Msn'chat yaparak kız arkadaş bulmak istediler.Fakat işn rengi başkaydı.
Samsun'da internette chat yaparken kendilerini kadın olarak tanıtarak
buluştukları erkeklere cinsel tacizde bulunan ve bunu da kamera ile
görüntüleyip şantaj yapmakla suçlanan çete çökertildi.
MSN
üzerinden tanıştıkları erkeklere genç kız fotoğrafları gösterip randevu
veren çete üyeleri, buluşma noktasına gelen kişileri zorla araca
bindirip daha önceden planladıkları eve götürüyor.
Zorla
alıkoydukları kişilere burada cinsel tacizde bulunan çete üyelerinin,
bunu da kamera ile görüntüleyip daha sonra şantaj yaptığı ileri sürüldü.
Polis,
yaptığı çalışma sonucu tespit ettiği evlere baskınlar yaptı. Bu evlerde
bulunan 15 kişi gözaltına alınırken yapılan aramalarda çok sayıda
bilgisayar ve CD görüntüleri ele geçirildi. Savcılıktan 4 gün ek süre
alınan sanıkların emniyetteki sorgulamaları devam ediyor.
Sabah ve atv’nin yayın haklarını TMSF’den ihalesiz olarak devralan
Merkez Yayın Grubu’nun sahibi Turgay Ciner bir haftada ikinci şoku
yaşıyor. Merkez Grubu ilk şoku geçen hafta TMSF’nin Sabah İstanbul
Baskı Tesisleri’ni 41 milyon dolar muhammen bedelle satışa
çıkartmasıyla yaşamıştı.
İkinci şok ise dün Ankara’dan geldi.
Ankara 30. İcra Müdürlüğü atv’nin isim hakkını 100 milyon YTL (yaklaşık
70 milyon dolar) muhammen bedelle satışa çıkardı. atv’nin isim hakkı
için ilk mezat 17 Ocak 2007 Çarşamba günü saat 11.00 ile 11.15 arasında
Ankara Adliyesi Mezat Salonu’nda yapılacak.
TEMİNAT 20 MİLYON YTL Ankara
Adliyesi Mezat Salonu’na asılan ilanda, 100 milyon YTL değer biçilen
“atv” markasının satışına katılacakların, bedelin yüzde 20’si olan 20
milyon YTL nakdi teminat yatırması gerektiği de kaydedildi. İlanda,
haczedilmiş durumdaki “atv” markasının satış bedeli üzerinden yüzde 18
KDV oranının da alıcıya ait olacağı vurgulandı.
ALACAKLI VAKIFBANK atv
isim hakkının satışa çıkmasına neden olan dosya, Birleşik Basın
Dağıtım, Sabah Yayıncılık, Sabah Pazarlama, Maya Holding, Maya Basın
Yayın ve SATEL gibi şirketlerin Vakıfbank’a olan 4 milyon 128 bin
YTL’lik borcundan kaynaklanıyor.
Vakfıbank’ın alacağını tahsil
etmek amacıyla başvuru yapması üzerine, İstanbul 6. İcra
Müdürlüğü’ndeki dosya kıymet takdiri yapılmak üzere Ankara 30. İcra
Müdürlüğü’ne gönderildi.
