BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
Benimblog.com satilikir / is for sale: info@anahaber.com




YEŞİL ERMENEK

 

Taşeli Haberleri

www.ermenekhaber.com

 

Ermenek Haber

Web Counters

Benim hakkımda

TAŞELİ'NİN İNCİSİ, TOROSLAR'IN GERDANLIĞI, KEKLİĞİN ANAVATANI, BİLLUR AKAR SULARI, YEMYEŞİLDİR DAĞLARI, ERMENEK ERMENEK GÜZEL ERMENEK, BİR ÖMÜRDE HİÇ OLMAZSA BİR DEFA GÖRMEK GEREK...KİMSENİN AHI KALMASIN SENDE ERMENEK...

Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım
    Baglantılarım


    2 sayfadan 2 . sayfa
    geri | ileri
    31/3/2006 - ERMENEK ÇEVRESİNDE MAĞARA ARAŞTIRMALARI

    ERMENEK ÇEVRESİNDE MAĞARA ARAŞTIRMALARI

     

    MAĞARA ARAŞTIRMA DERNEĞİ ETKİNLİK RAPORU

    Mağara Araştırma Derneği
    Cave Research Association


    ALTINTAŞ-Topak Mevkî
    Araştırma Etkinliği

    21.04.2001 / 24.04.2001

    Hazırlayan:
    Emre Baturay Altınok
    -------------------------------------------------------------------------------
    Fransa’nın en kimsesiz dağının başında, suyun olduğu yere yakın, bir sürü kıvrımlar yaparak dağın içlerine uzanan, otuz metre kadar içeride çöküntüyle biten bir mağara keşfetti.Tünelin sonunda, gün ortasında bile göz gözü göremez bir gece karanlığı egemendi. Bir de mezar sessizliği; havada nemli, tuzlu bir serinlik vardı.
    Jean Baptiste Grenouille evini bulmuştu.
    Patrick Süskind- Koku

    MAĞARA ARAŞTIRMA DERNEĞİ
    ETKİNLİK RAPORU

    Katılanlar:
    1. Kubilay ERDOĞAN
    2. Beril ERDOĞAN
    3. Emre Baturay ALTINOK
    4. Cem ÖZGENOĞLU
    5. Onur FİDANER
    6. Ömür FOYA
    7. Özlem BİRGÜL
    8. Emre TURGAY
    9. Ozan ERSOY
    10. Faysal BAŞÇI
    11. Özgür BABÜR

    1)Bölgede tesbit edilen mağaralar

    1) Topak Düdeni Rakım: 1802 m. N: 36° 47’ 04.3” E: 32° 47’ 18.3”
    2) Düdenağzı Rakım: 1829 m. N: 36° 47’ 10.5” E: 32° 48’ 06.2”
    3) Çatlak Rakım: 1831 m. N: 36° 48’ 34.9” E: 32° 47’ 22.8”
    4) Düden Rakım: 1839 m. N: 36° 48’ 34.2” E: 32° 47’ 25.6”
    5) Yatay Mağara Rakım: 1885 m. N: 36° 79’ 57.9” E: 32° 47’ 24.1”

    2)Bölge halkından duyum alınan mağaralar

    1) Alaçam Köyü ÖZELLİKLER:
    -Yatay Mağara
    -Susuz
    -Köylülerce girilmiş. ULAŞIM:
    -Mut’tan direkt dolmuş var. BAĞLANTI:
    Sadi Üstün – Mut Otogar bekleme salonu (20’den sonra)
    Tel:0. 324. 774 13 18


    2) Dağpazarı Mıntıkası ÖZELLİKLER:
    -Yatay Mağara
    -İçinde göl varmış ULAŞIM:
    -Mut’un içinden ulaşım var. BAĞLANTI:
    Sadi Üstün – Mut Otogar bekleme salonu (20’den sonra)
    Tel:0. 324. 774 13 18

    3) Suyolu Mağarası (Güneyyurt -Yukarıçağlar Köyü) ÖZELLİKLER:
    -Bilgi yok
    -Aşağıçağlar Köyü muhtarı: Hacı Ballı
    -Yukarıçağlar Köyü muhtarı: Osman Ateşli ULAŞIM:
    -5 km yol var
    -7-8 km de yürünüyor. BAĞLANTI:
    Sadi Üstün – Mut Otogar bekleme salonu (20’den sonra)
    Tel:0. 324. 774 13 18

     

     

    Bölge: Güneyyurt- Altıntaş Yaylası- Topak Mevkii- KARAMAN
    İstihbarat: Dernekle irtibata geçen Fransa'da ikamet eden Ermenekli Süleyman Bey
    İletişim: Güneyyurt Belediyesi- Saffet Bey Tel: 0.338.736 80 04
    Yaylanın özellikleri:

    - Nisan itibariyle yayladan düdene akan suyla ihtiyaçlar (içme, bulaşık) giderildi.(tahmin edilen tek su kaynağı buydu.) Yaz aylarında, özellikle Ağustosta su en az seviyeye çekiliyormuş, ayrıca yukarıda bir çeşme olduğu sanılıyor.

    -Yayla oldukça geniş ve yeşillik. Yayla evlerine 10 dakika yürüme mesafesinde. Köylüler oldukça içten. Son gün odunlarını bizimle paylaştılar. Mutlaka irtibata geçilmeli.

    -Mayıs ayından itibaren sivrisinekler artıyormuş.

    -Yayla evleri hariç yerleşim alanı ve merkez oldukça uzak. (oldukça dik ve yüksek bir yol vasıtasıyla çıkıldığından tedbirli gidilmesi gerekli.(Yiyecek, giyecek, yakacak, hastalık açısından.)

    -İlk görünüşte güvenli, hayvana rastlanmadı...

     


    20.04.2001 Cuma

    -Yolculuk AŞTİ’den saat 22.30’da başladı.

    -Şimşek Turizm’e 11 kişi için toplam 90 milyon TL. para verildi.

     

    21.04.2001 Cumartesi

    - Mut’a saat 04.30 gibi varıldı.

    - Dolmuş sahibi, gazete dağıtıcısı ve aynı zamanda muhtarın oğlu olduğunu öğrendiğimiz , yol boyunca bizi oyun havalarıyla coşturan Levent Abi beklendi. (Tel: 0.542.797 36 99)

    - Bu arada Mut Otogarı bekleme ve çay salonunda çaylarımızı yudumlarken bir yandan Mut Otogarı Bekleme salonunda çalışan Sadi Üstün’den bölgedeki mağaralar hakkında istihbaratlar alındı.(Sadi Abinin ne kadar güvenilir olduğu bilinemez ama bir ara bir Alman’ın mağaralardan birinde uzun zaman kaldığını ve Budha heykeli olduğunu ve hatta Sadi Abinin heykeli dua için ödünç istediğini ama alamadığını öğrendik.Bu da bizim, mağaralar hakkında teyit edici bilgiler almadan adı geçen bölgelere gitmeme fikrimizi güçlendirdi. Yanılıyor da olabiliriz. Zira bilgileri verirken çevreden oldukça onay aldı.)

    -Levent abi eşliğinde saat 07.00 gibi Mut’tan Güneyyurt’a hareket edildi.
    -Mut-Ermenek arası kişi başı 2.5 milyon TL.’a anlaşılmıştı.
    -Daha sonra Mut-Ermenek-Güneyyurt-Başyayla-Altıntaş güzargahı için kişi başı 4 milyon TL.verildi.
    -Mut- Altıntaş arası toplam 40milyon TL. verildi ve yaylaya 500 metre mesafeye kadar bu dolmuşla gidildi.

    - Saat 10.45 gibi Altıntaş Yaylasına varıldı.(Topak Mevkii)

    - Düden girişine bakıldı ve heyecanlanıldı.

    - Kamp yeri seçildi, kahvaltı edildi ve biraz dinlenildi.

    - 12-14 arası Baturay ve Cem yaylaya çıkmaya yardım eden köylülerden biriyle ilk keşif turuna çıktı ve mağara arandı. 2 düden, 1 yatay mağara ve 3-5 metrelik birçok kuyuya rastlandı. İçlerine girildi, incelendi. Kayda değerler için ölçüm alındı.

    -Saat 13.00 gibi Kubilay mağaranın ağzına ilk boltu çaktı.

    -Kubilay hattı döşedikten sonra (30 metre civarı) 2. Ekip Beril ve Ozan giriş yaptı.

    -Kampa tam anlamıyla yerleşildi, yemekler yendi, gece de 3. Ekip Cem ve Onur iniş yaptı.

    -Yorgun düşüldü ve uyundu.

    22.04.2001 Pazar

    -Sabah erken kalkıldı. İşbölümü gereği kalvaltı ekibince hazırlanan kahvaltı yapıldı.

    -12.00 gibi Beril, Özlem, Ozan, Cem, Onur 2. keşif turuna çıktılar. 12.30 da Davut Amca’nın olduğu yere varıldı.( iyisu çeşmesi)
    Rastlanılanlar
    -1.Düden, çatlak şeklinde devam ediyor,1 metre yataydan sonra iniş var, bakılamadı. Arkasında bir girişi daha vardı. 2, 2.5 metrelik bir girişi vardı, bakılamadı.
    -Obanın karşısındaki yaylada bir mağara daha olduğu öğrenildi. Ağzı taşla kapatılmış bir düden olduğu söylendi. Kamptan yaklaşık 15-20 dakika mesafede olduğu sanılıyor.

    -Tüm bu aramalar sırasında ekip yaylanın biryerinde güneşin altında, mavi çiçeklerin arasında uyuyakaldı ve uyandığında yağmura yakalandı. Yağmur 2 saate yakın sürdü ve moral bozdu.

    -Aynı sıralarda saat 12.00 civarı 4.ekip Kubilay ve Baturay mağaraya iniş yaptı. 30 metreye kadar inildi ve cadı kazanı geçildikten sonra bolt çekicinin ve ip uzunluğunun yetersizliğinde karar kılındı ve taşla yükseklik ölçümü yapılarak, çıkışa başlandı. Yaklaşık 45-50 metreyle devam ettiği sanılıyor.

    -14.00 civarı 5.ekip Faysal ve Emre iniş yaptı.Yağmur devam ediyordu (Ömür, elbiseleri ıslanmasın diye toplayınca Emre bayanların hayret verici bakışları arasında İç Anadolu yaylasını sadece boxer şortla koşarak hepimize etkinliğin en eğlenceli anını yaşattı.)

    -Hattın toplanması ve mağaranın haritalanması amacıyla 6.Ekip Kubilay ve Özgür mağaraya iniş yaptı. Havanın kararması ve beklenmeyen eğlenceli faktörler (Özgür’ün ipte uzun zaman kaybetmesi ve Kubilay’ın oldukça ıslanması ve sıkışan Özgür’ü kurtarma faaliyeti) dolayısıyla mağaranın haritalanmasından vazgeçildi ve hat toplanarak mağaradan çıkıldı.

    -Ömür ve Özlem mağaraya iniş yapmadı, kamp çalışmalarıyla takdir topladılar.

    -MAD 2001 Araştırılıyor işareti mağaranın girişine kazındı.

    -Yemek yenildi, kurulanıldı, muhabbet edildi ve Kubilay’ın uykudaki seslerine rağmen her nasılsa uyundu.


    23.04.2001 Pazartesi

    -Sabah 07.30’da kalkıldı, kahvaltı edildi.

    -Sert rüzgar iki çadırı zayi etti.

    -09.45’te yola çıkıldı, sert rüzgar eşliğinde yarım saat yüründü

    -10.15’te Levent Abiyle kararlaştırılan yerde buluşuldu ve Ermenek’e kadar toplam 25 milyon TL.’a gidildi.

    -Saat 14.00’da Kontur Firmasıyla pazarlık yapılarak kişi başı 7 milyon TL’ye Konya’ya gitmek üzere anlaşıldı. (Ermenek- Konya)

    -Otobüsü beklerken kebapçının birinde bol kepçe salata ve misafirperverlikle ucuza acılı adana yendi.

    -Saat 17.30’da Metro turizme daha önceden ayırtılan yerlerle kii başı 5 milyon TL’a Konya’dan Ankara’ya doğru yola çıkıldı.

    -Saat 21-21.30 civarında Ankara’ya varıldı

    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    -Etkinlik kişi başı 33 milyon TL’a maloldu.
    -1 ABD $ = 1.220.000 TL.
    _________________
    Hüseyin Polat DALKIRAN
    Site Administrator
    Ultimate E-Caver


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    31/3/2006 - ERMENEK'İN YOL FERYADI

    Ermenek'in yol feryadı


    Ermenek'in Milliyetçi Hareket Partisi'nden seçilen Belediye Başkanı Uğur Sözkesen, "İlçeme hizmet etmek için bu göreve talip oldum. Kalıcı hizmetler vermek için çalışıyorum" dedi.
     
