bir fotoğrafa bakıp uyumak kadar zevkli bazen yaşam. bazense o fotoğrafı çizmek kadar yorucu. kimine göre zulümdür yaşamak. kimine göre basit bir umut. her dakika gitmek zamanı şimdi seslerini duymak kadar berbat ve kasvetli tarafından kendi acısını hazırlayanların kederleri. acınası.. elinde kalan üç beş kelimeyle oturup yazmak bazen bu yazıyı eşit kurban etmek kendini. neşe sonsuz görünürken anlamak asıl sonsuz olanın yolculuk olduğu. en azından öyle görünen. kırmak gökkuşağını. her bir rengini ayrı bir elbise için kullanmak. ya da bu düşünceyi bırakıp tüm renklerini tek bir elbisede göstermek yaradılanlara. birliği sağlayabilmek ya da bencilce siyah beyaz gören gözlerini tatmin etmek insanların var doğasında. şafağı izleyebilmek için babaannelerine tembih edenler sabah ezanına kalkınca onu da uyandırması için; uyanamadılar o çocuklar.. sonra da şafağı parçaladılar.. ihtişam ne kadar önemliydi onlar için. ulaşılmazlık bir zevkti. çığırından çıkıncaysa bir öç alma duyusu. ne kadar çirkindi bir ipek böceğinin kendine yaptığı koza. ve ne kadar güzeldi içinden çıkan zarif kelebek. renkleri göz alıcı, desenleri düşündüren efsaneler. halbuki kimse kimseyi sevmezken. şimdi anlıyorum yaşam bunların farkında olmak...
ve ben de tonlarca kelebek gördükten sonra öç aldım. onu öldürüp kanatlarını parçaladım ve bir sümüklü böceğe yedirdim... ve tanrı beni lanetledi...
Arkamı dönüp baktığımda gördüğüm kemikler yine bana aitti. Ölmüştüm. Kim bilir kaçıncı kez. Mezarımı almıştım boynuma bir kaplumbağa gibi taşıyordum evimi sırtımda. Hayatımı yine yükledim omuzlarıma. Bana emanet bırakılan. Boynumdaki kiralık tabelası. Neden bu kadar aşağılık olmaya zorlanıyorum. Kendime değil. Arkada bıraktığım hüzünlerim güldürüyor beni. Mutluca. Hadi kır kalemi. Hazırım infazıma. Yargılamadan. Sonsuza dek ya da asla; umurumda değil! Korkmuyorum artık senden…
Yürüyorum ismi bilinmez yerlere
Ucu görünmez patikada
Sonsuz..
Ama ben devam edicem
Nehirlerinden geçerken köprüm olmasa da..
Gözyaşlarım nehirden
nehir gözyaşlarımdan besleniyor
O ismi bilinmez yerler
İnandım ki benden çaba istiyor.
Merkeze kaçarım kendini merkez sananlardan
Ve oturup ağlarım yanan kollarıma
Güneşle yer kürenin arasında
Ben vampir olmasam da
Yürüyorum ismi bilinmez yerlere
Ucu görünmez bu patikada
Kalbimi kıran bu sonsuz dünyada..
Hoşçakal demek gerek korkularıma
Gideceğim yerde size ihtiyacım olmayacak...
bekliyorum son istasyonda
sanırım gündüzü edicem
-------------------------------------
Işıkları yaksak çok karanlık oldu
-------------------------------------
Gelmiycekmiş bu gece tren
-------------------------------------
Bekliyorum hala ama bi türlü aydınlanmıyor
-------------------------------------
Hadi ama güneş!
-------------------------------------
Söndürmeyin ışıkları..korkuyorum..
-------------------------------------
Teker teker söndürdüler şimdi napacağım?
-------------------------------------
Çantamda çakmak olucak
Sigaram bitti ama çakmağım var
-------------------------------------
Sanırım bi süre böyle idare edebilirim
-------------------------------------
Gazı bitti ya şimdi?
-------------------------------------
Düşününce farkettimki ortam aydınlanıyormuş
Kafamda yanan ampulden
Bi süre insanlık yapabiliim
-------------------------------------
Güneş nerdesin! Artık düşünemiyorum!
-------------------------------------
Her yer karardı. aahah kolum!...Çekmeyin!...Koparmayın kolumu...
Parçalamayın yüzümü...
***
Ya umutlar da biterse?
rüyalarıma girerken ne istiyordun!
beni neden yalnız koymuyorsun
defolup gitmeliyim senin yanından
ait olduğum yeri bulana dek.
yoruldum masallarını dinlemektin
acı ve kasvet dolular neden beni özgür kılmıyorsun
biliyorsun kinciyimdir. bundan da arınamam.
neden bana acı veriyorsun
ve neden hergün bıraktığın acılara dokunuyorum
yaralarımı neden tekrar deşiyorum her dakika
neden parçalanıyor yüzüm
zulümün Symbiote gibi bedenimi sardığını hissediyorum
peki çalan çan sesleri neden işe yaramaz arınmamda?
defolup gitmeliyim.
ait olduğum yeri bulana dek
senin lanetinden uzağa..
Sen hiç bulutların üzerindeki sıska çıplak adamı gördün mü?
Zulümünden yemiş tırnaklarını
Çatlaktır sesi ve titrektir de elleri
İsimler konmuştur ama hür olmalısın ona karşı.
Sen onu gördün mü?
Gözlerinin önündeki bu güvensizlik perdesiyle
Aşınmış artık ruhu ezmekten, büzmekten onun
Gelmez kapını çalmaya değerli mevkisinden.
Bizim gibi pislik kokan insanlara
Ama o hep çıplaktır...
Yalnız diilim
Şu lanet olası dünya da
Beni lanetliyen
Ve lanetlenenlerle benim tarafımdan
Yaşıyorum
Her maskenin altından yenisi çıkarken
Artık bir taneye daha dayanamam diyorum
Ama dayanabiliyorum
Duygusuzum..
Katıyım...
Rezilim...
Bok'um...
Ama yalnız diilim
Her dakika nefret saçabilirim
Belki de yüzüm gülmüyordur
Belki de benimde maskelerim var
Neden beni tanımayı denemiyorsun
Belki de senin yüzünden soyutum.
Belki de senin yüzünden katiliyim
Tanıdığım tüm ruhların
Öldür beni!
Hadi durma!
Nasılsa yalnız diilim
Orda da eşlik ediceksin bana sen.
sen ve katillerim.
Sen ve öldürdüklerim
Sen ve tüm cehennem
İşte orda kolumuz bağlı olucak diil mi
Tanrının gülümsemesi bize diil
Bir avuç beyazlara bürünmüşlere olucak
Yalnız diilim! diilim!
Beni her dakika çeken
Yüzümü parçalayan insanlar var yanımda
Sensin yalnız!
Ben yalnız diilim!...