Sezonun en iddialı filmlerinden biri olarak gösterilen "Maskeli Beşler-Irak" önümüzdeki günlerde gösterime girecek. Filmin vurucu gücü, son üç ayın fenomen adamı Peker Açıkalın olacak. Açıkalın, filmin afişlerinde rol arkadaşlarından farklı gösterildi. Murat Aslan'ın yönettiği filmde Şafak Sezer, Cengiz Küçükayvaz, Melih Ekener ve Atilla Sarıhan, Erdal Tosun, Cezmi Baskın, Durul Bazan ve Tatlana Tsvikeviç rol aldılar. Çuval ile alay Türkiye'nin petrol sorununa el koyan beş kafadarın maceralarının hikâye edildiği filmde, komedi ve aksiyonun birlikte işlendi. İlk sırada ise Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi olayı geldi. 4 Temmuz 2003'de Irak'ın Süleymaniye kentinde yaklaşık 100 Amerikan askeri, 11 Türk subayının başlarına çuval geçirerek gözaltına almış, bu olay Türkiye'nin ABD ile küçük birkriz yaşamasına neden olmuştu. Filmin konusu kısaca şöyle: Irak'ı karıştırdılar Türkiye'nin, Kuzey Irak petrolleri üzerindeki hakkının yendiğine inanan Maskeli Beşler Çetesi, ABD'nin kontrolündeki bir petrol dağıtım tesisine operasyon düzenler. Komutan Bahattin (Açıkalın), tezcanlı Onbaşı Tezcan (Sezer), Onbaşı Kamil (Küçükayvaz), sakar Zeki (Ekener) ve takımın yeni üyesi Laz Recep (Sarıhan) baskınla tesisi ele geçirir ve ABD'li askerleri rehin alır. Ancak eylem krize yol açar. Yardımcısı Davi (Bazan) ile bölge ağasına (Baskın) kaçak yakıt üreten üç kağıtçı Peşto (Tosun) en fazla zarar gören kişi olarak iki taraf arasında gidip gelmektedir. Bu arada tezcanlı Onbaşı Tezcan'ın ABD'li Teğmen Angel'e (Tatyana Tsvikeviç) aşık olmasıyla işler iyice karışır.Kaynak: Sabah
Avrupa Yakası'nın psikopat Gaffur'u Peker Açıkalın, "İnsanlar Gaffur
delisi olmuş. Taksim'e indiğim zaman şaşırır bir halde buluyorum
kendimi" diyor..
Zirvede oksijen azdır
Avrupa Yakası’nın psikopat Gaffur’u
Peker Açıkalın’ı çekimleri halen devam eden Maskeli Beşler Irak ve
Amerikalılar Karadeniz’de filmlerinin karmaşasında yakaladık.
Abartılmış komedi oyunculuklarından sıkıldığını dile getiren oyuncu,
"Zirvede oksijen azdır. Orada olmak daha çok göz önünde olmayı
gerektiriyor." diyor.
Peker Açıkalın’ın televizyon serüveni ne zaman başladı?
-
Kim Bunlar ile başladı ama tiyatro serüvenim çok daha öncesine
dayanıyor. İlk özel televizyon kanalı olarak TRT 2 kabul ediliyordu o
zamanlar. Farklı mizah anlayışını topluma kabul ettirdiğimiz ilginç,
bıçak sırtı bir
dönemdi. Kolay Para, O Şimdi Mahkûm, Hababam Sınıfı serisi, Maskeli
Beşler, Ekmek Teknesi, Çiçek Taksi gibi birçok önemli yapımda oynadım.
Şimdiyse fazlasıyla popülarite kazanmış bir karakteri canlandırıyorum;
Gaffur. İki sinema filminin daha çekimlerinde bulunuyorum şu an...
Yoğun tempoya devam.
Oynadığınız rollerdeki ’delilik’ oranı çok fazla... Bu roller üzerinize yapışıyor olabilir mi?
-
Hayır bence delilik sadece Gaffur’da var. Mesela Hababam Sınıfı’ndaki
seriye başlamadan önce ’Psiko’ karakteri yoktu. Dedim ki öyle bir
karakter yaratalım ki yeni olsun ama kabul görsün. 16 yıldır okul
yatakhanesinde kalan, içine kapanık Psiko’yu yaratmış olduk. Psiko da,
Hababam Sınıfı içerisinde çok ayrıcalıklı bir yere oturdu. Rekabetçi
olmaktan fazla hoşlanmıyorum ama bir maç oynanacaksa rekabet vardır.
