BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
Benimblog.com satilikir / is for sale: info@anahaber.com




İL İL TÜRKİYE TANITIM-1
Benim hakkımda




Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım
Baglantılarım





    SAAT VE TAKVİM-2
















     ARKADAŞINA TAVSİYE ET!

    ZİYARETÇİ DEFTERİ

     MSP-Messenger

     ÖZGÜRLÜK İÇİN PARDUS!

    REKLAMLAR





    blog counter
















    MAVİ BONCUK FM




    Paylaş



    5 sayfadan 4 . sayfa

    SAYFAYI GERİ ÇEVİR

    |

    SAYFAYI İLERİ ÇEVİR

    27/2/2012 - NEVŞEHİR




    NEVŞEHİR

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 5.467 km² kapadokya peripacaları

    NÜFUS:  283.247 (2011)

    İL TRAFİK NO: 50

    İLÇELER: Nevşehir (merkez), Acıgöl, Avanos, Derinkuyu, Gülşehir, Hacıbektaş, Kozaklı, Ürgüp.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Göreme Tarihi Milli Parkı, Uçhisar, Zelve, Ortahisar, Çavuşin ve Ürgüp Tarihsel Yerleşmeleri, Kaymaklı ve Derinkuyu Yeraltı Kentleri, Peribacaları, Ürgüp’teki St. Basil, Tavşanlı, Karaçalı, Elmalı Kiliseleri, Başmelek Manastırı, Nevşehir ve Ürgüp Kaleleri, Hacı Bektaş Veli Dergahı, Avanos Ulucamisi, Damat İbrahim Paşa, Taşkın Paşa ve Karavezir Külliyeleri, Kaya, Alaeddin, Kızılkaya Köyü, Aşçıbaşı Camileri ve Taş Cami, Beylik Hanı, Sarıhan, Kozaklı Kaplıcaları, Nevşehir, Hacıbektaş ve Ürgüp Müzeleri, Göreme ve Zelve Açık Hava Müzeleri.

     

    peri bacaları

    İl Kültür MüdürlüğüTel: (384) 213 42 60
    Faks: (384) 213 70 45 Kültür Merkezleri

     

    Tiyatro, konferans gibi etkinliklere yönelik 184 kişilik Salon
    480 m²’lik Sergi Salonu
    480 m²’lik Kütüphane
    690 m²’lik Müze

    Yazışma Adresi: Hasan Emmi Türbesi Yanı
    350 Evler Mah. No: 5 – Nevşehir
    Tel: (384) 213 54 50
    Faks: (384) 212 43 38

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
    Kültür Merkezi
    NEVŞEHİR
    Tel: (0 384) 213 17 26
    Faks: (0 384) 213 42 60

    Müzeler

    Nevşehir Müzesi

    Adres: (384) 213 14 47
    Faks: (384) 212 43 38

    Hacıbektaş Müzesi
    Adres: Nevşehir Cad. Hacıbektaş – Nevşehir
    Tel: (384) 441 30 22

    Ürgüp Müzesi
    Adres: Kayseri Cad. No: 39 Ürgüp – Nevşehir
    Tel: (384) 341 40 82

    Örenyerleri

     

    karanlık kilise

    Nevşehir Müzesi
    Zelve – Avanos – Aktepe
    Çavuşin Kilisesi – Avanos – Çavuşin
    Kaymaklı Yeraltı Şehri – Kaymaklı Kasabası
    Derinkuyu Yeraltı Şehri – Derinkuyu
    Açıksaray – Gülşehir
    St. Jean Kilisesi – Gülşehir
    Özkonak Yeraltı Şehri – Avanos – Özkonak Kasabası
    Mazi Yeraltı Şehri – Ürgüp
    Tatlaring Kilisesi – Acıgöl
    Paşabağları – Avanos – Çavuşin

    Ürgüp Müzesi
    M. Paşa Kiliseleri – Ürgüp – Mustafapaşa
    Pancarlı Kilisesi – Ürgüp – Mustafapaşa
    Üzümlü Kilise ve Çev. – Ürgüp – Ortahisar
    Hallaç Manastırı – Ürgüp – Ortahisar
    Sete. Teodore Kilis. – Ürgüp – Yeşilöz

    Hacı Bektaşi Veli Kültür Müzesi
    Suluca Karahöyük – Hacıbektaş
    İlicek Höyük – İlicek Köyü
    Kayaaltı Höyük – Kayaaltı Köyü
    Abdal Kalesi – Kızılöz Çiftliği
    Kalehöyük – Karaburma

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Hacı Bektaş-ı Veli Anma Töreni
    Hacıbektaş
    16-18 Ağustos

    Atatürk’ün Hacıbektaş’a Gelişi
    Hacıbektaş
    22-23 Aralık

    Nevşehir’in İl Oluşunun Kutlanması
    Nevşehir
    20 Temmuz

    Festivaller:

     

    nevşehir

    El Sanatları Uluslararası Avanos Turizm Festivali
    Avanos
    18-20 AğustosÜrgüp Bağbozumu Festivali
    Ürgüp
    3-5 veya 4-6 EkimŞarap Yarışması
    Ürgüp
    2-6 Haziran

     

    1. Resim: Göreme – Kapadokya
    2. Resim: Göreme – Kapadokya’da Kış
    3. Resim: Göreme – Karanlık Kilise
    4. Resim: Devrent Vadisi, Peribacaları ve Balonlar

    GÖREME

    Nevşehir’in 20 km doğusunda olan Ürgüp Kapadokya Bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme’de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur. Bizans Döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi’nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır.

    Tarihçe

    Volkanik orijinli jeolojik bir yapıya sahip olan Ürgüp, yağmur ve rüzgar erozyonunun meydana getirdiği ve peribacası olarak tanımlanan ilginç doğal oluşumların sıkça ve tipik örneklerinin yoğun olarak yer aldığı bir bölgeye kurulmuştur. Vadi yamaçlarından akan yağmur sularının ve daha sonra rüzgarların aşındırması sonucu oluşan yarıklar arasında yükselen peribacaları bu bölgeye has çok ilginç bir peyzaj görüntüsü oluşturmuştur.

    Nevşehir’in 20km. doğusunda olan Ürgüp Kapadokya Bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme’de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur. Bizans Döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi’nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır.

    ürgüp resimleri

    İklim

    Ürgüp’te yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı, ilkbahar ve sonbaharda ise yağmurlu tamamen kırsal bir step iklimi özellikleri görülür. İlkbaharda yeşeren ancak daha sonraları sararıp yok alan step bitki örtüsünün dışında bölgede bir orman örtüsü bulunmamakla beraber, ilçede ve çevresinde çok yoğun olarak görülen bağcılık ve yemyeşil bağ örtüsü yaz aylarında da sıcak bir görüntü vermektedir.


     

    NEVŞEHİR'DE GEZİLECEK YERLER

     

    Kapadokya Bölgesinin en önemli şehirleriden olan Nevşehir ili, doğa ve tarihin bütünleştiği en güzel yerlerden biridir. Coğrafi olaylar peribacalarını oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da, bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır

    Nevşehir ilinin ilçeleri; Acıgöl, Avanos, Derinkuyu, Gülşehri, Hacıbektaş, Kozaklı ve Ürgüp’tür.

    Avanos

    Nevşehir’in 18 km kuzeyinde olan Avanos’un antik dönemdeki adı Venessa’dır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır

    Ürgüp

    Nevşehir’in 20 km doğusunda olan Ürgüp Kapadokya Bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme’de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur. Bizans Döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi’nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır.

    Hacıbektaş

    Nevşehir-Kırşehir yolu üzerinde Nevşehir’e 45 km uzaklıkta olan Hacı Bektaş, ilçe merkezinde yapılan kazılar sonucunda Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Hellenistik ve Roma Dönemi’ne ait ele geçen eserler, Hacıbektaş Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

    Hacı Bektaş yakınlarındaki Karaburna köyü yakınlarında Topada ve Sivasa’da olduğu gibi Geç Hitit Dönemi’ne ait Hitit hiyeroflifi ile yazılmış Karaburna kaya anıtı bulunmaktadır.

    Gülşehir

    Nevşehir’e 20 km. uzaklıktadır. Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmet Seyyid Paşa’nın yaptırdığı külliye; cami, medrese ve çeşmeden oluşmaktadır. İlçedeki Aziz Jean Kilisesi ve Sivasa Gökçetoprak yeraltı şehri görülmeye değer yerlerdendir.

    Kozaklı

    Nevşehir’ in yaklaşık 100 km.kuzeyinde yer alan Kozaklı sağlık turizmi açısından önemli bir yere sahiptir. Kozaklı kaplıcaları, Batı Alman kaplıcaları Birliği sınıflamasına göre sodyumlu, kalsiyumlu, klorlü olup A ve C grubu şifalı sular grubuna girmektadir. Kozaklı kaplıcalarından iltihapı olmayan romatizmal hastalıkların, kireçlenmelerin, cilt hastalıklarının, kronik iltihaplı kadın hastalıklarının, damar sertliklerinin, mantar hastalıklarının tedavisinde başarılı sonuçlar alındığı gözlenmiştir.

    Acıgöl

    Aksaray-Nevşehir yolu üzerinde yer alan ve Nevşehir’e uzaklığı yaklaşık 20 km. olan Acıgöl’de tespit edilebilen en eski yerleşim M.Ö. VIII. yüzyıla aittir. Ağıllı köyü yakınlarındaki Topada Geç Hitit Dönemi’ne ait Hitit hiyeroglifi ile yazılmış kaya anıtında bölgenin siyasi durumu ve liderinin icraatları ile ilgili bilgiler yer almaktadır.

    GEZİLECEK YERLER..

    Ürgüp

    Pembe Vadi, Kızıl Çukur, Mustafapaşa, Sarıhan, Halaçdere, Fıratkan, Ortahisar, Aziz Theodore (Tağar)Kilisesi, Pancarlık Kilisesi, Ala Kilise ve Kepez Kiliseleri, Balkan Kiliseleri, Taşkınpaşa Camii, Kadı Kalesi, Temenni (Anıt Mezar ), Altıkapı, Damsa Barajı gezilecek yerler arasındadır.

    Avansos

    Çavuşin (Nicephorus Phocas) Kilisesi, Güllüdere (Aziz Agathangelus) Kilisesi, Özkonak Yeraltı Şehri, Zelve görülmesi gereken yerledir.

    Hacıbektaş

    Hacı Bektaş Veli Dergahı ve Külliyesi, Hacı Bektaş Veli Türbesi (Pir Evi) ve Hacı Bektaş Dergahının üçüncü bahçesindeki 2.Piri Hızır Balım Sultan için, Selçuklu Mimari tarzında yapılmış olan Balım Sultan Türbesi görülmelidir

    Mustafapaşa

    Ürgüp’ün 6 km. güneyinde yer alır. Mustafapaşa’nın batısında bulunan Gömede Vadisi jeomorfolojik açıdan Ihlara Vadisinin küçük bir benzeridir. Ihlara vadisinde olduğu gibi kaya oyma kiliselere, barınaklara ve vadinin içinden geçen bir dereye sahiptir.

    Ihlara Vadisi

    Aksaray’a 40 km. uzaklıktadır. Vadiye, Aksaray-Nevşehir karayolunun 11. km.sinden sapılarak gidilir. Hasandağı’ndan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla ortaya çıkan çatlaklar ve çökmeler kanyonu oluşturmuştur. Bu çatlaklardan yol bulan kanyonun bugünkü halini almasını sağlayan Melendiz Çayına ilk çağlarda Kapadokya ırmağı anlamına gelen ‘Potamus Kapadukus” denilmekteydi. 14 km. uzunluğundaki vadi Ihlara’dan başlar, Selime’de son bulur. Vadinin yüksekliği yer yer 100-150 m.dir. Vadi boyunca kayalara oyulmuş sayısız barınaklar, mezarlar ve kiliseler bulunmaktadır.Bazı barınaklar ve kiliseler yeraltı şehirlerinde olduğu gibi birbirlerine tünellerle bağlantılıdır.

    Derinkuyu

    Nevşehir’ in 29 km güneyinde bulunan yeraltı şehridir. 1966 yılında turizme açılmıştır. 4 km’ lik bir alanda ve 8 katta 20 bin kişiyi barındırabilecek olan bu yer altı şehri düşman işgali sırasında ve gece hayatında kullanılmıştır. Çok derin olup kilometrelerce uzanan tüneller halindedir. Girişte toprak üstünde bulunan iki kilise ile kentin havalandırma yöntemi dikkate değer yerlerdendir. Kolayca kazılabilen yumuşak taşlı bu yerde taş kapılar, hava bacası, su kuyuları, günah çıkarma yerleri, kiliseler, mezar, kaçma bacası, konuşma salonu, ve tünel gezilip görülebilmektedir.

    Kaymaklı

    Nevşehir’ in 20 km güneyinde bulunan yeraltı şehridir. VII. – IX. yüzyıllar arasında arap saldırılarına karşı korunmak ve Hıristiyanlığın yayılmasına karşı engelleri önlemek için sığınak olarak yapılmıştır. Karışık tünellerle 4 kat aşağısına kadar inilebilmektedir. 5.- 8. katlar açık değildir. Tünellerle yatak odalarına, mutfaklara, şarap depolarına, dolaplara ve tapınaklara gidilebilmektedir. Tüneller ve katlar arası değirmen taşları ile kapatılarak şehrin dış dünya ile ilgisi kesilebilmektedir. Bütün şehrin havalandırılması büyük bir baca ile yapılmaktadır.

    Mazı Yeraltı Şehri

    Antik adı “Mataza olan Mazı Köyü, Ürgüp’ün 18 km güneyinde, Kaymaklı Yer altı Şehri’nin ise 10 km doğusundadır.Vadinin her iki dik yamaçlarında Erken Roma Dönemi’ne ait kaya mezarlıkları bulunmaktadır. Platoda ise çok sayıda Bizans Dönemi’ne ait mezarlar yer alır.

    Yer altı şehri, derin vadide yer alan köyün batı dik yamacına oyulmuştur. Girişin tam karşısında sütunlu mekan ahırdır. Yeraltı yerleşiminin geniş alanlarına yayılan ahırlar, diğerlerinden farksızdır. Ancak bir ahırın ortasında kayadan oyulmuş, hayvanların su içmesini sağlayan yalak bulunması diğerlerinden farklı özelliğidir. Ahırların çok sayıda olması hayvansal üretimin bolluğunu dolayısıyla refah seviyesinin yüksek olduğunu gösterir. Ahırlardan kısa bir koridor vasıtasıyla yeraltı şehrinin kilisesine ulaşılır. Kilisede bulunan aşağıya doğru yaklaşık 20m derinlikteki su kuyusu, yeraltı şehrinin gerçek derinliğini göstermesi açısından önemlidir. Kilise apsisinin karşısındaki küçük oyuk aynı zamanda gizli baca olup yeraltı şehrinin diğer mekanlarına geçişi sağlar. Bacanın her iki tarafındaki küçük oyuklar tırmanmayı kolaylaştırmıştır.

    Mazı Yeraltı Şehrinin genel özelliği alt kat mekanlarının bağlantıları kısa pasajlarla, üst kat mekanlarının ise uzun, dar pasajlarla sağlanmasıdır. Bu pasajların çoğu kapandığından dolayı yeraltı şehrinin ne kadar bir alana yayıldığı bilinmemektedir. Dini mekana sahip Kaymaklı ve Derinkuyu Yeraltı Şehirleri büyük alanlara yayılmıştır. Mazı Yeraltı yerleşiminde de bir kilise bulunduğundan dolayı onlar gibi geniş alanlara yayılmış olması olasıdır.

    NE ALINIR?

    Yöreden alınabilecek hediyelik eşyalar çömlek işi kapkacaklar, deri işleri, halıcılık,onyx taşından yapılmış süs eşyaları yöreden alınabilecek hediyelik eşyalardır.

    NE YENİR?

    Yöre üzümünden yapılan şaraplar, pekmez, Avanos’un çömlek kebabı, Acıgöl’ün kabak tatlısı,Ortahisar’ın mağaralarında depolanan limon ve greyfrutlar, Ortahisar nefis kayısıları mutlaka tadılmalıdır.

    Mutlaka…..

    Nevşehir kaya kiliselerini, Bizans duvar fresk sanatlarını görmeden,

    Türk-İslam sanatı örneklerinin sergilendiği Hacıbektaş Müzesini gezmeden,

    Nevşehir merkezindeki Damat İbrahim Paşa Cami ve Külliyesini görmeden,

    Acıgöl’deki Hitit kaya kitabesini ziyaret etmeden,

    Çanak-çömlek, bakır ve oniks taşından yapılmış süslemeler, deri işleri hediyelik eşya almadan,

    Avanos’ta çanak-çömlek atölyelerinde ayakla çevrilen tezgahların başına geçerek, seramik kap yapmadan

    ….Dönmeyin.

    GÖREME

    Nevşehir’e yaklaşık 10 km. uzaklıkta olan Göreme, etrafı vadilerle çevrili bir bölgede yer almaktadır. Mitolojik hikayelerde adı geçen bir yer olan Göreme, Hristiyan kültürüne ait tarihi izler de taşımaktadır. Kayalara oyulmuş evler ve bacalarla, Roma döneminden bugüne kadar geçen yaşamı içerisinde şahit olduğu olayların bir kısmıyla ilgili kanıtları cömertçe sergileyen bir açık hava müzesidir Göreme. Mevcut nüfus yapısı, tipik bir İç Anadolu beldesine benzeyen Göreme, size belki de dünyanın başka yerlerinde şahit olamayacağınız, doğanın ve insanoğlunun el ele ortaya koyduğu bir şölen sunmakta. Göreme tatil cennetinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır: Göreme Milli Parkı, Tokalı Kilise, Rahibeler ve Rahipler Manastırı, Aziz Basil Şapeli, Elmalı Kilise, Azize Barbara Şapeli, Yılanlı (Aziz Onuphrius) Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise, El Nazar Kilisesi, Saklı Kilise, Meryem Ana (Kılıçlar Kuşluk) Kilisesi, Aziz Eustathios Kilisesi, Durmuş Kadir Kilisesi, Kılıçlar Vadisi.

    TÜM GİZEMİYLE KAPADOKYA

    Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin dünyada en güzel bütünleştiği yerdir. Coğrafik olaylar Peribacaları’nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da, bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık yaşlı medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır.

    Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönem yazarlarından Strabon 17 kitablık ‘Geographika’ adlı kitabında (Anadolu XII,XIII,XIV) Kapadokya Bölgesi’nin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir.

    Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Üçhisar, Ürgüp, Avanos, Göreme, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir

    Kayalara oyulmuş geleneksek Kapadokya evleri ve güvercinlikler yörenin özgünlüğünü dile getirirler. Bu evler ondokuzuncu yüzyılda yamaçlara ya kayaların yada kesme taştan inşa edilmişlerdir. Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır. Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır. Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir. Yöredeki güvercinlikler 19. yüzyılın sonları, 18. yüzyılda yapılmış küçük yapılardır. İslam resim sanatını göstermek açısından önemli olan güvercinliklerin bir kısmı manastır veya kilise olarak inşa edilmişlerdir. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından zengin bir bezemeler, kitabeler ile süslenmişlerdir.

     

    Hacı Bektaş-i Veli

    Nevşehir-Kırşehir yolu üzerinde Nevşehir’e 45 km uzaklıkta olan Hacı Bektaş, ilçe merkezinde yapılan kazılar sonucunda Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Hellenistik ve Roma Dönemi’ne ait ele geçen eserler, Hacıbektaş Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

    Hacı Bektaş yakınlarındaki Karaburna köyü yakınlarında Topada ve Sivasa’da olduğu gibi Geç Hitit Dönemi’ne ait Hitit hiyeroflifi ile yazılmış Karaburna kaya anıtı bulunmaktadır.

    Hacı Bektaş-i Veli Ve Bektaşlık

    Asıl adı Muhammed bin Musa olan ve doğum ölüm tarihi kesin belli olmayan Hacı Bektaş-ı Veli’nin 1209 – 1210 tarihlerinde doğup,1270 -1271 tarihlerinde öldüğü sanılmaktadır.Anlatılan menkıbelere göre Nişaburludur.Çocukluk ve gençliği Horasan’da geçmiş,Hoca Ahmet Yesevi Ocağında felsefe,sosyal ve müsbet ilimler öğrenmiştir.

    Hacıbektaş, Selçukluların siyasi ve iktisadi düzenlerinin bozulduğu,yönetimde bölünmelerin ortaya çıktığı bir dönemde Horasan’dan Anadolu’ya gelmiş;köy köy,şehir şehir gezerek Türk birliğinin sağlanması,Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması için çaba harcamıştır.Eski adı Sulucakarahöyük bugünkü adıyla Hacıbektaş İlçesinde kurduğu okulda öğrenciler yetiştirmiş;Türk dili ve kültürünün yabancı etki ve yozlaşmalardan korunması için çalışmıştır.Onun hoşgörü ve insan sevgisine dayalı düşünce sistemi kısa sürede geniş halk kitlelerine ulaşarak benimsenmiştir. ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’, ‘Kadınları okutunuz’, ‘Eline,diline ve beline sahip ol’, ‘Araştırma açık bir sınavdır’, ‘Her ne ararsan kendinde ara’, ‘Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayınız’.

    Yukarıdaki özdeyişler Hacı Bektaş-ı Veli’nin felsefesini en güzel biçimde açıklamaktadır.Onun dünya görüşü 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile aynı anlayışı aksettirmektedir.

    İklim:Kapadoya bölgesinde yer alan Hacıbektaş’ta yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır.

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - NİĞDE




    NİĞDE

    YÜZÖLÇÜMÜ: 14.294 km² 

    NÜFUS: 337.553 (2011)

    İL TRAFİK NO: 51

    İLÇELER: Niğde (merkez), Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik, Ulukışla.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Ihlara Vadisi, Güzelyurt, Çiftehan ve Ziga Kaplıcaları, Ihlara İçmesi, Gökbez Kaya Kabartması, Konaklı Yeraltı Kenti, Andaval Kilisesi, Gümüşler Manastırı, Niğde Kalesi, Aksaray ve Bor Ulucamileri, Ak Medrese, Zinciriye Medresesi, Alaeddin, Sungur Bey, Hanım, Paşa ve Şeyh İlyas Camileri, Dış Cami, Sarı Cami, Şah Mescidi, Niğde Bedesteni, Alay, Sultan, Ağzı Kara ve Öküz Mehmed Paşa Hanları, Hüdavend Hatun Kümbeti, Gündoğdu Türbesi, Niğde Müzesi.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (388) 232 34 00

    Müze

    Niğde Müzesi
    Adres: Niğde
    Tel: (388) 232 33 97

    Örenyerleri

    Gümüşler – Merkez – Gümüşler Kasabası
    Göllüdağ – Merkez – Kömürcü
    Tyana – Bor – Kemerhisar Kasabası

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Atatürk’ün Niğde’ye Gelişinin Yıldönümü
    Niğde-Merkez
    5 Şubat

    Kayardı Cuması
    Niğde-Kayardı Bağları
    6 Mayıs

    Kırbağları Cuması
    Niğde- Kırbağları
    13 Mayıs

    Tepeviran Cuması
    Niğde- Tepeviran Mahallesi
    20 Mayıs
    Tepe Cuması
    Niğde- Tepe Cuması
    27 Mayıs

    Ahmet Kuddusi Hazretlerini Anma Günü
    Bor (Kapalı Spor Salonu)
    4 Aralık

    Festivaller:

    Kiraz Festivali
    Ulukışla Dar Boğaz Kasabası
    12 Temmuz

    Resim: Niğde Alaeddin Camisi (1223)


    NİĞDE TURİZMİ

    Kapadokya Bölgesinde yeralan Niğde, antik kentleri, tarihi ve kültürel eserleri, Aladağ Milli Parkı ile önemli bir turizim merkezidir.

    İLÇELER:

    Niğde ilinin ilçeleri; Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik ve Ulukışla’ dır.

    Bor: Niğde’ye 15km uzaklıktadır. İlçe merkezinden Alaaddin Cami Karamanoğulları döneminden, Paşa ve Kale Camileri Osmanlı döneminden kalma önemli eserlerdir. Bor’a 5km uzaklıkta bulunan Tyana Ören Yeri Roma döneminin çok önemli yerleşim merkezlerinden biridir.

    Ulukışla: Ulukışla Aladağlar ve Bolkar Dağları’nın birleştiği ve güneye geçiş olanağı tanıdığı yerde, 17. Yy ‘da kurulmuştur. İlçe merkezinde Osmanlı Dönemi eserleri olan Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Porsuk köyü yakınındaki geç Hitit ve Frig dönemi kalıntılarını barındıran Porsuk Höyük önemli örenlerdir. Ayrıca çok önemli çevre çekiciliklerine sahip Bolkar Dağlarının önemli bir kısmı Ulukışla’da bulunmaktadır.

    Çamardı: Niğde’ye 65 km uzaklıktaki Çamardı İlçesine bağlı Kavlaktepe köyü yakınlarındaki Göltepe – Kestel ören yeri önemli tarihsel kalıntılardır. Çevre çekiciliği olarak Aladağlar’da yapılabilecek trekking ve tırmanış sporları sayılabilir.

    Altunhisar: İlçeye bağlı Yeşilyurt Kasabası’ndaki Bizans Dönemi kilise ile Keçikalesi Köyü yakınındaki aynı adı taşıyan kale önemli eserlerdendir.

    Çiftlik: Niğde’ye yaklaşık 75 km olan bölgede Bizans Dönemi kaya yerleşimleri önemlidir. Ayrıca Narlıgöl ve Nar Vadisi görülmeye değer.

    Müzeler ve Örenyerleri

    Müzeler

    Niğde Müzesi
    Adres: Niğde
    Tel: (388) 232 33 97

    Örenyerleri

    Gümüşler – Merkez – Gümüşler Kasabası
    Göllüdağ – Merkez – Kömürcü
    Tyana – Bor – Kemerhisar Kasabası

    Cami ve Türbeler

    Niğde’de oldukça iyi korunan Selçuklu ve Osmanlı Camilerinin başlıcaları Alaaddin Cami Sungurbey Cami (1335), Paşa Cami (17.yy.), Kale Cami (1747), Hanım Cami (1452) dir.
    Selçuklardan kalma Hüdavend Hatun Türbesi, Dörtayak Türbesi ve Osmanlı Dönemi Şerifali Türbesi en önemlileridir.

    Kale ve Kuleler

    Niğde Kalesi Kalenin temeli M.Ö. 8.yy. da Geç Hitit Döneminde yapılmış, Roma-Bizans Selçuklu, Osmanlı Döneminde onarım görmüştür.
    Saat Kulesi Kalenin batı burçlarından birinin üzerine inşa edilmiştir.

    Kaplıca Ve İçmeceler

    Çiftehan Kaplıcası: Niğde’ye 80 km. uzaklıktaki Çiftehan Kasabasındadır. Hem banyo hem de içme türlerine elverişli olan kaplıca sularının, romatizma, sinirsel hastalıklar, deri, kadın hastalıkları, beslenme bozukluğu gibi hastalıklara olumlu etkisi bulunmaktadır. Kaplıca merkezinde tesisler modern ve büyük kapasitelidir.

    NE YENİR?

    Niğde Mutfağı, değişik besinlerin tat vericilerle belirli yöntemlerle pişirilmesi ile kendine özgü bir karakter kazanmıştır. Niğde’nin özel yemekleri arasında Niğde tavası, pancar çorbası, kuskus pilavı, ditme, tirit, Niğde çanağı, papara, oğma çorbası, mangır çorbası sayılabilir. Özel tatlıları ise hüsmeni (güllü), halveter, köfter ve pekmezdir.

    YAPMADAN DÖNME

    Aladağlar ve Bolkarlardaki doğal güzellikleri, Kayaardı bağlarını, Narlıgöl’ü gezmeden,
    Kapadokya’nın hiç bozulmamış fresklerinin bulunduğu Gümüşler Manastırını, Antik Tyana kentini, Alaaddin Camisini görmeden,
    Aladağlar ve Bolkar dağları eteklerindeki alabalık tesislerinde balık, kent merkezinde Niğde tavası yemeden,
    Niğde’nin önemli el sanatı ürünlerinden olan halı ve kilimleri satın almadan,
    dönmeyin..

    NİĞDE'DE DOĞA TURİZMİ

    Büyük kısımları Niğde ili sınırları içerisinde kalan Aladağlar ve Bolkarlar, Anadolu’yu Güneyden çevreleyen Toros sıradağlarının “Orta Toroslar” bölümünü oluşturur. Büyük bir kısmı Niğde sınırları içinde kalan bu dağlar, dağcılık, yürüyüş ve kış sporları açısından oldukça çekici güzegahlara sahiptir. Aladağlar, ortalama 3500m yüksekliğinde, bindirmeli “Napli” bir yapıya sahiptir. Aladağlar üzerinde, Demirkazık grubu, Yedigöller grubu, Kaldır grubu ve Torasan grubu olmak üzere dört yükselti grubu bulunmaktadır. Yörede, dağ keçileri, vaşak, kurt, yaban domuzu, geyik, tilki ve tavşan bölgede görülen hayvanlardır. Kartal, kergenez ve keklik bölgede görülen önemli kuş türlerindendir. Bu dağlarda genelde yörükler göçerler olarak yaşamaktadır. İklimin müsait olduğu aylarda beraberindeki hayvanlarına bakarak, halı, kilim gibi el ürünlerini yaparak yaşamlarını sürdürürler.

    Aladağlar, dağcılık, yürüyüş ve tırmanışlar için Torosların en uygun bölümüdür. Tırmanışlar için en uygun yollar Çamardı ilçesindeki Demirkazık ve Çukurbağ köylerinden başlar. Hemen bu bölgede konaklamak için 85 yataklı modern bir dağ evi bulunmaktadır.

    Bolkar dağları da yürüyüş ve kış sporları açısından oldukça cazip bir bölgedir. Özellikle 7 km’yi bulan doğal pisti ile tur kayağına ilgi duyanları memnun etmektedir. Bolkar dağlarına özgü kraker gölleri ve başka yerlerde nadir olan tesbit edilebilen 200′e yakın kır çiçekleri olan bu bölge her zaman ziyaretçilerin ilgi odağı olmuştur. Kış turizmi ve kış sporları özellikle Bolkar Dağlarında büyük gelecek vadetmektedir


    NİĞDE MUTFAĞI.....

    Niğde Mutfağı, değişik besinlerin tat vericilerle belirli yöntemlerle pişirilmesi ile kendine özgü bir karakter kazanmıştır. Niğde’nin özel yemekleri arasında Niğde tavası, pancar çorbası, kuskus pilavı, ditme, tirit, Niğde çanağı, papara, oğma çorbası, mangır çorbası sayılabilir. Özel tatlıları ise hüsmeni (güllü), halveter, köfter ve pekmezdir.

    NİĞDE’NİN BAZI ÖZEL TATLILARI’NIN TARİFLERİ

    Tatlı Havu (Höşmerim): Aynı havu gibi hazırlanır. Yalnız tuz yerine üstüne Şerbet halinde pekmezli su dökecen. onla pişecek.

    Tatlı Dürüm: Eskiden tandırlarda yufka ekmeği yapılırdı. Yufka ekmeği yapınca da komşulara tatlı dürüm göndermek Adettendi.özel kızartılmış yufta ufalanıp kırılır. Çeviz dövülür ve bu bir tasta pekmezle karıştırılır. Kırılmış yufkayla harmanlanır. Bu karışım. bazlamanın içine sarılıp dürüm yapılır. Bunlar dağıtılır.

    Zerde: Bir tencereye karenince su ve pirinç kay. Biraz pişince üzerine şerbetini ilave et. ağzının tadına göre. İyice pişinceye kadar kaynat. İyici soğuyunca yinir.

    Halvetler: İki kaşık yağda bir buçuk bardak unu çevir. Yarı şekerli ya da yarı pekmezli suyu (bir bardak) kavrulmuş unun üzerine döküp eze eze hiç durmadan pişmesini sağla. O zaten gaşşıa örülür.

    NİĞDE'DE GELENEKSEL SANATLAR

    Folklor Zenginlikleri : Niğde ili sakinlerinin yazılı kuralları olmayan, kuşaktan kuşağa sözlü olarak geçen çeşitli alışkanlıkların; müzik, oyun, hikaye, masal, atasözü, maniler ve geleneklerini inceleyen bir eser mevcut olmamakla beraber, gazetelerde, mecmualarda. ve yıllıklarda araştırmalara kaynak olabilecek yazılara rastlanmaktadır.

    Bölgesel Folklor Karakterleri: Niğde İli folklor zenginlikleri yönünden İç Anadolu’muzun en zengin illerindendir. Bilhassa halk türküleri ve melodileri yönünden kendine has özellikleri vardır. Türküler, maniler, koşmalar, efsaneler, destanlar ve halk hikayeleri yönlerinden yapılmış esaslı bir inceleme, derleme yoktur.