    Ermenek Belediye Başkanı Uğur Sözkesen "Ermenek-Alanya arası yapılacak olan 94 km'lik yolumuzun acilen ve standartlara uygun bir şekilde açılmasını istiyoruz. Yaz, kış kullandığımız Ermenek-Fındık yolunun açılması önemlidir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bizim milletvekillerimiz için yaptırılması çok zor hizmet değildir. Ayrıca geçtiğimiz dönemlerde büyük heyelan yaşandı. Bu heyelan bölgesine yardım yapılmasını talep ediyoruz. Bu yolun yüzde 70'i bitmiş durumdadır. Geri kalan ve en tehlikeli kısmı ise fazla bir masrafı olmadan bitirilebilir" diye konuştu. FARKLI BELEDİYECİLİK HİZMETİ - Belediyenin daha etkin bir yönetim sergilemesinden yana olduğunu söyleyen MHP'li Belediye Başkanı Uğur Sözkesen "Halk meclislerindeki birinci amacımız, belediyemizin halkla bütünleşmesi ve yakınlaşması ayrıca halktan gelecek olan belediye çalışmalarına hem kurum için hizmetler açısından uyarılarına ve memnuniyetlerini o­nlardan dinlemek" dedi. ERMENEK'İ ANLATTI - İlçesinin ekonomik ve sosyal konumu, belediyenin bugüne kadar yaptığı hizmetler, yörenin sorunları ve geleceğe dönük beklentileriyle ilgili olarak açıklamalarda bulunan MHP'li Belediye Başkanı Uğur Sözkesen, arkadaşımız Meryem Kocabay'a hizmetlerini anlattı... Suda sıkıntı yok - Ermenek'te içme suyu sıkıntısı olmamasına rağmen yer altı kaynaklarından geldiği için bir klorlama sistemi geliştirildi. İmara açık olan tüm alanların içme suyu ve alt yapıları da yapılmış durumda. İlçeye bağlı bulunan ve 600-700 insanın yaşadığı aslında köy olarak nitelendirilen mahalleye de içme suyu getirildi. AFET EVLERİ AÇILIŞI - Afet evlerinin açılış töreninde Bayındırlık Bakanı Abdülkadir Akcan, Karaman Valisi Ali Akan ve Ermenek Belediye Başkanı Uğur Sözkesen, kurdelayı birlikte kestiler. Siyasetin hareketli olduğunu vurgulayan Karaman'a bağlı Ermenek ilçesinin Milliyetçi Hareket Partisi'nden (MHP) seçilen Belediye Başkanı Uğur Sözkesen, "İlçeme hizmet etmek için bu göreve talip oldum. Kalıcı hizmetler vermek için çalışıyorum" dedi. 2000 sayımına göre 15 bin 500 nüfusları bulunduğunu bildiren Ermenek Belediye Başkanı Uğur Sözkesen "Ermenek-Alanya arası yapılacak olan 94 km'lik yolumuzun acilen ve standartlara uygun bir şekilde açılmasını istiyoruz. Yaz, kış kullandığımız Ermenek-Fındık yolunun açılması önemlidir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bizim milletvekillerimiz için yaptırılması çok zor hizmet değildir. Ayrıca geçtiğimiz dönemlerde büyük heyelan yaşandı. Bu heyelan bölgesine yardım yapılmasını talep ediyoruz. Bu yolun yüzde 70'i bitmiş durumdadır. Geri kalan ve en tehlikeli kısmı ise fazla bir masrafı olmadan bitirilebilir" diye konuştu. BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ'ne Ermenek'in ekonomik ve sosyal konumu, belediyenin bugüne kadar yaptığı hizmetler, yörenin sorunları ve geleceğe dönük beklentileriyle ilgili olarak açıklamalarda bulunan MHP'li Belediye Başkanı Uğur Sözkesen şunları söyledi: COĞRAFİ YAPISI "Ermenek ilçesi Göksu'nun en büyük kolu olan Ermenek çayı üzerinde kurulmuştur. Doğuda Mut, batısında Sarıveliler ile Başyayla, kuzeyinde Karaman, güneyinde Anamur, Sarıveliler ile Başyayla bulunmaktadır. En önemli akarsuyu Göksu, Gökdere, Zeyve, Tekeçatı çayları, Başdere, Başyayları önemli kollarından biridir. Akdeniz iklimi görülür. Tarih boyunca çevresindeki şehirlere merkezlik yapmıştır. Yörede Etiler, Asur, Babil, Pers, Roma, Bizans, Emeviler, Selçuklular, Karamanoğulları, Osmanlı ve Cumhuriyet devrilerini yaşaya gelmektedir. KADRO VE BORÇLAR Vatandaşa, kamu kurumlarına birikmiş bir borcumuz vardı. 1999 yılı itibariyle 150 milyar lira borç vardı. Şu anda Maliye ve esnafa borcumuz yok denecek durumdadır. Emekli Sandığına 35 milyar borç var. SSK borcunu taksitlendirdik ve ödemeye devam ediyoruz. Kayda değer borcumuz yok. 36 civarında kadrolu, 37 mevsimlik işçi statüsünde çalışan görevlilimiz var. Eylül ayında aldığımız işçi sayısı 20'ye düştü. Mevsimlik işçilerimize çıkış vermek zorunda kaldık. o­nlara istihdam sağladık. Kamu kurum ve kuruluşlarında işçilerimizi yerleştirdik. Yılbaşından sonra tekrar o­nlara işbaşı yaptıracağız. İMAR VE ALTYAPI En büyük sıkıntımızdan biri imar plânı ve bu plânı uygulayamıyoruz. Arazi yapısı çok değişik yapıya rağmen imar plânımız yeterli. Yeni imara açılan mahallenin alt yapı, içme suyu ve yolları yapılıyor. 650 hektarlık arazimizin ihalesi yapıldı. İnşallah en kısa zamanda imar plânını uygulayacağız. Merkezde tüm alanların imara açılmış olması bizlere kolaylık sağlayacak. Yollarımızın asfalt çalışmalarını alet ve edevatımız olmamasına rağmen tamamladık. Altyapı çalışmalarımızın yüzde 60'ını tamamlamış bulunmaktayız. Geri kalan kısmında da 18 milyarlık bir maliyeti nedeniyle geçici olarak askıya aldık. Bunun yanında şehrimizin içme suyu şebekemize ilave yaptık. İçme suyu sıkıntımız olmamasına rağmen yer altı kaynaklarından geldiği için bir klorlama sistemi geliştirdik. 90 km'lik yol boyunca her bir kilometrede klorlama yapılıyor. Böylece halk sağlığı açısından kafalardaki soruları yok etmiş oluyoruz. İmara açık olan tüm alanların içme suyu ve alt yapıları yapılmış durumdadır. İlçemize bağlı bulunan 600-700 insanın yaşadığı aslında köy olarak nitelendirdiğimiz mahallemize içme suyunu getirdik ve yollarını genişlettik. Stabilize yapılmamış yolumuz yok. Kızılkaya mevkiinde ve Çeşmeboğazı mevkiinde arazi yolları açılmıştır. GELİR KAYNAKLARI Halk tarım, ticaret ve sanatla uğraşır. Tahıl, buğday, arpa, nohut, çavdar, endüstri bitkileri, bağcılık, meyvecilik, ceviz, Antepfıstığı, elma, şeftali, nar, erik, incir, zeytin, üzüm, dut, soğan, pekmez, cevizli pandırma, bal üretilir. Küçük ve büyükbaş hayvan beslenir. YAPILAN HİZMETLER Temizlik işleri ihale ile yapılıyor. En büyük sıkıntımız merkezde park, bahçe yapılabilecek alanların bulunmamasıdır. İmar plânında da yeterli alan yok. Yeni imar planında büyük ölçekli 3-4 metrelik yeşil alan yeri açacağız. Çevremizde boşluklardan istifade edilen çay bahçeleri gibi düzenlenen parklar bulunmaktadır. Elektrik santrali bahçemiz var. Şu anda çalışmalar yapıldığı için kapalı ama önümüzdeki aylarda tekrar açılacak. Belediyenin halk üzerindeki itibarı üzerinde çok durduk. Belediye halkın belediyesidir. Tüm belediye başkanlarının halka hizmet için geldiklerine inanıyorum. Çünkü vatandaşın oyları ile o göreve geldiler. Başarı sağladık. Kaldırım ve yol açma çalışmalarımız oldu. İlçemiz dışarıdan içeriye göç aldığından dolayı konaklama tesisi sıkıntımız vardı. Bir işadamı tarafından dört yıldızlı otel inşaatına başlanacak. Kum yıkama ve eleme tesisi kurduk. Hem halkımıza hem de belediyeye gelir getiriyor. 1940 yılında kurulmuş olan mezbahamızın yerine modern bir mezbaha yapılıyor. Bölgedeki istihdamı arttıracak olan organik tarım kazandırıldı. Bölgemiz ve ilçemiz tarım potansiyeline kavuştu. Tüm dünyanın kabul ettiği organik tarım bir üründür. Çevre, temizlik ve emlak paralarını topluyoruz. Su parasın da sorun yaşanmıyor. Ermenek Barajı Ermenek'in güneyinde büyük bir göl oluşturulacak. Bir konsorsiyum tarafından ve devlet işbirliği ile yapılacak. Dış kredi kullanılıyor. Ermenek isminin tüm dünyada anılması ve kalıcı olması önemli. Baraj 2 yıl içersinde tamamlanacak. 48 bin m2 bir arsa satın aldık. Halkımız ve belediye personelinin de alabilmesi açısından uygun fiyatta konut yapımına başlıyoruz. Belediyenin dükkanlardan aldığı gelir ayda 1 milyardır. İtfaiye, sağlık köşkü, bungolo inşaatları devam etmektedir. YAPILACAK PROJELER 9.5 km'lik yayla projemize 165 milyar keşif bedeli var. 1500 kişiye hizmet verebilecek bu proje önümüzdeki aylarda o­naylandığı takdirde kendi imkanlarımızla tamamlamayı planlıyoruz. Mezbahana projesi bulunmaktadır. ULAŞIM VE ARAÇ PARKI 3.5 yıl zaman içinde büyük bir çöp taşıma aracı,1 tane greyder, 1 tane vidanjör, 2 tane kamyon,1 tane yükleyici kepçe, 1 tane binek araba aldık. Amacımız belediyemizin kullandığı araç ve gereçleri ekonomik boyuta taşımaktır. o­nun için arabalarımız mazotla çalışır. Bütün araçlarımızın akaryakıtını kendi imkanlarımızla sağlıyoruz. Yüzde 6 gibi tasarruf elde ediyoruz. Bu da ayda yaklaşık olarak üç işçimizin maaşına tekabül ediyor. Taşımacılık ihale ile özel sektör tarafından yapıyor. Bir iş makinesi alınacak. Belediyemizde araç sayısı az olmasına rağmen ihtiyaçlarımız karşılayabilecek makinelere sahibiz. Otopark sıkıntımızı çözmek için belediyemizin güneyinde bulunan arsayı üstü işyeri ve altı otopark olarak tahsis ettik. SOSYAL FAALİYETLER 8 incisi yapılan kültür ve kiraz festivaline Türkiye'nin bir çok yerinden Ermenekli olan çok sayıda vatandaşımız katıldı. Katılım fazla oldu. Sporun yanı sıra, kültürel ve sosyal etkinliklerimiz oldu. Birinci cadde üzerinde panayır çadırları kuruldu. Akşamları müzikli eğlenceler düzenlendi. Yüzde 30 bir artışla her sene festivale katılım sayısı büyüyor. Maraspoli dünyanın ikinci büyük mağarasıdır. Ziyaretçi akınına uğramaktadır. EĞİTİM VE SAĞLIK Ermenek ilçemizde okul açısından sıkıntımız var. Cumhuriyet İlköğretim Okulu 1930 yıllarından eski bir okulumuzdur. Hizmet veremediği için belediye üzerinde bir arsa verdik. Eski Tarım Bakanı okulun yapımını üstlendi ve Cumhuriyet İlköğretim Okulu eğitim ve öğretime ikinci dönem başlayacak. Bu okul dört mahalleye birden hizmet verecek. Yatılı ilköğretim bölge okulu bulunmaktadır. Tüm bölgeye hitap ediyor. 500 öğrenci kapasiteli olan okul fakir öğrencileri okumaktadır. İlçemizde 15 - 20 yıl içersinde eğitim ve öğretim konusunda bir sıkıntının yaşanacağına inanıyorum. Öğretmen açığımız da yok. Üniversite iki bölümdü. Hem sosyal ve kültürel yönden beş bölüme çıkarıldı. 400 yataklı yurt inşaatı çalışmaları hızla sürüyor. Kampus yerinin arsası verildi. Üniversiteye bağlı, 800 öğrenciye hizmet verecek olan eğitime destek ve hizmet binası bitti. Önümüzdeki yıl hizmete açılacak. Eğitime yatırım yaptık. Devlet hastanemiz 50 yataklı ve eski bir binaydı. 100 yataklı Ermenek Devlet Hastanesinin temeli atıldı. Kabası bitti ve sıvaya geçildi. Belediyenin araç ve gereç konusunda hizmeti oldu. 2003 yılında hizmete açmayı düşünüyoruz. 6 tane uzman hekimimiz var. Köy ve beldelerin uzak olması hastaların geliş gidişini gerçekten çok perişan oluyorlardı. Yüzde 70 bu sorunun azaldı. 2000 yılında Sağlık Bakanımız Osman Durmuş'un vermiş olduğu destekle bir çok ilçemize ve beldemize ambulans verilmişti. YASAYI DEĞERLENDİRDİ Bir heyet olarak tüm parti liderlerini ve cumhurbaşkanını ziyaret etmiştik. Hem sorunlarımızı hem de yasa için katkı sağlanmasını istemiştik. O dönem ANAP Lideri Mesut Yılmaz görüşmemizde çok açık bir ifade ile Mahalli İdareler Yasasını çıkartmadığım takdirde hükümetten istifa edeceğim ifadesini kullanmıştı. Kayıtları mevcuttur. Hepsini ziyaret sırasında yasanın çıkacağı sözünü almıştık. Ankara'nın elimizdeki yetkileri sınırlama peşinde olduklarını gördük. Açıkçası bir belediye başkanının Ankara'da bakanların ve milletvekillerinin kapılarda sürünmeleri istendi, modern dilenci şeklinde kalın denildi. Yetki ve sorumluluğu olmayan belediye başkanlarından halk her türlü hizmeti de bekliyor. Mesela vatandaşın elektrikle ilgili bir sorunu olduğu zaman bize geliyor ama bir belediye başkanı olarak oradaki bir müdüre söz geçiremiyoruz. Bunun gibi bir çok konu var. Halka karşı sorumlu olmanıza rağmen yetkiniz yok. İşçi çalıştırmak mecburiyetindesiniz. İşçi alımı için yetkiniz yok. Mahalli idarelere kendi kaderini kendi çizmesi hakkının verilmesi lazım. Aksi takdirde sorumluluğu olan ama yetkisi olmayan bir belediye başkanından bir belediye meclisinden çok fazla da bir hizmet beklenmemesi lazım. BAŞKANDAN MESAJ MHP Milletvekili Dr. Hasan Çalış ve DSP Milletvekili Fikret Ünlü ile çok iyi diyaloglarımız oldu. Ermenek ilçesine bir çok hizmet verdiklerine inanıyorum. Ermenek-Alanya arası yapılacak olan 94 km'lik yolumuzun acilen ve standartlara uygun bir şekilde açılmasını istiyoruz. Yaz, kış kullandığımız Ermenek-Fındık yolunun açılması önemlidir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bizim milletvekillerimiz için yaptırılması çok zor hizmet değildir. Ayrıca geçtiğimiz dönemlerde büyük heyelan yaşandı. Bu heyelan bölgesine yardım yapılmasını talep ediyoruz. Ermenek bölgesi kaya düşme konusunda tehlikeli bir konumdadır. Kayaların altına yerleşmiş 6 mahallemiz bulunmaktadır. 1997 yılında afet evlerinin yapımına başlandı ama 13 bin 90 tanesi tamamlandı. Ama bu sorunumuz maalesef çözülmüyor. En azından 100 konutun daha yapılması gerekiyor. İnsanlarımız her an için ölümle burun buruna yaşıyor. Ermenek yolunda güney kısmı 700 metre yükseklik, kuzey kısmında da 800 yüksekliğinde dağ bulunmaktadır. Bu yolun yüzde 70'i bitmiş durumdadır. Geri kalan ve en tehlikeli kısmı ise fazla bir masrafı olmadan bitirilebilir. İlçemiz farklı bir arazi yapısındadır. Belediyemizin daha etkin bir yönetim sergilemesini istiyoruz. Halk meclislerindeki birinci amacımız, belediyemizin halkla bütünleşmesi ve yakınlaşması ayrıca halktan gelecek olan belediye çalışmalarına hem kurum için hizmetler açısından uyarılarına ve memnuniyetlerini o­nlardan dinlemek. İkinci amacımız hizmetlerde vatandaşlarımızla yaşadığımız bazı sorunlarımız oluyor. o­nların ikna edilmesi sağlanıyor. Halkımızın bize ulaşamayanları da dinliyoruz. Daha etkin, daha duyarlı ve daha amacına uygun hizmet yapılmasını istiyoruz. Tek bir amacımız var o da halkımıza daha iyi hizmet verilmesidir. Enerji politikamız çok yanlıştır. Dışardan doğalgaz alarak elektrik enerjisi üretimi ve dışarıya bağlı kalmamız çok yanlış bir projedir. Akarsu ve derelerimizin kullanılması gerekiyor. Bunun üzerinde projeler üretilmeli. Memleketime gece gündüz demeden hizmet etmeyi boynumun borcu olarak görüyorum. Belediyeyi kamu idaresi olarak görmedik ve özel sektör gibi düşündük. İlçemize gelerek yakın ilgi gösterdiğiniz için gazetenize de teşekkür ediyorum."