Rekabetin sonucu kazanmayı gerektirir. Kazanmayan da savaşamaz. Bu
sinema, televizyon ve tiyatro için de aynıdır. Uzun yıllar bu alanlarda
hakkıyla bulunmak istiyorum. İki tane kız çocuğunu büyüten, gayet
evcil, yıllardır medyadan uzak yaşamaya çalışan, özel yaşantısına özen
gösteren, kendini ortalığa atmamış bir insanım. Bu çizgiyi çok iyi
tutturmak lazım. Öbür türlü insanlar Gaffur’u sever ama Peker’i sevmez.
Canlandırdığınız
karakterleri özellikle de Gaffur’u kendinize benzettiğiniz oluyor mu?
Seyircinin ilgisine bakılırsa Gaffur için yaratılmışsınız...
-
Gaffur diye birini tanımam, hiç de düşünmedim. Gülse Birsel yazmasaydı
daha da tanımazdım. Gerçekten de çok sınırda bir karakterdi Gaffur.
Ekibin kemikleşmiş bir kadrosu ve seyircisi var zaten. Bizim, ekipten
çıkan kadro yerine dahil olmamız belirli bir heyecan yarattı
izleyicide. Seyircinin kafasındaki yeni ekibe dair soru işaretlerini
aşmaktı ilk etaptaki hedefimiz. Onu aştık. Gaffur da televizyon dizisi
normlarında gidebildiği kadar gidebilecek nihayetinde. Ama yakalanan
enerji çok güzel. Popülarite gelip geçici bir durumdur. Önemli olan,
uzun vadede düşünülen ve uzun yıların arka planı olan prensiplerimle
seyircilerle olan bağı güçlendirmekti. Ben de elimden geleni yapıyorum.
Ben yarattığım tipleri çok benimsiyorum. Kendi kendime onlarla konuşup,
onları yaşatıyorum ve onları icraat sırasında o kadar üstüme giyip, o
kadar net biçimde yansıtma samimiyetine ve tecrübesine hazırım ki zaten
seyirci ile aramdaki özel bağlantı bu.
Teklif edilen rollerde aradığınız bir kriter var mı?
-
Senaryonun kaliteli olması gerekiyor. ’Senaryo çekildiği zaman nasıl
olacak?’ sorusu önemli burada. Sinema filminde oynamak ya da üç buçuk
senedir var olan bir projeye sonradan dahil olmak yürek isteyen bir
şey. Senaryosu, oyuncu kadrosu, teknik ekibiyle tam bir ekip işi.
AMATÖR BİR RUHLA SEYİRCİYE OYNUYORUM
İnternette hakkınızda yapılan yorumların çoğu olumlu...
-
Özel hayatımı daima ’özel’ tuttuğumdan dolayı insanlara kendi kişilik
özelliklerimi göstermedim. Ben sanatçıyım, hiçbir zaman yaptığım
işlerde medyayla birlikte yürümedim, sansasyonel olaylarda bulunmadım.
Gayet profesyonelce kendi içimde, amatör bir ruhla seyirciye oynuyorum.
Herkes benim Gaffur gibi bir karakter olmadığımı biliyor, başarı da
bunun altında gizlidir. Ekmek Teknesi’nde Cengiz ayrı bir karakterdi,
dramatik kurgusu olan sinema filmlerindeki karakterler apayrı. Peker de
kendi içinde fırtınalar yaşayan ayrı bir insan.
Maskeli Beşler Irak filminin
çekimleri de devam ediyor. Filmde canlandırdığınız Bahattin nispeten
aklı başında bir karakter. Siz filmi ve sinemanın içerisinde bulunduğu
durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
-
Maskeli Beşler seri olarak düşünülen bir filmdi. Aldığımız tepkiler
serinin devam filmlerinin çekilmesi yönündeydi. Bahattin, gayet aklı
başında, tansiyon paranoyası olan bir karakter ve delilik dersen bence
pek yok. Sinemada Maskeli Beşler’i yapmaktan dolayı mutluyum ama sinema
adına yorum yapmam gerekirse artık daha iyi işler çıkarılması
gerektiğine ve Türkiye’nin bir geçiş noktasında olduğuna inanıyorum.