    1937 yılında öğretmen yazar Halit Ongan başkanlığındaki heyetin, Halkevi Yayınlan serisinden iki numara ile yayınladığı “Niğde’de Halk Türküleri” adlı kitap ile; M. Zeki Oral tarafından eski Akpınar dergilerinde yayınlanan derlemeler ve son zamanlarda saz sanatçısı Ali Ercan tarafından yayınlanan “Niğde Türküleri” kitabından başka elimizde esaslı bir kaynak yoktur. Niğde ili çevresinde ismini duyuran saz sanatçısı Ürgüp’lü Refik Başaran, Eski gümüşlü Rıfat Ünlü Efendi, Ali Ercan, Hınısın Hüseyin (Güven), Tabelacı Hıfzı (Bölükbaşı), Fertekli Solak Mehmet (Ayata) gibi değerli sanatçılar, gerek eski türkülerin sözleri ve melodileri ile yeni nesillere aktarılması, gerekse söz ve melodi yönünden yeni beste ve ilaveler yapılması için çevremizde bu konuda gelişmeyi ve canlılığı sağlamıştır.


     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - ORDU



    ORDU

    YÜZÖLÇÜMÜ: 5.894 km²ordu

    NÜFUS: 714.390 (2011)

    İL TRAFİK NO: 52

    İLÇELER: Ordu (merkez), Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gülyalı, Gürgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey, Ünye.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Çınar Suyu ve Küçükkertil Orman İçi Dinlenme Yerleri ile Çambaşı Yaylası ve Ünye Çamlığıdır. Karadeniz kıyısında bazı doğal plajlar bulunur.Orta Camisi olarak da bilinen İbrahim Paşa Camisi, Hamidiye (Hükümet) Camisi, Yalı (Aziziye) Camisi ile Konstantin, Mustafa Bey, Yusuf Ağa, Soğuksu ve Çürüksulu Ali Paşa Çeşmeleridir.

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Şehir Otogarı Altkatı
    ORDU
    Tel: (0 452) 223 25 95
    Faks: (0 452) 223 00 64

    Müze

    Etnografya Müzesi

    Adres: Selimiye Mah. Taşocak Cad. – Ordu
    Tel: (452) 223 25 96

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Hıdrellez
    Gürgentepe İlçesi
    4-5-6 Mayıs

    Kuruluş Günü
    Gölköy
    20 Mayıs

    Şenlikler:

    Atatürk’ün Ordu’yu Ziyaretlerinin Yıldönümü ve Ordu Altın Fındık Şenliği
    Ordu-Merkez
    19-22 Eylül

    Ünye Turizm Şenliği
    Ünye
    18-20 Temmuz

    Hıdrellez Şenliği
    Perşembe
    20 Mayıs

    Panayırlar:

    Tarihi Perşembe Yaylası Panayırı
    Aybastı İlçesi Perşembe Yaylası
    3-7 Ağustos

    Festivaller:

    Bal Festivali
    Kabataş Belediyesi Spor Sahası Aybastı
    Ekim Ayında

    ORDU'NUN TARİHÇESİ

    1963 – 1964 yıllarında Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Prehistorya Tarihi Kürsüsü Prof.I.Kılıç KÖKTEN’in Ordunun Ünye civarında yaptığı arkeolojik kazı ve tetkiklere göre Ordu İli’nde yerleşmeye ve medeniyet eserlerinin verilmesine M.Ö.15 bin yıllarında başlanmıştır.Yine en eski yerleşme sahalarından biri de Mesudiye ilçesidir. Bu ilçe de Prehistorya ve daha sonraki eski tunç devrine ait bir çok buluntular ele geçmiştir. Bölgede dolayısıyla Hitit ve Frigler’inde hakimiyeti görülmektedir.

     

    Ordu’nun İlçeleri

    Ordu şehrinde ilk yerleşme M.Ö.VIII. yüzyılında Niletli Kolonistlerce başlatılmıştır. Niletli Kolonistlerce Kotyora (Cotyora) ismi ile kurulan ilk şehrin yeri bugün bilinmemektedir.Ordu toprakları Nedler ve Perslerin yaşantısına da sahne olmuştur.M.Ö.400 yıllarında 10 binlerin Ric’atı sırasında Ordu’nun antik şehre gelişi ve meşhur Ksenefon’un nutuklarına sahne oluşu önemli bir olaydır.Helenistik, Roma, Bizanslıların hüküm sürdüğü Cotyora zamanla önemini ve canlılığını yitirmeye başlamıştır. Selçuklu Türkleri ( Danişmentliler, Hacı Emiroğulları gibi) Osmanlıların hakimiyeti altına geçen Ordu İli Cotyora’dan sonra 14. yüzyıl ortalarına doğru şehrin 4 km güneyinde bugünkü Eskipazar’da Bayramlı adıyla kuruldu.Bayramlı kasabası 18. yüzyıl başlarında eski canlılığını kaybedince batıda bucak adıyla yeni bir ilçe merkezi doğdu. Bucak adı 1869-1870’de (ORDU) adına çevrildi. Bu yeni ilçe merkezine Bolaman,Perşembe, Ulubey, Hansamana (Gölköy) ve Aybastı bucakları bağlı idi.

    Ordu ilçesi 1920 yılına kadar Trabzon Vilayetine bağlı bir kaza merkezi iken 17 Nisan 1920 tarih ve 69 sayılı “Ordu Müstakil Livası Teşkiline Dair Kanunla” merkezi Ordu olmak üzere Canik Sancağına bağlı olan Fatsa kazası da Ordu’ya bağlanmış ve müstakil Ordu Livası teşkil edilmiştir.1923 yılında Sancak adı Vilayet olarak değiştirilerek bugünkü mülki taksimata Ordu Vilayeti olarak yerini almış bulunmaktadır.Bugün bilindiği gibi 18 ilçesi 5 bucağı 65 belediyesi 505 köyü ve 327 mahallesi bulunmaktadır.Doğu karadeniz bölgesinin eşsiz doğa güzelliklerini sinesinde toplayan Ordu İlimizin İlçeleri; Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gülyalı, Gürgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey ve Ünye’dir. Doğal güzellikleri ile geleceğin turizm cenneti olmaya aday bir yapısı vardır. Yaylaları,tarihi eserleri(Habsamana Kalesi,52 basamaklı su sarnıcı,Tarihi hamam) ve gölleri ile ünlü Gölköy ilçesi, görülmeye değer yerlerin başında gelmektedir. Özellikle Cihadiye Köyü yayla meraklılarının son yıllardaki en önemli uğrak yeri olmuştur.


    ORDU'NUN YAYLALARI

    Çambaşı Yaylası

    Ordu İli’nin 61 km. güneyinde bir yayla vardır. Çambaşı derler bu yaylaya. Deniz düzeyinden 1850 metre yükseklikte güzel bir mesire yeridir burası. Çarşısı, pazarı, piknik yerleri, lokantaları ve otelleri olan; sütü, eti, yağı, peyniri, sebzesi, meyvesi ve tüm bunların ötesinde doğal güzellikleri çok iyi ve bir yaz dinlenmesi için en ideal koşulları taşır bu yayla.

    Ulaşım

    Ordu’nun 58 Km. güneyinde Kabadüz ilçe sınırlarındadır. Kabadüz ilçesine kadar 21 km. yol asfalt, 37 kilometresi toprak yoldur. Turizm sezonunda (l Haziran-30 Eylül) Ordu-Yayla arası dolmuş seferleri yapılmaktadır.

    Özellikler

    1. 250 m. rakımlı yaylada alt yapı hizmetleri kısmen tamamlanmıştır. Yaylada; bakkal, kır kahvesi, kasap, el lokantası, seyyar sağlık ocağı hizmet vermektedir.
    Konaklama-Yeme-İçme
    Temel ihtiyaç malzemeleri yayladaki lokanta ve bakkallardan karşılanabilir. Konaklama için pansiyonlar bulunmaktadır

     

    Keyfalan Yaylası

    Bu yayla Mesudiye İlçesi’nin güneyinde, deniz düzeyinden 1200 metre yüksekte, İlçeye 9 km. mesafededir. Etrafı tamamen çam ormanları ile sarılmıştır. Bol soğuk suları ve temiz havası vardır. Bu yaylayı doktorlar veremli hastalara dinlenme yeri olarak tavsiye ederler.

    Ulaşım

    Ordu’nun güneyindeki Mesudiye ilçesine 114 Km., Mesudiye’den Keyfalan yaylasına 20 km.lik yolla ulaşılır. Yaylaya yaz aylarında dolmuş seferleri bulunmaktadır.

    Özellikler

    1. 200 m. rakımlı yaylada alt yapı hizmetleri kısmen tamamlanmıştır. 50′ye yakın yayla evi bulunmaktadır.
    Konaklama-Yeme-İçme
    Orman işletmesinin günübirlik ve 20 yataklı konaklama tesisinden yararlanılabilir. Yerli halka ait yayla evlerinden et ve süt mamulleri temin edilebilir

    Argın Yaylası

    Akkuş-Niksar karayolu üzerinde ilçe merkezine 3 km. mesafede ve 1597 m yüksekliktedir. Etrafı tamamen gürgen ormanlarıyla kaplıdır. Argın yaylası 30/09/1991 tarih ve 20997 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararıyla Turizm Merkezi ilan edilmiştir.

    Yeşilce ve Topçam Yaylaları

    Mesudiye ilçesi Yeşilce ve Topçam Beldelerine bağlı Beyağaç, Kızılağaç, Kıyıyurt ve Çukuralan Yaylalarını ve daha birçok obayı kapsamaktadır. Geleneksel Yeşilce Kültür ve Yayla Şenliklerinin düzenlendiği yaylalar, zengin bitki örtüsü, ormanları ve dereleriyle fevkalade güzel bozulmamış bir doğaya sahiptir.

    ORDU'NUN TARİHÇESİ

    Doğanın tüm güzelliklerinin cömertçe sergilendiği bir belde olan Ordu, deniz turizmi imkanları bakımından Doğu Karadeniz bölgesinde en şanslı il durumundadır.

    Bölgenin en temiz kumu ve bölgenin en uzun kıyı şeridine sahiptir. Kıyı şeridinde, birbirinden güzel koylar, doğal ve sağlıklı plajlar ve çeşitli mesire yerleri mevcuttur.
    Yeşil ile mavinin hünerlice kucaklaştığı şehri; şair şu dizelerle anlatmaya çalışmıştır. Ben Ordu’yu anlatırken bütün şiirler susar

    Elvan elvan bir sis alır başımı
    Tenim yağmur olur gökyüzünde
    Ruhum çocuklaşır ninni ninni
    Dalgalanır bu masal denizinde.
    Peştamalın moru kıskanır diye
    Ben Ordu’yu anlatırken söyleyemem
    Bin bir tonda o yemyeşil kuşağı
    İncir dalında, yosun kuytuda
    Emine kız gözlerinde söyler
    Oysa yedi ton yeşil kokar Ordu sokakları.

    NASIL GİDİLİR?

    Karayolu : Ulaşım karayolu ile yapılmaktadır.
    Otogar Tel : (+90-452) 233 17 98
    Havayolu : Trabzon veya Samsun havalimanı kullanılabilir.
    ( Samsun havalimanı 165 km, Trabzon havalimanı 181 km)
    Denizyolu :
    Liman Tel : (+90-452) 223 29 27

    Müzeler

    Etnografya Müzesi
    Adres: Selimiye Mah. Taşocak Cad. – Ordu
    Tel: (452) 223 25 96

    Ordu ilinin kuruluş yeri olan Kotyora (Bozukkale), kentin ikinci kuruluş yeri olan Bayramlı (bugün Eskipazar olarak biliniyor), Eski Cezaevi (Kilise), Bayadı Köyü sınırları içerisindeki Kurul Kayası Yerleşmesi, Etnografya Müzesi (Paşaoğlu Konağı), Büben Kaya Mezarları, Hatipli Mezarlığı il merkezindeki önemli tarihi değerlerdir.

    İlçelerdeki tarihi yerlerden; Fatsa ilçesindeki Bolaman Kalesi Cıngırt Kayası; Ünye ilçesindeki Ünye Kalesi, Gürpınar Köyünde Kaya Mezarları, Şeyh Yunus Türbesi; Perşembe ilçesindeki Yason Kilisesi; Mesudiye ilçesindeki Meletios Kalesi, Kale köyü Kalesi, Kaya Mezarları; İkizce ilçesindeki Ağcakale Köyünde birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilen Gençağa Kalesi görülmeye değer tarihi yerlerdir.

    Kurul Kayası: Kurul Kayası Eski Yerleşim Alanı, merkez ilçe Bayadı Köyü Kurul Kayası üzerinde yer almaktadır. Bu alanda ana kayanın oyulması ile yapılmış bir sarnıç ve su yolu olduğu tahmin edilen basamaklarla aşağıya inen bir dehliz bulunmaktadır. Bunların yanı sıra bina kalıntıları ve değişik dönemlere ait seramik parçaları yüzeyde görülmektedir.

    Yason Burnu: Yason Burnu Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı, Perşembe ilçesi Çaytepe Köyü sınırları içinde yer alan bu sit alanı, denize uzanan küçük bir yarımada şeklindedir. İkinci derece doğal ve arkeolojik sit alanı olarak korumaya alınmıştır. Bu alan üzerinde bir kilise, bahçe duvarı kalıntısı ile birlikte halen ayaktadır. Bunun yanı sıra deniz kıyısı boyunca uzanan duvar kalıntılarından bazı kısımlar, antik liman ve balık üretme havuzları günümüze kadar gelmiştir.

    Doğal Güzellikler ve Plajlar

    Ordu ilinin yamaçlarına serildiği ve Türkülere konu olan Boztepe, Gülyalı ilçesinde doğal plajı ile Turnasuyu, Akkuş ilçesinde Küçükkertil, Fatsa ilçesinde Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilen Gaga Gölü, Gölköy ilçesinde Ulugöl, Harçbeli, kış sporlarının yapılabileceği Aydoğan Tepesi, Ulubey ilçesinde Sayacabaşı önemli doğal güzellikleridir.

    Ünye ilçesinde Çamlık Çakırtepe, Uzunkum, Mesudiye ilçesinde Eriçok Tepesi, Zile Yaylası, Cüle Yaylaları, Perşembe ilçesinde Efirli önemli yayla ve mesire alanlarıdır.

    Yaylalar

    İlde geleneksel mevsimlik yaşama biçimi olan yaylacılık günümüzde hala canlılığını sürdürmektedir. Turizm Merkezi ilan edilen Çambaşı Yaylası, Aybastı-Perşembe Yaylası, Mesudiye-Keyfalan Yaylası, Yeşilce-Topçam Yaylaları ve Akkuş-Argın Yaylası, ayrıca Cüle Yaylası, Aydoğan Yaylası, gerek doğal güzellikleri gerekse büyük yerleşim kapasiteleriyle Karadeniz Bölgesinin önemli mevsimlik rekreasyon alanlarıdır.

    NE YENİR?

    Bütün karadeniz sahilinde olduğu gibi balık yemekleri tercih edilebilecek yiyeceklerin başında gelir.
    Ordu ilinin mahalli yemeklerinden Pancar Çorbası, Pancar Sarması, Melocan Kavurması, Sakarca Mıhlaması, Galdirik Kavurması, Keşkek, Tirmit (Mantar) Kavurması, Mısır Ekmeği, Turşu Kavurmaları, Su Böreği, Hamsi Tava, Hamsi Buğulama, Hamsili İçli Tava ve diğer balık çeşitleri önemli olanlardır.

    NE ALINIR?

    Ordu’da geleneksel el sanatı ürünlerine rastlamak mümkündür. Kilim, sicim, kolan, heybe, oyalı yazma gibi dokuma ürünleri yanısıra, ahşap eşyalardan baston ve sepet alınabilir. Müzik aletleri üretimi de yapılan Ordu’da klarnet ve kaval bulunabilecek müzik aletleridir. Yörede yetiştirilen fındık, hediyelik olarak alınabilir.

    YAPMADAN DÖNME

    Paşaoğlu Konağı ve Etnografya Müzesini gezmeden,
    Çambaşı, Keyfalan ve Perşembe yaylalarını ve Boztepe’yi göremeden,
    Balık ve pide yemeden,
    Fındık ve fındık mamulleri, baston, oyalı yazma ile yakma resim almadan,

    …..Dönmeyin.



     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - OSMANİYE



    OSMANİYE

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 974 km² osmaniye

    NÜFUS: 485.357 (2011)

    İL TRAFİK NO: 80

    İLÇELER: Osmaniye (merkez), Bahçe, Düziçi, Kadirli, Hasanbeyli, Sumbas, Toprakkale.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Kastabala Kalesi ve Kenti ile Hemite, Frenk (Çardak), Toprakkale ve Savranda (Kaypak) Kaleleridir.

    Osmaniye Karatepe-Aslantaş Geç Hitit Kalesi

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (322) 814 37 76
    Faks: (322) 814 37 76


    OSMANİYE TURİZMİ

    Yukarı Çukurova’da, Ceyhan Nehri’nin doğu yakasında yer alan, alabildiğine geniş hinterlandıyla Osmaniye; Ceyhan Nehri, Hamıs, Karaçay, Kesiksuyu ve Sabun Çayları nedeniyle sulak, hem de Çukurova’yı doğuya bağlayan yolların kavşağında olması nedeniyle işlek bir bölgededir.
    Çukurova’ya has zengin tarım toprakları ve geniş ormanları ile şirin bir ildir. Osmaniye; Karatepe, Aslantaş Açık Hava Müzesi ve Antik kentleriyle önemli turizim merkezidir.

    İLÇELER

    Osmaniye ilinin ilçeleri; Bahçe, Düziçi, Hasanbeyli, Kadirli, Sumbas ve Toprakkale’dir.
    Kadirli: Osmaniye iline 46 kilometre mesafededir. İlçe merkezinde Roma, Bizans ve Türk dönemlerinin izlerini taşıyan Alacami bulunmaktadır.

    Düziçi: Osmaniye il merkezine 32 kilometre mesafededir. İlçede yapılan tarihi kazılarda Hitit uygarlığına ait eserlere rastlanmıştır. Düziçi ilçesindeki önemli yapılar Haruniye kalesi, Saman kalesi ve Kurtlar kalesidir.

    Bahçe: İlçedeki başlıca tarihi eserler bir cami ile iki kümbettir. Bahçe ilçesi dışında ve istasyon yakınında bir mezarlık içindeki iki türbeden biri Ağcabey’e, diğeri ise ailesine aittir.

    Hasanbeyli: İlçede iki tarihi kale bulunmaktadır. Karafenk semtindeki Karafenk kalesi, Savranda kalesi (Kalecik köyünde) bulunmaktadır.

    Sumbas: İlçe merkezinde Küffardan kalma bir cami olup, şuan harabe halindedir. İlçeye bağlı Mehmetli köyünde Mehmetli Barajı ( Kesiksuyu Barajı ) olup bu baraj çevresinde Alabalık tesisi kurulmuştur.Cem Kalesive Diniker Kalesi de bu ilçededir.

    Toprakkale: Toprakkale kalesinin kuzeyinde, Adana yolu üzerinde, eski Kınık Şehri (Öranşar) kalıntıları bulunmaktadır.

    Müzeler ve Örenyerleri

    Karatepe – Aslantaş Açık Hava Müzesi

    Kadirlinin güneydoğusunda olup ilçeye 22 kilometre, Osmaniye’ye 30 kilometre, Adana’ya ise 130 kilometre uzaklıktadır.

    Tepenin zirvesinde, saray olduğu tahmin edilen iki tane yanmış bina harabesi ve zahire kuyuları mevcuttur. Kalenin biri güneybatısında, diğeri kuzeydoğusunda olmak üzere iki kapısı vardır. Güneybatısındaki giriş kapısında kırık parçalarla ekli iki aslan heykeli vardır. Sağ ve sol yan odacıklarda esmer ve açık sarı, sert taneli bazalt taş bloklar üzerinde duvar kaplaması niteliğinde, o günün inanç ve yaşayışını sergileyen çeşitli figür rölyefleri (taş kabartmalar)ve aynı metin olmak üzere, karşılıklı Finike (çivi) ve Hitit hiyeroglif yazıları mevcuttur. Kapı içinde ise yaklaşık üç metre boyunda fırtına Tanrısının heykeli bulunmaktadır. Kuzeydoğu kapısında insan başlı, aslan gövdeli, karşılıklı iki sfenks vardır. Sağ ve sol odacıklarda Güneş Tanrısı rölyefi ve diğer çeşitli rölyefler ile karşılıklı aynı metin olmak üzere, Finike (çivi) ve Hitit hiyeroglif yazıları mevcuttur.
    Buradaki Finike (çivi) yazıları sayesinde, önceleri tam çözülememiş olan Hitit hiyerogliflerinin okunmasına imkan sağlayan bir anahtar ele geçmiştir. Dünya üzerindeki Hitit yazıları ilk defa burada okunmuştur. Bu yazılarının çözülmesiyle Anadolu’da M.Ö. 2000 yılına kadar giden hiyeroglif yazıların tamamı okunabilmiştir.

    Karatepe-Aslantaş’taki eserler, açık hava müzesi kurularak eserlerin burada sergilenmesi yoluna gidilmiştir.

    Bodrumkale-Kastabala Şehri

    (Hierapolis) Osmaniye iline 15 kilometre uzaklıktaki Kesmeburim köyü ve Bahçe köyü sınırları içindedir.
    Kastabala’nın oldukça iyi durumda günümüze ulaşan antik yapı kalıntıları arasında en önemlisi sütunlu caddesi ve beş bin seyirci kapasiteli tiyatrosudur. Bunun yanı sıra iki kilise, kale, Roma hamamı, stadyumu, kentin dört bir yanını çevreleyen nekropolleri (Kaya oyma ve anıt mezarları) kentin yaklaşık 5 km kuzey – doğusunda Ceyhan nehri üzerindeki su kemeri kalıntısıyla Kastabala, Osmaniye’nin ve yörenin en önemli ören yerlerindendir.

    Kaleler

    Karatepe – Aslantaş Geç Hitit Kalesi

    Kartepe-Aslantaş; Adana (bugün Osmaniye) ili, Kadirli ilçesi sınırlarında M.Ö. 8yy.da, yani Geç Hitit Çağında, kendisini Adana ovası hükümdarı olarak tanıtan Asativatos tarafından, kuzeydeki vahşi kavimlere karşı bir sınır kalesi olarak kurulmuş, Asativadaya diye adlandırılmıştır. Kalenin batısında, güney ovalardan Orta Anadolu yaylasına geçit veren bir kervan yolu, doğusunda Ceyhan Irmağı (tarihi Pyramos) bugün ise Aslantaş baraj gölü yer almaktadır.

    Toprakkale Kalesi

    Kale ilk çağlarda Çukurova’yı Suriye’ye bağlayan Amanos/Demirkapı geçidini kontrol altında tutmak amacıyla inşa edilmiştir. Ceyhan, Osmaniye, Dörtyol yol ayrımına ve güneydeki geçide hakim 75 m. yüksekliğindeki bir kayalığın ve buna eklenen yığma tepenin üzerindedir.

    Toprakkale iç kale ve etrafında yer alan dış sur duvarlarından oluşmaktadır.Kale duvarları sıralı moloz taş örtü niteliğinde siyah bazalt taşla inşa edilmiştir.İç kalenin sur duvarları genelde ayakta olmakla birlikte üst kotları yıkıntı halindedir.
    Kalenin kuzeyinde, Adana yolu üzerinde, eski Kınık şehri (Öranşar) kalıntıları mevcuttur.

    Kaypak (Savranda) Kalesi

    Osmaniye’nin doğusunda, Kaypak yolu üzerinde 30 km’lik asfalt yol ile bağlıdır. Kalecik barajının yanında yer almaktadır. Kalenin çevresi 800 metredir. Dikdörtgen biçiminde olup surları 7-10 metre, burçları ise 8-10 metre yüksekliktedir. 12 burcu ve kulesi vardır. Kale içerisindeki düzlük çam ağaçları ile kaplıdır. Kale meydanında su sarnıçları, bina kalıntıları vardır.
    Düziçi ilçesindeki Haruniye kalesi, Saman kalesi, Kurtlar kalesi; Hasanbeyli İlçesinde Karafenk kalesi ve Savranda kalesi (Kalecik köyünde) kalıntıları bulunmaktadır.

    Camiler

    İlçe merkezinde bulunan ve M.S. 5. yy.da Romalılar döneminde inşa edilen Alacami (Kadirli) en önemlisidir. Bahçe ilçesindeki Ağacabey Cami görülmeye değerdir.

    Mağaralar

    Karapınar mevkiinde bulunan Çançan Mezar Mağaraları’nın Roma dönemine ait olduğu sanılmaktadır.

    NE YENİR?

    Yöre mutfağının en önemli malzemesi bulgurdur. Bu bakımdan yöresel yemeklerin çoğu bulgur ile yapılır; içli köfte, mercimek köftesi, çiğ köfte, kısır, sarmaiçi, bulgur pilavı, batırık gibi… Diğer belli başlı yemekler ise; tirşik (pancar), toğga, çiçcice (domatesli pilav), kuru fasulye, nohut yemekleri, lahana sarması, patlıcan dolması, yüksük çorbası, malota çorbası, tarhana çorbası, mevsim itibariyle çeşitli sebze yemekleri ve etli kömbedir. Ayrıca Ramazan Bayramında kuru kömbe ve pekmezli yapılır.

    NE ALINIR?

    Kök boya ile boyanan yünlerden yapılan Karatepe kilimleri, dünyaca ünlü olup yurt dışına ihraç edilmektedir.
    Karatepe ve civarı köylerde, ailelerin el işçiliği ile tahtadan yapmış oldukları kaşık, çatal ve çeşitli süs eşyaları, el sanatlarının güzel örneklerindendir

    YAPMADAN DÖNME

    Zorkun yaylasına çıkmadan,
    Karatepe Açık Hava Müzesi’ni gezmeden,
    Kök boya ile dokunmuş ve Karatepe Kilim Kooperatifinde satılan kilimden almadan,
    Osmaniye’nin yer fıstığından tatmadan,
    ….Dönmeyin.

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - RİZE



    RİZE

    YÜZÖLÇÜMÜ: 3.920 km²rize

    NÜFUS:  323.012 (2011)

    İL TRAFİK NO: 53

    İLÇELER: Rize (merkez), Ardeşen, Çamlıhemşin, Çayeli, Derepazarı, Fındıklı, Güneysu, Hemşin, İkizdere, İyidere, Kalkandere, Pazar.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Andon ve Çamlık Orman İçi Dinlenme Yerleri, Ayder, Cimil, Çat, Başhemşin, Ovit ve Palovit Yaylaları, Ayder Kaplıcası, Andon ve Şimşirli İçmeleri, Rize, Çayeli ve Pazar (Kız Kulesi) Kaleleri, Kale-i Balâ, İslam Paşa, Gülbahar, Cafer Paşa Camileri.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (464) 213 04 26 – 213 04 28
    Faks: (464) 213 04 28

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Özel İdare Tesisleri Müftü Mah.
    RİZE
    Tel: (0 464) 213 06 34
    Faks: (0 464) 213 04 28

    Müzeler

    Rize Müzesi
    Adres: Rize Tel: (464) 214 02 35

    Etnografya Müzesi
    Adres: Müftü Mah. Kirazlık Sok. No:2 – Rize
    Tel: (464) 213 04 29

    Önemli Günler

    Kurtuluş Günleri:

    Rize’nin Kurtuluşu
    Rize
    2 Mart

    Çayeli’nin Kurtuluşu
    Çayeli
    9 Mart

    Ardeşen’in Kurtuluşu
    Ardeşen
    12 Mart

    Fındıklı’nın Kurtuluşu
    Fındıklı
    11 Mart

    Festivaller:

    Rize Çay Festivali
    Rize
    Haziran Ayının Son Haftası

    İkizdere Çağrankaya Turizm Şenliği
    İkizdere
    Ağustos Ayının 3. Haftası

    Anzer Balı Şenlikleri
    Anzer
    Ağustos Ayının 4. Haftası

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Atatürk’ün Rize’ye Gelişi
    Rize
    17 Eylül


    RİZE'NİN ADI NERDEN GELİYOR?

    Rize’nin tarihi öncesi hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Yöreye hakim olan orman dokusu nedeniyle, Rize’nin tarih çağları ile ilgili bilgilere ışık tutacak arkeolojik bulgular da bu güne kadar ortaya çıkarılamamıştır. Rize’nin tarihi ancak komşu illerin ve bölgelerin tarihleri ile bağlantılı olarak ele alınabilmiştir. Rize ilinin adı ile ilgili olarak değişik görüşler ileri sürülmüştür; Osmanlıca’da ise “RİZE” ufak kırıntı, döküntü anlamındadır. Ayrıca Erzincan’ın Sakalar dönemindeki “Eriza” olan adının başındaki “e” sesinin düşmesi ile adaş olarak Rize için de kullanıldığı ifade edilmektedir.


    RİZE'NİN TARİHİ

    Tarihi M.Ö. 2000. yüzyıla dayandığı sanılan Rize’nin adının Rumca “dağ eteği” anlamına gelen Rhiza’dan geldiği söylenmektedir. Tarihte çok fazla önemi olmayan Rize’nin bu nedenle görülebilecek tarihi değerleri de sınırlıdır.

    14. yüzyılda yapıldığı sanılan Rize Kalesi kentin güneybatısında 140 metre yükseklikte bir tepede yer almaktadır. Kent merkezinde bulunan İslampaşa Camisi ve Gülbahar Camisi 16. yüzyıl yapılarıdır. Rize iklim koşulları nedeni ile çok verimli tarım alanlarına sahiptir. Özellikle çay ilin en önemli gelir kaynağı. Bunun yanı sıra, turunçgiller, şeftali gibi bölgeye “yabancı ” meyveler de yetiştirilmektedir.

    Tarihi yapılar açısından zengin olmayan Rize ve çevresi, bir yanı masmavi hırçın deniz, bir yanı hep yağışlı ve ıslak, yemyeşil doğası ile insanı büyüleyecek kadar güzeldir.

    Az sayıdaki tarihi yapıyı dolaşıp, tepedeki Ziraat Bahçesi’ne çıkıyoruz. Burası Rize’yi kuş bakışı gören, çiçeklerle bezeli harika bir yer. Çayımızı yudumlarken Rize’yi seyrediyoruz. Bu sırada bir sürü küçük teleferik dikkatimizi çekebilir. Bu teleferikler; Rize yamaçta kurulu bir kent olduğu için, halkın çarşıdan evlerine kolayca ulaşabilmek için buldukları bir yöntem. Sanki her evin özel bir teleferiği var. Ayrıca gelir durumu için de önemli bir gösterge. Karadeniz’in yöresel yemeklerini denemek isterseniz Bedesten Lokantasına uğrayın. Ya da Karadeniz pidelerinin tadına bakın. Rize konaklamak için çok uygun. Çok sayıda nitelikli otel var. (Oteller Eki’ne bakınız.)

    Doğuya doğru 20 dakikalık yolculukla Gündoğdu beldesine, on dakika sonra da Çayeli’ne ulaşıyoruz. Balıkçılar köyünde sahil boyunca taka yapımcıları sıralanıyor. Meraklılarına Çayeli girişindeki Hüsrev Restaurant’ın kurufasülyesin çok özel olduğunu hatırlatalım.

    Rize – Çayeli arası 19 km. Bu civardaki Kaptanpaşa ve Çürükbel Ormanları ile İncesu Çağlayanları görülmeye değer mesire yerleri.

    Çayeli’nden sonra Pazar ilçesi var. Pazar’ı geçip Ardeşen’e girmeden sağa dönünce Çamlıhemşin yoluna gireceksiniz. Yarım saat sonra Çamlıhemşin’deyiz. Yol burada ikiye ayrılıyor, ikisi de iki güzel vadiye ulaşıyor. Sağdaki Fırtına Vadisi’ne gidiyor. Şenyuva Köprüsü, biraz ileride de Zilkale var. Zilkale muhteşem doğanın içinde kaybolmayacak kadar görkemli bir yapı. Zilkale’den 4 km. sonra beton bir köprüye ulaşacaksınız. Buradan sağa dönülmeli. 30 Metreden dökülen Palovit şelalesinin coşkusu görülmeye değer. Bu vadinin adı Moye. Şelaleden geriye dönerken 3 km’lik yolu 40 dakikada gidebiliyoruz. Yeniden Fırtına vadisi ile buluştuk. Nehrin akış yönünün tersine Çat’a bir saatlik sürüşle ulaşıyoruz. burada Toşi Tesisleri doğal ürünlerle hazırlanmış yöresel yemeklerle sizi bekliyor. İki saatlik bir yolculukla Çamlıhemşin’e geri dönüyoruz. Diğer vadiye, Hala vadisine giriyoruz. Ayder’e yarım saatlık yolumuz var.

    Ayder’de 3000 metreyi aşan doruklar ve 2000 metreye kadar yükselen ormanlar göz alabildiğine uzanır. 1350 metre yüksekliğindeki Ayder’in kaplıcaları meşhur. Konaklayabileceğimiz tesisler var, ancak fazla konfor aramayacaksınız. kalegon tesislerinde orman içinde iyi bir yemek yiyebiliriz. 10 km. daha ilerlersek Yukarı Kavron Yaylası’na, 3 km. sonra da Aşağı Kavron Yaylası’na ulaşırız.