    KAYNAK: bizim.org


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    31/3/2006 - ERMENK'TEKİ FİLM PLATOSU

    ERMENEK'TEKİ FİLM PLATOSU

     

    GEZİYORUM


    Ermenek'teki film platosu

    Antalya ile Mersin aras?ndaki 250 km'lik Ta?eli platosunun ortas?nda yer alan Ermenek. Akarsu, yeralt? g?e ma?lar? bak?m?ndan, T?rkiye'nin en zengin b?lerinden biri Ermenek ve Ta?eli platosu; 3. jeolojik devirden ? denizlerle kapl? oldu?an, ?redeki deniz canl?lar?na ait fosilleriyle de dikkat ?iyor.

    Toroslar yaz?larla, foto? ve filmlerle anlat?lacak gibi bir yer de?Birbiri ard?na gelen g?zellikler ?sine kurgulan?yor ki, do?nbotanik kokusu, havan?n temizli??renin ?d?rtan sessizli?img src="IMAGES/a.jpg" width="236" height="160" align="right"> b?nin topo?ik yap?s?yla b?t?nle?ince g?nlerce yolculuk yapsan?z bile s?k?lm?yorsunuz. ?iniz i?ize s??or, g?klerinizi anlatmak, birileriyle g?zellikleri payla?mak istiyorsunuz. ?te ben de ?imdi ? yap?yorum.
    Karaman iline ba?an, Ermenek il?ine yap?yoruz. Ermenek'in ?ki y?llar?n? ya?l?lardan dinledim. Yolu ? dar ve virajl?ym??. ?i ara?ar??la?sa, m?sait yere daha yak?n olan en az 10 dakika geri geri gider, yol verirmi?. K?? sert ge?, yol kapan?r, ihtiya?r? gidip almak zaman al?rm??. Bu nedenle yokluk ?ildi?en, Ermenek halk? ellerindekileri tasarruflu kullanmaya ????rm??...

    Ermenek'in tarih?i
    B?deki yerle?im M.? 2000 y?llar?na dayan?yor. Tarih boyunca Hititler, Asurlar, Babilliler, Persler ve Bizansl?lar b?nin co?i ve stratejik ?li?edeniyle buraya hep hakim olmak istemi?ler. 200 y?l Roma hakimiyetinde kalarak b?nin ba?kentli? yapan Ermenek, ismini Romal? kumandan Germenikus'a verilen Germenikopolis'ten alm??. 1228 y?l?ndan sonra, Sel?lu sultanlar? himayesinde kurulan beyli?ilk ba?kenti olmu?. Ermenek 1910 y?l?nda Konya iline ba?m??ken, 1915'te yeniden ?el'e verilmi?. 1919'da ?el'den al?n?p Konya'ya ba?m??. 1989 y?l?nda bu kez Karaman il olunca Karaman ils?n?rlar? i?de olmas? uygun g?m??. Ne var ki, il hudutlar? ve karayollar? baz? ilgin?klerin ya?anmas?na neden olmu?.Ermenekliler, "Kendi ilimiz olan Karaman'a, ba?ka il s?n?rlar?ndan giri?-??? yaparak ula??yoruz!" diyorlar. D?nyada e?ine pek rastlanmayan bu durum nedeniyle, Karaman Valisi de devlet protokol? gere?e kom?u ilin valisine olan sayg?s?ndan kendi ilinden ??p Mut ?zerinden Ermene?iderken, ?el il s?n?rlar? giri?inde flamas?n? kapat?p, ????nda tekrar a?or.

    Ancak Ermene??d??gurur duydu?onular da var. T?rkiye'de Tarsus ve Ak?ehir'den sonra, hidroelektrik santrali kurup elektri? kavu?an ??c? il?olduklar?n? s?yorlar.
    Antalya ile Mersin aras?ndaki 250 km'lik Ta?eli platosunun ortas?nda yer alan Ermenek, 3. jeolojik devrinden ? denizlerle kapl? oldu?an, ?redeki deniz canl?lar?na ait ? miktardaki fosilleriyle de dikkat ?iyor. Y?in tortul kalkerle kapl? olu?u ve kalkerli suyu tutmas? y?zeyde g?lu?turmam??. Bu nedenle, akarsular?, yeralt? g?e ma?lar? bak?m?ndan, ?lkenin en zengin b?si haline gelmesine neden olmu?. Y?zey ?ekillerinin olu?mas?nda etkili olan akarsular ve yeralt? sular?n?n y?zeye ?t?? yerlerde, ? say?da p?nar olu?mu?.Kentin giri?inde tablo gibi aniden kar??n?za ?an Ermenek kar?? konulmaz bir ?im g?c?ne sahip. B?nin topo?ik yap?s? itibariyle sert inen kayalar?n dibine kurulu eski yerle?im alan?, ah?ap ve kerpi?ibi hafif malzemeler kullan?larak in?a edilmi?, birbirine ? yak?n tiyatro dekorunu and?ran ilgin? evlerden olu?uyor. ?le ki, hi?ere basmadan, damdan dama ge?ek ba?tan sona b?t?n kenti dola?abilirsiniz. Ta?eli platosunun bu ilgin?l?i ayn? zamanda ? egzotik bir ?im platosu, film seti ve klip mekan? izlenimi veriyor. Co?i konumuyla Konya, Antalya ve ?el'e kom?u antik kent, arkeolojik, tarihsel, k?lt?rel ve ?li do??liklere sahip. Genel ula??m a?n d???nda kalmas?, b?deki k?lt?rel, do?img src="IMAGES/g.jpg" width="135" height="201" align="left"> de?erin bozulmadan g?n?m?ze kadar gelmesini sa???. ?k say?da kal?nt?lar?n yan?nda, ?lkenin ve d?nyan?n en b?y?k yeralt? nehirlerinden birinin akt??araspoli ma?s? da burada yer al?yor. Ermene? i? suyunu kar??lad??araspoli yeralt? deresi, il?in en ?li de?. ?l? ma?n?n giri?i ve a? Ermene?en y?ksek mahallesinin ?zerinde dikey bir falezin alt?nda bulunuyor. Maraspoli ma?s?, T?rkiye speleoloji (ma? ara?t?rma) tarihinde ilk kez 1955 y?l?nda, bilimsel ama? T?rkiye ma?c?l??n ba?lama tarihinin mekan? olarak say?l?yor.


    Ermenek'in bir ba?ka ?li?e Devlet ve ?adamlar? ?ar?yor olmas?. ??in tar?m arazisi olmad??? y?halk? okumay? tercih etmi? ve bu sayede bir? ?nl? Ermenek'te yeti?mi?. Spor'dan sorumlu Bakan Fikret ?l?, ?tanbul Belediye Ba?kan?, Ali M?fit G?rtuna, Dan??tay ve Say??tay Y?ksek Yarg? Organlar? Y?icileri, ?adamlar?nda Ecza deposu sahibi Ahmet Keles, ?tanbul Korukent'i ve Miami'de villa yapan mimar Ya?at Manav, T?rkiye Giyim Sanayii Ba?kan? G?ng? Kesci ve Keskin Color matbaas?n?n firmas?n?n sahibi Re?it Keskin Ermenek'in tan?nm?? isimlerinden birka?..