Seyirciyi gişeye çekmek için artık iyi yapımcıların, iyi yönetmenlerin,
iyi senaristlerin konuya el atması gerekiyor. Cem Yılmaz’ın Hokkabaz’ı
gayet eli yüzü düzgün, başarılı bir filmdir bence. Artık sulu komedi
yapmanın da gereği yok.
Aynı
kadrolarla birkaç film çekilmesi sadece gişe stratejisi midir? Çünkü
insanlar aynı ekibi birkaç filmde görüyorlar bir sezonda.
-
Ve o insanlar o filme yoğun ilgi gösteriyorlar. Talep varken, aynı
kadro ile devam etmemek nankörlük olur. Biz yapalım, insanlar
seyretsin. Bunu tartışmak, yeni yapılan bir filmi olumlu-olumsuz
eleştirmek yersiz. Mühim olan yapabilmek. Türkiye’de insanlar
genellikle olumsuz eleştiriyor. Bu rekabet ortamının Türk toplumuna ne
kadar faydası vardır ya da yoktur bunu herkesin şapkasını önüne koyup
bir düşünmesi gerekiyor.
Yaptığınız işler sizi önemli bir noktaya taşıdı ve bu konuda yıldız addedebiliyoruz sizi...
-
Önemli olan çok güzel ve büyük bir yıldız olarak uzun süre gökyüzünde
parlamaktır. Sokakta aldığın tepkilerle belki bunu yaşayabilirsin.
Bugün Kadıköy’de, ışıklarda, bir amcamız torununu cama çıkardı ve ben
hem torununu hem de amcamızı öptüm. Çok beğendiklerini söylediler.
Mesela reyting olaylarından anlamam. Kime göre neye göre belirlenir?
Ama esas aldığım tepkiler dışarıda. Ve böyle güzel tepkiler gelince
motivasyonunuz artıyor.
Zirvede olmak istemediğinizi vurguluyorsunuz hep. Zirvede olmak kötü bir şey mi?
-
Yıllardır söylüyorum, yine söyleyeceğim; zirvede oksijen azdır! Halk ve
medya zaten iyi yapılan işi takdir ediyor ve gereken saygıyı
gösteriyor. Zirvede olmak daha çok göz önünde olmayı gerektiriyor.
Saygınlık ve içtenlikle işlerimi yapıyorum.
Peker de Karadeniz’de
Ocak 2007’de gösterime girmesi
planlanan Amerikalılar Karadeniz’de filminde Peker Açıkalın, Ercüment
isimli tipik bir Karadeniz vatandaşını canlandırıyor. Yönetmenliğini
Kartal Tibet’in üstlendiği filmin başrollerini Açıkalın; Metin Akpınar,
Kadir Çöpdemir, Kıvanç Tatlıtuğ ve Melis Birkan ile paylaşıyor.
KIZLARIMI ÖPE ÖPE BÜYÜTÜYORUM
Magazin basınından niye bu kadar uzaksınız?
-
İnsanlar kamera arkasının hep lay lay lom olduğunu düşünüyorlar. Böyle
yaşayanların yanında orta halli ve huzurlu yaşayanlar da var. Bu
anlamda Türk toplumunun duyarlılığına ve seçiciliğine güveniyorum.
Medya insanı rezil de der vezir de. Kendimi uzak tutmaya çalışıyorum.
Niran Ünsal ile kızınız Şeker yüzünden bir ara medyanın takip ettiği isimlerdendiniz. Sorunları çözdünüz sanırım...
Bazı kimselerin iyi araştırma yapmadan yarattıkları bir konudur bu. O
kişilerin kendilerini affettirmesi için onlara izin verdim ve onlar da
olayın medyaya yansıdığı gibi olmadığını göstermeme yardımcı oldular.
