BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan


Başlıksız

18/11/2008 - AY KARANLIK

Yazar azmavi


 

 

AY KARANLIK

 

Maviye çalar gözlerin,

 

Yangın mavisine

Rüzgarda asi,

 

Körsem.!

Senden gayrısına yoksam

 

Bozuksam..


 

Can benim, düş benim,

 

Ellere nesi?

 

Hadi gel,

 

Ay karanlık...

 

Itten aç..

Yılandan çıplak,

 

Vurgun ve bela

 

Gelip durmuşsam kapına

 

Var mı ki doymazlığım?

 

İlle de ille.

Sevmelerim,

 

Sevmelerim gibisi?

 


 

Oturmuş yazıcılar

 

Fermanım yazar

 

N'olur gel,

 

Ay karanlık...

 

Dört yanım puşt zulası,

 

Dost yüzlü,

 

Dost gülücüklü

 


 

Cıgaramdan yanar.

 

Alnım öperler,

 

Suskun, hayın, çıyansı.

 

Dört yanım puşt zulası,

 

Dönerim dönerim çıkmaz.

 

En leylim gecede ölesim tutmuş

 

Etme gel,

 

Ay karanlık...

  


 

   AHMET ARİF

 

 

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz! :: Baglantı

2/11/2008 - ORDA KAL

Yazar azmavi


 

 

ORDA KAL

 

Bilmem bilir misin?

Melekleri,gökleri,denizleri ve mavi gözleri...

Bilirsin tabi,ama görür müsün benim gibi?

Bilmem duyar mısın?


 

Kuşları,çığlıkları,böcekleri,sesleri...

Duyarsın elbet,ama yüreğinde hisseder misin benim gibi?

Ağlayan çocuklar,bencil insanlar

Bitmek bilmeyen kavgalar var mı orda?

Söyle ne olur,anlat biraz bana

Senin yaşadığın dünya,

Tertemiz bir yer mi yoksa?

Hala burasını soruyorsan eğer,

Ne sen sor,ne de ben söyleyeyim

Öğrenme bunları,hiç büyüme bebeğim


 

Ençok anneni seversin şimdi

Başka birgün,başka birini

Ve birgün yaralanırsa kalbin,

Anlaki artık buraya geldin.

 

 


 

GÖKHAN POLAT

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz! :: Baglantı

31/10/2008 - pembe mavi odalar

Yazar azmavi


 

 

Pembe Mavi Odalar

 

Şiirler

pembe,mavi odalarda

mutlu bir yuvada yazılmıyor

güzelim.

Bir eşin kollarında çizilmiyor

resimler,

Aşk'ın acısı şiiri tatlandıran

kavuşulmaması

Şairi,

şair yapan.

Mutlu sonla bitseydi

sevdalar

Olurmuydu hiç

 

ayrılıklar

yalnızlıklar...

Dökülür müydü göz yaşları

hıçkırıklar...

 

 

Şiirler;

Pembe, mavi odalarda

yazılmıyor güzelim

Bir eşin kollarında.

 

Aşk'ın yüreğine ineceksin

yanacaksın, çekeceksin,

hamken pişeceksin

eldesini zor edeceksin.

Bak ne diyor şair...

''AŞK '' için öleceksin...

 

 


 

 

f.baskın..

 

 


 

 

 


 

 

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz! :: Baglantı

23/10/2008 - MAVİ BİR ÖLÜM

Yazar azmavi


 

 

MAVİ BİR ÖLÜM

 

 

 

Yine sana sesleneceğim

 


 

 

 

 

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

 

 

 

Senin kim olduğunu en çok bilerek

 


 

 

 

 

İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin

 

 

 

Dört nala açan kiraz çiçeklerinin

 

 

 


 

Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

 

 

 

Sarı bir hüzün kızıl bir gurur

 

 

 

Ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana

 

 

 

...........

 

 

 

Sana oklardan değil yaylardan bahsedeceğim

 

 

 

Gülün dikeninden değil

 

 

 

Gülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayacağım

 

 

 

Topraktan söz açacağım

 

 

 

Akan su gelmeyecek kelimelerime

 

 

 

Suyu şefkatle kucaklayan damlaları dinlendireceğim

 

 

 


 

............

