|
Seni bir su gibi içtim. Bir susuzluk krizinde rastladım sana ve seni çok beğendim. Su gibi ferahlattın, su gibi sardın, su gibiydin. Seni bir su gibi içtim. Yanan ruhum ve içim seninle huzura kavuştu. Sende suyun derinliği vardı, sende suyun sakinliği vardı. Kızdığında su gibi kabarır yıkardın etrafını. Sonra çekilince yatağına yine şefkatli bir nehir gibi akardın. Ben bir susuz ve bir de sensiz yapamam derdim. Derdim de sen inanmaz gülerdin. Seni bir yudum su veya bir okyanustan ayırmadım. Çünkü ikisi de sendin. Sen hem bir okyanus, hem de bir damla su idin benim için. Zaten her damlada bir okyanus, her okyanusta da bir damla gizli değil midir? Sen bende gizli değil miydin? Seni içtim yudum yudum, damla damla ve ben bir okyanus serinliği hissettim her seferinde. Beni çölden aldın su damlacıkları ve buharla göğe yükselttin. Zaten senin en çok bu yönünü sevmiştim. Sende bir yücelik vardı ve sen bunu bana gösterdin. Seni bir su gibi içtim. Senden önce ben bir hiçtim, tıpkı şimdi olduğu gibi. Sen gittin, artık gözüm görmez oldu ne damlayı, ne suyu, ne de okyanusu. Çöl tabloları dolu evimin her yerinde. Yağmur yağdığında kriz nöbetlerim tutuyor. Gözyaşlarıma kızıyorum bana seni hatırlattıkları için. Çünkü, sen gittin. Seni bir yudum gibi içtim. En değerli akvaryumlarda korumak istedim seni ama. Ama olmadı...
yazan: doğan telkesen |