Şeker okula başladı. Hem annesiyle hem babasıyla beraber. Yedi aylık
bir de Perim Yakut isminde bir kızım var. İki kızımı da öpe öpe,
koklaya koklaya büyütüyorum. Allah’ıma şükrediyorum. Hayatımda hep iki
tane kızım olsun istemişimdir. Onların motivasyonuyla hayatta nefes
alıp vermenin ne kadar değerli olduğunun bilincindeyim. Rahmetli babam
bana ’Bir insan ancak baba olduğu zaman anlayabilir, çocuğun olduğunda
anlayacaksın’ derdi.
Başarılı olmanızda çocuklarınızın da katkısı çok büyük o zaman...
-
İnsanın çocukları, başarılı olmak için en büyük motivasyonu sağlıyor.
İyi bir aile babası olarak geçmişini unutmadan, geleceğine de emin
adımlarla ilerlemek her insanın idealidir.
Avrupa Birliği, bugünden itibaren iki yeni üye Bulgaristan ile
Romanya'nın katılmasıyla 27 üyeli bir birlik haline geldi. Genişlemeye
kuşkuyla bakanların sayısının her geçen gün arttığı bir ortamda
gerçekleşen bu üyelikler, olumlu yanlarından çok olumsuz yanlarının
tartışılmasıyla dikkat çekiyor. Yaklaşık 12 yıllık hazırlık sürecine
rağmen eksiklerini tam olarak gideremeyen Bulgaristan ve Romanya'ya
"evet" denmesinin ardında ise siyasi nedenler yatıyor.
1 Mayıs 2004'te AB'ye katılan on ülkeyle birlikte üye olamayacakları
daha 2001'de belli olan Bulgaristan ile Romanya, son dönemde özellikle
ekonomik alanda bazı belirgin adımlar attı. Ancak bu adımlar, iki
ülkenin imajını düzeltmeye yetmedi. Ekonomik açıdan AB'nin en yoksul
ülkeleri olan Bulgaristan ile Romanya, rekabet alanında da AB'nin diğer
üyeleriyle baş edemeyecek durumda.
Yolsuzluk sorunu
Asıl sorun ise yolsuzluk ve organize suçlarla mücadelede yaşanıyor. Bu
suçlarla mücadelede gerekli olan adalet mekanizmasının işleyişi de
sorunlu. Ne Sofya ne de Bükreş, bu alanlarda AB'yi tatmin edemedi.
Mahkemelerin işleyişinin iyileştirilmesi, yolsuzlukların siyasetin en
üst düzeyine kadar soruşturulması, sınırlardaki ve yerel yönetimlerdeki
yolsuzluklarla mücadele edilmesi, AB'nin önde gelen talepleri arasında.
AB, ayrıca, Bulgaristan'ın organize suçlarla mücadeleyi artırmasını,
Romanya'nın da politikacıların mülkiyet ve çıkar ilişkilerini
aydınlatacak olan bir birim kurmasını talep ediyor.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün yolsuzluk alanında hedef aldığı
ülkeler arasında Bulgaristan ve Romanya'nın da yer alması, bazı AB
ülkelerinin endişelerini doğruluyor.
AB, sözünden dönmedi
Eksikliklerine rağmen iki ülke engellenmedi. Çünkü, AB, 2007'de üyelik sözü vermişti
Tam bir kıyaslama yapmak zor olsa da, bu iki ülkeye yakılan yeşil ışık,
Türkiye'nin son dönemde attığı adımlar ve sergilediği performans
dikkate alındığında, AB'nin üyelik sürecinin sonucunun belirlenmesinde
ne kadar farklı yaklaşımlar sergileyebildiğini gösteriyor.
Bu iki ülkenin, 2004'te üye olan 10 ülkeden ayrılarak, AB'ye üye olmada
gecikmesinin nedeni, Brüksel'in sıkı kurallar koyması ya da Türkiye'ye
yaptığı gibi büyük ölçüde teknik olan bir süreci siyasi konularla
boğması değil.