    Kabaca anlattığımız, Kaçkar’ın kuzeyinde yer alan bu yaylaları dolaşırken hissedeceğiniz coşkuyu hiç bir biçimde ifade edemeyeceksiniz. Sonsuz ormanlar içindeki su sütunları, tül tül dökülen şelaleler, yosun bürümüş kayalıklar, sisler arasında kaybolmuş Zil Kalesi, bahar coşkusu yaşayan vadiler, temmuz ayı olmasına rağmen direnen karlı tepeler, sisler ve bulutlar ülkesi Hemşin yaylaları. Buraları dolaşırken hissedeceğiniz duygu; korku değil merak olacaktır.

    Yolumuz tekrar kuzeye yöneliyor ve sahile iniyoruz. Ardeşen’den 16 km. sonra Fındıklı’ya geliyoruz. Fındıklı Rize’nin sahil şeridindeki son durağı. Şöyle bir mola verip çayını içiyoruz. Kasaba küçük ama tipik karadeniz insanının sıcaklığı hissediliyor. Meraklıları için bir hatırlatma. Çağlayan deresi üzerinde tarihi bir kemerli köprü bulunuyor.


    RİZE TURİZMİ

    Müzeler

    Atatürk Evi Müzesi (Mehmet Mataracı Konağı): Atatürk’e ait bazı eşyalar yanında, bölgeden çıkarılan etnografik eserlerin de sergilendiği Mehmet Mataracı Konağı’nın (Atatürk Evi Müzesi) kuzeyinde geniş bir bahçesi vardır. 19. yüzyıl sonları sivil mimarisi özelliklerini taşıyan yapı, iç sofalı planlı üç katlı bir evdir. İkinci katta, kuzeydoğudaki oda, Atatürk’ün kaldığı odadır. Ulu Önder Atatürk 17 Eylül 1924 yılında Rize’yi ziyaret ettiği sırada Mataracı Mehmet Efendi’nin evinde misafir edilmiş ve bu odada kalmıştır.

    Zemin katta Rize il merkezinden toplanan kitabeler ve mezar taşları, birinci katta ise bazı ahşap oymalı mimari parçalar, dokuma araç gereçleri, etnografik eserler sergilenmektedir. İkinci katta ise Atatürk zamanından kalan eşyalar, Atatürk’e ait giysiler, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk’e ait fotoğraflar bulunmaktadır.
    Müze Tel : (+90-464) 213 04 29

    Rize Müzesi (Sarı Ev): Sarı Ev olarak bilinen ve 19. yüzyıl sivil mimari örneği olan yapı, 1998 yılında müze olarak açılmıştır. Müzede etnografik eserler sergilenmektedir.
    Etnografya Müzesi
    Adres: Müftü Mah. Kirazlık Sok. No:2 – Rize
    Tel: (464) 213 04 29

    Kaleler

    Rize Kalesi: Rize kent merkezinin güneybatısında yer alan kale, iç kale ve aşağı kaleden oluşmaktadır. İlk yapım tarihi konusunda kesin bilgiler bulunmamaktadır. İç kale M.S. 6. yüzyılda yeniden inşa edilmiş, 14. yüzyıl başlarında da Cenevizliler tarafından aşağı surlar yapılmıştır. Kale, Osmanlı döneminde onarılarak kullanılmıştır. Kısmen düzgün, kısmen moloz taşla yapılmış olan iç kale surları 1,5 m. kalındığındadır ve yarım daire planlı beş kuleye sahiptir.

    Zamanında iç kaleden kuzeydoğu ve kuzeybatıya uzanan ve denize ulaşan aşağı kaleden günümüze batı surlarının bir bölümü ve bazı kuleler kalmıştır.

    Zil Kalesi: Ortaçağın sonlarında yapıldığı tahmin edilen kale Çamlıhemşin ilçesindedir. Çam ormanları ile kaplı bir vadiye hâkim bir noktada bir kaya kütlesinin üstüne moloz taşlardan inşa edilmiştir. Duvarları 1,5-2 m. kalınlıktadır. Kalenin doğusu, güneyi ve kuzeyi doğal uçurum olup, yalnızca batı ve kısmen kuzeyde yüksek surlar bulunmaktadır.

    Kale-i Bala: Çamlıhemşin ilçesinin 40 km. güneyindedir. 150 m. yüksekliğinde bir tepenin üstünde kurulu kalenin MÖ. 200 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır.
    Kız Kalesi Pazar ilçesinin batı girişinde denizin içerisine bir kaya üzerine inşa edilmiş olup, Bizans döneminden (M.S. 8. yüzyıl) kalmadır. Bu yapı, günümüzde tek bir gözetleme kulesiyle ayakta durmaktadır.

    Zeleki Kalesi Çayeli ilçesinin doğusunda yer alan kale, 12. yüzyılda Bizans döneminde inşa edilmiştir. Bu gün harap durumdadır.

    Camiler

    İslam Paşa Camii (Kurşunlu Cami): Rize kent merkezinde çarşı içindeki cami 16. yüzyıl yapısıdır. Kesme taştan dikdörtgen planlı olup, 24 pencereli bir kubbeye sahiptir.
    Gülbahar Camii: Rize kent merkezinde bulunan cami 16. yüzyılda Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun tarafından yaptırılmıştır. 1952 yılında bir onarım geçiren cami kare planlı olup, bir kubbeye ve tek şerefeli bir minareye sahiptir.
    Caferpaşa Camii: Çayeli ilçesinin girişinde yer alan cami, Rize Fatihi Cafer Paşa tarafından 16. yüzyılda yaptırılmıştır. Cami basit planlı ve çatısı kiremitle örtülüdür. Girişinde mermer kitabesi vardır.

    Kaplıca ve İçmeceler

    Ayder Kaplıcası ülkenin önemli kaplıcaları arasındadır. Rize’ye 20 km. mesafedeki Andon İçmecesi yöre halkı tarafından ilgi görmektedir. İçmecenin suyu renksiz, kokusuz ve berraktır. Ayrıca, İkizdere-Şimşirli İçmecesi, Çayırlı Maden Suyu çeşitli hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir.

    Şelaleler

    Ağaran Şelalesi: Çayeli’ne 12 km., Rize merkeze ise 30 km. mesafede olan ve Çayeli’nin içinden akan Şairler deresi üzerinde bulunan Şelale, gerçek bir tabiat harikasıdır.

    Yaylalar

    Kaçkar sıradağlarının eteklerinde, Çamlıhemşin, Hemşin, ve İkizdere ilçelerinde yoğun biçimde yer alan yaylalar, iyi korunmuş özgün mimarili evleriyle bulutların ötesinde bir hayat sunar. Bu yaylalardan Ayder, Aşağı-Yuları Kavron, ve Anzer Yaylaları Turizm Merkezi ilan edilmişlerdir.Bu yaylalar özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olur.
    Ayder Yaylası, Çamlıhemşin-Aşağı ve Yukarı Kavran Yaylaları, İkizdere-Anzer (Ballıköy) Yaylası Turizm Merkezi, İkizdere-Çağırankaya Yaylası, Elevit Yaylası diğer önemli yaylalardır.

    TARİHÇE

    Rize adının, M.Ö. 7. yüzyılda başlayan kolonizasyon döneminde, yörede bol pirinç yetiştirilmesinden ötürü kent yakınlarından geçen çaya verilen “Rhizios” veya sonraki dönemlerde verilen “Rhizaion” dan geldiği söylenmektedir.
    M.Ö. 2. bin başlarında tarım ve hayvancılıkla uğraşan kimi toplulukların yaşadığı tahmin edilen Rize ve çevresinin yazılı tarih dönemi, M.Ö. 7. yüzyılda Miletli denizcilerin yaptıkları seferlerle başlamaktadır. Bu dönemde Miletliler Doğu Karadeniz kıyılarında ticari yerleşimler kurmuşlardır. Daha sonra Kimmer, Med ve Pers akınlarına uğrayan yöreyi MÖ. 180’de Kral Pharnakes, M.Ö. 1. yüzyılda da Partlar ele geçirmiş olup, yöre M.S. 10 yılında Roma egemenliğine girmiştir. M.S. 4. yüzyıldan başlayarak Sasani ve Bizans arasında sürekli el değiştirmiş, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türklerin eline geçmiş, ancak Selçukluların batıya yönelmesiyle tekrar Bizans egemenliğine girmiştir. Rize’nin bir kısmı 1461’de diğer yöreleri de 1509’da Osmanlı topraklarına katılmıştır. Rize, cumhuriyetin ilanından sonra, 1924 yılında il olmuştur.

    NE YENİR?

    Yörede lahana ve hamsinin özel bir yeri vardır. Çünkü bütün yemek çeşitleri bunlar etrafında yoğunlaşmıştır. Belli başlı yemek çeşitleri; Ayran doğraması, çılbır, çırıhta, çirmulis, fasulye tavalisi, hamsili pilav, hamsili ekmek, hamsi kuşu, hamsi tavalisi, herse, hoşme, kabak felisi, kabak sütlisi lahana çorbası (vurma lahana), minci, muhlama, ormanlı hamsi, paluze, papara pasmanika, pekmezli kabak , sarma (lahana sarması)dır.
    Orman üst zonunun üzerinde bulunan yaylalarda ve çayırlık alanda arıcılık yapılmaktadır. Kimyevi maddenin henüz ulaşamadığı çiçek çeşitliliğinin ve diğer avantajların desteklediği üretim yörede “Anzer Balı” ile dünyaca ünlüdür.

    NE ALINIR?

    Hala el sanatı üretimlerinin sürdürüldüğü yörede ahşap ve el örgü ürünleri alınabilir. Hemşin çorabı, Rize bezi (feretiko) ünlü dokumalardır. Çay sepeti, üzüm sepeti, meyve sepeti, piknik sepeti gibi hasır örme eşyalar yörede bol miktarda bulunmaktadır. Şimşir kaşık türleri, İskemleler, kemençe ve maket taka alınabilecek diğer ahşap ürünlerdir. Yörenin ünlü Anzer balı unutulmamalıdır.

    YAPMADAN DÖNME

    Yaylalara çıkmadan,
    Ayder’de kaplıcaya gitmeden,
    16. yüzyıl İslam Paşa Camii ile Ceneviz kalesinin kalıntılarını görmeden,
    Yörede eski bir gelenek olan ve özellikle Ardeşen İlçesinde yapılan Atmaca avcılığını izlemeden,
    Anzer Balını tatmadan,
    ….Dönmeyin.

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - SAKARYA



    SAKARYA

    YÜZÖLÇÜMÜ: 4.821 km²maden deresi sakarya

    NÜFUS:  888.556 (2011)

    İL TRAFİK NO: 54

    İLÇELER: Adapazarı (merkez), Akyazı, Ferizli, Geyve, Hendek, Karapürçek, Karasu, Kaynarca, Kocaali, Pamukova, Sapanca, Söğütlü, Taraklı.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Sapanca Gölü kıyıları, Karasu ve Kocaali plajları, Hasan Dağı ve Poyrazlar Gölü Orman İçi Dinlenme Yerleri, Orhan Gazi, Yunus Paşa (Geyve Ulucamisi), Şeyh Müslihiddin ve Rüstem Paşa Camileri, Orhan Gazi Zaviyesi, Elvan Bey İmareti, Sakarya Köprüsü ve Beşköprü (Jüstinyen Köprüsü).

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (264) 277 36 66
    Faks: (264) 277 36 67

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Atatürk Parkı Heykel Altı
    SAKARYA
    Tel: (0 264) 274 60 26
    Faks: (0 264) 277 36 67

    Müze

    Sakarya Müzesi
    Adres: Semerciler Mah. Sait Faik Sok. No: 36 – Sakarya
    Tel: (264) 274 25 15

    Önemli Günler

    Mahalli Kurtuluş Günleri:

    Sait Faik Abasıyanık’ı Anma Günü (Ölüm Yıldönümü)
    Adapazarı
    11 Mayıs

    Ali Fuat Cebesoy’u Anma Günü (Ölüm Yıldönümü)
    Geyve-Ali Fuat Paşa Beldesi
    10 Ocak

    Pamukova İlçesinin Kuruluş Yıldönümü Kutlamaları
    Pamukova İlçesi
    10-12 Eylül

    Hacet Bayramı


    Hendek Şeyhler Günü
    5-15 Ağustos Arası Havanın Uygun Olduğu Bir Pazar Günü

    Festivaller:

    Akbalık Geleneksel Yağlı Güreş Festivali
    Karapürçek İlçesi
    Geleneksel Kırkpınar Güreşlerinden
    Bir Hafta Önceki Cumartesi ve Pazar

    Tarım Hayvancılık ve Süt Festivali
    Yağlı Pehlivan Güreşleri
    Söğütlü İlçesi
    Temmuz Ayının Her Hangi Bir C.tesi ve Pazar Günleri

    Tarım ve Hayvancılık Festivali
    Altın Kemer Yağlı Pehlivan Güreşleri
    Akyazı-Osmanbey Köyü
    Eylül Ayının İkinci Haftası C.tesi ve Pazar Günleri

    Kültür ve Sanat Festivali
    Sapanca
    22 Haziran’ı Takip Eden İlk C.tesi ve Pazar Günleri

    Geleneksel Gençlikte Yaz Festivali
    Sapanca Kırkpınar Beldesi
    Ağustos Ayının İlk Pazar Günü

    Şenlikler:

    Adapazarı’nın Kurtuluş Şenlikleri
    Adapazarı
    21-23 Haziran
    Sapanca’nın Kurtuluş Günleri
    Sapanca
    22 Haziran

    Kaynarca’nın Kurtuluş Şenlikleri
    Kaynarca
    3 Mayıs

    Kadırga Şenlikleri
    Akyazı-Acelle Yaylası
    Temmuz Ayının Son Cuma, C.tesi, Pazar Günleri

    Büyükkarapınar Şenlikleri
    Akyazı-Dokurcun Beldesi Yörükyeri Köyü
    Haziran Ayının Son C.tesi ve Pazar Günü

    Yayla Şenlikleri
    Hendek-Dikmen Köyü
    Haziran Ayında Uygun Bir Pazar Günü

    Panayırlar:

    Geyve Panayırı
    Geyve
    14-16 Eylül

    Pamukova Panayırı
    Pamukova
    10-12 Eylül

    Taraklı Panayırı
    Taraklı
    28 Eylül-1 Ekim

     

    ADAPAZARINA GENEL BİR BAKIŞ


    Adapazarı, Marmara Bölgesi’nin doğusunda bir kent ve Sakarya ilinin merkez ilçesidir. Kimi zaman yanlış olarak bilinenin tersine Sakarya, Adapazarı değildir. Adapazarı Sakarya’nın merkez ilçesidir. Sakarya Üniversitesi burada bulunmaktadır.

    Kuruluşları yeni olan iller arasına girer. Roma Bizans devrinde bugünkü Adapazarı havzasında hiçbir yerleşim izi mevcut değildir. 13. Asrın sonlarına doğru Osman Gazi’nin komutanlığında Konuralp, bugünkü Adapazarı havzasını fethetmiştir. İlk olarak batı Türkistan ve Azerbaycan’dan gelen göçebe Türk boyları buralarda köyler ve kentler kurmuşlardır.

    Adapazarı, Sakarya Nehri ve Sapanca gölünden çıkan Çark Suyu arasında kalan yarımada biçimindeki kara parçası üzerinde kurulmuştur. 1563 yılına ait bir vesika ve 1581 yılında Akyazı Ada Kadılığı’na yazılan ve bu yöreden nahiye diye bahseden bir ferman bugünkü şehrin mazisini aydınlatan ilk ışıklardan biridir. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde (1648) Adapazarı’ndan Bolu’nun nahiyesi diye bahsedilmekte ve bu yörenin yerleşim alanı olduğunu göstermektedir. Bugünkü şehrin adı, Ada köyünde kurulan pazara mahsullerini satmak üzere civar köylerden ve göçebe aşiretlerinden gelen halk tarafından ADAPAZARI olarak verilmiştir.

    I. Mahmut zamanında (1837) Adapazarı kaza haline gelmiştir. 19. asrın sonlarına doğru Kocaeli Vilayeti’nin kazası olmuştur. 22 Haziran 1954 tarihinde 6419 sayılı kanunla il olmuş ve SAKARYA adını almıştır. Adapazarı ve civarının ilk Türk sakinleri, göçebeliği terk ederek yerleşik düzene geçen Türkmen aşiretleri yörüklerdir. Bugün ADAPAZARI mahalelerinin adları Türk oymaklarının adları ile anılır. (Tığcılar, Hasırcılar, Semerciler, Papuçcular, Yağcılar, Çıracılar gibi.) Adapazarı’nın Kurtuluş Savaşında da önemli bir yeri vardır. Ali Fuat Cebesoy, Sırrı Bey, Hasan Cavit Bey, Çerkez Sait Bey, Koçzade Mahmut Bey, Cevat Bey, Metozade Hüseyin Efendi, Abdurrahman Bey, Kaymakam Tahir Bey, İbsiz Recep, Kazım Kaptan, Halit Molla gibi pek çok kahramanımız Kuva-i Milliye hareketine sağladıkları yardım ve destekle Milli Mücadelenin şerefli sahifelerinde yer almışlardır. Adapazarı 25 Mart 1921′de Yunanlılar tarafından işgal edilmişse de 21 Haziran 1921 gibi kısa bir sürede geri alınmıştır.

    2003 yılında merkez ilçesi Adapazarı Büyükşehir olmuştur 17 auğustos 1999 depreminden sonra şehir yeniden inşa için fay hattının dışına, Camili-Karaman istikametine kaydırılmıştır. Bu depremde tahminen 20.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu olaydan sonra şehir kendini hızla toparlamıştır.Başlıca geçim kaynakları sanayi ve tarımdır hayvancılık ve tavukçulukta yapılmaktadır. İstanbul ve İzmit’ten sonra fabrikaların Sakarya tarafına kayması ile önem kazanmıştır. Önemli üretim tesislerine ev sahipliği yapmaktadır (Toyota, GoodYear, Reysaş, Otoyol, Otokar)Mobilya sektöründe iddia sahibidir yeni kurulan mobilyacılar sitesi ASEM ile Türkiye’nin en büyük üçüncü mobilyacılar sitesine ev sahipliği yapmaktadır.

     

    SAPANCA GÖLÜ BALON TURİZMİNE AÇILDI


    Sakarya’nın Sapanca ilçesi, Kapadokya’dan sonra balon turizminin merkezi olmaya aday. Sakarya Valisi Nuri Okutan, balon uçuşlarının İstanbul ve çevre illere yepyeni bir soluk getireceği söyledi.

    Firma yetkilileri de, “1000 metre yüksekte iken bir yanınızda İzmit Körfezi, bir yanınızda Karadeniz, altınızda Sapanca Gölü ve yeşilin tüm tonlarıyla taçlanmış bir manzarayı izlemek, ayrı bir keyif olacak” dedi.



    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - SAMSUN




    SAMSUN

    YÜZÖLÇÜMÜ: 9.490 km²samsun

    NÜFUS: 1.251.729 (2011)

    İL TRAFİK NO: 55

    İLÇELER: Samsun (merkez), Alaçam, Asarcık, Ayvacık, Bafra, Çarşamba, Havza, Kavak, Lâdik, 19 Mayıs, Salıpazarı, Tekkeköy, Terme, Vezirköprü, Yakakent.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Çakırlar Korusu, Çamgöl ve Vezirköprü Orman İçi Dinlenme Yerleri, Havza ve Lâdik Kaplıcaları, Kale, Pazar (Samsun), Hacı Hatun, Yalı, Tayyar Paşa, Mustafa Paşa, Rıdvan Bey, Abdullah Paşa, Değirmenbaşı, Taceddin Paşa, Pazar (Terme), Taşkale Camileri, Büyükcami (Samsun), Şeyh Seyyid Kudbeddin ve İsa Baba Camileri ile Türbeleri, Büyükcami (Bafra), Fazıl Ahmed Paşa Medresesi, Fazıl Ahmed Paşa Bedesten ve Arastası, Havza İmareti, Kızgözü Aslanağzı Kaplıcası, Küçükhamam (Şifa Kaplıcası), Taşkale ve Şifa Hamamları, Çiftehamam, Atatürk ve İlk Adım Anıtları, Samsun Arkeolji ve Etnografya, Samsun 19 Mayıs ve Samsun Atatürk Müzeleri.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (362) 432 11 58 – 431 00 14
    Faks: (362) 432 11 58

    Samsun Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü

    Adres: Özel İdare İşhanları Sitesi
    Irmak Cad. 2 Blok – Samsun
    Koro Tel: (0 362) 432 09 20

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Fuariçi
    SAMSUN
    Tel: (0 362) 432 29 33
    Faks: (0 362) 432 11 58

    Müze

    Samsun müzesi

    Tel/Faks: (362) 431 68 28

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Hıdrellez
    Çarşamba
    6 Mayıs

    Hıdrellez
    Bafra
    6 Mayıs

    Hıdrellez
    Ladik İlçe Merkezi ve Erenler Tepesi, Topağacı Mevkii
    6 Mayıs

    Hıdrellez
    Alaçam (Geyikkoşan)
    6 Mayıs

    Festivaller:

    Karpuz Festivali
    Bafra
    22-23 Ağustos

    Pirinç Festivali
    Terme-Kocaman
    13-14 Haziran

    Uluslararası Halk Dansları Festivali
    Merkez
    23-29 Temmuz

    Şenlikler:

    Selesepet Topkandil Şenliği
    Bafra İlçesi
    Ramazan’ın 19. Günü Başlar

    Altın Fındık Yağlı Pehlivan Güreşleri
    Terme İlçesi Köy Bucağı
    9 Eylül

    Fuarlar:

    İlkbahar Giyim Fuarı
    Merkez-İlçe
    28 Nisan-28 Mayıs

    Sanat Kültür-Kitap Fuarı
    Merkez-İlçe
    24 Nisan-4 Mayıs

    26. Samsun Milli Fuarı
    Merkez-İlçe
    1-31 Temmuz

    4. Sonbahar Giyim Fuarı
    Merkez-İlçe
    6 Eylül-6 Ekim

    Önemli Haftalar:

    19 Mayıs Kültür Haftası
    Merkez-İlçe
    19-25 Mayıs

    Atatürk’ün Havza’ya Gelişi
    Havza
    25 Mayıs

     

    SAMSUN'DA TOPLUM VE KÜLTÜR


    Samsun’da dinî bir tören, 1913Toplum açısından Karadeniz’in metropolü sayılabilecek olan Samsun Şehir Merkezi, 20.YY başlarına kadar ciddi bir gayr-i müslim nüfusu barındırmakta idi.Günümüzde Şehir Merkezi nüfusunun büyük kısmını Doğu Karadeniz’den ve şehrin kendi ilçelerinden aldığı göç oluşturmaktadır.Şehir insanları açısından geniş bir yelpazeye sahip olup, en tutucusundan en entellektüeline kadar insanlara rastlamanız mümkündür.

    1950-1990 yılları arası ülkemizin gözde şehirlerinden olan Samsun, 90′lı yıllar sonrası gerek belediyelerin ihmalkarlıkları gerek önceki yıllarda aldığı göçlerden dolayı başıboşluk yaşamış, bu başıboşluk şehre özgü olan Samsun Fuarı bitme derecesine getirmiştir ve sonunda kapanmıştır, kapanan tekel fabrikaları ve özelleştirmelerden dolayı, işsizlik had safhada olup 2000 yılı itibari ile Samsun göç veren bir şehir haline gelmiştir.

    Kültürel açıdan Samsun, bütün Anadolu şehirlerini yaşadığı sıkıntıları çekmektedir.Uzun yıllar sonra bitirelebilen Atatürk Kültür Merkezi’nin bitirilmesinin gecikmesinin kültürel faaliyetlere uzun bir süre ket vurduğu ve kültür merkezin şu an yeteri kadar aktif olarak kullanılamadığı aşikar bir gerçektir.

    Son dönemlerde yerel belediyelerin katkıları ile kültürel faaliyetlerde gözle görülür ilerlemeler kaydedilmiştir.Ulusal bazda yayınlanan Samsun merkezli edebiyat dergisi “Yolcu” buna en güzel örnektir.Bunun yanında İstanbul merkezli ulusal bazda yayın yapan bir çok edebiyat dergisine de içerik sağlanmaktadır.

    Samsun’da derin muhabbetlere girebileceğiniz aynı zamanda Yolcu Dergisi’nin gayr-ı resmi merkezi olan Cibran’da Yolcu dergisi editörlerine her daim rastlamanız mümkündür.

    Son 2-3 yıla kadar denize küsmüş bir sahil kenti görünümünde olan Samsun; yapılan sahil yolu, Doğu Park, tamamlanmakta olan Batı Park gibi projelerle denizle barışık hale gelmiş ve eşine az rastlanır tesislere kavuşmuştur.


    Ladik-Akdağ-Samsun

    Turizm Merkezi İlan Tarihi 06.01.2005 tarih ve 25923 sayılı RG
    Turizm Merkez Alanı  
    Konumu Orta Karadeniz Bölgesinde, Samsun’un güneyinde yer almaktadır.
    Ulaşım Durumu En yakın havaalanı Samsun-85 km
    En yakın kent merkezi Ladik-7 km
    Önemli merkezlere uzaklığı  
    Kayak Alanı Niteliği Rakım 1400 – 1800 m
    Sezon Uzunluğu 4 ay
    Kar kalınlığı  
    Kayak Alanı(ha)  
    Kayak Türü  
    Pist Niteliği  
    Mekanik Tesis Durumu Mevcut: -
    Öneri: 1 adet Telesiej
    Plan Durumu Üst Ölçekli Planı (1/25000) 26.10.2001
    Alt Ölçekli Planı (1/1000) 26.10.2001
    Tahsis Durumu Son Tahsise Çıkan Parsel Adedi  
    Tahsis Edilen Parsel Adedi  
    Konaklama Durumu Turizm Tesis Alanı  
    Günübirlik Tesis Alanı  
    Kamping Alanı  
    Yatak Kapasiteleri (Mevcut/Planlanan) - / 800
    Çevre Düzeni Planı  

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - SİİRT





    SİİRT

    YÜZÖLÇÜMÜ: 6.182 km²tekstil

    NÜFUS:  310.468 (2011)

    İL TRAFİK NO: 56

    İLÇELER: Siirt (merkez), Aydınlar, Baykan, Eruh, Kurtalan, Pervari, Şirvan.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Billoris ve Hista Kaplıcaları, Derzin Kalesi, Siirt Ulucamisi, Çarşı (Asakir) ve Cumhuriyet Camileri, Nasreddin ve Çarpiran (Dört Ulular) Köprüleri, İbrahim Hakkı, Sultan Memduh ve Veysel Karani Türbeleri.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (484) 223 28 70
    Faks: (484) 223 28 70

     

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Siirt’in Şeref Günü (İlim Kültür ve Sanat Haftası)
    Siirt
    14-22 Eylül

    İbrahim Hakkı Hz. Anma Haftası
    Siirt
    21 Eylül

    Atatürk’ün Siirt’i Ziyaretleri
    Siirt
    14 Eylül

    Veysel Karani Hz.’lerini Anma Günü
    Siirt (Baykan – Ziyaret Köyü)
    Mayıs Ayının 2. Cumasıyla Başlayan Hafta

    Resim: Tekstil


    SİİRT'İN KÜLTÜRÜ

    Siirt adının Sami Dili’nden geldiği öne sürülmektedir. Bazı kaynaklarda bu adın, Keldani Dili’nden, kent anlamına gelen Keert (Kaa’at) sözcüğünden kaynaklandığı yazılıdır. Siirt sözcüğü, isim kaynaklarında; Esart, Sairt, Siirt, Siird gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryani’ler kente Se’erd (yöresel söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX. yy’da Sert, Seerd, Sört, Sairt olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimiyle benimsenmiştir.

    Diğer bir kaynakta Siirt isminin, “Seert” anlamındaki “üç yer” manasına geldiği söylenir. Siirt adının nereden geldiği konusunda değişik görüşler vardır. Kadri PERK’in, Cenup Doğu Anadolu Tarihi’nde Siirt, Sert, Tigra, Mosert; Hüseyin CAHİT tarihi’nde Serad; Şemsettin SAMİ’nin Kamus’unda Tiğrakert olarak geçmektedir. Ayrıca eski Siirt’in birkaç sırtta kurulmasından dolayı Türkçe’de sırt kelimesinden türediği de iddia edilmektedir.

    Hernekadar Sami kokenli oldugu soylense de Ermenice Tiğrakert’in halk agzinda sirasiyla Sigrakert, Sigirt ve sonunda Turkce aksanla Siirt’e donusmus olmasi gerekir.


     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - SİNOP

    SİNOP

    YÜZÖLÇÜMÜ: 5.862 km²

    NÜFUS: 203.027 (2011)

    İL TRAFİK NO: 57

    İLÇELER: Sinop (merkez), Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, Gerze, Saraydüzü, Türkeli.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Akliman, Gazi, Ayancık, Çamlık, Bürnük, Kustepe ve Türkeli Çamlık Orman İçi Dinlenme Yerleri, Karagöl Kumluğu ve Bahçeler Plajı, Balatlar Kilisesi, Sinop ve Boyabat Kaleleri, Muineddin Süleyman Pervane (Alaeddin) Medresesi, Alaeddin, Saray, Cezayirli Ali Paşa, Meydankapı, Kefevi, Cumaköy ve Yazıköy Camileri, Fethi Baba Mescidi ve Akmescid, Durak Han, Seyyid Bilal, Gazi Çelebi, İsfendiyaroğulları, Sultan Hatun ve Hatunlar Türbeleri, Aslan Çeşmesi, 1853 Sinop Deniz Savaşı Şehitliği, Sinop Müzesi.


    Kültür Merkezleri

    Tiyatro, konferans gibi etkinliklere yönelik 100 kişilik Salon
    125 m²’lik Sergi Salonu
    2 adet Sanat İşliği

    Yazışma Adresi: Yenimahalle Okulaltı Sok. No:12 – Sinop
    Tel: (368) 261 30 23
    Faks: (368) 261 48 68

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    İl Kültür Merkezi Binası Karantina Sok. No:12
    SİNOP
    Tel: (0 368) 261 67 62
    Faks: (0 368) 261 48 68

    Müze

    Sinop Müzesi

    Adres: Okullar Cad. – Sinop
    Tel: (368) 261 19 75

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Atatürk’ün Sinop’a Gelişleri
    Sinop
    15 Eylül

    Festivaller:

    Sinop Festivali
    Sinop
    1-3 Ağustos

    Gerze Festivali
    Gerze
    18-20 Temmuz

    Ayancık Keten Festivali
    Ayancık
    27-29 Temmuz

    Şenlikler:

    Çocuk Şenlikleri
    Sinop
    20-26 Nisan

    Hıdrellez Şenliği
    Sinop
    Mayısın İlk Haftası

    Hıdrellez Şenliği
    Boyabat
    Mayısın İlk Haftası

    Panayırlar:

    Bektaşağa Panayırı
    Sinop
    6 Mayıs

    Yeşiloba Panayırı
    Türkeli
    2-6 Mayıs

    Güzelkent Köyü Panayırı
    Türkeli
    30 Ağustos-2 Eylül

    Hıdrellez Panayırı
    Türkeli
    6 Mayıs

    Yazıcı Köyü Panayırı
    Türkeli
    1-3 Ağustos

    Morza Panayırı
    Türkeli
    9-11 Ağustos

    Saraydüzü Panayırı
    Saraydüzü
    Eylül Ayı İçinde

    Uluköy Panayırı
    Uluköy / Saraydüzü
    Eylül Ayı İçinde

    Dikmen Panayırı
    Dikmen
    5-12 Eylül

    Saray Panayırı
    Dikmen
    12-16 Eylül

    Çalboğaz-Boypınarı Panayırı
    Gerze
    14-18 Eylül

    Ayancık Panayırı
    Ayancık
    18-21 Eylül

    Erfelek (Karasu) Panayırı
    Erfelek
    21-26 Eylül

    Yenikent Panayırı
    Yenikent / Gerze
    21-26 Eylül

    Karlı Panayırı
    Karlıköyü / Gerze
    28 Eylül-1 Ekim

    Türkeli Panayırı
    Türkeli
    6-8 Ekim

    Boyabat Panayırı
    Boyabat
    21-24 Ekim

    Sonbahar Panayırı
    Durağan
    1-7 Kasım

    Kabalı Panayırı
    Sinop
    12-16 Eylül


    Sinop İlinin Turizm Durumu

    Sinop, Turizm açısından zengin potansiyel kaynaklara sahiptir. Doğal güzellikler ve tarihi eser yönünden oldukça zengindir. Zengin Orman örtüsü Karadeniz’deki uzun kıyısı, doğal kumsalları, yaylaları, mesire yerleri İl’in başlıca güzellikleridir. Sinop İli sürekli göç veren bir il olduğu için doğasında ve çevresinde hiç bir bozulma olmamıştır.

    M.Ö. 4500yıllarından başlayarak günümüze kadar uzanan çeşitli uygarlıkların izlerini taşıyan Kaleler, kaya mezarları, kiliseler, camiler, medreseler, hamamlar, çeşmeler, tabyalar, türbeler, vb.eşsiz tarihi eserlerimiz bulunmaktadır.