    KAYNAK: SihirliTur


    Yorumlar ( 2 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    29/3/2006 - DOĞAL GÜZELLİKLER

    DOĞAL GÜZELLİKLER

     

    ZEYVE PAZARI:

    Ermenek-Gülnar karayolu üzerinde Ermenek'e 26 Km. uzakliktadir. Otantik su degirmenleri, su ile çalisan hizan, tarihi çinar agaçlari, selalesi ve soguk sulari ile çok güzel bir mesire yeridir. Çevre köylüler tarafindan getirilen sebze ve meyveler burada satilmakta, et ve diger her türlü ihtiyaçlar karsilanabilmektedir. Zeyve kebabi ve odunda pismis çayi çok meshurdur. Pazar günleri ayrica pazar kurulmaktadir. Görülmeye deger bir mesire yeridir,

     

    TEKEÇATI:

    Ermenek-Bucakkisla yolu üzerinde bulunan Tekeçati vadisi önemli bir piknik alanidir. Çevresinde bulanan Aykadm, Kamis Bogazi ve Yellibel'de avlanma imkanlari vardir. Kayapinari'nin soguk suyu, Gökgedik'in yörük yogurdu ve ayrani meshurdur.

     

    NADİRE DEĞİRMENİ:

    Ermenek ilçe merkezine, 25 Km. uzaklikta, Ardiçkaya köyünde Ermenek çayi üzerinde Ambar Bogazi'ni izleyen orman yolu ile ulasilan Nadire Degirmeni mesire yeri çam agaçlariyla kapli, çaglayanlarin aktigi, soguk ve tatli sulari ile güzel bir yerdir.

     

    SEHİT PİLOT HASAN BAYSAL MESİRE YERİ:

    Mut-Ermenek yolu üzerinde Ermenk'e 16 Km. uzaklikta içerisinde spor alanlari, çocuk bahçesi, ocak, masa-bank, wc. ve benzeri tesisleri bulunan Orman Genel Müdürlügü'ne bagli orman içi dinlenme tesisidir.

     

    ELEKTRİK SANTRAL PARKI:

    Ermenek ilçe merkezinde Değirmenlik mahallesindedir. Su anda çalışmayan elektrik santralinin çevre düzenlemesi yapılarak mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Çınar, ceviz ve kavak ağaçlarıyla kaplı parkın ortasındadır.

     

    KAYNAK: ermenekliler.sitemynet.com’dan iktibas edilmiştir.

     

     

                        

     

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/3/2006 - GEZENDE BARAJI

     

    Gezende barajı


    Gezende Barajı Göksu Nehrini oluşturan Ermenek ve Göksu Çayı olmak üzere iki ana koldan biri olan Ermenek Çayı üzerinde inşa edilmiş, enerji amaçlı bir barajdır. Baraj her birinin gücü 53 MW olan üç adet üniteden oluşmuştur. Gezende Barajının depolama hacmi 65 Milyon m3’dür.
     
    KAYNAK: ermenekli.com'dan iktibas edilmiştir.
     
     
    admin - ait Avatar 
     
                      Cevapla 
     
     

    Yorumlar ( 9 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/3/2006 - ERMENEK TURİZMDEN PAY İSTİYOR
    Sabah 10/7/2005

    Ermenek turizmden pay istiyor


    Turizm ağının dışında kaldığı için hak ettiği ilgiyi göremeyen Ermenek, doğal güzellikleriyle özgün bir konuma sahip. 4 bin yıldır yerleşime açık olan bölge, doğa meraklılarını bekliyor.

    Henüz tam olarak envanteri bile çıkarılmamış tarihi değerleri, nehir ve yaylalarıyla alternatif turizm potansiyeline sahip olan Karaman'ın Ermenek ilçesi, keşfedilmeyi bekliyor. Akarsuları, yeraltı gölleri ve mağaraları bakımından Türkiye'nin en zengin bölgelerinden biri olan Ermenek'te tarihle doğa tam anlamıyla iç içe.

    EN ZENGİN BÖLGE
    Ermenek'teki yerleşim bölgeleri, M.Ö. 2000 yılına dek geri gidiyor. Stratejik önemi nedeniyle, tarih boyunca Hititler, Asurlar, Babilliler ve Persler gibi birçok devlet tarafından hakimiyet altında tutulan Ermenek; Roma döneminde 200 yıl boyunca bölgenin başkenti olarak da kullanıldı. 'Ermenek', adını da, bu dönemden, Romalı kumandan 'Germenikus'tan alıyor. İlçe, Anadolu Türk hakimiyetine girdikten sonra da önemini kaybetmemiş ve 1228 yılından sonra, Selçuklu sultanları himayesinde kurulan beyliğin ilk başkenti olmuştu. Ermenek, 3. jeolojik devirden önce denizlerle kaplı olduğu için, bölgede deniz canlılarına ait çok miktarda fosil bulunuyor. Yörenin tortul kalkerle kaplı oluşu ve kalkerli suyu tutması ise, bölgeyi akarsuları, yeraltı göl ve mağaraları bakımından, Türkiye'nin en zengin bölgesi haline getirmiş durumda. Bölgenin genel turizm ağının dışında kalması, Ermenek'in el değmemiş halinin bugüne dek korumasına yardımcı olmuş olsa da; bölgede bulunan birçok kalıntı ve dünyanın en büyük yeraltı nehirlerinden birine sahip olan Maraspoli mağarası gibi eşsiz güzellikler, doğa meraklılarını bekliyor.

    KAYNAK: ermenekli.com'dan iktibas edilmiştir.

    admin - ait Avatar

     
     
     
                                   Cevapla
     

    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/3/2006 - YEDİ CED - KIBRIS POSTASI
    Post Yedi Ced -Kıbrıs Postası

    27 Eylül 2003 Şu “ced” meselesi çok önemlidir insanın hayatında. Yani günümüz türkçesiyle “soy”dan bahsediyorum.
    Ne kadar bazıları “soysuz” olduğumuzu söylese de, tarih ışık tutacak kitaplarımız, gazeteler, insanların anlattıkları ve soy-sopumuzun yazılı olduğu “kütükler”, hani o büyük ırkın büyük temsilcilerinin söylediği gibi “soysuz” olmadığımız belgelemektedir.
    Aslında “yedi ced”, “yedi garın” denildiğinde, niye “yedi” de, başka bir rakam olmadığını bilmiyorum ama şu “yedi”nin bir hikmeti olsa gerek ki, küfür bile ederken “yedi ced”de kadar uzanılıyor ne hâl ise...
    Şu günlerde, çok değer verdiğim araştırmacılarımızdan biri olan sn.Ahmet An’ın “Kıbrısın Yetiştirdiği Değerler” isimli kitabını, neredeyse “ımbıktan” geçirircesine okumaktayım.
    Bu kitabı yayınlayan sn. Ahmet An’a, her Kıbrıslının borcu olduğunu da belirmek isterim bu vesileyle. Kitapta yer alan ve benim dikkatimi çeken bazı “ced”leri, ileriki zamanlarda toparlayarak aktarmak istiyorum. Tabii kısaca... Ama her Kıbrıslının arşivinde olması gereken kitaplardan biri olduğunu da teslim etmekte yarar var.
    * * *
    “Ced” dedik yola çıktık da sizlere biraz özel olmakla birlikte, Kıbrıs Cumhuriyeti doğum belgesi almak için Limasol’a gittiğimde karşılaştığım bir olayı aktarmak istiyorum.
    Oradaki görevli Rum memura, yaklaşık dört saat sonra ulaştığımda, elimde kimliğimi belli edecek ne kadar belge varsa ona verdim. Ne zaman nerede doğdun sorusuna yanıt verince, arkalardan bir yerlerden, şöyle bir veresiye defteri gibi, büyük boyutta bir defter getirdi. Baktı ve sonra bana dönüp “Arnavutg┠dedi. Eh, Limasol hastahanesinde doğan herkes zaten “Arnavutlu” olarak yazıldığı için, “öyle” dedim.
    İlk sınav başarılı geçti, ne de olsa ismim kayıtlarda vardı. Sonra bana babamın adını sordu, dedim “Alpay”, “peki” dedi onun babasının adı nedir?, dedim “Raşit”. Adam tüm sülalemi sayacak bilgiye sahip gibi görünüyordu. Dedim herhalde buraya kadar. Ama değil miş. Bir de rahmetli Raşit dedemin babasını sormaz mı bana! Bir anda afalladım. Bana yarım ağız gülerek “Mustafa” dedi. “Tabii” dedim, büyük büyük babam nam-ı diğer Mustafa Hoca Efendi idi. Adam bu kez de Nenemi sordu, dedim “Süreyya”, “onun babası kimdi?” diye sorunca içimden “yok .ok!” deyesim geldi. Biraz düşündüm, “Hilmiydi galiba” dedim. Doğru yanıt ve on puan!
    Tüm bunları neden anlatıyorum. Herkes kendi kökünü bilmeli bence. Sadece şundan bundan olma değil, bu insanların sosyal yaşantıları, ne işle meşgul oldukları. Bu “sınav” beni bir kez daha kendime getirdi. Bir çok alanımızda araştırma yapmak için uğraş verdiğimi düşünürsek, kendimden de başlamam gerektiğine inandım ve öyle de yaptım.
    “Gel bakalım Mustafa efendi” dedim ve araştırmaya başladım. Büyük büyük dedem olan Mustafa Hoca, Yenicami imamlarındanmış. Babası Sait Efendi ve kendisi de Suriyeli Türklerindenmiş ve Şamlıymış. Mustafa Hoca, ailesiyle 1904 yılında (sanırım) Kıbrıs’a, uzaktan akrabaları olan Hacı Raşitler’e ziyarete gelirler. Hacı Raşit’in ve eşi Eminhanım kızları olan Fatma’yla Mustafa’yı tanıştırırlar ve burada evlenirlermiş. Mustafa, Şam’da ilahiyat okuduğu için hoca olarak da Yenicamii’de göreve başlamış. Bu arada Hacı Raşit’lerin de Ermenek’ten geldiğini belirtelim. O dönemlerde Ermenek’te ticaretle uğraşan Hacı Raşit’in malı mülkü çokmuş. Elma, Ceviz, Kiraz bahçeleri varmış ve hayvancılık da yapıyormuş. Ayrıca gemilerle Kıbrıs’a tulum içerisinde yağ gönderip satarmış. Sonra yaşlanınca onlar da Kıbrıs’a gelip yerleşmişler, bir de dükkân açmışlar, bugünkü Akdeniz Garanti bankasının yanında, şu anda ev olarak kullanılan yere. Bugün Yenicami bölgesinde Atilla sokağı ile Savaş Sokağı arasında yer alan ve içerisinde dört haneyi barındıran geniş bir yeri satın almıştı. Bir başka bilgi de, Fatma’nın kardeşi olan Ali Bey; “Sabuncu Ali Bey” olarak bilinir ve bugünkü Yenicami avlusua bakan yerde iki tip sabun yapıyormuştu; Beyaz ve çamaşır için de Yeşil sabun. Ayrıca genelde Baf bölgesinden badem alırdı ve yanında çalışanlara kırdırtıp, Rum ve Türk tatlıcılara satar, kabuklarını da, sabun yapımında kazanın ısıtılmasında kullanırdı. Çok şişman, kırmızı yüzlü ve mavi gözlü biriymişti.
    Süreyya ninemin babası olan Hasan Hilmi Çavuş, bir polis başçavuşuydu ve Arabahmet’ten “Bendiler” ailesindendi. Karısı Nazife hanım ise, o da Arabahmet’ten “Nazılılar”dan mış. Süreyya ninemim abisi olan, yani bizlerin büyük büyük dayımız Profesör Dr. Necdet Sezer ise, TRT’nin yaptığı “(Türkiye) Cumhuriyete Yön Verenler” isimli belgeselde adı geçenlerden biriydi.
    Görüldüğü gibi, “yedi ced” geriye gitmek pek de kolay değil. Ancak üç ced gidebiliyor insan neredeyse. Fakat bir düşünün ki herkes bunu yapsa, geçmişimize sahip çıkma adına ne kadar önemli adımlar atılmış olurdu, değil mi?