2004 yerine 2007'de gelen üyeliğin asıl sorumluluğu, ev ödevlerini
yerine getirme konusunda gerekli siyasi iradeyi gösteremeyen Sofya ve
Bükreş hükümetlerinde.
Ciddi eksiklere karşın üyeliğin 2007 sonrasına kalmasının
engellenmesinde ise, Brüksel'in 2002 Kopenhag zirvesinde kendisini bu
tarihle bağlaması ve bu sözünden dönmek istememesi yatıyor.
Havada kalan sözler
AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in,
"Demokrasilerini güçlendirmek, ülkelerini çağdaşlaştırmak, adalet
sistemlerini daha etkin ve bağımsız kılmak yolunda etkileyici reformlar
yapan Bulgaristan ve Romanya, tebrik edilmeyi hak etmiştir" yönündeki
açıklaması bu iki ülkenin durumuna bakılınca biraz havada kalıyor.
Romanya ve Bulgaristan'dan gelen açıklamalarla bu sözler karşılaştırıldığında ilginç bir manzara ortaya çıkıyor.
Romanya Başbakanı Calin Popescu Taricenau, ülkesinin siyasi açıdan
olgun olmadığını belirterek, "Ekonomik büyüme ve siyasi istikrarın
korunması halinde Romanya, diğer AB ülkelerini 20 yıl içinde
yakalayabilir. Aksi takdirde bu süre 40 yıla çıkar" dedi.
Bulgaristan Başbakanı Sergey Stanişev ise ülkesinin son trenin son vagonunu yakaladığını itiraf etti.
Üye olsalar da denetim sürecek
İki ülkeye bazı et ürünlerinde yasak sürecek. Serbest dolaşımda
kısıtlamalar ancak 2009'da kaldırılacak. Bulgar uçakları ortak hava
sahasına giremeyecek
Son yıllarda AB'de belirgin bir hal alan "genişleme alerjisi",
Brüksel'i, Bulgaristan ile Romanya'nın üyeliğini, en azından ilk
etapta, sıkı denetim altında tutmaya yöneltti. Yolsuzlukla mücadele
konusunda hem her iki ülke, hem de Komisyon düzenli aralıklarla detaylı
raporlar hazırlayacak.
Mart ayından itibaren de AB'nin tarım alanındaki yardımlarının
kurallara uygun kullanımını sağlamak amacıyla özel birimler kurulacak.
Bu alanda yolsuzluk belirlenmesi halinde AB, ödeme yapmayacak ve
yaptığı yardımın dörtte birini geri alabilecek.
Organize suçlarla tam anlamıyla mücadele edilmemesi halinde bu
ülkelerdeki yargı kararları AB'nin diğer ülkeleri tarafından kaale
alınmayabilecek. 2004'te üye olan on ülkeye uygulanan bazı önlemlerin
benzerleri de devrede olacak. Gıda sağlığı alanındaki yetersizlikler
nedeniyle AB, bu iki ülkeye uyguladığı domuz eti ihracatı yasağını şu
aşamada kaldırmıyor.
Dolaşım kısıtlaması
İşçilerin serbest dolaşımı konusunda da üye ülkelerin büyük çoğunluğu
kısıtlama kararı aldı. Bu kısıtlamaların 2009'da kaldırılması
öngörülüyor.
Güvenlik düzeyinin yetersizliği nedeniyle Bulgar uçakları AB'nin ortak hava sahası uygulamasına dahil edilmiyor.
İki ülke, vizesiz ve kontrolsüz dolaşıma olanak veren Schengen
sistemine ya da ortak para uygulamasının bulunduğu euro bölgesine dahil
olmak için bekleyecek. Yapılacak olan değerlendirmeler ışığında üyelik
haklarına konulan bariyerler yükseltilebilecek ve daha fazla kısıtlama
gündeme gelebilecek.
Katılım süreci 12 yıl sürdü
Son genişleme dalgasında yer alan diğer 10 ülkeden farklı bir takvim
izleyen Bulgaristan ile Romanya'nın katılım süreci yaklaşık 12 yıl
sürdü.