     

    Yağmur miktarının diğer illere göre az oluşu, Karadeniz insanının tatil için Sinop’u tercih sebebidir. Ayrıca; Kastamonu, Çorum, Amasya,Samsun gibi çevre illerden Turizm amaçlı gelen kişi sayısı oldukça fazladır. İlin 175 km uzunluktaki kumsallarının 70 km’lik bölümünde, Akdeniz plajlarındaymış gibi rahat ve doğal bir şekilde denize girilebilmektedir.

    Son yıllarda İldeki Bakanlığımızdaki Yatırım Belgeli tesislerin bir kısmının inşaatının tamamlanarak hizmete girmesi, Sinoplu’lar tarafından ev pansiyonculuğunun benimsenerek geliştirilmesi, eğlence yeri sayısının ve kalitesinin artması İl Turizminin gelişmesine olumlu katkıda bulunmuştur. Bu konudaki yeni yatırımların teşvik edilmesi, Sinop’un Karadeniz Bölgesinde turizm patlaması yapmasını sağlayacaktır.

    Sinop’taki Turistik Alanlar

    Akliman Yöresi

    Şehrin batısındadır. Kent merkezine 9 km.uzaklıktadır. Kilometrelerce uzunluğunda ve 15-20 metre genişliğinde bir şerit gibi uzanan kumsalı vardır. Millî Parklar Başmühendisliğince düzenlenen Akliman Piknik alanı, her türlü ihtiyaca cevap verecek niteliktedir. Piknik alanında ormanla deniz içiçedir.

    Hamsilos Koyu

    Yemyeşil ormanı, denizin bir nehir gibi kara içine girdiği Hamsilos Koyu ve civarı bir doğa harikasdır. İl merkezine ll Km. uzaklıktadır.

    Akliman-Hamsilos yöresi Kültür Bakanlığı tarafından 1991 yılında 1.derecede Doğal Sit alanı ilan edilmiştir.

    Mobil Ve Korucuk Köyü Mevkiileri

    Sakin denizi ve tertemiz kumsalları vardır. Bakanlığımızdan Belgeli tesisler restaurantlar, kamp ve karavan yerleriyle geniş bir hizmet alanı sağlamıştır. İl Turizminin en yoğun olduğu çevredir.

    Sarıkum

    Deniz, orman ve göl ve çöl bir aradadır. Çeşitli av hayvanları vardır. Orman Genel Müdürlüğünce Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir. İl Merkezine 21 Km.uzaklıktadır.Eko Turizm açısından değerlendirmek üzere gerekli çalışmalar devam etmektetir.

    Karakum

    İl Merkezine 2 Km.uzaklıktadır. Sinop Yarımadası’nı çevreleyen yol üzerindedir. Adını ince simsiyah volkanik kumundan almıştır.
    Kamu ve özel kişilere ait otel, tatil köyü, kafe, restaurant, bungalow tipi evler, karavan ve çadır yerleri bulunmaktadır.

    Akgöl

    Ayancık İlçesindedir. Yayla turizmi merkezidir. Ayancık-Boyabat asfaltının 40.km.sinden 5 km. içeridedir. Yapay gölet ve çevresi gür ormanlarla kaplıdır. Günü birlik piknik ve mesire alanı olarak kullanılmaktadır.

    İnaltı Mağarası

    Ayancık ilçesindedir. Akgöl’e 6 km. uzaklıktadır. İnaltı Mağarası’nın İl Turizmine kazandırılabilmesi için l995 yılı sonunda Turizm Bakanlığı tarafından proje çalışmaları için 1.952.500.000.TL. ödenek gönderilmiştir.

    2001 Yılında Mağarada öncelikle aydınlatma, Elektrik isale hattı, çevre düzenlemesi, yol çalışmaları ile ilgili projeler hazırlanmıştır. Şu ana kadar 20 milyarı Turizm Bakanlığı’ndan olmak üzere 65 milyar lira harcanarak, mağara içi aydınlatma, elektrik isale hattı, yürüyüş merdivenleri, giriş kapısı ve mağara önü çevre düzenlemesi çalışmaları tamamlanmıştır.2004 yılında 65.000 YTL ile Jeneratör,Büfe ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. Ayancık’tan mağaraya ulaşım yolu için proje hazırlanmış ve ödenek istemiyle Turizm Bakanlığı’na gönderilmiştir. Mağara içi yürüyüş yollarının projesi hazırlanmış, gerekli yardım talebimiz Bakanlığa iletilmiştir. Mağara bu haliyle halkın ziyaretine açılmıştır.

    Erfelek ve Tatlıca Şelaleleri

    TATLICA TAKIM ŞELALELERİ

    İlçe merkezinin güney-batı istikametinde 15 km. uzaklıkta inşaatı devam eden Erfelek Barajı bitiminde eşsiz doğal güzelliklere sahip, bakir, adeta bir merdiven biçiminde zirveye doğru yaklaşık 2 km. uzunluğunda birbirini takip ederek uzanan, akarında trakking, kanyoning, doğa yürüyüşü gibi sportif faaliyetlerin yapılabilmesi mümkün olan irili ufaklı 28 adet doğa harikası şelalelerdir. Bu doğa harikası şelalelerin her birinin aktığı yerde de yüzmeye elverişli göl bulunmaktadır.

    HASANDERE ŞELALESİ

    İlçenin doğusunda 4 km. uzaklıkta Hasandere Köyü’nün tam ortasından geçen dere üzerinde 20 m. uzunluğunda vahşi bir güzelliğe sahip ender rastlanabilir bir doğa harikasıdır. Döküldüğü yerde yüzmeye elverişli göl oluşturur.

    DELİ KIZIN ŞELALESİ

    İlçenin Soğucalı Köyü Kıran Mahallesi’nden doğarak toplu mahallesini takiben Karasu Çayı’na dökülen dere üzerinde, Erfelek-Sinop yolundan güneye doğru 1 km. uzaklıkta 15 m. civarında yüksekliği olan bir şelaledir.

    KARAÇAYIR YAYLASI

    İlçe merkezinin güneyinde yaklaşık 8 km. uzaklıkta Domuz Dağı ormanlarının zirvesinde 1.100 m. rakımda etrafı köknar, çam ve kayın ağaçlarıyla adeta bir duvar gibi örülmüş olup yaklaşık 15,000 m2 alana sahiptir.

    HACIBEY YAYLASI

    İlçe merkezinin güney doğusunda yaklaşık 20 km. mesafede 1250 m. rakımda Osmanlı Döneminde Kastamonu iline sancaklık yapmış o zamanki adı Konak, şimdiki adı Ormantepe olan Köyün sırtlarında Hacıbey ormanlarının zirvesinde Sinop ilini kuş bakışı görebilme rakımına sahip 50.000 m2 civarında bir alanı olan tamamen köknar ve çam ağaçlarıyla çevrili, müstesna bir yerdir.

    GEBEGÜNEYİ YAYLASI

    ilçenin güney batı istikametinde 10 km. uzaklıkta 1050m. rakımda Sorkun Köyü sınırları içinde Karaçayır Yaylasıyla adeta sırt sırta vermiş aynı özellikleri eksiksiz taşıyan 50.000 m2′lik bir alana sahip eşsiz bir yayladır. 1960′lı yıllara kadar ilçe halkı ve tüm civar köylülerin sivrisinekten korunmak ve hayvanlarını beslemek amacıyla her yaz turizm amaçlı olmasa da kullanılan bu yaylalar o yıllardan sonra sadece çevre köylüler tarafından mera olarak kullanılmaktadır. Bugüne kadar yöre halkı tarafından tanıtımı yapılamadığından turizme açılamamış olup, yayla turizmine her üç yaylada son derece elverişlidir.

    KUZ TEPESİ

    İlçe merkezinin güney yakasında kentin oturduğu alana dikey 500m. uzaklıkta 300m. rakımda içinde çocuk oyun alanları ve bir dağ evi bulunan çam, köknar, kayın ve kestane ağaçları ile kaplı elit bir mesire alanıdır.

    ÇUKUR YAZI

    İlçe merkezinin güneyinde 2 km. uzaklıkta, 40.000 m2 alana sahiptir, İlçe Kaymakamlığı tarafından alanın tamamı vişne, elma, armut, ceviz vb. meyve ağaçlarıyla donatılmış olup aydınlatması yapılmış güzide bir mesire yeridir.

    İlçenin Şerefiye – Karacaköy – Yeniçam – incirpınarı Köyleri Karadeniz’e sınır olup Eşsiz güzellikte sahilleri, temiz ve bol kumuyla deniz turizmine son derece uygundur. Denizi, Şelaleleri, yaylaları, Ormanları, Gölleri ile doğa, kış, deniz turizmine son derece uygun olan ilçenin esasen en büyük potansiyeli av turizmidir.

    Denizinde ve göletlerinde balık avı yılın her ayında yapılabilmekte olup, çulluk, kaz, ördek, bıldırcın, keklik gibi uçan av hayvanlarının yanında tavşan, domuz vb. yaban av hayvanları yörede bol miktarda bulunmaktadır. Yörede belki de hiçbir yerde rastlanılamayacak kadar Karaca (elik) yaşamasına karşın bu güzide hayvan yöre halkının da bu konuda duyarlı davranması ile kesinlikle avlanılmamaktadır.

    Turizm Merkezleri

    1-Sinop-Ayancık-Akgöl Turizm Merkezi

    20 Eylül 199l tarih ve 20997 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiştir. Ayancık-Boyabat asfaltının 40.Km.sinden 5 Km.içeridedir.

     2-Sinop-Gerze Kozfındık-Bozarmut Yaylası Turizm Merkezi

    20 Eylül 199l tarih ve 20997 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiştir. Gerze İlçesine 47 km. uzaklıktadır.

    3-Sinop-Türkeli-Kurugöl Turizm Merkezi

    20 Eylül 1991 tarih ve 20997 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiştir. Türkeli İlçesi’ne l2 Km. uzaklıktadır.

    Turizm merkezleri ile ilgili olarak ilan kararı dışında hiçbir çalışma yapılmamıştır. Acilen master planlarının ve uygulama projelerinin Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanması gerekmektedir. Bakanlıkla yapılan görüşmelerde Turizm Merkezlerinin kadastro çalışmalarının tamamlanması istenmiştir.

    Tarihsel Ve Kültürel Çevre

    Birçok medeniyetlerin gelip geçtiği Sinop’ta tarihi, kültürel ve arkeolojik değerlerle tabii güzellikleri bir arada görmek mümkündür.

    Sinop Müzesi

    Şehrin Merkezinde bulunmaktadır. Sinop kazılarında ve çevresinde bulunan eserler sergilenmektedir. Müzede Prehistorik, Herenistik, Roma, Bizans, Etnografik eserler ile Sinop çevresinde toplanmış ikonalar bulunmaktadır.

    Sinop Kalesi


    M.Ö.7.yy.da şehri korumak amacıyla yarımada’nın üzerinde kurulmuştur. Roma,Bizans ve Selçuklular döneminde onarılarak kullanılmıştır. Günümüzde bir bölümü hala ihtişamını korumaktadır. 2050 m. Uzunluğu, 25 m. Yüksekliği, 3 m. Genişliği ve iki ana giriş kapısı bulunmaktadır.

    Balatlar Kilisesi

    Roma çağında tiyatro ya da hamam olarak kullanıldığı düşünülen bu yapı, 7.yy.da Bizanslılar tarafından kilise olarak kullanılmaya başlanmıştır. İç kısmındaki fresklerin bir bölümü durmaktadır. Mülkiyeti özel şahsa ait olan yapı Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2000 Yılında Kamulaştırılarak gerekli bahçe düzenlemesi yapılarak halkın ziyaretine açılmıştır.

    Alaaddin Camii

    Sinop’un fethinden hemen sonra yapılmıştır. Selçuklu dönemi eseridir. Büyük bir avlunun güneyinde yer alır. Dikdörtgen planlı olup, beş kubbelidir. Avlunun ortasında bir şadırvan, bir köşede de İsfendiyar oğulları’nın türbeleri bulunmaktadır.

    Paşa Tabyası

    Sinop yarımadası’nın güney doğusunda l9.yy.da Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır. Yarı ay şeklindedir. 11 top yatağı, cephanelik ve mahzenlerden oluşmaktadır. Paşa Tabyası yeme içme tesisi olarak hizmete açılmış olup İlimiz turizmine hizmet vermektedir. Diğer bir tabya da Korucuk Tabyası’dır. Bu Tabya özel şahsın mülkiyeti içindedir.

    Eski Sinop Cezaevi – Eski Sinop Tersanesi

    Cezaevinin bulunduğu alan Osmanlıların Karadeniz’deki en büyük tersanesiydi. Cezaevi iç kalenin içinde eski tersane alanında yapılmıştır. 1887 yılından beri cezaevi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Etrafı yüksek kale bedenleriyle çevrilidir. Bu özelliğinden dolayı mahkumların kaçışını imkansız kılmıştır. Şu an Sinop Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğüne tahsisli olan eski Cezaevi Müze olarak ziyarete açıktır. 2004 yılında 40 bin kişi ücretli,5 bin kişi ücretsiz ziyaret etmiş olup,40.000 YTL gelir elde edilmiştir.
    Şehitlik

    Sinop Müzesi bahçesinde olan şehitlik, 1853 Osmanlı-Rus Savaş’ında Sinop Limanı’nda şehit olan denizcilerimiz için yaptırılmıştır. Şehitliğin altında şehit denizcilerimizin kemikleri bulunmaktadır.2004 Yılında Sinop Valiliğince halkın dinlenmesi amacıyla bahçe düzenlemesi yapılmıştır.

    Şehitler Çeşmesi

    Tersane çarşısındadır. 1853 Osmanlı-Rus Savaş’ında şehit düşen denizcilerimizin ceplerinden çıkan paralarla yaptırılmıştır. Ayrıca İl genelinde çok sayıda cami, türbe, medrese, kaya mezarı vb. gibi görülmeye değer tarihi eserler mevcuttur.
    Özel İdare Karakum Tatil Köyü, Gazi Orman Kampı, Belediye Yuvam Tesisleri, Güney Kamping, Akliman yöresindeki Martı Kamping, Demirkollar Kamping çadır ve karavan turizmine uygun yerlerdir. Her türlü hizmet verilmektedir.

     Av Turizmi

    Avcılık

    İl ve ilçelerdeki ormanlık alanlarda her mevsim kurt, çakal, yaban domuzu avlanmaktadır. Yine mevsimine göre yaban ördeği, yaban kazı, çulluk, bıldırcın avlanmaktadır. Av turizmiyle ilgili olarak Orman Bakanlığı’ndan gerekli izin alınmıştır. 2002 yılının ekim ayında av turizmi faaliyetlerine başlanacaktır.

    Balıkçılık

    İl Merkezi ile sahil ilçeler Ayancık, Gerze ve Türkeli’de küçük ve amatör balıkçılardan başka büyük tekne, gırgır ve trolcular tarafından balıkçılık yapılmaktadır. Ilde ayrıca olta balıkçılığı için uygun alanlar bulunmaktadır. Konuyla ilgili etüd çalışmaları yapılmaktadır.

     

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - SİVAS




    SİVAS

    YÜZÖLÇÜMÜ: 28.488 km² ulu cami

    NÜFUS: 627.056 (2011)

    İL TRAFİK NO: 58

    İLÇELER: Sivas (merkez), Akıncılar, Altınyayla, Divriği, Doğanşar, Gemerek, Gülova, Gürün, Hafık, İmranlı, Kangal, Koyulhisar, Suşehri, Şarkışla, Ulaş, Yıldızeli, Zara.

    SİVAS İLİNE İLİŞKİN BİLGİLER: Fidanlık ve Eğriçimen Orman İçi Dinlenme Yerleri, Sıcakçermik, Soğukçermik ve Balıklıçermik, Divriği Kalesi, Sivas Ulucamisi, Divriği Ulucamisi ve Darüşşifası, İzzeddin Keykâvus Darüşşifası, Gök Medrese (Sahibiye Medresesi), Buruciye Medresesi ve Çifte Minareli Medrese, Meydan Kale (Sivas), Ali Ağa, Ali Baba ve Kale (Divriği) Camileri, Ahi Emir Ahmed, Kadı Burhaneddin, ve Abdülvahap Gazi Türbeleri, Güdük Minare (Şeyh Hasan Bey Türbesi), Sitte Melik ve Kameriddin Kümbetleri, Boğazköprü, Eğriköprü, Kesikköprü ve Şahruh Köprüsü, Behram Paşa Hanı, Meydan Hamamı, Sivas Müzesi, Sivas 4 Eylül Atatürk Müzesi.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (346) 221 35 06
    Faks: (346) 223 92 99

    Sivas Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü

    Adres: Atatürk Kültür Merkezi
    Sivas
    Koro Tel: (0 346) 223 14 54 – 223 41 10

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Atatürk Kültür Merkezi
    SİVAS
    Tel: (0 346) 221 51 281
    Faks: 223 92 99

    Müzeler
    gök medrese sivas

    Arkeoloji Müzesi
    Adres: Buruciye Medresesi – Sivas
    Tel: (346) 221 25 68

    Etnografya Müzesi
    Adres: Ordu Evi Karşısı – Sivas
    Tel: (346) 221 04 46
    Faks: (346) 224 40 67

    Örenyerleri

    Sivas Arkeoloji Müzesi
    Başören Kuşaklı Höyüğü – Altınyayla – Başören

    Atatürk ve Kongre Müzesi
    Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Aşık Veysel’i Anma Günü
    Şarkışla-Sivas
    21 Mart

    Atatürk’ün Sivas’a Gelişi
    Sivas
    27 Haziran

    Festivaller:

    İmralı Bal Festivali
    İmralı
    3 Eylül

    Gürün Kayısı Festivali
    Gürün
    14 Ağustos

    Aşık Veysel Kültür ve Sanat Festivali
    Şarkışla
    Temmuz Ayının İlk Hafta Sonu

    Şenlikler:

    2-5 Eylül Sivas Kongresi Kültür ve Sanat Şenliği
    Sivas
    2-5 Eylül

    Ruhsatiye Anma Şenlikleri
    Sivas-Kangal
    Değişik Tarihlerde Yapılmaktadır

    Divriği Maden Şenliği
    Sivas- Divriği
    Değişik Tarihlerde Yapılmaktadır

    Pir Sultan Abdal Şenlikleri
    Sivas-Yıldızeli Banaz Köyü
    12-13 Haziran

    Üst Resim: Divriği Ulu Cami (1228-1229)
    Alt Resim: Gök Medrese (1271)


    SİVAS İLİNİN TARİHÇESİ

    Eski adı “Sebasteia” olan Sivas, Anadolu’nun en eski ve önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Kazı ve araştırmalarda ele geçen buluntular, yörede ilk yerleşimin Neolitik Çağ’a (M.Ö. 8000-5500) uzandığını göstermektedir. Kent M.Ö. 2000′lerde değişik yerleşmelere sahne olmuştur.

    M.Ö. XVII. yüzyılda Hitit sınırları içinde yer alan kentin güney kesimi Geç Hitit devletleri döneminde “Tilgarimmu” adıyla anılmaya başladı. M.Ö. VII. yüzyılda Kimmer ve İskit istilalarına uğradı. M.Ö. VI. yüzyıl başlarında Medler’in, aynı yüzyılın ortalarında da Persler’in egmenliğine girdi. M.Ö. IV. yüzylılın ikinci yarısındaki kısa süreli Büyük İskender’in Makedonya yönetiminin ardından Kapadokya Krallığı’na bağlandı. M.S. 17′de bütün Kapadokya ile birlikte Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girdi. Bu dönemde kısa sürelerle Partlar’ın ve Sasaniler’in eline geçti. Bizans döneminde önce Armeniakon Tehması’nın sınırları içindeydi. XII. yüzyılda Sebasteia Tehması’na bağlandı.

    Selçuklu Türkleri Malazgirt Savaşı’ndan önce Sivas’a kadar uzandı ve 1059′a doğru bir ara kenti ele geçirdiler. Ancak yörenin kesin olarak Türk egemenliğine girmesi Malazgirt Zaferi’nden kısa bir süre sonra gerçekleşti. Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın kumandanlarından Emir Danişment’in ele geçirdiği kent uzun bir süre Danişmentliler’in elinde kaldıktan sonra 1174′te II. Kılıç Arslan tarafından Selçuklu Devleti sınırları içine alındı. Selçuklular döneminde Sivas yeniden gelişti. Kentin surları 1221′e doğru, Sultan Alaeddin Keykubat tarafından onartıldı. Kısa bir süre sonra Moğollar’ın saldırıları başladı ve Kösedağ yenilgisi’nden (1243) sonra Selçuklu topraklarıyla birlikte Sivas da Moğolların eline geçti.

    Kentteki anıtlarının en önemlileri XIII. yüzyılın ikinci yarısındaki İlhanlılar döneminde yapıldı. Sivas, Kayseri ile birlikte İlhanlılar’ın Anadolu’ya gönderdikleri valiler taradından merkez olarak kullanıldı. XIV. yüzyılın ilk yarısında Sivas’a gelen İbn-i Batuta, burayı İlhanlılar’ın Anadoluda’ki en büyük şehri olarak tanımlar. İlhanlı valilerinden Alaeddin Eratna Bey, 1345′te bağımsızlığını ilan ederek, önce devletine merkez olarak Sivas’ı seçtiyse de daha sonra Kayseri’ye taşındı. Eratna’nın 1353′de ölümünden sonra Kadı Burhanettin onun yerini aldı, ancak Akkoyunlu beyi Karayülük Osman ile yaptığı bir savaşta öldü (1398). Bunun üzerine Sivaslılar topraklarını Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıd’a teslim ettiler. 1400 yazında Timur Sivas’ı ele geçirdi, şehri savunan askerleri öldürttü, halkı kılıçtan geçirtti, şehri yağmalattı ve surları yıktırttı. Timur istilasından sonra şehir bir süre Kadı Burhaneddin’in damadı Mezid Bey’in elinde kaldı. 1403-1408 arasında yeniden Osmanlı hakimiyetine geçti ve bir eyalet merkezi oldu.

    XVII. ve XIX. yüzyıllar arasında zaman zaman Anadolu’da meydana gelen ayaklanmalardan zarar gördü. 1649′da şehirden geçen Evliya Çelebi, surların kuşattığı alanda 44 mahalleye bölünmüş 4 600 ev bulunduğunu, ayrıca Yukarıkale adını verdiği İçkale ve Paşa kalesindekilerle bu sayının 6 060′ı bulduğunu yazar. XIX. yüzyıl gezginlerinin kent nüfusu için verdikleri rakamlar genellikle birbirini tutmaz. Bu yüzyılın sonuna doğru nüfusun 30.000-45.000 arasında değiştiği sanılmaktadır.

    XIX. yüzyıl başında bütün Osmanlı topraklarında Islahat Devri başlamıştır. Önce 7 sancak ve 72 kazadan oluşan Sivas, gittikçe daralmış ve önemini kaybetmiştir. Valiliğine bile mirimiranlar atanıyordu. 1813′te bu usulden vazgeçilerek yeniden vezir atanmasına başlandı. Bir yıl sonra şehirde büyük bir veba salgını başgösterdi. Eyalet teşkilatı bazı küçük değişikliklerle XIX. yüzyıl ortalarına kadar sürmüştür. 1863′te uygulanmaya başlanan vilayetler teşkilatı içinde kurulan Sivas vilayeti; Sivas, Amasya, Tokat ve Şebinkarahisar (Karahisar-ı Şarki) sancaklarına ayrıldı. Bu durum Cumhuriyet döneminde sancakların vilayet haline getirilmesine kadar devam etti.

    Sivas’ın Milli Mücadele’nin kazanılmasında önemli bir yeri vardır. Bu mücadelenin hazırlık döneminde Mustafa Kemal Paşa önce, 27 Haziran 1919′da Samsun’dan Erzurum Kongresi’ni takiben burda 4 Eylül 1919′da Sivas Kongresi’ni topladı ve 18 Aralık 1919′da Ankara’ya gitmek üzere şehirden ayrıldı.

    28 488 km² yüzölçümü ile Türkiye’nin 2. büyük ilidir.

    1 245 köy ile Türkiye’nin en fazla köye sahip ilidir.

    Gerek 1927′de Chicago Üniversitesi’nden gelen arkeologların ve gerekse 1945 yılında da Türk arkeologların yaptığı kazı ve araştırmalara göre Sivas tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşim birimi ve şehir merkezidir. Ayrıca en eski dünya medeniyetleri olan Persler, Etiler, Hititler, Asurlar Sivas’ta hüküm sürmüşlerdir.

    İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Sivas’ın arazi yapısının büyüklüğü nedeniyle topraklarının bir kısmı karadeniz bölgesinde bir kısmı Doğuanadolu bölgesinde kalmaktadır. İlcelerinden Divriği Doğu Anadolu bölgesinde, Susehri Karandeniz bölgesinde yer almaktadır.

    Karadeniz’in tek yolcu treni olan Samsun Postası Sivas’tan gönderiliyor.Ayrıca Sivas, tren istasyonu olarak büyük bir kavşak konumundadır.Bugün birçok ilin demiryolu bağlantısı direkt olarak Sivas üzerine kuruludur.

    Cumhuriyet tarihinin de ilk vagon ve lokomotif fabrikası ve Cer atelyesi TÜDEMSAŞ Sivas’ta 1939’da Sivasta kuruldu.TÜDEMSAŞ kurulduğun da dünyanın en ileri tesislerinden biriydi.2003 yılında,II. Irak Savaşının başlarında TÜDEMSAŞ Saddam yönetiminin başında bulunduğu Irak’a 300 vagonluk ihracat yaptı. Bugün hala dünyanın değişik yerlerinden TÜDEMSAŞ’a gelen siparişler değerlendirilmektedir.

    Atatürk’ün ‘Cumhuriyetin Temellerini Burada Attık’ dediği Sivas’ta 4 Eylül 1919′da, Sivas Erkek Lisesi’nde toplanan Sivas Kongresi, alınan kararlar bakımından Kurtuluş Savaşı öncesi toplanan en önemli kongredir. Hiçbir ülkenin manda ve himayesinin kabul olunmayacağı ve milletin istikbalinin yine milletin azim ve kararıyla kurtulucağı kararları bu kongrede alınmıştır.

    Gökmedrese, Çifte Minareli Medrese, Şifaiye Medresesi, Buruciye Medresesi, Ulu Cami kentteki en önemli Selçuklu dönemi eserleridir. Bunlardan Şifahiye Medresesi’ndeki yangın izleri Orta Asya’dan gelip Anadolu’yu ele geçirmeye çalışan Timurlenk’in, 180 000 kişilik ordusu ve filleriyle ani bir baskın yapıp 4.000 kişilik Osmanlı ordusunu gafil avladığında yaptığı büyük tahribat ve zulümün canlı kanıtı olarak korunmaktadır.

    Osmanlı döneminde Bölge Eyaleti olmuştur. 1516 yılında alınan karara göre Sivas’a; Kayseri, Tokat, Amasya, Yozgat, Çorum, Divriği ve Arapkir ilçe olarak bağlandı.

    Dünyaca ünlü kangal köpeği, Sivas’ta yetişmektedir. Kangal köpeği genetik olarak en mükemmel kombinasyonlardan birine sahiptir ve yüksek seviyede eğitilebilirlik özelliği taşımaktadır.

    Türkiye’nin önemli enerji kaynaklarından biri olan Kangal Termik Santralı Sivas’tadır. Ayrıca burada Türkiye’nin en büyük linyit işletmesi bulunmaktadır.

    Türkiye Cumhuriyetinin 14. devlet üniversitesi olan Cumhuriyet Üniversitesi, 1974′te Sivas’a 5 km uzaklıkta Kayseri yolu üzerine kurulmuştur.Cumhuriyet Üniversitesi kampüs olarak bilinen Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden biridir.

    Türkiye’nin en büyük nehri olan Kızılırmak, Sivas-Kızıldağ’dan doğmaktadır.

    TEDAŞ’ın 2003 raporlarına göre Sivas, tüm Türkiye genelinde Kütahya’dan sonra en az kaçak elektrik kullanılan 2. şehir olmuştur.

    Ayrıca bu şehirde, 2 Temmuz 1993 tarihinde , Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliklerinin konukları , Madımak Oteli’nde ateşe verilmiş , 33′ü misafir, 2’si otel görevlisi ve 2’si de göstericiler olmak üzre toplam 37 kişi katledilmiştir. Olaylar sırasında Etnoğrafya Müzesi’nde bulunan Atatürk büstü ve Ozanlar Anıtı tahrip edilmiş, “Cumhuriyet Sivas’ta Kuruldu, Sivas’ta Yıkılacak”, “Kahrolsun Laiklik” şeklinde sloganlar atılmıştır.

    KANGAL(SİVAS)BALIKLI KAPLICASI NASIL GİDİLİR?

    Kangal Balikli (Yilanli) Çermik Konumu
    Sivas Ili sinirlari içerisinde; Il merkezine 90 km uzakliktaki Kangal Ilçesinin 13 km kuzeydogusunda bulunan
    Hamam Deresi ( Topardiç Deresi ) vadisinde yer alan, Balikli Çermik – Yilanli Çermik adlariyla da anilan kaplicadir.

    Kaynagin bikarbonat, kalsiyum ve magnezyum içeren termal suyu, izotermal, hipotonik, oligometalik özellikli. Kaplica suyunda en büyügü 10 cm. boyunda binlerce balik yasiyor.

    Balikli Kaplicanin bulundugu vadi boyunca güneye dogru gidildikçe diger bazi kaynaklara da rastlanmaktadir. Bunlarin debisi en fazla olani; Kangal Ilçesine bagli Kalkim Köyünde bulunan Kalkim Kaplicasidir. Rakimi 1425 m olan Balikli Kaplica da kaynaklar, kuzey-güney dogrultusunda dizilmis olup 5 ayri yerden kaynak almaktadir. Kaplica suyu aslinda belirli bir kaynak noktasindan çok, kum taslari arasindan yaygin olarak yüzeye çikmakta ve dere kenari boyunca sizintilar olusmaktadir.

    Sedef hastaları Sivas’a gidiyor
    Balıklı Kaplıca

    Sivas’ın Kangal ilçesi hem köpekleriyle hem de balıklarıyla ünlü! Köpekleri hemen herkes tanıyor.Oysa balıkların özelliği çok önemli. Dünyada eşi benzeri bulunmayan ve sedef hastalarının son umut olarak gördüğü bu balıkları merak ediyorsanız,yazımızı mutlaka okuyun!

    Doktor balıklar

    Sivas’a gitmek için ya Kayseri ya da Malatya yolunu kullanmanız gerek. İstanbul’dan bu iki yere de Türk Hava Yolları’nın direkt uçuşları var. Ancak Kayseri yolu daha rahat olduğu için ilk tercih.Kayseri’ye indikten sonra, Sivas’a gitmek için üç saatlik bir yolculuğu yapmanız gerek. Yaz aylarında, sezonun yoğun olduğu dönemlerde, oteller Kayseri’den servis hizmeti veriyorlar. Balıklı Kaplıca Sivas’a 98, Kangal ilçesine ise 13 kilometre uzaklıkta. Yani Sivas’tan yaklaşık bir saat onbeş dakikalık yolunuz var. Kangal Sivas’ın en ünlü ilçesi, Hem köpekleriyle hem de balıklarıyla! Sivas Kangal Köpekleriyle sadakat ve görev anlayışı dışında fizikleriyle de dikkat çekiyor. Balıklara gelince, onların özellikleri gerçekten çok fazla. Bir kere, 37 derece sıcaklıktaki suda yaşıyorlar ve bu karşılaşılan bir durum değil. En önemli özelliği ise sedef hastalığına alternatif bir çözüm sunmaarı. En büyüğü on santimetre boyunda olan bu balıklar halk arasında,”doktor balıklar” olarak anılıyor.

    Tesadüfen bulunmuş

    Sivas Balık Kaplıca’nın bulunduğu bölge 1917 yılına kadar sazlıkmış. Ayağında yara olan bir çobanın tesadüfen iyileşmesiyle, yöre halkının ilgisini çekmiş. Balıkların yaşadığı bu sıcak derenin suyu kullanılarak ilkel havuzlar açılmış.1960′lı yıllarda Sivas İl Özel İdaresi’ne geçen kaplıcaya, dönemin şartlarına uygun tesisler yapılmış. 1983 yılında bir gazetecenin, havuzlara giren bir sedef hastasıyla yaptığı röportaj, kaplıcanın ününü dünyaya yaymış. Kaplıca 1988 yılında beri Ünsallar A.Ş. tarafında işletiliyor. Tesiste şu anda iki adet yüzme havuzu, 16 adet özel banyo var. 137 odası olan otel,kış aylarında da çok sıcak. Hem açık hem de kapalı havuzların,dereye bağlantısı var ve derenin suyu bir boruyla havuza geliyor, diğer taraftan çıkıyor. Dolayısıyla da balıklar havuz ve dere arasında gidip gelebilyor. Havuzların dibindeki çakıl taşları doğal bir hava yaratıyor. Bu çakılların sebebi, suyun yeerden kaynıyor olması. Suyun yerden kaynaması ise jakuzi etkisi yaratıyor.