 

 

 

Yine sana sesleneceğim

 

 

 

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

 

 

 

Bilmek istemeden

 

 

 

.........

 

 

 

Alaattin'in sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi

 

 

 

Ve ne dilersem dilememi isteseydi

 

 

 

Hiçbir şeyi elde etmeyi dilemezdim

 

 

 


 

Bir şeyden vazgeçmek isterdim sadece

 

 

 

Hayatta bir şeyden vazgeçmek lutfedilseydi

 

 

 

Bedeli her şeyim olsa bile

 

 

 

Sana seslenmekten vazgeçmek isterdim

 

 

 

Garip değil mi sana seslenmekten vazgeçtiğimi

 

 

 

Bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belki de

 

 

 

Oysa sana seslenmek bütün hesaplarımı gördüğüm şu dünyadaki

 

 

 

Tek geride kalmış hesap benim için

 

 

 

Bu dünyadaki tek yük

 

 

 

Bu seslenişin kalbini avucumda tutabilmek

 

 

 

Kürek mahkumu için kürek neyse

 

 

 

Benim için de sana seslenmek o

 

 

 

Bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu

 

 

 

Öbür yandan bileklerimden sızan kanların

 

 

 

Gönlümü işgale yönlendiği bir rotanın can suyu

 

 

 

Oysa ben sana kürekten değil gemiden bahsetmek isterdim

 

 

 

Atalarım bana kadınlara gökyüzünü

 

 

 

Gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler

 

 

 

Sen kürekleri yağlı urganları

 

 

 

Geceyi siyaha gömen fırtınaları öğretmeye çalışıyorsun

 

 

 

Sana ellerimle dokunarak gözlerimle okşayarak

 

 

 

Göstermek istedim

 

 

 

Rüzgarla şişen beyaz yelkenleri

 

 

 

Ama senin vaktin yoktu

 

 

 

Ben bunu hiç anlayamadım

 

 

 

Kavmimin kadınları bana öğretmediler ki

 

 

 

Bazı kadınların beyaz apletlerden daha çok

 

 

 

Siyah apletleri sevebileceğini

 


 

 

 

.............

 

 

 

Sana sesleniyorum

 

 

 

Ve gözlerin bileklerimden parmak uçlarına

 

 

 

Toplanmış kan pıhtılarını seyrediyor

 

 

 

Kürekleri bırakamıyorum

 

 

 

Önce yücelttiğin sonra terkettiğin aşkın onuru için

 

 

 

Kalemi bir an elimden düşürmüyorum

 

 

 

Ankara Kalesi’nin önünde

 

 

 

Sana sesleniyorum

 

 

 

..............

 

 

 

Benden kaçıp cennete gitmek isteseydin

 

 

 

Seni cennetin kapısına kadar götürürdüm

 

 

 

Bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı

 

 

 

Cehennemle konuşur Seni ona anlatabilirdim

 

 

 

Oysa sen ne cenneti isteyebilecek kadar aşık oldun

 

 

 

Ne de cehennemi isteyebilecek kadar ayrılık

 

 

 

Seviyorum seni ama dedin

 

 

 

Hoşçakal diye ekledin

 

 

 

Şimdi gitmeye mecburum

 

 

 

Belki yine gelirim, umarım gelirim

 

 

 

Son söz oldu

 

 

 

Cennet ve cehennemin dillerini

 

 

 

Savaş naralarını ve aşk şiirlerini

 

 

 

Gazelleri ve boleroları öğreten atalarım

 

 

 

Senin sözlerinin anlamını öğretmediler

 

 

 

Hiçbir şey söylemeden gittin

 

 

 

Ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim

 

 

 

Dilsiz olanın yaşayabileceğini sen öğrettin bana

 

 

 

Ve kalemimle ilk defa yavan gözlerle baktın

 

 

 

Yine yeniden sadece sana sesleneceğim

 

 

 

Müebbet bir aşk dışında

 

 

 

Bildiğim tüm duygularımı terkedeceğim

 

 

 

Sana sesleneceğim yine

 

 

 

Seni sadece kuru bir sevgiyle değil

 

 

 


 

Derin bir hüzünle binlerce yıllık bir gururla

 

 

 

Ve pervasız bir öfke ile sevdiğimi duyuyor musun

 

 

 

Mütevazi bir sevgiyle değil

 

 

 

Küstah bir aşkla sevdim seni

 

 

 

Ben Oosmanlı gibi

 

 

 

Kollarımın yetişmediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken

 

 

 

 

Yorumlar (1) :: Yorum Yaz! :: Baglantı

16/10/2008 - Sevdamın hüzün dili

Yazar azmavi


 

 

Sensizliğin denizinde yürüyorum

çıplak ayaklarımla.