1995 Haziran: Romanya, AB üyeliği için başvuru yaptı.
1995 Aralık: Bulgaristan, AB üyeliği için başvurdu.
1997 Temmuz: AB Komisyonu, Bulgaristan ile Romanya'ya adaylık statüsü verilmesine yeşil ışık yaktı.
1999
Aralık: Letonya, Litvanya, Slovakya ve Malta'nın yanı sıra Bulgaristan
ile Romanya'yla da müzakerelerin açılması kararı alındı.
2000 Şubat: Üyelik müzakereleri resmen başladı.
2002 Aralık: Bu iki ülkenin katılım tarihi 2007 olarak belirlendi.
2004 Aralık: Romanya'yla tüm başlıklar kapatılarak müzakereler tamamlandı.
2005
Nisan: Avrupa Parlamentosu, 88'e karşı 534 oyuyla iki ülkenin üyeliği
konusunda olumlu görüş bildirdi. Ardından Katılım Anlaşmaları
Lüksemburg'da imzalandı.
2006 Eylül: AB Komisyonu, iki ülkenin üyeliğinin 1 Ocak 2007'de gerçekleşmesinde bir sakınca görmediğini açıkladı.
1 Ocak 2007: Bulgaristan ile Romanya'nın katılımıyla AB'nin üye sayısı 27'ye yükseldi.
Asgari ücret 82 ile 90 euro
Nüfus: Bulgaristan 7.8 milyon, Romanya 21.6 milyon
Yaşam beklentisi: Bulgaristan 69 erkek, 76.3 kadın; Romanya 68.2 erkek, 75.4 kadın
Büyüme hızı: Bulgaristan 6.2, Romanya 8.3
Kişi başına düşen gelir (satın alma gücü): Bulgaristan 8077 dolar, Romanya 8479 dolar
Enflasyon: Bulgaristan yüzde 5.7, Romanya yüzde 4.8
Yükseköğrenim oranı: Bulgaristan yüzde 22, Romanya yüzde 12
İşsizlik: Bulgaristan yüzde 7.4, Romanya yüzde 7.6
Asgari ücret: Bulgaristan 82 euro, Romanya 90 euro
Berlin, AB'nin Dönem Başkanı
AB Dönem Başkanlığı koltuğunda bugünden itibaren Almanya oturuyor. Altı
ay boyunca AB'ye yön verecek olan Almanya'dan beklentiler yüksek olsa
da Berlin kendisinden mucize beklenmemesini istiyor. Türkiye'yle
müzakereler, Almanya açısından düşük öncelikli konular arasında yer
alıyor. Almanya'nın en önemli önceliklerinden birisi Avrupa
Anayasası'nı yeniden canlandırmak.
Almanya'nın Türkiye konusunu mümkün olduğu kadar geri planda tutmaya
çalışması bekleniyor. Türkiye'nin öne çıkarılmayacak olmasındaki en
önemli etkenlerden biri, Almanya'daki koalisyon ortaklarının bu konuda
derin görüş ayrılıklarına sahip olması. Almanya, Türkiye'nin gündeme
geldiği her aşamada, AB düzeyinde bir uzlaşı sağlamaya çalışmadan önce,
Berlin'de bir uzlaşı sağlamak durumunda olacak.
Yeni
yıl öncesinde, müşterilerinin önceki yıllardaki taleplerini dikkate
alan mağaza ve alışveriş merkezlerinin yeni yıla özel hazırladıkları iç
çamaşırı reyonları büyük ilgi görüyor.
Yeni
yıl alışverişi için mağaza ve alışveriş merkezlerini dolaşanların en
fazla bu reyonlardan alışveriş yaptıkları, iç çamaşırlarında en çok
tercih edilen rengin ise kırmızı ve tonları olduğu bildirildi.