    Balıkların dişlerin yok

    Sivas Balıklı Kaplıca’daki balıklar, insanlar suya girer girmez seri ve ilginç hareketlere başlıyor. En büyüğü on santimetre olan bu balıklar suya giren herkese vücudunuzda minik darbeler hissediyorsunuz.Başlarda hafif bir gıdıklanma etkisi yaratan balıklara zamnala alışıyorsunuz. Sedef hastaları ya da diğer cilt problemi olanlar, suya girdiklerinde, sudaki selenyum yarayı yumuşatıyor. Balıklar da ufak hareketlerle bu yaraları yumuşatıyor. balıklar kaplıcanın suyunda,litrede bir gram selenyum bulunuyor. Selenyum cilt için çok yararlı. 2001 yılının haziran ayında, Sivas Valiliği, Cumhuriyet Üniversitesi ve Balıklı Kaplıca İşletmesi’nin birlikte düzenlediği sempozyumda, bu kaplıcanın sedef tedavisinde olumlu sonuçlar kaydettiği kanıtlanmış. Cumhuriyet Üniversitersi Dermatoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. sedat Özçelik, bu konuyla 20 yıldır ilgileniyor. Çalışmaları sonucunda, 21 günlük kür uygulayan hastaların klinik olarak şifa gördüğünü tespit etmiş. Bu olumlu sonucun en büyük etkisi de, suyun özelliği ve kaplıcanın yüksek yerde bulunmasından dolayı hastalığına uygulanan bütün tedavi yöntemlerinde, hastalık tekrar edebiliyor. Ancak, balıklı kaplıcadaki 21 günlük kür, hastalıksız geçen süreyi uzatıyor.

    Selçuklu etkisi

    Sivas’ın özellikle sadece balıklı kaplıcayla bitmiyor. Selçuklu mimarisinin izlerine de sıkça rastlayabilirsiniz.sivas’a gitgiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerlerin basşında, merkezdeki İlhanlı Veziri Şemseddin Mehmet Cüveyni tarafından 1271 yılında yaptırılan “Çifte minareli Medrese” ve hemen karşısındaki Selçuklu Sultanı l.İzzeddin Keykavus tarafından 1217 yılında yaptırılan “Şifai Medresesi” geliyor. Bu medresenin içinde, Sivas’a özgü kilimler bulabilirsiniz. Divriği de görülmesi gererken ilçelerden biri. Konakları dışında en büyük özelliği, ilçeye tepeden bakan heybetli Ulu Camii. Sivas, Hititler’den osmanlı’ya uzanan farklı bir kültür yapısına sahip.hem bu farklı kültürü yaşamak, hem de balıklı kaplıcanın şifalı sularından yararlanmnak istiyorsanız Sivas sizi bekliyor…

    BUNLARA DİKKAT! Balıklı kaplıcalara girecek olanlar;

    * Suyu içtikten sonra, havuza girmeden önce kahvaltı yapmak gerekiyor.

    * Günde dörder saatten iki seans havuza girilmesi tavsiye ediliyor.

    * 21 günlük kür uygulanmalı.

    * 21 gün boyunca hastaların, “sedef hastalığı” ile ilgili herhangi bir ilaç ya da krem kullanmamaları gerekiyor.

    * Tedavi süresince alkol de kullanılmamalı.


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - ŞANLIURFA




    ŞANLIURFA

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 18.584 km² balıklı göl

    NÜFUS:  1.716.254 (2011)

    İL TRAFİK NO: 63

    İLÇELER: Şanlıurfa (merkez), Akçakale, Birecik, Bozova, Ceylanpınar, Halfeti, Harran, Hilvan, Siverek, Suruç, Viranşehir.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Gölpınar Orman İçi Dinlenme Yeri, Harran, Sumatar, Urfa Kalesi, Urfa Ulucamisi, Halilü’r-Rahman ve Ayn-ı Zilha Gölleri, Halilü’r-Rahman Sultan Hazan Padişah (Tokdemir), Beylerbeyi, Kadıoğlu, ve Rızvaniye Camileri, Akcami (Nimetullah Camisi),Mevlahane Hanı, Gümrük Hanı Kervansarayı, Kırkmağralar, Şanlıurfa Müzesi.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (414) 312 08 18
    Faks: (414) 312 08 18

    Kültür Merkezleri – Viranşehir

    Tiyatro, konferans gibi etkinliklere yönelik 130 kişilik Salon
    280m²’lik Kütüphane
    1 adet Sanat İşliği

    Yazışma Adresi: Kültür Merkezi Müdürlüğü
    Viranşehir – Şanlıurfa
    Tel: (414) 312 08 18

    Şanlıurfa Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü

    Adres: Sarayönü Hazar Pasajı Kat:3 No:1
    Şanlıurfa
    Koro Tel: (0 414) 215 79 99

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Sarayönü Cad. Merkez PTT bitişiği
    ŞANLIURFA
    Tel: (0 414) 215 51 26
    Faks: (0 414) 312 08 18

    Müze

    Şanlıurfa Müzesi
    Adres: Şehitlik Mah. Çamlık Cad. – Ş.Urfa
    Tel: (414) 313 15 88
    Faks: (414) 314 16 42

    Örenyerleri

    Şanlıurfa Müzesi
    Harran – Harran
    Birecik – Lirecik

    Önemli Günler

    Kurtuluş Günleri:

    Şanlıurfa’nın Kurtuluşu
    Şanlıurfa (Vilayette)
    11 Nisan

    Önemli Haftalar:

    Şanlıurfa’nın Kurtuluş Haftası
    Şanlıurfa
    10-12 Nisan

    Şanlıurfa Kültür ve Sanat Haftası
    Şanlıurfa
    18-24 Ekim

    Ahilik Kültür Haftası
    Şanlıurfa
    12-17 Ekim

    Çiğköfte Şenliği
    Şanlıurfa
    3-5 Ocak

    Resim: Balıklı Göl

     

    PEYGAMBERLER ŞEHRİ ŞANLIURFA

    Peygamberler şehri şanlıurfaTarihte zalimliği ile ün salan Kral Nemrut, gördüğü bir rüyayı kahinlere yorumlatınca huzuru kaçmış.Rüyaya göre o yıl doğacak olan bir çocuk kendisini öldürecekmiş.Zalim Nemrut hemen emir verir ve hamile kadınlar da dahil olmak üzere yeni doğan bebeklerin hepsini öldürtür.Ama Sara adlı hamile bir kadın bu vahşetden kurtulup mağaraya sığınır ve çocuğunu orada doğurup,onu mağarada bırakarak gözyaşları içinde evine döner.O andan itibaren çocuğu bir Ceylanın emzirdiği rivayet edilir.Aradan yıllar gecer ve bir gün Askerler bu mağaradaki küçük çocuğu Nemrut’un huzuruna getirirler. Zalim kral çocuğununun da olmamasından olsa gerek,İbrahime kanı kaynar ve onu himayesine alır.

    Yıllar sonra genç bir delikanlı olan İbrahim,putlara tapan zalim kralın halkına yaptığı zulmü gördükce ona içten içe isyan eder olmuş.Halkın arasına karışarak bu taş parçalarının Tanrı olamayacağını anlatmaya uğraşırmış.Bir tören günü sarayda kimenin olmadığı bir anda eline aldığı baltayla bütün putları parçalamış.Olaya şahit olanlar hemen gidip Kral’a bu işi yapanın İbrahim olduğunu söylemişler.Usulen yapılan bir yargılanma sonrasında Nemrut İbrahim’in ateşe atılmasını emretmiş.

    Urfa’nın etrafından toplanan odunlar büyük meydana yığıldıktan sonra ateş yakılmış.İbrahim de bugünkü kalenin bulunduğu tepeden mancınıkla bu büyük ateşe fırlatılmış.Onun ateşe düştüğü yer Göl ve gül bahçesine dönmüş.Yakılan odunların hepsi de balık olmuş !…İbrahim’in ardından kendisini ateşe atan Nemrut’un kızı Zeliha’nın da ateşe düştüğü yerde bir göl oluşmuş !… Hz.İbrahim’in ateşe düştüğü yere “Halil-ür Rahman”, diğerine de “Ayn Zeliha” denmiş.

    Bu söylenceyi dinlemeden ve bilmeden URFA’yı gezmek anlamsız.Kentde herşey bu soylence üzerine odaklanmış ve balıklı göl adeta dini bir merkez haline dönüşmüş.Anıtsal yapılar ve tarihi evlerin hemen hepsi bugünkü kalenin eteklerindeki bu bölgede yer alır.

    ilk yerleşim tarihi on bir bin yıl önceye dayanan URFA,tarihi boyunca,kültür ve medeniyetin dünyaya yayıldığı bölge olarak kabul görür.Harran ve Soğmatar’daki Asur ve Babil dönemine ait ay,güneş ve gezegen tapınakları,Hz.İbrahim’in doğduğu yer olması,Yakup,Eyyup,Yusuf,Lut,Elyasa,Şuayp ve Musa Peygamberlerin yaşadığı kent olması dolayısıyla Urfa, “Peygamberler şehri ” olma unvanını almıştır.Ayrıca Hz.İsa bu kenti kutsadığına dair bir mektubu,yüzünü sildiği bir mendille birlikte dönemin Urfa Kralına göndermiş,Mektubu alan Kral mendilde Hz.İsanın portresini görünce Hristiyan olmuş ve böylece Hristiyanlık da dünyada ilk kez URFA da kabul edilmiştir.

    Sözün özü,herşeyiyle etkileyici ve çarpıcı bir kentdir Urfa. İlk çağlardan itibaren,Ebla,Akkad,Babil,Hitit,Hurri,Mitanni,Aram i, Asur,Pers,Makedonya,Roma’nın egemenlikleri altında kalmış, Sasaniler,Gotlar ve Moğollar’ın istilası ve yıkımlarını yaşamış, Bizans döneminde imar edilmiş,Selçuklular,Haçlılar ve Müslüman devletler arasında sürekli el değiştirmiştir.Böylece tarihi boyunca bir çok kültürle tanışmış olan URFA,1516 yılında Osmanlı devleti egemenliğine girmiştir.1919 yılından önce İngilizlerin,daha sonra da Fransızların işgaline uğramış,11 Nisan 1920 de de bağımsızlığına kavuşarak,Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 de İl olmuştur.Kurtuluş savaşı esnasında halkının göstermiş olduğu kahramanlılardan ötürü de ismi 1984 yılında “Şanlıurfa” olarak değiştirilmiştir.

    Atatürk barajı ve GAP projesi ile, Urfa tünelleri devreye girmiş ve Harran ovasına su verilmiştir.Bu sayede bölge tarım alanında büyük bir atak yapmıştır.Artık Kuzey Mezopotamya topraklarından bereket fışkırıyor.

    Urfa; kale ve surları,dar sokakları,gizem dolu evleri,camileri, kiliseleri,hanları,köprüleri,mağaraları,herçeşit malın sergilenip satıldığı rengarenk çarşıları,insanın yürek acısını dillendiren yanık türküleri,ezilip itilmişliği,Kutsal Balıklıgölü,Ceylanları,Kelaynak kuşları,lahmacunu, çiğköftesi, isotu,kebabı,sıra geceleri,Kazancı Bedih ve İbrahim Tatlıses’i ile yıldızı tekrar parlamaya başlayan tarih ve kültür zengini bir kent şimdi.
    Ne Yenir ? Urfa’da ne yenmez ki… kebap,fındık lahmacun,içli köfte, bostana salatası,lebeni ve tabiki ardından şıllık ve künefe tatlıları…tabiki en sonunda mırra..
    Yapmadan Ayrılma : Elinizden Fotoğraf makinası eksik olmasın,Güne Gümrük handa kahvaltı ile başlayın,tarihi bedesten çarşısını gezin, Kutsal Balıklı gölü ziyaret edin,Kaleye çıkın,Hz.Eyyub’un sabır mağarasına girin,Dar sokaklı tarihi evlerin olduğu mahallelerde yürüyün,Dünyanın ilk Üniversitesinin bulunduğu Harran’a mutlaka gidin ve kubbeli harran evlerini gezin,Harran’ın Huri gibi güzel kızlarını görüntülemeye çalışın ve mutlaka bir sıra gecesine katılın..Urfa’da yapılacak o kadar çok şey var,gezilecek görülecek o kadar çok yer var ki anlatmaya bizim yerimiz yetmez..Siz siz olun Urfa’ı gezmeyi sakın olaki sayılı güne sığdırmaya çalışmayın…yarım kalır..



    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - ŞIRNAK




    ŞIRNAK

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 6.904 km²şırnak

    NÜFUS: 457.997 (2011)

    İL TRAFİK NO: 73

    İLÇELER: Şırnak (merkez), Beytüşşebap, Cizre, Güçlükonak, İdil, Silopi, Uludere.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Alaeddin ve Kelativuri Kaleleri ile Kale Meme Kalıntıları, Cizre (Dicle) Köprüsü.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (486) 216 20 89
    Faks: (486) 216 15 52

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Kültür-Bahar Bayramı
    Şırnak-Cudi Dağı
    Haziran Ayı Başından İtibaren 3 Cuma

    Nevruz Bayramı
    Şırnak
    21 Mart

    İl Olma Töreni
    Şırnak
    24 Temmuz



    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - TEKİRDAĞ




    TEKİRDAĞ

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 6.313 km²
    tekirdağ

    NÜFUS: 829.873 (2011)

    İL TRAFİK NO: 59

    İLÇELER: Tekirdağ (merkez), Çerkezköy, Çorlu, Hayrabolu, M.Ereğli, Malkara, Muratlı, Saray, Şarköy.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Kastros (Çamköy), Marmara Ereğlisi, Tekirdağ, Kumbağ, Mürefte ve Şarköy Kıyıları, Herakleia Perinthos Kent Kalıntıları, Rüstem Paşa Camisi ve Bedesteni, Ayaz Paşa, Hasan Efendi, Sultan Süleyman, Güzelce Hasan Bey, Turhanoğlu Ömer Bey Camileri, Eski Cami, Orta Cami, Rakoozi Çeşmesi, Namık Kemal Anıtı, Tekirdağ ve Rakoozi Müzeleri.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (282) 262 60 12
    Faks: (282) 262 80 00

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Sarı Köşk
    TEKİRDAĞ
    Tel: (0 282) 262 60 12
    Faks: (0 282) 262 80 00

    Müze

    Tekirdağ Müzesi
    Adres: Vali Konağı Cad. No: 21 – Tekirdağ
    Tel: (282) 261 20 82

    Malkara Eğitim ve Kültür Vakfı
    Özel Müzesi

    Örenyerleri

    Tekirdağ Müzesi
    Perinthosta – Merkez

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Namık Kemal’in Doğum Yıldönümü
    Belediye Kültür Merkezi
    21 Aralık

    Atatürk’ün Tekirdağ’a Gelişinin Yıldönümü Kutlamaları
    Tekirdağ
    23 Ağustos

    Kurtuluş Günleri:

    Tekirdağ’ın Kurtuluşu
    Tekirdağ
    13 Kasım

    Hayrabolu’nun Kurtuluşu
    Hayrabolu
    14 Kasım

    Çorlu’nun Kurtuluşu
    Hükümet Binası Önü
    1 Kasım

    Çerkezköy’ün Kurtuluşu
    Çerkezköy
    29 Kasım

    Saray’ın Kurtuluşu
    Saray
    1 Kasım

    Muratlı’nın Kurtuluşu
    Muratlı
    2 Kasım

    Malkara’nın Kurtuluşu
    Malkara
    14 Kasım

    Şarköy’ün Kurtuluşu
    Şarköy
    17 Kasım

    Festivaller:

    Tekirdağ Kiraz Festivali
    Tekirdağ
    1-8 Haziran

    Panayırlar:

    Saray Sonbahar ve Emtia Panayırı
    Saray
    31 Ağustos-5 Eylül

    Malkara Panayırı
    Malkara
    10-20 Eylül

    Şenlikler:

    Marmara Ereğlisi
    Sünnet Düğünü Geleneksel Şenlikleri
    Şölen Alanı
    25-27 Ağustos

    Marmara Ereğlisi İlçe Oluş Kutlamaları
    Merkez
    29-31 Ağustos

    Hayrabolu Ağustos Şenlikleri
    Hayrabolu
    8-11 Ağustos

    Şarköy Bağbozumu Şenlikleri
    Şarköy
    6-8 Eylül



    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    27/2/2012 - TOKAT





    TOKAT

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 10.071 km²
    tokat

    NÜFUS: 608.299 (2011)

    İL TRAFİK NO: 60

    İLÇELER: Tokat (merkez), Almus, Artova, Başçiftlik, Erbaa, Niksar, Pazar, Reşadiye, Sulusaray, Turhal, Yeşilyurt, Zile.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Niksar Çamiçi ve Reşadiye Zinav Gölü Orman İçi Dinlenme Yerleri, Tokat, Gömenek (Komana Pontika), Niksar (Neokaisareia), Turhal ve Zile Kaleleri, Tokat Yağıbasan, Niksar Yağıbasan ve Hatuniye Medreseleri, Tokat, Niksar ve Zile Ulucamileri, Garipler, Hamza Bey, Meydan, Behzat, Ali Paşa, Silahtar Ömer Paşa, Çöreği Büyük, Halil Bey, Sinan Bey, Boyacı Hasan Ağa ve Hoca İshak Camileri, Pervane Darüşşifası (Gökmedrese), Sefer Beşe Mescidi ve Alamescit, Sümbül Baba Zaviyesi ve Türbesi, Taşhan ve Turhal Kervansarayı, Ebu’l-Kasım, Halef Sultan, Vezir Ahmed Paşa, Nureddin İbn Sen Timur, Abdülmuttalip, Hacı Çıkrık, Melik Gazi ve Musa Fakih Türbeleri, Kulak ve Kırk Kızlar Hamamlar Kümbetleri, Pervane, Yörgüç Paşa, Mustafa, Ali Paşa Hamamları ve Yenihamam, Çiftehamam, Talazan, Tokat ve Turhal Köprüleri, Tokat Müzesi.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (356) 214 5 99
    Faks: (356) 214 54 99

    Müze

    Tokat Müzesi
    Adres: GOP Bulvarı No: 143 – Tokat
    Tel: (356) 214 15 09

    Örenyerleri

    Tokat Müzesi
    Maşathöyük- Zile – Yalınyazı
    Ulutepe -Tural – Ulutepe
    Niksar – Niksar
    Sebastapolis – Sulusaray

    Önemli Günler

    Kurtuluş Günleri:

    Artova İlçesinin Kurtuluşu
    Artova
    1 Haziran

    Festivaller:

    Kiraz Festivali
    Zile
    Haziran Ayının 1. Pazar Günü

    Başçiftlik Halı Festivali
    Niksar
    27-28 Temmuz

    Vişne Bayramı
    Almus
    Temmuz Ayının İlk Cumartesi Pazarı

    Altın Koç Festivali
    Reşadiye
    Eylülün Son Haftası

    Kültür Festivali
    Tokat
    26 Haziran-2 Temmuz

    Şenlikler:

    Niksar Emrah Kültür ve Sanat Şenliği
    Niksar
    3-5 Mayıs

    Şenlik
    Reşadiye
    26 Eylül

    Erbaa Yayla şenliklerinden bir görüntü:

    http://www.youtube.com/watch?v=lSzmagj6N_c

     

     



     

    TOKAT'A GENEL BAKIŞ

    Sahilden bir kez daha ayrılıp Tokat’ı görelim. Ünye’den Niksar üzerinden ulaşılabilir. Karadeniz’le İçanadolu iklimi arasında bir geçiş iklimine sahip kentin tarihi M.Ö. 3000 yılına kadar uzanıyor.

    Eski adı Komana’ydı. 14. yy’da Osmanlı egemenliğine girdi. Tokat’ın elverişli tarımsal alanları tarih boyunca bir çok istilayla karşılaşmasına neden oldu. Kentte yapacağınız kısa bir gezinti geçmişin zenginliğinin izlerini görmenizi sağlayacaktır. Eski dünyanın ünlü Kral Yolu’ndaki bu önemli kavşakda kent kalenin eteklerinde gelişmeye başladı. Kale kentin kuzeybatısında. yapım tarihi bilinmeyen kale çeşitli dönemlerde onarımlar gördü.

    Tokat’ta Neleri Görmelisiniz?

    Tokat gezinizde görmeye değer yerler listesi şöyle: Zamanınıza ve ilginize göre programı siz yapın.

    Niksar Çamiçi ve Reşadiye Zinav Gölü Orman İçi Dinlenme Yerleri, Turhal ve Zile Kaleleri, Tokat Yağıbasan, Niksar Yağıbasan ve Hatuniye Medreseleri, Tokat, Niksar ve Zile Ulucamileri, Garipler, Hamza Bey, Meydan, Behzat, Ali Paşa, Silahtar Ömer Paşa, Çöreği Büyük, Halil Bey, Sinan Bey, Boyacı Hasan Ağa ve Hoca İshak Camileri, Pervane Darüşşifası (Gökmedrese), Sefer Beşe Mescidi ve Alamescit, Sümbül Baba Zaviyesi ve Türbesi, Taşhan ve Turhal Kervansarayı, Ebu’l-Kasım, Halef Sultan, Vezir Ahmed Paşa, Nureddin İbn Sen Timur, Abdülmuttalip, Hacı Çıkrık, Melik Gazi ve Musa Fakih Türbeleri, Kulak ve Kırk Kızlar Hamamlar Kümbetleri, Pervane, Yörgüç Paşa, Mustafa, Ali Paşa Hamamları ve Yenihamam, Çiftehamam, Talazan, Tokat ve Turhal Köprüleri.

    Gezinizde Tokat Müzesi’ne de mutlaka zaman ayırın.




     

    NİKSAR'I TANIYALIM.

    COĞRAFİ KONUM

    Niksar, Karadeniz Bölgesi’nde, Orta Karadeniz Bölümü’nün iç kesiminde yer alan; Tokat iline bağlı bir ilçedir.

    Yüzölçümü 955 km2 olan Niksar, 40° 35’ kuzey enlemi ile 36° 58’ doğu boylamı üzerinde bulunur. Deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 350 m olup kuzey batısında Erbaa, güneybatısında Tokat, güneyinde Almus,güneydoğusunda Başçiftlik, Kuzeyinde Akkuş ilçeleri ile çevrilmiştir. Toprak bakımından ilin 5. büyük ilçesinden biridir.

    Niksar’ın kuzeyinde Canik Dağları, güneyinde Dönek Dağı, bu iki dağ silsilesinin arasında ise Niksar Ovası yer almaktadır. Canik Dağları Karadeniz’e paralel uzanan platolarla kaplıdır. Bu platolardan Çamiçi Yaylası, yalnız Niksar’ın değil Tokat’ın da en önemli yaylalarından birisidir.

    Akarsular bakımından oldukça zengin olan Niksar topraklarını Kelkit Çayı ve bu çayın irili ufaklı kolları sular. Kelkit Çayının suladığı Niksar Ovası, Karadeniz Bölgesi’nin en önemli ovalarından biridir ve Kelkit Çayı’nın taşıdığı alüvyonlarla kaplıdır.

    Niksar ilçe alanında başlıca II.,III. ve IV. Zaman oluşumlarına rastlanır. İlçe alanının büyük bölümünü, kıvrımlı ve kırılmış kretase oluşumlarla Eosen yaşlı volkanik seriler kaplar.Niksar, Türkiye’nin iki önemli deprem kuşağından Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı’nda yer almaktadır. Bu nedenle Niksar, her dönemde önemli yer sarsıntılarına tanık olmuştur.

    Tarım arazisi bakımından elverişli bir ovaya sahip olan ilçenin %53’ü orman ve fundalıklarla, %12’si çayır ve meralarla kaplıdır. İlçe topraklarının %32’si ekilip dikilirken, yalnızca %3’ü tarıma elverişli değildir.

    Niksar’ın kuzeyindeki yüksek kesimlerinde kayın, çam, gürgen, ladin; alçak düzlüklerde kavak ve söğüt; ovada otsu bitkiler; vadiler de ise meyvelikler bitki örtüsünü oluştururlar.

    Dağ ve ormanlarda yaşayan başlıca av hayvanları sansar, tavşan, kurt, tilki, vaşak, ayı ve domuzdur. Kuş türleri içinde ise keklik, yaban ördeği ve bıldırcın önemli yer tutar.

    Niksar’da Orta Karadeniz Bölümü İklimiyle, İç Anadolu İklimi arasında bir geçiş iklimi görülür. Kışlar genellikle ılık ve yağışlı, yazlar sıcak geçer. Her yağış alan ilçenin yıllık yağış ortalaması 475,2 mm., yıllık sıcaklık ortalaması ise 14,7 ° C’dır

    TARİHTE NİKSAR

    Tarih, tabiat ve kültürün kaynaştığı Niksar; Hitit, Pers, Pontus, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz cazibe merkezi olmuş coğrafi ve jeopolitik konumu, iklimi ve verimli toprakları ile Anadolu’nun ender yerleşim merkezlerindendir.
    Pers İmparatorluğunun sona ermesiyle kurulan Pontus Krallığı döneminde Caberia adıyla anılan Niksar, tabiatın zenginliği, ürünlerinin bolluğuyla dikkat çekmiştir. Sayfiye alanlarına, pek çok tapınak, saray ve yerleşim birimi inşa edilmiştir. M.Ö.72 yıllarında Romalılarla Pontuslular arasında cereyan eden Mithridat savaşlarının üçüncüsü Niksar’da yapılmış, şehir Romalıların eline geçmiştir.
    Niksar, Romalılar döneminde Diospolis, Sebaste ve Neocaeserea gibi isimlerle anılmıştır. Bugün kullanılan Niksar adının, Neocaeserea’dan kısaltıldığı görüşü ağır basmaktadır. 1672 yılında Niksar’a gelen Evliya Çelebi ise Seyahatnamesi’nde; “Bu Niksar’ın doğrusu Nik Hisar; yani iyi hisar olup hafifletmek suretiyle yanlış olarak Niksar denir.” demektedir.
    Roma İmparatorluğunun M.S. 395 yılında ikiye bölünmesiyle Niksar, Bizans’ın egemenliğine girdi. XI.yy. da Türklerin Anadolu’ya yaptıkları akınlarda 1067 yılında Alparslan’ın komutanlarından Afşin Bey tarafından fethedilmiş, ancak 1068 yılında tekrar Bizans’ın eline geçmiştir. Malazgirt Savaşı sonrasında ise Artuk Bey tarafından fethedilen Niksar, tekrar elden çıkmıştır(1073).
    Niksar’ın asıl fatihi Danişmentli Devleti’nin kurucusu olan Melik Danişment Gümüştekin Ahmet Gazi olmuştur.Danişment Gazi fetihten sonra Niksar’ı sahil Ruamları’na karşı mücadelede kendisine hem bir üs hem de bu devletin başkenti yapmıştır. Danişmendliler döneminde Niksar ilim ve kültür merkezi haline gelmiştir.

    1175’te II. Kılıçarslan zamanında Selçuklu topraklarına katılan Niksar, Moğol istilası ile 1341’de önce Eretna Devleti’nin, daha sonra da Tacettinoğulları Beyliği’nin hakimiyetine girmiş ve bu beyliğin merkezi olmuştur. 1387 yılında Niksar’ı ele geçiren Kadı Burhaneddin’in bir savaşta öldürülmesi üzerine bölge halkı Yıldırım Beyazıt’tan yardım istemiş ve Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Süleyman Çelebi Niksar’ı 1398’de Osmanlı topraklarına katmıştır.Tarihi Eserler Hakkında Bilgi İçin Tıklayın…
    Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon seferi, Yavuz ve Kanuni’nin doğu seferleri sırasında uğradıkları tarihi şehir, Osmanlıların son yıllarında Tokat sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak varlığını sürdürdü.
    Tarihi geçmişinin simgesi olarak Roma,Bizans,Selçuklu,Danişmentli ve Osmanlı Devletlerinden kalma pek çok eser hala şehrin tabi bir parçası olarak ayaktadır.İstiklal Savaşı sırasında Rum ve Ermeni çetelerinin baskılarıyla karşılaşan Niksar, diğer taraftan memleketimizi işgal eden düşmanlara karşı, 16 haziran 1919’da İzmir’in işgalini protesto amacıyla; Anadolu’daki ilk mitinglerden birini gerçekleştirerek Cumhuriyetten bugüne kadar varlığını sürdürmüştür.

    ULAŞIM VE HABERLEŞME

    Niksar ulaşım yönünden oldukça iyi bir konumdadır.Niksar Doğu-Batı istikametinde İstanbul-Gürbulak (sınır kapısı) 100 nolu transit yolu ile Güney-Kuzey istikametinde iç Anadolu’yu Karadenize bağlayan Sivas-Tokat-Niksar-Ünye yolunun kesişme noktasında yer almaktadır.

    Niksar’ın ülkemizin ticari; sanayii ve idari merkezleri ile seri ve iyi vasıflı yollarla ulaşım bağlantısı vardır. Düşünülebilecek diğer ulaşım yatırımlarına elverişli coğrafi özelliklere ve gerekli olan diğer potansiyellere sahiptir.

    Niksar’ın il,ilçe ve kasabalarla ulaşım sorunu olmadığı gibi, merkezi bir noktada yer alması nedeni ile yoğun bir trafiğe sahne olmaktadır. Niksar’da mevcut Trafik tescil ve Denetleme Amirliği ile bölge trafik amirliği çevre ilçelere ve transit trafiğe hizmet vermektedir.

    Karayolları 76. Şubesi Niksar’da teşkilatlanmış olup, Taşova-Erbaa-Reşadiye-Koyulhisar-Akkuş-Tekkiraz-Aybastı ve gökdere merkezlerini kapsayan 350 km.lik bir yol alanına hizmet vermektedir.

    Niksar’da Köy Hizmetleri Şube müdürlüğü bulunup,Niksar, Erbaa, Reşadiye ve Başçiftliğe bağlı köylere hizmet vermektedir.

    Posta işletme müdürlüğü ve Telekom amirliği bir adedi posta işletme müdürlüğüne ait, bir adedine Türk Telekom A.Ş. ne ait olmak üzere iki hizmet binası, lojman,bir yemekhane, 15 yataklı misafirhane ve yeterli personeli ile yeni binasında 6100 hatlık otomatik telefon santrali ile hizmet vermektedir.Santral 15.000 abone kapasiteli olup, 12.200 çalışan abone mevcuttur.Bütün köylerimizde otomatik telefon mevcut olup, 4 şube 76 acenta ve 4 adet telefonsuz posta hizmeti veren mezramız bulunmaktadır. İlçemizde 50 adet normal ankesör 50 adet kartlı ve 10 adet masa tipi ankesör mevcuttur.9 adet teleks 100 adet faks abonesi vardır. Merkez APS hizmetine açılmıştır,mobil ve Cep telefonlarına hizmet verilmekte olup,hizmet teknolojisindeki son gelişmeler takip edilmektedir.

    EKONOMİ

    Niksar ekonomisi geniş ölçüde tarıma dayalıdır.Ekonomisinin temelini de tarım ve orman ürünlerine dayalı sanayi kuruluşları teşkil etmektedir.

    Kelkit Çayı’nın sulamış olduğu Niksar Ovası tamamen sulu tarıma ayrılmış, iklim koşullarının elverişli olması durumunda turunçgiller dışında her türlü tarım ve sanayi ürünleri yetiştirilmektedir.Tarım ürünlerinin başında tahıllardan buğday,arpa,mısır ve baklagiller(nohut,mercimek ve beyaz fasulye) gelmektedir.Sanayi ürünlerinden ise;şeker pancarı,tütün,ayçiçeği,mahlep,patates ve salçalık domates üretimi yapılmaktadır.Niksar ekonomisinde ceviz ve mahlebin önemli bir yeri bulunmaktadır.

    Yöreye özel bir ürün olan mahlep işlenerek tamamı yurtdışına pazarlanmakta ve ekonomiye katkı sağlamaktadır.Niksar ekonomisine şeker pancarı ve tütününde önemli miktarda katkıları bulunmaktadır.

    Son birkaç yıldır yemeklik patates, salçalık domates ve soğan üretimi de büyük ekonomik girdiler sağlamaktadır.Niksar’ın konumu,komşu bölge pazarlarının boş oluşu, ürünlerinin pazarlanmasını kolaylaştırmış, gelirlerde büyük artış olmuştur.

    Niksar’da kurulmuş ve faaliyette bulunan belli başlı sanayi kuruluşlarını şöyle sıralayabiliriz. Bunların hemen hemen tamamı özel sektöre ait kuruluşlardır.

    İlçede; 4 un fabrikası, 1 yem fabrikası, 1 salça fabrikası, 2 kereste fabrikası,

    1 modern kireç fabrikası, 2 tuğla fabrikası, 2 kolonya imalathanesi, 2 naylon bidon fabrikası, 1 otoklav tipi lastik ayakkabı fabrikası, 1 naylon branda ve poşet fabrikası, 2 membaa suyu dolum tesisi, 1 avize imalatı atölyesi, 2 akü imalat atölyesi gibi sanayi kuruluşları bulunmaktadır.

    Bu sanayi kuruluşlarında üretimi yapılan malların çoğunluğu iç pazarda tüketilmesine rağmen bir kısmı da ihraç edilebilmektedir.