Simsiyah bir haykırış akıyor gözlerimden,

ellerim anılarımda…

Mavi bir gül aşkı anlatıyor semalarımda.


 

Ne yapmaktasın şimdi,

hangi sevda yollarını adımlamaktasın bilmiyorum.

Başlıyor yokluğun infazları,

kan damlıyor gözlerimden.

Sen git…

Ben kalmak istiyorum

gecelere sığmayan sevdamla.


 

 

 

Düş bahçemizde bir ömürdü geceler oysa,

karanlığın içindeki Ay’dı gül yüzüm.

Yalnız geceleri görünür, günü sevmez karanlığım,

güneşe yakışmaz tenim.

Düşünüyorum da bendeki bu karanlığın bir adı olmalı,

ya da bu dünyanın bir anlamı olmalı.

Kanadım kolum kırık…

Dudağımda bir çığlık, affet ağlıyorum, affet…

İstemesem de susuyorum, kızma…

Ölüyorum sensiz, gitme.

İtme beni karanlıklara…

Dertlere sarma yorgun yüreğimi…

 

 


 

Kapı önünde boynu bükük bir sevdalıyım işte.

Eşkıya ayrılıklarla kesilir düşlerimin yolları…

Zamansızlık kalır içimde,

oysa delice yaşamak vardı tüm renklerde.

Güneşin ellerinden tutup, yanılgılara vurmak özlemi.

 

 

Ey yar, vedanın rengini söyle bana.

 

 

Tek başına yanmalarım yetmedi mi daha,

saatler vuslatı vurmadı mı anlat.

Rüzgarıma kapatma pencerelerini,

alışma bensiz sabahlara.

Yeniden doğmayı öğret bana,

belki’siz, keşke’siz cümleler sarfet.

 

 

Acılı göz yaşlarımın çığlıkları yankılanır


 

gecemin duvarlarında.

Sustuğum kadar sevdim seni,

ateşli avuçlarımla bilesin.

Hükümsüzüm şimdi…

Hüzünlere demir atarken yüreğim,

umutlar martı olur uçar ellerimden.

Ufuklara bakıp boşa beklerken gözlerim,

canıma kasteder aramıza serilen fırtına.

Sığınmak isterim sana, kıyamam…

Olmayacak duaları bırakır dilim, kalamam…


 

 

 

Ey yüreğim, duy sesimi…

 

 

Soğuk kayalıklardan engin denizlere bırak kendini.

Geceler güne dönerken elini belime koy hadi,

son kez dans edelim.

Sevdanın görüş günleri olsa da yüreğime yasak.

Mevsimsiz saçlarıma dokun,

sonbahar gibi uzak.

Ayazda kaldım nedensiz.

Siyah gibi ümitsizim.


 

Söyle neden sana varan her yollar hep uzak.

Gecenin gölgelerinde üzgünüm,

hüzünden öteyim ağlamaktan küflü duvar diplerinde.

 

 

Ey sevda,

 

 

Mavi bir ay doğdu geceme, bak.

Kırmızı elbisesiyle geldi aşk,

uzandı çimenlere.

Sarı tüllerin ardında kaldı umutlar…

Her dokunuş beyaz, alevlerin içinde.

En çok saçlarımı severken

koynumdaki kırmızı güller,

gözlerimde ıslanır mor menekşeler.


 

Gün batımları acıtır içimi,

 yenilirim gitmelere yürekten.

Düşerim bir mavi gök tutmaz ellerimden.

Kanatları kırılır yüreğimin,

bir kalemin ucunda şimdi ümitlerim.

 

 

Yalnızlık denen karanlık mahzende üşürken ellerim

SEVDAMIN HÜZÜN DİLİ'yle sana seslenirim.