Yeni
yıl ve Kurban Bayramı tatiline yaklaşık bir hafta kala vatandaşlar
alışveriş telaşına düştüler. Kimi vatandaşların kendilerine ve
çocuklarına bayramlık giysi almak için aşındırdıkları alışveriş
merkezleri ve mağazalar, sevdiklerine yeni yıl hediyesi almak
isteyenlerin de akınına uğruyor.
Alışveriş
merkezlerinin yetkilileri, özellikle yeni yıl alışverişine çıkanların
çoğunluğunun, eş ve sevgilileri için iç çamaşırı, çocukları için ise
oyuncak almayı tercih ettiklerini bildirdiler.
Erkeklerin
hediye seçiminde kırmızı ve tonları ile şeffaf iç çamaşırlarını tercih
ettiklerine işaret eden yetkililer, yeni yılda hediye olarak
kendilerine kırmızı iç çamaşırı hediye edilmesine alışan kadınların da
son yıllarda sevdiklerine aynı renk iç çamaşırı almayı tercih
ettiklerini söylediler.
Alışveriş
merkezlerinde, kırmızı renkli, üzerinde Noel Baba ve farklı karikatür
kahramanlarının figürlerinin bulunduğu boxerlar de talep görüyor.
Bu
arada, kadınların hediye olarak bir diğer tercihinin kravat olduğu,
kişilerin dost ve sevdiklerine hediye etmek üzere aldıkları ürünler
arasında kırmızı mumun da bulunduğu kaydedildi.
Beşiktaş'ta
seçim yaklaşırken aday olması beklenen Fikret Orman, 2004’deki kongrede
yenildiği Yıldırım Demirören’in karşısına tekrar çıkmayacak. Siyah
Beyazlı kulüpte muhalif kanatın 1 numaralı ismi, sandığa girmeyeceğini
açıkladı.
Seçim
de kaybetmenin hoş olmadığını söyleyen Orman 'Bu riski göze alabilmek
için bir kitle gerekiyor ve bu kitle de azınlıkta’’ dedi.
Orman
'Beşiktaş'ta akil insan sıkıntısı var. Genel Kurullara kimse
katılmıyor. Sadece 3-4 eski yönetici görebiliyorum. Bu yapı sağlıklı
bir ortam değil. Aday olsaydım çok büyük bir revizyon yapardım. Ama bu
takımda değil kulüpte olurdu' dedi.
Demirören’in
yeni bir yönetim ile yola devam etmesi tavsiyesinde bulunan Orman, iyi
bir Beşiktaşlı olarak kulübü dışarıdan destekleyeceğini; taraftarın
isteğine göre hareket edilemeyeceğini, yöneticilerin asıl görevinin bir
araya gelip önemli kararlar almak olduğunu ve bu konumda taraftarın
isteğine göre değil yöneticilerin kararına göre davranılması
gerektiğini söyledi.
Dünyanın bir numaralı arama makinesi
Google, yeni yıldan önce 2006 yılına damga vuranları 'Zeitgeist'
(Zamanın Ruhu) bölümünde açıkladı.
Dünya çapında bir milyarı aşkın kişinin online
olduğu 2006 yılında, internetin nabzını tutan Google'ın listelerine
göre 2006'ya damgasını vuranlar:
Google Haberler'de en çok arananlar 1. paris hilton 2. orlando bloom 3. cancer 4. podcasting 5. hurricane katrina 6. bankruptcy 7. martina hingis 8. autism 9. 2006 nfl draft 10. celebrity big brother 2006
Google.com'da en çok arananlar 1. bebo 2. myspace 3. world cup 4. metacafe 5. radioblog 6. wikipedia 7. video 8. rebelde 9. mininova 10. wiki
Kim olduğu en çok merak edilenler 1. borat 2. hezbollah 3. eu 4. hot 5. capote 6. v? 7. banksy 8. mohammed 9. buckethead 10. ip
Ne olduğu en çok merak edilenler 1. hezbollah 2. carisoprodol 3. acyclovir 4. alprazolam 5. tramadol 6. ajax 7. hydrocodone 8. vicodin 9. xenical 10. xanax