    Niksar ekonomisinde geleneksel el sanatlarından hereke tipi el halısı dokumacılığında önemli bir yeri vardır.Niksar bölgenin halı merkezi konumundadır.

    Niksar’ımızın geleneksel el sanatlarının ikincisi de el yapımı süpürge imalatıdır. Bu konuda çalışan 35’e yakın süpürge imalathanesi bulunmaktadır.Son yıllarda süpürge imalatında makineleşmeye gidilerek seri imalata başlanmıştır. Bu sektörde Niksar’a ekonomik yönden büyük katkılar sağlamaktadır.

    Niksar ekonomisinde küçük ve büyük baş hayvan besiciliğinin de büyük yeri vardır. Besi yapılan büyük ve küçük baş hayvanlar yurtiçi pazarlarında satılmakta ve ekonomiye girdi sağlamaktadır. Yöredeki hayvan pazarının merkezi konumunda olduğundan bu sektör senenin her mevsiminde canlılığını korumaktadır.

    Zengin bir bitki örtüsü olan ilçenin hemen hemen her yöresinde arıcılık yapılmaktadır

    Niksar çevresinin ormanlarla kaplı olması nedeniyle orman ürünlerinden mantar, ıhlamur, kuşburnu ve buna benzer orman bitkilerinin de Niksar ekonomisine katkıları bulunmaktadır..

    Niksar’da kurulmuş 35 anonim şirket, 103 limited şirket ve 54 çeşitli kooperatif bulunmaktadır.

    Niksar Küçük Sanayi Sitesi 1975 yılında kurulmuş olup, Organize Sanayi Bölgesi’nin alt yapı çalışmaları devam etmektedir.

    İlçede belediyeye ait 750 tonluk soğuk hava deposu ve modern et entegre tesisi bulunmaktadır.

     

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/2/2012 - TRABZON





     

    TRABZON

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 4.685 km²
    sürmene manastırı

    NÜFUS: 757.353 (2011)

    İL TRAFİK NO: 61

    İLÇELER: Trabzon (merkez), Akçabaabat, Araklı, Arsin, Beşikdüzü, Çarşıbaşı, Çaykara, Dernekpazarı, Düzköy, Hayrat, Köprübaşı, Maçka, Of, Sürmene, Şalpazarı, Tonya, Vakfıkebir, Yomra.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Maçka-Altındere Vadisi Milli Parkı, Sürmene Çamburnu Orman İçi Dinlenme Yeri, Çakırgöl, Uzungöl, Boztepe, Çifteçamlık, Kalepark, Kisarna (Bengisu), Soğuksu, Zefanos (Bulak) Mesire ve Sayfiye Yerleri, Trabzon Kalesi ve Akçakale, Kaymaklı, Kızlar (Panagia Theoskepastos), Gregorios Peristera (Hızır İlyas), Kızlar (Panagia Kerameste), Sumela (Sümela) ve Vazelon Manastırları, Hagaios Savas (Maşatlık) Mağara Kiliseleri, Hagia Anna (Küçük Ayvasıl), Ayasofya (Hagia Sophia), Sotha (St. John), Hagios Theodoros, Hagios Konstantinos, Hagios Khristophoras, Hagios Kiryaki, Santa Maria, Hagios Mikhail ve Panagia Tzita kiliseleri, Fatih (Panagia Khrysokephalos Kilisesi), Yeni Cuma (Hagios Eugenios), Nakip (Hagios Andreas Kilisesi), Hüsnü Köktuğ (Hagios Eleutherios), İskender Paşa, Semerciler ve Çarşı Camileri, Gülbahar Hatun Camisi ve Türbesi, İmaret Deresi, Kavaklı ve Kuzgundere (İnceköprü) Su Kemerleri, Bedesten, Alaca Han, Vakıf Han ve Taş han, Sekiz Direkli Hamam, Paşa ve Hacı Arif Hamamları, Eirene Kulesi (Fatih Cephaneliği), Abdullah Paşa ve Abdülhamid Çeşmeleri, Zağanos Köprüsü, Trabzon Ayasofya ve Trabzon Atatürk Müzeleri.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (462) 326 07 48 – 326 16 80
    Faks: (462) 326 05 20

    Kültür Merkezleri

    Konferans, toplantı gibi etkinliklere yönelik 100 kişilik Salon
    230 m²’lik Sergi Salonu
    85 m²’lik Kütüphane
    2 adet Sanat İşliği

    Yazışma Adresi: (Ortahisar) Eski Vilayet Binası – Trabzon
    Tel: (462) 326 51 57
    Faks: (462) 320 05 20

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Erkuloğlu Pasajı Uzun Sok.
    TRABZON
    Tel: (0 462) 321 70 81
    Faks: (0 462) 326 05 20

    Müze

    Trabzon Müzesi
    Adres: Trabzon
    Tel: (462) 223 30 43

    Örenyeri

    Trabzon Müzesi
    Sümela – Maçka – Altındere

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Hıdrellez
    Tüm Yörede
    6 Mayıs

    Sultan Murat Şehitlerini Anma Günü
    Çaykara-Sürmene
    23 Haziran

    Atatürk’ün Trabzon’a İlk Gelişleri
    Trabzon-Merkez
    15 Eylül

    Fetih Günü
    Trabzon-Merkez
    24-26 Ekim

    Ahilik Kültür Haftası
    Trabzon-Merkez
    12-18 Ekim

    Kurtuluş Günleri:

    Vakfıkebir’in Kurtuluşu
    Vakfıkebir
    14 Şubat

    Tonya’nın Kurtuluşu
    Tonya
    15 Şubat

    Akçaabat’ın Kurtuluşu
    Akçaabat
    17 Şubat

    Trabzon’un Kurtuluşu
    Trabzon
    24 Şubat

    Arsin’in Kurtuluşu
    Arsin
    24 Şubat

    Yomra’nın Kurtuluşu
    Yomra
    24 Şubat

    Maçka’nın Kurtuluşu
    Maçka
    25 Şubat

    Sürmene’nin Kurtuluşu
    Sürmene
    26 Şubat

    Çaykara’nın Kurtuluşu
    Çaykara
    27 Şubat

    Of’un Kurtuluşu
    Of
    28 Şubat

    Şenlikler:

    Kadırga Şenlikleri
    Trabzon Vakfıkebir Kadırga Yaylası
    Temmuz Ayının 3. Cuma Günü

    Akçaabat Hıdırnebi Şenliği
    Akçaabat
    20-22 Temmuz

    Mesabat Derneği Şenliği
    Trabzon- Akçaabat
    21 Haziran

    Aladurbiya Deniz Eğlencesi
    Trabzon-Sahilleri
    23-29 Haziran

    Sisdağı Şenliği
    Şalpazarı- Vakfıkebir
    Temmuz Ayının 3. Cumartesi Günü

    Yayla Ortası Şenliği
    Tonya
    14 Ağustos

    Akçaabat Karaaptal Şenliği
    Akçaabat
    14 Ağustos

    Yayla Ortası Şenliği
    Çaykara
    15 Ağustos

    Baypınarı Şenliği
    Tonya
    25 Ağustos

    Sivri Tepesi Şenliği
    Tonya
    4 Eylül

    Yayla Göç Şenliği
    Trabzon Tonya / Vakfıkebir Şalpazarı Köyleri
    Haziran Ayı İçinde

    Honefter Şenliği
    Trabzon-Tonya
    21 Ağustos

    Çürük Ortası Şenliği
    Çaykara Sultan Murat Yaylası
    15-17 Ağustos

    Simri İzmiç Şenliği
    Trabzon-Tonya
    28 Ağustos

    Keşkek Günü
    Doruh Kiriş Köyü Kasımoğlu
    Ramazan Bayramının İlk Günü

    Doğu Karadeniz Sahilleri Mayıs Eğlencesi
    Tüm Yörede
    20 Mayıs

    Üst Resim: Sümela Manastırı

    TRABZON'A GENEL BAKIŞ

    Büyük İmaret Cami (Hatuniye/Ayşe-Gülbahar Hatun Cami-Merkez): Yavuz Sultan Selim’in annesi Ayşe-Gülbahar Hatun adına 1514 yılında Zagnos Köprüsünün yakınında bir külliye içerisinde yaptırılmıştır. Bu caminin, Trabzon’daki Türk eserleri arasında özel bir yeri vardır. Erken devir Osmanlı Mimarisinde ayrı bir plan tipi oluşturan “Zaviyeli Camiler” grubuna girmektedir. Zaviyeli camilerde görülen ‘avlu’ kısmı bu camide yoktur. Duvar işçiliği önemlidir. Batı tarafındaki minare klasik Osmanlı minareleri tarzındadır.

    Fatih Cami (Ortahisar Cami,Panaghia Chrysocephalos Kilisesi-Merkez): Trabzon’un en önde gelen kilisesi olarak tanımlanan bu yapı, Ortahisar mahallesindedir. Roma İmparatoru Konstantin’in (M.S. 325-364) yeğeni Hanmibalianos tarafından, eski bir Roma tapınağı üzerine inşa ettirildiği sanılmaktadır.

    “Komnenlerin Katedrali” olarak bilinen kilise, Meryem Anaya ithaf edilerek, “Altınbaş” diye adlandırılmıştır. Kiliseye bu ismin verilmesinin nedeni, yarım daire biçimindeki kümbetinde (apsis)bir metre çapında bir çerçeve içinde bulunan Meryem Ananın başındaki harenin altından kaplanmış olmasıdır. 1461 tarihinde Türk’lerin Trabzon’u ele geçirmesinden sonra camiye çevrilmiştir. Bazı araştırmacılar kiliseyi, İstanbul’daki Ayasofya’ya benzetir.

    Çarşı Cami (Merkez): Kemeraltı Çarşı mahallesinde bulunan bu cami, Trabzon’un en büyük camisi olup, Trabzon Valilerinden Hazinedarzade Osman Paşa tarafından 1839 yılında yaptırılmıştır.

    Yapıda muntazam bir taş işçiliği göze çarpar.

    İskender Paşa Cami (Merkez): Trabzon Belediye binasının arka tarafında, Taksim Meydanındadır. XVI. yüzyılda Trabzon Valisi İskender Paşa tarafından yaptırıldığı bilinir. Değişik zamanlarda ilaveler yapılan cami, çok iyi bir taş işçiliğine sahiptir.

    Ayasofya Kilisesi (Haghia Sophia Kilisesi-Merkez): Trabzon’un batı yönünden 2 km uzaklıkta bulunan bir manastır kompleksi içinde yer almaktadır. Trabzon’daki Komnenos Devleti krallarından I. Manuel zamanında 1238-1263 yıllarında yapıldığı kabul edilmektedir. Kuzeydeki dört sütunlu ve üç apsisli şapel yapıdan daha eskidir.

    Trabzon Ayasofyası bölgenin son Bizans devri yapılarının en önemlilerindendir. III. Murat zamanında ve 1670 yılında Beylerbeyi Ali Bey tarafından camiye çevrilen kilise, 1958-1962 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliği sonucu restore edilerek 1964 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.

    Çok iyi bir taş işçiliğine sahiptir. Taş süsleme ve fresk bakımından çok zengindir.

    Kilisede; Adem ile Havva’nın cennetten kovulmaları, tahta oturmuş Meryem, Hz. İsa’nın göğe çıkışı, doğumu, mucizeleri, son akşam yemeği ile cehenneme inişi, vaftiz, İncil yazarlarının sembolleri gibi tasvirler, ayrıca tek başlı kartal, hayali yaratıklar geometrik bitkisel süslemeler ve kuş figürleri bulunmaktadır. Özellikle batı cephesindeki mukarnaslı nişler, sütun başlıkları, kuzey cephedeki geometrik kompozisyonlu madalyonlar Selçuklu taş süslemeciliğinin örnekleridir.

    St. Anna Kilisesi (Küçük Ayrasıl Kilisesi-Merkez): Trabzon’da Maraş Caddesi üzerinde bulunan kilise, şehrin en eski kiliselerinden biri olup, üç nefli bir bazilikadır.

    Giriş kapısında bir Bizans kabartması ile 884-885 tarihinde I. Basil zamanına ait onarım kitabesi bulunmaktadır

    Santa Maria Kilisesi (Merkez): Kilise, Sultan Abdülmecid’in emriyle 1869-1874′de Trabzon’a gelen yabancıların yararlanması için yapılmış olup, işlevini günümüzde de sürdürmektedir.

    Zengin süslemeleri, kuzey ve batı duvarlarındaki St. Andrew, St. Peter ve St. Eugenius betimleri ile ilgi çeker.
    Vazelon Manastırı (Maçka): Maçka’ya 14 km mesafede çam ormanları arasındadır. Manastırın kesin kuruluş tarihi bilinmemekle beraber, bazı araştırmacılar bunun M.S. 270-317 yılları arasında olabileceğini ifade etmektedirler. İmparator Jüstinianus tarafından 565 yılında onarılan manastır, zamanımıza kadar bir çok tamir ve tadilat görmüştür.

    Vazelon Manastırı, XIII. yy.dan sonra Maçka’nın dini, kültürel ve ekonomik yapısında etkili olmuştur. Sumela Manastırı’nın da, yörenin en zengin manastırı olan Vazelon Manastırı’nın gelirleri ile yaptırıldığı söylenir. Üç nefli kilisenin kuzey dış duvarlarında yer alan cennet, cehennem ve son hüküm tasvirlerinin konu edildiği freskler, canlılık ve güzelliklerini halen korumaktadır. Yahya Peygembere adanan manastrı 1923 yılında terkedilmiştir.

    Sumela Manastırı (Meryem Ana Manastırı-Maçka): Maçka ilçesinin 17 km güneyinde, Meryem Ana Deresi vadisinde ve vadi tabanından 250 m yükseklikte, duvar gibi dik bir yamacın ortasındaki bir mağara içerisinde inşa edilmiştir. Zigzaglar çizilerek yapılan zorlu bir tırmanıştan sonra ulaşılan noktadaki muhteşem manzara, bütün zahmete değecek niteliktedir. Manastırın ilk kuruluşuna dair muhtelif rivayetler vardır. Bunlardan en yaygın olanı: Atinalı Keşiş Barnabas ile yeğeni Sophrenios’un kilisenin ilk temelini attığıdır. Sumela Manastırı, ilk kuruluş döneminden itibaren, St. Luke tarafından yapıldığı ve mucizeler yarattığı söylenilen bir Meryem Ana tablosu ile özdeşleştirilmiştir. Rivayete göre; Barnabas ile yeğeni Meryem Ana ve Hz. İsa’nın çocukluğunu belirten, St. Luke tarafından yapıldığı söylenen bir tabloyu da yanlarına alarak, Trabzon’a gelirler. Burada, manastırın yapılmasında kendilerine yardımcı olacak gönüllü işçileri topladıktan sonra, bugünkü Maçka ilçesinde Değirmendere (Pyxites yöresindeki Altındere) ye ulaşırlar. Kora dağlarının en dik yamacına çıkan keşişler, tepesinden su damlayan bir mağara bulunca manastırı burada ilk önce iki oda olarak kurarlar (M.S. 385). İki keşişin kurdukları iki odalı manastır, keşişlerin ölümünden sonra (412 yılı dolayları) hem Katolik, hem de Ortodoks mezheplerinden olan Hıristiyanlarca kutsal bir tapınak olarak kabul ediliyor.

    İstanbul, Batı Roma imparatorluğundan ayrıldıktan sonra, Bizans İmparatoru Jüstinyen (527-568) hem Trabzon’un tahkim edilmesini, hem de bu manastırın genişletilmesini emrederek, buraya zengin bir kitaplık hediye ediyor.

    Fatih Sultan Mehmet 26 Ekim 1461′de Trabzon’u fethettiği zaman, İstanbul’da olduğu gibi Trabzon’da da bir çok kiliseyi ve bu arada Trabzon’un Ayasofya Kilisesi ile Sumela Manastırını da korumuş ve hatta toprak ve altın ihsanında bulunmuştur.

    Yavuz Sultan Selim döneminde, bir gün avlanırken hastalanan Sultan, Meryem Ana Manastırına çıkarılarak rahipler tarafından tedavi edilir. İstanbul’a dönüp, tahta çıktığında, büyük bir kadirşinaslık ile bir zamanlar kendisini tedavi eden rahipleri ve manastırı unutmayarak, onlara da hem altın, hem arazi ve hem de boyları 1.5 m olan dört altın şamdan ihsan eder.

    III. Sultan Ahmet, 1710′da Manastırın iç duvarlarının onarılması ve fresklerin yenilenmesi, I. Sultan Mahmut ise, 1740′da diğer bölümlerdeki fresklerin yeniden yapılması için emir verip masraflarını da karşılamışlardır. XIX. yüzyılda rahiplerin sayısı yüze ulaşmış ve sahip oldukları arazi Sultan Abdülhamid’in ihsanları ile daha da genişletilerek, manastırın çevredeki 15 köyün sahibi olması sağlanmıştır.

    Karadeniz bölgesinin en eski Hıristiyan tapınağı olan Meryem Ana Manastırının önemi: Doğanın eşsiz güzellikteki bir yerinde çok ilginç bir yapı olmasından ve çeşitli devirlerde yapılan duvar ve tavan süslemelerinden kaynaklanır. Manastır iki bölümden oluşur. Birinci bölümde tapınma yeri, kayadan üçlü olarak damlayan suyun düştüğü yerde bir ayazma ve 3-4 tane küçük kilise (şapel) bulunmaktadır. Tapınak yerinin içi ve dışı İncil’den alınmış konuların freskleriyle süslenmiştir. İkinci bölümü ise giriş kapısını geçip, içerdeki basamaklardan inerken, sağdaki yatak odaları, salonları, kitaplıkları, kilerleri, erzak odaları ve helaları kapsayan dört kattan oluşmuştur. Odaların, kayıtlardan 72 oda olduğu anlaşılmaktadır. Manastırın bu bölümüne dışardan 96 basamakla çıkılmaktadır. Her yıl 14 Ağustosta ayin yapılmaktadır. Manastırda restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir.



    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/2/2012 - TUNCELİ





    TUNCELİ

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 7.774 km²tunceli

    NÜFUS: 85.062 (2011)

    İL TRAFİK NO: 62

    İLÇELER: Tunceli (merkez), Çemişkezek, Hozat, Mazgirt, Nazımiye, Ovacık, Pertek, Pülümür.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Munzur Vadisi Milli Parkı, Mazgir ve Pertek Kaleleri, Korluca (eskiden Tilköy) ve Ulukale’deki Kiliseler, Yelmaniye, Elti Hatun, Ulukale ve Sağman Camileri, Aşağıcami (Çelebi Ali Camisi) ve Yukarıcami (Baysungur Camisi), Sivdi ve Çemişkezek Köprüleri, Hamam-ı Atik (Eskihamam), Uzun Hasan, Ferruh Şad Bey ve Çoban Baba Türbeleri, Ulukale Meydan Çeşmeleri.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (428) 212 18 59
    Faks: (428) 212 38 74

    Kültür Merkezleri

    Hozat
    Tiyatro, konferans gibi etkinliklere yönelik 120 kişilik Salon
    90 m²’lik Kütüphane
    42 m²’lik Sergi Salonu
    80 m²’lik Müze
    2 adet Sanat İşliği

    Yazışma Adresi: Hamidiye Mah. Hürriyet Cad. No: 25
    Hozat – Tunceli
    Tel: (428) 561 21 03

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Atatürk’ün Pertek’e Gelişi
    Pertek
    17 Kasım

    Kurtuluş Günü:

    Pülümür’ün Düşman İşgalinden Kurtuluşu
    Pülümür

    Rafting, Trekking, Climbing, Paraşüt, Doğa Gezileri

    Yaban hayvanlarını, zengin bitki örtüsünü, ormanlarını, Munzur dağlarını, Munzur vadilerini, Munzur akarsu ve göllerini, şelalelerini, ziyaret yerlerini, çiçek çeşitlerini görmek ister misiniz?..

    İnsanı büyüleyen vahşi doğanın tüm güzelliklerini yaşayacaksınız .Haftanın her gününü turlar ve spor aktiviteleriyle dolu dolu geçireceksiniz.

    Katılabileceğiniz Aktiviteler

    Rafting : Suların coşkun aktığı yerde heyecan ve macera dolu bir yolculuk.

    Yamaç Paraşütü : 100 metreden 3000 metreye kadar olan yüksekliklerden uçuş.

    Bisiklet : Engebeli dağ ve vadi yollarında yapılacak geziler.

    Yüzme : Munzur çayının serin sularında ve dağ göllerinde.

    Dağ Sporları : 3500 metre yükseklikteki dağlara tırmanış.

    Uzun yürüyüşler : Günlük düzenlenen 4-8 saatlik yayla, vadi, şelale ve orman gezileri.

    Voleybol ve Futbol : Her gün tesis içinde 17:00 – 20:00 arası.

    Wandern Trekking (El değmemiş doğada uzun yürüyüşler yapmayı sevenlere)

    Katılabileceğiniz Turlar

    Wandern Trekking (El değmemiş doğada uzun yürüyüşler yapmayı sevenlere)

    Etap 1 – Kırkmerdiven yaylası ve şelaleleri

    Sabahın erken saatlerinde yola çıkılır. ELBABA Kamping’ten elbaba köyüne kadar 20 km. gidilir. Daha sonra ata binmek isteyenler at ile, yürümek isteyenler yürüyerek yola devam eder. Elbaba köyü ile Kırkmerdiven arası 5 km.’dir. Munzur dağının derinliklerinde olan Kırkmerdiven, aynı zamanda şelaleler yatağıdır. Vadi 4 büyük şelalesi ile ünlüdür. Tek dişli yaban sarmısağı burada yetişir. Ayı, keklik, dağ keçilerine burada rastlanabilir. Öğlen burada piknik yapılıp akşam tekrar kampa dönülür.

    Etap 2 – Kepir Yaylası

    3400 metre yükseklikte ve dağların zirvesinde yer alan Kepir yaylası yürüyüşü 6 ile 8 saat arası sürer. Bir gece (isteğe göre 2 gece) yaylada konaklanır. Kepir yaylasında 6 tane krater dağ gölleri ile mağaralar bulunmaktadır. Bol oksijen, çiçek çeşitleri, beyaz mantar, yaban hayvanlarına sıkça rastlanır. Her yaz Ovacık köylerinde yaşayanlar hayvanlarıyla beraber bu yaylaya giderler ve yaylada 3 ay boyunca kamp kurarlar.

    Etap 3 – Mercan Vadisi (Erzincan – Tunceli il sınırı)

    ELBABA tesislerinden 40 dakika araba ile gittikten sonra bir saat yürünür ve Mercan suyunun doğduğu yere ve göllerine gidilir. Zengin bitki örtüsüne sahiptir. Munzur Çayı gibi Mercan Çayı da Alabalığı ile meşhurdur. Ayrıca ceviz ve yaban armudu burada bulunmaktadır. Munzur balı’da burada meşhurdur. Öğlen burada piknik yapılır ve geziye devam edilir. Akşam kampa geri dönülür. Munzur dağı eteğinde doğan Mercan Vadisi 50 km.’dir. Mercan vadisi ve suyu Munzur çayında birleşir.

    Etap 4 – Munzur Vadisi

    Ovacık’tan başlar Tunceli ilinde Pülümür vadisi ile birleşir. Vadi boyunca Munzur suyu akar. Dünyaca meşhur kırmızı benekli alabalık burada bulunmaktadır. Vadi 59 km. uzunluğunda dağlık ve ormanlıktır. Tunceli’den Ovacık’a kadar anayol vardır. Yöre zengin bitki örtüsüne sahiptir. Burada çeşitli yaban hayvanları yaşamaktadır. Ayrıca bölgede alabalık tesileri bulunmaktadır.

    Etap 5 – Gözeler (Munzur suyunun doğduğu yer)

    Yaklaşık 300 metre boyunca sıralanan 40′a yakın göze, güçlü bir akarsu oluşturur. Burada piknik yapılır. Yakınındaki köyler tanıtılır. Küçük dağ tırmanışları yapılır. Akşama doğru tekrar kampa dönülür. Gözeler aynı zamanda ziyaret yeridir.

    Etap 6 – İçmeler ve Kaplıcalar

    Bağın Kaplıcası : Mazgirt ilçesinin Dedebağ Köyü sınırları içindedir. Kaynaktaki su sıcaklığı 39 derecedir.

    Harik Kaplıcası : Nazmiye’nin sınırları içerisindedir. Kaynaktaki suyun sıcaklığı 39 derecedir. Çok sayıda ziyaretçi buraya sağlık amacıyla gelir.

    Harik ve Anafartalar içmeleri bulunmaktadır.

    Etap 7 – Munzur dağları

    Munzur dağları 5 milyon yıl önce Anadolu’da ilk oluşan sıra dağlardır. Yüksekliği 3420 metredir. Zengin çiçek türleri bulunmaktadır. Örneğin şifalı sarmısağı, ışkın, beyaz mantar, bitki çayı çeşitleri, ters lale… Zirvede krater gölleri vardır. Yılın 12 ayı zirvede kar vardır. Aynı zamanda yaban hayvanları ve kuşlara çok sık rastlanır

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/2/2012 - UŞAK




    UŞAK

     

    YÜZÖLÇÜMÜ: 5.341 km² uşak halısı

    NÜFUS: 339.731 (2011)

    İL TRAFİK NO: 64

    İLÇELER: Uşak (merkez), Banaz, Eşme, Karahallı, Sivaslı, Ulubey.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Başkomutan Tarihi Milli Parkı, Çevreköy-Akse ve Evren Dede Orman İçi Dinlenme Yerleri, Blaundos ve Sebaste İlkçağ Kent Kalıntıları, Aziz Mauas, Ballıkaya ve Delikkaya Kiliseleri, Uşak Ulucamisi, Burmalıcami ve Çakaloz Camisi, Ali Ağa, Çimcim ve Cankış Çeşmeleri, Cılandras, Beylerhan, Halıpazarı Köprüleri ve Çanlıkköprü, Şeyh Hacı Kemal Türbesi, Uşak Arkeoloji Müzesi, Uşak Atatürk ve Etnografya Müzesi.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (276) 223 71 00
    Faks: (276) 223 59 01

    Müzeler

    Arkeoloji Müzesi
    Adres: Kurtuluş Mah. Doğan Sok. No: 1 – Uşak
    Tel: (276) 227 39 30

    Etnografya Müzesi
    Bozkurt Mah. Hisarkapı Sok. No: 77 – Uşak
    Tel: (276) 227 39 81

    Örenyerleri

    Uşak Arkeoloji Müzesi
    Akmoneon – Banaz – Ahat
    Sebaste – Sivaslı – Selçikler
    Blaumdus – Ulubey – Sülümenli
    Mesotimalos – Eşme – Düzköy
    Güre Tümülüsleri – Güre

    Önemli Günler

     

    lidya karun Mahalli Kutlama Günleri:

    Atatürk’ün Uşak’a Geliş Yıldönümü
    Uşak
    2 Eylül

    Kurtuluş Günleri:

    Banaz İlçesinin Kurtuluşu
    Banaz
    31 Ağustos

    Sivaslı İlçesinin Kurtuluşu
    Sivaslı
    31 Ağustos

    Uşak’ın Kurtuluşu
    Uşak
    1 Eylül

    Ulubey İlçesinin Kurtuluşu
    Ulubey
    2 Eylül

    Karhalli İlçesinin Kurtuluşu
    Karhalli
    2 Eylül

    Eşme İlçesinin Kurtuluşu
    Eşme
    3 Eylül

    Önemli Haftalar:

    Uşak Zafer ve Kurtuluş Haftası
    Uşak
    26 Ağustos-2 Eylül

    Festivaller:

    Çilek Festivali
    Sivaslı
    21-28 Mayıs

    Üst Resim: Uşak Halısı
    Alt Resim: Lidya “Karun Hazinesi” – Buhardanlık (M.Ö. 6.yy)

     

    UŞAK(GENEL BAKIŞ)

    Deri ve tekstil fabrikaları ve atölyelerinin birbiri peşisıra açılmasıyla kimlik değiştiren, eskiyle bağları zayıflayan Uşak, her şeye rağmen görülmesi gerekli güzellikleri barındırıyor.

    Günübirlik ya da konaklamalı bir Uşak gezisi, hiç de boşa geçirilmiş bir zaman olmayacak, anılarınızda derin izler bırakacaktır.

    Neler mi yapılabilir Uşak gezisinde?

    Eski Uşak evlerinin bulunduğu mahalleler (Aybey, Işık, Karaağaç, Kurtuluş), şehir merkezindeki Ulu Cami, Burma Cami, Aliağa Çeşmesi, Cimcim Çeşmesi, tarihi Hacıgedik Han ve Sarraflar Çarşısı gezilebilir.

    Uşak Arkeoloji Müzesi ziyaret edilebilir.

    Uşak şehir merkezi dışında doğal güzellikleriyle dikkat çeken Murat Dağı çevresindeki tesisler, Göğem, Takmak ve Karaağaç göletleri Uşaklıların haftasonlarında piknik için değerlendirdikleri yerler arasındadır.

    Karahallı yolunda Banaz Çayı üzerindeki tarihi Cılandıras Köprüsü ve çevresindeki piknik alanı tam bir doğa harikasıdır.

    Ve Uşak yakınlarındaki iki antik kent, yine gezilecek yerler arasına katılmalıdır. Ulubey yolu üzerinde Sülümenli köyü yakınlarındaki Blaondos ve Selçikler köyü yakınındaki Sebaste antik kentleridir bunlar.

    Uşak’ta ilk yerleşim MÖ 13. yüzyıla tarihleniyor. Assuvalılar, Hititler, Frigler, Lydia ve Persler, Makedonyalılar ve Bergama Krallığı hakimiyetinde kalmış bu bölge sırasıyla. Bölgede Roma yönetimi MÖ 129’da başlamış. Bizans döneminde Türkmen boyları 1076’da ele geçirmişler ve yöreye yerleşen Türkmenler yerleşime “aşıklar” anlamında Uşşak demişler.

    Cumhuriyetin ilk yıllarında dokumacılığın ön planda olduğu bir sanayileşme başlamış Uşak’ta. Kalkınmada öncelikli bölgeler arasına giren Uşak, teşvikler sonrasında deri sanayicilerinin akınına uğramış.

    Çevredeki antik kentlerden buluntuların sergilendiği Uşak Arkeoloji Müzesi’nin önemi, Karun Hazinelerinin sergilenmeye başlanmasıyla birdenbire artmış. MÖ 6. yüzyıla tarihlenen ve Lidya Krallığı ait bu eserlerin çıkarıldığı höyükler de ziyaret edilebiliyor.

    Uşak yakınlarındaki antik kentlerden Sebaste’ye gidebilmek için önce Sivaslı ilçesine, ardından Selçikler köyüne ulaşılıyor. Meyve bahçeleri ve tütün tarlaları arasında izlenebilen antik kent Roma imparatoru Augustos tarafından Apollon kehanet Ocağı kahinlerinin yol göstermesiyle kurulmuş. Sebaste Bizans devrinde bir piskoposluk merkezi haline gelmiş. Bugüne ulaşan çok sayıda kilise kalıntısı bunun kanıtı.

    Kentte 66-78 yılları arasında yapılan kazı çalışmalarında bulunanlar bir depoda kapalı tutuluyor. Bu buluntuların sergileneceği bir müze de yapım aşamasında, şu anda.

    Kalıntıların çok daha iyi durumda olduğu ve daha büyük arkeolojik öneme sahip Blaundos ise Ulubey yakınlarında. Sülümenli köyü yakınlarındadır ve işaret levhalarıyla ulaşılır.

    Blaundos Makedonyalılarca kurulmuş. Bugün izlenebilen yapılar Roma dönemine aittir. İnay kasabasından sağlanan suyu taşıyan kemerler, tapınak biçimli mezar anıtı, avlu içindeki podyumlu tapınak ve imparator Claudius’a adanmış podyumlu İon düzenindeki tapınak, doğu yamaçlarındaki stadium ve tiyatro, ören yerinde ayakta kalmış yapılardır.

    Uşak, halılarıyla ünlüydü. Ama şimdilerde Uşak halılarından çok Eşme kilimlerinin sözü ediliyor. 60 köyünde kilim dokunan, üretilen ve satılan Eşme’nin dört yıldır düzenlenen bir de Kilim Festivali var. Saflı Namazlık, Selvili namazlık, altınbaş, albaş, aynalı kilim, Takmak kilim yöre kilimlerinden bazılarının adları…

    GÖRÜLECEK YERLER:

    Başkomutan Tarihi Milli Parkı, Çevreköy-Akse ve Evren Dede Orman İçi Dinlenme Yerleri, Blaundos ve Sebaste İlkçağ Kent Kalıntıları, Aziz Mauas, Ballıkaya ve Delikkaya Kiliseleri, Uşak Ulucamisi, Burmalıcami ve Çakaloz Camisi, Ali Ağa, Çimcim ve Cankış Çeşmeleri, Cılandras, Beylerhan, Halıpazarı Köprüleri ve Çanlıkköprü, Şeyh Hacı Kemal Türbesi, Uşak Arkeoloji Müzesi, Uşak Atatürk ve Etnografya Müzesi.