    ERALP ADANIR
     
    KAYNAK: ermenekli.com'dan iktibas edilmiştir.
     

    admin - ait Avatar

     
     

                             Cevapla

     

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/3/2006 - ERMENEK'TE TARİHİ MEKÂNLAR

    ERMENEK'TE TARİHİ MEKÂNLAR

     

    1-AKCAMESCİT CAMİİ: 1300 Yılında Hacı Ferruh adlı birisi tarafından yaptırılmıştır. Kapıları işlemelidir.

     

    2-ULU CAMİİ: 1302 Yılında Karamanoğullarından Mahmut Bey tarafından yaptırılmıştır. İlçenin en büyük camii olup, üç neftten ibarettir. İki sıra halindeki ağır taş fil ayaklarını biri birine bağlayan sivri kemerlerin üzerine düz bir dam yapılmıştır. Avludaki mezar 1341 yılında ölen camii hatibi Osman Efendinindir.

     

    3-SİPAS CAMİİ: Karamanoğullarından  Alaaddin Halil bey tarafından yaptırılmıştır. ( 1306–1339 ) dört paye üzerine düz damla örtülüdür.

     

    4-TOL MEDRESE: H.740-1339 yılında Emir Musa bey yaptırmış, taş işlemeli portali şaheserdir.

     

    5-MEYDAN CAMİİ: Karamanoğulları devrinde 15.yy başlarında 1434 yılında yaptırılmıştır. Mimarinin isminden dolayı Emir Rüstem Paşa camii de denilir.

     

    6-ABDULLATİF CAMİİ: İlçeye bağlı Güneyyurt Kasabası içindedir. Karamanoğulları devrinde yaptırılmıştır.

     

    7-MUSA PAŞA CAMİİ: Esentepe köyünde Karamanoğulları devrinde Emir Musa Paşa tarafından yaptırılmıştır.

     

    8-KARAMANOĞULLARI TÜRBESİ: İlçeye 28 km. uzaklıkta Balkusan köyü içindedir. Karamanoğlu Mahmut Bey zamanında (1277–1306) yaptırılmıştır. Karamanoğlu Mehmet bey’in babası Nuresofunun türbesi Mut ilçesinin Yalnızcabağ köyündedir.

     

    9-ALA KÖPRÜ (GÖRMEL KÖPRÜSÜ): İlçeye 14 km. mesafede Göksu nehri üzerindedir. 1306 yılında Karamanoğlu Alaaddin Halil Bey tarafından H.706 da yaptırılmıştır.

     

    10-BIÇAKCI KÖPRÜSÜ: Göksu nehrinin Karaman’daki kısmı üzerindedir. XIV.yy da Karamanoğulları tarafından yaptırılmıştır.

     

    11-Karamanoğlu Mehmet ve Mahmut Bey Türbesi (25 km.)

    12-Bıçakcı Köprüsü (60 km.)

    13-Izgarın Konağı (Çamlıca Köyünde)

    14-Nuresofu Türbesi

    15-Musa paşa camii (Esentepe)

    16-Göktepe Büklü Baba Sultan İmareti

    17-Keben Çeşmesi

    18-Ala Köprü

    19-İn Oğlesi Kilisesi ve yerleşim yeri

    20-Kamış Yaylası

    21-Damlaçalı Küllü İn

    22-At Tavlası (Evsin Köyünde)

    23-Dalisandes Antik Kent

    24-Deliklitaş Tepesi

    25-Kilise (Kirseönü)

    26-İkizin Kabartması

    27-Alasis Krallığı

    28-Korumaya alınacak Ulupinar Ağaçları tahminen 200 yıllık

    29-Şahinler Kalesi

    30-Zenonopolis-Lalasis (Uğurlu Tepebaşı arası kaya oymaları)

    31-Göktepe Köristanı

    32-Çukurbağ Köristanı

    33-Dezkaya Mezarları

    34-Firan Kalesi

     

    35-Maraspoli Mağarası: Meraspolis magarasi Ermenek kentinin kuzeyindeki daglarin kaya bloklarinin altinda sularin kireçli kayalari oymasi ile meydana gelmis çok büyük bir magaradir. Magara dünyanin en büyük yeralti suyunu bünyesinde tasimaktadir. Bir çok bölme ve katlardan meydana gelen, içinde küçüklü büyüklü sarkit, dikit bulunan bumagara ilk çaglarda mesken, siginak ve zindan olarak kullanilmistir. Magaraya iki yönden giris vardir. Bunlardan birisi ne zaman açildigi bilinmeyen ilkel bir giristir. Bu giris dogal bir magaranin tabanmdadir. Genisligi 40x45 cm. olan delikten magaraya inilir. Rehbersiz ve isiksiz inilmesi imkansizdir. Iri kaya parçalarindan yapilmis 8-10 ayaklik basit ve dar bir merdivenle asagida basik tavanli bir magaraya inilir. Burada çesitli yönlere yol vardir. Kuzeydoguya gidilen dehlizlerden birisi ile kademe kademe inilir ve yer alti nehri görülür.

    Ikinci giris, Baspinar mahallesi Cumma mevkiinde Ermenek Belediyesi tarafindan kente tazyikli içme suyu saglamak için açilmis bir galeridendir. 193 m. uzunlugundaki bu galeri kuzeydogu dogrultusunda yer alti nehrine ulasir.Galerinin yer alti nehri ile birlestigi noktaya kadar 150 m.lik bir mesafede kuzey-güney yönünde akmakta, galeri deposuna 90 m. kala kuzeyde bir noktada 200 m. yüksekliginde bir yer alti selalesi olusturmaktadir. Nehir yatagi batiya gittikçe daralmakta, düdenlimagara denilen yerde yok olmaktadir.

    Magarada bulunan yer alti suyu kentin ve çevre kasabalarin içme suyu ihtiyaçlarini karsilamaktadir. Ermenek ve çevresine elektirik saglayan hidroelektirik santralini çalistiran su da bu magaradan çikmaktadir.

     

    36-Çetince Mağarası: Görmel’de olup, dünyanın dikit yönünden en zengin mağarasıdır. Beş katlı olması nedeni ile Alanya Damlataş mağarasının üç katı büyüklüğündedir. İçinde 70’e yakın 3,5 metreye yaklaşan dikitlerin bulunduğu çok ender bir mağaradır. Temizlik açısından da Pamukkale travertenlerini aratmayacak şekilde beyazdır.                   

    KAYNAK: ermenekliler.sitemynet.com’dan iktibas edilmiştir.

     

     

    admin - ait Avatar

     

     

                          Cevapla

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/3/2006 - ERMENEK İLÇESİNE BAĞLI KÖYLER
     
    Exclamation ERMENEK İLÇESİNE BAĞLI KÖYLER

    AĞAÇÇATI

    Eski adı “Çimene” olan köy, bir orman Köyüdür. Ağaçlık, ormanlık arazilerin merkezi, birleştiği yer anlamına gelen “Ağaççatı” köye isim olarak verilmiştir. (Yolların birleştiği yere yolçatı suların birleştiği yere suçatı dendiği gibi.)


    ARDIÇKAYA

    Köyün eski adı “Nadire” dir. Etrafı yalçın kayalıklarla ve Ardıç ormanlarıyla çevrili olmasından dolayı köye, “Ardıçkaya” ismi verilmiştir.


    AŞAĞI ÇAĞLAR

    Köyün eski adı “Aşağı İzvit”tir. Ermenekte bulunan Meraspolis mağarasının bir kolu olan suları ve gürül gürül akan buz gibi çeşmeleri yüzünden Köye “Aşağı Çağlar” adı verilmiştir.


    BALKUSAN

    Köyün bilinen eski adı “Balkason”dur. Balkason Uygur Türklerinin kurduğu Uygur Devletinin telaffuz edilmeye başlanmıştır. Yörenin yayla olması nedeniyle Arıcılık da yapılmaktadır. Bundan dolayı da “Balkusan” ismi kullanıldığı söylenebilir. Bir ara köyün adı “Bağbelen” olmuşsa da tekrar eski adı “Balkusan” verilmiştir.


    BOYALIK

    İsmini kurulduğu yörenin isminden almaktadır. Boyalık Köyünün cephesi açık, çevresi ormanlık, manzarası güzeldir. Köy Boyalık denen mevkide kurulduğu için köye bu isim verilmiştir.


    ÇAMLICA

    Eski adı “Muhallar” olan köyün etrafının Çam ormanlarıyla kaplı olması nedeniyle köye “Çamlıca” ismi verilmiştir.


    ÇATALBADEM

    Eski adı “Yukarı İrnebol”olan köy, tarihi “İrenepolis” şehri yakınlarında kurulmuştur. Bol miktarda badem ağacı bulunmasından, ve bademi meşhur olmasından dolayı “Çatalbadem” ismi verilmiştir.


    ÇAVUŞ

    Köy ismini kurulduğu yörenin arazi isminden almaktadır. “Çavuş Alanı” adı verilen mevkide kurulduğu için Köye “Çavuş” ismi verilmiştir.


    ESKİCE

    Kayaönü ile Çamlıca köyleri arasında yer alır. Köyün kuruluş tarihinin eski olması nedeniyle “Çoktan beri var olan” anlamına gelen “Eskice” ismi Köye isim olarak verilmiştir.


    EVSİN

    Köyün eski adı “Bise”dir. Acele eden, Çabuk iş yapan anlamına gelen “Evsin” ismi köye isim olarak verilmiştir.


    ELMAYURDU

    Eski adı “İznebol” olan köyde bol miktarda elma yetiştirilmesinden dolayı köye “Elmayurdu” ismi verilmiştir.


    GÖRMELİ

    Köyün yakınında bulunan tarihi “Görmeli” köprüsünden dolayı köye “Görmeli” ismi verilmiştir. Bir ara köye “Üçbölük” ismi verilmişse de tekrar eski adını almıştır.


    GÖKÇESEKİ

    Eski adı “İmsi” olan köy, çamlıca’yla iç içedir, Soğanı ile meşhurdur. Soğan ve avar ekilen yerler küçük ve “seki”ler halinde olduğu için köye, aşağı derede Göksu’yun geçmesinden dolayı da “Gökçeseki” ismi verilmiştir.


    GÖKÇEKENT

    Eski adı “Akmanastır” olan köyün batısında bizans devrine ait bir manastır bulunmaktadır. Kuruluş yeri itibariyle Güzel olan köye, güzel anlamına da gelen “Gökçekent” ismi verilmiştir.


    İKİZÇINAR

    Köyün eski adı “Aşağı İrnebol”dur. Köy, tarihi “İrenepolis” şehri yakınlarında kurulmuştur. Köyün ortasındaki aynı kökten ikiz çıkan çınar ağacından dolayı köye “İkizçınar” ismi verilmiştir.


    KATRANLI

    Köyün eski adı “Dindebol”dur. Köyün çevresi katran (Sedir) ağaçlarıyla çevrili olduğundan köye “Katranlı” ismi verilmiştir.


    KAYAÖNÜ

    Eski adı “Ezvendi” olan köy, geniş kayalıkların eteğinde kurulduğu için Köye “Kayaönü” ismi verilmiştir.


    OLUKPINAR

    Köyün eski adı “Kopukoğlu”dur. Kopukoluk’da denir. Köy isimlerinin değiştirilerek anlamlı isim verilmesi nedeniyle Köye “Olukpınar” ismi verilmiştir. Oluktan akan pınar anlamına gelir.


    PAMUKLU

    Köyün eski adı “Cenne”dir. Köyde, Nallıca denilen alçak vadide yörenin en güzel pamuğu yetiştirildiği için Köye “Pamuklu” ismi verilmiştir.


    PINARÖNÜ

    Köyün eski adı Eresiller (İresiller)’dir. Özlüce köyünün bir mahallesi iken 1934 yılında müstakil köy olmuştur. Köyün yakınındaki Pınarönü mevkii ve Pınarönü Köprüsünden dolayı köye, “Pınarönü” adı verilmiştir.


    SARIVADİ

    Köyün eski ismi Özlüce’dir. Köy ismini kurulduğu yerdeki vadinin adından almaktadır. Sarıvadi ismi köye isim olarak verilmiştir.


    TEPEBAŞI

    Köyün eski adı, “Bendam” (Betlam), daha sonraları “Halimiye” olmuşsa da yeni isimler verilirken, köyün Yüksekçe bir tepe üzerinde kurulmuş olmasından dolayı köye “Tepebaşı” ismi verilmiştir.


    YALINDAL

    Köyün eski adı “Arnava”dır. Görmeli Köyünün güneyindeki dağın yamaçlarında kurulmuştur. Çevresindeki köylere uzak olması nedeniyle köye yalnız başına anlamına gelen “Yalın dal” ismi verilmiştir.


