.........
peki ya siz TAKARMIYDINIZ?

|
Yorumlar (4) :: Yorum Yaz :: Baglantı
|
|
|
|
91
sayfadan
1
. sayfa
geri | ileri
|
|