     

    UŞAK İLİNİN TARİHİ

    Uşak ili milattan önce 5000 yıllarından itibaren bir yerleşim bölgesidir.

    M.Ö. 2500 yıllarına kadar Hitit hakimiyeti altında olan bölge bu tarihte Luvi istilasına ugramıştır. Hitit krallığı dağıldıktan sonra burasını Ege göçleri sırasında boğazlardan gelen Frigyalılar mesken edinmiştir.

    M.Ö. 7. yüzyılda bu bölge Frigyalılar ve Lidyalılar arasında paylaştırılmıştır. Lidyalılar Uşakın batısında yaşamışlardır. Lidyalılar tarafından yapılan ve Ege ile Yakındoğuyu birbirine bağlayan Kral Yolu Uşaktan geçiyordu.

    M.Ö. 6. yüzyılda bütün Anadolu Pers İmparatorluğunun egemenliği altında idi.

    Yine M.Ö. 4. yüzyılda Büyük İskender Pers İmparatorluğunu yıkar ve Anadolunun yeni hakimi olur. Bölgemizin hakimiyetini Makedonya devletinden sonra Bergama Krallığı daha sonra da M.Ö. 2 yüzyılı civarlarında Roma imparatorluğu devralır.

    Bölgemiz M.S. 395 yılına kadar Roma İmparatorluğu hakimyeti altinda iken imparatorluğun ikiye ayrılması sonucu 700 yil boyunca Bizans hakimiyetinde kalır.

    1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolunun fethi ile görevlendirilen 1. Süleyman Sah, Uşakı Selçuklu devletine katmıştı. Selçukluların dağılmasından sonraki beylikler döneminde Germiyanoğulları bölgede hakimiyet sürmüş, 1391 yılında yılında Yıldırım Beyazit tarafından Osmanoğullarına katılmıştır. Fetret Devri boyunca Karamanlılar elinde kalmiş, 1414 yılında tekrar Germiyanoğullarına geçmiş.

    1429 yılında Osmanlı Devletine katılmıştır. Uşakın Istiklal savaşımızda önemli bir yeri vardır. Yunan Orduları Komutanı General Trikopis Merkez Göğem Köyünde esir alınmıştır. 1 Eylül 1922de Uşak isgalden kurtulmuş, 2 Eylül 1922de Atatürk ve Inönü şehre gelerek karargah kurmuşlar, Trikopolisin kılıcını bugün Atatürk ve Etnoğrafya Müzesi olan evde teslim almışlardır.

    Kütahya iline bağli bir ilçeyken 15 Temmuz 1953 yilinda çikarilan 6129 sayili kanunla il olmuştur.

    Osmanlı döneminde aşıklar diyarı anlamına gelen UŞŞAK sonraları oğul, evlat anlamına gelen UŞŞAK olarak anılmaya baslanmış, söyleniş kolaylığı olarak S’nin biri düşmüştür.

    Il. Kuruluş yasasında da ilin adı UŞŞAK olarak geçmistir.

     




    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/2/2012 - VAN



     

    VAN



    YÜZÖLÇÜMÜ: 19.069 km² 

    NÜFUS: 1.022.532 (2011)

    İL TRAFİK NO: 65

    İLÇELER: Van (merkez), Bahçesaray, Başkale, Çaldıran, Çatak, Edremit, Erciş, Gevaş.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Van Gölü Kıyıları, Akdamar Adası, Bendimahi Çağlayanı, Horhor Bulağı, Toprakkale, Van, Norgüh (Norkuh), Hoşap ve Körzüt Kaleleri, Akdamar Kilisesi, Van Ulucamisi, Hüsrev Paşa ve İzdişar Camileri, Halime Hatun Kümbeti, Hoşap Köprüsü, Van Müzesi.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (432) 216 25 30
    Faks: (432) 212 17 74

     

    Kültür Merkezleri van

    Opera, bale, tiyatro gibi etkinliklere yönelik 480 kişilik salon
    Sergi Salonu
    Kütüphane
    4 adet Sanat İşliği

    Yazışma Adresi: Kültür Merkezi Müdürlüğü – Van
    Tel: (432) 216 96 92
    Faks: (432) 212 12 51

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    SSK Binası K. Karabekir Cad. No:51/C
    VAN
    Tel: (0 432) 216 25 30
    Faks: (0 432) 212 17 34

    Müze

    Van Müzesi
    Adres: Şerefiye Mah. Hacı Osman Sok. No: 9 – Van
    Tel: (432) 216 11 39
    Faks: (432) 214 25 10

    Van Müzesi ve Örenyerleri

    van kalesi

    Örenyerleri

    Van Müzesi
    Van Kalesi – Merkez
    Hoşap Kalesi – Gürpınar
    Akdamar – Gevaş
    Hoşap Köprüsü – Gürpınar
    Abdurrahman Gazi Türbesi – Merkez
    Kaya Çelebi Camii – Merkez
    Hüsrevpaşa Camii – Merkez
    Ulu Camii – Merkez
    Kızıl Camii – Merkez
    Beyazözümü Köyü – Merkez
    Zernaki Tepe – Erciş
    Zelve Şehitliği – Merkez
    Çarpanak Kilisesi – Merkez / Çitiören Köyü
    Topkale – Merkez
    Adir Kilisesi – Merkez / Halkalı
    Hoşap Mezarlığı – Gürpınar
    Gevaş Selçuklu Mezarlığı – Gevaş
    Tarihi Taş Köprü -Hakkari – Şemdinli – Bağlar
    Kelat Sarayı-Hakkari – Şemdinli – Bağlar
    Kayme Sarayı-Hakkari – Şemdinli – Bağlar
    Yeşil Anıtsal Kayam -Özalp -Yeşilalıç
    Put Mağarası – Gürpınar – Yeşilsalkım
    Zive Hanı – Çatak
    Van Evi – Merkez
    Konut (Harabe) – Merkez
    Camii – Merkez
    Camii – Merkez
    Biçermah Tarihi Mezarlığı – Hakkari – Merkez
    Çukurca Mah. – Hakkari – Çukurca
    Nehri Mezarlığı – Hakkari – Şemdinli – Bağlar
    Aşağı Anzaf Kalesi – Merkez – Aşağı Anzaf
    Türbe – Merkez
    Konut – Merkez
    Kilise – Merkez
    Türbe – Merkez
    Dilkaya Köyü – Edremit
    Yavuzlar Doğal Oluşumu – Başkale – Yavuzlar
    Zeril Köprüsü – Çatak
    Hurkan Köprüsü – Çatak
    Yanal Kilisesi – Başkale – Yanal
    Çavuştepe Kalesi – Gürpınar – Çavuştepe
    Ayanıs Kalesi – Merkez – Agartı
    Hüsrevpaşa Türbesi – Merkez
    Eski Van Şehri Mezarlığı – Merkez
    Molla Kasım Türbesi Mezarlığı – Merkez – Molla Kasım
    Otluca Köyü Mezarlığı – Merkez – Otluca
    Molla Hıdırı Fır. M. – Başkale – Yavuzlar
    Kaleören Köyü Mezarlığı – Başkale – Kaleören
    Barış Köyü Mezarlığı – Başkale – Barış
    Tepebeşı Mah. Mezarlığı – Başkale
    Germen Köyü Mezarlığı – Başkale – Germen
    Çatak Tarihi Mezar – Çatak
    Aliyar Kümbeti – Erçiş
    Nişancı Kümbeti – Erçiş
    Tekler Köyü Mez. – Erçiş/Tekler
    Ziyaret Köyü Mez. – Erçiş/ Ziyaret
    Haydar Bey Köyü Mez. – Erçiş/Haydar Bey
    Çelebi Bağı Mez. – Erçiş
    Hamur Kesen Köy. Mez. – Gürpınar/Hamur Kesen
    Ganisipi Şelalesi – Çatak
    Bend-i Mahi Şelalesi – Muradiye
    Hamurkesen Camii – Gürpınar/Hamurkesen
    Yukarı Anzaf Kalesi – Merkez/Dereüstü
    Muradiye Kilisesi – Muradiye
    Bend-i Mahi Köprüsü – Muradiye/Karahan
    İzzettin Şir Camii – Gevaş
    Demir Ergitme Merk. – Gevaş/Balan
    Meslek Lisesi – Merkez
    Közüt Kalesi – Muradiye
    Muradiye Kalesi – Muradiye
    Hasan Bey Medre. Tür. – Gürpınar
    Hoşap Hanı – Gürpınar
    Tuşpa Nekropolü – Merkez
    Evliya Bey Medresesi – Merkez
    Amik Kalesi – Merkez/Amik
    Alaköy Urartu Kalesi – Merkez/Alaköy
    Ermişler Urartu Kay. – Merkez/Ermişler
    Karagündüz Höy. Nek. – Merkez/Karagündüz

    Önemli Günler

    Kurtuluş Günleri:
    Erciş İlçesinin Kurtuluşu
    Erciş
    1 Nisan

    Van İlinin Kurtuluşu
    Van
    2 Nisan

    Muradiye İlçesinin Kurtuluşu
    Muradiye
    2 Nisan

    Başkale İlçesinin Kurtuluşu
    Başkale
    22 Nisan

    Özalp İlçesinin Kurtuluşu
    Özalp
    3 Nisan

    Gürpınar İlçesinin Kurtuluşu
    Gürpınar
    1 Nisan

    Üst Resim: Akdamar Kilisesi (915-921)
    Alt Resim: Van Kalesi – M.Ö. 9. yy’da Urartu Devletinin Başkenti Tuşba’da



    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/2/2012 - YALOVA





     

    YALOVA

    YÜZÖLÇÜMÜ: 847 km²yalova köşk

    NÜFUS: 206.535 (2011)

    İL TRAFİK NO: 77

    İLÇELER: Yalova (merkez), Altınova, Armutlu, Çınarcık, Çiftlikköy, Termal.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Yalova ve Çınarcık kıyıları, Çınarcık’ın güneyinde ormanlarla kaplı bir yörede kurulmuş olan Hasanbaba Orman İçi Dinlenme Yeri, Yalova Kaplıcaları.

     

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (266) 813 70 59

    Saraylar

    Yalova Atatürk Köşkleri

    Şenlikler:

    Yalova Folklor Şenliği
    Yalova
    25 Eylül-2 Ekim


    YALOVA TURİZMİ HAKKINDA.....

    GENEL BİLGİLER

    Yalova ili her mevsim turizm faaliyetinin yaşanabildiği, termal turizmi, kıyı turizmi, av turizmi, spor amaçlı doğa turizmi gibi etkinliklere sahip önemli bir liman kentidir. Özellikle dünyaca ünlü Termal kaplıcaları ve Armutlu kaplıcaları Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun sağlık, şifa ve dinlence merkezi haline gelmiştir. Yalova’nın en önemli özelliklerinden biri süs bitkileri üreticiliğinin yaygın oluşudur.

    İLÇELER
    Yalova ilinin ilçeleri; Altınova, Armutlu, Çiftlikköy, Çınarcık ve Termal’dir.


    Botanik

    Karaca Arboretumu: 1980 yılında TEMA Vakfı kurucusu Hayrettin KARACA tarafından kurulmuştur. Yalova-Termal karayolu üzerinde, il merkezine 5 km mesafede Samanlı köyü içerisinde bulunmaktadır. Peyzaj ağırlıklı,koleksiyon bir arboretum karakterinde olup, 135.000 m2 lik bir alanda tesis edilmiştir. İçerisinde kaya bahçeleri,bitki bahçeleri, iris bahçeleri, gül bahçeleri, minyatür bitkiler, Türkiye doğumlu bonsai bitki koleksiyonları vb. örnekler vardır. Başta Türkiye olmak üzere, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Avusturalya kıtaları ve Yeni Zelanda’dan bitki örnekleri yanında, Türkiye’nin endemik bitki örnekleri mevcuttur. Arboretum içerisinde tahminen 5 bin odunsu, bir o kadarda otsu rizomlu ve soğanlı bitki mevcuttur.

    Müzeler

    Atatürk Köşkü Müzesi: Atatürk’ün çeşitli nedenlerle geldiği Yalova’da kendisine Baltacı Çiftliği’ndeki köşk tahsis edilmiş, daha sonra Millet Çiftliği’ndeki köşk inşa edilmiştir.
    Yerini Atatürk ve arkadaşlarının seçtiği Atatürk Köşkleri grubu içinde yer alan Atatürk Köşkü ise çok kısa bir süre içinde tamamlanışı ve bir Atatürk Evi niteliği taşımasıyla önlemlidir.
    Cumhuriyet dönemi mimarlığımızın erken örneklerinden biri olan yapı, 1929 yılında yapılmış ve döneminde kullanılan eşyası ile günümüze gelmiştir. Köşkün bahçesi Atatürk’ün yurttaşlarla sohbet ettiği bir yer olarak önem kazanmıştır.

    Plajlar

    Çınarcık, Esenköy ve Armutlu sahilleri, plajları, kampları ve piknik alanlarıyla eğlence ve dinlenme merkezleridir. Her türlü konaklama, yeme-içme ve eğlence tesisleri mevcuttur. Özellikle Yalova’ ya 17 km uzaklıktaki Çınarcık İlçesi, plajları ve eğlence mekanları ile bölgenin önemli tatil merkezlerindendir.

    NE ALINIR?

    Yörede halı dokumacılığı özellikle Sugören köyünde oldukça önemli bir geçim kaynağıdır. Bu yüzden oldukça yaygın bir el sanatı olup burada dokunan ipek halılar İstanbul’da ve Avrupa’da bir çok alıcı bulmaktadır. Eskiden Yalova’da yaygın olan semercilik de yok olmak üzeredir. Ayrıca ilde göğsü çam ağacından, gövdesi ıhlamur ağacından elde edilen “gumuz” denilen çalgı aleti bulunmaktadır.

    YAPMADAN DÖNME

    Çınarcık’ta denize girmeden,
    Termal Kaplıcalarına gitmeden,
    Atatürk Köşkünü ziyaret etmeden,
    Termal yolu üzerinde Samanlı Köyünde bulunan Karaca Arboretum’u görmeden…
    Dönmeyin.


    Yalova ili her mevsim turizm faaliyetinin yaşanabildiği, termal turizmi, kıyı turizmi, av turizmi, spor amaçlı doğa turizmi gibi etkinliklere sahip önemli bir liman kentidir. Özellikle dünyaca ünlü Termal kaplıcaları ve Armutlu kaplıcaları Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun sağlık, şifa ve dinlence merkezi haline gelmiştir. Yalova’nın en önemli özelliklerinden biri süs bitkileri üreticiliğinin yaygın oluşudur .

     

    Nasıl Gidilir ?

    Yalova’ya gitmek için İstanbullular’ın bir çok alternatifi var. Araç kullanmak istemiyorsanız, Kabataş’tan deniz otobüsü en çabuk ulaşım, Sirkeci’den şehir hatları seferleri Yalova’ya kadar. İskeleden 8 km’lik Arboretum yolunu taksiyle de gidebilirsiniz. Minibüsler Termal’e sefer yapıyorlar. Belediye otobüsleri saat başı gidiyor. “Özel aracımla giderim” diyenler otoyolu kullanırlarsa Çayırova, Bayramoğlu sapağından ulaşıyorsunuz. Feribotla karşıya geçmek de mümkün. Yalova’dan Termal-Çınarcık sapağı ile bitki tüneli gibi bir yol ile kaplıcaya geliniyor. Her yer otopark. Ve dönüş…
    Haftasonları İstanbul’u terk edip akşam saatlerinde dönüşe geçenleri Topçular Feribot İskelesinde araç sırası bekliyor. Sık çalışan ve dolunca kalkan feribotlarla bir saat içinde karşıya geçmiş oluyorsunuz.

    Armutlu
     

    İlçenin gerek jeotermal kaplıcalara,gerekse Marmara Bölgesi’nin en temiz denizine sahip olması Turistik önemini arttırmaktadır. Sağlık turizmi açısında da her yıl önemli bir o kadar artan ilçede yerli ve yabancı yatırımlar mevcuttur. Armutlu,günümüzde turizmden büyük bir gelir elde etmektedir. Bir sahil ilçesi olan Armutlu’da turizm iki yönlüdür. Bunlardan ilki ve en eski turizm şekli kaplıca turizmidir.

     

    Armutlu 16 km . ‘lik bir sahil şeridine sahiptir. Yılandar mevkii’nde yaklaşık 4 km .’lik kumsal bir sahil mevcuttur. Devamlı poyraz rüzgarlarının etkisi altında olduğundan, çöp ve pislikler tutunamayıp karşı sahillere taşınmakta olduğu için, henüz kirlenmemiş, tertemiz bir denizi vardır. Bu durum Armutlu’yu yerli turist için cazip hale getirmektedir.

    Nasıl Gidilir ?

    İstanbul ile ulaşım her gün sabah ve akşam saatlerinde çalışan deniz otobüsleriyle bir saat içerisinde gerçekleşmektedir. Özel otoları ile İstanbul’dan gelmek isteyenler ise; araba vapuru ile, feribotlara veya karadan Yalova’ya gelerek, Yalova-Çınarcık-Armutlu karayolu ile Armutlu’ya ulaşmaktadır. Bursa ve Ankara istikametinden gelmek isteyenler ise, Gemlik-Armutlu karayolu veya Mudanya-Armutlu arasında çalışan deniz otobüsleri ile ulaşımlarını sağlamaktadır.
    Haftasonları İstanbul’u terk edip akşam saatlerinde dönüşe geçenleri Topçular Feribot İskelesinde araç sırası bekliyor. Sık çalışan ve dolunca kalkan feribotlarla bir saat içinde karşıya geçmiş oluyorsunuz.

    DOĞA TARİH SPOR TURİZM KENTİ YALOVA…..

    Yalova Adının Kaynağı :

    Yerleşmenin Antik Çağ’daki adı tam olarak bilinmemekle birlikte Pylai (Bugünkü Hersek Köyü ) ve Termal kaplıcalarının o zamanki adı olan Pythia adları birleştirilerek havalinin ortak adı PYLOPYTHİA adını kullandığı sanılmaktadır. Daha sonraki kaynaklarda XENODOCHION adına rastlanmaktadır. 15. ve 16.yy. tarihçileri ise bu yöre için Yalakova adını kullanmışlardır.

    Bölgeye Yalakabad da denmiştir. 16.yy. tarihçilerinden bazıları, Yalakova adının İzmit ve Yalova’ya egemen olan ve İstanbul tekfuru ile ilişkisi bulunan Yalakonya adında bir kadının adıyla bağlantılı olduğu görüşündedirler. Evliya Çelebi Kara Yalvaçoğlu tarafından fethedilen havalinin Kara Yalovaç olarak adlandırıldığını yazmıştır. Yalıova olan bu adın zamanla ( -ı) harfinin düştüğü ve Yalova olarak söylendiği bilinmektedir. Atatürk’ün davranışı da , bu iddiayı doğrular görünümdedir. Atatürk , Türk Tarihi ile ilgili olarak Yalova’yaptığı bir çalışmanın altını imzalarken , 16 / 17 .8.1931 tarihini yazmış ve altına : ( YALİ OVA / YALOVA ) DİYE NOT DÜŞMÜŞTÜR.

    Genel Tarihi :

    Antik Çağ’da adı XENODOCHION olan yerleşme hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Yalova’nın tek başına tarihini ortaya çıkarmak mümkün olmamıştır. Prehistorik çağda bu bölgede Anadolu kavimleri yaşamıştır. Buluntulardan edinilen varsayımlara göre Yalova Prehistorik çağda bir geçit yeridir. Bu bölgede M.Ö.1200 yılında Frigler, M.Ö. 700 yıllarında Bithynler egemen olmuştur. Bizanslılardan sonra bir süre Selçukluların yönetimine giren kasaba, Haçlı Seferleri Sırasında yakılıp yıkıldı. Osman Bey’in komutanlarından Yalvaçoğlunca ele geçirilen yöre Yalakabad adını aldı. 1867′de Hüdavendigar ( Bursa ) Vilayet Merkez Sancağı’na bağlı bir kaza iken, 1901′de bağımsız İzmit Sancağı’na bağlandı. Atatürk’ün isteği üzerine 1930′da İstanbul İlçeleri arasına katılan Yalova, 6 Haziran 1995′de İl merkezi olmuştur. Merkez İlçeye bağlı 12 köy bulunmaktadır. Altınova İlçesi: Kocaeli İli Karamürsel İlçesi’nin bir bucak merkezi olan Altınova 1987′de belediye teşkilatı olmuş, Haziran l995′de ise İlçe Merkezi olarak Yalova İli’ne bağlanmıştır. İlçeye bağlı 16 köy bulunmaktadır. Altınova’da bulunan Helenopolis ( H) Konstantin tarafından kurulan önemli bir yerleşme merkezidir. Konstantin, annesi Helena’nın adına buraya Helenopolis adını vermiştir. Justiniaus devrinde Roma İmparatorluğu’nun merkezi İstanbul’a taşındıktan sonra Helenopolis İstanbul- İznik yolu üzerinde bulunduğu için çok önem kazanmıştır

     

    TURİZM

    Binlerce yıl öncesine uzanan tarihi, doğası, denizi, kaplıcaları, sıcak yüzlü insanları ve sayısız özelliği ile şehirlerin yüksek gürültüsünden, stresinden ve kirliliğinden uzaklaşmak isteyen yerli ve yabancı birçok turiste dört mevsim boyunca ev sahipliği yapmaktadır

    Termal Turizmi ( Sağlık Turizmi ) :
     

    Termal Kaplıcaları :

    Özellikle gençlik aşısı yerine geçen Hayat İksiri kaplıca suları ile dört bin yıldan beri bilinen Termal ve yakın çevresi Roma ve Bizans dönemlerinden bu yana sağlık turizmine hizmet eden bir bölgedir. Termal tesislerinde sıcak su, maden suyu, hamamlar, kaplıcalar, bunları tamamlayan kür merkezleri ve bazı tıbbi malzemeler sağlık arayan misafirlerine hizmet vermektedir. Ayrıca Termal’de Türkiye’nin tek şifalı Göz suyu lunmaktadır.

    Atatürk Termal kaplıcalarına hayrandı. Buranın dünyaca ünlü bir merkez olması için hemen teşebbüse geçer. Kaplıcaları çalıştıran kişiden devralmak için Yalova’nın ileri gelenlerinden bir komisyon kurulur. Komisyon vasıtasıyla fiyat belirlenir, fiyat belirlenirken eski işletmecinin mağdur olmamasına özen gösterilir, kaplıcaları çalıştıran kişiye gerekli ödeme yapılır. Termalin onarım ve ihyası için yetkili biri Seyr-i Sefain Genel Müdürü Sadullah Güney atanır. Kısa sürede orman yolları açılır. Kaplıcalara yeni sıcak ve soğuk su boruları döşenir. Yeni su depoları yapılır. Termal Yalova arası yol düzenlenerek yolun iki tarafına çınar ağaçları dikilir. Sular ve suların yararlı olabileceği hastalıklar araştırılırdı.

    Atatürk sayesinde Termal Dünyanın en güzel SAĞLIK, ŞİFA, DOĞA VE DİNLENME köşelerinden biri haline gelmiştir. Bu merkezin her taşında ATATÜRK’ ün anısını görmek mümkündür.

    Gençlik Turizmi :
     


    Yalova İli , kıyı, orman, yayla olanakları ve uygunluğu ile gençlik turizmine uygun bir yöredir. Yurtiçi ve yurtdışından gelen gençler gruplar halinde kamp yapmaktadırlar. Bilhassa Delmece Yaylası ve Sudüşen Şelalesi tercih edilen merkezlerdendir.

     

    Üçüncü Yaş Turizmi :

    Ülkemizde orta yaş gruplarının çoğunun tercih ettiği turizm türü Termalizm’dir. Bu bakımdan Yalova İli çok şanslı konumdadır. Özellikle kaplıca olanakları 3. yaş turizminin sürekliliğini sağlamaktadır.

    Günübirlik ve Haftasonu Turizmi :
     


    Yalova günübirlik Turizm olanakları zengin olan bir ildir. Ilde çok sayıda mesire yeri bulunmaktadır. Günübirlik turlar rekreasyon alanlarında ve doğal özelliklere sahip alanlarda yapılmaktadır. Hasanbaba piknik alanı mesire alanı ve hayvan koruma parkıdır.

     

    Çınarcık-Hasan Baba-Esenköy :

    Termal ve Çınarcık ilçeleri arasında ve Çınarcık sırtlarında bulunan Hasan Baba Piknik ve mesire yeri geniş bir alana yayılmış olup,meşe,kestane ve ıhlamur ağaçlarıyla kaplı, denize nazır, bir çok doğal güzellikler içermektedir. Ayrıca bu alanda doğal ortamda Geyik koruma alanı mevcuttur. Hasan Baba mesire yerinde, içme suyu ve yeme içme hizmeti sunan Restaurant bulunmaktadır. Çınarcık-Esenköy sahilleri , denize girmek için en çok tercih edilen sahil bandıdır. Çınarcık Esenköy arasında bulunan “Kumluk Plajı” kumsalı ve altyapısıyla en düzenli plaj durumunda olup, en yoğun olarak denize girilen plajdır. İlçede çok sayıda konaklama , yeme içme ve eğlence tesisi mevcuttur.

    Yayla Turizmi :

    Sudüşen Şelalesi:

    Üvezpınar köyünden 8 km mesafede bulunan Şelale ve çevresi essiz doğal güzelliklere sahiptir.Şelaleye giden yol, mükemmel bir doğa yürüyüş Trekking parkuru olup, yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerce yoğun olarak tercih edilmektedir. Şelale’ye çıkan yol güzergahın da essiz bir baraj gölü, deniz ve doğa manzarası mevcuttur ki, bu güzergah foto safari, doğa yürüyüşü ve piknik alanı olarak kullanılmaktadır.

    Delmece Yaylası :

    İlimizin önemli yaylaları; Kocadere ve Tesvikiye beldelerinin güneyinde yer alan Erikli ve Delmece yaylalarıdır. Delmece Yaylası içerisinde Yalova’nın tek doğal Göl’ü “Dipsiz Göl” adi ile bilinen krater göl’ü bulunmaktadır. Bu yaylalar büyük oranda çam, meşe, kestane ve ıhlamur ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplıdır.

    Kıyı Turizmi :
     


    Yalova İlinin tüm İlçelerinin Marmara Denizi’ne kıyısı bulunmaktadır. Özellikle Çınarcık ve Armutlu arası sahilleri hala bakir özellik taşımakta olduğundan kıyı turizmine elverişlidir. Deniz suyu sıcaklığı yaz aylarında ( Haziran – Eylül ) ortalama 19.9 C0 – 22.9 C0 arasındadır. Hava sıcaklığı ise aynı aylar arasında ortalama 20 C0 – 23.2 C0 arasında değişmektedir. İl merkezi kıyı şeridinde kamplar bulunmaktadır.

    Spor Turizmi :
     


    Trekking, Hikking, Biking :
     


    Yalova İlinin özellikle iç kesimlerinde ormanlık alanları yürüyüş ( trekking ), kırda gezinti ( hikking ) ve dağ bisikleti ( biking ) olanakları açısından son derece önemlidir. Yalova Üvezpınardan Gemlik Haydariye ,Teşfikiyeden Erikli, Delmece, Gemlik Şahin tepesinden KurtKöy ideal dağ bisikleti ve Trekking alanlarıdır. Ayrıca Kılıçköy, Kabaklı, Denizçalı, İlyasköy, Çukurköy, Dereköy, Laledere, Gacık, Soğuksu, Kocadere, Valide köprü İznik Gölüne kadar ideal bisiklet parkur alanlaridir.

     

     Amatör bisiklet turu yapilabilecek sahalar; Yalova- Samanli köyü, Akköy yol ile Akköy yolundan Yenimahalleye devamla Gökçe baraji çevresi ve ayni güzergahtan geri dönüs yaklasik 50 km.lik bir parkur olusturur. Profesyonel bisikletçiler için ; Yalova- Samanli köyü ,Akköy yol ayirimindan Termal Arap mahallesi , Ortaburun, Çinarcik üzerinden Yalova’ya dönüs güzergahi parkur alani olarak kullanilabilir bir sahadir. Ayrica Çiftlikköy Ilçesinden hareketle Sultaniye , Gacik, Elmalik, Kazimiye köyleri üzerinden Sultaniye ve Çiftlikköye dönüs yapilabilecek alan bisiklet parkur alani olarak kullanilabilir ve bu alanda 1998 yilinda amatör bisiklet yarismasi yapilmistir.

    Yağlı Güreş :

    Altinova Fevziye Köyünde yagli güres müsabakaları her yil 8 Haziranda yapilmaktadir.

    Kamp Çadır Karavan Turizmi :

    Yalova kamp ve karavan turizmine elverişlidir. Özellikle doğal güzelliklere sahip kıyılarda, gençlere yönelik dogal değerleri koruyarak kamp yapma olanağı vardır. Üvezpınar ve Kurtköy bölgesi. İl merkezi kıyı şeridinde kamplar bulunmaktadır.

    Av Turizmi :

    Yalova hem kara hemde su avciligi bakimindan önemli bir konumdadır. İl, doğal yapısı nedeniyle çeşitli hayvan türlerinin yaşamasına olanak vermektedir. Bu yüzden av turizm cazip bir hal almaktadır. Bıldırcın ve üveyik avı bol miktarda yapılmaktadır.

    Deniz avcılığı :

    Su avcılığı Çobankaya burnu, Bozburun, Çalıdere burnu, Humburnu, Deveboynu, Çiftlikköy, Eski Mağaza açıklarında yapılmaktadır. Üvezpınar Köyü’nün batısında bulunan Sudüşen Çağlayanında Alabalık avlanabilir.

    Zıpkinla Dalma :

    Armutlu çevresinde bulunan kayalık alanlar zıpkınla dalmaya ve su sporlarına uygun bölgelerimizdendir. Bu spor faliyeti Bozburun ve Ayıburnu açıklarında yapılmaktadır. Esenköy, Armutlu kıyı şeriti ile Çınarcık Deveboynu ve Senköy mevkii kıyı şeritinde Levrek, Karagöz vb. zıpkınla avlanabilecek balık türleri bol olarak bulunmaktadır. Balıklar için yaşama ortamı olabilecek nitelikte kayalık kıyı kenarı denize dik olarak inen bir yapıda olan bu alan, ülkemizin zıpkınla dalmaya en uygun sahalarından birisidir.

    Kara avcılığı :

    Mecidiyeköy, Armutlu göleti, Delmece yaylası, Esenköy, Ortaburun, Hacımehmet köyü, Esadiye, Sugören, Elmalık, Kapaklı, Kılıçköy, Ahmediye civarlarında yapılmaktadır.

    İnanç Turizmi :

    Akköy Köyündeki Şehitlik:

    Yunan askerleri ile bunların silahlandırdığı Rum ahali tarafından meydana getirilen fecaatın tetkiki için Gemlik,Orhangazi ve Yalova havalisine gelen İngiliz Generali Firenkisin başkanlığı altındaki çeşitli heyetlerin gösterdiği lüzum üzerine ve Hilali Ahmer delaleti ile başkente nakledilen ve muhacirin dairesince Davutpaşa kışlasında iskan edilen isimleri kayıtlı muhacirin ifade ve müşahedelerinde ve Babı-Ali’de mevcut 7 Haziran 337 tarih ve 242 numaralı mazbatada : Akköy Nisan 337 zarfında Yunan subay ve askerleri tarafından silahlandırılan Rum eşkıyası 550 nüfuslu Akköy’ ü basarak köyde bulunan zenginleri toplayıp bir bir kollarını bağladıktan sonra İsmail Çavuş oğlu Hakkı ve diğer küçük kardeşini süngülerle yaralayıp öldürmüşlerdir. Takiben yağma ve talan başlamıştır. Köy ahalisinden 60 kişiden fazlası süngü, kasatura ve kurşunla parça parça edilmek suretiyle sokak ortalarında öldürme ve köyü yağma ve tahrip etmişlerdir. Şehitlik’de, şadırvan, mescit anıt ve kitabe bulunmaktadır. 18 Temmuz’da Anma Törenleri Yapılmaktadır

    Çiçekçilikdeki yeri…ve ziyaretçileri

    Çiçek Yalova’nın Simgesidir.

    Türkiye’ da çiçek üretimi ilk kez Yalova’ da başlamıştır.

    Türkiyenin çiçek üzeritimin halen % 85 inin ilimizde gerçekleşmektedir.

    Süs Bitkileri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulma çalışmaları devam etmektedir.

    Çiçek kenti Yalova, Flower Show 2003-Yalova Süs Bitkileri Fuarı ile gündeme geldi.

    2003 yılında fuarın ilki düzenlendi.Bu ilk açılışta 64 üretici stand açarak dünyaya açılış yaptı.İlk Fuar Cumhuriyet alanında düzenlendi. 2004 yılında ise Fatih caddesi üzerinde bulunan arbaratum üzerinde daha geniş olarak yapıldı. Fuarın şehre uzak olması nedeni ile ziyaretçi sayısı 20 binde kaldı. 2005 yılında ise fuar alanı olarak yine Cumhuriyet alanı tespit edildi. Şehir merkezinde oluşu ziyaretçi sayısını arttırarak gezenlerin sayısı 35 bini buldu.2005 yılında yapılan fuarın tüm organizasyonu Yalova Ticaret ve Sanayi odası düzenledi. Önümüzdeki sene yurt dışından katılacak olan firmaların sayısının artacağı tahmin ediliyor. Bu yıl altı ülkeden çiçek üreticisi fuara katıldı.

    2005 yılı fuarının açılışını yine Ticaret ve Sanayi Bakanı li Çoşkun yaptı.Çoşkun,” Yalova İlinin
    Marmara bölgesinde çiçekçilikte uzmanlaştığını söyleyerek bu yıl içinde Altınova ilçes inde Çiçekçilik Organize Saniyi Bölgesinin temellerinin atılacağını belirtti.

    Üç seneden beri yapılmakta olan Fuar açılışında Yalova dışında iyi tanıtımın iyi yapılmadığı görüldü.Fuara katılan üreticileri fuar açılışından önce büyük şehirlerdeki bilboardlara afişler asılarak daha iyi tanıtım yapılmasını istediler.

    DİĞER

    Yalova doğal parkurları, şelaleleri, yaylaları, uçsuz bucaksız ormanları ile Trekking, Hikking ve Biking doğa sporcularının, büyük şehirlerdeki gençlik gruplarının dört mevsim akınına uğramaktadır.

    Yalova Üvezpınardan Gemlik Haydariye, Teşfikiyeden Erikli, Delmece, Gemlik Şahin tepesinden KurtKöy ideal dağ bisikleti ve Trekking alanlarıdır.Ayrıca Kılıçköy, Kabaklı, Denizçalı, İlyasköy, Çukurköy, Dereköy, Laledere, Gacık, Soğuksu, Kocadere, Valide köprü İznik Gölüne kadar ideal bisiklet parkur alanlarıdır.

    Yeryüzü cenneti: YALOVA

     
    ImageShackİstanbul’a o kadar yakın ki, adeta dibinde. İster piknik yapmak için, ister sakin bir restoranda yemek yemek için Yalova’yı seçebilirsiniz. Ancak, romatizmadan karaciğer iltihabına, safra kesesi hastalığından şişmanlık hastalığına kadar pek çok derde deva aramak istiyorsanız Yalova Termal’e gitmeniz şart gibi görünüyor. Üstüne üstlük Karaca Arboretumun büyüleyici güzelliğini görme imkanı bulunuyor.

    Birbirinin taklidi klipler, konuşan adamlar garip sesli çizgi filmler, sonu başından belli naftalin kokulu Türk Filmleri, zoraki esprili yarışma programlarıyla dolu TV kanallarını veya yabancı transferlerin attığı gollere sevindiğimiz şifreli maç yayınlarını izleyemeyecekseniz eğer, haftasonu eve kapanmayın!
    İstanbul’un yanıbaşında ulaşım imkanı seçenekli, Yalova’dan 13 km uzaklıktaki Termal’de gezilip görülecek, şifa bulup dinlenecek, piknik yapıp yemek yenecek bir çok yer var.

    Termal tesisleri tam bir gezi alanı olarak düzenlenmiş orman havası içinde yürüyüş parkurları ağaç dallarının mavi çamların şemsiyesi altında keyifli oluyor. Bölgede müze olarak görülebilen Atatürk Köşkü de var. Termal yakınlarında orman içi Sudüşen Şelalesi, bozuk yoluna rağmen ziyaret edilen gezi yerleri arasında. Kurtköy’de bulunan dere içinde alabalık tesisleri ve piknik mekanları gözde yerler. Hayrettin Karaca’ya ait “Karaca Arboretum” u pazar günleri 13:00-19:00 saatleri arasında gezebilirsiniz.

    Roma Döneminde

    Kurşunlu banyosuyla ünlü Yalova Termal kaplıca bölgesi antik çağda Pythia olarak anılıyordu. Kent, Roma döneminde gerçek bir sağlık merkezi halini almış. Cumhuriyet döneminde ise, ulu önder Atatürk’ün verdiği önemle bugünkü durumuna kavuşmuş.
    1929′da kaplıcaya gelen Atatürk Avrupa’ya örnek olacak şekilde bir su şehri olması için emir verir. 1936′da Termal otel inşaatına başlanır, otel 1938 Ocak ayında hizmete açılır.
    Yalova Termal’deki şifalı sular M.Ö.2000 yılındaki bir yer sarsıntısı sonucu gün ışığıyla tanışma imkanı bulmuş. Ender bulunan mineral ve
    ImageShack
    gazlarını bünyesinde barındıran radyoaktivitesi yüksek kaplıca suları günümüzde de banyo yoluyla olduğu kadar içme ve teneffüs yoluyla insan sağlığına katkıda bulunuyor. Kaynak ısısı 66 derece olan kaplıca suyu kullanım sırasında 40 dereceye kadar indiriliyor. İstanbul Üniversitesi, Tıbbi Ekoloji ve Hidro Klimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurten Özer’in tıbbi değerlendirmesine göre Yalova ana kaynak suyunun fiziksel ve kimyasal analiz sonucu suyun sülfatlı sodyum ve kalsiyumlu hipertermal ve hipoteknik bir maden suyu olduğu saptanmış.
    İçme ve banyo kürü olarak yararları belirlenmiş. Karaciğer iltihabı hastalıklarında kronik döneme geçişte yararlı olurken, karaciğer akut iltihabı ve sirozun zor aşamasında, fibroz doku gelişimi döneminde kürün uygulanmaması gerektiğine dikkat çekiliyor.
    Safra kesesi ve yollarının yetersizlikleri durumunda faydalı olurken akut iltihabı dönemde ve taşla tıkanmış kolesistikde de kesinlikle kür yapmaması gerekiyor. Doktor kontrolünde yapılan kaplıca kürü sırasında kürün metabolizmayı uyarıcı etkisi egzersizle kombine edilirse şiman hastaları zayıflatıcı, insilüne bağımlı olmayan erişkin diabetinde kan şekeri düşürücü etkisi görülmüş.
    Gut, böbrek hastalarından kronit nefrit, kronik sistik ve prostatiste ve böbrek taşlarında olumlu gelişmelere ilave olarak, dejenaratif eklem romatizmaları da kürden oldukça etkilenmektedir. Sonuç olarak kaplıca suyu içme ve banyo olarak kullanıldığında Doç.Dr.Zeki Karagülle’nin belirttiğine göre romatizmal hastalıklar, sindirim sistemi, karaciğer, safra kesesi, metabolizmal hastalıklardan gut, şişmanlık böbrek ve idrar yolları, deri hastalıkları, ortopedik operasyonlar sonrası tüm nekehat dönemleri kadın hastalıklarına iyi geliyor.
    Tüm akut iltihabı hastalıkları kanamalı ve kalp hastaları, akciğer tüberkilozu ve kanser olgularında ise kesinlikle kaplıca tedavisi zararlı oluyor.

    Kurşunlu Banyo:

    16 asır evvel Bizans döneminde Justinyen tarafından yapılan bir hamam. 1900 yılında Osmanlı Padişahı Abdülhamit emriyle 3 yılda tamir ettirilmiş. Üstü kurşunlarla kaplı olduğu için bu isimle anılıyor. Banyo saat 08:00-22:00 arası her gün açık.
    Bay-bayan karışık yüzülen açık havuzda su sıcaklığı 36-37 derece.
    Şu sıralar mermer görünümlü Rus kadınları ve çelik gibi Türk gençleri banyonun müdavimleri arasında çoğunluktalar. Kür amacıyla gelenlerin yanı sıra havuzu banyo ve yüzme havuzu amacıyla kullananlarada rastlanıyor.
    “Çınar Banyo” 8 adet küvetli özel aile kabinleri,
    “Sultan Banyo” 26 kabinli
    “Sıra Banyo” 10 kabinli
    “Valide Banyo” ve “Termal Sauna” diğer üniteler.

    Ağaç Müzesi’nde bir pazar

    İstanbul’un yanıbaşında, ulaşım kolaylığı olan Yalova’daki Karaca Arboretum binbir çeşit bitkisiyle ünlü. Yanıbaşındaki konaklama tesisleri ve şifalı suları ile hem dinlendirici hem de haftasonunuzu renklendirici bir ortama sahip. Her mevsim ayrı bir güzellik sergileyen Arboretum’un 135 dönümlük arazisi üzerinde yer alan ağaçlar sonbaharın şaşırtıcı renklerine bürünürken, kışın dallarından ayrılan yapraklarla soyunan çıplak gövdelerini inceleme imkanı bulabilirsiniz. Türkiye’nin ve dünyanın ender yerlerinde yetişen bitkileri bir arada görme olanağı sağlayan Arboretum’u gezmek isteyenler, pazar günleri 13:00-19:00 saatleri arasında zaman ayırmalılar. Tema Vakfı yararına ücretle girilen Arboretum’un eşşiz güzelliğini 7000 otsu ve soğansı bitkiyle 7000 odunsu bitki oluşturuyor. İlkbaharda Arboretum’da çiçek mevsiminin en güzel görüntüleri olmasına karşılık; sonbaharda da doğanın şaşırtıcı yaprak renkleriyle en gizemli zamanını oluşturuyor. Aralık ve Ocak ayları ise daha seçici ziyaretçilere çıplak gövdeleri ile ilham kaynağı olup, inceleme imkanı veriyor. Yine yılın son ayları kImageShackardelen, çiğdem gibi soğansı bitkilerin sarı ve beyaz renkleriyle güzelleşiyor.
    Arboretum’a gelen ziyaretçiler ağaç diplerine biriken birbirinden ilginç şekildeki ve renkteki kuru yaprakları dekor, aksesuar ve tablo yapımında kullanmak üzere topluyorlar. Bu güzellikleri beraberinde taşımak isteyen sanat ve doğa tutkunları ise resim yaparak, fotoğraf çekerek bu amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar.
    Karaca Arboretum ziyaretçilerinden özellikle çimenlerin üzerinde yürümeleri rica edilirken; sigara içilmesine de kesinlikle izin verilmiyor.
    Çevre onur ödüllü Tema Vakfı Başkanı ve 1980 yılında faaliyete geçen Karaca Arboretum’un kurucusu Hayrettin Karaca konuya ilgi duyanlarla ayrı ayrı ilgilenip toplantılar yaparak ziyaretçileri bilgilendiriyor. Gelecek için toprak ve Anadolu insanına güvendiğini belirten doğa aşığı bilim adamı Karaca, dünyanın hızlı biçimde doğal hayata döndüğünü de vurguluyor.

    Arboretum’da neler var?

    “Hus” veya “Betula” beyaz gövdeli yaprağını erken döken ağaç türü. Bu ağaç Orta Asya’da bazı toplumlarca kutsal sayıldığından, odunu totem yapımında kullanılıyor.
    Ağacın gövdesinden elde edilen bazı maddeler tıpta ilaç yapımında yararlı oluyor. Arboretum’da bulunan “Nebro” Ağacı dünyada nesli tüskenmekte olan ve koruma altındaki ağaçlardan. İtalya’da doğal ortamda yetişen bu göknar türü son 18 ağaçtan birisi olarak görülmeye değer. En renkli yapraklara sahip Japon Akça ağacı, sonbaharda kırmızının en güzel tonlarıyla ziyaretçileri büyülüyor. Japon kirazı ve elmaları ile ilkbaharda iyice renklenen Arboretum ateş dikeni gibi bitkilerle, aynı mevsim beyaz pembe mineli çiçeklerle coşuyor. Karaca Arboretum’daki nadide bitkilerin üretimi ve bakımından ziraat mühendisleri sorumlu. Ziraat Mühendisi Gül Keçeci, soğanlı bitkilerin ve belirli bölgelerde yetişen endemik bitkilerin bakımıyla ilgilendiğini, kişinin sevgiyle çiçekler ve her çeşit bitkiyle kendi arasında iletişim kurabileceğini inandığını belirtiyor. Arboretum’da bahçe peyzaj konusunda arzu edenlere yardımcı olduklarını vurgulayan Gül Keçeci, Karadeniz, Akdeniz, Ortadoğu, Malatya İnönü Üniversiteleri, Dikili Atatürk Arboretum’u ve Askeri birimlerdeki Arboretumlar’a fidan yardımı yaptıklarını, uluslararası benzer kuruluşlarla da tohum alışverişinde bulunduklarını söylüyor.

     

    İç ve Dış Mekan Süs Bitkilerinde Moda
     

    Evlerimizin adeta bireyleri haline gelen, tavana kadar uzayabilen kauçuk, devetabanı veya aslanpençesi gibi salon bitkileri düzenli bir şekilde bakım isterler. Her hafta özenle yaprak üzerindeki tozların silinmesi gerekir. Parlak görünmeleri için ise yaprağın yüzeyine zeytinyağı sürülür. Burada dikkat edilmesi gereken yaprağın nefes alabilmesidir. TV dizisi Dallas Türkiye’de gösterime girdikten sonra orada görünen Yukka, Chikas gibi salon bitkileri ülkemizde büyük ilgi görmüş. Aşırı talep üzerine bu tür bitkiler ithal edilmeye başlanmış. Kauçuk türü salon bitkileri itibarlarını kaybederken, Ficus, Diffenbachier, Arokonya (Salon Çamı) da salon ve bürolarda baş köşeyi almışlar. Karaca Arboretum’la daha ziyade dış mekan bitkilerinin satışı yapılıyor. Buradan her gün süs bitkisi ve fidan satın alınabildiği gibi suni ve kimyasal maddeler içermeyen gübreyle yetiştirilmiş fidanlarında istenilen büyüklükte saksı içinde dikimi yapılarak satışı yapılıyor.

    Karaca Arboretum
    Tel: (0-226) 833 77 67
    Fax: (0-226) 833 72 82

    Bu fidanlıkta ağaç çalı formunda nadir park, bahçe fidanları, dekoratif süs bitkileri arasında sedir, Yalancı Selvi, Ardıç türleri, Akçaağaç çeşitleri satılıyor. Sarmaşık, kartopu, berberis, ortanca gibi çeşitleri de bulunuyor. Tema Vakfı amblemli Arboretum’da çay fincanları, beyaz çanta, şapka, havlu, konuyla ilgili kitaplar, kartpostallar alınabilecekler arasında.

    NASIL GİDİLİR?

    Yalova’ya gitmek için İstanbullular’ın bir çok alternatifi var. Araç kullanmak istemiyorsanız, Kabataş’tan deniz otobüsü en çabuk ulaşım, Sirkeci’den şehir hatları seferleri Yalova’ya kadar. İskeleden 8 km’lik Arboretum yolunu taksiyle de gidebilirsiniz. Minibüsler Termal’e sefer yapıyorlar. Belediye otobüsleri saat başı gidiyor. “Özel aracımla giderim” diyenler otoyolu kullanırlarsa Çayırova, Bayramoğlu sapağından ulaşıyorsunuz. Feribotla karşıya geçmek de mümkün. Yalova’dan Termal-Çınarcık sapağı ile bitki tüneli gibi bir yol ile kaplıcaya geliniyor. Her yer otopark. Ve dönüş…
    Haftasonları İstanbul’u terk edip akşam saatlerinde dönüşe geçenleri Topçular Feribot İskelesinde araç sırası bekliyor. Sık çalışan ve dolunca kalkan feribotlarla bir saat içinde karşıya geçmiş oluyorsunuz.

    NE YENİR?

    Yalova Turban Termal otellerinde kalanlar otel restoranlarında günübirlik gelenler “Yalova Kafe” de lahmacun, peynirli pide, pizza, güveç, kiremitte alabalık, içecek olarak bira ve kola içebilirler.
    186 yaşındaki tarihi anıt çınarın ahtapot kollarına benzeyen dalları altındaki “Çınar Kafe” de sıcak soğuk meşrubatlarını yudumlayabilirler.
    Termal yolu üzerinde Gölova Et Mangal Restoranı’nda kendin pişir-kendin ye, piliç ızgara ve çevirme çeşitleri var. Aynı yolun göl manzaralı geniş bandı piknikçilerin mekanı. Piknikçilerin bir başka tercihi ise Yalova yolunda Kadıköy mevkiinden 6 km uzaktaki Kurtköy’deki dere içi Alabalık lokantaları. Termal Topçular arası yol boyunca bir çeşit açık market pazara dönmüş; Neler yok ki?… Bal, çiçek balı, dağ balı, kestane balı, ev turşusu (acı,tatlı), elma bulunuyor.
    Termal Gökçedere işporta tezgahlarında; Tarhana, nane, kekik, ıhlamur, kestane, dağ çileği ve ballı çerez; İskele çevresi pişmaniye, kestane şekeri, lokum dükkanları ile seyyar satıcılar ayva, Trabzon ekmeği, kasetçi, gazeteci, milli piyangocu, simitçi kolacılarla dolu!

    NEREDE KALINIR?

    Yalova Gökçedere pansiyonlar var.
    Otel Yaymur (Termal yolu üzerinde)
    Tel: (0-226) 833 86 13

     


    Başbakanlık Turizm A.Ş. Yalova Termal Tesisleri Çınar Oteli, Çamlık Oteli, rezervasyon şart.
    Tel: (0-226) 675 74 00
    Fax: (0-226) 675 74 13

    YALOVA OTELLER
    Ülke Otel
    Tel: (0-226) 814 16 80

     

    Öz Şeref Otel
    Tel: (0-226) 814 11 34

    Erdinç Otel
    Tel: (0-226) 813 29 05

    Çiftçi 1 Otel
    Tel: (0-226) 814 11 67

    Çiftçi 2 Otel
    Tel: (0-226) 814 22 36

    Fatih Otel
    Tel: (0-226) 812 20 28

    Mehtap Otel
    Tel: (0-226) 814 11 23

    Erciyes Otel
    Tel: (0-226) 814 14 84

    Bostancıoğlu
    Tel: (0-226) 814 40 98

    Otel 2000
    Tel: (0-226) 814 15 52

    Yali Otel
    Tel: (0-226) 814 29 76

    Yalova Otel
    Tel: (0-226) 814 43 54

    Kirkiz Otel
    Tel: (0-226) 812 05 48

    Efes Otel
    Tel: (0-226) 812 20 75

    Çamlık Otel
    Tel: (0-226) 675 74 00

    Çınar Otel
    Tel: (0-226) 675 74 00

    Saray Otel
    Tel: (0-226) 675 71 33

    Azim Otel
    Tel: (0-226) 675 70 66

    Ferah Otel
    Tel: (0-226) 675 70 06

    Yenipark Otel
    Tel: (0-226) 675 71 00

    Yağmur Otel
    Tel: (0-226) 833 86 13

    Dinana Otel
    Tel: (0-226) 675 72 93

    Medusa Otel
    Tel: (0-226) 245 80 80

    Nilton Otel
    Tel: (0-226) 245 10 94

    Aykul Otel
    Tel: (0-226) 245 20 59

    Yali Otel
    Tel: (0-226) 245 10 26

    Çınarcık Otel
    Tel: (0-226) 245 24 60

    Termaller Otel
    Tel: (0-226) 531 41 25

    Erdilli Otel
    Tel: (0-226) 531 41 25

    Deniz Otel
    Tel: (0-226) 531 40 22

    Elegance Resort
    Tel: (0-226) 465 66 22


     

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


    26/2/2012 - YOZGAT



    YOZGAT


    YÜZÖLÇÜMÜ: 15.823 km²yozgat saat

    NÜFUS: 465.696 (2011)

    İL TRAFİK NO: 66

    İLÇELER: Yozgat (merkez), Akdağmadeni, Aydıncık, Boğazlıyan, Çandır, Çayıralan, Çekerek, Kadışehri, Saraykent, Sarıkaya, Sorgun, Şefaatli, Yenifakılı, Yerköy.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLERİ: Yozgat Ulucamisi, Cevahir Ali Efendi Camisi, Başçavuşoğlu Camisi ve Yozgat Saat Kulesi, Yozgat Çamlığı Milli Parkı, Yozgat Müzesi, Akdağmadeni Kadı Pınarı Orman İçi Dinlenme Yeri, Sarıkaya Terzili Kaplıcası, Tavion İlkçağ Kenti Kalıntıları, Yerköy Çapanoğlu Camileri.

    İl Kültür Müdürlüğü

    Tel: (354) 212 54 93
    Faks: (354) 219 91 65

     

    Kültür Merkezleri

    Tiyatro, konferans gibi etkinliklere yönelik 280 kişilik Salon
    400 m²’lik Sergi Salonu
    350 m²’lik Kütüphane
    Sanat İşlikleri

    Yazışma Adresi: İl Kültür Müdürlüğü – Yozgat
    Tel: (354) 212 51 58
    Faks: (354) 212 91 65

    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

    Kültür Merkezi
    YOZGAT
    Tel: (0 354) 212 68 22

    Müzeler

    Arkeoloji Müzesi
    Adres: Sungulu Sok. Hattuşaş Yokuşu – Yozgat
    Tel: (354) 212 27 73

    Etnografya Müzesi
    Adres: A. Nohutlu Mah. Emniyet Cad. – Yozgat
    Tel: (354) 212 27 73

    Önemli Günler

    Mahalli Kutlama Günleri:

    Eğrice (Hıdrellez)
    Yozgat
    6 Mayıs

    Atatürk’ün Yozgat’a Geliş Yıldönümü
    Yozgat
    15 Ekim


     

    Yozgat, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi arasında geçiş noktası oluşturmaktadır. Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Yozgat, Anadolu Halk Edebiyatının zengin ürünlerini barındırmaktadır.

    İLÇELER

    Yozgat ilinin ilçeleri; Akdağmadeni, Aydıncık, Boğazlıyan, Çandır, Çayıralan, Çekerek, Kadışehri, Saraykent, Sarıkaya, Sorgun, Şefaatli, Yenifakılı ve Yerköy’dür.

    Müzeler ve Örenyerleri

    Karslıoğlu Konağı
    (Arkeoloji Müzesi) 1883 yılında inşa edilen konak, 1925 yılında Vali Konağı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1936 yılından itibaren bina, konut olarak kullanılmıştır. Dikdörtgene yakın kare planlı ve iki katlı olan binanın taban ve tavanı ahşap olup, kesme taş duvarlar, ahşap karkas taşıyıcı sistem arasına taş dolgu ile örülmüş, bağdadi sıvalıdır. Kapı, yüklük ve tavanlarda yörenin en güzel oyma işçiliği vardır. 1979 yılında Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılan binanın restore edilerek Arkeoloji Müzesi olarak kullanılması düşünülmektedir. Yörede yapılan kazılar sonucu çıkarılan eserlerin bir kısmı sergilenmektedir. Şu an müze olarak kullanılmamaktadır.

    Etnografya Müzesi

    (Nizamoğlu Evi) 1871 yılında yapılan bina, batı-güney ve kuzey yönlerden eski büyük bahçenin kalıntısı olan küçük bir bahçeyle çevrilmiştir. Doğu yüzü sokağa bakmaktadır. İki katının da duvarları ağaç iskeleti aralarına dolgu olarak tuğla örgülü ve sıva kaplıdır. Taban ve duvar ahşaptır. Zemin katındaki mekanlar depo, mutfak ve hizmet odalarıdır. Üst kat kuzey-güney doğrultusunda kareye yakın dikdörtgen biçimli bir sofa, onun iki yanına simetrik yerleştirilen odalardan oluşmaktadır. Yöreye özgü etnoğrafik eserlerin sergilendiği müzede 990′nı teşhirde olmak üzere 4000 eser bulunmaktadır.

    Müze Tel: (+90-354) 212 27 73-212 14 94
    Ziyaret Saatleri: 08.30-17.30
    Ziyarete açık günler: Pazartesi günü hariç
    Kerkenez Harabeleri (Keykavus Kalesi)
    Hattuşaş dan sonra Hititlerin en büyük kentidir. Sorgun ilçesi Şahmuratlı köyü sınırları içerisinde bulunan Kerkenez Harabeleri Şahmuratlı köyüne 5 km. mesafededir. Harabeler çok geniş bir alanı kaplamaktadır. Harabeleri çepeçevre saran sur kalıntıları yerinde durmaktadır. Hafif eğimli arazi üzerinde tam orta yerde Sülüklü Göl (Büyük Göl) olarak anılan yerde yaklaşık çapı 20 m. olan su birikintileri bulunmaktadır. Buna benzer Kızlar ve Atlar gölleri de bulunmaktadır. Araziyi saran sur kalıntıları batıda yaklaşık 4m. lik bir boşluk bırakmaktadır ki burasının sur kapısı olabileceği tahmin edilmektedir. Harabeleri tamamen gün ışığına çıkarma çalışmaları devam etmektedir.

    Büyüknefes (Tavium)

    Galatların bir kolu olan Trokmiler tarafından kurulup, başkent olarak kullanılan Büyüknefes Yozgat-Haydarbeyli yolu üzerindedir. Aslan heykeli sütunlar, sert taşlar üzerine işlenen yüzük taşları, yontulmuş taş üzerinde kuş figürleri, yol kalıntıları, mezarlıklar, havuzlar, Gündoğdu yakınında bir yer altı şehrinin varlığına hükmettiren geniş meydan ve yollar bu köyün tarihi zenginliğinin büyük işaretleridir.

    Çeşka Yeraltı Şehri

    Merkez İlçeye 3 km. mesafede ve kuzeydoğusunda yüksekçe bir tepeye kurulmuş yer altı şehrinin üç ayrı girişi vardır. Güney kısmında iki kat halinde halinde üç odalı bir mekan vardır. Bu mekanın batı kısmındaki odanın üstünde bacası vardır. Kuzeydeki odanın tabanında kısmen dolmuş iki ayrı beşik kemerli galeri girişi vardır. Yıkıntılar arasında ve alt eteklerde monokrom perdaleli ve perdalesiz Roma,Bizans Seramik parçaları mevcuttur.

    Alişar Höyüğü

    Yozgat’ın 45 km. güneydoğusunda,Yozgat-Sarıkaya İlçesi anayolu üzerinde bulunan höyük 520 m. uzunluğunda,950 m. genişliğinde bir üst görüntü vermektedir. Alişar’ın yerleşimi kalkolitik denilen ve ana toprak üzerinde kurulan bir köy kültürüdür. Yapılan kazılarda küplere, taş ve ağaç sandıklara gömülmüş iskeletler, çanak çömlek, süslü mühürler, iyi işlenmiş taş ve kemikler,insan ve hayvan figürleri bulunmuştur

     

    Kaleler ve Kuleler

    Behramşah Kalesi

    Çalışkan köyünün kuzeyinde bulunan yüksek bir kaledir. Gıyaseddin Keykavus emirlerinden Necmeddin Behram Şahı Candar’a ait olan kale, 13. Yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. Kalenin birçok kısmı yıkık ve harap,batı ve güney duvarları ayaktadır. Yüksek kale duvarları,moloz taş üzerine kesme taş kaplıdır. İçte tuğla gibi çaprazlama dizilerle sıralanarak zigzaz duvar dolgusunu oluşturmuştur.

    Saat Kulesi

    1908 yılında Şakir usta tarafından yapılmıştır. Şehrin orta yerinde kurulmuş, kare pirizma şeklinde uzun bir kuledir. Enine silmelerle altı kata bölünen kulenin üst kısmı şerefe gibi bir terasla çevrilidir. En üst kısımda çan şeklinde bir külah vardır. Saat çanı 250 kg. ağırlığında olup, her yarım ve tam saatte isabetli olarak vurur. Kuleye çıkış kuzeyden, yuvarlak kemerli kapıdan olur. Şerefeli kısmın altında üç kat aşağı doğru her katta küçük yuvarlak kemerli bir pencere bulunur

    Camiler

    Çapanoğlu Camii

    1779 yılında Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapı kubbeyle örtülü 3 bölmeli son cemaat yeri ile tek kubbeli ana mekandan oluşmaktadır. 1794 yılında Süleyman bey bunun önüne benzer planda ikinci bir mekan ekletmiştir. Daha sonra en dışa küçük bir giriş revağı eklenmiştir. Arka arkaya dizilmiş bu yapılar yakın zamana değin Geç Dönem Osmanlı resim sanatının özgün örnekleriyle bezenliydi. Ancak yapılan onarımlarla resimleri çoğu yok olmuş yada değişmiştir. Ana mekanda mahvildekiler dışında büyük ölçüde özgünlüğünü yitirmiş, mahvilin ikinci katında yan kubbelerde yeşil, al, mavi ve sarının kullanıldığı çeşitli çiçek, yaprak ve meyve resimleri yer alır.

    Başçavuş Camii

    1800-1801 yıllarında Çapanoğlu Süleyman Bey’in Başçavuşu Halil Ağa tarafından yaptırılmıştır. Caminin iç mekanı kare planlıdır. Kırma çatılı, taş ve tuğla karışımı kargir bir yapı olan caminin kuzeybatısına yapışık yuvarlak gövdeli minaresi ile büyük bir avlusu vardır. Batı tarafı hazire olarak kullanılmıştır. Caminin mihrabı tezniyatsız olup mihrabın üzerinde aynı seviyede devam eden ağaçtan oyma stilize dal ve çiçek motifleri yer alır. Güney cephede ve tavana yakın yerlerde sivri nal kemerli alçı işleri ve renkli camlarla bezeli pencereler mevcuttur. Tavan örneği çok nadir görülen çıkmalı rozet,stilize edilmiş nebatad ve kafes motiflerinden oluşan göbek motifleri,ahşap oymadan ibaret bir süslemeyle bezelidir. Duvarlar gül ve diğer çiçek motifleriyle süslüdür.

    Kayyumzade (Demirci Ali Efendi) Camii

    1804 yılında Cevheri Ali Efendi tarafından yaptırıldığı yazıtından anlaşılmaktadır. Kırma çatılı son cemaat yeri olan haremin birleştiği kuzeydoğu köşesinde,çokgen minaresi olan,geniş avlu içinde kurulmuş olan yapıya kuzeydeki tek kapıdan girilir. Avlunun doğu iç duvarında iki ağaç direk üzerine oturan ufak bir revaklı kısmı vardır. Bu bölümün güneyine bir medrese yapılmış ve uzun süre bu amaçla kullanılmıştır. Caminin mahvil galerisinde ahşap oyma bitkisel ve geometrik motifler,kemerlerde ise Barok tarzda kalem işleri vardır. Kare biçimli tavan göbeği geometrik motiflerle bezelidir.

    Cevheri (Cevahir) Ali Efendi Camii

    Yazıtına göre 1788 yılında Çapanoğulları döneminde Cevahir (Cevheri) Ali Efendi tarafından Hacı Mehmet Ağa adına yaptırılmıştır. Cami kareye yakın dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuş,düz ahşap tavanlıdır. Yapıyı çevreleyen sarı kesme taştan yapılmış avlu duvarı vardır. Caminin kuzeydoğusunda yapışık,kare kaide üzerine oturan,armudi iri topuklu,çokgen gövdeli,beyaz kesme taştan yapılmış minaresi,kemerli profillerle genişleyen şerefe ve kurşun kaplamalı külahı ilgi çekicidir. Mahfilin orta kısmı balkon gibi güneye doğru çıkıntı yapar. Revaklı bölümün içinde bir lahit yer alır.

    Kubbeli Cami

    Çayıralan İlçesinde, Çerkezbey türbesinin yanındadır. Caminin orijinal kitabesi bulunmamasına karşın,son cemaat yerinde hareme giriş kapısı üzerinde 1152 yılında yapıldığı yazılıdır.
    Salih Paşa Camii
    Sorgun ilçesindeki caminin yazıtından Salih Paşa tarafından 1813 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. 1955 yılında batı duvarı sabit kalmak suretiyle orijinal planı pek bozulmadan tamamen yenilenmiştir.

    Saray Köyü Çapanoğlu Camii

    Yerköy İlçesi, Saray Köyündeki camii 1765 de Kapucubaşı Çapanoğlu Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1957 te tek şerefeli minaresi ilave edilmiştir. Kırma çatılı köşe duvarları ve pencere kenarları kesme taş,diğer kısımları moloztaş bir yapıdır. Yapı içinde ahşap ve kalem işi olmak üzere iki türlü süslemeye karşılaşılmaktadır. Ahşap süsleme kiriş uçlarından ve minber korkulukları kafes işçiliği ile yapılmıştır.

    Mağaralar

    Saraykent İlçesi Divanlı Köyünde bulunan mağaralar çeşitli bölmelerden oluşmaktadır. Mağaralar kayalara oyulduğu gibi, taştan oyma merdivenlerle inilen mağaralar da vardır. Bu mağaraların Bizans dönemine ait olduğu belirtilmektedir.

    NE YENİR

    Yöre beslenmesi büyük ölçüde buğday ürünlerine, unlu yiyeceklere dayanmaktadır. Bulgur, yarma ve düğürcük hemen hemen her türlü yemeklerde ve çorbalarda kullanılır. En önemli yemekleri, Arabaşı, Madımak, Testi Kebabı ve Yozgat Tandır Kebabıdır.

    YAPMADAN DÖNME

    Çamlık Milli Parkını görmeden,
    Testi Kebabı, Tandır Kebabı yemeden,
    Arabaşı içmeden,
    Seyahati 10-15 Haziran tarihlerine denk getirip Sürmeli Festivalini izlemeden,

     


    Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı