BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


Debba Ana Sayfa | Profil | Arşiv | Arkadaşlarım
ojf

Şifalı Bitkiler Ve Özellikleri 631/3/2007

SÜTLEĞEN ( Euphorbia helioscopia ) / Euphorbiaceae

 

Diğer İsimleri : Sütlücen, Sütlüceotu.
Bilinen Bileşimi : Sütünde; reçine, kauçuk, nişasta. Tohumlarda; yağ.

Özellikleri : Sütü; drastik / kuvvetli müshil.
Önerilen Hastalıklar : Sütü siğillere sürülür, kurutularak toz haline getirilen bitkinin yarısı kadar kına karıştırılarak yaralar üzerine bağlanırsa yarayı kısa zamanda tedavi eder.

 

ŞAHTERE ( Fumaria officinalis ) / Fumariaceae 

 

Diğer İsimleri : Şahtereotu, Acıtere, Tilkikişnişi.
Bilinen Bileşimi : Fumar asidi, fumarin alkaloidi, boyama, reçine, fumarin asidinin kalsiyum, potasyum ve magnezyum tuzları, kriptokarpin, yaurotenzin, acılık, vs. ihtiva eder. Fumarin alkaloidi, tıpkı protopin alkaloidi ayarındadır. Protopin alkaloidi uyuşuk kalp felcini uyarıcı (geçici uyarıcı, nabzı hızlandırır ve iştahı arttırır) te'sirdedir.
Özellikleri :Diüretik / idrar söktürücü, trankilizan / yatışnncı, analjezik / ağrı kesici, antiseptik / mikrop öldürücü, hipotansör / tansiyon düşürücü, koleretik / safra akımını düzenleyici, iştahı tahrik edici.
Önerilen Hastalıklar : Damarsertliği, safra kesesi hastalıkları, bağırsak zaafiyeti (atoni), iştahsızlık, sarılık, verem, basurlar, yüz ve beden sivilceleri, su toplama, kabız, sirace, bağırsak tembelliği, fena ağız kokusu, verem, zayıflamada, histeri, kuruntu vs.'de kullanılır.
Kullanım Şekli ve dozu : Bitkiden 1 çorba kaşığı 0,5 it. suda 5 dakika kaynatılır. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı alınır.

 

TEREOTU ( Nasturtium officinale ) / Cruciferae 

 

Bilinen Bileşimi : Protein, karbonhidrat, selüloz, mineraller (fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, potasyum), vitaminler (A, Bl, B2, B3, B6, C, E).

Özellikleri : Digestif / hazmı kolaylaştıncı, diüretik / idrar söktürücü, aperetif / iştah açıcı.
Önerilen Hastalıklar : Karaciğer ve safra kesesi hastalıkları, ödem.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak kaynar suya 30 gram taze yaprak konur. 10 dakika demlendirilir. Günde 3 kere 1'er bardak içilir.

 

TIRMANICI YOĞURTOTU ( Galium aparine ) / Rubiaceae 

 

Diğer İsimleri : Yapışkan otu, Çoban süzgeci.
Bilinen Bileşimi : Asperulzid glikozidi, gal ve limon asidisaponinler, tanenler, kırmızı boya, C vitamini vs.

Özellikleri : Anti mikrobik, idrar söktürücü, yatıştırıcı, böbreklerden taş ve kum dökücü.
Önerilen Hastalıklar : Karaciğer ağrıları, karında su toplanması, romatizma, gutr, ishal, zatülcenb, sara, çıban, mide ve bağırsak ağrıları, epilepsi, böbreklerde kum ve taş, idrar tutukluğu, lenf bezleri rahatsızlıkları kenser ve kanser türü deri rahatsızlıkları.
Kullanım Şekli ve dozu : Çay olarak ; 2 çorba kaşığı ufalanmış bitki 400 gr. kaynar suda haşlanarak 1 saat demlendirilerek günde 3 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.
Sara ve deri kanserinde ise; Taze bitkiden elde edilen özsu kullanılır ayrıca tohumlar 1/10 nisbetinde vazelinle karıştırılarak hasta bölgeye sürülerek kullanılır.

 

TRABZON HURMASI ( Diospyros kaki ) / Ebenaceae 

 

Diğer İsimleri : Kocayemiş, Karahurma.
Bilinen Bileşimi : Protein, karbonhidratlar, selüloz, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, tanen, potasyum, mağnezyum, A, B1, B2, B3, C vitaminleri.

Özellikleri :Laksatif - pürgatif / kabızlık giderici ve besleyici.
Önerilen Hastalıklar : İshal, iştahsızlık, gastrit, bağırsak iltihabı.
İsrail'de Hebrew Üniversitesinde yapılan araştırmalarda "Trabzon hurması" nın kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürdüğü tesbit edilmiştir.

 

UYUZOTU ( Scabiosa argentea / columbaria ) / Dipsacaceae

 

Diğer İsimleri : Gıcık otu, Kumotu.
Önerilen Hastalıklar : Uyuz ve cilt rahatsızlıkları

 

YABANİ FESÇİTARAĞI ( Dipsacus sylvestris ) / Dipsacaceae

 

Bilinen Bileşimi : Salisilik asid, potasyum tuzu.

Özellikleri :Diüretik / idrar söktürücü, sudofirik / terletici.
Önerilen Hastalıklar : Deri yaraları, egzama, akne.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 bardak suya 1 kahve kaşığı rendelenmiş kök atılır. 10 dakika kaynatılır. Günde 2 kere birer bardak içilir.
Bitki özsuyu: Günde 5 gram içilir.

 

YABANİ HİNDİBA ( Cichorium intybus ) / Compositae 

 

Diğer İsimleri : Acıgıcı, Güneğik, Mavi sütleğen, Acımarul, Hindiba
Bilinen Bileşimi : Kökler inulin, intibin glikozu, fruktoz, levuloz, levulin, kolin, reçineler, sepi maddeler, albüminli maddeler vs. ihtiva eder.
Çiçekler sichorin glikozidi; yapraklar inulin; usaresi de acı maddeler laktusin, laktukopikrin, taraksasterol vs. ihtiva eder. Tohumlarda da inulin ve protakateşin aldehidleri bulunmuştur.
Özellikleri :Tonik / kuvvetlendirici, depüratif / kanı temizleyici, digestif / hazmettirici, diüretik / idrar söktürücü, vülnerer / yara iyileştirici. Merkezi sinir sistemini sakinleştirici ve kalp spazmanı (amplitude) arttırmak suretiyle kalp faaliyetlerini hızlandırıcı, mikropları öldürücü te'siri vardır
Önerilen Hastalıklar : İdrar tutukluğu, balgam, gut, karaciğer ve safra kesesi ağrıları, kansızlık, karaciğer temizleyici, kaşıntı ve egzama, sarılık, gastrit, zorluktu işeme ve kan işeme, dalak hastalıkları, küçük çocuklarda solucan ve şerit, bronşit, öksürük vs. yerlerde kullanılır.
Kullanım Şekli ve dozu : Saplardan 2 çorba kaşığı veya 1 çorba kaşığı kök 0,5 it. suda 10 dakika kaynatılır. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı alınır.

 

YABANYASEMİNİ ( Solanum dulcamara ) / Solanaceae

 

Diğer İsimleri : Kıryasemini, Sofur, Yabanasması, Tilkiüzümü.
Bilinen Bileşimi : Solanin glikoalkaloidi, dulkamarin glikozidi, atropin muadili, dulkamaratin ve dulkamar asidi, tatlı madde dulkarin, tanenler, acılık vs. ihtiva eder.

Özellikleri :Depüraüf / kanı temizleyici, antipletorik / fazla kan toplanmasını önleyici, antisifllitik / frengiyi iyileştirici, antiromatizmal / romatizmayı iyileştirici, mafsal ağnlarını azaltıcı, diûretik / idrar söktürücü, laksatif / müshil, anüafrodizyak / cinsel isteği azaltıcı, zayıflatıcı, hiphotik / hafif uyutucu ve uyuşturucu. Zehirlidir.
Önerilen Hastalıklar : Kanda hiperviskosite, akne, egzama, herpes, astım, pulmonit (pnömoni), kronik bronşit, spazmodik öksürükler, frengi, romatizma, gut, sedef, sıraca, kanser.
Haricen: Dermatoz, hemoroid, tümör.
Kullanım Şekli ve dozu : Bitkiden 1 kahve kaşığı 0,5 it. kaynar su ile haşlanır ve 1 saat bekletilir. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer bardak alınır.
* Haricen: 4 bardak suya 30-40 gram kabuğun­dan veya çiçeklerinden konur. 10 dakika kaynatı­lır. Deri hastalıklarında losyon olarak kullanılır. Hemoroid ve egzama gibi hastalıklarda kompres yapılır.
* Tümörler için: 120 gram ketenunu ile 320 gram ezilmiş yabanyasemini yaprağı karıştırılır.
100 gram içyağı ilave edilip kaynatılır. Sıcak olarak tampon yapılır. Tümörü l gece içine iyileştirebilir.
Yan Tesirleri : Yüksek doz bulantı, kusma, ishal, zehirlenme yapar.

 

YALANCI SİNAMEKİ ( Colutea arborescens ) / Papilionaceae 

 

Diğer İsimleri : Patluk, Yabani sinameki.
Bilinen Bileşimi : Rezin, flavon, antrakinon türevleri.

Özellikleri :Laksatif - pürgatif / müshil, diüretik / idrar söktürücü.
Önerilen Hastalıklar : Kabızlık, saç dökülmesi, uyuz ve egzama.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 20-30 gram bitki konup kaynatılır. Yemeklerden sonra birer bardak içilir.

 

YAPIŞKANOTU ( Parietaria officinalis ) / Urticaceae 

 

Diğer İsimleri : Duvar fesleğeni, Bereotu.
Bilinen Bileşimi : Potasyum nitrat, katesik tanen, flavon glikozidleri, bir alkaloid.

Özellikleri :Diüretik/idrar söktürücü, depüratif/ kanı temizleyici, laksatif-pürgatif/bağırsaklan yumuşatıcı, müshil.
Önerilen Hastalıklar : Ağızdan: İdraryollan enfeksiyonlan (kum-taş, sistit, nefrit sancılan, üre azalması), safrakesesi taşı, öksürük, romatizma.
Haricen: Hemoroid, bereler.
Kullanım Şekli ve dozu : Ağızdan: 4 bardak suya 25 gram konup kaynatılır. 10 dakika demlendirilir. Biraz limon suyu ilave edilir. Yemek aralarında içilir. Günde 2 kere.
Usare: Günde 25-100 gram içilir.
Hemoroid, bereler için: Yumuşatıcı tampon yapılır veya sıkılarak çıkarılan suyu sürülür.

 

YARPUZ ( Mentha pulegium ) / Labiatae 

 

Diğer İsimleri : Fütenç, Habak, Filiskin
Bilinen Bileşimi : Uçucu yağ (pulegon, pipire-ton), Menthol, Azulen , Puleson, Diosmin, Gulukozid, Ekşi saponin reçine, şekerler. Zehirlidir.

Özellikleri :Ağızdan: Aperetif / iştah açıcı, digestif / hazmı kolaylaştıncı, antitussif / öksürük dindinci, mukolitik / balgam söktürücü, kolagog / safra atıcı, mide ağrılarını dindirici, emenagog / âdet kanamalarını kolaylaştırıcı.
Önerilen Hastalıklar : Bronşit, boğmaca, safra yetersizliği, gastrik yaralar, yarpuz iyi bir kalp ilacıdır, Yarpuz kaynatılıp balla tatlandırılarak içilirse kısrni prostatı geçirir.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 bardak kaynak suya 1 tatlı kaşığı bitki konur. 10 dakika demlendirilir. Yemekten önce, yemek arasında veya sonra içilir. Günde 3 kere l'er bardak.
Yan Tesirleri : Yarpuz kanın ve kalbin ilacı olan şifalı bir bitkidir. Normali şifa, çoğu cefa verir. Normal şartlarda herhangi bir yan tesiri yoktur. Fazla miktarda kullanılmalalıdır, baş dönmesi yapar.

 

YER FESLEĞENİ ( Mercurialis annua ) / Euphorbiacceae 

 

Diğer İsimleri : Parten, Sultanotu
Bilinen Bileşimi : Saponin, uçucu yağ, acı madde, hermidin, metylamin.
Özellilleri : Laksatif / müshil, diüretik / idrar söktürücü.

 

YER ELMASI ( Helianthus tuberosus ) / Compositae

 

Bilinen Bileşimi : Nişasta, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller.
Özellilleri : Süt artırıcı, idrar söktürücü, safra söktürücü, karaciğer güçlendirici.
Önerilen Hastalıklar : Sarılık, karaciğer hastalıkları, safra düzensizliği, anne sütünün azlığı.
Kullanım Şekli ve dozu : Yerelması rendelenip balla tatlandırılarak yenmeye devam edilir.

 

 

YER SARMAŞIĞI ( Glechoma hederacea ) / Labiatae 

 

Bilinen Bileşimi : Reçine, potasyum, kokulu yağ.
Özellilleri : Antitussif / öksürük dindirici, tonik / kuvvetlendirici, diüretik / idrar söktürücü, antispazmodik / spazm çözücü, vülnerer / yaralann kabuk bağlamasını sağlayıcı.
Önerilen Hastalıklar : Polmoner hastalıklar (kronik bronşit, astım), mide ülserleri, kanda akyuvarların azalması, üriner hastalıklar, ürede kan bulunması.
Kullanım Şekli ve dozu : Ağızdan: 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı konur. 10 dakika bekletilir. Ye­mek sırasında, günde 3 kere 1 'er bardak içilir.

 

YER SOMUNU ( Cyclamen persicum ) / Primulaceae

 

Diğer İsimleri : Buhur-u meryem, tavşan kulağı, sıklamen, domuzağırşağı, topalak, buhurotu.
Bilinen Bileşimi : Nişasta, zamk, şeker, organik asidler.
Özellilleri : Laksatif / müshil, emetik / kusturucu, antihelmintik / bağırsak kurtlarını düşürücü
Önerilen Hastalıklar : Hemeroid, sarılık, üzüm şırasıyla içilirse zehirlenmeyi önler,
Kullanım Şekli ve dozu : Günde 1 kere 0.5 gr. yutulur.
Yan Tesirleri : Fazla ve devamlı olarak içmek zararlı olup normali şifadır. Fazlası zehirleyebilir.

 

YILAN YASTIĞI ( Arum maculatum ) / Apocinaceae

 

Diğer İsimleri : Danayağı, Yılanfidanı, Yılanekmeği, Filkulağı.
Bilinen Bileşimi : Bitki alkaloide benzer madde aronin, konisin, saponinler, nişasta, yağlı maddeler vs. ihtiva eder
Özellilleri : Sinirsel ve psikolojik sakinleştirici, tansiyon düşürücü, sakinleştirici, bağırsak hareketlerini artırıcı.
Önerilen Hastalıklar : Basur, öksürük, sıtma, mesanede veya böbreklerde oluşan taş veya kum, mide ağrı ve ekşimesi, karaciğer hastalıkları, basedow, glakom, depresyon, yüksek tansiyon (özellikle hamilelik dönemlerindeki), bazı zeka bozuklukları, şizofreni.
Haricen ; Köksaplar dövülerek, lapa halinde haricen mide ve bağırsak ağrı ve şişkinliklerine karşı konur. Bundan 1/10 nisbetinde ispirto ile karıştırılarak elde edilen tentür romatizma, nikris ve basur hastalıklarına etkilidir.
Kullanım Şekli ve dozu : Taze köksaptan mısır danesi kadar, bir parça su ile yemeklerden sonra alınır veya ince rendelenmiş köksap, 100 gr. bal ile karıştırılarak yemeklerden sonra günde 3 defa yemeklerden sonra birer tatlı kaşığı alınır. Tentür halinde, bir tatlı kaşığı köksap 300 gr. soğuk suda 8 saat bekletilir. Süzüldükten sonra günde 3 defa yemeklerden sonra birer kahve fincanı alınır.
Yan Tesirleri : Zehirli olup fazla dozlar mide bulantısı, kusma, baş dönmesi ve ishal yapar. Kurutulan ve kaynatılan bitkinin zehiri kalmaz.

 

YÜKSÜK OTU ( Digitalis lanata ) / Scophulariaceae

 

Diğer İsimleri : Mayasılotu, Parmakçıkotu
Bilinen Bileşimi : Digitoxin, digoxin, gitoxin, digitalin, digitonin, digitonosid, digitalosi, lanatosid A-B-C, tanen, kokulu yağ, glikoz, diginin, digipurpuri, digitonin, asidler (palmitik, stearik, oleik, linoleik). Zehirlidir.
Özellilleri : Kardiotonik / kalbi güçlendirici, endirek diüretik / idrar söktürücü, arter basıncını yükseltici. Koroner dolaşımı düzenler; kalb yavaşlar, venöz basınç düşer, ödemler kaybolur.
Önerilen Hastalıklar : Kalb hastalıklarının tümü, miyokard yetersizliği ve sonuçlan, taşikardi, aritmi, oriküler fibrilasyon, konjestif kalb yetmezliği, ödem, üre miktannın azalması.
Kullanım Şekli ve dozu : 120 gram suya 0.40 gram ufalanmış yaprak konup kaynatılır. 2 saat demlendirildikten sonra süzülür. 2 eşit parçaya bölünür. 12 saat arayla içilir.
* 300 gram suya 0.40 gram ufalanmış yaprak konup 12 saat bekletilip süzülür. Eşit parçaya bölünür. 12 saat arayla içilir.
* Toz haline getirilmiş yaprağının 0.40 gramı 1miligram kristalize edilmiş Digitalin'dir.
Yan Tesirleri : Damartıkanıklığı, yüksek tansiyon, sinir hastalığı, tifo, Basedow hastalığı, beyin kanaması, anevrizması olanlara yasak.

 

ZAMBAK ( Iris germanica ) / Iridaceae

 

Diğer İsimleri : Süsen, Cehennemzambağı, Mezarhkzambağı, Eşeklâlesi,
Bilinen Bileşimi : İron, iridin, tanen, reçineler, şekerler, yağ.
Özellilleri : Ağızdan: Diüretik / idrar söktürücü, mukolitik / balgam söktürücü, kolagog / safra söktürücü. Yüksek doz emetik / kusturucu. Haricen: Vülnerer / yara iyileştirici.
Önerilen Hastalıklar : Baş ağrısı, kulak ağrısı, öksürük ve bronşit, safra düzensizlikleri.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 40 gram konup kaynatılır. Günde 3 kere 1'er bardak içilir.
Öksürük için: 1kahve kaşığı dövülmüş kök balla karıştırılıp yenir. Günde 1kere.
Yaralar için: Tozu serpilir.


(Yazar ali hikmet)
1 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

Şifalı Bitkiler Ve Özellikleri 531/3/2007

OĞUL OTU ( Melissa officinalis ) / Labitatae 

 

Diğer İsimleri : Melissa, kovanotu, temreotu, limonotu, turunçotu.
Bilinen Bileşimi : Uçucu yağ, kafuru, tanen, acı maddeler, müsilaj, kahve asidi, eterik yağ, citral, citronellal, citronellol, geraniol, linalol, pinenler.
Özellikleri : Beyin, kalp, rahim ve sindirim sistemi üzerinde koruyucu- kuvvetlendirici, spazm çözücü, ruhsal ve fiziksel sakinleştirici, hazmı kolaylaştırıcı, bağırsak gazlarını giderici, terlemeyi önleyici, bağırsak parazitlerini düşürücü, kanı temizleyici, kalp hastalıklarını iyileştirici.
Önerilen Hastalıklar : Kalp rahatsızlıkları ( oğul otu İbni Sina dan günümüze kadar başarıyla kalp ilacı olarak kullanılmıştır.), "Vegatativa dystonie" adı verilen baş ağrılarında, uykusuzluk, hazımsızlık şikayetleri, nevralji, akciğerden kaynaklanan kan kusmalarda, sinir krizleri, depresyon, anksiete, kulak çınlaması, baygınlık, baş dönmesi, hafıza kaybı, melankoli, histeri, kansızlık, stres.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 tatlı kaşığı kıyılmış bitkiden 1 bardak kaynar suya konularak 10 dakika baklatilir. Günde 3 defa birer bardak aç karnına içilir.
NOT : Oğul otu 20. asrın baş düşmanı olan stres ve kalp hastalıklarının en iyi yan tesirsiz ilacıdır. Eğer insanlar bunu bilselerdi çay yerine oğul otu içerlerdi.

 

ÖKSE OTU ( Viscum album ) / Loranthaceae

 

Diğer İsimleri : Çekem, Gevele, Burç, Gökçe.
Bilinen Bileşimi : Viskotoksin, vissin, koline muadil bir madde, norviskalbin, viskalbin, tiramin, inozit, urson, yağlı maddeler, provitamin A, Vitamin C, reçine ve sepi maddeler.
Özellikleri : Vazodilator / damar genişletici, hipotensor / tansiyon düşürücü, antispazmodik / spazm çözücü, diüretik / idrar söktürücü, kan birikimini önleyici, antiepileptik / epilepsi tedavisini destekleyici, antikansorejen / kanserden koruyucu.
Önerilen Hastalıklar : Damar tıkanıklığı, hipertansiyon, irada dışı titreme, dalak hastalıkları, baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi kollateral rahatsızlıklar, kronik nefrit, karaciğerde kan birikimi, akciğerden kan kusma, sinir krizleri, sara, baygınlık, histeri, migren, albumin, astım, prostat büyümesi, kanser.
Kullanım Şekli ve dozu : İnce kıyılmış yaprak ve dallardan bir çorba kaşığı bitki 0,5 litre suda 10 dakika kaynatılır süzülür. Yemeklerden önce birer kahve fincanı içilir.
Yan Tesirleri : Meyveler zehirli olduğundan kullanılmamalıdır. Yaprak ve dallar zehirsiz olup kullanılmasında sakınca yoktur.

 

PAPATYA ( Matricaria chamomilla ) / Compositae 

 

Diğer İsimleri : Mayıs papatyası, Tıbbi papatya.
Bilinen Bileşimi : Papatyanın etkisini sağlayan oleum chamomillae ( uçucu yağ ), bisabalol, bisabalol oksit, amino asitler, chamuzelen, cadinen, capryl asid, cholin, fernesen, geroniol, pytosterin, nikotinik asid, yağ asitleri.
Özellikleri : Antispazmodik / spazm çözücü, emenagog / adet kanı söktürücü, antiseptik / mikrop öldürücü, antibakteriyel / mikropların yaşamasını engelleyici, diüretik / idrar söktürücü, stomaşik / mideyi kuvvetlendirici, kolagog / safra artırıcı, antihelmintik / bağırsak parazitlerini düşürücü.
Önerilen Hastalıklar : Karın ağrısı, soğuk algınlığı, iştahsızlıkruhsal çöküntü, uykusuzluk, mide-bağırsak ülseri, gastrit, bağırsak iltihabı, adet düzensizliği, ateş, idrar tutukluğu, safra azlığı, karaciğer ve dalak hastalıkları, böbreklerde taş, sarılık, sara.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 bardak kaynar suya 10 tane çiçek konarak 10 dakika demlendirilir. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer bardak içilir. Ülser için en az 3 ay kullanılmalıdır.
Yan Tesirleri : Fazlası kusturur. Hamilelere yasak.

 

PELİN OTU ( Arthemisia absinthium ) / Compositae

 

Bilinen Bileşimi : Terpenli alkol, tuyon, ketontuyon, a-pinen, kadinen, felandren, B-kariofilen, y-sepinen, bizabulen, hemazulenogen' den ibaret eterik yağ, absintin, anabsintin, artabsin, katalakton A ve B, oksilakton, artemisetin, kehribar ve elma asidi, sepi maddeler, vitamin C, B6 ve provitamin A.
Özellikleri : Tonik / kuvvetlendirici, digestif / hazmettirici, diüretik idrar söktürücü, aperatif / iştah açıcı, kolagog / safra söktürücü, antiflatulan / gaz söktürücü, antifebril / ateş düşürücü, antihelmintik / bağırsak kurdu düşürücü, vülnerer / yara iyileştirici.
Önerilen Hastalıklar : Sıtma, sara, kusmalarda, adet zorluğu, hazım güçlüğü, uykusuzluk, verem, bağırsak parazitleri, mide ekşimesi ve yanması.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 kahve kaşığı bitki bir bardak kaynar suya konarak 10 dakika demlendirilir. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer kahve fincanı içilir.
Yan Tesirleri : Hamilelere, emzikli kadınlara ve mide kanaması geçirenlere yasak.

 

PITRAK ( Xanthium spinosum ) / Compositae 

 

Bilinen Bileşimi : Acı maddeler, sepi ve helme maddeleri, provitamin A, vitamin C, yağ.
Özellikleri : Diüretik / idrar söktürücü, laksatif / bağırsakları yumuşatıcı, sudofirik / terletici, sindirim sistemini düzeltici.
Önerilen Hastalıklar : Üremi, sindirim güçlüğü.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 çay bardağı kaynar suya 1 çorba kaşığı kıyılmış yaprak konur. 7 - 8 saat bekletilerek süzülür. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer çorba kaşığı içilir.

 

RENKLİ BURÇAK ( Coronilla varia ) / Leguminosae

 

Diğer İsimleri : Körigen
Bilinen Bileşimi : Kornizid, koronilin, yağlı asitler, vitamin A ve C.
Özellikleri : Diüretik / idrar söktürücü, kardiotonik / kalbi güçlendirici.
Önerilen Hastalıklar : Kalp hastalıkları.
Yan Tesirleri : Yüksek doz zehirleyebilir doktor kontrolünde kullanılmalıdır. 

 

 

 

REYHAN ( Ocimum basilicum ) / Labiatae 

 

Diğer İsimleri : Fesleğen
Bilinen Bileşimi : Uçucu yağ, estragol, eugenol, lineol, thymol, camphor, pinen.
Özellikleri : Aperatif / iştah açıcı, digestif / hazmı kolaylaştırıcı, antiflatulan / bağırsak gazlarını giderici, diüretik / idrar söktürücü, antiseptik / mikrop öldürücü.
Önerilen Hastalıklar : Mide krampları, mide bulantısı, gastrit, öksürük, kabızlık, miğren, asabilik ve sinir zafiyeti, baş ağrısı.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak kaynar suya 20 gr. kıyılmış bitki konarak 15 dakika demlendirilir. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer bardak içilir.
Yan Tesirleri : Hamilelere yasak.

 

REZENE ( Foeniculum vulgare ) / Umbelliferae 

 

Diğer İsimleri : Erziyan, Raziyane, Arapsaçı, Sincibil.
Bilinen Bileşimi : Anatol, fenhon, a-pinen, afelandren, kampfen, dipenten, metilhavikol, anis aldehidi, anis asidi, fenikulen, Vitamin A ve C.
Özellikleri : Digestif / hazmettirici, antiflatulan / gaz söktürücü, ekspektoran / balgam söktürücü, diüretik / idrar söktürücü, laktiferoz / süt artırıcı, kardiotonik / kalbi güçlendirici, yaşlıları güçlendirici, estrojenik / kadınlarda cinsel istek artırıcı.
Önerilen Hastalıklar : Mide ve bağırsakgazı, klit, çocuklarda gaz sancısı, mide ağrısı, üremi, kalp yetmezliği, bronşit, ishal, kabızlık, ağrılı adet.
Kullanım Şekli ve dozu : Hafifçe dövülmüş tohumlardan 1 çorba kaşığı 400 gr. kaynar su ile haşlanır ve 2 saat demlendirilir. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.
Süt çocuklarına emzirmeden sonra 2 kahve kaşığı verilir.
Yan Tesirleri : Hamilelere yasak.

 

SABUN OTU ( Saponaria officinalis ) / Caryophyllaceae 

 

Diğer İsimleri : Sabunçiçeği, Kargasabunu, Köpürgen.
Bilinen Bileşimi : Saponin, sapurubinler, sapurobin asidi, sapotoksin, karbonhidratlar, yağlı maddeler ve tuzlar, vitamin C.
Özellikleri : Mukolitik / balgam söktürücü, sudofirik / terletici, diüretik / idrar söktürücü, zayıflatıcı.
Önerilen Hastalıklar : Nefes darlığı, romatizma, nikris, kemik deformasyonları, karaciğer ve safra ağrıları, sivilceler.
Kullanım Şekli ve dozu : Kıyılmış köklerden 1 kahve kaşığı bitki 0,5 litre suda 5 dakika kaynatılır. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer kahve fincanı içilir.
Yan Tesirleri : Yüksek dozlar zehirleme yapar. Hamilelere yasak. Doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

 

SALEP OTU ( Orchis maculata ) / Orchidaceae 

 

Diğer İsimleri : Salepotu, Çayırotu, Çamçiçeği.
Bilinen Bileşimi : Helme, nişasta, dekstrin, metilpentozan, sakkaroz, madeni tuzlar, loroglosin glikozidi.
Özellikleri : Göğüs ve bronş yumuşatıcı, öksürük dindirici, panzehir.
Önerilen Hastalıklar : Öksürük, bronşit, solunum yolu iltihabı, zatürre, mide ve bağırsak ağrıları, zihin yorgunluğu, çocuk ishalleri, panzehir olarak zehirlenmelerde.
Kullanım Şekli ve dozu : Öğütülmüş kök yumrulardan 1 çay kaşığı az su ile bulamaç hale getirilip üzerine 300 gr. su konarak karıştırılıp 15 dakika kaynatılır. Bal ile tatlandırılarak üzerine zencefil ekilerek sıcak sıcak içilir. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer kahve fincanı içilir.
Yan Tesirleri : Mide ve bağırsak hastalığı olanlara yasak.

 

SARMAŞIK ( Hedera helix ) / Dioscoreaceae 

 

Diğer İsimleri : Duvar sarmaşığı, Karayaprak, Orman sarmaşığı.
Bilinen Bileşimi : Saponinler, hederin glikozidi, kolesterin, pektin, inozit, elma ve karınca asidi.
Özellikleri : İltihaplı salgı bezlerini sakinleştirici, sıkıştırıcı, idrar söktürücü, vücutdaki yağ tabakalarını eritici ( zayıflatıcı ).
Önerilen Hastalıklar : Dalak iltihabı, ülser, kulak ve diş ağrısı, nezle, grip, şişmanlık, uykusuzluk.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 çorba kaşığı bitki 0,5 litre suda 10 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.

 

SAKIZAĞACI ( Pistacia lentiscus ) / Anacardiaceae

 

Diğer İsimleri : Damlasakız ağacı, Mastik, Mesteki.
Bilinen Bileşimi : Masticoresen, mastikon asidi, mastikol asidi, mastikin asidi.
Özellikleri : Dişleri temizleyici, dişetlerini kuvvetlendirici, ağız kokularını giderici, balgam söktürücü.
Önerilen Hastalıklar : Apse, iltihap, yara, yanık, agız kokusu, öksürük, bronşit, nefes darlığı, gastrit.
Kullanım Şekli ve dozu : Bu bitkinin gövdesi çizilerek elde edilen sakızı kullanılır. Bu sakızdan bir miktar alınarak dövülüp bala katılıp yenilir. Sakız olarak da çiğnenir.

 

SARIMSAK ( Allium sativum ) / Liliaceae 

 

Bilinen Bileşimi : Eterik yağ ( allilpropildisulfit, dialildisulfit ), 2 antibiotik ( alisin, garlisin ), fitosterin, azotlu maddeler, katı yağ, vitamin B, C, D, fermentler, hormon etkileyici maddeler, kolin, fitonsid.
Özellikleri : Ekspektoran / balgam söktürücü, antiseptik / mikrop öldürücü, antibiotik / mikropların yaşamasını engelleyici, diaforetik / ter ifrazatını stimule edici, diüretik / idrar söktürücü, hipotensor / tansiyon düşürücü, antikolesterolemik / kolesterol düşürücü, kanda meydana gelen pıhtıları çözücü sistemi harekete geçirici, kanı sulandırıcı, antihelmintik / bağırsak parazitlerini düşürücü, bakteresid / bakteri öldürücü, vücuda direç ve kuvvet verici, ihtiyarlamayı geciktirici.
Önerilen Hastalıklar : Damar sertliği, kalp hastalıkları, güneş çarpması, sarılık, kanser, şeker hastalığı, allerji, nefes darlığı, astım, bronşit, grip, yüksek tansiyon, varis, sara, bağırsak parazitleri.
Kullanım Şekli ve dozu : Günde 3-4 diş ezilerek yoğurt veya yemeğe katılarak yenilir.