Göz bebeklerimde nefesinin göğsündeki iniş çıkışları,

ellerimde kalp atışın…

 

 

Sen uyu sevgili,

 

 

Masal olan yapraklarımla; tatlı düşlerdeyken sen,

kelebek kanatlarımla gelir,

gül kokumu başucuna bırakır,

ben yine üzerini örterim.

 

 

 


 

alıntı

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz! :: Baglantı

15/10/2008 - MAVİLER ÜŞÜDÜ

Yazar azmavi


 

 

MAVİLER ÜŞÜDÜ

 

Hangi kuşu tuttuysam kanatlarından

küskün aylar,

yorgun yıldızlar döküldü

kan avuçlarıma

sonra maviye çalan bir şafak


 

söküldü üç yalnız darağacına

altı mayıs günü

 

Durmuştu zaman

kan soluyordu

büyümüş burun deliklerinden

akrep dağlara vurmuştu kendini


 

gizlenmek için bir taşın altında

kıyamete kadar

ve yelkovan sığındığında

 rüzgar gülüne

ne güle yaranabildi ne rüzgara

Don Kişot çıkıp romanlardan kılıcıyla

parçaladı darağacı değirmenlerini

altı mayıs günü

 

Hangi kuşu tuttuysam kanatlarından


 

mayıs günleri yağdı başıma bir dolu

uykusuz şafaklarım ıslandı

üşüdü mavilerim

 

Zaman yürüyecektir yeniden

ve güneşe giden suskun mayıs günlerini

yakalayacaktır mavi şafaklarından

ve bir daha darağaçları kurulmayacaktır

yurdumda...

 

 


 

 

A. Uğur Olgar

 

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz! :: Baglantı

15/10/2008 - benim gözlerim ne renk

Yazar azmavi


 

 

Anneme sordum söylemedi

Babama sordum bilemedi

Dedem ben bilmem ki dedi

Benim gözlerim ne renk?

 

Mavi desen mavi değil

Yeşil desen yeşil değil

Kahve desen kahve değil

Benim gözlerim ne renk?

 

 

 

 

 

Şaştım kaldım ben bu işe

Dur demeli bu gidişe

Söylermisin beş kuruşa

Benim gözlerim ne renk?


 

 

Deniz akar mavi mavi

Güneş bakar sarı sarı

Ay gülümser beyaz beyaz

Benim gözlerim ne renk?

 

 

 

 

 


 

Bekliyorum gün gelecek

Bu bilmece çözülecek

Aşkım bana söyleyecek


 

Benim gözlerim ne renk?

Yorumlar (0) :: Yorum Yaz! :: Baglantı

11/10/2008 - mavi ölümdür

Yazar azmavi
 

 

 


 

      Susunca içine gömülünce öyle durunca sessizliğin

      Hayata isyan edinişin nedenlerini kendine sorunca

      Bir sana kalınca kendinle belki de

      O zaman hüznün rengi turuncu oluyordur...


 

      Yada koşunca hızlı ve istekli yürümeye inat

      Yakalamak istercesine yaklaştıkça

      Yeniden hızlanınca o anda hayat gri duruyordur....


 


      Ağlamaklı olunca yanağında tuzlu sıvıyı

      Dudaklarında eritince gözyaşlarını içine dökünce

      Sözlerinin boğazda düğümlendiğinde

      Akan yaşları hissedince pembe oluyordur her şey....


 


      Sımsıkı içten kavuşmak istercine

      Sarılınca içine gömecekmiş onunla

      Bütün olacakmışçasına içten sarınca bedenini

      O an kırmızı kokuyordur hayat...


 


      Sevince heyecanlanınca saçmalayınca

      Onu görünce ruhunun titremesini hissedince

      İlk sevişmelerinin hazzını içine bırakınca

      O an yeşil kokuyordur hayat...


 


      Ayrılıklar sonrası yalnızlığını omzuna yükleyince

      Özlemek ile karmaşık hasrete dalınca uzaklardaki

      O gökyüzü gibi kokunca bulut hissedince bedenini

      İste o zaman siyah dır hayat....


      Yakından kayan yıldızını toprağa verince

      Dilindeki isyan sözlerini hayk