    YAYLAPAZARI

    Köyün eski adı “Zeyve”dir. Köyün yayla gibi yeşillikler ve bol sulu arazi üzerinde kurulması ve hafta sonları köylülerin ürettiği ürünlerin satıldığı “Pazar” kurulması nedeniyle köye “Yayla pazarı” ismi verilmiştir.


    YERBAĞ

    Eski adı “Güzve” olan köyde, bol miktarda bağcılık yapıldığı için, köye bağyeri anlamına gelen “Yerbağ” ismi verilmiştir.


    YEŞİLKÖY

    Ardıçkaya Köyünün bir mahallesi iken 1960 yılında müstakil köy olmuştur. Köyün kurulduğu yerin yeşillikler içerisinde olması nedeniyle köye, “Yeşil köy” ismi verilmiştir. Köyün eski adı “Gürmün” dür.


    YUKARIÇAĞLAR

    Köyün eski adı “Yukarı İzvit”dir. Meraspoli Mağarasındaki yer altı nehrinin bir kolu olan bol sularından ve köyün içindeki çığıl-çığıl akan çeşmelerinden dolayı köye “Yukarı Çağlar” adı verilmiştir.
     
    KAYNAK:ermenekli.com 

     

              Cevapla

     

     

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/3/2006 - ERMENEK'İN ÇEVRE İL VE İLÇELERLE OLAN UZAKLIKLARI

     

    ERMENEK'İN ÇEVRE İL VE İLÇELERLE OLAN UZAKLIKLARI

    Ermenek-Mut : 90 km
    Ermenek-Karaman (Tekeçatı üzerinden) : 103 km
    Ermenek-Karaman (Mut üzerinden) : 157 km
    Ermenek-Konya (sarıveliler üzerinden) : 210 km
    Ermenek-Konya (Mut üzerinden) : 270 km
    Ermenek-Mersin (Gülnar üzerinden) : 197 km
    Ermenek-Mersin (Mut üzerinden) : 232 km
    Ermenek-Anamur : 110 km
    Ermenek-Alanya (Kuşyuvası üzerinden) : 130 km

     

    Ermenekliler Karaman'a, başka il sınırlarından giriş-çıkış yaparak ulaşıyor. Dünyada eşine pek rastlanmayan bu durum nedeniyle, Karaman Valisi de devlet protokolü gereği ve komşu ilin valisine olan saygısından kendi ilinden çıkıp Mut üzerinden Ermeneğe giderken, İçel il sınırları girişinde flamasını kapatıp, çıkışında tekrar açıyor.

     

     

     

               Cevapla

     

     


    Yorumlar ( 4 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    17/3/2006 - ERMENEK

     

    FOTO

    KAYNAK:www.ermenek.bel.tr' iktibas edilmiştir.

       

     

     

            

     

     


    Yorumlar ( 5 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    17/3/2006 - ERMENEK’İN COĞRAFİ YAPISI

     

     

    ERMENEK’İN COĞRAFİ YAPISI

     

                 Akdeniz bölgesinde, Antalya körfezi ile Mersin arasında uzunluğu 250 km. ye yaklaşan takriben 10.000 km2 lik dağlık bölge Taşeli yöresi olarak bilinir. 2445 km2 lik yüzölçümü 75.000 civarında nüfusu ve 48 köy ile       Ermenek kazası bu bölgenin tam ortasında  yer alır. İlçe merkezi ise Orta Göksu havzasında Ermenek suyunun meydana geldiği derin vadinin  yamaçlarında  ortalama 1250 m. Yükseklikte kurulmuş bulunmaktadır.

                Taşeli bölgesinin bütün tipik özelliklerini Ermenek yöresinde bulmak mümkündür. Dolayısıyla kalkerli, yani karstik yöre özelliği taşıyan bir bölgede yer alan bu ilçe, zengin su kaynaklarının sebep olduğu engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Akdeniz ikliminin hakim olduğu yörede iç kesimlere doğru, yer yer Orta Anadolu bölgesi tesirlerinin de görüldüğü bir geçiş iklimi göze çarpar. Bu ve yükseklikteki değişkenliğe bağlı olarak bitki örtüsünde de tam bir çeşitlilik mevcuttur. Öyle ki, bir saatlik bir yaya yolculuğunda çam, göknar (ladin) ve sedir  (katran) ormanlarından nar, incir, zeytin ağaçlarının yer aldığı bağlara hatta, denizden yüksekliği 500 m. Civarında değişen Göksu vadisine inildiğinde narenciyeye de rastlamak mümkündür.

    KAYNAK:www.ermenek.bel.tr' iktibas edilmiştir.

     

     

                    

     

                                                                          


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    17/3/2006 - ERMENEK’E ÖZGÜ ÖZELLİKLER VE “ERMENEK” DENİNCE İLK AKLA GELENLER:

     

    ERMENEK’E ÖZGÜ ÖZELLİKLER VE  “ERMENEK”   DENİNCE İLK AKLA GELENLER:

    ·         Çok zor şartlarda kendi iline başka il sınırlarından geçerek 2,5-3 saatte ulaşımı gerçekleşen ilçe.

    ·         5000 yıllık çok eski bir yerleşim alanı oluşu

    ·         İlk Hristiyanlık devri Kaya mezarlarının kaya manastırlarının burada oluşu, Hz.İsa’nın 12. Havarisinden “Barhabas”ın buradan geçmesi ziyareti.

    ·         Roma-Bizans Çağında 10 piskoposluğun bağlı olduğu Piskoposluk Merkezi oluşu (Dekapolis İzavriya)

    ·         Karamanoğulları beyliğinin başkenti oluşu-Özgün Beylik mimari eserlerinin Ermenek’te bulunması,

    ·         Türk Dilini-Devlet dili, ilan eden Karamanoğlu Mehmet Bey’in Ermenek’li oluşu ve Türbesinin Ermenek’te (Balkusan Köyünde) olması,

    ·         3. Haçlı ordularının Ermenek’ten geçmesi (Firedik Barbarossa Komut)

    ·         Oğuzların Anadolu’da ilk yerleşim yerinin Ermenek çevresi olması M.S.1015 yılları (Malazgirtten 50-60 yıl önce) Anadolu’nun Türkleşmesinden erken adım atanlar  olması,

    ·         Orta Asya Oğuz Lehçesinin bozulmadan halen kullanıldığı Orta Asya Türk Geleneğinin halen canlı yaşadığı bölge olması,

    ·         Dünyanın en büyük Yeraltı Nehri ve Yeraltı Şelalesi - Maraspoli nin Ermenek’te oluşu,

    ·         Erik Deresi – İllisu Şelalesi (Ermenek  - Gülnar Hududu içinde )(Ermenek  (55 m.) (Niyagara 48 m. den yüksek)

    ·         Çok zengin Bitki Örtüsü - Botaniği

    ·         Türkiye’de Kardelen Çiçeğinin yetiştirilebildiği nadir yerlerden biri oluşu   (Dumlugöze köyü: Muzvadı)

    ·         Konya Bozkır İsyanını  Çıkaran,

    ·         (Delibaş, Mehmet’in 1924 Ekiminde Ermenek’lilerin gayretiyle Ermenek’te yakalanışı ve Ermenek’te TBMM kararı ile idam edilişi-(Cumhuriyet Katkıları)

    ·         Nüfusa göre okuma-yazma yüksek tahsilli insan oranı en yüksek bölgelerden oluşu.

    ·         İlçe dışına en çok insan ihraç (!) bölge ve belde oluşu,

    ·         Yüzyıllardır çözüm bekleyen bir türlü çağdaş ölçüde çözülemeyen yolları ..

    ·         Dereleri-Pınarları, Ormanları-Bağları (Bahçe) ve mesire yerleri havası ve meyvelerinin nefaseti ile benzersizliği ...Ermenek HES Barajı ...Dünyanın sayılı barajlarından 256 m.,yükseklik 61.000 m , Su havzası... gücü ile:

    ·         Türkiyede Akşehir ve Tarsus’tan sonra elektriğe kavuşan 3. İlçe oluşu 15/09/1934 (birçok ilde dahi henüz Elektrik yokken)

    ·         Halkının Çalışkan, Çilekeş, Zeki, Mücadeleci–Konuksever-Yetenekli ve Aydın insanlardan oluşması.

    ·         Selçuklular döneminde Tol Medresede Uzay Bilimi Araştırması yapılması.

    Ermenek’i ve Ermenek’liyi anlatan özetleyen özellikler olarak sıralanabilir.

     

    KAYNAK:www.ermenek.bel.tr'den iktibas edilmiştir

     

                  

     

                                                                


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    17/3/2006 - ERMENEK’İN AMBLEMİ :

     

    ERMENEK’İN AMBLEMİ 


            Ermenek Belediye Meclisinin 12.11.2001 tarih ve 53 sayılı kararı gereğince ilçemizin tanıtılması açısından  özelliklerini içeren bu amblem oybirliği ile kabul edilmiş olup, ambleme göre :

            Kemerli yapısı ilçemiz İkizçınar (Yukarı Irnabol) köyünde Bizans Dönemi eseri yöresel ismi Dinek kesme taşları gri renk, Dış Konturları siyah,  Altta  kırmızı renkte Ermenek ismi, konturları siyah, kemer içi yöremizde nesli azalmakta olan Keklik, çevresi mavi gökyüzü, altta Yeşil Ermenek 'i simgeleyen ağaçlar ve yeşil doğadan kesit ile Ermenek HES Barajı yapımı dolayısıyla göl içinde kalacak olan çok eski tarihi bulunan Alaköprü ve Göksu nehri bulunmaktadır.

            Bu amblem Valilik Makamının 03.12.2001 tarih ve 2969 Sayılı yazıları ile "Tanıtıcı Bayrakların Kullanma İznine  ve Tescil İşlemlerine ait Yönetmeliğin" 12. Maddesine göre onaylanarak tescil edilmiştir.

            İlçemizin dağlarında yaşayan keklik, Belediye meclisince de kabul edilmiş olup, bu amblem Ermenek kültürünün vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.

     

     

     

     

                        
     

     

     

                                                 

     

                                                                         


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    17/3/2006 - ERMENEK DEYİMLERİ VE SÖZCÜKLERİ

     

    ERMENEK DEYİMLERİ VE SÖZCÜKLERİ

     