 

SIĞIR DİLİ ( Anchusa officinalis ) / Boraginaceae 

 

Bilinen Bileşimi : Sinoglosgin alkaloidi, tanenler, kolin, alkalin, sinoglosin, alantosin.
Özellikleri : İdrar söktürücü, safra söktürücü, terletici, ısıtıcı, kalp ferahlatıcı.
Önerilen Hastalıklar : Öksürük, nezle, grip, vesvese, kendi kendine knuşma, korku, stres ve sinir bozukluğu, bronşit, sevdaya uğrama ve bu mizaçta olma.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak kaynar suya 50 gr. yaprak konarak 15 dakika demlendirilerek süzülür. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer bardak içilir.

 

SIĞIR KUYRUĞU ( Verbascum densiflorum ) / Scrophulariaceae 

 

Bilinen Bileşimi : Saponin, sapogenin, quecetin, crocetin, hesperidin, şekerler, yağ, eterik madde, kumarin, ksantrafil.
Özellikleri : Antiastmatik / astımı giderici, diaforetik / ter ifrazatını stimule edici, mukolitik / balgam söktürücü, diüretik / idrar söktürücü, sudofirik / terletici, bakteriostatik / bakterilerin gelişmesini önleyici.
Önerilen Hastalıklar : Öksürük, bronşit, tüberkiloz, mide spazmı, nezle, nefes darlığı, karaciğer hastalıkları, mide ve bağırsaklardaki iltihaplanmalar, akciğer hastalıkları.
Kullanım Şekli ve dozu : 300 gr. kaynar suya çiçek durumlarından ( çiçeklerin sarı renk kısımları ) 1çorba kaşığı konarak haşlanır ve 1 saat demlendirilir. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer çorba kaşığı içilir.

 

SİNİRLİ OT ( Plantago lanceolata / major / media ) / Plantaginaceae 

 

Bilinen Bileşimi : Acı maddeler, demir, fosforik asid, aucibin, kireç, klorofil, kükürt, labenzim, saponin, sümüksü madde, şeker, tanen, A ve C vitaminleri.
Özellikleri : İdrar söktürücü, balgam söktürücü, kabız yapıcı, basit kanamaları durdurucu, tıkanıklık çözücü, hazım kolaylaştırıcı, antiseptik, iltihaplanmaya karşı.
Önerilen Hastalıklar : İshal, bronşit, astım, verem, öksürüğün her çeşidi, nefes darlığı, gastrid, dizanteri, kan tükürme, tohumumları safra kesesi taşlarına.
Kullanım Şekli ve dozu : Bitkiden 1 çorba kaşığı yaprak 0,5 litre kaynar su ile haşlanarak 2 saat demlendirilir ve süzülür. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.
Yan Tesirleri : İnce kıyılmış köklerden 4 çorba kaşığı 800 gr. suda 20 dakika kaynatılır ve üzerine 4 çorba kaşığı kıyılmış yaprak ilave edilerek 5 dakika daha kaynatılır. Soğuduktan sonra süzülür ve 500 gr. bal karıştırılır. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer kahve fincanı içilir.

 

SOLUCAN OTU ( Pelargonium endlicherianum ) / Geraniaceae

 

Bilinen Bileşimi : Tanen, şekerler, yağlar, flavon glikozidi.
Özellikleri : Antihelmintik / bağırsak solucanlarını ( özellikle askaris ve kılkurdu ) düşürücü.
Önerilen Hastalıklar : Bağırsak parazit ve solucanları.
Kullanım Şekli ve dozu : 100 gr. taze bitki veya 25 gr. kuru bitki balla karıştırılıp sabahleyin aç karnına yenilir.

 

 

SUMAK ( Rhus coriaria, Rhus cotinus ) / Anacardiaceae

 

Bilinen Bileşimi : Şekerler, tanen, mum, flavon glikozidleri, asidler (sitrik, gal, mallik, tartarik), miristirin ve fustin flavonoidleri, fizetin flavonoidi,
Özellikleri : Digestif / hazmı kolaylaştıncı, kabız yapıcı, hafif mikrop öldürücü, antihiperglisemik / kan şekerini düşürücü, antihemorajık / kanama durdurucu, antifebril / ateş düşürücü, diüretik / idrar söktürücü, tükürük artırıcı, sıkıştırıcı, iltihaplanmaya karşı.
Önerilen Hastalıklar : Mide ülseri, nefes darlığı, kan tükürme, böbrek hastalıkları, iştahsızlık, ishal.
Kullanım Şekli ve dozu : 2,5 bardak kaynar suya 1çorba kaşığı sumak yaprağı konup 10 dakika demlenir.
Boğaz hastalıklarında gargara olarak kullanılır veya günde 3 kere birer bardak içilir.
Kan şekerini düşürücü ve idrar söktürücü; 4 bardak suya 50 gram kuru bitki konup kaynatılır. Sabah - akşam birer fincan içilir.
Yan Tesirleri : Yüksek tansiyonlulara yasak.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

Şifalı Bitkiler Ve Özellikleri 431/3/2007
KARAHİNDİBA ( Taraxacum officinalis ) / Compositae

 

Diğer İsimleri : Arslandişi, Radika, Yabani acşmarul, Gelingöbeği, Keklikotu.
Bilinen Bileşimi : Kökünde; torexacin, levulin, inulin, sterol, şeker, pektin, glikozidler, asparagin, kolin, phelonik asid, A, B, C, D vitaminleri, olein,palmitin, serotin, potasyum. Yerüstü kısımlarda; Lutein, vio laxanthin, potasyum, demir, taraksantni, laktoserol.
Özellikleri : İdrar söktürücü, kanı temizleyici, mesane ve kalın bağırsak iltihaplarını giderici, göğüsü yumuşatıcı, öksürüğü kesici, karaciğer şişliğinin inmesine yardımcı, böbrek ve safra taşlarını düşürücü, anne sütünü artırıcı, kabızlığı giderici, kan şekerini düşürücü, antikansorejen.
Önerilen Hastalıklar : Kronik hepatit, karaciğer büyümesi, sarılık, dalak ve pankreas hastalıkları, böbrek ve safra taşları, şeker hastalığı, kronik egzama.
Kullanım Şekli ve dozu : 2 bardak kaynar suya ince kıyılmış köklerden 2 çay kaşığı konur. 10 dakika kaynatılarak günde 3 defa yemeklerden evvel 1’er çay bardağı içilir. Ayrıca 1 çorba kaşığı kuru yerüstü kısımlar 400 gr. kaynar su ile haşlanır. 2 saat bekletilerek süzülür. Aynı ölçülerde kullanılır. Şeker hastalığı için günde 5-6 sap yenilir.
Yan Tesirleri : Hamilelere yasak.

 

KARTOPU AĞACI ( Viburnum opulus ) / Caprifoliacea

 

Diğer İsimleri : Dağdelen ağacı, Gileburnu.
Bilinen Bileşimi : Saligenin, arbutin, aesculetin, scopoletin, amentoflavon, oleanol, ursol asidi, tanen, çeşitli asidler.
Özellikleri : Sekresyon düzenleyici, sinirleri rahatlatıcı, rahimsel rahatlatıcı ( uterus sedatifi) idrar söktürücü.
Önerilen Hastalıklar : Dismenore, kas krampları, ağrılı urlar, düşük yapma ihtimali, hamilelik döneminde sinir krizleri.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 30 gr. ağaç kabuğu konularak 10 dakika kaynatılır. Günde 3 defa yemeklerden evvel 1'er bardak içilir.

 

KATIR TIRNAĞI ( Sarothamnus scoparius ) / Leguminosae

 

Bilinen Bileşimi : Sararetin, oxytyramine, sarothamnini, genistein, pigment.
Özellikleri : İdrar söktürücü, tiroid bezini güçlendirici, kalbi güçlendirici, kum dökücü.
Önerilen Hastalıklar : İdrar tutukluğu, kalp çarpıntısı, adet düzensizliği, mesane kumları, kabızlık, mesane iltihabları, romatizm.
Kullanım Şekli ve dozu : Kannatılarak bal ile tatlandırılıp günde 3 defa 1'er çay bardağı içilir.
Yan Tesirleri : Aşırı dozlardan kaçınılmalıdır. Zehirleyebilir.

 

KAYA EĞRELTİSİ ( Polypodium vulgare ) / Polypodiaceae 

 

Diğer İsimleri : Besbaye, Pul eğrelti, Altınotu.
Bilinen Bileşimi : Sepi ve elma asidi, gliserizin, saponinler, reçine, tanenler, şekeri manit, katı yağlar, helme.
Özellikleri : Öd söktürücü, karaciğer güçlendirici, solucan düşürücüöksürük kesici.
Önerilen Hastalıklar : Bronşit, karaciğer zafiyeti, karaciğer ve safra iltihabı, bağırsak kurtları, ayrıca zayıflamak içinde kullanılı.
Kullanım Şekli ve dozu : Köksaptan 1 çorba kaşığı 0,5 litre suda 10 dakika kaynatılır, günde 4 defa yemeklerden evvel 1'er çay bardağı içilir.

 

KAYIŞKIRAN ( Ononis spinosa ) / Leguminosae

 

Diğer İsimleri : Eşekotu, Demirdelen, Kayıkçıçiçeği, Sabankıran, Yandak.
Bilinen Bileşimi : Tanen, zamk, organik asidler, şekerler, radix ononidis, anonin, saponin, flavon türevleri.
Özellikleri : Yaprak ve çiçeklerei; Diüretik / idrar söktürücü, sudofirik / terletici ve sıkıştırıcı. Kökler ; Diüretik / idrar söktürücü, antilitik / taş düşürücü, depüratif / kanı temizleyici, zayıflatıcı, karaciğer onarıcı, antiseptik / mikrop öldürücü.
Önerilen Hastalıklar : Karaciğer ve böbrek hastalıkları, sistit, idrar tutukluğu, anjin, mesane yolları iltihabı, mesane kumları, romatizma.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 1 avuç kıyılmış kök konarak 5 dakika kaynatılır. Günde 3 defa yemek aralarında 1'er bardak içilir.

 

KEBERE ( Capparis ovata - Capparis spinosa ) / Capparaceae 

 

Diğer İsimleri : Keditırnağı, Tırmık, Gedigen.
Bilinen Bileşimi : Tanen, flavon glikozidleri, karbonhidratlar.
Özellikleri : İdrar söktürücü, kabız yapıcı, taş oluşmasını önleyici, aybaşı düzenleyici.
Önerilen Hastalıklar : Dalak ve ciğer hastalıkları, ishal, iştahsızlık, ülser.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya meyve yada çiçek tomurcuklarından 30 gr. konulup kaynatılır. Günde 3 defa 1'er bardak içilir.

 

KEÇİSEDEF OTU ( Galega officinalis ) / Leguminosae  

 

Diğer İsimleri : Beygir iyesi, Keçisakalı.
Bilinen Bileşimi : D-l peranin, hinezolon alkaloidleri, saponinler, tanenler, acı maddeler. Tohumlarda; galegin, luteolin, ve onon ihtiva eder.
Özellikleri : Süt salgısını artırıcı, antihiperglisemik / kan şekerini düşürücü, idrar söktürücü.
Önerilen Hastalıklar : İdrar yolları iltihapları ve sulu mantar hastalığı.
Kullanım Şekli ve dozu : Bitkiden 2 çorba kaşığı 0,5 litre kaynar su ile haşlanır, 2 saat bekletilir. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.

 

KEDİ OTU ( Valeriana officinalis ) / Valerianaceae 

 

Bilinen Bileşimi : Nişasta, şekerler, reçine, tanen, chatinin, valerin, pinen, terpinen, terpinol, karvakol, uçucu yağ, valerianik asid, bronil isovalerat, kumarin, I-kamfen, hatinin a-metilprilketon, I-limonen.
Özellikleri : Tranklizan / yatıştırıcı, stres giderici, antispazmodik / spazm çözücü, sedative/ teskin edici.
Önerilen Hastalıklar : Nevrasteni, histeri, sinirsel uykusuzluk, heyecandan kaynaklanan kalp çarpıntısı, baş ağrıları, kramplar, bronşial astım, yüksek tansiyon, menepoz ve bluğ çağlarındaki sıkıntılar, çocuklarda davranış bozukluğu, konsantrasyon azlığı, sara, guatr, asabi bayılmalar.
Kullanım Şekli ve dozu : Tentürü günde 3-5 damla kullanılır.
Bitkinin köklerinden 4 bardak suya 60 gr. konarak kaynatılır. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer bardak içilir.

 

KEKİK ( Thymus vulgaris ) / Labiatae  

 

Bilinen Bileşimi : Timol, karvakrol, l - d pinen, terpinen, terpineol, borneol, kariofilen, linalool, eterik yağ, organik asidler, luteolin, 7- B glikozidluteolin, 7- di glikozidluteolin, acı maddeler, madeni tuzlar.
Özellikleri : Diüretik / idrar söktürücü, antispazmodik / spazm giderici, sedatif / sakinleştirici, ekspektoran / balgam söktürücü, digestif / hazmı kolaylaştırıcı, antiflatulan, bağırsak gazlarını giderici, sektretegog / salgı bezlerini çalıştırıcı, kolagog / safra akışını düzenleyici, antibakteriyel / mikropların yaşamasını engelleyici, dezenfektan / mikrop öldürücü, antihelmintik / bağırsak kurtlarını düşürücü.
Önerilen Hastalıklar : Grip, soğuk algınlığı, hazımsızlık, mide krampı, adet sancıları, bronşial astım, bronşit, boğmaca öksürüğü, amfizem, sara krizi, kronik gastrit, zatürre.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 fincan kaynar suya 1 çay kaşığı bitki sapı veya çiçeği konup 2 saat demlendirilir. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.
Yağından; 3 çorba kaşığı suya 2 damla damlatılarak günde 3 defa içilir.
Nezle ve sinüzit için kekik buğusu yapılır.
Yan Tesirleri : Tansiyonu geçici olarak yükseltir. Hamilelere ve guatrı olanlara yasak.

 

KEKLİK GÖZÜ ( Adonis aestivalis ) / Ranunculaceae 

 

Diğer İsimleri : Kanavcı otu, Horozgülü.
Bilinen Bileşimi : Adonivernosit, adonivernit, adenidosid, cymarin, saponin, sakızlı maddeler, kolin.
Özellikleri : Kalp toniği, ırsi kalp hastalıklarında rahatlatıcı, idrar söktürücü, sinirleri sakinleştirici.
Önerilen Hastalıklar : Kalp yetersizliği, kronik kalp zafiyeti ( dekompensasyon, nabız, sinirsel kalp, kalp şişkinliği ), kalbinden şikayetçi şişman kimselerin tansiyon düşüklüğü, böbrek yetmezliği, kardial astım, aritmi, damar tıkanıklığı, kronik nefrit.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 çorba kaşığı bitki 400 gr. kaynar su ile haşlanır. 2 saat bekletilir. Günde 4 defa yemeklerden evvel 1’er çay bardağı içilir.
Yan Tesirleri : Aşırı doz zehirlidir. Doktor kontrolünde kullanılması tavsiye edilir.

 

KENGER ( Gundelia tournefortii ) / Compositae

 

Bilinen Bileşimi : Mastix ( sakız ).
Özellilleri : Aperatif / iştah açıcı, dişleri temizleyici, dişetlerini kuvvetlendirici.
Bu bitkiden çoğumuzun bildiği kenger sakızı elde edilir.

 

KESTERE ( Betonica officinalis ) / Labitae  

 

Bilinen Bileşimi : Betonisin, strahidrin, trusin, kolin, acı maddeler, tanenler, nişasta.
Özellikleri : Aperatif / iştah açıcı, digestif / hazmı kolaylaştırıcı, antitussif / öksürük kesici, trankilizan / hafif uyutucu ve gevşetici.
Önerilen Hastalıklar : Psikolojik kaynaklı mide problemleri, miğren, soğuk algınlığı, öksürük, baş dönmesi, sara, rahim iltihabı, böbrek iltihabı.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak kaynar suya kıyılmış bitkinin sap ve yaprak karışımından 1,5 yemek kaşığı konarak 1 saat bekletilir. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir. Köklerden aynı miktar suda 1 kahve kaşığı 10 dakika kaynatılarak aynı usulde içilir.

 

KIZILCIK ( Cornus mas ) / Cornaceae  

 

Bilinen Bileşimi : Fruktoz, glikoz, organik asidler, pektin, C vitamini, potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, demir.
Özellikleri : Meyveleri kabız yapıcı, kabukları ateş düşürücü, bağırsak parazitlerini düşürücü, kan dindirici.
Önerilen Hastalıklar : Mide ve bağırsak kanamaları, ateşli sıtma durumları, bataklık sıtması.
Kullanım Şekli ve dozu : 50 gr. kızılcık 1 litre suda 15 dakika kaynatılır. Elde edilen mayi su yerine içilir. Ayrıca ağaç kabuklarından 1 kahve kaşığı 300 gr. suda 10 dakika kaynatılır. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.

 

KİRAZ ( Prunus avium ) / Rosaceae 

 

Bilinen Bileşimi : Protein, karbonhidrat, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, potasyum, A, B1, B2, B3, B6, C vitaminleri.
Özellikleri : Meyveleri; diüretik / idrar söktürücü, depüratif / kanı temizleyici, koleretik / safra akımını sağlayıcı. Ağacın kabukları; ishal kesici, ateş düşürücü, göğsü yumuşatıcı, öksürüıü kesici.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 50 gr. ağaç kabuğu kaynatılır. Günde 3 defa birer bardak içilir.
NOT : Kiraz vücudun fazla suyunu alır, buda kalbin ve karaciğerin yükünü hafifletir. Ayrıca kirazın dişleri çürümekten koruduğu, iyi görmeyi sağladığı bildirilmiştir.

 

KÖPEK OTU ( Marrubium vulgare ) / Labiatae

 

Diğer İsimleri : Bozot, Beyasferasyun, İtsineği, Mayasılotu.
Bilinen Bileşimi : Kokulu yağ, potasyum nitrat, gallik asid, acı madde, demir,marrubina, colina, saponin.
Özellikleri : Tonik / kuvvetlendirici, iç temizleyici, karaciğeri çalıştırıcı, karminatif / hazmı kolaylaştırıcı, mukolitik / balgam söktürücü, kalbin çalışmasını düzenleyici, antipiretik / ateş düşürücü, diüretik / idrar söktürücü, analjezik / ağrı kesici, zayıflatıcı.
Önerilen Hastalıklar : İştahsızlık, kansızlık, zayıflık, safra yetersizliği, hazım güçlüğü, astım, bronşit, tüberküloz, larenjit, kalp ritminde düzensizlik, selülit, deri hastalıkları, egzama, eklem ağrıları, aşırı terleme, ateşli hastalıklar, adet düzensizliği.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 bardak kaynar suya 1 çorba kaşığı konur. 10 dakika demlendirilip süzülür. Günde üç kere yemeklerden evvel birer bardak içilir.

 

KUŞ OTU ( Stellaria media ) / Caryophyllaceae

 

Diğer İsimleri : Serçe dili, Serçe otu.
Bilinen Bileşimi : Yüksek miktarda potasyum, silisik asid, saponin, madeni tuzlar.
Özellikleri : İdrar artırıcı, güç verici, yara iyileştirici.
Önerilen Hastalıklar : Rahim kanaması ve iltihabı, mesane yolları iltihabı, bronşit, öksürük, nezle, basur, kansızlık, boğaz iltihabı, nekahat dönemi.
Kullanım Şekli ve dozu : Kaynatılarak balla tatlandırılıp içilir.

 

KUŞBURNU ( Rosa canina ) / Rosaceae

 

Diğer İsimleri : Yabanigül, Köpekgülü, Gülburnu.
Bilinen Bileşimi : C, B2 ve K vitaminleri, flavon glikozidi, kampferol, kversetin, izokversetin, glikozidkempferol, likopin, rubiksantin, vitamin PP, provitamin A, limon ve elma asidi.
Özellikleri : Kabız yapıcı, diüretik / idrar söktürücü, antiflatulan / gaz giderici, digestif / hazmettirici, tonik / vücut direncini artırıcı, astrenjan / salgı azaltıcı, hemeroidi iyileştirici.
Önerilen Hastalıklar : Soğukalgınlığı, grip, nezle, gut, romatizma, baş ağrısı, yüksek ateş, organizmada su birikmesi, kanamalar.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 çay bardağı kaynar suya 5 gram meyve tozu konur. 5 dakika bekletilir. Günde 4 defa birer bardak içilir.

 

 

KUZUKULAĞI ( Rumex acetosella ) / Polygonaceae  

 

Diğer İsimleri : Ekşilik, Turşuotu
Bilinen Bileşimi : Yapraklarda; potasyum oksalat. Köklerde; tanen, nişasta, şekerler, reçine, antrokinon türevleri, C vitamini.
Özellikleri : Tonik / kuvvetlendirici, sedatif / teskin edici, diüretik / idrar söktürücü, antifebril / ateş düşürücü, aperatif / iştah açıcı, pürgatif / bağırsak yumuşatıcı, depüratif / kanı temizleyici, antihelmintik / solucan düşürücü.
Önerilen Hastalıklar : İdraryolları rahatsızlıkları, mide ve bağırsak hastalıkları, hemeroid, ağız yaraları, skorbüt, safra ve karaciğer hastalıkları.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 çorba kaşığı bitki 0,5 litre suda 2 dakika kaynatılır. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.
Yan Tesirleri : Muhtevasında oksalat bulunduğundan dolayı böbrekleri kum ve taş yapma istidadında olanlar kullanmamalıdır.

 

LABADA ( Rumex obtusifolius ) / Polygonaceae  

 

Diğer İsimleri : Evelik, Develik.

Bilinen Bileşimi : Fosfor - demir bileşimi, tanen.

Özellikleri : Kuvvetlendirici, kansızlığı önleyici, iç temizleyici.

Önerilen Hastalıklar : Tüberkiloz, diabet, kansızlık, kronik romatizma, egzama, karaciğer yanması, kaşıntı.

Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 30 gr. kesilmiş kök konarak 2 dakika kaynatılır 10 dakika demlendirilip süzülür. Günde 2 defa birer bardak içilir. Meyveleri çay gibi demlenerekte içilir. Ayrıca kökler toz haline getirilip yemek aralarına yarım gram içilir. 

 

MADIMAK ( Polygonum cognatum ) / Polygonaceae  

 

Diğer İsimleri : Çobanekmeği, Kuşekmeği, Kuşkuş.
Bilinen Bileşimi : Nişasta, glikoz, tanen, uçucu yağ.
Özellikleri : Diüretik / idrar söktürücü, antihiperglisemik / kan düşürücü, vazokonstriktör / damar büzücü, hemeroid iyileştirici.
Kullanım Şekli ve dozu :4 bardak suya 50 gr. kuru bitki konup kaynatılır. Günde 4 kere birer bardak içilir.

 

MAHLEP ( Prunus mahaleb ) / Rosaceae 

 

Özellikleri : Vücuda kuvvet verici, şişmanlatıcı, şekeri düşürücü.
Kullanım Şekli ve dozu : Şeker hastalığı, zayıflık, raşitizm.
Kullanım Şekli ve dozu : Meyveleri dövülerek ezilip süte katılarak kullanılır.

 

MARUL ( Lactuca sativa ) / Laitue 

 

Bilinen Bileşimi : Protin, karbonhidrat, selüloz, fosfor, demir, sodyum, potasyum, A, B1, B3, B6, C ve E vitaminleri.
Özellikleri : Cinsi istek azaltIcI, yumuşatıcı, yatıştırıcı, gevşetici, idrar söktürücü, iç temizleyici, zayıflatıcı, kanseri önleyici, kalp krizini önleyici.
Önerilen Hastalıklar : Histeri, boğmaca, bronşit, astım.

 

 

 

 

 

MAYDANOZ ( Petroselinum sativum ) / Umbelliferae

 

Bilinen Bileşimi : Eterik yağ, apiol, myristirintilen, bergapten, A, C ve K vitaminleri.
Özellikleri : İdrar söktürücü, iştah açıcı, sindirini kolaylaştırıcı, anne sütünü artırıcı, kan temizleyici.
Önerilen Hastalıklar : Mide ve bağırsak iltihapları, böbrek ve mesne iltihapları, böbreklerde kum, zorluklu işeme, kadınlarda beyaz akıntı, prostat bezi iltihabı.
Kullanım Şekli ve dozu : Kök ve yapraklardan 1 çorba kaşığı ( tohumlardan 1 kahve kaşığı) 400 gr. kaynar su ile haşlanır ve 2 saat demlendirilir. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.

 

MELEK OTU ( Angelica archangelica ) / Umbelliferae 

 

Bilinen Bileşimi : Eterik yağ, angelika asidi, angelisin, ostol, ostenol, bergapten, imperatorin, ksantoksin, ksantotoksol, kumarin, umbelliferon, bercaphen, reçine, mum, tanen.
Özellikleri : Digestif / hazmettirici, aperatif / iştah açıcı, antispazmodik / spazm çözücü, antitussif / öksürük kesici, sudofirik / terletici, diüretik / idrar söktürücü, antiastmatik / nefes açıcı, stimulan / uyarıcı. Kökleri; stimulan / uyarıcı, digestif / hazmettirici, diaforetik / ter ifrazatını stimule edici, antifungal / mantarı iyileştirici, antimikrobik / mikrop öldürücü.
Önerilen Hastalıklar : Genel yorgunluk, anemi, gastrit, mide ve bağırsak spazmları, ağrılı kusmalar, enterit, sinirsel astım, tüberküloz, karın şişliği, karaciğer yetersizliği, iktidarsızlık, raşitizm, kan dolaşımı yetersizliği.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak kaynar suya 40 gr. kök veya tohum konur. 3 saat demlendirildikten sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer fincan içilir. Tentüründen yemeklereden önce 20 - 30 damla içilir.
Yan Tesirleri : Yüksek dozlarda ve uzun süre kullanılması sakıncalıdır.

 

MİNE ÇİÇEĞİ ( Verbena officinalis ) / Verbenacea 

 

Diğer İsimleri : Güvercinotu, Kanotu.
Bilinen Bileşimi : Verbenalin ve verbenin glikozidleri, az eterik yağ, bir alkaloid, acı madde, helme, tanenler, invertin, emulsin.
Özellikleri : Sedatif / sakinleştirici, antispazmodik / spazm çözücü, antinevraljik / nevralji iyileştirici, antifebril / ateş düşürücü, digestif / hazmettirici, mukolitik / balgam söktürücü, hamile kalmayı ve doğumu kolaylaştırıcı, süt artırıcı.
Önerilen Hastalıklar : Baş ağrısı, mesane ve böbreklerde kum ve taş, kansızlık, doğum güçlüğü, migren, karaciğer iltihabı, göz iltihablarına karşı kompres.
Kullanım Şekli ve dozu : İyice kıyılmış saplardan 2 çorba kaşığı bitki 0,5 litre suda 5 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra süzülür ve günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.

 

MÜRVER ( Sambucus nigra ) / Caprifoliaceae

 

Bilinen Bileşimi : Çiçekler; sambunigrin glikozidi, rutin, eterik yağ, kolin, vitamin C, organik asidler, glikozidli maddeler, reçine tanenler. Kuru yapraklar; sambunigin, eterik yağ, aldehidler, taze yapraklarda fazladan vitamin C ve provitamin A, tanenler, sambusin. Kabuklar; eterik yağ, kolin, fitosterin, valerian asidi, tanenler, reçine. Meyveler; boyama, demir, hrizantemin, sumbusin, sepi maddeler, karbon ve amino asidleri, vitamin B- kompleks, meyve asidleri ve şekerler.
Özellikleri : Antienflamatik / iltihaplanmaları önleyici, antihemolitik / hemoliz önleyici, antihiperglisemik / kan şekerini düşürücü, hafif kabız yapıcı, romatizmal ağrıları hafifletici, terletici.
Önerilen Hastalıklar : Nezle, ses kısıklığı, terletici olarak soğuk algınlığı hastalıklarında, her türlü kan tazyikinde, nefes darlığı, kan işeme, şişmanlıktan zayıflamak için, zatürrede balgam söktürücü.
Kullanım Şekli ve dozu : Çiçeklerden 1 çorba kaşığı 400 gr. kaynar su ile haşlanır ve 1 saat bekletilir. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir. Kök ve kabuklardan aynı miktar suda 10 dakika kaynatılır. Aynı ölçüde kullanılır.Meyvelerden yapılan marmalettan günde 3 defa yemeklerden sonra birer kahve kaşığı alınır.

 

NANE ( Mentha piperita ) / Labiatae 

 

Bilinen Bileşimi : Uçucu yağ, tanen, reçine şekerler, acı madde, mentol, mentor, cadinen, sineol, pinenler.
Özellikleri : Stomaşik / mideyi kuvvetlendirici, stimulan / uyarıcı, antiseptik / mikrop öldürücü, karminatif / sindirime yardımcı, antispazmodik / spazm giderici, kolik / gaz giderici, diüretik / idrar söktürücü, kolagog / safra ifrazatını artırıcı, süt artırıcı, kalbi ve sinirleri kuvvetlendirici, koroner damarların tepkili ( reflektor ) genişlemesini tahrik edici.
Önerilen Hastalıklar : Baş ağrısı, romatizmal ağrılar, astım bronşit, öksürük grip, safra taşı, karaciğer hastalıkları, sistit, erkeklerde psikolojik iktidarsızlık, sara, felç,
baş dönmesi, mide ve bağırsak ağrıları, egzama.
Kullanım Şekli ve dozu : Yapraklardan 1 çorba kaşığı, 0,5 litre kaynar su ile haşlanır ve 1 saat bekletilir. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.
Yan Tesirleri : Mide ülseri ve gastriti olanlara fazlası yasak.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

Şifalı Bitkiler Ve Özellikleri 331/3/2007
Şifalı Bitkiler Ve Özellikleri 3

EBE GÖMECİ ( Malva sylvestris ) / Malvaceae  

 

Bilinen Bileşimi : Müsilaj maddesi, malvin, tanen, glikoz, pektin, vitamin C,provitamin A
Özellikleri : Astrenjan / organik dokuları büzerek salgı azaltıcı, ekspektoran / balgam söktürücü, yumuşatıcı, diüretik / idrar söktürücü, sedatif / sakinleştirici.

Önerilen Hastalıklar : Kronik kabızlık, enterokolit, ağız mukozası hastalıkları, franjit, larenjit, akut bronşit, soğukalgınlığı, astım, grip, amfizem, gırtlak kanseri ve meme kanseri, gırtlak iltihabı ve tehlikeli gırtlak hastalıklarında gargara olarak.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak kaynar suya 30 gr. çiçek veya yaprak konularak 1 saat demlendirilir. Günde 4 çay bardağı yemeklerden evvel içilir.

 



EFTİMON ( Cuscuta epithymum ) / Cuscutaceae 

 

Diğer İsimleri : Aftimon, Bostanbozan, Gelinsaçı, Küçükkuşta.
Bilinen Bileşimi : Kuskutin, kuskutatin.
Özellikleri : Diüretik / idrar söktürücü, koleretik / safra akımını düzenleyici, antiflatulan / bağırsak gazlarını giderici, vülnerer / yaraların iyileşmesini sağlayıcı.
Önerilen Hastalıklar : Kabızlıktan kaynaklanan mide şişkinliği, safra yetmezliği, yaralar.
Kullanım Şekli ve dozu : 100 gr. saf suya 2 gram posa konur yemeklerden evvel 2 kahve kaşığı içilir

 



GELİNCİK ( Papaver rhoeas ) / Papaveraceae

 

Diğer İsimleri : Aşotu, Gelingülü, Karagöz.
Bilinen Bileşimi : Potasyum nitrat, mecociannin, müsilaj, rhoeadin, narkotolin, protopin, kodein, berberin, haşhaş ve readin asidi, reagenin, az miktarda morfin, zamk, şeker.
Özellikleri : Hafif uyuşturucu, antitussif / öksürük dindirici, antispazmodik / spazm çözücü, yumuşatıcı, sudofirik / terletici.
Önerilen Hastalıklar : Uykusuzluk, boğmaca, astım, bronşit, zatürre, kuru zatülcenb, yüksek ateş, altına kaçırma, kalp çarpıntısı, çocuklarda verem başlangıcı.
Kullanım Şekli ve dozu : Taç yapraklaryndan 1 çorba kaşığı 0,5 litre kaynar su ile haşlanır, 1 saat demlendirilir. Günde 4 defa yemeklerden evvel 1'er kahve fincanı içilir. Tohum kapsüllerindende 1 kahve kaşığı aynı miktar suda 10 dakika kaynatılır ve aynı şekilde içilir. 

 



GEVEN ( Astragalus glycyphyllus, Astragalus cicer ) / Leguminosae

 

Diğer İsimleri : Ketre, Çekme.
Bilinen Bileşimi : Asparagin, gliserizin, acı maddeler, şekerler, proteinler, dekstroz, manit, flavanoidler.
Özellikleri : Analjezik / ağrı dindirici.
Önerilen Hastalıklar : Mide - bağırsak iltihabı, tansiyon, ağrılarda, haricen siyatik.
Kullanım Şekli ve dozu : 2 çorba kaşığı bitki 0,5 litre suda 10 dakika kaynatılır. Günde 4 defa yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir.
Not : Gevenin köklerinden KİTRE denilen bir zamk elde edilir. Kitre bitkisel ilaçların ve terkiplerin yan tesirini gidermek için kullanılır.

 









 

GÜL ( Rosa gallica ) / Rosaceae

 

 

Bilinen Bileşimi : Geraniol, rodino, eugenol citronel, feniletilalkol, tanen, pektin, gallik asid, anthocyanin, quercitrin, nikotinamid.
Özellikleri : Antiseptik / mikrop öldürücü.
Önerilen Hastalıklar : Burun ve bronş akıntıları, boğaz hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, sindirim sistemi iltihabları, ishal, saç kepeklenmesi.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak kaynar suya yarım avuç konup 10 dakika demlendirilir. Günde 3 kere 1'er bardak içilir.

 



GÜNEŞ GÜLÜ ( Drosera ratundifolia ) / Droseraceae  

 

Diğer İsimleri : Çiğ otu.
Bilinen Bileşimi : Plumbagin, naftokinin, metiljuglon derivesi, droseron, eterik yağ, flavonol, elma ve limon asidi.
Özellikleri : Antispazmodik / spazm çözücü, ağrı yatıştırıcı, sıkıştırıcı, idrar söktürücü, terletici, balgam söktürücü, antispastik.
Önerilen Hastalıklar : Bronşial astım, boğmaca, sarılık, verem öksürüğü, ateroskleroz, nefes darlığı, karın bölgesinde su toplanması, astımın en iyi ilacı olduğu söylenir.
Kullanım Şekli ve dozu : Bitkiden 1 çorba kaşığı 400 gr. kaynar su ile haşlanır, 2 saat bekletilir, süzülür. Bal ile tatlandırılarak günde 3 defa yemeklerden evvel 1'er çay bardağı içilir.

 

HANIMELİ ( Lonicera caprifolium ) / Caprifoliacae 

 

Diğer İsimleri : Türüzotu
Bilinen Bileşimi : Koli basiline vestafilikoklara karşı etkili antibiotik madde, salisilik asid.
Özellikleri : Diüretik / idrar söktürücü, antiseptik / mikrop öldürücü.
Önerilen Hastalıklar : Anjin, nefes darlığı, karaciğer şişliği, öksürük, nezle, bronşit.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 10 - 20 gr. yaprak konularak 5 dakika kaynatılır. 10 dakika demlendirilir. Günde 3 defa yemeklerden evvel 1'er çay bardağı içilir.

 




HATMİ ( Althaea officinalis ) / Malvaceae 

 

Diğer İsimleri : Devegülü, Hitmi, Gülhatem, Tıbbihatmi.

Bilinen Bileşimi : Müsilaj, pektin, asparagin, tuzlar, nişasta, betain, şekerler, fermentler, hatmiyağı.

Özellikleri : Yumuşatıcı, antitussif / öksürük kesici, diüretik / idrar söktürücü.

Önerilen Hastalıklar : Ağız ve farinks mukozalarının tahrişi, gastro - intestinal iltihablar akciğer hastalıkları, öksürükler, idraryolları hastalıkları, enterit, ishal, kolera, gonore, böbrek ve mesane iltihabı, ülser, ses kısıklığı.

Haricen; ağız yaraları, iltihabi yaralar, sivilceler.

Kullanım Şekli ve dozu : Bitkiden 1 çorba kaşığı 0.5 litre soğuk suda 1 saat bekletilir. Elde edilen mayi bal ile tatlandırılarak günde 4 defa yemeklerden evvel 1'er çay bardağı içilir. Aynı etkiler için; Solgun hatmi ( Althaea pallida Willd. ) ve Gülfatma ( Althaea rosea (L.) Cav.) cinsleride kullanılır.

 

HERCAİ MENEKŞE ( Viola tricolor ) / Violaceae 

 

Bilinen Bileşimi : Salisilik asid, metil salisilat, violin, rutin glikozidi, violaksantin, zeoksantin, flavoksantin, kalsium ve magnezyum tuzları, tanenler.
Özellikleri : İç temizleyici, kan birikimini önleyici, idrar söktürücü, kaşıntı giderici, kuvvetlendirici, zayıflatıcı, dezenfekte edici, bronş bezlerinde ifrazatı hızlandırıcı.
Önerilen Hastalıklar : Dermatoz, egzama, akne, deride pullanma, göğüsün kabuk tutması, egzamalı bacaklarda ülser, flebit, hemeroid, üre miktarının azalması, romatizma, damar tykanıklığı, histeri, sinirsel spazmlar, organizmada su birikmesi.
Kullanım Şekli ve dozu : Çiçeklerinden 4 bardak kaynar suya 60 gr. konularak 1 saat bekletilir ve süzülür.Günde 3 kere yemek aralarında 1'er çay bardağı içilir. Meyvelerinden 2 çorba kaşığı 0,5 litre suda 10dakika kaynatılır. Aynı ölçüde kullanılır.

 

 

HODAN ( Borago officinalis ) / Boraginaceae

 

Diğer İsimleri : Zembil çiçeği, Sığırdili.
Bilinen Bileşimi : Müsilaj, saponin, reçine, potasyum nitrat.
Özellikleri : Depüratif / kanı temizleyici, sudofirik / terletici, antifebril / ateş düşürücü, diüretik / idrar söktürücü, mukolitik / balgam söktürücü, sedatif / rahatlatıcı, pürgatif / müshil.
Önerilen Hastalıklar : Ödem, nefrit, akut romatizma, solunum yolları iltihabı, plörezi.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 1 çorba kaşığı çiçek atılır 10 dakika hafif ateşte tutulur. Günde 3 defa yemek aralarında 1'er çay bardağı içilir. Bitkinin öz suyu; 1 bardak suya 1-2 damla konulup, günde 1 kere içilir.

 




HÜNNAP ( Zizypphus vulgaris ) / Rhamnaceae

 

Diğer İsimleri : Ünnap, Çiğde.
Bilinen Bileşimi : Şeker, nitrat, tartrat, pektin, müsilaj, C vitamini, tanen.
Özellikleri : Besleyici, sakinleştirici, göğüs ağrılarını dindirici, idrar söktürücü, cinsel istekleri azaltıcı.
Önerilen Hastalıklar : Bronşit, astım, soğuk algınlığı, boğaz hastalıkları, kabızlık, üre ve bağırsak hastalıkları.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak süte 30-60 gr. meyve konularak 15-20 dakika kaynatılır. Günde 4 kere 1'er bardak içilir.

 



HÜSNÜ YUSUF ( Dianthus barbatus ) / Caryophyllaceae 

 

Diğer İsimleri : Çinkaranfili, Guguçiçeği, Kızhanım.
Bilinen Bileşimi : Tanen, yağ.
Özellikleri : Terletici, yatıştırıcı.
Önerilen Hastalıklar : Soğuk algınlğı, gribal enfeksiyonlar.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 50 gr. kuru çiçek konup kaynatılır. Günde 3 kere birer bardak içilir.

 

 

 

 

 




IHLAMUR ( Tilia platyphyllos) / Tiliaceae  

 

Bilinen Bileşimi : Uçucu yağ, manganez, tanen, ossidaz, saponin, glusid, strol, C vitamini.
Özellikleri : Antispazmodik / spazm çözücü, digestif / hazmettirici, ekspektoran / balgam söktürücü, sedatif / rahatlatıcı, hafif uyuşturucu, sudofirik / terletici, diüretik / idrar söktürücü, kanın hiperkoagülasyonunu ve hiperviskositesini artırıcı.
Önerilen Hastalıklar :Soğuk algınlığı, nezle, spazm, hazımsızlık, uykusuzluk, histeri, nevroz, ateş, damar tıkanıklığı, migren ( yaprakları ), gut, damar sertliği, romatizma.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 bardak kaynar suya 1 tutam ( 20-30 gr.) çiçek konulur 10 dakika bekletilir. Günde 3-4 bardak aç karnına içilir.
Yan Tesirleri :Yemek üzerine içilirse hazmı güçleştirir.

 





ISIRGAN OTU ( Urtica diocia - Urtica urens ) / Urticaceae 

 

Bilinen Bileşimi : Yapraklarda; Korofil A ve B, chlorin, pyrophaophorbid, rhodochlorin, purpurin, Kökünde; Asetil kolin, formik asid, asetik asid, gallik asid, tanen, glukokinin, demir, provitamin.
Özellikleri : Sıkıştırıcı tonik, damarları daraltıcı, kanamaları durdurucu, kansızlığa karşı, raşitizmi iyileştirici, kanı temizleyici, enfeksiyonlara karşı, idrar söktürücü, ishal kesici, karaciğeri çalıştırıcı, süt sekresyonunu başlatıcı, bakterilerin gelişmesini önleyici, bakterileri yok edici, tohumları afrodizyak, hormon dengeleyici, hücre yenileyici.
Önerilen Hastalıklar : Hormon bozuklukları ( kadınlardaki için erkek ısırganın tohum ve yaprakları ki bunun yaprakları dişininkinden geniş tohumuda yeşil olur. Erkeklerdeki hormon bozukluğu içinse dişi ısırgan tohum ve yaprakları bunun yaprakları soluk yeşil olup sarımtırağa kaçar erkeğine göre biraz zayıftır.Kansızlık, kanamalar ( akciğer, mide, burun kanamaları ), deri hastalıkları, kırıklar, menepoz, mide bağırsak ülserleri ( uzun süre kullanım gerektirir ), safra taşı, sarılık, ishal, mide gazı, bağırsak mukozası iltihabları, çocuklarda idrar azlığı, damarsertliği, kanser, tümör, Vertigo / baş dönmesi, üremi, Urticaria / kurdeşen.
Haricen; Kanser, tümör, romatizma, gut.
Kullanım Şekli ve dozu : Yapraklardan 2 çorba kaşığı 400 gr. kaynar su ile haşlanarak 2 saat bekletilir. Günde 4 defa yemeklerden evvel 1'er çay bardağı içilir. Kök ve saplar aynı miktarda suya 1 çorba kaşığı atılarak 10 dakika kaynatılır, aynı usulde içilir. Kanser için yaprakları biraz kekik ve oğul otuyla harmanlanarak kaynatılıp balla tatlandırılıp içilir. Tohumları şalgam tohumu ve polenle beraber öğütülüp balla macun yapılarak yenmeye devam edilir.
Yan Tesirleri : Böbreklere yan tesirini önlemek için zamkı Arabi veya kesira alınmalıdır.

 

IŞGIN ( Rheum officinale ) / Polygonacea

 

Diğer İsimleri : Ravend
Bilinen Bileşimi :Tanenler, kalsiyum oksalat, oksimetilantrakinon, emodin, chyrsophan asidi.
Özellikleri : Yüksek doz ishal düçük dozlarda kabız yapıcı, iştah açıcı, mide- bağırsak gazlarını giderici, hazmettirici.
Önerilen Hastalıklar : Sarılık, çocuk havalesi.
Kullanım Şekli ve dozu : 2 bardak suya 100 gr. kıyılmış kök konulur. 12 saat bekletilip süzülür. 1 kilo toz şeker ilave edilip kaynatılır. Çocuklara günde 2 yemek kaşığı verilir. Çiğ olarakda yenilir.
Yan Tesirleri : Bebeklere ve hamilelere yasak.

 





ITIR ÇİÇEĞİ ( Geranium robertianum ) / Geraniaceae 

 

Diğer İsimleri : Kan Renkli Turnaağası, Kırmızı Itır.
Özellikleri : Kan dindirici, kabız edici, çocuk düşürücü ( abort ).
Önerilen Hastalıklar : Kansızlık, karaciğer sirozu, kısırlık, mesanede ve böbreklerde kum ve taş, verem başlangıcı, kanser, çeşitli cilt hastalıları, sıtma. Haricen; Burun kanamasında tampon olarak.
Kullanım Şekli ve dozu : Kıyılmış köklerden 2 çorba kaşığı 1 litre suda 10 dakika kaynatılır. Günde 3 defa yemeklerden evvel 1'er çay bardağı içilir.

 




İĞDE ( Elaeagnus angustifolia ) / Elaeagnaceae 

 

Bilinen Bileşimi : Organik asidler, vitaminler, flovan glikozidleri, uçan yağ, tanen.
Özellikleri : Meyveleri kabızlık yapıcı, zihin açıcı, mide bulantısını önleyici, vücuda kuvvet verici.
Önerilen Hastalıklar : İdrar tutamama, bağırsak bozukluğu, zihni yorgunluk için çiçeği koklanır, egzama, öksürük, ishal, kadınların cinsel isteksizliği (bunun için incir içine iğde çiçeği konularak yenilir).
Kullanım Şekli ve dozu : Çiçekleri kaynatılıp balla tatlandırılarak günde üç bardak içilir.

 

İNCİR ( Ficus carica ) / Moraceae

 

Bilinen Bileşimi :İnvert şeker, pektin, albuminli maddeler, organik asidler, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, potasyum, magnezyum, A, B1, B2, B3, B6, C ve D vitaminleri.
Özellikleri :Balgam söktürücü, antiseptik, yumuşatıcı.
Önerilen Hastalıklar :Bronşit, kabızlık, bürger damarlarının ağır rahatsızlıkları, nefes darlığı, öksürük, mide ve bağırsak ağrıları, zayıflatıcı olarak.
Kullanım Şekli ve dozu :Yapraklardan 2 çorba kaşığı 400 gr. kaynar su ile haşlanır 1 saat bekletilir. Günde 4 defa yeneklerden evvel 1’er çay bardağı içilir. Aynı miktar suda 1 çorba kaşığı meyve 10 dakika kaynatılarak aynı usulde içilir.

 






İT ÜZÜMÜ ( Solanum nigrum ) / Solanaceae  

 

Diğer İsimleri : Tilki üzümü, Köpek üzümü.
Bilinen Bileşimi : Şekerler, tanen, saponin, solanin.

Özellikleri : Antispazmodik / spazm çözücü, antiallerjik / alerji giderici, teskin edici, hafif uyuşturucu.
Önerilen Hastalıklar : Ağrılı dispepsiler, mesane spazmları, öksürük, sar’a, uykusuzluk, yaralara lapa halinde uygulanır, tachycardia / kalp çarpıntısı,
Kullanım Şekli ve dozu : Taze usaresinden günde 30 gr. içilir. Yada 10 gr. bitki 1 liter suda kaynatılarak günde 2 - 3 kahve fincanı içilir.
Yan Tesirleri : Yüksek miktarlarda zehirli olup kusma, ishal, halsizlik ile karekterizedir.

 



KADIN TUZLUĞU ( Berberis vulgaris ) / Crolifera 

 

Diğer İsimleri : Dikenüzümü, Karamuk, Sarı çalı, Zibike.
Bilinen Bileşimi : Berberin, oxycantin, palmatin, jatrorhizin, reçine, müsilaj.
Özellikleri : Tonik / iştah açıcı, diüretik / idrar söktürücü, hipotansör / tansiyon düşürücü, antiskorbüt / skorbütü iyileştirici, antibakteriyel / bakteri önleyici, koleretik / safra akımını sağlayıcı, antikarsinosen / kanser önleyici, kan dindirici. Meyveleri; Mkolitik / balgam söktürücü. Haricen; yara temizleyici.
Önerilen Hastalıklar : Dispepsi, damar sertliği, romatizma, karaciğer rahatsızlıkları, sarılık, üriner sistemde kum ve taş, kabızlık, skorbüt, karaciğer koliti, nefrit, sıtmada hipertrofi, rahim kanaması, kanser, dalak hastalıkları, safra hastalıkları, verem, nausea / bulantı, selülit, malaria / sıtma, neuralgia / nevralji.
Kullanım Şekli ve dozu : İnce kıyılmış kabuklardan 1 çay kaşığı ( kök kullanılacaksa 1 çorba kaşığı ) 0,5 litre suda 10 dakika kaynatılır. Günde 4 defa yemeklerden evvel 1'er çay bardağı içilir. Ayrıca 4 bardak suya 20-30 gr. yaprak konarak birkaç dakika kaynatılıp günde 3 defa 1'er çay bardağı içilir.
Yan Tesirleri :Hamiliere yasak.

 

KANARYA OTU ( Senecio vulgaris ) / Compositae  

 

Bilinen Bileşimi :Reçine, tanen, inulin, flovonol, senecin, senecionin, uçucu yağ.
Özellikleri :Emenagog / adet söktürücü, sudofirik / terletici, diüretik / idrar söktürücü.
Önerilen Hastalıklar :Adet rahatsızlıkları, kanlı ishal, romatizma, idrar tutukluğu.
Kullanım Şekli ve dozu :4 bardak suya 20 gr. konup kaynatılır. Günde 3 kere 1’er çay bardağı içilir.
Yan Tesirleri :Fazlası kusma yapabilir. Kökleri kullanılmamalıdır.

 






KANTARON ( Hypericum perforatum ) / Guttiferae

 

CEVİZ AĞACI ( Juglans regia ) / Juglandaceae

 

Bilinen Bileşimi : Tanen, bir naftokinin, C vitamini, Meyvelerde; protein, karbonhidrat, yağ, selüloz, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, potasyum, magnezyum, A, B1, B2, B3, B6, E vitaminleri, folik asid.
Özellilleri : Tonik / kuvvetlendirici, pankreas ve karaciğer çalıştırıcı, antidiabetik / şeker hastalığını iyileştirici, digestif / hazmı kolaylaştırıcı, iç temizleyici, antiseptik / mikrop öldürücü, antihelmintik / parazit düşürücü.
Önerilen Hastalıklar : Raşitizim, lenfatizim, adenopati, kemik hastalıkları, tüberkiloz, kronik bronşit, diabet, kansızlık, romatizma, mafsal ağrıları. Haricen; Kanda akyuvarların azalması ( lökopeni ), anjin, yara, çıban, sivilce, egzama, şarbon hastalığı, çiçekleri ve yeşil kabukları sara hastalığında iyileştirici olarak kullanılır, odaya konulan yaprakları sinek ve böcekleri uzaklaştırır.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak kaynar suya 30 - 40 gr. yaprak konularak 15 dakika demlendirilir. Sonra süzülerek günde 3 kere yemeklerden önce 1’er bardak içilir.
Hastalıklardan koruyucu olarak 4 bardak sirkeye 30 - 40 gr. yaprak konularak 8 gün bekletilir. Yemeklerden önce 2’şer yemek kaşığı içilir.

 

CİVAN PERÇEMİ ( Achillea millefolium ) / Compositae

 

Diğer İsimleri : Binbiryaprakotu, Yaraotu, Barsamaotu
Bilinen Bileşimi : Uçucu yağ ( pinenler, berneol, cineol, terpineol, kamphor, thuon ), reçineli madde, Şekerler ( glikoz, sakaroz, mannitol ), tanen, fosfat, organik asidler, achillein, potasyum tuzları.

Özellilleri : Tonik ve kabız yapcı, yumurtalık ve rahim ağrılarını dindirici, iştah açıcı, idrar söktürücü, safra artırıcı, ergenlik ve menepoz dönemlerinde sakinleştirici, adet düzenleyici, kan temizleyici ve dolaşımını düzenleyici, bağırsak kurtlarını düşürücü, Haricen; yara iyileştirici.
Önerilen Hastalıklar : Ağızdan; Astım, sindirim ve idrar yolları spazmları, menepoz rahatsızlıkları, romatizma, sinir bozukluğu, genel yorgunluk, soğuk algınlığı, grip, kan dolaşımı rahatsızlıkları, hemeroid, lenf bezleri hastalıkları, çocukların işeme zorlukları. kanamaları durdurmada oldukça etkilidir. Haricen; hemeroidlerde, romatizmal ağrılarda, deri ve mukoza iltihaplarında, yaralarda, zührevi hastalıklarda.
Kullanım Şekli ve dozu : Ağızdan; 4 bardak kaynar suda 30 gr. çiçek kaynatylarak yemek aralarında 1’er fincan içilir. Tentüründen günde 20 - 30 damla. Haricen; 4 bardak suya 1 avuç bitki konularak kaynatılır. Soğuduktan sonra süzülerek kullanılır.

 

ÇAKŞIR OTU ( Ferula communis ) / Umbelliferae

 

Diğer İsimleri : Şeytanotu, Hiltik
Bilinen Bileşimi : Tanen, saponin, nişasta, reçine, uçucu yağ, alkaloid.
Önerilen Hastalıklar : Kısırlık tedavisi ve Kuvvet için kuru kökü öğütülüp balla karıştırılıp macun yapılarak yenilirse cinsel gücü ileri derecede artırır.

 

ÇAM ( Pinus Nigra ) / Coniferae

 

Bilinen Bileşimi : Çam sakızında reçine asidi, kolafan, Çam katranında; fenol türevleri, reçine asidi, Çam yaprağı esansında; silvestren, kadien, terpineal, pinen, bornil asetat, Kabuğunda; tanen, çam fıstığında sabit yağ, protein, selüloz.
Önerilen Hastalıklar : 75 gr. çam filizi akşamdan 1 litre suya konulur. Sbahleyin kaynatılıp, 10 dakika demlendirilip balla tatlandırılarak günde 2 kahve fincanı içilirse Astım, Boğmaca hastalıklarına şifa verir. Solunum ve idrar yolları mikrobik hastalıklarında çam sakızı veya çam terebementi esansı günde 1 -2 gr. içilir.Çam reçinesi haricen kullanılır.
Çamlık yerler çiçek hastalığı ve vereme tutulmuş hastalara çok iyi gelir.
Yan Tesirleri : Böbrek hastalarına yasak.

 

ÇİLEK ( Farfaria vesca ) / Rosacea

 

Bilinen Bileşimi : Tanen, salisilik asid, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, potasyum, magnezyum, A1, B1, B2, B3, B6, B12, C, E vitaminleri, folik asid.

Özellilleri : İshale karşı tonik, basit kanamaları durdurucu, idrar söktürücü, hipertansiyonu düşürücü, romatizma tedavisinde etkili, karaciğer regülatörü, iştah açıcı.

Önerilen Hastalıklar : İshal, enterokolit, bağırsak kanamaları, metralji ( Rahim ağrısı ), sistit, nefrit sancıları, idrar yollarında kum ve taş, kabızlık, romatizma, mafsal ağrıları, kansızlık, yüksek tansiyon, astım. Haricen; göz kanlanması, anjin.

Kullanım Şekli ve dozu : 2 bardak suya 30 - 40 gr. taze yaprak ve kök konup kaynatılır. Günde 1 bardak içilir.

Yan Tesirleri : Allerji yaptığı için yiyemeyenler meyve saplarındaki yaprakları çıkarmadan meyveyi yerlerse allerji yapmadığı göreceklerdir.

 

 

 ÇİRİŞ OTU ( Aspholedus albus illid ) / Liliaceae

 

Diğer İsimleri : Sarızambak, Beyazçiriş
Bilinen Bileşimi : Nişasta, inulin, acı madde.
Önerilen Hastalıklar : Beyaz akıntı, hemeroid, mafsal ağrıları, idrar tutukluğu, adet düzensizlikleri, saçkıran.
Kullanım Şekli ve dozu : 2 bardak suya 30 - 40 gr. bitki konularak kaynatılıp balla tatlandırılıp günde 3 defa yemeklerden evvel içilir.

 

ÇİTLEBİK ( Celtis australis ) / Ulmaceae

 

Diğer İsimleri : Bebik, Çatlaguç, Sakızlak.
Özellilleri : Sara krizine yardımcı, ayak terlemelerini kesici, yaraları iyileştirici, böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı, mide ağrılarını dindirici, öksürüğü kesici.
Kullanım Şekli ve dozu : Mide ülseri için bitkinin sakızı balla macun yapılarak aç karnına 1'er tatlı kaşığı yenilir. Diğer etkiler için tohumları dövülerek bal ile macun yapılarak yenilir. Yapraklarıda kaynatılarak balla tatlandırılarak içilir. Çitlenbik tohumlarından çok lezzetli bir kahve yapılır, denemeye değer. Baharatçılarda bulunur.

 

ÇOBAN ÇANTASI ( Capsella bursa ) / Cruciferae

 

Diğer İsimleri : Kuşkuşotu, Çobankesesi, Çobantorbası, Cıngıldaklıot.
Bilinen Bileşimi : Bursin, saponin, choline, acetylcholine, mallik asid, sitrik asid, asetik asid, flavonoidler, potasyum tuzları, C ve K vitaminleri.
Özellilleri : Sıkıştırıcı tonik, antihemorajik / kan durdurucu, emenagog / adet söktürücü, diüretik / idrar söktürücü, vazokonstrüktif / damar daraltıcı, hipotansör / tansiyonu ayarlayıcı, lenf akışını düzenleyici, doğumu kolaylaştırıcı.
Önerilen Hastalıklar : Menepoz, adet ( regl ) düzensizliği, idrar yolları hastalıkları, varis, hemeroid, kas ve organ erimesi, kanın pıhtılaşmaması, ağızdan kan gelmesi. Kanamaları durdurma etkisi oldukça yüksektir.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 50 - 60 gr. bitki konularak 10 dakika kaynatılır. 5 dakika demlendirilip süzülür. Günde 3 kere yemek aralarında 1’er çay bardağı içilir.
Not : Ağır hastalıklar için kullanılacak bitkinin taze olması ancak hızlı ve güvenilir bir iyileşme sağlar.

 

ÇOBAN KALDIRAN ( Centaurea calcitrapa ) / Compositae

 

Diğer İsimleri : Timurdikeni.
Özellilleri : Tonik / kuvvetlendirici, antipiretik / ateş düşürücü.
Önerilen Hastalıklar : İlkbahar ve sonbahar ateşlenmelerinde.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 40 - 60 gr. çiçek ve yaprak konularak 10 dakika kaynatılır. Günde 3-5 fincan içilir.

 

ÇÖREK OTU ( Nigella sativa ) / Ranunculaceae

 

Diğer İsimleri : Siyah kimyon, Siyah susam, Karaca, Şevkerak, Karaçörek.
Özellilleri : Aperatif / iştah açıcı, stimulan / uyarıcı, laktiferöz / süt artırıcı, diüretik / idrar söktürücü, emenagog / adet söktürücü, antibakteriyel / bakteri öldürücü, kolagog / safra artırıcı, hipotensör / tansiyon ayarlayıcı.
Önerilen Hastalıklar : Mide ve bağırsak gazı, bronşit, bağırsak gazları, erkeklerde cinsel yetersizlik, erken boşalma, ağrılı adet görme.
Kullanım Şekli ve dozu : 10 gr. çörek otu toz haline getirilerek bal ile macun yapılır, ve yutulur. Buna bir müddet devam edilir. Yahutda 4 bardak suya 30 gr. tohum konularak kaynatılır. Günde 3 kere 1’er bardak içilir.
Yan Tesirleri : Hamilelere yasak.

 

DERE OTU ( Anethum graveolens ) / Umbelliferae

 

Diğer İsimleri : Börekotu, Tarhanaotu, Durakotu.
Bilinen Bileşimi : Eterik yağ, protein, amin, bergapten, umbelliprenin, scopletin, aesculetin, vicenin, A ve C vitaminleri, fosfor, kalsiyum, demir, potasyum, kahve asidi, kloren asidi, ferula asidi.
Özellilleri : Digestif / hazmettirici, entiflatulan / gaz söktürücü, antispazmodik / spazm çözücü, diüretik / idrar söktürücü, laktiferöz / süt artırıcı, genel düzenleyici.
Önerilen Hastalıklar : Nefes darlığı, mide ve bağırsak gazı, kusma, hazımsızlık.

Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 2 kahve kaşığı konur. 10 dakika bekletilip süzülür. Günde 3 kere 1’er fincan içilir.Bebeklere günde 3 kere 1’er çay kaşığı.
Yan Tesirleri : Hamilelere yasak.

 

DEVE DİKENİ ( Carduus marianus ) / Composiae

 

Diğer İsimleri : Akkız, Kasna, Eşek dikeni, Kenger otu.
Bilinen Bileşimi : Silymarin, uçucu yağ, tyramin, flavonit, histamin, reçine, amine, albumin, agmatin, yağ.
Özellilleri : Mide güçlendirici, iştah açıcı, karaciğeri güçlendirici, kuvvet verici, süt artırıcı, hazmı kolaylaştırıcı, safra akışını düzenleyici.
Önerilen Hastalıklar : İçindeki silymarin maddesi nedeniyle karaciğerin ilacıdır, zehirlenmelerde, sıtma, iştahsızlık, sarılık, alkol etkisiyle burnu ve yüzü kızarmış insanların bu rahatsızlıklarını karaciğerin tahribatını onararak geçirir, güçsüzlük, safra ve karaciğer hastalıkları, idrarda yanma, bulanık ve tortulu idrar, idrarı tutamama, aşırı adet.
Bugün tıbbın aciz kaldığı karaciğer rahatsızlıklarının ilacı işte bu eşek dikenidir. Bunlar bize Horladığımız hiç önem vermediğimiz, çiğneyip geçtiğimiz bitkilerin dahi boş yere yaratılmadığının ve ALLAH'ın sonsuz ilim ve hikmet sahibi olduğunun bir delili olsa gerek.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 yaprak, 1 küçük kök yada 3 tutam tohumu 1 litre suda birkaç dakika kaynatarak günde 3 defa yemeklerden önce 1’er çay bardağı içilir.

 

DEVE TABANI ( Tussilago farfara ) / Composiae

 

Diğer İsimleri : Öksürükotu, Kabalak.
Bilinen Bileşimi : Müsilaj, tanen, acı maddeler, tussilagin, senkirin, organik asidler, inulin, şekerler, phytosterol, dekstrin, gal, stigmasterin.
Özellilleri : Antitussif / öksürük kesici, ekspektoran / balgam söktürücü, göğüsü yumuşatıcı, astrenjan / organik dokuları büzerek salgıları azaltan, antidiareik / ishal kesici.
Önerilen Hastalıklar : Nezle, bronşit, bronşial astım, amfizem, pnömokonyoz ( simikoz ), zatülcenp, akciğer tüberkülozu, damar tıkanıklığı.
Kullanım Şekli ve dozu : Bitkiden 1 çorba kaşığı 400 gr. kaynar su ile haşlanır ve 1 saat bekletilir. Günde 4 defa yemeklerden önce 1’er çay bardağı içilir.
Astım ve nefes darlığı için yaprakları pipoda içilir.

 

DULAVRAT OTU ( Lappa officinalis ) / Compositae

 

Bilinen Bileşimi : Eterik yağ, protein, inulirin, polymitin, etearin, fitosterin, stigmasterin, tohumlarda arktin glikozidi.
Özellilleri : Diüretik / idrar söktürücü, sudofirik / terletici, antifebril / ateş düşürücü, depüratif / kanı temizleyici, antibiotik / mikrop öldürücü, antifungal / mantarı iyileştirici, antitümör / tümör iyileştirici, antihiperglisemik / kan şekerini düşürücü, hücrelerin üremesini hızlandırıcı.
Önerilen Hastalıklar : Böbrek ve mesane taşları, mide ülseri, romatizma, podagra, sirace, mayasıl, deri hastalıkları, zührevi hastalıklar.
Kullanım Şekli ve dozu : Kökleri kullanılır. 0,5 litre suya 1 çorba kaşığı ince kıyılmış kök konularak 10 dakika kaynatılır soğuyunca süzülür. Günde 4 defa yemeklerden evvel 1 çay bardağı içilir. Tohumlardan 1 kahve kaşığı 400 gr. soğuk suda akşamdan ıslatılır, sabahleyin süzülür. Yemeklerden evvel 3 defa içilir.

 

DUT ( Morus alba , Morus nigra ) / Moraceae

 

Bilinen Bileşimi : Şekerler, tanen, pektin, organik asidler, karadutta ayrıca cyanin, köklerde müsilaj.
Özellilleri : Beyazdut yaprakları ateş düşürücü, idrar söktürücü, taze yapraklar kanamaları durdurucu.
Karadut kök ve gövde kabukları laksatif / müshil, antihelmintik / bağırsak parazitlerini düşürücü. Yaprakları; antihiperglisemik / kan şekerini düşürücü.
Karadut reçeli veya marmelatı; Ağız ve boğaz hastalıkları, pamukçukta kullanılır.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

Şifalı Bitkiler Ve Özellikleri 131/3/2007

ALIÇ ( Serbus eria ) / Rosaceae

 

Diğer İsimleri : Yemişen, Kuşyemişi, Kocakarı yemişi.
Bilinen Bileşimi : Çiçeklerde manganez, kafeno ve klorojen asidi, hiperozid, kversetin, asetilkolin, kolin, trimetilamin oksikantin izobutilamin, eterik yağ. Yapraklarda meyve asidleri, kversetin, ramnozid-viteksin, viteksin. Meyveler ise ursol, olein, klorojen ve kafena asidi, hiperozid, sepi maddeler, sorbit, kolin, asetil kolin, Beta-sitosterin, yemişen asidi, provitamin A, vitamin C, emulsin, lipaza, saponinler vs.
Özellilleri : Çiçekleri Kardiotonik / kalbi güçlendirici, vazodilatör / damar genişletici, antihipertansif / tansiyon düşürücü, antispazmodik / spazm çözücü, hipnotik / hafif uyutucu, antifebril / ateş düşürücü, antilipemik / kandaki yüksek yağ düzeyini normale indiren, trigliserid düzeyini normale indiren,ayrıca meyveler Antidiareik / ishal kesici.
Önerilen Hastalıklar : Kalp ağrıları ( koroner damarları genişleterek kan dolaşımını artırır. Böylelelikle " angina " denilen kalp ağrılarını azaltır ), vasküler spamlar, taşikardi, aritmi, miyokardit, damar sertliği, yüksek tansiyon, sinirsel kalp problemleri, uykusuzluk, ishal, idrar yolları rahatsızlıkları, prostat büyümesi.
Kullanım Şekli ve dozu : Çiçeklerden 2 çorba kaşığı 400 gr. kaynar su ile haşlanır ( çay gibi demlenilir kaynatılmaz ), 2 saat bekletilir, günde 3defa yemeklerden önce bir çay bardağı içilir. Yapraklar 4 bardak kaynar suya 5-6 kahve kaşığı kıyılmış yaprak konularak 15 dakika demlendirilir yemeklerden önce bir çay bardağı içilir.

 

ALTIN OTU ( Helichrysum italicum - Helichrysum arenarium ) / Aspleniaceae

 

Diğer İsimleri : Dalakotu, Mayasılotu
Bilinen Bileşimi :
Eterik yağ, flovonlar, ve flovon glikozitleri sterinler, acı maddeler, tanenler, boya maddeleri, reçine, karotin, vitamin C, kumarin, P vitamini.
Özellilleri : Diüretik / idrar söktürücü, kabız yapıcı, gaz söktürücü, safra çıkarıcı.
Önerilen Hastalıklar : Sarılık, karaciğer sirozu, nevralji, cinsi iktidarsızlık ( impotensi ), raşitizm, kulak çınlaması, kulağın ağır işitmesi, romatizma, siyatik, safrakesesi iltihabı ve kum, mesane ve böbreklerde iltihap, ağrılı idrar zorluğu, düşük tansiyon,kan tükürme, egzama.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 çorba kaşığı kıyılmış bitki 400 gr. kaynar su ile çay gibi demlenilir. Günde 3 defa yemeklerden önce içilir.

 

ARDIÇ ( juniperus communis ) / Cupressceae

 

Bilinen Bileşimi : Esans, glikoz, sakaroz, juniperin, yünen, borneol, terpineol, izoborneol, kamforu, sidrol, dipenten, d-a pinen, a-felandren, reçinemsi madde, çeşitli asitler vb.
Özellilleri : Diüretik / idrar söktürücü, sudofifik / terletici, stomaşik / mideyi kuvvetlendirici, antiseptik / mikrop öldürücü, balgam çıkartıcı tesire sahiptir.
Önerilen Hastalıklar : Böbrek - mesane kum ve taşı, idrar yolları iltihabı, mesane iltihabı, idrar tutkluğu, soğuk algınlığı, gut, romatizma, damar sertliği, albümin, şeker hastalığı, kısırlık, ishal, bedensel ve ruhsal çöküntü, taze dallarının çayı zayıflamak için kullanılır. Kanı temizler bunun için ilk gün 4 tane sonra her gün bir tane artırılarak 12 gün devam edilir .Oniki günden sonra birer adet azaltılarak 12 günde böyle devam edilirse kanı temizler
Kullanım Şekli ve dozu : Hafifce dövülmüş meyvelerinden 1 çoba kaşığı 400 gr. kaynayan suya atılarak su ateşten indirilir. 2 saat demlendirilerek günde 4 defa yemeklerden önce içilir.
Yan Tesirleri : Böbrek hastalarına ve hamilelere yasak. 6 haftadan fazla kullanılmaz.

 

ARMUT ( Pirus communis ) / Rosaceae

 

Bilinen Bileşimi : Selüloz, protein, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, potasyum, mağnezyum, A, B1, B2, B3, B6 vitaminleri ve folik asid.
Özellilleri : Diüretik / idrar söktürücü, ürik asid atıcı, antilitik / taş oluşumunu önleyici, taş eritici.
Önerilen Hastalıklar : Mafsal romatizması, prostat büyümesi, sistit, böbreklerde kumve taş, hamileliklerdeki mide bulantılarında.
Kullanım Şekli ve dozu : 4 bardak suya 50 gr. yaprak konularak 2 dakika kaynatılır, 20 dakika demlendirilir. Günde 3- 4 bardak içilir.

 

 

 

 AT KESTANESİ ( Aesculus hippocastanum ) / Ippocastanaceae

 

Bilinen Bileşimi : Kalın yağ, sabunlu bir madde, aesculin, saponin, tanen, nişasta, şeker, albüminli maddeler, flovanlar, fitosterin, adenozin, fermentler, B1, C, K, P vitaminleri, cumarin.
Özellilleri : Kan damarlarını büzücü ve kuvvetlendirici, göğsü yumuşatıcı, antitussif / salgıları düzenleyici, üriner sistemin faaliyetlerini kolaylaştırıcı, ağrılara rahatlık verici.
Önerilen Hastalıklar : Hemeroid, varis, prostat, menepoz, soğuk algınlığı, perifinal damar bozuklukları, bronşit, boğmaca, ishal, dizanteri, rahim kanamaları, kanser.
Kullanım Şekli ve dozu : İnce kıyılmış kestanelerden bir kahve kaşığı 0,5 litre suda haşlanır, 2 saat bekletilir. Günde 4 defa yemeklerden önce birer çay bardağı içilir. Yaprak lardan ise aynı miktar suya bir çorba kaşığı konularak aynı şekilde kullanılır.

 

AYNI SAFA ( Calendula officinalis ) / Compositae

 

Bilinen Bileşimi : Karotin, likopin, violaksantin, neolikopin, sitroksantin, flavohrom, flavoksantin, hrintemaksantin, eterik yağ, reçineler, helme, meyve asitleri.
Özellilleri : Regl ağrılarını giderici, depüratif / kanı temizleyici, diüretik / idrarsöktürücü, hipotensör / tansiyon düşürücü, stimulan / uyarıcı, kolagog / safra söktürücü, antiseptik / mikrop öldürücü, antikanserojen / kanser önleyici.
Önerilen Hastalıklar : Regl düzensizlikleri, karaciğer yetersizliği, kolit, mide krampları, mide ve bağırsak ülseri, mide ve rahim kanseri, kalp hastalıkları, göğüs kanseri, varislere lapası iyi gelmektedir, kalın bağırsak iltihabı.
Kullanım Şekli ve dozu :
Saplar, çiçekler, yapraklar karışık olarak 2 çorba kaşığı bitki 400 gr. kaynar su ile haşlanarak ( çay gibi demlenerek ) 2 saat demlendirilir. Süzülerek günde dört defa yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.
Yan Tesirleri : Hamilelere yasak.

 

AYRIK OTU ( Agropyron Repens ) Gramineae

 

 

Bilinen Bileşimi : Müsilaj, saponin, şeker, triticin, glikovalin, leviloz, potasyum, demir, silisyum, potar, inozit, inulin, tritisin, manit, provitamin A, vitamin C.
Özellilleri : Diüretik / idrar söktürücü, depüratif / kanı temizleyici, sedatif / gevşetici, ekspektonan / balgam söktürücü, antifebril / ateş düşürücü, antihelmintik / bağırsak kurtlarını düşürücü, koleretik / safra akımını sağlayıcı.
Önerilen Hastalıklar : Salgı ve sindirim yolları hastalıkları, sistit, kolesistit, üriner sistemde kum ve taş, üre miktarının azalması, egzama, gut, karaciğer hastalıkları, menepoz, böbrek yetmezliği.
Kullanım Şekli ve dozu : 2 çoba kaşığı kıyılmış bitki 0,5 litre suda 10 dakika kaynatılır. Günde 4 defa birer çay bardağı yemeklerden evvel içilir.

 

 

 BALDIRAN ( Conium Maculatum ) / Umbelliferae

 

 

Diğer İsimleri : Yabanikereviz, Ağuotu, Tavşancılotu.
Bilinen Bileşimi :
Conin, conicein, conhydrin, koniin, koniselin, metilkoniin, konhidrin, elma asidi, eterik yağ.
Özellilleri : Ağrı kesici, spazm çözücü ve teskin edici özelliği varsada çok zehirli olduğu için dahilen kullanılmaz.
Önerilen Hastalıklar : Haricen lapa halinde romatizmal ağrıların giderilmesi için kullanılır.
Yan Tesirleri : Çok Zehirli Olup 6 gr. mı öldürür.

 

 

 

 

BALLIBABA ( Lamium album ) / Labitae

 

Diğer İsimleri : Beyazısırgan, Tatlıbaba
Bilinen Bileşimi :
Potasyum tuzları, tanen, şekerler, müsilaj, uçucu yağ, saponin, flavonol glikozidleri, histamin, tiramin, metilamin.
Özellilleri : Tonik / kuvvetlendirici, vazodilator / damar genişletici, antifebril /ateş düşürücü, diüretik / idrar söktürücü, hastalıklardan koruyucu, kabız yapıcı.
Önerilen Hastalıklar : İshal, dizanteri, akciğer kanaması, kandaki akyuvarların azalması (lokopeni), hemeroid, varis, idrar zorluğu, sistit, asabilik ve sinirlilik, astım, kan temizleyici, kadınların vajinal akıntılarında, prostat iltihaplarında başarıyla kullanılmaktadır.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 Bardak suya 1 tatlı kaşığı kıyılmış bitki konarak kaynatılır soğuyana kadar demlendirilir ve süzülür. Günde 3 defa yemek aralarında içilir. İstenilirse balla tatlandırılır.

 

BARUT AĞACI ( Rhamnus frangula ) / Rhamnaceae

 

Diğer İsimleri : Erkek akdiken
Bilinen Bileşimi :
Antraglikozidler, tanen, saponin, acı maddeler, şekerli komponentler,

elma asidi, frangul asidi, glikofrangulin.
Özellilleri : Diüretik / idrar söktürücü, laksatif / müshil, antihelmintik / bağırsak paraziti düşürücü, vulnerer / yaraların iyileşmesini sağlayıcı, koleretik / safra akımını sağlayıcı.
Önerilen Hastalıklar : Kabızlık, safra yetersizliği, hemeroid, dolaşım bozukluğu, bağırsak parazitleri, karaciğer hastalıkları, sarılık, siroz, Haricen; çıban ve yaralar.
Kullanım Şekli ve dozu : 3 Yaşındaki dalların kabukları kullanılır. Kabuklar kurutularak 1 yıl bekletilerek 1 yıl sonra kullanılır. Bunun sebebi kabuklardaki antron glikozid, 1 yıl bekledikten sonra antrahinon glikozidi glikofranguline dönüşür.
Kıyılmış kabuklardardan 1 çorba kaşığı 0,5 litre suda 6 saat bekletilerek 10 dakika kaynatılır. Süzüldükten sonra günde 3 defa yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.

 

BEŞPARMAK OTU ( Potentilla erecta ) / Rosaceae

 

Diğer İsimleri : Acı ayıt, Hayıt, Gümüş otu
Bilinen Bileşimi :
Tannik asid, tormentillin glikozidi, tormentil kırmızısı, uçucu yağ, nişasta.
Özellilleri : Kabız yapıcı, antihelmintik / bağırsak paraziti düşürücü, vülnerer / yara iyileştirici, kan dindirici tesirdedir.
Önerilen Hastalıklar : İshal, ateş, baş ağrısı, angina pektoris, kan işeme, zehirli yılan sokması,verem kanamaları, bol adet hali, Haricen; anjin, ağız içi yaralarına gargara yapılır.
Kullanım Şekli ve dozu :
4 bardak suya 50 gr. konarak 10 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra süzülür. Günde 3 kere yemeklerden evvel birer çay bardağı içilir. Gargara içinde aynı su kullanılır.

 

BOĞA DİKENİ ( Eryngium campestre ) / Umbelliferae

 

Diğer İsimleri : Şeker dikeni, Deve elması, İbrahim dikeni, Tengel dikeni.
Bilinen Bileşimi : Amber kokusunda yağ, glikozidler, saponinler, organik asidler, tanenler, acı maddeler, alkaloid eserleri, vitamin C, provitamin A, sodyum ve potasyumtuzları, madaus
Özellilleri : Diüretik / idrar söktürücü, klorürü ve üre artırıcı, idrar yollarını dezenfekte edici.
Önerilen Hastalıklar : Ödem, karın bölgesinde su toplanması, üremi, nefrit sancıları, idrar ve cinsiyet sistemi rahatsızlıklarında, boğmaca ve öksürük, iştahsızlık, ülser, verem Haricen; gözde iltihap, çapaklanma, aydınlığa karşı aşırı hassasiyet için kompres halinde kullanılır.
Kullanım Şekli ve dozu : 2 çorba kaşığı kök veya sap 0,5 litre suda 5 dakika kaynatılır. Süzüldükten sonra günde 4 defa yemeklerden önce içilir.

 

BOSTAN OTU ( Cnicus benedictus ) / Compositae

 

Diğer İsimleri : Şevketi bostan
Bilinen Bileşimi :
Helme ve sepi maddeler, elma asidi, eterik yağ, madeni tuzlar, acı maddeler.
Özellilleri : Tonik / kuvvetlendirici, antitussif / öksürük kesici, Kan durdurucu, Meyveleri; Pürgatif / müshil. Bitkiden yapılan ekstre; iltihap giderici, kalbi kuvvetlendirici, kan şekerini düşürücü. Kavrulmuş kökleri; Antibakteriyel / mikropların yaşamasını engelleyici.
Önerilen Hastalıklar : Her türlü alerjiye çok etkilidir. Deniz, uçak ve otomobil tutması toz ve otlardan ileri gelen nezlemsi durumlar, kurdeşen, astım rahatsızlıkları bu bitkinin etkisine dayanamaz. ( Aynı etkiler için Meryemana dikeni / Silybum marianum da kullanılabilir ). İştahsızlık, öksürük, mide - bağırsak hastalıkları, karaciğer ve safra kesesi hastalıkları, karaciğer taşları, romatizma, kan durdurucu gut.

Kullanım Şekli ve dozu : Alerji için 1 litre suya 2 - 3 tutam tohum atılarak 1 gün bekletildikten sonra 7 - 8 gün süreyle her gün 1’er saat arayla 1’er çorba kaşığı içilir.
Diğer etkiler için; 2 bardak kaynar suya 10 gr. bitki veya kök yada ikisinin karışımı konur. 5 dakika denlendirildikten sonra süzülür. Günde 3 defa 1’er çorba kaşığı içilir.
Böbrek hastalığı olanlara yasak.

 

BÖĞÜRTLEN ( Rubus caesius ) / Rosaceae

 

Diğer İsimleri : Mormorik, Diken çileği, Karamama, Kedi dutu, Diken dutu, Yabani üzüm.
Bilinen Bileşimi : Malik asid, laktik metil silisilat, tanen, pektin, şeker, flavonitler, magnezyum, iyod, mangan, A, C, E, K, P, PP vitaminleri.
Özellilleri : Kabız yapıcı, antihemorajik / kanamaları dindirici, diüretik / idrar söktürücü,
antidiabetik / şeker hastalığını iyileştirici, tonik / kuvvetlendirici, depüratif / kanı temizleyici, aneljezik / ağrı dindirici, kandaki glikoz oranını düşürücü.
Önerilen Hastalıklar : Akciğerden kan gelmesi, ürede kan görülmesi, hemeroid, ishal, dizanteri, rahim kanamaları, sıtma, diabet, dispepsi, mafsal romatizması, kansızlık, idrar yollarında kum - taş, üre miktarının düşmesi, rahim akıntılarına çok etkili bir ilaçtır, anjin, grip, ses kısılması, dişetleri iltihabında gargara yapılır.
Kullanım Şekli ve dozu : Yapraklardan 2 çorba kaşığı 0,5 litre kaynar su ile haşlanır, 1 saat demlendirilerek süzülür. Günde 4 defa yemeklerden evvel 1'er çay bardağı içilir.
Kıyılmış köklerden 1 çorbe kaşığı aynı miktar suda 10 dakika kaynatılır aynı ölçüde kullanılır.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

PAROKSİZMAL ARİTMİ24/3/2007

Paroksizmal aritmi nedir?
Bu durumda kalp aniden başka bir ritme geçmekte ve çok kez fazla süratli olarak atmaktadır. Bu nöbetler hiçbir uyarıda bulunmadan birdenbire, sık sık, aralıklı veya süresi belli olmayan aralıklarda gelebilmektedir.

Paroksizmal aritmi nöbetleri ne kadar sürmektedir?
Birkaç dakikadan birkaç güne kadar sürebilirler.
Bu nöbetler hasta olan kalplerde mi meydana gelir?
Hayır. Çok vakalarda kalp tamamen normaldir.

Paroksizmal aritmi episodları neden meydana gelir?
a.  Organik kalp rahatsızlıklarında, genellikle bir “ritm merkezleri” hastalığıdır.
b.  Normal kalplerde nedeni genellikle anlaşılamamaktadır.

Paroksizmal aritmi nasıl tedavi edilir?
Vakaların çoğunluğu “Quinidine” gibi ilâçlarla kontrol altına alınabilinmektedir. Bazı hallerde bu durumu tedavi için elektronik kalp şoku aygıtları kullanılmaktadır.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

KALP DÜZENSİZLİKLERİ24/3/2007

Kalp düzensizlikleri nedir?
Kalbin ritmik atışında bir düzensizliktir.

Kalp düzensizlikleri neden meydana gelir?
Bazı hallerde bu gerçek kalp hastalığından meydana gelir. Bask hallerde ise bu durum şu veya bu nedenden dolayı “akordu bozu muş” normal olan kalplerde meydana gelebilir. Doktor genellikle bu düzensizlikler arasında ayırım yapabilecek ve nedenlerini tespit edebilecektir.

Kalp düzensizlikleri kalp fonksiyonunu engeller mi?
Ara sıra fazla veya eksik gelen bir kalp atışının (ekstrasistol) kal fonksiyonu üzerinde çok az bir tesiri olabilir. Başka kalp düzensizlikleri kan akımına ciddî şekilde engel olabilir.

Kalp düzensizlikleri başarılı şekilde tedavi edilebilir mi?
Vakaların büyük çoğunluğunda kalp düzensizlikleri, bazı kalp ilâçlarına olumlu cevap vereceklerdir.

Seken bir kalp atışı veya vaktinden önce gelen atış nedir?
Bu, ara sıra rastlanan bir kalp düzensizliği durumudur. Hasta göğsünde bir “kelebek” olduğunu hissetmekte ve yine göğsünde bir boşluk, batmaktaymış gibi geçici bir hisse kapılmaktadır. Teknik terimi ile bu duruma “ekstrasistol” denmektedir.

Seken bir kalp atışının anlamı nedir?
Vakaların büyük çoğunluğunda hiçbir anlam taşımaz; ancak bazı hallerde rahatsız edici olabilir.

Seken kalp atışları neden meydana gelmektedir?
Birçok değişik durumdan meydana gelebilmektedir. Bunların arasında aşırı yorgunluk, yerli yersiz ilâçların alınması, sinirlilik, alınganlık, akut bir enfeksiyon vb. bulunabilir. Çok daha nadir hallerde sebep, gizli bulunan kalp hastalığıdır.

Tütün kullanılması ekstrasistole neden olabilir mi?
Evet, bu kalp düzensizliklerinin en genel nedenlerinden biridir.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

KORONER ARTER HASTALIĞI24/3/2007

Koroner arter nedir?
Bunlar kalp çeperi içerisinden geçerek kalp kaslarını besleyen kan damarlarıdır. Aort kalpten ayrıldıktan sonra ilk dallara ayrılan damarlardır.

Koroner arter hastalığı nedir?
Sürekli çalışması için büyük ölçüde enerjiye ihtiyacı olan kalp kaslarının bu gücü için tabiatıyla büyük ölçüde kana ihtiyacı bulunmaktadır. Bu ihtiyacı karşılayacak koroner arterin, bu görevlerinde engellenmesine koroner arter hastalığı denir.

Koroner arter hastalığının en genel sebebi nedir?
Arteryoskleroz (arterlerin sertleşmesi).

Kalp yetmezliği ve “angina pektoris nedir?
Kalp arterlerinden kan akımı büyük ölçüde azaldı mı, kalp azamî fonksiyonunu yerine getiremeyecektir. Böyle hallerde kalp göğüste, genellikle göğüs kemiğinin altında, sancı ve rahatsızlık meydana getirerek kötü durumu hakkında sinyal verecektir. Bu durumlarda bazı hallerde, rahatsızlık ve sancı vücudun başka yerlerinde de hissedilebilecektir; sırtta, kollarda, boyunda, çenede, veya üst karın bölgesi gibi. Böyle sancıların duyulması, zorlamayla birlikte veya herhangi bir zorlama olmadan, “angina pektoris” olarak adlandırılmıştır. Hasta dinlendikten sonra ve fizikî zorlamayı durdurduktan sonra sancı geçecektir.

Koroner damarların tıkanması nedir?
Kalp arterlerin birinde kan akımının tamamen durmasıdır. Bunun sonucu olarak eksilen besiden dolayı kalp adalesinin bir kısmı harap olabilecektir. Bu durum kalp kası (miyokardit) enfarktüs olarak adlandırılmaktadır. Başlıca arterlerden biri tıkanmışsa kalp adalesinin büyük bir kısmı zedelenmiş olacaktır. Eğer tıkanan yardımcı dallardan birisiyse o zaman zarar gören kalp adalesi kısmı daha küçük olmaktadır. Bu olaylar için genellikle kalp sektesi terimi kullanılmaktadır.

Koroner damar tıkanmasının sebepleri nedir?
En genel neden kalp arterlerinin bir kan pıhtısı ile tıkanmasıdır. Buna kalp trombozu denir. Bu durum, genellikle arterin önce arteryoskoleroz yüzünden arızalanmış olan kesimlerde meydana gelir.

Bir kalp sektesinin meydana gelmesine neden olan bazı faktörler hangileridir?
a.  Bundan önce kalbin zedelenme oranı.
b.  O muayyen krizde kalp adalesinin arızalanma oranı.
c.  Geriye” kalan normal kalp adalesi miktarı.
d.  Kalpteki engellemenin arterlerin öteki dallarına yayılma oranı.
e.  Kalp ritminde düzensizliklerin bulunup bulunmayışı.
f.  Kalbin iç çeperinin kopup vücudun başka yerlerine seyredebilecek kan pıhtılarının bulunup bulunmayışı.
g. Zayıflayan kalp çeperinin kopma ihtimali.

İlk gelen bir kalp trombozundan kurtulma şansı ne orandadır?
İlk kalp trombozu olan yirmi kişiden yaklaşık on dokuzu kurtulabilir.

Koroner yetersizliğin veya angina pektorisin anlamı nedir?
Angina pektoris, koroner yetersizliğinin meydana getirdiği göğüs ağrısına denir. Muhtelif derecede angina pektoris olduğu gibi muhtelif derecede koroner yetersizlik de vardır. Hafif vakalardan sonra hasta yalnız çok yorucu uğraşlardan kaçınmak zorunluluğundadır. Ciddî vakalar hastayı tamamen kudretsiz hale getirebilecektir.

Angina pektoris olan bütün hastalarda daha sonra koroner damar tıkanması gelişmekte midir?
Hayır. Ancak bu gibi hastalar kalp sektesi olmaya daha meyillidirler.

Angina pektoris geçiren bir hasta normal bir yaşantı sürdürebilecek midir?
Evet. Ancak her hastanın durumu bazı faktörlerden dolayı değişik olacaktır.

Angina pektoris vakaları önlenebilir mi?
Bir dereceye kadar. Daha programlı ve daha düzenli bir yaşantı tarzı zor uğraşlardan kaçınmak, heyecanlanmamak ve bazı gerekli ilâçların alınmasıyla angina   pektoris krizleri kontrol altına alınabilir. Bazı hallerde, bu gibi krizlerden tamamen kaçınılabilinir.

Koroner arter hastalıklarında ameliyatlar yararlı olmakta mıdır?
Evet. Koroner yandan geçme ameliyatları çok sayıda kalp hastalıkları olan hastalara yardımcı olmuştur. Bunun dışında, kalp arterinin kanalını tıkayan arteryosklerozlu plakaların alındığı bir ameliyat usulü çok başarılı olma umutlarını göstermektedir.

Koroner damar tıkanması nasıl tedavi edilir?
Tedavinin başlıca dayanağı ilk safhalarda yatakta kesin istirahattır. Bundan sonra da uzun süre faaliyet sınırlanmalıdır. Bir krizden sonra uzun süre hastaya oksijen verilmektedir. Pıhtıları dağıtan ilâçların bu vakalarda çok yardımcı olduğu bazı uzman doktorlar tarafından ileri sürülmüştür. Yine bazı uzman doktorlarsa bu ilâçların hiçbir faydası olamayacağı iddiasındadırlar. Günümüzde bu gibi ilâçların kullanılıp kullanılmayacağı hastaya bakan doktora ve onun inancına bağlıdır. Günümüzde bu ilâçların yararlığı hakkında kesin bir cevap bulunmamaktadır. Digitalis gibi kalbi kuvvetlendirecek ilâçlar bazı vakalarda kullanılabilecek ve bozulan kalp ritmini düzeltecek başka ilâçlar da verilebilecektir. Sancıyı dindirecek ilâçlar da çok faydalı olmaktadır.

Yatakta istirahat ve sınırlı fizikî faaliyet neden bu derecede önemli?
Kişi ne kadar az hareket ederse, kalp o ölçüde daha az kan desteği temini zorunluluğunda kalacaktır. Belirli olmamakla beraber kişi istirahat halindeyken ve faal olduğu zamanlar arasındaki hallerde kalbin sarf ettiği enerji farkı inanılmayacak derecede büyüktür.

Koroner arter tıkanması olan bir hasta ne kadar süre yatakta kalmalıdır?
Bu hastalığın kapsamına ve gelişmesine bağlıdır. Normal olarak kalp sektesi geçirmiş bir hastanın üç ile altı hafta arası yatakta kalması gerekmektedir. Diğer taraftan, bu hastalığı “sandalye tedavisi” ile tedavi etmeyi tercih eden tanınmış otoriteler vardır. Bu sistemde hasta ilk şoktan çıkar çıkmaz yataktan kaldırılmakta ve sandalyede oturtulmaktadır. Bu tedavi usulünde hasta devamlı olarak yatakta tutulacağına, günde bir kez yataktan kaldırılarak bir süre sandalyede oturtulmaktadır.

Koroner arter tıkanması geçirmiş olan bir hasta ne kadar süre çalışmamalıdır?
Koroner arter tıkanması geçirmiş olan hastalar, hastalığın başlangıcından üç ay sonra işlerine dönebilirler. Bu gibilerin derhal işlerine dalacağı yerde, yavaş yavaş işe koyulmaları tercih edilir. Eğer bu hastalığı geçirenin mesleği fazlasıyla yorucuysa, bunu bırakıp başka bir iş seçmesi gerekli olacaktır. Kalp sektesi geçiren hastalar hem duygusal ve hem de fizikî gerginlikten kaçınmalıdırlar.

Koroner trombozu geçirmiş hastaların yüzde kaçı iyileşip işlerine dönerler?
İstatistikler göstermektedir ki koroner tromboz geçirmiş hastalardan beşte dördü mükemmel bir şekilde iyileşmektedirler ve asıl işlerine dönmektedirler.

Pıhtıyı dağıtıcı ilâçlar nedir?
Bunlar kanın normal pıhtılaşmasını azaltan kimyasal bileşiklerdir. (En çok kullanılanlar arasında Heparin ve Dikumarol gelmektedir).

Koroner trombozun tedavisinde pıhtı dağıtıcı ilâçlar neden kullanılmaktadır?
a.  Kalp adalesine kan seyrinin daha da fazla bozulmasını ve arterde gelişmiş pıhtının yayılmasını önlemek için.
b.  Kalbin iç zarında ve bacaklardaki damarlarda pıhtıların gelişmesini önlemek için. Aksi taktirde bu pıhtılar koparak kan akımında seyretme imkânını bulurlar (amboli).

Bir kalp krizinin geleceği öngörülebilir mi?
Her zaman değil. Kalp krizi çok kez yeni ve tamamen normal çıkan elektrokardiyogram aldırmış ve yaşantılarında hiçbir anormallik olmayan kişilere gelebilir. Bununla beraber, başka hallerde göğüs ağrıları gibi uyarıcı belirtiler akut bir nöbetten haftalar veya aylarca önce gelmiş olabilmektedir.

Periyodik elektrokardiyogramlar alınması gelecek bir kalp krizini önceden bildirebilir mi?
Ancak çok sınırlı bir ölçüde.

Hangi yaş grubu kalp krizine en çok meyillidir?
Kırk ile altmış yaşı arasında olanlar.

Bir “kalp krizi” geçirmiş olan bir hasta daha uzun yıllar yaşamasını umut edebilir mi?
Evet. Ciddî bir kalp krizleri geçirmiş hastaların çok kez hastalandıktan sonra daha yirmi beş ile otuz yıl arası yaşamakta oldukları görülmektedir.

Erkekler kalp krizine kadınlardan daha meyilli midirler?
Evet. Erkekler kadınlardan koroner arter hastalıklarına üçte bir oranında daha meyilli olmaktadırlar. Ancak, elli yaşından sonra koroner tromboz meyilli kadınlarda büyük oranda artmaktadır.

Koroner arter hastalıklarında irsi bir meyil var mıdır?
Bazı hallerde bir irsi meyil görülmekteyse de bu hastalığın olmasında tayin edici bir faktör olarak kabul edilemez.

Bir kalp krizinin gelişmesinde duygusal gerginlik ne ölçüde önemlidir?
Yardımcı bir faktör olduğu düşünülmekteyse de genellikle sebep olucu faktör değildir.

Kalp krizinin hemen veya ileride gelişmesinde fizikî gayret ne gibi bir rol oynayabilir?
Genellikle, fizikî gayret kalp krizlerinin gelişmesinde çok önemli bir faktör olmamaktadır. Ancak, aşırı fizikî gayret sırasında veya hemen sonra kalp krizi olaylarının meydana geldiği görülmüştür. Tahminlere göre bu gibilerde, koroner arterlerde uyumakta olan asıl hastalık olduğu için, bu hastalığa aslında meyilli bulunmaktaydılar.

Koroner arter hastalığının gelişmesine ne gibi durumlar neden olabilir?
Şeker hastalığı, yüksek kan basıncı, kanda çok yüksek kolesterol düzeyleri, aşırı şişmanlık ve fazla tütün kullanmak.

Koroner arter hastalığında diyetin tesiri ne olabilir?
Son bilimsel araştırmalarda diyette birçok faktörlerin koroner arter hastalığının gelişmesinde yardımcı ve neden olabileceklerine dair bazı belirtiler tespit edilmiştir. Bunlar arasında hayvani yağlardan ve süt mamullerinden meydana gelen doymuş yağ asitleri, şekerde bulunan sakaroz ve yüksek kolesterol muhteviyatı olaı gıda maddeleri gelmektedir. Bu görüşleri doğrulayacak bazı deli] ler mevcutsa da, henüz bunlar kesin olmaktan çok uzaktır.

Koroner arter hastalıklarında tütün kullanmanın etkisi ne olmaktadır?
Günümüzdeki yaygın düşünceye göre kişi ne oranda fazla tütün kullanırsa, bütün öteki faktörlerin eşit kalması halinde, o oranda koroner hastası olma ihtimali artmaktadır. Şurası kesindir ki, koroner arter hastalığı geçirmiş olan bir kimse bir daha tütün kullanmamalıdır.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

DOĞUŞTAN KALP HASTALIĞI24/3/2007

Hangi tip doğuştan kalp hastalıkları vardır?
a.  Kalbin sol ve sağ tarafı arasındaki anormal kısa devre var Bu durumda damarlardaki kan yeterince temizlenmeden a dolaşımına girmektedir.
b.  Kalbin muhtelif bölümlerini ayırmakta olan kalp supaplar yapısında ve fonksiyonunda anormallikler.
c.  Kalp adalesinin kendisinde anormallikler.
d.  Kalbin iç ve dış zarlarındaki anormallikler.

Doğuştan kalp hastalığı neden meydana gelir?
Henüz sebepleri tam anlaşılmamış olan ve doğumdan önce bu nedenlerden meydana gelen gelişme bozuklukları. Son yapılar bilimsel araştırmalar göstermiştir ki, anne gebeliğinin ilk üç ayı kızamıkçık hastalığına tutulmuşsa, doğacak çocukta doğuştan kalp hastalığı olma oranlan çok daha yüksek olduğu görülmüşse de henüz kesin olarak tespit edilmemiştir. Bazı ilâçlar (Thalidomiı gibileri) cenine kalp hastalıkları ve başka anormallikleri geliştirme potansiyellerini göstermişlerdir. Bundan dolayıdır ki, doktorun özel tedavisi dışında gebeliğin üç ayında bu ve herhangi başka ilaçların alınmasından kaçınılmalıdır. Bunun dışında, ceninde, şimdiye kadar iyice anlaşılması mümkün olmamış değişiklik ve gelişmelerin doğuştan kalp hastalığına neden olduğu görülmüştür.

Doğuştan kalp hastalıkları kalıtımsal mıdır?
Genellikle hayır. Ancak, çok az orandaki, bazı kalp anormalliklerinin kalıtımsal olduğu görülmüştür.

Bebek doğar doğmaz kalp anormallikleri derhal teşhis edilebilmekte midir?
Bazıları doğumdan sonra stetoskopla kalbin dinlenmesiyle teşhis edilebilinmekte, bazıları bebeğin morarmasından belli olabilmektedir. Başka rahatsızlıklar çocuğun yaşı ilerleyinceye kadar ve hattâ bazen erginliğe kadar karanlıkta kalmaktadır.

Doğuştan kalp hastalığı ne ölçüde geneldir?
Yaklaşık her bin doğumun üç tanesinde meydana gelmektedir.

Doğuştan kalp hastalıkları ciddî sayılır mı?
Evet. Çünkü bunlar çok kez kalp fonksiyonunu ve kan akımını engellerler; dokulara yetersiz derecede oksijen ulaşmasını meydana getiren durumlara neden olurlar.

“Mavi bebek” nedir?
Doğan bebekteki mevcut bir hastalık yüzünden, oksijeni yetersiz kan, damarlardan direkt olarak dolaşım sisteminin sağ tarafından sola veya arter bölümüne geçmektedir. Bu kan, ciğerlere uğramadığından oksijen miktarı yetersiz bulunmaktadır.

Doğuştan kalp hastalıkları tedavi edilebilir mi?
Son yıllarda bu hastalıkların ameliyat yoluyla tedavisinde dev adımlar atılmış bulunmaktadır. Bazı anormallikler ameliyat yoluyla tamamen iyileştirilebilinmekte, bazılarına ise büyük ölçüde yardımcı olunmaktadır.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

KAN BASINCI24/3/2007

Kan basıncı nedir?
Kan akımının devamlı ve yeterli şekilde vücuttaki damarlarda seyretmesi için kasılan kalbin meydana getirdiği kuvvete kan basıncı denir. Kilometrelerce uzunluktaki dar kan damarlarındaki direnişi yenmek ve kanın kimyasal madde alışverişini temin edebilecek yeterli baskı kudreti ile dokulara varabilmesini temin için, kalp kan akımı sistemi içerisinde asgari bir basınç düzeyi muhafaza etmek zorunluluğundadır.

Kan basıncı nasıl ölçülmektedir?
Kolun üst kısmına yuvarlak bir lâstik bant yerleştirilmektedir. Kol ağzı basıncı ölçen bir âlete bağlanmakta ve âlet hava ile şişirilmektedir. Bu arada doktor dirseğin ortasındaki arter nabzını dinlemektedir. Ondan sonra kol ağzındaki basınç nabız dinlenilemeyecek hale gelinceye kadar artırılmaktadır. Daha sonra kol ağzındaki hava boşaltılarak doktor nabzın geri gelmekte olduğunu yeniden duymaktadır. Bu metoda sistolik basınç adı verilmiştir. Bundan sonra kol ağzındaki hava daha da bırakılır ve nabız atışı yeniden kaybolur. Bu noktadaki basınca diastolik basınç adı verilmiştir.

Yüksek kan basıncı (yüksek tansiyon) neden meydana gelir?
Bütün vücuttaki küçük arterlerin daralmasıyla kalbin vücut dokularına kan yetiştirmek için fazla pompalama gayreti sarf etmek zorunda kalması dolayısı ile yüksek kan basıncının ileri gelmekte olduğu sanılmaktadır. Kalp daha fazla pompalamak zorunda kalınca kan basıncı artmaktadır.

Yüksek kan basıncının kalıtımsal olma eğilimi var mıdır?
Evet, ancak şu belirtilmelidir ki anne-babadan birinde yüksek kan basıncı bulunması muhakkak surette çocuğunda da yüksek kan basıncı bulunacağına delâlet etmez.

Fazla şişmanlık yüksek kan basıncı eğilimini getirir mi?
Evet.

Yüksek kan basıncı; az pişmiş et, tuz veya baharat yemekten ileri gelebilir mi?
Hayır.

Yüksek kan basıncı neden zararlı olabilir?
a.  Kalbin üzerine normalin üstünde yük bindirilmektedir. Bu durum sürekli olarak devam ederse kalp büyüyerek zarar görebilir.
b.  Kan, damarlardan daha büyük bir baskı ile geçtiğinden dolayı, boyunlarda yıpranma ve zedelenme oranları artmaktadır. Sonunda bu damarlarda çok önemli hasar meydana gelebilir. Bu yüzden de bu damarların besledikleri doku ve organlar hasara uğrayabilir. Bu durumdan en çok zarar görebilecek organlar şunlardır: Kalp, beyin, böbrekler ve gözler.

Çeşitli kişilerin yüksek kan basıncına tepkileri değişik olur mu?
Evet. Kadınlar devamlı yüksek kan basıncına, erkeklerden çok daha iyi dayanabilmektedirler. Kişiler arasında da tepkiler çok değişik olmaktadır.

Yüksek kan basıncı hali tedavi edilebilir mi?
Aslında hayır. Ancak modern tıbbî metotlarla basınç kontrol altında tutulabilmekte ve böylece olabilecek ciddî hasarlar önlenebilmektedir. Gereken ilâçların alınması ve normal bir hayat tarzı sürdürmeni yanında, fazla kiloların kaybı ve devamlı tıbbî müşahede altındı bulunmakla yüksek kan basıncı büyük ölçüde kontrol altına alınmış olacaktır.
Bunun dışında, yüksek kan basıncı için, başka ve daha az rastlanan nedenler de bulunmaktadır: Bazı tümörler, böbrek hastalıkları, iç salgı bezleri düzensizlikleri gibi. Bu gibi hastalıkların nedenleri teşhis edilebilindiği vakalarda, bunların tedavisi ve ortadan kaldırılması mümkün olacaktır.

Yüksek kan basıncı önlenilebilir mi?
Hayır, ancak yukarıda yazılı tedbirlerle, birçok kontrol altına alınabilinir.

Heyecan ve mizaç yüksek kan basıncında tesirli olabilir mi?
Evet. Tedbirsiz bir hayat tarzı ve ifrat derecesinde duygusal girişimler kan basıncının artmasına neden olabilir. Böyle aşırı hareketlerin yüksek tansiyonun nedeni olabileceği sanılmamakta ve mevcut bir yüksek tansiyonu artırabilecek sebepler olabilecekleri ileri sürülmektedir.

Yüksek kan basıncı olan bir kişi, kendisini iyi hissederek bu durumundan habersiz olabilir mi?
Çok kişilerde yıllarca süregelen yüksek kan basıncı bulunduğu halde kendileri bundan habersizdir.

Yüksek kan basıncının genel belirtileri nedir?
Aslında, yüksek kan basıncının kendisine has belirtileri yoktur. Şikâyet edilen baş ağrıları ve aniden ateşlenme halleri genellikle başka durumlardan ileri gelmektedir.

Normal kan basıncı düzeyi nedir?
Normal’ kan basıncı düzeyi diye bir şey yoktur. Ergin kişiler için geniş bir basınç alanı bulunmaktadır. Sistolik basınç için üst normal sınır 150 - 160  milimetre civa ve diastolik basınç için üst sınır 90 ile 100 arasında kabul edilmektedir.

Düşük kan basıncı nedir?
Düşük kan basıncı normal bir hastalık olarak sayılmaktadır. Buradaki durum kan basıncının normal düzeylerden düşük olmasıdır. Bu aslında sağlıklı bir durum olarak kabul edilmelidir; çünkü kalbin ve kan damarlarının zorlanmamakta olduğunu göstermektedir.

Düşük kan basıncı gerçek bir hastalığın belirtisi olabilir mi?
Bazı nadir hastalıklarda, inatçı ve sürekli olan düşük kan basıncı devamlı bir belirti olarak kalmaktadır.

Düşük kan basıncının genel olan türü yorgunluk ve atalet belirtileri gösterir mi?
Ancak bazı nadir hallerde. Düşük kan basıncı birçok kişinin psikolojik gardrobu haline gelmiştir ve birçok kişi ilgisiz şikayetlerini bu gardropa asmaktadırlar.

Düşük kan basıncı tedavi gerektirir mi?
Gerekse bile bu ancak pek nadir vakalarda olur.

Bir kişide “geçici” yüksek kan basıncı olabilir mi?
Evet. Bir sınavın getireceği heyecan veya sınavla ilgili heyecan safhalar anormal derecede yüksek kan basıncı gösterebilir.  kişinin rahatladıktan sonra, tansiyonu alındığı zaman kan basıncının normale gelmiş olduğu görülecektir. Bunun dışında aşırı duygusal stres de kan basıncını artırabilecek ve bu durum birkaç ve bazı hallerde birkaç hafta sürebilecektir. Bu durum genel gerginlik ortadan kalkınca normale dönüşecektir.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

KALP YETMEZLİĞİ24/3/2007
Kalp yetmezliği nedir?

Tıpta “kalpte dekompansasyon”olarak adlandırılan kalp yetmezliği yukarıda sayılı bir veya birden fazla hastalıktan meydana gelebilir. Kalp, vücudun normal kan dolaşımına ait artık sağlayamadığı vakit, kalp yetmezliği meydana gelmiş sayılır. Genellikle, insan kalbi yukarıda gösterilen düzensizliklerde meydana gelebilecek basit rahatsızlıklara karşı koymak için gerekli güce sahiptir. Ancak, düzensizliğin ciddiyeti artınca ve kalp adalesi gitgide fazla yorgun düşünce; kalp görevini yerine getiremeyecek hale gelmektedir.

“Kalp yetmezliğinin belirtileri nelerdir?
a.   Çok çabuk yorulmak.
b.   Hafif hareketle artış gösteren nefes darlığı.
c.   Bacak, bilek ve ayakların şişmesi. Bu durum çoğunlukla akşam artış gösterir ve sabaha kadar yine azalır.
d.   Yatakta düz yatınca, kişinin nefesi daralacak ve böylece başın ve göğsün yüksek kalması için birkaç yastığa ihtiyaç görülecektir.
e.   Dudaklarda, el tırnaklarında ve ciltte mavilik arazları.
f.   Karın, göğüs ve vücudun başka alanlarında sıvı toplanması.
g.  Geceleri anî gelen bunalma ve boğulma nöbetleri. Bu gibi hallerde hasta yataktan kalkma zorunda kalmakta ve nefes alabilmek için sık sık solumaktadır.
h. Boyundaki damarların şişmesi.

Zedelenmiş olan veya zorlanmış bir kalbin yetmezliğe uğraması için ne kadar bir zaman geçmelidir?
Bu süre hastadan hastaya değişebilmektedir. Kalbin büyük engellemelere rağmen görevini yapmak için şaşılacak derecede bir gücü bulunmaktadır ve böylece, engellemeler, karşı konulamayacak ölçüde yoğun olmadıkları sürece, kalp yıllarca fonksiyonlarını yürütmeye devam edecektir.

 Kalp bir kez yetmezliğe uğramaya başlayınca, bu durum hastanın öleceğine mi delâlet eder?
Hayır. Yetmezliğe uğramakta olan bir kalp, faaliyetlerin sınırlandırılması, tuz alımının azaltılması, yüksükotu yaprağı tedavisi, idrar artırıcı ilâçların alınması (bu ilâçlar böbreklerin su ve tuz ifrazatını artırır) veya daha ciddî vakalarda ameliyat ile, yıllarca işe yarar halde tutulabilinir.

Bir doktor hastasının kalp durumunu nasıl değerlendirir?
a.  Geçmiş hastalıkların tarihçelerini ve belirtilerini dikkatle kayda almakla.
b.  Stetoskop ile kalbi dinlemekle.
c.  Fluoroskop veya X ışınları ile kalbin filmini almakla.
d.  Bir elektrokardiyogram almakla.
e.  Stress testleri gibi daha ayrıntılı olan başka testlerle.

Elektrokardiyogram nedir?
Kalp adalesi büzüldüğü ve açıldığı zaman hafif, fakat karakteristik olan bir elektrik cereyanı meydana getirmektedir. Bu cereyan elektrokardiyograf olarak adlandırılan çok hassas bir aygıt tarafından zapt edilmekte ve kağıt üzerine kaydedilmektedir. Bu cereyanın aygıtta gösterdiği genişliğinde ve yönündeki değişiklikler hastanın kalp fonksiyonu ve sağlığı hakkında önemli bilgiler vermektedir.

Elektrokardiyogramdaki buluşlar bir hastanın kalp hastalığı durumunu teşhis için yeterli midir?
Hayır. Bunlar ancak bütünleyici bilgi vermek için yararlıdır. Çok ciddî bir kalp düzensizliğinde elektrokardiyogram gayet normal göstermekteyken, elektrokardiyogram kendisinde bulunan anormallikleri gösterebilecektir.

Kalp sondası ne demektir?
Bir hastanın kalbindeki yetersizliği veya düzensizliği tespit etmek için çok kez yukarıda gösterilen metotlar yetersiz kalmaktadır. Bu gibi hallerde kalp sondası kullanılabilir. Bu metotta kol veya bacak damarlarının birinden uzun, ince ve içi boş plâstik bir tüp sokulmakta ve bir veya birden fazla kalp bölümlerine varıncaya kadar ileriye itilmektedir. Bu herkese uygulanan bir işlem olmayıp ancak uzman olan bir doktora yaptırılabilinir. Kalbe sonda sokulmasına yalnızca, kalp ameliyatı gerektiğine karar verildiği zamanlarda başvurulur. (Kalp sondası çok önemli bir araştırma aygıtı haline gelmiştir ve kalbin mekanizması hakkında bize çok değerli yeni bilgiler vermiştir).

Anjio kardiyografi nedir?
Aslen, kalp sondası gibi aynı nedenler için ve aynı durumlarda kullanılmaktadır. Ancak, elde ettiği bilgi biraz değişik olmaktadır. Bu metotta kan akımına röntgen filmlerinde görüntü yapan donuk ve şeffaf olmayan bir madde enjekte edilmektedir. Bu madde muhtelif kalp bölümlerinden geçerken röntgen filmi süratle ve seri hâlinde alınmaktadır.
Bu işlem de herkese uygulanmaz ve yüksek ihtisas işidir. Ancak, son yıllarda, bize bu metot kalp fonksiyonu hakkında çok değerli bilgiler sağlamıştır.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

KALP FONKSİYONU BOZUKLUĞU VE KALP HASTALIĞI24/3/2007

Kalp fonksiyonu bozukluğunun ve kalp hastalığının bazı genel nedenleri hangileridir?
a.  Kalp adalesi zayıflayabilir ve bundan dolayı yeterli derecede kasılamaz. Bu durum kalp adale dokularının yetersiz beslenmesinden ileri gelmektedir (kalbi besleyen arterlerde hastalık gibi). Bundan başka enfeksiyon, cerahatlanma, toksinler, hormon düzensizlikleri veya kan mineralleri dengesizlikleri, kalbin adale dokularını zayıf düşürebilir.
b.  Kalp valfları normal olarak çalışmayabilir; bunlar yeterli derecede açılıp kapanamazlar veya doğuştan ya eksiktir ya da kusurlu gelişmişlerdir.
Kalp valfı bozuklukları bir hastalık sonucu da gelişebilir. Bunun en yakın olanı romatizma nöbetidir. Romatizma kadar yaygın olmayan başka valf düzensizlikleri nedeni olan hastalıklar arasında frengi, bakteriyel enfeksiyonlar veya doku çimentolama maddeleri hastalıkları (celi cementing substance) de bulunmaktadır.
c.  Yüksek kan basıncından dolayı fazla çalışan kalp adalesinin zayıflaması, kronik akciğer hastalığı, iç salgı bezleri düzensizlikleri, anemi, arter ve damarlar arasında anormal bağlantılar veya yukarıda gösterilen valf düzensizlikleri.
d.  Kalbin sol ve sağ taraflarını ayıran çeperde doğuşla gelen bozukluklar ve ayrıca kalpte ve ona bağlı kan damarlarında birçok doğmalık anormallikler. Bu doğmalık anormalliklere pek nadir rastlanmaktadır.
e.  Kalp adalesinde iltihaplı hastalıklar. Bunlar genellikle virüs enfeksiyonlarından ileri gelir. Bu hastalıklardan çoğunlukla görülenler miyokarditis ile perikarditis’dir.
f.  Göğüs kafesi ve belkemiğinde yapı anormallikleri.
g.  Kalp ritim sisteminde düzensizlik. Kalp normal olarak atacağından birçok düzensiz ve anormal atış sistemleri adapte edebilmektedir. Bu ritim düzensizliklerinden dolayı kalp çok kez kanı başarılı şekilde pompalayamamaktadır.
h. Kalp tümörleri iyi ve normal kalp fonksiyonunu ciddî şekilde engelleyebilirler. Bu tümörler kalp dokularının kendilerinde gelişebilirler veya başka organlardan yayılarak kalbe gelebilirler. (Bu tümörler kardiak yetersizliğin nadir nedenlerinden biri olabilmektedir) .

Kalp hastalığının en genel nedenleri hangileridir?
a.  Romatizma nöbeti.
b.  Yüksek kan basıncı.
c.  Koroner arter hastalığı (koroner arterler kalp adalesine kan temin eden kan arterleridir.)
d.  Kronik akciğer hastalığı.
e.  Kalıtımsal kalp anormallikleri.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

KALBİN ANATOMİ VE FONKSİYONU24/3/2007

Kalbin yapısı nasıldır?
Kalp dört bölümden ibaret, ters koni şeklinde adaleli bir organdır. Sol ve sağ olmak üzere ikiye bölünmüştür; her birisinin diğerine bağlı iki odası vardır: Bir kulakçık ve bir karıncık. Sağ kulakçık iki büyük damar tarafından kanla beslenmektedir; alt ve üst “vena cava” (toplardamar) lar. Bu damarlar sağ kulakçığa bütün vücuttaki damarlardan kan nakletmektedir. Bu damarların naklettiği koyu kırmızı renkteki kanın oksijen oranı düşük, kullanılmış karbondioksit miktarı ve bağırsaklarda veya başka dokular tarafından üretilen maddeler oranı fazladır. Sağ kulakçıktan triküspit kapakçığından geçen bu kan sağ karıncığa gelir. Oradan da akciğer kapakçığı olarak adlandırılan başka bir kapakçıktan geçerek ciğerlerin kan damarlarına girmektedir. Burada, damarlardaki kanın oksijen ihtiyacı giderilmekte ve kullanılmış karbondioksit solunumla dışa atılmaktadır. Ciğerlerde oksijenle takviye olan kan, kalbin sol tarafına geçmekte ve ilk önce sol kulakçığa girmektedir. Oradan sol kulakçık ile sol karıncık arasındaki kapakçıktan geçerek kuvvetli ve adaleli sol karıncığa gelir. Sol karıncık kuvvetle büzülerek bu taze kanı aort kanalı yoluyla dışarı itmekte ve vücudun en büyük arteri olan aorta sevk etmektedir. Oradan da kan, vücudun bütün kan damarlarına ve dokularına dağıtılmaktadır.

Kalbin fonksiyonu nedir?
Kalp, bütün vücut damarlarına kan akımını ve dolaşımını temin eden motor veya başlıca enerji kaynağıdır. Yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde olan bu organ, günde ortalama altı bin litre kan pompalamakta ve gerektiği takdirde bu miktarı büyük ölçüde artırabilmektedir. Bütün yaşantı boyunca devamlı bir şekilde atmakta ve ortalama olarak dakikada yetmiş sekiz defa veya günde yaklaşık on bin defa kasılmaktadır. Zayıf kalp hareketi, zayıf kan akımına yol açar ve bu da vücudun hayatî organlarının fonksiyonlarının bozulmasına sebep olur.

Bir kişinin kalbinin “iyi durumda” olduğunu bir doktor nasıl anlayabilir?
Doktor, hastasının kalbinin durumunu bu kişinin klinik tarihçesini inceleyerek fizikî muayene ve başka testlerle tespit edebilir. Gerektiği hallerde ve daha ileri bir inceleme gerekirse floroskopi, X ışınları filmi ve elektrokardiyografi yoluyla hastasının kalp durumunu bütün açıklığı ile anlar.

“Kuvvetli bir kalp” deyiminden ne anlaşılmaktadır?
Yapısı normal ve fonksiyonları yeterli olan her kalp için “kuvvetli bir kalp” deyimi kullanılır.

“Zayıf bir kalp” deyiminden ne anlaşılmaktadır?
Doğuştan yapısında bir kusur veya bir hastalıktan dolayı iyi çalışmayan bir kalp demektir.

Kalp rahatsızlığının bir aile hastalığı veya kalıtımsal olma eğilimi var mıdır?
Kalbe zarar veren bazı hastalıkların ailelerde bulunma eğilimi göstermekte ise de; kalp hastalığı, aslında kalıtımsal değildir. Ailede bir kalp hastasının bulunması, öteki aile fertlerini kendi kalpleri hakkında telaşa sevk etmemelidir. Ancak, böyle bir hal ailenin diğer fertlerini normal süreler içerisinde tıbbî kontrole sevk etmelidir. Böylece, gerektiği hallerde doktor önleyici bir programın yürütülmesini tavsiye edebilecektir.

Kalbi zayıf olan bir kimsede “kuvvetli bir kalp” gelişebilir mi?
Bu kişinin yaşma ve aynı zamanda kalp zayıflığının asıl nedenine bağlıdır. Birçok kalp hastalığı iyi bir şekilde tedavi edilebilmekte ve birçok vakada tam bir tedavi gerçekleştirilmektedir.

Kalp yetmezliği olan çocukların bu durumu zamanla iyileşir mi?
“Zamanla iyileşme” terimi artık tıpta kabul edilmemektedir. Bir rahatsızlığın tedavisiz geçebileceği veya iyileşebileceği düşünce bir kalp problemine müspet bir girişimle giderilebilmesini ihmal ettirebilir. Aslında, kalp rahatsızlığı zamanla iyileşmez. Halk arasında yaygın olan bu terimin orijini bazı çocuklarda duyulan anormal kalp seslerinin sonradan kendinden kaybolmasından ileri gelmektedir. Aslında, bu sesler bir kalp hastalığının belirtisi olmayı zararsız kalp sesleridir. Organik bir kalp rahatsızlığından ileri gelen bu anormal sesler genellikle kendiliğinden kaybolmaz.

Fazla fizikî faaliyet kalbi normal olan bir kimseye zararlı olabilir mi?
Fazla fizikî faaliyetin normal bir kalbe belirli bir zararı olacağı ihtimali yok gibidir.

Fazla fizikî faaliyet kalbi zayıf olan bir kimseye zararlı olabilir mi?
Kalp rahatsızlığı olan kimseler, fazlasıyla fizikî hareketlere girişmemelidir. Bunun, kendilerinin sakatmış gibi kalmaları anlamına gelmemesi gerekir. Ancak, bu gibileri, kalp durumlarının izin verdiği sınırlar içerisinde fizikî faaliyetlerini ayarlamalıdırlar. Bu yolda doktorun vereceği tavsiyeler harfi harfine tatbik sahasına sokulmalıdır.

Tütün kullanmak kalp üzerinde ne gibi tesir yapmaktadır?
Günümüzde doktorların büyük çoğunluğu tütün kullanmanın kalbe zararlı olduğunu kabul etmişlerdir. Tütün, kalp adalelerini besleyen küçük ve büyük arterlerin büzülmesine yol açmakta ve böylece kalbi, fazlasıyla ihtiyaç duyduğu oksijenden, mahrum bırakmaktadır. Bazı hastalarda tütün kullanmak koroner arterde spazmlar meydana getirmekte, kalbin normal ritminde düzensizliklere sebebiyet vermekte veya kan basıncını yükseltmektedir. Sigara içenlerin, içmeyenlerden çok daha fazla kalp sektesine mâruz kaldıkları tahmin edilmektedir. Şüphesiz kalplerinden rahatsız olanlar, tütün kullanmaktan vazgeçmelidirler.

Alkol kullanmak kalbe zararlı mı olur?
Özellikle değil ama, eğer fazla ve sürekli olarak alkol alınmaktaysa zararlı olabilir. Son bilimsel araştırmalar göstermiştir ki çok fazla ve sürekli alkol alınması kalp adalelerini zedeleyebilmektedir.

Aspirin kullanmak kalbe zararlı olabilir mi?
Hayır.

Genel olarak kullanılmakta olan ilâçların hangileri kalbe zararlı olabilir?
Genel olarak kullanılmakta olan ilâçların büyük çoğunluğu kalbe herhangi bir zarar verecek nitelikte değildir.

Aşırı duygusal gerginlik kalbe zararlı olabilir mi?
Evet. Ancak normal bir kalp akut duygusal ve fizikî gerginliğe karşı şaşılacak derecede dayanıklıdır. Kronik duygusal gerginlik, eninde sonunda kalp hastalığının gelişmesine neden olabilir.   Ayrıca, hayatta vukua gelen bir krizden meydana gelecek olağanüstü bir gerginlik, aslında normal olan bir kalpte akut bir kalp sektesi meydana getirebilir. Aslında temelde bir hastalıktan dolayı hasta olan bir kalp, sürekli duygusal gerginlikten zarar göreceği muhakkaktır.

“Kırılan kalp” diye bir şey var mıdır? Başka deyişle kalp üzüntü veya hayâl kırıklığından zarar görebilir mi?
“Kırık kalp” deyimi şâirler için şâirler tarafından icap edilen bir deyimdir.

Kalp civarında duyulmakta olan bir ağrının kalp ile ilgili ölüp olmadığı veya başka bir organdaki rahatsızlıktan mı ileri gelmekte olduğu nasıl anlaşılır?
Kalp sancısı çok değişiklikler gösteren bir belirtidir. Muayyen bir ağrının kalp ile ilgili olup olmadığı ancak bir uzman doktor tarafından anlaşılabilir. Çok hallerde bu uzman doktor bile klinik teşhisini kesinleştirmek için elektrokardiyogramlara veya röntgene başvurma zorunluluğunu hissedecektir.

Kalpleri normal olanlar, kalp rahatsızlığı olanlardan daha mı fazla yaşarlar?
Bütün koşullar eşitse, evet.

Kişiler hangi süreler içerisinde kalplerini muayene ettirmelidirler?
Kalp hastalığının özel bir tarihçesi olmayan kimselerin kalp kont rolü diye bir şey düşünmeleri gereği yoktur. Bu kontrol normal yıllık fizikî kontrolde zaten yapılacaktır.
Kalbi rahatsız olan kişinin, kendi doktorunun isteyeceği süreler içerisinde kalbini muayene ettirmesi gereklidir. Bu süre araları hastalara göre çok değişik olabilir.

Erkeklerde kalp hastalıkları, kadınlardan daha mı sık olur?
Erkekler koroner arterler hastalıklarına kadınlardan çok daha hastalığa meyilli olduklarından kalp ağrıları koroner tromboz olma eğilimleri kadınlardan fazladır. Başka tip kalp hastalıkları erkeli ve kadınlar arasında aynı ölçüde görülmektedir.

Zayıf olan kişilerde kalp hastalığı oranları şişmanlara göre düşül müdür?
İstatistik bakımdan koroner arter hastalığı şişmanlarda zayıflardan bir hayli fazla görülmektedir. Başka tip kalp hastalıklarında böyle bir ayırım olamaz. Ancak, şu hatırda tutulmalıdır ki aslında zayıflamış veya zedelenmiş bir kalbe, aşırı şişmanlık, normalin dışında fazla bir yük teşkil edecektir.

Doktorlar kalbi dinlemekle ve kalp testleri yapmakla hayat süresi hakkında bir kehânette bulunabilirler mi?
Hayır. Bir doktor ancak bir kalbin normal çalışıp çalışmadığını veya hasta olup olmadığını tespit edebilecektir. Ancak, bütün modern metotlara rağmen, kalbi hasta olan bir kişinin ne kadar yaşayacağına dair bir öngörü yapılması kaba bir tahminden ileri gidemeyecektir. Normal bir kalbi olan kişinin yaşama ihtimalleri hakkında öngörüler sürmek esasen söz konusu olamaz.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

YAŞ DÖNÜMÜ24/3/2007

Yaş dönümü (menopoz) nedir?
Kadının hayatında yumurtlama devrinin bitmesiyle âdetlerin kesilmesidir. Genellikle bu hale yaş dönümü (menopoz) denmektedir. Başka deyişle menopoz tıbbî yaşlanma başlangıcıdır.

Yaş dönümü ne zaman olur?
Kadınların çoğunluğunda kırk beş ile elli beş yaşları arasında olur. Ancak bazı kadınlarda otuz beş yaş kadar erken, bazılarında ise elli beş yaşları kadar geç olabilir.

“Sunî menopoz” ne demektir?
Yumurtalıkların ameliyatla alınması veya yumurtalıkların X ışınları ile tedavisi sonucu bunların yumurta yapma yeteneklerini kaybetmiş olmaları demektir.

Yaş dönümü tepkileri nedir?
Bunlar çok değişiktir. Bazı hallerde hiç tepki yoktur veya çok azdır. Bu dönemin en önemli faktörü kadının buna karşı göstermekte olduğu psikolojik davranıştır. Bazı kadınlar, şuur altında ıstırap çekmek istemekteyseler bunların yaş dönümüne tepkileri çok şiddetli olabilir. Çok hallerde bir kadın annesinin yaş dönümü hareketlerini taklit etme eğilimini gösterir. Eğer kadınlar yaş dönümü hakkında gerekli eğitimi görmüşler, gerekli bilgiye vakıfsalar ve duygusal bakımdan normalseler, yaş dönemi tepkileri büyük bir ihtimalle çok hafif olacaktır.

Yaş dönümünün (menopoz) genel belirtileri nelerdir?
a.  Birdenbire ateşlenmek.
b.  Soğuk ter dökmek.
c.  Baş ağrıları.
d.  Yorgunluk.
e.  Sinirlilik, duygusal bir gerginlik ve zorlama hissi.
f.  Depresyon ve bir yetersizlik hissi.

Yaş dönümünün özel belirtileri nelerdir?
Adetlerin düzensiz gelmesi ve kanamanın azalması.

Yaş dönümünden dolayı gelen düzensiz kanamalar ile bir tümörden veya pelvis bölgesindeki bir hastalıktan ileri gelen düzensiz âdetler arasında ayırım nasıl yapılabilinir?
Adetlerin düzensizliği hakkında bir şüphe varsa; jinekolog kanser smiri yaparak veya rahimden ya da serviksten biyopsiler alarak bunları inceleyecektir. Bazen durumun tam teşhisi için jinekolog bir kürtaj yapılmasına lüzum görecektir.

Yaş dönümünün genel süresi ne kadardır?
Birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir?

Yaş dönümünde ne gibi bir tedaviye başvurulur?
a.  Yaş dönümünde en önemli tedavi usulü hastanın güvenini tazelemek ve durumu hakkında kendisine kesin ve açık bilgi vermektir.
b.  Belirtiler ciddî değilse en iyi yol hiçbir tedavi yapılmamasıdır.
c.  Belirtiler çok ciddî ise çok kez hormon değiştirilmesine başvurulmaktadır. Ancak bu tedavi rahim kanseri olma ihtimallerini arttırabileceğinden gerektiğinden daha uzun süre yapılmamalıdır.
c. Bazı hallerde belirtilerin hafifletilmesi için müsekkin ve yatıştırıcı ilâçlar verilmektedir.

Yaş dönümü tepkileri yumurtalık hormonları verilmesiyle hafifletilebilinir mi?
Evet. Ancak bu tedavinin daimi olarak bir jinekologun kontrolü altında yapılması gerekmektedir.

Yaş dönümü olan kadınlara hormon verilmesi davranışında bir değişiklik var mıdır?
Evet. Bundan önce birçok kadın doktoru, hormon tedavilerini tavsiye etmekte ve uygulamaktaydılar. Ancak günümüzde bu tedavi usulünün rahim kanserine yol açtığı şüpheleri artmış bulunduğundan, artık hormon tedavileri tavsiye edilmemektedir.

Yaş dönümü rahatsızlıkları işin yatıştırıcı ilâçlar faydalı mıdır?
Evet, ama ancak hafif vakalarda.

Yaş dönümü belirtileri zaman aşımı ile tamamen ortadan kalkar mı?
Evet, birkaç ay ile birkaç yıl arasındaki bir süre içerisinde tamamen kaybolur.
Duygusal dengeleri bozuk olan kadınlarda yaş dönümü tepkileri daha ciddî mi olmaktadır?
Evet.

Yaş dönümü ile kadında cinsel arzu azalır mı?
Hayır. Yaş dönümünden sonra cinsel arzu eskisi gibi devam eder. Bazı kadınlarda gebe kalma korkusu kalmamış olduğundan cinsel arzu artış göstermektedir.

Yaş dönümünden sonra bir kadımın özel temizlenmesinde bir değişiklik olmalı mıdır?
 Hayır.

Yaş dönümünden sonra kadının sesinin kalınlaştığı ve yüzünde kıllar çıktığı doğru mudur?
Katiyen doğru değildir.

Yaş dönümünden sonra kadın gebe kalabilir mi?
Hayır. Yaş dönümünden sonra bir kadın gebe kalamaz.

Yaş dönümü belirtilerinden ne kadar süre sonraya kadar bir kadın gebe kalabilir?
Yaş dönümü başlangıcından altı ay ilâ bir yıl sonrasına kadar bir kadın gebe kalabilir.

Yaş dönümünden sonra yumurtalıkların görünüşünde veya yapısında herhangi bir değişiklik meydana gelir mi?
Biraz ufalma eğilimi gösterirler, fakat bu değişiklik pek önemli çapta olmaz.

Yaş dönümünden sonra dölyolu kanaması ne anlam taşır?
Yaş dönümünden altı ay sonra meydana gelen herhangi bir kanama serviks veya rahimde bir tümör teşekkülü işareti olabilir. Bu durum jinekolog tarafından ciddiyetle incelenmelidir.

Yaş dönümünden sonra bir kadının aklî davranışları ile düşünme kabiliyetinde herhangi bir değişiklik olur mu?
Kesinlikle hayır.

Kadınlar yaş dönümünden sonra gençlik görünüşlerini kaybederler mi?
Hayır. Ancak şu göz önünde bulundurulmalıdır ki yaş dönümü geldiği zaman kadınlar artık gençliklerini kaybetmeye başlamışlardır. Bir kadının hormon ifrazatının kaybolmuş olması o kadının fizikî görünüşünde bir değişikliğe neden olmayacaktır.

Bir kadına yaş dönümünden sonra yumurtalık hormonu verilmesiyle, gençlik görünüşü geri getirilebilinecek midir?
Bunun böyle olacağına dair birçok iddia varsa da, hayır.

Erken veya geç yaş dönümü irsi olabilir mi?
Evet.

Yaş dönümü hali geçirmekte olan  kadınlarda  bazı yumurtalık hormonları verilmesi yaşlanmayı geciktirebilecek midir?
Belki bazı hallerde, o da bir dereceye kadar ve kısa bir süre için. Yaşlanma kaçınılmaz bir doğal olaydır.

Erken gelen bir yaş dönümü o kadının hayat süresinin kısa olacağını mı gösterir?
Kesinlikle hayır. Yaş dönümünün, bir kadının ömrü ile hiçbir ilişkisi yoktur.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

YUMURTALIKLAR24/3/2007

Yumurtalıklar nedir?
Yaklaşık 1,75 — 2,5 santim çapında badem şeklinde gudde yapılarıdır. Rahmin iki tarafında pelviste bulunmakta ve Fallop tüplerinin huni biçimindeki ağızlarının bitişiğinde pelvisin arka çeperinden sarkmaktadırlar. Her yumurtalıkta gri-beyaz renkte bir dış kapsül, bir korteks veya asıl yapı ve kanın girip çıktığı sap biçiminde birer bağlantı noktası bulunmaktadır.

Yumurtalıkların fonksiyonları nelerdir?
a.  Döllenmemiş bir yumurtanın peryodik imali. Her yumurtalığın korteksinde binlerce döllenmemiş yumurta bulunmaktadır. Bunlardan biri her ay Fallop tüplerinin huni biçimindeki ağzına itilmektedir. Bu işleme yumurtlama (ovulasyon) denmektedir. Yumurta erkek menisi (sperması) ile döllenirse işlem duraklar. Döllenme gerçekleşmezse âdet devam eder. Yumurtlama ile âdet arasındaki süre yaklaşık on dört gündür.
b.  Yumurtalıklar değişik hormonlarını üretirler ve kan akımına ifraz ederler. Bu hormonlara estrogen ve progesteron denir. Bunlar yumurtlamayı ve âdetleri ayarlarlar, gebelik olduğu zaman onun devamına yardımcı olurlar ve kadın karakteristiklerinin gelişmesiyle sorumludurlar: Göğüslerin gelişmesi, kılların dağılma alanları, kadının kendisine özgü vücut yapısı ve sesi.

Normal yumurtalık fonksiyonu için iki yumurtalık da gerekli midir?
Hayır. Normal fonksiyon için bir yumurtalık ve hattâ bir yumurtalığın bir kısmı bile yeterlidir.
a.  Yumurtalıkların iyi çalışmaması ile birlikte kistler de bulunmaktaysa ameliyat yoluyla her yumurtalıktan kıskı şeklinde birer parçanın alınması çok kez hastalığı gidermektedir.
b.  Bazı hallerde yumurtalıkların ifrazat yapmasını teşvik ve tahrik için küçük dozajlarda X ışınları radyasyonu yararlı olmaktadır.
c.  Eğer yumurtalıkların görevlerini yapamamaları, tiroid veya hipofiz salgı bezlerinin iyi çalışmamasından ileri gelmekteyse, o zaman yumurtalıklardaki düzensizliğini ortadan kaldırabilmek için önce bu bezlerdeki kusurlar gerekli tedavi ile giderilmelidir.
d.  Normal dönemin yerine getirilmesi için ayarlı dozajlarda estrogen ve progesteron hormonları verilmesiyle yapılacak olan bir dönem tedavi de yararlı olabilecektir.
e.  Son zamanlarda yapılan deneylerde yumurtalıkların normal fonksiyonlarına dönmelerini temin için kortizonun yararlı olduğu tespit edilmiştir.

Yumurtalık fonksiyon bozuklukları kendiliğinden iyileşebilir mi?
Evet. Çok kez hiçbir tedaviye başvurulmadan yumurtalıklar normal fonksiyonlarını yeniden yapmaya başlamaktadırlar.

Yumurtalık fonksiyon bozuklukları hangi yaşta meydana gelebilir?
Erginlik ile âdetlerin kesilmesi (menopoz) arasında her çağda mey dana gelebilir. Fakat genellikle erginliğin başlamasıyla, genç yaşlar arasında görülmektedir.

Yumurtalıklarında fonksiyon bozuklukları olan bir kadın gebe kalabilir mi?
Eğer yumurtalıkların fonksiyon bozukluklarından dolayı yumurta yapmamakta ise bu kadın gebe kalamayacaktır. Ancak, bu durum tedavi edildikten sonra gebelik olur.

Bir kadın yumurta üretemediği hallerde bu durum ilâçlarla düzeltilebilecek midir?
Evet. Bu durumu düzeltebilecek çok çeşitli ve tesirli ilâçlar vardır. Bazı hallerde bu ilâçlar yalnız yumurta yapmayı tahrik ve teşvik etmekle kalmamakta; ikiz, üçüz ve dördüz çocukların doğmasına neden oldukları zannedilmektedir.

Follikül kistleri nedir?
Bunlar bir yumurtalığın yüzeyinde gelinen, içi sıvı dolu küçük torbalardır. Yumurta üreten follikülün kopamamasından ileri gelmektedirler. Böylece emilecekleri yerde kist halinde kalmaktadırlar.

Yumurtalıklar hangi yaşta çalışmaya başlar?
On iki ile on altı yaşları arasında erginlik meydana geldikten sonra.

Yumurtalıklar iltihaplara veya enfeksiyonlara mâruz kalırlar mı?
Evet. Fallop tüplerinin yakınlığı dolayıyla bu yapıdaki bir hastalık çok kez yumurtalıklara bulaşabilir.

İltihaplanmış veya enfekte olmuş yumurtalıklarda ne belirtiler görülür?
Salpenjitte görülen belirtilerin aynıdır.

Yumurtalıkların görevlerini yapmamaları (yumurtalık fonksiyon bozuklukları) ne demektir?
Yumurtalıkların hormon üretiminde bir bozukluk veya dengesizlik bulunmaktadır. Bunun belirtileri âdetlerde düzensizlik, gebe kalınamamak veya gebeliği muhafaza edememektir. Bu gibi düzensizlikler yumurtalıkların kendisinden gelebilmekte veya hipofiz salgı bezleri ya da tiroid bezlerinin iyi çalışmamasından ileri gelen tâli bir durum olabilmektedir.

Yumurtalıkların uzun süre düzensiz işlemesiyle ne gibi belirtiler gelişebilmektedir?
a.  Adet döneminde tam bir düzensizlik ve âdetin karakterinde ve cinsinde değişiklikler.
b.  Aşırı derecede şişmanlama.
c.  Vücutta normalden fazla kıl çıkması.
d.  Rahim çeperinin fazla gelişmesi ve büyümesi (endometrial hi-perplazi).
e.  Kısırlık.

Yumurtalıkların düzensiz işlemesinin sonuçları nedir?
Yumurtalıkların üretmekte olduğu en önemli iki hormon olan estrogen ile progesteron arasındaki üretim ve tüketim dengesi bozulmaktadır. Bu durum ise yumurta yapmak, âdet olunması ve rallimin gebeliği kabul etmesi hazırlıklarına engel olabilmektedir.

Yumurtalıkların düzensiz işlemesinin tedavi yolları nedir?
Her şeyden önce dengesizliğin asıl nedeni tespit edilmelidir. Bozukluğun nereden, yumurtalıktan mı, tiroidden mi veya hipofiz salgı bezlerinden mi gelmekte olduğunu öğrenebilmek için kan ve idrarda hormon araştırmaları yapılmalıdır. Tam bir teşhise varabilmek için “endometrial biyopsi” ve dölyolu kanser smiri de yardımcı olarak yapılmaktadır.

Follikül kistleri ne kadar büyüklüğe ulaşırlar?
Bir bezelye tanesinden bir erik büyüklüğüne kadar gelişebilirler.

Follikül kistleri neden meydana gelir?
a.  Yumurtalığın   dış tabakasını   kalınlaştırmış olan, önce gelmiş olan bir enfeksiyondan.
b.  Yumurtalıkların çalışmasındaki dengesizlikten.

Follikül kistlerin belirtileri nelerdir?
Hiçbir belirti göstermeyebilirler veya yukarıda anlatıldığı gibi yumurtalıkların görevlerini tam yapmalarını engelleyebilirler. Tek başına gelişen daha büyük follikül kisti bazı hallerde karın bölgesinde sancılara, idrarda zorluk, cinsel temasta sancı ve âdetlerde düzensizliğe yol açabilir.

Follikül kistleri patlayabilir mi?
Evet. Bu olduğu hallerde alt karın bölgesinde şiddetli sancı, basıldığı yerde ağrı, bulantı, kusma ve hattâ şok meydana gelebilir. Jinekologlar çok kez kopan bir follikül kistini apandisitten veya tübal gebelikten ayırt etmekte zorluk çekerler.

Follikül kistleri nasıl tedavi edilir?
Belirti göstermeyen basit, küçük ve birden fazla kistler için tedaviye çok az hallerde gerek görülür. Belirtileri olan ve yumurtalığın gerektiği gibi çalışmaması ile ilişkili görülen kistler yumurtalıklardan kıskı biçimindeki parçalar halinde ameliyatla alınmaları gerekmektedir. Tek bir kist bükülmüş veya kopmuşsa ve belirtiler bir ya da iki gün içerisinde kaybolmazsa ameliyat yapılması gerekli olabilir.

Follikül kistleri kendiliklerinden kaybolur mu?
Evet.

Follikül kistleri tekerrür etme eğiliminde midir?
Evet. Follikül kistleri çıkarmış olan hastaların doktorlarına periyodik kontrol muayenesine gitmeleri gereklidir.

Korpus luteum kistleri nedir?
Yumurta yumurtalıktan koptuktan sonra follikülün büzülmesi ve kaybolması gerekmektedir. Bazı hallerde ortadan kaybolacağına follikül bir kist halinde gelişmektedir. Bu kist kanla dolu olabilir ve bir limon, portakal ve hattâ daha büyük bir hale gelebilmektedir.

Korpus luteum kistinin belirtileri nelerdir?
Hiçbir belirtiye neden olmayabilir. Eğer büyükse ağrıya, âdetlerin gecikmesine ve cinsel temasta sancılara neden olabilir. Kist koparsa akut sancı, bulantı, kusma, idrarda düzensizlik ve alt karın bölgesinde şiddetli sancılara neden olabilir. Bu apandisit veya tübal gebelik gibi akut bir ameliyat hali gerektiren bir duruma benzeyebilir. Bu durumlarda cerrahi müdahale gerekli olabilir.

Kopan bir korpus luteum ne zaman ameliyat gerektirir?
Belirtiler inatla devam ederse ve fazla kan kaybı olmuşsa.

Başka yumurtalık kistleri var mıdır?
Evet. Çok tip kistler vardır ve bunların arasında basit tek kistler ve kist tümörleri bulunmaktadır.

Bu kistler büyük boyutlara varır mı?
Kadın çocuk doğuracak yaşta ise sadece dermoid kistin alınması “rezeksiyon”. Eğer kadın çocuk doğurma yaşını aşmışsa yumurtalığın veya yumurtalıkların ve rahmin alınması.

Yumurtalıklarda hormon üreten tümörler nedir?
Bunlar büyük çapta dişilik veya erkeklik hormonları üreten tümörlerdir. Böylece, erkeklik hormonu üreten bir tümör hastanın yüzünde ve göğsünde kıl çıkması, sesin kalınlaşması ve kadınımsı hallerin kaybolmasıyla, kadın karakteristiklerini tamamen kaybetmesine neden olabilmektedir.

Hormon üreten tümörler çok görülür mü?
Hayır.

Yumurtalıklarda hormon üreten tümörler nasıl tedavi edilir?
Yaş önemli bir rol oynar. Bazı hallerde hastalanan yumurtalık ameliyatla alınır. Yaşlanmış kadınlarda rahmin de alınması gerekli olmaktadır.

Yumurtalıkta hormon üreten tümör alındıktan sonra kadın yeniden kadınımsı karakteristiklerine kavuşacak mıdır?
Evet.

Yumurtalıkta gelişen bağdokusu tümörleri (fibromas) nedir?
Bunlar katı tümörlerdir ve bütün yumurtalık marazî teşekküllerinin yüzde beşini teşkil ederler. Bu tümörler genellikle karın boşluğundaki sıvı ifrazatı ile ilişkili görülürler. Ayrıca bazı habis marazî teşekküllere büyük benzerlikleri olduğundan, bunlar ameliyatla alındıktan sonra sıkı bir mikroskobik incelemeye tâbi tutulmalıdırlar.

Endometrit yumurtalıklara tesir eder mi?
Evet. Her sekiz endometrit vakasının birinde durum yumurtalıklarda bulunmaktadır. Bunun da genellikle başka bir yerde plan endometrit ile ilişkisi vardır.

Yumurtalık kanseri sık görülür mü?
Evet. Kanserler ya bir veya her iki yumurtalıkta katı veya kist teşekkülleri halinde gelişmektedir. Kanser ayrıca dermoid kistleri gibi selim yumurtalık tümörlerinden de gelişebilmektedir.

Diğer tür kanserler yumurtalıklara tesir edebilir mi?
Evet, bu çok genel olup, bir mide, bağırsak, meme veya rahim kan serinin yayılmasından ileri gelmektedir.

Yumurtalık kanseri genellikle hangi yaşlarda olur?
Vakaların büyük çoğunluğu kırk ile elli yaşları arasındaki kadınlarda görülmektedir. Fakat bazı hallerde genç kızlarda ve fazla yaşlı kadınlarda da rastlanmaktadır.

Yumurtalık kanseri nasıl teşhis edilir?
Pelvisin muayenesiyle. Karın boşluğunda sıvı bulunması çok kez yumurtalıklarda habis bir hastalığın bulunduğuna dair işaret sayılır.

Yumurtalıklarda habis marazî teşekküllerin tedavisi nasıl yapılır?
Günümüzde tedavi usulü ameliyattır. Bu ameliyatla rahim, iki Fallop tüpü, iki yumurtalık ve bu yapıların etrafındaki bağlar ve dokular alınmaktadır. Bu ameliyatlardan sonra hastaların yaklaşık hepsi iyileşmektedir ve bu ameliyatlar fazlasıyla tehlikeli de olmamaktadır.

Yumurtalık kanseri sürekli olarak tedavi edilebilinir mi?
Evet. Yaklaşık her dört kadında birinin tedavisi sürekli olmaktadır.

Kanser smiri, yumurtalıktaki kanserin teşhisinde yararlı olabilecek midir?
Bazı nadir hallerde evet.

Yumurtalıklarda gelişen bir kist veya tümörün en iyi tedavi şekli nedir?
Kist veya tümör inatla ortadan kaybolmazsa veya büyüme eğilimi gösterirse, marazı teşekkülün tam cinsini tespit etmek için ameliyat tavsiye edilmektedir. Bu şekilde ileride habis olabilecek birçok yumurtalık tümörleri alınabilinecektir. Ve de devamlı bir şekilde büyümekte olan veya inatçı kistli bir yumurtalığın alınması bunun kopmasını önleyecektir.

Yumurtalıklardaki tümörlerde ilâçla tedavi ameliyata tercih edilmekte midir?
Hayır.

Yumurtalık tümörleri gebelik halinde gelişir mi?
Hayır.

Bir yumurtalığı alınan bir kadın gebe kalabilir mi?
Evet. Bu hal gebe olma şanslarını hiç eksiltmez.

İki yumurtalığın alınmasıyla bir kadında âdet kesilmesi (menopoz) meydana gelebilir mi?
Evet, eğer kadın yaş dönümü (menopoz) geçmemişse.

Tek yumurtalığı olan bir hastanın âdetleri normal olarak gelir mi?
Evet.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

FALLOP TÜPLERİ24/3/2007

Fallop tüpleri nedir?
Rahmin üst son sınırlarından pelvisin her iki tarafına 7,5 ilâ 10 santim yükselen içleri boş tüp biçiminde iki yapıdır. Her tüp bir kurşunkalem genişliğindedir ve en ucu huni biçimindedir. Tüplerin dışında bir adale tabakası bulunmakta ve içzar dokuları kıla benzer çıkıntılar ile örtülüdür. Bu kılvari çıkıntılar sallanarak, çalkalanarak ve süpürerek yumurtayı rahme indirmeye yardımcı olmaktadırlar. Ayrıca meninin (spermanın) tüpten yumurtaya gelebilmesine de yardım ederler.

Fallop tüplerinin fonksiyonu nedir?
Yumurtalıktan salıverilen yumurtayı aşağıya doğru rahim boşluğuna nakletmek, rahim boşluğundan meninin (spermanın) yumurtaya doğru gitmesine müsaade ve yardım etmek.

Salpenjit (tüp yangısı) nedir?
Fallop tüplerinin bakteriyel bir enfeksiyona yakalanmalarıdır.

Fallop tüplerinde en genel enfeksiyon nedenleri hangileridir?
a.  Gonore. Bu hastalık dölyolu kanalıyla servikse ve rahme çıkmaktadır.
b.  Verem.   Bu genellikle başka bir yerdeki enfeksiyondan dolayı tâli bir şekilde gelmektedir.
c.  Stafilokok, pnömokok veya streptokok enfeksiyonları.

Salpenjit çok rastlanan bir hastalık mıdır?
Evet. Ancak antibiyotiklerin bulunmasıyla ve veremi kontrol altına alan ilâçların gelişmesiyle, Fallop tüplerinin iltihaplanmasına bundan on yirmi yıl öncesinde rastlandığından çok daha az rastlanmaktadır.

Fallop tüplerinin içindeki enfeksiyonlardan ne gibi zararlar meydana gelebilir?
a.  Kısırlık.
b.  Tübal gebelik (dış gebelik).
c.  Hem yumurtalıkta ve hem de tüp ile ilişkili kronik bir apsenin gelişmesi.
d.  Enfeksiyonun   karın boşluğuna yayılarak peritonite   neden olması.

Fallop tüplerinde kronik enfeksiyonu tedavi etmek için ne yapılmalıdır?
Cerrahî müdahale.  Rahim, tüpler ve yumurtalıklar alınacaktır.

Akut salpenjitin belirtileri nelerdir?
Alt karın bölgesinde sancı, nöbet, ürpermek, idrarda zorluk çekmek, bulantı ve kusmak, dölyolu ifrazatı, âdetler arasında dölyolu kanamaları, cinsel temasta sancı, vb. Bu belirtilerin bazıları veya tümüne salpenjitte rastlanılabilinir.

Salpenjiti önlemenin en iyi çareleri nelerdir?
Tabiîdir ki kadınlar enfekte olmuş erkeklerle cinsel temasta bulunmamaları gerekmektedir. Ancak, cinsel temastan sonra dölyolu ifrazatı görülür görülmez bir jinekologa başvurulması şarttır. Böylece enfeksiyonun rahimden Fallop tüplerine yayılması önlenebilinir.

Salpenjit bir kere geliştikten sonra nasıl tedavi edilir?
Akut (salpenjit) antibiyotiklerle tedavi edilir. Hasta yatırılır ve sancının dindirilmesi için gerekli ilâçlar verilir. Bir apse gelişmiş ve inatçıysa, ameliyat yolu ile tüpün alınması gerekebilir.

Salpenjitin akut hallerinde çoğunlukla ameliyata başvurulmakta mıdır?
Hayır. Jinekolog iltihaplanmayı ilâçlarla kontrol altına almak için her çareye başvuracaktır. Tüp içerisindeki apse patlama ve peritonite neden olabilecek belirtiler göstermekteyse âcil cerrahî müdahale gerekli olabilir.

Salpenjite yakalanan her hastanın hastaneye kaldırılması gerekli midir?
Hayır. Hastalığın ilk safhalarında tedavi evde yürütülebilinmektedir. Ancak, hastalık tedaviye cevap vermemekteyse hastanın hastaneye kaldırılması gereklidir.

Salpenjit kendiliğinden iyileşebilir mi?
Hayır. Bütün vakalar sıkı bir tedaviye tâbi tutulmalıdır.

Salpenj itten iyileşme oranları nedir?
Bu hastalıktan çok az kadın ölür Ancak hastalığın kronik hali Fallop tüplerinin alınması yoluyla tedavi edilebilinir. Hastalığın akut halinde tedaviye derhâl başlanıldığı taktirde ve sıkı bir tedavi uygulanırsa hasta ameliyata lüzum kalmadan iyileşebilir.

Antibiyotik ilâçlarla Fallop tüplerindeki kronik veya inatçı bir aps tedavi edilebilinir mi?
Genellikle hayır. Kronik bir apse bir kez geliştikten sonra tek tedavi şekli tüpün alınmasıdır.

Salpenjit için hangi ameliyat yöntemleri tatbik edilmektedir?
Eğer hastalık bir tüpte ise basit bir ameliyatla yalnız o tüp alınmak tadır. Bunun dışında, hastalığın gelişme oranına göre, her iki tüpün, yumurtalıkların ve hattâ rahmin ameliyatla alınması gerekecektir.

İltihaplanmış bir tüpün alınması ciddî bir ameliyat mıdır?
Evet. Bu ameliyat omurga-veya genel.anestezi altında alt karın bölgesinde açılan bir ensizyondan yapılmaktadır.

Bir tüp ameliyatından sonra hastanın he kadar süre hastanede kal ması gereklidir?
Yaklaşık sekiz ilâ on gün.

Tüpler üzerinde bir ameliyattan ne kadar süre sonra hasta yataktan kalkabilir?
Ameliyattan bir gün sonra.

Ameliyattan sonra salpenjit yeniden tekerrür edebilir mi?
Radikal bir ameliyatla tüpler, alınmışsa tekerrür olamayacaktır Yalnız bir tüp alınmışsa ve radikal ameliyata başvurulmamışsa yandaki yumurtalıkta veya öteki tüp ve yumurtalığın yeniden iltihaplanmaları mümkündür.

Salpenjit ilâçla tedavi edilmişse tekerrür etme eğilimi gösterir mi?
Evet.

Salpenjitin yalnız bir tüpte olması ne ölçüde sınırlıdır?
Bu durum nadiren olagelmektedir. Genellikle iltihaplanma iki tüpte aynı zamanda olmaktadır. Ancak, her zaman iki tüpün de ameliyatla alınması gerekmemektedir ve çok hallerde bir tüpün kurtarılması mümkün olmaktadır.

Fallop tüplerinin alınması cinsel temasa engel olur mu?
Hayır.

Fallop tüplerinin alınması âdetlerin kesilmesine (menopoza) yol açarmı?
Hayır. Ancak Fallop tüpleri ile birlikte yumurtalıklar da alınmışsa
âdetler kesilecektir.

Tübal gebelik (dış gebelik) nedir?
Bu, döllenmiş  bir yumurtanın Fallop tüplerine yapışarak orada büyümeye başlamasıdır.

Tübal gebelik neden meydana gelir?
a.   Tübal gebelik genellikle gebelikten önce Fallop tüplerinin iltihaplanmış olmasından ileri gelmektedir. Vakaların % 25′ine önceden salpenjit geçirmiş olan kadınlarda rastlanmaktadır.
b.  Çocuk düşürmeden veya doğumdan sonra meydana gelen bir enfeksiyondan.
c.   Bir tüpün mekanik basıncına, eğrilmesine veya tıkanmasına neden olan yumurtalık veya rahim tümörleri.
d.  Önceden meydana gelen bir peritonit (karın boşluğu iltihaplanması) . Bu iltihaplanma bir tüpte yapışmalar meydana getirmiştir ve kanalını tahrif etmiştir.
e.  Bir tüpte doğuştan gelen şekil bozukluğu.
f.  Tamamen normal görünen kadınlarda bilinmeyen ve teşhis edilemeyen nedenler.

Tübal gebeliklerin olma oranları nedir?
Yaklaşık her üç ilâ dört yüz gebeliklerin bir tanesi tübal gebelik olur.

Bir yumurta döllendikten ne kadar sonra tübal gebelik meydana gelebilir?
Yumurta döllendikten hemen sonra.

Tübal gebelik meydana geldikten ne kadar zaman sonra teşhis edilir?
Genellikle dört ile altı hafta arası.

Tübal gebeliğin belirtileri nelerdir?
Tübal gebeliğin kopma olmadan erken safhalarında genellikle âdeti gelmez, fakat hafif dölyolu lekelemesi yapar. Özellikle cinsel temastan sonra alt karın bölgesinde sancı duyulur.Erken gebelikte görülen bütün belirtiler sabah bulantısı, göğüs kabarmaları, vb. tübal gebelikte de rastlanır.Tübal gebelik kopma yapınca, yukarıdaki belirtilerden sonra şiddetli şok, bayılma, hızlı nefes alma, karın ağrıları, omuzlar bölgesinde sancı ve rektumda baskı görülebilinecektir.

Tübal gebelik koptuğu zaman bu belirtiler neden ileri gelmektedir?
Tüp koptuktan sonra geniş ölçüde kan kaybı olmakta ve bu kanlar karın boşluğuna akmaktadır.

Tübal düşük terimi ne anlama gelmektedir?
Bu durumda döllenmiş yumurta veya genç cenin, tüpün, sonum karın boşluğuna itilmektedir. Bu vakaların çoğunluğu kopma o bir tübal gebelik kadar ciddî değildir. Çünkü tüp kendisi kopı maktadır ve çok daha az kanama ve şok meydana gelmektedir.

Gebelik testi (A-Z testi) tübal gebelikte her zaman müspet gösterim te midir?
Hayır. Çok vakalarda test menfi gösterecektir. Bu cenininin hala yaşamakta olup olmadığına bağlıdır.

Jinekolog tübal gebeliği nasıl teşhis etmektedir?
Yukarıda gösterilen belirtilerle birlikte Fallop tüpleri civarın pelvisle ilgili bir yığına rastlanır. Müspet gösteren bir gebelik testi de teşhise yardımcı olabilecektir.Kuşku uyandıran hallerde, pelvis boşluğuna dölyolundan bir iği sokularak bu boşlukta kan bulunup bulunmadığı tespit edilecektir; Veya tüplerin görülmesi için dölyolundan pelvis boşluğuna aynalı bir âlet sokulacaktır.

Tübal gebelik şüphesi ortaya çıkınca başvurulacak en iyi tedavi mı todu nedir?
Eğer müspet bir teşhis yapılmamışsa en iyi metot ameliyata başvurmak ve tüplerin durumunu gözle görmektir. Bu bir karın bölgesi ameliyatı gerektirmekteyse de, tüpün kopması tehlikesi karşısında bu araştırıcı ameliyatın yapılması tercih edilmektedir.

Tübal gebeliği önlemenin çareleri var mıdır?
Hayır. Ancak hastanın gebe kalmasına müsaade etmeden önce pelvis içerisinde bütün hastalıkların temizlenmesi yararlı olabilir.

Tübal gebelik nasıl tedavi edilir?
a.  Tam bir teşhis yapıldıktan sonra hasta derhal ameliyat edilmeli ve tüp alınmalıdır.
b.  Fazla kan kaybı olmuşsa derhal kan nakli yapılmalıdır.
c.  Şüpheli vakalarda belirtilere dikkat edilmeli ve durumda bir değişiklik görülür görülmez doktora başvurulmalıdır.

Tübal gebelik ameliyatı yapılırken yumurtalıklar alınmakta mıdır?
Eğer hastalıklı oldukları tespit edilmemişse hayır.

Tübal gebelikte en büyük tehlike nedir?
Kanama.

Tübal gebelikten sonra iyileşme şansları nedir?
Modern imkânlar mevcutsa ve derhal ameliyata başvurulursa vakaların hemen hepsi iyileşir.

Bu ciddi bir ameliyat mıdır?
Başka bir nedenden bir tüp alınması ameliyatından daha ciddî değildir.

Bu ameliyatta ne tür anestezi kullanılmaktadır?
Genel anestezi.

Tübal gebelik ameliyatından sonra ne kadar süre hastanede kalınması gereklidir?
Sekiz ilâ dokuz gün.

Kopmuş bir tübal gebelikte, hastaya ameliyat öncesi ne gibi tedavi yapılmalıdır?
Hastanın ameliyat edilebilmesi için şoktan çıkmasın temin el maksadıyla kan verilir.

Tübal bir gebelik geçiren bir kadının, daha sonraki gebelikleri normal olur mu?
Evet. Bir tüp veya bir yumurtalığın alınması normal gebeliği  önlemeyecektir. Üstelik bu durum yeni bir tübal gebeliğin olacağı anlamına da gelmez.

Bir kez tübal gebelik geçirmiş olan kadınların yeniden tübal gebelik geçirme eğilimleri, bu hastalığı geçirmemiş kadınlardan fazla mıdır?
Bir dereceye kadar evet.

Tübal gebelik ameliyatı geçirdikten sonra yeniden gebe kalınması ne kadar süre beklenmelidir?
En azından altı ay bir süre beklenmesi tavsiye edilmektedir.

Fallop tüplerinde kanser meydana gelir mi?
Evet, ancak bu çok nadir görülen bir haldir.

Fallop tüpü kanserinin tedavisi nedir?
Pelvis kanserlerinde olduğu gibi bütün rahim, tüpler ve yumurtalıklar alınır.

Tüplerde kanser teşekkülünden sonra tedavi mümkün müdür?
Eğer hastalık başka organlara yayılmadan önce ortadan Kaldırılmışsa evet.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

DÜŞÜK24/3/2007

Düşük Nedir?
Gebeliğin ilk altı ayı içerisinde ceninin rahimden düşmesidir. Cenin yaşantısını sürdüremediği bir dönemde gebelik halinin kaybı, cenin düşmesine yol açar.

Cenin ne zaman yaşıyor veya yaşayabilir olarak kabul edilir?
Gelişmesinin 26 ilâ 28′inci haftasından sonra.

Çocuk düşürme terimi her zaman gebeliğin sunî şekilde sona erdirildiği anlamına mı gelir?
Hayır. Tıp âleminde çocuk düşürme yalnız, cenin daha yaşantısını sürdürebilecek bir dereceye gelmeden önce gebeliğin son bulması anlamına kabul edilmektedir.

Çocuk düşürme türleri hangileridir?
a.   Spontan düşük (herhangi bir suni vasıtaya başvurulmadan çocuğun kendiliğinden düşmesi).
b.  Müdahale yoluyle düşük (gebeliğe son vermek için âlet kullanarak, ilâçla veya operasyonla çocuğun düşürülmesi).

Spontan düşüğün türleri var mıdır?
Evet. Bunlar; düşük tehlikesi, kaçınılmaz düşük, tamamlanmamış düşük, tamamlanmış düşük, mikroplanmış düşük, bozulduğu halde rahmi terk etmemiş düşüktür.

Müdahale yoluyla düşüğün çeşitli türleri var mıdır?
Evet. Bunlar; tedavi için yapılan düşük ve sosyal nedenle yapılan düşüktür.

Spontan düşüğün bazı nedenleri hangileridir?
a.  Yumurtada, menide, döllenmiş yumurtada, plasentada bozukluk veya noksanlık.
b.  Rahimde bir hastalık, enfeksiyon veya bir tümör gibi.
c.  Yumurtalıklarda,   tiroid veya hipofiz bezleriyle ilgili guddeler sisteminde bir bozukluk.
d.  Diyabet, beslenme yetersizliği, firengi, verem gibi bünyevî hastalıklar.
e.  X ışınlarına fazla mâruz kalmak, zehirlenmek vb.

Düşük tehlikesi nedir?
Gebeliğin erken döneminde beliren bu halde, hafif kanamalar olmakta ve karın krampları meydana gelmekteyse de; serviks genişlemediği için rahimde gelişmekte olan cenin ve ekleri dışarı fırlatılmaz.

Kaçınılmaz düşük nedir?
Bu durumda serviksteki kanama ve genişleme o dereceye varmıştır ki, ceninin rahimden çıkmasını önlemenin hiçbir çaresi kalmamıştır.

Tamamlanmış düşük nedir?
Bütün cenin torbasının ve plasentanın tamamen rahimden dışarı atılması halidir.

Spontan düşüğün belirtileri nelerdir?
a.  Düşük tehlikesinin erken safhalarında hafif kanama tek müspet işaretidir. Bundan sonra sırt ağrıları ve hafif kramplar gelişir. Bu safha bazen günlerce ve hattâ haftalarca sürebilir.
b.  Kaçınılmaz düşükte kanama daha fazladır. Kramplar dev gelir, daha şiddetli ve daha uzun sürebilir. Serviks genişlemeye başlar.
c.  Tamamlanmamış düşükte kramplar ve kanama şiddetli devamlıdır, hücre ve pıhtı parçaları düşer, serviks genişlemişi
d.  Tamamlanmış düşükte pıhtı parçalarının düşmesinden sı rahimden büyük bir külçe çıkar. Bu külçe muayene edildiği bütün gebelik ürününün bunun içerisinde olduğu görülür.

Düşük tehlikesi nasıl tedavi edilir?
Yatakta istirahat, hormon tedavisi, C ve K vitaminleri ile mi: kin ilâçların verilmesi yeterlidir.

Düşük tehlikesinin tedavisi başarılı olur mu?
Her zaman değil. Bazı hallerde ne yapılırsa yapılsın kadının çoğunu düşürmesi önlenemez.

Kaçınılmaz düşüğün tedavisi nasıl yapılır?
Çocuğun düşürülmesinin önlenilemeyeceği belli olunca rahim boşaltılmalıdır. Bir “kaçınılmaz” lığın taktirini yapmak çok zor olduğundan, jinekologlar kadının çocuğunu tutması için her şansı tanıyacaklardır. Bunun imkân dahilinde olmadığı görülünce en iyi usul rahmi bir kürtajla tam anlamıyla temizlemek olacaktır.

Tamamlanmamış düşüğün tedavisi nasıl yapılmalıdır?

Fazla kan kaybı olmamışsa hiçbir tedavi gerekmemektedir. I kanama olmuşsa kan nakli yapılmalıdır. Enfeksiyon belirtileri görülürse antibiyotik ilâçlar verilmelidir.

Bozulduğu halde rahmi terk etmemiş düşük nedir?
Gebeliğin bu halinde cenin rahimde ölmüş, rahim çeperinden ayrılmış, fakat rahmi terk etmesi gerekirken rahim boşluğunda kalmıştır. Bu hal kadın için çok zor bir durumdur. Çünkü gerekli tedavi sistemi ölü ceninin haftalarca rahimde kalmasını gerektirmektedir. Bazı hallerde ceninin dışarı atılması için gerekli ilâçlar verilmektedir. Ancak, en güvenli sistem rahmin kendi kendisini boşaltmasını beklemektedir. Bu çok kez cenin yaşama olanağını kaybettikten sonra haftalarca sürebilmektedir.

İtiyadı düşük nedir?
Bu, kadında devamlı çocuk düşürme hallerinde kullanılan terimdir. Belirtiler, işaretler ve tedavi her çocuk düşürme halinde aynıdır.

İtiyadî düşüğün sebepleri ne olabilir?
a.  Hipofiz salgı bezi, tiroid salgı bezi ve yumurtalıklarda gudde dengesizliği.
b.  Çok şiddetli ve derinine varan bir duygusal dengesizlik.
c.  Doğuştan olan kusurlu rahim teşekkülü.

İtiyadî düşüğe, tıbbî yollarla yardımcı olunabilir mi?
Evet. Fakat bir doktor tarafından her yönden derinine kadar araştırma yapılması ve bundan sonra uzun bir tedavi süresi gerekli olacaktır.

Çocuk düşürme vakalarında, hastanın hangi hallerde hastaneye yatırılması gerekmektedir?
Kanama fazlalaşınca veya karın bölgesindeki kramplar şiddetli ve inatçı olunca.

Çocuk düşürme ile ilgili en büyük tehlikeler hangileridir?
a.  Tamamlanmamış düşükte kanama o kadar çok olabilir ki, kadının hayatı tehlikeye girebilir. Bu gibi hallerde derhal kan hakliyle kadının hayatı kurtarılabilir.
b.  İyi durumlarda yapılmayan çocuk düşürmelerde çok kez enfeksiyon komplikasyonları meydana gelmektedir. Bu enfeksiyon hallerinde hiç vakit kaybetmeden aktif ve antibiyotik tedavilerine başvurulmalıdır.

Çocuk düşürmede yetersiz tedavinin sonuçları ne olabilir?
a.  Enfeksiyon meydana gelebilir ve bu yüzden rahmin, tüplerin ve yumurtalıkların alınması gerekebilir.
b.  Kısırlık olabilir.

Enfeksiyon her tür çocuk düşürmeden sonra meydana gelebilir mi?
Evet. Ancak çocuğun düşürülmesi bir hastanede ve yetkili bir jinekolog tarafından yapılmaktaysa bu hale nadiren rastlanılabilinir.

Çocuk düşürdükten sonra nelere dikkat etmeli?
a.  Bir iki hafta kesin istirahat edilmeli.
b.  Bir ay süre banyoya girilmemeli ve lavaj yapılmamalı.
c.  Bir ay süre cinsel temasta bulunulmamak.

Hangi hallerde çocuk düşürme suç sayılmaz?
Annenin ya da çocuğun ruhsal veya bedensel kalıcı bir hastalığa yol açacak durumların varlığında doktor ilk üç ay zarfında tıbbî düşük yaptırabilir. Ancak; bu işlem gerekli sağlık mercilerine haber vermek şartıyla yapılabilir. Annenin durumunun âcil olduğu hallerde haber verme işlemi tıbbî düşük yaptırıldıktan sonra olabilir.

Gebeliğin bitiminde neden yalnız son on hafta kaale alınmaktadır?
Çünkü bu periyotta ceninin rahim dışında yaşantıya devam edebileceği kabul edilmektedir.

Çocuk düşürmeden sonra kısırlık olma oranı yüksek midir?
Eğer çocuk düşürmede enfeksiyon olmamışsa hayır. Hastanede mikroptan arıtılmış ameliyat odasında yapılan kürtajlarda enfeksiyon olma oranı çok düşüktür.

Cinai düşüğün tehlikeleri nelerdir?
Kanuna aykırı yapılan “cinai düşükler” hasta için çok tehlikelidir. Bunlarda ölüm oranı çok yüksek olur ve çocuk düşürme vakalarında ölümler çoğunlukla bu kategoride meydana gelir. Çocuk düşürmeler hiçbir zaman tam teşekküllü hastaneler dışında yapılmamalıdır. Buralarda mikropsuz ameliyat odası, yeterli anestezi imkânları ve nakil için gereken kan her zaman mevcuttur. Hastane dışında gizlice yapılan çocuk düşürme hallerinde ölüme yol açan kanamalara, enfeksiyonlara, rahim delinmesine vb. hallerde çok sayıda rastlanmaktadır.

Çocuk düşürmede ne gibi cerrahî işlemler kullanılmaktadır?
1.  Genişletme ve kürtaj. Bunun anlamı serviksi genişletmek (rahme giriş yolu) ve bir küret ile rahim içini kazımaktır.
2.  Emme metodu: Bu sistemde serviks genişletilerek buradan özel bir emme âleti sokulmaktadır. Bu şekilde cenin ve rahim içzarı emme yoluyla rahim dışına çıkarılacaktır.
3.  Tuzlama usulü: Bu çocuk düşürme sistemine cenin birkaç aylık olduğu hallerde başvurulur. Bu sistemde ceninin etrafındaki sıvıya. konsantre bir tuz solüsyonu enjekte edilmektedir. Bu solüsyon, rahmin cenini ihraç etmesini teşvik ve tahrik etmektedir.

Kendiliğinden düşük oluşturacak haplar var mıdır?
Hayır. Ancak piyasada bu görevi yapabileceği söylenen haplar satılmaktadır. Bu hapların büyük çoğunluğunda tehlikeli bir madde olan “ergot” bulunmaktadır. Bu ilâçlardan fazla alınması, kan damarlarına telâfisi imkânsız zararlar verebilir.

Uzun süre doğum kontrol hapları alan bir kadın çocuk düşürmeye daha fazla meyilli midir?
Hayır. İstatistiklere göre uzun süre doğum kontrol hapları almış olan kadınlar, almayanlara oranla çocuk düşürmeye daha fazla meyilli değildir.

Kendi kendine çocuk düşürmenin güvenli bir yolu var mıdır?
Hayır. Böyle tecrübeler pek çok hallerde enfeksiyon, kanama ve ölüme yol açmıştır.

Dölyolu kanaması veya lekelemesi hallerinde karı-koca cinsel temastan kaçınmalı mıdır?
Evet. Bir çocuk düşürme tehlikesi belirdiği hallerde çiftler cinsel temastan kaçınmalıdırlar.

Gebelikte cinsel temas çocuk düşürülmesine neden olabilir mi?
Bazı jinekologlara göre, evli çiftler gebeliğin ilk aylarında, gebelik dışında kadının âdet olacağı günlerde cinsel temastan kaçınmaları gerekmektedir. Bu günler dışında cinsel temasta bulunulmasında bir sakınca yoktur.

Gebeliğin ilk aylarında dölyolu kanaması veya lekelemesi olan bir kadının çalışması sakıncalı mıdır?
Evet. Bu hallerde fizikî hareketten kaçınılması gerekmektedir. En hafif dölyolu kanaması hallerinde bile yatakta istirahat etmek gerekir.

Alt karın bölgesinde duyulan sancılar çocuk düşürüleceğine dair bir işaret sayılmalı mıdır?
Bazı hallerde, krampı andıran karın ağrıları çocuk düşürme ihtimalini göstermekte olabilir. Bu sancılar inatla devam ederse jinekologa danışmak gerekir.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

RAHİM24/3/2007

Rahim (dölyatağı) nedir?
Dölyatağı veya rahim, pelvisin ortasında bulunan armut biçiminde adaleli bir organdır. Yaklaşık 7,5 santim uzunluğunda, 5 santim genişliğinde ve 2,5 santim kalınlığındadır. Dışında düz bir örtü ortasında kalın adale dokularından bir tabaka bulunmakta ve iç boşluğu endometrium hücreleriyle astarlanmıştır. Rahim boşluğu serviks aracılığı ile dölyoluyla temas halindedir. Karın boşluğu ile teması ise Fallop tüpleri ile temin edilmektedir. Fallop tüpleri, karın boşluğunda yumurtalıklara yakın bir yerde açılmaktadır. Rahim birçok bağla desteklenmekte ve bağlı olarak asılı durmaktadır.

Rahmin bulunduğu yer neresidir?
Kasın kemiklerinin hemen üstünde, mesanenin arkasında, rektumun önünde ve dölyolunun üstünde bulunmaktadır.

Rahmin görevleri nedir?
a.  Döllenmiş bir yumurtayı almak için hazırlık yapmak.
b.  Cenin gelişirken onu barındırmak ve beslemek.
c.  Çocuk gelişip doğuma hazır olunca onu dışarı çıkarmak.

Rahmin gebeliğe hazırlanmasına ne yol açar?
Yumurtalıklardan ve başka içsalgı bezlerinden ifraz olan hormonlar. Eğer döllenmiş yumurta gelmezse âdet görme hâli meydana gelir ve rahim çeperi dağılır. Bir gudde hastalığı ve gebelik olmadığı taktirde, bu işlem erginlikten yaş dönümüne kadar her ay yenilenir.

Rahim çarpıklığının ne anlamı vardır?
Genellikle bu durumun hiçbir anlamı ve önemi yoktur.

Rahim çarpıklığı ne gibi belirtilere neden olur?
Genellikle hiçbir belirtiye neden olmaz. Bazı nadir hallerde eğer rahim geniş ölçüde arkaya doğru yatmışsa, bu durumda bazen sırt ağrıları ve rahimde çekilme gibi bir his meydana gelebilir.

Çarpık rahim nasıl tedavi olur?
Bu olayların büyük çoğunluğu hiçbir tedavi gerektirmemektedir. (Geçmiş yıllarda rahmi düzeltmek için yapılmakta olan çok sayıda ameliyat, günümüzde gereksiz işlem olarak görüldüğü için artık yapılmamaktadır.) Bazı çok nadir vakalarda rahim ağzına konan plâstik bir halkayla rahmin öne doğru getirilmesi ve bu pozisyonda durması temin edilmektedir.

Rahim çarpıklığı gebeliğe engel olur mu?
Kesinlikle hayır. 
  
Rahim çarpıklığı cinsel teması engeller mi?
Hayır.

Çocuksu rahim nedir?
Eskiden küçük kalan bir rahim böyle adlandırılırdı.

Çocuksu rahmin mahsuru var mıdır?
Eğer rahim normal çalışmaktaysa. Başka deyişle eğer âdetler normal gelmekteyse ve kadın gebe kalabildiği takdirde çocuksu rahmin hiçbir mahsuru yoktur.

Çocuksu rahimleri olan kadınlar gebe kalmakta zorluk çekerler mi?
Adet fonksiyonları normalse hayır.

Kürtaj nedir?
Dölyolundan girilerek rahim boşluğunda yapılan bir ameliyattır. Bu ameliyatta rahmin astar dokuları kazınarak alınır. Serviksi genişletmek ve rahim boşluğunu kazıyarak temizlemek için özel âletler kullanılır.

Kürtaj ne gibi nedenlerden yapılır?
a.  Teşhis için.
b.  Tedavi için.
c.  Kürtaj çok hallerde hem teşhis ve hem de tedaviye aynı zamanda yararlı olmaktadır. Örneğin endometrial hiperplazi veya rahim poliplerinde.

Teşhis maksadıyla kürtaj hangi hallerde yapılır?
a.  Rahimde nedeni anlaşılmayan kanamalar olduğu zamanlar.
b.  Rahim boşluğunda bir polip olduğu şüphesi uyandığı zamanlar
c.  Rahim yapısında kanser şüphesi olduğu zamanlar.
d.  Rahim içzarına verem bulaşmış olduğu şüphesi uyandığı zamanlar.

Tedavi maksadıyla kürtaj hangi hallerde yapılır?
a.  Rahmin içzarına polip gibi bir hastalık bulunduğu teşhis edilmişse kürtajla bu hastalığın tedavi edilmesi gerçekleşebilir.
b.  Rahim içzarında bir büyümüş teşekkül (endometrial hiperplazi) teşhis edilmişse, bu durum çok kez kürtajla tedavi edilebilinecektir.
c.  Bir çocuk düşürüldükten sonra rahimde ceninden ve plasentadan parçalar kalmışsa. Bu gibi durumlarda kürtaj rahim boşluğunu temizleyecek ve kadının normal hale dönmesini temin edecektir.

Kürtaj sancılı bir ameliyat mıdır?
Hayır. Bu ameliyat genel anestezi altında hastanede yapılır.

Kürtaj ameliyatından sonra ne kadar süre hastanede kalınması gereklidir?
Genellikle birkaç saat, en çok bir gün.

Kürtajdan sonra yara izleri kalır mı?
Hayır. Ameliyat tamamen dölyolundan yapılmaktadır.

Kürtajdan ne kadar süre sonra yeniden çalışmaya başlanılabilinir?
Bir hafta içerisinde.

Kürtajdan sonra ne gibi hareketlerden kaçınılması gerekmektedir?
İki ile dört hafta arası lavaj ve cinsel temas yapılmamalıdır.

Kürtajdan sonra normal gebelik mümkün olmakta mıdır?
Evet. Yetenekli bir jinokoloğ tarafından hastanede yapılan bir kürtaj gebeliklere hiçbir şekilde engel olmayacaktır.

Endometrit nedir?
Rahim içzarında meydana gelen bir enfeksiyondur.

Endometrit hangi nedenlerden meydana gelir?
a.  Gonore (belsoğukluğu.)
b.  Çocuk düşürme veya çocuk aldırmadan sonra meydana gelebilir. Özellikle çocuk düşürmek için beceriksiz ve caniyane sayılabilecek teşebbüslere girişilmişse.
c.  Normal doğumda rahimde kazara bir enfeksiyon gelişmişse.
d.  Ciğerlerde veya böbreklerdeki verem rahme yayılmış ve burada tâli bir enfeksiyona neden olmuşsa.

Endometritin belirtileri nelerdir?
Düzensiz kanamalar, dölyolu ifrazatı, alt karın bölgesinde rahatsızlık ve sancı, takatsizlik, nöbet, idrarda zorluk, vb.

Endometrit nasıl tedavi edilir?
İlk atılacak âdım, asıl nedenini tespit etmektir. Eğer yetersiz bir çocuk düşürme hali olmuşsa o zaman rahim boşluğu bir kürtajla temizlenmelidir. Eğer endometrit bakteri enfeksiyonundan ileri gelmişse hastaya antibiyotik ilâçlar verilmelidir. Eğer enfeksiyon rahim içzarını aşmış ve rahim çeperine bulaşmışsa o zaman durumun tedavisi için rahmin cerrahî müdahale ile alınması gerekebilecektir.

Endometrit kendiliğinden iyileşebilir mi?
Bazı vakalarda evet ama genellikle enfeksiyon yayılacak ve rahim, Fallop tüpleri, yumurtalıklar ve hattâ karın boşluğunun en derin katlarına kadar varacak ve bulaşacaktır.

Rahim polipleri nedir?
Rahim içzarından çıkan ve rahim boşluğuna uzanan arızî bir teşekküldür. Bu polipler çok kısımlı olmaktadırlar.

Rahim poliplerinin belirtileri nelerdir?
Adet halinde kramp benzeri sancı, âdetler arası lekelemeler âdetlerde aşırı kanama ve dölyolu ifrazatı.

Rahim polipleri nasıl teşhis edilir?
Teşhis için kürtaj veya bir “histerogram” yapmakla.

Histerogam nedir?
Rahim boşluluğunun X ışınları yoluyle yapılan incelenmesidir. Bu işlem serviksten rahim boşluğuna kesif (opaque) bir boyanın şırınga edilmesiyle yapılır. Filmler alındığı zaman bunlar boşluğun ana hatlarını gösterecektir.

Rahim polipleri habis olabilir mi?
Evet, bazen olurlar.

Rahim polipleri nasıl tedavi edilir?
Bunlar kürtaj yoluyla alınır. Serviksten dölyolu kanalına dışarı çıkıntı halinde fırlamış oldukları hallerde kıskaç yoluyla de alma-bilinir veya özel bir âletle dölyolu içerisinde ezile bilinir. Polip içinde habis bir durum görüldüğü hallerde ise bütün bir histerektomi (rahim ve serviksin tam olarak alınması) yapılması gerekli olacaktır.

Endometrial hiperplazi nedir?
Rahim içzarının fazla kalınlaşması halidir.

Endometrial hiperplazi neden meydana gelir?
Genellikle nedeni yumurtalıkların devamlı olarak ve normalin çok üstünde kadın seks hormonları (estrojen) üretmesinden meydana gelir. Çok kez, yumurtalıklarda bir kist veya tümör gelişmiştir ve bu fazla estrojen (kadın seks hormonu) üretilmesiyle ilişkilidir.

Endometrial hiperplazinin belirtileri nelerdir?
Düzensiz ve hiç beklenmeyen anlarda kanama meydana gelmesiyle karakterize olmaktadır. Bazı hallerde âdet tamamen kesilmekte, bazen normalden fazla olmakta, bazı hallerde kan hafif lekelemekle kalmakta, bazen de akımı çok geniş ölçüde olmaktadır. Yine karakteristiklerinden bir de kanamalarda en ufak bir ağrının olmamasıdır.

Endometrial hiperplazinin kısırlığa (gebe kalınmamak) bir ilişkisi var mıdır?
Evet. Endometrial hiperplazileri olan kadınlar çok kez yumurta yapamadıklarından gebe kalamazlar.

Endometrial hiperplazi nasıl teşhis edilir?
Endometrial biyopsi yoluyla rahim içzarından alman bir parçanın mikroskobik muayenesi yapılmasıyla. Ayrıca kürtaj yoluyla alman dokunun incelenmesiyle de teşhis edilir.

Endometrial biyopsi nerede ve nasıl yapılır?
Özel bir âletin dölyolu ve serviksten rahim boşluğuna sokulması ile yapılan basit ve doktor muayenehanesinde yapılabilmen bir işlemdir. Bu âletle ufak bir doku parçası alınmakta ve bu parça mikroskopla incelenmektedir.

Endometrial biyopsi sancılı bir işlem midir?
Hayır. Doktor muayenehanesinde yapılabilen basit bir işlemdir ve asgari derecede rahatsızlığa neden olmaktadır.

Endometrial hiperplazi ile rahim kanseri arasında bir ilişki var mıdır?
Çocuk doğurma yaşını geçkin kadınlarda bazı tip endometrial hiperplazilerin rahim kanseri gelişmesiyle ilişkisi olabileceği zannedilmektedir. Bunun için endometrial hiperplazisi olan yaşları ilerlemiş kadınlarda daha şümullü tedavi metotları tavsiye edilmektedir.

Endometrial hiperplazi nasıl tedavi edilir?
Tedavi usulleri hastanın yaşına, mikroskobik incelemede tespit edilmiş olan hiperplazi tipine, yumurtalıklarda marazî teşekküllerin bulunup bulunmadığına bağlıdır. Genç kadınlarda basit hiperplazi kürtaj ve normal âdetlere dönülmesini teşvik için nestrojen ve progesteron (yumurtalık hormonları) tedavisi yapılmaktadır. Buna, dönem (siklus) tedavisi denir.
Adet kesildikten sonra, hiperplazinin tipi gözönünde bulundurularak, tedavi, basit bir kürtaj ile histerektomi arasında değişebilir. Eğer hiperplazi tekerrür ederse veya bazı tip hücrelerde büyük çapta çoğalma görülmekteyse ve hasta çocuk doğurma yaşını geçmişse, histerektomi en iyi tedavi usulü olacaktır. Fazla büyümüş bir yumurtalık hali tespit edilmişse, histerektominin yumurtalıkta bulunan bir tümörle ilişkili olması kuşkusu uyanmalıdır. Bu gibi hallerde karın bölgesi ameliyatı yoluyla yumurtalıklar ve rahim alınmalıdır.

Endometrial hiperplazileri yapılan kadınlar sık sık doktor muayenesine başvurmalılar mı?
Evet. Eğer kadın çocuk doğuracak yaşta ise ve âdet devirlerinde herhangi bir düzensizlik varsa bir jinekologa başvurması gereklidir.

Genç kadınlarda tekerrür eden hiperplazi için en iyi tedavi metotları hangileridir?
a.  Tekrarlanacak kürtajlar veya uzun süreli devir hormon tedavisi.
b.  Eğer hiperplazi kontrol altına alınmamaktaysa, o zaman histerektomiye başvurulması gerekebilecektir. Ama bu duruma çok nadir hallerde rastlanmaktadır.

Rahimde kanser belirmesinin oranı nedir?
Kadın üreme organlarında meydana gelen kanserler arasında rahim kanserleri ikinci sırayı almaktadır. Serviks kanseri, rahim kanserinden beş defa daha fazla olagelmektedir.

Rahim kanserine hangi yaştaki kadınların tutulması daha muhtemeldir?
Genellikle elli yaşını geçkin kadınların bu hastalığa tutulmaları ihtimali daha fazladır.

Rahim kanserinin irsî olma eğilimi var mıdır?
Hayır.

Rahim kanserinin belirtileri nelerdir?
a.  Rahmin büyümesi.
b.  Adetleri olan kadınlarda düzensiz dölyolu kanamaları.
c.  Adetten sonra kanamanın devam etmesi.

Rahim kanseri nasıl teşhis edilir?
Teşhis için bir kürtajın yapılmasıyla. Adetten kesilmiş herhangi bir kadında görülen dölyolu kanamaları kuşku ile karşılanmalı ve kanser olup olmadığının tespiti için kürtaja başvurulmalıdır. Kanser (Papanikolau) smiri ve endometrial biyopsi de teşhiste yararlı ve yardımcı olur.

Rahim kanseri için hangi tedavi metotları tavsiye edilmektedir?
Radyum uygulanması ve dört ilâ altı hafta sonrası total bir histerektomi.

Bu tehlikeli bir işlem midir?
Evet ama, yaklaşık bütün vakalarda ameliyat sonrası iyileşme gerçekleşmektedir.

Rahim kanseri tedavisinin başarı oranı nedir?
Eğer kanser rahim dışına yayılmadan teşhis edilmişse, iyileşme oranı beşte dörttür. Kanser rahim dışına yayılmışsa, ameliyatla iyileşme oranı sekizde bire düşmektedir.

Rahim kanserini önleme çareleri var mıdır?
Önleme çareleri yoktur. Ancak, dölyolunda anormal kanamalar olur olmaz hemen doktora başvurulursa erkenden teşhis edilmesi mümkün olur. Ayrıca kanser smiri yaptırmak da bu konuda en erken devrede ipuçları verebilir.

Rahim fibroidleri (miyomaları) nedir?
Fibroidler (miyomalar), rahim kasları dokularında meydana gelen selim tümörlerdir. Bunlar genellikle yuvarlak biçimde ve sert olurlar.

Fibroidlerin oluşma oranları nedir?
Yaklaşık her yüz kadının yirmi beş inde rahim fibroidleri vardır. Bu teşekküllerin büyük çoğunluğu herhangi bir belirti göstermezler ve tedavi de gerektirmezler.   
              
Fibroidler neden meydana gelir?
Tam nedeni bilinmemekteyse de, bazı yumurtalık hormonlarının bunların çabuk büyümesinde büyük rol oynadıkları tespit edilmiştir. Yaş dönümünden yâni âdetten kesildikten sonra yumurtalık hormonu ifrazatı büyük ölçüde azalınca, fibroidlerin büyümesi de durmakta ve hattâ küçülmektedir.

Fibroidlerin gelişmesi genellikle hangi yaşlarda olmaktadır?
Çocuk doğurma çağlarının sonlarına doğru, yâni kırk ile elli yaşları arasında. Fakat bunlara, genç kadınlarda ve âdetten kesilmiş kadınlarda da rastlanmaktadır.

Rahim fibroidleri bir aile hastalığı olma eğiliminde midir?
Böyle bir eğilim yoksa da, her dört kadının birinde fibroid bulunduğu göz önüne alınırsa, bir ailede birden fazla kadında bu durumun olması normal karşılanmalıdır.

Fidroidlerin muhtelif tipleri hangileridir?
a.   Karın içzarı altı (subseröz). Bunlar, rahimin dış örtüsü altında meydana gelir.
b.  Çeperler arası  (intramural). Bunlar, rahimin kas tabakasında büyür.
c.  Şubmüköz. Bunlar, rahim boşluğu içzar dokularının altında büyür.

Fibroidler muhtelif büyüklükte mi olur?
Evet. Bunlar bir topluiğne başı kadar küçük veya bir karpuz kadar büyük olabilirler.

Fibroidlerhı belirtileri nelerdir?
a.  Fibroidlerin çoğu hiçbir belirti göstermez ve ancak sıradan bir rahim kontrolünde rastlanır.
b.  Eğer fibroid şubmüköz tipindense, âdet araları kanamalara veya normalden uzun süreli ve fazla kanamalı âdetlere neden olabilir.
c.  Çeperler arası (intramural) veya karın içzarı altı (subseröz) fibroidler ya hiç belirti göstermezler veya âdetlerde normalin çok üstünde kanamaya neden olurlar.
d. Fibriyumlar çok büyür ve mesaneye veya rektuma fazla baskı yaparlarsa, fazla idrar ve dışarı çıkmakta zorluk halleri getirebilirler.
e.  Bazı hallerde sırt ve karın ağrılarına neden olurlar.
f.  Eğer fibroidler rahim boşluğunu tahrif ederlerse kadında kısırlık meydana gelebilir.

Fibroidler nasıl teşhis edilir?
Pelvisin elle muayenesiyle. Bu gibi bir dölyolu muayenesiyle fibroidin büyüklüğü, biçimi ve başka vasıfları tespit edilebilir. Histerogamla küçük submüköz  fibroidlerin teşhisi mümkündür.

Rahim fibroidleri habis bir tümör sayılır mı?
Kesinlikle değil. Fibroidler selim teşekküllerdir.

Fibroidler kanserleşebilir mi?
Hayır. Ama bazı hallerde fibroidli bir rahimde kanser gelişebilir. Fakat bunun rahimde fibroid bulunmasıyla bir ilgisi yoktur.

Fibroidler, rahimdeki başka hastalıklarla ilişkili olabilirler mi?
Evet. Fibroid olan kadınlarda rahim polipsi ve endometrial hiperplaziye çok kez rastlanmaktadır.

Fibroidler için en iyi tedavi metotları nelerdir?
Fibroidler belirti gösterirseler veya çabuk büyümekteyseler bunların cerrahî mümadahale ile alınmaları gerekir.

Fibroidler için nasıl bir cerrahî müdahalede bulunulur?
Yalnız fibroidler alındığı zaman buna “miyomektomi” denmektedir. Bütün rahim alınırsa buna “histerektomi” denir.

Bir kadın-doğum doktoru, miyomektomi veya histerektomi mi gerekli olduğunu nasıl kararlaştırır?
Bu, hastanın yaşma ve çocuk sahibi olmak isteyip istemediğine bağlıdır. Eğer hasta çocuk doğurmak isteğinde ise, rahmin kalmasına gayret sarf edilecek ve miyektomi ameliyatı yapılacaktır.

Miyomektomi veya histerektomi ameliyatlarından başka  fibroidleri tedavi etme usulleri var mıdır?
Evet. Bazı küçük submüköz fibroidler polip şeklinde geliştikleri zaman basit bir kürtaj yoluyla alınabilir.

Fibroidlerin tekerrür etme eğilimleri var mıdır?
Miyomektomiden sonra % 10 oranında tekerrür edebilir. Bütün rahim alındığı takdirde fibroidlerin tekerrür etmesine tabiatıyla olanak kalmayacaktır.

Bütün fibroidler ameliyat gerektirir mi?
Hayır. Bunların birçoğu, herhangi bir tedaviyi bile gerektirmez.

Fibroidler hangi hallerde ameliyat gerektirir?
a.  Giderek artış gösteren, daha uzun süreli ve daha fazla meydana gelen âdetler.
b.  Adetler arası ciddî kanamalar.
c.  Mesanede ve rektumda rahatsızlık veren baskılar.
d.  Bir fibroidin süratle büyümesi.
e.  Üç aylık gebelik durumundan daha fazla şişkinlik gösteren bir fibroid, rahatsızlık vermese bile alınması gerekir.
f.  Bir fibroidin yozlaşması veya bükülmesi yüzünden meydana gelen akut sancılar.
g. Üst üste gelen çocuk düşürmeleri veya kısırlık hali.

Fibroidler gebelik halinde de olur mu?
Evet. Eğer gebelik halinde varsalar, gebe kadının karnı büyüdükçe fibroidler de büyüyecektir.

Bir fibroid gebelik halinde tedavi edilmeli midir?
Hayır. Tedavi çocuk doğduktan sonra yapılmalıdır.

Fibroid ameliyatı geçirmiş olan bir kadın gebe kalabilir mi?
Eğer miyomektomi yapılmışsa ameliyat sonrası kadının gebe kalması mümkündür. Bu gibi hallerde doğumun sezaryen yoluyla yapılması gerekebilecektir.

Fibroidlerde cerrahî müdahale yararlı mıdır?
Evet, yaklaşık bütün vakalarda hasta bu illetten kurtulmaktadır.

Fibroidlerin ameliyat dışında yeterli bir tedavi usulleri var mıdır?
Hayır. Bazı doktorlar hormon tedavisinin yeterli olduğunu ileri sürmüşlerse de bu iddia gerçekleşmemiştir.

Miyomektomi ciddî bir ameliyat mıdır?
Evet. Çünkü karnın açılmasını gerektirmektedir. Ancak iyileşme yaklaşık her vakada gerçekleşmektedir. Hastanede kalınma süresi on ilâ on iki gündür.

Miyomektomiden sonra âdet görmeler normale döner mi?
Evet.

Miyomektomiden sonra hastanın tam olarak iyileşmesi ne kadar sürer?
Yaklaşık altı hafta.

Miyomektomi ameliyatı geçiren bir kadının gebe kalması için ne kadar süre beklemelidir?
Üç ile altı ay arası.

Histerektomi nedir?
Ameliyat yoluyla rahmin alınmasıdır.

Histerektomi ameliyatını gerektiren durumlar nelerdir?
a- Semptomatik fibroidler (belirtiye yol açan fibroidler.)
b.  Rahimde, Fallop tüplerinde ve yumurtalıklarda gonore veya verem gibi kronik ve tedavisi imkânsız hastalıklar.
c.  Ciddî ve tekerrür eden endometrial hiperplazi.
d.  Rahim veya serviks kanseri.
e.  Fallop tüplerinde veya yumurtalıklarda kanser.
f.   Kronik endometrioz.
g.  Doğumdan sonra kontrol altına alınamayan kanama.
h.  Kist veya marazı teşekküllerden dolayı yumurtalıkların alınması icap ettiği hallerde rahmin de alınması gerekir,
 i.  Gebelik sırasında rahmin delinmesi.

Histerektomi ciddî bir ameliyat mıdır?
Evet ama tehlikeli bir ameliyat olarak kabul edilmemektedir ve yaklaşık olarak hastaların hepsi iyileşmektedir.

Histerektomiden sonra âdet görme halleri devam eder mi?
Hayır.

Histerektomiden sonra bir kadın gebe kalabilir mi?
Hayır.

Histerektomi   ameliyatlarında   yumurtalıkların alınması her zaman gerekli midir?
Eğer histerektomi ameliyatı kanser tedavisi için yapılmaktaysa Fallop tüpleri ve yumurtalıkların alınması gereklidir. Eğer hastalık selim ise ve ameliyat olacak kadın kırk yaşından gençse, o zaman yumurtalıklardan biri veya her ikisi yerinde bırakılabilir. Böylece rahatsız edici yaş dönümü meydana gelmez. Hasta çok genç ise yumurtalıkların yerinde bırakılması için mümkün olan her şey yapılır. Hastanın âdetleri  kesilmişse yumurtalıklar  genellikle alınır. Eğer yumurtalıklar iltihaplanmış ise veya endometrioz mevcutsa, histerektomi yapılırken yumurtalıklar da alınır.

Histerektomiden   sonra alınmayan   yumurtalıklar   yozlaşma ve kist bağlama eğilimini gösterirler mi?
Bu hususta delil olarak kabul edilebilecek olaylar görülmemişse de bunun olabileceğini düşünenler vardır.

Her histerektomi ameliyatından sonra âdet kesilmesi belirtileri görülür mü?
Hayır. Eğer her iki yumurtalık da çıkarılmışsa âdetler kesilmeyecektir. Adet kesilmesi yalnız iki yumurtalık alınırsa meydana gelir.

Histerektomi ameliyatından sonra âdet kesilme belirtileri kontrol altına alınabilinir mi?
Evet. Adet kesilmesi belirtileri ile mücadele edilebilecek çok iyi usuller vardır.

Rahmin alınması kadının cinsel hayatını herhangi bir şekilde etkiler mi?
Hayır. Rahimin, yumurtalıksız veya yumurtalıklarla birlikte alınması, bir kadının cinsel hayatını ve arzusunu hiçbir şekilde etkilemez. Hattâ bazı kadınlar histerektomi ameliyatından sonra cinsel temastan daha fazla zevk aldıklarını, iddia etmektedirler.

Histerektomi ameliyatı ile dış genital organlarda değişiklik meydana gelir mi?
Hayır. Histerektomi dölyolunda ve diğer dış organlarda hiçbir değişikliğe yol açmaz.

Histerektomi bir kadının fizikî görüntüsünde bir tesir yapar mı?
Hayır. Bu genel olan yanlış bir kavramdır. Kadınlar histerektomi ameliyatı nedeniyle ne çirkinleşirler ne de şişmanlamaya meyilli olurlar. Yalnız şurası unutulmamalıdır ki, bu ameliyat genellikle kadınların yaşlanmaya başladıkları elli ile altmış yaşları arasında yapılmaktadır.

Histerektomi ameliyatının yarası çirkinleştirici midir?
Hayır. Karında dümdüz bir izi kalmaktadır. Dölyolundan yapılan histerektomilerde hiçbir yara izi görülmemektedir.

Vaginal histerektomi yapılmasını gerektiren durumlar hangileridir?
Sistosel ve rektosel durumlarıyla birlikte rahim prolapsı da varsa, rahmin dölyolundan alınması tercih edilmektedir. Bu şekilde döl-yolunda gerekli olacak plâstik ameliyatla aynı zamanda yapılabilir. Bu ameliyat, rahmin dölyolundan alınamayacak derecede büyüdüğü hallerde yapılamaz.

Dölyolundan yapılan histerektomi tehlikeli bir ameliyat mıdır?
Hayır. Bu ameliyatta riskler karından yapılan histerektomilerden farksızdır.
Bir histerektomi ameliyatı ne kadar sürer?
Bir ile iki saat arası.
Histerektomi ameliyatından ne kadar süre sonra hasta yataktan kalkabilir?
Genellikle ameliyattan bir gün sonra.

Histerektomi ameliyatından sonra ne kadar süre hastanede kalınması gerekmektedir?
Dokuz ile on iki gün arası.

Histerektomi ameliyatı sonrası ne gibi belirtiler meydana gelebilir?
Bir iki hafta süre ile dölyolu kanaması devam edebilir. Yine bu ameliyat sonrası bir hafta kadar idrar etmekte ve dışarı çıkmakta zorluk çekilebilinir.

Endometrioz nedir?
Rahim içzarı hücrelerinin anormal yerlerde bulunması hali. Bu dokular rahim çeperinin derininde, rahmin üst tabakasının dışında, Fallop tüplerinde,   yumurtalıklarda,   rahmi destekleyen ve tutan bağlarda, mesanede, bağırsaklarda, dölyolunda veya karın bölgesinin başka yerlerinde bulunabilecektir.

Rahim içzarı hücreleri (endometrial hücreler) nasıl böyle anormal yerlerde bulunabilmektedirler?
Bunlar başka yapıların üzerine yerleşmekte ve küçücük hücre yuvaları halinde gelişmektedir. Boy itibariyle bir topluiğne başından bir portakal büyüklüğünde değişiklik göstermektedirler. Çok kez kist oluşumuna yol açmaktadırlar. Bunların içinde eskimiş âdet kanları ve çikolata benzeri bir sıvı bulunmaktadır.

Endometrial hücre kümeleri ne gibi anormal durumlara yol açabilirler?
Fallop tüpleri ve yumurtalıklar veya mesane, bağırsak ya da rahim arasında sert yapışmalara yol açabilmektedirler. Kist meydana gelmesine neden olabilirler. Bu kistler bükülüp veya patlayıp akut karın ağrılara ve distress’e sebep olurlar.

Endometrial hücre kümelerinin fonksiyonları normal rahim hücreleri gibi midir?
Evet. Her âdet periyodu yaklaştığı zaman genişlemekte, kanla dolmaktadırlar ve âdet görme hâli olduğu zaman kanamaktadırlar.

Endometrioz neden ileri gelir?
Esas nedeni bilinmemektedir. Bir teoriye göre âdet periyotlarında rahmin tabaka hücreleri Fallop tüplerinden ters bir peristaltik hareketle dışarı itilmektedir. Başka bir teoriye göre ise, bu hücreler bir rahim ameliyatından sonra yerlerinden kopmuşlardır.

Endometriozun belirtileri nelerdir?
a.  Hiçbir belirti göstermeyebilir ve başka bir hastalıktan dolayı yapılan bir ameliyatta meydana çıkabilir.
b.  Adetten önce ve âdet görme sırasında şiddetli sancı hissedilebilinir.
c.  İdrar ederken, dışarı çıkarken veya cinsel temas sırasında şiddetli sancı hissedilebilinir.
d.  Adet halinde kanama belirli bir şekilde artış gösterebilir.
e.  Ciddî endometriozun komplikasyonlarından biri de kadının gebe kalamamasıdır.

Endometrioz nasıl tedavi edilir?
a.  Tedavi genellikle tıbbî yollardan yapılır ve âdetleri geçici bir süre durdurmak için hastaya erkeklik hormonları veya yeterli derecede dişilik hormonları verilir. Ancak, bu tür tedavi belli bir süre uygulanır.
b.  Belli belirtilerle gelen inatçı endometrioz vakalarında histerektomi ameliyatı yapılması gerekebilir. Bu ameliyat çocuk doğurma yaşını geçmiş olan kadınlara ve ameliyat gerektirecek kadar ciddî araz gösteren genç kadınlara da yapılmaktadır.
c.  Çocuk doğuracak yaşta olan genç kadınlarda gebelik geçici bir rahatlama getirir. Bunun nedeni endometrioz arazını meydana getiren dönem (siklus) tesiri gebelikte geçici olarak etkisiz kalmaktadır.

Endometrioz kansere neden olabilir mi?
Hayır.

Endometrioz tedavi edilmediği hallerde ne meydana gelebilir?
Belirtiler ilerliyecek ve sakatlık getirebilecek hale gelecektir. Eğer endometrioz bağırsaklarla veya sindirim sistemi ile ilgiliyse hastalık bağırsakları tıkayabilecektir. Bazı hallerde bu hücrelerden oluşan kistler o derece büyüyecektir ki, başka organlara yaptıkları baskılardan ameliyat gerekecektir. Kistler bazen bükülüp veya koparlar. Bu hallerde derhal ameliyat yapılması gerekmektedir.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

SERVİKS24/3/2007

Serviks nedir?
Serviks dölyolunda görünen rahimin (dölyatağının) bir parçasıdır. Dölyolundan rahmin içinde uzanan serviks ortasında bir kanal (serviks kanalı) bulunan küçük, sert ve adaleli bir organdır. Doktor muayenehanesinde yapılan bir pelvis muayenesinde serviks, rahmin gözle görülen tek kısmıdır.

Serviks nasıl muayene edilir?
Spekulum adlı aynalı özel bir âlet dölyoluna sokularak muayene edilir.

Serviksin fonksiyonu nedir?
a.  Rahim boşluğuna  bakterilerin veya başka yabancı  cisimlerin girmesini önler.
b.  Meninin (spermanın) rahim boşluğuna girmesine müsaade eder.
c.  Gebelik süresinde gelişen cenini korur.
d.  Doğumda çocuğun çıkabilmesi için açılıp yol verir.

Serviks yangısı nedir?
Serviksin iltihaplanması halidir.

Serviks yangısının çeşitli türleri nelerdir?
a.  Serviks aşınması (erozyon). Dölyolundaki serviks kanalının açılışında beliren derisi sıyrık (raw) ve kızarmış bir alan. Bu durum aslî olabilir ve bir gelişme noksanlığından serviksi kaplayan normal zarların bulunmayışından dolayı genç kızlarda rastlanılabilinir. Aşınmalar doğumda meydana gelen bir zedelenmeden veya ameliyatta ya da kürtajlarda meydana gelen arızalar ve genişlemeler şekilde tâli de olabilir.
b.  Serviks yangısında kistler. Bu durum yangı iyileşmekteyken yangılı bir serviks üzerinde küçük kistlerin gelişmesidir. Serviksin sathı iyileşirken bazı guddeleri kapalı kalarak kist teşekkülüne neden olurlar.
c.  Hipertrofik serviks yangısı. Bu durumda bütün rahim yapısı üzerinde büyüyen büyük bir cisim peydahlanmaktadır. Bu hal çok kez kist teşekkülünden ve serviks aşınmasıyla ilişkili olarak meydana gelmektedir.
d.  Kronik serviks yangısı. Yukarıda sayılı durumların tekerrürüdür.

Serviks yangısının nedenleri hangileridir?
a.  Bakteriler, mantarlar veya parazitler.
b.  Doğumda veya ameliyatta meydana gelen zedelenmelerde tâli derecede iltihaplanma.
c.  Serviksin normal örtü tabakasında doğuştan gelen bir hatâ.

Serviks yangısının belirtileri nelerdir?
a.  En yaygın belirti dölyolu ifrazatıdır. Sümüksü bir halde olan ifrazat renksiz, beyaz veya sarımsı bir renkte olabilmektedir.
b.  Cinsel temastan sonra dölyolu kanaması.
c.  Ciddî hallerde âdet kanaması normalden daha ağır olabilir, âdet öncesi ve âdet sonrası bir iki gün lekelemelere sebep olabilir.

Serviks yangısı gebe kalmaya engel olabilir mi?
Bazı hallerde evet. Bu gibi durumlarda kadının gebe kalabilmesi için serviks yangısının tedavisi gereklidir.

Serviks yangısı nasıl tedavi edilir?
a.  Bir enfeksiyon varsa, gerekli ve özel ilâçlarla ortadan kaldırılmalıdır.
b.  Lavajlarla enfeksiyon kontrol altında tutulabilinir. Asitli lavaj bir mantardan veya parazitten ileri gelen bir enfeksiyonun tekerrür etmesini önleyebilir.
c.  Serviksin basit bir aşınması gümüş nitart uygulanması yoluyle veya koterizasyonla tedavi edilebilir.
d.  Daha yaygın aşınmalar veya kist teşekkülleri, koterizasyon gibi daha aktif ve kuvvetli tedavi usullerini gerektirir.
e.  Kronik serviks yangısı koterizasyonla tedavi edilebilecekse de, daha ciddî hallerde hastanın hastaneye yatırılması ve serviksin kesilmesi amputasyon gerekecektir.

Serviks koterizasyonu nasıl yapılmaktadır?
Bu işlem doktor muayenehanesinde yapılmaktadır. Metal uçlu ve elektrikle ısıtılan bir âletle servikse ensizyonlar yapılarak açılmaktadır. Çok sayıda yapılan yakıcı ensizyonlar aşınan ve enfekte olan dokuları öldürerek bunların, alttaki sıhhatli dokuların üzerinden ayrılarak dökülmelerine neden olmaktadır. Zamanla, sıhhatli dokular yeniden büyüyecek ve bütün serviksi kaplayacaktır.

Serviks koterizasyonu ağrılı bir operasyon mudur?
Hayır. Hasta için fazlasıyla sıkıntılı bir işlem değildir. Dölyolunda biraz sıcaklık hissedilecek ve operasyondan sonra kramplar meydana gelebilecekse de, hiçbir arıza veya sakatlık olmayacaktır.

Serviks koterizasyonu operasyonu ne kadar sürer?
İyi bir jinekologun ellerinde ancak birkaç dakika.

Serviks koterizasyonundan sonra hastada ne gibi gelişmeler beklenebilir?
Vakaların büyük çoğunluğunda dölyolundan bir hafta ilâ on gün artan bir ifrazat meydana gelecektir. Bu ifrazat kalın, fena kokulu ve gri renkte olabilecektir. Yedi veya sekiz gün sonra dölyolu kanaması meydana gelebilecektir. Bunlar enfekte olan çürük dokuların ayıklanmasından ileri gelmektedir.

Serviks koterizasyonundan sonra ne gibi tedbirlerin alınması gerekmektedir?
Hasta on iki ile on dört gün arası lavaj ve cinsel temastan kaçınmalıdır.

Koterizasyondan sonra muayyen zamanlarda lavaj yapılmalı mıdır?
Evet. On iki ilâ on dört gün sonra yara kabukları bertaraf edilince enfeksiyonun tekerrürünü önlemek için, her gün asit solüsyonla karıştırılmış ılık sulu lavajlar yapılmalıdır. Adet hali dışında bu lavajlar yaklaşık üç hafta bir yapılmalıdır.

Katerizasyondan sonra serviksin tam anlamıyle iyileşmesi için ne kadar süre gereklidir?
Yaklaşık altı hafta.

Koterizasyondan sonra servikse ilâçlar konmakta mıdır?
Bazı jinekologlar yeniden olabilecek bir enfeksiyonu önlemek için her gün antibiyotik dölyolu fitillerinin konmasını tavsiye etmektedirler.

Serviks yangısı veya aşınması halleri tekerrür ederler mi?
Evet. Bunlar tekerrür ederse tedaviye yeniden başlanması gereklidir. Hafif bir tekerrür çok kez görülebilinir, ancak derhal tedaviye başlanılırsa bu çabucak geçer.

Serviks yangısı tekerrür ettiği taktirde jinekolog bir tümör olmasından şüphelenmeli mi?
Evet. Bu hallerde serviks dokularından bir parça alınarak mikroskop altında muayene edilmelidir.

Servikste görülen her anormal   vakada jinekolog   kanser ihtimalini araştırmalı mıdır?
Evet. Yetenekli bir jinekolog hangi vakaların daha fazla araştırma gerektiğini bilecektir. Eğer teşhisinde bir şüphesi varsa bir kanser (Papanikolau) smiri alacak ve şüphelendiği alanda bir biyopsi yapacaktır.

Kanser (Papanikolau) smiri nedir?
Bu sistem; dölyolu ve serviksten yüzey dokularını alarak bunları özel sıvı teknikleriyle kanser araştırmasında kullanmaktır. Bu tür araştırmada varlığı tespit edilen sadece yüzey dokularının kanseridir.

Kanser (Papanikolau) smirinin yararlığı nedir?
Kanser hücrelerini, gelişmelerinin ta başında meydana çıkarabilir ve böylece en erken safhada tedavi yoluna gidilmesini mümkün kılar.

Bütün kadınların serviks kanser smirine başvurmaları gerekli midir?
Yirmi yaşını geçmiş bütün kadınlar yılda bir kez rutin olarak dölyoluna ait bir kanser smiri yaptırmaları gereklidir. Bunun dışında bu alanda herhangi bir yara veya bere görüldüğü zaman derhal bir kanser smiri yaptırılması yerinde bir hareket olur.

Kanser (Papanikolau) smiri ağrılı bir işlem midir?
Kattiyen değil. Bütün işlem birkaç saniye sürmekte, dölyolu ve servikse bir süngerin sokulup çıkarılmasından ibarettir.

Serviks polipi nedir?
Serviksten yükselen küçük selim bir tümördür. Bir bezelye tanesî, kiraz veya üzüm büyüklüğünde olup, çok kez de bir sapı bulunmaktadır.

Serviks poliplerinin gelişmesinin sebebi nedir?
Sebebi bilinmemektedir. Bu polipler hem genç ve hem de yaşlı kadınlarda gelişebilmektedir.

Serviks poliplerin belirtileri nedir?
Dölyolu ifrazatı, âdetler arası lekelemeler, âdet öncesi ve sonrası lekelemeler ve kramplar. Bütün bu belirtiler birer birer tezahür edebilir, beraberce görülebilir veya herhangi bir belirti olamayabilir de.

Serviks polipi nasıl tedavi edilir?
Bir jinekolog muayenehanesinde alınmaları icap eder. Bazı hallerde hastanın hastaneye yatması gerekli olabilir. Çok az rahatsızlık veren hafif bir ameliyat türü ile bu polipler alınabilinmektedir.

Poliplerin tekerrür etme eğilimleri var mıdır?
Bir polip bir kez alındı mı bir daha büyümeyecektir. Ancak, polip çıkarmış olan bir kadın başka polipler çıkarma eğiliminde olabilir. Bu poliplerin de alınması gereklidir.

Serviks polipleri habis olur mu?
Çok nadir hallerde.

Serviks polipleri gebeliği engeller mi?
Genellikle hayır.

Şerviks hipertrofisi nedir?
Serviksin fazla büyümesi veya uzamasıdır. Bu hal iltihaplanmayla veya iltihaplanma olmadan da meydana gelebilir. Çok vakalarda bu durum sistosel veya rektosel ile ilişkili görülür.

Serviks hipertrofisi neden olur?
Nedeni bilinmemektedir.

Serviks hipertrofisinin belirtileri nedir?
Hastalık sistosel ve rektosel ile ilişkili görülmektedir. Belirtilerinde idrarda ve anusde rastlanır. Hastalık eğer tek başına gelmişse; belirtileri dölyolunda bir basınç veya dölyolu ağzında bir kütlenin çıkıntı halinde görülmesidir.

Serviks hipertrofisi evlilik ilişkilerine engel olur mu?
Evet. Dölyolunda bir kütlenin bulunuşu cinsel teması imkânsız hale getirebilir. Cinsel temasta sancı duyulması, büyüyen serviksin yer değiştirmesinden ileri gelebilir.

Serviks hipertrofisinin tedavisi nasıl yapılır?
Hastalık sistosel veya rektosel ile ilişkili ise, serviks dölyolunda yapılacak bir plâstik ameliyatın bir bölümü olarak alınacaktır. Eğer hipertrofi tek başına gelişmişse serviks ampütasyonu yapılacaktır.

Serviks ampütasyonu ciddî bir ameliyat mıdır?
Hayır. Basit bir ameliyat olarak kabul edilmektedir. Çok az risk taşıyan bu ameliyat, ameliyat sonrası da fazla herhangi bir rahatsızlığa yol açmamaktadır.

Serviks ampütasyonu için ensizyon (kesit) nerede yapılmaktadır?
Tamamen dölyolu kanalı içerisinde.

Serviks ampütasyonu için hastanede ne kadar süre kalınması gereklidir?
Yaklaşık beş veya altı gün.

Serviks ampütasyonundan sonra ne gibi tedbirlerin alınması gerekmektedir?
Hastanın tam anlamıyla nekahet bulması için üç veya dört haftalık bir süre gerekmektedir. Cinsel temas ve lavaj yaklaşık altı hafta yasaklanmaktadır.

Serviks ampütasyonu gebe kalınmasını engeller mi?
Serviks kesildikten sonra kadın gebe kalabilir. Ancak, doğum büyük bir ihtimalle sezaryen ameliyatı ile gerçekleşebilecektir. Serviks ampütasyonundan sonra çok kez serviks çocuğun çıkmasını gerektirecek kadar genişleyemeyecektir. Ayrıca, doğum sırasında bu alt kesimin kopma tehlikesi de her zaman mevcut olacaktır.

Serviks ampütasyonu kanser gelişmesine yol açar mı?
Hayır.

Serviks kanseri genel bir durum mudur?
Evet, kadınlarda meydana gelen kanserlerin % 25′ini teşkil etmektedir.

Serviks kanseri neden meydana gelir?
Asıl nedeni bilinmemektedir. Birçok teori varsa da bunların hiçbiri dayanıklı bir esasa bağlı bulunmamaktadır.

Serviks ampütasyonu gebe kalınmasını engeller mi?
Serviks kesildikten sonra kadın gebe kalabilir. Ancak, doğum büyük bir ihtimalle sezaryen ameliyatı ile gerçekleşebilecektir. Serviks ampütasyonundan sonra çok kez serviks çocuğun çıkmasını gerektirecek kadar genişleyemeyecektir. Ayrıca, doğum sırasında bu alt kesimin kopma tehlikesi de her zaman mevcut olacaktır.

Serviks ampütasyonu kanser gelişmesine yol açar mı?
Hayır.

Serviks kanseri genel bir durum mudur?
Evet, kadınlarda meydana gelen kanserlerin % 25′ini teşkil etmektedir.

Serviks kanseri neden meydana gelir?
Asıl nedeni bilinmemektedir. Birçok teori varsa da bunların hiçbiri dayanıklı bir esasa bağlı bulunmamaktadır.

Serviks kanserine genellikle hangi yaşlarda rastlanmaktadır?
Her yaşta olabilir. Ancak çoğunlukla kırk ile altmış yaşları arasındaki kadınlarda rastlanmaktadır.

En çok kimlerde serviks kanserinin gelişmesi muhtemeldir?
a.  Çok genç yaşta cinsel ilişkiye başlayan kadınlarda.
b.  Çok değişik kişilerle seks yapmış olan kadınlarda.
c.  Çok genç yaşta çocuk doğurmuş olan kadınlarda.
d.  Sünnet olmamış erkekle evli olan veya bu gibileriyle fazla seks ilişkileri olan kadınlarda.
e.  “Herpes” gibi tenasül uzuvlarında enfeksiyonları olan kadınlarda.

Kanseri önlemek için servikste herhangi anormal bir durumun erken tedavisine başvurulması yararlı mıdır?
Kuşkusuz ki evet. Birçok jinekolog serviks aşınmasının, zedelen meşinin, iltihaplanmasının veya burada görülen selim marazı teşekküllerin kanserin gelişmesinde öncülük edebilecekleri kanısındadırlar.

Serviks kanseri önlenebilinir mi?
Kanser önlemeyen bir hastalıktır. Ancak erken tedaviyle kanserin gelişmesi ve yayılması önlenilebilinir. Böylece, devamlı dölyolu kontrolleriyle birçok kanser tedavi yapılabilecekleri safhalarda teşhis edilebilmektedir.

Serviks kanserinin erken belirtileri nelerdir?
Çok erken bir kanser hiçbir belirtiye meydan vermeyebilir. Bunun içindir ki periyodik dölyolu muayeneleri gereklidir. Daha sonraları dölyolu ifrazatı, cinsel temastan sonra kanama, lavajdan sonra kanama veya âdetler arası sebepsiz, kanama belirtileri görülebilecektir.

Kanser smiri ile servikste erken bir kanser teşhis edilebilir mi?
Evet.

Lokal serviks kanseri nedir?
Aynı zamanda “insitu” kanseri adı verilen bu tür kanser serviksin yalnız üst tabakalarında kalmakta ve alt dokulara yayımlamaktadır. Bu terim bu kanseri yayılmış kanserle tefrik etmek için kullanılmaktadır. Yaygın tip kanser üst tabakaları aşarak alt dokulara, lenf kanallarına ve kan .dolaşımına kadar yayılmaktadır.

Kanser teşhisinde kanser smiri sistemi ne derece isabetlidir?
Yaklaşık vakaların % 97’sinde kesin teşhise yaramaktadır.

Müspet çıkan bir kanser smiri testi, serviks kanseri teşhisi konması için yeterli midir?
Hayır. Bir kanser smiri müspet çıktığı hallerde teşhisin ve hastalığın tam yerini tayin etmek için bir biyopsi ve kürtaj yapılması gerekli olacaktır. Müspet bir kanser smiri serviksten ayrı, rahim yapısında başka bir kanseri de göstermiş olabilir.

Serviks kanserinin tedavisi nasıl yapılır?
Bu tamamen kanserin bulunduğu zamanki durumuna bağlıdır. Bu hastalığın üç tedavi metodu vardır:
a. Radyum ve X ışınları kullanılmasıyla.
b.  Cerrahî müdahale ile serviksin, rahimin, tüplerin, yumurtalıkların ve bu alanda bulunan bütün lenf kanallarının alınmasıyla,
c.  Radyum, X ışınları ve cerrahî müdahale birleşimleriyle.

Ne gibi bir tedavi metoduna başvurulacağı kararını kim verecektir?
Kanserin yaygınlığı ve gelişme durumu tespit edildikten sonra jinekolog hangi tedavi usulüne başvurulması gerekeceğini bilecektir.

Serviks kanserinden kurtulma oranı nedir?
Erken teşhis edilen serviks kanserlerinin hemen hepsi ya radyum, ya X ışınları, ya ameliyat veya bunların birleşmeleriyle (kombinezonlarıyla) tedavi edilebilecektir. Hastalık yayılmışsa ameliyat daha zor olmakta ve kurtulma oranları o nispette azalmaktadır. Fazla yaygın olan hallerde ölüm orani çok artmakta ve ameliyat yapma imkânları da o nispette azalmaktadır.

Dölyolunda radyum yerleştirmek sancılı bir işlem midir?
Hayır. Bu işlem hastanede anestezi altında yapılmaktadır.

Radyum devamlı olarak vücutta kalmakta mıdır?
Hayır. Radyum genellikle kapsül halinde yerleştirilmektedir ve yeterli derecede radyoaktif ışınlar nakledildikten sonra kapsül çıkarılmaktadır.

Genellikle radyum rahim haznesinde ne kadar süre kalmaktadır?
Gereken dozaja göre genellikle 72 ilâ 110 saat.

Radyum konulduğu zaman hastanede kalma süresi ne kadardır?
Dört ilâ altı gün.

Radyum kullanılması ameliyattan sonra rahatsızlığa neden olur mu?
Evet. Çünkü radyum konulduğu zaman dölyoluna geniş ölçüde tampon konmaktadır. Bu rahatsızlık müsekkin ilâçlarla hafifletilmekte ve kontrol edilmektedir.

Radyum tedavisi dışında ve yardımcı olarak X ışınları tedavisi çok kez tatbik edilmekte midir?
Evet. Bu tedavi yöntemi radyum yerleştirilmeden önce ve radyum yerleştirildikten sonra yapılmaktadır. Gaye radyumun varamayacağı yerlere nüfuz etmektir.

Radyum yerleştirilmesinden sonra ameliyat sonrası belirtiler meydana gelmekte midir?
Evet. Bağırsakların iyi işlememesi, fazla idrar ve idrarda yanma, çok kez radyum tedavisinin komplikasyonları olarak görülmektedir.

Serviks kanseri tedavisinde radyum kullanıldıktan sonra kanser tekerrür edebilir mi?
Evet. Bazı kanserlerin radyuma bağışıklıkları vardır veya radyum bunlara kadar nüfuz edememektedir. Tekerrür radyum ve X ışınları tedavisi başlandığı zaman hastalığın vardığı safhaya bağlıdır.

Bir hasta serviks kanseri için radyum tedavisi olduktan sonra normal yaşantısına dönebilecekmidir?
Vakaların büyük çoğunluğunda evet.

Serviks kanseri için radyum tedavisi görmüş olan bir kadın bu tedaviden sonra gebe kalabilecek midir?
Radyum tedavisinde yumurtalık fonksiyonları da yok edilmiş olacağından, radyum tedavisi görmüş olan bir kadın gebe kalamaz. Bu tedaviden dolayı artık âdet görmesi de kesilecektir.

Serviks kanseri ameliyatında ne tür bir cerrahî müdahale yapılmaktadır?
a.  Erken teşhis edilen lokal serviks kanseri için histerektomi (rahmin çıkarılması.)
b.  Yaygın kanserlerin büyük çoğunluğu için radikal histerektomi (rahimin ekleriyle çıkarılması.)
c.  Yaygın ve ilerlemiş kanser için ekzentrasyon (mesane, rektum ve rahmin, çevrelerindeki bağ, yağ ve lenf dokularıyla beraber çıkarılması.)

Serviks kanserinde ekzentrasyon ne demektir?
Bu çok komplike ve zor olan ameliyatta bütün rahim, serviks, dölyolu, tüpler, yumurtalıklar, lenf bezleri, sidik torbası ve anus cerrahî müdahale ile alınmaktadır. İdrar ve dışkı, açılan sunî deliklerden dışarı atılmaktadır.

Serviks kanseri böyle radikal bir ameliyatla tedavi edilebilir mi?
Ancak tek tük vakalarda. Unutulmamalıdır ki bu gibi ameliyatlar ancak yaygın kanserlerde ve ameliyat yapılmadığı taktirde muhakkak surette ölecek hastalara yapılmaktadır.

Bu ameliyat tehlikeli midir?
Evet.

Serviks kanseri olan hastaların gelecekteki umutları nedir?
Erken teşhisle tedavi olma oranlarının önümüzdeki yıllarda artacağına dair umutlar mevcuttur. Kanser smirlerinin gelişmesiyle hastalık yayılmadan erken teşhisi mümkün olmuştur.


(Yazar ali hikmet)
0 Yorumlar | Yorum Yaz | Baglantı

71 sayfadan 10 . sayfa
geri | ileri