    ADI BATASICA : Ölesice anlamında ilenç, beddua 
     AĞDIRMAK  : Tırmandırmak /Zora koşmak /Hayvan yükünün bir tarafa sarkması 
     AKBACIK :Bembeyaz 
     AKLIM KESTI  (Düşününce ne olduğunu) anlamayı başarmak,sezmek 
     ALA BULA   Karışık renkli, berrak olmayan bir görüntüye sahip 
     ALA BULAŞIK   Yarım yamalak, eksik, noksan 
     ALABACAK  Kovcu,Dedikoducu 
     ANLAMAK   Tozda toprakta yatıp yuvarlanmak 
     ARAYER   Antre, Koridor    
     ARFILA (ARF İLE)  Zorla, Korkutarak, Metazori 
     AVIKTIRMAK  Av için alıştırmak,eğitmek(köpek,şahin,doğan vb.hayvanlar için) 
     AVKALAMAK   Çamaşırı ovalayarak yıkamak, çitilemek 
     BARCIMAK   Korumak, Kollamak 
     BAŞININ PAMUĞU YANIK OLMAK  Talihsiz birisi olmak; başına türlü belalar gelmiş olmak 
     BATIRIK,BATIRMA   Ermenek ve çevresine has bulgurun incesinden yapılan yiyecek 
     BELERMEK    Öfkeli bakmak :'' Gözlerini belertti. '' 
     BERİYÜZ   Ön yüz, bu taraf 
     BERKİTMEK    Pekiştirmek 
     BIRAKMAK   (Küçük ve büyükbaş hayvanlarda) erken doğum yapmak 
     BİCCİ  Sıcak Bazlama,Topalak,Ekmek 
     BİCİK   Meme 
     BİLLENMEK / BİRLENMEK  BİRİNDE   Birikmek,Toplanmak,Tasarruf etmek,''Düğünde çok para billendi.'' 
     ESKİDEN, Önceki günlerden birinde 
     BİSEĞEL    Bir Miktar 
     BİŞŞEK   Yayığın parçası 
     BİTİLİ    YAPIŞIK 
     BİZLEMEK 
     KURCALAMAK, DÜRTMEK / KIŞKIRTMAK 
     BOCUT 
     TAS, SU KABI 
     BOĞARSAK   Sığırlarda cinsel arzu 
     BOŞANMAK   (Bağlı hayvanlar için) çözülmek: İnek boşandı! 
     BOZAĞANCILIK 
     BOZGUNCULUK, ara bozuculuk 
     BÖĞENMEK    Tıkanmak  / Özl. akarsuyun önünün kapatılarak birikmesi 
     BÖĞET   Irmakta anafor yapan derin yer 
     BÖĞET    Akarsuyun önüne engel koyarak bir gölcük oluşturmak. 
     Burkada Bunalmak
     Bir anda bunalıma kapılmak; Hırsından çatlamak 
     BUYNUZ GURUSU GİBİ  (Keçiboynuzu kurusu) Çok zayıf insan ya da hayvan 
     BUZALAMAK  Koyun,Inek için - DOĞURMAK 
     BÜLÜÇ   CİVCİV 
     BÜNLÜMEK 
     KAYNAMAK 
     BÜRE 
     PİRE 
     CAVADA   Bir anda olan: Yağmur cavada düştü. 
     CIĞIŞTI 
     HIŞIRTI,Issız ortamda duyulan ses 
     CILLIMAK
     CAYMAK, VAZGEÇMEK, DÖNEKLİK ETMEK / MIZIKÇILIK ETM. 
     CINNI   BİRAZ 
     CIRCIR  FERMUAR 
     CIVDIRMAK  Şımarık bir tavır sergilemek / kafayı oynatmak 
     CIZADA  Bir anda olan / cızz diye ses çıkarıp kaybolmak 
     CİMCİK
     ÇİMDİK 
     CİRK   Kirli, çamurlu su 
     CÖMBERTLEK /COMBALLAK   Takla 
     CURCULAK   SIRILSIKLAM 
     CÜLLEKE, CÜLEKE  Ufak,küçük 
     CÜLLÜTMEK  Ucundan azıcık kesmek - kesmek 
     CÜLÜK  Civcivle piliç arası tavuk / kuş yavrusu 
     ÇAMIŞ  Bayanlar için dik kafalı 
     ÇATINDAN ÇATLAMAK 
     Kıskançlık yüzünden hırslanmak; ortasından çatlamak 
     ÇELEN*İ 
     Evin duvarlarını yağmurdan korumak için uzatılan dam kenarı 
     ÇELERMEK 
     Yüzünü ekşitmek / karşı gelmek 
     ÇELERMEK
     Soğuktan elleri ayakları donmak 
     ÇENGİLDEMEK 
     Devamlı homurdanmak / gevezelik etmek 
     ÇIBARMAK
     Vurulmaktan ya da alerji yüzünden derinin kabarması, yanması 
     ÇIKI
     Bez Torba,Küçük bohça 
     ÇIKLA
     SADE, YALNIZCA / TIPKI:'' Çıkla babasına benziyor.'' 
     ÇIKNAŞMAK 
     Yetmek, çıkışmak 
     ÇILLAN*GIÇ
     Cırcır böceği 
     ÇINGA  - ÇINGI   KIVILCIM ,Ateş parçası 
     ÇINGALANMAK   Üzerine sıçramak / kıvılcım atmak 
     ÇIPKIN, ŞIPKIN
     İNCE AĞAÇ DALI 

     ÇIPLANMAK  

     SOYUNMAK  ÇITLIK   MENENGİÇ (ağacı ve meyvesi) 
     ÇİĞİN   OMUZ: Dedesi onu çiğninde taşır. 
     ÇİLBİR  Soğanlı kuş eti kavurması 
     ÇİLEMEK   SERPİŞTİRMEK  ÇİNGİL   SALKIM, Üzüm salkımı 
     ÇİNTMEK    İnce ince doğramak 
     ÇOĞŞURULMAK    Yıkılmak, kayarak göçmek, yıkılıp kalmak 
     ÇOMÇA  / ÇÖMÇE  KEPÇE (özellikle ağaçtan yapılm.) 
     ÇONMAK - ÇONUŞMAK  (BAŞINA) ÜŞÜŞMEK: Bebeğin  yüzüne sinekler

     

    KAYNAK:www.ermenek.bel.tr'den iktibas edilmiştir.

     

     

     

     

     


    Yorumlar ( 20 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    16/3/2006 - ERMENEK TARİHİ

    ERMENEK'İN TARİHİ                

     

    Ermenek isminin anlamı üzerinde çeşitli görüşler ileri sürülmüş ve çeşitli izah tarzları ortaya konmuştur. Bazılarına göre “Ermenek” ( İREM-NAK: Bağ-ı İrem) CENNET BAĞLARI anlamına gelmektedir. İkinci bir izah tarzı da “Ermenek” kelimesinin aslı tamamen Türkçe olup “Kahraman” anlamına gelen ER ile “insan” anlamına gelen MEN ve Uygurca “karşı, yamaç” anlamına gelen EK kelimelerinden oluşan KAHRAMAN İNSAN YERİ (Kahraman insanların bulunduğu yamaç) olarak değerlendirilmektedir.

     

    Ermeni coğrafyacısı (İndjidjian) ise “Ermenek” kelimesini yanlış anlamış, kelime benzerliğinden de faydalanarak Ermenek adını kendi ırkına mal etmek isteyerek- belki de bilmeden – şehrin Ermeniler tarafından inşa edildiğini not etmiştir. Nitekim bugün bile Ermenekli olmayan ve kelimenin esas kökünün nereden geldiğini bilmeyenler kelime yapısına bakarak Ermenek’in bir Ermeni şehri olduğu veya onlar tarafından kurulduğunu sanmaktadır. Halbuki tarih boyunca Ermenek bölgesinde Hitit, Roma, Bizans egemenlikleri gelip geçmiş olmakla beraber Ermenek, hiçbir zaman ve isim verecek kadar Ermeni etkinliğinde kalmamıştır.

     

    M.S 30 yıllarına kadar "MARASPOLİS" olarak bilinen Ermenek, bu tarihten sonra "GERMANİCOPOLİS" olarak değiştirilmiş. GERMANİCOPOLİS ismi, aradan geçen yüzyıllar içinde; bölgeye daha sonra yerleşen Türk boylarının da diline ve telâffuz alışkanlığına uyarak kısaltılmıştır. İlkönce GERMANİK- GERMENAK gibi değişikliklerden sonra Türk dilinde telâffuzu zor olan (G) ve (I) gibi sesleri de atılarak ERMENAK şeklini almıştır. Ermenak isminin Türk ses uyumuna uymayan (NAK) hecesi 1950 yıllarında (NEK) olarak değiştirilerek (ERMENEK) şeklinde en uygun hale getirilmiştir.

     

    Ermenek M.Ö 1400 yıllarında Hititlerin elinden çıkarak, Arzavalılar’ın eline geçer. Daha sonra Hitit kralı II. Murşil bu bölgeyi tekrar alır. Fakat M.Ö 1180 yıllarında Hitit krallığı yıkılır ve Ermenek ve bütün Kilikya Frikler’in eline geçer. M.Ö XI. y.y’da Asurlular’ın egemenliginde olan Ermenek ve yöresi daha çok kıyı korsanları elinde kalmıştır. M.Ö 625–605 yılları arasında Babil egemenligindeki Kilikya, Lidyalıların eline geçer. M.Ö 546’da Pers egemenligine girmiştir. M.Ö 333 yıllarında Büyük İskender’in Taşlık Kilikya’ya girmesiyle Ermenek İskender’in hâkimiyetine girmiştir.

     

    M.Ö III. yy’dan beri İZORİ veya ( İssuria) denilmeye başlanan eski Hopalla ve Arzava topraklarını ( Ermenek’te bu bölgenin içinde ) İskender ele geçirir. İskender’in M:Ö 325 yılında ölümünden sonra imparatorluğunun generalleri arasında bölüşülmesiyle Ermenek ve çevresi başkenti Dicle nehri kıyısındaki Selevkia olup daha sonra Antakya’ya taşınmış olan Selevkoslar’ın bölgesi içinde kalmıştır. Romalı’lar M:Ö 133 yılında Bergama devletini, Bergama Kralın’dan vasiyet yoluyla alırlar. Bu tarihten sonra diğer Anadolu şehirlerini de fethe girişirler ve Ermenek’i de ele geçirirler. Roma kralı Sezar’ın adamlarından Kassius ve arkadaşları Ermenek’e sığınmışlardır M:S 30 yıllarına kadar MARASSA veya MARASPOLİS olarak anılan Ermenek , bu tarihten sonra Romalı komutan GERMENİKUSA izafetle GERMENİCOPOLİS olarak değiştirilmiştir.

     

    M.S 395 yılında Roma imparatorluğunun ikiye bölünmesi ile Ermenek Doğu-Roma Bizans’ın toprakları içinde kalmıştır. Hristiyanlık'ın doğuşundan sonra. Hz. İsa’nın havarilerinden olan Senpol,Barnabas ve arkadaşları Anadolu’ya geçerek Hristiyanlığı burada yaymışlardır. Hristiyanlığın ilk adımı Konya’da atılmıştır. Larende ( Karaman)’nin doğusunda (Derbe) şehrinde’de yayıldıktan sonra Hristiyanlık Ermenek ve yöresinde de kendini göstermeye başlamıştır. Konya ve Antalya yöresindeki yahudi ve putperestlerin zulmünden kaçan bir kısım hristiyanlar Ermenek ve çevresindeki sığınmaya ve inzivaya uygun yerlere saklanmışlardır. Yumru Tepe’nin Ambar Boğazı’na bakan “İnöğlesi Kaya Manastırı” ile şehrin batısında “Meydan Kebeni” adı verilen yerde (Kirse Önü; Kilise önünden bozulmuş şekli ) bu devirde ilk Hıristiyanların sığınıp inzivaya çekildiği yerlerdir.

     

    Seyyit Battal Gazi İzavriya bölgesini almış, böylece Ermenek’te Emeviler’in hâkimiyetine girmiştir. Fakat III. Leon’dan sonra Bizans tahtına geçen V. Konstantin zamanında Ermenek ve çevresi yine Bizans hakimiyetine geçmiştir. Emeviler’den sonra Ermenek ve çevresini ele geçirmeye çalışan ikinci Müslüman devlet ABBASİLER olmuştur. Abbasiler Halife Mehdi zamanından itibaren defalarca Anadolu’ya; özellikle Ermenek yöresindeki topraklara, Antalya’dan Adana’ya kadar olan bölgeye sahip olmak için savaşmıştır. Amorion sülalesi zamanında Abbasiler ile Bizanslı’lar arasında çok çetin savaşlar olmuştur. Halife Mutasım zamanında Külek Boğazı muhafızı ( Afşin ) Mut, Ermenek, Antalya ve çevresini zapt etmiş ise de Mutasım’dan sonraki zayıf dönemde bu bölgeler yeniden ellerinden çıkmıştır. Özellikle Makedonya Sülalesi zamanında Bizanslılar’a karşı çok zayıf düşmüş olan Abbasiler yöreyi daha fazla ellerinde tutamamış ancak yarım asır kadar sahip olmuşlardır.

     

    1115–1116 yıllarından itibaren Ermenek ve yöresine Oğuz boyları yerleşmeye başlamışlardır. Bu yerleşme gittikçe belirli bir politikaya ve devletleşmek arzusuna doğru yönelmiştir. Diğer Oğuz boylarına nispetle çoğunlukta olan Karamanoğulları bulundukları bölgede kendi halinde yaşamaya ve yerleşmeye devam ederken bazen de civar kaleler önünde toplanarak âni baskınlar yapıp bu kaleleri elde etmişlerdir. 1228 yılından itibaren; Ermenek çevresinde varlığını ispat etmiş olan Karamanoğulları oymağının bir başkan idaresinde birleştiğini, bir birliğe vardığını görmekteyizki bu başkan Sadüddin oğlu NURE, tanınmış adı NURE SOFİ’dir. Babailik tarikatinin kurucularından ( Baba İlyas Horasani)’ye intisabından dolayı Sofi lâkabı verilmiştir. Nure Sofi’nin ne zaman doğduğu bilinmiyor. Ancak 1255 tarihinde ölmüş olması kuvvetle muhtemeldir. Karamanoğulları’nın Ermenek’i zaptı 1246–1250 yılları arasında olmuştur. Onun için bu tarihten sonra Ermenek’in tarihi, Karamanoğulları’nın tarihi ile iç içedir.

     

    Ermenek 1228 tarihinde Selçuklular tarafından ele geçirilmiş ve “Kamar al- din Lala” Ermenek Sipehtarı olarak tayin edilmiş ise de Ermenek kalesi alınamamıştı. İşte Firan Kalesi denilen bu eşsiz kale 1258 yılında Kerimüddin Karaman Bey tarafından ele geçirilmiş ve Türkleştirilmiştir. Firan kalesi ve dolayısıyla Ermenek’i zaptından sonra Kerimüddin Karaman Bey “ ERMENEK BEYİ” ünvanını almıştır. Ermenek kalesinin zaptından sonra Mut,Gülnar ve Silifke kalelerine de taarruz eden Karaman Bey, topraklarını gittikçe genişletmeye başlamıştır. Selçuklu Sultanı IV. Kılıçarslan kendisinden çekinmeğe başlamış, bir hadise çikarmasından korktuğu için Karaman Beye elinde bulunan toprakları ıkta (Dirlik) olarak vermiştir.Kız kardeşini de Karaman Bey’e vererek onunla akrabalık kurmuştur. Ayrıca Karaman Bey’e tabl ve alem vererek Ermenek ve Silifke kalelerinden başka Lârende Kalesinin idaresini de kendisine bırakmıştır.Kerimüddin Karaman bey zamanında beyliğin merkezi genellikle Ermenek olmuştur.

     

    Selçuklu Sultanı ile arasının açılmasından ve Larende’nin Sultan tarafından Karaman Bey’in düşmanı durumunda olan Hacı Beyler’e verilmesine son derece üzülen Karaman Bey bir hile ile Larende kalesini ele geçirerek Lârendeyi tamamen teslim almıştır.1260 tarihinde meydana gelen bu olaydan sonra Ermenek’in merkezliği yavaş yavaş Lârende’ye kaymış ise de burası savunma olanaklarının mükemmelliği bakımından hiçbir zaman ihmal edilmemiş ve ikinci plâna düşmemiştir.

     

    1261 yılında zehirlenerek öldürülen Karaman Bey’in yerine oğlu ŞEMSÜDDİN MEHMET BEY geçmiştir ki bu devir ve sonrasında da yine genellikle Ermenek sığinma ve savunma yeri olarak kullanılmıştır. Ermenek’e Karaman Beyler’i zamanında ilgi ve alâka kesilmemiş fakat Ermenek’in Osmanlı hakimiyetine geçmesiyle bu alâka sona ermiştir. Şemsüddin Mehmet Bey 14 Mayıs 1277 tarihinde kurban bayramı arefesinde bir Perşembe günü Konya’ya girmeye muvaffak oldu.Konya önünde aktolunan tarihi divanda “BU GÜNDEN SONRA DİVANDA, DERGÂHTA, BARGÂHTA, MECLİSTE VE MEYDANDA TÜRKÇE’DEN BAŞKA DİL KULLANILMAYACAKTIR.” diyerek Türk dili içinde mühim bir aşama noktası olan meşhur karar almış oldu.

     

    Ermenek’in Osmanlı hakimiyetine geçişi ise; Fatih Sultan Mehmet ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Bey arasında 1473 yılında Otlukbeli savaşında Akkoyunlular yenilmişlerdir. Böylece Karamanoğulları’nın güvendiği ümit kapıları kapanmış oldu. Bundan sonra karşılarına çıkacak güçlü Osmanlı kuvvetlerine karşı yalnız ve desteksiz kalmışlardır. Otlukbeli yenigisinden sonra Uzun Hasan Bey’le kaçan Karaman Beyi Pir Ahmet Bey’in peşinden, Osmanlı Padişahı Gedik Ahmet Paşa komutasında birkısım kuvvet göndermiştir. 1474 yılı yazında olduğu kabul edilen savaşta Gedik Ahmet Paşa, Pir Ahmet Bey’i bertaraf etmiş, Karamanoğulları’nın bütün şehir ve kaleleri ile Ermenek’te Osmanlı hakimiyetine geçmiştir. Böylece1475 yılından itibaren Ermenek için yeni bir dönem başlamıştır. Bu tarihten sonra İçel Sancağına bağlanmış olan Ermenek, XVI, XVII, XVIII.yüzyıllar boyunca artık Karamanoğulları devrindeki ehemmiyetini kaybetmiş, kenar bir Anadolu kasabası olarak kendi haline bırakılmıştır. 

     

    Akdeniz bölgesinde, Antalya körfezi ile Mersin arasında uzunluğu 250 km. ye yaklaşan takriben 10.000 km2 lik dağlık bölge Taşeli yöresi olarak bilinir. 2445 km2 lik yüzölçümü 75.000 civarında nüfusu ve 48 köy ile Ermenek kazası bu bölgenin tam ortasında yer alır. İlçe merkezi ise Orta Göksu havzasında Ermenek suyunun meydana geldiği derin vadinin yamaçlarında ortalama 1250 m. Yükseklikte kurulmuş bulunmaktadır.

    Taşeli bölgesinin bütün tipik özelliklerini Ermenek yöresinde bulmak mümkündür. Dolayısıyla kalkerli, yani karstik yöre özelliği taşıyan bir bölgede yer alan bu ilçe, zengin su kaynaklarının sebep olduğu engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Akdeniz iklimi hakimdir.

     

    Ermenek, uzun süre Karamanoğullarının başkenti olduğu gibi Osmanlılar döneminde de önce kaza sonra da İç-el sancağının merkezi olmuştur. Larende (bugünkü Karaman il merkezi), Alaiye, Mut, Anamur, Gülnar, Silifke o dönemde Ermenek’e bağlı şehirlerden birkaç tanesidir. 1487 yılına kadar Karamanoğullarının yönetiminde kalan bölge her yönden mamur bir halde Osmanlıların eline geçerken, Ermenek’te doğmuş olan Karaman Beyliği yine burada son bulacaktır.O yüzden kendisine has bir kültürel birikime sahiptir.

     

    Karamanoğulları döneminden itibaren büyük önem verilen eğitim faaliyetleri Ermenek’in bu birikiminde büyük bir paya sahiptir. Öyle ki, Karamanlılar döneminde yapılan Tol medrese başta olmak üzere şehirdeki diğer altı medresede dönemin önde gelen müderrisleri tarafından dersler verilmiştir. Ermenek’li Hekim Beşir Çelebi, Karaman’lı Nizaminin yanında bölgede yetişen ve hocalık yapan Yunus Emre, Şeyh Edebali, Şeyh Bedreddin ve Molla Fenari bunlardan sadece bir kaçıdır. Karamanoğulları Tarihinin yegane kaynağı olan Şikari Tarihi ve Tevarih-i Ali Karaman gibi eserlerin de Ermenek’te yazılmış ve bulunmuş olması da buradaki ilmi ve kültürel faaliyetlerin ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından dikkatle üzerinde durulmayı gerektirir.

    Osmanlılar döneminde de eğitim faaliyetleri Karaman’lılardan kalma medreselerde devam ettirilmiştir. Hatta oldukça geniş bir vakfa sahip olan Tol Medrese, Cumhuriyet döneminde de hizmet vermeye devam etmiştir. Döneminin meşhur alimlerinden Ermenek’li Saffet Efendi ile aynı zamanda büyük bir şair olan Hasan Rüştü (Kel Şair) bu medresede hocalık yapmışlardır. Ermenek ve Ermenek’li tarihi mirasına uygun olarak bugün de eğitim-öğretime gerekli önemi vermektedir. Halen bölgede ilkokulu olmayan köy yoktur. Ermenek, nüfus oranına göre yüksek tahsil yapmış en çok iş gücüne sahip ülkemizdeki ilk beş ilçe içerisinde yer almaktadır.

    Tarihi boyunca yeniliklere açık olan ve adeta ülkede önder olan Ermenek,daha 1933 yılında belediye bütçesi 200 TL iken hayvan gücü ile boru ve makine taşıyıp, hidroelektrik Santrali kuran üçüncü ilçedir. O dönemde bugün il yapılan Karaman dahil otuzu aşkın vilayet gaz lambası kullanmakta idi. Yine aynı yıllarda Ermenek’te pek az ilde mevcut olan şehir imar planı yapılmıştır. İlçe belediyelerinin bandoyu tanımadıkları bu dönemde Ermenek’te şehir bandosu bile kurulabilmiştir. Bütün bunları gerçekleştirirken kayda değer bir devlet yardımı alamamasına rağmen bölge ahalisi teknolojinin ortaya çıkardığı tüm yeniliklerden en kısa sürede faydalanma arzusunda olduğunu göstermiş ve o yönde çaba sarf etmiştir.Sinema ve radyo, henüz gelişme aşamasında olduğu yıllarda (1932) Ermenek’e gelmiş ve halk bu yeniliklerden nasibini almıştır.

    Ermenek ve çevresi kılık-kıyafet, oyunlar, musıki ve yemekler bakımından Taşeli bölgesinin diğer merkezleri ile aynı değerleri paylaşır. Bu yönüyle de İç Anadolu bölgesinden kesin hatlarla ayrılmaktadır. Bugün Anamur’da, Mut’ta, Silifke’de söylenen Türküler, oynanan oyunlar aynen Ermenek ve yöresinde de icra edilir. Hatta bunların bir kısmının kökeni Ermenek’e dayanır. Yine bölgenin ortak yemeklerinden “Batırma/Batırık” ve “Arabaşı’nın Ermenek’ten çevreye yayıldığı bilinen bir husustur.

     

    Ermenek’in 1845 idari taksimatında Mut, Silfke, Anamur, Karataş kazalarını içine alan İçel Sancağının merkezi idi. Ne var ki, 1870’de bu vasfını kaybedecek ve yöre insanı günümüze kadar devam eden bir mücadeleye mecbur kalacaktır. Bu süreç içerisinde bölgenin hızla gerilediği de bir gerçektir. Öyle ki, 1891’de 6.430 olan merkez ilçe nüfusu 1945’e ancak 6.607 kişiye ulaşabilmiştir.Ermenek yine bu dönemde, 1910’da Konya’ya bağlanmışken, 1915’de Adana’ya, 1919’da tekrar Konya’ya ve 1989’da ise Karaman iline bağlanmıştır. 

     

    Akdeniz kıyısında yaşayan kavimlerin zaman zaman sığınak yeri olmuştur. Strabon’un (zarfan mağaraları) dediği korkunç mağaralar Ermenek şehri kuzeyindeki Maraspoli mağaralarıdır. Bu mağaraların ilk çağlarda meskun bulunduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Ermenek’in Prehistorik devirlerde güneyden gelen Negroidler tarafından iskan edildiği sanılmaktadır. Kalgolitik çağlarda Proto Hititler, Ermenek Bölgesine kadar inmişlerdir. Hititler devrinde İsauria krallığına ait Hapalla bölgesi içinde bulunan Ermenek’te M.Ö.2000 yıllarında deniz yolu ile gelen Akalların yerli halkı içerilere sürdüğü veya onlarla kaynaştığı görülür.

     

    Perslerin bu bölgedeki hakimiyeti de M.Ö.333 yılında büyük İskender’le kırılmış onun ölümünden sonra Ermenek M.Ö.312 selevkoslara geçmiştir. Bizanslar devrinde Ermenek zaman zaman islam ordularının hucumuna uğramış Abbasiler devrinde Halife Mutasın Ermenek’i zapt etmiş ise de Akedonya sülalesi zamanında tekrar Bizanslıların eline geçmiştir.

     

    Selçukluların Anadoluda bir devlet kurmaları ile Ermenek, sık sık Türk akınlarına sahne olmuş, nihayet 1228 yılında Selçuklu Sultanı I.Alaaddin Keykubat tarafından zapt edilmiş, bu bölgeye uç beyi olarak Karaman Oymağı yerleştirilmiştir.Bu tarihten Karamanoğullarının Osmanlılar tarafından yıkılışına kadar (1479) Karamanoğullarının elinde bulunan Ermenek bu devirde en zengin ve feyizli devrini yaşamış mimari sanat eserleri ile süslenmiştir. Osmanlı Sadrazamı Gedik Ahmet Paşa eliyle uzun süren bir mücadeleden sonra kesin olarak Osmanlı Devletine katılan Ermenek Adana eyaletine bağlı Silifke Sancağı içinde Paşa Hassı olarak idare edilmiş ve 1845 yılında Konya iline bağlanmış, 1910 yılında ilçe haline getirilmiş, 1914 yılında tekrar İçel müstakil sancağına alınmış ise de 1917 yılında yeniden Konya’ya bağlanmış ve 1989 yılında Karaman’ın il olması ile buraya bağlanmıştır.  

                                        

    KAYNAK: ermenekliler.sitemynet.com’dan iktibas edilmiştir.

     

     

     

             

     


    Yorumlar ( 4 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı